Yapay zekâ yarışının ABD ve Çin tarafından yanlış bir eksende yürütüldüğünü belirten Acemoğlu, Donald Trump’ın siyaset anlayışının demokratik kurumları aşındırdığını ve bu gidişatın sürmesi hâlinde küresel ekonominin önümüzdeki yıllarda ciddi bir gerileme yaşayabileceğini söyledi.

Acemoğlu, Der Spiegel’e verdiği röportajda özellikle yapay zekâ alanında yaşanan “kontrolsüz iyimserliğe” dikkat çekiyor. Yapay zekânın büyük bir potansiyele sahip olduğunu kabul eden Acemoğlu’na göre, mevcut yönelim ciddi riskler barındırıyor. OpenAI ve Google gibi büyük teknoloji şirketlerinin, insan emeğini destekleyen çözümler yerine kâr odaklı otomasyona yöneldiğini belirten Acemoğlu, devasa dil modellerinin hata payının yüksek olduğunu ve şirketlerin gerçek iş süreçlerine entegre edilmesinin sanıldığı kadar kolay olmadığını vurguluyor. Bu nedenle önümüzdeki 10 yılda yapay zekânın verimlilik artışının sınırlı kalabileceğini, buna karşın istihdam kaybı ve ücret baskısının artabileceğini söylüyor.

Röportajda jeopolitik risklere de değinen Acemoğlu, ABD ile Çin arasında giderek sertleşen yapay zekâ rekabetinin küresel iş birliğini baltaladığını ifade ediyor. Donald Trump’ın yargı, merkez bankası ve düzenleyici kurumlara yönelik saldırılarının ise ABD’nin kurumsal yapısını aşındırdığını belirten Acemoğlu, bu gidişatın sürmesi hâlinde Amerikan ekonomisinin önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde ciddi bir durgunlukla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.

Acemoğlu’na göre yapay zekâ, doğru kullanıldığında üretkenliği ve refahı artırabilecek bir potansiyele sahip. Ancak bugün gelinen noktada teknoloji, daha çok gözetim, denetim ve gücün dar bir çevrede yoğunlaşmasına hizmet ediyor. Büyük teknoloji şirketleri ile devletler arasındaki çıkar ilişkilerinin, yapay zekâyı toplumsal faydadan uzaklaştırdığını vurgulayan Acemoğlu, bu sürecin eşitsizliği derinleştirdiğine dikkat çekti.

Röportajda Donald Trump’a yönelik eleştiriler de öne çıkıyor. Acemoğlu, Trump’ın hukukun üstünlüğünü, bağımsız kurumları ve demokratik denge mekanizmalarını zayıflattığını belirterek, bu yaklaşımın yalnızca ABD’yi değil küresel sistemi de istikrarsızlaştırdığını ifade etti. Kurumların içinin boşaltılmasının, uzun vadede ekonomik çöküşü beraberinde getirdiğini söyledi.

ABD ile Çin arasındaki yapay zekâ rekabetini de değerlendiren Acemoğlu, her iki ülkenin de teknolojiyi toplumsal refahı artırmak yerine jeopolitik ve askerî üstünlük aracı olarak gördüğünü belirtti. Bu “yanlış yarışın” sürmesi hâlinde, küresel ölçekte hem ekonomik hem de siyasal risklerin büyüyeceği uyarısında bulundu.

Türkiye için ne anlama geliyor?

Eurovision’da İsrail protestosu büyüyor: Charlie McGettigan da ödülünü iade edecek
Eurovision’da İsrail protestosu büyüyor: Charlie McGettigan da ödülünü iade edecek
İçeriği Görüntüle

Acemoğlu’nun bu değerlendirmeleri, doğrudan isim verilmese de Türkiye gibi demokratik kurumların zayıfladığı ülkeler açısından da dikkat çekici bir çerçeve sunuyor.

Nobel ödüllü ekonomiste göre, hukukun üstünlüğünün aşındığı, yargı bağımsızlığının tartışmalı hâle geldiği ve medya özgürlüğünün gerilediği ülkelerde ekonomik büyüme kalıcı olamıyor. Gücün dar bir çevrede toplanmasının kısa vadede istikrar hissi yarattığını ancak uzun vadede hem demokrasiyi hem de refahı aşındırdığını vurgulayan Acemoğlu’nun bu uyarıları, Türkiye’de son yıllarda sıkça tartışılan demokrasi–ekonomi ilişkisine dair güçlü bir mesaj niteliği taşıyor.

Röportajın en dikkat çekici ifadelerinden birinde Acemoğlu, insanlığın geleceğine dair karamsar tabloyu şu sözlerle özetliyor:
“İnsanlığı neyin yok edeceğini merak ediyorum: Yapay zekânın zekâsı mı, yoksa Trump’ın temsil ettiği siyasi akılsızlık mı?”

Acemoğlu kimdir?

Acemoğlu, 58 yaşında ve dünyanın önde gelen iktisatçılarından biri olarak kabul ediliyor.
Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) öğretim üyesi olarak görev yapan Acemoğlu, 2024 yılında ekonomi alanında Alfred Nobel Anma Ödülü’ne layık görüldü. Son yıllarda çalışmalarını özellikle yapay zekâ ve bu teknolojinin iş gücü piyasası ile toplum üzerindeki etkileri üzerine yoğunlaştırıyor.