Almanya'dan ve Avrupa'dan Türkiye'nin halleri

Almanya'nın ve komşularının gündeminde neler var?

Almanya'da yaşayan bizler, Alman medyası ve siyasilerinin bir bölümüyle Türkiye'deki siyasi gündemi günü gününe takip ediyoruz. Gelen haberler, görüntüler hiç iç açıcı değil. Sezen Aksu’nun "dilinin koparılması", muhalif gazeteci Sedef Kabaş’ın bir atasözü söylediği için hapse atılması burada manşet haberler oldu. Tek bunlar olsa İstanbul yoğun kar yağışına maruz kaldığı akşamda Ekrem İmamoğlu'nun İngiltere Büyükelçisiyle yemekte buluşması Mobese kameralarına takılıyor ve medyaya servis ediliyor, İstiklal ceddesinde söyledikleri parçaların içerisinde illegal unsurlar, propaganda bulunmayan Kürtçe şarkılar söyleyen gençlere müdahale ediliyor. Sonra da gözaltındayken fiziki ve sözlü şiddete uğradıkları iddiaları toplumsal barışı dinamitleyen müdahaleleler olarak görülebilir.

Oysaki müzik, şiir evrenseldir. Bırakın yapsın o gençler müziklerini, dışlama, aşağılama, yok saymalar, inkarlar işte bu gençlerin bazılarını ‘’ dağa’’ çıkarıyor., toplumu bölüyor, ayrıştırıyor. Atamasını bekleyen 28 yaşındaki bir öğretmen adayı Şanlıurfalı genç öğretmen kardeşimiz intihar ediyor.

Yine Atatürk Havalimanı'nın pistlerinin üstüne yapılan hastanelerde burada Der Spiegel dergisine, Die Zeit, Die Taz, gazetelerine, Deutsche Welle , 1. Kanal ARD’ye, 2. Kanal ZDF’e ve daha bir çok medya organlarına konu oldu, yeni Havalimanı'nın çöken kargo bölümü, yerlerde yatan insanlar da.

En son ise, CB Erdoğan'ın dünkü Trabzon mitinginde eline mikrofon verilen 9-10 yaşındaki çocuğun ‘’ Kılıçdaroğlu, bir hain, hain ‘’ sözleri.

Bu arada unutmayalım AKP nin binlerce kişiden oluşan kişilk Trol ordusu da CHP Genel Başkanı tarafından deşifre edildi. Bu adamlara kişi başı her ay 5 ila 8 bin TL arası maaş verildiği iddia ediliyor. Görevleri ise yalan haber, iftira yaymak, muhaliflere sosyal medyada küfür etmek.

Bu arada bağımsız bir kanal olan benimde gönüllü olarak Düsseldorf muhabirliğini yaptığım TELE 1 TV nuna ve duayen gazeteci Uğur Dündar’a verilen yasaklar, maddi ağır cezalar artık insaf ve vicdanları sızlatıyor.

Yeni bu CB sisteminin yani tek adam rejiminin icraatlarıyla ülke ve insanları batıda inanılmaz itibar kaybı yaşıyorlar. Bu nedenle buradaki insanlarımız dairelerde, sokaklarda, işyerlerinde farklı muameleler ve sorularla karşı karşıya kalıyorlar. Size ülkenizin değeriyle orantılı bakılıyor, muamele görüyorsunuz.

Ülke demokraside, insan hakları konusunda, medyanın özgürlüğü konumunda bir türlü sıçrama yapamıyor, 20. Yüzyıla sıkıştı 21. Yüzyıla geçemiyor çağın geçişini yapamıyor yani.

Var olan 20 yıldır ülkeyi yöneten ve hayli yıpranan AKP hükümetinin tüm bu telaşları, yanlışları belkide son kamuoyu yoklamalarında kendi İttifaklarının diğer Millet İttifakının gerisinde kalmasından da kaynaklanabilir.

Türkiye’de halk zamlardan bezmiş durumda faturalara isyan büyüyor, birçok çocuklu aile artık evlerini tam ısıtamıyor. Bu nasıl bir düzen, nasıl bir sosyal devlet?. Yandaşlarını daha da zengin etmek için fakir, takatsız kalmış vatandaşlarından IBAN isteyen tek hükümet olarak hafızalarda kalacaktır bu AKP-MHP ittifakı.

Bana her hafta Türkiye'den buralara göçmrk, gelmek isteyen farklı meslek gruplarından en az 20 elektronik posta geliyor. Keza yine hiç tanımadığım insanlar çok büyük maddi kriz yaşadıklarını, kiralarını ödeyemediklerini parasızlıktan evlerindeki koltuk takımnlarını satışa çıkarttıklarını söyleyip maddi yardım istiyorlar. Bu çok üzücü kahredici bir durum. Ülke bu hale nasıl geldi olacak iş değil.

Tüm bu yaşananlar bize Karl Marx’ın "Benden sonra tufan, her kapitalistin ve her kapitalist ülkenin parolasıdır’’ sözünü hatırlatıyor!

Yani Almanya’dan Türkiye hiç iyi görünmüyor.

Yaşadığımız Almanya’ya, Avrupa’ya dönecek olursak burada gündem gerçekten çok farklı , Almanya Türkiye’nin ‘’ hızını ‘’ asla yakalayamaz bence.

Almanya’da ve Avrupa'nın diğer bazı ülkelerinde ise son günlerde şunlar kayda değer olaylardır diyebiliriz;

Başkent Berlin'de Birlik 90/ Yeşillerin Parti Kongresi vardı

Yeşiller, dün dijital olarak gerçekleştirdikleri parti kongrelerinde yeni parti liderleri olarak Ricarda Lang ve Omid Nouripour'u seçtiler

Parti tarihinin en genç lideri, ikinci kez de bir Müslüman kökenli: Lang ve Nouripour, yeni hükümette dışişleri ve İklimleri koruma/ekonomi bakanları olan eski eş başkanlar Annalena Baerbock ve Robert Habeck'in yerini aldılar.

Yeşiller'in yeni parti liderlerinden 28 yaşındaki Ricarda Lang hukuk okumuş ama bitirememiş partinin sol kanadından, 46 yaşındaki İranlı 1988 de Almanya‘ya gelen eski bir mülteci ailenin çocuğu olan Nouripur ise Alman Filolojisi ve politik Bilim bölümleri okumuş Realpolitikacı.

Lang, kullanılan oyların yüzde 75,93'ünü alarak birinci seçildi; 552 delege evet, 137 delege hayır ve 38 çekimser oy kullandı. Seçim sürecinin devamında, Nouripour iki rakip Mathias Ilka ve Torsten Kirschke'ye karşı kullanılan 752 oydan 621'ini alarak galip geldi. Delegelerin yüzde 82,58'ini ikna etti.

Rheinland-Pfalz‘ da iki Polis memuru öldürüldü

Almanya’da trafik kontrolü yapan birisi 24 yaşında kadın diğeri ise 29 yaşında erkek iki polis memuru vurularak öldürüldü

Pfalz'ın Kusel ilçesinde, trafik kontrolü sırasında iki polis memuruna ateş saçıp öldüren Failler firardaydı ama şimdi gelen son dakika haberine göre bir kişi yakalanmış ve polis başka kişilerin de bu olaya karışmış olabileceğini düşünerek soruşturmasına devam ediyor. Eyalet Başbakanı Malu Dreyer eyalette bayrakları yarıya indirip yas ilan etti.

Rusya-Ukrayna krizi

Almanya'nın Ukrayna'ya silah sevkiyatı için konuşan Christoph Heusgen Güvenlik konferansının yeni başkanı Christoph Heusgen, federal hükümetin silahlara hayır diyerek işi çok kolaylaştırdığın, basite indirgediğini söylüyor. Silahlar da İsrail'e ihraç edilmektedir.

Koronavirüs

Korona Krizini yöneten RKI ( Robert Koch Enstitüsü) tekrar yedi günlük yüksek insidans ve son korona rakamlarını açıkladı

Robert Koch Enstitüsü, 24 saat içinde 78.318 yeni korona enfeksiyonu ve 61 ölüm kaydetti. Yedi günlük insidans ise 1.176.8 oldu bugün itibarıyla. Almanya'daki önemli sağlık sigortaları bu pandemi döneminde, koronalı günlerde insanlar da depresyon vakalarının rekor seviyeye ulaştığına dikkat çekiyorlar. Psikologlarda bir hasta başvurusu patlaması yaşanıyor.

Portekiz'de Sosyalist Parti parlamento seçimini kazandı

Başbakan António Costa'nın iktidardaki PS'si sürpriz ve şaşırtıcı bir şekilde, Portekiz'deki seçimleri kazandı.Bu arada bu seçimlerde aşırı sağcı popülistler de parlamentoda sandalye kazandılar. İktidardaki Sosyalist Parti (PS) Portekiz'deki yeni parlamento seçimlerini şaşırtıcı bir şekilde ve meclisteki sandalyelerin salt çoğunluğunu kazandı. Seçim otoritelerine göre, Başbakan António Costa'nın ılımlı, daha sosyal demokrat PS'si oyların yüzde 41,6'sını alarak Lizbon'daki Assembleia da República'daki 230 sandalyenin en az 117'sini kazandı. Costa, zafer konuşmasında sabahın erken saatlerinde alçakgönüllü ve dikkatli davranışlarıyla dikkati çekti.. 60 yaşındaki politikacı, taraftarları tarafından çılgınca alkışlandı, kutlandı ve diyalog sözü verdi ve "tüm Portekizlileri yöneteceğine de" dair güvence verdi.

Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimi

Fransa'da sol adeta marjinalleştirildi çünkü aralarında ya da birleşerek 2 Nisan'daki Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir güçlü aday çıkaramadılar. ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sağcı ve muhafazakarlar kendi aralarında karar veriyor. Niye ya? Komünistlerin yönettiği Contes şehrinde hayal kırıklığına uğramış insanlardan görmek mümkün. Belki de Fransa ilk kez ilk kadın cumhurbaşkanını seçecek bu kez.

Fransa'nın şimdiye kadar hiç kadın cumhurbaşkanı olmamıştı. Ancak Nisan'da yapılacak seçimlerde birden fazla kadın aday yarışacak. Peki bu, Fransa'nın kaderini değiştirebilir mi göçreceğiz?

Bu duygularla tüm bu yaşanan zorlu günlere rağmen Umut korkudan güçlü tek duygudur. Yaşam devam ediyorsa güzele, iyiye olan hayaller, umutlar, sevgiler bitmez, fikirler ölmez!