AB emperyalizminin »Pesco«su

Bilirsiniz, Avrupa’da İtalyan mutfağı pek tutulur. Özellikle pesto soslu makarna çeşitleri hayli leziz olur. Ancak şu sıralar AB hükümetlerinin masaya koydukları “Pesco” soslu antlaşma, öyle yenilir yutulur cinsten değil. Makarna sosunu andıran “Pesco” kavramı, AB bürokrasisinin “Sürekli Yapısal İşbirliği” adı altındaki militarist antlaşmayı şirinleştirmek için İngilizceden icat ettiği bir kısaltma. Geçen Pazartesi günü Brüksel’de bir araya gelen 23 AB üyesi ülkenin Dışişleri ve Savunma Bakanlarının şatafatlı bir şekilde antlaşmaya imza atlamalarıyla “Pesco” adını duymuş olduk.

AB Dışişleri Sorumlusu Federica Mogherini’nin sevinç gözyaşlarıyla ilân ettiği “tarihsel an”, F. Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in pohpohladığı “Avrupa gelişmesinin kilometre taşı”, AB’yi daha da militaristleştirmeye yarayan yeni bir adımdan başka bir şey tabii ki. Ama yapılan şamataya baktığınızda, Avrupa halkları için “parlak mı parlak günlerin” başladığını sanırsınız.

Tarihte defalarca teyit edilmiştir: Burjuva politikacıları ne zaman “tarihsel an”, “harikulade gün” veya “müthiş bir adım” velvelesini koparırsalar, ardından ezilen ve sömürülen sınıflar felakete bir adım daha yaklaşırlar. Nitekim “Pesco” da farklı bir şey değil. Kaldı ki, daha 2004’de karar altına alınan, ancak Britanya’nın muhalefeti nedeniyle gerçekleştirilemeyen “militarist Schengen”in resmen ilân edilmesinden ibaret.

Aralık ayında yapılacak olan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinde alınacak formel kararla betona dökülecek olan “Pesco” antlaşması, AB üyesi ülkelerin çoğunluğunu, bağlayıcı biçimde silahlanma bütçelerini yurt içi GSMH’larının yüzde ikisine yükseltmeye zorlayacak. AB’den çıkan Britanya, NATO üyeleri olmayan İrlanda ile Malta ve parlamentosundaki sol çoğunluğun “Pesco”ya onay vermediği Portekiz’in dışında kalan 23 üye antlaşma kapsamında.

“Pesco” ile F. Alman emperyalizminin uzun zamandır talep ettiği “AB Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası“ resmiyet kazanmış olacak. Böylelikle AB emperyalizmi, 2004’de kurulmuş olan “Avrupa Savunma Ajansı“ ve yeni “Avrupa Savunma Fonu” konseptiyle devasa bir askerî-sınaî kompleksi oluşmuş olacak ve “AB Savaş Birlikleri” (EU Battlegroups) ile “Dış ve Güvenlik Politikası İçin Küresel Strateji” başlığı altında, hem ABD emperyalizmi ile birlikte, hem de ona rakip olarak muhtelif müdahale savaşlarına katılma olanağına kavuşacak, ABD’nin askerî güçlerini geri çektiği bölgelere AB askerî güçlerini yerleştirecek.

Sonuç itibariyle AB çatısı altında toplanan emperyalist güçler F. Alman emperyalizminin öncülüğünde büyük biraderlerine yetişmeye, yeri geldiğinde önüne geçmeye çalışacaklar. AB bürokratları bu antlaşmayı şirinleştiren ne kadar tanım icat etseler de, hazırladıkları “sos” Avrupa halkları ve dünyanın ezilen ve sömürülen sınıfları için fazlasıyla zehirli. Şu sıralar “aman AB komisyonu, yaman Federal Hükümet bize biraz demokrasi” diye dil döken ve Trump’ın patavatsız yönetim stiline burun kıvırıp, Brüksel’i Kâbe yapan liberaller, yarın Alman postalları Asya ve Afrika’ya doluşunca hayal kırıklığına uğramasın diye bir kez daha hatırlatalım: Emperyalizmin ne Amerikalısına, ne de Avrupalısına güven olmaz.