12 Kasım Köln mitingi üzerine, bir kez daha!

12 Kasım Cumartesi günü Federal Almanya'nın Köln kentinde, AABK, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonun çağrısı üzerine, Demokratik Güç Birliğinin (DGB ) desteğinde 70 Bini aşkın kitlenin katılımıyla coşkulu bir Miting gerçekleşti. Federal Almanya tarihinde son yıllarda göçmen örgütlerin gerçekleştirdiği en görkemli ve kalabalık kitle katılımının olduğu bir eylemdi dersek, abartılı olmayız.

Miting alanında yaşanılan, olumsuzluklar, tabiî ki katılımcıların istemleri dışında yaşanılan vakalardı. Mitingde yer alan kurumların, sorumluluk taşıyan omuzdaşlarımızın, yaşanılan bu vaka da, sorumluluklarının varlığını yadsıyamayız. Kendilerini, 'apocu gençlik' olarak ifade eden, Kürt gençlik yapılanmasının, Miting alanında olumsuz davranışları, Mitinge, 'gölge' düşürme davranışları olarak algılanabilir.

Bu davranışlardan yola çıkarak, AABK, Demokratik Güç Birliğiyle ilişkilerini, 'askıya' almıştır. AABK,nın bu kararı, birileri tarafından kendilerine, 'çıkarsama' yaparak bir uğraşa girebilirler. Bir başka deyimle, 'nalıncı keseri gibi kendine yontma' olarak algılayabilirler. Ama yanılmaktadırlar. Çünkü AABK Avrupa Alevi Hareketi, Demokratik Güç Birliği'nin taşıyıcı ve motorize güçlerinden biridir.

AABK'nın konuya açıklamasında; '' Ülkemizdeki gidişatın faşizme doğru olduğunu herkesin çıplak gözle gördüğü gerçeğini tekrarlamanın anlamı yok. Alevi Hareketi olarak bu gidişatı çok önceden görmüş, uyarı, eylem ve hedefimizi açıklamış, bu anlamda üzerimize düşenleri imkân ve gücümüz oranında yerine getirmekle bu mücadeledeki samimiyetimizi kanıtlamışızdır.

Bildiğiniz gibi; Egemenler toplumları bölerek, içine nifak sokarak, birbirine karşı şeytanlaştırarak ezerek yok etmeye çalışır. Bu şeytanlaştırma, muhalif güçlerin bir araya gelmesini, bir güç olarak ortaya çıkmasını engellemiş, bunu fırsat bilen egemenler çelişkileri daha da derinleştirerek baskıyı, zulmü, sindirmeyi, korkuyu toplumun bütün kesimlerine hâkim kılmıştır. Tabi ki egemenler bunu yaparken, kendileri açısında tehlikeleri sırayla bertaraf etmeyi yöntem olarak kullana gelmişlerdir. Buna en fazla muhatap olan, bundan en fazla nasiplenen kuşkusuz biz Aleviler olduk. Ama tek başına kurtuluşun olmayacağını, kurulacak demokratik bir yapıda bir arada kardeşçe yaşanılması için, toplumu bölen, birbirine karşı şeytanlaştıran siyasi ahlaksızlığı boşa çıkaran duruşu yaratmamız gerekir.''

Açıklamadan da görüleceği gibi, AAKB eylem alanında, Miting esnasında ortaya çıkan, 'davranış' ve vakadan, rahatsızlık duymaktadır. AAB açıklamasının devamında, ''Alevi Hareketi'nin hassasiyetleri anlaşılır ve kabul edilir bir hale gelene kadar «Demokratik Güç Birliği» ile olan ilişkilerimizi askıya aldığımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.'' denilmektedir.

Somut gelişmelerden yola çıkarak, omuzdaşlarımızla ilişkilerin daha düzenli ve karşılıklı saygıya dayanan, ortaklaşarak, karar altına alınan, 'kural ve kaidelere' uyulmasının önemi üzerinde durulmaktadır. Aksi bir durum, AKP devletinin, Saray'ın, 'böl, parçala, yönet' mantığına hizmet etmek anlamına gelir. Hâkim güçler, başta Aleviler ve Kürtler olmak demokrasi güçlerinin bir arada mücadelelerini ortaklaştırarak, faşizme karşı omuz-omuza hareket etmelerini istememektedir.

Faşizme karşı omuz-omuza mücadele eden güçlerin bazen, 'kabullenmeseler de' olumsuz, 'davranışlar' içine girdikleri bilinmektedir. Önemli olan, faşizme karşı omuz- omuza mücadele eden demokrasi güçlerinin, yaşanılan, 'olumsuzluklar' karşısında dostane tavırlarına uygun davranarak, gerektiğinde özeleştiri mekanizmasını işleterek sorunlarını aşabilmelerdir.

Başta da satırlarıma eklediğim gibi, 'avuçlarını ovuşturarak' kendilerine bir şeyler, 'çıkarsama' yapmak, acı ve bir o kadar da, dramatiktir. Demokratik Güç Birliği, uzun ve meşe katli bir mücadele sürecinin kazanımlarının ürünüdür. AABK ve omuzdaşlarımız olan, demokrasi güçleri bu sürecin mimarlarıdır. Avrupa da, ülkemiz Türkiye'ye yönelik demokrasi mücadelesinin mihenk taşlarından biridir.

AABK ve Avrupa Alevi Hareketi, 12 Kasım Köln Mitinginde yaşanılan, 'olumsuzlukların' bir kez daha tekrarlanmaması ve yaşanılan vakaya ilişkin, esaslı bir tavrın ortaya konmasını elzem olarak görmektedir. Bir noktanın altını çizerek yazımı noktalamak isterim. Demokrasi mücadelesinde, omuzdaşların tavır ve hareketlerinde, 'küçük hesaplar' geçici, 'çıkarsamaları' gibi davranışlara girmemelidirler. Küçük 'hesap' günlük 'çıkarsamaları' bir kenara bırakarak, hedefe yönelmeleri önemlidir.

Hedef AKP devleti, Saray ve açık faşizme doğru giden geleneksel devlet aklının yok edilmesidir. Halkların kardeşliğine dayanan, demokratik, laik, özgürlüğün ve barışın egemen olduğu sistemi etkin kılmaktır!

Demokratik Cumhuriyeti esas almaktır!

14 Kasım 2016