<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/medya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2026 08:49:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/medya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’da Yüksel Koç’un PKK yöneticiliği iddiasıyla yargılanması isteniyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-yuksel-kocun-pkk-yoneticiligi-iddiasiyla-yargilanmasi-isteniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-yuksel-kocun-pkk-yoneticiligi-iddiasiyla-yargilanmasi-isteniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da PKK’nin Avrupa yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Yüksel Koç hakkında iddianame hazırlandı. Savcılık, Koç'un 2016-2023 yılları arasında örgütün Avrupa yapılanmasının yönetiminde yer aldığını ve propaganda faaliyetlerini koordine ettiğini öne sürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya Federal Başsavcılığı, PKK’nin Avrupa yapılanmasının yönetim kademesinde yer aldığı öne sürülen Yüksel Koç hakkında iddianame hazırladı.</strong></p>

<p><strong>Süheyla KAPLAN</strong></p>

<p>Savcılık, Koç'un 2016-2023 yılları arasında örgütün Avrupa yapılanmasında görev aldığını ve propaganda faaliyetlerinin koordinasyonunda rol oynadığını ileri sürdü.</p>

<p>Federal Başsavcılığın açıklamasına göre iddianame, 6 Ağustos 2026’da Hamburg Yüksek Eyalet Mahkemesi Devlet Güvenliği Dairesine sunuldu. Yüksel Koç, Almanya’da yabancı terör örgütü olarak kabul edilen PKK’ye üye olmak ve örgüt adına faaliyet yürütmekle suçlanıyor.</p>

<p>[related-posts id="115970" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<p><strong>PKK’NİN AVRUPA YAPILANMASINDA YÖNETİCİLİKLE SUÇLANIYOR</strong></p>

<p>Savcılığın iddianamesinde yer alan suçlamalara göre Yüksel Koç, Haziran 2016 ile Temmuz 2023 arasında Avrupa Kürt Demokratik Toplumlar Kongresi’nin (KCDK-E) eş başkanlığını yürüttü. Federal Başsavcılık, Koç'un bu görevi sırasında PKK’nin Avrupa yapılanmasının yönetim kademesinde bulunduğunu öne sürdü.</p>

<p>Savcılığa göre Koç, Avrupa yapılanmasının yönetiminden gelen talimatları uyguladı ve örgütün Avrupa’daki kamuoyu oluşturma ve propaganda faaliyetlerinin koordinasyonu ile yürütülmesinde görev aldı. Koç'un çeşitli etkinliklerde konuşmalar yaptığı, PKK’nin farklı örgütsel kademeleriyle ve örgüte bağlı veya örgüte yakın medya kuruluşlarıyla birlikte çalıştığı da iddianamede öne sürüldü.</p>

<p><strong>2025’TE TUTUKLANMIŞTI</strong></p>

<p>Yüksel Koç, 20 Mayıs 2025’te Bremen’de gözaltına alınarak tutuklandı. Hakkındaki tutuklama kararının, Federal Yüksek Mahkeme soruşturma hâkimi tarafından 1 Ağustos 2025’te uygulanmaktan kaldırıldığı belirtildi. Federal Başsavcılığın talebi üzerine tutuklama kararı 7 Mayıs 2026’da tamamen kaldırıldı.</p>

<p>[related-posts id="116190" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<p>Alman makamları, Koç hakkındaki suçlamaların Alman Ceza Kanunu’nun 129a ve 129b maddeleri kapsamında bulunduğunu bildirdi. İddianamenin kabul edilip edilmeyeceğine ve davanın açılıp açılmayacağına Hamburg Yüksek Eyalet Mahkemesi karar verecek.</p>

<p>PKK, Mayıs 2025’te örgütün feshedildiğini ve Türkiye devletine karşı onlarca yıldır sürdürdüğü silahlı mücadelenin sona erdiğini açıklamıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüksel Koç hakkındaki iddianamenin hazırlanması, kendisinin suçlu bulunduğu anlamına gelmiyor. Hakkındaki nihai karar, yargılama sonucunda verilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-yuksel-kocun-pkk-yoneticiligi-iddiasiyla-yargilanmasi-isteniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 07:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/y-koc.JPG" type="image/jpeg" length="73947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rusya’dan İngiltere ve Fransa’ya sert uyarı: “Ateşle oynuyorsunuz”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/rusyadan-ingiltere-ve-fransaya-sert-uyari-atesle-oynuyorsunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rusyadan-ingiltere-ve-fransaya-sert-uyari-atesle-oynuyorsunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya, İngiltere ve Fransa’nın Ukrayna’ya Storm Shadow/SCALP seyir füzelerinin üretimine ilişkin hassas teknolojileri aktarma kararının ardından Londra ve Paris’i sert biçimde uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Moskova, Ukrayna’nın İngiliz yapımı füzeleri Rusya topraklarındaki hedeflere karşı kullanması halinde İngiliz askeri hedeflerinin vurulabileceğini açıkladı.</strong></p>

<p>Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, İngiltere ve Fransa’nın Ukrayna’ya füze teknolojisi aktararak “ateşle oynadığını” söyledi.</p>

<p>Zaharova, söz konusu adımın savaşın yeni ve öngörülemeyen bir aşamaya taşınmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Moskova’dan İngiltere’ye doğrudan saldırı uyarısı</strong></p>

<p>Zaharova, Ukrayna ordusunun İngiliz füzelerini kullanarak Rusya topraklarındaki hedefleri vurması durumunda İngiliz askeri hedeflerinin misilleme saldırılarının hedefi olabileceğini belirtti. Bu hedeflerin yalnızca Ukrayna içinde değil, Ukrayna dışında da bulunabileceğini söyledi.</p>

<p>Rus sözcü, Londra’ya Ukrayna politikasını değiştirmesi çağrısında bulunarak, İngiltere’nin mevcut tutumunu sürdürmesi halinde çatışmanın “tamamen yeni bir seviyeye” ulaşabileceğini savundu. Rusya’nın son açıklaması, İngiltere’ye yönelik şimdiye kadarki en doğrudan askeri tehditlerden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Ukrayna’ya Storm Shadow üretimi için teknoloji aktarılacak</strong></p>

<p>İngiltere Başbakanı Andy Burnham, 24 Ağustos’ta Kiev ziyareti sırasında Ukrayna’nın kendi uzun menzilli Storm Shadow füzelerini üretebilmesi için İngiliz yapımı füze bileşenlerine ilişkin gizli teknik bilgilerin paylaşılmasına izin verileceğini açıkladı.</p>

<p>İngiltere ve Fransa tarafından ortak geliştirilen füzenin Fransız versiyonu SCALP, İngiltere’de ise Storm Shadow adıyla biliniyor. İngiltere’nin kararı, Ukrayna’nın bu füzeleri kendi topraklarında üretmesinin önünü açmayı amaçlıyor.</p>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de 25 Ağustos’ta İngiltere ve Fransa’nın ülkesine Storm Shadow/SCALP üretim lisansı verilmesi konusunda anlaşmaya vardığını doğruladı. Fransa’nın lisans konusunda daha önce onay verdiği, İngiltere’nin ise kendi füze bileşenlerine ilişkin gizli bilgilerin paylaşılmasına izin verdiği bildirildi.</p>

<p>Söz konusu füzeler 250 kilometrenin üzerinde menzile sahip ve Rusya’nın derinliklerindeki hedeflere ulaşabilecek kapasitede. Ukrayna’nın bu silahları ülke içinde üretmeye başlamasının ise zaman alması ve üretimin 2027’den önce operasyonel kapasiteye ulaşmasının beklenmemesi, teknolojinin aktarılmasının kısa vadeden çok orta ve uzun vadeli bir askeri kapasite artışı anlamına geldiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Londra-Moskova ilişkilerinde gerilim tırmanıyor</strong></p>

<p>Son gelişme, Rusya ile İngiltere arasındaki zaten son derece gergin ilişkilerin daha da kötüleştiği bir dönemde yaşanıyor. Rusya, geçtiğimiz hafta Ukrayna’ya İngiliz saldırı dronlarının sağlandığına ilişkin haberlerin ardından Londra’yı “sonuçları” olacağı konusunda uyarmıştı.</p>

<p>Moskova ayrıca geçen ay İngiltere’deki büyükelçisi Andrey Kelin’i görevinden çekti. Rusya’nın Londra Büyükelçiliği, Kelin’in diplomatik görevini tamamladığını açıkladı. Yedi yıldır İngiltere’de görev yapan Kelin’in 21 Temmuz’da ülkeden ayrıldığı bildirildi. Büyükelçinin yerine henüz yeni bir isim atanmadı ve elçilik geçici olarak maslahatgüzar tarafından yönetiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rusya, büyükelçinin çekilmesini İngiltere’nin Ukrayna’ya verdiği desteğin yanı sıra iki ülke arasındaki ilişkilerin “tarihi bir düşük seviyeye” gerilemesiyle ilişkilendirdi. Londra ise Ukrayna’ya yönelik askeri desteğini sürdürmekte kararlı olduğunu belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/rusyadan-ingiltere-ve-fransaya-sert-uyari-atesle-oynuyorsunuz</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 18:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/putin-16.jpeg" type="image/jpeg" length="43947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CIA Başkanı'nın Moskova ziyareti: NATO uyarısı mı, Ukrayna görüşmesi mi?]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/cia-baskaninin-moskova-ziyareti-nato-uyarisi-mi-ukrayna-gorusmesi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/cia-baskaninin-moskova-ziyareti-nato-uyarisi-mi-ukrayna-gorusmesi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CIA Başkanı John Ratcliffe’in ABD askeri nakliye uçağıyla Moskova’ya yaptığı sürpriz ziyaret, Washington ile Moskova arasındaki temasların yeniden gündeme gelmesine yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kremlin, Ratcliffe’in Rus istihbarat yetkilileriyle görüştüğünü doğrularken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le bir görüşme gerçekleşmediğini açıkladı.</strong></p>

<p>ABD medyasına göre Ratcliffe’in Moskova’daki temaslarının önemli başlıklarından biri Rusya’nın NATO ülkelerine yönelik olası bir saldırısı konusunda uyarılmasıydı. Başkan Donald Trump ise bu iddiayı reddederek ziyareti “yarı rutin” olarak niteledi.</p>

<p>ABD ile Rusya arasındaki ilişkilerin Ukrayna savaşı nedeniyle son derece gergin olduğu bir dönemde CIA Başkanı John Ratcliffe’in Moskova’ya yaptığı gizli ziyaret, uluslararası kamuoyunda soru işaretlerine yol açtı.</p>

<p>Ratcliffe, salı günü ABD’ye ait Boeing C-17 Globemaster III tipi askeri nakliye uçağıyla Moskova’daki Vnukovo Havalimanı’na geldi. Uçuş takip verilerine göre uçak yaklaşık sekiz saat Moskova’da kaldıktan sonra yeniden havalanarak Riga’ya geçti. Ratcliffe’in Moskova ziyareti, CIA başkanı olarak Rusya’ya yaptığı bilinen ilk ziyaret oldu.</p>

<p>Ziyaret başlangıçta ne Washington ne de Moskova tarafından resmi olarak açıklanmıştı. Ancak ABD ve Rusya basınında çıkan haberlerin ardından Kremlin, Ratcliffe’in Moskova’da Rus istihbarat yetkilileriyle temaslarda bulunduğunu doğruladı.</p>

<p><strong>Kremlin: “İstihbarat kanalları üzerinden temas gerçekleşti”</strong></p>

<p>Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ratcliffe’in Rus istihbarat birimleriyle görüştüğünü ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le bir araya gelmediğini açıkladı.</p>

<p>Peskov, Putin’in görüşmelerin sonuçları hakkında gecikmeden bilgilendirildiğini belirtti. Görüşmelerde hangi konuların ele alındığı konusunda ise ayrıntı vermedi.</p>

<p>Kremlin Sözcüsü, iki ülkenin istihbarat servisleri arasındaki temasların en zor dönemlerde dahi sürdüğünü belirterek, bu tür görüşmelerin başlı başına olumlu bir süreç olduğunu söyledi. Ancak temasların ABD-Rusya ilişkilerini mevcut “derin krizden” çıkarıp çıkaramayacağını söylemek için henüz erken olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>ABD medyası: Moskova’ya NATO uyarısı götürdü</strong></p>

<p>Ziyaretin amacı konusunda ilk saatlerde çok sayıda ihtimal gündeme geldi. Bunlar arasında Ukrayna savaşı, olası bir esir takası, İran ve Rusya’nın NATO’ya yönelik yeni bir adım atma ihtimali bulunuyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak Wall Street Journal ve CBS News’in kaynaklara dayandırdığı haberler, Ratcliffe’in Moskova’daki görüşmelerinde Rusya’yı NATO ülkelerine saldırmaması konusunda uyardığını öne sürdü.</p>

<p>Haberlere göre Washington, Rusya’nın özellikle Baltık ülkeleri başta olmak üzere NATO’nun doğu kanadındaki ülkelerin ittifak kararlılığını test etmeye yönelik sınırlı bir askeri girişimde bulunabileceğine ilişkin istihbarat değerlendirmelerine sahip.</p>

<p>CBS News’e konuşan kaynaklar, Ratcliffe’in ayrıca İran konusunu da gündeme getirdiğini ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden deniz trafiğine açılmaması halinde ABD’nin yeni yaptırımlar uygulayacağı yönünde mesaj verdiğini söyledi. CIA ise ziyaretin içeriği hakkında yorum yapmadı.</p>

<p><strong>Trump: “Yarı rutin bir ziyaret”</strong></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump ise NATO ve İran bağlantılı iddiaları reddetti.</p>

<p>Trump, Ratcliffe’in Moskova ziyaretini “yarı rutin” olarak nitelendirirken, ziyaretin Rusya’nın NATO’nun kararlılığını test etme ihtimali veya İran’a yönelik yaptırımlarla ilgili olmadığını söyledi.</p>

<p>Trump, görüşmelerden bir sonuç çıkabileceğini belirterek asıl hedefin Ukrayna savaşının sona erdirilmesi olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Savaşın sona ermesi için çok çalışıyoruz.”</strong></p>

<p>Trump ayrıca hem Moskova’nın hem de Kiev’in savaşın sona ermesini istediğini savundu.</p>

<p>Böylece Washington cephesinden ziyaretin resmi amacı konusunda dikkat çekici bir belirsizlik ortaya çıktı: ABD Başkanı temasları rutin olarak tanımlarken, ABD medyasında yayımlanan kaynaklı haberlerde Ratcliffe’in Rusya’ya doğrudan NATO uyarısı götürdüğü ileri sürülüyor.</p>

<p><strong>Ukrayna ziyaretin merkezinde mi?</strong></p>

<p>Ratcliffe’in Moskova ziyaretinin Ukrayna savaşıyla bağlantılı olduğu ihtimali ise güçlü biçimde gündemde kalmaya devam ediyor.</p>

<p>Ziyaret, Rusya ve Ukrayna’nın karşılıklı uzun menzilli saldırıları artırdığı, diplomatik çabaların ise henüz kalıcı bir ateşkes veya barış anlaşması ortaya çıkaramadığı bir dönemde gerçekleşti.</p>

<p>ABD yönetimi bir yandan Moskova ile Kiev arasındaki savaşı sona erdirmeye çalışırken diğer yandan Rusya’nın Avrupa’daki olası hamleleri konusunda güvenlik değerlendirmeleri yapıyor.</p>

<p>ABD’nin ziyaret sırasında Ukrayna tarafını Moskova’daki temaslar konusunda bilgilendirdiği ve Ratcliffe’in heyeti Rusya’da bulunduğu sürece bazı bölgelere yönelik saldırıların geçici olarak durdurulmasını istediği de bildirildi.</p>

<p><strong>C-17’nin Moskova’ya uçuşu dikkat çekti</strong></p>

<p>Ratcliffe’in Moskova’ya tarifeli bir uçuşla değil, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait C-17 Globemaster III tipi askeri nakliye uçağıyla gitmesi de ziyaretin dikkat çeken ayrıntılarından biri oldu.</p>

<p>Uçak önce Washington yakınlarındaki Joint Base Andrews üssünden Riga’ya uçtu. Burada yaklaşık bir gün kaldıktan sonra Moskova’ya geçti.</p>

<p>Uçuş takip verilerine göre uçak Moskova’da yaklaşık sekiz saat kaldı. Daha sonra yeniden Riga’ya hareket etti. Moskova’da aynı saatlerde diplomatik plakalı araçlardan oluşan bir konvoyun görülmesi de Ratcliffe’in ziyaretiyle ilgili spekülasyonları artırdı.</p>

<p><strong>2021’den bu yana ilk CIA başkanı ziyareti</strong></p>

<p>Ratcliffe’in ziyareti, 2021’den bu yana görevdeki bir CIA başkanının Moskova’ya yaptığı ilk bilinen ziyaret olması açısından da önem taşıyor.</p>

<p>Kasım 2021’de dönemin CIA Başkanı William Burns Moskova’ya gitmiş ve Vladimir Putin’le görüşmüştü. Burns, dönemin ABD Başkanı Joe Biden tarafından Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik olası bir saldırısının önüne geçilmesi amacıyla gönderilmişti.</p>

<p>Ancak Rusya, 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya karşı geniş çaplı savaşı başlattı. Buna rağmen savaş sonrasında da ABD ve Rus istihbarat servisleri arasında iletişim kanalları tamamen kopmadı.</p>

<p><strong>Baltık ülkeleri gelişmeleri yakından izliyor</strong></p>

<p>Ratcliffe’in Moskova ziyareti, özellikle Rusya’nın komşusu olan Baltık ülkelerinde de yakından takip ediliyor.</p>

<p>Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda, Washington ile Moskova arasındaki doğrudan temasın gerginliği azaltma girişimi olabileceğini belirtti ancak görüşmelerin içeriği hakkında bilgi sahibi olmadığını söyledi.</p>

<p>Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkēvičs ise ABD ve Letonya istihbarat servislerinin yakın iş birliği içinde olduğunu belirterek bölgedeki güvenlik durumunun “dinamik” olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/cia-baskaninin-moskova-ziyareti-nato-uyarisi-mi-ukrayna-gorusmesi-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/trump-ve-ratcliffes.jpeg" type="image/jpeg" length="61020"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump yönetiminden 200 bin kişiye kadar vize iptali planı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/trump-yonetiminden-200-bin-kisiye-kadar-vize-iptali-plani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/trump-yonetiminden-200-bin-kisiye-kadar-vize-iptali-plani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, ülkeye turist veya iş insanı olarak giriş yaptıktan sonra sığınma başvurusunda bulunan yabancıların B1 ve B2 vizelerini iptal etmeye hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Planın 200 bine kadar kişiyi kapsayabileceği belirtilirken, gerçekleşmesi halinde bunun ABD tarihindeki en büyük toplu vize iptali olacağı bildiriliyor.</strong></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, göç politikasındaki sertleşmenin yeni adımı olarak yüz binlerce yabancının iş ve turistik amaçlı vizelerini yeniden değerlendirmeye hazırlanıyor.</p>

<p>Associated Press’in (AP) ABD Dışişleri Bakanlığı belgeleri ve iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı habere göre, 2016-2026 yılları arasında verilen B1 ve B2 vizeleri mercek altına alınıyor. Söz konusu vizelerle ABD’ye giriş yaptıktan sonra sığınma başvurusunda bulunan veya halen sığınma talebinde bulunan kişiler hedefte.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/visa-2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Planın 200 bine kadar kişiyi etkileyebileceği belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı ise şu aşamada kaç vizenin iptal edileceğine ilişkin kesin bir sayı açıklamadı. Plan hayata geçirilirse bunun ABD tarihinde tek seferde gerçekleştirilecek en büyük toplu vize iptali olması bekleniyor.</p>

<p><strong>“Kısa süreli ziyaretçi olarak gelip kalıcı olmak istiyorlar”</strong></p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, uygulamanın İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) ile koordinasyon içinde yürütüleceğini belirtti.</p>

<p>Pigott’a göre B1 ve B2 vizeleri, ABD’de geçici olarak bulunmak ve ziyaret sonrasında ülkesine dönmek isteyen kişiler için veriliyor. Yönetim, bu vizelerle ülkeye girdikten sonra sığınma başvurusunda bulunan kişilerin vizelerini tespit ederek iptal etmeyi planlıyor.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu kişilerin kısa süreli ziyaret amacıyla ülkeye giriş yaptıktan sonra sığınma başvurusunda bulunarak ABD’de kalıcı hale gelmeye çalıştığını savunuyor.</p>

<p>Trump yönetiminin Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada ABD göç sisteminin uzun süredir “asılsız sığınma başvuruları” nedeniyle aşırı yüklendiğini savundu.</p>

<p>Landau, sığınmanın göç yasalarını aşmak için kullanılmaması gerektiğini belirterek, ABD’de ve dünyanın başka yerlerinde insanların “sahte sığınma başvurularından bıktığını” ifade etti.</p>

<p><strong>Vize iptali otomatik sınır dışı anlamına gelmiyor</strong></p>

<p>Planın önemli bir ayrıntısı ise vize iptalinin doğrudan sınır dışı işlemi anlamına gelmemesi.</p>

<p>AP’nin görüştüğü ABD’li yetkililere göre, sığınma başvuruları halen devam eden kişilerin çoğu başka bir göçmenlik statüsüne yeniden sınıflandırılacak. Bu kişiler, iş veya turistik ziyaretçi statülerini kaybedecek ancak bu durum tek başına hemen sınır dışı edilmeleri anlamına gelmeyecek.</p>

<p>Uygulamanın aşamalı olarak hayata geçirilmesi ve hukuki itirazlarla karşılaşması da bekleniyor.</p>

<p><strong>Trump döneminde 175 binden fazla vize iptal edildi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni plan, Trump yönetiminin ikinci döneminde göç ve vize politikalarında attığı daha sert adımların devamı niteliğinde.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı bu ayın başında, Trump yönetiminin göreve gelmesinden bu yana 175 binden fazla vizenin iptal edildiğini açıklamıştı. İptallerin farklı gerekçelerle gerçekleştirildiği belirtilmişti.</p>

<p>Yönetim ayrıca vize başvurularında sosyal medya faaliyetlerine ilişkin daha fazla bilgi talep ediyor, bazı başvuru sahiplerinden yüksek miktarda teminat yatırmalarını istiyor ve belirli ülkelerin vatandaşlarına yönelik vize kısıtlamaları uyguluyor.</p>

<p>Trump yönetiminin göç politikası kapsamında vize ve sınır uygulamalarını sıkılaştırmaya yönelik adımları son dönemde hız kazanmış durumda. 26 Ağustos itibarıyla ABD yönetimi ayrıca dünya genelindeki göçmen vizesi randevularını geçici olarak durdurduğunu açıkladı. Dışişleri Bakanlığı, kararın konsolosluk görevlilerine yönelik yeni eğitim ve daha sıkı değerlendirme prosedürleriyle bağlantılı olduğunu bildirdi.</p>

<p><strong>Göç politikasında kapsamlı sıkılaştırma</strong></p>

<p>Trump yönetimi, daha sert göç politikalarını ülke güvenliğini artırma ve göç sistemindeki usulsüzlükleri önleme gerekçesiyle savunuyor.</p>

<p>Ancak yeni uygulamalar, ABD’de göç ve sığınma politikası üzerindeki tartışmaları da yeniden alevlendiriyor. Özellikle vize sahiplerinin daha sonra sığınma başvurusunda bulunmasının toplu biçimde hedef alınması ve vize iptallerinin kapsamı, önümüzdeki dönemde hukuki tartışmaların konusu olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/trump-yonetiminden-200-bin-kisiye-kadar-vize-iptali-plani</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 22:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/abd-8.jpeg" type="image/jpeg" length="51713"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaahmetoğlu’ndan AfD'li Weidel’e sert tepki: “Göçmenler Almanya’nın gerçeğidir”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/karaahmetoglundan-afdli-weidele-sert-tepki-gocmenler-almanyanin-gercegidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/karaahmetoglundan-afdli-weidele-sert-tepki-gocmenler-almanyanin-gercegidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, aşırı sağcı AfD'nin Eş Genel Başkanı Alice Weidel’in ZDF Sommerinterview programında Suriyeliler, vatandaşlık ve göç politikasıyla ilgili açıklamalarına sert tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Weidel’in Suriyelilerin Alman vatandaşlığına alınmasını sorgulaması, göçü ağırlıklı olarak bir güvenlik sorunu üzerinden ele alması ve sınırların kapatılmasıyla Almanya’nın Schengen’den çıkmasını savunması, “Almanya’nın toplumsal ve ekonomik gerçeklerinden kopuk bir siyaset anlayışı” olarak değerlendirildi.</strong></p>

<p>Karaahmetoğlu, Weidel’in açıklamalarına ilişkin değerlendirmesinde, milyonlarca insanın kökenleri üzerinden bir güvenlik sorununun parçası gibi gösterildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>“Alice Weidel yine milyonlarca insanı kökenleri üzerinden bir güvenlik sorununun parçası gibi gösteriyor. Oysa AfD’nin göndermek istediği insanların arasında bugün hastanelerimizde hayat kurtaran doktorlar, üretimde çalışan nitelikli işçiler ve sosyal güvenlik sistemimize prim ödeyen yüz binlerce insan var. İnsanları tek tek yaptıklarıyla değil, pasaportları ve kökenleriyle değerlendiren bu anlayış yalnızca ayrıştırıcı değil, aynı zamanda Almanya’nın gerçeklerine de aykırıdır.”</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="456" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/karaametoglu.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>Açıklamada Almanya’daki Suriyelilerin sağlık sistemi ve iş gücü piyasasındaki rolüne ilişkin istatistiklere de dikkat çekildi. Federal Tabipler Birliği’nin verilerine göre Almanya’da 7 binden fazla Suriye vatandaşı doktor görev yapıyor. Suriyeliler, Almanya’daki yabancı doktorlar arasında en büyük grubu oluşturuyor.</p>

<p>Federal Tabipler Birliği ayrıca yabancı doktor göçü olmadan Almanya’daki doktor sayısının önümüzdeki yıllarda yılda yaklaşık 2 bin kişi azalacağına dikkat çekiyor.</p>

<p>İşgücü piyasasındaki tablo da AfD’nin yaratmaya çalıştığı algıyla örtüşmüyor. İşgücü Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü’nün (IAB) verilerine göre sosyal sigortaya tabi çalışan Suriyelilerin yüzde 62’si sistem açısından kritik mesleklerde görev yapıyor. Çalışan Suriyelilerin yaklaşık yüzde 75’i ise nitelikli işlerde çalışıyor.</p>

<p><strong>“Bu insanları gönderdiğinizde yerlerini kim dolduracak?”</strong></p>

<p>Açıklamada, göçmenlerin Almanya’nın sağlık sistemi, üretimi ve sosyal güvenlik sistemi açısından taşıdığı öneme dikkat çekilerek AfD’ye doğrudan şu soru yöneltildi:</p>

<p>“Weidel’e çok basit bir soru sormak gerekiyor: Bu insanları gönderdiğinizde yerlerini kim dolduracak?”</p>

<p>“Bir hastanenin acil servisinde sizi tedavi eden Suriyeli doktoru, üretimde çalışan nitelikli işçiyi ya da her ay sosyal güvenlik sistemine prim ödeyen çalışanı görmezden gelip bütün bir topluluğu Almanya için sorunmuş gibi göstermek sorumlu siyaset değildir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Almanya’nın doktor açığı var”</strong></p>

<p>Karaahmetoğlu'nun açıklamasındaki <strong>“Almanya’nın doktor açığı var. Nitelikli işgücüne ihtiyacı var. Toplumumuz yaşlanıyor. Ekonomimizin ve sosyal güvenlik sistemimizin geleceği için çalışan, üreten ve topluma katkı sağlayan insanlara ihtiyacımız var.”</strong> ifadeleri dikkat çekti.</p>

<p>Göç politikasındaki sorunların elbette tartışılması gerektiği belirtilirken, suçla mücadele ile milyonlarca insanı kökenleri nedeniyle topluca zan altında bırakmanın birbirinden ayrılması gerektiği vurgulandı:</p>

<p>“Elbette göç politikasındaki sorunları konuşacağız. Suç işleyen herkes hakkında hukuk devletinin kuralları uygulanmalıdır. Ancak suçla mücadele etmek başka, milyonlarca insanı kökenleri nedeniyle topluca zan altında bırakmak başkadır.”</p>

<p><strong>“Siz buraya ait değilsiniz” mesajı</strong></p>

<p>Almanya’ya yıllarını vermiş, burada çalışan, çocuklarını büyüten, Almanca konuşan, vergi ve sosyal güvenlik primi ödeyen insanların yalnızca uyrukları üzerinden hedef gösterilmesinin ülkeyi daha güvenli ya da güçlü hale getirmeyeceği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, AfD’nin göç politikalarının Almanya’nın ihtiyaç duyduğu insanları ülkeden uzaklaştırdığı savunularak, tartışmanın “kimin gönderileceği” üzerinden değil, Almanya’nın geleceğinin kimlerle birlikte kurulacağı üzerinden yürütülmesi gerektiği ifade edildi:</p>

<p>“Weidel’in siyaseti Almanya’yı korumuyor; aksine Almanya’nın ihtiyaç duyduğu insanları Almanya’dan uzaklaştırıyor. AfD sürekli kimin bu ülkeden gitmesi gerektiğini anlatıyor. Bizim asıl konuşmamız gereken ise Almanya’nın geleceğini kimlerle birlikte kuracağımızdır.”</p>

<p><strong>Açıklama şu ifadelerle tamamlandı:</strong></p>

<p>“Bu ülkeyi ayakta tutan insanları kökenlerine göre hedef göstererek Almanya güçlenmez. Almanya’nın geleceği dışlamakta değil; çalışan, üreten, hukuka ve demokratik değerlere bağlı herkesle birlikte bu ülkeyi daha güçlü hale getirmektedir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/karaahmetoglundan-afdli-weidele-sert-tepki-gocmenler-almanyanin-gercegidir</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/weidel-1.jpg" type="image/jpeg" length="77772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sol Partili Milletvekili Koçak’a sahte Meclis kartı soruşturması]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partili-milletvekili-kocaka-sahte-meclis-karti-sorusturmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sol-partili-milletvekili-kocaka-sahte-meclis-karti-sorusturmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın başkenti Berlin’de Sol Parti (Die Linke) Federal Meclis Milletvekili Ferat Koçak hakkında, sahte bir Federal Meclis giriş kartı hazırladığı ve başka bir kişiye verdiği iddiasıyla “belgede sahtecilik” (Urkundenfälschung) şüphesiyle soruşturma başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Koçak ise söz konusu kartın gerçek bir Bundestag kimliği olmadığını, bir sosyal medya videosunda gerçekleştirilen “rol değişimi” için hazırlanmış aksesuar olduğunu savunuyor.</strong></p>

<p><strong>Berlin</strong> – Berlin Savcılığı, Sol Parti milletvekili Ferat Koçak hakkında sahte belge düzenleme şüphesiyle soruşturma yürütüyor. Savcılık, 47 yaşındaki bir Federal Meclis milletvekili hakkında “belgede sahtecilik suçunun işlendiğine yönelik başlangıç şüphesi” bulunduğunu doğruladı ancak soruşturmanın devam etmesi nedeniyle milletvekilinin adını ve olayın ayrıntılarını açıklamadı. Koçak ise soruşturmanın kendisi hakkında yürütüldüğünü doğruladı.</p>

<p>Soruşturmanın merkezinde, Federal Meclis’e ait bir misafir giriş kartına benzeyen sahte bir belge bulunuyor. Alman basınında yer alan bilgilere göre söz konusu kart Koçak tarafından hazırlandı ve başka bir kişiye verildi. Bu kişi 17 Mart’ta kartla Bundestag binasına girmeye çalıştı ancak girişine izin verilmedi.</p>

<p><img alt="" height="391" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/kart.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="520" /></p>

<p><strong>Koçak: “Bu bir sosyal medya projesinin aksesuarıydı”</strong></p>

<p>Koçak’ın ofisi ise olayın farklı bir bağlamı olduğunu belirtiyor. Milletvekiline göre söz konusu kart, “Rollentausch” yani “rol değişimi” temalı bir sosyal medya videosu için hazırlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Ferat Tausch” adı verilen videoda Koçak, Berlin’in Neukölln semtinde bir büfede bir gün çalışırken, büfe sahibi de milletvekilinin günlük görevlerini deneyimlemek üzere Federal Meclis’e konuk olarak gidiyor. Video, nisan ayında sosyal medya platformlarında yayımlandı.</p>

<p>Koçak’ın ofisinin açıklamasına göre, büfe sahibi bu sembolik rol değişimi sırasında kendi işyerinin logosunu taşıyan bir isimlik verdi. Buna karşılık Koçak’ın ofisi tarafından yeşil renkte hazırlanmış bir “Bundestag kimliği” maketi büfe sahibine teslim edildi.</p>

<p>Koçak’ın ofisi, bu kartın resmî Federal Meclis (Bundestag) giriş kartına özellikle benzetilmediğini ve yalnızca video çekiminde kullanılmak üzere hazırlanmış bir dekor olduğunu savunuyor. Büfe sahibinin Bundestag’a giriş için önceden usulüne uygun şekilde kaydedildiği ve binaya gerçek kimlik belgesini göstererek girdiği belirtiliyor.</p>

<p><strong>Kart giriş sırasında fark edildi</strong></p>

<p>Koçak’ın açıklamasına göre, video için hazırlanan kart Bundestag’a giriş sırasında güvenlik görevlilerinin dikkatini çekti. Milletvekilinin ofisi, soruşturmanın da bu durumun ardından başlatılmış olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak savcılık, Koçak’ın “aksesuar” açıklamasının soruşturma açısından nasıl değerlendirildiğine ilişkin herhangi bir bilgi vermedi. Yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle daha fazla ayrıntı paylaşamayacaklarını açıkladı.</p>

<p><strong>Hukuki süreç nasıl ilerleyecek?</strong></p>

<p>Şu anda Koçak hakkında kesinleşmiş bir suçlama veya mahkûmiyet bulunmuyor. Savcılığın yürüttüğü soruşturma başlangıç şüphesi aşamasında.</p>

<p>Alman Ceza Kanunu’nun (StGB) 267. maddesi, belge sahteciliği suçunu düzenliyor. Suçun koşullarına bağlı olarak bu fiil para cezası veya beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabiliyor. Ancak mevcut soruşturmanın iddianameyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı henüz belli değil.</p>

<p>Dolayısıyla hukuki açıdan şu aşamada Koçak’ın suçlu olduğu söylenemez. Soruşturmanın amacı, hazırlanan kartın hukuken sahte belge niteliğinde olup olmadığını ve Koçak’ın bu belgeyi hangi amaçla hazırlayıp teslim ettiğini ortaya çıkarmak.</p>

<p><strong>“Rol değişimi” videosu yeniden gündemde</strong></p>

<p>Soruşturmanın kamuoyuna yansımasıyla birlikte Koçak’ın “Ferat Tausch” adlı sosyal medya videosu da yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Videoda milletvekili, Federal Meclis’teki siyasi görevinden çıkarak bir günlüğüne Neukölln’deki bir büfede çalışıyor. Büfe sahibi ise Bundestag’da Koçak’ın çalışma ortamını deneyimliyor. Ziyaret sırasında Koçak’ın ofisinde ve bir komisyon toplantısında bulunuyor. Video halen Koçak’ın sosyal medya kanallarından izlenebiliyor.</p>

<p>Federal Meclis yönetimi ise ziyaretçiler için güvenlik kontrollerinin yapıldığını ve bu kontrollerin milletvekilleri ile parlamento binalarındaki diğer kişilerin güvenliğini sağlamayı amaçladığını belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partili-milletvekili-kocaka-sahte-meclis-karti-sorusturmasi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/ferat-kocak-1.JPG" type="image/jpeg" length="48356"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Magdeburg’da göçmen esnaftan seçim öncesi ırkçılığa karşı güçlü mesaj]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/magdeburgda-gocmen-esnaftan-secim-oncesi-irkciliga-karsi-guclu-mesaj</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/magdeburgda-gocmen-esnaftan-secim-oncesi-irkciliga-karsi-guclu-mesaj" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saksonya-Anhalt’ta 6 Eylül’de yapılacak eyalet seçimleri öncesinde Magdeburg’da göçmen kökenli işletme sahipleri dükkânlarını beş saatliğine kapatarak ırkçılık ve dışlanmaya karşı ses yükseltti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Migra Grevi” adı verilen eyleme 120’den fazla işletmenin katıldığı bildirildi. Organizatörler, toplumun göçmenler ve Almanlar olarak bölünmemesi çağrısı yaptı.</strong></p>

<p><strong>Magdeburg</strong>– Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de yapılacak eyalet parlamentosu seçimleri öncesinde siyasi atmosfer giderek sertleşirken, Magdeburg’da göçmen kökenli işletme sahipleri dikkat çeken bir protesto düzenledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Migra Grevi” (Migra-Streik) adı verilen eylem kapsamında çok sayıda restoran, büfe, berber, küçük işletme ve mağaza 26 Ağustos Çarşamba günü saat 10.00 ile 15.00 arasında faaliyetlerine gönüllü olarak ara verdi. Eyleme 120’den fazla işletmenin katıldığı açıklanırken, bazı kaynaklarda katılımcı sayısının yaklaşık 150 işletmeye ulaştığı belirtildi. Alman işletme sahiplerinden bazılarının da dayanışma amacıyla eyleme destek verdiği bildirildi.</p>

<p><img alt="" height="402" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/migra.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="603" /></p>

<p><strong>“Toplum göçmenler ve Almanlar diye bölünmemeli”</strong></p>

<p>Eylemin arkasında, Almanya’da göç ve göçmen politikalarının son dönemde daha sert bir siyasi tartışmanın merkezine yerleşmesi bulunuyor.</p>

<p>Saksonya-Anhalt Mülteciler Konseyi (Flüchtlingsrat Sachsen-Anhalt) tarafından desteklenen girişimin amacı, göçmenlerin toplumdaki yerinin yalnızca ekonomik katkıları üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkmak ve ırkçılık ile dışlanmaya dikkat çekmek.</p>

<p>Konsey temsilcisi Saaeid Saaeid, eylemin topluma yönelik bir “uyandırma çağrısı” olduğunu belirterek, insanların “yabancılar ve Almanlar” şeklinde bölünmemesi gerektiğini vurguladı. Organizatörler, göçmenlerin yalnızca iş gücü olarak değil, toplumun eşit ve kalıcı üyeleri olarak görülmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p>Eylem kapsamında ayrıca Magdeburg’daki eyalet parlamentosu önünde bir miting düzenlenmesi planlandı. Burada göçmen kökenli işletme sahiplerinin yaşadıkları deneyimleri ve eylemin amaçlarını anlatmaları bekleniyor.</p>

<p><strong>Seçim öncesi AfD endişesi</strong></p>

<p>Protestonun zamanlaması dikkat çekici. Saksonya-Anhalt’ta 6 Eylül’de yapılacak seçim öncesinde AfD anketlerde açık ara önde bulunuyor.</p>

<p>12 Ağustos tarihli Pollytix araştırmasına göre AfD yüzde 43 ile ilk sırada yer alırken CDU yüzde 23’te kaldı. Sol Parti yüzde 13, SPD yüzde 7, Yeşiller yüzde 5, BSW yüzde 4 ve FDP yüzde 2 olarak ölçüldü. Araştırma, 3-8 Ağustos tarihleri arasında 2.604 seçmenle gerçekleştirildi.</p>

<p>Anketler kesin seçim sonucu anlamına gelmese de AfD’nin eyaletteki güçlü konumunu ortaya koyuyor. Son üç araştırmanın ortalamasında da AfD yaklaşık yüzde 42,1 ile ilk sırada, CDU ise yüzde 22,9 ile ikinci sırada bulunuyor.</p>

<p>AfD’nin eyalet teşkilatı Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından “kesin olarak aşırı sağcı” olarak sınıflandırılıyor. Parti, seçim programında göç politikasında kapsamlı bir değişim ve “sınır dışı etme ve remigrasyon atağı” olarak tanımladığı daha sert bir politika öngörüyor.</p>

<p>Bu politikaların özellikle göçmen kökenli yurttaşlarda endişe yarattığını belirten eylemciler, seçim sonucunun kendileri açısından yalnızca siyasi bir sonuç olmadığını, günlük yaşamlarını doğrudan etkileyebilecek bir gelişme olduğunu savunuyor.</p>

<p><strong>“İnsan onuru pazarlık konusu değildir”</strong></p>

<p>Flüchtlingsrat’ın eylem çağrısında, göçmenlerin toplumsal aidiyetinin kökenleri nedeniyle giderek daha fazla sorgulandığına dikkat çekiliyor.</p>

<p>Organizatörler, kitlesel sınır dışı etme ve göçmenlerin toplumdan uzaklaştırılmasına yönelik taleplerin, göçmen ve mülteci geçmişine sahip kişiler arasında korku ve belirsizlik yarattığını belirtiyor.</p>

<p>Eylemin temel mesajlarından biri ise göçmenlerin topluma ait olmak için ekonomik başarılarını kanıtlamak zorunda olmadığı.</p>

<p>Organizatörler, “İnsan onuru, eşitlik ve toplumsal aidiyet herkes için geçerlidir” anlayışını öne çıkarırken, göçmenlerin yalnızca çalıştıkları sektörlerdeki katkılarıyla değil, birey olarak sahip oldukları haklarla değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p><strong>“Göç olmadan ekonomik büyüme yavaşlayabilir”</strong></p>

<p>Magdeburg’daki protestonun bir diğer boyutu ise ekonomi.</p>

<p>Halle merkezli Leibniz Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (IWH) Başkanı Reint Gropp, AfD öncülüğündeki bir eyalet hükümetinin göçmenlere yönelik daha sert bir politika izlemesi durumunda Saksonya-Anhalt ekonomisinin olumsuz etkilenebileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Gropp’a göre yabancılara karşı olumsuz bir siyasi söylem dahi göçü azaltabilir ve bunun sonucunda eyaletteki ekonomik büyüme yılda yaklaşık 0,5 ila 1 puan daha düşük gerçekleşebilir.</p>

<p>Saksonya-Anhalt, nüfusun yaşlanması ve çalışan nüfusun azalması nedeniyle zaten ciddi bir iş gücü açığıyla karşı karşıya. Uzmanlara göre göçmenler özellikle gıda üretimi, inşaat, gastronomi ve lojistik gibi sektörlerde önemli bir rol oynuyor. Bu sektörlerde yabancı çalışanların oranının bazı alanlarda yüzde 33 ila 40 arasında olduğu belirtiliyor. Doktorların yaklaşık yüzde 20’sinin de yurtdışından geldiği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Doğu Almanya’da iş gücü alarmı</strong></p>

<p>Almanya Ekonomisi Enstitüsü’nün (IW) araştırmaları da Doğu Almanya’daki demografik dönüşümün iş gücü piyasası üzerindeki baskısını ortaya koyuyor.</p>

<p>Araştırmaya göre göç olmaması durumunda Doğu Almanya’daki potansiyel iş gücü 2035 yılına kadar sekizde birden fazla azalabilir. 2045 yılına gelindiğinde ise düşüşün beşte birin üzerine çıkması bekleniyor.</p>

<p>Doğu Almanya’daki 15-66 yaş arasındaki çalışma çağındaki nüfusun 1995 sonundan 2025 sonuna kadar 10,05 milyondan 7,74 milyona gerilediği ve yaklaşık yüzde 23'lük bir düşüş yaşandığı belirtiliyor. Uzmanlar, iş gücündeki azalmanın sağlık, hizmetler, sanayi ve diğer temel sektörlerde ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>“İklim gergin ve zehirlenmiş durumda”</strong></p>

<p>Göçmen toplumundaki kaygının yalnızca seçim anketlerinden kaynaklanmadığı, 2024 yılının sonunda Magdeburg Noel Pazarı’na düzenlenen saldırının ardından toplumsal atmosferin daha da gerildiği ifade ediliyor.</p>

<p>Göçmen kuruluşlarının temsilcileri, son dönemde ırkçı söylemlerin daha açık biçimde dile getirildiğini ve günlük yaşamda göçmenlerin sözlü saldırılarla daha sık karşılaşabildiğini belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle “Migra Grevi”, yalnızca siyasi bir protesto değil, aynı zamanda göçmenlerin toplumdaki görünürlüğünü ortaya koyma girişimi olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>“Bugün kapılarımızı kapatıyoruz”</strong></p>

<p>Eylemin sembolik mesajı ise oldukça açık: Göçmenlerin toplum ve ekonomideki rolü görünür hale getirilmek isteniyor.</p>

<p>Restoranlardan marketlere, büfelerden berber dükkânlarına kadar çok sayıda işletmenin birkaç saatliğine kapanmasıyla organizatörler, göçmenlerin günlük hayatın ve ekonomik düzenin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekmeyi amaçlıyor.</p>

<p>Flüchtlingsrat’ın çağrısında da bu düşünce, <strong>“Bugün kapılarımızı kapatıyoruz ki yarın özgür ve demokratik bir toplumun kapıları kapanmasın” </strong>mesajıyla ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/magdeburgda-gocmen-esnaftan-secim-oncesi-irkciliga-karsi-guclu-mesaj</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/grev1-12.JPG" type="image/jpeg" length="59762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muhalif belediye başkanlarına cezalar Almanya'da gündem]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/muhalif-belediye-baskanlarina-cezalar-almanyada-gundem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/muhalif-belediye-baskanlarina-cezalar-almanyada-gundem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de muhalif belediye başkanlarına verilen uzun süreli hapis cezaları Alman basınında geniş yer buldu. 200 sanıklı yolsuzluk davasında altı CHP'li belediye başkanı mahkûm edilirken, en ağır ceza eski Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'a verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Akpolat toplam 23 yıl 3 ay 7 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kararlar, Türkiye'de muhalefete yönelik yargı süreçlerinin yoğunlaştığı bir dönemde alınması nedeniyle siyasi tartışmayı da yeniden gündeme taşıdı.</strong></p>

<p>Türkiye'de CHP'li belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu 200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş davasında karar açıklandı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, görevlerinden uzaklaştırılan muhalif belediye başkanlarından altısını çeşitli suçlardan hapis cezalarına çarptırırken, bir belediye başkanı hakkında beraat kararı verdi.</p>

<p>Karar, Türkiye'de olduğu kadar Almanya'da da dikkat çekti. Der Spiegel ve DIE ZEIT başta olmak üzere Alman basınında yayımlanan haberlerde, özellikle Rıza Akpolat'a verilen 23 yılı aşkın hapis cezası ile davanın muhalefet üzerindeki yargı baskısı tartışmalarıyla bağlantısı öne çıkarıldı.</p>

<p><strong>En ağır ceza Rıza Akpolat'a</strong></p>

<p>İstanbul'un Beşiktaş ilçesinin eski belediye başkanı Rıza Akpolat, “ihaleye fesat karıştırma”, iki ayrı “rüşvet” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlarından toplam 23 yıl 3 ay 7 gün hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p>Akpolat, davanın en ağır cezaya çarptırılan belediye başkanı oldu. Mahkeme ayrıca Akpolat'ın “örgüt üyeliği” suçundan beraatine karar verdi.</p>

<p>Akpolat, hakkındaki suçlamaları reddederken, kendisine yönelik yargılamanın siyasi amaç taşıdığını savundu.</p>

<p><strong>Diğer belediye başkanlarına da hapis cezaları</strong></p>

<p>Mahkeme, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ı “rüşvet alma” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı.</p>

<p>Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'e “rüşvet alma” suçundan 8 yıl 4 ay, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'ya ise aynı suçtan 6 yıl 8 ay hapis cezası verildi.</p>

<p>Esenyurt'un görevden uzaklaştırılan eski Belediye Başkanı Ahmet Özer, “ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma” suçundan 8 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme bu hüküm bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.</p>

<p>Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar hakkında da mahkûmiyet kararı verildi. Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ise beraat etti.</p>

<p><strong>200 sanıklı davanın merkezinde Aziz İhsan Aktaş vardı</strong></p>

<p>Yaklaşık yedi ay süren davada toplam 200 sanık yargılandı.</p>

<p>Soruşturmanın merkezinde iş insanı Aziz İhsan Aktaş bulunuyordu. Savcılık, Aktaş'ın belediyelerden ihale alabilmek amacıyla belediye başkanları ve belediye yöneticilerine rüşvet verdiğini ve ihalelere müdahale eden bir suç örgütü oluşturduğunu ileri sürmüştü.</p>

<p>Ancak mahkeme, Aktaş ve diğer bazı sanıklar hakkında yöneltilen “suç örgütü kurma” ve “örgüt üyeliği” suçlamalarının sabit olmadığı sonucuna vardı ve bu suçlamalar bakımından beraat kararı verdi.</p>

<p>Aktaş ise “ihaleye fesat karıştırma” suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Rüşvet suçlaması bakımından ise etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi.</p>

<p>Bu durum, davanın en dikkat çekici noktalarından biri oldu. Savcılığın başlangıçta merkezine yerleştirdiği “suç örgütü” iddiası mahkeme tarafından kabul edilmezken, aynı dosyada çok sayıda belediye başkanı çeşitli suçlardan mahkûm edildi.</p>

<p><strong>Muhalefet: “Siyasi amaçlı yargılama”</strong></p>

<p>CHP ve sanıkların destekçileri, davayı muhalefet belediyelerine yönelik daha geniş kapsamlı yargı operasyonlarının bir parçası olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Muhalefete göre, özellikle 2024 yerel seçimlerinde CHP'nin önemli bir başarı elde etmesinin ardından CHP'li belediyelere yönelik soruşturmaların yoğunlaşması siyasi bir tablo ortaya koyuyor.</p>

<p>Hükümet ise yargıya siyasi müdahale edildiği iddialarını reddediyor ve soruşturmaların yolsuzlukla mücadele kapsamında yürütüldüğünü savunuyor. Alman basınında da davanın bu siyasi boyutu özellikle vurgulandı.</p>

<p><strong>İmamoğlu davasıyla bağlantılı tartışma</strong></p>

<p>Aktaş davasının kararı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin görevden uzaklaştırılan başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik devam eden yargı süreçleri açısından da yakından izleniyor.</p>

<p>İmamoğlu, Mart 2025'te tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırıldı. CHP'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı en güçlü siyasi rakiplerinden biri olarak görülen İmamoğlu, ayrı bir davada yolsuzluk ve suç örgütü kurma suçlamalarıyla yargılanıyor. İmamoğlu hakkındaki suçlamaları reddediyor.</p>

<p>İmamoğlu'nun davasında savcılık tarafından talep edilen toplam hapis cezasının 2 bin 300 yılı aşabileceği belirtiliyor. Alman basını da Aktaş davasının sonucunun, İmamoğlu hakkında devam eden davanın seyri açısından önem taşıyabileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>“Yeni davalar için örnek oluşturabilir”</strong></p>

<p>Aktaş davası, CHP'li belediye başkanlarına yönelik soruşturmalar açısından önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Davada mahkemenin “suç örgütü” iddiasını kabul etmemesine rağmen belediye başkanlarının önemli bölümünü rüşvet, ihaleye fesat karıştırma veya benzeri suçlardan mahkûm etmesi, bundan sonraki davalarda kullanılacak hukuki yöntemler açısından dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>DW Türkçe</strong>'nin değerlendirmesinde de Aktaş davasında verilen kararların dayanakları ayrıntılı biçimde incelendi. Özellikle Akpolat ve Zeydan Karalar hakkındaki mahkûmiyetlerin, savcılığın ileri sürdüğü belirli rüşvet ve ihale iddialarına dayandırıldığı aktarıldı.</p>

<p><strong>Alman basınında Türkiye'deki siyasi tablo öne çıktı</strong></p>

<p>Alman basınında yayımlanan haberlerde yalnızca mahkeme kararlarının ayrıntıları değil, Türkiye'de son dönemde muhalif siyasetçilere yönelik artan soruşturma ve tutuklamalar da ele alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Der Spiegel</strong>, altı muhalif siyasetçinin hapis cezasına çarptırıldığını ve Akpolat'ın 23 yılın üzerinde ceza aldığını duyururken, destekçilerinin davaları siyasi amaçlı olarak değerlendirdiğini aktardı.</p>

<p><strong>DIE ZEIT</strong> ise kararı, Türkiye'deki muhalif belediye başkanlarına yönelik gözaltı ve tutuklama dalgasının yaşandığı bir dönemde verilen önemli bir yargı kararı olarak değerlendirdi. Haberde, davanın yaklaşık 200 sanığı kapsadığı ve Aktaş'ın suç örgütü kurduğu yönündeki suçlamadan beraat etmesine rağmen belediye başkanlarının ağır cezalara çarptırıldığı vurgulandı.</p>

<p><strong>Türkiye'de muhalefet üzerindeki baskı tartışması büyüyor</strong></p>

<p>Aktaş davasının sonuçlanması, Türkiye'de muhalefet ile iktidar arasındaki siyasi gerilimin yüksek olduğu bir döneme denk geldi.</p>

<p>CHP, 2024 yerel seçimlerinde Türkiye genelinde önemli bir başarı elde ederek çok sayıda büyükşehir ve il belediyesini kazanmıştı. Sonraki dönemde ise aralarında belediye başkanlarının da bulunduğu çok sayıda CHP'li siyasetçi hakkında soruşturma ve tutuklama kararları gündeme geldi.</p>

<p>Muhalefet bu süreçleri siyasi baskı olarak nitelendirirken, iktidar ve hükümet yetkilileri yargının bağımsız olduğunu ve yolsuzluk iddialarının siyasi kimliğe bakılmaksızın soruşturulduğunu belirtiyor.</p>

<p>Aktaş davasında verilen kararlar, bu karşıt görüşlerin yeniden gündemin merkezine yerleşmesine neden oldu.</p>

<p>Rıza Akpolat'a verilen 23 yıl 3 ay 7 günlük hapis cezası, davanın en dikkat çekici sonucu olurken, mahkemenin aynı dosyanın merkezindeki “suç örgütü” iddiasını kabul etmemesi, kararın hukuki ve siyasi tartışmasını daha da büyütecek gibi görünüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/muhalif-belediye-baskanlarina-cezalar-almanyada-gundem</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/istanbul-2.JPG" type="image/jpeg" length="52952"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AİHM, Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi: Türkiye tazminat ödeyecek]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/aihm-osman-kavalanin-serbest-birakilmasini-istedi-turkiye-tazminat-odeyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/aihm-osman-kavalanin-serbest-birakilmasini-istedi-turkiye-tazminat-odeyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala'nın tutukluluğu ve mahkûmiyetine ilişkin ikinci başvurusunda Türkiye'yi bir kez daha mahkûm etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mahkeme, tespit edilen ihlallerin ağırlığına dikkat çekerek Kavala'nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğine hükmetti. AİHM ayrıca Kavala'ya 70 bin avro manevi tazminat ödenmesine karar verdi.</strong></p>

<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017'den bu yana cezaevinde bulunan iş insanı ve sivil toplum aktivisti Osman Kavala'nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını 25 Ağustos 2026'da açıkladı.</p>

<p>Strazburg'da kamuya açık oturumda duyurulan kararda, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin birden fazla maddesini ihlal ettiği sonucuna varıldı. Mahkeme, ihlallerin ciddiyeti nedeniyle Türkiye'nin Kavala'nın <strong>“mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması gerektiğini”</strong> bildirdi.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/o-kavala-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>AİHM: Kavala serbest bırakılmalı</strong></p>

<p>AİHM Büyük Dairesi, Kavala'nın 10 Aralık 2019'dan sonraki özgürlüğünden yoksun bırakılmasının Sözleşme'ye aykırı olduğunu belirtti.</p>

<p>Mahkeme, sonraki yargılama süreçlerinin önceki ihlalleri ortadan kaldırmadığına dikkat çekti. Kavala'nın mahkûmiyetine dayanak oluşturabilecek yeni, somut ve ikna edici deliller ortaya konulmadığı değerlendirmesinde bulunan AİHM, mahkûmiyetin belirli bir şiddet eylemine dayanmadığını vurguladı.</p>

<p>Kararda, Kavala'nın Sözleşme ihlal edilmemiş olsaydı bulunacağı hukuki duruma getirilmesi gerektiği ifade edildi. Mahkeme ayrıca, mahkûmiyet kararının Sözleşme hukuku bakımından geçerli kabul edilemeyeceği sonucuna vardı.</p>

<p><strong>İfade ve örgütlenme özgürlüğü ihlal edildi</strong></p>

<p>Büyük Daire, Kavala'nın mahkûmiyetine esas alınan eylemlerin önemli bölümünün kamusal tartışmalara katılmak, sivil toplum girişimlerini desteklemek, bilgi paylaşmak ve Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı savunuculuk faaliyetlerinde bulunmaktan ibaret olduğunu belirtti.</p>

<p>Mahkeme, bu faaliyetlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğünü güvence altına alan 10. maddesi ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 11. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.</p>

<p>AİHM'ye göre bu haklara yönelik müdahale, Sözleşme'nin 10. ve 11. maddeleri anlamında “kanunla öngörülmüş” sayılamaz.</p>

<p><strong>“Gezi'deki şiddet iddiasıyla somut bağ kurulamadı”</strong></p>

<p>AİHM kararında, Kavala'nın Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesi kapsamında mahkûm edildiği hatırlatıldı.</p>

<p>Söz konusu suçun cebir ve şiddet unsurunu içerdiğine dikkat çeken Mahkeme, buna rağmen Türk mahkemelerinin Kavala'nın eylemleri ile Gezi Parkı protestoları sırasında meydana gelen şiddet olayları iddiası arasında somut bir nedensellik bağı kuramadığı sonucuna vardı.</p>

<p>Mahkeme bu nedenle Kavala'nın ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne yapılan müdahalenin Sözleşme açısından hukuka uygun olmadığına karar verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Altı farklı hak ihlali tespit edildi</strong></p>

<p>Büyük Daire, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3, 5, 6, 10, 11 ve 18. maddeleri kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğine hükmetti.</p>

<p>Bunlar arasında kötü muamele yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü ile hak ve özgürlüklere getirilen kısıtlamaların amacı dışında kullanılmasını yasaklayan 18. madde bulunuyor.</p>

<p><strong>Türkiye tazminat ödeyecek</strong></p>

<p>AİHM, tespit edilen hak ihlalleri nedeniyle Kavala'nın manevi zarara uğradığına karar verdi.</p>

<p>Mahkeme, Türkiye'nin Kavala'ya 70 bin avro manevi tazminat ödemesine hükmetti. Ayrıca yargılama giderleri ve diğer masrafların da karşılanmasına karar verildi.</p>

<p><strong>AİHM'den yargının bağımsızlığına ilişkin uyarı</strong></p>

<p>Kararın dikkat çeken bölümlerinden biri de Türkiye'deki yargı sistemine ilişkin değerlendirmeler oldu.</p>

<p>AİHM, Kavala davasının yalnızca bireysel hak ihlalleriyle sınırlı olmadığı, aynı zamanda sistemik bir soruna işaret ettiği sonucuna vardı.</p>

<p>Özellikle siyasi açıdan hassas davalarda yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını etkileyen yapısal eksikliklere dikkat çekildi. Hâkimlerin haksız baskılara karşı korunmasını sağlayacak kurumsal güvencelerin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Mahkeme ayrıca tutukluluğun aşırı kullanılmasının, ceza hükümlerinin geniş yorumlanmasının ve art arda açılan davalar yoluyla ceza yargılamasının amacı dışında kullanılmasının önlenmesi gerektiğini bildirdi.</p>

<p>AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına tam ve gecikmeden uyulmasının da hukuk devleti açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p><strong>Türkiye'nin önünde ne var?</strong></p>

<p>AİHM Büyük Dairesi'nin kararı, Mahkeme içindeki yargısal sürecin en üst aşamasını oluşturuyor. Bu nedenle kararın ardından dosyada AİHM içinde olağan bir üst mahkeme başvuru yolu bulunmuyor.</p>

<p>Ancak kararın uygulanması ayrı bir süreç olarak devam edecek. AİHM kararlarının uygulanmasını Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetliyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46. maddesi uyarınca taraf devletler, kesinleşen AİHM kararlarına uymak ve uygulamakla yükümlü.</p>

<p><strong>Kavala dosyasında yıllardır devam eden süreç</strong></p>

<p>Osman Kavala 18 Ekim 2017'de tutuklandı. AİHM, 10 Aralık 2019'da verdiği ilk kararında Kavala'nın tutukluluğunun makul şüpheye dayanmadığı ve tutuklamanın siyasi amaç taşıdığı sonucuna vararak serbest bırakılmasını istemişti.</p>

<p>Türkiye'nin bu kararı uygulamaması üzerine dosya Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne taşındı. AİHM Büyük Dairesi 11 Temmuz 2022'de Türkiye'nin 2019 tarihli karardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğine hükmetti.</p>

<p>Kavala ise bu süreçte serbest bırakılmadı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 25 Nisan 2022'de Kavala'yı hükümeti devirmeye teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Bu karar 2023 yılında Yargıtay tarafından onandı.</p>

<p>Kavala'nın avukatları daha sonra 18 Ocak 2024'te AİHM'ye yeni bir başvuruda bulundu. “Kavala/Türkiye (No. 2)” adıyla görülen dava, 2019 tarihli AİHM kararından sonraki tutukluluk sürecini, Gezi Davası'ndaki mahkûmiyeti ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını kapsıyordu.</p>

<p>Dosya, taşıdığı hukuki önem nedeniyle AİHM'nin 17 yargıçtan oluşan Büyük Dairesi'ne gönderildi. Büyük Daire davayı 25 Mart 2026'da görüştü ve kararını bugün açıkladı.</p>

<p><strong>Karar ne anlama geliyor?</strong></p>

<p>Bugünkü karar, AİHM'nin 2019'daki “serbest bırakılmalı” kararının ardından Kavala'nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının ve sonrasında verilen mahkûmiyetin Sözleşme bakımından yeniden ciddi ihlaller içerdiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Büyük Daire'nin açık biçimde Kavala'nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtmesi, Türkiye açısından kararın uygulanmasını yeniden Avrupa Konseyi'nin gündemine taşıyacak.</p>

<p>Bundan sonraki süreçte Türkiye'nin AİHM kararının gereğini yerine getirip getirmediği ve gerekli bireysel ve genel tedbirleri alıp almadığı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından izlenecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/aihm-osman-kavalanin-serbest-birakilmasini-istedi-turkiye-tazminat-odeyecek</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/-1787654880.JPG" type="image/jpeg" length="42428"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BSW'li Lafontaine: “Faşizmin destekçileri kendilerine demokratik merkez diyor”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/bswli-lafontaine-fasizmin-destekcileri-kendilerine-demokratik-merkez-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/bswli-lafontaine-fasizmin-destekcileri-kendilerine-demokratik-merkez-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BSW’nin kurucularından, Sol Parti’nin eski Eş Başkanı Oskar Lafontaine (82), Almanya’daki siyasi partileri ve medyayı sert sözlerle eleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oskar Lafontaine, BSW’nin (Sahra Wagenknecht İttifakı) Saksonya-Anhalt’ta AfD’yi de kapsayabilecek değişken siyasi işbirliklerine açık olmasının “faşizmin destekçiliği” olarak nitelendirilmesine karşı çıkarak, asıl sorunun yıllardır izlenen savaş, silahlanma ve sosyal politika olduğunu savundu.</strong></p>

<p>Lafontaine, açıklamasında BSW’nin yalnızca savaş ve silahlanmaya karşı çıktığı için diğer partiler ve “propaganda gazetecileri” tarafından hedef alındığını öne sürdü. BSW’nin Federal Meclis dışında bırakıldığını savunan Lafontaine, aşırı sağcı AfD ile Sol Parti’nin (Die Linke) politikalarını da eleştirerek, Almanya’daki mevcut siyasi dengelerin yeniden sorgulanması gerektiğini ileri sürdü.</p>

<p><strong>“BSW faşizmin destekçisi değil”</strong></p>

<p>Lafontaine’e göre BSW’nin Saksonya-Anhalt’ta partiler üstü bir başbakan adayı önermesi ve farklı konularda, AfD’nin de dahil olabileceği değişken siyasi ittifaklara açık olması, partinin “faşizmin destekçisi” olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Aksine Lafontaine, Almanya’da AfD ile diğer partiler arasına çekilen <strong>“Brandmauer” olarak adlandırılan siyasi duvarın</strong> aşılması gerektiğini savunuyor. Ona göre bu politika, AfD’yi engellemek yerine partinin giderek daha fazla güçlenmesine yol açtı.</p>

<p>Lafontaine’in açıklamasındaki temel eleştiri ise şöyle:</p>

<p><strong>“Faşizmin gerçek destekçileri, son yıllarda halkın büyük çoğunluğu tarafından reddedilen bir politika izleyen ve bunun sonucunda çılgınca bir silahlanma ile sosyal hakların gerilemesine yol açan partilerdir.”</strong></p>

<p><strong>“Demokratik merkez”e ve medyaya ağır suçlama</strong></p>

<p>Lafontaine, eleştirisini yalnızca siyasi partilerle sınırlamadı. Alman medyasını da aşırı sağcı AfD’nin yükselişinde pay sahibi olmakla suçladı.</p>

<p>Gazeteciliğin toplumdan ve seçmenden uzaklaştığını savunan Lafontaine, medyanın AfD seçmenini anlamadığını ve partiye yönelik haberlerin, istemeden de olsa, AfD’nin reklamını yaptığını ileri sürdü.</p>

<p>Bu değerlendirmesine <strong>Der Spiegel</strong> dergisinin son sayısını örnek gösteren Lafontaine, AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki başbakan adayı Ulrich Siegmund’un derginin kapağında bir suçlu gibi gösterilmesini eleştirdi. Siegmund’un, birçok önde gelen AfD siyasetçisi gibi geçmişte CDU üyesi olduğunu da hatırlattı.</p>

<p><img alt="" height="598" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/afdli-aday.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="684" /></p>

<p><strong>AfD, Sol Parti ve savaş politikası</strong></p>

<p>Lafontaine, AfD’nin Ukrayna savaşına karşı çıkmasına rağmen Almanya’nın NATO üyeliğini desteklediğini, Almanya’nın çıkarları söz konusu olduğunda Alman ordusu Bundeswehr’in yurtdışındaki operasyonlarını savunduğunu ve “çılgınca silahlanmaya” destek verdiğini belirtti.</p>

<p>Sol Parti’ye (Die Linke) yönelik eleştirisi de dikkat çekti. Lafontaine, partinin Federal Konsey’de silahlanma kararına destek verdiğini, Rusya’ya yönelik yaptırımları savunduğunu ve Rusya’nın “gölge filosuna” yönelik saldırıları desteklediğini ileri sürdü. Ona göre Sol Parti de artık NATO uzlaşısının içine dahil olmuş durumda.</p>

<p><strong>Gazze ve İsrail politikası</strong></p>

<p>Lafontaine’in açıklamasında İsrail’in Gazze’deki soykırım politikalarına ilişkin açıklamalar da önemli bir yer tuttu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Almanya’nın iktidar partileri tarafından İsrail’e silah ve mali destek verilmesini sert biçimde eleştiren Lafontaine, Ukrayna ve İsrail’deki politikalar konusunda şu ifadeyi kullandı:</p>

<p><strong>“Siyasi duvar (Brandmauer) partilerinin Ukrayna’daki ve İsrail’deki faşistleri silah ve parayla desteklemesinin, onları faşizmin yardımcıları haline getirdiğini göz ardı etmemeliyiz.”</strong></p>

<p>Lafontaine ayrıca, hükümet partilerinin Gazze’deki politikalarını soykırımın desteklenmesi olarak nitelendirdi ve bu desteğin Almanya’daki siyasi tartışmada yeterince sorgulanmadığını savundu.</p>

<p><strong>“27 milyon Sovyet vatandaşı hayatını kaybetti”</strong></p>

<p>Lafontaine, Almanya’nın Rusya ile yaşadığı mevcut gerilim üzerinden II. Dünya Savaşı tarihine de gönderme yaptı.</p>

<p>Hitler’in yürüttüğü imha savaşında Sovyetler Birliği’nin 27 milyon vatandaşının hayatını kaybettiğini, bunların yaklaşık yarısının Rus olduğunu hatırlatan Lafontaine, buna rağmen bugün Almanya’nın Rusya ile karşı karşıya gelmesine yol açabilecek politikaların desteklenmesini eleştirdi.</p>

<p>Bu noktada özellikle Sol Parti’ye yönelik bir soru yönelten Lafontaine, CDU ve SPD gibi partilerle rahatlıkla işbirliği yapılırken, bu partilerin Rusya politikası ve İsrail’e verdikleri destek konusunda neden aynı hassasiyetin gösterilmediğini sorguladı.</p>

<p>Lafontaine’e göre asıl çelişki burada ortaya çıkıyor: Savaş ve silahlanma politikalarını destekleyen CDU ve SPD ile işbirliği mümkün görülürken, AfD ile belirli konularda değişken siyasi işbirliği ihtimali neden kategorik olarak reddediliyor?</p>

<p>Lafontaine açıklamasını, kendilerini “demokratik merkez” olarak tanımlayan siyasi partilerin ve onları destekleyen çevrelerin bu soruya cevap veremeyeceği görüşüyle tamamladı.</p>

<p><strong>Lafontaine kimdir?</strong></p>

<p>Oskar Lafontaine, eski Almanya Maliye Bakanı ve SPD’nin eski Genel Başkanıdır. PDS ile WASG’nin birleşmesiyle 2007’de kurulan Sol Parti’nin kurucuları arasında yer aldı. Lafontaine, 2007-2010 yılları arasında Lothar Bisky ile birlikte Sol Parti’nin eş genel başkanlığını, 2009 yılına kadar da Federal Meclis’teki Die Linke Meclis Grubu’nun eş başkanlığını yaptı.</p>

<p>Daha sonra Sol Parti’den ayrılan Lafontaine, BSW’nin kurucuları arasında yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/bswli-lafontaine-fasizmin-destekcileri-kendilerine-demokratik-merkez-diyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 20:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/lafontaine-2.jpeg" type="image/jpeg" length="86816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Berlin seçimleri öncesi Sol Parti önde: SPD’de koalisyon tartışması büyüyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/berlin-secimleri-oncesi-sol-parti-onde-spdde-koalisyon-tartismasi-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/berlin-secimleri-oncesi-sol-parti-onde-spdde-koalisyon-tartismasi-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[20 Eylül’de yapılacak Berlin Eyalet Meclisi seçimleri öncesinde Sol Parti (Die Linke) yeni bir ankette yüzde 22 ile ilk sıraya yükseldi. CDU ve AfD yüzde 18 ile ikinci sırayı paylaşırken, Yeşiller yüzde 16, SPD ise yüzde 12’de kaldı. Sol Parti ile olası bir koalisyon ihtimali ise SPD’nin önde gelen eski siyasetçileri arasında ciddi çekincelere yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Forsa araştırma şirketinin <i>t-online</i> için yaptığı ankete göre, Berlin’de seçimlere yaklaşık dört hafta kala Elif Eralp’in başbakan adayı olduğu Sol Parti yüzde 22 ile açık ara önde bulunuyor. </strong></p>

<p>CDU ve AfD yüzde 18’er oy oranıyla ikinci sırayı paylaşırken, Yeşiller yüzde 16, SPD ise yüzde 12 oy alıyor.</p>

<p>BSW yüzde 4, FDP ise yüzde 3’te kalırken, bu oranlarla iki parti de yüzde 5’lik seçim barajını aşamıyor.</p>

<p>Anket, 4-18 Ağustos tarihleri arasında 1.535 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Hata payının ±3 puan olduğu belirtildi.</p>

<p><strong>Berlin’de iki partili hükümet ihtimali zayıf</strong></p>

<p>20 Eylül’de Berlinliler yeni Eyalet Meclisi’ni ve buna bağlı olarak yeni eyalet hükümetini belirleyecek. Berlin şu anda CDU ile SPD’nin oluşturduğu koalisyon tarafından yönetiliyor.</p>

<p>Ancak son ankette iki partili bir hükümet için yeterli çoğunluk oluşmuyor. Buna karşılık Sol Parti, Yeşiller ve SPD’den oluşan üçlü koalisyon ile CDU, Yeşiller ve SPD’den oluşan bir başka üçlü koalisyon matematiksel olarak mümkün görünüyor. Forsa araştırmasında Sol Parti-Yeşiller-SPD seçeneği, katılımcılar arasında en fazla destek gören hükümet modeli olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Öte yandan seçimlere ilişkin farklı araştırmalarda son haftalarda CDU, Sol Parti ve aşırı sağcı AfD'nin zaman zaman birinci sıraya çıktığı görülüyor. Bu nedenle sonucun henüz kesinleşmediği vurgulanıyor. Anketlerin seçim sonucunun tahmini değil, araştırmanın yapıldığı dönemdeki siyasi eğilimin bir göstergesi olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>Wegner adaylıktan çekildi, CDU Evers’i öne çıkardı</strong></p>

<p>Berlin’deki seçim yarışında dikkat çeken gelişmelerden biri de mevcut Belediye Başkanı Kai Wegner’in (CDU) yeniden aday olmama kararı oldu.</p>

<p>Wegner, ocak ayında yaşanan büyük elektrik kesintisi sırasında kriz yönetimine yönelik eleştirilerin ardından CDU’nun başbakan adayı olmaktan çekildi. Halen Berlin Maliye Senatörü olan Stefan Evers, CDU’nun yeni başbakan adayı olarak seçim yarışına girdi.</p>

<p>Bu tablo, SPD açısından da seçim sonrasında nasıl bir hükümet kurulacağı sorusunu daha önemli hale getiriyor.</p>

<p><img alt="" height="343" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/spd-4.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Eski SPD’li başbakanlardan Sol Parti’ye sert eleştiri</strong></p>

<p>Sol Parti’nin anketlerde yükselmesi, özellikle SPD içinde olası bir koalisyon konusunda tartışmaları beraberinde getirdi.</p>

<p>Berlin’in eski SPD’li Belediye Başkanı Klaus Wowereit, Sol Parti’nin bugün hükümet sorumluluğu üstlenmeye uygun olmadığını savundu. Wowereit, Berlin gibi son derece çeşitli bir kentte mevcut Sol Parti ile hükümet ortaklığının SPD açısından ciddi sorunlar yaratabileceğini söyledi.</p>

<p>Wowereit, 2002-2011 yılları arasında Berlin’i Sol Parti ile birlikte oluşturduğu SPD-Sol Parti koalisyonuyla yönetmişti. Ancak eski başbakan, bugünkü Sol Parti’nin o dönemdeki partiden önemli ölçüde farklı olduğunu belirtti.</p>

<p>Geçmişte Sol Parti içerisinde Gregor Gysi, Harald Wolf ve Klaus Lederer gibi siyasetçilerle çalıştığını hatırlatan Wowereit, o dönemde parti yöneticilerinin kendi siyasi pozisyonlarını da sorgulamaya ve gerektiğinde değiştirmeye daha açık olduklarını söyledi. Bugünkü Sol Parti’yi ise değerlendirmekte zorlandığını ifade etti.</p>

<p><strong>Kamulaştırma ve İsrail politikası tartışması</strong></p>

<p>Wowereit, Sol Parti ile SPD arasındaki temel anlaşmazlık noktaları arasında kamulaştırma politikası ve İsrail konusundaki yaklaşımı da gösterdi.</p>

<p>Eski Berlin Belediye Başkanı, seçim sonrasında koalisyon seçeneklerini şimdiden tümüyle dışlamaktan yana olmadığını belirtirken, AfD ile bir koalisyona kesinlikle karşı olduğunu söyledi. Ona göre SPD’nin önceliği, seçimlerden güçlü çıkmak ve sosyal demokrat politikaları hayata geçirebilecek bir konuma ulaşmak olmalı.</p>

<p>Wowereit, seçim sonrasında koalisyon görüşmelerinin zor geçeceğini de ifade etti.</p>

<p><strong>Michael Müller de çekinceli</strong></p>

<p>Wowereit’in ardından Berlin’in eski Belediye Başkanı ve SPD’li siyasetçi Michael Müller de Sol Parti konusunda benzer çekinceler dile getirdi.</p>

<p>Müller, SPD’nin Berlin’de sol seçmenler arasındaki en güçlü siyasi parti olma hedefini koruması gerektiğini söyledi. Sol Parti ve Yeşiller ile geçmişte iyi çalıştığını belirten Müller, ancak bugünkü Sol Parti’nin önceki dönemlerden farklı bir yapıya sahip olduğunu savundu.</p>

<p>Müller’e göre partinin çok sayıda yeni üyesi aktivist çevrelerden geliyor ve bu kişilerin hükümet deneyimi bulunmuyor. Ayrıca Sol Parti’nin antisemitizm konusundaki tutumunun yeterince açık olmadığını öne sürdü.</p>

<p><strong>SPD’de üyelerin karar vermesi önerisi</strong></p>

<p>Müller, seçim sonrasında hangi koalisyonun kurulacağı konusunda kararın yalnızca parti yönetimi tarafından verilmemesi gerektiğini savundu.</p>

<p>Olası bir koalisyon konusunda SPD üyelerinin görüşünün alınmasını isteyen Müller, partinin böyle önemli bir kararın arkasında beş yıl boyunca durabilmesi gerektiğini belirtti. SPD’de üyelerin bu tür konularda karar vermesinin daha önce de uygulanan bir yöntem olduğunu söyledi.</p>

<p>SPD’nin eski Berlin Eyalet Başkanı Nicola Böcker-Giannini de benzer bir tutum sergileyerek, Sol Parti veya Yeşiller öncülüğündeki bir koalisyonda SPD’nin küçük ortak konumuna düşmesinin partiye daha fazla oy kaybettirebileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>SPD için kritik seçim</strong></p>

<p>Son anket, SPD’nin yüzde 12 ile beşinci sırada bulunduğunu gösteriyor. Buna karşın SPD, seçim sonrasında hükümet kurulması açısından kilit partilerden biri olmaya devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut oy dağılımına göre Sol Parti-Yeşiller-SPD veya CDU-Yeşiller-SPD şeklindeki üçlü koalisyonlar matematiksel olarak mümkün görünüyor. Bu nedenle SPD’nin seçim sonrasında hangi tarafa yöneleceği, Berlin’in yeni hükümetinin şekillenmesinde belirleyici olabilir.</p>

<p>Ancak seçim gününe kadar oy oranlarının değişebileceği ve mevcut anketlerin yalnızca seçmen eğiliminin bir anlık görüntüsünü sunduğu belirtiliyor. Berlinliler, 20 Eylül 2026’da yeni Eyalet Meclisi için sandık başına gidecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/berlin-secimleri-oncesi-sol-parti-onde-spdde-koalisyon-tartismasi-buyuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 18:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/elif.jpg" type="image/jpeg" length="28343"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taşyapı, Münih’te 44 metrelik kule ve 250 konutluk mahalle planlıyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/tasyapi-munihte-44-metrelik-kule-ve-250-konutluk-mahalle-planliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/tasyapi-munihte-44-metrelik-kule-ve-250-konutluk-mahalle-planliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye merkezli Taşyapı’nın Münih’in Bogenhausen semtinde planladığı “Cosma-Eck” projesi, Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Süddeutsche Zeitung’da geniş şekilde ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzun süredir kullanılmayan bir araziyi yeni bir yaşam alanına dönüştürmesi planlanan projede yaklaşık 250 konutun yanı sıra 44 metre yüksekliğinde, altıgen biçimli bir kule, marketler, fırın ve halka açık bir çatı terası bulunacak. </strong></p>

<p>Münih Belediyesi projedeki yapılaşma alanının artırılmasına prensipte olumlu yaklaşırken, yüksek yapının kent görünümüne etkisi, sosyal altyapı ve uygun fiyatlı konut konusu da tartışılıyor.</p>

<p><strong>Bogenhausen’de yıllardır boş duran arazi</strong></p>

<p>Münih’in Bogenhausen semtinde, Cosimastraße ile Johanneskirchner Straße’nin kesiştiği noktada bulunan geniş arazi uzun süredir kullanılmıyor. Arazinin hemen yanında bir Aldi marketi bulunuyor.</p>

<p>Süddeutsche Zeitung’un haberine göre mimar Hannes Rössler, yıllardır boş duran alanın bölgeye belirgin bir kimlik kazandırmadığını belirterek, burada yeni bir mahalle merkezi ve konut alanı oluşturmayı hedefliyor.</p>

<p>“Cosma-Eck” adı verilen proje, İstanbul merkezli Taşyapı tarafından geliştiriliyor.</p>

<p><img alt="" height="560" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/munchen.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>250 konut ve 44 metrelik altıgen kule</strong></p>

<p>Projenin merkezinde yaklaşık 250 konut bulunacak. Yapı topluluğunun en dikkat çekici bölümünü ise 14 katlı ve 44 metre yüksekliğindeki altıgen kule oluşturacak.</p>

<p>Projede konutların yanı sıra marketler, fırın ve ticari alanlar da yer alacak. Ayrıca mahalle sakinlerinin ve çevrede yaşayanların kullanabileceği halka açık bir çatı terası planlanıyor.</p>

<p>Mimar Hannes Rössler, projenin yalnızca konut ihtiyacına cevap vermesini değil, çevredeki mahallelerin sakinlerinin alışveriş yapabileceği, buluşabileceği ve vakit geçirebileceği yeni bir merkez oluşturmasını amaçlıyor.</p>

<p>Projenin; Oberföhring, Johanneskirchen, Cosimapark, Fideliopark ve Prinz-Eugen-Park çevresindeki mahallelere hizmet veren bir merkez haline gelmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong>Kule Münih’in mimari geçmişinden esinleniyor</strong></p>

<p>44 metrelik altıgen kulenin tasarımında Münih’in tarihi şehir kapılarından Sendlinger Tor ve Isartor’dan esinlenildiği belirtiliyor. Tasarımda ayrıca Blumenstraße’deki Eski Teknik Belediye Binası’nın da referans olarak kullanıldığı aktarılıyor.</p>

<p>Mimar Rössler, yapının Münih’in kuzeydoğusunda bir yön bulma noktası ve mahalle simgesi haline gelmesini istiyor.</p>

<p><strong>Kent yönetiminden yapılaşma artışına olumlu yaklaşım</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Projenin mevcut imar planındaki yapılaşmadan daha büyük olması nedeniyle konu Münih Belediyesi Planlama Dairesi’nin değerlendirmesine sunuldu.</p>

<p>Planlama Dairesi, projenin taban alanı ve toplam yapılaşma alanının artırılmasına prensipte olumlu yaklaştı. Ancak 14 katlı ve 44 metre yüksekliğindeki yapının kent siluetiyle uyumu ayrıca Kentsel Tasarım Komisyonu tarafından değerlendirildi.</p>

<p>Komisyon görüşmelerinde yapının büyüklüğü ve dikkat çekici tasarımı konusunda farklı değerlendirmeler yapılırken, altıgen form da tüm üyeler tarafından aynı ölçüde olumlu karşılanmadı. Buna karşın komisyonun genel görüşü, Münih’in kuzeydoğusunun böyle belirgin bir yüksek yapıdan yararlanabileceği yönünde oldu.</p>

<p><strong>İlçe yönetiminden destek, ancak okul ve kreş uyarısı</strong></p>

<p>Bogenhausen İlçe Meclisi Başkanı Samuel Moser (Yeşiller) de projenin bölge için yeni bir merkez oluşturabileceği görüşünde.</p>

<p>Ancak Moser, 250 konutun tamamlanmasının ardından bölgedeki kreş ve okul kapasitesinin yetersiz kalabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Moser ayrıca projenin yalnızca mimari açıdan değil, sosyal ihtiyaçlar bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini belirterek uygun fiyatlı konut konusunun da gündeme alınmasını istiyor. Projede kaç konutun kamu destekli veya uygun fiyatlı olarak sunulacağı ise henüz netleşmiş değil.</p>

<p><strong>Taşyapı: Yapı ruhsatının ardından başlanması hedefleniyor</strong></p>

<p>Taşyapı’nın Münih’teki çalışmalarını şirketin yönetim kurulu üyesi Ece Turanlı yürütüyor.</p>

<p>Turanlı, şirketin Münih Belediyesi ile görüşmelerini sürdürdüğünü ve bölgedeki kreş ihtiyacı gibi konularda katkı sağlamaya hazır olduklarını belirtiyor.</p>

<p>Şirket, gerekli yapı ruhsatının alınmasının ardından projeye mümkün olan en kısa sürede başlamayı hedefliyor. Ece Turanlı da Taşyapı’nın Almanya’da Münih dışındaki kentlerde de yeni projeler gerçekleştirmeyi planladığını ifade ediyor.</p>

<p><strong>Münih’teki proje Almanya’daki genişleme planının ilk adımlarından biri</strong></p>

<p>Taşyapı’nın Münih’te henüz tamamlanmış bir projesi bulunmuyor. Ancak şirket, “Cosma-Eck” projesinin ardından Almanya’nın başka kentlerinde de yeni projeler gerçekleştirmeyi planlıyor.</p>

<p>Münih’teki projenin hayata geçirilmesi halinde, uzun süredir boş duran arazi yaklaşık 250 konut, ticari alanlar ve 44 metrelik altıgen kuleyle yeni bir mahalle merkezine dönüşecek.</p>

<p>Projenin uygulanabilmesi ise öncelikle gerekli yapı ruhsatının alınmasına bağlı. Şirket, ruhsat sürecinin tamamlanmasının ardından inşaata mümkün olan en kısa sürede başlamayı hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/tasyapi-munihte-44-metrelik-kule-ve-250-konutluk-mahalle-planliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/tasyapi.jpg" type="image/jpeg" length="18508"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eski Fransız ve İngiliz diplomatlar: İsrail’e karşı yaptırım uygulanmalı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/eski-fransiz-ve-ingiliz-diplomatlar-israile-karsi-yaptirim-uygulanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/eski-fransiz-ve-ingiliz-diplomatlar-israile-karsi-yaptirim-uygulanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa ve Birleşik Krallık’ın 100’den fazla eski diplomatı, hükümetlerine İsrail’e karşı daha sert ve somut önlemler alma çağrısında bulundu. 52 eski Fransız diplomat ile 50 eski İngiliz diplomatın imzaladığı mektupta, Gazze’deki yıkım, Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetleri ve yerleşimci şiddeti sert ifadelerle eleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eski diplomatlar silah transferlerinin ve askeri işbirliğinin durdurulmasını, İsrail’le bazı anlaşmaların askıya alınmasını ve yerleşimlere yönelik ticaretin yasaklanmasını istedi.</strong></p>

<p>Fransa ve Birleşik Krallık’tan 100’ü aşkın eski diplomat, iki ülke hükümetlerine gönderdikleri ortak mektupla İsrail’in Filistin politikasına karşı daha sert bir tutum alınmasını istedi.</p>

<p>Fransa'da<strong> Le Monde </strong>ve İngiltere'de <strong>The Guardian</strong> gazetesi tarafından yayımlanan mektup, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham’a hitaben kaleme alındı. Mektuba 52 eski Fransız diplomat ile 50 eski İngiliz diplomat imza attı. İmzacılar arasında geçmişte İsrail, Mısır, İran, Bahreyn, Suriye, Katar ve bölgedeki diğer ülkelerde görev yapan üst düzey diplomatlar bulunuyor.</p>

<p>Diplomatlar, Fransa ve Birleşik Krallık’ın 2025 yılında Filistin devletini tanımasının ardından artık bu kararın somut siyasi adımlarla desteklenmesi gerektiğini savundu.</p>

<p><strong>“Filistin dünyanın gözleri önünde siliniyor”</strong></p>

<p>Mektubun dili, eski diplomatların daha önceki diplomatik açıklamalara kıyasla oldukça sert.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mektupta “Filistin dünyanın gözleri önünde siliniyor” ifadesi kullanılırken, Batı Şeria’daki Filistinlilere ait evlerin yıkılması ve yerleşimci şiddetinin “etnik temizliğe” vardığı savunuldu.</p>

<p>Gazze’de yaklaşık 2 milyon Filistinlinin yıkıma uğramış bölgenin yalnızca yaklaşık yüzde 30’luk kısmında sıkışıp kaldığı, insanların yeterli gıda, ilaç ve barınma imkanından yoksun olduğu belirtildi. Diplomatlar ayrıca İsrail’in Gazze’deki politikalarının yanı sıra Batı Şeria, Doğu Kudüs ve bölgedeki diğer gelişmelerin Filistin devletinin kurulması ihtimalini giderek ortadan kaldırdığını savundu.</p>

<p>Eski diplomatlar, 7 Ekim 2023’te Hamas tarafından gerçekleştirilen saldırılardaki suçları açıkça kınadıklarını da belirtti. Ancak mektupta, bu saldırıların İsrail’in Gazze’deki sistematik yıkım politikasını haklı çıkaramayacağı ifade edildi.</p>

<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İsrail’in “kılıçla yaşamak zorunda olduğu” yönündeki yaklaşımını da eleştiren diplomatlar, bunun müzakere imkanlarını ortadan kaldırdığını ve İsrail’in güvenliğini de tehlikeye attığını savundu.</p>

<p><strong>Silah ve askeri işbirliğinin durdurulmasını istediler</strong></p>

<p>Eski diplomatların hükümetlerinden talepleri yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı kalmadı.</p>

<p>Mektupta Fransa ve Birleşik Krallık’tan: İsrail’e silah transferlerinin durdurulması, İsrail ile ikili askeri işbirliği ile AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması, İngiltere-İsrail ticaret ve ortaklık anlaşmasına son verilmesi, İsrail yerleşimleriyle yapılan ticaretin yasaklanması, Yerleşimlere yönelik yatırım, sigorta ve finansal hizmetlerin engellenmesi, Gazze’ye insani yardımın herhangi bir kısıtlama olmaksızın ulaştırılmasının sağlanması, Gazze’ye gazeteciler, diplomatlar ve parlamenterler için erişim imkanı verilmesi istendi.</p>

<p>Diplomatlar ayrıca Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi kararlarına uyulması çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>E1 projesi için özel uyarı</strong></p>

<p>Eski diplomatların mektubunda özellikle Batı Şeria’daki E1 yerleşim projesi üzerinde duruldu.</p>

<p>Doğu Kudüs’ün doğusunda bulunan E1 bölgesindeki proje, Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinin genişletilmesini öngörüyor. Projenin hayata geçirilmesi halinde Batı Şeria’nın coğrafi bütünlüğünün ciddi biçimde zarar göreceği ve Filistin topraklarının iki ayrı bölüme ayrılabileceği yönünde eleştiriler bulunuyor.</p>

<p>Diplomatlar, E1 projesine yatırım yapabilecek veya inşaat faaliyetlerine katılabilecek şirketlerin Fransa ve Birleşik Krallık hükümetleri tarafından açık biçimde uyarılmasını istedi. Şirketlere, projeye katılmaları halinde iki ülkedeki ekonomik ve ticari çıkarlarının olumsuz etkilenebileceğinin bildirilmesi çağrısında bulunuldu.</p>

<p><strong>Avrupa ülkelerinden E1 projesine ortak tepki</strong></p>

<p>E1 projesine yönelik eleştiriler yalnızca eski diplomatlarla sınırlı değil.</p>

<p>Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, İtalya, Norveç ve Hollanda’nın da aralarında bulunduğu Avrupa ülkeleri, 20 Ağustos’ta yayımladıkları ortak açıklamada İsrail’in E1 bölgesindeki yerleşim planlarını kınadı.</p>

<p>Açıklamada, E1 projesinin Batı Şeria’yı bölerek Filistin topraklarının bütünlüğüne zarar vereceği ve iki devletli çözümün geleceğini daha da zayıflatacağı belirtildi. İsrail’e planı geri çekmesi çağrısı yapıldı.</p>

<p>Avrupa ülkeleri ayrıca yerleşim projelerine katılabilecek şirketleri uyararak, bu tür faaliyetlerin hukuki ve itibari sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Mektupta dikkat çeken isimler</strong></p>

<p>Mektuba imza atanlar arasında İngiltere’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki eski büyükelçileri Jeremy Greenstock ve Emyr Jones Parry de bulunuyor.</p>

<p>Fransa tarafından imza atan önemli isimler arasında ise Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın eski Orta Doğu direktörlerinden Yves Aubin de la Messuzière ve Denis Bauchard yer alıyor.</p>

<p>İmzacıların önemli bölümünün geçmişte Orta Doğu’da üst düzey diplomatik görevlerde bulunmuş olması, çağrının dikkat çeken unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. <i>The Guardian</i> da mektuba imza atanların önemli bir bölümünün İsrail, Mısır, İran, Bahreyn, Suriye, Türkiye, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerde görev yaptığını aktarıyor.</p>

<p><strong>“Filistin devletinin tanınması artık somut adımlarla desteklenmeli”</strong></p>

<p>Eski diplomatlara göre Fransa ve Birleşik Krallık’ın 2025 yılında Filistin devletini tanıması önemli bir siyasi adımdı. Ancak bu tanımanın, Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını güvence altına alacak somut politikalarla desteklenmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Mektupta, İsrail hükümetinin bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini ortadan kaldırmaya çalıştığı ve uluslararası hukuk, Uluslararası Adalet Divanı kararları ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına karşı hareket ettiği ileri sürüldü.</p>

<p>Diplomatlar, iki devletli çözümün korunabilmesi için Fransa ve Birleşik Krallık’ın yalnızca açıklama yapmakla yetinmemesi, ekonomik, diplomatik ve askeri alanda somut yaptırımları gündeme getirmesi gerektiğini savundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/eski-fransiz-ve-ingiliz-diplomatlar-israile-karsi-yaptirim-uygulanmali</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 15:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/bati-seria.png" type="image/jpeg" length="17136"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5 AB ülkesi, reddedilen sığınmacılar için Ruanda’da merkez görüşüyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/5-ab-ulkesi-reddedilen-siginmacilar-icin-ruandada-merkez-gorusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/5-ab-ulkesi-reddedilen-siginmacilar-icin-ruandada-merkez-gorusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve Hollanda’nın, Avrupa’da iltica başvuruları reddedilen kişilerin gönderilebileceği “Return Hubs” adı verilen merkezlerin Ruanda’da kurulması konusunda görüşmeler yürüttüğü bildirildi. Avrupa ülkelerinden bir heyetin gelecek hafta Ruanda’ya giderek konuyu teknik düzeyde ele alması bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya ve dört Avrupa Birliği ülkesinin, iltica başvuruları reddedilen kişilerin Avrupa dışındaki ülkelere gönderilmesine yönelik yeni bir model üzerinde Ruanda ile görüşmeler yaptığı bildirildi.</strong></p>

<p><i>Der Spiegel</i> ve ARD'nin <i>Report Mainz</i> programının haberlerine göre Almanya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve Hollanda’dan oluşan bir grup, Ruanda’da “Return Hubs” olarak adlandırılan geri gönderme merkezlerinin kurulması ihtimalini değerlendiriyor. Avrupa ülkelerinden bir heyetin gelecek hafta Ruanda’ya giderek konuyu görüşmesi planlanıyor.</p>

<p><strong>Beş ülkeden ortak girişim</strong></p>

<p>Söz konusu ülkeler kendilerini “uygulayıcılar” olarak tanımlıyor. Grup, Avrupa’da iltica başvuruları reddedilen kişilerin gönderilebileceği Avrupa dışındaki bir ortak ülke bulmayı hedefliyor.</p>

<p>Beş ülkenin, yıl sonuna kadar bu konuda bir ortak ülkeyle anlaşmaya varmayı amaçladığı belirtiliyor. İtalya’nın da son haftalarda Ruanda ile benzer bir anlaşmaya ilgi gösterdiği bildiriliyor.</p>

<p>Gelecek haftaki görüşmelerin öncelikle teknik düzeyde yapılması bekleniyor. Şimdilik müzakerelerin ağırlık noktası, iltica başvuruları Avrupa’da reddedilmiş kişilerin gönderilebileceği “Return Hubs” olarak tanımlanan merkezler.</p>

<p><img alt="" height="382" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/sinir-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>“Return Hub” ne anlama geliyor?</strong></p>

<p>Planlanan modelde, Avrupa’daki iltica başvuruları reddedilen kişiler, doğrudan kendi ülkelerine gönderilemedikleri durumlarda Avrupa Birliği dışındaki üçüncü bir ülkede oluşturulacak merkezlere sevk edilebilecek.</p>

<p>Bazı ülkeler ise bundan daha kapsamlı bir modeli değerlendiriyor. Avusturya’nın da aralarında bulunduğu bazı hükümetler, “iltica merkezleri” kurulmasını gündeme getiriyor. Bu model hayata geçirilirse, Avrupa’ya ulaşmış kişilerin iltica başvurularının değerlendirilmesi ve korunma hakkı verilip verilmeyeceğine ilişkin süreç de üçüncü ülkede yürütülebilecek.</p>

<p><strong>Ruanda görüşmeleri doğruladı</strong></p>

<p>Ruanda hükümetinden bir sözcü, Avrupa hükümetleriyle göç konusunda “ilk görüşmelerin” yapıldığını doğruladı. Ancak henüz herhangi bir anlaşmaya varılmadığı belirtildi.</p>

<p>Almanya ve Avusturya İçişleri Bakanlıkları da “Return Hubs” konusunda görüşmeler yapıldığını doğrularken, müzakerelerin gizliliğine dikkat çekerek olası ortak ülkeler konusunda ayrıntı vermedi.</p>

<p>Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, yıl içerisinde üçüncü ülkelerle bu konuda anlaşmalar yapılabileceğini daha önce açıklamıştı. Dobrindt, haziran ayında olası partner ülkelerle görüşmelerin sürdüğünü ve “Return Hubs” kurulması için çalışmalar yapıldığını belirtmişti.</p>

<p><strong>İngiltere’nin Ruanda planı sonuçlanmamıştı</strong></p>

<p>Ruanda, Avrupa dışındaki geri gönderme merkezi tartışmalarında daha önce de gündeme gelmişti.</p>

<p>Birleşik Krallık, 2022 yılında Ruanda ile iltica başvurusu yapan kişilerin bu ülkeye gönderilmesine ilişkin bir anlaşma imzalamıştı. Ancak İngiliz Yüksek Mahkemesi 2023 yılında planın uygulanmasını durdurmuştu.</p>

<p>Mahkeme, gönderilecek kişilerin Ruanda’da yeterli korumaya sahip olmayabileceği ve daha sonra başka ülkelere veya kendi ülkelerine gönderilme riski bulunduğu yönündeki endişeleri dikkate almıştı. İngiltere’de 2024 yılında iktidara gelen İşçi Partisi hükümeti daha sonra anlaşmayı sonlandırmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Uganda da gündemdeydi</strong></p>

<p>Ruanda’nın yanı sıra Uganda da Avrupa’nın olası “Return Hub” ülkeleri arasında gösterilmişti. Hollanda daha önce Uganda ile bu konuda bir niyet anlaşması imzalamıştı.</p>

<p>Ancak son dönemde Uganda konusunda insan haklarıyla ilgili endişelerin arttığı ve bazı ülkelerin bu seçeneğe daha mesafeli yaklaştığı bildiriliyor.</p>

<p><strong>İnsan hakları konusunda tartışma</strong></p>

<p>Avrupa Birliği’nin yeni geri dönüş düzenlemesi, üçüncü ülkelerde “Return Hubs” oluşturulmasının hukuki çerçevesini ortaya koyuyor. Ancak uygulamanın insan hakları açısından nasıl yürütüleceği konusunda tartışmalar devam ediyor.</p>

<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), üçüncü ülkelerde kurulabilecek geri gönderme merkezleriyle ilgili olarak kişilerin ne kadar süreyle tutulacağı, hangi koşullarda barındırılacağı ve başka ülkelere gönderilmeleri halinde haklarının nasıl korunacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Almanya’da mülteci hakları alanında faaliyet gösteren Pro Asyl de hükümetin “Return Hubs” planlarını eleştirerek, insanların hukuk devleti güvencelerinin dışında bırakılabileceği uyarısında bulunmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/5-ab-ulkesi-reddedilen-siginmacilar-icin-ruandada-merkez-gorusuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/multeciler-4.JPG" type="image/jpeg" length="69294"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’da eğitim gören Ukraynalı askerler firar etti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-egitim-goren-ukraynali-askerler-firar-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-egitim-goren-ukraynali-askerler-firar-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da Ukrayna ordusuna yönelik askeri eğitim alan yüzlerce Ukraynalı askerin, eğitim sürecinde birliklerinden ayrılarak firar ettiği bildirildi. Die Zeit gazetesinin araştırmasına göre, yalnızca Saksonya-Anhalt eyaletinde 80’den fazla firar vakası tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya Federal Savunma Bakanlığı, Ukraynalı askerlerin eğitim sırasında “tek tek birliklerinden ayrıldığını” doğrularken, ülke genelindeki toplam sayıya ilişkin resmi bir veri bulunmadığını açıkladı.</strong></p>

<p><strong>2022’den bu yana yaklaşık 29 bin asker eğitim aldı</strong></p>

<p>Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısının başladığı Şubat 2022’den bu yana yaklaşık 29 bin Ukraynalı asker, Almanya’da birkaç hafta süren askeri eğitimlerden geçti.</p>

<p>Alman ordusunun yaklaşık 60 farklı noktada gerçekleştirdiği eğitimlerde askerler arasında atış, kamuflaj, ilk yardım ve temel askeri becerilerin yanı sıra obüs ve tank kullanımı da yer aldı.</p>

<p>Die Zeit’ın haberine göre, ilk dönemlerde Almanya’ya gelen askerlerin büyük bölümünün deneyimli ve yüksek motivasyona sahip olduğu belirtilirken, Ukrayna’da gönüllü asker sayısının azalmasıyla birlikte daha önce savaş deneyimi bulunmayan ve savaşa katılmak istemeyen kişilerin de askere alınmaya başlandığı aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Saksonya-Anhalt’ta 80’den fazla vaka</strong></p>

<p>Saksonya-Anhalt İçişleri Bakanlığı, eyalette eğitim gören 80’den fazla Ukraynalı askerin birliklerinden ayrıldığını bildirdi.</p>

<p>Die Zeit, vakalardan birinde bir Ukraynalı askerin Saksonya-Anhalt’taki Altengrabow askeri eğitim alanından kaçtığını aktardı.</p>

<p>Alman Savunma Bakanlığı ise Ukraynalı askerlerin eğitim sırasında münferit olarak birliklerinden ayrıldığını doğruladı ancak Almanya genelindeki sayı hakkında bilgi vermedi.</p>

<p><strong>Firar eden askerler Ukrayna’da hapis cezasıyla karşı karşıya</strong></p>

<p>Ukrayna hukukuna göre, görev yerinden izinsiz ayrılan askerler firari kabul ediliyor. Firar suçundan hüküm giyen askerleri uzun süreli hapis cezaları bekleyebiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte, Almanya’da bulunan firari askerlerin Ukrayna’ya geri gönderilerek yargılanıp yargılanmayacağı belirsizliğini koruyor.</p>

<p>Ukrayna’dan savaş nedeniyle Almanya’ya gelen sivillere uygulanan geçici koruma düzenlemesi, ülkesi tarafından askeri eğitim amacıyla Almanya’ya gönderilen askerleri kapsamıyor. Bu nedenle firar eden askerler, Almanya’da kalabilmek için iltica başvurusunda bulunabiliyor.</p>

<p>İltica başvurusunda bulunanların, Ukrayna’ya dönmeleri halinde hayatları veya özgürlükleri açısından ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya kalacaklarını ya da siyasi takibata uğrayacaklarını inandırıcı biçimde ortaya koymaları gerekiyor.</p>

<p>Die Zeit’a göre, Almanya genelinde yüzlerce Ukraynalı askerin firar ettiği ve bunların bir bölümünün iltica yoluyla ülkede kalmayı umduğu belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-egitim-goren-ukraynali-askerler-firar-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 23:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/ukraynali-asker.JPG" type="image/jpeg" length="45404"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AB üyesi dört ülkeden İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim planına tepki]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/ab-uyesi-dort-ulkeden-israilin-bati-seriadaki-yerlesim-planina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/ab-uyesi-dort-ulkeden-israilin-bati-seriadaki-yerlesim-planina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya liderleri, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yeni yerleşimler inşa edilmesini öngören “E1” projesine tepki gösterdi. Dört ülkenin ortak açıklamasında, proje kapsamında yayımlanan ihalelerin kabul edilemez olduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ortak açıklamada, uluslararası toplumun İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşimlerinin genişletilmesine uzun süredir karşı çıktığı ifade edildi.</strong></p>

<p>“E1” yerleşim projesinin, Batı Şeria’yı bölerek ve Filistin topraklarının bütünlüğüne zarar vererek iki devletli çözüm umutlarını zayıflattığı belirtildi.</p>

<p><strong>Yaklaşık 3 bin 400 konut planlanıyor</strong></p>

<p>“E1” projesi, Doğu Kudüs’ün doğusunda, Batı Şeria’da birkaç kilometrekarelik bir alanı kapsıyor. Proje kapsamında yaklaşık 3 bin 400 konut inşa edilmesi planlanıyor.</p>

<p>Filistin Yönetimi, projenin Filistin topraklarını ikiye bölerek Filistin devletinin “coğrafi ve demografik bütünlüğünü” ortadan kaldıracağını savunuyor.</p>

<p>İsrail hükümeti son dönemde Batı Şeria üzerindeki kontrolünü genişletmeye yönelik çeşitli adımlar da attı. Hükümetin girişimiyle Batı Şeria’da İsrail’e ait “devlet mülklerinin” tapu kaydına geçirilmesini öngören bir süreç başlatılması da uluslararası tepkiye neden oldu.</p>

<p><strong>“Yerleşimler uluslararası hukuka aykırı”</strong></p>

<p>Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’nın ortak açıklamasında, <strong>“Uluslararası hukuk, Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinin hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır”</strong> ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Açıklamada bunun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından da teyit edilen uluslararası toplumun tutumu olduğu belirtildi.</p>

<p>Dört ülke, Batı Şeria’da yerleşimcilerin Filistinli sivillere yönelik şiddetinin benzeri görülmemiş seviyelere ulaştığı ve Filistin ekonomisine yönelik ciddi kısıtlamaların bulunduğu bir dönemde projenin ilerletilmesinin özellikle endişe verici olduğunu bildirdi.</p>

<p><strong>Şirketlere de uyarı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avrupalı liderler, İsrail hükümetine “E1” projesinden vazgeçmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Ortak açıklamada ayrıca şirketler, proje kapsamında açılan ihalelere katılmamaları konusunda uyarıldı. İhalelere katılan şirketlerin ciddi uluslararası hukuk ihlallerine ortak olma riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/ab-uyesi-dort-ulkeden-israilin-bati-seriadaki-yerlesim-planina-tepki</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 23:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/eu-18.jpg" type="image/jpeg" length="50888"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazeteci Brauns: CIA ve BND, Türkiye’deki dindar cemaatlere koruyucu destek sağladı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/gazeteci-brauns-cia-ve-bnd-turkiyedeki-dindar-cemaatlere-koruyucu-destek-sagladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/gazeteci-brauns-cia-ve-bnd-turkiyedeki-dindar-cemaatlere-koruyucu-destek-sagladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alman gazeteci Nick Brauns, Junge Welt gazetesindeki köşe yazısında, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile Almanya Federal İstihbarat Servisi’nin (BND), Soğuk Savaş döneminde Türkiye’deki dindar cemaatlere koruyucu destek sağladığını öne sürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Brauns, Junge Welt gazetesindeki „Türkiye’de yeni baskı dalgası: Hükümete boyun eğmeyen dini cemaatler hedefte“ başlıklı köşe yazısında Türkiye’de muhafazakâr dini cemaatlere yönelik son operasyonları ve bu yapıların devletle tarihsel ilişkisini ele aldı.</strong></p>

<p><strong>Süheyla KAPLAN</strong></p>

<p>Brauns’a göre hükümete siyasi olarak boyun eğmeyen dini topluluklar yeniden devlet baskısının hedefi haline geliyor.</p>

<p>Brauns yazısında “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümeti, Kürt hareketiyle bir barış süreci başlatmaya hazırlanırken, Gülen hareketinin tasfiye edilmesinden on yıl sonra Türkiye’deki muhafazakâr Sünni dini cemaatler yeniden devletin hedefi haline geliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Brauns’un aktarımına göre son operasyonların hedeflerinden biri Furkan Vakfı’nın kurucusu Alparslan Kuytul oldu. Kuytul, eşi ve çok sayıda destekçisi Adana ile diğer illerde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alındı. Operasyonlarda turizm ve sağlık sektörlerinde faaliyet gösteren dört şirket ile tanınmış gıda üreticisi Levent Börek de devlet tarafından kayyuma devredildi.</p>

<p>Hükümeti gerçekten İslami bir politika izlememekle suçlayan Furkan Vakfı, daha önce de iktidarla karşı karşıya gelmişti. Kuytul, 2018 yılında Türk ordusunun Suriye’ye yönelik operasyonunu eleştirdiği için yaklaşık bir yıl tutuklu kalmıştı. Kendisine yöneltilen terör örgütleriyle bağlantı suçlaması ise mahkemede kanıtlanamamıştı.</p>

<p>Erdoğan’ın danışmanı Oktay Saral, son gözaltılardan bir gün önce sosyal medya hesabından Kuytul’a yönelik, “Senin için de su artık yeterince ısındı, Kuytul” ifadelerini kullandı. Saral ayrıca, “Bu ülkede son sözü din tüccarı değil, devlet söyler” dedi.</p>

<p>Saral’ın açıklamasının, Kuytul’un birkaç gün önce etkili Süleymancılar cemaatine yönelik polis operasyonunu eleştirmesine tepki olarak yapıldığı değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Süleymancılar da operasyonların hedefinde</strong></p>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13 Ağustos’ta talimat verdiği operasyon kapsamında 17 ilde 123 ev ve iş yeri arandı. Şüpheliler; suç örgütü kurmak ve yönetmek, kara para aklamak, kamu kurumlarını dolandırmak ve vergi mevzuatını ihlal etmekle suçlanıyor.</p>

<p>Operasyonda Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 30 kişi gözaltına alınırken, arama yapılan 33 şirkete kayyum atandı.</p>

<p>Süleymancılar, Türkiye’nin en güçlü dini ağlarından biri olarak biliniyor. Cemaatin çok sayıda şirketi, eğitim kurumu ve öğrenci yurdu bulunuyor. Yapı, 1970’lerden bu yana İslam Kültür Merkezleri Birliği aracılığıyla Almanya’daki Türk toplumu içinde de örgütleniyor.</p>

<p>Brauns, Süleymancıların özellikle eğitim alanındaki gençlik faaliyetleri bakımından Gülen hareketine benzediğini belirtiyor. Ancak iki yapı arasında önemli bir fark bulunduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Brauns: “Gülen hareketi, polis, yargı ve devlet bürokrasisinin kilit noktalarına yerleşerek devlet kurumları üzerinde kapsamlı bir kontrol kurmaya çalışırken, Süleymancılar siyasi ilişkilerini esas olarak faaliyetlerini devlet müdahalesinden korumak amacıyla kullandı.</p>

<p><strong>Siyasi bağımsızlık baskının nedeni mi?</strong></p>

<p>Türkiye’de dini-muhafazakâr çevrelerde etkili olan Menzil cemaati ve İsmailağa tarikatları AKP iktidarına yakın bir çizgide bulunurken, Süleymancılar son seçimlerde muhalefeti destekledi.</p>

<p>Cemaatin aşırı sağcı İYİ Parti ile özellikle yakın ilişkileri bulunuyor” dedi.</p>

<p>Brauns’a göre Süleymancıların siyasi bağımsızlığı, dünya görüşü bakımından hükümetten çok uzak olmamalarına rağmen şimdi operasyonların hedefi haline gelmelerinin nedenlerinden biri olabilir.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek ise soruşturmaların “belirli bir dini gruba, inanca veya dünya görüşüne karşı değil”, somut suçlara yönelik olduğunu savunuyor.</p>

<p><strong>CIA ve BND’nin dini cemaatlerle ilişkisi</strong></p>

<p>Brauns’un yazısında dikkat çeken bir diğer bölüm ise Türkiye’deki dini cemaatlerin Soğuk Savaş dönemindeki rolüne ilişkin.</p>

<p><strong>Brauns yazısında şunlara yer verdi:</strong></p>

<p><strong>“Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal döneminde 1925 yılında yasaklanan Sünni tarikatlar ve derviş toplulukları, çok partili sisteme geçişin ardından faaliyetlerini gayriresmî biçimde sürdürdü. Soğuk Savaş koşullarında, özellikle 1950’lerden itibaren muhafazakâr siyasi partiler bu dini ağlardan oy toplamak ve siyasi sola karşı bir denge unsuru oluşturmak amacıyla yararlandı. ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile Almanya Federal İstihbarat Servisi (BND) de bu dönemde Türkiye’deki dindar cemaatlere koruyucu destek sağladı”.</strong></p>

<p>Brauns’a göre dini cemaatler yalnızca dini ve toplumsal yapılar olarak değil, aynı zamanda Soğuk Savaş döneminin siyasi mücadelesinde sola karşı kullanılan muhafazakâr ağların bir parçası olarak da değerlendirildi.</p>

<p>Brauns’un değerlendirmesi, Türkiye’de devlet ile dini cemaatler arasındaki ilişkinin yalnızca güncel siyasi gelişmeler üzerinden değil, çok partili döneme ve Soğuk Savaş yıllarına uzanan tarihsel bir çerçevede ele alınması gerektiğine işaret ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/gazeteci-brauns-cia-ve-bnd-turkiyedeki-dindar-cemaatlere-koruyucu-destek-sagladi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 22:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/kuytul.JPG" type="image/jpeg" length="15323"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BSW’de AfD tartışması büyüyor: Katja Wolf’tan Wagenknecht'e sert eleştiri]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/bswde-afd-tartismasi-buyuyor-katja-wolftan-wagenknechte-sert-elestiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/bswde-afd-tartismasi-buyuyor-katja-wolftan-wagenknechte-sert-elestiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Thüringen BSW Eyalet Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Katja Wolf, parti kurucusu Sahra Wagenknecht’i özellikle aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) ile ilgili tutumu nedeniyle sert şekilde eleştirdi. Wolf, Wagenknecht’in AfD’ye yaklaşarak “bir sınırı aştığını” ve aşırı sağcı partiye bir iktidar seçeneği sunduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Wolf, haftalık Die Zeit gazetesine verdiği röportajda AfD’nin CDU’lu bir başbakana kıyasla “daha hafif bir seçenek olmadığını”, aksine birçok alanda “son derece tehlikeli” olduğunu belirtti. </strong></p>

<p>AfD’nin “ırkçı ve kadın düşmanı” bir siyaset yürüttüğünü savunan Wolf, “BSW için AfD ile kardeşleşme söz konusu olamaz” dedi.</p>

<p><strong>Tartışmanın merkezinde Saksonya-Anhalt var</strong></p>

<p>Wolf’un eleştirilerinin odağında, 6 Eylül’de eyalet parlamentosu seçimlerinin yapılacağı Saksonya-Anhalt bulunuyor. BSW, bu eyalette barajı aşarak parlamentoya girmeye çalışırken, AfD anketlerde birinci parti konumunda.</p>

<p>Wagenknecht daha önce Saksonya-Anhalt’ta hedeflerinin, farklı çoğunluklarla yönetilecek partiler üstü bir başbakan seçilmesi olduğunu açıklamıştı. Diğer partilerin bu öneriyi kabul etmemesi durumunda BSW’nin üçüncü turda çekimser kalabileceğini söyleyen Wagenknecht, bunun AfD adayı Ulrich Siegmund’un başbakan seçilmesinin önünü açabileceği yönündeki eleştirileri ise reddediyor.</p>

<p>Wagenknecht ayrıca AfD’nin eyalet parlamentosundaki bazı önerilerini BSW’nin destekleyebileceğini belirtti. Ücretsiz okul yemeği, eyalet bakım yardımı ve daha ucuz enerji ithalatı gibi bazı önerileri desteklediklerini söyledi.</p>

<p>Wagenknecht, AfD’li bir başbakanın seçilmesine ilişkin eleştirileri perşembe günü RTL’de yaptığı açıklamada da reddetti. “Kimseyi göreve getirmiyoruz, bir öneri sunduk” diyen Wagenknecht, partiler üstü bir başbakan ve değişken çoğunluklar önerisini yineledi.</p>

<p><strong>Wolf: “Wagenknecht’in sınırı aştığını düşünüyorum”</strong></p>

<p>Katja Wolf ise Wagenknecht’in tutumunun BSW açısından kabul edilemez olduğunu söyledi. “Sahra Wagenknecht’in AfD’ye yaklaşmasıyla bir sınırı aştığını” belirten Wolf, onun yalnızca içerik bakımından aşırı sağa yaklaşmadığını, aynı zamanda AfD’ye bir iktidar seçeneği sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Wolf, Wagenknecht’in son dönemde BSW’nin parlamentoda temsil edildiği üç eyalet için neyin en iyi olduğundan ziyade kendi siyasi geleceğine odaklandığını da ileri sürdü.</p>

<p>Wagenknecht’in Thüringen için önerdiği partiler üstü uzmanlar hükümetini de eleştiren Wolf, böyle bir modelin klasik bir azınlık hükümeti olmayacağını ve “tehlikeli bir teknokratlar hükümeti” oluşturabileceğini savundu.</p>

<p>Wolf ayrıca Thüringen’de CDU Başbakanı Mario Voigt liderliğindeki CDU, BSW ve SPD koalisyonunu sürdürme niyetinde olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BSW içinde karşılıklı suçlamalar</strong></p>

<p>Wagenknecht’in politikalarına yönelik eleştiriler yalnızca Thüringen BSW yönetiminden gelmiyor. BSW’nin Aşağı Saksonya Eyalet Başkanı Holger Onken de Wolf’u eleştirdi.</p>

<p>Onken, Wagenknecht’in 2024’te Thüringen’de AfD’nin mutlak çoğunluğa ulaşmasını engellediğini savunurken, Wolf’un ise kendi bakanlık görevlerini korumak amacıyla farklı bir siyasi çizgi izlediğini ileri sürdü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/bswde-afd-tartismasi-buyuyor-katja-wolftan-wagenknechte-sert-elestiri</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/bsw-10.JPG" type="image/jpeg" length="11887"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İtalya’da tutuklu Deniz Pektaş için özgürlük çağrısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/italyada-tutuklu-deniz-pektas-icin-ozgurluk-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/italyada-tutuklu-deniz-pektas-icin-ozgurluk-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aralarında Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği (AGEB), Anti Emperyalist Lig (AIL), Avrupa Sürgünler Meclisi (ASM) ve Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu’nun (ADHK) da bulunduğu 18 kurum, İtalya’da tutuklu bulunan Deniz Pektaş’ın serbest bırakılması ve Türkiye’ye iade edilmemesi çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kurumlar tarafından yapılan açıklamada, Deniz Pektaş’ın devrimci-komünistler arasında yer aldığı ve bu nedenle daha önce de hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldığı belirtildi. </strong></p>

<p>Açıklamada, Pektaş’ın bugün de Türk devletinin ve Tayyip Erdoğan yönetiminin baskıcı politikaları kapsamında yürütülen girişimler sonucunda özgürlüğünden yoksun bırakıldığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pektaş’ın işçilerin, emekçilerin, halkların ve ulusların eşit, özgür ve bağımsız olduğu bir mücadele içerisinde yer aldığı belirtilen açıklamada, hedef alınmasının temelinde politik düşünceleri, devrimci kimliği ve mücadele pratiğinin bulunduğu savunuldu.</p>

<p>Açıklamada, Pektaş’ın politik düşünceleri ve faaliyetleri nedeniyle yeniden gözaltına alınması, tutuklanması ve Türkiye’ye iade edilme tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi.</p>

<p>İtalya ve diğer Avrupa ülkelerinin düşünce ve ifade özgürlüğü, temel insan hakları ve demokratik hakları güvence altına almakla yükümlü olduğu belirtilen açıklamada, politik düşünceleri nedeniyle takibata uğrayan kişilerin korunması çağrısı yapıldı.</p>

<p>İtalya hükümeti, Adalet Bakanlığı ve yetkili makamlara çağrıda bulunan kurumlar, Türkiye’nin Deniz Pektaş hakkındaki iade talebinin reddedilmesini ve Pektaş’ın derhal serbest bırakılmasını istedi.</p>

<p>Açıklama, <strong>“Politik düşünce ve faaliyetler suç değildir!”, “Türk devletinin sınır ötesi baskı ve takip politikalarına son verilmelidir!”, “Deniz Pektaş’a özgürlük!”</strong> ve <strong>“Politik takibatlara ve iade tehditlerine son!”</strong> ifadeleriyle sona erdi.</p>

<p><img alt="" height="626" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/pektas-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /></p>

<p><strong>Açıklamaya imza koyan kurumlar:</strong> Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği (AGEB), Anti Emperyalist Lig (AIL), Avrupa Sürgünler Meclisi (ASM), Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK), Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AVEG-KON), İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu (BİR-KAR), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK), Avrupa Devrimci Demokratik Komün İnisiyatifi (ADDKİ), Tutsakların Sesi Platformu (TSP), İnsan Hakları Dayanışma Derneği (İHDD), Mor Kızıl Kolektif, Avusturya Türkiyeli İşçi Gençlik Federasyonu (ATIGF), İsviçre Türkiyeli İşçiler Federasyonu (ITIF), Alınteri / Yaşanacak Dünya, Proleter Devrimci Duruş (PDD), Kadın Gözüyle ve Xeta Sor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/italyada-tutuklu-deniz-pektas-icin-ozgurluk-cagrisi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 23:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/demo-20.jpg" type="image/jpeg" length="13541"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Handelsblatt: Türkiye savunma sanayisinde küresel aktör haline geliyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/handelsblatt-turkiye-savunma-sanayisinde-kuresel-aktor-haline-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/handelsblatt-turkiye-savunma-sanayisinde-kuresel-aktor-haline-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da yayımlanan Handelsblatt’ın Inga Rogg imzalı haberine göre, Türk savunma sanayisi uluslararası pazardaki varlığını giderek güçlendiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p><strong>Savaş uçakları, hava savunma sistemleri, insansız hava araçları ve radar teknolojileri üreten Türk savunma şirketleri, İtalya, İspanya, Fransa ve Polonya’nın da aralarında bulunduğu ülkelere ürün ihraç ediyor.</strong></p>

<p>Türkiye’nin Ukrayna’ya göndermeyi planladığı silah paketi de ülkenin savunma sanayisindeki kapasitesini yeniden gündeme getirdi. Paket kapsamında ABD üretimi 70 adet ATACMS füzesi, çok namlulu roketatar sistemleri ve yaklaşık 50 bin topçu mühimmatı bulunuyor.</p>

<p>Söz konusu silahların büyük bölümünün daha eski üretim modellerinden oluştuğu ve Ukrayna’ya Rusya’ya karşı savunmasında kullanılmak üzere aktarılmasının planlandığı belirtiliyor.</p>

<p><strong>Savunma sanayisi ihracatı 8,5 milyar dolara ulaştı</strong></p>

<p>Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisindeki ihracat artışı son yıllarda belirgin biçimde hızlandı.</p>

<p>Savunma ve havacılık ürünlerinin ihracatı, 2000 yılı civarında yaklaşık 200 milyon dolar seviyesindeyken, geçen yıl 8,5 milyar dolara yükseldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Resmi verilere göre bu yılın ilk yedi ayında da ihracat artışı sürdü. Savunma ve havacılık ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 26’dan fazla artarak yaklaşık 5,8 milyar dolara ulaştı.</p>

<p>Türkiye’nin savunma sanayisinin gelişimi, ABD ile yaşanan anlaşmazlıklardan da etkileniyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, EKONOMİ, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/handelsblatt-turkiye-savunma-sanayisinde-kuresel-aktor-haline-geliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/tr-33.JPG" type="image/jpeg" length="85157"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
