Merdan Yanardağ, iddianamenin gazeteciliği, siyasal eleştiriyi ve muhalefeti suç haline getirmeye çalıştığını savunarak, ‘Gazetecilik yaptığım için yargılanıyorum’ dedi.”
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kampanya direktörü Necati Özkan, iş insanı Mahir Gün ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Soruşturma kapsamında iş insanı Hüseyin Gün, 4 Temmuz 2025’te “casusluk” iddiasıyla tutuklanmış, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin ardından 27 Ekim 2025’te Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ tutuklanmıştı. İddianame ise 18 Şubat 2026’da kabul edilmişti.
“Silivri’den bu ülkeye bir Cumhurbaşkanı çıkacak”
Duruşmada savunmasına sabah saatlerinde başlayan Merdan Yanardağ, bir önceki gün Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı savunmaya atıfta bulunarak, “Dün kısa süre sonra bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını dinledik. Kendisine de söyledim; Silivri’den bu ülkeye bir Cumhurbaşkanı çıkacak” dedi.
Yanardağ, iddianamenin demokratik hakları hedef aldığını savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Demokrasi, demokratik hak ve özgürlükleri, temel vatandaşlık haklarını suç sayan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Seçimlere katılmayı, seçim kazanmayı, televizyon yayını yapmayı ve siyasal eleştiriyi suç saymaya çalışıyor.”
“Gazetecilik yaptığım için yargılanıyorum”
Savunmasında geçmişte hakkında açılan davalara da değinen Yanardağ, “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla tutuklandığını, daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı verdiğini hatırlattı.
Yanardağ, Abdullah Öcalan’ın avukatları ve ailesiyle görüşebilmesi gerektiğine ilişkin açıklamaları nedeniyle tutuklandığını belirterek şunları söyledi:
“Bir yıl sonra çözüm süreci başladı. Devlet ya benden özür dilemeli ya da Devlet Bahçeli’yi tutuklamalıdır. Çünkü Bahçeli, ‘Öcalan Meclis’e gelsin konuşsun’ dedi.”
“İddianame yalanla başlıyor”
Savunmasının önemli bölümünü iddianameye ayıran Yanardağ, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Hüseyin Gün’ün sözlerinin çarpıtıldığını öne sürdü.
İddianamede kendisinin “suçların basın ayağında yer aldığı” yönündeki ifadeye dikkat çeken Yanardağ, “Hüseyin Bey böyle bir şey söylemedi. İfadesinde yok. Kayıtlarda yok. Buna rağmen yandaş medya tarafından ‘itirafçı oldu, casusluğu itiraf etti’ şeklinde yayın yapıldı” dedi.
Yanardağ, savcılığın iddianamede gerçeğe aykırı değerlendirmelere yer verdiğini savunarak, “Türkiye Cumhuriyeti’nin savcısı nasıl böyle bir ifadeyi buraya koyabilir?” diye konuştu.
“Spor olsun diye casusluk yapmışız”
İddianamenin son bölümünü de eleştiren Yanardağ, casusluk suçlamasının somut hiçbir delile dayanmadığını ileri sürdü.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Can Tuncay’ın imzasını taşıyan iddianamede, “casus ile bilgi aktarımı yapılan taraf arasında anlaşma bulunmasının şart olmadığı” yönündeki değerlendirmeye tepki gösteren Yanardağ şöyle konuştu:
“Yani spor olsun diye casusluk yapmışız. Gazetecilik yaparken canım sıkılmış, ‘Biraz da casusluk yapayım’ demişim gibi bir tablo çiziliyor.”
“Bu dava siyaseti yasaklamaya çalışıyor”
Yanardağ, iddianamenin muhalefeti hedef aldığını öne sürerek, seçimlerde bir adayı desteklemenin suç sayılamayacağını söyledi.
“Ekrem İmamoğlu’nu desteklemek ne zamandan beri casusluk faaliyeti oldu? Bu iddianame siyaseti yasaklamaya çalışıyor. İktidara karşı siyaset yapmayı suç haline getirmeye çalışıyor.”
İddianamenin ileride “içtihat oluşturma” amacı taşıdığını iddia eden Yanardağ, bunun “dikta hukuku yaratma girişimi” olduğunu savundu.
“Canlı yayında casusluk romanı yazmışlar”
TELE1 yayınlarının delil olarak dosyaya konulmasına da tepki gösteren Yanardağ, bir televizyon programı üzerinden “algı operasyonu” yaptığı iddiasını reddetti.
“Dünyanın hiçbir yerinde canlı yayında televizyon kanalı aracılığıyla casusluk yapıldığını görmedim. Hangi gizli belge ele geçirilmiş? Hangi devlet sırrı açıklanmış?”
Yanardağ, iddianamenin “soğuk savaş dönemi anlayışıyla hazırlandığını” savundu.
“Operasyonun amacı TELE1’e el koymak”
Savunmasının sonunda TELE1’e yönelik kayyım ve satış girişimlerine dikkat çeken Yanardağ, soruşturmanın temel amaçlarından birinin TELE1’i susturmak olduğunu öne sürdü.
“Tele1, gazetecilerin kurduğu ve yönettiği bağımsız bir medya kuruluşu. Bu operasyonun amaçlarından biri Tele1’e el koymak ve bizi susturmak.”
Yanardağ’ın savunmasının ardından avukatlarının beyanlarına geçildi. Duruşma devam ediyor.




