Sosyal medyaya dair notlar

Sosyal medyaya bakıyorum da kadını erkeği, yaşlısı genci fark etmeksizin herkes aşk acısı çekiyor, herkes ihanete uğramış, herkes aldatılmış, herkes sağdan soldan devşirme sözlerle bir isyankârlık içinde.

Ya paylaşılan filtreli videolara ne demeli?

Paylaşılan filtreli videolara bakınca sanırsın herkes Hollywood yıldızı, hepsi böyle zengin, konforlu bir hayat yaşıyor.

Erkekleri kurbağayı öpüp prense dönüştürecek yetenekte sanırsın, kadını ise yedi cücesiz Pamuk Prenses havalarında...

Herkes kötü, kendileri 10 numara, 5 yıldız, kusursuz tipler...

İyi de arkadaş, hepiniz mi iyisiniz, güzelsiniz, dürüstsünüz? Hiç mi hatanız yok, hiç mi yanlışınız yok? Hepiniz mi kusursuz, tertemiz, pürü pak paksınız?

Bir melankolizm, bir aşk erbabı, sevgi üstadı, bir dürüstlük abidesidir herkes; almış başını gidiyor.

Ben ömrümde bu kadar sahtekâr, vitrine oynayan insanı bir arada görmedim arkadaş!

Bu sosyal medya, ne kadar çapsız, düşük kalitede insan varsa onu göstermede gerçekten turnusol kâğıdı gibi.

Kibir, ukalalık, benmerkezcilik, egoizm, abartılı kişilikler, kendini Kaf Dağı'nın üzerinde, ulaşılmaz göstermeler, daha neler neler...

Bir de akıl verenler var; yok aldatan kadın veya erkeğin bilmem kaç özelliği, işte gerçek aşk ve sevgi konusunda önermeler...

Bu akıl-zeka küpü tayfayı tanımlayacak bir kavram bende yok!

Ama bir şey var ki; o da insanların en geri yanlarına oynayan akıl tüccarlarıdır bunlar...

Hepsi buram buram kültürsüzlük, eziklik, cahillik ve çapsızlık kokuyor...

Sosyal medya bildiğiniz klinik vakalarla dolu tımarhaneye dönmüş, geçmiş olsun insanlık...