ALMANYA

Almanya: Berlin’de Sol Parti, Mecklenburg-Vorpommern’de ırkçı AfD birinci

Almanya’da 20 Eylül’de yapılan Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern eyalet seçimlerinin ardından siyasi dengeler yeniden şekilleniyor. Berlin’de Sol Parti açık farkla birinci olurken, Mecklenburg-Vorpommern’de ırkçı parti AfD yüzde 38,2 ile SPD’nin önüne geçti. Her iki eyalette de şimdi gözler koalisyon görüşmelerine çevrildi.

Berlin’de açıklanan geçici sonuçlara göre Sol Parti yüzde 25,7 oyla ilk sırada yer aldı. CDU yüzde 18,8 ile ikinci, Yeşiller yüzde 14,3, aşırı sağcı AfD yüzde 16,3 ve SPD yüzde 12,1 oy aldı. Böylece CDU 2023 seçimindeki yüzde 28,2’lik sonucuna göre yaklaşık 9,5 puan kaybederken, Sol Parti oyunu 13,4 puan artırdı.

Mecklenburg-Vorpommern’de ise ırkçı AfD yüzde 38,2 ile seçimi birinci tamamladı. Başbakan Manuela Schwesig’in partisi SPD yüzde 35,5 ile ikinci sırada kaldı. Sol Parti yüzde 6,5, Yeşiller yüzde 5,7 oy alarak eyalet parlamentosuna girdi. CDU yüzde 4,9, BSW ise yüzde 4,8'de kalarak yüzde 5 barajını aşamadı.

Berlin’de hükümet arayışı başladı

Seçimin ardından Berlin’de hükümet kurma görüşmeleri başladı. Sol Parti’nin başbakan adayı Elif Eralp, partisinin hükümet kurmak istediğini açıkladı.

Eralp’in önündeki en önemli seçeneklerden biri Sol Parti, SPD ve Yeşillerden oluşabilecek bir koalisyon. Bu üç partinin sandalye dağılımının hükümet kurmak için yeterli çoğunluğu sağlayıp sağlamadığı, kesin sandalye dağılımıyla birlikte değerlendirilecek.

CDU, Yeşiller ve SPD’den oluşabilecek alternatif bir koalisyon da matematiksel olarak gündemde. CDU’nun başbakan adayı Stefan Evers, partisinin görüşmelere kapalı olmayacağını söyledi.

Ancak partiler arasındaki politika farklılıkları özellikle konut, ulaşım, iklim ve kent planlaması alanlarında belirgin. Sol Parti’nin büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması yönündeki talebi, olası koalisyon görüşmelerinin en önemli başlıklarından biri olacak.

Sol Parti Genel Başkanı Ines Schwerdtner, Berlin’deki konut krizine dikkat çekerek büyük konut stoklarının yeniden kamuya geçirilmesinin tartışılmasının gerekli olduğunu savundu. SPD ve Yeşillerin ise bu konudaki tutumları koalisyon müzakerelerinde belirleyici olabilir.

Berlin SPD’sinde sonuç tartışması

SPD’nin Berlin’de yüzde 12,1’de kalması parti içinde seçim kampanyasına ilişkin tartışma başlattı.

Berlin SPD Meclis Grup Başkanı Raed Saleh, seçim kampanyasının temel siyasi konularda seçmene yeterince ulaşamadığını söyledi. Saleh, partinin sonucu “alçakgönüllülükle kabul etmesi” ve seçim kampanyasındaki hataları değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

SPD’nin başbakan adayı Steffen Krach ise seçim öncesinde hakkında yürütülen savcılık soruşturmasının sonuç üzerinde etkisi olmuş olabileceğini söyledi. Krach, soruşturmanın parti açısından “avantaj olmadığını”, ancak SPD’nin anketlerde zaten düşük seviyede bulunduğunu ifade etti.

Mecklenburg-Vorpommern’de AfD birinci, ancak hükümet seçeneği belirsiz

Mecklenburg-Vorpommern’de aşırı sağcı AfD’nin seçimi kazanmasına rağmen hükümeti kurup kuramayacağı belirsizliğini koruyor.

Geçici sonuçlara göre AfD 32 sandalye, SPD 29 sandalye, Sol Parti ve Yeşiller ise beşer sandalye elde etti. CDU ve BSW yüzde 5 barajını aşamadığı için parlamentoya giremedi.

Mevcut sandalye dağılımında AfD tek başına 36 sandalyelik mutlak çoğunluğa ulaşamıyor. Diğer partiler daha önce ırkçı AfD ile koalisyon kurmayacaklarını açıklamıştı.

Irkçı parti AfD Genel Başkanı Tino Chrupalla ise seçim sonrasında diğer partilerle görüşmeye açık olduklarını söyledi. Chrupalla, görüşmelerin yalnızca hükümet kurma amacı taşımak zorunda olmadığını, partiler arasındaki ortak noktaların da ele alınabileceğini belirtti.

Schwesig üçlü koalisyona işaret ediyor

SPD’nin ikinci sırada kalmasına rağmen Başbakan Manuela Schwesig’in hükümet kurma seçenekleri tamamen ortadan kalkmış değil.

ZDF Mecklenburg-Vorpommern Eyalet Stüdyo Başkanı Bernd Mosebach, Schwesig’in daha önce hem CDU hem de Sol Parti ile farklı dönemlerde koalisyonlar kurduğuna dikkat çekerek SPD liderinin üç partili bir hükümet oluşturabileceğine inandığını aktardı.

SPD, Sol Parti ve Yeşillerden oluşabilecek bir koalisyon 39 sandalyeye ulaşarak 36 sandalyelik çoğunluk sınırını aşabiliyor. Böyle bir hükümetin kurulabilmesi için üç parti arasında siyasi anlaşmaya varılması gerekiyor.

CDU için tarihi yenilgi

Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinin en dikkat çekici sonuçlarından biri CDU’nun performansı oldu.

CDU, yüzde 4,9’da kalarak yüzde 5’lik seçim barajının altında kaldı ve tarihinde ilk kez bir eyalet parlamentosuna giremedi. Bu, partinin savaş sonrası dönemde bir eyalet seçiminde aldığı en düşük sonuçlardan biri olarak kayda geçti.

Sonucun ardından federal düzeyde de CDU Genel Başkanı ve Başbakan Friedrich Merz’e yönelik tartışmalar yeniden gündeme geldi.

Ancak Merz, seçim sonuçlarına rağmen görevinden ayrılma niyetinde olmadığını ve hükümetin reform programını sürdüreceğini açıkladı. CDU Federal Meclis Grup Yönetimi de Merz’e desteğini yineledi.

CDU Genel Başkan Yardımcısı ve Eğitim Bakanı Karin Prien ise partisinin reform politikasında uzlaşmaya daha fazla açık olması gerektiğini savundu. Prien, “CDU saflığı çözüm değil” diyerek hükümetin farklı kesimlerle uzlaşma araması gerektiğini söyledi.

Reform tartışması seçim sonuçlarının ardından büyüdü

Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinin ardından federal hükümetin reform politikası da tartışmaların merkezine yerleşti.

SPD Meclis Grup Başkanı Matthias Miersch, seçim sonuçlarının insanların ekonomik ve sosyal kaygılarının daha fazla dikkate alınması gerektiğini gösterdiğini söyledi.

Yeşiller Genel Başkanı Franziska Brantner ise hükümetin reformlarının yalnızca kesintiler olarak algılanmaması gerektiğini savunarak, reformların sosyal açıdan adil olması çağrısında bulundu.

Saarland Başbakanı ve SPD Genel Başkan Yardımcısı Anke Rehlinger de federal hükümetin reform önerilerinin bazı alanlarda “kesinti listeleri” gibi göründüğünü belirterek daha kapsamlı değişiklikler istedi.