Kurultayda yeniden eş başkan seçilen Alice Weidel, erken seçim beklentisini dile getirerek 2027'yi beklemediğini söyledi.
Weidel ve Chrupalla yeniden seçildi
Yaklaşık 600 delegenin katıldığı kurultayda aşırı sağcı AfD'nin eş genel başkanları Alice Weidel ve Tino Chrupalla yeniden görevlerine seçildi. Weidel delegelerin yüzde 81,3'ünün oyunu alırken, Chrupalla yüzde 70 destekle yeniden seçildi. Chrupalla'nın iki yıl önceki kurultayda aldığı yüzde 82,7'lik desteğin yaklaşık 13 puan gerisine düşmesi dikkat çekti.
Kurultayda parti yönetimi, AfD'nin son dönemde yükselen kamuoyu desteğini "iktidar hedefi" olarak yorumladı ve kendisini "halk partisi" olarak konumlandırmaya çalıştı.
"Bu CDU ile koalisyon mümkün değil"
Phoenix televizyonuna konuşan Alice Weidel, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile olası bir koalisyona ilişkin soruları da yanıtladı.
"Mevcut CDU yönetimiyle herhangi bir koalisyon ihtimali görmüyorum" diyen Weidel, bununla birlikte geleceğe kapıyı tamamen kapatmadı.
"Bir ya da iki yıl sonra ne olacağını kimse bilemez. CDU'da kadro değişiklikleri yaşanabilir. Bizimle birlikte hareket etmek isteyen isimler de var. Ancak Friedrich Merz liderliğindeki CDU ile bu mümkün görünmüyor" ifadelerini kullandı.
Weidel ayrıca mevcut Bundestag'daki CDU milletvekilleri arasında AfD'nin savunduğu reformları birlikte hayata geçirebilecek kimseyi görmediğini söyledi.
"Erken seçim bekliyorum"
Kurultayın en dikkat çekici açıklaması ise erken seçim öngörüsü oldu.
Weidel, mevcut federal hükümetin görev süresini tamamlayamayacağını savunarak şunları söyledi:
"Ben 2029'da yapılacak bir federal seçim beklemiyorum. Seçimlerin çok daha önce yapılacağını düşünüyorum. Önümüzdeki yıl erken genel seçim olacağını öngörüyorum."
Bu açıklama, kurultayın siyasi açıdan en çok konuşulan mesajlarından biri oldu.
Protestolar gölgesinde başladı
Erfurt'taki kurultay yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleştirildi.
Polis, ilk etapta yaklaşık 50 bin gösterici beklenirken gün içinde protestolara en yüksek katılımın 31 bin kişi civarında olduğunu açıkladı. Organizatörler ise katılımın 50 bine ulaştığını savundu.
Aşırı sağcı AfD karşıtı gösterileri organize eden "Widersetzen" (Direniş/Karşı Koyma) platformu, kurultayı engellemek amacıyla fuar alanına giden yolları kapatmaya çalıştı. Bazı eylemciler tramvay raylarına kendilerini zincirledi, çeşitli noktalarda ulaşım geçici olarak aksadı.
Thüringen polisi, Almanya'nın diğer eyaletlerinden ve Federal Polis'ten gelen destekle yaklaşık 6 bin polis görevlendirdi. Yetkililer, yaklaşık 2 bin 500 şiddet eğilimli sol görüşlü aşırılık yanlısının da protestolara katılabileceğini değerlendirmişti.
Gazetecilere saldırılar soruşturuluyor
Polis, kurultayın ilk gününde genel olarak olayların büyük ölçüde barışçıl geçtiğini bildirdi.
Buna rağmen biri ağır kamu düzenini bozma şüphesi olmak üzere toplam 48 suç ve 11 idari ihlal kayda geçti. Bazı göstericilerin polis barikatlarını aşmaya çalıştığı, güvenlik güçlerine saldırdığı belirtildi.
Öte yandan sağ-popülist eğilimli Apollo News ve Junge Freiheit muhabirlerinin de aralarında bulunduğu bazı gazetecilerin protestolar sırasında saldırıya uğradığı açıklandı.
Thüringen Polisi, gazetecilere yönelik saldırılarla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu.
"Daha ılımlı" görüntü verme çabası
Kurultay boyunca AfD yönetimi, geçmiş yıllardaki sert iç tartışmaların aksine birlik görüntüsü vermeye çalıştı.
Eş Genel Başkan Tino Chrupalla, kurultayın zamanında başlamasını "profesyonelliğin göstergesi" olarak değerlendirirken, "Partimiz hiç olmadığı kadar birlik içinde" dedi.
Parti yönetimi, kamuoyunda yeni tartışmalar yaratabileceği gerekçesiyle sağ ve sol aşırılık yanlısı örgütleri kapsayan "uyuşmazlık listesi" üzerinde yapılması planlanan tartışmayı gündemden çıkardı. Böylece özellikle Thüringen AfD lideri Björn Höcke'nin desteklediği tartışmalı öneri kurultayda ele alınmadı.
Buna karşın göç ve sığınma politikalarında sert söylem sürdürüldü. Weidel, Almanya'nın "daha iyisini hak ettiğini" belirterek, düzensiz göçmenlerin "kararlılıkla sınır dışı edileceğini" söyledi.
AfD yükselişini sürdürmek istiyor
Kurultayda yapılan konuşmalarda 2026 yılı, AfD açısından "süper seçim yılı" olarak nitelendirildi. Parti yönetimi özellikle doğu eyaletlerindeki seçimlerde ilk kez hükümet sorumluluğu üstlenebileceklerine dikkat çekti.
Kamuoyu yoklamalarında tarihinin en yüksek destek oranlarına ulaşan AfD, Erfurt kurultayını hem iç birlik mesajı vermek hem de kendisini geleceğin iktidar alternatifi olarak sunmak amacıyla kullandı. Ancak parti, bir yandan da kitlesel protestolar ve aşırı sağ tartışmalarının gölgesinde kamuoyunu ikna etmeye çalışıyor.