Karaahmetoğlu, Siegmund’un açıklamalarının AfD’nin göçmenlere yönelik politikalarının boyutunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, “Buradan Ulrich Siegmund’a açıkça soruyorum: İktidara geldiğiniz zaman göçmenleri silah zoruyla evlerinden alıp sınır dışı etmeyi mi düşünüyorsunuz?” ifadelerini kullandı.
“Geri göç” için “uygun araçlar” vurgusu
Siegmund, eyalet sınırları içindeki savunma sanayisi ürünlerinin üretimini neden desteklediğini anlatırken, gelecekte gerçekleştirilecek “geri göç” ve sınır dışı etme hamleleri için “uygun araçlara” ihtiyaç duyulacağını söylemişti.
Bu sözlerin ırkçı AfD’nin gerçek niyetini bir kez daha gözler önüne serdiğine dikkat çeken SPD’li milletvekili, “İnsanların AfD’nin iktidara geldiği zaman neler yapabileceğini anlaması için daha ne tür açıklamalar dinlemesi gerekiyor?” diye sordu.
İktidara yaklaştıkça gerçek niyetlerini ortaya çıkaran AfD’nin yalnızca göçmenler açısından değil, Almanya ve ülkedeki hukuk ile demokrasiye inanan herkes için tehdit oluşturduğunu belirtti.
“İki konuyu aynı cümlede buluşturabilmek bile yeterli”
Karaahmetoğlu, “Bir başbakan adayı, silah üretimini anlatırken insanların bu ülkeden gönderilmesinden söz ediyor. Bu iki konuyu aynı cümlede buluşturabilmek bile AfD’nin Almanya’yı nasıl bir yer haline getirmek istediğini gösteriyor.” dedi.
AfD’nin uzun süredir kullandığı “geri göç” kavramının artık soyut bir slogan olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen milletvekili, bu söylemin gerçek hayattaki karşılığının sorgulanması gerektiğini ifade etti.
“Kim gidecek, kimin kalmasına izin verilecek?”
“AfD yıllardır ‘remigration’ yani ‘ geri göç’ diyor. Peki bunun gerçek hayattaki karşılığı ne? Kim gidecek? Kimin burada kalmasına izin verilecek? Kimin Almanya’ya ait olduğuna kim karar verecek?” diye soran SPD'li politikacı, Siegmund’un son sözlerinin bu soruların artık ertelenemeyeceğini gösterdiğini söyledi.
“Gitmek istemeyenleri silah zoruyla geri mi göndereceksiniz?” sözleriyle AfD’ye tepki gösteren SPD’li siyasetçi, partinin “geri göç” söyleminin somut sonuçlarının tartışılması gerektiğini vurguladı.
Türk toplumuna “rahatlık” uyarısı
Almanya’da yaşayan göçmen kökenli insanların AfD söylemini yalnızca yeni gelen göçmenleri ilgilendiren bir tartışma olarak görmemesi gerektiğine dikkat çeken Karaahmetoğlu, özellikle yıllardır Almanya’da yaşayan Türk toplumunda tehlikeli bir yanılgıyla karşılaştığını belirtti.
“Biz burada yıllardır yaşıyoruz, çalışıyoruz, vatandaşız; AfD bizi kastetmiyor.” şeklindeki yaklaşımın sorgulanması gerektiğini söyleyen milletvekili, AfD’nin kurmak istediği ayrımın yalnızca pasaportlar arasında olmadığını, kimin onların gözünde “gerçek Alman” sayıldığı üzerinden şekillendiğini ifade etti.
“Göçmen kökenliler Almanya’nın doğrudan parçası”
Almanya’nın bugün geldiği noktada göçmen kökenli insanların ülkenin dışarıdan eklenmiş bir unsuru değil, doğrudan toplumun parçası olduğunu vurgulayan Karaahmetoğlu, ülkenin göç hikâyesinin artık yalnızca işçi göçünden ibaret olmadığını söyledi.
“Hastanede doktorunuz, üniversitede hocanız, şirketinizin yöneticisi, fabrikanızdaki mühendis, mahallenizdeki esnaf…” sözleriyle toplumun farklı alanlarındaki göçmen kökenli insanların konumuna dikkat çeken SPD’li vekil, milyonlarca insanın Almanya’nın ekonomisinin, biliminin, kültürünün ve gündelik hayatının taşıyıcısı olduğunu belirtti.
AfD’nin yapmak istediğinin ise bütün bu ortak hayatın üzerine yeniden “kim bizden, kim değil” çizgisi çekmek olduğunu söyledi.
“Mızrak artık çuvala sığmıyor”
Açıklamasının sonunda ırkçı AfD’nin politikalarının artık gizli veya örtülü olmadığını savunan Karaahmetoğlu, “AfD’yi anlamak için artık satır aralarını okumaya gerek kalmadı. Kendileri söylüyorlar. Mızrak artık çuvala sığmıyor.” dedi.
Hâlâ “Bizi kastetmiyorlar” diyenlerin, gelecekte “Bunu nasıl göremedik?” dememek için bugün yapılan uyarıları dikkatle dinlemesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.