DÜNYA

BM raporu sonrası Karaahmetoğlu: "Netanyahu hükümeti hesap vermelidir"

SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi uzmanlarının İsrail'e ilişkin yayımladığı raporun uluslararası toplum tarafından ciddiyetle ele alınması gerektiğini belirterek, Netanyahu hükümetinin saldırı ve katliamlarına ilişkin iddiaların bağımsız biçimde soruşturulmasını istedi.

Karaahmetoğlu, savaşın başından bu yana sivillerin, özellikle çocukların hayatını kaybetmesine karşı ses yükselttiklerini belirterek, "Birleşmiş Milletler uzmanlarının hazırladığı bu rapor, dile getirdiğimiz endişelerin önemli ölçüde teyit edildiğini gösteriyor" dedi.

"Bir suç, başka bir suçu meşrulaştırmaz"

Raporda binlerce Filistinli çocuğun ölümünden İsrail hükümetinin sorumlu tutulduğu, çocukların hedef alındığı, alıkonulduğu, işkenceye maruz bırakıldığı ve çocuklara yönelik cinsel şiddetin sistematik bir baskı aracına dönüştürüldüğüne ilişkin değerlendirmelerin yer aldığına dikkat çeken Karaahmetoğlu, bu iddiaların uluslararası hukuk çerçevesinde kapsamlı şekilde araştırılması gerektiğini söyledi.

"Hamas'ın işlediği suçlar nasıl açıkça kınanıyorsa, İsrail hükümetine yönelik ciddi uluslararası hukuk ihlali iddiaları da aynı kararlılıkla araştırılmalıdır. Bir suç, başka bir suçu meşrulaştırmaz." ifadelerini kullandı.

"Almanya'nın da özel sorumluluğu var"

Raporda anlatılan olayların önemli bölümünün ateşkes sonrasında da yaşandığının belirtildiğini hatırlatan Karaahmetoğlu, Gazze'de çocukluğun geri döndürülemez biçimde yok edildiğine ilişkin tespitlerin son derece sarsıcı olduğunu söyledi.

Almanya'nın bu süreçte özel bir sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Karaahmetoğlu, Berlin yönetiminin İsrail'e silah sevkiyatlarını durdurmasını, mevcut iş birliği mekanizmalarını gözden geçirmesini ve uluslararası hukuk temelinde daha güçlü diplomatik baskı oluşturmasını savundu.

Açıklamasını, "Netanyahu hükümetinin eylemleri cezasız kalmamalıdır. Uluslararası hukuk herkes için geçerlidir. Çocukların hayatı söz konusu olduğunda hiçbir siyasi gerekçe sessiz kalmayı meşru kılamaz." sözleriyle tamamladı.