<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 23 Sep 2026 21:41:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump'tan İran mesajı: "Seçimlerden hemen sonra anlaşma yapacağız"]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/trumptan-iran-mesaji-secimlerden-hemen-sonra-anlasma-yapacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/trumptan-iran-mesaji-secimlerden-hemen-sonra-anlasma-yapacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran'la yürütülen savaşın diplomatik bir anlaşmayla sona erdirilebileceğini savunarak, 3 Kasım'daki Kongre ara seçimlerinin hemen ardından Tahran'la bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada İran'a yönelik askeri tehditlerini yinelerken, ABD ve İranlı yetkililerin New York'ta yaklaşık üç saat süren bir görüşme gerçekleştirdiğini de açıkladı.</strong></p>

<p dir="ltr">Trump, BM Genel Kurulu'nun 81. oturumunda yaptığı konuşmada İran konusunda hem diplomasi hem de askeri seçenekleri gündemde tuttu. ABD Başkanı, "Seçimden hemen sonra bir anlaşma yapacağımıza inanıyorum" diyerek İran'la uzlaşma konusunda iyimser olduğunu ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Trump, anlaşma sağlanamaması halinde ise İran'a yönelik sert askeri adımlar atılabileceğini söyledi. ABD Başkanı, Tahran'la bir anlaşma yapmak ya da İran'ı "cehenneme göndermek" arasında seçim yapmak zorunda olduğunu belirtti. Reuters'ın aktardığına göre Trump, İran'ın nükleer silaha sahip olmasına hiçbir şekilde izin vermeyeceğini de yineledi.</p>

<p dir="ltr"><strong>New York'ta üç saatlik ABD-İran görüşmesi</strong></p>

<p dir="ltr">Trump'ın açıklamalarının dikkat çeken bölümünü ise ABD ve İran temsilcileri arasında BM Genel Kurulu marjında gerçekleşen görüşme oluşturdu.</p>

<p dir="ltr">ABD Başkanı, görüşmenin yaklaşık üç saat sürdüğünü ve "çok iyi" geçtiğini söyledi. Görüşmede Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff'un yanı sıra damadı ve danışmanı Jared Kushner'ın da yer aldığı bildirildi. İran tarafında ise Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin müzakerelerde rol aldığına ilişkin haberler yayımlandı.</p>

<p dir="ltr">İran tarafının görüşmelerde Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için bazı koşullar öne sürdüğü bildirildi. İran devlet medyasına göre Tahran, deniz ablukasının kaldırılmasını, dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılmasını ve bölgedeki "direniş cephelerinde" savaşın sona ermesini şartlar arasında sıraladı.</p>

<p dir="ltr">Hürmüz Boğazı, küresel petrol ve enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olduğu için savaşın uzaması dünya enerji piyasaları ve deniz taşımacılığı açısından da önemli riskler yaratıyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Trump: Ukrayna savaşında da çözüm yakın</strong></p>

<p dir="ltr">Trump, BM konuşmasında Rusya-Ukrayna savaşı konusunda da kısa sürede bir anlaşmaya varılabileceğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">ABD Başkanı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile temasların sürdüğünü belirterek savaşın sona erdirilmesi konusunda "hızlı" bir çözüm beklediğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Trump ayrıca New York'ta Zelenskiy ile bir araya geldi. Görüşmede Rusya-Ukrayna müzakerelerinin yanı sıra Ukrayna'nın hava savunması ve Patriot füzeleri konusunda da konuların ele alındığı bildirildi. Trump, görüşmenin ardından Putin'in savaşı sona erdirmek istediğini savundu.</p>

<p dir="ltr">Ancak sahadaki çatışmalar devam ediyor. BM Genel Kurulu öncesinde Rusya ve Ukrayna karşılıklı saldırılar düzenlerken, Ukrayna'da can kayıplarının yaşandığı bildirildi.</p>

<p dir="ltr"><strong>Gazze'de gerilim: Katz'dan "bir kişi kaçırılırsa" tehdidi</strong></p>

<p dir="ltr">Ortadoğu'daki gerilimin bir diğer merkezi ise Gazze olmaya devam ediyor.</p>

<p dir="ltr">İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Hamas'ın yeni bir İsrailli asker veya sivil kaçırması halinde Gazze kentinin tamamen boşaltılacağını ve kentin ağır biçimde tahrip edileceğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Katz, Kudüs'teki Herzl Tepesi'nde düzenlenen Yom Kippur Savaşı anma töreninde yaptığı açıklamada, İsrail istihbaratının Hamas'ın yeni kaçırma eylemleri planladığına ilişkin bilgiler bulunduğunu ileri sürdü. Böyle bir olay gerçekleşmesi halinde Gazze kentindeki yaklaşık bir milyon kişinin güneye tahliye edileceğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">İsrailli bakan ayrıca İsrail ordusunun Gazze'deki "Sarı Hat" olarak adlandırılan mevzilerden geri çekilmeyeceğini, Hamas'ın ortadan kaldırılması ve bölgenin silahlardan ve tünellerden arındırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr"><strong>Katar'dan İsrail'e Gazze çağrısı</strong></p>

<p dir="ltr">Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ise BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında Gazze'deki durum nedeniyle İsrail'e yönelik uluslararası baskının artırılması çağrısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Katar yönetimi, Gazze'deki askeri operasyonların sona erdirilmesi, İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesi ve insani yardımın önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini savundu. Katar Emiri ayrıca bölgesel krizlerin çözümünde diplomasi ve diyaloğun önemine vurgu yaptı.</p>

<p dir="ltr"><strong>Suudi Arabistan: Hedef Mekke iddiası</strong></p>

<p dir="ltr">Bölgede tansiyonu yükselten bir başka gelişme Yemen'deki Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmalar oldu.</p>

<p dir="ltr">Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, İran destekli Husileri Mekke'yi hedef almakla suçlayarak saldırı iddiasını sert biçimde kınadı. Riyad, geçen hafta Mekke yönüne bir insansız hava aracı gönderildiğini açıklamış, Husiler ise suçlamayı reddetmişti.</p>

<p dir="ltr">ABD Başkanı Trump'ın ise Suudi Arabistan'ın yeni hava saldırıları yönündeki taleplerine rağmen Yemen'deki Husilere karşı şimdilik yeni bir Amerikan saldırısına onay vermediği bildirildi.</p>

<p dir="ltr">Bölgedeki çatışmalar, İran-ABD savaşı nedeniyle zaten büyük baskı altında bulunan deniz taşımacılığı açısından da yeni riskler oluşturuyor. Husilerin Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb çevresindeki faaliyetleri, Hürmüz Boğazı'ndaki krizle birlikte küresel enerji ve ticaret yolları üzerindeki baskıyı artırıyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>BM'den "Yeter artık" mesajı</strong></p>

<p dir="ltr">BM Genel Sekreteri António Guterres ise Genel Kurul'un açılışında Ortadoğu ve Ukrayna başta olmak üzere devam eden savaşlara dikkat çekerek şiddetin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Guterres, ateşkeslerin kalıcı bir barışa dönüşmemesinin ve sivillerin çatışmaların bedelini ödemeye devam etmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. BM Genel Sekreteri, Gazze'de insani yardımın güçlendirilmesi ve Ortadoğu'da diplomatik çözüm çabalarının yeniden canlandırılması gerektiğini savundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/trumptan-iran-mesaji-secimlerden-hemen-sonra-anlasma-yapacagiz</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 08:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/abd-ve-iran.JPG" type="image/jpeg" length="73672"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yağız Eren'in tedavisi için Hamburg’da dayanışma gecesi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/yagiz-erenin-tedavisi-icin-hamburgda-dayanisma-gecesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/yagiz-erenin-tedavisi-icin-hamburgda-dayanisma-gecesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası Yağız Eren Akdaşlı'nın tedaviye ulaşabilmesi amacıyla Hamburg'da düzenlenen dayanışma gecesinde sanatçılar, kurum temsilcileri ve çok sayıda katılımcı bir araya geldi. Gecede bağış toplanırken sosyal devletin ve sağlık sistemlerinin sorumlulukları da konuşuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hamburg'da, İstanbul'da yaşayan DMD hastası Yağız Eren Akdaşlı'nın tedavi sürecine katkı sunmak amacıyla 11 Eylül 2026 Cuma akşamı dayanışma ve yardımlaşma gecesi düzenlendi.</strong></p>

<p>Deniz Karakaş – Hamburg</p>

<p><strong>Yağız Eren için tek yürek oldular</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/77-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>Etkinliğin gerçekleştirilmesine Aydın Öztürk öncülük etti. Hamburg Alevi Kültür Merkezi Başkanı Ali İldem, Kadınlar Birliği Başkanı Gülsüm Genç ve Hamburg Alevi Kültür Merkezi Yönetim Kurulu üyeleri de organizasyon sürecine önemli katkılarda bulundu. Gülsüm Genç, organizasyon çalışmalarındaki emeğinin yanı sıra gecenin düzenlendiği salonun ücretsiz olarak tahsis edilmesini sağladı.</p>

<p><strong>Sanatçılar Yağız Eren için sahne aldı</strong></p>

<p><img alt="" height="477" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/sanatcilar-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Gecede Aydın Öztürk, Sultan Molu, Senem Arı, Hevinay, Hamza Aydoğan ve Ali Temiz sahne aldı. İbrahim Kahya ve Aşır Özek de geceye sürpriz olarak katılarak sahnede yer aldı.</p>

<p><img alt="" height="481" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/55-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Gecenin finalinde Kutsal Evcimen sahne aldı. Oğlu Civan Mert Evcimen de sahneye çıkarak bazı türkülerde babasına eşlik etti ve Yağız Eren'e geçmiş olsun dileklerini iletti.</p>

<p><img alt="" height="407" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/evcimen.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Programın sunuculuğunu Hakan Mertcan üstlendi. Mertcan, sunumunun yanı sıra okuduğu şiirlerle de geceye katkıda bulundu.</p>

<p><img alt="" height="455" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/44.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Yağız Eren'e Hamburg'dan selam gönderildi</strong></p>

<p>Etkinlik boyunca dayanışma ruhunun önemine vurgu yapılarak Yağız Eren Akdaşlı'ya Hamburg'dan selamlar gönderildi. Zor zamanlarda omuz omuza ve yan yana durmanın, birbirine destek olmanın taşıdığı değer dile getirildi.</p>

<p>Yağız Eren gibi tedavi bekleyen çok sayıda hasta çocuğun bulunduğuna dikkat çekilerek çocukların ve ailelerinin yalnız bırakılmaması gerektiği ifade edildi. Yağız Eren'in tedaviye ulaşabilmesi için kampanyanın daha da büyütülmesi çağrısı yapıldı.</p>

<p>Konuşmalarda sosyal devlet anlayışı ve sağlık sistemlerinin sorumlulukları da gündeme getirildi. Ağır ve nadir hastalıklarla mücadele eden çocukların tedavilerinin ailelerin maddi imkânlarına veya yardım kampanyalarına bağlı kalmaması gerektiği, sağlık hizmetlerine erişimin temel bir hak olduğu dile getirildi. Ayrıca Almanya'daki sağlık sisteminin de giderek kötüleştiğine ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunların arttığına dikkat çekildi.</p>

<p><strong>12 kurumdan destek</strong></p>

<p>Dayanışma gecesine AABF Kuzey Bölgesi, Hamburg Alevi Kültür Merkezi, Harburg Alevi Kültür Merkezi, Bergedorf Alevi Kültür Merkezi, Winsen Alevi Kültür Merkezi, Hak Evi, HAK-BİR, ATİF, MİG-Zentrum, KAR-DER, Dersim Spor ve Karakoçanlar Derneği destek verdi.</p>

<p><img alt="" height="366" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/88.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Gece boyunca Yağız Eren'in tedavisine katkı sağlamak amacıyla bağış toplandı. Etkinliğin gerçekleştirilmesine katkı sunan kişi ve kurumlara, sahne alan sanatçılara, geceye katılanlara, dayanışma bileti alanlara, bağışta bulunanlara ve emeği geçen herkese teşekkür edildi.</p>

<p><strong>Yardım kampanyası devam ediyor</strong></p>

<p>Yağız Eren Akdaşlı için başlatılan valilik onaylı yardım kampanyası devam ediyor. Yağız Eren için lokma bağışında bulunmak veya maddi destek sunmak isteyenler aşağıdaki kampanya hesaplarını kullanabilir:</p>

<p>Banka: Halkbank<br />
Hesap sahibi: Şaziye Sönmez<br />
Açıklama: Yağız Eren</p>

<p>Türk lirası hesabı<br />
IBAN: TR48 0001 2001 2980 0001 1434 56</p>

<p>Avro hesabı<br />
IBAN: TR83 0001 2001 2980 0035 0023 25</p>

<p>Amerikan doları hesabı<br />
IBAN: TR80 0001 2001 2980 0023 0031 88</p>

<p>SWIFT: TRHBTR2A</p>

<p>Kampanyanın gelişmeleri ve Yağız Eren'in tedavi süreci aşağıdaki sosyal medya hesapları ve resmî kampanya bağlantısı üzerinden takip edilebilir:</p>

<ul>
 <li><a href="https://www.instagram.com/dmd.yagizeren/" rel="noopener noreferrer" target="_blank">Instagram: @dmd.yagizeren</a>⁠</li>
 <li><a href="https://www.facebook.com/dmd.yagizeren" rel="noopener noreferrer" target="_blank">Facebook: dmd.yagizeren</a>⁠</li>
 <li><a href="https://x.com/dmdyagizerenn" rel="noopener noreferrer" target="_blank">X: @dmdyagizerenn</a>⁠</li>
 <li><a href="https://taplink.cc/yagizerenakdasli" rel="noopener noreferrer" target="_blank">Resmî kampanya ve iletişim sayfası</a>⁠</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, HAMBURG, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/yagiz-erenin-tedavisi-icin-hamburgda-dayanisma-gecesi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/yagiz-eren-akdasli.jpg" type="image/jpeg" length="47725"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mülheim'deki cinayet davasında tanık konuşmaktan vazgeçti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/mulheimdeki-cinayet-davasinda-tanik-konusmaktan-vazgecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/mulheimdeki-cinayet-davasinda-tanik-konusmaktan-vazgecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Mülheim kentinde eski Hells Angels üyesi Eren Y.'nin öldürülmesiyle ilgili davada yeni bir gelişme yaşandı. Cinayetin ardından Türkiye'ye kaçan ve olayın iki şüpheli tetikçisi arasında gösterilen Emre U., ikinci kez görülen davada artık tanıklık yapmak istemediğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İlk davada verilen müebbet hapis kararı ise Federal Anayasa Mahkemesi tarafından adil yargılanma ilkesi gerekçesiyle bozulmuştu.</strong></p>

<p><strong>Eski Hells Angels üyesi öldürülmüştü</strong></p>

<p>Mayıs 2023'te Mülheim'deki Böcking-Park bölgesinde eski Hells Angels üyesi Eren Y. (35) silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü. Yanındaki hayat arkadaşı ise ağır yaralandı.</p>

<p>Soruşturmalara göre saldırının iki şüphelisi Emre U. (33) ve Marco C. (29), olayın ardından Türkiye'ye kaçtı. Cinayetin arkasında ise motosikletli çeteler arasındaki bölge anlaşmazlıklarının bulunduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Olayla ilgili davanın ikinci duruşma süreci Köln Eyalet Mahkemesi'nde devam ederken, cinayetin azmettiricisi olmakla suçlanan Hami S. (38) hakkındaki yargılama yeniden çıkmaza girdi.</p>

<p><strong>Kritik tanık artık ifade vermek istemiyor</strong></p>

<p>Davada önemli tanıklardan biri olarak görülen Emre U., ilk yargılama sırasında bir avukat aracılığıyla mahkemeyle iletişime geçmiş ve video bağlantısı üzerinden ifade vermeyi teklif etmişti. U.'nun, sanık Hami S.'yi suçlamalardan kurtarabilecek bilgiler verebileceği öne sürülmüştü.</p>

<p>Ancak ilk davaya bakan mahkeme, video konferans yoluyla ifade alınmasını yeterli görmeyerek U.'nun Köln'e bizzat gelmesini istemişti. Mahkeme ayrıca şüpheliye duruşma için güvenli şekilde Almanya'ya gelip geri dönebilmesi amacıyla serbest geçiş güvencesi vermişti.</p>

<p>U.'nun beklenen ifadesi alınamadan Hami S., Mayıs 2024'te müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Federal Yüksek Mahkeme de cinayete azmettirme suçundan verilen kararı onadı.</p>

<p><strong>Federal Anayasa Mahkemesi ilk kararı bozdu</strong></p>

<p>Savunmanın yaptığı anayasa şikâyeti üzerine Federal Anayasa Mahkemesi, daha önce kesinleşmiş olan kararı bozdu.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, Köln mahkemesinin Emre U.'nun olası video üzerinden sorgulanmasını reddederek yüz yüze ifade konusunda ısrar etmesini adil yargılanma ilkesi açısından ihlal olarak değerlendirdi. Mahkemeye göre bu durum, müebbet hapse mahkûm edilen ve suçlamaları başından beri reddeden Hami S. açısından ciddi bir dezavantaj oluşturdu.</p>

<p>Bunun üzerine dava yeniden görülmeye başlandı.</p>

<p><strong>Mahkeme: "Tanık artık ulaşılamaz"</strong></p>

<p>Davanın yeni duruşmalarında ise Emre U.'dan beklenen ifade artık mümkün görünmüyor. Duruşma salonunda konuşan mahkeme başkanı Martin Kümpel, "Tanık U. bizim için ulaşılamaz durumda" dedi.</p>

<p>Kümpel, U.'nun avukatının mahkemeye ulaştığını ve müvekkilinin artık ifade vermek istemediğini bildirdiğini aktardı. Tanık ile avukatı arasındaki iletişimin de kesildiği belirtildi.</p>

<p>Mahkeme, Türkiye'deki makamlarla U.'nun video konferans yoluyla dinlenebilmesi için daha önce başlatılan adli yardım talebini ise sürdürüyor. Ancak Türk makamlarından şu ana kadar bu konuda bir yanıt alınmadığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Savunmanın gözü Türkiye'deki diğer şüphelide</strong></p>

<p>Savunma açısından davadaki en önemli gelişmelerden biri ise diğer şüpheli Marco C.'nin Türkiye'de teslim olması oldu.</p>

<p>"Toblerone" lakaplı eski rocker Marco C., nisan ayında Türkiye'de teslim oldu. Türk mahkemesinin C.'nin Almanya'ya iade edilmesine karar verdiği belirtilirken, iadenin ne zaman gerçekleşeceği henüz açıklanmadı.</p>

<p>C.'nin avukatı André Miegel, müvekkilinin davada ifade vererek olayla ilgili "temiz bir sayfa açmak" ve gerçeğin tamamen ortaya çıkmasını sağlamak istediğini daha önce açıklamıştı. Ancak avukat, C.'nin kendisine yöneltilen cinayet suçlamasını kabul etmediğini ve Mülheim'deki ölümcül ateşi kendisinin açmadığını savundu.</p>

<p>C.'nin Hami S.'yi de suçlamalardan kurtaracak bir ifade verip vermeyeceği ise henüz bilinmiyor.</p>

<p><strong>Sanık, kardeşini işaret etti</strong></p>

<p>Hami S. ise daha önce kendisine yöneltilen suçlamaları reddetmiş ve cinayetin asıl azmettiricisinin kardeşi ve eski rocker lideri Kamil S. olduğunu öne sürmüştü.</p>

<p>Soruşturmalara göre cinayetin arkasında rocker çevrelerindeki bölge anlaşmazlıkları bulunuyor. Eren Y.'nin saldırıdan önce bir spor salonunu ziyaret ettiği, ardından Marco C. ve Emre U. tarafından karşılandığı belirtiliyor.</p>

<p>Eren Y.'nin hayat arkadaşının daha önce mahkemede verdiği ifadeye göre, buluşma sırasında ortam sakindi. Ancak kısa süre sonra aniden silahlar ateşlendi.</p>

<p>Başından vurulan Eren Y. olay yerinde hayatını kaybetti. Yanındaki kadın ise boyun bölgesinden ağır yaralandı. Yakındaki bir birahanede çalışan garsonun, kumaş peçetelerle yaraya basınçlı sargı uygulayarak kadının hayatını kurtarmış olabileceği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MAGAZİN, ÖZEL HABER, SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/mulheimdeki-cinayet-davasinda-tanik-konusmaktan-vazgecti</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/koln1-2.jpg" type="image/jpeg" length="19080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uğur (Musa) Özdemir’i Bremen'de kaybettik]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/ugur-musa-ozdemiri-bremende-kaybettik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/ugur-musa-ozdemiri-bremende-kaybettik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Bremen kentinde yaşayan Uğur (Musa) Özdemir’i, yakalandığı amansız hastalık nedeniyle 24 Ağustos’ta kaybettik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>27 Ağustos günü Bremen Cemevi’nde düzenlenen törenin ardından Huckelfriede Friedhof’taki Alevi Mezarlığı’nda sonsuzluğa uğurlanan Uğur Özdemir, geride eşi ve yetişkin iki çocuğunu bıraktı.</strong></p>

<p>Halit Yaşar Demirbağ / Bremen</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1957 yılında Çemişgezek’te dünyaya gelen Özdemir, gençlik yıllarında İstanbul’a yerleşti. Yaşadığı Gazi Mahallesi’nde devrimcilerle tanışan Özdemir, dönemin en kitlesel devrimci hareketlerinden Devrimci Yol saflarında faaliyet yürüttü.</p>

<p>Mücadelesi boyunca ağır bedeller ödedi; işkencelerden ve cezaevlerinden geçti. 12 Eylül 1980 askeri darbesı sonrası yeniden aranır duruma düşünce, 1987 yılında yurt dışına çıktı.</p>

<p>Almanya’nın Bremen kentine yerleşen Uğur Özdemir, burada da siyasi faaliyetlerine devam etti. Strasbourg’da siyasi tutuklularla dayanışma amacıyla gerçekleştirilen kitlesel açlık grevlerine katıldı.</p>

<p>Daha sonra Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) üyesi Bremen Cemevi’nin kuruluş çalışmalarına katkı sunan Uğur Özdemir, yöneticilik görevlerinde bulundu. Son olarak Bremen Cemevi delegesi olarak çalışmalarını sürdürdü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>3.SAYFA, ALMANYA, GÖÇ POLİTİKALARI, MEDYA, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/ugur-musa-ozdemiri-bremende-kaybettik</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 21:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/musa-1.jpg" type="image/jpeg" length="15165"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nepal’de sel felaketi: Binlerce kişi kayıp, ölü sayısı 1.100’ü aştı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/nepalde-sel-felaketi-binlerce-kisi-kayip-olu-sayisi-1100u-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/nepalde-sel-felaketi-binlerce-kisi-kayip-olu-sayisi-1100u-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nepal ve Tibet sınırında 26 Ağustos’ta meydana gelen yıkıcı sel ve heyelan felaketinin bilançosu ağırlaşıyor. Himalayalar'daki buzul çökmesiyle tetiklendiği değerlendirilen ani selin ardından Nepal'de hayatını kaybedenlerin sayısı 1.114'e yükselirken, Tibet'te 16 kişi yaşamını yitirdi. Bölgede yaklaşık 4.500 kişinin akıbeti ise halen bilinmiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Arama-kurtarma ekipleri, tonlarca çamur, kaya ve enkazın altında kalanları bulmak için çalışmalarını sürdürürken, felaketin üzerinden bir hafta geçmesiyle birlikte canlı kurtarma umutlarının giderek azaldığı bildiriliyor.</strong></p>

<p>Nepal'de yaklaşık 4 bin kişinin kayıp olduğu belirtilirken, Çin'in Tibet bölgesinde 546 kişinin akıbeti bilinmiyor. Kayıplar arasında yüzlerce yabancı ülke vatandaşı da bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nepal'de çıkarılan cenazelerin önemli bir bölümünün ağır hasar görmesi nedeniyle kimlik tespitinde ciddi güçlük yaşanıyor. Yetkililer, birçok cenazenin parçalanmış veya ileri derecede bozulmuş halde bulunduğunu belirtiyor. Kimlik tespitinde DNA analizlerinden yararlanılması planlanıyor.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/nepal.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Felakette çok sayıda yabancının da kaybolduğu bildirilirken, farklı ülkeler vatandaşlarını bulmak için Nepal ve Çin makamlarıyla koordinasyon yürütüyor.</p>

<p><strong>2,2 milyon ton enkaz oluştu</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) ön değerlendirmesine göre, sel ve çamur akıntıları Nepal'de en az 2,2 milyon ton enkaz bıraktı. Bunun yaklaşık 556 bin 200 tonunu, uydu görüntüleriyle tespit edilen 2 binden fazla hasarlı binadan kaynaklanan yapı enkazı oluşturuyor.</p>

<p>Felaketin yol açtığı yıkım, arama-kurtarma çalışmalarını da büyük ölçüde zorlaştırıyor. Çöken binalar, kaya ve çamur yığınları arasında mahsur kalan kişilere ulaşmak için ağır iş makineleri, helikopterler ve özel kurtarma ekipleri kullanılıyor.</p>

<p>BM, şimdiye kadar 10 binden fazla kişinin kurtarıldığını bildirirken, binlerce kişinin geçici barınaklarda yaşamını sürdürdüğünü açıkladı.</p>

<p><strong>Elektrik altyapısı ağır hasar gördü</strong></p>

<p>Sel felaketi Nepal'in enerji altyapısında da büyük hasara yol açtı. BM verilerine göre 11 hidroelektrik santrali ile bir güneş enerjisi santrali devre dışı kaldı. Toplam 431 megavatlık kapasiteyi etkileyen hasarın yanı sıra yapım aşamasındaki 15 hidroelektrik projesi de zarar gördü.</p>

<p>40'tan fazla köprünün yıkılması ve ana ulaşım güzergâhlarının bazı bölümlerinin kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle özellikle dağlık ve ulaşılması güç yerleşimlere yardım ulaştırmakta zorluk yaşanıyor.</p>

<p><strong>Kurtarma ekipleri çamur ve enkazla mücadele ediyor</strong></p>

<p>Nepal ordusu ve diğer kurtarma ekipleri, felaketin en ağır vurduğu Rasuwa ve Nuwakot bölgelerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. Özellikle hidroelektrik santrallerinin tünellerinde mahsur kaldığı değerlendirilen yüzlerce işçiye ulaşılması için yoğun çaba harcanıyor.</p>

<p>Nepal, Çin ve Hindistan'dan ekipler bölgede arama-kurtarma çalışmalarına destek verirken, geçici köprüler kuruluyor, yollar açılıyor ve ağır iş makineleriyle enkaz kaldırılıyor. Ancak devam eden yağışlar ve yeni taşkın riski operasyonları güçleştiriyor.</p>

<p>Tibet tarafında ise taşkın sularının oluşturduğu göller ve biriken çamur nedeniyle bazı kurtarma faaliyetleri geçici olarak durduruldu. Ekiplerin yeni bir taşkın tehlikesine karşı güvenli bölgelere çekildiği bildirildi.</p>

<p><strong>Buzul çökmesi felaketi tetikledi</strong></p>

<p>26 Ağustos'ta Himalayalar'daki Langtang bölgesinde meydana gelen buzul çökmesiyle büyük miktarda buz, kaya ve çamurun nehir yatağına sürüklenmesi, ardından Bhote Koshi-Trishuli nehir sistemi boyunca dev bir sel dalgasının oluşması felaketin temel nedeni olarak gösteriliyor.</p>

<p>İlk saatlerde bölgede meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki sarsıntının deprem olduğu düşünülse de daha sonraki değerlendirmelerde sismik hareketin kaynağının buzul çökmesi olduğu belirtildi. Uzmanlar, Himalayalar'da artan sıcaklıkların buzulları istikrarsızlaştırmasının bu tür olayların riskini artırdığına dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>BM salgın ve sağlık riskine karşı uyardı</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler, felaketin ardından halk sağlığı açısından da ciddi riskler bulunduğunu bildirdi. Aşırı kalabalık barınaklar, kirlenmiş su kaynakları ve hasar gören sağlık tesislerinin özellikle çocuklar ve kadınlar açısından hastalık riskini artırdığı belirtildi.</p>

<p>BM ayrıca ulaşım ve iletişim altyapısındaki tahribat nedeniyle en uzak yerleşimlere insani yardım ulaştırmanın en büyük sorunlardan biri olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, SAĞLIK, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/nepalde-sel-felaketi-binlerce-kisi-kayip-olu-sayisi-1100u-asti</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/1-222.JPG" type="image/jpeg" length="20894"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rotterdam'da yaşamını kaybeden Haydar Kutan Dersim'de sonsuzluğa uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamda-yasamini-kaybeden-haydar-kutan-dersimde-sonsuzluga-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamda-yasamini-kaybeden-haydar-kutan-dersimde-sonsuzluga-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda’da yaşamını yitiren Haydar Kutan (Kazım Cihan), Rotterdam’da düzenlenen uğurlama töreninin ardından, vasiyeti üzerine 17 Haziran 2005’te Mercan Vadisi’nde katledilen 17’lerin yanında toprağa verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hollanda’nın Rotterdam kentinde 24 Ağustos 2026’da yaşamını yitiren Haydar Kutan (Kazım Cihan), 29 Ağustos’ta düzenlenen anma töreninin ardından son yolculuğuna Dersim’de uğurlandı.</strong></p>

<p>Avrupa’nın farklı ülkelerinden ve kentlerinden gelen yüzlerce devrimci, demokrat, dost ve yoldaşı, Kutan’ı Rotterdam’daki törende yalnız bırakmadı.</p>

<p>Haydar Kutan’ın yaşamı ve mücadelesi üzerine yapılan konuşmaların ardından, severek dinlediği ve söylediği “Dağ Dumandır” marşı törene katılanlar tarafından hep birlikte söylendi.</p>

<p><img alt="" height="326" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/kutan.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Değişik demokratik çevrelerden devrimcilerin yoğun şekilde katıldığı uğurlama etkinliği, Enternasyonal Marşı’nın kitlesel olarak söylenmesiyle sona erdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dersim'de sonsuzluğa uğurlandı</strong></p>

<p>Rotterdam’daki anma törenin ardından Haydar Kutan’ın cenazesi Dersim’e götürüldü.</p>

<p>Dersim Cemevi’nde düzenlenen uğurlama törenine Kutan’ın ailesi, yoldaşları ve kurum temsilcilerinin yanı sıra ülkenin farklı bölgelerinden gelen çok sayıda devrimci demokrat katıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/h-kutan.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Törenin ardından Kutan’ın cenazesi, vasiyeti doğrultusunda 17 Haziran 2005’te Mercan Vadisi’nde katledilen 17’lerin yanında (MKP/HKO mensubu devrimciler) toprağa verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GÖÇ POLİTİKALARI, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamda-yasamini-kaybeden-haydar-kutan-dersimde-sonsuzluga-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/haydar-hoca-1.jpg" type="image/jpeg" length="89267"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’da 2025’in tıbbi hata bilançosu: 97 ölüm, 2 bin 700 hastada hata kaynaklı zarar]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-2025in-tibbi-hata-bilancosu-97-olum-2-bin-700-hastada-hata-kaynakli-zarar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-2025in-tibbi-hata-bilancosu-97-olum-2-bin-700-hastada-hata-kaynakli-zarar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da 2025 yılında yaklaşık 11 bin 700 tıbbi hata şüphesi incelendi. Yapılan değerlendirmelerde yaklaşık 3 bin 100 vakada hastaların sağlık açısından zarar gördüğü doğrulanırken, 2 bin 700 vakada hatanın zararın nedeni olduğu belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu vakaların 97’si hastaların ölümüne yol açtı veya ölüme önemli ölçüde katkıda bulundu. Uzmanlara göre gerçek rakamlar resmi istatistiklerin çok üzerinde olabilir.</strong></p>

<p>Almanya’da tıbbi tedavi hatalarına ilişkin yeni veriler, sağlık sisteminde hasta güvenliğinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Sağlık sigortaları adına incelemeler yapan Medizinischer Dienst (Tıbbi Hizmet Birimi), 2025 yılına ait değerlendirmelerinde 11 bin 735 tıbbi hata şüphesiyle ilgili dosyayı inceledi.</p>

<p>İncelemelerin yaklaşık 3 bin 100’ünde hastaların tedavi nedeniyle sağlık açısından zarar gördüğü doğrulandı. Yaklaşık 2 bin 700 vakada ise tıbbi hatanın ortaya çıkan zararın nedeni olduğu sonucuna varıldı.</p>

<p>En ağır tablo ise ölümle sonuçlanan vakalarda ortaya çıktı. 97 vakada tıbbi hata hastanın ölümüne neden oldu veya ölüme önemli ölçüde katkıda bulundu.</p>

<p><strong>Asla yaşanmaması gereken tıbbi hatalarda artış</strong></p>

<p>2025 yılında yaklaşık 150 vaka, sağlık hizmetlerinde normal şartlarda kesinlikle yaşanmaması gereken ağır ve önlenebilir hatalar olarak sınıflandırıldı. Tıp literatüründe “Never Event” olarak adlandırılan bu vakalar arasında, yanlış hastanın veya yanlış vücut bölümünün ameliyat edilmesi, ameliyat malzemelerinin hastanın vücudunda unutulması ve ciddi ilaç hataları gibi olaylar bulunuyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu tür vakalar, yalnızca bireysel bir hata değil, sağlık kuruluşlarındaki güvenlik mekanizmalarının da yeterince çalışmadığını gösterebiliyor.</p>

<p><strong>Şikâyetlerin başında ortopedi ve travmatoloji geliyor</strong></p>

<p>Tıbbi hata şüphelerinin yaklaşık yüzde 30’u ortopedi ve travmatoloji alanındaki tedavilerle ilgili oldu.</p>

<p>Ancak Tıbbi Hizmet Birimi, bu oranın söz konusu branşların diğer uzmanlık alanlarından daha güvensiz olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekti.</p>

<p>Uzmanlara göre cerrahi müdahalelerde meydana gelen hataların hastalar tarafından fark edilmesi daha kolay. Ameliyat sonrasında ortaya çıkan belirgin bir sorun, hastayı doğrudan tedavinin doğruluğunu sorgulamaya yöneltebiliyor.</p>

<p>Buna karşılık bazı diğer tıbbi alanlarda tedavinin başarısız olup olmadığıyla gerçek bir tıbbi hata arasındaki farkı hastanın kendisinin anlaması çok daha zor olabiliyor.</p>

<p><strong>Vakaların üçte ikisi hastanelerde</strong></p>

<p>İncelenen şüpheli vakaların yaklaşık üçte ikisi yatarak tedavi, yani ağırlıklı olarak hastanelerde gerçekleştirilen işlemlerle ilgiliydi. Yaklaşık üçte biri ise ayakta tedavi alanından geldi.</p>

<p>Almanya’da yalnızca 2024 yılında yaklaşık 17,5 milyon kişi hastanelerde yatarak tedavi gördü. Bu nedenle uzmanlar, mevcut tıbbi hata istatistiklerinin sağlık sisteminde meydana gelen tüm olayları yansıtmadığının altını çiziyor.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/tipcilar.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Gerçek sayı yüz binlerce olabilir</strong></p>

<p>Tıbbi Hizmet Birimi Başkanı Stefan Gronemeyer, resmi istatistiklerin gerçek tablonun yalnızca küçük bir bölümünü gösterdiğini belirterek, tıbbi hatalardaki “karanlık sayının” küçümsenmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Bilimsel araştırmalara göre, hastanelerde tedavi gören kişilerin yaklaşık yüzde 2 ila 4’ünde önlenebilir tıbbi hatalara bağlı zarar meydana gelebiliyor.</p>

<p>Bu oran Almanya’daki hastane tedavilerine uygulandığında, yılda yaklaşık 350 bin ila 700 bin arasında önlenebilir zarar vakası olabileceği tahmin ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolayısıyla resmi olarak incelenen birkaç bin vaka ile bilimsel araştırmalardan hareketle tahmin edilen yüz binlerce olay arasındaki büyük fark, sorunun boyutuna ilişkin önemli bir soru işareti oluşturuyor.</p>

<p><strong>Tıbbi hataların ekonomik faturası da ağır</strong></p>

<p>Sorunun yalnızca sağlık ve insan hayatı açısından değil, ekonomik açıdan da önemli sonuçları bulunuyor.</p>

<p>Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) tahminlerine göre, hastanelerdeki sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 15’i önlenebilir tıbbi hatalar ve bu hataların yol açtığı zararlarla bağlantılı.</p>

<p>Bu oran Almanya’daki hastane harcamalarına uyarlandığında, yıllık ekonomik yükün yaklaşık 16,7 milyar euro seviyesinde olabileceği hesaplanıyor.</p>

<p>Ancak bu rakamın doğrudan Almanya’da ölçülmüş kesin bir maliyet değil, OECD tahmininin Alman sağlık sistemine uyarlanmasıyla elde edilmiş bir hesaplama olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>Hastalar hata şüphesinde ne yapmalı?</strong></p>

<p>Bir tedavi sonrasında beklenmedik bir sağlık sorunu yaşayan hastalar açısından en önemli mesele, ortaya çıkan durumun gerçekten bir tıbbi hata mı yoksa tedavinin bilinen ve kaçınılmaz bir komplikasyonu mu olduğunu belirleyebilmek.</p>

<p>Uzmanlar, hastaların bu konuda aceleyle sonuca varmak yerine öncelikle tedavi sürecine ilişkin bütün belgeleri güvence altına almalarını öneriyor.</p>

<p>Hastalar kendi hasta dosyalarını görme ve bunların kopyalarını alma hakkına sahip. Bu nedenle ameliyat raporları, tetkik sonuçları, ilaç kayıtları, epikrizler ve diğer tıbbi belgelerin tamamının temin edilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Ayrıca tedavi sürecinde yaşananların tarih sırasına göre yazılması ve mümkün olduğunca ayrıntılı bir kişisel kayıt tutulması da ileride yapılabilecek değerlendirmeler açısından yararlı olabiliyor.</p>

<p><strong>Sağlık sigortası üzerinden ücretsiz inceleme imkânı</strong></p>

<p>Yasal sağlık sigortasına sahip kişiler, şüpheli bir tıbbi hata durumunda kendi sağlık sigortalarından destek isteyebiliyor.</p>

<p>Sağlık sigortası, gerekli gördüğü durumlarda Tıbbi Hizmet Birimi’nden inceleme talep edebiliyor. Hastalar açısından önemli avantajlardan biri, bu kapsamda hazırlanan değerlendirmenin ücretsiz olması.</p>

<p>Ayrıca Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) eyaletinde doktor odalarının bünyesindeki bilirkişi komisyonları üzerinden de mahkeme dışı inceleme yolları bulunuyor. Bu süreçler, tıbbi hata iddiasının değerlendirilmesi ve olası tazminat taleplerinin desteklenmesi açısından önem taşıyabiliyor.</p>

<p><strong>Tıbbi hata ile komplikasyon arasındaki fark kritik</strong></p>

<p>Bir tedavinin beklenen sonucu vermemesi tek başına tıbbi hata olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bir tazminat talebinin ortaya çıkabilmesi açısından yalnızca hatanın meydana gelip gelmediği değil, hatanın hastada ortaya çıkan zarara neden olup olmadığı da belirleyici.</p>

<p>Bu nedenle özellikle ciddi vakalarda uzman değerlendirmesi ve gerektiğinde tıp hukuku alanında çalışan bir avukatın desteği önem kazanıyor.</p>

<p><strong>Uzmanlardan daha güçlü hata bildirim sistemi çağrısı</strong></p>

<p>Tıbbi Hizmet Birimi, ağır ve önlenebilir olayların daha sistematik biçimde kaydedilmesini istiyor.</p>

<p>Özellikle “never event” olarak tanımlanan ciddi hatalar için, sağlık çalışanlarının cezalandırılma korkusu yaşamadan bildirim yapabileceği sanksiyonsuz raporlama sistemlerinin yaygınlaştırılması talep ediliyor.</p>

<p>Amaç, hatayı yapan kişiyi cezalandırmaktan çok, hatanın hangi koşullarda meydana geldiğini anlamak ve aynı olayın tekrar yaşanmasını önlemek.</p>

<p>Viersen’deki Allgemeines Krankenhaus’un yöneticisi ve hekim Dr. Thomas Axer de birçok hastanede “ramak kala” olayların kurum içinde zaten kaydedildiğini, ancak bunların merkezi istatistiklere yansımadığını belirtiyor.</p>

<p>Axer’e göre eğitimlerin artırılması, dijital uyarı sistemleri, güvenlik kontrolleri ve sağlık çalışanlarına hatalardan ders çıkarabilecekleri yeterli zamanın verilmesi hasta güvenliğinin geliştirilmesinde önemli rol oynuyor.</p>

<p><strong>“Sistem hâlâ bir kara kutu”</strong></p>

<p>Hasta hakları savunucuları ise mevcut sistemde hastaların tıbbi hataları kanıtlama konusunda çoğu zaman ağır bir yükle karşı karşıya kaldığını belirtiyor.</p>

<p>Özellikle ciddi bir sağlık sorunu yaşayan kişinin aynı anda hem sağlık mücadelesi vermesi hem tıbbi belgeleri toplaması hem de olası tazminat sürecini yürütmesi büyük bir yük oluşturabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, tıbbi hata ihtimalinin güçlü olduğu durumlarda hastaların üzerindeki ispat yükünün hafifletilmesini ve ülke çapında merkezi bir tıbbi hata kayıt sisteminin oluşturulmasını savunuyor.</p>

<p><strong>İstatistiklerin gösterdiği ve göstermediği</strong></p>

<p>2025 yılı verileri Almanya’da 11 bin 735 şüpheli vakanın resmi olarak incelendiğini, yaklaşık 3 bin 100 vakada hastanın zarar gördüğünün doğrulandığını ve yaklaşık 2 bin 700 vakada hatanın bu zarara neden olduğunun belirlendiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak bu rakamlar Almanya’daki tüm tıbbi hataların sayısı olarak değerlendirilmemeli. Tıbbi Hizmet Birimi’nin de vurguladığı gibi, yalnızca kendisine ulaşan ve incelenen vakalar istatistiklere girebiliyor.</p>

<p>Bilimsel tahminler ise önlenebilir tıbbi hatalara bağlı zararların gerçek boyutunun yılda yüz binlerce vakaya ulaşabileceğine işaret ediyor.</p>

<p><strong>Çeviri</strong></p>

<p><strong>Kaynaklar:</strong> (Medizinischer Dienst, Tagesschau, WDR)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, SAĞLIK, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-2025in-tibbi-hata-bilancosu-97-olum-2-bin-700-hastada-hata-kaynakli-zarar</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 20:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/tip.jpg" type="image/jpeg" length="54792"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’da ekonomik kriz derinleşiyor: Her saat 21 şirket kapanıyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-ekonomik-kriz-derinlesiyor-her-saat-21-sirket-kapaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-ekonomik-kriz-derinlesiyor-her-saat-21-sirket-kapaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya ekonomisi derin bir krizden geçerken, yeni veriler durumun boyutlarını gözler önüne seriyor. Geçen yıl yaklaşık 188 bin şirket faaliyetlerini durdurdu. Bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 10 artarken, yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dikkat çeken bir diğer gelişme ise şirket kapanmalarının artık yalnızca ekonomik açıdan zor durumdaki işletmelerle sınırlı olmaması. </strong></p>

<p>Kredi derecelendirme ve ticari istihbarat kuruluşu Creditreform’un verilerine göre, iyi veya en azından orta düzeyde kredi değerliliğine sahip şirketler de faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kalıyor.</p>

<p>Creditreform Sözcüsü Patrick-Ludwig Hantzsch, krizin artık ekonominin tamamına yayıldığı uyarısında bulunuyor. Büyük şirketlerin iflasları düzenli olarak manşetlere taşınırken, binlerce küçük ve orta ölçekli işletmenin ise çoğu zaman kamuoyunun dikkatini çekmeden piyasadan çekildiğine dikkat çekiliyor.</p>

<p><strong>Şirketlerin kapanmasının nedenleri</strong></p>

<p>Uzmanlara göre Almanya’daki şirket kapanmalarının arkasında birden fazla neden bulunuyor. İşletmeler aynı anda hızlı teknolojik dönüşüm, artan rekabet baskısı ve devam eden nitelikli iş gücü açığıyla mücadele ediyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra son yıllarda giderek büyüyen bir başka sorun daha ortaya çıkıyor: Şirket sahiplerinin emeklilik yaşına gelmesi ve işletmelerini devralacak halef bulamaması.</p>

<p>Mannheim’daki Leibniz Avrupa Ekonomik Araştırmaları Merkezi’nde (ZEW) araştırmacı olarak görev yapan Sandra Gottschalk’a göre, gönüllü şirket kapanmalarının yaklaşık üçte biri artık yaş nedeniyle gerçekleşiyor.</p>

<p><strong>Kapanan şirketlerin çoğu iflas etmedi</strong></p>

<p>Verilerde dikkat çeken noktalardan biri de şirketlerin kapanma biçimi. 2025 yılında faaliyetlerini sonlandıran işletmelerin yalnızca yüzde 13’ü iflas başvurusunda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu da kapanmaların büyük bölümünün iflas nedeniyle değil, şirket sahiplerinin faaliyetlerini kendi iradeleriyle sona erdirmesi sonucunda gerçekleştiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>En fazla hangi sektörler etkileniyor?</strong></p>

<p>Şirket kapanmalarından özellikle Almanya ekonomisinin geleneksel sektörleri ağır darbe alıyor. Sanayi, inşaat ve konaklama sektörlerinde kapanan işletmelerin sayısı geçen yıla göre belirgin şekilde arttı.</p>

<ul>
 <li><strong>Sanayi:</strong> 11 bin şirket kapandı, artış yüzde 10</li>
 <li><strong>İnşaat sektörü:</strong> 24 bin şirket kapandı, artış yüzde 12</li>
 <li><strong>Konaklama sektörü:</strong> 15 bin şirket kapandı, artış yüzde 15</li>
</ul>

<p>Almanya’da ekonomi politikaları ve büyüme tartışmaları sürerken, her gün yüzlerce işletme piyasadan çekiliyor. Artan maliyetler, yoğun rekabet ve personel sıkıntısı, çok sayıda işletme sahibi için faaliyetlerini sürdürmeyi giderek daha zor hale getiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, ÖZEL HABER, SAĞLIK, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-ekonomik-kriz-derinlesiyor-her-saat-21-sirket-kapaniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/kapali.JPG" type="image/jpeg" length="87710"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa’nın plastik atığı Türkiye’nin Akdeniz kıyılarına vuruyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/avrupanin-plastik-atigi-turkiyenin-akdeniz-kiyilarina-vuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/avrupanin-plastik-atigi-turkiyenin-akdeniz-kiyilarina-vuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[taz (Die Tageszeitung) yazarı Jürgen Gottschlicht’in dün kaleme aldığı habere göre, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında bu yıl dikkat çekici boyutlara ulaşan plastik kirliliği yaşanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İşte o haber:</strong></p>

<p>Habib Altınkaya kendisini çevre savunucusu olarak tanımlıyor. Antalya’nın batısında, Akdeniz kıyısındaki küçük Ulupınar yerleşiminden gelen Altınkaya, bu yıl bölgedeki koylarda daha önce görülmemiş bir plastik kirliliğine tanık olduğunu söylüyor. Uluslararası alanda da tanınan Likya Yolu’nun geçtiği bölge, büyük ölçüde doğal güzelliğini koruyan kıyılarıyla biliniyor. Bazı koylara yalnızca yürüyerek ya da tekneyle ulaşılabiliyor. Caretta carettalar da yumurtalarını bu sahillere bırakıyor.</p>

<p>Ancak bu yıl, dışarıdan bakıldığında el değmemiş görünen koylar farklı bir manzara sunuyor. Kıyılarda yalnızca evsel atıklar değil, küçük parçalara ayrılmış plastikler de birikmiş durumda. Altınkaya, kısa süre önce arkadaşlarıyla birlikte çevrecilerin caretta carettaların yumurtlama alanları nedeniyle yakından takip ettiği Çıralı Koyu’nda temizlik çalışması düzenledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İki saat içinde 20’den fazla büyük çöp torbası dolduruldu. Bölgede restoran işleten ve temizlik çalışmasına katılan Pınar Özkaya ise daha sonra internette yaptığı paylaşımda, kıyıda şu ana kadar böylesine yoğun bir plastik kirliliği görmediğini belirtti.</p>

<p>Çıralı Koyu’nda yaşananlar münferit bir durum değil. Türk basınında yer alan haberlere göre Akdeniz kıyılarının büyük bölümünde benzeri görülmemiş bir plastik kirliliği yaşanıyor. Antalya’nın ünlü Konyaaltı sahilinde de turistler, temizlik ekiplerinin sahili geçici olarak temizlemesine kadar denize girmekten vazgeçmek zorunda kaldı.</p>

<p><strong>Plastik atık ithalatı yeniden yükseldi</strong></p>

<p>Sahillerde ziyaretçilerin uyarılara ve çöp kutularına rağmen bıraktığı normal atıkların yanı sıra, bu yıl plastik yükünün artmasında başka bir nedenin daha belirleyici olduğu görülüyor. Bu atıkların bir bölümü, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarının doğu ucunda, Adana yakınlarındaki Çukurova’dan faaliyet gösteren geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanıyor.</p>

<p>Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin Akdeniz’e döküldüğü bölge arasında yer alan Çukurova Ovası, Türkiye’nin en büyük pamuk üretim alanını barındırıyor. Sulama kanallarıyla çevrili bölgede yaz aylarında sıcaklıklar oldukça yüksek ve yerleşim oldukça seyrek.</p>

<p>Yıllar içinde bölgede, başta Avrupa’dan gelen plastik atıkları işleyen çok sayıda geri dönüşüm şirketi kuruldu. Bu tesislerin oluşmasında, Çin’in 2018 yılında plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından Avrupa Birliği’nin plastik atıkları için yeni merkezler araması etkili oldu.</p>

<p>Avrupa Birliği ve İngiltere’nin 2020 yılında Türkiye’ye birlikte 600 bin tondan fazla plastik atık göndermesinin ardından, Türkiye’de ve Greenpeace gibi Avrupa’daki çevre kuruluşlarında yükselen protestolar nedeniyle rakamlar bir süre geriledi. Ancak İngiliz Guardian gazetesinin bu ağustosta yayımladığı habere göre, Türkiye’ye gönderilen plastik atık miktarı 2025 yılında yeniden 640 bin tonun üzerine çıktı.</p>

<p><strong>Deniz canlıları için büyük tehdit</strong></p>

<p>Mühendis ve mimar odalarının yaptığı değerlendirmelere göre Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların önemli bir bölümü geri dönüşüme uygun değil. Guardian’a konuşan bir yetkili, Adana’ya ulaşan plastik atıkların önemli bölümünün kirli ve kontamine plastiklerden oluştuğunu, bunların yakıldığını ya da doğrudan nehir yatağına bırakıldığını belirtti. Avrupa Birliği’nden ithal edilen plastik atıkların yaklaşık yüzde 50’sinin geri dönüştürülmesinin zor olduğu veya hiç mümkün olmadığı ifade ediliyor.</p>

<p>Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların yaklaşık yüzde 60’ı Adana çevresindeki Çukurova Ovası’na ulaşıyor. Burada uygun şekilde işlenmeyen atıklar denize karışıyor ve akıntılarla yüzlerce kilometre boyunca Türkiye’nin batıdaki kıyılarına taşınıyor. Bu atıklar arasında mikroplastiklerin yanı sıra, dalgalarla sahillere ulaşan ve gözle görülebilen küçük plastik parçaları da bulunuyor.</p>

<p>Plastik kirliliği yalnızca Avrupa’dan gönderilen atıklarla kendi sahillerinde karşılaşan turistleri rahatsız etmiyor. Asıl büyük tehdit, bu maddeleri yiyen ya da besin zincirleri plastik kirliliği nedeniyle bozulan deniz canlıları açısından ortaya çıkıyor.</p>

<p>Adana’da çevre örgütlerinin oluşturduğu Adana Ekoloji Platformu, Çukurova Ovası’nın Avrupa’nın plastik atık çöplüğüne dönüştürülmesine uzun süredir karşı çıkıyor. Greenpeace de Avrupa Birliği ülkelerinin plastik atıklarını kendi sınırları içinde geri dönüştürmesi veya uygun biçimde bertaraf etmesi, atıklarını üçüncü ülkelere göndermemesi gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Avrupa Birliği mevzuatına göre atıklarını gönderen şirketlerin, atıkların uygun biçimde işlendiğinden emin olması gerekiyor. Ancak Türkiye’de ortaya çıkan tablo, bazı şirketlerin atıkların akıbetini yeterince takip etmediğine işaret ediyor. Almanya’da yapılan en iyi atık ayrıştırmanın ardından plastiklerin Türkiye kıyılarına ulaşması, atık yönetim zincirinin yalnızca ilk aşamasının yeterli olmadığını gösteriyor.</p>

<p><strong>Çeviri</strong></p>

<p>Haberin linki: <a href="https://taz.de/Muellproblem-in-der-Tuerkei/!6205510/" rel="nofollow"><span style="color:#c0392b">Wo Europas Plastikabfall landet</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/avrupanin-plastik-atigi-turkiyenin-akdeniz-kiyilarina-vuruyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/cevre.png" type="image/jpeg" length="77211"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’da eğitim gören Ukraynalı askerler firar etti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-egitim-goren-ukraynali-askerler-firar-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-egitim-goren-ukraynali-askerler-firar-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da Ukrayna ordusuna yönelik askeri eğitim alan yüzlerce Ukraynalı askerin, eğitim sürecinde birliklerinden ayrılarak firar ettiği bildirildi. Die Zeit gazetesinin araştırmasına göre, yalnızca Saksonya-Anhalt eyaletinde 80’den fazla firar vakası tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya Federal Savunma Bakanlığı, Ukraynalı askerlerin eğitim sırasında “tek tek birliklerinden ayrıldığını” doğrularken, ülke genelindeki toplam sayıya ilişkin resmi bir veri bulunmadığını açıkladı.</strong></p>

<p><strong>2022’den bu yana yaklaşık 29 bin asker eğitim aldı</strong></p>

<p>Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısının başladığı Şubat 2022’den bu yana yaklaşık 29 bin Ukraynalı asker, Almanya’da birkaç hafta süren askeri eğitimlerden geçti.</p>

<p>Alman ordusunun yaklaşık 60 farklı noktada gerçekleştirdiği eğitimlerde askerler arasında atış, kamuflaj, ilk yardım ve temel askeri becerilerin yanı sıra obüs ve tank kullanımı da yer aldı.</p>

<p>Die Zeit’ın haberine göre, ilk dönemlerde Almanya’ya gelen askerlerin büyük bölümünün deneyimli ve yüksek motivasyona sahip olduğu belirtilirken, Ukrayna’da gönüllü asker sayısının azalmasıyla birlikte daha önce savaş deneyimi bulunmayan ve savaşa katılmak istemeyen kişilerin de askere alınmaya başlandığı aktarıldı.</p>

<p><strong>Saksonya-Anhalt’ta 80’den fazla vaka</strong></p>

<p>Saksonya-Anhalt İçişleri Bakanlığı, eyalette eğitim gören 80’den fazla Ukraynalı askerin birliklerinden ayrıldığını bildirdi.</p>

<p>Die Zeit, vakalardan birinde bir Ukraynalı askerin Saksonya-Anhalt’taki Altengrabow askeri eğitim alanından kaçtığını aktardı.</p>

<p>Alman Savunma Bakanlığı ise Ukraynalı askerlerin eğitim sırasında münferit olarak birliklerinden ayrıldığını doğruladı ancak Almanya genelindeki sayı hakkında bilgi vermedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Firar eden askerler Ukrayna’da hapis cezasıyla karşı karşıya</strong></p>

<p>Ukrayna hukukuna göre, görev yerinden izinsiz ayrılan askerler firari kabul ediliyor. Firar suçundan hüküm giyen askerleri uzun süreli hapis cezaları bekleyebiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte, Almanya’da bulunan firari askerlerin Ukrayna’ya geri gönderilerek yargılanıp yargılanmayacağı belirsizliğini koruyor.</p>

<p>Ukrayna’dan savaş nedeniyle Almanya’ya gelen sivillere uygulanan geçici koruma düzenlemesi, ülkesi tarafından askeri eğitim amacıyla Almanya’ya gönderilen askerleri kapsamıyor. Bu nedenle firar eden askerler, Almanya’da kalabilmek için iltica başvurusunda bulunabiliyor.</p>

<p>İltica başvurusunda bulunanların, Ukrayna’ya dönmeleri halinde hayatları veya özgürlükleri açısından ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya kalacaklarını ya da siyasi takibata uğrayacaklarını inandırıcı biçimde ortaya koymaları gerekiyor.</p>

<p>Die Zeit’a göre, Almanya genelinde yüzlerce Ukraynalı askerin firar ettiği ve bunların bir bölümünün iltica yoluyla ülkede kalmayı umduğu belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-egitim-goren-ukraynali-askerler-firar-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 23:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/ukraynali-asker.JPG" type="image/jpeg" length="28618"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kıskançlıktan eşini öldüren Erhan Ö. için müebbet hapis talebi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/oglunun-18-yas-gununde-esini-oldurdu-d</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/oglunun-18-yas-gununde-esini-oldurdu-d" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletindeki Schrozberg kentinde 38 yaşındaki Renur Ö.’nün eşi tarafından öldürülmesiyle ilgili davada, 37 yaşındaki Erhan Ö. cinayet suçundan hakim karşısına çıktı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya’nın 6 bin nüfuslu Schrozberg kentinde geçen yıl yaşanan cinayet davası, aile içinde yaşanan trajik bir olayın ayrıntılarını gündeme taşıdı. Üç çocuk annesi 38 yaşındaki Renur Ö., ailesiyle birlikte en büyük oğlunun 18. yaş gününü kutlamaya hazırlanıyordu.</strong></p>

<p>Ancak iddianameye göre kutlama öncesinde genç kadının hayatı, eşi tarafından sonlandırıldı.</p>

<p><strong>Eşini arka merdivende öldürdü</strong></p>

<p>Olay, çiftin birlikte işlettiği “Özbey” adlı döner işletmesinin arka bölümündeki yangın merdiveninde meydana geldi.</p>

<p><img alt="" height="355" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/ozbey.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>İddianameye göre Erhan Ö., eşini burada bekledi ve 38 yaşındaki kadına yaklaşık 50 santimetre mesafeden başına ateş etti. Savcılık, saldırının Renur Ö.’nün kendisini savunmasına fırsat vermeyecek şekilde gerçekleştirildiğini ve bu nedenle cinayetin “tasarlayarak ve hazırlıksız yakalama” niteliği taşıdığını savunuyor.</p>

<p>Davanın ilk duruşmasında savcılık iddianameyi okudu. Savcı Johannes Heth, sanığı cinayeti “alçakça nedenlerle” işlemekle suçladı.</p>

<p>Savcılığın iddiasına göre Erhan Ö., eşinin kendisini aldattığını düşünüyordu. Renur Ö.’yü davranışları nedeniyle sürekli suçlayan sanığın, eşinin ölümünü kendi açısından “onurunu yeniden tesis etmenin” bir yolu olarak gördüğü ileri sürüldü.</p>

<p><strong>“Öldü, bunu hak etti” dediği öne sürüldü</strong></p>

<p>Savcılığın iddiaları bununla da sınırlı değil.</p>

<p>Sanığın, eşini vurduktan sonra silahını üç kez havaya ateşlediği ve ardından “Öldü, bunu hak etti” şeklinde sözler söylediği öne sürülüyor.</p>

<p>Cinayetin ardından Erhan Ö.’nün polisi kendisinin aradığı belirtildi. Sanık, gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı hakimlikte ise olayla ilgili ifade vermedi.</p>

<p>Davanın ilk duruşmasında sanığın savunması yerine yalnızca suçlamalar ve iddianame okundu.</p>

<p><strong>20 yıl önce Türkiye’den Almanya’ya geldiler</strong></p>

<p>Mahkeme tarafından verilen bilgilere göre Erhan Ö. ile Renur Ö. Türkiye’de aynı köyden geliyordu. Kürt kökenli çift, yaklaşık 20 yıl önce Almanya’ya taşındı.</p>

<p>Çift, Schrozberg’de açtıkları döner işletmesiyle bir hayat kurdu ve üç çocuk sahibi oldu.</p>

<p>Cinayetin yaşandığı gün ailenin en büyük çocuğu 18. yaş gününü kutlayacaktı. Ancak doğum günü kutlaması yerine aile, anne acısıyla karşı karşıya kaldı.</p>

<p>Renur Ö.’nün 16 ve 9 yaşlarındaki iki çocuğuyla birlikte üç kardeşin, olayın ardından baba tarafından büyükanne ve büyükbabalarının yanında yaşamaya başladığı bildirildi.</p>

<p><strong>Kararın 23 Eylül’de açıklanması bekleniyor</strong></p>

<p>Erhan Ö. hakkında cinayet suçundan dava açılırken, savcılığın yönelttiği suçlamalar mahkeme tarafından henüz kesinleşmiş bir hüküm olarak değerlendirilmiş değil. Sanık hakkındaki yargılama devam ediyor ve karar aşamasına kadar suçsuzluk karinesi geçerli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dava kapsamında beş duruşma günü daha belirlendi. Mahkemenin kararını 23 Eylül’de açıklaması bekleniyor.</p>

<p>Cinayet suçundan yargılanan Erhan Ö. hakkında mahkûmiyet kararı çıkması halinde müebbet hapis cezası gündeme gelebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KADIN, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, SAĞLIK, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/oglunun-18-yas-gununde-esini-oldurdu-d</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 01:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/erhan-ozbey.JPG" type="image/jpeg" length="62372"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suriye eski Devlet Başkanı Esad’a gıyabında idam cezası verildi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/suriye-eski-devlet-baskani-esada-giyabinda-idam-cezasi-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/suriye-eski-devlet-baskani-esada-giyabinda-idam-cezasi-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye’de bir mahkeme, Aralık 2024’te devrilen eski Devlet Başkanı Beşşar Esad’ı gıyabında idam cezasına çarptırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Esad; kasıtlı cinayet, işkence, keyfi gözaltı ve insanlığa karşı suçlarla itham edildi. Halen Rusya’da sürgünde bulunan Esad’ın Suriye’ye iade edilmesi ise şu aşamada beklenmiyor.</strong></p>

<p>Başkent Şam’daki Dördüncü Ceza Mahkemesi, eski Devlet Başkanı Beşşar Esad hakkında verdiği idam kararını Suriye devlet televizyonundan canlı yayımladı. Karar, Esad’ın devrilmesinden bu yana kendisi hakkında verilen ilk mahkeme kararı oldu.</p>

<p>Mahkeme, Esad’ı birden fazla kişinin kasıtlı olarak öldürülmesi, işkence, keyfi şekilde özgürlükten mahrum bırakma ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu tuttu. Esad’ın yanı sıra kardeşi Mahir Esad ve kuzeni Atef Necib ile eski yönetimin bazı üst düzey isimleri de gıyaplarında idam cezasına çarptırıldı.</p>

<p><strong>Daraa’daki olaylar davanın merkezinde</strong></p>

<p>İdam cezasına çarptırılan isimlerden Esad’ın kuzeni Atef Necib, eski yönetim döneminde güneydeki Daraa kentindeki güvenlik birimlerinin başında bulunuyordu. Necib, insanlığa karşı suçların yanı sıra sistematik cinayet, keyfi gözaltılar ve işkence sonucu ölümlerle suçlandı.</p>

<p>2011 yılında Esad yönetimine karşı başlayan barışçıl protestoların merkezi Daraa olmuştu. Yönetim karşıtı sloganlar ve duvar yazıları nedeniyle gözaltına alınan gençlerin ardından başlayan gösteriler, kısa sürede ülke geneline yayılarak yaklaşık 14 yıl süren iç savaşa dönüştü.</p>

<p>Necib, Esad yönetiminin devrilmesinden birkaç hafta sonra, Ocak 2025’te Lazkiye’de yakalanmıştı. Eski yönetimin üst düzey isimleri arasında Suriye’de yargılanan en önemli kişilerden biri olarak gösteriliyor.</p>

<p>Suriye’de eski Esad yönetiminin sorumlularına yönelik davalar, Nisan ayının sonundan bu yana yeni kurulan Dördüncü Ceza Dairesi’nde görülüyor.</p>

<p><strong>Esad Rusya’da sürgünde</strong></p>

<p>Esad, Aralık 2024’te Türkiye ve ABD destekli cihatçı güçlerin Şam’a yaklaşmasının ardından ailesiyle birlikte Rusya’ya kaçmıştı. Halen Moskova’da yaşadığı bildirilen Esad’ın Rusya tarafından Suriye’ye iade edilmesi şu aşamada beklenmiyor.</p>

<p>Esad’ın kardeşi Mahir’in de Rusya’ya kaçtığı öne sürülüyor. Eski yönetimin güvenlik yapılanmasındaki Mahir Esad da gıyabında idam cezasına çarptırılan isimler arasında yer aldı.</p>

<p><strong>Suriye’de adalet arayışı ve tartışmalar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Esad yönetiminin devrilmesinin ardından açılan davalar, 2011-2024 yılları arasındaki iç savaş döneminde işlenen suçların yargılanması açısından yeni bir döneme işaret ediyor. Bu dönemde yarım milyondan fazla insan hayatını kaybetti ve ülkenin altyapısı büyük ölçüde tahrip oldu.</p>

<p>Ancak Suriye’de savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara ilişkin kapsamlı ve bağımsız bir yargı altyapısının henüz bulunmaması davaların en önemli sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Suriye hukukunda bu suçların bazıları için açık yasal tanımlar bulunmaması ve hakimlerle savcıların bu tür karmaşık davalar konusunda sınırlı deneyime sahip olması eleştiriliyor.</p>

<p>Bazı çevreler, davaların toplumun ve uluslararası aktörlerin adalet taleplerini karşılamaya yönelik siyasi bir girişim olduğunu savunurken, eski yönetim dışındaki çihatçı silahlı grupların işlediği öne sürülen suçların da soruşturulması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Türkiye ve ABD destekli eski cihatçı HTŞ lideri Ahmed eş-Şara, Suriye’nin geçiş sürecinde devlet başkanlığı görevini üstlenmişti. Yeni yönetim, eski rejimin sorumlularının yargılanmasını geçiş döneminin temel başlıklarından biri olarak görüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/suriye-eski-devlet-baskani-esada-giyabinda-idam-cezasi-verildi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 16:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/hafiz-esad.JPG" type="image/jpeg" length="46748"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'den ambulans uçakla Hamburg'a getirildi: Cengiz Orhan, "sakat kalabilirdim"]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/turkiyeden-ambulans-ucakla-hamburga-getirildi-cengiz-orhan-sakat-kalabilirdim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/turkiyeden-ambulans-ucakla-hamburga-getirildi-cengiz-orhan-sakat-kalabilirdim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun yıllar AABF Kuzey Bölge Başkanlığı ve Disiplin Kurulu üyeliği yapan, 12 yıl boyunca Hamburg Alevi Kültür Merkezi Başkanlığı görevini sürdüren Cengiz Orhan, Kuşadası’nda geçirdiği bisiklet kazasının ardından zorlu bir sağlık süreci yaşadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Süheyla KAPLAN</p>

<p><strong>Kaza sonrası Aydın’ın Söke ilçesindeki özel hastaneye kaldırılan Orhan, kalça bölgesinden ameliyat edildi. Ancak ameliyatın ardından şiddetli ağrıları devam etti. Bunun üzerine Almanya’da tedavi olmak isteyen Orhan, yıllar önce yaptırdığı özel yurt dışı sağlık sigortasından yararlanarak Hamburg’a getirildi.</strong></p>

<p><strong>Hamburg’da ikinci ameliyat</strong></p>

<p>Özel sağlık sigortasının organizasyonuyla sağlık ekibinin bulunduğu özel uçakla Hamburg’a nakledilen Orhan, burada bir devlet hastanesinde yeniden muayene edildi. Yapılan röntgen, tomografi ve diğer tetkiklerin ardından Orhan ikinci kez ameliyata alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="373" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/2-154.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /><br />
Hamburg’daki doktorların, Söke’deki bir özel hastanede ilk ameliyatta yerleştirilen vida/çivinin yanlış konumlandırıldığını tespit ettiğini ve doktorların, vidaların kalça ameliyatı sırasında vidanın yanlış yerleştirilmesinden dolayı şiddetli ağrıların olduğu değerlendirmesinde bulunduğu belirtildi.<br />
<br />
“Yanlış yerleştirilen vida bana 10 gün boyunca işkence çektirdi” diyen Orhan, Hamburg’daki doktorların yapılan tespit karşısında şaşkınlık yaşadığını söyledi.<br />
<br />
Orhan ayrıca yaşanan ve tespit edilen ameliyat sonuçları ilgili ADAC doktorlarının da bilgilendirildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="" height="438" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/3-84.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /><br />
<br />
<strong>“İyi ki özel sağlık sigortası yaptırmışım”</strong><br />
<br />
Yaşadığı sürecin ardından özellikle yurt dışında seyahat eden vatandaşlara özel sağlık sigortası yaptırmaları çağrısında bulunan Orhan, yıllar önce ADAC üzerinden yaptırdığı sigortanın bugün kendisi için büyük önem taşıdığını belirtti.<br />
<br />
<strong>Orhan, sigortasının sağlık naklini de kapsadığını belirterek şöyle konuştu:</strong><br />
<br />
<strong>“Ben yıllar önce yurt dışı tatillerinde kullanmak için ADAC üzerinden özel sağlık sigortası yaptırmıştım. Yıllık çok düşük bir meblağ ödüyorsunuz. Sigortanın içinde sağlık nakli de vardı. Bu sayede özel uçakla Hamburg’a getirildim. Eğer bu sigortam olmasaydı, bugün belki de sakat kalabilirdim. Herkesin böyle bir sigorta yaptırmasını tavsiye ediyorum.”</strong><br />
<br />
Kuşadası’ndaki kazadan Söke’deki ilk ameliyata, Hamburg’a naklinden ikinci ameliyata kadar zorlu bir süreç yaşayan Orhan’ın yaşadıkları, yurt dışında seyahat edenler için sağlık sigortasının ve tıbbi nakil hizmetlerinin önemini bir kez daha gündeme getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, HAMBURG, MEDYA, ÖZEL HABER, SAĞLIK, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/turkiyeden-ambulans-ucakla-hamburga-getirildi-cengiz-orhan-sakat-kalabilirdim</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 19:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/1-219.JPG" type="image/jpeg" length="28128"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı genlerde mi, yaşam tarzında mı?]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-genlerde-mi-yasam-tarzinda-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-genlerde-mi-yasam-tarzinda-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Frankfurter Rundschau gazetesinde yayımlanan "Uzun Yaşamın Sırrı 'Mavi Bölgeler'de mi Saklı?" başlıklı makalede gastroenteroloji ve hepatoloji uzmanı Dr. Vittorio Giuliano, uzun ve sağlıklı yaşamın yalnızca genetik mirasla açıklanamayacağını ortaya koyan bilimsel bulguları değerlendiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>"Mavi Bölgeler" olarak bilinen ve yüz yaşını aşan insanların yoğun olarak yaşadığı bölgelerden örnekler veren Giuliano, beslenmeden sosyal ilişkilere kadar birçok etkenin sağlıklı yaşlanmadaki rolüne dikkat çekiyor.</strong></p>

<p>İşte Dr. Vittorio Giuliano'nun <a href="https://www.fr.de/verbraucher/geheimnis-eines-langen-lebens-wie-hundertjaehrige-gesund-altern-zr-94417288.html" rel="nofollow"><strong>"Uzun Yaşamın Sırrı 'Mavi Bölgeler'de mi Saklı?"</strong></a> başlıklı makalesi:</p>

<p>Sardinya'nın küçük bir dağ köyünde, Yunanistan'ın güneşe uzanan İkaria Adası'nda ya da Japonya'nın güneyindeki Okinawa köylerinde zaman sanki biraz daha yavaş akıyor. İnsanlar yalnızca uzun yaşamıyor; ileri yaşlarına rağmen hareketli, zihinsel olarak dinç ve toplumla iç içe kalmayı başarıyor.</p>

<p>Amerikalı araştırmacı Dan Buettner, dünyada yüz yaşını aşan insanların yoğun olarak yaşadığı bu bölgeleri "Mavi Bölgeler" olarak adlandırdı. Japonya'daki Okinawa, İtalya'daki Sardinya, Kosta Rika'daki Nicoya Yarımadası, Yunanistan'daki İkaria ve ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki Loma Linda, bugün uzun ve sağlıklı yaşamın adeta doğal laboratuvarları olarak görülüyor.</p>

<p>Bu bölgelerde yalnızca yaşam süresi dikkat çekmiyor. Kalp ve damar hastalıkları, diyabet, obezite ve demans gibi kronik rahatsızlıkların daha düşük oranlarda görülmesi de bilim insanlarının ilgisini çekiyor. Belki de en çarpıcı nokta şu: Buradaki birçok insan yaşlılığı bir gerileme dönemi olarak değil, hayatın saygınlık, üretkenlik ve anlam taşıyan doğal bir evresi olarak yaşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Genler kader değil</strong></p>

<p>Modern bilim, yaşlanmayı tek bir nedene bağlamıyor. Genetik yapı, çevresel koşullar ve yaşam biçimi, birbiriyle iç içe geçen karmaşık bir tablo oluşturuyor.</p>

<p>Genlerimizi değiştiremeyiz. Ancak nasıl beslendiğimiz, ne kadar hareket ettiğimiz, nasıl uyuduğumuz ve hayatımızı nasıl düzenlediğimiz büyük ölçüde kendi elimizdedir. Başka bir deyişle, genetik bize kartları dağıtır; onları nasıl oynayacağımız ise yaşam tarzımızla ilgilidir.</p>

<p>Mavi Bölgelerde yaşayan insanların ortak bazı alışkanlıkları var. Çoğunlukla doğal ve az işlenmiş gıdalar tüketiyor, günlük hayatın içinde düzenli hareket ediyor, yeterince uyuyor ve ölçülü besleniyorlar.</p>

<p>Okinawa'da nesilden nesile aktarılan "Hara Hachi Bu" kuralı bunun en bilinen örneklerinden biri. Bu anlayışa göre kişi, tamamen doymadan, yaklaşık yüzde 80 oranında doyduğunu hissettiğinde sofradan kalkıyor. Yani mesele yalnızca ne yediğiniz değil, ne kadar yediğiniz de.</p>

<p>Ancak uzun yaşamın formülü mutfakta başlayıp mutfakta bitmiyor.</p>

<p>Güçlü aile bağları, dayanışma, komşuluk ilişkileri, topluma ait olma duygusu ve yaşlılara gösterilen saygı da bu yaşam biçiminin önemli parçaları. İnsan, yalnızca yediklerinden değil, içinde yaşadığı toplumdan da besleniyor.</p>

<p><strong>Yediklerimiz genlerimizi nasıl etkiliyor?</strong></p>

<p>Son yıllarda bilim dünyasının üzerinde en çok durduğu konulardan biri epigenetik.</p>

<p>Besinler yalnızca vücudumuza enerji sağlamıyor; bazı genlerin ne zaman ve ne ölçüde çalışacağını da etkileyebiliyor. Epigenetik, DNA dizisini değiştirmeden genlerin faaliyetini düzenleyen biyolojik mekanizmaları inceliyor.</p>

<p>Bunu bir kitap gibi düşünebiliriz: Genler kitabın metnini oluşturur, epigenetik ise hangi sayfaların açılacağını ve hangi bölümlerin okunacağını belirler.</p>

<p>Stres, uyku kalitesi, çevre kirliliği, pestisitler ve beslenme alışkanlıkları bu biyolojik düzen üzerinde etkili olabilir. DNA metilasyonu, kromatin yapısındaki değişiklikler ve mikro-RNA adı verilen küçük moleküller, genlerin çalışma biçiminde önemli rol oynar.</p>

<p>Özellikle mikro-RNA'ların metabolizma, iltihaplanma ve hücre yaşlanmasıyla bağlantılı olduğu biliniyor. Bazı mikro-RNA değişikliklerinin farklı kanser türleriyle ilişkili olduğu da araştırmalarla gösterildi.</p>

<p>Bilimsel çalışmalar, beslenme biçiminin bu moleküllerin düzeyini etkileyebileceğine işaret ediyor. Bu nedenle sofraya koyduğumuz her şeyin, yalnızca bugünkü sağlığımızı değil, uzun vadede hücrelerimizin çalışma biçimini de etkileyebileceği düşünülüyor.</p>

<p><strong>Agouti farelerinden çarpıcı ders</strong></p>

<p>Beslenmenin biyolojik süreçleri ne kadar etkileyebileceğini gösteren en dikkat çekici araştırmalardan biri, Agouti fareleri üzerinde gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu farelerde bulunan belirli bir genetik özellik, normal koşullarda sarı tüy yapısı, kilo alma eğilimi ve bazı hastalıklara yatkınlıkla ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Ancak bilim insanları, anne farelerin gebelik dönemindeki beslenmesinin yavruların özelliklerini değiştirebildiğini gördü.</p>

<p>Anne farelere, soyada bulunan ve bitkisel östrojen benzeri etki gösterebilen genistein verildiğinde yavruların görünümünde belirgin değişiklikler ortaya çıktı. Yavrular sarı yerine daha koyu renkli tüylere sahip oldu ve aşırı kilo alma eğilimleri azaldı.</p>

<p>Buradaki önemli nokta, genlerin değişmemesiydi. Değişen şey, genlerin çalışma biçimiydi.</p>

<p>Bu sonuçlar, beslenmenin biyolojik programları uzun süreli olarak etkileyebileceğini gösteren güçlü örneklerden biri kabul ediliyor. Bazı araştırmacılar, bu tür mekanizmaların farklı toplumlar arasındaki bazı hastalık oranlarını anlamaya da katkı sağlayabileceğini düşünüyor.</p>

<p><strong>Modern beslenmenin görünmeyen yükü</strong></p>

<p>Genlerin işleyişini yalnızca yararlı besinler etkilemiyor. Vücutta yabancı maddeler olarak tanımlanan "ksenobiyotikler" de bu süreçte rol oynayabiliyor.</p>

<p>Gıda katkı maddeleri, pestisitler, çevre kirleticiler, bazı kozmetik içerikler, küf toksinleri ve çeşitli kimyasal bileşikler bu gruba giriyor.</p>

<p>Bazı maddeler "endokrin bozucu" olarak adlandırılıyor. Bu maddeler hormonal sinyalleri etkileyerek metabolik süreçlerde değişikliklere yol açabiliyor.</p>

<p>Son yıllarda ultra işlenmiş gıdaların tüketiminin hızla artması, bilim dünyasında önemli bir tartışma konusu hâline geldi. Uzmanlar, bu beslenme biçiminin kronik hastalıkların yaygınlaşmasına katkıda bulunabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>Burada sorun yalnızca vitamin veya mineral eksikliği olmayabilir. Bazı maddelerin hücresel düzenleme mekanizmalarına yaptığı daha ince ve uzun vadeli etkiler de önem taşıyabilir.</p>

<p><strong>Yüz yaşını aşanlar ne yiyor?</strong></p>

<p>Mavi Bölgelerde yaşayan toplumların mutfaklarının birbirinden farklı olduğu görülüyor. Ancak sofralarında ortak bazı özellikler bulunuyor.</p>

<p>Beslenmenin temelini sebzeler, baklagiller, meyveler, otlar ve kaliteli yağlar oluşturuyor. Endüstriyel olarak yoğun biçimde işlenmiş ürünler ise günlük yaşamda daha az yer tutuyor.</p>

<p>Bu beslenme biçimleri, yaşlanma süreciyle ilişkili birçok yararlı bileşen içeriyor.</p>

<p>Omega-3 yağ asitleri iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olabilir. Antioksidanlar, hücrelere zarar verebilen oksidatif stresin azaltılmasında rol oynayabilir. Folat ve çinko gibi mikro besinler ise DNA'nın onarım mekanizmalarını destekleyebilir.</p>

<p>Günümüzde Akdeniz tipi beslenme, aralıklı oruç ve ketojenik beslenme modelleri yoğun biçimde araştırılıyor. Bazı çalışmalar, bu yaklaşımların metabolik esnekliği artırabileceğini ve hücrelerin kendini yenileme süreçlerini destekleyebileceğini gösteriyor. Bu süreçlerden biri de "otofaji".</p>

<p>Otofaji, hücrelerin kendi içindeki hasarlı veya işlevini yitirmiş parçaları parçalayıp yeniden değerlendirdiği doğal bir geri dönüşüm sistemi olarak tanımlanabilir. Bir bakıma hücrelerin bahar temizliği.</p>

<p>Bu mekanizmanın hücre sağlığının korunmasında önemli rol oynadığı ve sağlıklı yaşlanmayla bağlantılı olabileceği düşünülüyor.</p>

<p><strong>Asıl sır tek bir besinde değil</strong></p>

<p>Mavi Bölgelerde yaşayan insanların keşfettiği tek bir mucize besin ya da sihirli bir formül yok.</p>

<p>Uzun yaşam, görünüşe göre birçok küçük alışkanlığın yıllar boyunca bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor.</p>

<p>Ölçülü beslenmek, her gün hareket etmek, yeterince uyumak, güçlü sosyal ilişkiler kurmak ve hayata anlam katan bir amaç taşımak, bu bütünün parçaları.</p>

<p>Bilimsel araştırmalar, bu alışkanlıkların yalnızca kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlamadığını; metabolizmadan hücresel onarım süreçlerine, genlerin çalışma biçiminden iltihaplanma mekanizmalarına kadar birçok biyolojik sistemi etkileyebileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle uzun yaşam, tek bir "süper gıda"nın ya da sıra dışı genlerin sonucu olmayabilir.</p>

<p>Asıl mesele, her gün yaptığımız küçük seçimlerin yıllar içinde büyük bir etki yaratması.</p>

<p>Mavi Bölgelerin bize verdiği en önemli ders belki de "Nasıl yüz yaşına kadar yaşarız?" sorusunun yanıtı değil.</p>

<p>Asıl soru şu:</p>

<p>Sahip olduğumuz yılları nasıl daha sağlıklı, daha anlamlı ve daha dolu yaşayabiliriz?</p>

<p>Çünkü uzun yaşamak önemli. Ancak asıl değerli olan, yaşadığımız yıllara hayat katabilmek…</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/07/dr-vittorio-giuliano.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Dr. Vittorio Giuliano kimdir?</strong></p>

<p>Dr. Vittorio Giuliano, gastroenteroloji ve hepatoloji alanında uzman bir hekimdir. Tıp eğitimini Roma'daki La Sapienza Üniversitesi'nde, uzmanlık eğitimini ise Perugia Üniversitesi'nde tamamlayan Giuliano, 2005 yılından bu yana sindirim sistemi hastalıkları, karaciğer, pankreas ve bağırsak rahatsızlıkları üzerine çalışmalar yürütüyor.</p>

<p>2016-2018 yılları arasında Danimarka'nın Hjørring kentinde danışman hekim olarak görev yapan Giuliano, Yeşil Burun Adaları'nda da gönüllü hekimlik yaptı. Bölgesel Çölyak Merkezi'nin yöneticisi olan Giuliano, yüksek çözünürlüklü ultrason, elastografi ve kontrastlı görüntüleme gibi modern tanı yöntemlerini koruyucu hekimlik yaklaşımıyla birleştiriyor.</p>

<p>Uzun ve sağlıklı yaşam, koruyucu tıp ve sindirim sistemi hastalıkları üzerine bilimsel çalışmaları uluslararası dergilerde yayımlanan Giuliano, erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaşam kalitesini artırmadaki önemine dikkat çeken çalışmalarıyla tanınıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, EĞİTİM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, SAĞLIK, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-genlerde-mi-yasam-tarzinda-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/07/saglik-4.JPG" type="image/jpeg" length="83592"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Berlin'de seri cinayet davasında şok itiraf: Doktor 12 hastayı öldürdüğünü kabul etti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/berlinde-seri-cinayet-davasinda-sok-itiraf-doktor-12-hastayi-oldurdugunu-kabul-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/berlinde-seri-cinayet-davasinda-sok-itiraf-doktor-12-hastayi-oldurdugunu-kabul-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın başkenti Berlin'de, ağır hastalara bakım veren (palyatif bakım) bir doktorun hastalarını öldürdüğü iddiasıyla yargılandığı davada çarpıcı bir gelişme yaşandı. Yaklaşık bir yıldır sessizliğini koruyan 41 yaşındaki doktor, davanın 54. duruşmasında ilk kez konuşarak, hakkında yöneltilen 15 cinayet suçlamasının 12'sini kabul etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Berlin Eyalet Mahkemesi'nde ifade veren sanık doktor, "Ancak şimdi yaptıklarımı açıklayabilecek durumdayım ve yaptıklarımın sorumluluğunu üstleniyorum." diyerek mağdur yakınlarından, ailesinden ve meslektaşlarından özür diledi.</strong></p>

<p><strong>"Hastaları acılarından kurtardığımı düşündüm"</strong></p>

<p>Yaklaşık 30 dakika süren açıklamasında doktor, itirafının nedeninin "ezici deliller" olmadığını, son aylarda kendi vicdanıyla yüzleşmesi olduğunu söyledi.</p>

<p>Hastalarının "acı ve ağır hastalık sürecinden kurtulmasını" istediğine kendisini inandırdığını belirten sanık, "Her olaydan sonra 'Buna son vermeliyim' diye düşündüm. Yaptıklarımdan nefret ediyordum." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mahkemede ayrıca, daha önce cezaevinden eşiyle yaptığı ve gizlice kaydedilen telefon görüşmeleri de gündeme geldi. Sanığın bu konuşmalarda da bazı ölümleri kabul ettiği, ancak bunların cinayet olmadığını savunduğu ortaya çıkmıştı. Doktor, eşiyle yaptığı görüşmede eylemlerini "yanlış yöntemlerle yapılmış ahlaki bir davranış" olarak nitelendirmişti.</p>

<p><strong>15 cinayet davası sürüyor, 76 ölüm daha soruşturuluyor</strong></p>

<p>Berlin Savcılığı, sanığın Eylül 2021 ile Temmuz 2024 tarihleri arasında, ağır ve tedavisi mümkün olmayan hastalardan 15'ini öldürdüğünü öne sürüyor.</p>

<p>Savcılığa göre doktor, hastaların savunmasız durumundan yararlanarak "haince" ve "alçakça saiklerle" hareket etti. Bazı olaylarda ise cinayetleri gizlemek amacıyla yangın çıkardığı iddia ediliyor.</p>

<p>Mahkemede 15 cinayet dosyası görülmeye devam ederken, savcılık aynı doktorla bağlantılı 76 şüpheli ölüm hakkında da soruşturmasını sürdürüyor. Bu kapsamda son aylarda yeni mezar açma (eksümasyon) işlemleri de gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="" height="449" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/mahkeme-4.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Ömür boyu hapis cezası alacağımı biliyorum"</strong></p>

<p>Ağustos 2024'ten bu yana tutuklu bulunan sanık doktor, ömür boyu hapis cezasına çarptırılacağını bildiğini belirterek, "Belki bu, yakınlarını kaybeden aileler için bir nebze teselli olur." dedi.</p>

<p>Berlin Eyalet Mahkemesi'nde devam eden dava, Almanya'da son yılların en büyük sağlık sistemi kaynaklı ceza davalarından biri olarak görülüyor. Soruşturmanın genişletilmesiyle birlikte sanık hakkındaki suçlama sayısının önümüzdeki dönemde daha da artabileceği değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/berlinde-seri-cinayet-davasinda-sok-itiraf-doktor-12-hastayi-oldurdugunu-kabul-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/dr-3.jpg" type="image/jpeg" length="38520"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs alarmı: Gemide 23 ülkeden yolcu ve mürettebat bulunuyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/hantavirus-alarmi-gemide-23-ulkeden-yolcu-ve-murettebat-bulunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/hantavirus-alarmi-gemide-23-ulkeden-yolcu-ve-murettebat-bulunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hantavirüs vakalarının tespit edildiği Hollanda bandıralı “MV Hondius” adlı yolcu gemisi, İspanya’nın Kanarya Adaları’ndaki Tenerife kentinde bulunan Granadilla de Abona Limanı’na ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gemideki yolcuların tahliye ve ülkelerine dönüş süreci başlatılırken, Fransa’ya gönderilen yolculardan birinde hastalık belirtileri görüldüğü açıklandı. Almanya’da ise Berlin Charité Hastanesi’nin bir yolcu için karantina hazırlığı yaptığı bildirildi.</strong></p>

<p>Yerel saatle 06.00 sıralarında limana ulaşan gemideki yolcular, Liman Müdürlüğüne ait teknelerle gruplar halinde karaya çıkarılmaya başlandı. İlk etapta 15 kişinin tahliye edildiği ve bu kişilerin Tenerife’den İspanya devletine ait bir uçakla Madrid’e götürülerek Gomez Ulla Askeri Hastanesi’nde karantinaya alınacağı açıklandı.</p>

<p>İspanya Sağlık Bakanlığı, daha sonra gemide bulunan Fransız ve Kanadalı yolcuların da özel uçuşlarla ülkelerine gönderildiğini duyurdu. Hollandalı, Türk, İngiliz, İrlandalı ve ABD’li yolcuların da gün içerisinde Tenerife Havalimanı’ndan ayrılmasının planlandığı belirtildi.</p>

<p><strong>Fransa’ya gönderilen yolcuda semptom görüldü</strong></p>

<p>Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, sosyal medya platformu X üzerinden (eski adı Twitter) yaptığı açıklamada, Paris yakınlarındaki Le Bourget Havalimanı’na ulaşan beş Fransız yolcudan birinde uçuş sırasında hantavirüs semptomlarının ortaya çıktığını bildirdi.</p>

<p>Açıklamada, beş yolcunun tamamının inişin ardından sıkı karantina altına alındığı ve Paris’te bir hastanede detaylı sağlık kontrollerinden geçirileceği belirtildi.</p>

<p>İspanya Sağlık Bakanı Mónica García ise yolcuların gemiden ayrılmadan önce yeniden kontrolden geçirildiğini ve tamamının semptomsuz olarak değerlendirildiğini açıklamıştı.</p>

<p><strong>Berlin Charité’de karantina hazırlığı</strong></p>

<p>Almanya’da da sağlık kurumları olası vakalara karşı hazırlıklarını sürdürüyor. Berlin Senatosu Sağlık İdaresi Sözcüsü, Alman Haber Ajansı’na (dpa) yaptığı açıklamada, Alman yolculardan birinin Berlin Charité Hastanesi’ne sevk edilmesinin planlandığını bildirdi.</p>

<p>Açıklamada, “Bu vaka için Charité’nin enfeksiyon hastalıkları bölümüne kabul ve ilgili sağlık dairesi tarafından karantina uygulanması öngörülüyor” denildi.</p>

<p>Söz konusu kişinin şu ana kadar herhangi bir semptom göstermediği ve Berlin-Brandenburg bölgesinden olduğu belirtildi. Brandenburg Sağlık Bakanlığı ise eyaletten başka bir kişinin etkilenmediğini açıkladı.</p>

<p>Alman makamları, Alman yolcuların önce Hollanda’ya götürüleceğini, ardından kendi eyaletlerinde karantinaya alınacağını duyurdu.</p>

<p><strong>Gemide 23 ülkeden yolcu ve mürettebat bulunuyor</strong></p>

<p>“MV Hondius” gemisinde toplam 147 kişinin bulunduğu açıklandı. Yolcu ve mürettebat arasında Filipinler, İngiltere, ABD, İspanya, Hollanda, Almanya, Fransa, Ukrayna, Kanada, Avustralya ve Türkiye dahil 23 ülkeden kişiler yer alıyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre gemide şimdiye kadar, insandan insana bulaşabilen And Dağları varyantı hantavirüse bağlı üç doğrulanmış enfeksiyon ve iki şüpheli vaka tespit edildi. Son haftalarda aralarında bir Alman vatandaşının da bulunduğu üç yolcu yaşamını yitirdi.</p>

<p><strong>Hantavirüs nasıl bulaşıyor?</strong></p>

<p>Hantavirüsün çoğunlukla kemirgenlerden bulaştığı biliniyor. Virüs; kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar veya salyalarının karıştığı havanın solunmasıyla, bazen de ısırık ve tırmalama yoluyla insanlara geçebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalık genellikle ateş, kas ağrısı ve yorgunluk belirtileriyle başlıyor. Ağır vakalarda ise solunum yetmezliği, iç kanama ve böbrek yetmezliği görülebiliyor.</p>

<p>İspanyol yetkililer, yolcuların transfer sürecinde sivil halkla hiçbir temas kurulmaması için geniş güvenlik ve sağlık önlemleri alındığını, tüm görevlilerin FFP2 tipi maske kullandığını açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/hantavirus-alarmi-gemide-23-ulkeden-yolcu-ve-murettebat-bulunuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/gemi2.png" type="image/jpeg" length="20293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’da “patates krizi”: 700 ton ürün elde kaldı, çiftçi ücretsiz dağıtıyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-patates-krizi-700-ton-urun-elde-kaldi-ciftci-ucretsiz-dagitiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-patates-krizi-700-ton-urun-elde-kaldi-ciftci-ucretsiz-dagitiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinde patates üreticileri ciddi bir arz fazlası kriziyle karşı karşıya. Hendrik Staacke adlı çiftçi, elinde kalan yaklaşık 700 ton patatesi satamayınca çareyi ürünü ücretsiz dağıtmakta buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lemgrabe yakınlarında üretim yapan Staacke ailesi, geçen yılki hasadın yaklaşık üçte birine denk gelen patatesleri piyasaya sunamadı. Çiftçiye göre mevcut koşullarda satış neredeyse imkânsız hale geldi. Biyogaz tesislerinin dolu olması ve artan yakıt maliyetleri nedeniyle ürünlerin hayvan yemi olarak taşınmasının da ekonomik olmadığı belirtiliyor.</p>

<p><img alt="J Saacke" height="451" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/j-saacke.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Rekor hasat, çöken piyasa</strong></p>

<p>Aşağı Saksonya Eyaleti Tarım Odası (Landwirtschaftskammer Niedersachsen) verilerine göre krizin temel nedeni son yıllarda artan ekim alanları ve elverişli hava koşulları sayesinde elde edilen rekor düzeydeki hasat. Almanya ve Avrupa genelinde üretimin artması, piyasada ciddi bir arz fazlasına yol açtı.</p>

<p>Bu durum yalnızca fiyatların düşmesine neden olmadı; aynı zamanda alıcıların daha seçici davranmasına yol açtı. Tüccarlar çoğunlukla yalnızca en kaliteli ürünleri tercih ederken, geriye kalan büyük miktarda ürün çiftçilerin depolarında kaldı. Uzmanlara göre patateslerin uzun süre depolanması kaliteyi de hızla düşürüyor.</p>

<p><strong>“Böylesini hiç görmedim”</strong></p>

<p>Aile işletmesinin 100 yılı aşkın geçmişine rağmen böylesi bir durumla ilk kez karşılaştıklarını söyleyen Staacke ailesi, Avrupa genelinde benzer bir tablo yaşandığını belirtiyor. Aileden Jürgen Staacke,<strong> “Her yerde depolar dolu, böyle bir fazlayı daha önce hiç görmedim” </strong>diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekti.</p>

<p>Hasadın bir kısmı biyogaz tesislerine gönderilse de kapasite sınırlamaları nedeniyle çözüm olmadı. Hayvan yemi olarak değerlendirme seçeneği ise yüksek nakliye maliyetleri nedeniyle uygulanamıyor.</p>

<p><img alt="Almanya-52" height="437" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/almanya-52.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Ücretsiz dağıtım kararı</strong></p>

<p>Satış şansı kalmayan ve depoda bekledikçe kalitesi düşen patatesler için aile radikal bir karar aldı. 700 tonluk ürün hafta sonu ücretsiz olarak dağıtılacak.</p>

<p>Hendrik Staacke, “İsteyen herkes gelip ihtiyacı kadar alabilir. Bir kova ile gelen de, römorkla gelen de başımızın üstünde yeri var” sözleriyle çağrı yaptı.</p>

<p>Ancak aile, bu girişime rağmen ürünün büyük bölümünün elde kalmasından endişe ediyor. Beklentiler sınırlı: birkaç yüz kilogramın dağıtılabilmesi bile “iyi senaryo” olarak görülüyor. Geri kalan patateslerin ise imha edilmesi gündemde.</p>

<p><strong>Gıda israfı endişesi</strong></p>

<p>Toplam 45 hektarlık alanda üretim yapan Staacke ailesi için en büyük kaygı ekonomik kaybın ötesinde gıda israfı. <strong>“Bunlar hâlâ değerli gıda ürünleri. Çöpe gitmeleri çok üzücü olur”</strong> diyen aile, benzer krizlerin tekrar yaşanmaması için piyasa dengelerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan yeni sezon için ekim çalışmaları sürerken çiftçiler, “mükemmel hava koşullarının” yeniden aynı sonucu doğurup doğurmayacağı konusunda belirsizlik yaşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-patates-krizi-700-ton-urun-elde-kaldi-ciftci-ucretsiz-dagitiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/almanya-da-patates.JPG" type="image/jpeg" length="54703"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hürmüz Boğazı'nda gerilim tırmanıyor: İran, İngiltere’ye ait kargo gemisine ateş açtı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/hurmuz-bogazinda-gerilim-tirmaniyor-iran-ingiltereye-ait-kargo-gemisine-ates-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/hurmuz-bogazinda-gerilim-tirmaniyor-iran-ingiltereye-ait-kargo-gemisine-ates-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Doğu’da gerilim yeniden yükselirken, Hürmüz Boğazı’nda bir yük gemisine yönelik saldırı tansiyonu artırdı. İngiliz Deniz Ticaret Örgütü (UKMTO), bir kargo gemisinin Umman açıklarında, İran’ın yaklaşık sekiz deniz mili batısında ateş altına alındığını ve durdurulduğunu bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>UKMTO’ya göre mürettebatın sağlık durumu iyi, gemide ciddi hasar oluşmadı. Geminin hangi ülke bayrağı taşıdığına dair bilgi paylaşılmazken, İran basını saldırıyı doğruladı. İran’a yakın Nour News, Devrim Muhafızları’nın uyarılara uymayan gemiye ateş açtığını yazdı. Fars Haber Ajansı ise olayı İran’ın Hürmüz üzerindeki kontrolünün “meşru bir uygulanması” olarak nitelendirdi.</p>

<p><strong>ABD-İran hattında sert mesajlar</strong></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutmaya devam etmesi halinde ekonomik olarak çöküşe sürükleneceğini savundu. Trump, İran’ın aslında boğazı açmak istediğini ancak “itibarını korumak” için farklı bir tutum sergilediğini öne sürdü.</p>

<p>Öte yandan Trump, İran’a yönelik sert tehditlerde de bulunarak, olası bir anlaşmanın ancak ağır koşullar altında mümkün olabileceğini ifade etti. İran Devrim Muhafızları ise yaptıkları açıklamada, ordunun “en üst düzey hazırlık” halinde olduğunu ve olası bir tırmanmada “yıkıcı karşılık” verebileceğini duyurdu.</p>

<p><strong>Petrol piyasalarında endişe sürüyor</strong></p>

<p>ABD’nin açıkladığı ateşkes uzatımına rağmen enerji piyasalarında kaygı devam ediyor. Kuzey Denizi petrolü Brent’in varil fiyatı kısa süreliğine 100 doların üzerine çıktıktan sonra 99 dolar seviyesine geriledi. Bu, günlük bazda yaklaşık yüzde 4’lük artış anlamına geliyor.</p>

<p>Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizliğin küresel petrol arzı üzerinde risk oluşturmaya devam ettiğini belirtiyor.</p>

<p><img alt="Hürmüz Bogazi" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/hurmuz-bogazi.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Uluslararası müdahale hazırlığı</strong></p>

<p>Hürmüz’de ticari gemilerin güvenliğini sağlamak amacıyla 30’dan fazla ülkenin askeri yetkilileri Londra’da bir araya geliyor. İngiltere ve Fransa öncülüğünde planlanan olası deniz misyonunun, tarafsız bir şekilde ticaret gemilerine refakat etmesi hedefleniyor. Almanya’nın da mayın temizleme ve deniz gözetimi alanlarında katkı sunabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ise ateşkesin uzatılmasını memnuniyetle karşılarken, olası bir anlaşmada İran’ın nükleer programının denetimi için kurumun sürece dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>İsrail-Filistin hattında şiddet</strong></p>

<p>Bölgede gerilim sadece Hürmüz ile sınırlı değil. Batı Şeria’nın kuzeyinde, Nablus yakınlarında bir Filistin köyünde çıkan yangınlarda aralarında bir çocuğun da bulunduğu sekiz kişi yaralandı. Filistin kaynakları, olayların İsrailli yerleşimcilerin araçları ateşe vermesi ve bir evi yakmaya çalışması sonucu çıktığını bildirdi.</p>

<p>İsrail ordusu olayla ilgili inceleme başlatıldığını duyururken, şu ana kadar gözaltı yapılmadığı bildirildi. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir daha önce benzer saldırıları “kabul edilemez” olarak nitelendirmişti. Ancak güvenlik güçlerinin yerleşimci şiddetine karşı yeterince müdahale etmediği yönündeki eleştiriler sürüyor.</p>

<p><strong>Lübnan’da ateşkes ihlalleri</strong></p>

<p>İsrail ile Hizbullah arasında ilan edilen ateşkese rağmen Lübnan’da da çatışmalar devam ediyor. Ülkenin doğusunda düzenlenen bir İsrail insansız hava aracı saldırısında bir kişi hayatını kaybetti, iki kişi yaralandı. Güney bölgelerinde ise topçu atışları ve yıkım rapor edildi.</p>

<p>Hizbullah, İsrail’in ateşkesi ihlal ettiğini öne sürerek kuzey İsrail’e roket ve İHA saldırıları düzenlediğini açıkladı. İsrail ordusu da buna karşılık füze rampalarını hedef aldığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Diplomatik gerilim ve iç tartışmalar</strong></p>

<p>Almanya’da ise hükümetin AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınmasına karşı çıkması tartışma yarattı. SPD’li siyasetçi Adis Ahmetović, Berlin’in bu tutumunun Avrupa’nın ortak dış politika geliştirmesini engellediğini savundu.</p>

<p><strong>İran’da idam kararı</strong></p>

<p>İran’da İsrail adına casusluk yaptığı gerekçesiyle bir kişi idam edildi. Yargı makamları, söz konusu kişinin gizli bilgileri İsrail istihbarat servisi Mossad’a aktardığını açıkladı.</p>

<p>Bölgede hem askeri hem diplomatik cephede yaşanan gelişmeler, Orta Doğu’da kırılgan ateşkesin her an daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşebileceği endişesini artırıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/hurmuz-bogazinda-gerilim-tirmaniyor-iran-ingiltereye-ait-kargo-gemisine-ates-acti</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/iran-9.jpg" type="image/jpeg" length="96322"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul’da zehirlenerek ölen Böcek ailesinin davası başlıyor: 6 sanık hakim karşısında]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/istanbulda-zehirlenerek-olen-bocek-ailesinin-davasi-basliyor-6-sanik-hakim-karsisinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/istanbulda-zehirlenerek-olen-bocek-ailesinin-davasi-basliyor-6-sanik-hakim-karsisinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye tatili faciayla sonuçlanan Hamburglu ailenin ölümüyle ilgili dava İstanbul’da başlıyor. Zehirli gaz, geciken müdahale ve usulsüz uygulamalar iddialarıyla altı sanık yargılanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kasım ayında İstanbul’da tatil yapan Hamburglu bir ailenin Türkiye ziyareti trajediyle sonuçlandı. Anne Çiğdem Böcek (27) ile 3 yaşındaki Masal ve 5 yaşındaki Kadir Muhammed, kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybetti. Baba Servet Böcek (38) ise yoğun bakımda geçen birkaç günün ardından yaşamını yitirdi</strong></p>

<p>Ailenin, şehir gezisinin ardından mide bulantısı ve kusma şikayetleriyle hastaneye başvurduğu, ilk müdahalenin ardından taburcu edildikleri, ancak aynı gün yeniden hastaneye kaldırıldıkları öğrenildi.</p>

<p><strong>İlk şüphe gıda zehirlenmesiydi</strong></p>

<p>Başlangıçta doktorlar ve yetkililer, olayın sokak yemeklerinden kaynaklanan bir gıda zehirlenmesi olabileceğini değerlendirdi. Ancak benzer şikayetlerle iki turistin daha hastaneye kaldırılması üzerine ailenin kaldığı otel incelemeye alındı.</p>

<p>Hazırlanan bilirkişi raporu, ölüm nedeninin otelde haşereyle mücadele amacıyla kullanılan bir insektisit nedeniyle meydana gelen zehirlenme olduğunu ortaya koydu. Adli tıp incelemesinde, otel odasında ve havlularda son derece zehirli bir gaz olan fosfin tespit edildi.</p>

<p><strong>Zehirli gaz: Fosfin</strong></p>

<p>Haşereyle mücadelede kullanılan alüminyum fosfit maddesi, nemle temas ettiğinde fosfin gazına dönüşüyor. Bu gaz, vücutta hücrelere zarar vererek özellikle yüksek yoğunlukta oksijen taşınmasını engelliyor ve solunduğunda hayati risk oluşturuyor.</p>

<p>Fosfin; öksürük, kusma, karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluklarına yol açabiliyor. Almanya’da bu maddenin kullanımı sıkı kurallara bağlıyken, Türkiye’de de benzer şekilde sınırlı ve denetimli kullanım şartları bulunuyor. Uzmanlara göre bu maddenin yatak böceği gibi zararlılar için kullanılması son derece tehlikeli.</p>

<p><strong>6 sanık yargılanacak</strong></p>

<p>Olayla ilgili İstanbul’da başlayacak davada, otel sahibi ve ilaçlama şirketi yetkilisinin de aralarında bulunduğu altı kişi yargılanacak. Sanıklar hakkında “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla 2 yıl 8 aydan 22 yılın üzerinde hapis cezası talep ediliyor. Bir otel çalışanı için ise 15 yıla kadar hapis isteniyor.</p>

<p>İddianamede, ilaçlama şirketinin gerekli izinlere sahip olmadığı ve ciddi ihmaller bulunduğu belirtiliyor. Ayrıca bir otel çalışanının tıbbi müdahaleyi geciktirdiği öne sürülüyor. Buna göre, otelin ana giriş kapısının kilitli olduğu ve ailenin yaklaşık yedi dakika boyunca yardım beklemek zorunda kaldığı ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Güvenlik kameraları ortaya çıktı</strong></p>

<p>Türk medyasında yayımlanan güvenlik kamerası görüntülerinde, babanın kucağında bir çocukla kapıyı açmaya çalıştığı ve çaresizce yardım istediği anlar yer aldı. Görüntülerde ambulansın dışarıda beklediği görülüyor.</p>

<p><strong>Ailenin hikayesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anne ve babanın Türk kökenli Alman vatandaşı olduğu ve Hamburg’da yaşadıkları belirtildi. Babanın havalimanında çalıştığı ifade edilirken, İstanbul seyahatinin eşine hediye olduğu öğrenildi.</p>

<p>Aile yakınları tarafından mütevazı ve yardımsever olarak tanımlanan ailenin küçük oğlunun Galatasaray taraftarı olduğu aktarıldı. Aile, Afyonkarahisar’da toprağa verildi.</p>

<p><strong>Benzer bir şüpheli ölüm daha</strong></p>

<p>Öte yandan, Kasım 2024’te Türkiye’de hayatını kaybeden bir Alman Erasmus öğrencisinin ölümüyle ilgili de benzer bir ihtimal gündeme geldi. İlk etapta gıda zehirlenmesi denilen olayda, daha sonra hazırlanan adli rapor, öğrencinin yatak böceklerine karşı kullanılan bir pestisit nedeniyle zehirlenmiş olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Rapora göre, kullanılan kimyasal gaz haline gelerek bina içinde yayılmış ve öğrencinin bulunduğu kata kadar ulaşmış olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÜNDEM, HAMBURG, MEDYA, ÖZEL HABER, SAĞLIK, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/istanbulda-zehirlenerek-olen-bocek-ailesinin-davasi-basliyor-6-sanik-hakim-karsisinda</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/2-136.JPG" type="image/jpeg" length="35117"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İspanya, Meksika ve Brezilya’dan Küba çağrısı: “Samimi ve saygılı diyalog” kurulsun]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/ispanya-meksika-ve-brezilyadan-kuba-cagrisi-samimi-ve-saygili-diyalog-kurulsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/ispanya-meksika-ve-brezilyadan-kuba-cagrisi-samimi-ve-saygili-diyalog-kurulsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İspanya, Meksika ve Brezilya, Küba’daki derinleşen kriz nedeniyle endişelerini dile getirerek uluslararası hukuk çerçevesinde diyalog çağrısı yaptı. Üç ülke, yayımladıkları ortak açıklamada Küba’daki “dramati̇k durum” ve ağırlaşan insani krize dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Barselona'da Sosyalist Enternasyonal, Avrupa Sosyalist Partisi (PES) ve İlerici İttifak’ın (PI) ortak düzenlediği Küresel İlerici Seferberlik’in (Global Progressive Mobilisation) toplantısında, Küba için İspanya, Meksika ve Brezilya’dan ortak çağrı geldi: Küba ile “samimi ve saygılı bir diyalog” kurulsun.</strong></p>

<p>Meksika Dışişleri Bakanlığı tarafından cumartesi günü yayımlanan ortak açıklamada, Küba ile “samimi ve saygılı bir diyalog” kurulması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, ülkenin içinde bulunduğu durumun hafifletilmesi için gerekli adımların atılması çağrısı yapıldı.</p>

<p>ABD doğrudan anılmasa da, Küba’nın Washington yönetiminin yoğun baskısı altında olduğuna işaret edilerek, “ağır bir insani kriz” yaşandığı ifade edildi.</p>

<p>Üç ülke, çözümün Küba halkının kendi geleceğini özgür ve bağımsız biçimde belirleyebilmesini garanti altına alması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Krizin arka planı: Ekonomik çöküş ve enerji sıkıntısı</strong></p>

<p>Küba, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana en ağır ekonomik krizini yaşıyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin uyguladığı petrol ablukasının krizi daha da derinleştirdiği belirtiliyor.</p>

<p>Son aylarda ülkede günler süren yaygın elektrik kesintileri yaşanırken, toplu taşıma ciddi şekilde aksadı. Yakıt kıtlığı nedeniyle benzin dağıtımı sınırlandırıldı, bazı uluslararası havayolu şirketleri ise yakıt sıkıntısı nedeniyle Küba’ya uçuşlarını durdurdu.</p>

<p><strong>Uluslararası temaslar ve siyasi mesaj</strong></p>

<p>İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Barselona’da düzenlenen toplantıda Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ve Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum’un da aralarında bulunduğu çok sayıda sol görüşlü lideri ağırladı. Küba’ya ilişkin ortak açıklama da bu temaslar sırasında gündeme geldi.</p>

<p>ABD yönetimi ise Küba’dan ekonomik ve siyasi reformlar talep etmeye devam ediyor. Başkan Trump’ın, ada ülkesine yönelik sert politikalarının ve zaman zaman dile getirdiği müdahale söylemlerinin uluslararası alanda tartışma yarattığı belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/ispanya-meksika-ve-brezilyadan-kuba-cagrisi-samimi-ve-saygili-diyalog-kurulsun</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/cuba-5.JPG" type="image/jpeg" length="50005"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
