Almanya'da Yargıtay’ın perşembe günü Karlsruhe’de açıkladığı kararın merkezinde, 2022 yılında yaşanan somut bir ayrımcılık vakası bulunuyor.

Frankfurt’ta görev yapan Avukat Fatma Bostan’ın yaklaşık dört yıldır resmi olarak takip ettiği dava, bu kararın alınmasında belirleyici oldu. Pakistan asıllı bir davacının yaşadığı ayrımcılığa ilişkin dava, geçtiğimiz aralık ayında ilk kez görülmüştü.

St. Pauli'den maç öncesi Holokost anması: “Affetmek yok, unutturmak yok” pankartı
St. Pauli'den maç öncesi Holokost anması: “Affetmek yok, unutturmak yok” pankartı
İçeriği Görüntüle

WDR'in haberine göre Pakistan asıllı Humaira Waseem, Kasım 2022’de bir emlak ofisinin internet başvuru formu üzerinden, kendi Pakistan kökenli adı ve soyadıyla defalarca ev ilanlarına başvurdu. Ancak her başvurusuna olumsuz yanıt aldı ve hiçbir konut için randevu verilmedi.

Bunun üzerine Waseem, aynı başvuruları gelir durumu, meslek bilgisi ve hane büyüklüğü tamamen aynı kalacak şekilde, yalnızca ad ve soyadını “Schneider” ve “Schmidt” gibi Almanca isimlerle değiştirerek yeniden yaptı. Bu kez, kısa süre içinde konut gösterim randevuları aldı.

Mahkemeler süreci ve Yargıtay kararı

Waseem, bu durumun etnik kökene dayalı açık bir ayrımcılık olduğunu belirterek emlak ofisine dava açtı. Davada, Alman Genel Eşit Muamele Yasası’nın (AGG) ihlal edildiğini savundu; tazminat ve avukatlık masraflarının karşılanmasını talep etti.

İlk olarak Groß-Gerau Yerel Mahkemesi davayı reddetti. Bunun üzerine Waseem kararı temyize taşıdı. Darmstadt Eyalet Mahkemesi, emlak ofisini 3 bin euro tazminat ödemeye mahkûm etti. Emlak ofisinin kararı Yargıtay’a taşıması da sonuç vermedi.

BGH Başkanı Thomas Koch, 29 Ocak’ta açıklanan kararda, olayın “oldukça açık bir ayrımcılık vakası” olduğunu vurguladı. Yüksek Mahkeme, emlakçıların yalnızca aracılık yapan pasif aktörler olmadığına ve ayrımcılıktan doğrudan sorumlu tutulabileceğine hükmetti.

20 yıllık yasal boşluk kapatıldı

Uzmanlara göre bu karar, 2006 yılında yürürlüğe giren ve ırkçılıkla mücadeleyi amaçlayan AGG’deki (Alman Genel Eşit Muamele Yasası) önemli bir boşluğu fiilen kapattı. Daha önce yasada sorumluluk çoğunlukla ev sahipleriyle sınırlı tutulurken, Almanya’da konut piyasasının ana aktörleri olan emlakçılar çoğu zaman yaptırımdan kaçabiliyordu.

BGH’nin bu kararıyla birlikte, emlakçılar ve aracı kurumlar da ayrımcılık durumunda tazminat ödemekle yükümlü hale geldi. Bu durum, konuta eşit erişim hakkının korunması açısından mağdurların elini güçlendiren önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

“Bir dönüm noktası”

Kararın ardından konuşan Humaira Waseem, “Benim için önemli olan, haksızlıkların kabullenilmemesi ve insanların buna karşı mücadele edebileceğini göstermektir. Ben tekil bir vaka değilim,” dedi. Pek çok kişinin ayrımcılığı kabullendiğini belirten Waseem, “Ben onlardan biri olmak istemedim,” ifadelerini kullandı.

Federal Ayrımcılıkla Mücadele Sorumlusu Ferda Ataman ise kararı, Almanya’da ayrımcılık hukukunda bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. WDR Cosmo’ya konuşan Ataman, “Bugünden itibaren mağdurlar, konut piyasasında ayrımcılığa uğradıklarında haklarını arayabileceklerini biliyor,” dedi.

Araştırmalar kararı doğruluyor

Alman Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi’nin (DeZIM) yayımladığı çalışmalar da, yabancı isim taşıyan kişilerin konut piyasasında sistematik olarak dezavantajlı olduğunu ortaya koyuyor. “Alışılmış Eşitsizlik: Irkçılık ve Konut Koşulları” başlıklı araştırmaya göre, özellikle Siyahlar ve Müslümanlar konut arayışında ciddi ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyor. Bu gruptaki her üç kişiden biri, ev ararken ayrımcılık yaşadığını belirtiyor.

Buna karşılık Ev Sahipleri Birliği Haus & Grund Rheinland-Westfalen, ayrımcılığın genelleştirilemeyeceğini savunuyor. Birlik yetkilileri, “Çoğu ev sahibi, başvuru sahibinin kökenine göre karar vermez,” görüşünü dile getirirken, münferit vakaların varlığını da kabul ediyor.

Yoğun medya ilgisi nedeniyle mahkeme, hükmü dün sabah yapılan ikinci duruşmada açıkladı. Yargıtay, davacının yaşadığı mağduriyeti kabul ederek tazminat ödenmesine karar verdi. Bu karar, benzer durumdaki binlerce göçmen için emsal niteliği taşıyor.