Alman siyasetinde şok üstüne şok. Ender görülen çalkantı, „Her yabancıya çifte vatandaşlık ve yeni gelene 5 yılda vatandaşlık“ tasarısında yaşandı. Hükümetin tasarısı olarak meclise gönderilen ve önce yaz sonunda, ardından Kasım’da, sonra da 1 Aralık’ta yasalaşması beklenen tasarı, „hükümet tarafından“ komisyona geri çekildi. 

GÜVEN OYLAMASINA DÖNECEKTİ

"Komşumuz bağışladı. Hac’ca gittik" mahkemeden döndü "Komşumuz bağışladı. Hac’ca gittik" mahkemeden döndü

Hükümet kendi tasarısını savunamadı, dahası oylamaya gitmeyi göze alamadı. Çünkü, SPD ve Liberaller’in (FDP) içinde yasaya „hayır“ diyecek isimler vardı ve bu hükümetin oylamada azınlığa düşmesine neden olacaktı. Başbakan Scholz (SPD), bir anlamda bir tür güven oylamasını kaybetmiş olacaktı.

En çok ülkedeki Türkiye kökenlilere yarayacak olan çifte vatandaşlık yasası, tam bir maceraya dönüştü. Hıristiyan Demokrat Parti CDU, „Bu şekilde davranırsanız, bazı vekillerin yerine burada Erdoğan’ın taraftarı AKP milletvekilleri oturur“ dedi. Hükümet bu eleştirileri cevaplayamadı. Alman hükümetinde derin yara açan ve kendi tasarısını komisyona geri göndermesine neden olan süreç şu şekilde işledi;

GEREKSİZ YERE 3 YIL RİSKİ: Tasarıyı hazırlayan İçişleri Bakanlığı, Alman vatandaşlığına geçiş sürecini 8 yıldan 5 yıla indirdi ve özel durumlarda 3 yılda vatandaşlık öngördü. Bu sırada ülkeye, her yandan yasa dışı göçmen yağıyordu. Özellikle de Balkan rotasından Türkiye kökenliler, Suriyeliler ve Afganlar geliyordu.

IRKÇI AfD’NİN OYLARI PATLADI: Yasa dışı göçü çözemeyen Scholz hükümeti ve İçişleri Bakanı Nancy Faeser, olayları değerlendiemedi, aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi patladı ve bu süreçten önce „Hızlı vatandaşlık yasası“ hazır olduğu halde, meclise sunamadı. Kafalarda ülkeye kaçak girenlerin kısa sürede vatandaş yapılacağı endişeleri oluştu.

HALK DESTEĞİ HIZLA DÜŞTÜ: Kaçak göçün tırmanmasından önce, „Hızlı ve çifte vatandaşlığa“ yüzde 60’ları bulan halk desteği, yüzde 35’lere indi. Muhalefetteki CDU/CSU ile ırkçı AfD’nin politikaları kamuoyunda karşılık bulmaya başladı. Özellikle 3 yılda vatandaşlık ifadesi, „Daha uyum sağlanmadan vatandaşlık mı verilecek?“ sorularına neden oldu.

KENDİ TASARISINDAN RİCAT: Yeni vatandaşlık yasası, Bakanlar Kurulu’nun kararı ve hükümet tasarısı olarak meclise getirilmişti. Ama hükümet, ağır kamuoyu baskıları karşısında bunu savunmakta çok cılız kaldı. Yasayı geçiremeyeceğini gördü ve tasarısını gerisin geri İçişleri Komisyonu’na gönderdi.

KOMİSYONA GİTME GEREKÇESİ: Tam da yasalaşması beklenirken, komisyona gönderilen tasarının, geri gönderilme gerekçesi de ilginç. Bu gerekçeler arasında, „kadın erkek eşitliğinin tam vurgulanmaması. Eyalet Meclisi’nin önerileri ile, yasada „Yahudi karşıtlığı veya cinsel ayrımcılık yapılması, eşitsizlik savunması ya da kadın- erkek eşitliğine inanılmaması“ halinde ne olduğunun açıkça yazılması istendi.

KOMİSYONDA NE OLACAK? Komisyonun yasa taslağı ile ilgili çalışmaları ne zaman bitireceği bilinmiyor. Kimi ocak, kimi şubat tarihini veriyor ama her ne olursa olsun, bu yasanın bir daha gelip gelmeyeceği; gelirse de nelerin değişeceği tam bilinmiyor.

OLAN TÜRKİYE KÖKENLİLERE OLDU: Yeni vatandaşlık yasasından en büyük faydayı, ülkede 60 yıldan fazla yaşayan Türkiye kökenliler görecekti ve yıllardır arzuladıkları çifte vatandaşlığı alacaktı. Bunun dışındaki, 3 yıl- 5 yıl süreleri onları pek ilgilendirmiyor. Türkiye kökenlilerin çoğunluğu yıllardır Almanya’da olduğu için zaten yarıya yakını Alman vatandaşlığını hak etmiş durumda.

„AKP’LİLER BURADA OTURUR“: Meclis’teki en ilginç konuşmacılardan biri de, Hrıstiyan Demokrat Parti milletvekili Alexander Throm’du. Throm, „Çifte vatandaşlık ile verilecek oy hakkıyla başka ülkelerin siyasetini ülkemize sokuyorsunuz. Türkiye örneğinde olduğu gibi, insanlar burada özgürlük içerisinde yaşıyor, ancak geldikleri ülkede oylarını özgürlükten yana tavır almayacak şekilde kullanıyorlarsa, bu uyum değildir. Ve kimse, bir kaç yıl içinde, Erdoğan'ın AKP'sinin Almanya uzantısının Federal Meclis'te oturmasına da şaşırmamalı" dedi.