Çatak’ın başarısı sanat çevrelerinde büyük takdir toplarken, aynı gece yapılan Gazze savaşıyla ilgili açıklamalar, Alman siyasetinde ve diplomatik çevrelerde geniş yankı uyandırdı.
Sanat ile siyasetin kesiştiği bir atmosferde gerçekleşen ödül töreni, Berlinale’nin ifade özgürlüğü ile politik hassasiyetler arasındaki dengeyi bir kez daha gündeme taşıdı.
Suriye-Filistin kökenli yönetmen Abdallah Alkhatib, ilk uzun metraj filmi “Kuşatma Sırasından Tanıklıklar" ile (Chronicles from the Siege) ödülünü kazandı. Elinde Filistin bayrağıyla sahneye çıkan Alkhatib, teşekkür konuşmasında Almanya hükümetini “Gazze’deki soykırıma ortak olmakla” suçladı.
“Bir gün Gazze’de harika bir film festivali olacak” diyen Alkhatib, “Yanımızda olanları da karşımızda duranları da hatırlayacağız. Özgür Filistin, şimdi ve sonsuza dek” ifadelerini kullandı. Salondaki izleyiciler konuşmayı hem alkışlarla hem de protesto sesleriyle karşıladı.
Bakan Schneider Salonu Terk Etti
Törende hükümeti temsilen bulunan Almanya Çevre Bakanı Carsten Schneider (SPD), konuşma sırasında salonu terk etti. Bakanlık sözcüsü, Alkhatib’in açıklamalarının “kabul edilemez” olduğunu ve bu nedenle Schneider’in protesto amacıyla etkinlikten ayrıldığını duyurdu. Schneider’in, konuşma sırasında törende bulunan tek federal hükümet temsilcisi olduğu belirtildi.
İsrail’den Destek Mesajı
İsrail’in Berlin Büyükelçisi Ron Prosor, Schneider’in tavrını “ahlaki netlik” olarak nitelendirerek övdü. Prosor, festival yönetimini de eleştirerek, “Berlinale, İsrail düşmanlığına sahne olursa saygınlığını kaybeder” dedi. Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği saldırıları hatırlatan Prosor, Gazze’deki insani krizin sorumluluğunun Hamas’a ait olduğunu savundu.
CSU Federal Meclis Grup Başkanvekili Alexander Hoffmann ise ödül törenindeki sahneleri “iğrenç” olarak tanımladı. Hoffmann, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “soykırım suçlamaları, antisemitik ifadeler ve Almanya’ya yönelik tehditlerin kesinlikle kabul edilemez” olduğunu belirtti.
Weimer: “Kötü Niyetli İddialar”
Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer, Alkhatib’in açıklamalarını “tamamen yersiz ve kötü niyetli” olarak değerlendirdi. Alman hükümetinin Gazze’de soykırıma ortak olduğu yönündeki suçlamaları reddeden Weimer, “Bu tür art niyetli iddialar siyasi tartışmaları zehirliyor ve Berlinale’nin sanat ödüllerine zarar veriyor” dedi.
Weimer ayrıca yaklaşık 100 sanatçının kaleme aldığı ve festival yönetimini Gazze konusunda “kurumsal sessizlikle” suçlayan açık mektubu da eleştirdi.
Festival Yönetiminden “Diyalog” Vurgusu
Festival Direktörü Tricia Tuttle, gala gecesinde yaptığı konuşmada, bir film festivalinin küresel çatışmaları çözemeyeceğini ancak “karmaşıklık, dinleme ve insani bağ kurma için alan yaratabileceğini” söyledi.
Jüri Başkanı Wim Wenders ise sanat ve siyasetin ilişkisine dair değerlendirmeleri nedeniyle festival süresince eleştirilmişti.
Öte yandan Lübnanlı yönetmen Marie-Rose Osta, kısa filmi Someday a Child ile ödül alırken Gazze ve Lübnan’da çocukların bombardıman tehdidi altında olduğunu dile getirdi.
İlker Çatak’ “Sarı Zarflar” filmiyle “Altın Ayı” ödülünü kazandı
Gecede Türkiye kökenli yönetmen İlker Çatak “Altın Ayı” ödülünü kazanırken, Emin Alper de “Gümüş Ayı” ile onurlandırıldı. Almanya-Frans-Türkiye ortak yapımı olan, senaryosunu İlker Çatak, Ayda Meryem Çatak Çatak ve Enis Köstebek’in yazdığı “Sarı Zarflar” jüri tarafından “Altın Ayı” ödülüne layık görüldü.
“Sarı Zarflar” Ankara’da yaşayan sanatçı çift Derya ve Aziz’in yeni oyunlarının prömiyerinden sonra yaşadıkları olayları, işlerini ve evlerini nasıl kaybettiklerini ve 13 yaşındaki kızları Ezgi ile İstanbul'da yeni bir yaşam kurma çabalarını konu ediyor.
Çatak, ödül öncesinde yaptığı açıklamada, karmaşık siyasi meselelerin kısa basın açıklamalarına sığmayacağını ve daha geniş bağlamda ele alınması gerektiğini ifade etmişti.
Siyaset Gölgesinde Bir Festival
Bu yılki Berlinale, Gazze savaşı ekseninde süren tartışmaların gölgesinde gerçekleşti. Aralarında Tilda Swinton ve Javier Bardem gibi isimlerin de bulunduğu çok sayıda sanatçı, festival yönetimini Gazze konusunda sessiz kalmakla eleştiren bir açık mektuba imza atmıştı.
22 Şubat’ta sona eren festival, sanat ve siyasetin sınırlarının yeniden tartışılmasına yol açarken, Berlinale’nin ifade özgürlüğü ile diplomatik hassasiyetler arasındaki dengeyi nasıl kuracağı sorusunu da gündeme taşıdı.