<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/siyaset" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 15 Aug 2026 07:48:00 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/siyaset"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[BSW lideri Mohamed Ali’den AfD’ye: “Böyle bir partiyle koalisyon kuramayız”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/bsw-lideri-mohamed-aliden-afdye-boyle-bir-partiyle-koalisyon-kuramayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/bsw-lideri-mohamed-aliden-afdye-boyle-bir-partiyle-koalisyon-kuramayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da Sachsen-Anhalt eyaletinde yapılacak eyalet seçimleri öncesinde BSW Genel Başkanı Amira Mohamed Ali, partisinin aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) ile koalisyon kurmayacağını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mohamed Ali, AfD’nin siyasi programının BSW’den çok uzak olduğunu belirterek, partinin silahlanmayı ve sosyal hakların kısıtlanmasını desteklediğini söyledi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mohamed Ali, Deutschlandfunk’a yaptığı açıklamada, AfD içinde aşırı sağcı ve faşist kişilerin de bulunduğunu belirterek, <strong>“Böyle bir partiyle koalisyon kuramayız”</strong> dedi.</p>

<p><strong>“AfD ile içerik üzerinden konuşacağız”</strong></p>

<p>BSW lideri, koalisyonu reddetmesine rağmen AfD ile siyasi konuların görüşülebileceğini söyledi. AfD’nin tümüyle yok sayılmasının siyasi açıdan başarısız olduğunu savunan Mohamed Ali, partinin sunduğu önerilerin kategorik olarak reddedilmesini öngören “güvenlik duvarı” politikasının sonuç vermediğini ifade etti.</p>

<p>Mohamed Ali, <strong>“AfD’yi tamamen yok saymak, anketlerde oylarının düşmesini sağlamıyor”</strong> değerlendirmesinde bulundu. Sachsen-Anhalt’ta güçlü bir konumda bulunan AfD’nin görmezden gelinemeyeceğini belirten BSW lideri, diğer partilerle olduğu gibi AfD ile de içerik temelinde görüşeceklerini söyledi.</p>

<p><strong>CDU ile de koalisyon yok</strong></p>

<p>Mohamed Ali, Sachsen-Anhalt’ta halen iktidarda bulunan CDU ile koalisyon kurulmasını da dışladı. BSW’nin yalnızca AfD’yi engellemek amacıyla oluşturulacak bir “tüm partiler koalisyonuna” katılmayacağını belirtti.</p>

<p><strong>Partiler üstü bir başbakan önerisi</strong></p>

<p>BSW lideri, bunun yerine partiler üstü bir başbakanın, değişen parlamento çoğunluklarıyla hükümet etmesini savundu. Mohamed Ali, CDU veya AfD’nin seçim sonrasında çok az farkla çoğunluğu elde etmesi durumunda toplumun önemli bir bölümünün hükümete karşı kalacağını belirterek farklı bir siyasi model arayacaklarını söyledi.</p>

<p>Bu kapsamda BSW’nin kurucusu Sahra Wagenknecht ile parti yöneticileri Mohamed Ali ve Fabio De Masi daha önce Sachsen-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde partiler üstü başbakanların seçilmesi fikrini gündeme getirmişti. Bu başbakanların, AfD’nin de dahil olduğu değişken çoğunluklarla yönetmesi öngörülüyor.</p>

<p><strong>AfD adayı BSW’nin tutumundan yararlanabilir</strong></p>

<p>Wagenknecht daha önce, BSW’nin kendi adayı başbakan seçilemezse olası üçüncü turda çekimser kalabileceğini açıklamıştı. Üçüncü turda kullanılan oyların basit çoğunluğunun yeterli olması nedeniyle, BSW’nin çekimser kalması durumunda AfD’nin başbakan adayı Ulrich Siegmund’un mutlak çoğunluk olmadan seçilmesinin önü açılabilir.</p>

<p>Ancak BSW’nin Sachsen-Anhalt Eyalet Meclisi’ne girip giremeyeceği henüz kesinleşmiş değil. Son kamuoyu yoklamalarında parti <strong>yüzde 4 ile 5 arasında</strong> oy oranına sahip görünüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/bsw-lideri-mohamed-aliden-afdye-boyle-bir-partiyle-koalisyon-kuramayiz</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/bsw-amira.webp" type="image/jpeg" length="26379"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Süleymancılar Almanya’da nasıl bir yapılanmaya sahip?]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/suleymancilar-almanyada-nasil-bir-yapilanmaya-sahip</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/suleymancilar-almanyada-nasil-bir-yapilanmaya-sahip" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamburg’da göçmenlerin yoğunlukla yaşadığı Altona İlçesinde Süleymancılara ait olduğu bilinen Ulu Cami yöneticilerine ‘Türkiye’de haklarında başlatılan soruşturmalarla” ilgili görüşmek istemiştim, ancak konuşmak istemediklerini belirttiler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’deki operasyonun ardından gözler şimdi cemaatin Almanya’daki yapılanmasına çevriliyor. 1973’te Köln’de kurulan İslam Kültür Merkezleri Birliği, yani VIKZ, bugün Almanya’nın en büyük Müslüman çatı kuruluşlarından biri. Dokuz eyalette 300’ün üzerinde cami ve ibadethanesi, yaklaşık 100 bin üyesi olduğu belirtiliyor.</strong></p>

<p>Süheyla KAPLAN</p>

<p>Yapının faaliyet alanı yalnızca ibadetle sınırlı değil. Din eğitimi, imam yetiştirme, öğrenci yurtları, eğitim, yayıncılık, seyahat, cenaze hizmetleri, ticaret ve inşaat gibi çok geniş bir alanda faaliyet gösteren şirket ve kurumları bulunuyor.</p>

<p><img alt="" height="822" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/a-13.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Köln’de ise yaklaşık 70 milyon euroluk, 12 bin 600 metrekarelik dev bir kampüs inşa ediliyor. İçerisinde ibadethane, medrese, yurt, misafirhane, ofisler, etkinlik alanları ve halka açık bir kütüphane bulunacak. Projenin finansmanının aidat, bağış ve kredilerle sağlandığı belirtiliyor.</p>

<p>İlginç olan şu: VIKZ, Almanya’da Milli Görüş veya Ülkücü yapılanmalar gibi Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın radarında olan bir yapı değil. Son yıllarda Alman siyasetiyle ilişkileri de güçlenmiş durumda. Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, kuruluşun 50’nci yıl etkinliğine katılarak çalışmalarından dolayı teşekkür etti.</p>

<p><strong><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/koln-vikz.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" />VIKZ Merkezi Köln</strong></p>

<p>Ancak geçmişte VIKZ’in yurtları ve dini eğitim faaliyetleri ciddi biçimde eleştirildi; çocukların toplumdan izole edildiği ve katı dini eğitim aldığı yönünde raporlar hazırlandı. Buna karşılık daha sonraki akademik çalışmalar bu iddiaların tamamını doğrulayan bulgular ortaya koymadı.</p>

<p>Bugün ise asıl soru şu: Türkiye’de “örgüt” suçlamasıyla gündeme gelen bu yapının Almanya’daki VIKZ yapılanmasıyla kurumsal, finansal ve yönetsel açıdan nasıl bir bağlantısı var? Köln’de yükselen 70 milyon euroluk merkez, bu yapılanmanın geleceğinde nasıl bir rol oynayacak?</p>

<p>Ağustos'ta İstanbul, Ankara ve Antalya başta olmak üzere 17 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, kamuoyunda Süleymancılar olarak anılan cemaatin lideri Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı.</p>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında Alihan Kuriş'e "suç örgütü kurmak ve yönetmek", diğer şüphelilere de "örgüt üyeliği" suçlaması yöneltiliyor.</p>

<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de "Dün akşam Adalet Bakanımızla bu konuyu görüştük, değerlendirdik ve bu sabah da operasyon için düğmeye basılmış oldu. Alihan Kuriş, 2016 yılında bu örgütün başına geçti, daha doğrusu akımın başına geçti diyelim. Akımın başına geçmesiyle beraber faaliyetleri daha bir gizlilik içerisinde yürümeye başladı" şeklinde bir açıklama yaptı.</p>

<p>Bakan ayrıca, operasyon ile cemaatin Almanya'nın Köln kentinde inşaatı süren merkezi arasında da bağ kurarak "Büyük bir genel merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde, inşaat tamamlandığında faaliyetlerin tamamının oraya da kaydırılacağını, artık faaliyetlerin orada yürütüleceğini de değerlendiriyoruz. Dolayısıyla örgütün suç ayaklarına yönelik olarak, finansal ayaklarına yönelik olarak bir operasyondu" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik soruşturmalara atfen yaptığı bir konuşmada, "Bu karanlık organizasyon İstanbul'la sınırlı kalmamış, ülkedeki pek çok belediyeyi, kurumu, kişiyi içine alan, kolları çok farklı yerlere uzanan, hatta uluslararası ayağı da olan bir ahtapota dönüşmüştür" demiş, burada Süleymancıları kastettiği iddia edilmişti.</p>

<p>Peki Süleymancılar olarak anılan örgütün Almanya'da nasıl bir yapılanması var?</p>

<p><strong>1973'ten beri Almanya'da varlık gösteriyor</strong></p>

<p>Kendilerine "Süleymancılar" denmesinden hoşlanmayan ve kurucusunun adıyla "Süleyman Hilmi Tunahan Cemaati" olarak anılmak isteyen yapı, Almanya'da İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) olarak örgütlü. 1973'te Köln kentinde kurulan dernek, Almanya'daki ilk Müslüman çatı kuruluşu.</p>

<p>Dokuz eyalette teşkilatı bulunan yapılanmanın Almanya'da 300'ün üzerinde ibadethane veya cami derneği mevcut.</p>

<p>Alman veri portalı Statista'nın bilgilerine göre VIKZ, Diyanet İşleri Türk İslam Birliğinden (DİTİB) sonra Almanya'daki ikinci büyük İslam çatı kuruluşu ve 100 bin üyeye sahip.</p>

<p><strong>Almanya'da ne tür faaliyetlerde bulunuyor?</strong></p>

<p>VIKZ, Almanya'daki faaliyetinin amacını Müslümanların dini, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarına hizmet etmek olarak tanımlıyor. Ayrıca İslam dininin ve Müslümanların Almanya'da kabulünün artması ve toplumun bir parçası olduğunun benimsenmesi olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Bu hedefler bağlamında VIKZ hem federal hem de eyaletler düzeyinde farklı projeler yürüttüğünü, çeşitli bakanlıklar ve Alman vakıflarıyla işbirliği yaptığını da belirtiyor.</p>

<p>VIKZ, Almanya İçişleri Bakanlığının öncülüğünde 2006 yılında kurulan, hükümetin Müslüman vatandaşlar ile diyaloğunun artması, değişen koşullara göre proje ve politikaların geliştirilmesine hizmet eden Almanya İslam Konferansı oluşumu üyesi. Yönetim kurulu altı kişiden oluşan VIKZ'in Başkanı Ali Yılmaz.</p>

<p>Kamu yararına çalışan bir dernek statüsüne sahip olsa da diğer Müslüman cemaatlerde de olduğu gibi, VIKZ'in birçok şirketi bulunuyor.</p>

<p>Ticari verileri toplayan NorthData kuruluşuna göre bunların başında hac, umre ve kültür gezileri sunan Hisar Europe Travel; gıda alanında faaliyet yürüten Tuna ile Ferpa; ticaretten nakliyeye, eğitimden yurt ve gençlere dini hizmet ile yayıncılık alanına geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Ender; mimarlık ve inşaat alanında faaliyet yürüten KPG; özel okulların işletilmesine bakan BZ Bildung &amp; Zukunft (Eğitim ve Gelecek) geliyor.</p>

<p>Ayrıca Almanya'da hayatını kaybedenlerin Türkiye'ye nakil işlerini yürüten bir de cenaze şirketi var.</p>

<p><strong>Köln'de 70 milyon euroluk büyük kampüs projesi</strong></p>

<p>Cemaat Köln'de içinde ibadethanelerden medreseye, idari bölüm, ofis ve işletmelerden misafirhane, yurt ve etkinlik mekanlarına 70 milyon euroya mal olması öngörülen büyük bir kampüs de yaptırıyor. 12 bin 600 metrekare kullanım alanı olan bina kompleksinin finansmanı ise VIKZ'e göre üye aidatları, bağışlar ve kredi ile sağlanıyor.</p>

<p>Temeli 2022'de atılan kompleks için VIKZ, Köln Belediyesi, bulunduğu ilçe belediyesi ve semt sakinleri ile yakın işbirliği yürütüyor. Böylece merkezin toplumsal kabulü ve diğer cemaat inşaatlarındaki büyük tepkilerin görülmediği dikkat çekiyor.</p>

<p>Bina, Köln Belediyesi'nin de onayı ile açılan bir yarışta en iyi taslağı sunarak yarışmayı kazanan gmp Mimarlık Ofisi'nin tasarımı. Çok amaçlı modern bir yapıya sahip ve içinde bütün halka açık bir kütüphane ile okuma cafeleri bulunması da öngörülüyor.</p>

<p>25 Temmuz'da medresenin de içinde bulunduğu C Bloku hizmete açıldı ve VIKZ öğrencilerin yeni binaya yerleştiğini ve tesisleri aktif şekilde kullandığını duyurdu.</p>

<p><strong>VIKZ tehlikeli bir grup olarak görülüyor mu?</strong></p>

<p>Oluşum, Alman Anayasası'nı benimsediğini, çalışmalarının ve hedeflerinin de hür ve demokratik anayasal düzenle uyumlu olduğunu taahhüt ediyor.</p>

<p>Partiler üstü bir kuruluş olduğunun altını çizen VIKZ, partizanlığı reddettiğini kaydediyor.</p>

<p>Ayrıca Hanefi mezhebinden olmakla birlikte tasavvufla ilgilenen Müslümanlara da imkânlar sunduğunu savunuyor.</p>

<p><strong>Almanya'daki faaliyetleri gençlere odaklanıyor</strong></p>

<p>VIKZ, Almanya'da aynı zamanda imam eğitimi vermeye başlayan ilk İslami çatı kuruluşu. 1980'lerden beri kendi ibadethane ve kuruluşları için din görevlisi yetiştiren VIKZ'in imamları çoğunlukla Almanya'da doğup büyümüş, dili ve toplumu bilenlerden oluşuyor.</p>

<p>VIKZ'in öncelikli alanlarının başında gençlere yönelik çalışmalar görülüyor. Burada dini eğitimin yanı sıra okul ve meslek eğitimi alanında destek faaliyetleri yürüttüğü dikkat çekiyor.</p>

<p>Merkezi Berlin'de bulunan Bilim ve Siyaset Vakfı (SWP) uzmanlarından Salim Çevik'e göre dini cemaatlerin çocuk ve gençlere odaklanmasının nedeni dindar bir nesil yetiştirmeyi amaçlamalarından. "Bu açıdan Süleymancıların da gençlere yönelik faaliyetlere ağırlık vermesi şaşırtıcı değil" diyor.</p>

<p>Ancak Çevik'e göre Süleymancıları diğer gruplardan ayıran vasıfları, bütün ağırlıklarını Kuran kurslarına vermeleri. "Kuran okumayı iyi öğretmek konusunda bir üne sahipler. Faaliyetleri de genelde bu eksende" diye ekliyor.</p>

<p><strong>Alman siyaseti ile ilişkileri nasıl?</strong></p>

<p>VIKZ, Milli Görüş veya Ülkücülerin dini çatı kuruluşları gibi Alman iç istihbaratının radarına hiç takılmadı. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) gibi Ankara ile yakın ilişkisi nedeniyle sert eleştiri oklarına hedef olmuyor ve din derslerine veya diğer projelere katılımı sorgulanmıyor. İmam eğitimine dair birkaç çalışma hariç, cemaatin öğretisi ve temsil edildiği VIKZ hakkında akademik çalışma veya raporlar da yok.</p>

<p>Görüş almak için başvurduğumuz uzmanlar, "Açık kaynaklarda bilgi yok, onlar da zaten kapalı kutu" ifadesini kullanıyor. Ortak kanı: Bu cemaatin dışarıdan görünen yapısı dışında kendisine ait bir iç yapılanması olduğu yönünde.</p>

<p>VIKZ 2000 yılında, kurucusu olduğu ve içinde Almanya iç istihbaratının radarındaki Ülkücü, Avrupa Türk-İslam Kültür Dernekleri Birliğinin(ATIB) de üyesi olduğu, Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi'nden (ZMD) ayrıldı.</p>

<p>Hamas'ın 7 Ekim 2023 saldırısı sonrasında Müslüman cemaatler üzerindeki baskının arttığı ve yurt dışından yönetildikleri eleştirilerinin yoğunlaştığı dönemde de VIKZ, yine kurucusu olduğu çatı kuruluşu Almanya Müslümanlar Koordinasyon Konseyinden (KRM) de ayrıldığını açıkladı. Bu ayrılışın, "özgür ve dışarıdan gelecek her türlü tesirden bağımsız" amaçlı olduğu duyuruldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>VIKZ, Müslüman çatı kuruluşlarıyla arasına mesafe koyarken federal ve yerel hükümetlerde ise siyasette kabulünün arttığı görülüyor. Kuruluşun 2023'te Köln'de düzenlediği 50'nci yıl kutlamasına çok sayıda üst düzey politikacı dışında Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier bizzat katıldı. Steinmeier, konuşmasında VIKZ ve ona bağlı tüm cami ve eğitim derneklerinin yürüttüğü çalışmalar nedeniyle minnettar olduğunu söyledi.</p>

<p>VIKZ'e son yıllarda hükümet olumlu yaklaşsa da bu her zaman böyle olmadı. Cemaat ilk yatılı okullarını açtığı 2003'ten itibaren sert eleştirilere hedef oldu. Resmi kurumlara bildirim yapmadan kaçak işlettiği yatılı okullar ve yurtlar ile o yıllarda kamuoyunda adı anılan VIKZ hakkında sert bilirkişi raporları da hazırlandı.</p>

<p>Hessen Eyaleti Sosyal İşler Bakanlığının 2004 yılında Türkolog Ursula Spuler-Stegemann'a hazırlattığı raporda, söz konusu yurtlarda kalan öğrencilerin sadece İslam öğretisi ve dini eğitimle yetişmesinin Almanya'ya uyumları önünde büyük engel teşkil ettiği tespiti yapıldı.</p>

<p>Ayrıca çocukların sıkı şeriat öğretisini benimsemiş bir İslami anlayış ile yetiştiği rapor edildi.</p>

<p>Kölner Stadt Anzeiger gazetesi 2008 yılında VIKZ hakkında polisin hazırladığı bir dosyayı haberleştirdi. Buna göre de VIKZ; Batı, demokrasi ve Yahudi karşıtı olmakla suçlanırken çocukların bu kurumun okullarında şiddet gördüğü iddiaları ortaya atıldı.</p>

<p>Ayrıca aynı habere göre polis, yasa dışı faaliyetlerin karartılmasına ilişkin cemaatin bir strateji planının olduğunu da rapor etmişti.</p>

<p>Bu eleştirilere karşı çıkan ve VIKZ'i destekleyen araştırmacılar da oldu. Din bilimci Gerdien Jonker, örneğin "Kapalı ve muhafazakâr olma yönüyle VIKZ'in Katolik Kilisesiyle aynı seviyede bulunduğunu" savundu.</p>

<p>Bu tartışmalar sürerken VIKZ de Almanya'da Müslümanlar konusunda o dönem yürüttüğü çalışmalarıyla öne çıkan Eğitim Bilimci Ursula Boos-Nünning'den bir bilirkişi raporu hazırlamasını istedi. 2010 yılında sonuçları açıklanan rapora göre, VIKZ yurtlarında kalan çocukların yüzde 91'i notlarının iyileşmesi için, yüzde 85'i dini hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için bu kurumda kaldığını söyledi.</p>

<p>Raporu hazırlayan Boos-Nünning, Süleymancı cemaatin yurtlarındaki çocukların ailelerinin baskısı ile bunu yaptığı ve "elit bir kuşak yetiştirmek amaçlı" olduğu iddialarını doğrular bulguya rastlamadığını da duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, EKONOMİ, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/suleymancilar-almanyada-nasil-bir-yapilanmaya-sahip</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/3-86.jpeg" type="image/jpeg" length="92824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kampnagel’de Grup Yorum sahne alacak]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/kampnagelde-grup-yorum-sahne-alacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/kampnagelde-grup-yorum-sahne-alacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin en tanınmış protest müzik gruplarından Grup Yorum, 16 Ağustos Pazar günü Hamburg’da düzenlenecek konserde dinleyicileriyle buluşacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p><strong>Grup Yorum, Hamburg’daki Kampnagel’de düzenlenen Uluslararası Yaz Festivali kapsamında 16 Ağustos Pazar günü saat 20.00’de sahne alacak.</strong></p>

<p><strong>Konser öncesi F Tipi Film gösterimi</strong></p>

<p>Grup Yorum konserinden önce saat 18.00’de Alabama Kino sahnesinde F Tipi Film gösterilecek. Hüseyin Karabey, Ezel Akay, Reis Çelik, Barış Pirhasan, Aydın Bulut, M. İlker Altınay, İnan Altın (Grup Yorum), Sırrı Süreyya Önder ve Vedat Özdemir’in yönetmenliğini üstlendiği film, orijinal dilinde Almanca altyazılı olarak izleyiciyle buluşacak.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/f-tipi-film.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Dokuz yönetmenin dokuz ayrı bölümle, siyasi tutsakların tek kişilik hücrelerde tutulmasına ve Türkiye’deki F Tipi yüksek güvenlikli cezaevlerindeki insanlık dışı koşullara karşı direnişi anlattığı film, Grup Yorum’un yapımcılığında farklı sanatçıların çalışmalarını bir araya getiriyor. F Tipi Film, cezaevi, tecrit ve direniş temalarını işleyen kolektif bir yapım olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Film gösteriminin konuğu Grup Yorum olacak. Gösterimin ardından grup, saat 20.00’de Kampnagel’de sahne alacak.</p>

<p><a href="https://kampnagel.de/produktionen/grup-yorum-konzert" rel="nofollow"><span style="color:#e74c3c">Kampnagel</span></a>, Grup Yorum’u "Sanat halk içindir, iktidar sahipleri için değil" anlayışıyla tanımlarken, grubun konserini kolektif direniş ruhunu müziğe taşıyan bir buluşma olarak duyurdu.</p>

<p><img alt="" height="438" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/grup-yorum1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Grup Yorum, 16 Ağustos Pazar günü saat 20.00’de Hamburg'daki Kampnagel’de düzenlenen Uluslararası Yaz Festivali kapsamında sahne alacak. </p>

<p><img alt="" height="560" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/kampnagel.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Konserden önce: Saat 18.00, Alabama Kino sahnesinde F-Tipi filmi gösterilecek.</p>

<p><strong>F Tipi Film biletleri:</strong> 10 Euro. Festival kartı sahiplerine: Yüzde 20 indirim.</p>

<p><strong>Grup Yorum konser biletleri:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ön satış (VVK): 20 Euro. Gişe (AK): 23 Euro. Festival kartı sahiplerine: Yüzde 50 indirim.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GÖÇ POLİTİKALARI, HAMBURG, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/kampnagelde-grup-yorum-sahne-alacak</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 23:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/grup-yorum.jpg" type="image/jpeg" length="68885"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böhmermann davası: AfD’li Federal Meclis Milletvekili hakkında yakalama kararı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/bohmermann-davasi-afdli-federal-meclis-milletvekili-hakkinda-yakalama-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/bohmermann-davasi-afdli-federal-meclis-milletvekili-hakkinda-yakalama-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da aşırı sağcı AfD Federal Meclis Milletvekili Maximilian Krah hakkında Chemnitz Sulh Ceza Mahkemesi tarafından yakalama kararı çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p><strong>Kararın, aşırı sağcı AfD Federal Milletvekili Maximilian Krah ile televizyon programcısı ve mizahçı Jan Böhmermann arasındaki davadan kaynaklanan yaklaşık 296 euroluk ödenmemiş yargılama giderleriyle bağlantılı olduğu bildirildi.</strong></p>

<p>Alman haber ajansı dpa’nın aktardığı bilgilere göre, Krah’ın milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle kararın uygulanabilmesi için dokunulmazlığının kaldırılmasının talep edilip edilmeyeceği değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Böhmermann ile başlayan hukuk mücadelesi</strong></p>

<p>Aşırı sağcı AfD'li milletvekili Krah ile mizahçı Böhmermann arasındaki anlaşmazlık, Böhmermann’ın podcast programında bir dinleyici mesajını okumasıyla başladı. Mesajda, Krah’ın Münih Oktoberfest’te bir eğlence alanı için (bira çadırı için) 200 şişe şampanya sipariş ettiği ileri sürülüyordu.</p>

<p>Krah, bu ifadenin kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Böhmermann’a karşı dava açtı. Ancak Düsseldorf Eyalet Mahkemesi, Krah’ın talebini reddetti. Mahkeme, Böhmermann’ın söz konusu ifadeyi kendi iddiası olarak değil, bir dinleyici mesajı olarak aktardığına dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davayı kaybeden Krah’ın yargılama giderlerini ödemesi gerekti. Böhmermann tarafı, başlangıçta yaklaşık 5 bin euroluk tutarı icra yoluyla Krah’tan tahsil etti.</p>

<p>Ancak daha sonra yaklaşık 296,26 euroluk bir miktarın hâlâ ödenmediği ortaya çıktı.</p>

<p><strong>Mal varlığı beyanı için verilen randevuya gitmedi</strong></p>

<p>İddiaya göre, söz konusu alacağın tahsili kapsamında Krah’a mal varlığı hakkında bilgi vermesi için bir randevu verildi. Ancak Krah bu randevuya katılmadı.</p>

<p>Bunun üzerine görevli icra memuru, mahkemeden yakalama kararı çıkarılmasını talep etti ve Chemnitz Sulh Ceza Mahkemesi de talebi kabul etti.</p>

<p>Krah ise yargılama giderlerini ocak ayında ödediğini savunuyor. Milletvekili, kalan miktara ilişkin yeni talepler karşısında şaşkın olduğunu belirterek konuyu avukatına inceleteceğini söyledi.</p>

<p>Böhmermann’ın avukatı Sebastian Gorski ise Krah’ın yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini belirterek, Almanya’nın bir hukuk devleti olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Böhmermann kimdir?</strong></p>

<p>Jan Böhmermann, Almanya’nın tanınmış televizyon sunucusu, komedyen ve mizahçılarından biri. Böhmermann, 2016 yılında ZDF’de yayımlanan programında AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında hakaret içerdiği gerekçesiyle tartışma yaratan bir şiir okumuştu. Erdoğan’ın şikâyeti üzerine Almanya’da hakkında ceza soruşturması başlatılmış, ayrıca şiirin bazı bölümlerinin yayımlanmasına karşı hukuk davası açılmıştı. Ceza soruşturması daha sonra sonuçsuz kalırken, Alman mahkemeleri şiirin bazı bölümlerinin yeniden okunmasını yasakladı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÜNDEM, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/bohmermann-davasi-afdli-federal-meclis-milletvekili-hakkinda-yakalama-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/kran-ve-bohmermann.JPG" type="image/jpeg" length="35690"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alman aktivist Paula Maier: “Türkiye'de gözaltında tecavüze uğradım”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/alman-aktivist-paula-maier-turkiyede-gozaltinda-tecavuze-ugradim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/alman-aktivist-paula-maier-turkiyede-gozaltinda-tecavuze-ugradim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu yılın ocak ayında Rojava’ya yönelik saldırılara karşı dayanışma amacıyla Kuzey Kürdistan’a giden uluslararası heyette yer alan Alman aktivist Paula Maier, Türkiye’de gözaltında tutulduğu sırada bir Türk görevlinin kendisine tecavüz ettiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Heyetin diğer üyeleri de gözaltı sürecinde fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.</strong></p>

<p>Almanya merkezli Sınıf Mücadeleci Örgütler Federasyonu’nun <font face="Times New Roman, serif"><font size="3">(</font></font>Föderation Klassenkämpferischer Organisationen- FKO), Maier’in açıklamalarının ardından Türkiye’deki gözaltı uygulamalarına ilişkin ciddi suçlamalar yöneltti. Örgüt, yaşananları siyasi aktivistlere yönelik baskının bir parçası olarak değerlendirdi.</p>

<p>16 kişiden oluşan uluslararası heyet, ocak ayında DEM Parti’nin daveti üzerine Kuzey Kürdistan’a gitti. Aralarında 13 kadının bulunduğu heyet, Diyarbakır, Nusaybin ve Mardin’de demokratik girişimler, dernekler ve siyasi yapılarla görüşmeler gerçekleştirdi.</p>

<p><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/rojava-delegasyonu.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Heyetin amacı, Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmeler ile Kürt bölgelerindeki siyasi ve toplumsal duruma ilişkin yerinde bilgi edinmekti.</p>

<p><strong>Heyet Mardin’de gözaltına alındı</strong></p>

<p>Heyet, gezinin beşinci gününde Mardin’de düzenlenmesi planlanan bir basın toplantısına giderken Türk askeri polisi ve sınır dışı işlemlerinden sorumlu birimler tarafından durduruldu ve gözaltına alındı.</p>

<p>Heyet üyelerinin aktardığına göre daha sonra Mardin’deki polis merkezinden İstanbul Havalimanı’ndaki geri gönderme merkezine götürüldüler.</p>

<p>Gözaltı sürecinde uyumalarına, gözlerini kapatmalarına veya dinlenmelerine izin verilmediği; darp edildikleri, hakarete ve tükürmeye maruz kaldıkları öne sürüldü. Bazı kadınların saçlarının çekilerek koparıldığı da belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Heyet üyeleri ayrıca kendilerine kötü muamele gören Kürt savaşçılara ait görüntülerin izletildiğini ve bazı kişilerin tehdit edildiğini aktardı.</p>

<p>Paula Maier ise yaptığı açıklamada, tek kişilik hücrede tutulduğu sırada bir Türk görevlinin kendisine tecavüz ettiğini söyledi.</p>

<p><strong>“Bu yalnızca benim hikâyem değil”</strong></p>

<p>FKO üyesi Maier, başka kadınların da benzer şiddet olayları yaşadığını belirterek, cinsel şiddete karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.</p>

<p>Maier, yaşadığı olayın ve diğer kadınların maruz kaldığı şiddetin sessizlikle karşılanmaması gerektiğini açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, KADIN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/alman-aktivist-paula-maier-turkiyede-gozaltinda-tecavuze-ugradim</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/paula-maiyer.JPG" type="image/jpeg" length="21105"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençler Başbakan olsaydı Almanya’da neleri değiştirirdi?]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/gencler-basbakan-olsaydi-almanyada-neleri-degistirirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/gencler-basbakan-olsaydi-almanyada-neleri-degistirirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da 16-21 yaş arasındaki gençlere “Başbakan olsaydınız ilk neyi değiştirirdiniz?” sorusu yöneltildi. Eğitimden ekonomiye, emeklilikten iklim ve hayvan haklarına, konut sorunundan doğrudan demokrasiye kadar verilen yanıtlar, genç kuşağın ülkenin geleceğine ilişkin önceliklerini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BILD gazetesinin gençlerle yaptığı söyleşiler, Almanya’nın 16-21 yaş arasındaki kuşağının ülkenin geleceğine ilişkin beklentilerini ortaya koydu. “Başbakan olsaydınız ilk neyi değiştirirdiniz?” sorusuna yanıt veren gençler; eğitim, ekonomi, konut, ücretler, sosyal güvenlik, demokrasi, iklim ve hayvan haklarını öncelikli gündemler arasında gösterdi.</strong></p>

<p>Gençlerin yanıtlarında eğitim, ekonomik koşullar, ücretler, konut, emeklilik, sağlık, iklim, hayvan hakları, demokrasi ve gençlerin geleceği öne çıkan başlıklar oldu.</p>

<p><img alt="" height="550" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/bild-3.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="551" /></p>

<p><strong>“Artık karar alınmalı”</strong></p>

<p>Dresden’den 19 yaşındaki üniversite öğrencisi adayı <strong>Vincent</strong>, siyasette karar alma süreçlerinin çok yavaş ilerlemesinden şikâyet etti. Sorunlar hakkında uzun süre konuşulmasına rağmen yeterince hızlı adım atılmadığını belirten Vincent, daha kararlı bir yönetim anlayışı istediğini söyledi.</p>

<p>Dresden’den 21 yaşındaki öğretmen adayı <strong>Julia </strong>ise önceliğinin eğitim sistemi olacağını belirtti. Öğretmenlerin çoğu zaman 25’ten fazla öğrenciyle ilgilenmek zorunda kaldığını söyleyen Julia, öğrenci sayısının azalacağı gelecek dönemin daha bireysel eğitim için değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Üniversitelerde de teoriden çok uygulamaya ağırlık verilmesini istedi.</p>

<p><strong>Gençlerden ekonomi ve emeklilik önerileri</strong></p>

<p>Berlin’den 19 yaşındaki lise mezunu <strong>Tarek</strong>, emeklilik sisteminin güçlendirilmesini istedi. Kuzey Avrupa ülkelerindeki uygulamalara benzer şekilde emeklilik birikimlerinin fon ve hisse senetlerine yönlendirilmesini savunan Tarek, yatırım ve finans bilgisinin okullarda öğretilmesini önerdi.</p>

<p>Düsseldorf’tan 17 yaşındaki tesisatçı adayı <strong>Emily</strong> ise varlıklı kişilerin daha fazla vergi ödemesi gerektiğini söyledi. Cinsel saldırı ve istismar suçlarından hüküm giyenlerin daha uzun süre hapis yatması gerektiğini de savundu.</p>

<p>Siegen’den 19 yaşındaki işletme öğrencisi <strong>Elias</strong>, Almanya ekonomisinin yeniden canlandırılmasını öncelik olarak gördüğünü belirtti. Çalışmanın daha fazla karşılık bulması gerektiğini söyleyen Elias, şirketler ve vatandaşlar için vergi indirimleri yapılmasını önerdi. Ona göre devletin temel sorunu gelir eksikliği değil, harcamaların kötü planlanması.</p>

<p>Leipzig’den 18 yaşındaki diş hekimi asistanı <strong>Lina</strong> ise saatlik asgari ücretin yaklaşık 25 euroya yükseltilmesini istedi. Bunun gençlerin özellikle büyük kentlerdeki konut sorununu hafifleteceğini belirtti.</p>

<p>Berlin’den 16 yaşındaki rapçi <strong>Zahide Kayacı</strong> da asgari ücretin artırılmasını savundu. Özellikle sağlık, polis ve itfaiye gibi toplum için önemli alanlarda çalışanların daha yüksek ücret alması gerektiğini söyledi. Zahide ayrıca eğitime ve gençlere daha fazla yatırım yapılmasını, okulların teknolojik açıdan yenilenmesini ve yapay zekânın eğitimde daha fazla kullanılmasını istedi.</p>

<p><strong>Konut, ulaşım ve sosyal devlet</strong></p>

<p>Heidelberg’den 20 yaşındaki öğrenci <strong>Melina</strong>, tren biletlerinin ucuzlatılması ve BAföG ödemelerinin artırılmasını istedi. Öğretmen olmak istediğini belirten Melina, okullarda özellikle sıcak havalarda kullanılmak üzere klima sistemlerinin kurulmasını da savundu.</p>

<p>Münih’ten 21 yaşındaki hemşirelik öğrencisi <strong>Andrea</strong>, okullarda demokrasi ve çeşitlilik konularına daha fazla yer verilmesini istedi. Bunun toplumdaki birlikteliği ve hoşgörüyü güçlendireceğini belirten Andrea, aynı zamanda daha fazla ve daha uygun fiyatlı konut yapılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Leipzig’den 19 yaşındaki yaşlı bakım öğrencisi <strong>Cessy</strong> ise yaşlılar ve hastalar için daha fazla destek istedi. Hayatı boyunca çalışan insanların bakımevleri için ayda binlerce euro ödemek zorunda kalmasını eleştiren Cessy, sağlık hizmetlerinin de iyileştirilmesini savundu.</p>

<p>Münih’ten 21 yaşındaki “Pflegekraft” adayı <strong>Andrea</strong>’nın yanı sıra, Berlin’de bir yardım kuruluşunda çalışan 17 yaşındaki Maria da günlük yaşamı kolaylaştıracak düzenlemelere dikkat çekti. Kolombiya kökenli Maria, Almanya vatandaşı olması ve başbakanlık görevine gelmesi halinde Berlin’de İngilizce yönlendirmelerin artırılmasını ve toplu taşımadaki gecikmelerin azaltılmasını istedi.</p>

<p><strong>Gençler için daha fazla fırsat</strong></p>

<p>Saksonya’daki Adorf kentinden 19 yaşındaki meslek öğrencisi <strong>Alex</strong>, özellikle yoksul ailelerden gelen gençlere daha fazla destek verilmesi gerektiğini söyledi. Mesleki eğitim olanaklarının genişletilmesini ve gençlerin sorunlarıyla baş başa bırakılmamasını isteyen Alex, Almanya’nın gençlerin ihtiyaçlarına daha duyarlı bir ülke haline gelmesini istedi.</p>

<p>Essen’den 18 yaşındaki öğrenci <strong>Timo </strong>ise siyasetin vatandaşlara karşı daha şeffaf olması gerektiğini savundu. Kapalı kapılar ardında yapılan anlaşmaların sona ermesini isteyen Timo, siyasetçilerin halka karşı açık ve dürüst davranması gerektiğini söyledi. Vatandaşların daha fazla çalışmaya teşvik edilmesini, ancak insanların “tembel” olmakla suçlanmamasını da istedi.</p>

<p>Velbert’ten 18 yaşındaki öğrenci <strong>Erik</strong> ise İsviçre’deki uygulamalara benzer şekilde doğrudan demokrasi ve halk oylamalarının yaygınlaştırılmasını önerdi. Ayrıca seçim dönemlerinde verilen siyasi vaatlerin yerine getirilmesini güvence altına alacak bir sistem kurulmasını istedi.</p>

<p><strong>Hayvan hakları ve iklim de gündemde</strong></p>

<p>Bu yılki “Germany’s Next Topmodel” yarışmasının finalistlerinden 20 yaşındaki <strong>Lola Stoll,</strong> başbakan olması halinde hayvan refahı ve iklim korumasını anayasal düzeyde daha güçlü biçimde güvence altına alacağını söyledi. Endüstriyel hayvancılığın yasaklanmasını isteyen Stoll, çevrenin ve hayvanların korunmasının yalnızca bireysel tercihlere bırakılmaması gerektiğini savundu.</p>

<p>Hollywood’da “Systemsprenger” filmiyle tanınan 18 yaşındaki oyuncu <strong>Helena Zengel</strong> ise sokak hayvanlarının ve kötü koşullarda yaşayan hayvanların korunmasını istedi. Kadınlar için hijyen ürünlerinin ücretsiz olması, şiddet ve istismar mağdurlarının daha görünür hale getirilmesi gerektiğini belirten Zengel, kadınların yaşadığı sorunlara daha fazla dikkat çekilmesini savundu.</p>

<p><strong>Gündelik hayatın sorunlarına vurgu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yılki “Germany’s Next Topmodel” yarışmasının birincisi olan 21 yaşındaki <strong>Ibrahim</strong> “Ibo” Ouro-Bodi, önceliğinin insanların günlük yaşamda karşılaştığı ekonomik sorunlar olacağını söyledi. Hayatın karşılanabilir maliyetlerde kalması, gençlerin eğitim ve çalışma yoluyla iyi fırsatlara ulaşması gerektiğini belirten Ouro-Bodi, hayatları boyunca çalışan yaşlıların da iyi bir emekliliği ve emeklerine saygıyı hak ettiğini vurguladı.</p>

<p>Dresden’den 19 yaşındaki <strong>Vincent</strong> ise somut bir örnek üzerinden bürokrasinin yavaşlığını eleştirdi. Dresden’de iki yıl önce Elbe Nehri’ne çöken Carolabrücke köprüsünün yeniden yapılması konusunda uzun süredir ayrıntıların tartışıldığını ancak çalışmalara başlanmadığını belirterek, benzer sorunların birçok alanda yaşandığını söyledi.</p>

<p><strong>Gençlerin en önemli gündemi: Eğitim</strong></p>

<p>Gençlerin yanıtlarında eğitim hemen her başlıkla bağlantılı olarak öne çıktı.</p>

<p>Dresden’den <strong>Julia </strong>öğretmenlerin daha az öğrenciyle çalışarak bireysel eğitime daha fazla zaman ayırmasını isterken, Berlin’den Zahide okulların teknolojik altyapısının yenilenmesini ve yapay zekânın eğitimde daha etkin kullanılmasını önerdi.</p>

<p>Adorf’tan <strong>Alex</strong> ise mesleki eğitimin güçlendirilmesini, Erfurt’tan 18 yaşındaki <strong>Fanny </strong>ise politik eğitimin geliştirilmesini istedi.</p>

<p>Erfurt'tan<strong> Fanny,</strong> yaklaşan Saksonya-Anhalt eyalet seçimleri öncesinde aşırı sağın güç kazanmasından endişe duyduğunu belirtti. Küçük yerleşimlerde siyasi bilgi eksikliğinin aşırı sağın söylemlerine alan açabildiğini söyleyen Fanny, insanların daha iyi bilgilendirilmesi ve özellikle eğitim sistemi aracılığıyla demokratik bilincin güçlendirilmesi gerektiğini savundu.</p>

<p><strong>Gençlerin mesajı: Daha adil ve yaşanabilir bir Almanya</strong></p>

<p>Farklı kentlerden ve farklı eğitim ve meslek gruplarından gelen gençlerin önerileri birbirinden farklı olsa da ortak başlıklar dikkat çekti. Daha iyi eğitim, daha yüksek ücretler, uygun fiyatlı konut, güçlü sosyal güvence, daha şeffaf siyaset, gençlere daha fazla fırsat ve daha yaşanabilir bir çevre gençlerin öne çıkardığı başlıca talepler oldu.</p>

<p>Yanıtlar, genç kuşağın yalnızca kendi günlük sorunlarına değil, Almanya’nın ekonomik, sosyal ve siyasi geleceğine ilişkin de somut öneriler geliştirdiğini ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EĞİTİM, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/gencler-basbakan-olsaydi-almanyada-neleri-degistirirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/zahide-kayaci.JPG" type="image/jpeg" length="98978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halk TV'den ayrılan gazetecilerin yeni adresi Koza TV]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/halk-tvden-ayrilan-gazetecilerin-yeni-adresi-koza-tv</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/halk-tvden-ayrilan-gazetecilerin-yeni-adresi-koza-tv" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk TV’de geçtiğimiz aylarda yaşanan peş peşe istifaların ardından kanaldan ayrılan ekran yüzlerinin yeni adresi belli oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tecrübeli gazeteciler Seda Selek, Remziye Demirkol ve Buket Güler Ozan, yeni yayın döneminde Koza TV ekranlarında izleyiciyle buluşacak.</strong></p>

<p>Üç gazetecinin Koza TV’deki yeni görevleri, kanalın yeni yayın dönemine ilişkin hazırladığı tanıtım videosunun yayımlanmasıyla kesinlik kazandı.</p>

<p>[related-posts id="117239" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>

<p>Halk TV’de ayrılık süreci, uzun yıllardır “Neden-Sonuç” programını sunan Seda Selek’in 30 Nisan’da programının sonunda kanaldan ayrıldığını açıklamasıyla başladı.</p>

<p>Selek, ilk açıklamasında ayrılık kararının arkasında “son derece haklı gerekçeleri” bulunduğunu söyledi. Daha sonra yaptığı açıklamada ise istifasının nedeninin Halk TV patronu Cafer Mahiroğlu’nun yönetim anlayışı olduğunu belirtti.</p>

<p>Selek, söz konusu yönetim anlayışının adaletsizliklere, gazeteciliğin değersizleştirilmesine ve mesleğin doğasına aykırı uygulamalara yol açtığını savundu. Ayrıca arkadaşı ve meslektaşı Sorel Dağıstanlı’nın kendisine destek verdiği için ekrandan uzaklaştırılmasının ayrılık kararında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.</p>

<p>Selek’in ardından Sorel Dağıstanlı, 8 Mayıs’ta Halk TV’den ayrıldığını duyurdu. Dağıstanlı, ayrılık nedeninin Seda Selek’e destek amacıyla yaptığı sosyal medya paylaşımı olduğunu açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu ayrılığın ardından Buket Güler Ozan 9 Mayıs’ta, Gözde Şeker 10 Mayıs’ta ve Remziye Demirkol 11 Mayıs’ta Halk TV ile yollarını ayırdıklarını açıkladı.</p>

<p>Gazeteciler ayrılık açıklamalarında mesleki dayanışma ve gazetecilik ilkelerine vurgu yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/halk-tvden-ayrilan-gazetecilerin-yeni-adresi-koza-tv</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/koza-tv.JPG" type="image/jpeg" length="30349"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği’nden Yunanistan’da Tatil Kampı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-gocmen-emekciler-birliginden-yunanistanda-tatil-kampi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-gocmen-emekciler-birliginden-yunanistanda-tatil-kampi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği (AGEB) tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Kolektif Tatil Kampı, 26 Temmuz–9 Ağustos tarihleri arasında Yunanistan’ın Tolo kasabasında yüzü aşkın kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İki hafta süren kampta politik eğitim çalışmalarının yanı sıra kadın ve gençlik buluşmaları, kültür-sanat etkinlikleri ve kolektif yaşam çalışmaları düzenlendi. Program, katılımcıların görüş ve önerileri doğrultusunda şekillendirildi.</strong></p>

<p>Kampta ağırlıklı olarak emperyalist savaş politikaları, militarizasyon, sosyal hak gaspları, ırkçılık ve göçmen düşmanlığı ele alındı. Avrupa’da artan silahlanma harcamalarının işçi ve emekçiler üzerindeki ekonomik ve sosyal etkileri değerlendirilirken, yerli ve göçmen emekçilerin ortak mücadelesinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/6-23.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’deki güncel gelişmeler, emperyalizme karşı mücadele, Kürt ulusal sorunu ve Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı da kampın önemli gündemleri arasında yer aldı. Kadınların ve gençlerin örgütlenmesi ile politik çalışmalara daha aktif katılımı üzerine değerlendirmeler yapıldı.</p>

<p>Kamp süresince kültür-sanat etkinlikleri ve gezilerin yanı sıra devrimci mücadelede yaşamını yitirenler de anıldı.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/7-16.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Kampın sonunda yapılan değerlendirmede, farklı ülkelerden ve kentlerden gelen katılımcıların ortak yaşamı paylaşması, günlük sorumlulukları kolektif biçimde üstlenmesi ve kadınlarla gençlerin çalışmalara aktif katılımı öne çıkan kazanımlar olarak değerlendirildi.</p>

<p><img alt="" height="404" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/5-43.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>AGEB 4. Kolektif Tatil Kampı, kolektif yaşam, dayanışma ve politik eğitim vurgusuyla 9 Ağustos’ta sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, EĞİTİM, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-gocmen-emekciler-birliginden-yunanistanda-tatil-kampi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/4-63.jpeg" type="image/jpeg" length="22045"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’dan Türkiye’ye sınır dışı kararı: Mahkeme “işkence riski var” dedi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyadan-turkiyeye-sinir-disi-karari-mahkeme-iskence-riski-var-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyadan-turkiyeye-sinir-disi-karari-mahkeme-iskence-riski-var-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF), PKK’nın eski bir üyesini Türkiye’ye sınır dışı etmek istemişti. Ancak alm İdare Mahkemesi, Türkiye’ye gönderilmesi halinde kişinin işkence ve insanlık dışı muamele görme tehlikesi bulunduğuna karar verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye ile yasadışı kabul edilen PKK arasında şu anda bir yakınlaşma süreci yaşanmasına rağmen, üst düzey eski bir PKK yöneticisi hakkındaki sınır dışı etme yasağı devam ediyor.</strong></p>

<p>Süheyla KAPLAN</p>

<p>74 yaşındaki kişi ağır şekilde hasta. 1990’lı yıllarda mülteci olarak Almanya’ya gelmişti. BAMF, daha önce verilmiş olan sınır dışı etme yasağını kaldırmış ve kendisini Türkiye’ye göndermek istemişti. Bunun üzerine kişi Gelsenkirchen İdare Mahkemesi’ne dava açtı.</p>

<p>Mahkeme duruşmasında hâkimler, kişinin Türkiye’ye gönderilmesi durumunda ciddi ölçüde işkence ve insanlık dışı muamele riski bulunduğunu belirtti. Özellikle terör örgütlerine katılmakla suçlanan kişiler açısından Türkiye’deki insan hakları durumunun hâlâ “yetersiz” olduğu ifade edildi. Mahkemeye göre davacı, Türkiye’de hukukun üstünlüğüne dayalı adil bir yargılama bekleyemez.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/pkkli.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahkeme, kişinin PKK ile “önemli ölçüde bağlantısı” bulunduğunu da kabul ediyor. Mahkeme başkanına göre kişi geçmişte çatışmalara katılmış ve uzun yıllar PKK içinde görev yapmış eski bir kadro olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Ancak sınır dışı etme yasağının kaldırılıp kaldırılamayacağı konusunda asıl önemli soru şu: Türkiye’de işkence veya insanlık dışı muamele riski geçmişe göre ciddi ve kalıcı biçimde azaldı mı?</p>

<p>Mahkemeye göre bunun gerçekleştiği henüz görülmüyor. Mahkeme Başkanı Dirk Schäfers, Türkiye’deki reform sürecinin henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve önümüzdeki yıllarda nasıl gelişeceğinin belirsiz olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyadan-turkiyeye-sinir-disi-karari-mahkeme-iskence-riski-var-dedi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 18:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/2-155.jpeg" type="image/jpeg" length="12666"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suriye eski Devlet Başkanı Esad’a gıyabında idam cezası verildi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/suriye-eski-devlet-baskani-esada-giyabinda-idam-cezasi-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/suriye-eski-devlet-baskani-esada-giyabinda-idam-cezasi-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye’de bir mahkeme, Aralık 2024’te devrilen eski Devlet Başkanı Beşşar Esad’ı gıyabında idam cezasına çarptırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Esad; kasıtlı cinayet, işkence, keyfi gözaltı ve insanlığa karşı suçlarla itham edildi. Halen Rusya’da sürgünde bulunan Esad’ın Suriye’ye iade edilmesi ise şu aşamada beklenmiyor.</strong></p>

<p>Başkent Şam’daki Dördüncü Ceza Mahkemesi, eski Devlet Başkanı Beşşar Esad hakkında verdiği idam kararını Suriye devlet televizyonundan canlı yayımladı. Karar, Esad’ın devrilmesinden bu yana kendisi hakkında verilen ilk mahkeme kararı oldu.</p>

<p>Mahkeme, Esad’ı birden fazla kişinin kasıtlı olarak öldürülmesi, işkence, keyfi şekilde özgürlükten mahrum bırakma ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu tuttu. Esad’ın yanı sıra kardeşi Mahir Esad ve kuzeni Atef Necib ile eski yönetimin bazı üst düzey isimleri de gıyaplarında idam cezasına çarptırıldı.</p>

<p><strong>Daraa’daki olaylar davanın merkezinde</strong></p>

<p>İdam cezasına çarptırılan isimlerden Esad’ın kuzeni Atef Necib, eski yönetim döneminde güneydeki Daraa kentindeki güvenlik birimlerinin başında bulunuyordu. Necib, insanlığa karşı suçların yanı sıra sistematik cinayet, keyfi gözaltılar ve işkence sonucu ölümlerle suçlandı.</p>

<p>2011 yılında Esad yönetimine karşı başlayan barışçıl protestoların merkezi Daraa olmuştu. Yönetim karşıtı sloganlar ve duvar yazıları nedeniyle gözaltına alınan gençlerin ardından başlayan gösteriler, kısa sürede ülke geneline yayılarak yaklaşık 14 yıl süren iç savaşa dönüştü.</p>

<p>Necib, Esad yönetiminin devrilmesinden birkaç hafta sonra, Ocak 2025’te Lazkiye’de yakalanmıştı. Eski yönetimin üst düzey isimleri arasında Suriye’de yargılanan en önemli kişilerden biri olarak gösteriliyor.</p>

<p>Suriye’de eski Esad yönetiminin sorumlularına yönelik davalar, Nisan ayının sonundan bu yana yeni kurulan Dördüncü Ceza Dairesi’nde görülüyor.</p>

<p><strong>Esad Rusya’da sürgünde</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Esad, Aralık 2024’te Türkiye ve ABD destekli cihatçı güçlerin Şam’a yaklaşmasının ardından ailesiyle birlikte Rusya’ya kaçmıştı. Halen Moskova’da yaşadığı bildirilen Esad’ın Rusya tarafından Suriye’ye iade edilmesi şu aşamada beklenmiyor.</p>

<p>Esad’ın kardeşi Mahir’in de Rusya’ya kaçtığı öne sürülüyor. Eski yönetimin güvenlik yapılanmasındaki Mahir Esad da gıyabında idam cezasına çarptırılan isimler arasında yer aldı.</p>

<p><strong>Suriye’de adalet arayışı ve tartışmalar</strong></p>

<p>Esad yönetiminin devrilmesinin ardından açılan davalar, 2011-2024 yılları arasındaki iç savaş döneminde işlenen suçların yargılanması açısından yeni bir döneme işaret ediyor. Bu dönemde yarım milyondan fazla insan hayatını kaybetti ve ülkenin altyapısı büyük ölçüde tahrip oldu.</p>

<p>Ancak Suriye’de savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara ilişkin kapsamlı ve bağımsız bir yargı altyapısının henüz bulunmaması davaların en önemli sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Suriye hukukunda bu suçların bazıları için açık yasal tanımlar bulunmaması ve hakimlerle savcıların bu tür karmaşık davalar konusunda sınırlı deneyime sahip olması eleştiriliyor.</p>

<p>Bazı çevreler, davaların toplumun ve uluslararası aktörlerin adalet taleplerini karşılamaya yönelik siyasi bir girişim olduğunu savunurken, eski yönetim dışındaki çihatçı silahlı grupların işlediği öne sürülen suçların da soruşturulması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Türkiye ve ABD destekli eski cihatçı HTŞ lideri Ahmed eş-Şara, Suriye’nin geçiş sürecinde devlet başkanlığı görevini üstlenmişti. Yeni yönetim, eski rejimin sorumlularının yargılanmasını geçiş döneminin temel başlıklarından biri olarak görüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/suriye-eski-devlet-baskani-esada-giyabinda-idam-cezasi-verildi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 16:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/hafiz-esad.JPG" type="image/jpeg" length="51560"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tren kullanırken kitap okuyan makinist kovuldu: Mahkeme kararı haklı buldu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/tren-kullanirken-kitap-okuyan-makinist-kovuldu-mahkeme-karari-hakli-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/tren-kullanirken-kitap-okuyan-makinist-kovuldu-mahkeme-karari-hakli-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsviçre Federal İdare Mahkemesi, SBB’de 15 yıldır görev yapan bir makinistin tren kullanırken kitap okuduğu gerekçesiyle işten çıkarılmasını haklı buldu. Makinistin, kitabı yalnızca not almak için kullandığı yönündeki savunması mahkeme tarafından kabul edilmedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İsviçre Federal İdare Mahkemesi, bir SBB makinistinin tren seyir halindeyken kitap okuduğu gerekçesiyle işten çıkarılmasına ilişkin davada kararını verdi.</strong></p>

<p>Mahkeme, makinistin davranışını “ağır bir ihlal” olarak değerlendirerek işverenin derhal fesih kararını onayladı.</p>

<p>Olay, Mayıs 2025'te bir akşam saatinde meydana geldi. SBB'de 15 yıldır çalışan makinist, kabinin ışıkları açık şekilde bir istasyona girerken üç SBB yöneticisinin dikkatini çekti. Tanıklar, makinistin elinde bir kitap olduğunu ve istasyonda beklediği sırada olduğu gibi tren yeniden hareket ettikten sonra da kitabı okuduğunu gördü. Üç çalışan, gördükleri anları fotoğraflayarak olayı yetkililere bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Kitabı not almak için kullanıyordum” savunması</strong></p>

<p>Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen makinist, kitabı okumadığını savundu. Kitabı yalnızca not almak için bir tür destek olarak kullandığını ve bunun bir hafıza egzersizi olduğunu belirten makinist, kitabı sadece istasyondaki bekleme sürelerinde okuduğunu ileri sürdü.</p>

<p>Ancak St. Gallen'deki Federal İdare Mahkemesi bu açıklamayı inandırıcı bulmadı. Mahkeme, tanıkların çektiği fotoğraflarda kitabın açık şekilde görüldüğüne dikkat çekti. Hakimlere göre kapalı bir kitap, not almak için çok daha uygun bir destek olabilirdi.</p>

<p>Mahkeme, eldeki deliller doğrultusunda makinistin hem tren dururken hem de seyir halindeyken kitap okuduğu sonucuna vardı.</p>

<p><strong>“Yolcu güvenliği açısından ciddi sonuçları olabilir”</strong></p>

<p>Mahkeme, makinistin seyir sırasında kitap okuyarak dikkatini bilinçli şekilde dağıttığına hükmetti. Bu davranışın yolcuların güvenliği açısından ciddi sonuçlara yol açabileceği belirtildi.</p>

<p>Kararda, makinistin davranışının işverenle arasındaki güven ilişkisini ortadan kaldırdığı ve bu nedenle SBB'nin derhal fesih kararının hukuken haklı olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>Almanya'da da makinistlere dikkat uyarısı</strong></p>

<p>Almanya'da da tren makinistlerinin seyir sırasında dikkatlerini dağıtacak herhangi bir faaliyette bulunmasına izin verilmiyor. Deutsche Bahn'ın ilgili kurallarına göre makinistlerin sürüş sırasında dikkatlerini hiçbir şekilde dağıtmamaları gerekiyor.</p>

<p>Demiryolu işletmeciliğinde bir sinyalin gözden kaçırılması dahi ağır sonuçlar doğurabiliyor. Deutsche Bahn tarafından yayımlanan bir örnekte, bir makinistin arızalı bir ana sinyali fark etmemesi ve kontrol sırasında sinyal tanımını yeterince incelememesi sonucunda trenin hat sonundaki bariyere çarptığı belirtiliyor.</p>

<p>İsviçre Federal İdare Mahkemesi, 22 Temmuz 2026 tarihli kararında (A-5248/2025) makinistin işten çıkarılmasına yönelik itirazı reddederek SBB'nin kararını onayladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/tren-kullanirken-kitap-okuyan-makinist-kovuldu-mahkeme-karari-hakli-buldu</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/makinist1.JPG" type="image/jpeg" length="50702"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump’ın iddiası: Hürmüz Boğazı’nda mayınlar temizlendi, kontrol ABD donanmasında]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/trumpin-iddiasi-hurmuz-bogazinda-mayinlar-temizlendi-kontrol-abd-donanmasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/trumpin-iddiasi-hurmuz-bogazinda-mayinlar-temizlendi-kontrol-abd-donanmasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’ndaki tüm mayınların temizlendiğini ve stratejik su yolunun kontrolünün yüzde 100 ABD Donanması’nda olduğunu öne sürdü. Ancak ABD yönetiminden gelen açıklamalar, boğazda güvenli deniz ulaşımının henüz tamamen sağlanamadığına işaret ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine açık olduğunu belirterek, “Boğaz şu an gemi trafiğine tamamen açık. ABD Donanması bölgedeki tek güçtür ve bu su yolunun kontrolünü yüzde 100 oranında sağlamıştır” dedi.</strong></p>

<p>Trump, boğazın tamamında mayın temizleme çalışmalarının yapıldığını söyledi. Ancak <i>Spiegel</i>’in aktardığına göre Trump, tüm mayınların etkisiz hale getirildiğini değil, boğazın tamamında mayın temizleme çalışması yürütüldüğünü ifade etti. Trump ayrıca İran’ın zaman zaman yeni mayınlar döşediğini, ancak bunların tespit edildiğini söyledi.</p>

<p>ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de hafta sonunda yaptığı açıklamada, İran’ın savaşın başında çok sayıda mayın döşediğini ve güvenli deniz ulaşımını yeniden sağlamak için bir mekanizma üzerinde çalışıldığını belirtmişti. Vance, bu mekanizmanın mayın temizleme çalışmalarının yanı sıra İran’ın ticari gemilere saldırmama yönündeki taahhüdünü de kapsayacağını söylemişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle Trump’ın boğazın tamamen açık olduğu yönündeki açıklamasına rağmen, ticari gemilerin geçişinde risklerin sürdüğü belirtiliyor. Gemiler açısından olası mayınların yanı sıra İran’a ait insansız hava araçlarından gelebilecek saldırılar da tehdit oluşturuyor.</p>

<p><strong>Hürmüz Boğazı neden kritik?</strong></p>

<p>Basra Körfezi ile Umman Körfezi arasındaki Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri. Savaşın başlamasından önce dünya petrol ihtiyacının yaklaşık beşte biri bu güzergâhtan taşınıyordu. Boğaz aynı zamanda sıvılaştırılmış doğal gaz ve gübre taşımacılığı açısından da kritik önem taşıyor.</p>

<p>ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ardından İran’ın gemilere yönelik saldırıları ve tehditleri nedeniyle boğazdaki deniz trafiği büyük ölçüde durma noktasına gelmiş, bunun sonucunda petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert yükselişler yaşanmıştı.</p>

<p>ABD yönetiminin hedefinin, Hürmüz Boğazı’ndan petrol ve doğal gaz taşımacılığını savaş öncesindeki seviyeye döndürmek olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>Almanya da mayın temizleme çalışmalarına katılmak istemişti</strong></p>

<p>Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımının güvenliğinin sağlanmasına Almanya da katkıda bulunmak istemişti. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, haziran ayında “Fulda” adlı mayın avlama gemisi ile “Mosel” adlı ikmal gemisini bölgeye göndermişti.</p>

<p>Ancak iki gemi temmuz sonunda bölgeden çekilerek Akdeniz’de görevlendirilmek üzere hazır tutulmaya başlandı.</p>

<p><strong>Trump’tan İran’a tazminat talebi</strong></p>

<p>Trump, Hürmüz Boğazı’na ilişkin açıklamalarının yanı sıra İran’la yaşanan tazminat krizine de değindi. Tahran’ın savaş zararlarının karşılanması yönündeki taleplerine sert tepki gösteren Trump, <strong>“Eğer İran zararların tazminini istiyorsa, o zaman son 50 yılda bize verdiği zararların tazminatını ödemelidir”</strong> dedi.</p>

<p>Trump ayrıca İran’ın son dönemde ülke içinde öldürülen protestocuların ailelerine de tazminat ödemesi gerektiğini savundu. İran’ın yüz binlerce insanın ölümünden sorumlu olduğunu ileri süren Trump, ülkenin bunun bedelini ödediğini söyledi.</p>

<p><strong>“İran’ın askerlerinin maaşlarını bile ödeyecek parası yok”</strong></p>

<p>Trump, İran’ın ekonomik durumuna ilişkin de sert açıklamalarda bulundu. İran’ın “tamamen iflas ettiğini” öne süren Trump, Tahran yönetiminin askerlerinin maaşlarını dahi ödeyemediğini savundu.</p>

<p>Trump, İran’da enflasyonun yüzde 309’a ulaştığını da iddia ederek, ülkenin yalnızca sorun çıkarabilecek durumda olduğunu ancak ekonomik açıdan ciddi sıkıntı yaşadığını söyledi.</p>

<p><strong>Netanyahu ile ilişkisi “çok iyi”</strong></p>

<p>Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Gazze konusunda görüş ayrılığı yaşadığı yönündeki iddiaları da reddetti.</p>

<p>Netanyahu ile ilişkisinin “çok iyi” olduğunu söyleyen Trump, konuya ilişkin bugün kendisine ait Truth Social hesabından ayrıntılı bir açıklama yayımlayacağını belirtti.</p>

<p>Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli biçimde uluslararası deniz trafiğine açılması ise ABD ile İran arasındaki görüşmelerin en önemli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/trumpin-iddiasi-hurmuz-bogazinda-mayinlar-temizlendi-kontrol-abd-donanmasinda</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/3-85.JPG" type="image/jpeg" length="45974"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mekke Savunma Paktı: Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan neden birleşti?]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/mekke-savunma-pakti-turkiye-pakistan-ve-suudi-arabistan-neden-birlesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/mekke-savunma-pakti-turkiye-pakistan-ve-suudi-arabistan-neden-birlesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke’de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, dünya basınında geniş yankı buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının tümüne yapılmış sayılmasını öngören pakt, bölgedeki güvenlik dengelerinde yeni bir dönemin işareti olarak değerlendirilirken, medyada anlaşmanın ABD’nin bölgedeki rolü, İran’la yaşanan gerilim ve yeni bir “Sünni güç bloğu” ihtimali açısından doğurabileceği sonuçlar tartışılıyor.</strong></p>

<p>Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, Mekke’de imzaladıkları savunma anlaşmasıyla üç ülkeye yönelik ortak tehditlere karşı birlikte hareket etme taahhüdünde bulundu.</p>

<p>Anlaşmaya göre ülkelerden birine yönelik silahlı saldırı, üç ülkenin tamamına yönelik saldırı kabul edilecek. Anlaşma, bölgedeki güvenlik dengelerinde yeni bir dönemin işareti olarak değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Körfez’de süren gerilimlerin ortasında Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, cuma günü Mekke’de bir savunma paktına imza attı. Anlaşmanın en dikkat çekici maddesine göre, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırı, diğer iki ülkeye de yapılmış saldırı olarak kabul edilecek.</p>

<p>Anlaşmanın imzalanmasının ardından Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif birlikte cuma namazına katıldı.</p>

<p>Yeni ittifak, bazı yorumlarda “Sünni NATO” benzetmesiyle değerlendiriliyor. Ancak anlaşmanın karar alma mekanizmaları, yükümlülüklerin kapsamı ve ittifakın nasıl işletileceği henüz netleşmiş değil. Bu nedenle bunun NATO benzeri tam teşekküllü bir askeri ittifaka dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.</p>

<p><strong>ABD için yeni bir denklem</strong></p>

<p>Anlaşma, ABD açısından da yeni bir güvenlik denklemi oluşturuyor.</p>

<p>İtalya'da yayımlanan <strong>La Stampa</strong> gazetesine göre anlaşma, geçen yıl Riyad ile İslamabad arasında imzalanan ikili savunma anlaşmasının kapsamını genişletiyor. Metinde İran’ın adı doğrudan geçmese de anlaşmanın mesajının açık olduğu savunuluyor.</p>

<p>Bu değerlendirmeye göre Suudi Arabistan’ın ekonomik gücü, Türkiye’nin NATO içindeki en büyük ikinci orduya sahip olması ve Pakistan’ın İslam dünyasındaki tek nükleer güç olması aynı savunma çerçevesinde bir araya geliyor. Bu durum, ABD’nin bölgedeki etkisinin azalması ve güvenlik yükünü giderek azaltması halinde Washington için yeni ve rahatsız edici bir değişken oluşturabilir.</p>

<p><strong>Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan neden birleşti?</strong></p>

<p>Berlin merkezli <strong>TAZ</strong> gazetesinde yer alan değerlendirmede, üç ülkenin farklı alanlardaki güçlerini bir araya getirdiği vurgulanıyor. Buna göre Pakistan’ın büyük bir ordusu, Suudi Arabistan’ın ekonomik gücü, Türkiye’nin ise askeri teknolojisi bulunuyor.</p>

<p>Bu iş birliğinin üç ülkenin ABD’den silah alımına olan bağımlılığını azaltabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Aynı değerlendirmede, Pakistan’ın ekonomik açıdan daha zayıf olmasına rağmen nükleer güç olduğu ve Suudi Arabistan ile Türkiye’nin, İran’ın nükleer silah geliştirmesinin engellenemeyeceği ihtimaline karşı hazırlıklı olmak istediği öne sürülüyor. Pakistan’ın nükleer teknolojisinin bu açıdan önemli bir seçenek olarak görüldüğü ifade ediliyor.</p>

<p><strong>İttifak kime karşı?</strong></p>

<p>Siyasi bilimci Farhad İbragimov, <strong>Kommersant</strong> gazetesine yaptığı değerlendirmede, anlaşmanın dilinin NATO Antlaşması’nın 5. maddesini hatırlattığını belirtiyor. Ancak ona göre “yeni bir İslam NATO’su” oluşturulmasına daha uzun bir yol var.</p>

<p>İbragimov, anlaşmanın kime karşı olduğuna ilişkin resmi açıklamanın “hiç kimseye karşı olmadığı” yönünde olduğunu, ancak gayriresmi boyutun daha karmaşık olduğunu savunuyor.</p>

<p>İbragimov’a göre anlaşmada hem İran hem de İsrail faktörü görülebiliyor. Bunun yanı sıra ABD’nin bölgedeki tek güvenlik garantörü olma kapasitesine yönelik artan güvensizlik de ittifakın arkasındaki unsurlardan biri.</p>

<p><strong>Ukrayna için de örnek gösterildi</strong></p>

<p>Ukraynalı gazeteci ve televizyon sunucusu Kateryna Solyar ise <strong>24tv.ua</strong>’da yayımlanan değerlendirmesinde, Ukrayna’nın da Türkiye ve Suudi Arabistan’ın izlediği modeli örnek alması gerektiğini savundu.</p>

<p>Solyar’a göre Türkiye, NATO ile Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki yeni savunma düzenlemesini birbirinin alternatifi olarak görmedi. Suudi Arabistan da ABD ile ilişkileri ile yeni savunma ittifakı arasında bir tercih yapmadı.</p>

<p>Bu nedenle Ukrayna’nın da tek bir güvenlik garantörü aramak yerine NATO, ABD ve Avrupa’nın tamamını birlikte değerlendirmesi gerektiği görüşü dile getirildi.</p>

<p><strong>Avrupa’nın bölgedeki etkisi azalabilir</strong></p>

<p><strong>Frankfurter Rundschau</strong> ise yeni ittifakın Avrupa’daki NATO üyeleri açısından yaratabileceği risklere dikkat çekti.</p>

<p>Gazeteye göre özellikle Türkiye’nin İran’la yaşanabilecek bir askeri çatışmaya sürüklenmesi ve bunun NATO’nun dayanışma yükümlülüklerini gündeme getirmesi engellenmeli.</p>

<p>Aynı değerlendirmede, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin bölgedeki etkisinin yeni ittifakla birlikte azalabileceği savunuluyor. İsrail ile Filistin arasındaki savaşlar ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ardından Avrupa ülkelerinin Orta Doğu devletleri açısından giderek daha az başvurulan aktörler haline geldiği ifade ediliyor.</p>

<p>Yeni savunma paktının bölgedeki güvenlik mimarisini nasıl değiştireceği ise önümüzdeki dönemde netleşecek. Anlaşmanın İran’ı doğrudan hedef alan bir ittifak olmadığı belirtilirken, Tahran anlaşmanın bölgesel güvenlikteki değişimin bir göstergesi olduğunu değerlendiriyor.</p>

<p><strong>“Ortadoğu’da üçüncü güç ortaya çıkıyor”</strong></p>

<p>Almanya’nın önde gelen haftalık haber dergilerinden <strong>Spiegel</strong> ise, Mekke Savunma Paktı’nın Ortadoğu’da ABD-İsrail ekseni ile İran öncülüğündeki Şii bloktan sonra üçüncü bir güç odağının ortaya çıkışına işaret ettiğini belirtiyor.</p>

<p>Dergiye göre pakt, İran savaşı ve savaşın Körfez’de yarattığı güvensizliğin doğrudan bir sonucu. İran’dan ve Tahran’a yakın Irak ile Yemen’deki gruplardan gelen saldırılar, Suudi Arabistan’ın petrol, liman ve enerji tesislerinin ne kadar savunmasız olduğunu ortaya koyarken, Hürmüz Boğazı’ndaki abluka da ülkenin enerji ihracatı ve ticaret yolları açısından ciddi risk oluşturuyor.</p>

<p>Bu nedenle Riyad’ın kritik altyapısını korumak için hava savunmasını güçlendirmeye yöneldiği ve Türk savunma sanayisine yatırım yapmak istediği belirtiliyor. <i>Spiegel</i>, Türkiye’nin hızla büyüyen savunma sanayisi, savaş İHA’ları ve Suriye, Libya ile Kafkasya’daki operasyonlardan elde ettiği askeri deneyimle pakt içinde önemli bir rol üstlendiğini vurguluyor.</p>

<p>Pakistan ise büyük ordusu, askeri deneyimi ve Müslüman dünyasının tek nükleer gücü olması nedeniyle ittifaka farklı bir caydırıcılık unsuru getiriyor. Dergiye göre Pakistan’ın nükleer kapasitesinin Suudi Arabistan ve Türkiye için fiilen bir “nükleer şemsiye” oluşturup oluşturmayacağı açıkça ifade edilmese de nükleer caydırıcılık, yalnızca böyle bir ihtimalin varlığıyla bile etkili olabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/mekke-savunma-pakti-turkiye-pakistan-ve-suudi-arabistan-neden-birlesti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/erdo-35.JPG" type="image/jpeg" length="81259"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanye West, yasaklara rağmen Portekiz’de on binlerce kişiye konser verdi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/kanye-west-yasaklara-ragmen-portekizde-on-binlerce-kisiye-konser-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/kanye-west-yasaklara-ragmen-portekizde-on-binlerce-kisiye-konser-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Ye” adıyla da bilinen ABD’li rapçi Kanye West, İngiltere, Fransa ve Polonya başta olmak üzere çeşitli ülkelerde konserlerinin iptal edilmesi ve bazı ülkelerden girişinin engellenmesinin ardından Portekiz’de sahne aldı. West, Algarve Stadyumu’ndaki konserde 34 bin hayranıyla buluştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanye West, hakkındaki tartışmalar ve konserlerinin iptal edilmesine yönelik baskılara rağmen Portekiz’de sahne aldı. West’in cuma günü Algarve Stadyumu’nda verdiği konsere yaklaşık 34 bin kişi katıldı.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Portekiz’de özellikle İsrail’in Lizbon Büyükelçisi Oren Rozenblat, West’in konserinin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Rozenblat, geçmişte Adolf Hitler’i övmesi ve antisemitik açıklamaları nedeniyle West’in konserinin düzenlenmesinin Portekiz açısından “utanç” olacağını savundu. Ancak konser iptal edilmedi.</p>

<p>West, planlanan başlangıç saatinden 45 dakika sonra sahneye çıktı. Dev bir küre üzerinde performans sergileyen sanatçı, “Stronger”, “Gold Digger”, “American Boy” ve “I Can’t Wait” gibi parçalarını seslendirdi. Kızı North West’i de düet yapmak üzere sahneye davet etti.</p>

<p>Konserde, West’in geçmiş yıllardaki performanslarında sıkça görülen provokatif açıklamalar veya polemik konuşmaların yaşanmadığı belirtildi.</p>

<p><strong>Avrupa’da konserleri iptal edildi</strong></p>

<p>Kanye West’in uluslararası turnesi aylardır tartışmaların gölgesinde ilerliyor. Avustralya West’e vize vermedi. İngiltere ise ülkeye girişine izin vermedi. Fransa, Polonya, İtalya ve Çekya’nın da aralarında bulunduğu bazı Avrupa ülkelerinde konserleri iptal edildi.</p>

<p>West’in turnesinin, 12. albümü “Bully” kapsamında düzenlendiği belirtiliyor.</p>

<p>West, geçmişte yaptığı antisemitik açıklamalar ve Nazi Almanyası ile Adolf Hitler’e yönelik olumlu ifadeleri nedeniyle yoğun tepki çekti. Rapçinin daha önce “köleliğin bir seçim olduğu” yönündeki açıklaması da büyük tepkiye yol açmıştı.</p>

<p>West, ocak ayında <i>Wall Street Journal</i> gazetesinde tam sayfa ilan yayımlayarak geçmişteki antisemitik açıklamaları nedeniyle özür dilemişti. Davranışlarını dört aylık “manik bir dönem” sırasında yaşadığı psikolojik sorunlarla açıklayan West, o dönemde gerçeklikle bağını kaybettiğini ifade etmişti.</p>

<p><strong>İstanbul’da 118 bin kişiye konser vermişti</strong></p>

<p>West, Avrupa turnesi kapsamında 30 Mayıs 2026’da İstanbul’da da sahne almıştı. Atatürk Olimpiyat Stadı’ndaki konsere yaklaşık 118 bin kişi katılmıştı.</p>

<p>İstanbul konseri, West’in Türkiye’deki ilk konseri olurken, kariyerinin en büyük katılımlı performanslarından biri olarak kayda geçti. Konserde sanatçı, “Stronger” başta olmak üzere kariyerinin öne çıkan parçalarını seslendirdi.</p>

<p>West’in Portekiz konseri, sanatçının ülkedeki üçüncü konseri oldu. İlk konserini 2006’da Oeiras’taki Cool Jazz festivalinde veren West, 2011’de de Zambujeira do Mar’daki Festival do Sudoeste kapsamında sahne almıştı.</p>

<p><strong>Yeni adres Kazakistan</strong></p>

<p>Portekiz’deki konserinin ardından turnesine devam eden Kanye West’in 14 Ağustos’ta Kazakistan’ın Almatı kentindeki Merkez Stadyumu’nda sahne alması planlanıyor.</p>

<p>West’in ardından 28 Ağustos’ta New Orleans’ta, 3 Eylül 2026’da ise Chicago’da iki konser daha vermesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, GÜNDEM, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/kanye-west-yasaklara-ragmen-portekizde-on-binlerce-kisiye-konser-verdi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/1-220.JPG" type="image/jpeg" length="21627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sol Partili siyasetçi Türkiye’yi örnek verdi: Ramelow’dan Almanya'da PKK'ye af çağrısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partili-siyasetci-turkiyeyi-ornek-verdi-ramelowdan-almanyada-pkkye-af-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sol-partili-siyasetci-turkiyeyi-ornek-verdi-ramelowdan-almanyada-pkkye-af-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya Federal Meclis Başkanvekili ve Sol Parti üyesi Bodo Ramelow, dün TBMM’de kabul edilen yeni çözüm süreci kapsamındaki Çerçeve Yasa’ya atıfta bulunarak Almanya’daki Kürt aktivistler için de kapsamlı ve hızlı af düzenlemeleri yapılmasını istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ramelow, Rheinische Post gazetesine yaptığı açıklamada, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen Çerçeve Yasa teklifinin barışa giden yolları açtığını ve geçen yıl PKK’nin kendisini feshetmesinin ardından atılmış bir adım olduğunu söyledi.</strong></p>

<p>Ramelow, <strong>“Türk hükümetinin Kürtlerle barış yolunda somut adımlar atmaya görünüşe göre hazır olmasını memnuniyetle karşılıyorum”</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ramelow’a göre böyle bir adım, bölgedeki barışa ve Kürtlerin hakları ile çıkarlarının korunmasına somut bir destek sağlayacak.</p>

<p>Sol Partili siyasetçi, Alman hükümetinin bu süreci diplomatik olarak desteklemesi gerektiğini belirterek, <strong>“Türkiye’nin yapmayı planladığı gibi Almanya’da da Kürt aktivistler için kapsamlı ve hızlı af düzenlemeleri hayata geçirilmeli”</strong> dedi.</p>

<p>PKK, Türkiye devletiyle onlarca yıl süren çatışmanın ardından Mayıs 2025’te kendisini feshettiğini açıklamıştı. PKK, Türkiye, Avrupa Birliği ve ABD tarafından terör örgütü olarak listeleniyor. PKK ile Türk ordusu arasındaki çatışmalarda 1984’ten bu yana en az 50 bin kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/pkk-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p><strong>Almanya’daki PKK yasağı önemli bir engel</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramelow’un çağrısının önündeki en önemli hukuki başlıklardan biri ise Almanya’da PKK’nin 1993’ten bu yana yasaklı bir örgüt olması. PKK, Almanya’da faaliyetleri yasaklanan örgütler arasında yer alıyor.</p>

<p>Bu nedenle Almanya’da Kürt aktivistlere yönelik kapsamlı bir af düzenlemesinin hayata geçirilebilmesi, PKK yasağı ve bu yasak kapsamında yürütülen hukuki süreçlerin de yeniden değerlendirilmesini gündeme getirecek.</p>

<p>PKK yasağı kaldırılmadığı sürece, Ramelow’un sözünü ettiği kapsamlı af talebinin nasıl uygulanacağı önemli bir hukuki sorun olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partili-siyasetci-turkiyeyi-ornek-verdi-ramelowdan-almanyada-pkkye-af-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/ramelow.jpeg" type="image/jpeg" length="78803"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fransa’da sığınma hakkı bulunan Jülide Yazıcı, Türkiye’nin talebiyle Arnavutluk'ta tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/fransada-siginma-hakki-bulunan-julide-yazici-turkiyenin-talebiyle-arnavutlukta-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/fransada-siginma-hakki-bulunan-julide-yazici-turkiyenin-talebiyle-arnavutlukta-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin iadesini istediği 32 yaşındaki Jülide Yazıcı, Arnavutluk’ta tatil yaptığı sırada gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fransa’da siyasi sığınma hakkı bulunan Yazıcı, Türkiye’ye gönderilmesi halinde hayatının tehlikeye gireceğini ve siyasi görüşleri nedeniyle cezalandırıldığını söyledi.</strong></p>

<p>Türkiye’nin iadesini talep ettiği 32 yaşındaki Jülide Yazıcı hakkında Arnavutluk’ta tutuklama kararı verildi. Yazıcı’nın, iki gün önce tatil yaptığı Saranda’da gözaltına alınmasının ardından Tiran Mahkemesi’nde güvenlik tedbirinin belirlenmesine ilişkin duruşma gerçekleştirildi.</p>

<p>Mahkeme, Türkiye’ye iade amacıyla gözaltına alınan Yazıcı’nın tutuklu kalmasına karar verdi. Karar, iade sürecinin esasına ilişkin bir hüküm niteliği taşımıyor. Yazıcı, süreç devam ederken cezaevinde tutulacak.</p>

<p><strong>Türkiye makamları terör suçlaması yöneltiyor</strong></p>

<p>Edinilen bilgilere göre Yazıcı, sınır kontrolü sırasında Türkiye tarafından arandığının belirlenmesi üzerine gözaltına alındı.</p>

<p>Ankara, Yazıcı’yı bir ‘terör örgütüne’ lojistik destek sağlamak ve ‘terör örgütüne’ katılmakla suçluyor. Yazıcı hakkında bu suçlamalar kapsamında Türkiye’de gıyabında dört yıl hapis cezası verildi.</p>

<p><strong>“Siyasi inançlarım nedeniyle cezalandırılıyorum”</strong></p>

<p>Yazıcı, Arnavutluk mahkemesinde Türkiye makamlarının resmi anlatımına karşı çıktı. Erdoğan karşıtı protestolar nedeniyle siyasi takibata uğradığını savunan Yazıcı, siyasi görüşleri nedeniyle cezalandırıldığını söyledi.</p>

<p>32 yaşındaki Yazıcı, Türkiye’ye iade edilmesi halinde hayatının tehlikeye gireceğini ifade etti.</p>

<p>Yazıcı’nın avukatları da müvekkillerinin siyasi nedenlerle takip edildiğini savunarak Ankara’nın ortaya koyduğu suçlama anlatımına karşı çıktı.</p>

<p><strong>Fransa’daki siyasi sığınma hakkı süreci hassaslaştırıyor</strong></p>

<p>Yazıcı’nın Türkiye’de siyasi takibata uğradığı gerekçesiyle Fransa’dan siyasi sığınma hakkı aldığı bildiriliyor.</p>

<p>Bu nedenle Fransa makamlarının da süreç hakkında bilgilendirileceği belirtildi. Şu ana kadar Fransa’nın Tiran Büyükelçiliği’nden konuya ilişkin herhangi bir açıklama gelmedi.</p>

<p>Arnavut gazeteci Enver Robelli de Yazıcı’nın Fransa’da siyasi sığınma hakkı bulunması halinde Türkiye’ye iade edilmesinin zor olduğunu savundu.</p>

<p>Robelli, Fransa’nın bir Avrupa Birliği ülkesi olduğunu hatırlatarak, Arnavutluk’un da AB’ye katılmak istediğini ve bu nedenle AB’nin hukuk, değerler ve standartlarına saygı göstermesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Robelli ayrıca, Yazıcı’nın Türkiye’ye iade edilmesi halinde bunun “Arnavutluk devletinin suçu” olacağını savundu ve Arnavut siyasetçilerin aktivistlere yönelik tutumlarının ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Robelli, Fransa’nın Tiran Büyükelçiliği’nin bu konudaki tutumunun özellikle önemli olacağını ifade etti.</p>

<p><strong>İade kararı henüz verilmedi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arnavutluk mahkemesinin verdiği tutuklama kararı, Yazıcı’nın Türkiye’ye iade edilmesine ilişkin nihai bir karar anlamına gelmiyor.</p>

<p>Savcı Francesk Ganaj, Arnavutluk’ta yürürlükte bulunan yasalar ve Türkiye’nin iade prosedürü kapsamında sunduğu belgeler doğrultusunda tutuklama tedbirinin uygulanmasını talep etti.</p>

<p>Mahkemenin kararıyla Yazıcı, iade süreci devam ederken tutuklu kalacak.</p>

<p>Jülide Yazıcı’nın Türkiye’ye iade edilip edilmeyeceği, Ankara’nın talebi ile Yazıcı’nın siyasi takibata uğradığı yönündeki savunması çerçevesinde değerlendirilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/fransada-siginma-hakki-bulunan-julide-yazici-turkiyenin-talebiyle-arnavutlukta-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 00:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/j-yazici.jpg" type="image/jpeg" length="60250"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meta’ya çocuk güvenliği darbesi: 567 milyon dolarlık yeni ceza]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/metaya-cocuk-guvenligi-darbesi-567-milyon-dolarlik-yeni-ceza</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/metaya-cocuk-guvenligi-darbesi-567-milyon-dolarlik-yeni-ceza" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’nin New Mexico eyaletinde mahkeme, çocuk ve genç kullanıcıların ruh sağlığı ile güvenliğini yeterince korumadığı gerekçesiyle Meta’yı 567 milyon dolar ödemeye mahkûm etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Daha önce verilen 375 milyon dolarlık cezayla birlikte şirketin aynı davadaki toplam mali yükümlülüğü 942 milyon dolara çıktı. Mahkeme ayrıca Facebook ve Instagram’da çocukların korunmasına yönelik kapsamlı değişiklikler yapılmasına hükmetti.</strong></p>

<p>ABD’de teknoloji devi Meta’ya yönelik çocuk güvenliği davasında şirketin başını ağrıtacak yeni bir karar çıktı. New Mexico eyalet mahkemesi, Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta’nın genç kullanıcıların ruh sağlığına zarar veren uygulamalara ve güvenlik açıklarına göz yumduğu gerekçesiyle 567 milyon dolar ödemesine karar verdi.</p>

<p>Yargıç Bryan Biedscheid’in jürisiz davanın ikinci aşamasında verdiği karar, Meta’nın yalnızca yüksek miktarda bir tazminat ödemesini değil, aynı zamanda platformlarında çocukların güvenliğini artıracak kapsamlı değişiklikler yapmasını da öngörüyor.</p>

<p><strong>Toplam yükümlülük 942 milyon dolara ulaştı</strong></p>

<p>Son karar, aynı dava kapsamında mart ayında verilen 375 milyon dolarlık cezanın üzerine geldi. Böylece Meta’nın New Mexico’daki bu davadan kaynaklanan toplam mali yükümlülüğü 942 milyon dolara ulaştı.</p>

<p>Davada savcılar, Meta’nın genç kullanıcıları platformlarda daha uzun süre tutmak amacıyla bağımlılık yaratabilecek özellikler kullandığını ve şirketin yaş doğrulama ile gizlilik önlemlerinin çocukları korumakta yetersiz kaldığını savundu.</p>

<p>Savcılığa göre bu eksiklikler, çocukların zararlı içeriklere ulaşmasının yanı sıra cinsel istismar ve çevrim içi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalmasına da zemin hazırladı.</p>

<p><strong>420 milyon dolar gençlerin tedavisine ayrılacak</strong></p>

<p>Mahkemenin kararı doğrultusunda 567 milyon dolarlık cezanın 420 milyon doları gençlere yönelik tedavi hizmetlerinin finansmanında kullanılacak.</p>

<p>Geri kalan tutarın ise önümüzdeki beş yıl içinde farkındalık ve önleme programları, tarama hizmetleri ve çocukların çevrim içi güvenliğine yönelik diğer çalışmalar için harcanması planlanıyor.</p>

<p>Kararın dikkat çeken bir diğer boyutu ise Meta’nın platformlarında yapmak zorunda kalacağı değişiklikler oldu.</p>

<p><strong>Facebook ve Instagram’ın çalışma biçimi değişecek</strong></p>

<p>Mahkeme, Meta’nın çocuk ve genç kullanıcıları korumaya yönelik güvenlik önlemlerini güçlendirmesini istedi. Şirketten özellikle bağımlılık yaratabilecek özellikleri sınırlandırması ve yaş doğrulama sistemlerini geliştirmesi bekleniyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra çocukların cinsel istismardan korunması amacıyla daha sıkı denetim mekanizmaları ve varsayılan gizlilik ayarlarının devreye alınması kararlaştırıldı.</p>

<p>Facebook ve Instagram’ın genç kullanıcılarına sunduğu güvenlik araçları konusunda da daha şeffaf olması gerekecek. Platformlarda, güvenlik özelliklerinin nasıl kullanılacağını, uygunsuz yorum ve davranışlara karşı hangi araçların bulunduğunu anlatan bilgilendirme ekranları ve uyarıların daha düzenli şekilde gösterilmesi zorunlu olacak.</p>

<p>Bu değişikliklerin uygulanması ise New Mexico eyalet makamlarının denetimine tabi tutulacak.</p>

<p><strong>İlk aşamada jüri Meta’yı sorumlu bulmuştu</strong></p>

<p>Davada mart ayında görülen ilk aşamada jüri, Meta’nın çocukların ruh sağlığına yönelik riskleri bildiği halde yeterli önlem almadığı ve platformlarındaki çocukların cinsel istismarına ilişkin bilgileri gizlediği sonucuna vararak şirketi 375 milyon dolar ödemeye mahkûm etmişti.</p>

<p>Ardından davanın yaklaşık üç hafta süren ikinci aşamasında, Meta’nın platformlarının New Mexico yasaları kapsamında bir “kamusal rahatsızlık” oluşturup oluşturmadığı ve şirkete hangi ek yaptırımların uygulanacağı ele alındı.</p>

<p>Bu aşamada savcılar, Meta’nın yalnızca para cezasıyla karşı karşıya kalmasının yeterli olmayacağını belirterek platformların işleyişinde temel değişiklikler yapılmasını talep etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Meta kararı temyize götürecek</strong></p>

<p>Meta ise mahkemenin kararını kabul etmiyor. Şirket, kararı temyiz edeceğini açıklarken platformlarında zararlı içerikleri tespit etmek ve kaldırmak için çalışmalar yürüttüğünü savundu.</p>

<p>Meta tarafından yapılan açıklamada, şirketin gençleri çevrim içi ortamda koruma konusundaki yaklaşımına güvendiği belirtilerek, kendilerine yöneltilen iddiaların gerçekleri yanlış yansıttığı ifade edildi.</p>

<p>Kararın kesinleşmesi halinde New Mexico’daki dava, Meta’nın çocuk ve genç kullanıcıların güvenliği konusunda karşı karşıya kaldığı en ağır hukuki yaptırımlardan biri olarak öne çıkacak. 942 milyon dolarlık toplam mali yükümlülüğün yanı sıra Facebook ve Instagram’ın çocuklara yönelik güvenlik politikalarında zorunlu değişiklikler yapılması, davayı yalnızca bir para cezası olmaktan çıkararak Meta’nın platform tasarımına doğrudan müdahale edilen önemli bir hukuk mücadelesine dönüştürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, BİLİM-TEK, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/metaya-cocuk-guvenligi-darbesi-567-milyon-dolarlik-yeni-ceza</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/meta-5.jpeg" type="image/jpeg" length="97991"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsviçre'nin sınır dışı ettiği Bahar Yalçınkaya Türkiye'de tutuklandı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/isvicrenin-sinir-disi-ettigi-bahar-yalcinkaya-turkiyede-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/isvicrenin-sinir-disi-ettigi-bahar-yalcinkaya-turkiyede-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsviçre'nin Zürih kentindeki geri gönderme merkezinden Türkiye'ye sınır dışı edilen Bahar Yalçınkaya, ülkeye girişinden kısa süre sonra gözaltına alındı ve tutuklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hakkında Türkiye'de yürütülen soruşturma nedeniyle tutuklanma riski bulunduğu daha önce İsviçre makamlarına bildirilen Yalçınkaya, 15 aylık bebeğiyle birlikte Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildi.</strong></p>

<p>Yalçınkaya, yaklaşık iki yıldır iki çocuğuyla birlikte İsviçre'nin Zürih kentindeki Rückkehrzentrum Oberhalden Finkenried adlı geri gönderme merkezinde kalıyordu. Beş yaşında ve 15 aylık iki çocuğu bulunan Yalçınkaya'nın küçük çocuğu İsviçre'de dünyaya geldi. Yalçınkaya, İsviçre makamlarının kararıyla Türkiye'ye gönderildi.</p>

<p><strong>Avukatı tutuklanma riskine karşı uyarmıştı</strong></p>

<p>İsviçre'deki avukatı Murat Özten, Yalçınkaya hakkında Türkiye'de devam eden soruşturma ve davalar bulunduğunu belirterek, ülkeye gönderilmesi halinde tutuklanma riskinin yüksek olduğu konusunda İsviçre makamlarını önceden uyarmıştı. Yalçınkaya'nın Türkiye'ye gönderilmesinin ardından, avukatının uyardığı üzere tutuklandı.</p>

<p><img alt="" height="569" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/b-yalcinkaya.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="509" /></p>

<p><strong>15 aylık bebeğiyle cezaevine gönderildi</strong></p>

<p>Yalçınkaya, tutuklanmasının ardından 15 aylık bebeğiyle birlikte Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildi.</p>

<p>Bahar Yalçınkaya'nın İsviçre'deki geri gönderme merkezinden çıkarılışı da tartışma yarattı. Merkezde birlikte kaldığı bir kişinin aktardığına göre polis ekipleri Yalçınkaya'yı kaldığı odadan zorla çıkardı ve çocuklarının gözü önünde elleri arkadan kelepçelendi.</p>

<p>Avukatı Özten, müdahale biçiminin hukuki ve insani açıdan kabul edilemez olduğunu belirterek İsviçre göç makamlarına yazılı başvuruda bulunduğunu, ancak haberin hazırlandığı sırada başvurusuna yanıt alamadığını açıkladı.</p>

<p><strong>Sınır dışı kararında risk değerlendirmesi tartışılıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bahar Yalçınkaya'nın Türkiye'ye gönderilmesinin hemen ardından tutuklanması, İsviçre makamlarının sınır dışı kararını verirken Türkiye'deki hukuki durumunu ve tutuklanma riskini yeterince değerlendirip değerlendirmediği sorusunu gündeme getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KADIN, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/isvicrenin-sinir-disi-ettigi-bahar-yalcinkaya-turkiyede-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/bahar.jpg" type="image/jpeg" length="35657"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Berlin'de Sol Parti'den koalisyon şartı: Konut şirketleri kamulaştırılsın]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/berlinde-sol-partiden-koalisyon-sarti-konut-sirketleri-kamulastirilsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/berlinde-sol-partiden-koalisyon-sarti-konut-sirketleri-kamulastirilsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın başkenti Berlin'de 20 Eylül'de yapılacak eyalet seçimleri öncesinde konut politikası, olası koalisyon görüşmelerinin en önemli tartışma başlıklarından biri haline geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sol Parti, büyük konut şirketlerinin kamulaştırılmasını hükümete katılmanın şartı olarak ortaya koyarken, SPD bu koşulu kesin bir dille reddetti.</strong></p>

<p>Sol Parti Federal Eş Başkanı Ines Schwerdtner, partinin Berlin'deki büyük konut şirketlerinin tazminat karşılığında kamulaştırılması yönündeki planından geri adım atmayacağını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sol Parti'den net mesaj</strong></p>

<p>Schwerdtner, "Stern" dergisinin podcast programında yaptığı açıklamada, Sol Parti'nin hükümete katılması halinde kamulaştırmanın hayata geçirileceğini belirterek, bunun parti açısından bir koalisyon koşulu olduğunu söyledi.</p>

<p>Berlin Sol Parti'sinin seçim programında da büyük konut şirketlerinin elindeki konutların bir bölümünün piyasa mekanizmasının dışına çıkarılması ve böylece kiraların uzun vadede düşürülmesi ya da en azından sabit tutulması hedefleniyor.</p>

<p><strong>SPD'den kesin ret</strong></p>

<p>Sol Parti'nin açıklamasına Berlin SPD'sinin başbakan adayı Steffen Krach'tan sert tepki geldi. Krach, kamulaştırmanın koalisyon için ön koşul haline getirilmesi durumunda SPD'nin böyle bir hükümette yer almayacağını söyledi.</p>

<p>Krach, "Kamulaştırmayı şart koşan bir koalisyona girmeyeceğim" diyerek partisinin tutumunu ortaya koydu. Berlin'deki konut sorunuyla mücadele için başka araçların da bulunduğunu belirten Krach, kısa süre önce yürürlüğe giren kira kayıt sistemini örnek gösterdi.</p>

<p>SPD'li siyasetçi ayrıca Sol Parti'nin federal yönetiminin Berlin'deki olası koalisyonlara ilişkin yönlendirmelerde bulunmasını da eleştirdi.</p>

<p><strong>Yeşiller de şart konulmasına karşı</strong></p>

<p>Olası bir Sol Parti-SPD-Yeşiller koalisyonunun diğer adayı Yeşiller de kamulaştırmanın koalisyon şartı yapılmasına mesafeli yaklaşıyor.</p>

<p>Yeşillerin Berlin başbakan adayı Werner Graf, partisinin büyük konut şirketlerinin kamulaştırılmasına yönelik referandum kararının uygulanmasından yana olduğunu belirtirken, bunun koalisyon için ön koşul haline getirilmesini doğru bulmadığını söyledi.</p>

<p>Graf, kiracıları korumaya yönelik farklı politikalar geliştirilmesi gerektiğini savunurken, kuralları tekrar tekrar ihlal eden ev sahiplerinin Berlin konut piyasasında faaliyet göstermesini engellemeye yönelik bir "ev sahibi ehliyeti" önerisini de gündeme getirdi.</p>

<p>[related-posts id="116488" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<p><strong>Seçim anketlerinde Sol Parti önde</strong></p>

<p>Berlin'deki son kamuoyu yoklamalarında Sol Parti yüzde 21 ile ilk sırada yer alıyor. CDU yüzde 19, AfD yüzde 18 ve Yeşiller yüzde 17 oy desteğine sahipken, SPD yüzde 12'de kalıyor.</p>

<p><img alt="" height="236" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/berlin-23.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="608" /></p>

<p>Bu tablo, mevcut CDU-SPD koalisyonunun yeniden çoğunluk oluşturmakta zorlanabileceğine işaret ediyor. Seçim sonrasında olası seçenekler arasında SPD, Yeşiller ve Sol Parti'den oluşan bir koalisyonun yanı sıra CDU, Yeşiller ve SPD arasında yeni bir koalisyon bulunuyor. Partiler aşırı sağcı AfD ile koalisyon kurmayı dışlıyor.</p>

<p>Sol Parti'nin kamulaştırmayı hükümete katılmanın ön koşulu olarak ortaya koyması ise özellikle SPD ile olası koalisyon görüşmelerinin önünde önemli bir anlaşmazlık başlığı olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/berlinde-sol-partiden-koalisyon-sarti-konut-sirketleri-kamulastirilsin</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 08:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/sol.JPG" type="image/jpeg" length="22685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Leipzig Havalimanı'ndaki patlayıcı yüklü İHA gerilimi: Rusya suçlamaları reddetti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/leipzig-havalimanindaki-patlayici-yuklu-iha-gerilimi-rusya-suclamalari-reddetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/leipzig-havalimanindaki-patlayici-yuklu-iha-gerilimi-rusya-suclamalari-reddetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'daki Leipzig/Halle Havalimanı'nda patlayıcı yüklü bir insansız hava aracının (İHA) bulunmasının ardından başlayan soruşturmada gözler Rusya'ya çevrilirken, Moskova yöneltilen suçlamaları sert bir dille reddetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rusya'nın Berlin Büyükelçiliği olayı "aceleyle hazırlanmış bir provokasyon" olarak nitelendirirdi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Almanya Federal Başsavcılığı soruşturmayı devralarak olayın Almanya'nın ulaşım ve lojistik altyapısına yönelik ciddi bir saldırı girişimi olabileceği değerlendirmesinde bulundu. Ancak şu ana kadar olayın arkasında Rusya'nın bulunduğuna ilişkin kesin bir kanıt açıklanmadı.</p>

<p>[related-posts id="117614" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<p><strong>Havalimanında patlayıcı yüklü İHA bulundu</strong></p>

<p>İHA, 5 Ağustos gecesi Leipzig/Halle Havalimanı'nın kargo bölümünün güvenlik alanında, Ukrayna'ya ait bir nakliye uçağının yakınında bulundu. Alman makamlarına göre İHA'nın üzerinde profesyonel patlayıcı ve fünye yer alıyordu. Patlayıcı madde, Federal Polis ekiplerinin müdahalesiyle etkisiz hale getirildi.</p>

<p>Olay nedeniyle havalimanındaki uçuş operasyonları geçici olarak durduruldu, bazı uçaklar başka havalimanlarına yönlendirildi. Ayrıca inişini iptal etmek zorunda kalan bir kargo uçağının havada başka bir İHA ile çarpıştığı ve uçakta hafif hasar meydana geldiği bildirildi.</p>

<p><strong>Federal Başsavcılık soruşturmayı devraldı</strong></p>

<p>Almanya Federal Başsavcılığı, olayın önemine işaret ederek soruşturmayı 6 Ağustos'ta devraldı. Savcılık, İHA ile havalimanında patlama meydana getirilmesinin amaçlandığına dair yeterli kanıt bulunduğunu ve olayın "patlayıcı maddeyle patlama gerçekleştirmeye teşebbüs" ile hava trafiğine tehlikeli müdahale şüphesi kapsamında incelendiğini açıkladı.</p>

<p>Başsavcılık, olayı Almanya'nın ulaşım ve lojistik altyapısına yönelik "ciddi bir saldırı" olarak değerlendirdi ve eylemin ülkenin iç ve dış güvenliğini etkileyebilecek nitelikte olduğunu belirtti. Soruşturmanın yürütülmesi Federal Kriminal Dairesi'ne (BKA) verildi.</p>

<p><strong>Rusya: "Aceleyla hazırlanmış bir provokasyon"</strong></p>

<p>Rusya'nın Berlin Büyükelçiliği ise olayla herhangi bir bağlantısı bulunduğu yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetti. Büyükelçilik, Almanya'da <strong>"Rusya karşıtı yeni bir histeri dalgası" </strong>yaşandığını açıklayarak, olayı Rusya'ya yönelik "aceleyle hazırlanmış bir provokasyon" olarak nitelendirdi.</p>

<p>Büyükelçilik açıklamasında, olayın Ukrayna ve Avrupa'daki bazı siyasi çevrelerin çıkarlarına hizmet ettiğini ileri sürdü. Ayrıca Almanya'nın karşı karşıya olduğu asıl tehlikenin Moskova'dan geldiği iddia edilen hibrit saldırılar değil, Rusya ile olası bir savaş senaryosunu gündeme getiren siyasetçiler olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Rusya'nın Berlin Büyükelçiliği, olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin kendi yorumunu da paylaşarak, patlayıcı yüklü olduğu belirtilen İHA'nın tesadüfen fark edildiğini ve etkisiz hale getirildiğini belirtti.</p>

<p><strong>CDU'lu siyasetçi: Rusya'nın açıklamaları inandırıcı değil</strong></p>

<p>Federal Meclis İstihbarat Servislerini Denetleme Komisyonu Başkanı Marc Henrichmann ise Rusya'nın açıklamalarını inandırıcı bulmadığını söyledi. CDU'lu siyasetçi, Moskova'nın Ukrayna'daki savaş nedeniyle "kuralları olmayan bir oyun" oynadığını savundu.</p>

<p>Henrichmann, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşta sıkışmasının ardından baskıyı Batı'ya, NATO ve Avrupa Birliği ülkelerine doğru genişletmesinin beklenebileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>Rusya şüphesi var, ancak kesin kanıt yok</strong></p>

<p>Olayın hedefinde Ukrayna'ya yönelik Batılı silah ve mühimmat sevkiyatlarında kullanılan Antonov An-124 tipi bir nakliye uçağının bulunması, Rusya'nın olası bir fail olarak gündeme gelmesine neden oldu. Ancak uzmanlar, İHA'nın Rus istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğuna dair şu aşamada kesin bir kanıt bulunmadığına dikkat çekiyor.</p>

<p>Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt de olayın "çok profesyonel failler" tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini belirtirken, yabancı güçlerin olası rolünü dışlamadı ancak herhangi bir ülkeyi doğrudan suçlamadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/leipzig-havalimanindaki-patlayici-yuklu-iha-gerilimi-rusya-suclamalari-reddetti</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 07:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/leipzig-kopie.JPG" type="image/jpeg" length="48824"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
