<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/kultur" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 18 May 2026 04:00:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/kultur"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanatçı Zülfikar, Revierkunst kapsamında Hattingen’de sanatseverlerle buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sanatci-zulfikar-revierkunst-kapsaminda-hattingende-sanatseverlerle-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sanatci-zulfikar-revierkunst-kapsaminda-hattingende-sanatseverlerle-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatçı Ali Zülfikar, 14. Revierkunst kapsamında Hattingen’de yer alan LWL-Museum Henrichshütte’de güncel büyük ölçekli çalışmalarından oluşan bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sergide “Hamide nach Hause”, “Greta Thunberg” ve sanatçının son üretim dönemine ait diğer eserler yer alıyor.</strong></p>

<p>Sergi, Zülfikar’ın bireysel hafıza, toplumsal yapı ve çağdaş görsel kültür arasındaki geçirgen ilişkilere odaklanan üretim pratiğine kapsamlı bir bakış sunuyor. Sanatçının işleri, belgesel referanslar ile kişisel anlatım arasında gidip gelen bir görsel dil kurarak, güncel imge üretiminin sınırlarını ve anlam olanaklarını yeniden tartışmaya açıyor.</p>

<p>Sanat pratiğinin merkezinde yer alan kimlik, temsil ve görünürlük kavramları, Zülfikar’ın büyük ölçekli eserleriyle birlikte daha doğrudan ve çarpıcı bir deneyim alanına dönüşüyor. Figürler, imgeler ve semboller, tamamlanmış anlatılar olmaktan ziyade izleyiciyi farklı yorum katmanlarına davet eden açık yapılar olarak konumlanıyor.</p>

<p>Eserlerin anıtsal boyutu, izleyici ile iş arasında güçlü bir fiziksel ve algısal gerilim yaratırken; renk, jest ve kompozisyon bağımsız birer anlam taşıyıcısı olarak öne çıkıyor. Böylece sergi, duygusal yoğunluk ile düşünsel mesafenin aynı anda üretildiği çok katmanlı bir deneyim alanı sunuyor.</p>

<p>Endüstriyel mirasıyla öne çıkan LWL-Museum Henrichshütte mekânı ise serginin kavramsal çerçevesini güçlendiren önemli bir unsur olarak dikkat çekiyor. Tarih, malzeme ve dönüşüm kavramlarıyla yüklü bu mimari yapı, eserlerle kurduğu etkileşim üzerinden işlerin çağdaş ve toplumsal bağlamını daha görünür kılıyor.</p>

<p>Bu bağlamda “Hamide nach Hause” gibi eserler, kişisel bir anlatıdan yola çıksa da aidiyet, hafıza ve kimliğin inşa biçimlerine dair daha geniş bir düşünme alanı açıyor. Benzer şekilde “Greta Thunberg” çalışması, bireysel ikonografi ile küresel görsel politikalar arasındaki ilişkiyi sorgulayan bir çerçeve sunuyor.</p>

<p><strong>Politik ve kişisel bir portre</strong></p>

<p>2022 yılında üretilen “Hamide nach Hause”, sanatçının en bilinen büyük ölçekli eserlerinden biri olarak sergide öne çıkıyor. Çalışma, Hamide Akbayır’ın yaşam öyküsünden hareketle bireysel bir portreyi toplumsal ve politik bir anlatıya dönüştüren güçlü bir görsel yapı olarak değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçı, eseri yalnızca bir portre olarak değil, aynı zamanda “Hamide” adı etrafında kurulan kavramsal bir sanat projesi olarak tanımlıyor.</p>

<p><strong>“Sanatla verilen bir destek ve vefa”</strong></p>

<p>Medyaya yaptığı açıklamalarda Zülfikar, eserin ortaya çıkış sürecini şu sözlerle ifade ediyor:</p>

<p>“Dev boyuttaki bu detaylı portre çizimini Hamide’ye borçluyum. Bana ilham verdi. 360 x 250 cm ölçülerinde, adeta bir reklam panosu gibi oldu. Bu eser, Hamide’nin yaşamına bir destek ve vefa niteliği taşıyor.”</p>

<p>Sanatçı ayrıca çalışmanın, ifade özgürlüğü ve sanatın toplumsal sorumluluğu üzerine bir duruş içerdiğini vurguluyor.</p>

<p>Revierkunst, bu sergiyle birlikte çağdaş sanatın güncel pozisyonlarını görünür kılma ve farklı izleyici gruplarını sanatla doğrudan temas ettirme hedefini bir kez daha öne çıkarıyor.</p>

<p><img alt="" height="415" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/hamide.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Sergi, 24 Nisan – 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında ziyarete açık olacak.</p>

<p>Revierkunst, LWL-Museum Henrichshütte, Hattingen</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, ÖZEL HABER, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sanatci-zulfikar-revierkunst-kapsaminda-hattingende-sanatseverlerle-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/sergi-2.png" type="image/jpeg" length="37300"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BAF’ta 7. Genel Kurul Tamamlandı: Eda Özdemir ve Maksut Demir Eş Başkan Seçildi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/bafta-7-genel-kurul-tamamlandi-eda-ozdemir-ve-maksut-demir-es-baskan-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/bafta-7-genel-kurul-tamamlandi-eda-ozdemir-ve-maksut-demir-es-baskan-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Britanya Alevi Federasyonu (BAF), 7. Olağan Genel Kurulu’nu birlik, dayanışma ve demokrasi ruhu içerisinde tamamladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Londra’daki BAF yerleşkesinde gerçekleştirilen genel kurula, federasyona bağlı 19 Cemevi’nin delegeleri, aralarında Day-Mer’in de yer aldığı Demokratik Güç Birliği bileşenleri, köy ve yöre dernekleri temsilcileri, Kurucu Başkan İsrafil Erbil ve CHP İngiltere Birliği üyeleri katıldı.</strong></p>

<p><img alt="" height="315" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="685" /></p>

<p>Genel kurul, Yadigâr Arslan Ana’nın çerağ uyandırması ve saygı duruşu ile başladı. Divan Kurulu’na İbrahim Avcıl, Kemal Has, Gül Çiftçi Kaya, Mert Çalışkan ve Şirvan Karakış seçildi.</p>

<p>Faaliyet Raporu, Mali Rapor ve Denetim Raporu okunup kabul edilirken, disiplin raporu ve diğer değerlendirmelerin ardından yeni yönetim listesi açıklandı. Delegeler oylarını kırmızı oy pusulalarıyla kullanarak yönetime onay verdi.</p>

<p><img alt="" height="424" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Yeni yönetim, yapılan toplantının ardından görev dağılımını belirledi. Buna göre Eş Başkanlığa Eda Özdemir ve Maksut Demir seçildi. Genel Sekreterler Doğan Araç ve Cuma Ulgu, saymanlar ise Özlem Şahin, Saniye Uyan ve Ali Demir olarak belirlendi.</p>

<p>Yeni eş başkanlar Eda Özdemir ve Maksut Demir, yaptıkları konuşmada, geçmiş dönemlerde görev almış başkanlara ve yöneticilere teşekkür etti.</p>

<p><img alt="" height="494" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada,<strong> “Bulunduğumuz coğrafyada sadece kendi toplumumuz için değil, demokrasi, eşitlik ve inanç özgürlüğü mücadelesi veren tüm kesimlerle dayanışma içinde olmaya çalışacağız. Geçmişten aldığımız gücü büyütmeye, bugünün sorumluluğunu layıkıyla taşımaya ve geleceği daha güçlü kurmaya çalışacağız”</strong> ifadeleri yer aldı.</p>

<p><img alt="" height="441" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf6.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Yeni yönetim, özellikle gençlerin karar mekanizmalarında daha fazla yer alması ve kadınların eşit temsiliyeti konusunda kararlılık vurguladı. Eş başkanlar, “Gençlerin aktif ve örgütlü bir şekilde sürece katılması, kadınların ise eşit temsiliyeti ilkesel bir duruştur” dedi.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Genel kurulun, federasyon üyeleri, kurumlar ve tüm katılımcılar açısından başarılı ve olumlu bir süreç olması dileğinde bulunuldu. BAF, yeni yönetimle birlikte önümüzdeki dönemde eşitlik, adalet, demokrasi ve toplumsal dayanışma ilkeleri doğrultusunda Alevi toplumunun hak ve taleplerini savunmaya ve inanç ile kültürünü yaşatmaya devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/bafta-7-genel-kurul-tamamlandi-eda-ozdemir-ve-maksut-demir-es-baskan-secildi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 00:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/baf0.jpg" type="image/jpeg" length="26330"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinemanın güçlü karakterlerinden usta oyuncu Mario Adorf hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sinemanin-guclu-karakterlerinden-usta-oyuncu-mario-adorf-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sinemanin-guclu-karakterlerinden-usta-oyuncu-mario-adorf-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alman sinemasının en önemli karakter oyuncularından biri olarak kabul edilen Mario Adorf, ardında altmış yılı aşan bir kariyer ve unutulmaz roller bırakarak hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güçlü oyunculuğu, derinlikli karakter yorumları ve kendine özgü tarzıyla Adorf, yalnızca bir aktör değil, aynı zamanda “yaşayan bir sinema kültürü” olarak anılıyordu.</strong></p>

<p>Kariyerinin ilk dönemlerinde canlandırdığı sert ve karanlık karakterlerle öne çıkan Adorf, özellikle Winnetou filmindeki Frederick Santer rolüyle geniş kitlelerce tanındı. Her ne kadar bu rolü başlangıçta kabul etmek istemese de, karaktere kattığı insani derinlik onu klasik bir “kötü adam”ın ötesine taşıdı.</p>

<p>1958 yapımı <strong>Şeytan Gece Geldiğinde</strong> (Nachts, wenn der Teufel kam) filmindeki performansıyla büyük çıkış yakalayan Adorf, bu rolle Federal Film Ödülü’nü kazandı. Ancak yıllar sonra, canlandırdığı karakterin gerçek hayatta Nazi propagandasının kurbanı olduğunun ortaya çıkması üzerine bu rolün sorumluluğunu üstlenerek anma çalışmaları için çaba gösterdi.</p>

<p><strong>Uluslararası başarı ve unutulmaz roller</strong></p>

<p>Adorf, Volker Schlöndorff imzalı ve Oscar ödüllü <strong>Teneke Trampet</strong> (Nobel ödüllü Günter Grass'ın en bilinen romanı /Die Blechtrommel) filmindeki performansıyla uluslararası alanda da büyük takdir topladı. Kariyeri boyunca İtalya ve Hollywood’da da çeşitli projelerde yer aldı.</p>

<p>1980’li yıllardan itibaren ise yalnızca sert karakterlerle değil, mizahi rolleriyle de dikkat çekti. Kir Royal  ve  Rossini –oder die mörderische Frage, wer mit wem schlief gibi yapımlarda sergilediği performanslar, onun çok yönlü oyunculuğunu gözler önüne serdi.</p>

<p><img alt="" height="308" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/mario-adorf.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="550" /></p>

<p><strong>Festivalle güçlü bağ</strong></p>

<p>Adorf’un Türkiye ile de kültürel bağları bulunuyordu. Nürnberg merkezli Türkiye-Almanya Film Festivali ile uzun yıllara dayanan ilişkisi kapsamında 2007’de onur ödülüne layık görüldü, 2016’da Kadir İnanır için düzenlenen törende konuşma yaptı. Ayrıca 2014 yılında “Son İnsan” (Der letzte Mensch) filmiyle festivalin açılışında başrol oyuncusu olarak yer aldı.</p>

<p><strong>“Memleket” sorusuna derin yanıtlar veren bir sanatçı</strong></p>

<p>Kendisine hiçbir zaman “dünya starı” denilmesini istemese de, yaşam öyküsü ve kariyeri bu unvanı fazlasıyla hak ettiğini gösterdi. “Memleket nedir?” sorusuna yüzeysel yanıtlar vermek yerine, yaşam deneyimlerinden süzülen derinlikli cevaplar arayan bir entelektüel olarak da tanındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mario Adorf, ardında yalnızca unutulmaz roller değil; aynı zamanda güçlü bir sanatsal duruş, etik sorumluluk ve sinemaya adanmış bir yaşam bıraktı. Onun çok katmanlı oyunculuğu ve hikâye anlatıcılığı, ölümünün ardından da uzun yıllar hatırlanmaya devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MAGAZİN, ÖZEL HABER, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sinemanin-guclu-karakterlerinden-usta-oyuncu-mario-adorf-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 23:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/mario-adorf1.JPG" type="image/jpeg" length="14700"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsveç’te yeni araştırma: Et tüketimi demans riskini azaltabilir]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-yeni-arastirma-et-tuketimi-demans-riskini-azaltabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-yeni-arastirma-et-tuketimi-demans-riskini-azaltabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç’te Karolinska Enstitüsü tarafından yürütülen ve JAMA dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, et tüketimi ile bunama (demans) riski arasındaki ilişkiyi genetik faktörler üzerinden inceledi. Bulgular, özellikle belirli genetik risk grubuna sahip kişiler açısından dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alman Beslenme Derneği (DGE)), etin yüksek kaliteli protein, demir, selenyum ve çinko gibi önemli besin öğeleri içerdiğini kabul etmekle birlikte, fazla tüketimin kanser ve kalp-damar hastalıkları riskini artırabileceğini vurguluyor. Bu nedenle haftalık et tüketiminin 300 gramı geçmemesi öneriliyor.</p>

<p><strong>15 yıllık takip: 2 binden fazla kişi incelendi</strong></p>

<p>Araştırma kapsamında, 2001-2004 yılları arasında 60 yaş üstü 2 bin 157 kişi takip edildi ve katılımcılar yaklaşık 15 yıl boyunca gözlemlendi. Çalışmanın başlangıcında hiçbir katılımcıda demans bulunmazken, 569 kişide Alzheimer hastalığıyla bağlantılı olan APOE3/4 ve APOE4/4 gen varyantları tespit edildi.</p>

<p>Katılımcıların beslenme alışkanlıkları anketlerle kaydedilirken; hafıza, dil ve düşünme hızı gibi bilişsel işlevler düzenli olarak ölçüldü.</p>

<p><strong>Yüksek et tüketimi bazı gruplarda olumlu sonuç verdi</strong></p>

<p>Araştırma sonuçlarına göre, genetik olarak risk taşıyan bireylerde düşük et tüketimi demans riskini iki kattan fazla artırdı. Buna karşılık, haftada yaklaşık 800-900 gram et tüketen grupta (günlük 2000 kalori alımına göre) bilişsel gerilemenin daha yavaş olduğu ve demans riskinin azaldığı gözlemlendi.</p>

<p>Bu etki, yalnızca APOE risk genine sahip bireylerde görülürken, diğer katılımcılarda anlamlı bir ilişki tespit edilmedi.</p>

<p>Uzmanlara göre bu durum, beslenmenin etkilerinin kişiden kişiye, özellikle de genetik yapıya bağlı olarak değişebileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Etin türü belirleyici</strong></p>

<p>Araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur ise etin türü oldu. İşlenmemiş kırmızı et ve kümes hayvanlarının daha olumlu sonuçlarla ilişkilendirildiği belirtilirken, sosis, salam ve pastırma gibi işlenmiş et ürünlerinin yüksek tüketiminin, genetik yapıdan bağımsız olarak demans riskini artırabileceği vurgulandı.</p>

<p><strong>Eski Sağlık Bakanı Lauterbach: “Çok önemli bir bulgu”</strong></p>

<p>Almanya eski Sağlık Bakanı Karl Lauterbach, araştırmayı sosyal medya platformu X üzerinden değerlendirdi. Lauterbach, bulguları “çok önemli” olarak nitelendirerek, genetik risk taşıyan bireylerde et tüketiminin demans riskini azaltabileceğini ifade etti.</p>

<p>Ancak bazı uzmanlar, bu değerlendirmede önemli nüansların göz ardı edildiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Uzmanlardan uyarı: Nedensellik kanıtlanmadı</strong></p>

<p>Araştırmanın bir gözlem çalışması olduğuna işaret eden bilim insanları, elde edilen sonuçların neden-sonuç ilişkisi ortaya koymadığını, yalnızca istatistiksel bağlantılar gösterdiğini vurguladı.</p>

<p>Ayrıca katılımcıların beslenme alışkanlıklarını kendilerinin beyan etmesi ölçüm hatalarına yol açabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor. Çalışmanın yalnızca yaşlı İsveç nüfusunu kapsaması da sonuçların genellenebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.</p>

<p>Araştırmacılar, genetik yapının besinlerin vücutta işlenme biçimini etkileyebileceğini ve özellikle sinir sistemi için önemli olan B12 vitamini açısından zengin etin, risk grubundaki bireyler için faydalı olabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<section dir="auto">
<p>(Kaynaklar: DGE, Jamanetwork.com, alzheimer-forschung-initiative.de, forschung-und-wissen.de,)</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-yeni-arastirma-et-tuketimi-demans-riskini-azaltabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/04/demens.jpg" type="image/jpeg" length="55064"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu 2026 İlkbahar Buluşması Gelsenkirchen’de Gerçekleşti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-turkiyeli-yazarlar-grubu-2026-ilkbahar-bulusmasi-gelsenkirchende-gerceklesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-turkiyeli-yazarlar-grubu-2026-ilkbahar-bulusmasi-gelsenkirchende-gerceklesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Türkiyeli Yazarlar Grubu’nun (ATYG) 2026 İlkbahar Buluşması, 20-22 Mart 2026 tarihlerinde Gelsenkirchen’deki Schacht III’da düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen yazar, sanatçı ve konuklar, saygı ve samimi duygularla güçlü dostluk bağlarını geliştirdi ve kamuoyuna bir açıklamada bulundu.</strong></p>

<p>Mehmet TANLI / Gelsenkirchen</p>

<p>ATYG açıklamasında, buluşmaların amacının katılımcıları bir araya getirmek, yazın alanında birbirlerine destek olarak gelişmelerini sağlamak, motive etmek ve hem Avrupa’da hem de Türkiye’de okuyuculara değerli eserler sunmak olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, Türkçe kitapların ülkelerin dillerine çevrilerek kültürlerarası anlayışa katkıda bulunmanın önemine de vurgu yapıldı.</p>

<p>Buluşmalar Dr. Aydın Sayılan tarafından düzenlendi. Dr. Sayılan, toplantıda <strong>“Gurbetteki Vatan – Benim Hayatım”</strong> adlı kitabını tanıttı ve kitabın yakında Almanca olarak yayımlanacağını duyurdu. Senede iki kez gerçekleştirilen seminerlerde yazar ve şairler, yeni yayımladıkları kitapları hakkında bilgi veriyor ve gelecek projelerini tanıtıyorlar.</p>

<p>Türkiye’den gelen Süleyman Cihangiroğlu, Aziz Nesin ve Nesin Vakfı hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Emekli öğretmen ve yazar Turan Akpınar ise, Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünün 65. yılı kapsamında belge, yaşam öyküleri ve gazete haberlerine dayanan sunumuyla dinleyicilerin kendi deneyimlerini hatırlamasını sağladı.</p>

<p>Hollanda’dan katılan Ozan ve yazarlar Agop Yıldız ile Yaşar Çiçekdemir, Ömer Hayyam konulu sunumlarıyla Hayyam’ın yaşamı, matematik, astronomi, felsefe ve edebiyat alanındaki katkıları ile rubaileri hakkında katılımcıları bilgilendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantıda ayrıca <strong>“Yaşlılık ve Yalnızlık”</strong> konuları, yazar Fikret Güneş tarafından edebiyattan örneklerle ele alındı. İklim ve çevre sorunları ise hayati önem taşıdığı için, Şair Kazım Güzel ve araştırmacı yazar, şair ve ATYG Eşbaşkanı Kemal Yalçın tarafından sunuldu.</p>

<p>Hollanda’dan davetli olarak katılan Nuri Gazibeyoğlu ise <strong>“Sabahattin Ali’den Günümüze Ezgilerle Mahpusluk Şiirleri”</strong> adlı sunumunu, ud ve cümbüş eşliğinde, Sadık Şahin ve İsmail Polat’ın darbuka ve bendir performansıyla etkileyici bir şekilde gerçekleştirdi.</p>

<p>Tüm katılımcılar, dostane atmosfer ve karşılıklı öğrenim imkânlarından memnun ayrılırken, ATYG Sonbahar Buluşması’nda tekrar bir araya gelme isteklerini de dile getirdiler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, EĞİTİM, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-turkiyeli-yazarlar-grubu-2026-ilkbahar-bulusmasi-gelsenkirchende-gerceklesti</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/aytg-ilkbahar-bulusmasi.jpeg" type="image/jpeg" length="16080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Leipzig Kitap Fuarı: Ödüller sahiplerini buldu, Kültür Bakanı açılışta yuhalandı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/leipzig-kitap-fuari-oduller-sahiplerini-buldu-kultur-bakani-acilista-yuhalandi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/leipzig-kitap-fuari-oduller-sahiplerini-buldu-kultur-bakani-acilista-yuhalandi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Leipzig kentinde her yıl düzenlenen Leipzig Kitap Fuarı, bu yıl 19–22 Mart tarihleri arasında gerçekleşti ve dört günlük yoğun programın ardından bugün (Pazar) sona eriyor. Fuara 54 ülkeden katılan edebiyat, çizgi roman ve manga meraklıları büyük ilgi gösterirken, bu yıl ilk kez Kongo ve Birleşik Arap Emirlikleri de fuarda temsil edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Leipzig Kitap Fuarı, edebiyat dünyasının en önemli buluşmalarından biri olmayı sürdürürken, bu yılki etkinlik hem ödüller hem de ifade özgürlüğü tartışmalarıyla gündeme geldi.</strong></p>

<p>Bu yıl fuara 54 ülkeden 2 bin 44 yayınevi ve kuruluş katıldı. Organizasyonun ilk yarısında yaklaşık 105 bin ziyaretçi fuarı gezdi; bu sayı geçen yıla göre 9 bin artışa işaret etti. Geçen yıl fuarda 45 ülkeden 2 bin 40 yayınevi yer almıştı.</p>

<p><img alt="" height="371" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/leipzig.webp" width="660" /></p>

<p><strong>Edebiyat ödülü Katerina Poladjan’a</strong></p>

<p>Fuar kapsamında verilen Leipzig Kitap Fuarı Ödülü’nün edebiyat kategorisi, yazar Katerina Poladjan’a verildi. Poladjan, “Goldstrand” adlı romanıyla ödüle layık görüldü.</p>

<p><img alt="" height="461" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/poladjan1.JPG" width="796" /></p>

<p>Romanda bir yönetmenin Odessa’dan Roma’ya ve Bulgaristan’a uzanan anıları üzerinden kendi yaşam öyküsünü kurma süreci anlatılıyor. Jüri, eseri “biyografinin kurgu ve hafıza üzerinden ustalıkla inşası” olarak nitelendirirken, Poladjan’ın dilinin hem akıcı hem de derinlikli olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>1970’lerin sonunda ailesiyle birlikte Sovyetler Birliği’nden ayrılan Poladjan, çocukluk yıllarında Roma’da ve daha sonra Almanya’da yaşadı. Romanına adını veren “Goldstrand” ise yazarın geçmişte tatil yaptığı Bulgaristan’daki bir sahil bölgesi.</p>

<p>Toplam 60 bin Euro değerindeki ödülün diğer kategorilerinde ise, Marie-Janine Calic “Balkan-Odyssee, 1933–1941” adlı eseriyle kurgu dışı ödülünü kazanırken, çeviri ödülü Manfred Gmeiner’e verildi.</p>

<p><strong>Açılışta protesto: Kültür Bakanı yuhalandı</strong></p>

<p>Fuarın açılış töreni ise siyasi tartışmaların gölgesinde geçti. Almanya Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer, konuşması sırasında izleyicilerin bir bölümü tarafından yuhalandı.</p>

<p><img alt="" height="449" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/demo-in-leipzig.png" width="800" /></p>

<p>Tepkilerin odağında, Weimer’in üç sol görüşlü kitabevini Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (Verfassungsschutz) bulgularını gerekçe göstererek Alman Kitapçılık Ödülü aday listesinden çıkarması yer aldı. Karara karşı fuar öncesinde yüzlerce kişi Leipzig’de protesto gösterisi düzenledi.</p>

<p>Weimer ise kararını savunarak, ifade özgürlüğü ile devlet desteklerinin farklı kategoriler olduğunu belirtti. Devletin kamu kaynakları söz konusu olduğunda “özen yükümlülüğü” bulunduğunu ifade eden Weimer, her tür aşırılığa karşı eşit mesafede olunması gerektiğini söyledi.</p>

<p>İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt de Weimer’e destek vererek, kararın “mantık olarak anlaşılabilir” olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong>Kitapevlerinden açıklama: Karara karşı hukuki yollara başvurduk</strong></p>

<p>Bu yılki Alman Kitapçılık Ödülü’nden çıkarılan Berlin’deki Buchladen zur schwankenden Weltkugel, Bremen’deki The Golden Shop ve Göttingen’deki Rote Straße adlı kitabevleri ise karara karşı hukuki yollara başvurduklarını açıkladı.</p>

<p>Üç kitabevi yaptıkları ortak açıklamada, <strong>‘Bir ödüle başvurduk, kazanacaktık, bize yalan söylendi ve sonradan listeden çıkarıldık; çünkü aşırı muhafazakâr bir bakanın görüşlerine uymuyoruz’ </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Kitap sektörü tepki gösterdi</strong></p>

<p>Öte yandan Alman Yayıncılar ve Kitapçılar Birliği (Börsenverein des Deutschen Buchhandels) de karara eleştirel yaklaştı. Birlik Başkanı Sebastian Guggolz, kitap sektörünün siyasi müdahalelerle baskı altına alınamayacağını vurguladı.</p>

<p>Guggolz yaptığı açıklamada, <strong>“Ne tehdit edilen anayasa koruma uygulamalarıyla ne de başka yollarla bölünmemize ve karşı karşıya getirilmemize izin veririz”</strong> dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="524" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/kitap-fuari-leipzig.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p><strong>Leipzig ve Frankfurt Kitap Fuarı arasındaki fark nedir?</strong></p>

<p>Frankfurt Kitap Fuarı’nın ardından Leipzig Kitap Fuarı, Almanya’daki en büyük ikinci edebiyat etkinliğidir. Genellikle her yıl mart ayında Leipzig fuar alanında düzenlenir ve yılın ilk büyük sektör buluşması olarak kabul edilir. Frankfurt Kitap Fuarı’ndan farklı olarak Leipzig’deki fuar, öncelikli olarak halka yönelik bir fuardır.</p>

<p>2025 Leipzig Kitap Fuarı’na toplam 296.000 ziyaretçi katıldı; bu rakam, fuar alanı ile birlikte düzenlenen “Leipzig Okuyor” festivalini de kapsıyor ve fuarın tüm zamanların ziyaretçi rekorunu kırdığını gösteriyor.</p>

<p>Leipzig Kitap Fuarı’nın tarihi oldukça eskiye dayanıyor. Leipzig, Reform hareketi ve ardından gelen matbaanın yayılmasıyla Avrupa’nın en önemli basım merkezlerinden biri haline geldikten sonra, 16. yüzyılın ikinci yarısında şehirde fuar etkinlikleri hız kazandı. 1594’te yayımlanan ilk şehir konseyi fuar kataloğu ise yeni çıkan kitapları listeliyordu; bu, Frankfurt’taki benzer katalogdan dört yıl daha önce gerçekleşmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EĞİTİM, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/leipzig-kitap-fuari-oduller-sahiplerini-buldu-kultur-bakani-acilista-yuhalandi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/leipzig-kitap-fuari.JPG" type="image/jpeg" length="75234"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da Newroz kutlamaları: Yürüyüşler, resepsiyonlar ve kitlesel buluşmalar]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/avrupada-newroz-kutlamalari-yuruyusler-resepsiyonlar-ve-kitlesel-bulusmalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/avrupada-newroz-kutlamalari-yuruyusler-resepsiyonlar-ve-kitlesel-bulusmalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın farklı kentlerinde Newroz, geniş katılımlı etkinliklerle kutlandı. Hamburg, Freiburg, Berlin ve Ulm’de düzenlenen programlarda hem kültürel hem de politik mesajlar öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya'nın liman kenti Hamburg’da eyalet parlamentosunda Sol Parti'nin ev sahipliğinde düzenlenen Newroz resepsiyonuna 500’ü aşkın kişi katıldı. </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan konuşmalarda Newroz’un karanlıktan aydınlığa geçişin simgesi olduğu belirtilirken, Kürt halkının mücadelesine dikkat çekildi. Program, müzik dinletisi ve ikramlarla devam etti.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/hh-16.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Freiburg’da düzenlenen kutlama da yoğun katılımla gerçekleşti. Saygı duruşuyla başlayan etkinlikte konuşan temsilciler, Newroz’un tarihsel anlamına ve Kürt halkının verdiği mücadeleye vurgu yaptı.</p>

<p><img alt="" height="464" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/newroz-atesi.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="720" /></p>

<p>Başkent Berlin’de Newroz, gençlerin öncülüğünde düzenlenen meşaleli yürüyüşle kutlandı. Hermannplatz’da başlayan yürüyüş, sloganlar ve halaylar eşliğinde Oranienplatz’da sona erdi. Kentte ayrıca ana Newroz etkinliğinin ilerleyen saatlerde gerçekleştirileceği duyuruldu.</p>

<p>Ulm’de ise Avrupa Demokratik Güç Birliği bileşenlerinin çağrısıyla meşaleli yürüyüş ve miting düzenlendi. Einstein Anıtı önünden başlayan yürüyüş, Münsterplatz’da sona erdi. Burada Newroz ateşi yakılırken yapılan konuşmalarda, Newroz’un özgürlük, direniş ve yeniden doğuşun simgesi olduğu vurgulandı. Etkinlik müzik ve sloganlarla son buldu.</p>

<p><strong>Almanya dışındaki kutlamalar: Viyana ve Arnhem’de binler alanlara çıktı</strong></p>

<p>Avrupa’nın diğer kentlerinde de Newroz kutlamaları geniş katılımla gerçekleşti.</p>

<p>Avusturya’nın başkenti Viyana’da binlerce kişi meşaleli yürüyüşte bir araya geldi. Karlsplatz’da başlayan yürüyüş, Heldenplatz’da düzenlenen programla devam etti. Newroz ateşinin yakıldığı etkinlikte yapılan konuşmalarda, bayramın tarihsel kökenine ve özgürlük mücadelesiyle olan bağına dikkat çekildi.</p>

<p>Hollanda’nın Arnhem kentinde düzenlenen kutlamada da yüzlerce kişi bir araya geldi. Etkinlikte günün önemi üzerine konuşmalar yapılırken, Newroz ateşi yakıldı. Program müzik dinletileri ve halaylarla gece geç saatlere kadar sürdü.</p>

<p>Kutlamalarda ayrıca merkezi Newroz etkinliklerine katılım çağrıları yapıldı.</p>

<p>Genel olarak Avrupa’daki Newroz etkinliklerinde, bayramın yalnızca kültürel bir kutlama değil, aynı zamanda dayanışma, direniş ve birlik mesajlarının öne çıktığı bir gün olduğu vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/avrupada-newroz-kutlamalari-yuruyusler-resepsiyonlar-ve-kitlesel-bulusmalar</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/newroz0.JPG" type="image/jpeg" length="89469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİDF Genel Kongresi yapıldı: Irkçılığa ve silahlanmaya karşı ortak mücadele çağrısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/didf-genel-kongresi-yapildi-irkciliga-ve-silahlanmaya-karsi-ortak-mucadele-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/didf-genel-kongresi-yapildi-irkciliga-ve-silahlanmaya-karsi-ortak-mucadele-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), 24. Genel Kongresi’ni 13–15 Mart tarihleri arasında Köln’de gerçekleştirdi. Almanya’nın 30’dan fazla bölgesinden 120 delegenin katıldığı kongrede yükselen ırkçılığa, milliyetçiliğe ve silahlanma politikalarına karşı mücadele çağrısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kongrede 19 kişilik yönetim kurulu seçilirken, 13 Haziran’da Köln Tanzbrunnen’de yapılacak açık hava festivalinin programı da açıklandı.</strong></p>

<p>1980 yılında Almanya’ya göç eden ilk kuşak Türkiyeli işçiler tarafından kurulan DİDF’in kongresi aynı zamanda federasyonun 45. yılına denk geldi.</p>

<p><strong>“Toplumsal dayanışmayı nasıl güçlendirebiliriz?” paneli</strong></p>

<p>Kongrenin ilk gününde sendika ve siyasi parti temsilcilerinin katılımıyla “Toplumsal dayanışmayı nasıl güçlendirebiliriz?” başlıklı bir panel düzenlendi.</p>

<p>Panele Ver.di Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Rebecca Liebig, Göttingen Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nicole Mayer-Ahuja, Sol Parti Milletvekili Cem İnce, SPD Milletvekili Jan Drien ve DİDF Yönetim Kurulu üyesi Alev Bahadır katıldı. Çok sayıda kurum temsilcisi de panelde söz alarak DİDF ile yürütülen ortak mücadeleye dikkat çekti.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/d-s-c09712.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Ekşi: Emperyalist saldırıları kınıyoruz</strong></p>

<p>14 Mart Cumartesi günü saygı duruşu ve divan seçimiyle başlayan kongrede açılış konuşmasını DİDF Genel Başkanı Zeynep Sefariye Ekşi yaptı.</p>

<p>Ekşi, dünyada ve Almanya’da yaşanan ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelere dikkat çekerek silahlanma yarışının rekor seviyelere ulaştığını ve bölgesel savaşların arttığını söyledi.</p>

<p>Ekşi, <strong>“Silahlanma yarışının rekor düzeyde olduğu, bölgesel savaşların arttığı, emperyalist güçlerin dolaylı ya da doğrudan karşı karşıya geldiği bir dönemden geçiyoruz. İran’a yapılan ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizminin saldırısının hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Emperyalist emellerinden başka hiçbir gerekçesi olmayan ABD gibi ülkelerin müdahalesini kınıyoruz. İran halkının kaderini emperyalist güçler değil, İran halkının laik, barışçı demokrasi için mücadelesi belirleyecektir” </strong>dedi.</p>

<p><strong>Sosyal haklara yönelik saldırılar</strong></p>

<p>Almanya’da emekçilerin kazanılmış sosyal haklarına yönelik saldırıların arttığını belirten Ekşi, ekonomik gelişmeler gerekçe gösterilerek işten çıkarmaların arttığını söyledi.</p>

<p>Ekşi ayrıca hükümet partilerinin ırkçı partilerle birlikte yerli ve göçmen ayrımını derinleştirdiğini ve bunun toplumsal bölünmeyi büyüttüğünü ifade etti.</p>

<p>Yükselen ırkçılığa karşı güçlü bir antifaşist mücadelenin geliştiğine dikkat çeken Ekşi, “Her şeye rağmen savaşa, silahlanmaya, ırkçılığa ve sosyal hak gasplarına karşı mücadele devam etti ve bunun büyüme olanakları artıyor. Kitleler içerisinde ortaya çıkan tepkiyi ve huzursuzluğu örgütlü bir güce dönüştürerek sömürüye karşı hareketin büyümesine katkı sunabiliriz. DİDF olarak sorumluluk ve görevlerimizin bilincindeyiz” diye konuştu.</p>

<p><strong>İşçiler arasında ırkçılığa karşı mücadele</strong></p>

<p>Kongrede yapılan tartışmalarda Almanya’da artan ekonomik ve sosyal sorunların işçi sınıfı içinde de siyasi etkiler yarattığı vurgulandı. Delegeler, eski ve yeni hükümet partilerine duyulan tepkinin aşırı sağ partilerin oylarını artırmasına yol açtığını ve bu partilerin işyerlerinde örgütlenme çalışmaları yürüttüğünü örneklerle anlattı.</p>

<p>Özellikle işyeri işçi temsilciliği (Betriebsrat) seçimlerinde aşırı sağcı listelerin sayısında artış yaşandığına dikkat çekildi.</p>

<p>İşçi delegeler, aşırı sağın işçiler arasında güç kazanmasında sendikaların işçilerin hak ve taleplerini savunmada geri bir tutum takınmasının da etkili olduğunu belirterek sendikalar içinde mücadeleci güçlerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Türkiye kökenli göçmen emekçiler de etkileniyor</strong></p>

<p>Kongrede Almanya’daki ekonomik ve sosyal sorunların, militarist politikaların ve yükselen ırkçılığın en büyük göçmen grubu olan Türkiye kökenlileri de önemli ölçüde etkilediği belirtildi.</p>

<p>İşsizlik, yoksulluk, yüksek kiralar ve hayat pahalılığına karşı yürütülen mücadelenin birlikte yaşam açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi.</p>

<p>Başbakan Friedrich Merz’in göçmenleri kastederek kullandığı “şehir manzarasını bozuyorlar” ifadesine karşı yükselen toplumsal tepkilerde göçmenlerin de yer aldığına dikkat çekildi.</p>

<p>Kongrede ayrıca Türkiye hükümeti ve bazı partilerin Türkiye kökenli göçmenleri yedeklemek için çeşitli vaatlerde bulunduğu, ancak bu vaatlerin büyük bölümünün yerine getirilmediği belirtildi. AKP’nin göçmenlere ucuz uçak bileti vaadinin hâlâ hayata geçirilmediği ve bu konuda bir çalışma başlatılacağı ifade edildi.</p>

<p>Türkiye’deki emek, demokrasi ve barış güçleriyle dayanışmanın da önümüzdeki dönemde sürdürüleceği vurgulandı.</p>

<p><strong>Uluslararası gençlik kampı Avusturya’da</strong></p>

<p>Kongrede DİDF Gençlik çalışmaları ve gençliğin içinde bulunduğu durum da ele alındı. Delegeler arasında gençlerin oranının önceki yıllara göre daha yüksek olduğu belirtildi.</p>

<p>Özellikle zorunlu askerliğe karşı başlatılan eylem ve boykotlara dikkat çekilerek daha fazla göçmen gencin silahlanmaya karşı eylemlere katılması için çalışmalar yürütüldüğü ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DİDF Gençlik’in 28 Şubat – 1 Mart tarihlerinde kongresini yaptığı hatırlatılarak, ağustos ayı başında DİDF Gençlik ve Uluslararası Gençlik Birliği’nin (IJV) Avusturya’da düzenleyeceği uluslararası gençlik kampı için hazırlıkların başlatıldığı bildirildi. Kampa yaklaşık 800 gencin katılması hedefleniyor.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/d-s-c00439.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Yeni yönetim seçildi</strong></p>

<p>İki gün süren tartışmaların ardından yapılan seçimlerde 17 asıl ve 2 yedek yönetim kurulu üyesi ile 3 asıl ve 3 yedek denetleme kurulu üyesi belirlendi.</p>

<p>4–5 Nisan tarihlerinde toplanacak yeni yönetim kurulu görev dağılımını yapacak.</p>

<p>Kongreye Hollanda ve İsviçre’den DİDF temsilcileri de katılarak dayanışma ve ortak mücadele mesajları verdi.</p>

<p><strong>13 Haziran’da geleneksel festival</strong></p>

<p>Kongrede DİDF’in iki yılda bir Köln’deki Tanzbrunnen alanında gerçekleştirdiği geleneksel açık hava festivali için de çalışmalar başlatıldı. Irkçılığa, milliyetçiliğe ve savaşa karşı mücadelenin öne çıkacağı festival bu yıl 13 Haziran’da yapılacak. Festivale katılacak sanatçılar: Yeni Türkü, Selçuk Balcı, Agire Jiyan ve Mustafa Özarslan. Alman sanatçılar ve konuşmacılar da en kısa zamanda DİDF’in sosyal medya hesaplarında yayınlanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/didf-genel-kongresi-yapildi-irkciliga-ve-silahlanmaya-karsi-ortak-mucadele-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 23:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/d-s-c00468.jpg" type="image/jpeg" length="67088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rebetiko’nun ezgileri Sakız Adası’nda Ege’nin iki yakasını buluşturdu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/rebetikonun-ezgileri-sakiz-adasinda-egenin-iki-yakasini-bulusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rebetikonun-ezgileri-sakiz-adasinda-egenin-iki-yakasini-bulusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege’nin iki yakası, Xios/Sakız Adası’nda düzenlenen 'Köklerin Dönüşü' konserinde tek yürek oldu. Homerion Kültür Merkezi’nde gerçekleşen gecede 95 korist ve Türk-Yunan müzisyenlerden oluşan dev kadro “Müziğin pasaportu yok” mesajıyla ortak kültürün güçlü bağlarını sahneye taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği, kültür etkinlikleri kapsamında 12 Mart Perşembe gecesi Omirio Kültür Merkezi’nde düzenlediği "Köklerin Dönüşü" temalı rebetiko konseriyle duygu ve tarih dolu bir geceye imza attı. Sakız ve İzmir’in bu müzikal buluşması, Ege’nin iki yakasında paylaşılan ortak köklerin gücünü ortaya koyan canlı bir kültür köprüsü oluşturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fulya OMAÇ / Sakız Adası - YUNANİSTAN</span></p>

<p><strong><span>NOTALAR PASAPORT TANIMADI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Gecede Şef Berkant Atılgan yönetimindeki 40 kişilik İzmir Rebetiko Korosu ile Şef Vina Ambanoudi yönetimindeki 55 kişilik Georgios Vouros Korosu, izleyicilere eşsiz bir müzik ziyafeti sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto2-38.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">İzmir ve Sakız’ın müzikal mirasını bir araya getiren etkinlik, "müzikte sınır yoktur" mesajıyla güçlü bir yankı uyandırdı. Sahnedeki 95’i aşkın şarkıcı, müzisyen ve dansçı, performanslarıyla notaların yolculuğu için pasaporta ihtiyaç duyulmadığını ve müziğin sınır tanımayan gücünü bir kez daha ortaya koydu. Bir müzik etkinliğinin ötesine geçen bu anlamlı gece, iki halkın ortak hafızasını ve kültürel bağlarını hatırlatan güçlü bir buluşmaya dönüştü. Sakız Adası’nın köklü medya kuruluşlarından Alithia TV<strong> </strong>tarafından canlı yayınlanan konser, müziğin birleştirici ruhunu geniş kitlelerle buluşturdu. Ücretsiz olarak düzenlenen etkinliğe Türkiye’den de çok sayıda müziksever katıldı.</span></p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto3-32.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><span style="color:#000000">Türk ve Yunan dansçıların sahne aldığı performans izleyicilerden büyük alkış aldı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">"SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ GÜZELSİN"</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Konserin genel müzik direktörlüğünü Sakızlı Şef Vina Ambanoudi’nin üstlendiği gecede, 5’i Türk, 3’ü Yunan olmak üzere toplam 8 müzisyen Ege’nin ortak ezgilerini seslendirdi. Georgios Vouros grubuna bağlı 8 Yunan ve 2 Türk dansçı ise performanslarıyla geceyi görsel bir şölene dönüştürdü. Konser boyunca rebetiko müziğinin sevilen eserlerinin seslendirildiği etkinlikte Georgios Vouros Korosu’ndan solist Filitsa Fafaliou’nun yorumladığı S’agapo Giati Eisai Oraia (Seni Seviyorum Çünkü Güzelsin) parçası izleyicilerden büyük alkış aldı. Programın devamında Prin To Harama Monahos (Şafaktan Önce Tek Başıma), Fragosyriani (Frankosüryan Kızı), Synnefiasmeni Kyriaki (Bulutlu Pazar), Pino Kai Metho (İçiyorum ve Sarhoş Oluyorum) ile Aeroplano Tha Paro (Uçağa Bineceğim) gibi rebetiko repertuvarının tanınmış eserleri koro ve müzisyenler tarafından seslendirildi. </span></p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto6-24.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /><span style="color:#000000">Homerion Kültür Merkezi’nde düzenlenen konserde salon tamamen doldu.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">REBETİKO’NUN İZMİR KÖKLERİ SAKIZ’DA YANKILANDI</span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#000000">İzmir Rebetiko Korosu, konserin ruhuna uygun olarak tamamı Yunanca 12 eserle sahne aldı. Programda Ege’nin ortak müzik mirasının en bilinen rebetiko parçaları yer aldı. Koronun repertuvarında Alacatiani (Alaçatılı Kız), Meneksedes kai Zoumpoulia (Menekşeler ve Sümbüller), Paporaki tou Bournova (Bornova’nın Küçük Vapuru), O Anthropos (İnsan), Misirlou (Mısırlı Kız) ve Apo to Vrady os to Proi (Akşamdan Sabaha Kadar) gibi klasik eserler seslendirildi. İzmir ve Batı Anadolu kökenli bu ezgiler, ortak kültürel izleri sahneye taşırken dinleyiciler tarafından dakikalarca alkışlandı.</span></p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto7-21.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KONSER TAM BİR KÜLTÜREL ŞÖLENE DÖNÜŞTÜ </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Konserin finalinde iki koronun birlikte seslendirdiği “Ehe geia Panagia” (Elveda Meryem Ana) eseri, salondaki coşkuyu zirveye taşıdı. Duygusal ve hareketli parçaların bir arada seslendirildiği konserde, koro üyeleri sahnedeki uyumları ve performanslarıyla dikkat çekti. 95 korist, müzisyen ve 10 dansçının sahnede buluştuğu bu özel performans, buzuki, gitar, bas gitar, akordeon, kanun, bendir ve cajondan oluşan zengin orkestra eşliğinde adeta bir müzik şölenine dönüştü. Rebetiko ezgileri, İzmir şarkıları ve Yunan danslarının iç içe geçtiği gecede duygu yüklü anlar yaşayan izleyiciler zaman zaman eserlere eşlik ederken, konser uzun süren alkışlarla tamamlandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MYLONADİS: “ZİYARETÇİ ARTIK DENEYİM ARIYOR”</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin mimarı, Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği Başkanı Giorgos Mylonadis, yaptığı açılış konuşmasında turizm ve misafirperverlikte yeni bir döneme vurgu yaparak şunları söyledi: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Kiralık Odalar Birliği olarak şuna gönülden inanıyoruz ki günümüz ziyaretçisi artık sadece bir oda değil, bir deneyim arıyor. Bu nedenle, Sakız Adası’nın yıl boyunca uluslararası bir kültür destinasyonu olması için dışa dönük yatırımlar yapıyoruz. Bu geceki ücretsiz giriş imkanı, Sakız halkına bir teşekkürümüz ve bize duydukları güvene bir karşılıktır.” </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DOSTLUK MESAJLARI SAHNEDEN YÜKSELDİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Homerion Kültür Merkezi’nde gerçekleşen ve salonun tamamen dolduğu konserde Sakız Adası Belediye Başkanı Ioannis Malafis, Kültürden Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Anastasia Galani ve Livadion Georgios Vouros Kültür Derneği Başkanı Loukas Ampeliotis de kısa birer konuşma yaptı. Belediye Başkanı Malafis, derneğin Sakız Adası’nın dışa dönüklüğünü güçlendirmeye yönelik bu anlamlı girişimini takdirle karşıladıklarını ifade ederken, Başkan Yardımcısı Galani kültür ve sanat alanındaki iş birliklerinin zamansız değerine dikkat çekti. Ampeliotis ise böylesi etkinliklerin kolektif çabanın ve kültürel dayanışmanın en güçlü örneklerinden biri olduğunu vurguladı.<br />
İzmir Rebetiko Korosu Şefi Berkant Atılgan da sahnede yaptığı konuşmada iki halkın sıcak misafirperverliğinin kendilerini derinden etkilediğini belirterek, rebetiko müziğinin Ege’nin iki yakasını buluşturan ortak bir kültür dili olduğunu dile getirdi.</span></p>

<p><img alt="" height="883" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto8-16.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /><span style="color:#000000">İzmir Rebetiko Korosu Şefi Berkant Atılgan, Giorgos Mylonadis ile Şefi Vina Ambanoudi’ye iki ülke arasındaki dostluk ve kültürel iş birliğine katkılarından dolayı birer teşekkür plaketi sundu.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">NOTALARIN PASAPORTA İHTİYACI YOK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Konser sonunda sahneye çıkan Homeros Derneği Başkanı Giorgos Mylonadis ile iki koronun şefleri Vina Ambanoudi ve Berkant Atılgan, Sakız halkına gösterdikleri yoğun ilgi için teşekkür etti. Gecenin sonunda İzmir Rebetiko Korosu Şefi Berkant Atılgan, iki ülke arasındaki dostluk ve kültürel iş birliğine katkılarından dolayı Başkan Giorgos Mylonadis ile Georgios Vouros Korosu Şefi Vina Ambanoudi’ye birer teşekkür plaketi takdim etti. Uzun alkışlarla sona eren gece, Ege’nin iki yakasında paylaşılan kültürün müziğin ortak diliyle yeniden hayat bulduğu anlara sahne oldu. Geceden geriye, Ege’nin serin sularında yankılanan sıcak dostluk mesajları ve hafızalara kazınan eşsiz ezgiler kaldı. 95 kişilik dev koro ve 10 dansçının birlikte selamladığı seyirci, Ege’nin her iki yakasındaki ortak köklerin gücünü bir kez daha tescilledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" height="473" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto4-30.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" />Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği Başkanı Giorgos Mylonadis.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>3.SAYFA, AVRUPA, GÖÇ POLİTİKALARI, KÜLTÜR, MAGAZİN, ÖZEL HABER, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/rebetikonun-ezgileri-sakiz-adasinda-egenin-iki-yakasini-bulusturdu</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto1-42.jpg" type="image/jpeg" length="18866"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fikir Atölyesi Derneği hafta sonu seminerinde göç ve Ortadoğu gündemini tartıştı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/fikir-atolyesi-dernegi-hafta-sonu-seminerinde-goc-ve-ortadogu-gundemini-tartisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/fikir-atolyesi-dernegi-hafta-sonu-seminerinde-goc-ve-ortadogu-gundemini-tartisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde çalışmalarını sürdüren, partiler ve inançlar üstü bir sivil toplum kuruluşu olan FAD, Friedrich-Ebert-Vakfı’nın (FES) desteğiyle Willebadessen kasabasındaki Hotel Jägerhof’ta bir hafta sonu semineri düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dernek Başkanı Orhan Göktan ve semineri yöneten yönetim kurulu üyesi Birol Keskin’in katılımcıları ve konuşmacıları selamlamasıyla başlayan seminerde Almanya’nın göç ve uyum politikaları ile ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı ve Ortadoğu’daki siyasi gelişmeler gibi önemli konular ele alındı.</p>

<p>Seminere, aralarında çalışmak için Almanya’ya yeni gelen akademisyenlerin de bulunduğu 32 kişi katıldı. Konuşmacılar ise gazeteciler Mehmet Tanlı ve Adnan Aytaç ile emekli sosyal danışman Aydın Sayılan oldu.</p>

<p><img alt="" height="325" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/4-52.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>“Almanya’ya Türkiye’den işgücü göçü bir başarı hikâyesidir”</strong></p>

<p>Seminerin ilk konuşmacısı olan göç uzmanı ve gazeteci Mehmet Tanlı, slaytlı sunumunda dünyadaki göç hareketlerine değindi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tanlı,<strong> “Dünya çapında şu anda yaklaşık 304 milyon insan farklı nedenlerle göç ediyor ve yer değiştiriyor. Bunun 107 milyonu mülteci ve sığınmacı konumunda. Tarihte çok büyük göçler yaşandı. Türkiye’nin tarihinde de Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen mübadele var. Bu süreçte 1,5 milyondan fazla insan doğdukları topraklardan koparıldı”</strong> dedi.</p>

<p>Uzun yıllar Almanya’nın kendisini bir göç ülkesi olarak kabul etmediğini hatırlatan Tanlı, azalan nüfus ve iş gücü açığı nedeniyle son yıllarda göç politikalarında değişiklikler yapıldığını belirtti.</p>

<p><img alt="" height="509" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/2-130.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Tanlı, “Almanya son dönemde vasıflı iş gücü ihtiyacı ile iltica süreçlerinin kısıtlanması arasında bir denge kurmaya çalışıyor. 2025–2026 yılları itibarıyla göç kuralları daha net hale getirilirken entegrasyon beklentileri de sertleşti. Tüm zorluklara rağmen 1961’de Türkiye ile imzalanan iş gücü anlaşmasıyla başlayan göç serüveni bir başarı hikâyesidir ve bunu herkes kabul etmelidir” diye konuştu.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/3-63.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Tanlı’nın sunumunda öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı:</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Nitelikli İşgücü Göçü Yasası ve yapılan değişiklikler</p>
 </li>
 <li>
 <p>2026 itibarıyla iltica politikalarında sertleşme ve AB iltica reformları (GEAS)</p>
 </li>
 <li>
 <p>İltica başvurusu reddedilenlerin daha hızlı sınır dışı edilmesine yönelik düzenlemeler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vatandaşlık ve oturum yasalarındaki değişiklikler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çifte vatandaşlık hakkının genişletilmesi ancak ekonomik bağımsızlık ve temel değerlere bağlılık şartının vurgulanması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Uyum ve entegrasyon kurslarının zorunlu olması ve artan göç nedeniyle bazı kısıtlamaların gündeme gelmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanlı ayrıca yapılan araştırmalara göre uzun süren uyum tartışmaları ve göçmen karşıtı söylemler nedeniyle bazı göçmen kökenli akademisyenlerin Almanya’yı terk etmeyi düşündüğünü ifade etti.</p>

<p><img alt="" height="370" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/5-36.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>“Başarı için çaba ve dil öğrenmek gerekiyor”</strong></p>

<p>İkinci konuşmacı Dr. Aydın Sayılan ise Türkiye’den gelen göçmenlerle, 1900’lü yıllarda özellikle Ruhr Havzası’na Polonya’dan gelen madencilerin uyum çabalarını karşılaştırdı.</p>

<p>Sayılan, “Uyum, toplumsal bir mutabakat ve karşılıklı sorumlulukla mümkündür. Her iki tarafın çabası, hoşgörüsü ve kabulü gerekir. Almanya fırsatlar ülkesidir ancak başarı için çaba göstermek gerekir. Bunun anahtarı da dil öğrenmek ve sosyal uyum sağlamaktır. Ben bu ülkeye 15 yaşında çırak olarak geldim, üniversiteyi bitirdim ve bir kamu kurumundan emekli oldum” dedi.</p>

<p><strong>Ortadoğu’daki gelişmeler ele alındı</strong></p>

<p>Seminerin son gününde konuşmacı gazeteci Adnan Aytaç oldu. Aytaç, Ortadoğu’daki son gelişmeleri ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hakkındaki görüşlerini katılımcılarla paylaştı.</p>

<p>Aytaç konuşmasında, ABD’nin küresel güç dengelerinde ortaya çıkan gelişmeleri durdurmak amacıyla askeri harcamalarını artırdığını ve bölgede çeşitli müdahalelerde bulunduğunu savundu. Yugoslavya, Irak, Afganistan ve Libya’daki askeri operasyonları örnek gösteren Aytaç, Ortadoğu’daki çatışmaların tarihsel ve siyasi arka planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Aytaç ayrıca Ortadoğu’daki sınırların Birinci Dünya Savaşı sonrasında emperyal güçler tarafından çizildiğini ve bölgedeki siyasi sorunların bu tarihsel süreçle bağlantılı olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Güncel ve önemli konuları seçtik”</strong></p>

<p>Semineri yöneten Birol Keskin ise etkinliği değerlendirerek şunları söyledi:</p>

<p>“Seminerler, belirli bir konuda bilgi ve deneyim paylaşımını amaçlayan, uzmanların yönettiği eğitim ve tartışma toplantılarıdır. Katılımcıların soru sorabildiği interaktif, verimli ve keyifli bir seminer gerçekleştirdik. Katılımcıların ilgisini çekebilecek güncel konuları seçtik. Seminerimizin katılımcılar için kalıcı bir öğrenme ve etkileşim deneyimi sunduğunu umuyorum. Katılan ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum.”</p>

<p>Seminerde, Almanya’nın artık bir “göç ülkesi” gerçeğini kabul ettiği ancak göçü daha nitelikli ve kontrol edilebilir bir yapıya kavuşturmayı hedeflediği değerlendirmesi yapıldı.</p>

<p>Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.</p>

<p><strong>Müzik dolu akşam</strong></p>

<p>Seminerin cumartesi akşamı düzenlenen serbest bölümünde ise sanatçı ve koro şefi, aynı zamanda FAD yöneticisi olan İsmet Kılıç bağlamasıyla solo ve koro halinde Türk Halk Müziği’nden eserler seslendirdi.</p>

<p>Kılıç ve korosu, 26 Nisan’da Duisburg’da düzenlenecek <strong>Ruhi Su anma etkinliğinde</strong> sahne alacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/fikir-atolyesi-dernegi-hafta-sonu-seminerinde-goc-ve-ortadogu-gundemini-tartisti</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/6-16.jpeg" type="image/jpeg" length="93339"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[30. Türkiye Almanya Film Festivali’nde kazananlar belli oldu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/30-turkiye-almanya-film-festivalinde-kazananlar-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/30-turkiye-almanya-film-festivalinde-kazananlar-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Nürnberg kentinde 30. Türkiye Almanya Film Festivali’nin ödülleri, 7 Mart akşamı düzenlenen törende açıklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yarışma bölümünde üç farklı jüri ile seyirci oyları, ilgili kategorilerde kazananları belirledi. Toplamda dokuz para ödülü sahiplerine takdim edildi.</strong></p>

<p>Ödül töreninde, Nürnberg Belediye Başkanı Prof. Dr. Julia Lehner ile Almanya’nın eski Federal Kültür Bakanı Claudia Roth ve çok sayıda izleyici hazır bulundu.</p>

<p>Künstlerhaus’ta düzenlenen törende Dieter Kosslick başkanlığındaki uzun metraj film jürisi aşağıdaki ödülleri verdi:</p>

<p><strong>En iyi film:</strong><strong> </strong> <strong>Sarı Zarfar</strong><br />
Yönetmen: İlker Çatak</p>

<p><strong>Büyük Jüri Ödülü: </strong><strong> </strong><strong>Altı Haftalık Veda</strong><br />
Yönetmen: Jacqueline Jansen</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>En iyi kadın oyuncu:</strong><strong> </strong><strong>Magdalena Laubisch</strong><br />
Film: Altı Haftalık Veda<br />
Yönetmen: Jacqueline Jansen</p>

<p><strong>En iyi erkek oyuncu: </strong><strong> </strong> <strong>Nazmi Kırık</strong><br />
Film: Uçan Köfteci<br />
Regie: Rezan Yeşilbaş</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><img alt="" height="309" src="https://www.fftd.net/fileadmin/_processed_/4/f/csm_KD__5192_8c23d26d8a.jpg" width="550" /></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Seyirci Ödülü</strong>: „<strong>Erken Kış</strong>” (Yönetmen: Özcan Alper)</p>

<p>Bu yıl <strong>Öngören Ödülü</strong>, „<strong>Kardeş Türküler</strong>“ filmine verildi.<br />
Çayan Demirel ve Ayşe Çetinbaş, bu filmle festivalin <strong>Demokrasi ve İnsan Hakları Ödülü</strong>’nü kazandılar.</p>

<p>Tevfik Başer başkanlığındaki kısa film jürisi ödülleri şu şekilde verdi:</p>

<p><strong>En iyi kısa film:</strong><strong> </strong> <strong>Home</strong><br />
Yönetmen: Esa-Lu Lorenz</p>

<p><strong>2. en iyi </strong><strong>kısa film:</strong><strong> </strong> <strong>Ölüm Bizi Ayırana Dek</strong><br />
Yönetmen: Deniz Koloş</p>

<p><strong>3. en iyi </strong><strong>kısa film:</strong><strong> </strong> <strong>Liminal</strong><br />
Yönetmen: Ege Yılmaz</p>

<p>En iyi uzun metraj ve en iyi kısa film, 8 Mart Pazar günü saat 18:00’de gösterilecek.</p>

<p><strong>Teşekkür Plaketi:</strong><strong> </strong> <strong>Dr. Ludwig Ammann</strong></p>

<p><strong>Onur Ödülü:</strong> <strong>Haluk Bilginer</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="337" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></strong></p>

<p>30. Türkiye Almanya Film Festivali, bazı gösterimlerin tamamen dolmasıyla birlikte artan izleyici ilgisinden büyük memnuniyet duydu. Almanya ve Türkiye’den 70’in üzerinde sanatçı festivale katılırken, çok sayıda oyuncu film gösterimleri ve festival söyleşilerinde izleyicilerle buluştu.</p>

<p>Foto: Kaan Deniz</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/30-turkiye-almanya-film-festivalinde-kazananlar-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/film-2.jpg" type="image/jpeg" length="24782"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ege’nin iki yakası Sakız’da “Köklerin Dönüşü” konserinde buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/egenin-iki-yakasi-sakizda-koklerin-donusu-konserinde-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/egenin-iki-yakasi-sakizda-koklerin-donusu-konserinde-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakız Adası’nda 12 Mart’ta düzenlenecek “Köklerin Dönüşü” temalı konser, Türkiye ve Yunanistan’dan iki önemli koroyu aynı sahnede buluşturacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:#000000">90 sanatçının yer alacağı gece, ortak kültürel mirasın müzikle yeniden hayat bulmasına sahne olacak. </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Fulya OMAÇ / Sakız Adası - YUNANİSTAN</span></p>

<p><span style="color:#000000">Simgeleşmiş rebetiko ve İzmir şarkıları, Yunan danslarının renk kattığı performanslarla seslendirilecek. Organizasyonun ev sahiplerinden Başkan Mylonadis, geceye ilişkin yaptığı açıklamada, “Müziğin birleştirici ruhunu herkesle paylaşmak amacıyla girişler tamamen ücretsiz. Tüm ada halkını ve Türk misafirleri bu tarihi buluşmaya davet ediyoruz” diyerek geniş katılım çağrısında bulundu.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İZMİR REBETİKO KOROSU VE GEORGİOS VOUROS KOROSU AYNI SAHNEDE</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Turizm alanındaki vizyoner projeleriyle "2025 Yunanistan Turizm Ödülleri"nde (Greek Tourism Awards) büyük bir başarıya imza atan Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği, Ege’nin iki yakasını bu kez notaların birleştirici gücüyle bir araya getiriyor. 12 Mart 2026 Perşembe günü Sakız Adası’nda (Xios) gerçekleşecek "Köklerin Dönüşü" temalı konser, Türkiye ve Yunanistan arasındaki köklü bağları müzik aracılığıyla güçlendirmeyi ve ortak mirası onurlandırmayı hedefliyor.</span></p>

<p><img alt="" height="534" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto3-31.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><span style="color:#000000">Homerion Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek bu tarihi sanatsal buluşmada, Ege’nin iki yakasından iki önemli müzik topluluğu aynı sahneyi paylaşacak. Şef Berkant Atılgan yönetimindeki, Türkiye’nin rebetiko müziğine adanmış tek korosu olma özelliğini taşıyan ve şarkılarını Yunanca seslendiren 40 kişilik İzmir Rebetiko Korosu; Sakız Adası’nın en köklü korolarından biri olan Livadia Kültür ve Eğitim Derneği bünyesindeki şef Virginia Ampanoudi yönetiminde 50 kişilik "Georgios Vouros" Korosu ile bir araya gelecek. Simgeleşmiş rebetiko ve İzmir şarkıları, Yunan danslarının renk kattığı performanslarla seslendirilecek. Toplamda 90 korist ve müzisyenin aynı paydada buluşacağı bu sanatsal iş birliği buzuki, gitar, bas gitar, akordeon, kanun, bendir ve cajondan oluşan zengin bir orkestra eşliğinde tam bir kültürel şölene dönüşecek.</span></p>

<p><img alt="" height="465" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto5-23.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HER ŞARKI SIRASINDA SAHNE ARKA PLANINDA FOTOĞRAFLAR YANSITILACAK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">"Köklerin Dönüşü" temasıyla düzenlenen bu buluşma, notaların yanı sıra görsel bir tarih anlatısına da ev sahipliği yapacak. İzmir Rebetiko Korosu şarkılarını seslendirirken, sahne arka planında İzmirli fotoğrafçı ve koleksiyoner Mert Rüstem’in "Smyrna / İzmir 1860-1920" koleksiyonundan özel fotoğraflar yansıtılacak. İzleyiciler, Rebetiko ve İzmir şarkılarını dinlerken aynı zamanda dönemin atmosferini yansıtan bu tarihi karelerle duygusal bir yolculuğa çıkacak.</span></p>

<p><img alt="" height="441" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto6-23.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MÜBADİL GEÇMİŞİN İZLERİ, SANATSAL BİR VEFA ÖRNEĞİYLE SAKIZ ADASI’NA TAŞINACAK </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">"Özünde bir 'eve dönüş' hikayesini barındıran bu müzikal kucaklaşma, koro üyelerinin taşıdığı mübadil ruhu sayesinde bir konser olmanın ötesine geçerek tarihi bir anma törenine dönüşecek. Selanik ve Girit göçmeni ailelerin üçüncü kuşak temsilcilerinden oluşan İzmir Rebetiko Korosu, bu anlamlı buluşma ile dedelerinin ezgilerini Ege’nin karşı kıyısında yeniden yankılandıracak. Böylece mübadil geçmişin izleri, sanatsal bir vefa örneğiyle Sakız Adası’na taşınacak. </span></p>

<p><img alt="" height="870" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto2-37.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ŞEF ATILGAN: ORTAK TARİHİMİZİ SANATIMIZLA YAŞATMAK BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR ONUR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu güçlü tarihsel bağa vurgu yapan ve köklerinin Yunanistan’a dayandığını belirten Şef Berkant Atılgan, etkinliğin kendileri için taşıdığı manevi değeri şu sözlerle ifade etti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">'Köklerimiz Yunanistan’dan geliyor, şarkılar içimizde hep canlı kaldı. Bu rebetikoları Sakız Adası’nda söylemek ve ortak tarihimizi sanatımızla yaşatmak bizim için büyük bir onur. Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği’nden adada konser vermemiz için gelen teklifi büyük bir memnuniyetle kabul ettik. Dedelerimizin şarkılarını emanet oldukları topraklarda söylemek üzere adaya geri döneceğiz. Aynı sahneyi paylaşacağımız Georgios Vouros Korosu, bizlere aynı zamanda danslarıyla da eşlik edecek. Müziğin sınırları aşan gücüyle dostluk ve kardeşlik duygularını hep birlikte büyütmeyi amaçlıyor, bu buluşmanın iki yaka arasında yeni kültürel köprüler kuracağına yürekten inanıyoruz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" height="1132" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto1-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">12 MART SAKIZ, 1 MAYIS URLA, 2 MAYIS BURSA KONSERLERİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Temelleri 2016 yılında atılan İzmir Rebetiko Korosu, on yılı aşkın süredir Yunanistan ve Makedonya’daki uluslararası festivallerde Türkiye’yi başarıyla temsil eden bir ekol olarak tanınıyor. 21 Şubat’taki Elhamra konserinin ardından rotasını 12 Mart’ta Sakız Adası’na çeviren topluluk, bahar ve yaz aylarında da dopdolu bir takvimle izleyici karşısına çıkacak. 1 Mayıs’ta Urla’da Drama Korosu ile gerçekleşecek buluşmayı, 2 Mayıs Bursa, 1 Ağustos Drama ve 2 Ağustos Kavala konserleri izleyerek dostluk turlarını taçlandıracak.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MYLONADİS: GÜNÜMÜZ TURİSTİ SADECE BİR ODA DEĞİL, BİR DENEYİM ARIYOR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Adanın kültürel kimliğini yansıtan bir "vitrin" ve halklar arasında kurulan en güçlü iletişim köprüsü olarak gördüğü sanatsal faaliyetlerine, hafızalardan silinmeyecek bir yenisini daha ekleyen Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği Başkanı Giorgos Mylonadis yaptığı özel açıklamada kültürün ve sanatın en saf diplomasi yöntemi olduğuna inandıklarını söyledi. Dernek olarak hedeflerinin Sakız Adası’nı uluslararası bir kültür merkezi olarak tanıtmak olduğunu dile getiren Mylonadis, “Hem ziyaretçilerimizin hem de komşularımızın, adamızı sanatın birleştirdiği ve dostluklar kurduğu bir yer olarak görmelerini istiyoruz. Kültürel bir kurum değiliz ancak böyle bir sanatsal gecenin organizasyonunu bir Konaklama Tesisleri Derneği olarak üstlenmekten mutluluk duyuyoruz. Çünkü günümüz turisti sadece bir oda değil, bir deneyim arıyor. Kültür turizmiyse Sakız Adası'nın geleceğidir” diye konuştu.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İZMİR FOTOĞRAFLARI SERGİSİ 5 MART’TA ATİNA’DA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz 30 Ocak’ta yine Homerion Kültür Merkezi’nde 15 gün boyunca İzmirli fotoğrafçı ve koleksiyoner Mert Rüstem’in aile arşivinde yer alan Smyrna / İzmir 1860-1920” başlıklı fotoğraf sergisinin düzenlenmesine öncülük ettiklerini hatırlatan Mylonadis, bu serginin 5 Mart'ta da Atina’nın en varlıklı ve prestijli yerleşimlerinden Filothei'de Ege’nin iki yakasını bir kez daha bir araya getireceğini aktararak, “Bu tür uluslararası buluşmaları düzenleyerek, Sakız Adası'nı dünya genelinde kaliteli destinasyonlar haritasına yerleştirmeyi amaçlıyoruz. Ziyaretçilerimizin, Sakız Adası'nda yıl boyunca harika şeyler olduğunu bilmesini istiyoruz” dedi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ULUSLARARASI BAŞARILARIN VERDİĞİ GÜÇ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Derneğin bu tür dışa dönük etkinliklerdeki kararlılığı, kazanılan prestijli ödüllerle de tescillenmiş durumda. 2024 yılında düzenlenen voleybol turnuvaları sayesinde elde edilen başarının ardından, Sakız Adası Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği 2025 Yunanistan Turizm Ödülleri'ne (Greek Tourism Awards) layık görüldü. Mylonadis, bu ödülün kendilerine adayı sınırların ötesinde tanıtma konusunda büyük bir motivasyon sağladığını ve doğru yolda olduklarının kanıtı olduğunu belirtti. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SİYASETİN ÖTESİNDE HALKLARIN DİPLOMASİSİ</span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin siyasi atmosferdeki boyutuna da değinen Mylonadis, "Kültür ve müzik siyaset yapmaz, halkların diplomasisini yapar. Rebetiko, her iki kıyıdaki limanlarda doğmuş ortak bir dildir. Sakız Adası’nın bir dostluk köprüsü olması gerektiğine tüm kalbimizle inanıyoruz. Adaya gelecek olan sanatçılar, aslında buradan ayrılan insanların torunlarıdır, bizler ortak mirasımıza büyük bir saygı ve sevgi duyuyoruz" sözleriyle değerlendirdi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MYLONADİS TÜM ADA HALKINI VE TÜRK MİSAFİRLERİ BU TARİHİ BULUŞMAYA DAVET ETTİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Başkan Mylonadis, Sakız Adası toplumunun bu anlamlı girişimi şimdiden büyük bir ilgi ve samimiyetle kucakladığını belirterek tüm ada halkını ve Türk misafirleri bu tarihi buluşmaya davet etti. Homeros Kiralık Odalar, Apartlar ve Turistik Konutlar Derneği olarak kaynaklarını adanın tanıtımı için harcadıklarına dikkat çeken Mylonadis sözlerini şöyle noktaladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Öncelikle Dernek olarak, bu önemli kültürel girişim için Homerion Kültür Merkezi salonunu bizlere tahsis eden Sakız Adası Belediyesi’ne içtenlikle teşekkür ederiz. Müziğin birleştirici ruhunu herkesle paylaşmak amacıyla konser girişi ücretsiz olacak. Bunu Sakız Adası toplumuna bir hediye olarak görüyoruz, çünkü iş birliği ve dostluk mesajının her eve ulaşmasını istiyoruz. Bu organizasyon, adamızın dışa dönük vizyonuna yapılmış bir yatırımdır. Rebetiko sesleri eşliğinde bu eşsiz "Anadromi sti Smyrni" (İzmir’e Yolculuk) deneyimini birlikte yaşamak için hepinizi etkinliğimize bekliyoruz. Sanatseverlerin rezervasyon ve yer ayırımı için “info@chios-seafront-studios.gr” adresine e-posta göndermelerini rica ediyoruz. Konser biletleri ise ücretsiz olarak Homerion Sanat Merkezi’nden temin edilebilir.”</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>3.SAYFA, AVRUPA, GÖÇ POLİTİKALARI, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/egenin-iki-yakasi-sakizda-koklerin-donusu-konserinde-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 08:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/foto1.jpg" type="image/jpeg" length="89136"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çatak Altın Ayı ödülünü Hamburg'a taşıdı: "Gelbe Briefe" büyük ödülün sahibi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/catak-altin-ayi-odulunu-hamburga-tasidi-gelbe-briefe-buyuk-odulun-sahibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/catak-altin-ayi-odulunu-hamburga-tasidi-gelbe-briefe-buyuk-odulun-sahibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yönetmen İlker Çatak'ın politik dram filmi "Gelbe Briefe" (Sarı Mektuplar), 2026 Berlin International Film Festival'nde (Berlinale) en büyük ödül olan Altın Ayı'yı kazandı. Çatak, ödülün ardından filmini Hamburg'daki Zeise Kino'da izleyiciyle buluşturdu ve Altın Ayı heykelciğini de beraberinde getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hamburg Media School mezunu olan ve daha önce "Das Lehrerzimmer" filmiyle Oscar adaylığı elde eden Çatak, ödül sonrası yoğun bir programa başladı. Röportajlar ve galalar arasında Hamburg'daki gösterim de önemli duraklardan biri oldu.</strong></p>

<p>Süheyla KAPLAN</p>

<p><strong>Fatih Akın ile 22 Yıl Sonra Aynı Kare</strong></p>

<p>Çatak için Hamburg'daki en özel anlardan biri, 22 yıl önce Berlinale'de "Gegen die Wand" filmiyle Altın Ayı kazanan Fatih Akın ile bir araya gelmek oldu. İki yönetmen, Altın Ayı ödülleriyle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>

<p><img alt="" height="610" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/111-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Çatak, Berlinale'de jüri başkanı Wim Wenders'in sahnede adını ve filmini anons ettiği anı şöyle anlattı:</p>

<p><strong>"Tüm ekip üzerime atladı, hepimiz ayağa fırladık. Zaten çok duygusal bir akşamdı. O an sahnede durmak, bir hayalin gerçeğe dönüşmesiydi."</strong></p>

<p>Yönetmen, gençliğinde Fatih Akın'ın ödül kazandığı ana tanıklık ettiğini belirterek Berlinale ile büyüdüğünü söyledi.</p>

<p><img alt="" height="629" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/dscf3709-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>İstanbul Hamburg'da, Ankara Berlin'de</strong></p>

<p>Gelbe Briefe", Ankara'dan sürgün edilmek zorunda kalan bir sanatçı çiftin hikâyesini anlatıyor. Devlete karşı geldikleri iddiasıyla yargılanan Derya ve Aziz, işlerini ve evlerini kaybediyor. Film, çiftin "önce hayatta kalmak mı yoksa ahlak mı?" sorusuyla yüzleşmesini konu alıyor. İdealleri ile yaşam mücadelesi arasındaki gerilim, evliliklerini ve ergen kızlarıyla ilişkilerini zorluyor.</p>

<p>Çatak, filmi Almanya'da çektiklerini belirterek, "İstanbul'u Hamburg'da, Ankara'yı Berlin'de çekiyoruz gibi davranıyoruz," dedi.</p>

<p>Hamburg'u çok sevdiğini vurgulayan yönetmen, kenti daha önce de çeşitli projelerinde kullandığını ifade etti.</p>

<p>Film, 21 gün Hamburg ve çevresinde, ek günler ise Berlin'de çekildi. Yapım, Moin Filmförderung tarafından 450 bin euro destek aldı. Senaryo İlker Çatak'ın yanı sıra Ayda M. Çatak ve Enis Köstepen imzası taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Güçlü Oyuncu Kadrosu</strong></p>

<p>Filmde Türk sinemasının önemli isimleri Özgü Namal ve Tansu Biçer rol alıyor. Görüntü yönetmenliğini Judith Kaufmann üstlenirken, yapımcılığını Ingo Fliess üstlendi. Fliess ve Çatak daha önce "Es gilt das gesprochene Wort" ve "Das Lehrerzimmer" projelerinde de birlikte çalışmıştı.</p>

<p>Çatak'ın sıradaki projesi ise yazar Bernhard Schlink'in çok satan romanı "Die Enkelin"in (Torun) dizi uyarlaması. Altı bölümlük seri, Münih merkezli Trimafilm ortak yapımı olarak hayata geçirilecek.</p>

<p>Roman, eşinin ölümünden sonra onun Doğu Almanya'da bıraktığı bir çocuğu olduğunu öğrenen 64 yaşındaki bir kitapçının hikâyesini anlatıyor. Adam, kırsalda aşırı sağ bir topluluk içinde yaşayan kızını bulmak için geçmişin izini sürüyor.</p>

<p>Dizi projesinin senaryosunu Annika Pinske ve Jacob Hauptmann kaleme alacak. Yapım, FFF Bayern tarafından destekleniyor.</p>

<p><strong>Oscar Yolculuğu ve Akademi Üyeliği</strong></p>

<p>İlker Çatak, 2015 yılında Hamburg Media School'daki mezuniyet filmi "Sadakat" ile Öğrenci Oscar'ı kazanmıştı. 2024 yılında ise Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından yeni üyeler arasına davet edildi.</p>

<p>Altın Ayı ödülüyle kariyerinde yeni bir zirveye ulaşan Çatak, hem Almanya hem Türkiye sinema dünyasında adından söz ettirmeye devam ediyor.</p>

<p>(Fotos: Heike Blenk/Alamode Film)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, HAMBURG, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/catak-altin-ayi-odulunu-hamburga-tasidi-gelbe-briefe-buyuk-odulun-sahibi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/toplu-18.jpeg" type="image/jpeg" length="50060"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadırga Mehmet’i(*) kaybettik…]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/kadirga-mehmeti-kaybettik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/kadirga-mehmeti-kaybettik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["12 Eylül sonrasında, Şubat 1981’de İzmir’de Kemeraltı Polis Karakolu’nun basılmasından dolayı yakalananlar arasında Kadırga Mehmet’in adını görünce, devrimcilerin her koşulda emekçi halkın mücadelesine sahip çıkıp canları pahasına sürdürdüğünü bir kez daha anlıyoruz. Aynı operasyonda işkencede katledilen Ömer Aydoğmuş’u da unutmayarak sevgiyle anıyoruz."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaybettiğimiz her yoldaşın yüreğimizde yarattığı fırtınaları tanımlamak gerçekten zordur. Ama şu da var ki, kaybettiğimiz her yoldaşın nezdinde mücadele tarihinin unutulmaya yüz tutmuş sayfalarını gözlerimizin önünde yeniden canlandırıyoruz.</strong></p>

<p>Ayşe ASLAN</p>

<p>Kadırga Mehmet derken, 70’li yıllarda oligarşinin resmi ve gayriresmî tüm güç ve olanaklarını seferber ederek öğrenci gençliğe karşı okul ve yurtlarda yürüttüğü saldırılara karşı ortaya konulan direnişin büyüklüğünü gözümüzün önüne getiriyoruz.</p>

<p>Ona MAMAD’lı (Maliye Muhasebe Yüksek Okulu Derneği) Kadırga Mehmet derken, silahlı-bombalı tüm saldırılara karşın neredeyse göğüs göğüse, dişe diş kavgalarda savunulan okulların mücadelesini hatırlıyoruz.</p>

<p>Ona DEV-GENÇ’li Kadırga Mehmet derken, neredeyse tüm okullarda idare-polis-faşist hareket işbirliğiyle sürdürülen işgallerin (16 Mart gibi katliamlara rağmen) nasıl kırıldığını ve tüm okullardan faşistlerin nasıl kovulduğunu hatırlıyoruz.</p>

<p>12 Eylül sonrasında, Şubat 1981’de İzmir’de Kemeraltı Polis Karakolu’nun basılmasından dolayı yakalananlar arasında Kadırga Mehmet’in adını görünce, devrimcilerin her koşulda emekçi halkın mücadelesine sahip çıkıp canları pahasına sürdürdüğünü bir kez daha anlıyoruz. Aynı operasyonda işkencede katledilen Ömer Aydoğmuş’u da unutmayarak sevgiyle anıyoruz.</p>

<p><img alt="" height="726" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/mahmut2-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Neredeyse her saat bir devrimcinin işkencede, yargısız infazlarda katledildiği bu süreçte; gözaltı-işkence sınavından da, göstermelik bir yargılamayla (iki yoldaşıyla birlikte) idam cezasına çarptırıldığı mahkeme sürecinden de sol yumruğunu sıkarak çıkan Mehmet’in bize hatırlattığı, yılgınlık ve teslimiyetin değil direnişin zaferi olmuştur.</p>

<p>Boyunlarına asılı idam fermanlarıyla cezaevlerinde geçirdiği yıllar boyunca Mehmet, Buca’da 3 (Necati Vardar, Seyit Konuk ve İbrahim Ethem Coşkun), Burdur’da 2 (İlyas Has ve Hıdır Aslan) devrimciyi sloganlarla, marşlarla sonsuzluğa uğurlarken devrimci dostluğun, dayanışmanın ruhunu bize yaşatmıştır.</p>

<p>1991’de cezaevinden çıktığında en küçük bir tereddüt duymadan mücadelenin görevlerini aynı coşkuyla omuzlamaya devam etmiştir.</p>

<p>Sonrasında Suriye zindanlarında geçirilen, sorgusuz sualsiz bir 4,5 yıl vardır Mehmet’in yaşamında ve bu süreci belirleyen de direniştir Mehmet açısından.</p>

<p>Tasfiyeci dalganın, tüm dünya solu gibi ülkemiz solunu ve devrimci hareketlerini alt üst ettiği 2000’li yılları Avrupa’da karşılayan Mehmet, doğal olarak her türlü tasfiyeciliğin tam karşısında saf tutmuş ve son günlerine kadar da bu tasfiyecilik karşıtı tavrını sürdürmüştür.</p>

<p>İlişkide olduğu herkeste bıraktığı izlenim nedir dersek:</p>

<p>1970’lerin devrimci hamuruyla yoğrulmuş bir kişilik;</p>

<p>Değişim adı altında gündeme gelen her türden yozlaşma ve tasfiyeci girişime karşı sürdürülen bir direniş;</p>

<p>İdeolojik-siyasi çizgiyi her şeyin önünde tutma;</p>

<p>Görevler karşısında her türden “ama”ları ve “bahane”leri kabullenmeyen bir disiplin anlayışı;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm yaşamını belirleyen mütevazılığı.</p>

<p>Vedasını da sessizce ve ona yakışan bir mütevazılıkla gerçekleştirdi.</p>

<p>Cenazesi bugün İzmir Menemen Emiralem Mezarlığı’nda sonsuzluğa uğurlanacaktır.</p>

<p>Unutmayacağız!</p>

<p><img alt="" height="1131" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/mahmut-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /></p>

<p>(*) Asıl ismi Mehmet Uçaroğlu idi. 01.01.1954 Mardin doğumluydu; biz onu Kadırga Mehmet veya Mahmut olarak tanıdık.</p>

<p><strong>48 yıllık mücadele arkadaşından veda</strong></p>

<p><strong>Mehmet’in mücadele arkadaşı Cavidan Kocaacar, duygularını şu sözlerle paylaştı:</strong></p>

<p>“48 yıllık yoldaşımdı Mehmet. Anlatabileceğim o kadar çok anımız var ki. Cezaevi sürecinde onların kaldığı hücre ile bizim koğuş bitişikti. Birbirimizin sesini duyuyorduk yani. Birlikte yargılanmıştık ve Mehmet diğer yoldaşlarla beraber idam cezası aldığı için hücreler bölümünde kalıyordu. Cezaları da onaylanmıştı; yani iş Kenan Evren'in bir gün canı sıkılıp idam fermanını imzalamasına kalmıştı.</p>

<p>Bu nedenle yıllar boyunca, hazırlıksız yakalanmamak için geceleri uyumayıp eğlenceler düzenlediler idamlık arkadaşlar. Her gece yatmadan önce Nazım’ın ‘Tanya’ şiirini onların da duyacağı şekilde yüksek sesle okurdum ve sabaha görüşemezsek diye vedalaşmış olurduk. Üç sene böyle sürdü bu.</p>

<p>Sonra Mehmetler sevk olup Burdur’a gittiler. Sonra Suriye’de kesişti yollarımız, ardından da Avrupa’da. ‘Senin için çok ağladım, ölsen de artık ağlamam’ diye takılırdım hep. ‘Ben senin defterini düreceğim’ derdi o da bana.</p>

<p>Anjiyo sonrası ‘Helva parasını gönder, sana helva yaptıracağım gidince’ dedim. Ameliyat sonrası da ‘Helva parası vermemek için öbür taraftan geri döndün, değil mi?’ diye takıldım. Yeğeni bu takılmalarımızı biliyordu; ‘Söyle ona, birkaç güne buradan çıkıp onun defterini düreceğim’ demiş. Benim defterimi düremedi ama helva parasını da göndermedi. Mehmet’e de söylediğim gibi, ağlayamadım dünden beri ama dünden beri yüzlerce, binlerce anı arasında savrulup duruyorum. Paylaşmak acıyı azaltır derler; ben de bunu deneyimlemek istedim.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/kadirga-mehmeti-kaybettik</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 01:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/03/mahmet1-1.jpg" type="image/jpeg" length="95126"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Almanya Film Festivali'nin özel kitabı 'Uzak Yollardan Geldik' çıktı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/turkiye-almanya-film-festivalinin-ozel-kitabi-uzak-yollardan-geldik-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/turkiye-almanya-film-festivalinin-ozel-kitabi-uzak-yollardan-geldik-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Almanya Film Festivali'nin 1992'den bugüne uzanan serüveni, Türkçe ve Almanca yayımlanan 'Uzak Yollardan Geldik / Von Weitemgekommen' adlı özel kitapta anlatılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye ile Almanya arasında sinema aracılığıyla kurulan en uzun soluklu ve en tanınan kültürel köprülerden biri olan Türkiye Almanya Film Festivali, 34 yıla yayılan birikimini 'Uzak Yollardan Geldik / VonWeitem gekommen' adlı özel bir kitapla kalıcı hale getirdi. </strong></p>

<p>Türkçe ve Almanca olarak hazırlanan kitap, festivalin yalnızca tarihini değil, iki ülke sineması arasındaki kültürel etkileşimi de katmanlı bir anlatıyla ortaya koyuyor.</p>

<p><img alt="" height="615" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/02/film-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p>Festivalin kurucularından <strong>Adil</strong> <strong>Kaya'nın</strong> yayına hazırladığı, editörlüğünü İstanbul'dan gazeteci ve sinema yazarı <strong>Olkan</strong> <strong>Özyurt'un</strong> üstlendiği; grafik tasarımını <strong>Metin</strong> <strong>Kayıp</strong> ile <strong>Bülent</strong> <strong>Bayraktar'ın</strong> gerçekleştirdiği kitap, <strong>Frank Becher</strong> ve <strong>Georg Escher</strong>'in danışmanlığı altında festivalin kuruluşundan bugüne uzanan süreci seçkiler, ödüller, tanıklıklar, tartışmalar ve karşılaşmalar üzerinden ele alıyor.</p>

<p><img alt="" height="182" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/02/3-61.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p>Kitabın en belirleyici yönlerinden biri, yazar, yönetmen, oyuncu, festivalci, eleştirmen ve siyasetçi kimlikleriyle tanınan 28 kişilik çok sesli yazar kadrosu. <strong>Zülfü Livaneli</strong>, <strong>Uğur</strong> <strong>Yücel</strong>, <strong>Ercan</strong> <strong>Kesal</strong>, <strong>Tevfik</strong> <strong>Başer</strong>, <strong>Nur</strong> <strong>Sürer</strong>, <strong>Osman</strong> <strong>Okkan</strong>, <strong>Can</strong> <strong>Dündar</strong> ve <strong>Ayhan</strong> <strong>Salar</strong> gibi isimler festivalin Türkiye ve Almanya arasında hem sinemasal hem de kültürel anlamda nasıl bir köprü oluşturduğunu tanıklıklar üzerinden değerlendirirken;</p>

<p>Almanya'nın eski Kültür Devlet Bakanı <strong>Claudia</strong> <strong>Roth</strong>, Almanya'nın önde gelen politikacılarından <strong>Cem</strong> <strong>Özdemir</strong> ve Dr. <strong>UlrichMaly</strong> festivalin kültürel diplomaside oynadığı role dikkat çekiyor. <strong>Hülya Uçansu</strong>, <strong>Klaus</strong> <strong>Eder</strong>, <strong>Alexander</strong> <strong>Bohr</strong>, Dr. <strong>Ludwig Ammann</strong>, Dr. <strong>Ahmet</strong> <strong>Boyacıoğlu</strong>, <strong>Ayten</strong> <strong>Akyıldız</strong>, <strong>Marcus</strong> <strong>König</strong>, Prof. Dr. <strong>Julia</strong> <strong>Lehner</strong> ve Dr. <strong>Bettina Berns</strong> ise yazılarında festivalin bir sinema etkinliğinin ötesine geçen yapısını ele alıyor.</p>

<p><img alt="" height="182" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/02/2-128.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p>Kitap yalnızca yazılardan oluşmuyor. Festivalin yıllar içinde biriken hafızası da görsel bir seçkiyle sunuluyor. Fotoğraflar, afişler ve festival anlarına ait belgeler; <strong>Atıf</strong> <strong>Yılmaz</strong>, <strong>Ömer</strong> <strong>Kavur</strong>, <strong>Tuncel Kurtiz</strong>, <strong>Tarık</strong> <strong>Akan</strong>, <strong>Fatih</strong> <strong>Akın</strong>, <strong>Ferzan Özpetek</strong>, <strong>Şener</strong> <strong>Şen</strong>, <strong>Kenan</strong> <strong>İmirzalıoğlu</strong>, <strong>Cem Yılmaz</strong>, <strong>Kadir</strong> <strong>İnanır</strong> ve <strong>Türkan</strong> <strong>Şoray</strong> gibi isimlerle; <strong>Hanna</strong> <strong>Schygulla</strong>, <strong>Margarethe</strong> <strong>von</strong> <strong>Trotta</strong>, <strong>Volker</strong> <strong>Schlöndorff</strong>, <strong>Mario</strong> <strong>Adorf</strong>, <strong>Armin</strong> <strong>Mueller</strong>-<strong>Stahl</strong>, <strong>Senta</strong> <strong>Berger</strong> ve <strong>Iris</strong> <strong>Berben</strong> gibi Alman sinemasının önemli figürlerini aynı görsel evrende buluşturuyor. Kitapta ayrıca festivalin yıllar içinde ulusal ve uluslararası basındaki yansımalarına da kapsamlı bir yer veriliyor.</p>

<p>Festivalin 30. yılı için hazırlanan eser, iki ülke arasında kurulan ortak sinema hafızasını görünür kılan kapsamlı bir bellek çalışması niteliği taşıyor. Festivalin bir gösterim alanı olmanın ötesinde, bir karşılaşma ve diyalog zemini olduğuna işaret eden kitap, iki ülke arasında gelişen sinema dilinin ortak ve ayrışan yönlerine de ışık tutuyor. Bu yönüyle eser, bir arşiv çalışmasının ötesinde eleştirel bir başvuru kaynağı olarak da değerlendirilebilir.</p>

<p>Adil Kaya kitapla ilgili olarak, "Almanya'nın ısrarla inşa ettiği unutmama kültürünün bir parçasını oluşturduk. Türkiye'nin postmodern jargonuyla söylersek: 'Bu kitapla tarihe bir not düştük.' Okuması sizden..." diyor.</p>

<p>Otuzdört yıllık kültürel emeğin izini süren 'Uzak Yollardan Geldik / Von Weitem gekommen', festivalin süreklilik üreten bir kültürel zemin olduğunu ortaya koyarken geleceğe dönük güçlü bir perspektif de sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kitap, 30. Türkiye Almanya Film Festivali günlerinde edinilebilir ya da ISBN numarası <strong>(ISBN: 978-3-00-085893-2)</strong> üzerinden Türkiye ve Almanya'dan sipariş edilebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/turkiye-almanya-film-festivalinin-ozel-kitabi-uzak-yollardan-geldik-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/02/1-186.jpg" type="image/jpeg" length="81950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Berlinale’de “Gazze” Gerilimi: İlker Çatak’ “Sarı Zarflar” filmiyle “Altın Ayı” ödülünü kazandı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/berlinalede-gazze-gerilimi-ilker-catak-sari-zarflar-filmiyle-altin-ayi-odulunu-kazandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/berlinalede-gazze-gerilimi-ilker-catak-sari-zarflar-filmiyle-altin-ayi-odulunu-kazandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Berlin Film Festivali, ödül gecesinde yaşanan siyasi tartışmaların gölgesinde tamamlandı. Türkiye kökenli yönetmen İlker Çatak, Sarı Zarflar filmiyle festivalin en prestijli ödülü olan “Altın Ayı”ya layık görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çatak’ın başarısı sanat çevrelerinde büyük takdir toplarken, aynı gece yapılan Gazze savaşıyla ilgili açıklamalar, Alman siyasetinde ve diplomatik çevrelerde geniş yankı uyandırdı.</strong></p>

<p>Sanat ile siyasetin kesiştiği bir atmosferde gerçekleşen ödül töreni, Berlinale’nin ifade özgürlüğü ile politik hassasiyetler arasındaki dengeyi bir kez daha gündeme taşıdı.</p>

<p>Suriye-Filistin kökenli yönetmen Abdallah Alkhatib, ilk uzun metraj filmi “Kuşatma Sırasından Tanıklıklar" ile (Chronicles from the Siege) ödülünü kazandı. Elinde Filistin bayrağıyla sahneye çıkan Alkhatib, teşekkür konuşmasında Almanya hükümetini “Gazze’deki soykırıma ortak olmakla” suçladı.</p>

<p>“Bir gün Gazze’de harika bir film festivali olacak” diyen Alkhatib,<strong> “Yanımızda olanları da karşımızda duranları da hatırlayacağız. Özgür Filistin, şimdi ve sonsuza dek”</strong> ifadelerini kullandı. Salondaki izleyiciler konuşmayı hem alkışlarla hem de protesto sesleriyle karşıladı.</p>

<p><strong>Bakan Schneider Salonu Terk Etti</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Törende hükümeti temsilen bulunan Almanya Çevre Bakanı Carsten Schneider (SPD), konuşma sırasında salonu terk etti. Bakanlık sözcüsü, Alkhatib’in açıklamalarının “kabul edilemez” olduğunu ve bu nedenle Schneider’in protesto amacıyla etkinlikten ayrıldığını duyurdu. Schneider’in, konuşma sırasında törende bulunan tek federal hükümet temsilcisi olduğu belirtildi.</p>

<p><strong>İsrail’den Destek Mesajı</strong></p>

<p>İsrail’in Berlin Büyükelçisi Ron Prosor, Schneider’in tavrını “ahlaki netlik” olarak nitelendirerek övdü. Prosor, festival yönetimini de eleştirerek, “Berlinale, İsrail düşmanlığına sahne olursa saygınlığını kaybeder” dedi. Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği saldırıları hatırlatan Prosor, Gazze’deki insani krizin sorumluluğunun Hamas’a ait olduğunu savundu.</p>

<p>CSU Federal Meclis Grup Başkanvekili Alexander Hoffmann ise ödül törenindeki sahneleri “iğrenç” olarak tanımladı. Hoffmann, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “soykırım suçlamaları, antisemitik ifadeler ve Almanya’ya yönelik tehditlerin kesinlikle kabul edilemez” olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>Weimer: “Kötü Niyetli İddialar”</strong></p>

<p>Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer, Alkhatib’in açıklamalarını “tamamen yersiz ve kötü niyetli” olarak değerlendirdi. Alman hükümetinin Gazze’de soykırıma ortak olduğu yönündeki suçlamaları reddeden Weimer, <strong>“Bu tür art niyetli iddialar siyasi tartışmaları zehirliyor ve Berlinale’nin sanat ödüllerine zarar veriyor”</strong> dedi.</p>

<p>Weimer ayrıca yaklaşık 100 sanatçının kaleme aldığı ve festival yönetimini Gazze konusunda “kurumsal sessizlikle” suçlayan açık mektubu da eleştirdi.</p>

<p><strong>Festival Yönetiminden “Diyalog” Vurgusu</strong></p>

<p>Festival Direktörü Tricia Tuttle, gala gecesinde yaptığı konuşmada, bir film festivalinin küresel çatışmaları çözemeyeceğini ancak <strong>“karmaşıklık, dinleme ve insani bağ kurma için alan yaratabileceğini”</strong> söyledi.</p>

<p>Jüri Başkanı Wim Wenders ise sanat ve siyasetin ilişkisine dair değerlendirmeleri nedeniyle festival süresince eleştirilmişti.</p>

<p>Öte yandan Lübnanlı yönetmen Marie-Rose Osta, kısa filmi Someday a Child ile ödül alırken Gazze ve Lübnan’da çocukların bombardıman tehdidi altında olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong>İlker Çatak’ “Sarı Zarflar” filmiyle “Altın Ayı” ödülünü kazandı </strong></p>

<p>Gecede Türkiye kökenli yönetmen İlker Çatak “Altın Ayı” ödülünü kazanırken, Emin Alper de “Gümüş Ayı” ile onurlandırıldı. Almanya-Frans-Türkiye ortak yapımı olan, senaryosunu İlker Çatak, Ayda Meryem Çatak Çatak ve Enis Köstebek’in yazdığı “Sarı Zarflar” jüri tarafından “Altın Ayı” ödülüne layık görüldü.</p>

<p>“Sarı Zarflar” Ankara’da yaşayan sanatçı çift Derya ve Aziz’in yeni oyunlarının prömiyerinden sonra yaşadıkları olayları, işlerini ve evlerini nasıl kaybettiklerini ve 13 yaşındaki kızları Ezgi ile İstanbul'da yeni bir yaşam kurma çabalarını konu ediyor.</p>

<p>Çatak, ödül öncesinde yaptığı açıklamada, karmaşık siyasi meselelerin kısa basın açıklamalarına sığmayacağını ve daha geniş bağlamda ele alınması gerektiğini ifade etmişti.</p>

<p><strong>Siyaset Gölgesinde Bir Festival</strong></p>

<p>Bu yılki Berlinale, Gazze savaşı ekseninde süren tartışmaların gölgesinde gerçekleşti. Aralarında Tilda Swinton ve Javier Bardem gibi isimlerin de bulunduğu çok sayıda sanatçı, festival yönetimini Gazze konusunda sessiz kalmakla eleştiren bir açık mektuba imza atmıştı.</p>

<p>22 Şubat’ta sona eren festival, sanat ve siyasetin sınırlarının yeniden tartışılmasına yol açarken, Berlinale’nin ifade özgürlüğü ile diplomatik hassasiyetler arasındaki dengeyi nasıl kuracağı sorusunu da gündeme taşıdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MAGAZİN, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/berlinalede-gazze-gerilimi-ilker-catak-sari-zarflar-filmiyle-altin-ayi-odulunu-kazandi</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/02/berlinale.jpg" type="image/jpeg" length="51647"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[21 Şubat Dünya Ana Dil Günü’nde Zazacaya sahip çık]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/21-subat-dunya-ana-dil-gununde-zazacaya-sahip-cik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/21-subat-dunya-ana-dil-gununde-zazacaya-sahip-cik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla Alevitische Gemeinde Duisburg Nord (Marxloh Cemevi)’nde Zazaca–Kırmanckî Dil Günü etkinliği düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><font face="Verdana, sans-serif"><font size="2">Fatih ÇİMEN-DUİSBURG</font></font></strong></p>

<p>Etkinliğin açılış konuşmasını Kuzey Duisburg Alevi Toplumu Başkanı Düzgün Küçükdoğan yaptı. Konuşmasında Küçükdoğan, 74 yıl önce Pakistan’ın resmi dil olarak Urduca’yı dayatmasına karşı Bangladeş halkının başlattığı protestolara değinerek, 21 Şubat 1952’de “Bengal Dil Hareketi” kapsamında düzenlenen yürüyüşte güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu çok sayıda kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Küçükdoğan, bu olayın ardından 21 Şubat’ın UNESCO tarafından Dünya Anadil Günü ilan edildiğini belirtti.<font face="Verdana, sans-serif"><font size="2"> </font></font></p>

<p><font face="Verdana, sans-serif"><font size="2"><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/02/zazaca-dil-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></font></font></p>

<p><strong>“Her ot kendi kökünde biter”</strong></p>

<p>Bazı kayıpların sessiz yaşandığını ifade eden Küçükdoğan, “Ne bir çığlığı vardır ne de anında fark edilir. Ama zamanla, farkına varmadan içimizden bir şeyleri eksiltir. Bir dilin yavaş yavaş susması da böyledir” dedi.</p>

<p>Küçükdoğan konuşmasında şu sözlere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Her was serê koka xo de reseno, her têyr zonê xo de waneno. Sey Qaji (Her ot kendi kökünde biter, her kuş kendi dilinde öter.)”</p>

<p><strong>“Zazaca UNESCO tarafından yok olma tehlikesi altında”</strong></p>

<p><font face="Verdana, sans-serif"><font size="2"><strong><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/02/zazaca-dil-8-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></font></font></p>

<p>Zazaca (Kırmanckî, Dimilkî) dilinin UNESCO tarafından yok olma tehlikesi altındaki diller arasında yer aldığını belirten Küçükdoğan, anadilin önemine vurgu yaptı.</p>

<p>“Önce bir kelime eksilir hayattan, sonra bir deyiş, ardından bir dua… Ve bir gün gelir, bir halk kendi sesini duyamaz olur. Bugün dünyada baskın diller çoğalırken nice kadim dil gözlerimizin önünde eriyip gidiyor. Çünkü bir topluluk anadilini sahiplenmezse o dil yetim kalır; yetim kalan her şey gibi zamanla sessizce yok olur.</p>

<p>Zazaca bir zamanlar Erzincan’da, Tunceli’de, Bingöl’de, Elazığ’da, Hınıs’ta, Warto’da, Diyarbakır’da, Aksaray’da ve daha nice yerde yaşamın diliydi. Deyişlerimiz Zazacaydı. Dualarımız Zazacaydı. Ağıtlarımız, sevinçlerimiz, gündelik muhabbetimiz Zazacaydı. Dersim yöresinde bu dile boşuna ‘Hızır’ın dili’ denmezdi. Çünkü bu dil dara düşenin elinden tutardı. İnsanların kalbine yol bulan bir dildi. Ancak bugün her geçen gün biraz daha susuyor. Gençler anlamıyor, çocuklar konuşamıyor, yaşlılar anlatacak kimse bulamıyor. Bir dil daha yalnızlığa terk ediliyor.</p>

<p>Unutmayalım: Bir dil ölürse yalnızca kelimeler ölmez. Bir halkın hafızası, acısı, sevinci ve duası da onunla birlikte toprağa verilir. Bu yüzden Zazacayı yaşatmak bir seçenek değil; insani ve vicdani bir sorumluluktur.” dedi.</p>

<p><font face="Verdana, sans-serif"><font size="2"><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/02/zazaca-grup.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></font></font></p>

<p><strong>Yoğun katılım ve yeni dil kursu</strong></p>

<p>Program kapsamında kısa bir tanışmanın ardından Zazaca klamlar saz eşliğinde seslendirildi. Katılımcılar Zazaca sohbet ederken, dili öğrenmek isteyen gençler kurs hocasıyla tanışarak kayıt yaptırma imkânı buldu.</p>

<p>Etkinlikte Grup La Liberta, Grup Mızrap 81 ve Necati Teyhani Zazaca klamlar seslendirdi.</p>

<p>Yeni açılacak Kırmanckî–Zazaca Dil Kursu için 54’ten fazla kayıt yapıldığı bildirildi. Kursun, en kısa sürede Necati Teyhani tarafından başlatılacağı belirtildi.</p>

<p>Başkan Düzgün Küçükdoğan, bu özel günde kendilerini yalnız bırakmayan Grup La Liberta, Grup Mızrap 81 ve kurs hocası Necati Teyhani’ye teşekkür ederek, etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese şükranlarını sundu. Küçükdoğan, “Anadilimizin yaşatılması yolunda birlikte yürümekten onur duyuyoruz” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/21-subat-dunya-ana-dil-gununde-zazacaya-sahip-cik</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/02/zazaca-dil-baskan.jpg" type="image/jpeg" length="43946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elbphilharmonie’de kültürlerarası müzik buluşması: Derya Yıldırım ve Avi Avital aynı sahnede]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/elbphilharmoniede-kulturlerarasi-muzik-bulusmasi-derya-yildirim-ve-avi-avital-ayni-sahnede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/elbphilharmoniede-kulturlerarasi-muzik-bulusmasi-derya-yildirim-ve-avi-avital-ayni-sahnede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Hamburg kentindeki dünyaca ünlü Elbphilharmonie Konser Salonu, dün kültürlerarası müziğin güçlü bir buluşmasına sahne oldu. Sanatçı Derya Yıldırım ile dünyaca tanınan mandolin virtüözü Avi Avital, Ensemble Resonanz eşliğinde Elbphilharmonie’nin Büyük Salonu’nda verdikleri konserle izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anadolu’dan Avrupa’ya uzanan müzikal bir diyalog sunan konserde, bağlama ve mandolinin ilk kez aynı sahnede buluşması büyük ilgi gördü. </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SÜHEYLA KAPLAN</p>

<p>Barok müzik, Anadolu halk ezgileri ve çağdaş oda müziğinin iç içe geçtiği program, salonu dolduran izleyicilerden uzun süreli alkış aldı. Özellikle mandolin ile bağlamanın birlikte icra edildiği eserler, konser sonunda ayakta alkışlandı.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/uclu-4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Programda, bağlama, mandolin ve yaylılar için yeniden düzenlenen Anadolu türküleri ile barok müziğin önemli bestecileri Pietro Locatelli ve Antonio Vivaldi’nin eserleri yer aldı. Gecenin dikkat çeken anlarından biri ise besteci Taner Akyol’un bu konser için özel olarak bestelediği eserin dünya prömiyeri oldu. Yeni eser, geleneksel motiflerle çağdaş müzik dili arasındaki köprüyü güçlü bir biçimde yansıttı.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/3-58.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>İlk kez aynı sahneyi paylaşan Derya Yıldırım ve Avi Avital, farklı müzik kültürlerinden gelen enstrümanların ortak bir dil kurabileceğini gösterdi. Deneysel projeleriyle tanınan Ensemble Resonanz da bu buluşmaya modern ve dinamik yorumu ile eşlik etti.</p>

<p>Konseri izleyenlerin büyük çoğunluğunu Alman dinleyiciler oluştururken, salonu dolduran seyirciler kültürlerarası bu müzikal kaynaşmayı büyük bir ilgi ve coşkuyla takip etti. Konser, müziğin evrensel diliyle kültürler arasında kurulan bağın güçlü bir örneği olarak hafızalara kazındı.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/derya.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Berlin’de yaşayan Derya Yıldırım, Anadolu halk müziğini çağdaş yaklaşımlarla yorumlayan çalışmalarıyla uluslararası müzik sahnesindeki yerini bir kez daha pekiştirirken, Elbphilharmonie’deki bu konser kültürlerarası sanatın etkileyici bir örneği olarak dikkat çekti.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/1-180.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Avi Avital kimdir?</strong></p>

<p>İsrailli mandolin virtüözü Avi Avital, mandolini klasik müzik sahnesinde yeniden merkezî bir konuma taşıyan öncü sanatçılardan biri olarak kabul ediliyor. Berlin’de yaşayan Avital, prestijli Deutsche Grammophon etiketiyle albüm yayımlayan ilk mandolin sanatçısı olarak müzik tarihinde önemli bir yere sahip.</p>

<p>Barok müzikten çağdaş eserlere, halk müziğinden deneysel projelere uzanan geniş repertuvarıyla tanınan Avital, özellikle Vivaldi, Bach ve Locatelli yorumlarıyla uluslararası alanda büyük beğeni topladı. Pek çok çağdaş besteci, Avital için özel eserler kaleme aldı.</p>

<p>Avital, dünyanın önde gelen orkestraları ve oda müziği topluluklarıyla konserler verirken, klasik müzik ile farklı kültürlerin müzikal gelenekleri arasında köprü kuran projeleriyle de dikkat çekiyor. Elbphilharmonie’de Derya Yıldırım ile gerçekleştirdiği bu konser, sanatçının kültürlerarası diyaloğu merkeze alan yaklaşımının güçlü bir örneği olarak öne çıktı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, HAMBURG, KÜLTÜR, MAGAZİN</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/elbphilharmoniede-kulturlerarasi-muzik-bulusmasi-derya-yildirim-ve-avi-avital-ayni-sahnede</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/2-123.jpeg" type="image/jpeg" length="15792"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elbphilharmonie’de kültürlerarası konser: Bağlama ile mandolin buluşması]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/elbphilharmoniede-kulturlerarasi-konser-baglama-ile-mandolin-bulusmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/elbphilharmoniede-kulturlerarasi-konser-baglama-ile-mandolin-bulusmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Hamburg kentindeki dünyaca ünlü Elbphilharmonie Konser Salonu, 25 Ocak 2026’da kültürlerarası bir müzik buluşmasına ev sahipliği yapacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sanatçı Derya Yıldırım ile dünyaca tanınan mandolin virtüözü Avi Avital, Ensemble Resonanz eşliğinde Elbphilharmonie’nin Büyük Salonu’nda sahne alarak Anadolu’dan Avrupa’ya uzanan güçlü bir müzikal diyalog kuracak.</strong></p>

<p><strong>SÜHEYLA KAPLAN</strong></p>

<p>Mandolin ile bağlamanın bir araya geldiği konserde; barok müzik, Anadolu halk ezgileri ve çağdaş oda müziği aynı sahnede buluşacak. Programda, bağlama, mandolin ve yaylılar için yeniden düzenlenen Anadolu türküleri ile Pietro Locatelli ve Antonio Vivaldi gibi barok müziğin önde gelen bestecilerinin eserleri yer alacak.</p>

<p><img alt="" height="534" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/derya-yildirim.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Halk müziğini yaşayan ve dönüşen bir anlatım biçimi olarak ele alan Derya Yıldırım, sesi ve bağlamasıyla hasret, göç, direniş ve kimlik temalarını dinleyiciyle buluşturacak. Avi Avital ise mandolini klasik konser sahnesinde yeniden konumlandıran yorumlarıyla tanınırken, özellikle Akdeniz coğrafyasının halk müziklerine duyduğu ilgiyi bu konserde de yansıtacak.</p>

<p><img alt="" height="392" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/avital.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>İki sanatçı, bu konserle birlikte ilk kez aynı sahneyi paylaşacak. Deneysel projeleriyle bilinen Ensemble Resonanz da bu özel buluşmaya eşlik edecek. Ayrıca besteci Taner Akyol’un konser için özel olarak bestelediği yeni eser, ilk kez dinleyiciyle buluşacak.</p>

<p>Konser kapsamında, 22 Ocak 2026 tarihinde Ensemble Resonanz’ın St. Pauli’deki mekânı resonanzraum’da, <em>“bunkersalon”</em> başlıklı bir yan etkinlik de düzenlenecek. Bu etkinlikte Derya Yıldırım ve Avi Avital, dinleyicilerle birlikte bir dinleme ve söyleşi oturumu gerçekleştirecek.</p>

<p><img alt="" height="392" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/elbphilharmonie-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Konser, <strong>25 Ocak 2026 Pazar günü saat 20.00’de</strong>, Elbphilharmonie Büyük Salonu’nda yapılacak.</p>

<p><strong>Not:</strong> Saat <strong>18.00–18.30</strong> arasında <strong>+49 152 5785 5757</strong> numaralı telefonu arayan ilk <strong>6 kişiye</strong> konser bileti hediye edilecek.</p>

<p><strong>Derya Yıldırım kimdir?</strong></p>

<p>Berlin’de yaşayan Türk müzisyen Derya Yıldırım, Anadolu halk müziğini çağdaş yaklaşımlarla yeniden yorumlayan çalışmalarıyla tanınıyor. Bağlama icrası ve güçlü sesiyle uluslararası müzik sahnesinde önemli bir yer edinen sanatçı, halk müziğini yaşayan, değişen ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir ifade biçimi olarak ele alıyor.</p>

<p>“Derya Yıldırım &amp; Grup Şimşek” ile yayımladığı albümlerle Avrupa’da geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Yıldırım, geleneksel ezgileri modern düzenlemelerle buluşturuyor.</p>

<p><strong>Taner Akyol kimdir?</strong></p>

<p>Taner Akyol, 1977 yılında Bursa’da doğdu. Besteci ve bağlama (saz) virtüözü olan Akyol, müzik eğitimine küçük yaşta başladı. Bursa Müzik Lisesi’ni tamamladıktan sonra 1996 yılında Berlin’e yerleşti; Hanns Eisler Müzik Yüksekokulu ve Berlin Güzel Sanatlar Üniversitesinde (UdK) kompozisyon eğitimi aldı.</p>

<p>Avrupa çağdaş müziği ile Anadolu müzik geleneğini birleştiren çalışmalarıyla tanınan Akyol, uluslararası alanda çeşitli bestecilik ve müzik ödüllerine layık görüldü. Oda müziği, orkestra ve sahne eserleri besteleyen sanatçı, Komische Oper Berlin için bir çocuk operası da kaleme aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağlamayı çağdaş müzik sahnesine taşıyan öncü isimlerden biri olan Akyol, 2004 yılından bu yana Berlin’de ta Musikatelier’i yönetiyor; 2016’dan itibaren ise Berlin Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde bağlama dersleri veriyor.</p>

<p>Fotos: (<strong><a href="https://www.elbphilharmonie.de/" rel="nofollow">https://www.elbphilharmonie.de/</a></strong>)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, HAMBURG, KÜLTÜR, MAGAZİN</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/elbphilharmoniede-kulturlerarasi-konser-baglama-ile-mandolin-bulusmasi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/1-178.jpg" type="image/jpeg" length="69898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Eyvah Zayıflıyorum!” Brüksel’de tiyatroseverleri kahkahaya boğdu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/eyvah-zayifliyorum-brukselde-tiyatroseverleri-kahkahaya-bogdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/eyvah-zayifliyorum-brukselde-tiyatroseverleri-kahkahaya-bogdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2008 yılından bu yana Belçika’da çok sayıda oyunu sahneye taşıyan Binfikir Tiyatrosu, 2026 yılına kahkaha dolu bir komediyle merhaba dedi. Mizah yazarı ve Binfikir Tiyatrosu Genel Sanat Direktörü Erdinç Utku’nun kaleme aldığı, Vedat Yeşilyurt’un yönettiği “rejim karşıtı” komedi Eyvah Zayıflıyorum!, 18 Ocak Pazar günü Brüksel’de ilk kez seyirciyle buluştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günler öncesinden biletleri tükenen oyun, Binfikir Tiyatrosu tarihinde bir ilke de imza attı. Daha önce kapalı gişe oynanan yapımları bulunan topluluk, bu kez henüz sahnelenmeden kapalı gişe oynayan bir oyunla seyirci karşısına çıktı.</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="695" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/b7.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Perde çocuklarla açıldı</strong></p>

<p>Oyun öncesinde sahne, bu kez Binfikir Çocuk Tiyatrosuna aitti. 16 çocuk oyuncu, kendi yazıp yönettikleri üç sürpriz skeçle izleyicinin karşısına çıktı. Minik oyuncuların performansı, salondan büyük alkış aldı ve yetişkin oyunculara adeta sahneyi devralacak güçlü bir giriş sundu.</p>

<p><strong>Tempo, mizah ve sürpriz final</strong></p>

<p>Ardından sahneye çıkan 15 kişilik yetişkin oyuncu kadrosu, oyun boyunca enerjisiyle yıldızlaştı. Güncel göndermeleri, tempolu anlatımı ve sürpriz finaliyle Eyvah Zayıflıyorum!, tiyatroseverleri gülmekten kırdı geçirdi. Tamamen dolan salonda izleyicinin oyuna gösterdiği yoğun ilgi dikkat çekti.</p>

<p><img alt="" height="639" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/b6.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Zayıflama yarışı ve sevimli bir rekabet</strong></p>

<p>Oyun, Erdinç Utku’nun kısa sürede üç baskı yapan aynı adlı kitabından yola çıkılarak hazırlandı. Ancak yapım, kitabın birebir sahne uyarlaması olma iddiası taşımıyor. Utku, kitaptaki esprilerin bir bölümünü dört yeni ana karakter üzerinden yeniden kurgularken, oyun için özel olarak yazdığı yeni sahnelerle metni genişletti.</p>

<p><img alt="" height="697" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/b9.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Kilo sorunu yaşayan iki kişinin girdiği acımasız zayıflama yarışı, mizahla harmanlanarak sahneye taşındı. Oyuna ustalıkla yerleştirilen Hayat Perhizoğlu, Ti-yet falı ve müzikli dakikalar gibi bölümler, seyircinin hem soluklanmasını hem de hikâyeden kopmadan oyunun temposuna eşlik etmesini sağladı.</p>

<p><strong>Mizah daha salona girmeden başladı</strong></p>

<p>Oyun, sahneye çıkmadan önce de izleyiciyi içine çekti. De Kriekelaar Kültür Merkezi’nde oyunu izlemeye gelen seyircilerin salon girişinde kiloları ölçüldü. Böylece izleyiciler, daha perde açılmadan oyunun mizah dünyasına dahil edildi.</p>

<p><strong>“Seyirci olmadan tiyatro olmaz”</strong></p>

<p>Oyun sonunda kısa bir konuşma yapan Binfikir Tiyatrosu Genel Sanat Direktörü Erdinç Utku, salonu dolduran tiyatroseverlere teşekkür ederek, “<strong>Seyirci olmadan tiyatro olmaz. Biz de sizi alkışlıyoruz</strong>” dedi.</p>

<p>Konuşmasında Gırgır Modeli’ni tiyatroya uyarladıklarını ve seyirciden tiyatro yönetmeni yetiştirdiklerini vurgulayan Utku, oyunun yönetmeni Vedat Yeşilyurt ile bu sezon ekibe katılan sanat danışmanı Mehmet Avcu’yu sahneye davet ederek tüm ekibi alkışlattı.</p>

<p>Utku, yılın son günü babasını kaybettiğini ve bu nedenle oyunun 18 Ocak’ta sahnelenip sahnelenmemesinin gündeme geldiğini de paylaştı.</p>

<p>Utku'nun, <strong>“Babam bir cumhuriyet öğretmeniydi. Çocukların yüzündeki gülümsemeyi görünce mutlu olurdu. ‘Babam ne isterdi?’ diye sordum ve oyunu iptal etmedik. Biraz önce sahnedeki 16 minik oyuncuyu görseydi, eminim o da mutlu olurdu,” </strong>sözleri salonda duygusal anlar yaşattı.</p>

<p><strong>Türkçe tiyatroda ısrarcı bir yolculuk</strong></p>

<p>Binfikir Tiyatrosu, 2008 yılından bu yana Belçika’da çocukları, gençleri ve yetişkinleri tiyatroyla buluştururken, Türkçeyi Belçika sahnelerinde yaşatma konusundaki ısrarını bu oyunla bir kez daha ortaya koydu. Topluluk; Haldun Taner’den Ferhan Şensoy’a, Zeki–Metin geleneğinden kabareye uzanan çizgiyi Shakespeare’le yan yana getirerek, sahnede “bizim tiyatro” anlayışını sürdürmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MAGAZİN, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/eyvah-zayifliyorum-brukselde-tiyatroseverleri-kahkahaya-bogdu</guid>
      <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/01/b22.JPG" type="image/jpeg" length="78729"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
