<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/turkiye" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 21:12:31 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/turkiye"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Partili Sakık'tan Kılıçdaroğlu'na: "Hangi yüzle gidip Selahattin'i ziyaret edeceksin?"]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/dem-partili-sakiktan-kilicdarogluna-hangi-yuzle-gidip-selahattini-ziyaret-edeceksin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/dem-partili-sakiktan-kilicdarogluna-hangi-yuzle-gidip-selahattini-ziyaret-edeceksin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM'de konuşan DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, Kemal Kılıçdaroğlu'na "On yıldır Selahattin Demirtaş'ı içeride tutup sonra 'Ben gideceğim, onu ziyaret edeceğim.' Hangi yüzle gidip Selahattin'i ziyaret edeceksin?" diye tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.</strong></p>

<p>Genel Kurul'da gündem dışı bir dakikalık söz hakkı talebinde bulunan DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, "mutlak butlan" kararı ile CHP'de Genel Başkanlık görevine "atanan" Kemal Kılıçdaroğlu'nun Edirne Cezaevi'nde hükümlü bulunan önceki HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı ziyaret edeceğine ilişkin iddialara tepki gösterdi.</p>

<p><strong>Sakık, şöyle konuştu:</strong></p>

<p>"Ne zaman Kürtlerle ilgili bir sorun olursa bu parlamentoda bir ulusal konsensüs sağlanır. Yıl 2016, dokunulmazlıklar kaldırılıyor. Bu parlamentonun ana muhalefet partisinin başkanı gelip şurada oturarak 'Anayasa'ya aykırıdır ama 'evet' diyorum' dedi. Anayasa'ya karşı suç işliyor, aradan on yıl geçiyor, bir gazeteci soruyor, diyor ki, 'Pişman mısınız?' 'Hayır, pişman değilim' diyor.</p>

<p>Pişmanlık da bir erdemliliktir ama sizde bu yok. On yıldır Selahattin Demirtaş'ı içeride tutup sonra 'Ben gideceğim, onu ziyaret edeceğim.' Hangi yüzle gidip Selahattin'i ziyaret edeceksin? Kürtler size üç dönem, bağrına taş basarak oy verdi. Allah kimseyi senin durumuna düşürmesin. Hepimiz ölüp gideceğiz ama arkada hoş bir seda bırakmak; sen o hoş sedayı da bırakmadın."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>NE OLMUŞTU?</strong></p>

<p>Dokunulmazlıkların kaldırılmasına "evet" oyu verilmesini sağlayarak Selahattin Demirtaş ve çok sayıda milletvekilinin cezaevine sokulmasına yol açtığı için eleştirilen Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde bu konudaki sorular üzerine kararının arkasında durmuştu. Kılıçdaroğlu, Demirtaş'ı cezaevinde ziyaret edeceğini de söylemişti. Demirtaş'ın bu ziyareti kabul etmediği öğrenildi.  (ANKA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/dem-partili-sakiktan-kilicdarogluna-hangi-yuzle-gidip-selahattini-ziyaret-edeceksin</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 19:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/sakik.JPG" type="image/jpeg" length="12037"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP Yurtdışı Birlikleri'nden AİHM önünde demokrasi mitingi çağrısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/chp-yurtdisi-birliklerinden-aihm-onunde-demokrasi-mitingi-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/chp-yurtdisi-birliklerinden-aihm-onunde-demokrasi-mitingi-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP Yurtdışı Birlikleri, Fransa’nın Strazburg kentindeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde "Demokrasi Yürüyüşü ve Dayanışma Mitingi" düzenleyecek. Miting, 27 Haziran Cumartesi günü gerçekleştirilecek.</strong></p>

<p>Avrupa'nın farklı ülkeleri ile Almanya'nın çeşitli kentlerinden binlerce kişinin katılması beklenen mitingde demokrasi, hukuk devleti, adalet, insan hakları ve dayanışma mesajlarının ön plana çıkarılması hedeflenirken, katılımcıların bu evrensel değerlere yönelik ortak taleplerini güçlü bir şekilde dile getirmesi amaçlanıyor.</p>

<p><img alt="" height="570" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/chp2-3.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /><br />
<br />
Mitingde CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın ile Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu'nun da konuşma yapması planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mitinge ev sahipliği yapan CHP Strazburg Birliği Başkanı Burak Özkuzucu, yaptığı açıklamada, Almanya'nın farklı kentleri ile Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde faaliyet gösteren CHP birliklerinden gelecek katılımcılarla birlikte demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları konusunda güçlü bir dayanışma mesajı vermeyi amaçladıklarını belirtti.</p>

<p>Özkuzucu, mitinge ayrıca Fransa Sosyalist Partisi, Yeşiller ve Sol Parti temsilcilerinin yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşları, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu ile Türkiye'den DEM Parti, TİP ve İYİ Parti temsilcilerinin de destek vereceğini belirtti.<br />
<br />
Demokrasi Yürüyüşü ve Dayanışma Mitingi öncesinde katılımcılar saat 14.00'te Strazburg'daki Place de la République Meydanı'nda bir araya gelecek. Buradan yapılacak yürüyüşün ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde miting gerçekleştirilecek.</p>

<p>Kaynak: ANKA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/chp-yurtdisi-birliklerinden-aihm-onunde-demokrasi-mitingi-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 00:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/chp1-4.JPG" type="image/jpeg" length="27571"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NATO Zirvesi öncesi sol partilerden protesto: TKH’nin kampanya sitesine erişim engeli]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/nato-zirvesi-oncesi-sol-partilerden-protesto-tkhnin-kampanya-sitesine-erisim-engeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/nato-zirvesi-oncesi-sol-partilerden-protesto-tkhnin-kampanya-sitesine-erisim-engeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek 36. NATO Zirvesi öncesinde siyasi gerilim tırmanıyor. Bir yandan başkentte olağanüstü güvenlik önlemleri alınırken, diğer yandan çok sayıda sol ve sosyalist parti NATO karşıtı eylemler için ortak bir platform kurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Komünist Hareketi’nin (TKH) NATO zirvesine karşı başlattığı imza kampanyasının yürütüldüğü internet sitesine mahkeme kararıyla erişim engeli getirilmesi ise tartışmaları daha da büyüttü.</p>

<p><strong>Ankara’da hayat bir hafta boyunca yavaşlayacak</strong></p>

<p>NATO Zirvesi'nin düzenleneceği Ankara’da güvenlik önlemleri artırıldı. Ankara Valisi Yakup Canpolat imzasıyla ilgili kurumlara gönderilen yazıda, zirve haftasında kapsamlı tedbirlerin uygulanacağı bildirildi.</p>

<p>Buna göre Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Pursaklar, Sincan ve Yenimahalle ilçelerindeki kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar 6-12 Temmuz tarihleri arasında idari izinli sayılacak.</p>

<p>Ayrıca zirvenin yapılacağı hafta boyunca Ankara genelinde sınavlar, sempozyumlar, paneller, mezuniyet törenleri, konserler, şenlikler, kutlamalar ve benzeri etkinliklerin düzenlenmesine izin verilmeyecek.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/protesto-3.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Sol partilerden ortak NATO karşıtı platform</strong></p>

<p>Zirveye karşı tepkiler de örgütlenmeye başladı. Türkiye İşçi Partisi (TİP), SOL Parti, Emek Partisi (EMEP), Türkiye Komünist Hareketi (TKH), Emekçi Hareket Partisi, Devrim Partisi, Toplumsal Özgürlük Partisi, Sosyalist Emekçiler Partisi, İşçi Demokrasisi Partisi, Halkevleri ve çeşitli sosyalist örgütler “NATO’ya Hayır Koordinasyonu” adı altında ortak bir platform kurduklarını açıkladı.</p>

<p>“İstenmiyorsunuz” başlığıyla yayımlanan açıklamada, NATO’nun Yugoslavya’nın parçalanmasından Libya ve Afganistan müdahalelerine kadar birçok askeri operasyondaki rolüne dikkat çekilerek, NATO liderlerinin ve temsilcilerinin Türkiye’de istenmediği belirtildi.</p>

<p>Koordinasyon, Ankara başta olmak üzere İstanbul, İzmir, Adana ve Malatya’da NATO karşıtı gösteriler düzenleyeceğini duyurdu.</p>

<p><strong>TKP’den Tandoğan’da miting çağrısı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye Komünist Partisi (TKP) de 5 Temmuz’da Ankara Tandoğan Meydanı’nda “NATO, ölüm ve onursuzluktur! Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm!” sloganıyla miting düzenleyeceğini açıkladı.</p>

<p>Parti, NATO zirvesi nedeniyle başkentte alınan olağanüstü önlemleri eleştirerek, “Emperyalistlere gösteriş olsun diye değil, emekçi halkın ihtiyaçları doğrultusunda insanca yaşanacak kentler kurulması için mücadelemize devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>TKH’nin kampanya sitesine erişim engeli</strong></p>

<p>NATO karşıtı kampanyalar sürerken, Türkiye Komünist Hareketi’nin “NATO’ya Hayır” başlıklı imza kampanyasını yürüttüğü “natoyahayir.tkh.org.tr” internet sitesi Amasya Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla erişime kapatıldı.</p>

<p>TKH Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada, partiye karar hakkında herhangi bir resmi tebligat yapılmadığı belirtilerek erişim engeline tepki gösterildi.</p>

<p>Açıklamada, “NATO’ya hayır demek ne zamandan beri suç sayılmaktadır? Türkiye’de sansür artık sıradan bir vaka haline gelmiştir. Ancak daha önemlisi, bir siyasi partinin faaliyetlerinin mahkeme kararıyla engellenmesi ülkenin içinde bulunduğu baskı ortamını göstermektedir” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Parti, mahkeme kararının yalnızca hukuki değil, siyasi açıdan da değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, NATO karşıtı faaliyetlerini sürdüreceğini duyurdu.</p>

<p><strong>NATO karşıtı eylemler büyüyor</strong></p>

<p>“NATO’ya Hayır Koordinasyonu”, Türkiye’nin NATO üyeliğinin sonlandırılması, ülkedeki NATO üslerinin kapatılması ve askeri harcamaların azaltılması çağrısında bulunurken, zirve süresince çeşitli kentlerde kitlesel protestolar düzenlemeyi hedefliyor.</p>

<p>Ankara’daki NATO Zirvesi yaklaşırken, bir tarafta yoğun güvenlik önlemleri, diğer tarafta ise NATO karşıtı gösteri hazırlıkları, başkentte temmuz ayının ilk haftasının siyasi açıdan oldukça hareketli geçeceğine işaret ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/nato-zirvesi-oncesi-sol-partilerden-protesto-tkhnin-kampanya-sitesine-erisim-engeli</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/demo1-10.JPG" type="image/jpeg" length="94141"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Futbolun ötesinde bir hikâye: Mesut Özil’in yaşamı tiyatro sahnesinde]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir dönem Almanya Milli Takımı'nın en önemli yıldızları arasında yer alan ve 2014 Dünya Kupası zaferinin mimarlarından biri olarak gösterilen Mesut Özil, bu kez futbol sahalarında değil tiyatro sahnesinde gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bremen'de sahnelenen "Der Zauberer von Öz – Eine Fußballtragödie" (Öz'ün Sihirbazı – Bir Futbol Trajedisi) adlı oyun, Özil'in kariyerini ve özellikle 2018 sonrası yaşadığı tartışmaları merkezine alıyor.</strong></p>

<p><strong>Bir futbolcunun ötesine geçen hikâye</strong></p>

<p>Theater Bremen tarafından sahnelenen oyun, yazar Akın Emanuel Şipal tarafından kaleme alındı. Eser, Mesut Özil'in futbol kariyerini yalnızca sportif başarılar üzerinden değil, Almanya'daki göç, aidiyet, kimlik, entegrasyon ve ayrımcılık tartışmaları ekseninde ele alıyor.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/akin-emanuel-sipal.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oyunun merkezinde, 2018 yılında Mesut Özil ile Almanya Milli Takımı'nda forma giyen Türk kökenli futbolcuların, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çektirdiği fotoğrafın ardından başlayan tartışmalar yer alıyor. Söz konusu fotoğraf, Almanya'da siyaset, medya ve sosyal medyada uzun süre gündem olmuş; Özil ağır eleştirilere maruz kalmıştı.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/mesut-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Dünya şampiyonluğundan istifaya</strong></p>

<p>Gelsenkirchen doğumlu Mesut Özil, genç yaşta profesyonel futbola adım attıktan sonra Almanya'nın en önemli futbol yıldızlarından biri haline geldi. 2010 yılında entegrasyona katkıları nedeniyle ödüllendirilen Özil, 2014 Dünya Kupası'nı kazanan Alman Milli Takımı'nın da kilit isimleri arasında yer aldı.</p>

<p>Ancak 2018'deki fotoğraf krizi sonrasında kamuoyunda yoğun bir tartışmanın odağına yerleşti. Aylar süren eleştirilerin ardından milli takımı bırakan Özil, dönemin futbol federasyonu yöneticilerini, sponsorları ve medyayı çifte standart uygulamakla suçlamıştı. Özil'in o dönemde yaptığı "Kazandığımızda Alman, kaybettiğimizde göçmen oluyorum" açıklaması uzun süre tartışılmıştı.</p>

<p><strong>"Öz'ün Sihirbazı": Futbol, siyaset ve toplum</strong></p>

<p>Oyunda Mesut Özil'in hayatı gerçekçi bir biyografi olarak değil, masalsı ve çok katmanlı bir anlatımla sahneye taşınıyor. Futbol, popüler kültür, siyaset ve toplumsal kutuplaşma iç içe geçirilirken, Özil'in kariyeri üzerinden Almanya toplumundaki kırılmalar ve aidiyet tartışmaları da sorgulanıyor.</p>

<p><img alt="" height="392" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-144.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="588" /></p>

<p>Daha önce "İstanbul" ve "Mutter Vater Land" gibi yapıtlarıyla dikkat çeken Akın E. Şipal'in eseri, futbolun yalnızca bir spor olmadığını; aynı zamanda toplumsal ve siyasi tartışmaların da bir parçası haline gelebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Oyun, Bremen'deki gösterimlerinde Türkçe ve İngilizce üst yazıyla sahnelendi.</p>

<p><strong>ZDF de Özil'i mercek altına aldı</strong></p>

<p>Mesut Özil'in yaşam öyküsü ve kamuoyunda yarattığı tartışmalar yalnızca tiyatro sahnesine taşınmadı. Almanya'nın kamu yayın kuruluşlarından ZDF de kısa süre önce Özil'in kariyerini, milli takım yıllarını ve 2018 sonrasında yaşanan gelişmeleri konu alan [video color="bg-primary"][/video] <a href="https://www.zdf.de/dokus/mesut-oezil-zu-gast-bei-freunden-100" rel="nofollow">üç bölümlük bir belgesel </a>yayımladı.</p>

<p>Hem tiyatro oyunu hem de belgesel, Mesut Özil'in hikâyesinin yalnızca bir futbolcunun kariyerinden ibaret olmadığını; Almanya'da göç, kimlik, entegrasyon ve toplumsal aidiyet tartışmalarının da önemli bir parçası haline geldiğini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>

<p><img alt="" height="800" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/erdo-34.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>

<p>Tartışmalar, Mayıs 2018'de Mesut Özil, İlkay Gündoğan ve Cenk Tosun'un Londra'da AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelmesiyle başladı. Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden kısa süre önce gerçekleşen görüşmede futbolcular Erdoğan'a imzalı formalar hediye etti.</p>

<p>Özellikle İlkay Gündoğan'ın formasına el yazısıyla yazdığı <strong>"Sayın Cumhurbaşkanıma büyük saygılarımla"</strong> notu Almanya'da yoğun eleştirilere neden oldu. Bazı siyasetçiler ve yorumcular, Almanya'da sık sık "diktatör" olarak nitelendirilen Erdoğan ile poz veren milli takım oyuncularının Alman Milli Takımı'nı temsil etmesinin sorgulanması gerektiğini savundu.</p>

<p>Görüşmenin ardından futbolcular uzun süre kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapmadı. Özil, sosyal medya hesabında yalnızca takım arkadaşları Gündoğan ve Tosun ile çekilmiş bir fotoğraf paylaşırken, Erdoğan'ın görüşmede yer aldığı fotoğrafları kendi hesabından yayımlamadı.</p>

<p>Ancak tartışmalar dinmedi. 2018 Dünya Kupası'nda Almanya'nın erken elenmesinin ardından eleştirilerin merkezine yerleşen Mesut Özil, daha sonra milli takımı bırakarak Alman Futbol Federasyonu'nu (DFB), medyayı ve sponsorları çifte standart uygulamakla suçladı.</p>

<p>Arsenal'li futbolcu Mesut Özil, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Erdoğan ile çektirdiği fotoğrafı savunarak "Bu saygının gereğidir, siyasi amacı yoktur" demişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SPOR, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/tiyatro-2.jpeg" type="image/jpeg" length="18231"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alman istihbaratından MİT raporu: Berlin'de yoğun faaliyet iddiası]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/alman-istihbaratindan-mit-raporu-berlinde-yogun-faaliyet-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/alman-istihbaratindan-mit-raporu-berlinde-yogun-faaliyet-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Berlin Eyaleti İç İstihbarat Teşkilatı (LfV Berlin), yayımladığı yıllık raporda Türkiye'nin Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) Almanya'nın başkenti Berlin'deki faaliyetlerine geniş yer verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Raporda, MİT'in yalnızca diplomatik temsilciliklerde görev yapan ve resmî olarak beyan edilmiş istihbarat personeliyle değil, aynı zamanda kimlikleri açıklanmayan çok sayıda elemanıyla da Berlin'de aktif olduğu ve yoğun istihbarat faaliyetleri yürüttüğü belirtildi.</strong></p>

<p>Süheyla KAPLAN</p>

<p>MİT'in "kapsamlı yürütme ve uygulama yetkilerine sahip olduğu" vurgulanan raporda, teşkilatın "Türk güvenlik mimarisinin merkezi unsurlarından biri" olduğu ifade edildi. Alman istihbaratına göre MİT'in öncelikli hedefleri arasında PKK ve örgütle bağlantılı yapılar yer alırken, "Gülen Hareketi" mensupları olarak tanımlanan kişiler ile diğer rejim muhaliflerinin de takip ve istihbarat faaliyetlerinin kapsamına girdiği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporda ayrıca, MİT bünyesinde kurulan Milli İstihbarat Akademisi'ne de dikkat çekilirken, teşkilatın bilgi toplama faaliyetleri kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletine ve hükümetine bağlı Türk vatandaşları ile Türk kökenli kişilerin desteğini aktif biçimde kazanmaya çalıştığı öne sürüldü.</p>

<p>Alman iç istihbaratının değerlendirmesine göre, MİT'in internet sitesinde yer alan bilgi paylaşım formu, Türk devletince tehdit veya düşman olarak görülen kişi ve kuruluşların ihbar edilmesine olanak sağlıyor. Raporda, bu tür ihbarların sonucunda ilgili kişilerin Türkiye'ye giriş veya çıkışlarında pasaport kontrolleri sırasında çeşitli kısıtlayıcı tedbirlerle karşılaşabileceği, hatta bazı durumlarda terör propagandası suçlamalarına maruz kalabileceği iddia edildi.</p>

<p><strong>PKK ve DHKP-C değerlendirmesi</strong></p>

<p>Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın raporunda Almanya'da faaliyetleri yasak olan PKK ve DHKP-C hakkında da dikkat çekici bilgiler yer aldı.</p>

<p>Rapora göre Berlin'de yaklaşık 1.100 PKK, 30 ise DHKP-C destekçisi bulunuyor. Alman istihbaratı, PKK'nın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan süreç kapsamında silahlı mücadeleyi sonlandırdığı ve örgütsel yapısını feshettiği yönündeki açıklamalarına rağmen, Berlin'deki destekçilerin örgütün terör faaliyetlerinden uzaklaştığına dair somut bir işaret gözlemlenmediğini belirtti.</p>

<p>Ayrıca raporda, Berlin'deki PKK destekçilerinin barış sürecine katılıp katılmayacaklarının henüz netlik kazanmadığı ifade edildi.</p>

<p>"Aşırı solcu ve terörist örgüt" olarak nitelendirilen DHKP-C'nin ise Berlin'de özellikle İsrail karşıtı gösterilerde ve Mısır'ın Berlin Büyükelçiliği önünde gerçekleştirilen açlık grevi eylemlerinde görünür olduğu kaydedildi.</p>

<p><strong>Türk milliyetçi akımları da izleniyor</strong></p>

<p>Alman iç istihbaratı, Türkiye kökenli aşırı milliyetçi yapılanmaları da yakın takibe aldığını raporunda ortaya koydu.</p>

<p>İzlenen hareketler arasında yer alan Ülkücü Hareket, raporda "aşırı sağcı, milliyetçi ve şiddet eğilimli" olarak tanımlanırken, Berlin'de yaklaşık 460 destekçisinin bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Hareketin ideolojisinin aşırı milliyetçilik temelinde şekillendiği, diğer etnik gruplar, uluslar ve dini topluluklara karşı üstünlük iddiası taşıdığı ileri sürüldü. Raporda ayrıca ırkçı ve antisemitik söylemlerin hareketin ideolojik yapısının bir parçası olduğu değerlendirmesine yer verildi.</p>

<p>Alman istihbaratı, Ülkücü Hareket dışında faaliyet gösteren bazı Türk kökenli aşırı sağcı grupların da sosyal medya üzerinden Türkiye'yi eleştiren siyasetçilere, gazetecilere, Kürt grupların destekçilerine, Yahudilere ve İsrail'e yönelik propaganda faaliyetleri yürüttüğünü öne sürdü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/alman-istihbaratindan-mit-raporu-berlinde-yogun-faaliyet-iddiasi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/f-5.jpg" type="image/jpeg" length="83972"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Köln Konsolosluğu işgalcilerinden İbrahim Çetin sonsuzluğa uğurlanacak]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/koln-konsoloslugu-isgalcilerinden-ibrahim-cetin-sonsuzluga-ugurlanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/koln-konsoloslugu-isgalcilerinden-ibrahim-cetin-sonsuzluga-ugurlanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 Kasım 1982’de Köln Başkonsolosluğu’nun işgal eylemine katılan 10 devrimciden biri olan İbrahim Çetin, Almanya’nın Hamburg kentinde yaşamını yitirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir süredir kan kanseri tedavisi gören Çetin’in ölümü, dostları ve mücadele arkadaşları arasında üzüntü yarattı.</strong></p>

<p>Uzun yıllardır Almanya'nın Hamburg kentinde yaşayan İbrahim Çetin, 15 Haziran 2026 tarihinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. 70 yaşındaki Çetin’in, mart ayından bu yana Hamburg-Altona’daki Othmarschen Hastanesi’nde kan kanseri nedeniyle tedavi gördüğü belirtildi.</p>

<p>Ailesi ve yakın çevresinden edinilen bilgilere göre, Çetin için düzenlenecek cenaze töreni 19 Haziran Cuma günü saat 11.30’da Friedhof Diebsteich’ta (Altona) gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>1982 Köln Konsolosluğu işgalinin eylemcilerinden</strong></p>

<p>Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, İbrahim Çetin’in 3 Kasım 1982 tarihinde Köln Başkonsolosluğu’nun işgal edilmesi eylemine katılan 10 devrimciden biri olduğu hatırlatıldı.</p>

<p>6 Nisan 1956’da Elbistan’da doğan Çetin’in, 12 Eylül öncesinde Osmaniye’de yaşadığı ve dönemin siyasal gelişmelerinden etkilenerek devrimci mücadeleye yöneldiği ifade edildi.</p>

<p><img alt="" height="1132" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/afis-9.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mücadele arkadaşlarından veda</strong></p>

<p>Çetin’in mücadele arkadaşlarından Ceyhun Kılınç tarafından sosyal medyada yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Mart ayından bu yana kanser tedavisi gören İbrahim Çetin’i dün gece Hamburg’da kaybettik. Acımız büyük. Başta ailesi ve yakınları olmak üzere tüm dostlarının başı sağ olsun.”</p>

<p>Paylaşımda ayrıca İbrahim Çetin’in yaşam öyküsüne de yer verilerek, 12 Eylül askeri darbesinin ardından Kenan Evren döneminde gerçekleştirilen anayasa referandumuna karşı 3 Kasım 1982 tarihinde “NATO demokrasisine hayır” pankartıyla Köln Başkonsolosluğu’nun 16 saat süreyle işgal edilmesi eylemine katıldığı hatırlatıldı.</p>

<p><img alt="" height="376" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/facebook-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="504" /></p>

<p>Uzun yıllardır sürgünde yaşayan ve üç çocuk babası olan İbrahim Çetin, dostları ve mücadele arkadaşları tarafından son yolculuğuna uğurlanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, HAMBURG, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/koln-konsoloslugu-isgalcilerinden-ibrahim-cetin-sonsuzluga-ugurlanacak</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/ibo.jpg" type="image/jpeg" length="30508"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa Parlamentosu'ndan Türkiye raporu: "Türkiye otoriter bir modele doğru ilerliyor"]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-turkiye-raporu-turkiye-otoriter-bir-modele-dogru-ilerliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-turkiye-raporu-turkiye-otoriter-bir-modele-dogru-ilerliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye ilişkin son raporunda dikkat çekici uyarılarda bulundu. 381 oyla kabul edilen raporda, Türkiye’nin demokratik standartlardan uzaklaşarak “tam otoriter bir modele” doğru sürüklendiği belirtilirken, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı alanlarındaki gerilemenin Avrupa Birliği üyelik sürecini çıkmaza soktuğu ifade edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP’ye yönelik yargı süreçleri, Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu, kayyum uygulamaları ve hukukun üstünlüğü alanındaki sorunlar da raporda geniş yer buldu.</strong></p>

<p><strong>Rapor 381 Oyla Kabul Edildi</strong></p>

<p>Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda yapılan oylamada Türkiye raporu 381 lehte, 107 aleyhte oyla kabul edilirken, 171 milletvekili çekimser kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Parlamento tarafından yayımlanan açıklamada, Avrupa Birliği’nin genişleme politikasının yeniden ivme kazandığı bir dönemde Türkiye’nin demokratik reformlardaki eksiklikleri nedeniyle bu fırsat penceresini kaçırdığı belirtildi.</p>

<p>Raporda, Türkiye’nin AB üyelik sürecini etkileyen temel sorunların giderilmediği vurgulanırken, Ankara’ya hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokratik standartlar, basın özgürlüğü ve temel haklar alanındaki eksiklikleri gidermesi çağrısında bulunuldu.</p>

<p><strong>Akın Gürlek’e Yaptırım Talebi</strong></p>

<p>Raporda en dikkat çeken bölümlerden biri, insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ihlallerinden sorumlu olduğu değerlendirilen Türk yetkililere yönelik yaptırım çağrısı oldu.</p>

<p>Metinde şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında, AB’deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekmektedir.”</p>

<p>Raporda, bu kapsamda kayyum uygulamalarında rol alanlar ile “devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayan isimler” arasında eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek de örnek gösterildi.</p>

<p>Parlamento ayrıca Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasından duyulan rahatsızlığı dile getirerek, kariyeri boyunca siyasi bir gündem doğrultusunda hareket ettiği yönündeki eleştirilere yer verdi.</p>

<p><strong>CHP’ye Yönelik Davalara Tepki</strong></p>

<p>Raporda, CHP’ye yönelik yargı süreçleri ve parti yönetimini hedef alan girişimlere de değinildi.</p>

<p>Avrupa Parlamentosu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetiminin “siyasi kurgularla görevden alınmasına yönelik girişimleri” sert biçimde eleştirirken, bu gelişmelerin muhalefete yönelik daha geniş çaplı baskı politikasının bir parçası olduğu değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Belgede, yargının siyasi amaçlarla araçsallaştırıldığı ve bunun Türkiye’yi daha otoriter bir yapıya sürüklediği görüşüne yer verildi.</p>

<p><strong>İmamoğlu ve AİHM Kararları</strong></p>

<p>Raporda, görevden uzaklaştırılan ve tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu da kınandı.</p>

<p>Avrupa Parlamentosu ayrıca Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş kararları başta olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması çağrısını yineledi.</p>

<p>Metinde, Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda ciddi sorunlar bulunduğu, hukuk sisteminde çifte standartların yaygın şekilde uygulandığı ifade edildi.</p>

<p><strong>“Türkiye Tam Otoriter Bir Modele Doğru İlerliyor”</strong></p>

<p>Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Türkiye’deki gelişmelerden duyduğu kaygıyı dile getirdi.</p>

<p>Amor, “Türkiye tamamen otoriter bir modele doğru hızla ilerlemeyi sürdürüyor. Ana muhalefet partisi CHP’yi ve onun meşru yönetimini hedef alan son dava, demokratik çoğulculuk ve hukukun üstünlüğündeki aşınmanın son örneğidir” dedi.</p>

<p>Avrupa Komisyonu, Avrupa Dış İlişkiler Servisi ve üye devletlerin Türkiye’de yaşanan demokratik gerilemeye karşı sessiz kaldığını belirten Amor, bu durumun Avrupa Birliği’nin güvenilirliğine zarar verdiğini savundu.</p>

<p><strong>Mavi Vatan ve Yunanistan Vurgusu</strong></p>

<p>Raporda Türkiye-Yunanistan ilişkilerine ilişkin değerlendirmeler de yer aldı.</p>

<p>Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin Yunanistan’ın karasularını 12 deniz miline çıkarma hakkına karşı sürdürdüğü “casus belli” tutumundan duyduğu endişeyi dile getirdi.</p>

<p>Ayrıca Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini çerçevesinde Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını ihlal ettiği yönündeki iddialara yer verilerek, Ankara’nın uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>Vize Serbestisi Çağrısı</strong></p>

<p>Raporda, Türkiye’ye yönelik eleştirilerin yanı sıra vize serbestisi sürecine de değinildi.</p>

<p>Avrupa Parlamentosu, Ankara’ya vize muafiyeti için gerekli altı kriteri yerine getirme çağrısında bulunurken, hizmet pasaportlarının kötüye kullanıldığı yönündeki eleştirileri de kayda geçirdi.</p>

<p><strong>Katılım Süreci Hâlâ Donmuş Durumda</strong></p>

<p>Raporda, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecinin 2018 yılından bu yana fiilen donmuş durumda olduğu hatırlatıldı.</p>

<p>Buna rağmen Türkiye’nin stratejik ve jeopolitik öneme sahip bir ülke olduğu, NATO müttefiki konumunu sürdürdüğü ve Avrupa için önemli bir ortak olmaya devam ettiği vurgulandı.</p>

<p>Ancak Avrupa Parlamentosu, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü alanlarında ilerleme sağlanmadığı sürece üyelik sürecinde yeni bir aşamaya geçilmesinin mümkün görünmediği değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-turkiye-raporu-turkiye-otoriter-bir-modele-dogru-ilerliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 19:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/eu-16.jpg" type="image/jpeg" length="42642"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamburg'da Dersim Tertele Konferansı: Parlamento ve Üniversitede iki günlük buluşma]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-dersim-tertele-konferansi-parlamento-ve-universitede-iki-gunluk-bulusma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-dersim-tertele-konferansi-parlamento-ve-universitede-iki-gunluk-bulusma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dersim Tertelesi'nden geriye kalan hafıza, adalet talebi ve yüzleşme arayışı Hamburg'da uluslararası bir konferansın odağındaydı. Hamburg Parlamentosu ve Hamburg Üniversitesi'nde gerçekleştirilen iki günlük etkinlikte, akademisyenler ve uzmanlar Dersim'i tarihsel, hukuksal ve toplumsal boyutlarıyla ele aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“21. Yüzyılda Tertele, Alevilik ve Dersim: Soykırım Sonrası Toplumlarda Hafıza, Adalet ve Kimlik” başlıklı konferans iki gün sürdü.</strong></p>

<p>12–13 Haziran 2026 tarihlerinde Hamburg’da düzenlenen uluslararası konferansta; Dersim Tertelesi, Alevilik, kolektif hafıza, travma, yüzleşme, adalet ve kimlik meselelerini akademik, hukuksal, tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla ele alan sunumlar yapıldı; resim ve fotoğraf sergisi ile film gösterimi gerçekleştirildi. Konferansın oturumları Hamburg Rathaus ve Hamburg Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.</p>

<p><strong><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un1-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>“21. Yüzyılda Tertele, Alevilik ve Dersim: Soykırım Sonrası Toplumlarda Hafıza, Adalet ve Kimlik” başlıklı konferans; Dersim Soykırımı üzerine çalışan akademisyenleri, araştırmacıları, hukukçuları, sanatçıları, insan hakları savunucularını ve çok sayıda duyarlı insanı bir araya getirdi.</p>

<p>İki gün süren etkinlik; Die Linke Hamburg Fraksiyonu ve Hamburg Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, der Landeszentrale für politische Bildung Hamburg (Hamburg Eyaleti Politik Eğitim Merkezi) ve Stiftung Alevitische Gemeinde Hamburg’un desteğiyle; Tertele: Dersim Genocide Institute girişimi, AABF Kuzey Bölge Temsilciliği, Bergedorf Alevi Kültür Merkezi ve Hamburg Hakevi tarafından organize edildi.</p>

<p><strong>Açılış Hamburg Eyalet Parlamentosu’nda (Rathaus) Gerçekleşti</strong></p>

<p>Sunuculuğunu Nevin Sevük’ün üstlendiği ve forum biçiminde organize edilen etkinlik; milletvekilleri, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve sanatçılar tarafından ilgiyle takip edildi.</p>

<p><img alt="" height="337" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/12.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="696" /></p>

<p>Açılış konuşması Dr. Sabine Ritter (Die Linke Hamburg) tarafından yapıldı. Ritter, Dersim Tertelesi’nin Almanya’da ve Avrupa’da tanınması gerektiğine, partisinin bu konuda duyarlı olduğuna ve bu alandaki çalışmaları destekleyeceklerine vurgu yaptı.</p>

<p>Konferansın organizatörlerinden biri olan Tertele: Dersim Genocide Institute girişimi adına katılımcıları selamlayan Dr. Aras Ergüneş ise Dersim Tertele çalışmalarının akademik, siyasal ve hukuksal alanda sistematik bir çalışma ile ele alınmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Der Landeszentrale für politische Bildung Hamburg adına konuşan Eike Pockrandt, diğer soykırımlarla birlikte Dersim Tertelesi mağdurlarını desteklemenin önemine değindi. Soykırım, göç ve insan hakları konusunda yapılan çalışmaları desteklemenin ve soykırım mağdurlarıyla dayanışmanın iyileşme süreci açısından önemini anlattı.</p>

<p><img alt="" height="563" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/8-4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Konferansın organizatörlerinden biri olan AABF Kuzey Bölge Temsilciliği adına konuşan Elif Duman ise Alevilerin tarih boyunca yaşadığı katliam ve soykırımları, Dersim Tertelesi’nin Alevi toplumu açısından önemini ve Hamburg Parlamentosu’nda Tertele’nin konuşuluyor olmasının kendisinde yarattığı duyguları paylaştı.</p>

<p></p>

<p>Ardından Dr. Yılmaz Kahraman’ın moderatörlüğünde gerçekleşen açık forumda; Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan, Prof. Dr. Şefik Tagay, Prof. Dr. Bülent Bilmez, yönetmen Nezahat Gündoğan, yazar Cemal Taş ve uluslararası hukuk uzmanı Rojda Arslan gibi isimler; soykırım sonrası toplumlarda hafıza inşası, travma, yüzleşme, onarıcı adalet, tanınma stratejileri ve Tertelenin uluslararası hukuk açısından önemi üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Cemal Taş’ın Kirmanckî/Zazakî sunumu, özellikle bir ilk olması itibarıyla önemle not edildi.</p>

<p><strong>Hamburg Üniversitesi’nde Akademik Oturumlar, Resim ve Fotoğraf Sergisi ile Film Gösterimi</strong></p>

<p>Nevin Sevük’ün sunuculuğunda 13 Haziran 2026 tarihinde saat 09.30’da başlayıp 18.00’e kadar süren konferans programında, Dersim Tertelesi’nin tarihsel, siyasal, hukuksal, toplumsal ve kültürel boyutları çok disiplinli bir perspektifle ele alınarak sunumlar yapıldı.</p>

<p><img alt="" height="247" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/7-15.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Hamburg Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen programın bu bölümünde üniversite ve diğer organizasyon partnerleri adına selamlama konuşmaları yapıldı.</p>

<p>Soykırımların kavramsal çerçevesi ve Dersim Tertelesi bağlamında açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Taner Akçam, Dersim Tertelesi’ni anlayabilmek için 1870’lerden başlayıp 1915 ile devam eden Hristiyan toplulukların yok edilmesi politikalarını anlamanın önemine dikkat çekti. İkinci dalga olarak Koçgiri ile başlayıp 1940’ların sonuna kadar devam eden soykırım politikalarının ilişkisi üzerine geniş bir sunum yaptı ve uluslararası boyuta dikkat çekti. Ayrıca Dersim 1937–38 sürecinin yalnızca askerî bir operasyon olarak değil; nüfus mühendisliği, zorunlu iskân, sürgün ve kültürel tasfiye politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti ve katliama ilişkin yeni belgeler paylaştı.</p>

<p><strong>Birinci Oturum: Kavramsal, Tarihsel ve Hukuksal Çerçeve</strong></p>

<p>Moderatörlüğünü Dr. Aras Ergüneş’in üstlendiği oturumda; Prof. Dr. Bülent Bilmez, Dersim Tertelesi tartışmalarında tanımlamanın ve bunun nasıl ele alınması gerektiğinin önemine değinerek “katliam”, “kırım”, “soykırım” ve “Tertele” kavramlarının yanı sıra devletin “isyan” tezini de değerlendirdi.</p>

<p><img alt="" height="466" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/p1-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Uluslararası hukuk uzmanı Rojda Arslan, Dersim Tertelesi’ni uluslararası soykırım hukuku çerçevesinde değerlendirerek devletin bir topluma yönelik inanç ve etnik kimlik nedeniyle yok etme ve homojenleştirme politikaları üzerinde durdu.</p>

<p>Dr. Yılmaz Kahraman ise soykırımlar, Tertele ve benzeri konular bağlamında Osmanlı’dan Cumhuriyet’e genel olarak Alevilerin ve özel olarak Dersimlilerin maruz kaldığı kimlik sorununa dair değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>İkinci Oturum: Cumhuriyet, İnkâr ve Bellek</strong></p>

<p>Moderatörlüğünü Nevin Sevük’ün yaptığı oturumda; Prof. Dr. Hatice Keneş Çoban, soykırımlar öncesi ve sonrası hedef seçilen toplumsal gruplara yönelik ırkçılığın ve nefretin gündelik yaşam, dil ve söylem aracılığıyla nasıl üretildiğini anlattı. “Yeni ırkçılık” kavramı üzerinde durarak bu alandaki çalışmaların önemine dikkat çekti.</p>

<p><img alt="" height="386" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/p2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="625" /></p>

<p>Yazar Haydar Beltan ise Dersim Tertelesi sonrası toplumun hafızayı nasıl oluşturduğunu, taşıdığını ve kuşaklar arasında nasıl aktardığını ağıtlar üzerinden anlattı. Ağıtların, soykırım yaşamış toplumların çığlığı olarak kavramsallaştırılmasının hafıza çalışmalarında önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. Dersimli ozan Weliyê Wuşênê İmamî’nin “Vah Vah Vah” ağıtının analizini yaptı.</p>

<p><img alt="" height="490" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un1-2-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Dersim Tertelesi’nin bir İslamlaştırma ve Türkleştirme politikasının ürünü olduğunu söyleyen yazar Kazım Gündoğan ise 16. yüzyıldan başlayan Kızılbaş toplulukların İslamlaştırılması ve uluslaşma süreciyle diğer etnik kimliklerin Türkleştirilmesi politikalarını ele aldı. Osmanlı, İttihat ve Terakki ile Cumhuriyet arasındaki devlet aklı sürekliliğini anlattı. 1915 Ermeni, Süryani ve Rum soykırımları ile 1925 Şark Islahat Planı ve 1937/38 Dersim Tertelesi arasındaki ideolojik ve politik sürekliliğe dikkat çekti.</p>

<p><strong>Üçüncü Oturum: Kimlik, Travma ve Toplumsal Cinsiyet</strong></p>

<p>Moderatörlüğünü Selda Akbayır’ın yaptığı son oturumda Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan; soykırım, savaş, sürgün ve kitlesel şiddetin toplumlarda kuşaklar boyunca aktarılan travmalar yarattığını belirtti. Ezidiler ve Dersimliler başta olmak üzere soykırım mağdurlarıyla yaptığı çalışmalardan örnekler verdi. Hafıza ve adalet mekanizmalarının iyileşme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olduğuna işaret ederek bu alandaki çalışmaların önemine değindi.</p>

<p><img alt="" height="486" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/6a.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Soykırımlar ve göç travmaları uzmanı Prof. Dr. Şefik Tagay ise Ezidi toplumunun IŞİD ve tarihsel fermanlar nedeniyle yaşadığı soykırım travmaları ile bunun kimlik üzerindeki etkileri hakkında konuştu. Yaptığı çalışmalardan örnekler verdi.</p>

<p>Göçlerle taşınan soykırım belleği ve kuşaklararası travmanın oluşumu ve aktarımı konusunda sunum yapan Prof. Dr. Gülnaz Karatay, saha çalışmalarından elde ettiği verilerle Dersim Tertelesi’nin ikinci ve üçüncü kuşaklara aktarımını değerlendirdi. Tertelenin Dersim toplumu üzerindeki güncel travmatik etkileri üzerine de görüşlerini paylaşarak çözüm konusunda önerilerde bulundu.</p>

<p><img alt="" height="680" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/a5.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Yönetmen Nezahat Gündoğan ise “Almanya’dan Dersim’e ve Dersim’in Kayıp Kızları’na Bakmak” başlıklı sunumunda, soykırımlar literatüründe “bir topluluğun çocuklarının zorla başka bir topluma nakledilmesi” uygulamasının Dersim’de kız çocukları üzerinden nasıl gerçekleştiğini anlattı. Benzer politikaların Naziler döneminde, başta Almanya olmak üzere başka soykırımcı rejimlerdeki uygulamalarına ilişkin karşılaştırmalı bir sunum yaptı.</p>

<p><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un-8-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Konferansın sanatsal bölümünde ise yönetmenliğini Nezahat Gündoğan’ın yaptığı, travma, hatırlama ve yüzleşme temalı <i>Hay Way Zaman</i> isimli belgesel film gösterildi. Salonda duygusal anlar yaşandı.</p>

<p><img alt="" height="403" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/u2-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="589" /></p>

<p>Ayrıca ressam Aslı Filiz’in “Dersim’in Kayıp Kızları” başlıklı resim sergisi ile Dersim Tertelesi dönemine ait fotoğraf sergisi büyük ilgi gördü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Türkçe ve Almanca gerçekleştirilen konferansta yalnızca geçmiş konuşulmadı; bugün ve gelecek bağlamında hafıza, hakikat, adalet, yüzleşme ve iyileşme için ortak, demokratik bir gelecek inşa etme vurgusuyla program tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-dersim-tertele-konferansi-parlamento-ve-universitede-iki-gunluk-bulusma</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 03:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/a1-2.jpeg" type="image/jpeg" length="70276"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİDF'in geleneksel "Birlik ve Dayanışma Festivali"ne binlerce kişi katıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumartesi günü Almanya'nın Köln şehrindeki en tanınmış etkinlik alanlarından biri olan Tanzbrunnen'de Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) tarafından düzenlenen "Birlik ve Dayanışma" Festivali'ne 7 bine yakın insan katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet TANLI / Köln</p>

<p><strong>Çok zengin bir müzik programının yanı sıra festivalde EMEP Partisi Başkanı Seyit Aslan, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Alev Demirel, Alman ve Türkiyeli sendikacılar, gençlik örgütlerinin temsilcileri, iş yeri temsilcileri ve DİDF Başkanı Alev Bahadır ile DİDF Yürütme Kurulu Üyesi gazeteci-yazar Yücel Özdemir gibi federasyon yöneticileri birer konuşma yaptı.</strong></p>

<p><img alt="" height="393" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/festival-2026.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="590" /></p>

<p>Yapılan konuşmalarda Almanya, Türkiye ve dünyadaki siyasi gelişmelere dikkat çekilerek savaşa, sosyal adaletsizliğe, kısıtlamalara, ırkçılığa, ayrımcılığa ve ırkçı milliyetçilikle toplumun kutuplaşmasına ve bölünmesine karşı güçlü mesajlar verildi. Ağırlıklı olarak DİDF'in bölge derneklerinin organizasyonuyla Almanya'nın dört bir yanından ve komşu ülkelerden festivale gelen 7 binin üzerindeki izleyici, festivalde coşkuyla birlikte şarkılar söyledi, halaylar çekti.</p>

<p><img alt="" height="602" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/fest-gaye-scaled.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Konuşmacılar ve müzik grupları çok çeşitliliği yansıttı</strong></p>

<p>Zara Canbay ve Emre Öğüt'ün başarıyla Almanca ve Türkçe olarak iki dilde sunduğu Köln'deki festival programı, Wuppertal DİDF'in halk oyunları grubunun folklorik danslarıyla ve Köln Belediye Başkan Yardımcısı Derya Karadağ'ın konuşmasıyla başladı. Açılış konuşmalarında emek mücadelesi, toplumsal dayanışma, barış ve demokratik birlikte yaşam vurgusu öne çıktı. Zengin sahne programında Grup Kontrast, Kai Degenhardt, Junge Arbeiter, Mustafa Özarslan, Agire Jiyan, Gaye Su Akyol gibi değerli sanatçılar ve tanınmış Moğollar grubu, Köln'deki festivale katılan herkese müzik ve sanat dolu unutulmaz bir gün yaşattı.</p>

<p><strong>Seyit Aslan: Siyonist İsrail kana doymuyor</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/fest-seyit-aslan.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>Festivalin Türkiye'den davet edilen konuk konuşmacısı Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, ağırlıklı olarak Türkiye'deki siyasi gelişmelere yer verdiği konuşmasında şunları söyledi: "Dünya büyük bir kriz yaşıyor. Örneğin siyonist İsrail kana doymuyor; Filistin'de, Lübnan'da insanları katletmeye devam ediyor. Türkiye'de ana muhalefete, CHP'ye yapılan baskılar aralıksız sürmektedir; ancak bu mesele artık yalnızca CHP meselesi değildir. Ülkemizde bugün egemen sermaye sınıfıyla ezilen milyonlarca emekçinin ve emeklinin mücadelesi vardır. Onlar bu talanın devam etmesini istiyor. Kadın cinayetleri, doğa katliamı yine devam ediyor. Türkiye'de işçi sınıfı, bu saray rejimini mutlaka ortak mücadeleyle alaşağı edecektir. Bu iktidar tarafından Kürt halkının hakları da istismar edilmektedir. Kürt sorununu bu iktidar çözemez, eşit hakları bunlar yaratamaz. Bu denli geniş katılımlı, güzel bir festivali organize eden DİDF yöneticilerini, üyelerini ve dostlarını tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum."</p>

<p><strong>Yücel Özdemir: DİDF, ırkçılıkla, ayrımcılıkla ve sosyal haklar mücadelesinde doğru adrestir</strong></p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/yucel-ozdemir-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Festivalin son konuşmacısı DİDF Yürütme Kurulu Üyesi gazeteci-yazar Yücel Özdemir de Almanya'da sosyal hakların kısıtlanması, ırkçılık, ayrımcılık ve ırkçı parti AfD'ye karşı mücadelede DİDF'in en önde yürüyen örgüt olduğunu vurgulayarak herkesi DİDF'i desteklemeye ve çalışmalarına katılmaya davet etti.</p>

<p>Özdemir şöyle konuştu: "Dünyanın gidişatı iyi değil; ama bugün buradaki gibi farklı etnisite, inanç ve görüşten insanlar olarak yan yana gelip mücadele edersek başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Bizler 65 yıldır burada yaşıyoruz, burada kalıcıyız. Buranın sorunları bizim de sorunlarımızdır. Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadelede biz de varız. Bugün burada gördünüz, Alman dostlarımız da var. Her türlü ayrımcılığı, ırkçılığı ve mülteci düşmanlığını reddediyoruz. Bunu bazı göçmenler de yapıyor; bu çok yanlış bir tutum. Bizler, yurtlarını terk etmek zorunda kalanlarla değil, onları göçe zorlayan emperyalist ve kapitalist sistemlerle mücadele etmeliyiz. Buradaki mücadelemizi sürdürürken Türkiye'yi ve oradaki haksızlıkları görmezden gelemeyiz. Enternasyonal dayanışmayla Türkiye'deki mücadeleye destek vermeliyiz. Gönlümüz, gazetecilerin ve siyasetçilerin hapishanelere tıkılmadığı demokratik bir Türkiye'den yana. İki yıl sonra, 10 Haziran 2028'de yine burada buluşmak dileğiyle hepinize teşekkür ediyorum."</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/i-m-g-0404.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Farklı dillerde söylenen türküler ve şarkılar kitleyi bütünleştirdi</strong></p>

<p>Sahne alan sanatçılar, izleyicilere onların anadilinde Türkçe, Kürtçe ve Almanca şarkılar, türküler ve deyişler söyleyerek kitleyi coşturdu; birlikte dans edip halay çekmelerini sağladı.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/i-m-g-0406.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Bu yönüyle halkların kültürüne saygılı ve onlara hitap eden sahne programlarını hayata geçiren DİDF festivallerinin birleştirici ve hoşgörülü özgün karakteri bir kez daha yansıtılmış oldu.</p>

<p>DİDF Festivali'ne zengin sahne programının yanı sıra kitap, yemek, yayıncı, yazar ve sendikaların standları da renk kattı.</p>

<p>Köln'deki festival, Anadolu rock müziğinin temsilcisi efsanevi müzik grubu Moğollar'ın ve grubun lideri usta müzisyen Cahit Berkay'ın, solist Emrah Karaca'nın güçlü sahne performansıyla son buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/didf-2.JPG" type="image/jpeg" length="86203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa Parlamentosu'ndan Akın Gürlek için yaptırım çağrısı: Mal varlığı dondurulsun]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-akin-gurlek-icin-yaptirim-cagrisi-mal-varligi-dondurulsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-akin-gurlek-icin-yaptirim-cagrisi-mal-varligi-dondurulsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Parlamentosu, ilk kez bir Türk Adalet Bakanı'nı yaptırım tartışmalarının merkezine taşıdı. 17 Haziran'da oylanacak Türkiye Raporu taslağında Adalet Bakanı Akın Gürlek'in adı, Avrupa Birliği'nin insan hakları yaptırım mekanizması kapsamında yaptırım uygulanması değerlendirilen isimler arasında açıkça yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Raporda, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Avrupa Birliği'nin Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında yaptırım uygulanması değerlendirilmesi gereken isimler arasında açıkça belirtilmesi dikkat çekti.</strong></p>

<p>Taslak rapora yön veren isimlerden Slovenyalı parlamenter Vladimir Prebilic ise Ankara'nın Gürlek'in adının metinden çıkarılması için AKP'li çevrelerin girişimde bulunduğunu öne sürdü.</p>

<p>Raporda, Türkiye'de insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu olduğu belirtilen yetkililere karşı AB sınırları içerisindeki mal varlıklarının dondurulması dahil çeşitli kısıtlayıcı tedbirlerin değerlendirilmesi çağrısı yapılıyor. Bu kapsamda, "devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayan isimlerden biri" olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek'in adı metne girdi.</p>

<p>Raporda yer alan ifadelerde, Gürlek'in geçmişte İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak yürüttüğü görevler hatırlatılarak, "kariyeri boyunca siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör gibi hareket ettiği" değerlendirmesine yer verildi.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/gurlek.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>AKIN GÜRLEK İLK KEZ AB YAPTIRIM GÜNDEMİNDE</strong></p>

<p>Avrupa Parlamentosu kararları bağlayıcı olmasa da, bir Türk bakanın isminin ilk kez Avrupa Birliği'nin yaptırım mekanizmalarıyla ilişkilendirilmesi dikkat çekiyor.</p>

<p>Raporun kabul edilmesi halinde Akın Gürlek otomatik olarak yaptırım listesine alınmayacak. Ancak Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu ve AB Konseyi'ne çağrıda bulunarak Gürlek hakkında yaptırım süreci başlatılması yönünde siyasi baskı oluşturmuş olacak.</p>

<p>AB'nin 2020 yılında yürürlüğe koyduğu Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında bugüne kadar Rusya, İran, Belarus, Suriye, Venezuela, Sudan ve Myanmar'dan çok sayıda kişi yaptırım listesine alındı. Türkiye'den bir ismin bu kapsamda gündeme getirilmesi ise bir ilk olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>PREBILIC: "ARTIK YETER, ŞAKA YAPMIYORUZ"</strong></p>

<p>Raporun hazırlanmasında kilit rol oynayan Slovenyalı Parlamenter Vladimir Prebilic, T24'ten Cansu Çamlıbel'e yaptığı açıklamada, öneri konusunda Ankara’yı da bilgilendirdiklerini ve, “Bu ismi çıkartmanız için yapabileceğimiz bir şey var mı?” yanıtını aldıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prebilic, Gürlek'i "siyasi motivasyonla yürütülen yargı süreçlerinin baş aktörlerinden biri" olarak gördüklerini belirterek, önerdikleri yaptırımların AB içerisindeki mal varlıklarının ve hesaplarının dondurulmasını, finansal işlemlerinin sınırlandırılmasını kapsadığını ifade etti.</p>

<p>Türk yetkililerle yaptıkları görüşmelerde bu konuda önceden bilgi verdiklerini açıklayan Prebilic, Ankara'nın metinden Gürlek'in adının çıkarılması için girişimde bulunduğunu da öne sürdü.</p>

<p>Prebilic, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu'nun AKP'li Eş Başkanı İsmail Karayel'in kendilerine, "Bu ismi metinden çıkarmak için ne yapabiliriz?" sorusunu yönelttiğini belirterek şu yanıtı verdiğini aktardı:</p>

<p><strong>"Yanlış soruyu soruyorsunuz. Bu ismi metinden çıkartacak olan biz değiliz. Türkiye'nin hukuk ve demokrasi alanında atacağı adımlardır."</strong></p>

<p>Ankara'ya verdikleri mesajın net olduğunu vurgulayan Prebilic, "Artık yeter, şaka yapmıyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>RAPORUN ALTINDA NACHO SÁNCHEZ AMOR'UN İMZASI VAR</strong></p>

<p>17 Haziran'da Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda oylanacak raporun altında, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü olan İspanyol Sosyal Demokrat parlamenter Nacho Sánchez Amor'un imzası bulunuyor.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/nacho-sanchez-amor-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Raporda, Türkiye'de hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve demokratik standartlarda ciddi gerileme yaşandığı değerlendirmesi yapılıyor.</p>

<p><strong>RAPORDA SERT ELEŞTİRİLER</strong></p>

<p>Taslak metinde;</p>

<p>-Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin "otoriter yorumunun" yargı bağımsızlığını aşındırdığı,</p>

<p>-CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na yönelik soruşturmaların siyasi nitelik taşıdığı,</p>

<p>-Gizli tanık uygulamalarının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği,</p>

<p>-Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun hükümetten bağımsız olmadığı,</p>

<p>-Yargının muhalefeti bastırmak amacıyla araçsallaştırıldığı,</p>

<p>-Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik girişimlerin endişe verici olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>"ERDOĞAN YÖNETİMİNDE İLERLEME MÜMKÜN DEĞİL"</strong></p>

<p>Prebilic, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde ise oldukça sert mesajlar verdi.</p>

<p>Türkiye'de mevcut siyasi yönetim devam ettiği sürece Avrupa Birliği ile ilişkilerde ilerleme sağlanamayacağını savunan Slovenyalı parlamenter, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında değişim yaşanmadan Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ya da vize serbestisi gibi başlıklarda ilerleme beklenmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Prebilic, Avrupa Parlamentosu'ndaki çoğunluğun bu görüşü paylaştığını belirterek, Türkiye raporunun yüzde 60'ın üzerinde bir destekle kabul edilmesini beklediklerini ifade etti.</p>

<p>17 Haziran'daki oylama, hem Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği hem de Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında ilk kez dile getirilen yaptırım çağrısı açısından kritik bir dönemeç olarak görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-akin-gurlek-icin-yaptirim-cagrisi-mal-varligi-dondurulsun</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/erdo-ve-eu.JPG" type="image/jpeg" length="31764"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çinli otomotiv devi BYD, Türkiye planlarını erteledi: Öncelik Avrupa üretiminde]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/cinli-otomotiv-devi-byd-turkiye-planlarini-erteledi-oncelik-avrupa-uretiminde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/cinli-otomotiv-devi-byd-turkiye-planlarini-erteledi-oncelik-avrupa-uretiminde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çinli elektrikli otomobil üreticisi BYD’nin Manisa’da kurmayı planladığı üretim tesisini askıya alması, şirketin Türkiye yatırımlarının geleceğine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p><strong>Yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım ve 5 bin kişilik istihdam vaadiyle duyurulan proje beklemeye alınırken, şirketin önceliğini Avrupa’daki üretim kapasitesini artırmaya verdiği bildirildi.</strong></p>

<p><strong>Manisa yatırımı beklemeye alındı</strong></p>

<p>BYD, 2024 yılında Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde yıllık 150 bin araç üretim kapasitesine sahip bir fabrika kuracağını açıklamıştı. Projenin inşaat sürecinin 2026 yılında başlaması ve tesisin faaliyete geçmesiyle yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlanması öngörülüyordu.</p>

<p>Ancak şirketin Türkiye’deki yatırım planlarını şimdilik durdurduğu ve projeyi belirsiz bir tarihe ertelediği belirtildi. Karar, BYD’nin Avrupa’daki üretim faaliyetlerine ağırlık verme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Türkiye’de teşviklerden yararlanmıştı</strong></p>

<p>BYD’nin yatırım taahhüdü karşılığında Türkiye’de bazı özel düzenlemelerden yararlandığı biliniyor. Şirkete, Çin menşeli elektrikli ve hibrit araçlara uygulanan yüzde 40’lık ek gümrük vergisinden muafiyet sağlanmış, böylece Türkiye pazarında önemli satış rakamlarına ulaşmasının önü açılmıştı.</p>

<p>Manisa’da üretim tesisi kurulacağı gerekçesiyle verilen teşvikler ve vergi avantajlarının ardından fabrikanın hayata geçirilmemesi, bundan sonraki sürece ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>

<p><strong>BYD’nin odağında Avrupa var</strong></p>

<p>Şirket yönetimi, önceliğin Avrupa’daki üretim yatırımlarına verildiğini açıkladı. BYD Başkan Yardımcısı Stella Li, Reuters’a yaptığı açıklamada, Macaristan’ın şu anda şirket için en önemli üretim merkezi konumunda olduğunu belirtti.</p>

<p>BYD’nin Güney Macaristan’daki Szeged kentinde kurduğu fabrikanın 2026’nın son çeyreğinde üretime başlaması planlanıyor. Bu tesis, şirketin Avrupa’daki ilk üretim üssü olacak.</p>

<p><strong>Güney Avrupa’da yeni fabrika arayışı</strong></p>

<p>BYD, Avrupa’daki üretim ağını genişletmek amacıyla Güney Avrupa’da yeni bir tesis için de araştırmalar yürütüyor. Şirketin değerlendirdiği ülkeler arasında İspanya’nın da bulunduğu ifade edildi.</p>

<p>Şirket yetkilileri, sıfırdan fabrika inşa etmek yerine mevcut bir otomotiv tesisini satın alıp dönüştürmenin daha hızlı bir çözüm olacağını belirtiyor. Bu yaklaşımın, Avrupa Birliği’nin Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara uyguladığı ek gümrük vergilerinin etkisini azaltmayı amaçladığı kaydediliyor.</p>

<p><strong>Avrupa satışları hızla artıyor</strong></p>

<p>BYD’nin Avrupa pazarındaki büyümesi dikkat çekiyor. Şirketin Avrupa’daki satışları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 270 artarak yaklaşık 188 bin araca ulaştı. 2026 yılının ilk beş ayında ise satışların yüzde 144 artışla 100 bin adedi aştığı bildirildi.</p>

<p>Şirket, uzun vadede Avrupa’da sattığı araçların yaklaşık yüzde 70’ini kıta içinde üretmeyi hedefliyor.</p>

<p><strong>Türkiye pazarındaki tablo değişti</strong></p>

<p>Türk basınında yer alan bilgilere göre BYD, geçen yıl Türkiye’de 45 bin 537 araç satışı gerçekleştirdi. Ancak 2026’nın ilk yarısında satışlarda belirgin bir gerileme yaşandığı belirtiliyor.</p>

<p>Sektör kaynakları, bu düşüşte Türkiye’nin yerli elektrikli otomobil markası TOGG’un pazardaki yükselişinin de etkili olduğunu ifade ediyor.</p>

<p><strong>Projenin geleceği belirsiz</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BYD’nin Manisa yatırımını tamamen iptal edip etmediğine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Şirket, projeyi yalnızca askıya aldığını belirtirken, fabrikanın ne zaman hayata geçirileceği konusunda herhangi bir takvim paylaşmadı.</p>

<p>Bu nedenle Türkiye’deki yatırımın geleceği ve daha önce sağlanan teşviklerin akıbeti önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek başlıklar arasında yer alıyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/cinli-otomotiv-devi-byd-turkiye-planlarini-erteledi-oncelik-avrupa-uretiminde</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 19:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/byd2.JPG" type="image/jpeg" length="23196"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[COSMO'nun kapatılmasına tepki: 500'den fazla kuruluş ve 100 bin imza ARD'ye karşı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Köln kentinden yayın yapan ve ARD bünyesindeki tek çok dilli ve kültürlerarası radyo programı olan COSMO'nun 1 Nisan 2027'de kapatılacak olması, ülke genelinde geniş tepkiye yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aralarında yönetmen Fatih Akın, müzisyen Herbert Grönemeyer ve iklim aktivisti Luisa Neubauer'in de bulunduğu çok sayıda tanınmış isim ile 500'ü aşkın kuruluş karara karşı çıkarken, "Save Cosmo" kampanyasında toplanan imza sayısı 100 bini aştı.</strong></p>

<p>ARD yönetimine gönderilen açık mektupta, COSMO'nun kapatılması yerine güçlendirilerek ülke çapında ortak bir kamu yayıncılığı projesine dönüştürülmesi talep edildi.</p>

<p><strong>Tarihi ölçekte bir dayanışma</strong></p>

<p>Yeni Alman Medya Çalışanları (Neue deutsche Medienmacher*innen) öncülüğünde hazırlanan ve 11 Haziran'da kamuoyuna açıklanan açık mektuba 500'den fazla göçmen örgütü ile kültür, bilim, medya ve siyaset dünyasından çok sayıda isim destek verdi.</p>

<p>İmzacı kuruluşlar arasında Almanya Türk Toplumu (TGD), Göçmen Örgütleri Federal Konferansı (BKMO), Doğu Almanya Göçmen Örgütleri Çatı Birliği (DaMOst), Rusça Konuşan Ebeveynler Birliği ve çeşitli göçmen kuruluşları yer aldı. Girişime ayrıca gazetecilik, kültür ve akademi çevrelerinden çok sayıda kurum ve isim destek verdi.</p>

<p>Mektupta, Almanya nüfusunun dörtte birinden fazlasının göç geçmişine sahip olduğuna dikkat çekilerek COSMO'nun yalnızca bir radyo programı değil, milyonlarca insan için kamusal alanda temsil ve katılım imkânı sunduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>WDR kararı onayladı</strong></p>

<p>Batı Almanya Yayın Kurumu (WDR) Radyo Konseyi'nin aldığı kararla COSMO'nun mevcut yapısıyla yayın hayatına son vermesi ve 1 Nisan 2027'den itibaren WDR'nin gençlik markası bünyesinde "1Live Street" adıyla yeniden yapılandırılması planlanıyor.</p>

<p>Mevcut uygulamada WDR, Radio Bremen ve Berlin-Brandenburg Radyo Televizyon Kurumu'nun (RBB) ortak yürüttüğü programdan RBB mali gerekçelerle çekilme kararı aldı. Böylece COSMO'nun çok kültürlü ve çok dilli yayın yapısının önemli ölçüde değişeceği belirtiliyor.</p>

<p>WDR yönetimi bunun bir kapatma değil, yeniden yapılanma olduğunu savunsa da eleştirmenler, özellikle anadil yayınlarının ve kültürlerarası içeriklerin büyük ölçüde ortadan kalkacağı görüşünde.</p>

<p><strong>"Göçmenlerin yayıncılık evi"</strong></p>

<p>Açık mektupta COSMO'nun bir "niş yayın" olmadığı, Almanya'daki göçmen toplulukların onlarca yıldır kullandığı önemli bir kamusal yayın alanı olduğu ifade edildi.</p>

<p>1960'lı yıllarda Almanya'ya gelen işçi göçmenlere yönelik yayınlarla temelleri atılan Köln Radyosu'nun da COSMO çatısı altında faaliyet gösterdiğine dikkat çekilen açıklamada, çok dilli yayıncılığın demokratik toplum için vazgeçilmez olduğu vurgulandı.</p>

<p>İmzacılar, toplumsal kutuplaşmanın ve aşırı sağın yükseldiği bir dönemde kültürlerarası yayınların zayıflatılmasının ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>"Dezenformasyona karşı koruyucu kalkan"</strong></p>

<p>Mektupta, COSMO ve WDRforyou gibi platformların göçmen kökenli kitleler için kamu yayıncılığı bünyesindeki güvenilir bilgi kaynakları arasında yer aldığı belirtildi.</p>

<p>Bu yayınların ortadan kalkmasının, milyonlarca insanı sosyal medya algoritmalarının ve yabancı devletlerin etkisindeki manipülatif yayınların insafına bırakabileceği ifade edildi. Çok dilliliğin ve kültürlerarası haberciliğin demokratik toplum açısından bir "koruyucu kalkan" işlevi gördüğü vurgulandı.</p>

<p><strong>ARD'ye üç temel talep</strong></p>

<p>Açık mektupta ARD yönetiminden üç temel konuda açıklama istendi:</p>

<ul>
 <li>COSMO'nun kapatılmaması, aksine ülke çapında güçlü bir ARD ortak yayın projesine dönüştürülmesi,</li>
 <li>Göç geçmişine sahip kitlelere ne ölçüde ulaşıldığının şeffaf biçimde açıklanması,</li>
 <li>Göç toplumu gerçeğinin ARD'nin uzun vadeli yayın stratejisinde nasıl yer aldığının kamuoyuyla paylaşılması.</li>
</ul>

<p><strong>"Save Cosmo" kampanyasına yoğun destek</strong></p>

<p>COSMO'nun korunması amacıyla başlatılan "Save Cosmo" kampanyasında 100 binden fazla imza toplandığı bildirildi.</p>

<p>Destekçiler arasında yönetmen Fatih Akın, iklim aktivisti Luisa Neubauer, müzisyen Herbert Grönemeyer ve çok sayıda sanatçı ile akademisyen de bulunuyor.</p>

<p>500'ü aşkın kuruluş adına yapılan açıklamada, kararın kabul edilmeyeceği belirtilerek ARD yönetimine diyalog ve çözüm için çağrı yapıldı. Açıklamada, kamu yayıncılığının toplumun tüm kesimlerini kapsaması gerektiği hatırlatılarak, çok kültürlü ve çok dilli yayıncılığın Almanya'nın demokratik geleceği açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/radio-cosmo.JPG" type="image/jpeg" length="96766"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Köln'de çivili bomba saldırısının yıldönümünde ırkçılık bir kez daha lanetlendi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Köln kentinde, 9 Haziran 2004 tarihinde aşırı sağcı terör örgütü NSU tarafından gerçekleştirilen çivili bomba saldırısının yıldönümünde kurbanlar düzenlenen törenle anıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Keup Caddesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, saldırıda yaralananlar, yakınları, sivil toplum temsilcileri ve siyasetçiler bir araya geldi.</strong></p>

<p><strong>Keup Caddesi'nde anma programı düzenlendi</strong></p>

<p>Köln Belediyesi'nin öncülüğünde düzenlenen anma programı kapsamında saldırının gerçekleştiği noktaya çelenkler bırakıldı, sergiler açıldı ve saygı duruşunda bulunuldu. Program, IG Keupstraße, Schauspiel Köln ve Köln NS Dokümantasyon Merkezi'nin katkılarıyla gerçekleştirildi. Etkinlik nedeniyle Keup Caddesi belirli saatlerde trafiğe kapatıldı.</p>

<p><img alt="" height="396" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/keupstr-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="704" /></p>

<p>Köln Belediye Başkan Yardımcısı Derya Karadağ yaptığı konuşmada, çeşitlilik, saygı ve insan onurunun hem kentin hem de Keup Caddesi'nin temel değerleri olduğunu vurgulayarak,<strong> “Çeşitlilik, saygı ve insan onuru, ortak çabalarımızın yanı sıra şehrimizin ve bu sokağın da temelidir. Bugün burada olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim.” </strong>dedi.</p>

<p><strong>22 kişi yaralanmıştı</strong></p>

<p>Köln'ün Mülheim semtinde, Türkiye kökenli iş insanlarına ait işletmelerin yoğun olarak bulunduğu Keup Caddesi'nde, 9 Haziran 2004'te bir bisiklete gizlenen çivili bomba uzaktan kumandayla patlatılmıştı.</p>

<p>Saldırıda 4'ü ağır olmak üzere 22 kişi yaralanmış, patlamanın etkisiyle çevredeki iş yerleri ve araçlar büyük zarar görmüştü.</p>

<p>Patlama sırasında olay yerinde bulunan Muhammed Ayazgün de yaralananlar arasındaydı. Olayın üzerinden geçen yıllara rağmen yaşadıklarını unutamadığını belirten Ayazgün, patlamanın ardından işitme kaybı yaşadığını ve hâlâ psikolojik etkilerle mücadele ettiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/muhammed-ayazgun.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Ayazgün, saldırı anını anlatırken, bombanın yerleştirildiği bisikleti gördüğünü, patlamayla birlikte camların parçalanarak sokağa savrulduğunu ve çivilerin etrafa saçıldığını ifade etti. O günden sonra Keup Caddesi'ne her gelişinde tedirginlik yaşadığını dile getirdi.</p>

<p><strong>Kurbanlar yıllarca şüpheli muamelesi gördü</strong></p>

<p>Saldırının ardından yürütülen soruşturmada Alman güvenlik makamları uzun süre olayın aşırı sağcı bir terör saldırısı olabileceği ihtimalini göz ardı etti. Keup Caddesi'nde çoğunlukla Türkiye kökenli esnafın faaliyet göstermesine rağmen, soruşturma yıllarca organize suç ve çete hesaplaşmaları ihtimali üzerinde yoğunlaştı.</p>

<p>Bölge sakinleri ve esnaf uzun süre şüpheli muamelesi gördü. Muhammed Ayazgün, bu süreci “ikinci bomba” olarak nitelendirirken, yaşananlar nedeniyle devlet kurumlarına olan güvenini kaybettiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" height="403" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/mahnmal.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>NSU'nun sorumluluğu yıllar sonra ortaya çıktı</strong></p>

<p>Saldırının arkasındaki failler ancak 2011 yılında ortaya çıkarılabildi. Zwickau kentinde bulunan bir evde ele geçirilen görüntülerde, Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütü saldırının sorumluluğunu üstlendi.</p>

<p>2000-2007 yılları arasında Almanya'da sekizi Türk kökenli olmak üzere toplam 10 kişiyi öldüren NSU'nun üyeleri Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ölü bulunurken, örgütün üçüncü üyesi Beate Zschäpe 2018 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p><strong>Anıt hâlâ tamamlanmadı</strong></p>

<p>Keup Caddesi saldırısının üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen, olay yerinde kurbanları anmak için planlanan kalıcı anıt henüz tamamlanmadı. Anıtın yeri konusunda yıllarca süren tartışmaların ardından Köln Belediye Meclisi 2021 yılında projenin hayata geçirilmesini onayladı. Ancak çeşitli nedenlerle çalışmaların tamamlanması sürekli ertelendi.</p>

<p><strong>Irkçılıkla mücadelede sembol haline geldi</strong></p>

<p>Keup Caddesi saldırısı, Almanya'nın yakın tarihindeki en önemli ırkçı terör saldırılarından biri olarak kabul ediliyor. Olay, yalnızca NSU terörünün boyutlarını değil, aynı zamanda soruşturma sürecinde göçmen kökenli kurbanlara yönelik önyargıları da gözler önüne serdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün Keup Caddesi, Almanya'da ırkçılıkla mücadele, toplumsal hafıza ve adalet arayışının sembol mekânlarından biri olarak görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/koln-2.jpg" type="image/jpeg" length="88904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nden Doğan Özgüden'e Onur Plaketi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/turkiye-gazeteciler-cemiyetinden-dogan-ozgudene-onur-plaketi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/turkiye-gazeteciler-cemiyetinden-dogan-ozgudene-onur-plaketi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), kuruluşunun 80. yılını ve Basın Müzesi'nin 38. kuruluş yıldönümünü düzenlediği törenle kutladı. Törende, gazetecilik mesleğine uzun yıllar emek veren 28 duayen gazeteci Onur Plaketi ile ödüllendirilirken, sürgünde yaşayan gazeteci Doğan Özgüden de onurlandırılan isimler arasında yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurulduğu 1946 yılından bu yana gazetecilik mesleğinin gelişimi, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün korunması, meslektaşlar arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi ve gazetecilik etik ilkelerinin yaşatılması için çalışan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bugün hem kendi 80. kuruluş yıldönümünü hem de Basın Müzesi'nin kuruluşunun 38. yıldönümünü cemiyet merkezinde düzenlenen büyük bir törenle kutladı.</p>

<p>Törende, mesleğe uzun yıllar emek veren ve cemiyete 1959-1966 yılları arasında üye olan 28 duayen gazeteciye Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Onur Plaketi verilerek kendileri onurlandırıldı:</p>

<p>Adnan Özyalçıner, Ahmet Şenova, Aydın Öztürk, Demir Feyizoğlu, Doğan Özgüden, Erdoğan Arıpınar, Ergüder Tırnova, Erkan Göksel, Gündüz Serdengeçti, Günsel Çeliker, Hasan Çeliker, Hilmi Yavuz, Hulusi Yavaşlar, İbrahim Dinçer, Kemal Şener, Naci Yener, Okşan Atasoy, Orhan Ayhan, Rahmi Turan, Selami Turgut Genç, Seraciddin Zıddıoğlu, Sökmen Baykara, Suat Türker, Şevket Uygun, Ünal Sakman, Turgay Olcayto, Yalçın Kamacıoğlu, Yalçın Toker.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sürgünde bulunduğu için toplantıya katılamayan Doğan Özgüden'in Onur Plaketi, kendisine iletilmek üzere 1960'lı yıllarda Türkiye'deki mücadele arkadaşlarından Faruk Pekin'e sunuldu.</p>

<p>Özgüden, katılamadığı tören öncesinde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar ve Genel Sekreteri Sibel Güneş'e şu teşekkür mesajını gönderdi:</p>

<p>"Cemiyetimizin 80. kuruluş yıldönümünde Onur Plaketi vererek beni de onurlandıracağınız için şimdiden teşekkür ediyorum.</p>

<p>"Gazeteciliğe 74 yıl önce, 1952 yılında İzmir'de başlamış, hemen ardından İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve İzmir Gazeteciler Sendikası'nda sorumluluklar üstlenmiştim. 1964 yılında İstanbul'da Akşam Gazetesi'nin genel yayın yönetmenliğini üstlendiğimde İstanbul Gazeteciler Cemiyeti'ne üye olmuştum.</p>

<p>"60'lı yılların ikinci yarısında Ant Dergisi'ni yönetirken, 12 Mart darbesinin ikimizi de zorladığı sürgün koşullarında eşim gazeteci İnci Tuğsavul ile birlikte 52 yıldır Brüksel'de İnfo-Türk ajansını yönetiyoruz.</p>

<p>"Bu ülkede Belçika Profesyonel Gazeteciler Cemiyeti (AJP) üyesi olmakla birlikte Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyeliğimi de sürdürmekten onur duyuyorum.</p>

<p>"Mevcut koşullar nedeniyle bu seneki ödül töreninde de maalesef bizzat hazır bulunarak sizlerle birlikte olamayacağım. Ödülümün, toplantıya benim adıma katılacak olan, Ant Dergisi'nde birlikte çalışmış olduğum değerli meslektaşım Faruk Pekin'e verilmesini rica ediyorum."</p>

<p>Törende ödülü alan Faruk Pekin, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yönetimine Doğan Özgüden'in teşekkürlerini iletti.</p>

<p><strong>TGC Başkanı Vahap Munyar'ın açılış konuşması</strong></p>

<p>"Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, kurulduğu 1946 yılından bu yana yalnızca gazetecilerin meslek örgütü olmakla kalmamış; basın özgürlüğünün, mesleki dayanışmanın ve demokratik değerlerin korunması için de önemli bir sorumluluk üstlenmiştir. Bugün de yurttaşların habere ve gerçeğe ulaşabilmesi, haberin serbest dolaşımının güvence altına alınabilmesi için çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Biz, TGC Yönetim Kurulu olarak demokratik toplum düzeninin ayrılmaz unsurları olan temel hak ve özgürlüklere sahip çıkmayı görev kabul ediyoruz.</p>

<p>"Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgemizle; nefret söyleminden uzak, barıştan yana, etik ilkelere bağlı gazetecilik anlayışının yaygınlaşmasına katkı sunmayı sürdürüyoruz. Kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel istismar ve sömürünün ortadan kaldırılması amacıyla yürütülen her türlü çabanın yanında yer almayı toplumsal sorumluluğumuzun bir gereği olarak görüyoruz.</p>

<p>"Gazetecilerin yalnızca mesleklerini icra ettikleri için fiziksel saldırıya uğramadığı, haksız gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmadığı bir çalışma ortamının oluşturulmasını istiyoruz. 29 Ekim 2026'da 103. yaşını kutlayacak Cumhuriyetimizin yurttaşlarımıza, kadınlara, gazetecilere, aydınlara, gençlere ve çocuklara kazandırdığı değerlerin bilinciyle çalışmalarımıza devam ediyoruz."</p>

<p><strong>Özgüden ve Tuğsavul'a önceki yıllarda verilen ödüller</strong></p>

<p>Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 1963 yılında İnci Tuğsavul'a "Yılın Gazetecisi" ödülünü vermişti.</p>

<p>Brüksel'de 52 yıldır İnfo-Türk basın ajansını yöneten Özgüden ve Tuğsavul, sürgün yıllarında da şu ödüllerle onurlandırıldılar:</p>

<p>8 Mart 2006: İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi tarafından Özgüden ve Tuğsavul'a "Düşünce Özgürlüğü" ödülü,</p>

<p>4 Kasım 2007: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Doğan Özgüden'e "Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü",</p>

<p>27 Şubat 2014: Belçika'da Brüksel Kürt Enstitüsü, Belçika Demokrat Ermeniler Derneği, Belçika Asuri Enstitüsü, Güneş Atölyeleri ve Brüksel Halkevi tarafından Özgüden ve Tuğsavul'a "İnsanlık Vatandaşları" ödülü,</p>

<p>10 Haziran 2015: Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından Özgüden ve Tuğsavul'a "Düşünce ve İfade Özgürlüğü" ödülü,</p>

<p>31 Mayıs 2016: Belçika'da Adalet ve Demokrasi İçin Avrupa Ermeni Federasyonu (EAFJD) tarafından Doğan Özgüden'e "İnsan hakları, demokrasi, gerçek ve adalet için ömür boyu mücadelesi" nedeniyle onur ödülü,</p>

<p>27 Haziran 2018: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Özgüden'e teşekkür belgesi,</p>

<p>12 Mart 2025: Belçika Ermeniler Komitesi tarafından Özgüden ve Tuğsavul'a, gösterdikleri uzun erimli dostluk ve destek nedeniyle teşekkür ödülü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/turkiye-gazeteciler-cemiyetinden-dogan-ozgudene-onur-plaketi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/tgs-1.jpg" type="image/jpeg" length="86645"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanat ve Hayat’tan dayanışma sayısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de uzun yıllardır devrimci sanat, toplumcu kültür ve kolektif üretim çizgisinde yayın yapan Sanat ve Hayat dergisi, 3 Şubat 2026 tarihinde sosyalistlere yönelik operasyonlarda hedef alınan kültür-sanat kurumlarından biri oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medine Durmann / Almanya</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Operasyon kapsamında dergi editörlerinden Sema Uçar ile aynı zamanda BEKSAV Eş Başkanı olan Latife Canan Kaplan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kültür-sanat emekçisi gözaltına alınarak tutuklandı. Tüm baskılara rağmen dergi, “Baskı ve yasaklamalara karşı sanatta inat” başlıklı yeni sayısını dayanışma yazılarıyla yayımladı.</p>

<p><strong><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/beksav-es-baskani-olan-canan-kaplan.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" />BEKSAV Eş Başkanı Latife Canan Kaplan</strong><br />
<br />
<strong>Politik sanat ve kolektif kültür üretimi çizgisi</strong><br />
<br />
Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) bünyesinde üç ayda bir yayımlanan Sanat ve Hayat dergisi, “Toplum için sanat, insanlık için bilim ve özgürlük için politika” ekseninde yayın yapan alternatif kültür-sanat dergileri arasında yer alıyor.</p>

<p>Edebiyat, tiyatro, sinema, müzik, kültürel hafıza, kadın özgürlük mücadelesi ve toplumsal hareketler üzerine hazırladığı dosyalarla tanınan dergi, sanatı yalnızca estetik bir alan olarak değil; toplumsal mücadelelerin, hafızanın ve özgürleşme arayışının bir parçası olarak ele alıyor.</p>

<p><img alt="" height="448" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/beksav1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="526" /><br />
<br />
2002 yılında yayımlanan ilk sayısıyla okurla buluşan derginin kuruluş sürecinde, 68 kuşağı devrimcilerinden sosyalist aydın Kutsiye Bozoklar da yer aldı. İlk sayıda yayın komisyonu başkanı olarak bulunan Bozoklar, dergi çevresi tarafından yaşamıyla direnişin ve devrimci iyimserliğin sembollerinden biri olarak anılıyor. Bir dönem yayınına ara veren dergi, 2015 yılında yeniden yayımlanmaya başlamış; Kürtçe ve Ermenice sayfalara da yer vererek çok dilli kültürel üretim anlayışını sürdürmüştü. Yıllar içerisinde oluşturduğu yayın çizgisiyle politik sanat üretimini, kolektif hafızayı ve toplumcu kültür geleneğini büyüten dergi, bugün de kültür-sanat alanındaki üretimini sürdürüyor.</p>

<p><img alt="" height="640" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-142.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="456" /><br />
<br />
<strong>Dayanışma ekseninde hazırlanan sayı</strong><br />
<br />
İlkbahar/Yaz 2026 tarihli 46/31 sayısı doğrudan dayanışma ekseninde hazırlandı. “Baskı ve yasaklamalara karşı sanatta inat” başlığıyla yayımlanan sayının giriş yazısında, operasyonların ardından büyüyen dayanışma ruhuna dikkat çekildi. Açıklamada, kültür-sanat alanına yönelik baskılara rağmen belirleyici olanın dayanışma olduğu vurgulanırken, yeni sayının kolektif bir emekle hazırlandığı ifade edildi.<br />
<br />
Dergi kolektifi tarafından kaleme alınan giriş yazısında şu ifadelere yer verildi:<br />
<br />
“Operasyonla ‘düzen dışı potansiyeli yok etmek’ isteyenlerin karşısına direnenler ve dayanışmanın gücü çıktı. Dayanışma sayısını çıkaracağımızı duyurduğumuz andan itibaren bize ulaşan okurlarımıza, dost ve yoldaşlarımıza çok teşekkür ederiz. Kendimizi bir an olsun yalnız hissetmedik.”<br />
<br />
Yeni sayı yalnızca destek mesajlarından oluşan bir özel sayı niteliği taşımıyor. Türkiye’den ve Avrupa’dan çok sayıda ilerici yazar, sanatçı ve kültür emekçisi doğrudan yazılarıyla dergiye katkı sundu. Böylece dayanışma, yalnızca açıklamalarla değil; şiir, deneme, inceleme, çeviri ve kültürel üretim aracılığıyla büyüyen kolektif bir hat olarak örüldü.<br />
<br />
<strong>Türkiye’den ve Avrupa’dan katkılar</strong><br />
<br />
Derginin bu sayısında Aziz Tunç, Hasan Sağlam, Ferhat Tunç, Atilla Keskin, Ali Çarman, Mine Şirin, Barış Yıldırım, D. Barış Şen, Semra Çelebi, Ayşe Nur Demir ve çeşitli yazarların şiir, inceleme ve kültür yazıları yer aldı. Sayıda ayrıca sansür, faşizm, propaganda, toplumsal hafıza, özgürlük mücadeleleri, politik sanat ve kültürel direniş üzerine makaleler yayımlandı.<br />
<br />
“Tartışma Kültürü”, “Harman”, “Mevsimler”, “Pano” ve “Ayraç” bölümlerinden oluşan sayıda sanatın halkla ilişkisi, hafıza kültürü, kölelik tarihi, devrimci kadınlar ve kültürel direniş gibi başlıklar öne çıktı. Özellikle Almanya’da yaşayan ilerici aydın ve sanatçıların katkıları, dayanışma sayısının uluslararası bir kültürel bağa dönüştüğünü gösterdi.<br />
<br />
Operasyonların ardından yalnızca yazılarla değil, kamuoyuna yapılan çağrılarla da geniş bir dayanışma ağı oluştu. Dayanışma çağrılarına destek veren isimler arasında Barış Atay, Mikail Aslan, Pınar Aydınlar, Hayko Bağdat, Kemal Aydoğan ve Kemal Kahraman gibi isimler yer aldı. Mezopotamya Kültür Merkezi, HDK Kültür Sanat Meclisi, Grup Munzur ve çeşitli tiyatro toplulukları da tutuklanan kültür emekçileriyle dayanışma çağrısı yaptı.<br />
<br />
<strong>Dayanışma çağrıları sürüyor</strong><br />
<br />
Sanat ve Hayat dergisinin dayanışma çağrıları ise sürüyor. Dergi tarafından yapılan çağrıda, “Yazı yazabilir, çeviri yapabilir, şiir, görsel vb. gönderebilirsiniz” denilerek yeni sayının kolektif katkılarla hazırlanacağı duyuruldu. Dergi çevresi, Eylül 2026’da yayımlanacak yeni sayı için hazırlıkların sürdüğünü açıkladı.<br />
<br />
Son dönemde bağımsız tiyatroların, kültür merkezlerinin, alternatif yayınların ve sanat kurumlarının artan baskılarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde yayımlanan bu sayı, yalnızca bir derginin yayına devam etmesi değil; baskılara rağmen kolektif kültür üretiminin ve dayanışmanın sürdüğünü gösteren güçlü bir kültürel yanıt olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/sanat-ve-hayat.jpeg" type="image/jpeg" length="89606"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alman basınına göre CHP'ye yönelik baskılar Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin işareti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/alman-basinina-gore-chpye-yonelik-baskilar-turkiye-siyasetinde-yeni-bir-donemin-isareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/alman-basinina-gore-chpye-yonelik-baskilar-turkiye-siyasetinde-yeni-bir-donemin-isareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan yargı müdahalesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen yargı süreçleri ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili tartışmalar, Almanya’da yayımlanan haber ve yorumlarda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Spiegel ve T-Online kaynaklı analizlerde, Türkiye’nin hem iç siyasetinde hem de dış politikada kritik bir döneme girdiği vurgulandı.</strong></p>

<p>Değerlendirmelerde, Türkiye’de muhalefete yönelik yargı süreçleri, CHP üzerindeki baskı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iç politikadaki güç mücadelesi ele alınırken, ülkenin demokratik yapısına ilişkin tartışmalar da yeniden gündeme taşındı. Analizlerde, Türkiye’nin hem iç siyasette hem de dış politikada kritik bir döneme girdiği vurgulandı.</p>

<p><strong>Erdoğan–Trump hattında dikkat çeken diplomasi trafiği</strong></p>

<p>Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkiye de geniş yer verildi. Trump’ın ilk başkanlık dönemine ilişkin aktarılan diplomatik kulis bilgileri, iki lider arasında doğrudan ve yoğun bir iletişim trafiği bulunduğu yönündeki değerlendirmeleri yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>Washington çevrelerinde dile getirilen bir iddiaya göre, Erdoğan’ın Trump ile doğrudan iletişim kanalları kurduğu ve bu süreçten sonra iki lider arasında sık telefon görüşmeleri gerçekleştirildiği ifade edildi. Bu durumun özellikle Suriye ve bölgesel güvenlik konularında Ankara’nın etkisini artırdığı yönünde yorumlar yapıldı.</p>

<p>Haberde ayrıca, Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD’nin Suriye’nin kuzeyinden çekilme kararının Türkiye’nin bölgedeki askerî hareket alanını genişlettiği hatırlatıldı. Söz konusu kararın, iki lider arasındaki doğrudan iletişimin sonuçlarından biri olarak değerlendirildiğine ilişkin yorumlara da yer verildi.</p>

<p><strong>Ekonomik kriz ve iç siyasi baskı tartışmaları</strong></p>

<p>Alman basını, Türkiye’de ekonomik sorunların devam ettiğine dikkat çekerek, yüksek enflasyon ve düşen alım gücünün toplum üzerindeki etkilerine vurgu yaptı. Resmî verilere göre yüzde 30’un üzerinde seyreden enflasyonun, geniş kesimlerin yaşam standartlarını olumsuz etkilediği belirtildi.</p>

<p>Bu ekonomik tablonun muhalefetin güçlenmesine zemin hazırladığı değerlendirilirken, özellikle CHP’nin son seçimlerde elde ettiği başarıların iktidar üzerindeki siyasi baskıyı artırdığı yorumları yapıldı.</p>

<p><strong>CHP ve İmamoğlu üzerinden artan gerilim</strong></p>

<p>Haberde, CHP’nin son dönemde iktidar karşısında güç kazandığı ve Ekrem İmamoğlu’nun muhalefetin öne çıkan isimlerinden biri hâline geldiği vurgulandı. İmamoğlu’nun siyasi faaliyetlerinin çeşitli yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldığına ilişkin değerlendirmelere de yer verildi.</p>

<p>Ayrıca, muhalefetle ilgili yargı süreçleri ve siyasi baskıların, Türkiye’deki demokratik rekabet ortamına ilişkin tartışmaları artırdığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>CHP’de liderlik krizi ve parti içi müdahale </strong></p>

<p>Değerlendirmelerde, CHP içinde yaşanan liderlik tartışmaları da geniş yer buldu. Parti içi süreçlere yönelik yargı müdahaleleri ve yönetim değişikliklerine ilişkin tartışmaların, muhalefetin kurumsal yapısına yönelik baskı iddialarını güçlendirdiği belirtildi.</p>

<p><strong>Orbán benzetmesi: Türkiye için kritik eşik uyarısı</strong></p>

<p>Haber ve yorumlarda, CHP’ye yönelik yargı süreçleri ve muhalefet üzerindeki baskılara dikkat çekilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlenen muhalefet karşısında önemli bir siyasi sınamayla karşı karşıya olduğu ifade edildi.</p>

<p>Bazı analizlerde, Türkiye’de muhalefetin güçlenmesi ve ekonomik sorunların sürmesiyle birlikte siyasi dengelerin değişmeye başladığı, bunun da Erdoğan yönetimi açısından yeni bir siyasi eşik oluşturabileceği değerlendirmesine yer verildi.</p>

<p><strong>Batı ile ilişkiler ve NATO dengesi</strong></p>

<p>Haberde ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki krizler ve NATO içindeki güvenlik tartışmalarının Türkiye’nin stratejik önemini artırdığı vurgulandı. Bu nedenle Batılı ülkelerin Ankara ile ilişkilerinde daha temkinli ve dengeli bir yaklaşım izlediği belirtildi.</p>

<p>Öte yandan, Türkiye’nin jeopolitik konumu nedeniyle Avrupa ve ABD’nin Ankara’ya yönelik eleştirilerinde daha ölçülü bir dil kullandığı yönündeki değerlendirmelere de yer verildi.</p>

<p><strong>Kritik siyasi dönem vurgusu</strong></p>

<p>Türkiye’nin hem ekonomik hem de siyasi açıdan kritik bir dönemden geçtiği belirtilirken, iktidar ile muhalefet arasındaki gerilimin önümüzdeki süreçte daha da artabileceği yorumları yapıldı.</p>

<p>Uzmanlar, Türkiye’de demokratik rekabetin geleceğinin hem iç siyasi gelişmelere hem de Batı ile ilişkilerin seyrine bağlı olacağını ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/alman-basinina-gore-chpye-yonelik-baskilar-turkiye-siyasetinde-yeni-bir-donemin-isareti</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/erdo-33.JPG" type="image/jpeg" length="14740"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doruk Madencilik işçileri yeniden Ankara’da: “Haklarımız ödenene kadar mücadele sürecek”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/doruk-madencilik-iscileri-yeniden-ankarada-haklarimiz-odenene-kadar-mucadele-surecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/doruk-madencilik-iscileri-yeniden-ankarada-haklarimiz-odenene-kadar-mucadele-surecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen ücret, fazla mesai ve tazminat alacakları için Ankara’da yeniden eyleme geçti. Yıldızlar SSS Holding önünde toplanan işçilere siyasi partiler, sendikalar ve çeşitli emek örgütleri destek verirken, işçilerin hesaplarına ödemelerin bir kısmının yatırılmaya başlandığı bildirildi. Ancak sendika, tüm alacaklar eksiksiz ödenene kadar mücadelenin süreceğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Verilen sözler tutulmadı, eylem yeniden başladı</strong></p>

<p>Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen ücretleri, fazla mesai alacakları ve tazminat hakları için 12 Nisan 2026’da başlattıkları eylemleri, üç bakanlığın devreye girmesi ve Yıldızlar SSS Holding’in ödeme taahhüdünde bulunması üzerine 28 Nisan’da sonlandırmıştı.</p>

<p>Taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre tüm ödemelerin 15 Mayıs 2026’ya kadar tamamlanması kararlaştırılmıştı. Ancak işçiler, holdingin yalnızca alacakların bir bölümünü ödediğini belirterek yeniden eylem kararı aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda Bağımsız Maden-İş Sendikası, 1 Haziran’da Ankara’da Yıldızlar SSS Holding önünde yeniden direniş çağrısı yapmıştı.</p>

<p><strong>Polis ablukasına rağmen holding önüne yürüdüler</strong></p>

<p>Beypazarı çıkışında polis engeliyle karşılaşan madenciler bir süre bekletildi. Daha sonra destek veren siyasi partiler, sendikalar ve emek örgütleriyle birlikte holding binası önüne yürüyüş gerçekleştirildi.</p>

<p>Eylemde sık sık “Doruk Madencilik işçisi yalnız değildir”, “Direne direne kazanacağız”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” ve “Fabrikalar, tarlalar, her şey emeğin olacak” sloganları atıldı.</p>

<p><strong>Sendika: “Paralar yatmaya başladı ama mücadele bitmedi”</strong></p>

<p>Bağımsız Maden-İş Sendikası'nın avukatı Mürsel Ünder, holding önünde yaptığı açıklamada işçilerin hesaplarına ödeme yapılmaya başlandığını duyurdu.</p>

<p>Ünder, kendilerine ulaşan bilgilere göre yaklaşık 85 milyon liralık ödemenin gerçekleştirildiğini, kalan kısmın da gün içerisinde yatırılacağının bildirildiğini söyledi.</p>

<p>Ancak Ünder, ödemelerin eksiksiz yapılıp yapılmadığının kontrol edildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: <strong>“Madencilerin tamamı ‘Ben hakkımı aldım’ demeden bu iş bitmiş değildir.”</strong></p>

<p>Sendika da yaptığı açıklamada, “Holding önünde beklemeye devam edeceğiz. Biz bitti demeden bitmez” mesajını verdi.</p>

<p><strong>Özgür Özel: “Bu mücadele kamuoyu desteğiyle kazanılacak”</strong></p>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel de Ankara’daki eyleme katılarak işçilere destek verdi.</p>

<p>Özel, Doruk Madencilik’in bağlı olduğu Yıldızlar Holding’in uzun süredir işçilere ödeme yapmadığını belirterek, üç bakanlığın garantör olduğu anlaşmanın uygulanmadığını söyledi.</p>

<p>Farklı siyasi partilerin ve toplumsal kesimlerin işçiler için bir araya geldiğine dikkat çeken Özel, “Bu mücadeleye sahip çıkılınca ödemeler yapılmaya başlandı. Doruk Madencilik işçileri haklarını kamuoyunun desteğiyle alacak” dedi.</p>

<p><strong>Muhalefet ve sendikalardan ortak destek</strong></p>

<p>Eyleme CHP, DEM Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Zafer Partisi, Emek Partisi (EMEP), Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve çeşitli emek örgütleri katıldı.</p>

<p>DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Türkiye’yi “emek cehennemi” olarak nitelendirirken, EMEP Milletvekili Sevda Karaca işçilerin mücadelesinin kamuoyu desteği sayesinde sonuç verdiğini söyledi.</p>

<p>BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen ise işçilerin artık yeni haklar için değil, mevcut ücret ve tazminatlarını alabilmek için mücadele etmek zorunda bırakıldığını ifade etti.</p>

<p><strong>İşçiler kararlı</strong></p>

<p>Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, üç bakanlığın işçilerin haklılığını kabul ederek anlaşmaya garantör olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Çakır, işçilerin tüm alacakları eksiksiz şekilde ödenene kadar holding önündeki bekleyişlerini sürdüreceklerini belirterek, “Bu bariyerler işçilere değil, sözünü tutmayan patronlara kurulmalı” dedi.</p>

<p>Yaklaşık iki aydır haklarını alabilmek için mücadele veren Doruk Madencilik işçileri ise, yapılan kısmi ödemelerin sorunu çözmediğini vurgulayarak, ücret, fazla mesai ve tazminat alacaklarının tamamı hesaplarına yatıncaya kadar eylemlerine devam edeceklerini ifade etti.</p>

<p>İşçiler, daha önce üç bakanlığın garantörlüğünde varılan anlaşmanın eksiksiz uygulanmasını talep ederken, sendika yetkilileri de ödeme sürecini yakından takip ettiklerini belirtti.</p>

<p>Ankara'daki direniş, farklı siyasi partiler, sendikalar ve emek örgütlerinin desteğiyle sürerken, Bağımsız Maden-İş Sendikası, tüm madenciler haklarını aldığını teyit edene kadar Yıldızlar SSS Holding önünden ayrılmayacaklarını duyurdu.</p>

<p>Sendika temsilcileri, işçilerin aylardır yalnızca yasal ve kazanılmış haklarını talep ettiğine dikkat çekerek, yaşanan sürecin Türkiye'de emekçilerin karşı karşıya kaldığı sorunların da bir göstergesi olduğunu belirtti. Yapılan açıklamalarda, kamuoyu desteğinin sürmesinin mücadelenin sonuç alması açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/doruk-madencilik-iscileri-yeniden-ankarada-haklarimiz-odenene-kadar-mucadele-surecek</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 15:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/doruk-iscileri.JPG" type="image/jpeg" length="41820"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sol Parti'den göçmenlere oy hakkı çıkışı: Beş yıl ikamet edenler oy kullanabilsin]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partiden-gocmenlere-oy-hakki-cikisi-bes-yil-ikamet-edenler-oy-kullanabilsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sol-partiden-gocmenlere-oy-hakki-cikisi-bes-yil-ikamet-edenler-oy-kullanabilsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da muhalefetteki Sol Parti (Die Linke), ülkede en az beş yıldır yasal olarak yaşayan göçmenlerin federal, eyalet ve yerel seçimlerde oy kullanabilmesini öngören bir önergeyi Federal Meclis'e sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Önerge, Almanya'da uzun yıllardır devam eden "yabancılara seçim hakkı" tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.</strong></p>

<p>"Yabancı kadın ve erkeklere seçim hakkı getirilsin" başlıklı önerge, Sol Parti milletvekili Ferat Koçak öncülüğünde hazırlandı ve parti eş başkanları Heidi Reichinnek ile Sören Pellmann'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda milletvekili tarafından imzalandı.</p>

<p>Parti, Almanya'da yaşayan milyonlarca göçmenin çalışmasına, vergi ödemesine ve toplumsal yaşama katılmasına rağmen siyasi karar alma süreçlerine dahil olamadığını savunuyor.</p>

<p><strong>"Demokratik temsil açığı oluşuyor"</strong></p>

<p>Önergede, Almanya'da yaşayan göçmenlerin büyük bölümünün uzun yıllardır ülkede hayatlarını sürdürdüğüne dikkat çekilerek, buna rağmen federal ve eyalet düzeyindeki seçimlere katılamadıkları vurgulandı.</p>

<p>Sol Parti'ye göre bu durum demokratik temsil açısından ciddi bir eksiklik yaratıyor. Parti, 2025 yılı itibarıyla Almanya'da yaklaşık 14 milyon yabancı uyruklu kişinin yaşadığını, bunların yaklaşık 5 milyonunun Avrupa Birliği vatandaşı olduğunu hatırlatıyor. İstatistiklere göre yabancı nüfusun Almanya'daki ortalama ikamet süresi ise yaklaşık 15 yıl.</p>

<p>Parti yönetimi, siyasi katılım hakkının vatandaşlık edinme koşullarına veya ekonomik durumlara bağlı olmaması gerektiğini savunuyor.</p>

<p><strong>Anayasal engel tartışması</strong></p>

<p>Almanya'da seçim hakkı halen Alman vatandaşlığına bağlı bulunuyor. Federal Anayasa Mahkemesi 1990 yılında verdiği kararda, Anayasa'da yer alan "Egemenlik halkındır" ilkesindeki "halk" kavramının Alman vatandaşlarını ifade ettiğine hükmetmiş ve yabancılara seçim hakkı tanıyan eyalet düzenlemelerini iptal etmişti.</p>

<p>Sol Parti ise aradan geçen yıllarda Almanya'nın göç ülkesi kimliğinin güçlendiğini ve hukuki yorumların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Parti temsilcileri, Anayasa'nın çeşitli maddelerinde "Alman halkı" yerine doğrudan "halk" ifadesinin kullanıldığına dikkat çekerek mevcut yaklaşımın yeniden tartışılabileceğini belirtiyor.</p>

<p><strong>Schleswig-Holstein ve Hamburg'un girişimi</strong></p>

<p>Almanya'da yabancılara seçim hakkı konusu ilk kez 1989 yılında ciddi biçimde gündeme gelmişti.</p>

<p>14 Şubat 1989'da Schleswig-Holstein Eyaleti, en az beş yıldır yasal olarak ülkede yaşayan belirli yabancı gruplara yerel seçimlerde oy kullanma hakkı tanıyan düzenlemeyi kabul etti. Bir gün sonra Hamburg da en az sekiz yıldır Almanya'da yaşayan yabancılara belediye seçimlerinde oy hakkı verilmesini kararlaştırdı.</p>

<p>Ancak CDU/CSU'nun başvurusu üzerine Federal Anayasa Mahkemesi, 31 Ekim 1990 tarihinde her iki düzenlemeyi de Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.</p>

<p><strong>AB vatandaşları oy kullanabiliyor</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi kararından kısa süre sonra imzalanan Maastricht Antlaşması ile Avrupa Birliği vatandaşlarına yaşadıkları üye ülkelerde yerel seçimlere katılma hakkı tanındı.</p>

<p>Bu kapsamda Almanya'da yaşayan AB vatandaşları 1994 yılından bu yana belediye ve yerel seçimlerde hem oy kullanabiliyor hem de aday olabiliyor.</p>

<p>Buna karşın Türkiye kökenliler başta olmak üzere AB dışındaki ülkelerden gelen milyonlarca kişi, uzun yıllardır Almanya'da yaşamalarına rağmen seçimlere katılamıyor.</p>

<p><strong>Muhalefetten eleştiriler</strong></p>

<p>Sol Parti'nin önerisi siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>

<p>Eleştiriler, seçim hakkının vatandaşlıkla doğrudan bağlantılı olduğu ve Alman vatandaşlığının temel anlamını zayıflatabileceği üzerinde yoğunlaşıyor. Muhalif görüşlere göre seçim hakkı, yalnızca ülkedeki yaşamdan etkilenmenin değil, siyasi egemenliğin bir parçası olmanın sonucu olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>Federal İçişleri Bakanlığı da uzun süredir Almanya'da yaşayan göçmenlerin vatandaşlığa geçerek seçim hakkı elde edebileceğini hatırlatıyor.</p>

<p>Sol Parti ise vatandaşlığa geçiş süreçlerinin her zaman kolay olmadığını, özellikle ekonomik ve sosyal nedenlerle birçok kişinin bu imkândan yararlanamadığını belirterek siyasi katılım hakkının vatandaşlık şartına bağlı olmaması gerektiğini savunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Avrupa'da farklı uygulamalar var</strong></p>

<p>Avrupa'da yabancılara yerel seçim hakkı tanıyan ülkelerin sayısı her geçen yıl artıyor. İsveç 1975'ten, Danimarka 1981'den, Hollanda 1985'ten ve Finlandiya 1991'den bu yana ülkelerinde yaşayan yabancılara yerel seçimlerde oy kullanma hakkı tanıyor.</p>

<p>Belçika, İrlanda, İspanya, Portekiz, Slovenya, Slovakya, Estonya, Litvanya ve Macaristan gibi ülkelerde de belirli koşulları yerine getiren yabancılar yerel seçimlere katılabiliyor.</p>

<p>Almanya'da ise yabancılara seçim hakkı konusu, Sol Parti'nin son önerisiyle birlikte yeniden ülke siyasetinin önemli tartışma başlıklarından biri haline gelmiş durumda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partiden-gocmenlere-oy-hakki-cikisi-bes-yil-ikamet-edenler-oy-kullanabilsin</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/sol-parti-1.JPG" type="image/jpeg" length="63382"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en büyük itfaiye ve kurtarma fuarı INTERSCHUTZ 2026 başladı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/dunyanin-en-buyuk-itfaiye-ve-kurtarma-fuari-interschutz-2026-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/dunyanin-en-buyuk-itfaiye-ve-kurtarma-fuari-interschutz-2026-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın itfaiye, kurtarma, sivil savunma ve afet yönetimi alanındaki en önemli fuarlarından biri olarak kabul edilen INTERSCHUTZ 2026, Almanya’nın Hannover kentinde kapılarını açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beş yılda bir düzenlenen uluslararası fuar, 1-6 Haziran tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak.</strong></p>

<p>Bu yıl “Safeguarding Tomorrow” (Yarını Korumak) temasıyla gerçekleştirilen fuarda, yangınla mücadele, kurtarma hizmetleri, afet yönetimi, çevre koruma ve güvenlik alanlarındaki en yeni teknolojiler sergileniyor.</p>

<p>Fuara bu yıl 54 ülkeden yaklaşık 1.800 firma katılıyor. Organizatörlerin verdiği bilgilere göre INTERSCHUTZ 2026, katılımcı sayısı bakımından fuar tarihinin en büyük organizasyonu olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 125 bin profesyonel ziyaretçinin fuarı ziyaret etmesi bekleniyor.</p>

<p>Katılımcı firmaların büyük bölümü Almanya’dan gelirken, Avusturya, Çin, Türkiye ve İtalya en fazla temsil edilen ülkeler arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yapay zekâ ve iklim krizi öne çıkıyor</strong></p>

<p>Hannover Fuar Alanı’ndaki dokuz salonda düzenlenen etkinlikte, kasklardan müdahale araçlarına, haberleşme sistemlerinden kontrol merkezi teknolojilerine kadar geniş bir ürün yelpazesi tanıtılıyor.</p>

<p>Bu yılın öne çıkan başlıkları arasında iklim krizinin yol açtığı sel ve orman yangınlarıyla mücadele, yapay zekâ destekli acil durum yönetim sistemleri, robotik uygulamalar ve sürdürülebilir teknolojiler bulunuyor.</p>

<p>Fuarda ayrıca yangın söndürme araçları, kurtarma ekipmanları, sağlık ve ilk yardım teknolojileri, koruyucu ekipmanlar, alarm ve haberleşme sistemleri ile güvenlik çözümleri sergileniyor.</p>

<p><strong>Mobil sahra hastanesi ilk kez tanıtılıyor</strong></p>

<p>INTERSCHUTZ 2026’nın dikkat çeken yeniliklerinden biri de Alman Kızılhaçı’nın (DRK) kurduğu mobil sahra hastanesi oldu. Yaklaşık 3 bin metrekarelik alana kurulan hastanede ziyaretçiler, kriz ve afet bölgelerinde sağlık hizmetlerinin nasıl organize edildiğini yakından inceleme fırsatı buluyor.</p>

<p><strong>Orman yangınlarına özel kamp</strong></p>

<p>Fuar kapsamında ilk kez kurulan “Wildfire Camp” (Orman Yangını Kampı) alanında ise Almanya ve farklı ülkelerden uzmanlar, orman ve bitki örtüsü yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesine yönelik yeni yöntemleri tanıtıyor.</p>

<p>Ayrıca EXPO çatısı altında oluşturulan yüksekte kurtarma pavyonu da fuarın yenilikleri arasında yer alıyor. Altı gün boyunca yalnızca yüksekte kurtarma konusuna odaklanacak alanda çeşitli gösteriler ve eğitim programları düzenlenecek. Fuarın son gününde ise Alman yüksekte kurtarma ekiplerinin ulusal performans yarışması gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>Sektörün geleceği Hannover’de şekilleniyor</strong></p>

<p>Dünya genelinde itfaiye teşkilatları, kurtarma ekipleri, sivil savunma kuruluşları ve afet yönetimi uzmanlarını bir araya getiren INTERSCHUTZ, yalnızca yeni teknolojilerin tanıtıldığı bir platform olmanın ötesinde, geleceğin güvenlik ve afet yönetimi stratejilerinin tartışıldığı uluslararası bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, TEKNOLOJİ, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/dunyanin-en-buyuk-itfaiye-ve-kurtarma-fuari-interschutz-2026-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/hannover-fuar.JPG" type="image/jpeg" length="64879"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hüseyin Cevahir katledilişinin 55. yılında Dersim’de anıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/huseyin-cevahir-katledilisinin-55-yilinda-dersimde-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/huseyin-cevahir-katledilisinin-55-yilinda-dersimde-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye devrimci hareketinin önder isimlerinden, THKP-C kurucularından Hüseyin Cevahir, katledilişinin 55. yılında Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Yeldeğen (Şöbek) köyündeki mezarı başında anıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anmada yapılan konuşmalarda, Cevahir’in devrimci mirasına sahip çıkılması çağrısı yapılırken, “Bugün daha fazla Cevahir olmaya ihtiyacımız var” vurgusu öne çıktı.</strong></p>

<p>68 kuşağının ve THKP-C'nin önder isimlerinden Hüseyin Cevahir, 1 Haziran 1971'de İstanbul Maltepe'de Mahir Çayan ile birlikte kuşatıldığı evde çıkan çatışmada yaşamını yitirmişti. Cevahir, katledilişinin 55. yılında memleketi Dersim'in Mazgirt ilçesinde mezarı başında anıldı.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/1-204.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Mazgirt ilçesine bağlı Yeldeğen köyündeki anmaya Cevahir’in ailesinin yanı sıra DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim Belediye Başkanı Cevdet Konak, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Emek ve Özgürlük Cephesi, Türkiye Komünist Hareketi, Kızıl Parti, Demokratik Alevi Dernekleri temsilcileri, SOL Parti yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.</p>

<p><strong>Cevahir’in mektubu okundu</strong></p>

<p>Anmada Hüseyin Cevahir’in yeğeni Cevahir Çağdaş Özkan tarafından, Cevahir’in 1965 yılında kaleme aldığı mektup okundu.</p>

<p><img alt="" height="406" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/cagdas.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="715" /></p>

<p>Mektupta genç yaşta yaşamı, emeği ve toplumsal eşitsizlikleri sorgulayan satırlar yer aldı. Katılımcılar tarafından ilgiyle dinlenen mektupta Cevahir’in şu sözleri dikkat çekti:</p>

<p><strong>“Bugün hava güneşliydi. Dersten çıktıktan sonra tek başıma Kabataş’a gidip boğazın hemen kıyısında bir taşa oturdum ve balıkçıların ağlarını onarışlarına baktım. Nasıl özenmezsin şu balıkçının bir günlük mutlu yaşantısına. Bir profesörün ciddiyeti ve dikkatiyle ağları onarıyor, usta elleri sanki ‘Ne sihirdir ne keramet’ demek istiyordu.”</strong></p>

<p>Mektubun son bölümünde yer alan şu ifadeler de anmaya katılanlar tarafından alkışlarla karşılandı:</p>

<p><strong>“Biz ki çemberini kıramayacak çıkımsız bir döngünün içindeyiz, uzağız ve yakınız. Bana öyle geliyor ki mutluluğa doymadan bitiverecek bir yerde günlerimiz.”</strong></p>

<p><strong>“Milyonlarca insanın düşlerini gerçeğe dönüştürmek için”</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="441" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/dersim1-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>Anmada kurumlar adına ortak açıklamayı SOL Parti Malatya İl Örgütü Sözcüsü Ali Osman İzci okudu.</p>

<p>Açıklamada Hüseyin Cevahir’in aradan geçen yıllara rağmen devrimci mücadelede önemli bir simge olmaya devam ettiği belirtilerek, “Halkımızın ölümsüz Cevahir’ini sevgi ve saygıyla anıyoruz. Üzerinden onlarca yıl geçse de kalbimizin en derinlerinde yaşamaya devam ediyor” denildi.</p>

<p>Türkiye’de yaşanan siyasal ve toplumsal gelişmelere de değinilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“ABD emperyalizminin desteğini alan rejim en temel demokrasi ilkelerini dahi ayaklar altına alıyor. Her geçen gün dinci gericilik hayatın her alanına yayılmaya çalışılıyor. Yoksulluk ve hayat pahalılığı dayanılmaz boyutlara ulaştı. Seçme ve seçilme iradesi gasp edilerek siyasi partilere kayyum atanıyor. Tüm bunların karşısında umutluyuz. Çünkü memleketi karanlıktan gün yüzüne çıkarmak isteyen milyonlar var. Milyonlarca insanın aydınlıktan yana bir memleket düşlerini gerçeğe dönüştürebilmek için bugün daha fazla Cevahir olmaya ihtiyacımız var.”</p>

<p><strong>“Mahir, Hüseyin, Ulaş sloganı yeniden yükseldi”</strong></p>

<p>Açıklamada, son dönemde gençlerin demokrasi ve özgürlük talepleriyle ortaya koyduğu kitlesel tepkilere de dikkat çekildi.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/dersim3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>“19 Mart’ta ortaya çıkan gençliğin kitlesel tepkisinde ‘Mahir, Hüseyin, Ulaş, kurtuluşa kadar savaş’ sloganı yeniden hak ettiği noktaya geldi” denilen açıklamada, Cevahir, Mahir Çayan ve Ulaş Bardakçı’nın fikirlerinin genç kuşaklar tarafından sahiplenilmeye devam ettiği vurgulandı.</p>

<p>Ortak açıklamada ayrıca, Hüseyin Cevahir’in yalnızca geçmişte kalmış bir isim olarak değil, bugünün mücadeleleri içerisinde anlamlandırılarak anıldığı belirtilerek, “Dersim halkının yiğit evladı Hüseyin Cevahir’i, emperyalizme karşı bağımsız Türkiye çağrısıyla, gericiliğe karşı aydınlanma mücadelesiyle ve faşizme karşı kararlı duruşuyla anıyoruz” ifadeleri kullanıldı.</p>

<p><img alt="" height="745" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-141.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ayten Kordu: Onların mirasına sahip çıkmalıyız</strong></p>

<p>Anmada konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise Hüseyin Cevahir ve arkadaşlarının eşitlik, özgürlük ve kardeşlik mücadelesinin bugün de yol göstermeye devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Kordu, “Bizlere düşen onların canlarıyla, dişleriyle, tırnaklarıyla mücadele ederek kurmaya çalıştıkları eşitlik, özgürlük ve kardeşlik hayalini yaşatmaktır. Onların mirasına sahip çıkmak, daha fazla örgütlenmek ve düşüncelerini yaşamın her alanında büyütmek gerekiyor. Onları ancak böyle yaşatabilir ve ölümsüz kılabiliriz” dedi.</p>

<p><strong>Fotoğraflar: Erdal - Mustafa | Haber: Haber Merkezi / ANKA</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/huseyin-cevahir-katledilisinin-55-yilinda-dersimde-anildi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 00:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/dersim2.jpg" type="image/jpeg" length="97333"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
