Bir garip ülke, Türkiye!

Bir garip ülkem, gazete sayfalarını, sosyal medya portallarını, TV yorumcularını izlediğimizde, karşımıza çıkan sonuç, bir ülke Türkiye çıkmaktadır.

Hukuk ayaklar altına alınmış, adalet duygusu kaybolmuş, mahkemelerin yargı kurumlarının yandaş ve iktidar organı gibi davrandığı, garip bir ülke, Türkiye!

Basın yayın organlar, görsel medya, yazılı gazeteler, bu kurumlarda görev almış eli kalem tutan, çenesi çalışan ama kendini iktidarın robotları gibi davranmaya adamış, aklını kiraya veren (birçok aydın ve yazarı tenzih ediyorum) ‘aydın’ müsveddesi zavallıların olduğu garip bir ülke, Türkiye!

Her sabah kalktığında, ‘günü nasıl kurtaracağım’ kaygısıyla politik yaşamına başlayan, hamaseti politik yaşamında, ‘kazanım’ olarak görüp yoluna devam eden, Parti liderleri, Milletvekilleri, politik aktörlerin, ‘değer’ gördüğü bir garip ülke, Türkiye!

Sarayların, gökdelenlerin, lüks dairelerin boy gösterdiği, buna paralel olarak rantın, rüşvetin, kamu mallarının hortumlamanın, hırsızlığın, talanın mevcut Saraylara, gökdelenlere, lüks dairelere paralel olarak at-başı yükseldiği, bir garip ülke, Türkiye!

Eğitim, ‘dindar ve kindar’ gençlik yetiştirmek amacıyla kurgulanmış, İmam Hatip okulları her mahallede, sokakta boy göstererek neredeyse, ‘cahil insanlar’ yetiştiren, tek tip insan üreten fabrikalara dönüşmüştür. Eğitim müfredatının yaz-boz tahtasına dönüştüğü,  PISA raporlarına göre, ‘’ Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) "2016 Tek Bakışta Eğitim" adlı yıllık raporunda, Türkiye, 38 OECD üyesi ülke arasında 35. sırada yer aldı.’’

Yüksek okullar, Üniversiteler bilim yuvası olmaktan uzak, ‘‘şeytanla mücadele edecek öğretim üyesinin arandığı’’ ‘’Hz Nuh’un oğlu ile cep telefonunda konuştuklarını’’ iddia eden garip yaratıkların yetiştiği, medreselere dönüştüğü, garip bir ülke, Türkiye!

Ekonomide enflasyon başını almış gidiyor, büyük bir kriz kapıda, pazar-çarşı da alış veriş el yakıyor.   

Savaş ekonomisinin revize edilerek toplumun gündemine getirilip, faizin, zammın, yabancı para cinsinden dövizlerin, altının değerinin ön görülemeyecek bir şekilde tırmanışa geçerek, geleceğin ekonomik olarak karanlık günlere gebe olduğu, garip bir ülke, Türkiye!

Kürtlerin, Alevileri, ötekileştirilen toplumsal güçlerin, muhalif olanların, ‘ekarte edilerek’ oyunun dışına çıkarılarak, ‘yok sayıldıkları’ baskı altında tutuldukları, işkenceye tabii kaldıkları, bir garip ülke, Türkiye!

Bütün bu olumsuzlukları gölgelemek için, iç ve dış sorunlarını barış ve sulh içinde çözmek yerine, savaş-ganimet şiarıyla ülkeyi ve komşu ülkelerle ilişkilerini çözümsüzlüğe sürükleyen bir iktidar ortaklığı ve tek adam diktatörlüğü, garip bir ülke, Türkiye!

Ülkemizin, ülkemiz insanlarının, toplumsal güçlerinin, en az, ‘yüzde elli’sinin’ bütün olumsuzluklar karşısında,  ‘‘ey vallah reis’im’’ diyerek, ‘sıralanan’ ve ‘oy veren’ bir garip ülke, Türkiye!

Saray, AKP-MHP ve BBP faşist ortaklığı, reis işaret, ‘buyurdu’ diyerekten, ‘sıraya dizilerek’ ana muhalefeti, yavru muhalefeti, boynu kalın, göbekleri burunlarına değen, ‘aydın’ müsveddeleri, bilumum garip yarattıklar. Savaş tam-tamları çalarak, komşu ülke Suriye topraklarında, oluşan küçük ama kendi-kendine yeten demokratik olgunluğa sahip olan Efrin topraklarına saldırmayı marifet zanneden, garip bir ülke, Türkiye!

Altını çizmemde yarar var. Bütün bunlara rağmen, onurlarını, kalemlerini, akıllarını kiraya vermeyen aydınlarımızın, yazarlarımızı ve onlarla yan-yana, omu-omuza duran toplumsal güçlerimizin cesareti takdire şayandır.

Efrin, (afrin) toplumsal güçleri, IŞİD, El Nusra, El Kaide gibi cani, kafa kesen, insanların ciğerlerini, yüreklerini sökerek, yeme, ‘becerisi’ gösteren cinayet şebekelerine karşı kahramanca direnerek, topraklarını, onurlarını savunan insanların, toplumsal güçlerin yaşadığı toprak parçasıdır. Bu insanlar, toplumsal güçler, kendi topraklarını, ÖSO gibi El Kaide, El Nusra, IŞİD artığı gülerle birlikte hareket eden, işgalci güçlere karşı direnerek, Sarayın, AKP-MHP ve BBP faşist ortaklığının hamlesinde boşa çıkaracaklardır.

Türkiye demokrasi güçleri, Efrin demokratik yönetimi ve toplumsal güçlerinin birlikte faşizme karşı omu-omuza duruşları, bir garip ülke, Türkiye’yi, normalleştirmeye yönelik bir yolun açılmasını sağlayacaktır.  

Bir sonraki yazımda buluşmak üzere,

28 Ocak 2018    Aliekber Pektaş