Süheyla KAPLAN
Haziran ayının sonunda Almanya'nın Kiel kentindeki Güney Mezarlığı'nda bulunan Alevilere ait mezarlıkta 10 mezar kırmızı boyayla işaretlendi. Mezar taşlarındaki isimler ve fotoğraflar da tahrip edildi.
Olayın ardından Schleswig-Holstein Eyalet Kriminal Dairesi ile Devlet Güvenlik Birimi soruşturma başlattı.
Kiel Alevi Toplumu ise saldırının sıradan bir vandallık olmadığını belirterek, olayın siyasi saiklerle gerçekleştirildiğini ve yalnızca mezarlara değil, Almanya'daki tüm Alevi toplumunun güvenlik duygusuna yönelik bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.
Sivas ve Maraş Katliamlarına Gönderme
Saldırının, 2 Temmuz 1993'te yaşanan Sivas Katliamı'nın yıl dönümünden hemen önce gerçekleşmesi dikkat çekti.
Sivas'ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin radikal dinci gruplar ve saldırgan kalabalık tarafından ateşe verilmesi sonucu 35 kişi yaşamını yitirmişti.
Haberde, katliamın hukuki ve siyasi açıdan tam anlamıyla aydınlatılamadığı, bazı faillerin Almanya'ya iltica ettiği ve hayatını kaybedenlerin yakınlarının hâlâ adalet beklediği belirtildi.
Öte yandan, mezarların kırmızı boyayla işaretlenmesi, 1978 Maraş Katliamı öncesinde Alevilere ait evlerin kırmızı işaretlerle hedef gösterilmesini de hatırlattı. Bu nedenle saldırının Alevi toplumu açısından tarihsel bir tehdit sembolü taşıdığı değerlendiriliyor.
Alman Makamları: En Büyük Aşırı Sağ Yapılanmalardan Biri
WELT gazetesinin haberine göre Alman güvenlik makamları, Bozkurt hareketini ülkedeki en büyük aşırı sağ yapılanmalardan biri olarak değerlendiriyor.
Resmî değerlendirmelerde hareketin ideolojisi;
* Türk milliyetçiliğini üstün gören,
* Irkçı ve dışlayıcı söylemler kullanan,
* Otoriter lider kültünü benimseyen,
* Kürtlere, Alevilere, Ermenilere ve Yahudilere yönelik düşmanlık içeren,
* Sol ve liberal görüşlü Türkleri hedef alan bir yapı olarak tanımlanıyor.
Araştırma: İslamcı-Milliyetçi Eğilim Güçleniyor
Salı günü yayımlanan araştırmaya göre hareket içinde laik milliyetçi çizgiye kıyasla dini referansları öne çıkaran İslamcı-milliyetçi anlayış giderek güç kazanıyor.
Terörizm araştırmacısı Miriam Uludoğan-Heß ile siyaset bilimci Maida Ganević tarafından hazırlanan çalışmada, antisemitizmin hareket içinde tarihsel bir unsur olmaktan çıkmayıp günümüzde de temel propaganda araçlarından biri olmayı sürdürdüğü ifade edildi.
Araştırmada ayrıca;
* Batı ve İsrail'in ortak düşman olarak gösterildiği,
* Antisemitik söylemlerin dini ve milliyetçi motiflerle desteklendiği,
* Türkiye'de bu söylemlerin daha açık şekilde dile getirildiği,
* Almanya'da ise daha örtülü ifadeler kullanıldığı,
* Ancak içerik bakımından iki ülkedeki söylemlerin büyük ölçüde benzer olduğu belirtildi.
Hareketin Almanya'daki Kendi Dinamikleri
Araştırmacılar, Bozkurt hareketinin Almanya'daki varlığının yalnızca Türkiye'den taşınan siyasi etkilerle açıklanamayacağını vurguladı.
1960'lı yıllarda başlayan işçi göçüyle birlikte Türkiye'deki siyasi kimliklerin Almanya'ya taşındığı belirtilirken, Almanya'da yaşanan ayrımcılık, dışlanma ve uyum süreçlerinin de hareketin gelişmesinde önemli rol oynadığı ifade edildi.
Araştırmaya göre Türk aşırı sağı, Almanya'da zamanla kendi dinamiklerini oluşturarak kalıcı bir yapılanmaya dönüştü.
Hükümet Verileri: 13 Bin 500 Kişiye Ulaştı
Alman hükümetinin Yeşiller Partisi'nin soru önergesine verdiği yanıta göre, 2025 yılı itibarıyla Almanya'daki organize Ülkücü hareketine bağlı kişi sayısı 13 bin 500 olarak hesaplandı.
Bu rakam, bir önceki yıla göre 600 kişilik artış anlamına gelirken şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sayı olarak değerlendiriliyor.
Verilere göre;
* 10 bin 500 kişi üç büyük çatı kuruluşu bünyesinde faaliyet gösteriyor.
* 3 bin kişi ise herhangi bir kurumsal yapıya bağlı olmadan "serbest çevre" içerisinde yer alıyor.
Silah Kültürü ve Paramiliter Faaliyet İddiaları
Alman hükümeti, sosyal medya üzerinden Bozkurt sempatizanlarının silahlarla fotoğraf paylaştığını ve tehdit içerikli gösteriler düzenlediğini belirtti.
Resmî değerlendirmelerde;
* Hareket içinde silahlara ilginin yaygın olduğu,
* Savaşçılık ve güç gösterisinin önemli bir değer olarak sunulduğu,
* Bazı kişilerin Almanya dışında paintball sahalarında paramiliter eğitimi andıran faaliyetler gerçekleştirdiğine ilişkin güvenlik birimlerine bilgi ulaştığı ifade edildi.
Siyasi Tartışmalar Sürüyor
Yeşiller Partisi milletvekili Marlene Schönberger, hareketin büyümesine rağmen hükümetin aşırı sağla mücadele kapsamında yürütülen bazı önleme ve radikalleşmeyle mücadele programlarını sonlandırmasını eleştirdi.
Schönberger, özellikle Türk aşırı sağını izleyen uzman kuruluşlara verilen desteğin kesilmesini yanlış bulduklarını belirterek bu kurumların uzun vadeli olarak desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Yeşiller Partisi Meclis Grup Başkanvekili Irene Mihalic ise İçişleri Bakanlığı'na Bozkurt hareketi hakkında örgüt yasağı seçeneğini ciddi şekilde değerlendirme çağrısı yaptı. Mihalic, hareketin özellikle Kürtler, Yahudiler ve Aleviler açısından tehdit oluşturabileceğini savundu.
Federal hükümet ise olası bir yasak sürecine ilişkin prensip gereği kamuoyuna değerlendirme yapmadığını açıkladı.
Haberde ayrıca, Alman Federal Meclisi'nin 2020 yılında Bozkurt hareketinin yasaklanmasına ilişkin Sol Parti ve AfD tarafından verilen önerileri reddettiği hatırlatıldı.
WELT gazetesinde yer alan habere göre Alman güvenlik kurumları ve uzmanlar, Bozkurt hareketini Almanya'nın en büyük aşırı sağ yapılanmalarından biri olarak değerlendiriyor.
Son araştırmalar, hareketin hem üye sayısı bakımından büyümeye devam ettiğini hem de dini-milliyetçi söylemlerin daha belirgin hâle geldiğini ortaya koyarken, antisemitizm ve çeşitli azınlıklara yönelik düşmanlığın ideolojik yapının önemli unsurları arasında yer almaya devam ettiği belirtiliyor.
Öte yandan Almanya'da siyasi partiler arasında hareketle nasıl mücadele edilmesi gerektiği konusunda görüş ayrılıkları sürüyor. Bir kesim önleme ve eğitim programlarının güçlendirilmesini savunurken, diğer kesim ise örgütün tamamen yasaklanmasının değerlendirilmesini istiyor.