İran ile ABD arasında tırmanan gerilimde diplomasi yeniden devreye giriyor. Beyaz Saray, iki ülke arasındaki nükleer müzakerelerin 6 Şubat Cuma günü Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılacağını duyurdu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görüşmelerin cuma günü sabah saat 10.00 civarında başlamasının planlandığını belirterek, “Gerekli tüm düzenlemeleri yapan Ummanlı kardeşlerimize minnettarım” ifadelerini kullandı.
Bu gelişmeler yaşanırken, diplomasi trafiğinde Türkiye’nin rolü giderek öne çıkıyor. Ankara kulislerinde konuşulan en dikkat çekici iddia ise, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun Türkiye’de depolanabileceği yönünde.
İsrail gazetesi Haaretz’e konuşan üst düzey bir Türk yetkili, Türkiye’nin ABD’ye İran’a ait zenginleştirilmiş uranyumu kendi topraklarında güvenli biçimde depolamayı teklif edebileceğini söyledi.
Yetkiliye göre yaklaşık 440 kilogram ve yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum, Türkiye’ye taşınarak uluslararası denetim altında muhafaza edilebilir. Ankara’nın Washington’a, bu uranyumun bir daha İran’a geri gönderilmeyeceği yönünde güvence vermeye hazır olduğu da ifade edildi.
Tahran’dan dikkat çeken sinyal
İran cephesinden gelen açıklamalar iddialara yeni bir boyut kazandırdı. Reuters’a konuşan İranlı bir kaynak, Tahran yönetiminin bazı şartlar altında zenginleştirilmiş uranyumu yurt dışına göndermeyi ve ek zenginleştirme faaliyetlerini durdurmayı kabul edebileceğini dile getirdi.
İran, Haziran 2025’te ABD’nin üç nükleer tesise düzenlediği saldırıların ardından tesislerde ciddi hasar oluştuğunu kabul etmişti. Ancak uranyumun yer altına gömülü olduğu ve zarar görmeden muhafaza edildiği yönündeki iddialar uzun süredir gündemdeydi.
Türkiye neden öne çıkıyor?
Diplomatik kaynaklara göre Türkiye, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasındaki doğrudan temaslar nedeniyle Washington nezdinde güvenilir bir muhatap olarak görülüyor. Bu durum Ankara’yı, uranyumun depolanması konusunda Rusya’ya kıyasla daha “tercih edilebilir” bir seçenek haline getiriyor.
Henüz kesinleşmiş bir anlaşma bulunmazken, İstanbul’daki görüşmelerin ABD’nin olası yeni saldırılarını önleyip önlemeyeceği belirsizliğini koruyor. Görüşme fikrinin, Erdoğan ile Trump arasında yapılan bir telefon görüşmesinde gündeme geldiği belirtiliyor.
Geniş katılımlı zirve
Cuma günü yapılması planlanan toplantıya, ABD Başkanı Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, damadı Jared Kushner ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin katılması bekleniyor. Wall Street Journal’ın aktardığına göre Katar, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve Pakistan gibi bölge ülkeleri de davet edildi.
İranlı yetkililer, müzakerelerin odağında balistik füzeler değil, nükleer faaliyetlerin yer alacağını vurguluyor.
Körfez’den uzlaşı çağrısı
Birleşik Arap Emirlikleri’nden de dikkat çekici bir çağrı geldi. Dubai’de düzenlenen bir zirvede konuşan üst düzey yetkili Anwar Gargash, İran’ın ABD ile hızla bir uzlaşıya varması gerektiğini söyledi. Gargash, “İran’ın ABD ile ilişkilerini yeniden inşa etmesi gerekiyor. Sürekli bu krizlerle yaşamak istemiyoruz” ifadelerini kullandı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da nükleer görüşmelere yeşil ışık yaktı. Sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda Pezeşkiyan, ABD ile müzakerelerin başlatılması talimatını verdiğini doğruladı ve görüşmelerin “tehditlerden uzak, dengeli ve İran’ın ulusal çıkarları çerçevesinde” yürütülmesi gerektiğini vurguladı.