Mayıs koydum adını

Çünkü en çok sen yakışırsın dirilişe,
en çok sen bilirsin
toprağın kalbinden yükselen sesi.

Karanfiller konuşur o gün,
kırmızı bir hatıra gibi düşer zamana;
ve biz,
yemyeşil bir dünyanın eşiğinde
adlarınızı fısıldarız rüzgâra:
Deniz
yaşamın en engin hâli,
dalgaların yüreğe vurduğu çağrı.

İnan—
kardeşliğin en saf sözü,
insanın insana tuttuğu ışık.

Aslan—
dostluğun en gür sesi,
karanlığa karşı kükreyen umut.

Gökyüzü eğilir o an
ve mavisini bırakır denize;
işte tam orada
çıkar yola bizim çocuklar,
küçücük teknelerle
sonsuzluğa doğru.

Bir avuç düş,
bir avuç cesaret,
bir avuç yarın…

Ama büyür zamanla:
dalga olur, rüzgâr olur, çağ olur
ve çoğalır:
binlerce Deniz,
binlerce İnan,
binlerce Aslan!

Adlarınız yankılanır kıyılarda,
yürekten yüreğe geçer bir ateş gibi;
her biri bir gül bırakır
suyun sonsuzluğuna,
bir hatıra,
bir söz,
bir yemin gibi.

O inanmış duruşunuzla
zamanın karşısında dimdik,
bir aslan gibi kükreyerek
yazdınız adınızı gökyüzüne, sönmeyen bir yıldız gibi.

Ve biz biliriz:
hiçbir dalga silemez o izi,
hiçbir gece örtemez o ışığı.

Her 6 Mayıs’ta
toplanır zamanın kırık aynasında yüzlerimiz;
bir demet gül oluruz
aynı acının, aynı umudun içinde,
inançla.

Sonra akarız:
nehir oluruz, çoğalırız,
coşarız, taşarız
ve varırız okyanuslara,
sizin bıraktığınız yerden.

Adınız Deniz olsun,
çünkü yaşam sizden öğrendi derinliği.

Kardeşliğiniz İnan olsun,
çünkü bizler sizden öğrendik birbirimize tutunmayı.

Dostluğunuz Aslan olsun,
çünkü karanlık sizden öğrendi korkmayı.

Ve her Mayıs,
o fotoğraflardaki gülüşünüzle
yeniden kurulur hayat;
yeniden yeşerir umut
en kurak yüreklerde bile.

Siz
bir gün değil,
bir ömür değil,
bir çağ değil
siz,
her çağın Mayıs’ısınız.

Ve biz
her defasında yeniden
koyarız adınızı zamana:
Mayıs.