BAĞDAT ÇOCUĞU´NUN DESTANI

"ABD´nin, özellikle AKP kurmaylarını kafakola alıp, kışkırtıp, komşu ülke Suriye´ye saldırtmak, Irak için başaramadığı ve döktüremediği müslüman kanını Türk Ordusu´na Suriye´de döktürmek için büyük mesainin harcandığı, ülkemize kışkırtıcıların birinin gelip, diğerinin gittiği bugünlerde, ileride öksüz ve yetim kalabilecek Şam ve Halep çocukları için acılı destanların yazılmaması dileğiyle

                                                                                

                                                                                                                               BAĞDAT ÇOCUĞU´NUN DESTANI
´nı yayınlıyoruz."

Ben kara gözlü,

Ben kara benizli bir Bağdat çocuğuyum,

Yarı çıplak ve yalın ayak,



Başı kabak, sepet elde,


 Bağdat sokaklarında

Dolanırım, gündüzleri ben.




***************************

Dedem Saddam kurbanı,

Kemikleri toplu mezarda.

Babam mı?

Bin Ladin neferi iken,

Üçgen´de kayboldu..

******************************

Annem, hasta ve cılız,


Dayım Ebu Gireyb´te çıplak sürünür,

Oğlu da Guantanamo´da tutsak,

Ben se Bushzede, ben kimsesiz.



*****************************

Kaçırınca hurmanın dibinde,

Viskiyi sıcak matarasından

Biraz fazlaca,

Bush´un askeri;



********************************

Köle torunu eski Afrikalı.

Badem gözlü Uzak Asyalı,

Soluk benizli, Eski ve Yeni  Avrupalı,

Yeni Dünya´dan – okyanus aşırı atsız gelen,

Tarihin en güçlü ve son Haçlı sürüsü,

İstila ettiler vatanımı.



************************************

Camii köşesinde, tarlada, terasta,

Testisi ile çeşme başında,

Tak, tak!

Her kurşun bir can,

İşte o kadar.



************************************

Şorlayan kan ince derecik olur.

Papucun teki karşı kaldırımda,

Fistanı savrulmuş,

Dipçik izinden tanınmaz

 Nar çiçeğidir yüzü.

Başında çifte örgüsü

Kızıla boyanmış.



**************************************

Ben, kara gözlü bir Bağdat çocuğuyum,

Bombalar patlar bele sarılı.

Savrulur; kol, bacak,

Göz kurşun gibi fırlar.

Dinamit yüklü kamyonlar,

Ve ölen hep ve hep karabenizliler!



******************************************

Dağılan bedenler görürüm.

Görür, yaşar ,

 Ve de büyürüm bir gün.

Elbet bir gün, 

Büyürüm ben de bir gün. 



*****************************************

Ben Mezapotamya´da,

Aşağıda ve de Yukarıda hep ilk olmuşum.

Gılgamış olup destan yazmışım.

Hammurabi olup, kanun koymuşum.

Çamura ilk yazıyı yazan Sümerim ben.



*******************************************

 Babil olmuşum, Asur olmuşum.

 Asma bahçelerim olmuş.

Eskimiş medeniyetleri yıkıp,

Kuleler kurmuşum.



********************************************

Sonra da geceleri üstüne çıkıp,

Tanrı´ya kollarımı uzatmış,

Gece vakti çalmışım ayı güneşten,

Okumuşum avucumda.

Ve seyretmişim Mezapotamya´yı

Uçan halıda, bağdaş kurup.



******************************************

Bağdat´tan çalar saat göndermiş,

Zamanı öğretmişim.

Endülüs´ten ilim ve sağlık saçmışım,

 Karanlık Avrupa´ya.



********************************************

1001 Gece Düşlerimi yaşarken, 

Ortadoğu´da, Endülüs´te,

Balkan´da ve dün Bosna´da 

Kuzular gibi boğazlanmış,

Büyük istilalar görmüşüm.



*******************************************

Hep kıskanmışlar ve

Ateşe verip, benzin´siz yakmışlar,

 Medeniyetlerimi, kitaplarımı.

Sonra halife olup, keyif çatmışım.

Seyretmişim rakkaselerimi tepsi içinde.



***********************************************

Dizime oturtup fal okutmuşum.

Ardından da avunmuş ve avutmuşum.

Dönen başım, mahmur gözlerim,

Cehaletin koynuna girip,

Reddetmişim medeniyeti ve yeniliği.



**********************************************

Zevki yaşamışım yitik asırlarda.

Uyumuş ve dipçikle uyanmışım.

Kandilim kör, ışıklarım söndü.

Hesaplarım yanlış dönüyor artık Bağdat´tan.

Dostlarım, kervanlarım da gelmez oldu.

Göçmen kuşlarımı ürküttü Haçlılar.



**********************************************

Akşamları geç dönerim,

Çatısı hurma yapraklı sefil, çardak evime.

Yırtık hasır yatağımda uyurum ben.

Düşer, tökezlenir kardeşlerim karanlıkta

Düşerler üstüme üstüme.

 Bana, kaybettiğim medeniyeti vaat ettiler.

Şimdi karanlıkla cehaleti yaşıyoruz.

Ve de hastalık ile kıtlık.



**********************************************

Ölür bebelerimiz yaşına girmeden.

Biz çok severiz sepette suya batırılmış,

Kuru Amerikan ekmeğini.

Dünya kendi keyfinde.

Falluca yerle bir,

Tıpkı Cezayir katliamı gibi.

Dünya çağdaş, dünya kör.

Dünya adil, sağır ve de dilsiz.



******************************************

Anadolu´da doğup, Basra´ya koşanım var.

Hem de coşkun, coşkun.

O´na eşlik ederim tek papucum elimde,

Toprağımı yara yara. 

Suyu kâh kızıl, kâh mürekkep akmış

Tarih içinde Dicle´min.

Bilmem kaç milyon varil



Sağılır günde,





*******************************************

                                                                   



Toprağımın berekelti memelerinden

Bana ışık vermeyen,beni ısıtmayan



Islak kara cevherim

İzbemizde kandilimiz  sönmüş.



*******************************************

Kaderimi paylaşmışım,

Halepçe´de, kucakta can veren bebek,

Vietnam´da yanan,

Hiroşima´da kavrulan küçük kız ile.



*****************************************

Ben, güneyde ve batıda  Arap,

Hem Sunni ve de Şii.

Kuzeyde Kürt ve de Türkmen,

Doğu´da Acemim.

Ben, vatanı işgal edilmiş,

 Mazlum bir dünya çocuğuyum.



*******************************************

Ortadoğu, Ortadoğu!

Küçüğü de Büyüğü de zifiri karanlık.

Bekle, bekle ben büyüyorum.

Yarın, belki güneş erken doğacak.

Yitirdiğim medeniyete ulaşıp,

Yine bir gün Batı´ya,

Doğu´dan ışık vereceğim, el vereceğim.

 

Remzi UYSAL  /  Lübeck,

 



- - - -