Rudaw’a konuşan kaynaklara göre, Abdi ve Şeybani konferansa ayrı ayrı resmi davetli olarak katıldı.
Zirve kapsamında gerçekleşmesi öngörülen görüşme, SDG ile Şam yönetimi arasında 29 Ocak’ta Suriye’nin kuzeyindeki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik imzalanan anlaşmanın ardından yapılacak ilk temas olacak. Bu nedenle görüşmenin, Kuzeydoğu Suriye’deki dengeler ve Kürt meselesi açısından kritik önemde olduğu belirtiliyor.
Öte yandan Münih’e gelen Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin de hem Dışişleri Bakanı Şeybani hem de Mazlum Abdi ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.
Gözler transatlantik mesajlarda
Avrupa güvenlik mimarisinin geleceğine ilişkin önemli mesajların verilmesinin beklendiği konferans, uluslararası düzenin “yıkım sürecinde” olduğu yönündeki tartışmaların gölgesinde başladı.
Konferans Başkanı Wolfgang Ischinger, Avrupa’nın Münih’te ABD’ye açık bir mesaj vermesi gerektiğini belirterek, Avrupalıların Washington tarafından “eşit bir ortak” olarak görülmek istediklerini net biçimde ortaya koymaları gerektiğini söyledi. Ancak konferansın yalnızca ABD Başkanı Donald Trump ve politikalarına odaklanmayacağını da vurguladı. Amaçlarının, ABD’ye dair daha bütünlüklü bir tablo sunmak olduğunu ifade etti.
Bu çerçevede, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio gibi hükümet temsilcilerinin yanı sıra Demokrat Parti’den ve Trump karşıtı isimler de Münih’e davet edildi. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ile Kongre üyesi Alexandria Ocasio-Cortez öne çıkan isimler arasında yer alıyor.
İran rejimi davet edilmedi
Konferansa 60’tan fazla devlet ve hükümet başkanının katılması beklenirken, İran rejimi temsilcileri davet edilmedi. Ischinger, İran’da son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından rejim temsilcileriyle “anlamlı bir görüşme zemini” oluşmasının beklenmediğini söyledi. Bunun yerine İran sivil toplumundan temsilcilerin davet edildiği, Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi’nin de konuşmacılar arasında olduğu belirtildi. Konferans dışında ise İran’daki özgürlük hareketine destek amacıyla geniş katılımlı bir dayanışma gösterisi planlanıyor.
Transatlantik ilişkilerin “onarım” ihtiyacının damga vurduğu zirvede, diğer başlıkların ne ölçüde öne çıkabileceği ise şimdiden tartışma konusu.