Raporda, MİT'in yalnızca diplomatik temsilciliklerde görev yapan ve resmî olarak beyan edilmiş istihbarat personeliyle değil, aynı zamanda kimlikleri açıklanmayan çok sayıda elemanıyla da Berlin'de aktif olduğu ve yoğun istihbarat faaliyetleri yürüttüğü belirtildi.
Süheyla KAPLAN
MİT'in "kapsamlı yürütme ve uygulama yetkilerine sahip olduğu" vurgulanan raporda, teşkilatın "Türk güvenlik mimarisinin merkezi unsurlarından biri" olduğu ifade edildi. Alman istihbaratına göre MİT'in öncelikli hedefleri arasında PKK ve örgütle bağlantılı yapılar yer alırken, "Gülen Hareketi" mensupları olarak tanımlanan kişiler ile diğer rejim muhaliflerinin de takip ve istihbarat faaliyetlerinin kapsamına girdiği kaydedildi.
Raporda ayrıca, MİT bünyesinde kurulan Milli İstihbarat Akademisi'ne de dikkat çekilirken, teşkilatın bilgi toplama faaliyetleri kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletine ve hükümetine bağlı Türk vatandaşları ile Türk kökenli kişilerin desteğini aktif biçimde kazanmaya çalıştığı öne sürüldü.
Alman iç istihbaratının değerlendirmesine göre, MİT'in internet sitesinde yer alan bilgi paylaşım formu, Türk devletince tehdit veya düşman olarak görülen kişi ve kuruluşların ihbar edilmesine olanak sağlıyor. Raporda, bu tür ihbarların sonucunda ilgili kişilerin Türkiye'ye giriş veya çıkışlarında pasaport kontrolleri sırasında çeşitli kısıtlayıcı tedbirlerle karşılaşabileceği, hatta bazı durumlarda terör propagandası suçlamalarına maruz kalabileceği iddia edildi.
PKK ve DHKP-C değerlendirmesi
Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın raporunda Almanya'da faaliyetleri yasak olan PKK ve DHKP-C hakkında da dikkat çekici bilgiler yer aldı.
Rapora göre Berlin'de yaklaşık 1.100 PKK, 30 ise DHKP-C destekçisi bulunuyor. Alman istihbaratı, PKK'nın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan süreç kapsamında silahlı mücadeleyi sonlandırdığı ve örgütsel yapısını feshettiği yönündeki açıklamalarına rağmen, Berlin'deki destekçilerin örgütün terör faaliyetlerinden uzaklaştığına dair somut bir işaret gözlemlenmediğini belirtti.
Ayrıca raporda, Berlin'deki PKK destekçilerinin barış sürecine katılıp katılmayacaklarının henüz netlik kazanmadığı ifade edildi.
"Aşırı solcu ve terörist örgüt" olarak nitelendirilen DHKP-C'nin ise Berlin'de özellikle İsrail karşıtı gösterilerde ve Mısır'ın Berlin Büyükelçiliği önünde gerçekleştirilen açlık grevi eylemlerinde görünür olduğu kaydedildi.
Türk milliyetçi akımları da izleniyor
Alman iç istihbaratı, Türkiye kökenli aşırı milliyetçi yapılanmaları da yakın takibe aldığını raporunda ortaya koydu.
İzlenen hareketler arasında yer alan Ülkücü Hareket, raporda "aşırı sağcı, milliyetçi ve şiddet eğilimli" olarak tanımlanırken, Berlin'de yaklaşık 460 destekçisinin bulunduğu belirtildi.
Hareketin ideolojisinin aşırı milliyetçilik temelinde şekillendiği, diğer etnik gruplar, uluslar ve dini topluluklara karşı üstünlük iddiası taşıdığı ileri sürüldü. Raporda ayrıca ırkçı ve antisemitik söylemlerin hareketin ideolojik yapısının bir parçası olduğu değerlendirmesine yer verildi.
Alman istihbaratı, Ülkücü Hareket dışında faaliyet gösteren bazı Türk kökenli aşırı sağcı grupların da sosyal medya üzerinden Türkiye'yi eleştiren siyasetçilere, gazetecilere, Kürt grupların destekçilerine, Yahudilere ve İsrail'e yönelik propaganda faaliyetleri yürüttüğünü öne sürdü.