Ülkenin Ciego de Ávila eyaletine bağlı Morón kentinde gece saatlerinde düzenlenen protestolarda, Komünist Parti’ye (PCC) ait yerel bir bina basıldı.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, göstericilerin binaya girerek evrak, bilgisayar ve mobilyaları dışarı taşıdığı ve ateşe verdiği görüldü. Camların taşlandığı anlar da kayıtlara yansıdı.
Resmî kaynaklara göre en az beş kişi gözaltına alındı. Bir eczane ve devlet zinciri Tiendas Caribe’ye ait bir mağaza da zarar gördü. Olaylar sırasında silah sesleri duyulduğu ve bir kişinin yaralandığı iddiaları ise henüz doğrulanmadı.
Cubaheute’nin aktardığı habere göre, Küba İçişleri Bakanlığı, protestoların başlangıçta elektrik kesintileri ve temel ihtiyaç sıkıntıları nedeniyle barışçıl şekilde başladığını, ancak daha sonra “vandallığa dönüştüğünü” açıkladı.
Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ise halkın tepkisinin anlaşılabilir olduğunu belirterek, bunun ABD’nin son dönemde sertleştirdiği enerji ablukasının sonucu olduğunu savundu. Díaz-Canel, şiddet ve vandalizmin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak sorumluların cezalandırılacağını ifade etti.
ABD baskıyı artırıyor
Küba’daki gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın ada ülkesine yönelik sert açıklamalarıyla aynı döneme denk geldi. Trump, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, “Küba’yı bir şekilde devralma onuruna sahip olacağımı düşünüyorum. İster kurtarırım ister devralırım. İstersem onunla ne istersem yapabilirim” dedi.
ABD basınında yer alan haberlere göre Washington yönetimi, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’in görevden ayrılmasını müzakerelerde temel hedeflerden biri olarak görüyor. Buna karşın mevcut sistemin tamamen tasfiye edilmesinden ziyade kontrollü bir geçiş planı üzerinde durulduğu öne sürülüyor.
Trump ayrıca Küba’yı “başarısız bir devlet” olarak nitelendirirken, ülkenin “hiç parası ve petrolü olmadığını” savundu.
Enerji krizi protestoları tetikliyor
Küba’da son dönemde yaşanan yaygın elektrik kesintileri ve yakıt sıkıntısı, halkın tepkisinin temel nedeni olarak öne çıkıyor. ABD’nin Venezuela’dan petrol sevkiyatını engellemesiyle birlikte kriz daha da derinleşti. Ülkede sık sık yaşanan geniş çaplı elektrik kesintileri günlük yaşamı ciddi biçimde etkiliyor.
Başkent Havana’da da mahalle sakinleri geceleri tencere-tava çalarak protestolar düzenlerken, üniversite öğrencileri yakıt krizi nedeniyle eğitimin aksamasına karşı eylemler yaptı.
Yaklaşık 10 milyon nüfuslu Küba, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Yüksek enflasyon, gıda ve ilaç kıtlığı ile altyapı sorunları ülke genelinde yaşam koşullarını zorlaştırıyor.
“İnsani kriz” uyarısı
Küba yönetimi ve uluslararası gözlemciler, ABD’nin yaptırımlarını “boğma politikası” olarak nitelendirirken, Birleşmiş Milletler ülkede insani kriz riskine dikkat çekiyor.
Tüm bu gelişmelere rağmen Havana ile Washington arasında temasların sürdüğü de doğrulandı. Küba hükümeti, protestolardan saatler önce ABD ile “ikili sorunların çözümü” için görüşmeler yapıldığını ilk kez açıklamıştı.
Ancak sahadaki protestolar ve Washington’dan gelen sert mesajlar, Küba’daki krizin kısa vadede daha da derinleşebileceğine işaret ediyor.