Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen yazdı...

31 Mayıs’ta yayımlanan “Bahçeli’nin siyasetteki varlığı anormal!” başlıklı yazımda “Bahçeli’nin bir muhalefet partisi lideri olarak Abdullah Çatlı, Alaattin Çakıcı gibi mafya liderlerine ‘dava arkadaşım’ diyerek sahip çıkması mı normal?” diye sormuştum.

Üzerinden bir hafta geçmedi ki Abdullah Çatlı’ya İYİ Partili Nevşehir Belediyesi sahip çıktı! Susurluk kazasında ölen suç örgütü liderinin ismini kentteki Borsa Kavşağı’na verip “Abdullah Çatlı Meydanı” yapmışlar. 

Düşünsenize Nevşehir’de yaşıyorsunuz ve oradan geçerken çocuğunuz soruyor: “Anne Abdullah Çatlı kim?” Siz, “Suç örgütü lideriydi” diyorsunuz. Çocuk donakalıyor ve tekrar soruyor, “O zaman niye onun adı verilmiş buraya?” Açıklayabilirseniz açıklayın! 

Ama belediye başkanı Rasim Arı’ya sorarsanız, belediye meclis üyeleri kendi evlatlarına sahip çıkıyormuş. Arı, “Bu şehrin meclis üyeleri kendi evlatlarına nasıl sahip çıktığını 28 yıl sonra ortaya koymuştur. Bu şehirde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Herkes seçilmiş belediye başkanına saygı duymayı öğrenecek. Öğrenemeyenlere önce ben sonra da Nevşehirli öğretir!” diyerek tehdit de etmiş.

Abdullah Çatlı’nın ağabeyi Zeki Çatlı ise Rasim Arı’yı “alnından öptüğünü” belirterek “Memleketimiz Nevşehir’in kahramanlarına sahip çıkarak büyük yüreklilik gösterip nice vatan sevmezi karşısına almak uğruna vefadan vazgeçmemiştir” diye açıklama yapmış.

MAFYA-SİYASET-DEVLET İLİŞKİLERİ

Tansu Çiller’in 26 Kasım 1996’da başbakan yardımcısıyken DYP grup toplantısında Abdullah Çatlı hakkında, “Bu millet uğruna, bu ülke uğruna, devlet uğruna kurşun atan da kurşun yiyen de bizim için her zaman saygıyla anılır, şereflidir” dediği bir ülkede, Çatlı’nın ağabeyi de bir gün çıkar yalnızca Abdullah Çatlı hakkında gerçekleri söylediğiniz için sizi “vatan sevmez” ilan eder!

Oysa gerçek vatansever, kirli ilişkilere bulaşan kişileri korumaz! 1980 öncesinde MHP’nin gençlik teşkilatı Ülkü Ocakları’nda yöneticilik yapan Çatlı’nın adı, Doç. Dr. Bedrettin Cömert cinayetinden gazeteci Abdi İpekçi’nin katledilmesine, Papa İkinci Jean Paul suikastının faili Mehmet Ali Ağca’nın Maltepe Cezaevi’nden kaçırılmasından Ankara’da yedi TİP’linin öldürüldüğü Bahçelievler katliamına ve İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde yedi öğrencinin yaşamını yitirdiği Beyazıt katliamına kadar birçok kanlı olayda geçiyor.

Bahçelievler katliamı davasında yargılanan çete üyesi Haluk Kırcı, mahkemede yedi TİP’li öğrenciden beşini kendisinin, ikisini de Abdullah Çatlı’nın öldürdüğünü itiraf etti. Ne acıdır ki 46 yıl sonra o gencecik insanların canını alanların kahraman ilan edildiği bir ülkedir Türkiye!

UTANÇ VERİCİ

Bu ülkenin tarihinde öyle karanlık dönemler var ki 18 yıl boyunca aranan Abdullah Çatlı’ya dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın onayıyla sahte kimlikle “silah taşıma ruhsatı” verildiği, iki kez yakalanıp bırakıldığı da ortaya çıkmıştı. 

“Mafya-siyaset-devlet” üçgenindeki kirli ilişkilere bulaşanların sürekli birilerinin adamı olduğu için korunduğu bir ülkede ne demokrasi olur ne hukuk devleti! Olsa olsa yeni skandallar ve cinayetler olur; çürüme hızla ülkenin her yanını sararken Türkiye karapara aklama cennetine dönüşür. 

Birleşmiş Milletler, İsrail'i ilk kez "kara listeye" ekledi Birleşmiş Milletler, İsrail'i ilk kez "kara listeye" ekledi

Nevşehir’deki bulvara Çatlı adının verilmesi, benim ve benim gibi Aydınlanma Devrimi’nin izinden gidenler için dehşet vericidir.

NATO-Gladio yetiştirmesi faşist tetikçiler tarafından hunharca katledilen Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Bölümü öğrencisi Serdar Alten, Ankara Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi öğrencisi Hürcan Gürses, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik öğrencisi Efraim Ezgin, Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümü öğrencisi Latif Can ve Osman Nuri UzunlarFaruk Erzan ve Salih Gevenci’nin anısına saygıyla...