Bavyera eyaletinde yurt dışından dönenlere havaalanında yapılan test sonuçlarıyla ilgili patlak veren skandal, Alman basınında geniş yer aldı.

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi ise Bavyera Başbakanı Söder'in adının, bir daha Başbakanlığa aday olmayacağını açıklayan Angela Merkel'in olası halefleri arasında geçtiğine dikkat çekiyor:

"Söder'in ayağını, kendi hırsı ve 'en'lere olan merakı tökezletti. İlk, en büyük, en iyi, en hızlı, en yetkin… Hatalar yapılabilir ama düşülen mesafe o kadar büyük ki! Hele her fırsatta acemiler tiyatrosunda kendini tek profesyonel olarak lanse etmiş ve diğerlerinin organizasyon yeteneksizliğiyle dalganızı geçmişseniz. Başbakan adaylığı yarışı bu olayla daha bitmiş değil. Ama ağırlık noktalarının nasıl değişebileceği bir kez daha görülüyor."

Frankfurter Allgemeine Zeitung'un yorumu şöyle:

"Bilgisayar yazılımının olmadığı ve kağıt-kalemle çalışılan bir ortamda test merkezlerini ne kadar hızlı açsanız da bir noktada tıkanır kalırsınız. Markus Söder bu nedenle nahoş bir duruma düştü. Şimdiye kadar hep diğerlerinden daha hızlı, daha iyi, daha zeki Başbakan olmak istedi. Bu hedef doğrultusunda bu sefer Bavyera'nın olanaklarını zorladı. Üstelik tatilden dönüşlerin virüsün yayılmasını hızlandıracağı ve bu nedenle test merkezlerinin çoktan hazırlanmış olması gerektiği suçlaması da Bavyera'nın üzerine yapışıp kaldı. Şimdi işi başını aşmış kurumlar, kızgın gönüllüler, ne yapacağını bilmeyen tatilciler ve artan enfeksiyon rakamlarıyla baş başa."

Kassel kentinde yayımlanan Hessische Niedersächsische Allgemeine gazetesinin yorumundaysa şu satırları okuyoruz:

Karan yazdı: Latin solunu kemiren Amerikan demokratları Karan yazdı: Latin solunu kemiren Amerikan demokratları

"Mevkidaşlarına krizin hiçbir yerde Bavyera'daki kadar iyi yönetilmediğini göstermeye bayılan Markus Söder bir hakla ilişkiler felaketi yaşıyor. Her şey şov ve imajdan ibaret değil. Yapılan işin de ikna edici olması gerekir. Diğer yandan Başbakan olsun, bakan ya da kurum yöneticisi olsun herkes hata yapabilir. Önemli olan insanın kendi hatalarıyla nasıl başa çıktığı." (Kaynak: Deutsche Welle)