Ülkü Ocakları değişik isimler altında Avrupa Birliği ülkelerinde yıllardan beri faaliyet yürütürken bu örgütün yasaklanması nereden çıktı diye sorulabilir. Fransa yasakladı, Avusturya aynısını yaptı, Almanya, Hollanda ve Belçika’da da yasaklama yolda görünüyor. Yasağın kapsamı ülkelere göre farklılık gösterebilir.

Fransa’nın yasaklamada ilk adımı atmasının nedeni bellidir. Bu ülkede Ermeni diyasporası güçlüdür ve Azerbaycan-Ermenistan savaşı, Türkiye’nin de savaşa katılmasının ardından Fransa’da Ülkü Ocaklılar Ermenilere saldırınca yasak için önemli gerekçe de bulunmuştur. Ülkü Ocaklılar anlaşılan Fransa’da da Türkiye’de olduğu gibi devletin arkalarında olduğunu sandılar. Fransa’nın Türkiye ile ilişkisi zaten gergindi, Ermenilere saldırı da üzerine gelince yasakladılar.

Avusturya derseniz, bu ülkede Ülkü Ocakları özellikle saldırgandır. İki de bir Kürtlerin gösterilerine saldırmaktadırlar. Bunların Ankara’dan gelen işaretle yapıldığını düşünmek için akıllı olmak gerekmiyor.

Ülkü Ocakları yasak konusunda yalnız kalmayacak, özellikle Fransa değişik islamcı kuruluşları da yasakladı. Ülkedeki cihatçı saldırılar böyle bir kararın alınmasını hızlandırdı. Benzer uygulamayı Avusturya da yaptı.

Herkes şunu fark etti: Türkiye’nin çevre ülkelere yönelik saldırganlığı sürdükçe ülkücüler de aynısını Avrupa ülkelerinde yapacaklardır. İslamcı ve ülkücü hareket Türkiye’nin Avrupa ülkelerindeki örgütlenmesinin önemli bileşenidir. Bu örgütlenme bunlarla sınırlı olmamakla birlikte bileşen olarak önemlidirler.

Kısa süre önce Almanya’da İslam Konseyi toplandı. Geçmişte de benzeri yapılan bu toplantıdan önemli sonuç çıkmasını beklemiyorum. Bu toplantıların amacı islamı Avrupa ülkelerine uygun duruma getirmektir. Bunun için de cami hocalarının Türkiye’den gönderilmemesi, çalıştıkları ülkede yetiştirilmeleri hedeflenir. Almanya bu amaçla değişik üniversitelerde İslam enstitüleri açtı ve iddialarına göre Almanya’daki Diyanet örgütlenmesinde nesil değişikliği gerçekleşmektedir. Bunun anlamı Türkiye’nin Almanya’da yetişmiş olan bu imamları eskisi gibi kullanamayacağıdır. Diyanet’e bağlı camiler Türkiye’nin Almanya’da denetim ve ihbar merkezleridir. Bu durum birkaç kere Almanya basınında ve televizyonlarında konu oldu. Camide hükümeti eleştirirsiniz, Türkiye’ye gidince tutuklanırsınız… Özellikle yazın gerçekleşen bu uygulamaların tamamı olmasa bile önemli bölümü Almanya’da haber oldu. Tutuklananlar Alman vatandaşı olduğunda ilgi daha da artıyordu. Almanya hükümeti bu nedenle Türkiye’ye gidecek vatandaşlarını uyarmıştı.

Diyanet ile Ülkü Ocakları arasında yakın ilişki olduğu da biliniyor.

12 Eylül sonrasında Almanya’ya gelenler bu ülkede yapılan “cuntaya bağlılık” yürüyüşlerini hatırlar. Yapanlar MHP’lilerdi ve cunta “tarafsızlık görünümü” altında MHP’lileri de hapse atmasına ve hatta idam etmesine rağmen Türkiye’den gelen direktif yerine getirilmiş ve bağlılık yürüyüşleri düzenlenmişti.

İşbölümü yapılmış gibi görünüyor. Fettullahçılarla Diyanet uğraşırken, Kürtlerle de MHP aynısını yapıyor.

Yasaklama kararı Türkiye’nin Avrupa ülkelerinde daha da gelişen ve saldırganlaşmaya başlayan örgütlenmesinin önünün kesilmesi kapsamında görülmelidir.

Makaleler, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Avrupa Postası'nın kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vatansever 3 gün önce

Dernekleri yasaklamakla saldırgan insanlar ortadan kaybolmuş olmaz. Yasaklarla sorun çözülmüş olmaz. Bugün sosyal medya aracılığıyla saldırgan insanları örgütlemek kolaydır. Zamanında bir gazetenin bayilerde satılması yasaklanmıştı, lakin internet bağlantısı olan herkes yine yasaklanan gazeteyi okuyabiliyordu. Almanya bürosunun kapatılmış olması işe yaramadı. Yasaklar yerine gençleri saldırganlığa ve saldırganlığı meşrulaştırmaya çalışan ideolojilere karşı bilinçlendirip gençlere bir perspektif ve yeterli özgüven verilse, gençlerimizi avlayıp saldırganlaştıran her türlü odakları çok daha etkili bir biçimde etkisiz hale getirmiş oluruz kanaatindeyim. Yasaklarla saldırganlık aşılayan odaklar ancak kendilerini haklı çıkarmış olurlar. Yeraltına geçmiş olurlar. Asıl tehlike de budur.

banner67

banner68

banner69

banner71

banner84

banner62

banner73

banner57

banner11

banner56

banner51

banner58

banner61

banner82

banner27

banner12

banner81