Türk Basını sınavda!



Sevgili okuyucular,

Türk basını sınavda! Ülkemizde bilindiği gibi görsel ve yazılı basının dosyası yeterince kabarıktır. Türk Basın tarihinde sistemle bütünleşme, iktidar sahibi güçlerle birlikte sisteme adapte olma sıradan vaka olarak algılanmaya başlanmıştır.

Bütün bunlar yapılırken, halkın doğru haber alma, habercilik ilkeleri, basın ahlakı gözetilmemektedir. Gazete, Televizyon ve sosyal medyadaki haber portallarının genel yayın yönetmenleri, köşe yazarları, haber aktaran muhabirleri, gazeteci değil de, devletin, sistemin kolluk güçleri gibi davranmayı yeğlemektedirler.

Bu gelişmeleri son olarak başta İstanbul olmak üzere ülkemizin birçok ilinde polis ve çevik kuvvet ekiplerinin yaptıkları operasyonlarında da, bir kez daha yaşadık.

Geçtiğimiz hafta sonunda, DHKP/C çevresine yönelik operasyonlarda, basın kurumları sanki polis hafiyesi gibi davranmaktan kendini alamamıştır. Sadece polis hafiyeliğini yeterli görmeyen, Türk boyalı ve görsel medyası, aynı zamanda kendini yargı kumlarının yerine koyarak, ‘infazlarını da’ yapmaktan kaçınmamışlardır.

Yaptıkları haberlerin, hiçbir yetkili kurum tarafından onaylanmadığı bilinmesine rağmen, sistem yanlısı ve ideolojik haber yapmalarını, ‘devlet aklına’ uygun davranmalarını, basın ahlakının neresine koyacaklardır.

Gözaltına alınanların önemi bir bölümünün, hukuk insanı, avukat olmalarını gözlerden uzak tutularak, ‘terör’ suçlusu muamelesi görmesini sağlayan basın, nasıl tarafsızlığını koruyacaktır.

Birileri tarafından, yazılı ve görsel basına sızdırılan ve henüz polis ve yargı kurumları tarafından dahi, doğruluğu onaylanmayan, yayınları neden, neye dayanarak yaptınız?

Basın eğitiminde temel prensip olan 5 N 1 K Ne,Nerede,Ne Zaman,Nasıl,Niçin,KİM haber yazılarında olması gereken bir kuraldır.

Basın duyuruları, 5 N + 1 K kuralına göre yazılır. 5 N + 1 K; ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden ve kim sorularının kısaltılmış biçimidir.

‘’Verilmek istenen mesaj önceden belirlenmeli ve basın duyurusu o çerçevede 5 N + 1 K kuralına göre şekillendirilmelidir. Basın duyurularında hukuki ve teknik terimler gerektiği kadar kullanılmalı, bilgi karmaşası yaratılmamalıdır. Basın duyurularının, yazıyı okutacak, çarpıcı nitelikte ve bir cümleyi geçmeyecek uzunlukta bir başlığı olmalıdır. Duyuruların altında mutlaka o konuyla ilgili daha fazla bilgi alınacak kişinin adı, soyadı, görevi ve telefon numarası yer almalıdır.’’

Türk basının bu ilkelere, halkın haber alma özgürlüğüne ne kadar saygılı olduğunu terazinin kefesine koyduğumuzda, günahlarının ağır basacağını görmemek için ‘kör’ olmak gerekmektedir.

Türk basının, istisnalar dışında, sicili gerçekten yeterince kabarıktır. Yaşadığımız son kırk yıllık süreç Türk basınının sınav verirken sınıfta kaldığının kamuoyunca bilinmesidir. Giderek’ten, inandırıcılığını kaybetmektedir. Sorunlara, ‘devlet aklı’ ile yaklaşmaktadır. Ortak akılı kullanmaktan uzak, ideolojik aklı, sisteme uygun olarak kullanmayı yeğlemektedir.

Sorunlara ideolojik yaklaşım, bir kurumunun prensipleri arasında olmamalıdır. Basın kurumları devlet, polis ve güvenlik kurumlarının verdiği, daha doğrusu, ‘sızdırdığı’ haberlere kuşkuyla yaklaşmak durumunda dır.

 Kaynağı belli olmayan haberlere yer vererek, manşet yaparak yayın yapılmaz. Sadece düzene, sisteme, iktidara payende ve yandaş olunur.

Bugün yaygın olan bir düşünce vardır. Toplumda yaygın olarak, ‘yandaş basın’  nitelemesi sadece bir sav’dan ibaret değildir. Bu yaygın anlayışı, basının kendi tavrı yaratmıştır. Bu ise basın açısından, ‘utanılacak’ bir durum olduğunu belirtmeyi uygun bulmaktayım.

Türk basını yeniden sınav aşamasındadır. Umarım geçmişten ders çıkarır, adam gibi habercilik ilkelerine uygun davranmayı yeğlerler.

21.01.13