ALMANYA

Yazar Fikret Güneş: Maraş katliamıyla yüzleşmeden barış asla olmaz

19–26 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş’ta, ırkçı ve mezhepçi faşist saldırganlar tarafından gerçekleştirilen katliamda, yüzden fazla Alevi ve demokrat hunharca katledildi. Kuzey Duisburg Alevi Toplumu, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri 47. yılında düzenlenen bir etkinlikle andı.

Alirıza Güler, Duisburg

Almanya’nın Duisburg kentindeki Alevi Kültür Merkezi’nde, yazar Fikret Güneş’in de katılımıyla bir anma toplantısı düzenlendi. Toplantının açılış konuşmasını yapan dernek başkanı Düzgün Küçükdoğan, Maraş Katliamı’nın yalnızca bir yer ya da geçmişte kalmış bir olay olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Maraş bir şehir, bir olay, bir acı hatıra değildir. Maraş, kapısına çarpı işareti atılan evlerdir; çocukların sığınacak yer aradığı yerdir. Maraş, fırınlarda yakılan insandır. Maraş, kadınların ‘beni sen öldür, katillerin eline verme’ dediği yerdir.”

Unutmak ihanettir

Maraş’ın planlanmış bir katliam olduğunu söyleyen Küçükdoğan, devletin yaşananlara seyirci kaldığını belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Öldürülenlerin feryadını duyan olmadı. Sonra unutturmaya çalıştılar, ‘geçti’ dediler. Oysa bilmedikleri bir şey var: Aleviler acıyla yaşamayı bilir ama asla unutmaz. Unutmak ihanettir. Biz Maraş’ı burada anıyoruz çünkü adalet sağlanmadı, failler hâlâ korunuyor. Katliamlarla yüzleşmeden barış asla olmaz.”

Güneşin Ağladığı Gün

Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programı için hazırlanan ve Maraş Katliamı’nı anlatan belgeselin de gösterildiği anma etkinliğinde, “Güneşin Ağladığı Gün – Maraş 78 Katliamını Yaşayanlar Anlatıyor” kitabının yazarı Fikret Güneş bir sunum yaptı. Güneş, katliamı bizzat yaşayanların tanıklıklarına dayanarak acı dolu hikâyeleri paylaştı.

Kitabında, “Tarihle yüzleşmeyen ülkeler ne yazık ki aynı trajediyi tekrar tekrar yaşıyor” ifadelerine yer veren Güneş, Maraş kitabının bir vicdan hesaplaşmasından doğduğunu söyledi.

Güneş, Maraş Katliamı’nın darbeye hazırlık amacıyla organize edildiğini belirterek, “Bugün yaşadıklarımızın büyük bölümü 12 Eylül 1980 darbesinin günümüze kalan mirasıdır. Maraş ne ilktir ne de sondur. Eğer bu katliamlarla yüzleşebilseydik, hesap sorabilseydik, belki bugün Lazkiye’de yaşanan Alevi katliamları da olmazdı” dedi.

Hak ettiler, biz görevimizi yaptık

Güneş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye toplumunda bu hesaplaşma ve yüzleşme olmadığı için bugün Maraş’ta katledilenleri anmaya giden insanlar, o gün henüz doğmamış kişilerin saldırısına uğruyor. Türkiye’de başka bir zihniyet işliyor; ‘Bunlar bunu hak etti, biz görevimizi yaptık’ diyerek bununla gurur duyuyorlar. Oysa yaşadığımız ülke Almanya’da başbakanlar, Yahudi Soykırımı Anıtı önünde diz çökerek özür diledi.”

Alevi anası Fikriye İzci’nin hayatını kaybedenler için ağıt yaktığı, Maraş Katliamı’nı yaşamış tanıkların da bizzat katıldığı anma toplantısına; sanatçılar Azat Çiçek, Yurdagül Güneş Tutmaz ve Hasan Abacı deyiş ve ezgileriyle katkı sundu.