<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/kultur" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 21:09:37 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/kultur"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Futbolun ötesinde bir hikâye: Mesut Özil’in yaşamı tiyatro sahnesinde]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir dönem Almanya Milli Takımı'nın en önemli yıldızları arasında yer alan ve 2014 Dünya Kupası zaferinin mimarlarından biri olarak gösterilen Mesut Özil, bu kez futbol sahalarında değil tiyatro sahnesinde gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bremen'de sahnelenen "Der Zauberer von Öz – Eine Fußballtragödie" (Öz'ün Sihirbazı – Bir Futbol Trajedisi) adlı oyun, Özil'in kariyerini ve özellikle 2018 sonrası yaşadığı tartışmaları merkezine alıyor.</strong></p>

<p><strong>Bir futbolcunun ötesine geçen hikâye</strong></p>

<p>Theater Bremen tarafından sahnelenen oyun, yazar Akın Emanuel Şipal tarafından kaleme alındı. Eser, Mesut Özil'in futbol kariyerini yalnızca sportif başarılar üzerinden değil, Almanya'daki göç, aidiyet, kimlik, entegrasyon ve ayrımcılık tartışmaları ekseninde ele alıyor.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/akin-emanuel-sipal.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Oyunun merkezinde, 2018 yılında Mesut Özil ile Almanya Milli Takımı'nda forma giyen Türk kökenli futbolcuların, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çektirdiği fotoğrafın ardından başlayan tartışmalar yer alıyor. Söz konusu fotoğraf, Almanya'da siyaset, medya ve sosyal medyada uzun süre gündem olmuş; Özil ağır eleştirilere maruz kalmıştı.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/mesut-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Dünya şampiyonluğundan istifaya</strong></p>

<p>Gelsenkirchen doğumlu Mesut Özil, genç yaşta profesyonel futbola adım attıktan sonra Almanya'nın en önemli futbol yıldızlarından biri haline geldi. 2010 yılında entegrasyona katkıları nedeniyle ödüllendirilen Özil, 2014 Dünya Kupası'nı kazanan Alman Milli Takımı'nın da kilit isimleri arasında yer aldı.</p>

<p>Ancak 2018'deki fotoğraf krizi sonrasında kamuoyunda yoğun bir tartışmanın odağına yerleşti. Aylar süren eleştirilerin ardından milli takımı bırakan Özil, dönemin futbol federasyonu yöneticilerini, sponsorları ve medyayı çifte standart uygulamakla suçlamıştı. Özil'in o dönemde yaptığı "Kazandığımızda Alman, kaybettiğimizde göçmen oluyorum" açıklaması uzun süre tartışılmıştı.</p>

<p><strong>"Öz'ün Sihirbazı": Futbol, siyaset ve toplum</strong></p>

<p>Oyunda Mesut Özil'in hayatı gerçekçi bir biyografi olarak değil, masalsı ve çok katmanlı bir anlatımla sahneye taşınıyor. Futbol, popüler kültür, siyaset ve toplumsal kutuplaşma iç içe geçirilirken, Özil'in kariyeri üzerinden Almanya toplumundaki kırılmalar ve aidiyet tartışmaları da sorgulanıyor.</p>

<p><img alt="" height="392" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-144.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="588" /></p>

<p>Daha önce "İstanbul" ve "Mutter Vater Land" gibi yapıtlarıyla dikkat çeken Akın E. Şipal'in eseri, futbolun yalnızca bir spor olmadığını; aynı zamanda toplumsal ve siyasi tartışmaların da bir parçası haline gelebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Oyun, Bremen'deki gösterimlerinde Türkçe ve İngilizce üst yazıyla sahnelendi.</p>

<p><strong>ZDF de Özil'i mercek altına aldı</strong></p>

<p>Mesut Özil'in yaşam öyküsü ve kamuoyunda yarattığı tartışmalar yalnızca tiyatro sahnesine taşınmadı. Almanya'nın kamu yayın kuruluşlarından ZDF de kısa süre önce Özil'in kariyerini, milli takım yıllarını ve 2018 sonrasında yaşanan gelişmeleri konu alan [video color="bg-primary"][/video] <a href="https://www.zdf.de/dokus/mesut-oezil-zu-gast-bei-freunden-100" rel="nofollow">üç bölümlük bir belgesel </a>yayımladı.</p>

<p>Hem tiyatro oyunu hem de belgesel, Mesut Özil'in hikâyesinin yalnızca bir futbolcunun kariyerinden ibaret olmadığını; Almanya'da göç, kimlik, entegrasyon ve toplumsal aidiyet tartışmalarının da önemli bir parçası haline geldiğini bir kez daha ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="800" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/erdo-34.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>

<p>Tartışmalar, Mayıs 2018'de Mesut Özil, İlkay Gündoğan ve Cenk Tosun'un Londra'da AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelmesiyle başladı. Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden kısa süre önce gerçekleşen görüşmede futbolcular Erdoğan'a imzalı formalar hediye etti.</p>

<p>Özellikle İlkay Gündoğan'ın formasına el yazısıyla yazdığı <strong>"Sayın Cumhurbaşkanıma büyük saygılarımla"</strong> notu Almanya'da yoğun eleştirilere neden oldu. Bazı siyasetçiler ve yorumcular, Almanya'da sık sık "diktatör" olarak nitelendirilen Erdoğan ile poz veren milli takım oyuncularının Alman Milli Takımı'nı temsil etmesinin sorgulanması gerektiğini savundu.</p>

<p>Görüşmenin ardından futbolcular uzun süre kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapmadı. Özil, sosyal medya hesabında yalnızca takım arkadaşları Gündoğan ve Tosun ile çekilmiş bir fotoğraf paylaşırken, Erdoğan'ın görüşmede yer aldığı fotoğrafları kendi hesabından yayımlamadı.</p>

<p>Ancak tartışmalar dinmedi. 2018 Dünya Kupası'nda Almanya'nın erken elenmesinin ardından eleştirilerin merkezine yerleşen Mesut Özil, daha sonra milli takımı bırakarak Alman Futbol Federasyonu'nu (DFB), medyayı ve sponsorları çifte standart uygulamakla suçladı.</p>

<p>Arsenal'li futbolcu Mesut Özil, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Erdoğan ile çektirdiği fotoğrafı savunarak "Bu saygının gereğidir, siyasi amacı yoktur" demişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SPOR, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/tiyatro-2.jpeg" type="image/jpeg" length="21874"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rotterdamlı yazar Ali Develioğlu’na Yol Akademi Öykü Ödülü]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamli-yazar-ali-develiogluna-yol-akademi-oyku-odulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamli-yazar-ali-develiogluna-yol-akademi-oyku-odulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'nın Rotterdam kentinde yaşayan yazar, gazeteci ve sanatçı Ali Develioğlu, Türkiye'de bu yıl düzenlenen Yol Akademi Öykü Ödülü'ne layık görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Develioğlu, aralarında “Armuttan Keman”ın da bulunduğu dört öyküsüyle ödüle değer bulunarak önemli bir başarıya imza attı.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her yıl yaklaşık 1600 öykünün katıldığı Yol Akademi Öykü Yarışması'nda seçici kurul, eserleri dil, kurgu, anlatım gücü ve özgünlük ölçütleri çerçevesinde değerlendirdi. Bu değerlendirme sonucunda Ali Develioğlu’nun dört öyküsü ödüle layık görüldü.</p>

<p><strong>Gazetecilikten edebiyata uzanan bir yaşam</strong></p>

<p>Uzun yıllardır Hollanda’da yaşayan Develioğlu, bugüne kadar Hollanda, Avrupa ve Türkiye’de Türkçe, Hollandaca ve İngilizce yayın yapan çok sayıda gazete, televizyon, radyo ve dergide başyönetmenlik, editörlük, sunuculuk, köşe yazarlığı ve serbest gazetecilik yaptı.</p>

<p>Gazetecilik alanındaki çalışmaları nedeniyle dönemin Hollanda Kültür Bakanı Hedy d’Ancona tarafından Hollanda Gazetecilik Ödülü’ne layık görülen Develioğlu, kültür ve sanat alanındaki faaliyetleriyle de tanınıyor.</p>

<p><strong>Kültür ve sanat yaşamına önemli katkılar</strong></p>

<p>Halen Sahne Sanat Kurumu Başkanlığı görevini sürdüren Develioğlu, Hollanda’da ilk kez Türk Sinema Festivalleri ile Akdeniz Edebiyat Festivalleri’nin düzenlenmesine öncülük etti. Ayrıca Avrupa çapında çok sayıda müzik ve tiyatro turnesinin organizasyonunda yer aldı.</p>

<p>Rotterdam Belediyesi tarafından iki kez sanat ve kültür ödülüne layık görülen Develioğlu’nun şiirleri Avrupa Belediyeler Birliği tarafından da yayımlandı. Yazarın çeşitli şiir ve tarih kitapları da bulunuyor.</p>

<p><strong>Ödüllü öyküler kitaplaşıyor</strong></p>

<p>Ali Develioğlu’nun ödüle değer görülen dört öyküsü, önümüzdeki haftalarda Yol Akademi Yayınları tarafından hem basılı hem de elektronik kitap olarak okurlarla buluşturulacak.</p>

<p>Özellikle “Armuttan Keman” adlı öyküsüyle dikkat çeken Develioğlu’nun yeni çalışmaları, edebiyat çevrelerinde şimdiden merakla bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>3.SAYFA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamli-yazar-ali-develiogluna-yol-akademi-oyku-odulu</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/ali-develioglu-7.JPG" type="image/jpeg" length="46072"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanat ve Hayat’tan dayanışma sayısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de uzun yıllardır devrimci sanat, toplumcu kültür ve kolektif üretim çizgisinde yayın yapan Sanat ve Hayat dergisi, 3 Şubat 2026 tarihinde sosyalistlere yönelik operasyonlarda hedef alınan kültür-sanat kurumlarından biri oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medine Durmann / Almanya</strong></p>

<p>Operasyon kapsamında dergi editörlerinden Sema Uçar ile aynı zamanda BEKSAV Eş Başkanı olan Latife Canan Kaplan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kültür-sanat emekçisi gözaltına alınarak tutuklandı. Tüm baskılara rağmen dergi, “Baskı ve yasaklamalara karşı sanatta inat” başlıklı yeni sayısını dayanışma yazılarıyla yayımladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/beksav-es-baskani-olan-canan-kaplan.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" />BEKSAV Eş Başkanı Latife Canan Kaplan</strong><br />
<br />
<strong>Politik sanat ve kolektif kültür üretimi çizgisi</strong><br />
<br />
Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) bünyesinde üç ayda bir yayımlanan Sanat ve Hayat dergisi, “Toplum için sanat, insanlık için bilim ve özgürlük için politika” ekseninde yayın yapan alternatif kültür-sanat dergileri arasında yer alıyor.</p>

<p>Edebiyat, tiyatro, sinema, müzik, kültürel hafıza, kadın özgürlük mücadelesi ve toplumsal hareketler üzerine hazırladığı dosyalarla tanınan dergi, sanatı yalnızca estetik bir alan olarak değil; toplumsal mücadelelerin, hafızanın ve özgürleşme arayışının bir parçası olarak ele alıyor.</p>

<p><img alt="" height="448" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/beksav1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="526" /><br />
<br />
2002 yılında yayımlanan ilk sayısıyla okurla buluşan derginin kuruluş sürecinde, 68 kuşağı devrimcilerinden sosyalist aydın Kutsiye Bozoklar da yer aldı. İlk sayıda yayın komisyonu başkanı olarak bulunan Bozoklar, dergi çevresi tarafından yaşamıyla direnişin ve devrimci iyimserliğin sembollerinden biri olarak anılıyor. Bir dönem yayınına ara veren dergi, 2015 yılında yeniden yayımlanmaya başlamış; Kürtçe ve Ermenice sayfalara da yer vererek çok dilli kültürel üretim anlayışını sürdürmüştü. Yıllar içerisinde oluşturduğu yayın çizgisiyle politik sanat üretimini, kolektif hafızayı ve toplumcu kültür geleneğini büyüten dergi, bugün de kültür-sanat alanındaki üretimini sürdürüyor.</p>

<p><img alt="" height="640" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-142.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="456" /><br />
<br />
<strong>Dayanışma ekseninde hazırlanan sayı</strong><br />
<br />
İlkbahar/Yaz 2026 tarihli 46/31 sayısı doğrudan dayanışma ekseninde hazırlandı. “Baskı ve yasaklamalara karşı sanatta inat” başlığıyla yayımlanan sayının giriş yazısında, operasyonların ardından büyüyen dayanışma ruhuna dikkat çekildi. Açıklamada, kültür-sanat alanına yönelik baskılara rağmen belirleyici olanın dayanışma olduğu vurgulanırken, yeni sayının kolektif bir emekle hazırlandığı ifade edildi.<br />
<br />
Dergi kolektifi tarafından kaleme alınan giriş yazısında şu ifadelere yer verildi:<br />
<br />
“Operasyonla ‘düzen dışı potansiyeli yok etmek’ isteyenlerin karşısına direnenler ve dayanışmanın gücü çıktı. Dayanışma sayısını çıkaracağımızı duyurduğumuz andan itibaren bize ulaşan okurlarımıza, dost ve yoldaşlarımıza çok teşekkür ederiz. Kendimizi bir an olsun yalnız hissetmedik.”<br />
<br />
Yeni sayı yalnızca destek mesajlarından oluşan bir özel sayı niteliği taşımıyor. Türkiye’den ve Avrupa’dan çok sayıda ilerici yazar, sanatçı ve kültür emekçisi doğrudan yazılarıyla dergiye katkı sundu. Böylece dayanışma, yalnızca açıklamalarla değil; şiir, deneme, inceleme, çeviri ve kültürel üretim aracılığıyla büyüyen kolektif bir hat olarak örüldü.<br />
<br />
<strong>Türkiye’den ve Avrupa’dan katkılar</strong><br />
<br />
Derginin bu sayısında Aziz Tunç, Hasan Sağlam, Ferhat Tunç, Atilla Keskin, Ali Çarman, Mine Şirin, Barış Yıldırım, D. Barış Şen, Semra Çelebi, Ayşe Nur Demir ve çeşitli yazarların şiir, inceleme ve kültür yazıları yer aldı. Sayıda ayrıca sansür, faşizm, propaganda, toplumsal hafıza, özgürlük mücadeleleri, politik sanat ve kültürel direniş üzerine makaleler yayımlandı.<br />
<br />
“Tartışma Kültürü”, “Harman”, “Mevsimler”, “Pano” ve “Ayraç” bölümlerinden oluşan sayıda sanatın halkla ilişkisi, hafıza kültürü, kölelik tarihi, devrimci kadınlar ve kültürel direniş gibi başlıklar öne çıktı. Özellikle Almanya’da yaşayan ilerici aydın ve sanatçıların katkıları, dayanışma sayısının uluslararası bir kültürel bağa dönüştüğünü gösterdi.<br />
<br />
Operasyonların ardından yalnızca yazılarla değil, kamuoyuna yapılan çağrılarla da geniş bir dayanışma ağı oluştu. Dayanışma çağrılarına destek veren isimler arasında Barış Atay, Mikail Aslan, Pınar Aydınlar, Hayko Bağdat, Kemal Aydoğan ve Kemal Kahraman gibi isimler yer aldı. Mezopotamya Kültür Merkezi, HDK Kültür Sanat Meclisi, Grup Munzur ve çeşitli tiyatro toplulukları da tutuklanan kültür emekçileriyle dayanışma çağrısı yaptı.<br />
<br />
<strong>Dayanışma çağrıları sürüyor</strong><br />
<br />
Sanat ve Hayat dergisinin dayanışma çağrıları ise sürüyor. Dergi tarafından yapılan çağrıda, “Yazı yazabilir, çeviri yapabilir, şiir, görsel vb. gönderebilirsiniz” denilerek yeni sayının kolektif katkılarla hazırlanacağı duyuruldu. Dergi çevresi, Eylül 2026’da yayımlanacak yeni sayı için hazırlıkların sürdüğünü açıkladı.<br />
<br />
Son dönemde bağımsız tiyatroların, kültür merkezlerinin, alternatif yayınların ve sanat kurumlarının artan baskılarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde yayımlanan bu sayı, yalnızca bir derginin yayına devam etmesi değil; baskılara rağmen kolektif kültür üretiminin ve dayanışmanın sürdüğünü gösteren güçlü bir kültürel yanıt olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/sanat-ve-hayat.jpeg" type="image/jpeg" length="53275"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Köln’de binler "BE ONE" festivalinde buluştu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-binler-be-one-festivalinde-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-binler-be-one-festivalinde-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu'nun (AABF) Köln'de düzenlediği "BE ONE Open Air" (Bir Olalım) Festivali, Avrupa'nın farklı ülkelerinden gelen binlerce kişiyi bir araya getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Demokrasi, eşit yurttaşlık, dayanışma ve birlikte yaşam mesajlarının öne çıktığı festivalde siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri ve sanatçılar aynı sahnede buluştu.</strong></p>

<p>Köln'deki Tanzbrunnen etkinlik alanında gerçekleştirilen festivale Türkiye'den DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile CHP Yurtdışı Örgütlenmelerden Sorumlu Parti Meclisi Üyesi ve CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu katıldı. Almanya'dan ise Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı Berivan Aymaz (Yeşiller) ile Köln Belediye Başkan Yardımcısı Derya Karadağ festivalde konuşma yaptı.</p>

<p>"Vielfalt – Birlik – Freedom" (Çeşitlilik – Birlik – Özgürlük) sloganıyla düzenlenen etkinlikte Alevi kurumlarının yanı sıra farklı inançlardan, kültürlerden ve siyasi çevrelerden binlerce kişi gün boyunca konserler ve çeşitli etkinliklerde bir araya geldi.</p>

<p><strong>Hüseyin Mat: Bugün bir olmaya geldik</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/k3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></strong></p>

<p>Festivalin açılış konuşmasını AABF Genel Sekreteri Ufuk Çakır yaptı. Ardından söz alan AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, konuşmasına Gezi Direnişi'ni anarak başladı.</p>

<p>Pir Sultan Abdal'ın "Gelin canlar bir olalım" sözlerini hatırlatan Mat,<strong> "İşte bugün bir olmaya geldik. Acılarımızı paylaştık, katliamlar tarihiyle bize yaşatılan zulümleri birlikte andık. Ancak sadece acılarımızı değil, mutluluklarımızı da paylaşacağız. Mücadele etmeye devam edeceğiz"</strong> dedi.</p>

<p>Festival alanında farklı halklardan ve inançlardan insanların bir araya geldiğini belirten Mat, "Bugün burada Aleviler var, Sünniler var, Türkler var, Kürtler var, Ermeniler var, Süryaniler var, Almanlar var. Hep birlikte varız. Kim haksızlığa uğruyorsa onun yanında olacağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye'de son dönemde yaşanan gelişmelere de değinen Mat, demokratik siyasetin baskı altına alınmasına karşı olduklarını belirterek, <strong>"Demokratik bir Türkiye için güçlü bir CHP'ye ihtiyaç var. Aynı zamanda DEM Parti'ye, sosyalistlere, devrimcilere ve bütün demokrasi güçlerine ihtiyaç var"</strong> diye konuştu.</p>

<p>CHP içerisinde zaman zaman Alevilik ve Dersimlilik üzerinden yürütülen tartışmaları da eleştiren Mat, "Alevilere ve Dersimlilere yönelik ayrıştırıcı söylemleri kabul etmiyoruz. Bu dili kullananlar bizi karşılarında bulacaktır" dedi.</p>

<p><strong>Bakırhan’dan eşit yurttaşlık vurgusu</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/k2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></strong></p>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da konuşmasında Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin Türkiye'deki demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.</p>

<p>Pir Sultan Abdal'dan Hallac-ı Mansur'a uzanan direniş geleneğine vurgu yapan Bakırhan, baskılar ve hukuksuzluklar karşısında ortak mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Alevilerin, Kürtlerin, kadınların, gençlerin ve emekçilerin demokrasi mücadelesinde birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çeken Bakırhan, Türkiye'de cemevlerinin resmi statüye kavuşması, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve eşit yurttaşlık hakkının tanınması taleplerinin takipçisi olacaklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakırhan, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasına ve tutuklu yargılamalara tepki gösterdi. Demokrasi talebinin toplumun tüm kesimlerinin ortak talebi olduğunu ifade eden Bakırhan, dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>Kayışoğlu: Demokrasi ortak paydasında buluşmalıyız</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/k1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></strong></p>

<p>CHP Yurtdışı Örgütlenmelerden Sorumlu Parti Meclisi Üyesi ve CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu da konuşmasında Türkiye'de yaşanan siyasi gelişmelere dikkat çekti.</p>

<p>Demokratik değerlere yönelik baskıların arttığını belirten Kayışoğlu, farklı toplumsal kesimlerin demokrasi ortak paydasında buluşmasının önemine vurgu yaptı.</p>

<p>31 Mart 2024 Yerel Seçimleri'nde ortaya çıkan sonucun halkın değişim talebini gösterdiğini ifade eden Kayışoğlu, seçme ve seçilme hakkının korunmasının demokrasi açısından yaşamsal önemde olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/k-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik siyasi müdahalelerin aynı zamanda demokratik kurumları hedef aldığını savunan Kayışoğlu, tüm demokrasi güçlerinin ortak sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong>Dayanışma stantları yoğun ilgi gördü</strong></p>

<p>Festival alanında kitap tanıtım stantları, kültürel etkinlik alanları, çeşitli demokratik kitle örgütlerinin tanıtım ve dayanışma stantları ile yiyecek-içecek bölümleri yer aldı.</p>

<p>Okuyucu İnisiyatifi ve BirGün gazetesi tarafından da Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, BirGün muhabiri İsmail Arı ve diğer tutuklu gazetecilerle dayanışmak amacıyla bir stant açıldı. Stantta basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin bilgilendirme çalışmaları yapıldı.</p>

<p>Çocuklar için hazırlanan oyun ve etkinlik alanları da gün boyunca yoğun ilgi gördü.</p>

<p><strong>Türküler ve halaylarla festival coşkusu</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/k4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></strong></p>

<p>Festival boyunca Miraz, Suavi, İlkay Akkaya, Efkan Şeşen, Sasa, Zeynep Bakşi Karatağ, Aylin Yıldırım, Mavi der Rota, Grup Emman ve Ser Davul Zurna sahne aldı.</p>

<p>Sanatçıların seslendirdiği türkülere binlerce kişi eşlik ederken, festival alanında sık sık halaylar çekildi. Katılımcılar gün boyunca müzik, kültür ve dayanışmanın buluştuğu etkinlikte bir araya geldi.</p>

<p>AABF tarafından düzenlenen BE ONE Open Air Festivali, gece geç saatlere kadar süren konserler ve etkinliklerle sona erdi.</p>

<p><strong>Fotoğraflar: Halit Yaşar Demirbağ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-binler-be-one-festivalinde-bulustu</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/1-203.png" type="image/jpeg" length="48310"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AABF’nin 30. yılında birlik mesajları: Gözler bugün başlayacak BE ONE Festivali’nde]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/aabfnin-30-yilinda-birlik-mesajlari-gozler-bugun-baslayacak-be-one-festivalinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/aabfnin-30-yilinda-birlik-mesajlari-gozler-bugun-baslayacak-be-one-festivalinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) bugün Köln’de düzenleyeceği “BE ONE” (Bir Olalım) Açık Hava Festivali öncesinde gerçekleştirilen resepsiyonda, birlik, dayanışma, demokrasi ve eşit yurttaşlık mesajları öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’den ve Almanya’dan çok sayıda siyasetçi, kurum temsilcisi ve davetlinin katıldığı buluşmada, Alevi hareketinin 30 yıllık örgütlü mücadelesine vurgu yapıldı.</strong></p>

<p>Köln’de düzenlenen resepsiyona AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat’ın yanı sıra Türkiye’den ve Almanya’nın çeşitli bölgelerinden gelen Alevi kurumlarının temsilcileri demokratik kitle örgütü yetkilileri ve siyasetçiler katıldı.</p>

<p>Alevilerin tarihinden kesitlerin yer aldığı video gösteriminin ardından katledilen canlar anısına saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra yapılan sunumla resepsiyon programı başladı.</p>

<p><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/mat-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Alevi hareketinin 30 yıllık örgütlü mücadelesi</strong></p>

<p>Sunumda, Almanya’daki örgütlü Alevi hareketinin gelişim sürecine değinildi. İlk kez 1988 yılında yedi Alevi derneğinin bir araya gelmesiyle başlayan örgütlenme çalışmalarının, 2 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Madımak Katliamı sonrasında önemli bir ivme kazandığı belirtildi. Katliamın Aleviler açısından bir uyanış yarattığına dikkat çekilen konuşmada, bugün 300’ü aşkın dernekten oluşan Almanya merkezli Alevi hareketinin 30 yıllık örgütlü mücadelesinin önemine vurgu yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Türkiye ve Almanya’dan geniş katılım</strong></p>

<p>Resepsiyona Almanya’dan katılan davetliler arasında DEM Parti Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, THKO davasından Deniz Gezmiş’in mücadele yoldaşı Atilla Keskin ve Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı Berivan Aymaz ile çok sayıda kişi yer aldı. Etkinliğe ayrıca Sol Parti, Avrupa Sürgünler Meclisi, DİDF, AGEB ve ATİF’in yöneticileri ile Demokratik Güç Birliği temsilcileri de katıldı.</p>

<p><img alt="" height="532" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/toplu-21.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Türkiye’den resepsiyona DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Parti Meclisi Üyesi Nurhayat Ataca Kayışoğlu, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu ile Ardahan'ın Damal ilçesi Bağımsız Belediye Başkanı Kemal Çamlıyurt katıldı.</p>

<p><strong>Bakırhan: Hiçbir dönem olmadığı kadar bir olmaya ihtiyacımız var</strong></p>

<p><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/bakirhan.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Resepsiyonda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’de demokrasi güçlerinin ortak mücadele zemininde buluşmasının tarihsel bir zorunluluk haline geldiğini belirterek, “Hiçbir dönem olmadığı kadar bir olmaya ihtiyacımız var” dedi.</p>

<p>Demokrasi mücadelesi yürüten kesimlerin hedeflerine ulaşmasını engellemek amacıyla çeşitli mekanizmaların devreye sokulduğunu ifade eden Bakırhan, bu tablonun ancak ortak mücadele ve ortak söz üretme iradesiyle aşılabileceğini söyledi.</p>

<p>Kürt sorununun çözümüne ilişkin yürütülen sürece de değinen Bakırhan, müzakerenin mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmediğini vurguladı. DEM Parti’nin süreç nedeniyle sessiz kalmadığını belirten Bakırhan, CHP’ye yönelik operasyonlardan gazetecilerin tutuklanmasına, gençlere yönelik baskılardan kayyım uygulamalarına kadar birçok konuda dayanışma içerisinde olduklarını ifade etti.</p>

<p>Toplumun demokrasi talebinin giderek güçlendiğini belirten Bakırhan, mevcut koşulların demokrasi güçleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile gerçekleştirilen görüşmeye de değinen Bakırhan, yaşanan gelişmelerin muhalefeti bölmeyi ve etkisizleştirmeyi amaçladığını savundu.</p>

<p>Avrupa’daki Alevi kurumlarının uzun yıllardır eşit yurttaşlık mücadelesi verdiğini belirten Bakırhan, elde edilen kazanımların Türkiye için de önemli bir örnek oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>CHP’den dayanışma vurgusu</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="361" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/chp-28.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>CHP Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Parti Meclisi Üyesi Nurhayat Ataca Kayışoğlu da konuşmasına CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in selamlarını ileterek başladı.</p>

<p>Tarih boyunca mazlumların yanında olduklarını ifade eden Kayışoğlu, “Her zaman zalimlere karşı mazlumların yanında olduk. Saray’a boyun eğmeyen bir toplumun çocuklarıyız” dedi.</p>

<p>Son dönemde CHP’ye yönelik baskıların arttığını öne süren Kayışoğlu, kent uzlaşısı kapsamında belediye başkanı seçilen Ahmet Özer’in tutuklanmasıyla başlayan sürece dikkat çekti.</p>

<p></p>

<p>Bir dönem DEM Parti’nin maruz kaldığı baskı ve operasyonlara bugün CHP’nin maruz kaldığını savunan Kayışoğlu, “Biraz önce Ertuğrul hocama da söyledim; bugünlerde sizleri çıkarıyorlar, bizleri içeriye atıyorlar” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Gözler bugün başlayacak BE ONE Festivali’nde</strong></p>

<p>Resepsiyonun ardından gözler, AABF tarafından bugün Köln’de düzenlenecek olan “BE ONE” Açık Hava Festivali’ne çevrildi.</p>

<p>Saat 14.00’te Tanzbrunnen’de başlayacak festival için yoğun katılım bekleniyor. AABF, etkinliğin yalnızca bir müzik festivali olmadığını, aynı zamanda birlik, dayanışma ve ortak değerlerin paylaşıldığı büyük bir buluşma niteliği taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Festival kapsamında Miraz, İlkay Akkaya, Suavi, Efkan Şeşen, Sasa, Ceren Bozkurt, Zeynep Bakşi Karatağ ve Aylin Yıldırım sahne alacak.</p>

<p>Avrupa’nın farklı ülkelerinden Alevi kurumlarının, demokratik kitle örgütlerinin ve binlerce katılımcının bir araya gelmesinin beklendiği festivalde, birlik, eşit yurttaşlık ve demokratik dayanışma mesajlarının öne çıkması bekleniyor.</p>

<p><img alt="" height="1000" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/afis-8.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/aabfnin-30-yilinda-birlik-mesajlari-gozler-bugun-baslayacak-be-one-festivalinde</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/afis-kopie.jpg" type="image/jpeg" length="32279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Stuttgart Devlet Operası’ndan tartışma yaratan yapım: Atatürk operası sahneleniyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/stuttgart-devlet-operasindan-tartisma-yaratan-yapim-ataturk-operasi-sahneleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/stuttgart-devlet-operasindan-tartisma-yaratan-yapim-ataturk-operasi-sahneleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın önde gelen kültür kurumlarından Stuttgart Devlet Operası (Staatsoper Stuttgart), Mustafa Kemal Atatürk’ü merkeze alan yeni bir opera eserini 2027 sezonunda sahneleyeceğini duyurdu. Daha şimdiden sosyal medyada yoğun tartışmalara neden olan yapımın dünya prömiyerinin 10 Nisan 2027’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üç perdelik opera, “Mustafa Kemal Efsanesi” alt başlığını taşıyor. Yapımın librettosu (metin yazarı) Olga Bach tarafından kaleme alınırken, rejisörlüğünü Türk asıllı Alman sanatçı Ersan Mondtag üstleniyor. Eserin müzik direktörlüğünü ise Lübnan doğumlu Polonya vatandaşı şef Bassem Akiki yapıyor.</p>

<p><strong>Atatürk’ü Alman tenor Matthias Klink canlandıracak</strong></p>

<p>Operada Mustafa Kemal Atatürk karakterini Alman tenor Matthias Klink canlandıracak. 1969 doğumlu sanatçı, 2017 yılında Opera dünyasının saygın yayınlarından <i>Opernwelt</i> tarafından “Yılın Şarkıcısı” seçilmişti. Klink, 2013 yılından bu yana Stuttgart Devlet Operası’nda çok sayıda önemli yapımda rol aldı.</p>

<p><img alt="" height="310" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/m-klink-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="400" /></p>

<p>Librettist (Opera metninin yazarı) Olga Bach ise Berlin Özgür Üniversitesi ile İstanbul Üniversitesi’nde felsefe ve Alman filolojisi eğitimi aldı. Yapımın yönetmeni Ersan Mondtag’ın çalışmalarında toplumsal çatışmalar, kimlik meseleleri ve tarihsel hafıza temalarını öne çıkardığı ifade ediliyor.</p>

<p>Eserin müzik direktörü Bassem Akiki de 2016 yılında International Opera Awards’ta “En İyi Genç Şef” kategorisinde finale kalan isimlerden biri olmuştu.</p>

<p><strong>“Atatürk bir ikon değil, çelişkileriyle ele alınan bir insan”</strong></p>

<p>Stuttgart Devlet Operası’nın yayımladığı açıklamada, operanın Atatürk’ü “kahramanlaştırmak” amacı taşımadığı özellikle vurgulandı. Açıklamada, Mustafa Kemal Atatürk’ün 20. yüzyılın hem en etkili hem de en tartışmalı figürlerinden biri olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Atatürk bazıları için laikleşme, kadın hakları, eğitim reformları ve modern Türkiye’nin kuruluşunu temsil ediyor. Başkaları için ise savaş, sürgün, şiddet ve aile hafızalarındaki acılarla bağlantılı bir figür.”</p>

<p>Librettonun bu gerilimi gizlemediği, aksine anlatının merkezine yerleştirdiği belirtilirken, eserin tarihsel olaylardan beslendiği ancak Atatürk’ün özel yaşamının bilinçli biçimde kurmaca unsurlarla işlendiği kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada ayrıca şu değerlendirmeye yer verildi:</p>

<p>“Atatürk bu eserde bir ikon olarak değil; modernleşme arzusu, kişisel yalnızlık ve otoriter güç iddiası arasında sıkışmış bir insan olarak ele alınıyor.”</p>

<p><strong>Ermeni, Kürt ve Yunan perspektifleri de yer alacak</strong></p>

<p>Operanın dikkat çeken yönlerinden biri de çok dilli ve çok katmanlı yapısı oldu. Eserde Almanca, Türkçe, Ermenice, Kürtçe, Fransızca, Yunanca ve İngilizce kullanılacak. Yapım ekibi, farklı tarihsel hafızalara ve toplumsal deneyimlere aynı anda yer vermeyi amaçladıklarını belirtti.</p>

<p>Operanın tanıtım metninde, Ermeniler, Rumlar ve Kürtlere yönelik şiddet iddiaları ile otoriterlik, milliyetçilik, sürgün ve tarihsel suç gibi konuların da açık biçimde ele alınacağı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, “Hiçbir karakter mutlak gerçeği temsil etmiyor” denilerek, eserin tarihsel çelişkileri çözmeye değil, görünür kılmaya çalıştığı savunuldu.</p>

<p><strong>“Bir ulus nasıl inşa edilir?”</strong></p>

<p>Operanın resmi özetinde, Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecinden Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan dönem anlatılıyor. Mustafa Kemal’in yeni bir ulus ve yeni bir toplum modeli kurma girişimi merkeze alınırken, şu sorular öne çıkarılıyor:</p>

<p>“Bir ulus yaratmanın bedeli nedir? Reformların bedelini kim öder? Birlik hayalinin içinde ne kadar şiddet vardır?”</p>

<p>Eserde laiklik reformları, kadın hakları, şapka kanunu ve harf devrimi gibi dönüşümlere yer verileceği belirtilirken, anlatının kronolojik bir yapı izlemeyeceği kaydedildi.</p>

<p><strong>Besteci Akiki: “Tarihle yüzleşmek gerekiyor”</strong></p>

<p>Operanın müzik direktörü ve bestecisi Bassem Akiki de projeye ilişkin yayımladığı kişisel değerlendirmede, Lübnan’da büyümüş biri olarak savaş, şiddet ve çözülmemiş tarihsel travmaların hayatının parçası olduğunu söyledi.</p>

<p>“Atatürk operasını yazmak benim için ne duygusal ne de tarihsel olarak kolay bir iş” diyen Akiki, “Rahatsız edici diye tartışmalı tarihsel figürleri yok sayamayız. Tarihle dürüst biçimde yüzleşmek zorundayız” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akiki, operanın herhangi bir siyasi propaganda amacı taşımadığını savunarak şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Bu eser kahramanlar ya da düşmanlar yaratmayı hedeflemiyor. Beni ilgilendiren şey insan çelişkileri, modernleşme, güç ve şiddet arasındaki gerilim.”</p>

<p>Sanatın tarihsel acıları ortadan kaldıramayacağını belirten Akiki, ancak karmaşık tarihsel deneyimlerin tartışılabileceği bir alan açabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>Sosyal medyada tartışma başladı</strong></p>

<p>Operanın duyurulmasının ardından Almanya ve Türkiye’de sosyal medyada yoğun tartışmalar yaşandı. Yapımın tanıtımında yer alan bazı ifadeler, özellikle Atatürk’ün tarihsel rolüne ilişkin değerlendirmeler nedeniyle eleştiri konusu oldu.</p>

<p>Stuttgart Devlet Operası ise yaptığı açıklamada, eserin “tek bir doğruyu dayatmayı değil, diyalog ve düşünme alanı açmayı” amaçladığını savundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/stuttgart-devlet-operasindan-tartisma-yaratan-yapim-ataturk-operasi-sahneleniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/klink.jpg" type="image/jpeg" length="88065"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanatçı Zülfikar, Revierkunst kapsamında Hattingen’de sanatseverlerle buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sanatci-zulfikar-revierkunst-kapsaminda-hattingende-sanatseverlerle-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sanatci-zulfikar-revierkunst-kapsaminda-hattingende-sanatseverlerle-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatçı Ali Zülfikar, 14. Revierkunst kapsamında Hattingen’de yer alan LWL-Museum Henrichshütte’de güncel büyük ölçekli çalışmalarından oluşan bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sergide “Hamide nach Hause”, “Greta Thunberg” ve sanatçının son üretim dönemine ait diğer eserler yer alıyor.</strong></p>

<p>Sergi, Zülfikar’ın bireysel hafıza, toplumsal yapı ve çağdaş görsel kültür arasındaki geçirgen ilişkilere odaklanan üretim pratiğine kapsamlı bir bakış sunuyor. Sanatçının işleri, belgesel referanslar ile kişisel anlatım arasında gidip gelen bir görsel dil kurarak, güncel imge üretiminin sınırlarını ve anlam olanaklarını yeniden tartışmaya açıyor.</p>

<p>Sanat pratiğinin merkezinde yer alan kimlik, temsil ve görünürlük kavramları, Zülfikar’ın büyük ölçekli eserleriyle birlikte daha doğrudan ve çarpıcı bir deneyim alanına dönüşüyor. Figürler, imgeler ve semboller, tamamlanmış anlatılar olmaktan ziyade izleyiciyi farklı yorum katmanlarına davet eden açık yapılar olarak konumlanıyor.</p>

<p>Eserlerin anıtsal boyutu, izleyici ile iş arasında güçlü bir fiziksel ve algısal gerilim yaratırken; renk, jest ve kompozisyon bağımsız birer anlam taşıyıcısı olarak öne çıkıyor. Böylece sergi, duygusal yoğunluk ile düşünsel mesafenin aynı anda üretildiği çok katmanlı bir deneyim alanı sunuyor.</p>

<p>Endüstriyel mirasıyla öne çıkan LWL-Museum Henrichshütte mekânı ise serginin kavramsal çerçevesini güçlendiren önemli bir unsur olarak dikkat çekiyor. Tarih, malzeme ve dönüşüm kavramlarıyla yüklü bu mimari yapı, eserlerle kurduğu etkileşim üzerinden işlerin çağdaş ve toplumsal bağlamını daha görünür kılıyor.</p>

<p>Bu bağlamda “Hamide nach Hause” gibi eserler, kişisel bir anlatıdan yola çıksa da aidiyet, hafıza ve kimliğin inşa biçimlerine dair daha geniş bir düşünme alanı açıyor. Benzer şekilde “Greta Thunberg” çalışması, bireysel ikonografi ile küresel görsel politikalar arasındaki ilişkiyi sorgulayan bir çerçeve sunuyor.</p>

<p><strong>Politik ve kişisel bir portre</strong></p>

<p>2022 yılında üretilen “Hamide nach Hause”, sanatçının en bilinen büyük ölçekli eserlerinden biri olarak sergide öne çıkıyor. Çalışma, Hamide Akbayır’ın yaşam öyküsünden hareketle bireysel bir portreyi toplumsal ve politik bir anlatıya dönüştüren güçlü bir görsel yapı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Sanatçı, eseri yalnızca bir portre olarak değil, aynı zamanda “Hamide” adı etrafında kurulan kavramsal bir sanat projesi olarak tanımlıyor.</p>

<p><strong>“Sanatla verilen bir destek ve vefa”</strong></p>

<p>Medyaya yaptığı açıklamalarda Zülfikar, eserin ortaya çıkış sürecini şu sözlerle ifade ediyor:</p>

<p>“Dev boyuttaki bu detaylı portre çizimini Hamide’ye borçluyum. Bana ilham verdi. 360 x 250 cm ölçülerinde, adeta bir reklam panosu gibi oldu. Bu eser, Hamide’nin yaşamına bir destek ve vefa niteliği taşıyor.”</p>

<p>Sanatçı ayrıca çalışmanın, ifade özgürlüğü ve sanatın toplumsal sorumluluğu üzerine bir duruş içerdiğini vurguluyor.</p>

<p>Revierkunst, bu sergiyle birlikte çağdaş sanatın güncel pozisyonlarını görünür kılma ve farklı izleyici gruplarını sanatla doğrudan temas ettirme hedefini bir kez daha öne çıkarıyor.</p>

<p><img alt="" height="415" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/hamide.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sergi, 24 Nisan – 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında ziyarete açık olacak.</p>

<p>Revierkunst, LWL-Museum Henrichshütte, Hattingen</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, ÖZEL HABER, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sanatci-zulfikar-revierkunst-kapsaminda-hattingende-sanatseverlerle-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/sergi-2.png" type="image/jpeg" length="40781"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BAF’ta 7. Genel Kurul Tamamlandı: Eda Özdemir ve Maksut Demir Eş Başkan Seçildi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/bafta-7-genel-kurul-tamamlandi-eda-ozdemir-ve-maksut-demir-es-baskan-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/bafta-7-genel-kurul-tamamlandi-eda-ozdemir-ve-maksut-demir-es-baskan-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Britanya Alevi Federasyonu (BAF), 7. Olağan Genel Kurulu’nu birlik, dayanışma ve demokrasi ruhu içerisinde tamamladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Londra’daki BAF yerleşkesinde gerçekleştirilen genel kurula, federasyona bağlı 19 Cemevi’nin delegeleri, aralarında Day-Mer’in de yer aldığı Demokratik Güç Birliği bileşenleri, köy ve yöre dernekleri temsilcileri, Kurucu Başkan İsrafil Erbil ve CHP İngiltere Birliği üyeleri katıldı.</strong></p>

<p><img alt="" height="315" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="685" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genel kurul, Yadigâr Arslan Ana’nın çerağ uyandırması ve saygı duruşu ile başladı. Divan Kurulu’na İbrahim Avcıl, Kemal Has, Gül Çiftçi Kaya, Mert Çalışkan ve Şirvan Karakış seçildi.</p>

<p>Faaliyet Raporu, Mali Rapor ve Denetim Raporu okunup kabul edilirken, disiplin raporu ve diğer değerlendirmelerin ardından yeni yönetim listesi açıklandı. Delegeler oylarını kırmızı oy pusulalarıyla kullanarak yönetime onay verdi.</p>

<p><img alt="" height="424" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Yeni yönetim, yapılan toplantının ardından görev dağılımını belirledi. Buna göre Eş Başkanlığa Eda Özdemir ve Maksut Demir seçildi. Genel Sekreterler Doğan Araç ve Cuma Ulgu, saymanlar ise Özlem Şahin, Saniye Uyan ve Ali Demir olarak belirlendi.</p>

<p>Yeni eş başkanlar Eda Özdemir ve Maksut Demir, yaptıkları konuşmada, geçmiş dönemlerde görev almış başkanlara ve yöneticilere teşekkür etti.</p>

<p><img alt="" height="494" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Açıklamada,<strong> “Bulunduğumuz coğrafyada sadece kendi toplumumuz için değil, demokrasi, eşitlik ve inanç özgürlüğü mücadelesi veren tüm kesimlerle dayanışma içinde olmaya çalışacağız. Geçmişten aldığımız gücü büyütmeye, bugünün sorumluluğunu layıkıyla taşımaya ve geleceği daha güçlü kurmaya çalışacağız”</strong> ifadeleri yer aldı.</p>

<p><img alt="" height="441" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf6.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Yeni yönetim, özellikle gençlerin karar mekanizmalarında daha fazla yer alması ve kadınların eşit temsiliyeti konusunda kararlılık vurguladı. Eş başkanlar, “Gençlerin aktif ve örgütlü bir şekilde sürece katılması, kadınların ise eşit temsiliyeti ilkesel bir duruştur” dedi.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Genel kurulun, federasyon üyeleri, kurumlar ve tüm katılımcılar açısından başarılı ve olumlu bir süreç olması dileğinde bulunuldu. BAF, yeni yönetimle birlikte önümüzdeki dönemde eşitlik, adalet, demokrasi ve toplumsal dayanışma ilkeleri doğrultusunda Alevi toplumunun hak ve taleplerini savunmaya ve inanç ile kültürünü yaşatmaya devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/bafta-7-genel-kurul-tamamlandi-eda-ozdemir-ve-maksut-demir-es-baskan-secildi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 00:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf0.jpg" type="image/jpeg" length="92004"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinemanın güçlü karakterlerinden usta oyuncu Mario Adorf hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sinemanin-guclu-karakterlerinden-usta-oyuncu-mario-adorf-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sinemanin-guclu-karakterlerinden-usta-oyuncu-mario-adorf-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alman sinemasının en önemli karakter oyuncularından biri olarak kabul edilen Mario Adorf, ardında altmış yılı aşan bir kariyer ve unutulmaz roller bırakarak hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güçlü oyunculuğu, derinlikli karakter yorumları ve kendine özgü tarzıyla Adorf, yalnızca bir aktör değil, aynı zamanda “yaşayan bir sinema kültürü” olarak anılıyordu.</strong></p>

<p>Kariyerinin ilk dönemlerinde canlandırdığı sert ve karanlık karakterlerle öne çıkan Adorf, özellikle Winnetou filmindeki Frederick Santer rolüyle geniş kitlelerce tanındı. Her ne kadar bu rolü başlangıçta kabul etmek istemese de, karaktere kattığı insani derinlik onu klasik bir “kötü adam”ın ötesine taşıdı.</p>

<p>1958 yapımı <strong>Şeytan Gece Geldiğinde</strong> (Nachts, wenn der Teufel kam) filmindeki performansıyla büyük çıkış yakalayan Adorf, bu rolle Federal Film Ödülü’nü kazandı. Ancak yıllar sonra, canlandırdığı karakterin gerçek hayatta Nazi propagandasının kurbanı olduğunun ortaya çıkması üzerine bu rolün sorumluluğunu üstlenerek anma çalışmaları için çaba gösterdi.</p>

<p><strong>Uluslararası başarı ve unutulmaz roller</strong></p>

<p>Adorf, Volker Schlöndorff imzalı ve Oscar ödüllü <strong>Teneke Trampet</strong> (Nobel ödüllü Günter Grass'ın en bilinen romanı /Die Blechtrommel) filmindeki performansıyla uluslararası alanda da büyük takdir topladı. Kariyeri boyunca İtalya ve Hollywood’da da çeşitli projelerde yer aldı.</p>

<p>1980’li yıllardan itibaren ise yalnızca sert karakterlerle değil, mizahi rolleriyle de dikkat çekti. Kir Royal  ve  Rossini –oder die mörderische Frage, wer mit wem schlief gibi yapımlarda sergilediği performanslar, onun çok yönlü oyunculuğunu gözler önüne serdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="308" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/mario-adorf.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="550" /></p>

<p><strong>Festivalle güçlü bağ</strong></p>

<p>Adorf’un Türkiye ile de kültürel bağları bulunuyordu. Nürnberg merkezli Türkiye-Almanya Film Festivali ile uzun yıllara dayanan ilişkisi kapsamında 2007’de onur ödülüne layık görüldü, 2016’da Kadir İnanır için düzenlenen törende konuşma yaptı. Ayrıca 2014 yılında “Son İnsan” (Der letzte Mensch) filmiyle festivalin açılışında başrol oyuncusu olarak yer aldı.</p>

<p><strong>“Memleket” sorusuna derin yanıtlar veren bir sanatçı</strong></p>

<p>Kendisine hiçbir zaman “dünya starı” denilmesini istemese de, yaşam öyküsü ve kariyeri bu unvanı fazlasıyla hak ettiğini gösterdi. “Memleket nedir?” sorusuna yüzeysel yanıtlar vermek yerine, yaşam deneyimlerinden süzülen derinlikli cevaplar arayan bir entelektüel olarak da tanındı.</p>

<p>Mario Adorf, ardında yalnızca unutulmaz roller değil; aynı zamanda güçlü bir sanatsal duruş, etik sorumluluk ve sinemaya adanmış bir yaşam bıraktı. Onun çok katmanlı oyunculuğu ve hikâye anlatıcılığı, ölümünün ardından da uzun yıllar hatırlanmaya devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MAGAZİN, ÖZEL HABER, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sinemanin-guclu-karakterlerinden-usta-oyuncu-mario-adorf-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 23:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/mario-adorf1.JPG" type="image/jpeg" length="67838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsveç’te yeni araştırma: Et tüketimi demans riskini azaltabilir]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-yeni-arastirma-et-tuketimi-demans-riskini-azaltabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-yeni-arastirma-et-tuketimi-demans-riskini-azaltabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç’te Karolinska Enstitüsü tarafından yürütülen ve JAMA dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, et tüketimi ile bunama (demans) riski arasındaki ilişkiyi genetik faktörler üzerinden inceledi. Bulgular, özellikle belirli genetik risk grubuna sahip kişiler açısından dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alman Beslenme Derneği (DGE)), etin yüksek kaliteli protein, demir, selenyum ve çinko gibi önemli besin öğeleri içerdiğini kabul etmekle birlikte, fazla tüketimin kanser ve kalp-damar hastalıkları riskini artırabileceğini vurguluyor. Bu nedenle haftalık et tüketiminin 300 gramı geçmemesi öneriliyor.</p>

<p><strong>15 yıllık takip: 2 binden fazla kişi incelendi</strong></p>

<p>Araştırma kapsamında, 2001-2004 yılları arasında 60 yaş üstü 2 bin 157 kişi takip edildi ve katılımcılar yaklaşık 15 yıl boyunca gözlemlendi. Çalışmanın başlangıcında hiçbir katılımcıda demans bulunmazken, 569 kişide Alzheimer hastalığıyla bağlantılı olan APOE3/4 ve APOE4/4 gen varyantları tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katılımcıların beslenme alışkanlıkları anketlerle kaydedilirken; hafıza, dil ve düşünme hızı gibi bilişsel işlevler düzenli olarak ölçüldü.</p>

<p><strong>Yüksek et tüketimi bazı gruplarda olumlu sonuç verdi</strong></p>

<p>Araştırma sonuçlarına göre, genetik olarak risk taşıyan bireylerde düşük et tüketimi demans riskini iki kattan fazla artırdı. Buna karşılık, haftada yaklaşık 800-900 gram et tüketen grupta (günlük 2000 kalori alımına göre) bilişsel gerilemenin daha yavaş olduğu ve demans riskinin azaldığı gözlemlendi.</p>

<p>Bu etki, yalnızca APOE risk genine sahip bireylerde görülürken, diğer katılımcılarda anlamlı bir ilişki tespit edilmedi.</p>

<p>Uzmanlara göre bu durum, beslenmenin etkilerinin kişiden kişiye, özellikle de genetik yapıya bağlı olarak değişebileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Etin türü belirleyici</strong></p>

<p>Araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur ise etin türü oldu. İşlenmemiş kırmızı et ve kümes hayvanlarının daha olumlu sonuçlarla ilişkilendirildiği belirtilirken, sosis, salam ve pastırma gibi işlenmiş et ürünlerinin yüksek tüketiminin, genetik yapıdan bağımsız olarak demans riskini artırabileceği vurgulandı.</p>

<p><strong>Eski Sağlık Bakanı Lauterbach: “Çok önemli bir bulgu”</strong></p>

<p>Almanya eski Sağlık Bakanı Karl Lauterbach, araştırmayı sosyal medya platformu X üzerinden değerlendirdi. Lauterbach, bulguları “çok önemli” olarak nitelendirerek, genetik risk taşıyan bireylerde et tüketiminin demans riskini azaltabileceğini ifade etti.</p>

<p>Ancak bazı uzmanlar, bu değerlendirmede önemli nüansların göz ardı edildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Uzmanlardan uyarı: Nedensellik kanıtlanmadı</strong></p>

<p>Araştırmanın bir gözlem çalışması olduğuna işaret eden bilim insanları, elde edilen sonuçların neden-sonuç ilişkisi ortaya koymadığını, yalnızca istatistiksel bağlantılar gösterdiğini vurguladı.</p>

<p>Ayrıca katılımcıların beslenme alışkanlıklarını kendilerinin beyan etmesi ölçüm hatalarına yol açabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor. Çalışmanın yalnızca yaşlı İsveç nüfusunu kapsaması da sonuçların genellenebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.</p>

<p>Araştırmacılar, genetik yapının besinlerin vücutta işlenme biçimini etkileyebileceğini ve özellikle sinir sistemi için önemli olan B12 vitamini açısından zengin etin, risk grubundaki bireyler için faydalı olabileceğini belirtiyor.</p>

<section dir="auto">
<p>(Kaynaklar: DGE, Jamanetwork.com, alzheimer-forschung-initiative.de, forschung-und-wissen.de,)</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-yeni-arastirma-et-tuketimi-demans-riskini-azaltabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/demens.jpg" type="image/jpeg" length="96525"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu 2026 İlkbahar Buluşması Gelsenkirchen’de Gerçekleşti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-turkiyeli-yazarlar-grubu-2026-ilkbahar-bulusmasi-gelsenkirchende-gerceklesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-turkiyeli-yazarlar-grubu-2026-ilkbahar-bulusmasi-gelsenkirchende-gerceklesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu’nun (ATYG) 2026 İlkbahar Buluşması, 20-22 Mart 2026 tarihlerinde Gelsenkirchen’deki Schacht III’da düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen yazar, sanatçı ve konuklar, saygı ve samimi duygularla güçlü dostluk bağlarını geliştirdi ve kamuoyuna bir açıklamada bulundu.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mehmet TANLI / Gelsenkirchen</p>

<p>ATYG açıklamasında, buluşmaların amacının katılımcıları bir araya getirmek, yazın alanında birbirlerine destek olarak gelişmelerini sağlamak, motive etmek ve hem Avrupa’da hem de Türkiye’de okuyuculara değerli eserler sunmak olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, Türkçe kitapların ülkelerin dillerine çevrilerek kültürlerarası anlayışa katkıda bulunmanın önemine de vurgu yapıldı.</p>

<p>Buluşmalar Dr. Aydın Sayılan tarafından düzenlendi. Dr. Sayılan, toplantıda <strong>“Gurbetteki Vatan – Benim Hayatım”</strong> adlı kitabını tanıttı ve kitabın yakında Almanca olarak yayımlanacağını duyurdu. Senede iki kez gerçekleştirilen seminerlerde yazar ve şairler, yeni yayımladıkları kitapları hakkında bilgi veriyor ve gelecek projelerini tanıtıyorlar.</p>

<p>Türkiye’den gelen Süleyman Cihangiroğlu, Aziz Nesin ve Nesin Vakfı hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Emekli öğretmen ve yazar Turan Akpınar ise, Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünün 65. yılı kapsamında belge, yaşam öyküleri ve gazete haberlerine dayanan sunumuyla dinleyicilerin kendi deneyimlerini hatırlamasını sağladı.</p>

<p>Hollanda’dan katılan Ozan ve yazarlar Agop Yıldız ile Yaşar Çiçekdemir, Ömer Hayyam konulu sunumlarıyla Hayyam’ın yaşamı, matematik, astronomi, felsefe ve edebiyat alanındaki katkıları ile rubaileri hakkında katılımcıları bilgilendirdi.</p>

<p>Toplantıda ayrıca <strong>“Yaşlılık ve Yalnızlık”</strong> konuları, yazar Fikret Güneş tarafından edebiyattan örneklerle ele alındı. İklim ve çevre sorunları ise hayati önem taşıdığı için, Şair Kazım Güzel ve araştırmacı yazar, şair ve ATYG Eşbaşkanı Kemal Yalçın tarafından sunuldu.</p>

<p>Hollanda’dan davetli olarak katılan Nuri Gazibeyoğlu ise <strong>“Sabahattin Ali’den Günümüze Ezgilerle Mahpusluk Şiirleri”</strong> adlı sunumunu, ud ve cümbüş eşliğinde, Sadık Şahin ve İsmail Polat’ın darbuka ve bendir performansıyla etkileyici bir şekilde gerçekleştirdi.</p>

<p>Tüm katılımcılar, dostane atmosfer ve karşılıklı öğrenim imkânlarından memnun ayrılırken, ATYG Sonbahar Buluşması’nda tekrar bir araya gelme isteklerini de dile getirdiler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, EĞİTİM, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-turkiyeli-yazarlar-grubu-2026-ilkbahar-bulusmasi-gelsenkirchende-gerceklesti</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/aytg-ilkbahar-bulusmasi.jpeg" type="image/jpeg" length="63190"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Leipzig Kitap Fuarı: Ödüller sahiplerini buldu, Kültür Bakanı açılışta yuhalandı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/leipzig-kitap-fuari-oduller-sahiplerini-buldu-kultur-bakani-acilista-yuhalandi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/leipzig-kitap-fuari-oduller-sahiplerini-buldu-kultur-bakani-acilista-yuhalandi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Leipzig kentinde her yıl düzenlenen Leipzig Kitap Fuarı, bu yıl 19–22 Mart tarihleri arasında gerçekleşti ve dört günlük yoğun programın ardından bugün (Pazar) sona eriyor. Fuara 54 ülkeden katılan edebiyat, çizgi roman ve manga meraklıları büyük ilgi gösterirken, bu yıl ilk kez Kongo ve Birleşik Arap Emirlikleri de fuarda temsil edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Leipzig Kitap Fuarı, edebiyat dünyasının en önemli buluşmalarından biri olmayı sürdürürken, bu yılki etkinlik hem ödüller hem de ifade özgürlüğü tartışmalarıyla gündeme geldi.</strong></p>

<p>Bu yıl fuara 54 ülkeden 2 bin 44 yayınevi ve kuruluş katıldı. Organizasyonun ilk yarısında yaklaşık 105 bin ziyaretçi fuarı gezdi; bu sayı geçen yıla göre 9 bin artışa işaret etti. Geçen yıl fuarda 45 ülkeden 2 bin 40 yayınevi yer almıştı.</p>

<p><img alt="" height="371" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/leipzig.webp" width="660" /></p>

<p><strong>Edebiyat ödülü Katerina Poladjan’a</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fuar kapsamında verilen Leipzig Kitap Fuarı Ödülü’nün edebiyat kategorisi, yazar Katerina Poladjan’a verildi. Poladjan, “Goldstrand” adlı romanıyla ödüle layık görüldü.</p>

<p><img alt="" height="461" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/poladjan1.JPG" width="796" /></p>

<p>Romanda bir yönetmenin Odessa’dan Roma’ya ve Bulgaristan’a uzanan anıları üzerinden kendi yaşam öyküsünü kurma süreci anlatılıyor. Jüri, eseri “biyografinin kurgu ve hafıza üzerinden ustalıkla inşası” olarak nitelendirirken, Poladjan’ın dilinin hem akıcı hem de derinlikli olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>1970’lerin sonunda ailesiyle birlikte Sovyetler Birliği’nden ayrılan Poladjan, çocukluk yıllarında Roma’da ve daha sonra Almanya’da yaşadı. Romanına adını veren “Goldstrand” ise yazarın geçmişte tatil yaptığı Bulgaristan’daki bir sahil bölgesi.</p>

<p>Toplam 60 bin Euro değerindeki ödülün diğer kategorilerinde ise, Marie-Janine Calic “Balkan-Odyssee, 1933–1941” adlı eseriyle kurgu dışı ödülünü kazanırken, çeviri ödülü Manfred Gmeiner’e verildi.</p>

<p><strong>Açılışta protesto: Kültür Bakanı yuhalandı</strong></p>

<p>Fuarın açılış töreni ise siyasi tartışmaların gölgesinde geçti. Almanya Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer, konuşması sırasında izleyicilerin bir bölümü tarafından yuhalandı.</p>

<p><img alt="" height="449" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/demo-in-leipzig.png" width="800" /></p>

<p>Tepkilerin odağında, Weimer’in üç sol görüşlü kitabevini Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (Verfassungsschutz) bulgularını gerekçe göstererek Alman Kitapçılık Ödülü aday listesinden çıkarması yer aldı. Karara karşı fuar öncesinde yüzlerce kişi Leipzig’de protesto gösterisi düzenledi.</p>

<p>Weimer ise kararını savunarak, ifade özgürlüğü ile devlet desteklerinin farklı kategoriler olduğunu belirtti. Devletin kamu kaynakları söz konusu olduğunda “özen yükümlülüğü” bulunduğunu ifade eden Weimer, her tür aşırılığa karşı eşit mesafede olunması gerektiğini söyledi.</p>

<p>İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt de Weimer’e destek vererek, kararın “mantık olarak anlaşılabilir” olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong>Kitapevlerinden açıklama: Karara karşı hukuki yollara başvurduk</strong></p>

<p>Bu yılki Alman Kitapçılık Ödülü’nden çıkarılan Berlin’deki Buchladen zur schwankenden Weltkugel, Bremen’deki The Golden Shop ve Göttingen’deki Rote Straße adlı kitabevleri ise karara karşı hukuki yollara başvurduklarını açıkladı.</p>

<p>Üç kitabevi yaptıkları ortak açıklamada, <strong>‘Bir ödüle başvurduk, kazanacaktık, bize yalan söylendi ve sonradan listeden çıkarıldık; çünkü aşırı muhafazakâr bir bakanın görüşlerine uymuyoruz’ </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Kitap sektörü tepki gösterdi</strong></p>

<p>Öte yandan Alman Yayıncılar ve Kitapçılar Birliği (Börsenverein des Deutschen Buchhandels) de karara eleştirel yaklaştı. Birlik Başkanı Sebastian Guggolz, kitap sektörünün siyasi müdahalelerle baskı altına alınamayacağını vurguladı.</p>

<p>Guggolz yaptığı açıklamada, <strong>“Ne tehdit edilen anayasa koruma uygulamalarıyla ne de başka yollarla bölünmemize ve karşı karşıya getirilmemize izin veririz”</strong> dedi.</p>

<p><img alt="" height="524" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/kitap-fuari-leipzig.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p><strong>Leipzig ve Frankfurt Kitap Fuarı arasındaki fark nedir?</strong></p>

<p>Frankfurt Kitap Fuarı’nın ardından Leipzig Kitap Fuarı, Almanya’daki en büyük ikinci edebiyat etkinliğidir. Genellikle her yıl mart ayında Leipzig fuar alanında düzenlenir ve yılın ilk büyük sektör buluşması olarak kabul edilir. Frankfurt Kitap Fuarı’ndan farklı olarak Leipzig’deki fuar, öncelikli olarak halka yönelik bir fuardır.</p>

<p>2025 Leipzig Kitap Fuarı’na toplam 296.000 ziyaretçi katıldı; bu rakam, fuar alanı ile birlikte düzenlenen “Leipzig Okuyor” festivalini de kapsıyor ve fuarın tüm zamanların ziyaretçi rekorunu kırdığını gösteriyor.</p>

<p>Leipzig Kitap Fuarı’nın tarihi oldukça eskiye dayanıyor. Leipzig, Reform hareketi ve ardından gelen matbaanın yayılmasıyla Avrupa’nın en önemli basım merkezlerinden biri haline geldikten sonra, 16. yüzyılın ikinci yarısında şehirde fuar etkinlikleri hız kazandı. 1594’te yayımlanan ilk şehir konseyi fuar kataloğu ise yeni çıkan kitapları listeliyordu; bu, Frankfurt’taki benzer katalogdan dört yıl daha önce gerçekleşmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EĞİTİM, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/leipzig-kitap-fuari-oduller-sahiplerini-buldu-kultur-bakani-acilista-yuhalandi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/leipzig-kitap-fuari.JPG" type="image/jpeg" length="40051"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da Newroz kutlamaları: Yürüyüşler, resepsiyonlar ve kitlesel buluşmalar]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/avrupada-newroz-kutlamalari-yuruyusler-resepsiyonlar-ve-kitlesel-bulusmalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/avrupada-newroz-kutlamalari-yuruyusler-resepsiyonlar-ve-kitlesel-bulusmalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın farklı kentlerinde Newroz, geniş katılımlı etkinliklerle kutlandı. Hamburg, Freiburg, Berlin ve Ulm’de düzenlenen programlarda hem kültürel hem de politik mesajlar öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya'nın liman kenti Hamburg’da eyalet parlamentosunda Sol Parti'nin ev sahipliğinde düzenlenen Newroz resepsiyonuna 500’ü aşkın kişi katıldı. </strong></p>

<p>Yapılan konuşmalarda Newroz’un karanlıktan aydınlığa geçişin simgesi olduğu belirtilirken, Kürt halkının mücadelesine dikkat çekildi. Program, müzik dinletisi ve ikramlarla devam etti.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/hh-16.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Freiburg’da düzenlenen kutlama da yoğun katılımla gerçekleşti. Saygı duruşuyla başlayan etkinlikte konuşan temsilciler, Newroz’un tarihsel anlamına ve Kürt halkının verdiği mücadeleye vurgu yaptı.</p>

<p><img alt="" height="464" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/newroz-atesi.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="720" /></p>

<p>Başkent Berlin’de Newroz, gençlerin öncülüğünde düzenlenen meşaleli yürüyüşle kutlandı. Hermannplatz’da başlayan yürüyüş, sloganlar ve halaylar eşliğinde Oranienplatz’da sona erdi. Kentte ayrıca ana Newroz etkinliğinin ilerleyen saatlerde gerçekleştirileceği duyuruldu.</p>

<p>Ulm’de ise Avrupa Demokratik Güç Birliği bileşenlerinin çağrısıyla meşaleli yürüyüş ve miting düzenlendi. Einstein Anıtı önünden başlayan yürüyüş, Münsterplatz’da sona erdi. Burada Newroz ateşi yakılırken yapılan konuşmalarda, Newroz’un özgürlük, direniş ve yeniden doğuşun simgesi olduğu vurgulandı. Etkinlik müzik ve sloganlarla son buldu.</p>

<p><strong>Almanya dışındaki kutlamalar: Viyana ve Arnhem’de binler alanlara çıktı</strong></p>

<p>Avrupa’nın diğer kentlerinde de Newroz kutlamaları geniş katılımla gerçekleşti.</p>

<p>Avusturya’nın başkenti Viyana’da binlerce kişi meşaleli yürüyüşte bir araya geldi. Karlsplatz’da başlayan yürüyüş, Heldenplatz’da düzenlenen programla devam etti. Newroz ateşinin yakıldığı etkinlikte yapılan konuşmalarda, bayramın tarihsel kökenine ve özgürlük mücadelesiyle olan bağına dikkat çekildi.</p>

<p>Hollanda’nın Arnhem kentinde düzenlenen kutlamada da yüzlerce kişi bir araya geldi. Etkinlikte günün önemi üzerine konuşmalar yapılırken, Newroz ateşi yakıldı. Program müzik dinletileri ve halaylarla gece geç saatlere kadar sürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kutlamalarda ayrıca merkezi Newroz etkinliklerine katılım çağrıları yapıldı.</p>

<p>Genel olarak Avrupa’daki Newroz etkinliklerinde, bayramın yalnızca kültürel bir kutlama değil, aynı zamanda dayanışma, direniş ve birlik mesajlarının öne çıktığı bir gün olduğu vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/avrupada-newroz-kutlamalari-yuruyusler-resepsiyonlar-ve-kitlesel-bulusmalar</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/newroz0.JPG" type="image/jpeg" length="82312"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİDF Genel Kongresi yapıldı: Irkçılığa ve silahlanmaya karşı ortak mücadele çağrısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/didf-genel-kongresi-yapildi-irkciliga-ve-silahlanmaya-karsi-ortak-mucadele-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/didf-genel-kongresi-yapildi-irkciliga-ve-silahlanmaya-karsi-ortak-mucadele-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), 24. Genel Kongresi’ni 13–15 Mart tarihleri arasında Köln’de gerçekleştirdi. Almanya’nın 30’dan fazla bölgesinden 120 delegenin katıldığı kongrede yükselen ırkçılığa, milliyetçiliğe ve silahlanma politikalarına karşı mücadele çağrısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kongrede 19 kişilik yönetim kurulu seçilirken, 13 Haziran’da Köln Tanzbrunnen’de yapılacak açık hava festivalinin programı da açıklandı.</strong></p>

<p>1980 yılında Almanya’ya göç eden ilk kuşak Türkiyeli işçiler tarafından kurulan DİDF’in kongresi aynı zamanda federasyonun 45. yılına denk geldi.</p>

<p><strong>“Toplumsal dayanışmayı nasıl güçlendirebiliriz?” paneli</strong></p>

<p>Kongrenin ilk gününde sendika ve siyasi parti temsilcilerinin katılımıyla “Toplumsal dayanışmayı nasıl güçlendirebiliriz?” başlıklı bir panel düzenlendi.</p>

<p>Panele Ver.di Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Rebecca Liebig, Göttingen Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nicole Mayer-Ahuja, Sol Parti Milletvekili Cem İnce, SPD Milletvekili Jan Drien ve DİDF Yönetim Kurulu üyesi Alev Bahadır katıldı. Çok sayıda kurum temsilcisi de panelde söz alarak DİDF ile yürütülen ortak mücadeleye dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/d-s-c09712.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Ekşi: Emperyalist saldırıları kınıyoruz</strong></p>

<p>14 Mart Cumartesi günü saygı duruşu ve divan seçimiyle başlayan kongrede açılış konuşmasını DİDF Genel Başkanı Zeynep Sefariye Ekşi yaptı.</p>

<p>Ekşi, dünyada ve Almanya’da yaşanan ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelere dikkat çekerek silahlanma yarışının rekor seviyelere ulaştığını ve bölgesel savaşların arttığını söyledi.</p>

<p>Ekşi, <strong>“Silahlanma yarışının rekor düzeyde olduğu, bölgesel savaşların arttığı, emperyalist güçlerin dolaylı ya da doğrudan karşı karşıya geldiği bir dönemden geçiyoruz. İran’a yapılan ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizminin saldırısının hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Emperyalist emellerinden başka hiçbir gerekçesi olmayan ABD gibi ülkelerin müdahalesini kınıyoruz. İran halkının kaderini emperyalist güçler değil, İran halkının laik, barışçı demokrasi için mücadelesi belirleyecektir” </strong>dedi.</p>

<p><strong>Sosyal haklara yönelik saldırılar</strong></p>

<p>Almanya’da emekçilerin kazanılmış sosyal haklarına yönelik saldırıların arttığını belirten Ekşi, ekonomik gelişmeler gerekçe gösterilerek işten çıkarmaların arttığını söyledi.</p>

<p>Ekşi ayrıca hükümet partilerinin ırkçı partilerle birlikte yerli ve göçmen ayrımını derinleştirdiğini ve bunun toplumsal bölünmeyi büyüttüğünü ifade etti.</p>

<p>Yükselen ırkçılığa karşı güçlü bir antifaşist mücadelenin geliştiğine dikkat çeken Ekşi, “Her şeye rağmen savaşa, silahlanmaya, ırkçılığa ve sosyal hak gasplarına karşı mücadele devam etti ve bunun büyüme olanakları artıyor. Kitleler içerisinde ortaya çıkan tepkiyi ve huzursuzluğu örgütlü bir güce dönüştürerek sömürüye karşı hareketin büyümesine katkı sunabiliriz. DİDF olarak sorumluluk ve görevlerimizin bilincindeyiz” diye konuştu.</p>

<p><strong>İşçiler arasında ırkçılığa karşı mücadele</strong></p>

<p>Kongrede yapılan tartışmalarda Almanya’da artan ekonomik ve sosyal sorunların işçi sınıfı içinde de siyasi etkiler yarattığı vurgulandı. Delegeler, eski ve yeni hükümet partilerine duyulan tepkinin aşırı sağ partilerin oylarını artırmasına yol açtığını ve bu partilerin işyerlerinde örgütlenme çalışmaları yürüttüğünü örneklerle anlattı.</p>

<p>Özellikle işyeri işçi temsilciliği (Betriebsrat) seçimlerinde aşırı sağcı listelerin sayısında artış yaşandığına dikkat çekildi.</p>

<p>İşçi delegeler, aşırı sağın işçiler arasında güç kazanmasında sendikaların işçilerin hak ve taleplerini savunmada geri bir tutum takınmasının da etkili olduğunu belirterek sendikalar içinde mücadeleci güçlerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Türkiye kökenli göçmen emekçiler de etkileniyor</strong></p>

<p>Kongrede Almanya’daki ekonomik ve sosyal sorunların, militarist politikaların ve yükselen ırkçılığın en büyük göçmen grubu olan Türkiye kökenlileri de önemli ölçüde etkilediği belirtildi.</p>

<p>İşsizlik, yoksulluk, yüksek kiralar ve hayat pahalılığına karşı yürütülen mücadelenin birlikte yaşam açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi.</p>

<p>Başbakan Friedrich Merz’in göçmenleri kastederek kullandığı “şehir manzarasını bozuyorlar” ifadesine karşı yükselen toplumsal tepkilerde göçmenlerin de yer aldığına dikkat çekildi.</p>

<p>Kongrede ayrıca Türkiye hükümeti ve bazı partilerin Türkiye kökenli göçmenleri yedeklemek için çeşitli vaatlerde bulunduğu, ancak bu vaatlerin büyük bölümünün yerine getirilmediği belirtildi. AKP’nin göçmenlere ucuz uçak bileti vaadinin hâlâ hayata geçirilmediği ve bu konuda bir çalışma başlatılacağı ifade edildi.</p>

<p>Türkiye’deki emek, demokrasi ve barış güçleriyle dayanışmanın da önümüzdeki dönemde sürdürüleceği vurgulandı.</p>

<p><strong>Uluslararası gençlik kampı Avusturya’da</strong></p>

<p>Kongrede DİDF Gençlik çalışmaları ve gençliğin içinde bulunduğu durum da ele alındı. Delegeler arasında gençlerin oranının önceki yıllara göre daha yüksek olduğu belirtildi.</p>

<p>Özellikle zorunlu askerliğe karşı başlatılan eylem ve boykotlara dikkat çekilerek daha fazla göçmen gencin silahlanmaya karşı eylemlere katılması için çalışmalar yürütüldüğü ifade edildi.</p>

<p>DİDF Gençlik’in 28 Şubat – 1 Mart tarihlerinde kongresini yaptığı hatırlatılarak, ağustos ayı başında DİDF Gençlik ve Uluslararası Gençlik Birliği’nin (IJV) Avusturya’da düzenleyeceği uluslararası gençlik kampı için hazırlıkların başlatıldığı bildirildi. Kampa yaklaşık 800 gencin katılması hedefleniyor.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/d-s-c00439.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Yeni yönetim seçildi</strong></p>

<p>İki gün süren tartışmaların ardından yapılan seçimlerde 17 asıl ve 2 yedek yönetim kurulu üyesi ile 3 asıl ve 3 yedek denetleme kurulu üyesi belirlendi.</p>

<p>4–5 Nisan tarihlerinde toplanacak yeni yönetim kurulu görev dağılımını yapacak.</p>

<p>Kongreye Hollanda ve İsviçre’den DİDF temsilcileri de katılarak dayanışma ve ortak mücadele mesajları verdi.</p>

<p><strong>13 Haziran’da geleneksel festival</strong></p>

<p>Kongrede DİDF’in iki yılda bir Köln’deki Tanzbrunnen alanında gerçekleştirdiği geleneksel açık hava festivali için de çalışmalar başlatıldı. Irkçılığa, milliyetçiliğe ve savaşa karşı mücadelenin öne çıkacağı festival bu yıl 13 Haziran’da yapılacak. Festivale katılacak sanatçılar: Yeni Türkü, Selçuk Balcı, Agire Jiyan ve Mustafa Özarslan. Alman sanatçılar ve konuşmacılar da en kısa zamanda DİDF’in sosyal medya hesaplarında yayınlanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/didf-genel-kongresi-yapildi-irkciliga-ve-silahlanmaya-karsi-ortak-mucadele-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 23:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/d-s-c00468.jpg" type="image/jpeg" length="41423"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rebetiko’nun ezgileri Sakız Adası’nda Ege’nin iki yakasını buluşturdu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/rebetikonun-ezgileri-sakiz-adasinda-egenin-iki-yakasini-bulusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rebetikonun-ezgileri-sakiz-adasinda-egenin-iki-yakasini-bulusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege’nin iki yakası, Xios/Sakız Adası’nda düzenlenen 'Köklerin Dönüşü' konserinde tek yürek oldu. Homerion Kültür Merkezi’nde gerçekleşen gecede 95 korist ve Türk-Yunan müzisyenlerden oluşan dev kadro “Müziğin pasaportu yok” mesajıyla ortak kültürün güçlü bağlarını sahneye taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği, kültür etkinlikleri kapsamında 12 Mart Perşembe gecesi Omirio Kültür Merkezi’nde düzenlediği "Köklerin Dönüşü" temalı rebetiko konseriyle duygu ve tarih dolu bir geceye imza attı. Sakız ve İzmir’in bu müzikal buluşması, Ege’nin iki yakasında paylaşılan ortak köklerin gücünü ortaya koyan canlı bir kültür köprüsü oluşturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fulya OMAÇ / Sakız Adası - YUNANİSTAN</span></p>

<p><strong><span>NOTALAR PASAPORT TANIMADI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Gecede Şef Berkant Atılgan yönetimindeki 40 kişilik İzmir Rebetiko Korosu ile Şef Vina Ambanoudi yönetimindeki 55 kişilik Georgios Vouros Korosu, izleyicilere eşsiz bir müzik ziyafeti sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto2-38.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">İzmir ve Sakız’ın müzikal mirasını bir araya getiren etkinlik, "müzikte sınır yoktur" mesajıyla güçlü bir yankı uyandırdı. Sahnedeki 95’i aşkın şarkıcı, müzisyen ve dansçı, performanslarıyla notaların yolculuğu için pasaporta ihtiyaç duyulmadığını ve müziğin sınır tanımayan gücünü bir kez daha ortaya koydu. Bir müzik etkinliğinin ötesine geçen bu anlamlı gece, iki halkın ortak hafızasını ve kültürel bağlarını hatırlatan güçlü bir buluşmaya dönüştü. Sakız Adası’nın köklü medya kuruluşlarından Alithia TV<strong> </strong>tarafından canlı yayınlanan konser, müziğin birleştirici ruhunu geniş kitlelerle buluşturdu. Ücretsiz olarak düzenlenen etkinliğe Türkiye’den de çok sayıda müziksever katıldı.</span></p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto3-32.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><span style="color:#000000">Türk ve Yunan dansçıların sahne aldığı performans izleyicilerden büyük alkış aldı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">"SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ GÜZELSİN"</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Konserin genel müzik direktörlüğünü Sakızlı Şef Vina Ambanoudi’nin üstlendiği gecede, 5’i Türk, 3’ü Yunan olmak üzere toplam 8 müzisyen Ege’nin ortak ezgilerini seslendirdi. Georgios Vouros grubuna bağlı 8 Yunan ve 2 Türk dansçı ise performanslarıyla geceyi görsel bir şölene dönüştürdü. Konser boyunca rebetiko müziğinin sevilen eserlerinin seslendirildiği etkinlikte Georgios Vouros Korosu’ndan solist Filitsa Fafaliou’nun yorumladığı S’agapo Giati Eisai Oraia (Seni Seviyorum Çünkü Güzelsin) parçası izleyicilerden büyük alkış aldı. Programın devamında Prin To Harama Monahos (Şafaktan Önce Tek Başıma), Fragosyriani (Frankosüryan Kızı), Synnefiasmeni Kyriaki (Bulutlu Pazar), Pino Kai Metho (İçiyorum ve Sarhoş Oluyorum) ile Aeroplano Tha Paro (Uçağa Bineceğim) gibi rebetiko repertuvarının tanınmış eserleri koro ve müzisyenler tarafından seslendirildi. </span></p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto6-24.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /><span style="color:#000000">Homerion Kültür Merkezi’nde düzenlenen konserde salon tamamen doldu.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">REBETİKO’NUN İZMİR KÖKLERİ SAKIZ’DA YANKILANDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İzmir Rebetiko Korosu, konserin ruhuna uygun olarak tamamı Yunanca 12 eserle sahne aldı. Programda Ege’nin ortak müzik mirasının en bilinen rebetiko parçaları yer aldı. Koronun repertuvarında Alacatiani (Alaçatılı Kız), Meneksedes kai Zoumpoulia (Menekşeler ve Sümbüller), Paporaki tou Bournova (Bornova’nın Küçük Vapuru), O Anthropos (İnsan), Misirlou (Mısırlı Kız) ve Apo to Vrady os to Proi (Akşamdan Sabaha Kadar) gibi klasik eserler seslendirildi. İzmir ve Batı Anadolu kökenli bu ezgiler, ortak kültürel izleri sahneye taşırken dinleyiciler tarafından dakikalarca alkışlandı.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto7-21.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KONSER TAM BİR KÜLTÜREL ŞÖLENE DÖNÜŞTÜ </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Konserin finalinde iki koronun birlikte seslendirdiği “Ehe geia Panagia” (Elveda Meryem Ana) eseri, salondaki coşkuyu zirveye taşıdı. Duygusal ve hareketli parçaların bir arada seslendirildiği konserde, koro üyeleri sahnedeki uyumları ve performanslarıyla dikkat çekti. 95 korist, müzisyen ve 10 dansçının sahnede buluştuğu bu özel performans, buzuki, gitar, bas gitar, akordeon, kanun, bendir ve cajondan oluşan zengin orkestra eşliğinde adeta bir müzik şölenine dönüştü. Rebetiko ezgileri, İzmir şarkıları ve Yunan danslarının iç içe geçtiği gecede duygu yüklü anlar yaşayan izleyiciler zaman zaman eserlere eşlik ederken, konser uzun süren alkışlarla tamamlandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MYLONADİS: “ZİYARETÇİ ARTIK DENEYİM ARIYOR”</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin mimarı, Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği Başkanı Giorgos Mylonadis, yaptığı açılış konuşmasında turizm ve misafirperverlikte yeni bir döneme vurgu yaparak şunları söyledi: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Kiralık Odalar Birliği olarak şuna gönülden inanıyoruz ki günümüz ziyaretçisi artık sadece bir oda değil, bir deneyim arıyor. Bu nedenle, Sakız Adası’nın yıl boyunca uluslararası bir kültür destinasyonu olması için dışa dönük yatırımlar yapıyoruz. Bu geceki ücretsiz giriş imkanı, Sakız halkına bir teşekkürümüz ve bize duydukları güvene bir karşılıktır.” </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DOSTLUK MESAJLARI SAHNEDEN YÜKSELDİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Homerion Kültür Merkezi’nde gerçekleşen ve salonun tamamen dolduğu konserde Sakız Adası Belediye Başkanı Ioannis Malafis, Kültürden Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Anastasia Galani ve Livadion Georgios Vouros Kültür Derneği Başkanı Loukas Ampeliotis de kısa birer konuşma yaptı. Belediye Başkanı Malafis, derneğin Sakız Adası’nın dışa dönüklüğünü güçlendirmeye yönelik bu anlamlı girişimini takdirle karşıladıklarını ifade ederken, Başkan Yardımcısı Galani kültür ve sanat alanındaki iş birliklerinin zamansız değerine dikkat çekti. Ampeliotis ise böylesi etkinliklerin kolektif çabanın ve kültürel dayanışmanın en güçlü örneklerinden biri olduğunu vurguladı.<br />
İzmir Rebetiko Korosu Şefi Berkant Atılgan da sahnede yaptığı konuşmada iki halkın sıcak misafirperverliğinin kendilerini derinden etkilediğini belirterek, rebetiko müziğinin Ege’nin iki yakasını buluşturan ortak bir kültür dili olduğunu dile getirdi.</span></p>

<p><img alt="" height="883" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto8-16.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /><span style="color:#000000">İzmir Rebetiko Korosu Şefi Berkant Atılgan, Giorgos Mylonadis ile Şefi Vina Ambanoudi’ye iki ülke arasındaki dostluk ve kültürel iş birliğine katkılarından dolayı birer teşekkür plaketi sundu.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">NOTALARIN PASAPORTA İHTİYACI YOK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Konser sonunda sahneye çıkan Homeros Derneği Başkanı Giorgos Mylonadis ile iki koronun şefleri Vina Ambanoudi ve Berkant Atılgan, Sakız halkına gösterdikleri yoğun ilgi için teşekkür etti. Gecenin sonunda İzmir Rebetiko Korosu Şefi Berkant Atılgan, iki ülke arasındaki dostluk ve kültürel iş birliğine katkılarından dolayı Başkan Giorgos Mylonadis ile Georgios Vouros Korosu Şefi Vina Ambanoudi’ye birer teşekkür plaketi takdim etti. Uzun alkışlarla sona eren gece, Ege’nin iki yakasında paylaşılan kültürün müziğin ortak diliyle yeniden hayat bulduğu anlara sahne oldu. Geceden geriye, Ege’nin serin sularında yankılanan sıcak dostluk mesajları ve hafızalara kazınan eşsiz ezgiler kaldı. 95 kişilik dev koro ve 10 dansçının birlikte selamladığı seyirci, Ege’nin her iki yakasındaki ortak köklerin gücünü bir kez daha tescilledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" height="473" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto4-30.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" />Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği Başkanı Giorgos Mylonadis.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>3.SAYFA, AVRUPA, GÖÇ POLİTİKALARI, KÜLTÜR, MAGAZİN, ÖZEL HABER, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/rebetikonun-ezgileri-sakiz-adasinda-egenin-iki-yakasini-bulusturdu</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto1-42.jpg" type="image/jpeg" length="29084"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fikir Atölyesi Derneği hafta sonu seminerinde göç ve Ortadoğu gündemini tartıştı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/fikir-atolyesi-dernegi-hafta-sonu-seminerinde-goc-ve-ortadogu-gundemini-tartisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/fikir-atolyesi-dernegi-hafta-sonu-seminerinde-goc-ve-ortadogu-gundemini-tartisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde çalışmalarını sürdüren, partiler ve inançlar üstü bir sivil toplum kuruluşu olan FAD, Friedrich-Ebert-Vakfı’nın (FES) desteğiyle Willebadessen kasabasındaki Hotel Jägerhof’ta bir hafta sonu semineri düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dernek Başkanı Orhan Göktan ve semineri yöneten yönetim kurulu üyesi Birol Keskin’in katılımcıları ve konuşmacıları selamlamasıyla başlayan seminerde Almanya’nın göç ve uyum politikaları ile ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı ve Ortadoğu’daki siyasi gelişmeler gibi önemli konular ele alındı.</p>

<p>Seminere, aralarında çalışmak için Almanya’ya yeni gelen akademisyenlerin de bulunduğu 32 kişi katıldı. Konuşmacılar ise gazeteciler Mehmet Tanlı ve Adnan Aytaç ile emekli sosyal danışman Aydın Sayılan oldu.</p>

<p><img alt="" height="325" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/4-52.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>“Almanya’ya Türkiye’den işgücü göçü bir başarı hikâyesidir”</strong></p>

<p>Seminerin ilk konuşmacısı olan göç uzmanı ve gazeteci Mehmet Tanlı, slaytlı sunumunda dünyadaki göç hareketlerine değindi.</p>

<p>Tanlı,<strong> “Dünya çapında şu anda yaklaşık 304 milyon insan farklı nedenlerle göç ediyor ve yer değiştiriyor. Bunun 107 milyonu mülteci ve sığınmacı konumunda. Tarihte çok büyük göçler yaşandı. Türkiye’nin tarihinde de Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen mübadele var. Bu süreçte 1,5 milyondan fazla insan doğdukları topraklardan koparıldı”</strong> dedi.</p>

<p>Uzun yıllar Almanya’nın kendisini bir göç ülkesi olarak kabul etmediğini hatırlatan Tanlı, azalan nüfus ve iş gücü açığı nedeniyle son yıllarda göç politikalarında değişiklikler yapıldığını belirtti.</p>

<p><img alt="" height="509" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/2-130.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Tanlı, “Almanya son dönemde vasıflı iş gücü ihtiyacı ile iltica süreçlerinin kısıtlanması arasında bir denge kurmaya çalışıyor. 2025–2026 yılları itibarıyla göç kuralları daha net hale getirilirken entegrasyon beklentileri de sertleşti. Tüm zorluklara rağmen 1961’de Türkiye ile imzalanan iş gücü anlaşmasıyla başlayan göç serüveni bir başarı hikâyesidir ve bunu herkes kabul etmelidir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/3-63.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Tanlı’nın sunumunda öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı:</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Nitelikli İşgücü Göçü Yasası ve yapılan değişiklikler</p>
 </li>
 <li>
 <p>2026 itibarıyla iltica politikalarında sertleşme ve AB iltica reformları (GEAS)</p>
 </li>
 <li>
 <p>İltica başvurusu reddedilenlerin daha hızlı sınır dışı edilmesine yönelik düzenlemeler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vatandaşlık ve oturum yasalarındaki değişiklikler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çifte vatandaşlık hakkının genişletilmesi ancak ekonomik bağımsızlık ve temel değerlere bağlılık şartının vurgulanması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Uyum ve entegrasyon kurslarının zorunlu olması ve artan göç nedeniyle bazı kısıtlamaların gündeme gelmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanlı ayrıca yapılan araştırmalara göre uzun süren uyum tartışmaları ve göçmen karşıtı söylemler nedeniyle bazı göçmen kökenli akademisyenlerin Almanya’yı terk etmeyi düşündüğünü ifade etti.</p>

<p><img alt="" height="370" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/5-36.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>“Başarı için çaba ve dil öğrenmek gerekiyor”</strong></p>

<p>İkinci konuşmacı Dr. Aydın Sayılan ise Türkiye’den gelen göçmenlerle, 1900’lü yıllarda özellikle Ruhr Havzası’na Polonya’dan gelen madencilerin uyum çabalarını karşılaştırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sayılan, “Uyum, toplumsal bir mutabakat ve karşılıklı sorumlulukla mümkündür. Her iki tarafın çabası, hoşgörüsü ve kabulü gerekir. Almanya fırsatlar ülkesidir ancak başarı için çaba göstermek gerekir. Bunun anahtarı da dil öğrenmek ve sosyal uyum sağlamaktır. Ben bu ülkeye 15 yaşında çırak olarak geldim, üniversiteyi bitirdim ve bir kamu kurumundan emekli oldum” dedi.</p>

<p><strong>Ortadoğu’daki gelişmeler ele alındı</strong></p>

<p>Seminerin son gününde konuşmacı gazeteci Adnan Aytaç oldu. Aytaç, Ortadoğu’daki son gelişmeleri ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hakkındaki görüşlerini katılımcılarla paylaştı.</p>

<p>Aytaç konuşmasında, ABD’nin küresel güç dengelerinde ortaya çıkan gelişmeleri durdurmak amacıyla askeri harcamalarını artırdığını ve bölgede çeşitli müdahalelerde bulunduğunu savundu. Yugoslavya, Irak, Afganistan ve Libya’daki askeri operasyonları örnek gösteren Aytaç, Ortadoğu’daki çatışmaların tarihsel ve siyasi arka planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Aytaç ayrıca Ortadoğu’daki sınırların Birinci Dünya Savaşı sonrasında emperyal güçler tarafından çizildiğini ve bölgedeki siyasi sorunların bu tarihsel süreçle bağlantılı olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Güncel ve önemli konuları seçtik”</strong></p>

<p>Semineri yöneten Birol Keskin ise etkinliği değerlendirerek şunları söyledi:</p>

<p>“Seminerler, belirli bir konuda bilgi ve deneyim paylaşımını amaçlayan, uzmanların yönettiği eğitim ve tartışma toplantılarıdır. Katılımcıların soru sorabildiği interaktif, verimli ve keyifli bir seminer gerçekleştirdik. Katılımcıların ilgisini çekebilecek güncel konuları seçtik. Seminerimizin katılımcılar için kalıcı bir öğrenme ve etkileşim deneyimi sunduğunu umuyorum. Katılan ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum.”</p>

<p>Seminerde, Almanya’nın artık bir “göç ülkesi” gerçeğini kabul ettiği ancak göçü daha nitelikli ve kontrol edilebilir bir yapıya kavuşturmayı hedeflediği değerlendirmesi yapıldı.</p>

<p>Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.</p>

<p><strong>Müzik dolu akşam</strong></p>

<p>Seminerin cumartesi akşamı düzenlenen serbest bölümünde ise sanatçı ve koro şefi, aynı zamanda FAD yöneticisi olan İsmet Kılıç bağlamasıyla solo ve koro halinde Türk Halk Müziği’nden eserler seslendirdi.</p>

<p>Kılıç ve korosu, 26 Nisan’da Duisburg’da düzenlenecek <strong>Ruhi Su anma etkinliğinde</strong> sahne alacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/fikir-atolyesi-dernegi-hafta-sonu-seminerinde-goc-ve-ortadogu-gundemini-tartisti</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/6-16.jpeg" type="image/jpeg" length="94617"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[30. Türkiye Almanya Film Festivali’nde kazananlar belli oldu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/30-turkiye-almanya-film-festivalinde-kazananlar-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/30-turkiye-almanya-film-festivalinde-kazananlar-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Nürnberg kentinde 30. Türkiye Almanya Film Festivali’nin ödülleri, 7 Mart akşamı düzenlenen törende açıklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yarışma bölümünde üç farklı jüri ile seyirci oyları, ilgili kategorilerde kazananları belirledi. Toplamda dokuz para ödülü sahiplerine takdim edildi.</strong></p>

<p>Ödül töreninde, Nürnberg Belediye Başkanı Prof. Dr. Julia Lehner ile Almanya’nın eski Federal Kültür Bakanı Claudia Roth ve çok sayıda izleyici hazır bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Künstlerhaus’ta düzenlenen törende Dieter Kosslick başkanlığındaki uzun metraj film jürisi aşağıdaki ödülleri verdi:</p>

<p><strong>En iyi film:</strong><strong> </strong> <strong>Sarı Zarfar</strong><br />
Yönetmen: İlker Çatak</p>

<p><strong>Büyük Jüri Ödülü: </strong><strong> </strong><strong>Altı Haftalık Veda</strong><br />
Yönetmen: Jacqueline Jansen</p>

<p><strong>En iyi kadın oyuncu:</strong><strong> </strong><strong>Magdalena Laubisch</strong><br />
Film: Altı Haftalık Veda<br />
Yönetmen: Jacqueline Jansen</p>

<p><strong>En iyi erkek oyuncu: </strong><strong> </strong> <strong>Nazmi Kırık</strong><br />
Film: Uçan Köfteci<br />
Regie: Rezan Yeşilbaş</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><img alt="" height="309" src="https://www.fftd.net/fileadmin/_processed_/4/f/csm_KD__5192_8c23d26d8a.jpg" width="550" /></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Seyirci Ödülü</strong>: „<strong>Erken Kış</strong>” (Yönetmen: Özcan Alper)</p>

<p>Bu yıl <strong>Öngören Ödülü</strong>, „<strong>Kardeş Türküler</strong>“ filmine verildi.<br />
Çayan Demirel ve Ayşe Çetinbaş, bu filmle festivalin <strong>Demokrasi ve İnsan Hakları Ödülü</strong>’nü kazandılar.</p>

<p>Tevfik Başer başkanlığındaki kısa film jürisi ödülleri şu şekilde verdi:</p>

<p><strong>En iyi kısa film:</strong><strong> </strong> <strong>Home</strong><br />
Yönetmen: Esa-Lu Lorenz</p>

<p><strong>2. en iyi </strong><strong>kısa film:</strong><strong> </strong> <strong>Ölüm Bizi Ayırana Dek</strong><br />
Yönetmen: Deniz Koloş</p>

<p><strong>3. en iyi </strong><strong>kısa film:</strong><strong> </strong> <strong>Liminal</strong><br />
Yönetmen: Ege Yılmaz</p>

<p>En iyi uzun metraj ve en iyi kısa film, 8 Mart Pazar günü saat 18:00’de gösterilecek.</p>

<p><strong>Teşekkür Plaketi:</strong><strong> </strong> <strong>Dr. Ludwig Ammann</strong></p>

<p><strong>Onur Ödülü:</strong> <strong>Haluk Bilginer</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="337" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></strong></p>

<p>30. Türkiye Almanya Film Festivali, bazı gösterimlerin tamamen dolmasıyla birlikte artan izleyici ilgisinden büyük memnuniyet duydu. Almanya ve Türkiye’den 70’in üzerinde sanatçı festivale katılırken, çok sayıda oyuncu film gösterimleri ve festival söyleşilerinde izleyicilerle buluştu.</p>

<p>Foto: Kaan Deniz</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/30-turkiye-almanya-film-festivalinde-kazananlar-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/film-2.jpg" type="image/jpeg" length="68011"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ege’nin iki yakası Sakız’da “Köklerin Dönüşü” konserinde buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/egenin-iki-yakasi-sakizda-koklerin-donusu-konserinde-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/egenin-iki-yakasi-sakizda-koklerin-donusu-konserinde-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakız Adası’nda 12 Mart’ta düzenlenecek “Köklerin Dönüşü” temalı konser, Türkiye ve Yunanistan’dan iki önemli koroyu aynı sahnede buluşturacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">90 sanatçının yer alacağı gece, ortak kültürel mirasın müzikle yeniden hayat bulmasına sahne olacak. </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Fulya OMAÇ / Sakız Adası - YUNANİSTAN</span></p>

<p><span style="color:#000000">Simgeleşmiş rebetiko ve İzmir şarkıları, Yunan danslarının renk kattığı performanslarla seslendirilecek. Organizasyonun ev sahiplerinden Başkan Mylonadis, geceye ilişkin yaptığı açıklamada, “Müziğin birleştirici ruhunu herkesle paylaşmak amacıyla girişler tamamen ücretsiz. Tüm ada halkını ve Türk misafirleri bu tarihi buluşmaya davet ediyoruz” diyerek geniş katılım çağrısında bulundu.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İZMİR REBETİKO KOROSU VE GEORGİOS VOUROS KOROSU AYNI SAHNEDE</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Turizm alanındaki vizyoner projeleriyle "2025 Yunanistan Turizm Ödülleri"nde (Greek Tourism Awards) büyük bir başarıya imza atan Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği, Ege’nin iki yakasını bu kez notaların birleştirici gücüyle bir araya getiriyor. 12 Mart 2026 Perşembe günü Sakız Adası’nda (Xios) gerçekleşecek "Köklerin Dönüşü" temalı konser, Türkiye ve Yunanistan arasındaki köklü bağları müzik aracılığıyla güçlendirmeyi ve ortak mirası onurlandırmayı hedefliyor.</span></p>

<p><img alt="" height="534" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto3-31.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><span style="color:#000000">Homerion Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek bu tarihi sanatsal buluşmada, Ege’nin iki yakasından iki önemli müzik topluluğu aynı sahneyi paylaşacak. Şef Berkant Atılgan yönetimindeki, Türkiye’nin rebetiko müziğine adanmış tek korosu olma özelliğini taşıyan ve şarkılarını Yunanca seslendiren 40 kişilik İzmir Rebetiko Korosu; Sakız Adası’nın en köklü korolarından biri olan Livadia Kültür ve Eğitim Derneği bünyesindeki şef Virginia Ampanoudi yönetiminde 50 kişilik "Georgios Vouros" Korosu ile bir araya gelecek. Simgeleşmiş rebetiko ve İzmir şarkıları, Yunan danslarının renk kattığı performanslarla seslendirilecek. Toplamda 90 korist ve müzisyenin aynı paydada buluşacağı bu sanatsal iş birliği buzuki, gitar, bas gitar, akordeon, kanun, bendir ve cajondan oluşan zengin bir orkestra eşliğinde tam bir kültürel şölene dönüşecek.</span></p>

<p><img alt="" height="465" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto5-23.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HER ŞARKI SIRASINDA SAHNE ARKA PLANINDA FOTOĞRAFLAR YANSITILACAK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">"Köklerin Dönüşü" temasıyla düzenlenen bu buluşma, notaların yanı sıra görsel bir tarih anlatısına da ev sahipliği yapacak. İzmir Rebetiko Korosu şarkılarını seslendirirken, sahne arka planında İzmirli fotoğrafçı ve koleksiyoner Mert Rüstem’in "Smyrna / İzmir 1860-1920" koleksiyonundan özel fotoğraflar yansıtılacak. İzleyiciler, Rebetiko ve İzmir şarkılarını dinlerken aynı zamanda dönemin atmosferini yansıtan bu tarihi karelerle duygusal bir yolculuğa çıkacak.</span></p>

<p><img alt="" height="441" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto6-23.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MÜBADİL GEÇMİŞİN İZLERİ, SANATSAL BİR VEFA ÖRNEĞİYLE SAKIZ ADASI’NA TAŞINACAK </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">"Özünde bir 'eve dönüş' hikayesini barındıran bu müzikal kucaklaşma, koro üyelerinin taşıdığı mübadil ruhu sayesinde bir konser olmanın ötesine geçerek tarihi bir anma törenine dönüşecek. Selanik ve Girit göçmeni ailelerin üçüncü kuşak temsilcilerinden oluşan İzmir Rebetiko Korosu, bu anlamlı buluşma ile dedelerinin ezgilerini Ege’nin karşı kıyısında yeniden yankılandıracak. Böylece mübadil geçmişin izleri, sanatsal bir vefa örneğiyle Sakız Adası’na taşınacak. </span></p>

<p><img alt="" height="870" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto2-37.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ŞEF ATILGAN: ORTAK TARİHİMİZİ SANATIMIZLA YAŞATMAK BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR ONUR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu güçlü tarihsel bağa vurgu yapan ve köklerinin Yunanistan’a dayandığını belirten Şef Berkant Atılgan, etkinliğin kendileri için taşıdığı manevi değeri şu sözlerle ifade etti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">'Köklerimiz Yunanistan’dan geliyor, şarkılar içimizde hep canlı kaldı. Bu rebetikoları Sakız Adası’nda söylemek ve ortak tarihimizi sanatımızla yaşatmak bizim için büyük bir onur. Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği’nden adada konser vermemiz için gelen teklifi büyük bir memnuniyetle kabul ettik. Dedelerimizin şarkılarını emanet oldukları topraklarda söylemek üzere adaya geri döneceğiz. Aynı sahneyi paylaşacağımız Georgios Vouros Korosu, bizlere aynı zamanda danslarıyla da eşlik edecek. Müziğin sınırları aşan gücüyle dostluk ve kardeşlik duygularını hep birlikte büyütmeyi amaçlıyor, bu buluşmanın iki yaka arasında yeni kültürel köprüler kuracağına yürekten inanıyoruz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" height="1132" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto1-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">12 MART SAKIZ, 1 MAYIS URLA, 2 MAYIS BURSA KONSERLERİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Temelleri 2016 yılında atılan İzmir Rebetiko Korosu, on yılı aşkın süredir Yunanistan ve Makedonya’daki uluslararası festivallerde Türkiye’yi başarıyla temsil eden bir ekol olarak tanınıyor. 21 Şubat’taki Elhamra konserinin ardından rotasını 12 Mart’ta Sakız Adası’na çeviren topluluk, bahar ve yaz aylarında da dopdolu bir takvimle izleyici karşısına çıkacak. 1 Mayıs’ta Urla’da Drama Korosu ile gerçekleşecek buluşmayı, 2 Mayıs Bursa, 1 Ağustos Drama ve 2 Ağustos Kavala konserleri izleyerek dostluk turlarını taçlandıracak.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MYLONADİS: GÜNÜMÜZ TURİSTİ SADECE BİR ODA DEĞİL, BİR DENEYİM ARIYOR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Adanın kültürel kimliğini yansıtan bir "vitrin" ve halklar arasında kurulan en güçlü iletişim köprüsü olarak gördüğü sanatsal faaliyetlerine, hafızalardan silinmeyecek bir yenisini daha ekleyen Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği Başkanı Giorgos Mylonadis yaptığı özel açıklamada kültürün ve sanatın en saf diplomasi yöntemi olduğuna inandıklarını söyledi. Dernek olarak hedeflerinin Sakız Adası’nı uluslararası bir kültür merkezi olarak tanıtmak olduğunu dile getiren Mylonadis, “Hem ziyaretçilerimizin hem de komşularımızın, adamızı sanatın birleştirdiği ve dostluklar kurduğu bir yer olarak görmelerini istiyoruz. Kültürel bir kurum değiliz ancak böyle bir sanatsal gecenin organizasyonunu bir Konaklama Tesisleri Derneği olarak üstlenmekten mutluluk duyuyoruz. Çünkü günümüz turisti sadece bir oda değil, bir deneyim arıyor. Kültür turizmiyse Sakız Adası'nın geleceğidir” diye konuştu.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span style="color:#000000">İZMİR FOTOĞRAFLARI SERGİSİ 5 MART’TA ATİNA’DA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz 30 Ocak’ta yine Homerion Kültür Merkezi’nde 15 gün boyunca İzmirli fotoğrafçı ve koleksiyoner Mert Rüstem’in aile arşivinde yer alan Smyrna / İzmir 1860-1920” başlıklı fotoğraf sergisinin düzenlenmesine öncülük ettiklerini hatırlatan Mylonadis, bu serginin 5 Mart'ta da Atina’nın en varlıklı ve prestijli yerleşimlerinden Filothei'de Ege’nin iki yakasını bir kez daha bir araya getireceğini aktararak, “Bu tür uluslararası buluşmaları düzenleyerek, Sakız Adası'nı dünya genelinde kaliteli destinasyonlar haritasına yerleştirmeyi amaçlıyoruz. Ziyaretçilerimizin, Sakız Adası'nda yıl boyunca harika şeyler olduğunu bilmesini istiyoruz” dedi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ULUSLARARASI BAŞARILARIN VERDİĞİ GÜÇ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Derneğin bu tür dışa dönük etkinliklerdeki kararlılığı, kazanılan prestijli ödüllerle de tescillenmiş durumda. 2024 yılında düzenlenen voleybol turnuvaları sayesinde elde edilen başarının ardından, Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği 2025 Yunanistan Turizm Ödülleri'ne (Greek Tourism Awards) layık görüldü. Mylonadis, bu ödülün kendilerine adayı sınırların ötesinde tanıtma konusunda büyük bir motivasyon sağladığını ve doğru yolda olduklarının kanıtı olduğunu belirtti. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SİYASETİN ÖTESİNDE HALKLARIN DİPLOMASİSİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin siyasi atmosferdeki boyutuna da değinen Mylonadis, "Kültür ve müzik siyaset yapmaz, halkların diplomasisini yapar. Rebetiko, her iki kıyıdaki limanlarda doğmuş ortak bir dildir. Sakız Adası’nın bir dostluk köprüsü olması gerektiğine tüm kalbimizle inanıyoruz. Adaya gelecek olan sanatçılar, aslında buradan ayrılan insanların torunlarıdır, bizler ortak mirasımıza büyük bir saygı ve sevgi duyuyoruz" sözleriyle değerlendirdi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MYLONADİS TÜM ADA HALKINI VE TÜRK MİSAFİRLERİ BU TARİHİ BULUŞMAYA DAVET ETTİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Başkan Mylonadis, Sakız Adası toplumunun bu anlamlı girişimi şimdiden büyük bir ilgi ve samimiyetle kucakladığını belirterek tüm ada halkını ve Türk misafirleri bu tarihi buluşmaya davet etti. Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği olarak kaynaklarını adanın tanıtımı için harcadıklarına dikkat çeken Mylonadis sözlerini şöyle noktaladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Öncelikle Dernek olarak, bu önemli kültürel girişim için Homerion Kültür Merkezi salonunu bizlere tahsis eden Sakız Adası Belediyesi’ne içtenlikle teşekkür ederiz. Müziğin birleştirici ruhunu herkesle paylaşmak amacıyla konser girişi ücretsiz olacak. Bunu Sakız Adası toplumuna bir hediye olarak görüyoruz, çünkü iş birliği ve dostluk mesajının her eve ulaşmasını istiyoruz. Bu organizasyon, adamızın dışa dönük vizyonuna yapılmış bir yatırımdır. Rebetiko sesleri eşliğinde bu eşsiz "Anadromi sti Smyrni" (İzmir’e Yolculuk) deneyimini birlikte yaşamak için hepinizi etkinliğimize bekliyoruz. Sanatseverlerin rezervasyon ve yer ayırımı için “info@chios-seafront-studios.gr” adresine e-posta göndermelerini rica ediyoruz. Konser biletleri ise ücretsiz olarak Homerion Sanat Merkezi’nden temin edilebilir.”</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>3.SAYFA, AVRUPA, GÖÇ POLİTİKALARI, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/egenin-iki-yakasi-sakizda-koklerin-donusu-konserinde-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 08:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto1.jpg" type="image/jpeg" length="82072"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çatak Altın Ayı ödülünü Hamburg'a taşıdı: "Gelbe Briefe" büyük ödülün sahibi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/catak-altin-ayi-odulunu-hamburga-tasidi-gelbe-briefe-buyuk-odulun-sahibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/catak-altin-ayi-odulunu-hamburga-tasidi-gelbe-briefe-buyuk-odulun-sahibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yönetmen İlker Çatak'ın politik dram filmi "Gelbe Briefe" (Sarı Mektuplar), 2026 Berlin International Film Festival'nde (Berlinale) en büyük ödül olan Altın Ayı'yı kazandı. Çatak, ödülün ardından filmini Hamburg'daki Zeise Kino'da izleyiciyle buluşturdu ve Altın Ayı heykelciğini de beraberinde getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hamburg Media School mezunu olan ve daha önce "Das Lehrerzimmer" filmiyle Oscar adaylığı elde eden Çatak, ödül sonrası yoğun bir programa başladı. Röportajlar ve galalar arasında Hamburg'daki gösterim de önemli duraklardan biri oldu.</strong></p>

<p>Süheyla KAPLAN</p>

<p><strong>Fatih Akın ile 22 Yıl Sonra Aynı Kare</strong></p>

<p>Çatak için Hamburg'daki en özel anlardan biri, 22 yıl önce Berlinale'de "Gegen die Wand" filmiyle Altın Ayı kazanan Fatih Akın ile bir araya gelmek oldu. İki yönetmen, Altın Ayı ödülleriyle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="610" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/111-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Çatak, Berlinale'de jüri başkanı Wim Wenders'in sahnede adını ve filmini anons ettiği anı şöyle anlattı:</p>

<p><strong>"Tüm ekip üzerime atladı, hepimiz ayağa fırladık. Zaten çok duygusal bir akşamdı. O an sahnede durmak, bir hayalin gerçeğe dönüşmesiydi."</strong></p>

<p>Yönetmen, gençliğinde Fatih Akın'ın ödül kazandığı ana tanıklık ettiğini belirterek Berlinale ile büyüdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="" height="629" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/dscf3709-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>İstanbul Hamburg'da, Ankara Berlin'de</strong></p>

<p>Gelbe Briefe", Ankara'dan sürgün edilmek zorunda kalan bir sanatçı çiftin hikâyesini anlatıyor. Devlete karşı geldikleri iddiasıyla yargılanan Derya ve Aziz, işlerini ve evlerini kaybediyor. Film, çiftin "önce hayatta kalmak mı yoksa ahlak mı?" sorusuyla yüzleşmesini konu alıyor. İdealleri ile yaşam mücadelesi arasındaki gerilim, evliliklerini ve ergen kızlarıyla ilişkilerini zorluyor.</p>

<p>Çatak, filmi Almanya'da çektiklerini belirterek, "İstanbul'u Hamburg'da, Ankara'yı Berlin'de çekiyoruz gibi davranıyoruz," dedi.</p>

<p>Hamburg'u çok sevdiğini vurgulayan yönetmen, kenti daha önce de çeşitli projelerinde kullandığını ifade etti.</p>

<p>Film, 21 gün Hamburg ve çevresinde, ek günler ise Berlin'de çekildi. Yapım, Moin Filmförderung tarafından 450 bin euro destek aldı. Senaryo İlker Çatak'ın yanı sıra Ayda M. Çatak ve Enis Köstepen imzası taşıyor.</p>

<p><strong>Güçlü Oyuncu Kadrosu</strong></p>

<p>Filmde Türk sinemasının önemli isimleri Özgü Namal ve Tansu Biçer rol alıyor. Görüntü yönetmenliğini Judith Kaufmann üstlenirken, yapımcılığını Ingo Fliess üstlendi. Fliess ve Çatak daha önce "Es gilt das gesprochene Wort" ve "Das Lehrerzimmer" projelerinde de birlikte çalışmıştı.</p>

<p>Çatak'ın sıradaki projesi ise yazar Bernhard Schlink'in çok satan romanı "Die Enkelin"in (Torun) dizi uyarlaması. Altı bölümlük seri, Münih merkezli Trimafilm ortak yapımı olarak hayata geçirilecek.</p>

<p>Roman, eşinin ölümünden sonra onun Doğu Almanya'da bıraktığı bir çocuğu olduğunu öğrenen 64 yaşındaki bir kitapçının hikâyesini anlatıyor. Adam, kırsalda aşırı sağ bir topluluk içinde yaşayan kızını bulmak için geçmişin izini sürüyor.</p>

<p>Dizi projesinin senaryosunu Annika Pinske ve Jacob Hauptmann kaleme alacak. Yapım, FFF Bayern tarafından destekleniyor.</p>

<p><strong>Oscar Yolculuğu ve Akademi Üyeliği</strong></p>

<p>İlker Çatak, 2015 yılında Hamburg Media School'daki mezuniyet filmi "Sadakat" ile Öğrenci Oscar'ı kazanmıştı. 2024 yılında ise Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından yeni üyeler arasına davet edildi.</p>

<p>Altın Ayı ödülüyle kariyerinde yeni bir zirveye ulaşan Çatak, hem Almanya hem Türkiye sinema dünyasında adından söz ettirmeye devam ediyor.</p>

<p>(Fotos: Heike Blenk/Alamode Film)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, HAMBURG, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/catak-altin-ayi-odulunu-hamburga-tasidi-gelbe-briefe-buyuk-odulun-sahibi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/toplu-18.jpeg" type="image/jpeg" length="38591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadırga Mehmet’i(*) kaybettik…]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/kadirga-mehmeti-kaybettik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/kadirga-mehmeti-kaybettik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["12 Eylül sonrasında, Şubat 1981’de İzmir’de Kemeraltı Polis Karakolu’nun basılmasından dolayı yakalananlar arasında Kadırga Mehmet’in adını görünce, devrimcilerin her koşulda emekçi halkın mücadelesine sahip çıkıp canları pahasına sürdürdüğünü bir kez daha anlıyoruz. Aynı operasyonda işkencede katledilen Ömer Aydoğmuş’u da unutmayarak sevgiyle anıyoruz."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaybettiğimiz her yoldaşın yüreğimizde yarattığı fırtınaları tanımlamak gerçekten zordur. Ama şu da var ki, kaybettiğimiz her yoldaşın nezdinde mücadele tarihinin unutulmaya yüz tutmuş sayfalarını gözlerimizin önünde yeniden canlandırıyoruz.</strong></p>

<p>Ayşe ASLAN</p>

<p>Kadırga Mehmet derken, 70’li yıllarda oligarşinin resmi ve gayriresmî tüm güç ve olanaklarını seferber ederek öğrenci gençliğe karşı okul ve yurtlarda yürüttüğü saldırılara karşı ortaya konulan direnişin büyüklüğünü gözümüzün önüne getiriyoruz.</p>

<p>Ona MAMAD’lı (Maliye Muhasebe Yüksek Okulu Derneği) Kadırga Mehmet derken, silahlı-bombalı tüm saldırılara karşın neredeyse göğüs göğüse, dişe diş kavgalarda savunulan okulların mücadelesini hatırlıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ona DEV-GENÇ’li Kadırga Mehmet derken, neredeyse tüm okullarda idare-polis-faşist hareket işbirliğiyle sürdürülen işgallerin (16 Mart gibi katliamlara rağmen) nasıl kırıldığını ve tüm okullardan faşistlerin nasıl kovulduğunu hatırlıyoruz.</p>

<p>12 Eylül sonrasında, Şubat 1981’de İzmir’de Kemeraltı Polis Karakolu’nun basılmasından dolayı yakalananlar arasında Kadırga Mehmet’in adını görünce, devrimcilerin her koşulda emekçi halkın mücadelesine sahip çıkıp canları pahasına sürdürdüğünü bir kez daha anlıyoruz. Aynı operasyonda işkencede katledilen Ömer Aydoğmuş’u da unutmayarak sevgiyle anıyoruz.</p>

<p><img alt="" height="726" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/mahmut2-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Neredeyse her saat bir devrimcinin işkencede, yargısız infazlarda katledildiği bu süreçte; gözaltı-işkence sınavından da, göstermelik bir yargılamayla (iki yoldaşıyla birlikte) idam cezasına çarptırıldığı mahkeme sürecinden de sol yumruğunu sıkarak çıkan Mehmet’in bize hatırlattığı, yılgınlık ve teslimiyetin değil direnişin zaferi olmuştur.</p>

<p>Boyunlarına asılı idam fermanlarıyla cezaevlerinde geçirdiği yıllar boyunca Mehmet, Buca’da 3 (Necati Vardar, Seyit Konuk ve İbrahim Ethem Coşkun), Burdur’da 2 (İlyas Has ve Hıdır Aslan) devrimciyi sloganlarla, marşlarla sonsuzluğa uğurlarken devrimci dostluğun, dayanışmanın ruhunu bize yaşatmıştır.</p>

<p>1991’de cezaevinden çıktığında en küçük bir tereddüt duymadan mücadelenin görevlerini aynı coşkuyla omuzlamaya devam etmiştir.</p>

<p>Sonrasında Suriye zindanlarında geçirilen, sorgusuz sualsiz bir 4,5 yıl vardır Mehmet’in yaşamında ve bu süreci belirleyen de direniştir Mehmet açısından.</p>

<p>Tasfiyeci dalganın, tüm dünya solu gibi ülkemiz solunu ve devrimci hareketlerini alt üst ettiği 2000’li yılları Avrupa’da karşılayan Mehmet, doğal olarak her türlü tasfiyeciliğin tam karşısında saf tutmuş ve son günlerine kadar da bu tasfiyecilik karşıtı tavrını sürdürmüştür.</p>

<p>İlişkide olduğu herkeste bıraktığı izlenim nedir dersek:</p>

<p>1970’lerin devrimci hamuruyla yoğrulmuş bir kişilik;</p>

<p>Değişim adı altında gündeme gelen her türden yozlaşma ve tasfiyeci girişime karşı sürdürülen bir direniş;</p>

<p>İdeolojik-siyasi çizgiyi her şeyin önünde tutma;</p>

<p>Görevler karşısında her türden “ama”ları ve “bahane”leri kabullenmeyen bir disiplin anlayışı;</p>

<p>Tüm yaşamını belirleyen mütevazılığı.</p>

<p>Vedasını da sessizce ve ona yakışan bir mütevazılıkla gerçekleştirdi.</p>

<p>Cenazesi bugün İzmir Menemen Emiralem Mezarlığı’nda sonsuzluğa uğurlanacaktır.</p>

<p>Unutmayacağız!</p>

<p><img alt="" height="1131" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/mahmut-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /></p>

<p>(*) Asıl ismi Mehmet Uçaroğlu idi. 01.01.1954 Mardin doğumluydu; biz onu Kadırga Mehmet veya Mahmut olarak tanıdık.</p>

<p><strong>48 yıllık mücadele arkadaşından veda</strong></p>

<p><strong>Mehmet’in mücadele arkadaşı Cavidan Kocaacar, duygularını şu sözlerle paylaştı:</strong></p>

<p>“48 yıllık yoldaşımdı Mehmet. Anlatabileceğim o kadar çok anımız var ki. Cezaevi sürecinde onların kaldığı hücre ile bizim koğuş bitişikti. Birbirimizin sesini duyuyorduk yani. Birlikte yargılanmıştık ve Mehmet diğer yoldaşlarla beraber idam cezası aldığı için hücreler bölümünde kalıyordu. Cezaları da onaylanmıştı; yani iş Kenan Evren'in bir gün canı sıkılıp idam fermanını imzalamasına kalmıştı.</p>

<p>Bu nedenle yıllar boyunca, hazırlıksız yakalanmamak için geceleri uyumayıp eğlenceler düzenlediler idamlık arkadaşlar. Her gece yatmadan önce Nazım’ın ‘Tanya’ şiirini onların da duyacağı şekilde yüksek sesle okurdum ve sabaha görüşemezsek diye vedalaşmış olurduk. Üç sene böyle sürdü bu.</p>

<p>Sonra Mehmetler sevk olup Burdur’a gittiler. Sonra Suriye’de kesişti yollarımız, ardından da Avrupa’da. ‘Senin için çok ağladım, ölsen de artık ağlamam’ diye takılırdım hep. ‘Ben senin defterini düreceğim’ derdi o da bana.</p>

<p>Anjiyo sonrası ‘Helva parasını gönder, sana helva yaptıracağım gidince’ dedim. Ameliyat sonrası da ‘Helva parası vermemek için öbür taraftan geri döndün, değil mi?’ diye takıldım. Yeğeni bu takılmalarımızı biliyordu; ‘Söyle ona, birkaç güne buradan çıkıp onun defterini düreceğim’ demiş. Benim defterimi düremedi ama helva parasını da göndermedi. Mehmet’e de söylediğim gibi, ağlayamadım dünden beri ama dünden beri yüzlerce, binlerce anı arasında savrulup duruyorum. Paylaşmak acıyı azaltır derler; ben de bunu deneyimlemek istedim.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/kadirga-mehmeti-kaybettik</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 01:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/mahmet1-1.jpg" type="image/jpeg" length="40239"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
