<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/gundem" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 21 Jun 2026 15:54:03 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/gundem"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Futbolun ötesinde bir hikâye: Mesut Özil’in yaşamı tiyatro sahnesinde]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir dönem Almanya Milli Takımı'nın en önemli yıldızları arasında yer alan ve 2014 Dünya Kupası zaferinin mimarlarından biri olarak gösterilen Mesut Özil, bu kez futbol sahalarında değil tiyatro sahnesinde gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bremen'de sahnelenen "Der Zauberer von Öz – Eine Fußballtragödie" (Öz'ün Sihirbazı – Bir Futbol Trajedisi) adlı oyun, Özil'in kariyerini ve özellikle 2018 sonrası yaşadığı tartışmaları merkezine alıyor.</strong></p>

<p><strong>Bir futbolcunun ötesine geçen hikâye</strong></p>

<p>Theater Bremen tarafından sahnelenen oyun, yazar Akın Emanuel Şipal tarafından kaleme alındı. Eser, Mesut Özil'in futbol kariyerini yalnızca sportif başarılar üzerinden değil, Almanya'daki göç, aidiyet, kimlik, entegrasyon ve ayrımcılık tartışmaları ekseninde ele alıyor.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/akin-emanuel-sipal.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Oyunun merkezinde, 2018 yılında Mesut Özil ile Almanya Milli Takımı'nda forma giyen Türk kökenli futbolcuların, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çektirdiği fotoğrafın ardından başlayan tartışmalar yer alıyor. Söz konusu fotoğraf, Almanya'da siyaset, medya ve sosyal medyada uzun süre gündem olmuş; Özil ağır eleştirilere maruz kalmıştı.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/mesut-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Dünya şampiyonluğundan istifaya</strong></p>

<p>Gelsenkirchen doğumlu Mesut Özil, genç yaşta profesyonel futbola adım attıktan sonra Almanya'nın en önemli futbol yıldızlarından biri haline geldi. 2010 yılında entegrasyona katkıları nedeniyle ödüllendirilen Özil, 2014 Dünya Kupası'nı kazanan Alman Milli Takımı'nın da kilit isimleri arasında yer aldı.</p>

<p>Ancak 2018'deki fotoğraf krizi sonrasında kamuoyunda yoğun bir tartışmanın odağına yerleşti. Aylar süren eleştirilerin ardından milli takımı bırakan Özil, dönemin futbol federasyonu yöneticilerini, sponsorları ve medyayı çifte standart uygulamakla suçlamıştı. Özil'in o dönemde yaptığı "Kazandığımızda Alman, kaybettiğimizde göçmen oluyorum" açıklaması uzun süre tartışılmıştı.</p>

<p><strong>"Öz'ün Sihirbazı": Futbol, siyaset ve toplum</strong></p>

<p>Oyunda Mesut Özil'in hayatı gerçekçi bir biyografi olarak değil, masalsı ve çok katmanlı bir anlatımla sahneye taşınıyor. Futbol, popüler kültür, siyaset ve toplumsal kutuplaşma iç içe geçirilirken, Özil'in kariyeri üzerinden Almanya toplumundaki kırılmalar ve aidiyet tartışmaları da sorgulanıyor.</p>

<p><img alt="" height="392" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-144.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="588" /></p>

<p>Daha önce "İstanbul" ve "Mutter Vater Land" gibi yapıtlarıyla dikkat çeken Akın E. Şipal'in eseri, futbolun yalnızca bir spor olmadığını; aynı zamanda toplumsal ve siyasi tartışmaların da bir parçası haline gelebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Oyun, Bremen'deki gösterimlerinde Türkçe ve İngilizce üst yazıyla sahnelendi.</p>

<p><strong>ZDF de Özil'i mercek altına aldı</strong></p>

<p>Mesut Özil'in yaşam öyküsü ve kamuoyunda yarattığı tartışmalar yalnızca tiyatro sahnesine taşınmadı. Almanya'nın kamu yayın kuruluşlarından ZDF de kısa süre önce Özil'in kariyerini, milli takım yıllarını ve 2018 sonrasında yaşanan gelişmeleri konu alan [video color="bg-primary"][/video] <a href="https://www.zdf.de/dokus/mesut-oezil-zu-gast-bei-freunden-100" rel="nofollow">üç bölümlük bir belgesel </a>yayımladı.</p>

<p>Hem tiyatro oyunu hem de belgesel, Mesut Özil'in hikâyesinin yalnızca bir futbolcunun kariyerinden ibaret olmadığını; Almanya'da göç, kimlik, entegrasyon ve toplumsal aidiyet tartışmalarının da önemli bir parçası haline geldiğini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>

<p><img alt="" height="800" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/erdo-34.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tartışmalar, Mayıs 2018'de Mesut Özil, İlkay Gündoğan ve Cenk Tosun'un Londra'da AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelmesiyle başladı. Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden kısa süre önce gerçekleşen görüşmede futbolcular Erdoğan'a imzalı formalar hediye etti.</p>

<p>Özellikle İlkay Gündoğan'ın formasına el yazısıyla yazdığı <strong>"Sayın Cumhurbaşkanıma büyük saygılarımla"</strong> notu Almanya'da yoğun eleştirilere neden oldu. Bazı siyasetçiler ve yorumcular, Almanya'da sık sık "diktatör" olarak nitelendirilen Erdoğan ile poz veren milli takım oyuncularının Alman Milli Takımı'nı temsil etmesinin sorgulanması gerektiğini savundu.</p>

<p>Görüşmenin ardından futbolcular uzun süre kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapmadı. Özil, sosyal medya hesabında yalnızca takım arkadaşları Gündoğan ve Tosun ile çekilmiş bir fotoğraf paylaşırken, Erdoğan'ın görüşmede yer aldığı fotoğrafları kendi hesabından yayımlamadı.</p>

<p>Ancak tartışmalar dinmedi. 2018 Dünya Kupası'nda Almanya'nın erken elenmesinin ardından eleştirilerin merkezine yerleşen Mesut Özil, daha sonra milli takımı bırakarak Alman Futbol Federasyonu'nu (DFB), medyayı ve sponsorları çifte standart uygulamakla suçladı.</p>

<p>Arsenal'li futbolcu Mesut Özil, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Erdoğan ile çektirdiği fotoğrafı savunarak "Bu saygının gereğidir, siyasi amacı yoktur" demişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SPOR, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/tiyatro-2.jpeg" type="image/jpeg" length="78004"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2026 FIFA Dünya Kupası: Almanya, Fildişi Sahili engelini Deniz Undav'ın iki golüyle aştı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/2026-fifa-dunya-kupasi-almanya-fildisi-sahili-engelini-deniz-undavin-iki-goluyle-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/2026-fifa-dunya-kupasi-almanya-fildisi-sahili-engelini-deniz-undavin-iki-goluyle-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 FIFA Dünya Kupası E Grubu ikinci maçında Almanya, geriye düştüğü karşılaşmada Fildişi Sahili'ni uzatma dakikalarında bulduğu golle 2-1 mağlup etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karşılaşmanın yıldızı, oyuna sonradan girerek attığı iki golle galibiyeti getiren Deniz Undav oldu. Alman basınının yanı sıra uluslararası medya da Undav'ı "kahraman", "süper joker" ve "kurtarıcı" olarak manşetlerine taşıdı.</strong></p>

<p>Toronto Stadı'nda oynanan mücadeleye Almanya etkili başlasa da ilk gol Fildişi Sahili'nden geldi. 30. dakikada Diomande'nin ortasında savunmadan dönen topu önünde bulan Franck Kessie, bekletmeden yaptığı vuruşla takımını 1-0 öne geçirdi.</p>

<p>İlk yarıyı geride kapatan Almanya, teknik direktör Julian Nagelsmann'ın hamleleriyle ikinci yarıda oyuna ağırlığını koydu.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/deniz-undav.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Deniz Undav oyuna girdi, maçın kaderi değişti</strong></p>

<p>Almanya'nın baskısı 68. dakikada sonuç verdi. Amiri'nin sağ taraftan ceza sahasına gönderdiği ortaya Deniz Undav bekletmeden vurdu ve topu ağlarla buluşturdu: 1-1.</p>

<p>Karşılaşmanın son bölümlerinde baskısını artıran Almanya, 90+4. dakikada Deniz Undav'ın golüyle öne geçerek sahadan 2-1 galip ayrıldı.</p>

<p>Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Almanya sahadan galibiyetle ayrıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sonuçla Almanya puanını 6'ya yükselterek son 16 turuna yükselmeyi garantilerken, Fildişi Sahili 3 puanda kaldı.</p>

<p><strong>Süper Lig'den beş futbolcu sahadaydı</strong></p>

<p>Karşılaşma, Süper Lig'de forma giyen futbolcular açısından da dikkat çekti. Fildişi Sahili adına mücadele eden Galatasaraylı Wilfried Singo, 82. dakikada sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kaldı.</p>

<p>Toplamda Süper Lig'de forma giyen beş futbolcu maçta süre aldı.</p>

<p><strong>Dünya basını: “Kahraman Undav”</strong></p>

<p>Almanya'nın geri dönüşüne ve Deniz Undav'ın performansına dünya basını geniş yer ayırdı.</p>

<p>İngiliz The Guardian gazetesi, “Undav Almanya'yı çukurdan çıkardı ve son dakika zaferini getirdi” yorumunu yaptı. The Sun ise karşılaşmayı turnuvanın en yoğun ve heyecanlı maçlarından biri olarak değerlendirirken, Undav'ı “süper joker” olarak tanımladı.</p>

<p>Daily Mail, teknik direktör Julian Nagelsmann'ın ikinci yarıdaki değişikliklerinin maçın kaderini değiştirdiğini yazarken, Almanya'nın son 16 turuna yükselmesini Undav'ın attığı iki gole bağladı.</p>

<p>Fransız L'Equipe, Almanya'nın 2014'ten bu yana ilk kez grup aşamasını geçmeyi garantilediğini vurgularken, mücadeleyi “gerçek bir savaş” olarak nitelendirdi.</p>

<p>İspanyol Marca gazetesi, “Undav Almanya'yı kaostan kurtardı” başlığını kullanırken, AS gazetesi ise “Undav, Klose gibi sahneye çıktı” yorumunu yaptı.</p>

<p>İtalyan La Gazzetta dello Sport, “Kahraman Undav oyuna girdi ve maçı çevirdi” derken, İsviçre'nin Blick gazetesi deneyimli forveti “Almanya'nın süper jokeri” olarak tanımladı.</p>

<p><strong>Almanya eleştirilere yanıt verdi</strong></p>

<p>2018 ve 2022 Dünya Kupalarında grup aşamasında elenen Almanya, bu galibiyetle turnuvaya güçlü bir dönüş sinyali verdi.</p>

<p>Son yıllarda büyük turnuvalarda yaşadığı hayal kırıklıklarının ardından yeniden iddialı bir görüntü çizen Alman Milli Takımı, Fildişi Sahili karşısında son ana kadar mücadeleyi bırakmayarak turnuvanın dikkat çeken ekiplerinden biri olacağını gösterdi.</p>

<p>Ve gecenin sonunda tüm manşetlerde aynı isim vardı: Deniz Undav.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, SPOR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/2026-fifa-dunya-kupasi-almanya-fildisi-sahili-engelini-deniz-undavin-iki-goluyle-asti</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/deniz.jpg" type="image/jpeg" length="57517"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rotterdamlı yazar Ali Develioğlu’na Yol Akademi Öykü Ödülü]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamli-yazar-ali-develiogluna-yol-akademi-oyku-odulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamli-yazar-ali-develiogluna-yol-akademi-oyku-odulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'nın Rotterdam kentinde yaşayan yazar, gazeteci ve sanatçı Ali Develioğlu, Türkiye'de bu yıl düzenlenen Yol Akademi Öykü Ödülü'ne layık görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Develioğlu, aralarında “Armuttan Keman”ın da bulunduğu dört öyküsüyle ödüle değer bulunarak önemli bir başarıya imza attı.</strong></p>

<p>Her yıl yaklaşık 1600 öykünün katıldığı Yol Akademi Öykü Yarışması'nda seçici kurul, eserleri dil, kurgu, anlatım gücü ve özgünlük ölçütleri çerçevesinde değerlendirdi. Bu değerlendirme sonucunda Ali Develioğlu’nun dört öyküsü ödüle layık görüldü.</p>

<p><strong>Gazetecilikten edebiyata uzanan bir yaşam</strong></p>

<p>Uzun yıllardır Hollanda’da yaşayan Develioğlu, bugüne kadar Hollanda, Avrupa ve Türkiye’de Türkçe, Hollandaca ve İngilizce yayın yapan çok sayıda gazete, televizyon, radyo ve dergide başyönetmenlik, editörlük, sunuculuk, köşe yazarlığı ve serbest gazetecilik yaptı.</p>

<p>Gazetecilik alanındaki çalışmaları nedeniyle dönemin Hollanda Kültür Bakanı Hedy d’Ancona tarafından Hollanda Gazetecilik Ödülü’ne layık görülen Develioğlu, kültür ve sanat alanındaki faaliyetleriyle de tanınıyor.</p>

<p><strong>Kültür ve sanat yaşamına önemli katkılar</strong></p>

<p>Halen Sahne Sanat Kurumu Başkanlığı görevini sürdüren Develioğlu, Hollanda’da ilk kez Türk Sinema Festivalleri ile Akdeniz Edebiyat Festivalleri’nin düzenlenmesine öncülük etti. Ayrıca Avrupa çapında çok sayıda müzik ve tiyatro turnesinin organizasyonunda yer aldı.</p>

<p>Rotterdam Belediyesi tarafından iki kez sanat ve kültür ödülüne layık görülen Develioğlu’nun şiirleri Avrupa Belediyeler Birliği tarafından da yayımlandı. Yazarın çeşitli şiir ve tarih kitapları da bulunuyor.</p>

<p><strong>Ödüllü öyküler kitaplaşıyor</strong></p>

<p>Ali Develioğlu’nun ödüle değer görülen dört öyküsü, önümüzdeki haftalarda Yol Akademi Yayınları tarafından hem basılı hem de elektronik kitap olarak okurlarla buluşturulacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle “Armuttan Keman” adlı öyküsüyle dikkat çeken Develioğlu’nun yeni çalışmaları, edebiyat çevrelerinde şimdiden merakla bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>3.SAYFA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamli-yazar-ali-develiogluna-yol-akademi-oyku-odulu</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/ali-develioglu-7.JPG" type="image/jpeg" length="59045"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sol Parti'de iki önemli gelişme: Gazze için soykırım kararı ve Jan van Aken’in vedası]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partide-iki-onemli-gelisme-gazze-icin-soykirim-karari-ve-jan-van-akenin-vedasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sol-partide-iki-onemli-gelisme-gazze-icin-soykirim-karari-ve-jan-van-akenin-vedasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın muhalefetteki Sol Partisi (Die Linke), İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonları resmen soykırım olarak nitelendirdi. Kurultayda kabul edilen kararda İsrail’in ve Filistin’in var olma hakkı savunulurken, antisemitizme karşı net tutum vurgulandı. Partinin eş genel başkanı Jan van Aken ise sağlık gerekçesiyle görevine veda etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Parti, Potsdam’da düzenlenen federal kurultayında kabul ettiği kararla, Gazze’de Filistinlilere yönelik uygulamaların uluslararası hukuk açısından soykırım olarak değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.</strong></p>

<p><strong>Kurultayda büyük çoğunlukla kabul edildi</strong></p>

<p>Kurultayda delegelerin büyük çoğunluğunun desteğiyle kabul edilen önergede, “Uluslararası kuruluşlar, insan hakları örgütleri ve çok sayıda uluslararası hukuk uzmanı Gazze’de Filistinlilere karşı bir soykırım yaşandığını ifade ediyor. Biz de bu değerlendirmeye katılıyoruz” denildi.</p>

<p><strong>Parti içindeki tartışmalı konuda uzlaşma sağlandı</strong></p>

<p>İsrail-Filistin meselesi, Sol Parti içinde uzun süredir görüş ayrılıklarına yol açan başlıklardan biri olarak öne çıkıyordu. Parti yönetimi, günler süren müzakerelerin ardından hazırlanan metnin bir uzlaşı belgesi olduğunu vurgularken, daha sert ifadeler içeren alternatif önerge delegeler tarafından reddedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kararın kabul edilmesiyle birlikte Sol Parti, Gazze’deki savaş konusunda şimdiye kadarki en net siyasi tutumlarından birini ortaya koymuş oldu.</p>

<p><strong>“İsrail’in de Filistin’in de var olma hakkını savunuyoruz”</strong></p>

<p>Kurultayda kabul edilen metinde, İsrail devletinin var olma hakkına açık destek verildi. Kararda, “Yahudiler için bir güvenli yaşam alanı olarak İsrail devletinin özel bir tarihsel ve güncel önemi bulunmaktadır” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Aynı metinde Filistin halkının hakları da vurgulanarak, <strong>“Filistin’in var olma hakkını ve Filistin’de yaşayan tüm insanların eşit haklara sahip olmasını savunuyoruz”</strong> denildi.</p>

<p>Parti, Ortadoğu sorununda iki devletli çözüm perspektifini desteklediğini de yineledi.</p>

<p><strong>Antisemitizme karşı net tavır</strong></p>

<p>Sol Parti, karar metninde antisemitizme karşı tutumunu da açık biçimde ortaya koydu. Almanya’daki Yahudi yaşamının korunmasının parti açısından temel bir ilke olduğu belirtilirken, dünya genelinde Yahudilere, İsraillilere ve İsrail kurumlarına yönelik saldırılar kınandı.</p>

<p>Kararda, <strong>“Yahudi ve İsrailli insanlara yönelik terör kampanyalarını mahkûm ediyoruz. Antisemitizmi ve Yahudi düşmanlığını hiçbir koşulda tolere etmeyeceğiz” </strong>ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>Parti ayrıca Almanya’da yaşayan Filistinlilerin güvenliğinin ve haklarının da korunması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Jan van Aken görevini bıraktı, yerine Luigi Pantisano seçildi</strong></p>

<p>Kurultayın ikinci gününde parti yönetiminde de önemli bir değişiklik yaşandı. Yaklaşık iki yıldır Sol Parti'nin eş başkanlığını yürüten 65 yaşındaki Jan van Aken, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden ayrıldı.</p>

<p><img alt="" height="534" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/aken.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Delegeler tarafından uzun süre alkışlanan van Aken, veda konuşmasında Sol Parti'nin Almanya'da yüzde 20-25 oy potansiyeline sahip bir "sosyalist halk partisi" haline gelebileceğini savundu. "Bu bir hayal değil, bir görevdir" diyen van Aken, partinin son dönemdeki yükselişine dikkat çekti.</p>

<p>Van Aken'in yerine Federal Meclis'te Sol Parti Grup Başkanvekilliği görevini yürüten 46 yaşındaki Luigi Pantisano seçildi. Pantisano, kurultayda yaptığı konuşmada Friedrich Merz hükümetinin sosyal politikalarını sert sözlerle eleştirerek, işçi sınıfının yeniden Sol Parti saflarında örgütlenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Partinin diğer eş başkanı Ines Schwerdtner ise yeniden güven tazeledi. Schwerdtner, kurultay boyunca hem antisemitizme karşı net bir tutum alınması hem de Gazze'deki insani felaket konusunda ortak bir çizginin korunması çağrısında bulundu.</p>

<p>Son dönemde hızlı bir büyüme yaşayan Sol Parti'nin üye sayısının 126 bine ulaştığı belirtilirken, parti yönetimi önümüzdeki yıllarda bu sayıyı 200 bine çıkarmayı hedeflediğini açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partide-iki-onemli-gelisme-gazze-icin-soykirim-karari-ve-jan-van-akenin-vedasi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/die-linke-4.JPG" type="image/jpeg" length="91937"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran, Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattığını duyurdu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/iran-hurmuz-bogazini-yeniden-kapattigini-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/iran-hurmuz-bogazini-yeniden-kapattigini-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tahran, ABD'yi mutabakata uymamakla suçladı; İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını gerekçe gösterdi. İran, dünya enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı yeniden gemi trafiğine kapattığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tahran yönetimi, ABD'nin savaşın sona erdirilmesine yönelik mutabakat hükümlerini yerine getirmediğini ve İsrail'in Güney Lübnan'daki ateşkes ihlallerini sürdürdüğünü öne sürdü.</strong></p>

<p>İran Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı Hatemü'l-Enbiya Merkez Karargâhı tarafından yapılan açıklamada, ABD ve İsrail'in son dönemdeki tutumlarının savaşın sona erdirilmesine yönelik yükümlülüklerle bağdaşmadığı savunuldu. Devlet televizyonu Press TV'de yayımlanan açıklamada, "Boğazın gemi geçişlerine kapatıldığı ilan edilmektedir" denildi.</p>

<p><strong>İsrail'in Lübnan saldırıları gerekçe gösterildi</strong></p>

<p>İranlı yetkililer, İsrail'in Güney Lübnan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen saldırılarını sürdürdüğünü ve işgal ettiği bölgelerden çekilmediğini ileri sürdü. Açıklamada, saldırıların devam etmesi halinde "ek adımların" gündeme gelebileceği uyarısı da yapıldı.</p>

<p>İran Devrim Muhafızları'nın ise bölgeden geçiş yapacak gemilere yönelik güvenlik uyarısında bulunduğu bildirildi.</p>

<p><strong>Dünya enerji ticaretinin can damarı</strong></p>

<p>Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği en stratejik deniz yollarından biri olarak kabul ediliyor. Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve gübre sevkiyatlarının da önemli bölümü bu güzergâh üzerinden gerçekleştiriliyor.</p>

<p>İran, ABD ve İsrail'in Şubat ayı sonunda başlattığı saldırıların ardından boğazdaki geçişleri büyük ölçüde kısıtlamış, buna karşılık ABD de İran limanlarına yönelik deniz ulaşımında çeşitli engeller uygulamıştı.</p>

<p>Geçtiğimiz hafta taraflar arasında imzalanan çerçeve anlaşması kapsamında deniz trafiğinin yeniden açılması kararlaştırılmış ve ilk ticari gemiler boğazdan geçmeye başlamıştı.</p>

<p><strong>ABD: Deniz trafiği sürüyor</strong></p>

<p>İran'ın son açıklamasına rağmen ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bölgede deniz trafiğinin sürdüğünü bildirdi. CENTCOM'un açıklamasına göre cumartesi günü boğazdan yaklaşık 55 gemi geçti ve bunların taşıdığı petrol miktarı 17 milyon varile ulaştı.</p>

<p>ABD ordusu, seyrüsefer özgürlüğünün korunması amacıyla bölgedeki faaliyetlerini sürdürdüğünü açıklarken, İran'ın duyurduğu yeni kapatma kararına ilişkin doğrudan değerlendirmede bulunmadı.</p>

<p><strong>Tahran müzakereleri sürdürmek istiyor</strong></p>

<p>Öte yandan İran yönetimi, gerilime rağmen ABD ile görüşmeleri sürdürme niyetinde olduğunu açıkladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Tahran'ın mutabakat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek, bir İran heyetinin kısa süre içinde İsviçre'ye giderek görüşmelere katılacağını duyurdu.</p>

<p>Pakistanlı arabulucular, teknik düzeyde görüşmelerin pazar günü İsviçre'nin Bürgenstock kentinde başlamasının planlandığını açıkladı. Görüşmelere Katarlı temsilcilerin de katılması bekleniyor.</p>

<p><strong>Lübnan'da ateşkes kırılganlığını koruyor</strong></p>

<p>ABD'nin arabuluculuğunda İsrail ile Hizbullah arasında cuma günü yürürlüğe giren ateşkes ise sahada kırılganlığını koruyor. İsrail ordusu, gece saatlerinde Hizbullah tarafından askerlerine ateş açıldığını öne sürerek örgüte ait hedefleri vurduğunu açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hizbullah ise İsrail birliklerinin Nebatiye çevresindeki stratejik bir tepeye ilerleme girişimini püskürttüğünü duyurdu. Lübnanlı yetkililer, son saldırılarda en az 23 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.</p>

<p>Hürmüz Boğazı'nın yeniden kapatılacağı yönündeki açıklamanın fiilen uygulanıp uygulanmayacağı ve bunun küresel enerji piyasaları üzerindeki etkileri uluslararası kamuoyu tarafından yakından izleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/iran-hurmuz-bogazini-yeniden-kapattigini-duyurdu</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/hurmuz-bogazi.jpg" type="image/jpeg" length="17654"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AB’den Çin'e mesaj: Ticaret sürecek, bağımlılık azalacak]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/abden-cine-mesaj-ticaret-surecek-bagimlilik-azalacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/abden-cine-mesaj-ticaret-surecek-bagimlilik-azalacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Brüksel – Avrupa Birliği (AB) liderleri, Çin ile giderek büyüyen ticaret açığı ve artan ekonomik bağımlılık karşısında yeni önlemler hazırlıyor. Brüksel’de düzenlenen AB Zirvesi’nde, şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirmesini ve stratejik bağımlılıkları azaltmasını sağlayacak yeni araçlar geliştirilmesi için Avrupa Komisyonu’na görev verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AB liderleri, Çin ile ekonomik ilişkilerin sürdürülmesinden yana olduklarını vurgularken, adil rekabeti bozduğu belirtilen uygulamalara karşı Avrupa Birliği'nin ekonomik savunma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine vardı.</strong></p>

<p><strong>Ticaret açığı 360 milyar avroya ulaştı</strong></p>

<p>AB ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler son yıllarda giderek daha sorunlu bir hâl aldı. AB, Çin’i uzun süredir devlet destekleri ve sübvansiyonlar yoluyla kendi şirketlerine haksız avantaj sağlamakla suçluyor.</p>

<p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, son beş yılda Çin’den AB’ye yapılan ithalatın yüzde 45 arttığını belirterek, geçen yıl Çin ile ticarette 360 milyar avroluk rekor düzeyde açık verildiğini açıkladı. İlk dört ayda açığın yaklaşık yüzde 10 daha büyüdüğü ifade edildi.</p>

<p>AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ise günlük ticaret açığının yaklaşık 1 milyar avroya ulaştığına dikkat çekerek, “Bu durum sürdürülebilir değildir” dedi.</p>

<p><strong>Çin’in yükselen rekabet gücü Avrupa’yı zorluyor</strong></p>

<p>AB çevrelerinde giderek daha fazla dile getirilen görüşe göre Çin artık yalnızca düşük maliyetli üretim merkezi değil. Çinli şirketler otomobil, batarya, rüzgâr türbini, ısı pompası, demiryolu teknolojileri ve birçok sanayi alanında Avrupa’nın geleneksel üstünlüğüne meydan okuyor.</p>

<p>Çin’in devlet destekleri, ucuz krediler ve çeşitli teşviklerle şirketlerini desteklediği; bunun da küresel rekabette ciddi dengesizlikler yarattığı belirtiliyor.</p>

<p>Almanya Başbakanı Friedrich Merz, küresel ticaretteki rekabet bozulmalarına dikkat çekerek, “Pazarları sübvansiyonlarla dolduran uygulamaları kabul etmek istemiyoruz” dedi.</p>

<p><strong>“Kopuş değil, risk azaltma”</strong></p>

<p>AB liderleri, Çin’e karşı ABD tarzı kapsamlı bir ekonomik kopuş politikasını benimsemiyor. Zirvede öne çıkan yaklaşım “de-risking” olarak adlandırılan risk azaltma stratejisi oldu.</p>

<p>Bu çerçevede Avrupa Komisyonu’ndan, şirketlerin belirli ülkelere bağımlılığını azaltacak yeni bir “çeşitlendirme aracı” hazırlaması istendi. Söz konusu mekanizmanın doğrudan herhangi bir ülkeyi hedef almayacağı, ancak kritik sektörlerde tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesini teşvik edeceği belirtildi.</p>

<p>Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen, Avrupa şirketlerinin bu konuda bugüne kadar yeterince hızlı hareket etmediğini belirterek, yeni aracın işletmeleri daha hızlı adım atmaya yönlendirmeyi amaçladığını söyledi.</p>

<p><strong>Yeni koruma önlemleri masada</strong></p>

<p>AB, son dönemde Çin menşeli elektrikli araçlara ek gümrük vergileri getirmiş ve aşırı devlet desteği aldığı değerlendirilen şirketlerin kamu ihalelerine katılımını sınırlandıran bazı düzenlemeleri yürürlüğe koymuştu.</p>

<p>Ancak birçok üye ülke, mevcut önlemlerin yeterli olup olmadığının yeniden değerlendirilmesini istiyor. Zirvede Avrupa Komisyonu’ndan mevcut koruma araçlarını gözden geçirmesi ve gerekirse yeni savunma mekanizmaları geliştirmesi talep edildi.</p>

<p>AB kaynaklarına göre, “Made in Europe” kriterlerinin güçlendirilmesi, stratejik sektörlerin desteklenmesi ve olası Çin karşı önlemlerine karşı dayanışma fonlarının oluşturulması da tartışılan seçenekler arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Diyalog sürecek</strong></p>

<p>Bazı üye ülkeler daha sert bir Çin politikası talep ederken, çoğunluk ekonomik ilişkilerin tamamen koparılmasına karşı çıkıyor. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Çin ile çatışmadan kaçınılması gerektiğini belirterek, “Pragmatik olmalı ve köprüler kurmalıyız” dedi.</p>

<p>AB liderleri sonuç bildirgesinde, Birliğin ekonomik ve güvenlik çıkarlarını korurken önemli ticaret ortaklarıyla yapıcı diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Yeni bütçe hazırlıkları da gündemdeydi</strong></p>

<p>Zirvede ayrıca AB’nin 2028–2034 dönemini kapsayacak yeni Çok Yıllı Mali Çerçevesi de ele alındı. Avrupa Komisyonu’nun mevcut 1,2 trilyon avroluk bütçeyi yaklaşık 2 trilyon avroya çıkarmayı önerdiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni bütçede Avrupa’nın rekabet gücünün artırılması, savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve tarım ile bölgesel kalkınmanın desteklenmesi öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Ancak bütçenin büyüklüğü ve finansmanı konusunda üye ülkeler arasında zorlu müzakerelerin yaşanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, BİLİM-TEK, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/abden-cine-mesaj-ticaret-surecek-bagimlilik-azalacak</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/eu-17.jpg" type="image/jpeg" length="12084"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'da meslek yasağı tartışması: Memur adaylarına güvenlik soruşturması]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-meslek-yasagi-tartismasi-memur-adaylarina-guvenlik-sorusturmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-meslek-yasagi-tartismasi-memur-adaylarina-guvenlik-sorusturmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamburg Eyalet Meclisi, kamu kurumlarında çalışmak isteyenlerin Anayasaya bağlılığının iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Teşkilatı (Verfassungsschutz) tarafından kontrol edilmesini öngören tartışmalı düzenlemeyi kabul etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karar, sendikalar, gençlik örgütleri ve muhalefet partileri tarafından "meslek yasaklarının geri dönüşü" olarak değerlendirilirken, Almanya'da uzun yıllardır süren demokratik haklar ve devlet güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p><strong>Kamu hizmetine girişte istihbarat incelemesi</strong></p>

<p>Hamburg Eyalet Meclisi'nde yapılan açık oylamada düzenleme 85'e karşı 25 oyla kabul edildi. SPD ve Yeşiller koalisyonunun yanı sıra muhalefetteki merkez sağ Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) de yasaya destek verdi.</p>

<p>Yeni uygulamaya göre kamu kurumlarında işe alınacak veya terfi ettirilecek kişiler hakkında Anayasayı Koruma Teşkilatı (Verfassungsschutz) tarafından rutin inceleme yapılacak. İstihbarat kurumu yalnızca aday hakkında bilgi bulunup bulunmadığını değil, eldeki bilgilerin içeriğini de ilgili kuruma iletecek.</p>

<p><img alt="" height="324" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/andy-grot.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="576" /></p>

<p>Hamburg İçişleri Senatörü Andy Grote (SPD), düzenlemeyi savunarak şunları söyledi:</p>

<p>"Demokratik devletimiz, onun için çalışanlar anayasal düzenin zemininde durmuyorsa var olamaz."</p>

<p>Grote, son yıllarda özellikle okullarda olmak üzere yaklaşık 50 kişinin işe alındıktan sonra aşırılıkçı bağlantılarının tespit edildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Karar, 1970'li yılların meslek yasaklarını hatırlattı</strong></p>

<p>Eleştirmenler, yeni düzenlemenin 1972 yılında kabul edilen Radikal Kararnamesi'ni (Radikalenerlass) ve sonrasında uygulanan meslek yasaklarını hatırlattığını belirtti.</p>

<p>Karar en sert eleştirileri Sol Parti'den aldı.</p>

<p>Die Linke'nin içişleri sözcüsü Deniz Çelik, düzenlemenin kamu çalışanı adaylarını siyasi bir genel şüphe altında bıraktığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p>"Demokrasiyi gerçekten korumak isteyenler baskı ve gözdağı ortamı yaratmaz."</p>

<p>Çelik, uygulamanın 1970'li yıllarda binlerce kişinin kamu hizmetinden dışlanmasına yol açan Radikalenerlass'ın günümüzdeki karşılığı olduğunu savundu.</p>

<p>Çelik, kararın fiilen Verfassungsschutz'u kamu hizmetinin "siyasi kapı bekçisi" haline getirdiğini öne sürüyor.</p>

<p><strong>Jusos, Yeşiller Gençliği ve sendikalardan tepki</strong></p>

<p>Yasaya yalnızca Sol Parti değil, SPD'nin gençlik örgütü Jusos ile Yeşiller Gençliği de karşı çıktı.</p>

<p>Her iki örgüt de düzenlemeyi "tarihsel bir hata" olarak nitelendirirken, Hamburg'daki çok sayıda demokratik kitle örgütüyle birlikte geri çekilmesini talep etti.</p>

<p>Karar öncesinde Eğitim ve Bilim Sendikası (GEW) ile Birleşik Hizmetler Sendikası (ver.di), düzenlemeye karşı çıkarak protesto gösterilerine destek verdi. GEW ile ver.di, uygulamanın kamu çalışanı adaylarını genel şüphe altında bıraktığını belirterek buna tepki gösterdi.</p>

<p><img alt="" height="535" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/demo1-9.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Hamburg Meslek Yasaklarına Karşı İnisiyatifi, Jusos, Yeşiller Gençliği ve çeşitli öğrenci örgütlerinin çağrısıyla yüzlerce kişi Hamburg kent merkezinde gösteri düzenledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göstericiler, kamu görevine başvuracak herkesin istihbarat incelemesinden geçirilmesinin temel demokratik haklarla bağdaşmadığını savundu.</p>

<p><strong>Hukukçular: Ölçütler belirsiz</strong></p>

<p>Yasa tasarısı hakkında görüş bildiren bazı hukukçular da düzenlemeyi eleştirdi.</p>

<p>Uzmanlar, "anayasal sadakat" kavramının yeterince açık tanımlanmadığını ve uygulamanın keyfi sonuçlar doğurabileceğini belirtti.</p>

<p>Eleştiriler arasında, Verfassungsschutz raporlarında adı geçen bazı demokratik sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerine katılmanın dahi gelecekte işe alımlarda sorun yaratabileceği yönündeki kaygılar da yer aldı.</p>

<p>Eleştirmenler ayrıca, ileride bazı eyaletlerde aşırı sağcı partilerin içişleri bakanlıklarını kontrol etmesi halinde istihbarat veri tabanlarının siyasi amaçlarla kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Tarihsel tartışma yeniden alevlendi</strong></p>

<p>Düzenleme Almanya'da 1972 yılında yürürlüğe giren ve kamu çalışanlarının siyasi görüşleri nedeniyle görevden uzaklaştırılmasına veya işe alınmamasına yol açan Radikal Kararname (Radikalenerlass) uygulamasını yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>Hamburg Eyalet Meclisi Başkanı Carola Veit (SPD), 2022 yılında bu uygulamanın mağdurlarından resmî olarak özür dilemişti.</p>

<p>Eski Yeşiller milletvekili Hans-Peter de Lorent de yeni düzenlemenin geçmişteki meslek yasaklarını hatırlattığını belirterek, Hamburg'un yeniden bu yönde öncü rol üstlenmesini "vahim bir hata" olarak değerlendirdi.</p>

<p><strong>Yasa 2031'de yeniden gözden geçirilecek</strong></p>

<p>SPD ve Yeşiller, eleştiriler üzerine taslakta bazı değişiklikler yaptı. Buna göre Verfassungsschutz, adaylar hakkında doğrudan "anayasal sadakatsizlik" değerlendirmesi yapmak yerine, yalnızca personel kararı açısından önemli olabilecek bilgileri aktaracak.</p>

<p>Yasaya ayrıca bir süre sınırlaması da eklendi. Mevcut düzenlemeye göre yasa, yeni bir karar alınmaması halinde 31 Temmuz 2031 tarihinde yürürlükten kalkacak.</p>

<p>Ancak sendikalar ve demokratik kitle örgütleri, düzenlemenin geri çekilmesi için mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı. Böylece Hamburg'da başlayan tartışmanın önümüzdeki dönemde Almanya genelinde de etkili olması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÜNDEM, HAMBURG, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-meslek-yasagi-tartismasi-memur-adaylarina-guvenlik-sorusturmasi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 08:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/demo0.JPG" type="image/jpeg" length="28035"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alman istihbaratından MİT raporu: Berlin'de yoğun faaliyet iddiası]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/alman-istihbaratindan-mit-raporu-berlinde-yogun-faaliyet-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/alman-istihbaratindan-mit-raporu-berlinde-yogun-faaliyet-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Berlin Eyaleti İç İstihbarat Teşkilatı (LfV Berlin), yayımladığı yıllık raporda Türkiye'nin Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) Almanya'nın başkenti Berlin'deki faaliyetlerine geniş yer verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Raporda, MİT'in yalnızca diplomatik temsilciliklerde görev yapan ve resmî olarak beyan edilmiş istihbarat personeliyle değil, aynı zamanda kimlikleri açıklanmayan çok sayıda elemanıyla da Berlin'de aktif olduğu ve yoğun istihbarat faaliyetleri yürüttüğü belirtildi.</strong></p>

<p>Süheyla KAPLAN</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MİT'in "kapsamlı yürütme ve uygulama yetkilerine sahip olduğu" vurgulanan raporda, teşkilatın "Türk güvenlik mimarisinin merkezi unsurlarından biri" olduğu ifade edildi. Alman istihbaratına göre MİT'in öncelikli hedefleri arasında PKK ve örgütle bağlantılı yapılar yer alırken, "Gülen Hareketi" mensupları olarak tanımlanan kişiler ile diğer rejim muhaliflerinin de takip ve istihbarat faaliyetlerinin kapsamına girdiği kaydedildi.</p>

<p>Raporda ayrıca, MİT bünyesinde kurulan Milli İstihbarat Akademisi'ne de dikkat çekilirken, teşkilatın bilgi toplama faaliyetleri kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletine ve hükümetine bağlı Türk vatandaşları ile Türk kökenli kişilerin desteğini aktif biçimde kazanmaya çalıştığı öne sürüldü.</p>

<p>Alman iç istihbaratının değerlendirmesine göre, MİT'in internet sitesinde yer alan bilgi paylaşım formu, Türk devletince tehdit veya düşman olarak görülen kişi ve kuruluşların ihbar edilmesine olanak sağlıyor. Raporda, bu tür ihbarların sonucunda ilgili kişilerin Türkiye'ye giriş veya çıkışlarında pasaport kontrolleri sırasında çeşitli kısıtlayıcı tedbirlerle karşılaşabileceği, hatta bazı durumlarda terör propagandası suçlamalarına maruz kalabileceği iddia edildi.</p>

<p><strong>PKK ve DHKP-C değerlendirmesi</strong></p>

<p>Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın raporunda Almanya'da faaliyetleri yasak olan PKK ve DHKP-C hakkında da dikkat çekici bilgiler yer aldı.</p>

<p>Rapora göre Berlin'de yaklaşık 1.100 PKK, 30 ise DHKP-C destekçisi bulunuyor. Alman istihbaratı, PKK'nın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan süreç kapsamında silahlı mücadeleyi sonlandırdığı ve örgütsel yapısını feshettiği yönündeki açıklamalarına rağmen, Berlin'deki destekçilerin örgütün terör faaliyetlerinden uzaklaştığına dair somut bir işaret gözlemlenmediğini belirtti.</p>

<p>Ayrıca raporda, Berlin'deki PKK destekçilerinin barış sürecine katılıp katılmayacaklarının henüz netlik kazanmadığı ifade edildi.</p>

<p>"Aşırı solcu ve terörist örgüt" olarak nitelendirilen DHKP-C'nin ise Berlin'de özellikle İsrail karşıtı gösterilerde ve Mısır'ın Berlin Büyükelçiliği önünde gerçekleştirilen açlık grevi eylemlerinde görünür olduğu kaydedildi.</p>

<p><strong>Türk milliyetçi akımları da izleniyor</strong></p>

<p>Alman iç istihbaratı, Türkiye kökenli aşırı milliyetçi yapılanmaları da yakın takibe aldığını raporunda ortaya koydu.</p>

<p>İzlenen hareketler arasında yer alan Ülkücü Hareket, raporda "aşırı sağcı, milliyetçi ve şiddet eğilimli" olarak tanımlanırken, Berlin'de yaklaşık 460 destekçisinin bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Hareketin ideolojisinin aşırı milliyetçilik temelinde şekillendiği, diğer etnik gruplar, uluslar ve dini topluluklara karşı üstünlük iddiası taşıdığı ileri sürüldü. Raporda ayrıca ırkçı ve antisemitik söylemlerin hareketin ideolojik yapısının bir parçası olduğu değerlendirmesine yer verildi.</p>

<p>Alman istihbaratı, Ülkücü Hareket dışında faaliyet gösteren bazı Türk kökenli aşırı sağcı grupların da sosyal medya üzerinden Türkiye'yi eleştiren siyasetçilere, gazetecilere, Kürt grupların destekçilerine, Yahudilere ve İsrail'e yönelik propaganda faaliyetleri yürüttüğünü öne sürdü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/alman-istihbaratindan-mit-raporu-berlinde-yogun-faaliyet-iddiasi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/f-5.jpg" type="image/jpeg" length="96085"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Köln Konsolosluğu işgalcilerinden İbrahim Çetin sonsuzluğa uğurlanacak]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/koln-konsoloslugu-isgalcilerinden-ibrahim-cetin-sonsuzluga-ugurlanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/koln-konsoloslugu-isgalcilerinden-ibrahim-cetin-sonsuzluga-ugurlanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 Kasım 1982’de Köln Başkonsolosluğu’nun işgal eylemine katılan 10 devrimciden biri olan İbrahim Çetin, Almanya’nın Hamburg kentinde yaşamını yitirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir süredir kan kanseri tedavisi gören Çetin’in ölümü, dostları ve mücadele arkadaşları arasında üzüntü yarattı.</strong></p>

<p>Uzun yıllardır Almanya'nın Hamburg kentinde yaşayan İbrahim Çetin, 15 Haziran 2026 tarihinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. 70 yaşındaki Çetin’in, mart ayından bu yana Hamburg-Altona’daki Othmarschen Hastanesi’nde kan kanseri nedeniyle tedavi gördüğü belirtildi.</p>

<p>Ailesi ve yakın çevresinden edinilen bilgilere göre, Çetin için düzenlenecek cenaze töreni 19 Haziran Cuma günü saat 11.30’da Friedhof Diebsteich’ta (Altona) gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>1982 Köln Konsolosluğu işgalinin eylemcilerinden</strong></p>

<p>Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, İbrahim Çetin’in 3 Kasım 1982 tarihinde Köln Başkonsolosluğu’nun işgal edilmesi eylemine katılan 10 devrimciden biri olduğu hatırlatıldı.</p>

<p>6 Nisan 1956’da Elbistan’da doğan Çetin’in, 12 Eylül öncesinde Osmaniye’de yaşadığı ve dönemin siyasal gelişmelerinden etkilenerek devrimci mücadeleye yöneldiği ifade edildi.</p>

<p><img alt="" height="1132" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/afis-9.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Mücadele arkadaşlarından veda</strong></p>

<p>Çetin’in mücadele arkadaşlarından Ceyhun Kılınç tarafından sosyal medyada yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Mart ayından bu yana kanser tedavisi gören İbrahim Çetin’i dün gece Hamburg’da kaybettik. Acımız büyük. Başta ailesi ve yakınları olmak üzere tüm dostlarının başı sağ olsun.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Paylaşımda ayrıca İbrahim Çetin’in yaşam öyküsüne de yer verilerek, 12 Eylül askeri darbesinin ardından Kenan Evren döneminde gerçekleştirilen anayasa referandumuna karşı 3 Kasım 1982 tarihinde “NATO demokrasisine hayır” pankartıyla Köln Başkonsolosluğu’nun 16 saat süreyle işgal edilmesi eylemine katıldığı hatırlatıldı.</p>

<p><img alt="" height="376" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/facebook-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="504" /></p>

<p>Uzun yıllardır sürgünde yaşayan ve üç çocuk babası olan İbrahim Çetin, dostları ve mücadele arkadaşları tarafından son yolculuğuna uğurlanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, HAMBURG, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/koln-konsoloslugu-isgalcilerinden-ibrahim-cetin-sonsuzluga-ugurlanacak</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/ibo.jpg" type="image/jpeg" length="98538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa Parlamentosu'ndan Türkiye raporu: "Türkiye otoriter bir modele doğru ilerliyor"]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-turkiye-raporu-turkiye-otoriter-bir-modele-dogru-ilerliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-turkiye-raporu-turkiye-otoriter-bir-modele-dogru-ilerliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye ilişkin son raporunda dikkat çekici uyarılarda bulundu. 381 oyla kabul edilen raporda, Türkiye’nin demokratik standartlardan uzaklaşarak “tam otoriter bir modele” doğru sürüklendiği belirtilirken, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı alanlarındaki gerilemenin Avrupa Birliği üyelik sürecini çıkmaza soktuğu ifade edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP’ye yönelik yargı süreçleri, Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu, kayyum uygulamaları ve hukukun üstünlüğü alanındaki sorunlar da raporda geniş yer buldu.</strong></p>

<p><strong>Rapor 381 Oyla Kabul Edildi</strong></p>

<p>Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda yapılan oylamada Türkiye raporu 381 lehte, 107 aleyhte oyla kabul edilirken, 171 milletvekili çekimser kaldı.</p>

<p>Parlamento tarafından yayımlanan açıklamada, Avrupa Birliği’nin genişleme politikasının yeniden ivme kazandığı bir dönemde Türkiye’nin demokratik reformlardaki eksiklikleri nedeniyle bu fırsat penceresini kaçırdığı belirtildi.</p>

<p>Raporda, Türkiye’nin AB üyelik sürecini etkileyen temel sorunların giderilmediği vurgulanırken, Ankara’ya hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokratik standartlar, basın özgürlüğü ve temel haklar alanındaki eksiklikleri gidermesi çağrısında bulunuldu.</p>

<p><strong>Akın Gürlek’e Yaptırım Talebi</strong></p>

<p>Raporda en dikkat çeken bölümlerden biri, insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ihlallerinden sorumlu olduğu değerlendirilen Türk yetkililere yönelik yaptırım çağrısı oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Metinde şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında, AB’deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekmektedir.”</p>

<p>Raporda, bu kapsamda kayyum uygulamalarında rol alanlar ile “devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayan isimler” arasında eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek de örnek gösterildi.</p>

<p>Parlamento ayrıca Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasından duyulan rahatsızlığı dile getirerek, kariyeri boyunca siyasi bir gündem doğrultusunda hareket ettiği yönündeki eleştirilere yer verdi.</p>

<p><strong>CHP’ye Yönelik Davalara Tepki</strong></p>

<p>Raporda, CHP’ye yönelik yargı süreçleri ve parti yönetimini hedef alan girişimlere de değinildi.</p>

<p>Avrupa Parlamentosu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetiminin “siyasi kurgularla görevden alınmasına yönelik girişimleri” sert biçimde eleştirirken, bu gelişmelerin muhalefete yönelik daha geniş çaplı baskı politikasının bir parçası olduğu değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Belgede, yargının siyasi amaçlarla araçsallaştırıldığı ve bunun Türkiye’yi daha otoriter bir yapıya sürüklediği görüşüne yer verildi.</p>

<p><strong>İmamoğlu ve AİHM Kararları</strong></p>

<p>Raporda, görevden uzaklaştırılan ve tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu da kınandı.</p>

<p>Avrupa Parlamentosu ayrıca Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş kararları başta olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması çağrısını yineledi.</p>

<p>Metinde, Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda ciddi sorunlar bulunduğu, hukuk sisteminde çifte standartların yaygın şekilde uygulandığı ifade edildi.</p>

<p><strong>“Türkiye Tam Otoriter Bir Modele Doğru İlerliyor”</strong></p>

<p>Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Türkiye’deki gelişmelerden duyduğu kaygıyı dile getirdi.</p>

<p>Amor, “Türkiye tamamen otoriter bir modele doğru hızla ilerlemeyi sürdürüyor. Ana muhalefet partisi CHP’yi ve onun meşru yönetimini hedef alan son dava, demokratik çoğulculuk ve hukukun üstünlüğündeki aşınmanın son örneğidir” dedi.</p>

<p>Avrupa Komisyonu, Avrupa Dış İlişkiler Servisi ve üye devletlerin Türkiye’de yaşanan demokratik gerilemeye karşı sessiz kaldığını belirten Amor, bu durumun Avrupa Birliği’nin güvenilirliğine zarar verdiğini savundu.</p>

<p><strong>Mavi Vatan ve Yunanistan Vurgusu</strong></p>

<p>Raporda Türkiye-Yunanistan ilişkilerine ilişkin değerlendirmeler de yer aldı.</p>

<p>Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin Yunanistan’ın karasularını 12 deniz miline çıkarma hakkına karşı sürdürdüğü “casus belli” tutumundan duyduğu endişeyi dile getirdi.</p>

<p>Ayrıca Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini çerçevesinde Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını ihlal ettiği yönündeki iddialara yer verilerek, Ankara’nın uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>Vize Serbestisi Çağrısı</strong></p>

<p>Raporda, Türkiye’ye yönelik eleştirilerin yanı sıra vize serbestisi sürecine de değinildi.</p>

<p>Avrupa Parlamentosu, Ankara’ya vize muafiyeti için gerekli altı kriteri yerine getirme çağrısında bulunurken, hizmet pasaportlarının kötüye kullanıldığı yönündeki eleştirileri de kayda geçirdi.</p>

<p><strong>Katılım Süreci Hâlâ Donmuş Durumda</strong></p>

<p>Raporda, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecinin 2018 yılından bu yana fiilen donmuş durumda olduğu hatırlatıldı.</p>

<p>Buna rağmen Türkiye’nin stratejik ve jeopolitik öneme sahip bir ülke olduğu, NATO müttefiki konumunu sürdürdüğü ve Avrupa için önemli bir ortak olmaya devam ettiği vurgulandı.</p>

<p>Ancak Avrupa Parlamentosu, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü alanlarında ilerleme sağlanmadığı sürece üyelik sürecinde yeni bir aşamaya geçilmesinin mümkün görünmediği değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-turkiye-raporu-turkiye-otoriter-bir-modele-dogru-ilerliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 19:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/eu-16.jpg" type="image/jpeg" length="62090"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamburg'da Dersim Tertele Konferansı: Parlamento ve Üniversitede iki günlük buluşma]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-dersim-tertele-konferansi-parlamento-ve-universitede-iki-gunluk-bulusma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-dersim-tertele-konferansi-parlamento-ve-universitede-iki-gunluk-bulusma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dersim Tertelesi'nden geriye kalan hafıza, adalet talebi ve yüzleşme arayışı Hamburg'da uluslararası bir konferansın odağındaydı. Hamburg Parlamentosu ve Hamburg Üniversitesi'nde gerçekleştirilen iki günlük etkinlikte, akademisyenler ve uzmanlar Dersim'i tarihsel, hukuksal ve toplumsal boyutlarıyla ele aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“21. Yüzyılda Tertele, Alevilik ve Dersim: Soykırım Sonrası Toplumlarda Hafıza, Adalet ve Kimlik” başlıklı konferans iki gün sürdü.</strong></p>

<p>12–13 Haziran 2026 tarihlerinde Hamburg’da düzenlenen uluslararası konferansta; Dersim Tertelesi, Alevilik, kolektif hafıza, travma, yüzleşme, adalet ve kimlik meselelerini akademik, hukuksal, tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla ele alan sunumlar yapıldı; resim ve fotoğraf sergisi ile film gösterimi gerçekleştirildi. Konferansın oturumları Hamburg Rathaus ve Hamburg Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.</p>

<p><strong><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un1-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>“21. Yüzyılda Tertele, Alevilik ve Dersim: Soykırım Sonrası Toplumlarda Hafıza, Adalet ve Kimlik” başlıklı konferans; Dersim Soykırımı üzerine çalışan akademisyenleri, araştırmacıları, hukukçuları, sanatçıları, insan hakları savunucularını ve çok sayıda duyarlı insanı bir araya getirdi.</p>

<p>İki gün süren etkinlik; Die Linke Hamburg Fraksiyonu ve Hamburg Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, der Landeszentrale für politische Bildung Hamburg (Hamburg Eyaleti Politik Eğitim Merkezi) ve Stiftung Alevitische Gemeinde Hamburg’un desteğiyle; Tertele: Dersim Genocide Institute girişimi, AABF Kuzey Bölge Temsilciliği, Bergedorf Alevi Kültür Merkezi ve Hamburg Hakevi tarafından organize edildi.</p>

<p><strong>Açılış Hamburg Eyalet Parlamentosu’nda (Rathaus) Gerçekleşti</strong></p>

<p>Sunuculuğunu Nevin Sevük’ün üstlendiği ve forum biçiminde organize edilen etkinlik; milletvekilleri, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve sanatçılar tarafından ilgiyle takip edildi.</p>

<p><img alt="" height="337" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/12.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="696" /></p>

<p>Açılış konuşması Dr. Sabine Ritter (Die Linke Hamburg) tarafından yapıldı. Ritter, Dersim Tertelesi’nin Almanya’da ve Avrupa’da tanınması gerektiğine, partisinin bu konuda duyarlı olduğuna ve bu alandaki çalışmaları destekleyeceklerine vurgu yaptı.</p>

<p>Konferansın organizatörlerinden biri olan Tertele: Dersim Genocide Institute girişimi adına katılımcıları selamlayan Dr. Aras Ergüneş ise Dersim Tertele çalışmalarının akademik, siyasal ve hukuksal alanda sistematik bir çalışma ile ele alınmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Der Landeszentrale für politische Bildung Hamburg adına konuşan Eike Pockrandt, diğer soykırımlarla birlikte Dersim Tertelesi mağdurlarını desteklemenin önemine değindi. Soykırım, göç ve insan hakları konusunda yapılan çalışmaları desteklemenin ve soykırım mağdurlarıyla dayanışmanın iyileşme süreci açısından önemini anlattı.</p>

<p><img alt="" height="563" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/8-4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Konferansın organizatörlerinden biri olan AABF Kuzey Bölge Temsilciliği adına konuşan Elif Duman ise Alevilerin tarih boyunca yaşadığı katliam ve soykırımları, Dersim Tertelesi’nin Alevi toplumu açısından önemini ve Hamburg Parlamentosu’nda Tertele’nin konuşuluyor olmasının kendisinde yarattığı duyguları paylaştı.</p>

<p></p>

<p>Ardından Dr. Yılmaz Kahraman’ın moderatörlüğünde gerçekleşen açık forumda; Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan, Prof. Dr. Şefik Tagay, Prof. Dr. Bülent Bilmez, yönetmen Nezahat Gündoğan, yazar Cemal Taş ve uluslararası hukuk uzmanı Rojda Arslan gibi isimler; soykırım sonrası toplumlarda hafıza inşası, travma, yüzleşme, onarıcı adalet, tanınma stratejileri ve Tertelenin uluslararası hukuk açısından önemi üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Cemal Taş’ın Kirmanckî/Zazakî sunumu, özellikle bir ilk olması itibarıyla önemle not edildi.</p>

<p><strong>Hamburg Üniversitesi’nde Akademik Oturumlar, Resim ve Fotoğraf Sergisi ile Film Gösterimi</strong></p>

<p>Nevin Sevük’ün sunuculuğunda 13 Haziran 2026 tarihinde saat 09.30’da başlayıp 18.00’e kadar süren konferans programında, Dersim Tertelesi’nin tarihsel, siyasal, hukuksal, toplumsal ve kültürel boyutları çok disiplinli bir perspektifle ele alınarak sunumlar yapıldı.</p>

<p><img alt="" height="247" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/7-15.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Hamburg Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen programın bu bölümünde üniversite ve diğer organizasyon partnerleri adına selamlama konuşmaları yapıldı.</p>

<p>Soykırımların kavramsal çerçevesi ve Dersim Tertelesi bağlamında açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Taner Akçam, Dersim Tertelesi’ni anlayabilmek için 1870’lerden başlayıp 1915 ile devam eden Hristiyan toplulukların yok edilmesi politikalarını anlamanın önemine dikkat çekti. İkinci dalga olarak Koçgiri ile başlayıp 1940’ların sonuna kadar devam eden soykırım politikalarının ilişkisi üzerine geniş bir sunum yaptı ve uluslararası boyuta dikkat çekti. Ayrıca Dersim 1937–38 sürecinin yalnızca askerî bir operasyon olarak değil; nüfus mühendisliği, zorunlu iskân, sürgün ve kültürel tasfiye politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti ve katliama ilişkin yeni belgeler paylaştı.</p>

<p><strong>Birinci Oturum: Kavramsal, Tarihsel ve Hukuksal Çerçeve</strong></p>

<p>Moderatörlüğünü Dr. Aras Ergüneş’in üstlendiği oturumda; Prof. Dr. Bülent Bilmez, Dersim Tertelesi tartışmalarında tanımlamanın ve bunun nasıl ele alınması gerektiğinin önemine değinerek “katliam”, “kırım”, “soykırım” ve “Tertele” kavramlarının yanı sıra devletin “isyan” tezini de değerlendirdi.</p>

<p><img alt="" height="466" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/p1-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Uluslararası hukuk uzmanı Rojda Arslan, Dersim Tertelesi’ni uluslararası soykırım hukuku çerçevesinde değerlendirerek devletin bir topluma yönelik inanç ve etnik kimlik nedeniyle yok etme ve homojenleştirme politikaları üzerinde durdu.</p>

<p>Dr. Yılmaz Kahraman ise soykırımlar, Tertele ve benzeri konular bağlamında Osmanlı’dan Cumhuriyet’e genel olarak Alevilerin ve özel olarak Dersimlilerin maruz kaldığı kimlik sorununa dair değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>İkinci Oturum: Cumhuriyet, İnkâr ve Bellek</strong></p>

<p>Moderatörlüğünü Nevin Sevük’ün yaptığı oturumda; Prof. Dr. Hatice Keneş Çoban, soykırımlar öncesi ve sonrası hedef seçilen toplumsal gruplara yönelik ırkçılığın ve nefretin gündelik yaşam, dil ve söylem aracılığıyla nasıl üretildiğini anlattı. “Yeni ırkçılık” kavramı üzerinde durarak bu alandaki çalışmaların önemine dikkat çekti.</p>

<p><img alt="" height="386" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/p2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="625" /></p>

<p>Yazar Haydar Beltan ise Dersim Tertelesi sonrası toplumun hafızayı nasıl oluşturduğunu, taşıdığını ve kuşaklar arasında nasıl aktardığını ağıtlar üzerinden anlattı. Ağıtların, soykırım yaşamış toplumların çığlığı olarak kavramsallaştırılmasının hafıza çalışmalarında önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. Dersimli ozan Weliyê Wuşênê İmamî’nin “Vah Vah Vah” ağıtının analizini yaptı.</p>

<p><img alt="" height="490" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un1-2-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Dersim Tertelesi’nin bir İslamlaştırma ve Türkleştirme politikasının ürünü olduğunu söyleyen yazar Kazım Gündoğan ise 16. yüzyıldan başlayan Kızılbaş toplulukların İslamlaştırılması ve uluslaşma süreciyle diğer etnik kimliklerin Türkleştirilmesi politikalarını ele aldı. Osmanlı, İttihat ve Terakki ile Cumhuriyet arasındaki devlet aklı sürekliliğini anlattı. 1915 Ermeni, Süryani ve Rum soykırımları ile 1925 Şark Islahat Planı ve 1937/38 Dersim Tertelesi arasındaki ideolojik ve politik sürekliliğe dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Üçüncü Oturum: Kimlik, Travma ve Toplumsal Cinsiyet</strong></p>

<p>Moderatörlüğünü Selda Akbayır’ın yaptığı son oturumda Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan; soykırım, savaş, sürgün ve kitlesel şiddetin toplumlarda kuşaklar boyunca aktarılan travmalar yarattığını belirtti. Ezidiler ve Dersimliler başta olmak üzere soykırım mağdurlarıyla yaptığı çalışmalardan örnekler verdi. Hafıza ve adalet mekanizmalarının iyileşme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olduğuna işaret ederek bu alandaki çalışmaların önemine değindi.</p>

<p><img alt="" height="486" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/6a.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Soykırımlar ve göç travmaları uzmanı Prof. Dr. Şefik Tagay ise Ezidi toplumunun IŞİD ve tarihsel fermanlar nedeniyle yaşadığı soykırım travmaları ile bunun kimlik üzerindeki etkileri hakkında konuştu. Yaptığı çalışmalardan örnekler verdi.</p>

<p>Göçlerle taşınan soykırım belleği ve kuşaklararası travmanın oluşumu ve aktarımı konusunda sunum yapan Prof. Dr. Gülnaz Karatay, saha çalışmalarından elde ettiği verilerle Dersim Tertelesi’nin ikinci ve üçüncü kuşaklara aktarımını değerlendirdi. Tertelenin Dersim toplumu üzerindeki güncel travmatik etkileri üzerine de görüşlerini paylaşarak çözüm konusunda önerilerde bulundu.</p>

<p><img alt="" height="680" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/a5.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Yönetmen Nezahat Gündoğan ise “Almanya’dan Dersim’e ve Dersim’in Kayıp Kızları’na Bakmak” başlıklı sunumunda, soykırımlar literatüründe “bir topluluğun çocuklarının zorla başka bir topluma nakledilmesi” uygulamasının Dersim’de kız çocukları üzerinden nasıl gerçekleştiğini anlattı. Benzer politikaların Naziler döneminde, başta Almanya olmak üzere başka soykırımcı rejimlerdeki uygulamalarına ilişkin karşılaştırmalı bir sunum yaptı.</p>

<p><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un-8-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Konferansın sanatsal bölümünde ise yönetmenliğini Nezahat Gündoğan’ın yaptığı, travma, hatırlama ve yüzleşme temalı <i>Hay Way Zaman</i> isimli belgesel film gösterildi. Salonda duygusal anlar yaşandı.</p>

<p><img alt="" height="403" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/u2-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="589" /></p>

<p>Ayrıca ressam Aslı Filiz’in “Dersim’in Kayıp Kızları” başlıklı resim sergisi ile Dersim Tertelesi dönemine ait fotoğraf sergisi büyük ilgi gördü.</p>

<p><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Türkçe ve Almanca gerçekleştirilen konferansta yalnızca geçmiş konuşulmadı; bugün ve gelecek bağlamında hafıza, hakikat, adalet, yüzleşme ve iyileşme için ortak, demokratik bir gelecek inşa etme vurgusuyla program tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-dersim-tertele-konferansi-parlamento-ve-universitede-iki-gunluk-bulusma</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 03:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/a1-2.jpeg" type="image/jpeg" length="26504"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emek, demokrasi ve Dersim mücadelesinin öncülerinden Hüseyin Kenan Aydın'a son görev]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/emek-demokrasi-ve-dersim-mucadelesinin-onculerinden-huseyin-kenan-aydina-son-gorev</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/emek-demokrasi-ve-dersim-mucadelesinin-onculerinden-huseyin-kenan-aydina-son-gorev" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emek, demokrasi, eşitlik ve insan hakları mücadelesinin önemli isimlerinden, eski Alman Federal Meclisi (Bundestag) milletvekili, Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG) Başkanı Hüseyin Kenan Aydın, 12 Haziran 2026 tarihinde Moers Bethanien Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hüseyin Kenan Aydın için Kuzey Duisburg Alevi Toplumu Derneği’nde taziye erkânı düzenlendi.</strong></p>

<p><strong>Fatih ÇİMEN / Duisburg</strong></p>

<p>Taziyeleri, merhumun eşi Aynur Aydın ve oğlu Cihan Aydın kabul etti. Taziye erkânına Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek, Sol Parti Federal Meclis Milletvekili Mirze Ediz, Dersim Yazarlar Birliği adına Nurettin Aslan, Dersim Kültür ve Tarih Merkezi Başkan Yardımcısı Ahmet Canpolat, Avrupa Parlamentosu Sol Parti Milletvekili ve AABF Denetleme Kurulu Üyesi Desman Togay, AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, Erkan Kocalar, Dr. İsmail Küpeli, sosyal bilimler araştırmacısı Prof. Dr. Christian Gudehus ve Kuzey Duisburg Alevi Toplumu Derneği Başkanı Düzgün Küçükdoğan ile çok sayıda dostu, seveni ve aile yakını katıldı.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-143.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Yaşamı boyunca emekçilerin, göçmenlerin, Alevilerin ve Dersim halkının sesi olan Hüseyin Kenan Aydın, geride onurlu bir mücadele, saygın bir yaşam ve unutulmayacak hizmetler bıraktı.</p>

<p>Taziye programı kapsamında, Hüseyin Kenan Aydın’ın anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun ardından Kuzey Duisburg Alevi Toplumu Derneği Başkanı Düzgün Küçükdoğan bir konuşma yaptı.</p>

<p><strong>Küçükdoğan konuşmasında şunları söyledi:</strong></p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/3-71.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>“Duisburg’un ve Almanya’nın önemli değerlerinden biri olan Hüseyin Kenan Aydın’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Uzun yıllar IG Metall sendikasında işçi temsilciliği yaptı. Yaşamı boyunca emekçilerin, göçmenlerin, Alevilerin ve Dersim halkının sesi oldu. Geride onurlu bir mücadele, saygın bir yaşam ve unutulmayacak hizmetler bıraktı.”</p>

<p><strong>AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek ise Türkçe ve Zazaca yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p>“Dersim, yiğit bir evladını kaybetti. Hüseyin hem inancına hem de memleketine büyük bir sevgiyle bağlıydı. Bizlere düşen görev, ailesiyle dayanışmayı büyütmektir. Hepimizin döneceği yer Hakk’ın huzurudur. Alevi-Kızılbaş inancında ölüm diye bir kavram yoktur. Hüseyin Kenan Aydın’ın ruhu bedeninden ayrılmış olabilir; ancak anıları, mücadelesi ve insanlığı gönüllerimizde yaşamaya devam edecektir. Onu kendi anadilimizle uğurlamak istiyoruz.”</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/4-60.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Dersim Yazarlar Birliği adına konuşan Nurettin Aslan ise duygularını şu sözlerle dile getirdi:</strong></p>

<p>“Onu anlatmaya kelimeler yetmez. Aramızdan ayrıldığını öğrendiğimde sosyal medyada bir paylaşım dikkatimi çekti: ‘Dersim’in beli kırıldı.’ Bazı insanlar uzun yaşar, bazıları kısa. Ancak bazıları kısa ömürlerine birçok hayat sığdırır. Hüseyin Kenan Aydın da 64 yıllık yaşamına sayısız mücadele ve başarı sığdırdı. İşçi sınıfının ve ezilenlerin sesi oldu. Milletvekili olarak haksızlıkların karşısında durdu. Yorgundu ama mutluydu. Yüreğimizde büyük bir acı bıraktı. Şimdi onu Remzi Aydın’ın yanına uğurluyoruz. Hüseyin abi, sen milyonlarca yıl yaşadın; yüreğimizde de milyonlarca yıl yaşamaya devam edeceksin.”</p>

<p>Almanya Sol Parti Federal Meclis Milletvekili Mirze Ediz de yaptığı konuşmada, Hüseyin Kenan Aydın ile yıllarca sendikal ve siyasi mücadelede omuz omuza çalıştıklarını belirterek onun toplumsal mücadeleye yaptığı katkıları anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dersim Tarih ve Kültür Merkezi adına konuşan Yaşar Kaya ise şunları söyledi:</strong></p>

<p>“Geçtiğimiz pazartesi günü yaptığımız toplantıda Hüseyin Kenan Aydın, ‘Tedavi olmam gerekiyor. Bu nedenle yaklaşık altı ay boyunca başkanlık görevimi sürdüremeyeceğim. Ancak projelerimizin içinde olmaya ve çalışmaları takip etmeye devam edeceğim’ demişti. Meğer bu sözler bir vedaymış. Hüseyin bizi bırakıp gidiyor. Zazaca/Kırmancki diliyle uğurlar olsun. Nurlar içinde uyusun.”</p>

<p><strong>İmam Esen de konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:</strong></p>

<p>“Dersim bugün çok önemli bir değerini kaybetti. Hüseyin Kenan Aydın, insan haklarına, özgürlüğe ve eşitliğe inanan bir sosyalistti. Dil, din ve ırk ayrımı yapmaksızın her zaman emekçilerin yanında yer aldı, onların sorunlarına çözüm üretmeye çalıştı. Kendisini sosyalist değerlerin onurlu bir temsilcisi olarak saygıyla anıyoruz.”</p>

<p>Almanya Sosyalist Birlik Partisi’nin (SED) devamı niteliğindeki Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) ile Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden (SPD) ayrılanların kurduğu Emek ve Sosyal Adalet – Seçim Alternatifi (WASG) hareketinin birleşme sürecinde Hüseyin Kenan Aydın önemli rol oynadı.</p>

<p>1962 yılında Pülümür’de dünyaya gelen Hüseyin Kenan Aydın, Almanya’da hem Sol Parti milletvekilliği hem de IG Metall Sendikası’nda üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundu.</p>

<p>Aynı zamanda Ruhr Üniversitesi Bochum (RUB) ile birlikte yürütülen “Dersim 1937–38 Tanıkları Projesi”nin yöneticilerinden biriydi. Son olarak Berlin Parlamentosu’nda düzenlenen 4 Mayıs anma programında ve 21–22 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Dersim Arşivi Açılış Programı’nda sunumlar yaparak Dersim’in tarihsel hafızasının yaşatılmasına katkı sundu.</p>

<p>Merhum Hüseyin Kenan Aydın’ın naaşı Almanya’dan Erzincan’a getirilecek. Moloköy Cemevi’nde düzenlenecek cenaze erkânının ardından doğup büyüdüğü topraklara uğurlanacak ve Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Dağbek Köyü’nde Toprak Ana’nın bağrına sırlanacaktır.</p>

<p>Hüseyin Kenan Aydın, yaşamı boyunca sürdürdüğü emek, demokrasi, eşitlik ve insan hakları mücadelesiyle daima saygı ve minnetle anılacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/emek-demokrasi-ve-dersim-mucadelesinin-onculerinden-huseyin-kenan-aydina-son-gorev</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 08:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/1-206.jpg" type="image/jpeg" length="17367"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİDF'in geleneksel "Birlik ve Dayanışma Festivali"ne binlerce kişi katıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumartesi günü Almanya'nın Köln şehrindeki en tanınmış etkinlik alanlarından biri olan Tanzbrunnen'de Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) tarafından düzenlenen "Birlik ve Dayanışma" Festivali'ne 7 bine yakın insan katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet TANLI / Köln</p>

<p><strong>Çok zengin bir müzik programının yanı sıra festivalde EMEP Partisi Başkanı Seyit Aslan, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Alev Demirel, Alman ve Türkiyeli sendikacılar, gençlik örgütlerinin temsilcileri, iş yeri temsilcileri ve DİDF Başkanı Alev Bahadır ile DİDF Yürütme Kurulu Üyesi gazeteci-yazar Yücel Özdemir gibi federasyon yöneticileri birer konuşma yaptı.</strong></p>

<p><img alt="" height="393" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/festival-2026.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="590" /></p>

<p>Yapılan konuşmalarda Almanya, Türkiye ve dünyadaki siyasi gelişmelere dikkat çekilerek savaşa, sosyal adaletsizliğe, kısıtlamalara, ırkçılığa, ayrımcılığa ve ırkçı milliyetçilikle toplumun kutuplaşmasına ve bölünmesine karşı güçlü mesajlar verildi. Ağırlıklı olarak DİDF'in bölge derneklerinin organizasyonuyla Almanya'nın dört bir yanından ve komşu ülkelerden festivale gelen 7 binin üzerindeki izleyici, festivalde coşkuyla birlikte şarkılar söyledi, halaylar çekti.</p>

<p><img alt="" height="602" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/fest-gaye-scaled.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Konuşmacılar ve müzik grupları çok çeşitliliği yansıttı</strong></p>

<p>Zara Canbay ve Emre Öğüt'ün başarıyla Almanca ve Türkçe olarak iki dilde sunduğu Köln'deki festival programı, Wuppertal DİDF'in halk oyunları grubunun folklorik danslarıyla ve Köln Belediye Başkan Yardımcısı Derya Karadağ'ın konuşmasıyla başladı. Açılış konuşmalarında emek mücadelesi, toplumsal dayanışma, barış ve demokratik birlikte yaşam vurgusu öne çıktı. Zengin sahne programında Grup Kontrast, Kai Degenhardt, Junge Arbeiter, Mustafa Özarslan, Agire Jiyan, Gaye Su Akyol gibi değerli sanatçılar ve tanınmış Moğollar grubu, Köln'deki festivale katılan herkese müzik ve sanat dolu unutulmaz bir gün yaşattı.</p>

<p><strong>Seyit Aslan: Siyonist İsrail kana doymuyor</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/fest-seyit-aslan.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>Festivalin Türkiye'den davet edilen konuk konuşmacısı Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, ağırlıklı olarak Türkiye'deki siyasi gelişmelere yer verdiği konuşmasında şunları söyledi: "Dünya büyük bir kriz yaşıyor. Örneğin siyonist İsrail kana doymuyor; Filistin'de, Lübnan'da insanları katletmeye devam ediyor. Türkiye'de ana muhalefete, CHP'ye yapılan baskılar aralıksız sürmektedir; ancak bu mesele artık yalnızca CHP meselesi değildir. Ülkemizde bugün egemen sermaye sınıfıyla ezilen milyonlarca emekçinin ve emeklinin mücadelesi vardır. Onlar bu talanın devam etmesini istiyor. Kadın cinayetleri, doğa katliamı yine devam ediyor. Türkiye'de işçi sınıfı, bu saray rejimini mutlaka ortak mücadeleyle alaşağı edecektir. Bu iktidar tarafından Kürt halkının hakları da istismar edilmektedir. Kürt sorununu bu iktidar çözemez, eşit hakları bunlar yaratamaz. Bu denli geniş katılımlı, güzel bir festivali organize eden DİDF yöneticilerini, üyelerini ve dostlarını tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum."</p>

<p><strong>Yücel Özdemir: DİDF, ırkçılıkla, ayrımcılıkla ve sosyal haklar mücadelesinde doğru adrestir</strong></p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/yucel-ozdemir-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Festivalin son konuşmacısı DİDF Yürütme Kurulu Üyesi gazeteci-yazar Yücel Özdemir de Almanya'da sosyal hakların kısıtlanması, ırkçılık, ayrımcılık ve ırkçı parti AfD'ye karşı mücadelede DİDF'in en önde yürüyen örgüt olduğunu vurgulayarak herkesi DİDF'i desteklemeye ve çalışmalarına katılmaya davet etti.</p>

<p>Özdemir şöyle konuştu: "Dünyanın gidişatı iyi değil; ama bugün buradaki gibi farklı etnisite, inanç ve görüşten insanlar olarak yan yana gelip mücadele edersek başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Bizler 65 yıldır burada yaşıyoruz, burada kalıcıyız. Buranın sorunları bizim de sorunlarımızdır. Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadelede biz de varız. Bugün burada gördünüz, Alman dostlarımız da var. Her türlü ayrımcılığı, ırkçılığı ve mülteci düşmanlığını reddediyoruz. Bunu bazı göçmenler de yapıyor; bu çok yanlış bir tutum. Bizler, yurtlarını terk etmek zorunda kalanlarla değil, onları göçe zorlayan emperyalist ve kapitalist sistemlerle mücadele etmeliyiz. Buradaki mücadelemizi sürdürürken Türkiye'yi ve oradaki haksızlıkları görmezden gelemeyiz. Enternasyonal dayanışmayla Türkiye'deki mücadeleye destek vermeliyiz. Gönlümüz, gazetecilerin ve siyasetçilerin hapishanelere tıkılmadığı demokratik bir Türkiye'den yana. İki yıl sonra, 10 Haziran 2028'de yine burada buluşmak dileğiyle hepinize teşekkür ediyorum."</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/i-m-g-0404.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Farklı dillerde söylenen türküler ve şarkılar kitleyi bütünleştirdi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sahne alan sanatçılar, izleyicilere onların anadilinde Türkçe, Kürtçe ve Almanca şarkılar, türküler ve deyişler söyleyerek kitleyi coşturdu; birlikte dans edip halay çekmelerini sağladı.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/i-m-g-0406.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Bu yönüyle halkların kültürüne saygılı ve onlara hitap eden sahne programlarını hayata geçiren DİDF festivallerinin birleştirici ve hoşgörülü özgün karakteri bir kez daha yansıtılmış oldu.</p>

<p>DİDF Festivali'ne zengin sahne programının yanı sıra kitap, yemek, yayıncı, yazar ve sendikaların standları da renk kattı.</p>

<p>Köln'deki festival, Anadolu rock müziğinin temsilcisi efsanevi müzik grubu Moğollar'ın ve grubun lideri usta müzisyen Cahit Berkay'ın, solist Emrah Karaca'nın güçlü sahne performansıyla son buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/didf-2.JPG" type="image/jpeg" length="25830"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa Parlamentosu'ndan Akın Gürlek için yaptırım çağrısı: Mal varlığı dondurulsun]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-akin-gurlek-icin-yaptirim-cagrisi-mal-varligi-dondurulsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-akin-gurlek-icin-yaptirim-cagrisi-mal-varligi-dondurulsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Parlamentosu, ilk kez bir Türk Adalet Bakanı'nı yaptırım tartışmalarının merkezine taşıdı. 17 Haziran'da oylanacak Türkiye Raporu taslağında Adalet Bakanı Akın Gürlek'in adı, Avrupa Birliği'nin insan hakları yaptırım mekanizması kapsamında yaptırım uygulanması değerlendirilen isimler arasında açıkça yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Raporda, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Avrupa Birliği'nin Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında yaptırım uygulanması değerlendirilmesi gereken isimler arasında açıkça belirtilmesi dikkat çekti.</strong></p>

<p>Taslak rapora yön veren isimlerden Slovenyalı parlamenter Vladimir Prebilic ise Ankara'nın Gürlek'in adının metinden çıkarılması için AKP'li çevrelerin girişimde bulunduğunu öne sürdü.</p>

<p>Raporda, Türkiye'de insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu olduğu belirtilen yetkililere karşı AB sınırları içerisindeki mal varlıklarının dondurulması dahil çeşitli kısıtlayıcı tedbirlerin değerlendirilmesi çağrısı yapılıyor. Bu kapsamda, "devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayan isimlerden biri" olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek'in adı metne girdi.</p>

<p>Raporda yer alan ifadelerde, Gürlek'in geçmişte İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak yürüttüğü görevler hatırlatılarak, "kariyeri boyunca siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör gibi hareket ettiği" değerlendirmesine yer verildi.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/gurlek.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>AKIN GÜRLEK İLK KEZ AB YAPTIRIM GÜNDEMİNDE</strong></p>

<p>Avrupa Parlamentosu kararları bağlayıcı olmasa da, bir Türk bakanın isminin ilk kez Avrupa Birliği'nin yaptırım mekanizmalarıyla ilişkilendirilmesi dikkat çekiyor.</p>

<p>Raporun kabul edilmesi halinde Akın Gürlek otomatik olarak yaptırım listesine alınmayacak. Ancak Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu ve AB Konseyi'ne çağrıda bulunarak Gürlek hakkında yaptırım süreci başlatılması yönünde siyasi baskı oluşturmuş olacak.</p>

<p>AB'nin 2020 yılında yürürlüğe koyduğu Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında bugüne kadar Rusya, İran, Belarus, Suriye, Venezuela, Sudan ve Myanmar'dan çok sayıda kişi yaptırım listesine alındı. Türkiye'den bir ismin bu kapsamda gündeme getirilmesi ise bir ilk olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>PREBILIC: "ARTIK YETER, ŞAKA YAPMIYORUZ"</strong></p>

<p>Raporun hazırlanmasında kilit rol oynayan Slovenyalı Parlamenter Vladimir Prebilic, T24'ten Cansu Çamlıbel'e yaptığı açıklamada, öneri konusunda Ankara’yı da bilgilendirdiklerini ve, “Bu ismi çıkartmanız için yapabileceğimiz bir şey var mı?” yanıtını aldıklarını söyledi.</p>

<p>Prebilic, Gürlek'i "siyasi motivasyonla yürütülen yargı süreçlerinin baş aktörlerinden biri" olarak gördüklerini belirterek, önerdikleri yaptırımların AB içerisindeki mal varlıklarının ve hesaplarının dondurulmasını, finansal işlemlerinin sınırlandırılmasını kapsadığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk yetkililerle yaptıkları görüşmelerde bu konuda önceden bilgi verdiklerini açıklayan Prebilic, Ankara'nın metinden Gürlek'in adının çıkarılması için girişimde bulunduğunu da öne sürdü.</p>

<p>Prebilic, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu'nun AKP'li Eş Başkanı İsmail Karayel'in kendilerine, "Bu ismi metinden çıkarmak için ne yapabiliriz?" sorusunu yönelttiğini belirterek şu yanıtı verdiğini aktardı:</p>

<p><strong>"Yanlış soruyu soruyorsunuz. Bu ismi metinden çıkartacak olan biz değiliz. Türkiye'nin hukuk ve demokrasi alanında atacağı adımlardır."</strong></p>

<p>Ankara'ya verdikleri mesajın net olduğunu vurgulayan Prebilic, "Artık yeter, şaka yapmıyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>RAPORUN ALTINDA NACHO SÁNCHEZ AMOR'UN İMZASI VAR</strong></p>

<p>17 Haziran'da Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda oylanacak raporun altında, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü olan İspanyol Sosyal Demokrat parlamenter Nacho Sánchez Amor'un imzası bulunuyor.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/nacho-sanchez-amor-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Raporda, Türkiye'de hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve demokratik standartlarda ciddi gerileme yaşandığı değerlendirmesi yapılıyor.</p>

<p><strong>RAPORDA SERT ELEŞTİRİLER</strong></p>

<p>Taslak metinde;</p>

<p>-Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin "otoriter yorumunun" yargı bağımsızlığını aşındırdığı,</p>

<p>-CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na yönelik soruşturmaların siyasi nitelik taşıdığı,</p>

<p>-Gizli tanık uygulamalarının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği,</p>

<p>-Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun hükümetten bağımsız olmadığı,</p>

<p>-Yargının muhalefeti bastırmak amacıyla araçsallaştırıldığı,</p>

<p>-Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik girişimlerin endişe verici olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>"ERDOĞAN YÖNETİMİNDE İLERLEME MÜMKÜN DEĞİL"</strong></p>

<p>Prebilic, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde ise oldukça sert mesajlar verdi.</p>

<p>Türkiye'de mevcut siyasi yönetim devam ettiği sürece Avrupa Birliği ile ilişkilerde ilerleme sağlanamayacağını savunan Slovenyalı parlamenter, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında değişim yaşanmadan Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ya da vize serbestisi gibi başlıklarda ilerleme beklenmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Prebilic, Avrupa Parlamentosu'ndaki çoğunluğun bu görüşü paylaştığını belirterek, Türkiye raporunun yüzde 60'ın üzerinde bir destekle kabul edilmesini beklediklerini ifade etti.</p>

<p>17 Haziran'daki oylama, hem Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği hem de Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında ilk kez dile getirilen yaptırım çağrısı açısından kritik bir dönemeç olarak görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/avrupa-parlamentosundan-akin-gurlek-icin-yaptirim-cagrisi-mal-varligi-dondurulsun</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/erdo-ve-eu.JPG" type="image/jpeg" length="20718"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hürmüz Boğazı gerilimi: ABD-İran arasında savaş ve diplomasi aynı anda]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/hurmuz-bogazi-gerilimi-abd-iran-arasinda-savas-ve-diplomasi-ayni-anda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/hurmuz-bogazi-gerilimi-abd-iran-arasinda-savas-ve-diplomasi-ayni-anda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini öngören bir mutabakat üzerinde önemli ilerleme sağlandığı belirtilirken, sahadaki askeri gerilim sürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Amerikan basınında yer alan haberlere göre taraflar, anlaşma metninin büyük bölümünde uzlaşmaya yaklaşırken, son onayın siyasi liderler tarafından verilmesi bekleniyor.</strong></p>

<p>ABD merkezli Axios’un haberine göre, ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden ticari geçişe açılması ve yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini içeren bir mutabakat üzerinde uzlaşı sağlandı.</p>

<p>Haberde, metnin liderlerin son onayına sunulduğu ve hafta sonu İsviçre’de imza töreni yapılmasının planlandığı ileri sürüldü. Taraflardan konuya ilişkin resmi bir doğrulama gelmedi.</p>

<p>Taslak metnin, bölgesel ateşkes süreçlerini de kapsadığı ve mevcut gerilimin geçici olarak düşürülmesini hedeflediği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Nükleer müzakereler ve geçici ateşkes çerçevesi</strong></p>

<p>Axios’un aktardığı bilgilere göre mutabakat, taraflar arasında nükleer program başlığında yeni bir müzakere sürecini de içeriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda: İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri için yeni bir çerçeve oluşturulması, uluslararası denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve bölgesel çatışmaların geçici olarak dondurulması gibi maddelerin yer aldığı öne sürülüyor.</p>

<p>Metinde ayrıca Lübnan dahil bazı bölgelerde mevcut ateşkes sürecinin 60 gün uzatılmasının planlandığı belirtiliyor.</p>

<p><strong>Trump: “Anlaşma hazır, İran kabul etti”</strong></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile bir mutabakat zaptının (MOU) kısa süre içinde imzalanacağını söylediği aktarıldı.</p>

<p>Taslağa göre: İran’ın nükleer silah edinmemeyi kabul etmesi, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının kontrol altına alınması ve buna karşılık yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesi gibi başlıkların yer aldığı ifade edildi.</p>

<p>Ancak İran tarafı, sürecin henüz kesinleşmediğini ve nihai kararın verilmediğini açıkladı.</p>

<p><strong>Hürmüz Boğazı, enerji güvenliği ve Trump’ın “gizli operasyon” iddiası</strong></p>

<p>ABD Başkanı Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Mayıs ayında ABD ordusuna Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol tankerleri ve ticari gemilerin korunması için gizli bir görev talimatı verdiğini iddia etti.</p>

<p>Trump, bu operasyon sayesinde 100 milyondan fazla varil petrolün ve 200’den fazla geminin güvenli şekilde geçiş yaptığını öne sürdü.</p>

<p>Ayrıca Trump, “Her gece milyonlarca varil petrolü sistemden çekiyoruz” ifadelerini kullanarak, bunun petrol fiyatlarını kontrol altında tuttuğunu savundu. Trump, fiyatların varil başına 85–90 dolar seviyesinde kalmasını buna bağlarken, aksi durumda fiyatların 250 dolara kadar çıkabileceğini iddia etti.</p>

<p><strong>Bölgede askeri hareketlilik ve karşılıklı saldırılar</strong></p>

<p>ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik “kendini savunma” gerekçesiyle yeni hava saldırılarının başlatıldığını duyurdu.</p>

<p>Buna karşılık İran’ın güney kıyılarında ve bazı liman bölgelerinde patlamalar bildirildi.</p>

<p>Bölgedeki deniz taşımacılığında ise tankerler ve ticari gemiler için risk seviyesinin yüksek olduğu belirtildi.</p>

<p><strong>Uluslararası tepkiler ve diplomatik çağrılar</strong></p>

<p>Rusya ve Çin, ABD ile İran arasında artan gerilim sonrası taraflara “itidal” çağrısında bulundu.</p>

<p>Çok sayıda ülke ise bölgesel çatışmaların genişlemesinden endişe duyduklarını açıkladı.</p>

<p>Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ise İran’ın nükleer materyal stoklarına ilişkin daha şeffaf davranması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Diplomasi ve çatışma arasında kırılgan denge</strong></p>

<p>Tüm bu gelişmeler, Washington ile Tahran arasında sınırlı bir diplomatik açılım ihtimalinin gündemde olduğunu gösterirken, sahadaki askeri hareketlilik ve karşılıklı güvensizlik sürecin kırılganlığını artırıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre, olası bir anlaşma girişimi enerji güvenliği, küresel ticaret yolları ve bölgesel çatışmaların seyrini doğrudan etkileyebilecek nitelikte.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/hurmuz-bogazi-gerilimi-abd-iran-arasinda-savas-ve-diplomasi-ayni-anda</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/trump-23.jpeg" type="image/jpeg" length="96282"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çinli otomotiv devi BYD, Türkiye planlarını erteledi: Öncelik Avrupa üretiminde]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/cinli-otomotiv-devi-byd-turkiye-planlarini-erteledi-oncelik-avrupa-uretiminde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/cinli-otomotiv-devi-byd-turkiye-planlarini-erteledi-oncelik-avrupa-uretiminde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çinli elektrikli otomobil üreticisi BYD’nin Manisa’da kurmayı planladığı üretim tesisini askıya alması, şirketin Türkiye yatırımlarının geleceğine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p><strong>Yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım ve 5 bin kişilik istihdam vaadiyle duyurulan proje beklemeye alınırken, şirketin önceliğini Avrupa’daki üretim kapasitesini artırmaya verdiği bildirildi.</strong></p>

<p><strong>Manisa yatırımı beklemeye alındı</strong></p>

<p>BYD, 2024 yılında Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde yıllık 150 bin araç üretim kapasitesine sahip bir fabrika kuracağını açıklamıştı. Projenin inşaat sürecinin 2026 yılında başlaması ve tesisin faaliyete geçmesiyle yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlanması öngörülüyordu.</p>

<p>Ancak şirketin Türkiye’deki yatırım planlarını şimdilik durdurduğu ve projeyi belirsiz bir tarihe ertelediği belirtildi. Karar, BYD’nin Avrupa’daki üretim faaliyetlerine ağırlık verme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Türkiye’de teşviklerden yararlanmıştı</strong></p>

<p>BYD’nin yatırım taahhüdü karşılığında Türkiye’de bazı özel düzenlemelerden yararlandığı biliniyor. Şirkete, Çin menşeli elektrikli ve hibrit araçlara uygulanan yüzde 40’lık ek gümrük vergisinden muafiyet sağlanmış, böylece Türkiye pazarında önemli satış rakamlarına ulaşmasının önü açılmıştı.</p>

<p>Manisa’da üretim tesisi kurulacağı gerekçesiyle verilen teşvikler ve vergi avantajlarının ardından fabrikanın hayata geçirilmemesi, bundan sonraki sürece ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>

<p><strong>BYD’nin odağında Avrupa var</strong></p>

<p>Şirket yönetimi, önceliğin Avrupa’daki üretim yatırımlarına verildiğini açıkladı. BYD Başkan Yardımcısı Stella Li, Reuters’a yaptığı açıklamada, Macaristan’ın şu anda şirket için en önemli üretim merkezi konumunda olduğunu belirtti.</p>

<p>BYD’nin Güney Macaristan’daki Szeged kentinde kurduğu fabrikanın 2026’nın son çeyreğinde üretime başlaması planlanıyor. Bu tesis, şirketin Avrupa’daki ilk üretim üssü olacak.</p>

<p><strong>Güney Avrupa’da yeni fabrika arayışı</strong></p>

<p>BYD, Avrupa’daki üretim ağını genişletmek amacıyla Güney Avrupa’da yeni bir tesis için de araştırmalar yürütüyor. Şirketin değerlendirdiği ülkeler arasında İspanya’nın da bulunduğu ifade edildi.</p>

<p>Şirket yetkilileri, sıfırdan fabrika inşa etmek yerine mevcut bir otomotiv tesisini satın alıp dönüştürmenin daha hızlı bir çözüm olacağını belirtiyor. Bu yaklaşımın, Avrupa Birliği’nin Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara uyguladığı ek gümrük vergilerinin etkisini azaltmayı amaçladığı kaydediliyor.</p>

<p><strong>Avrupa satışları hızla artıyor</strong></p>

<p>BYD’nin Avrupa pazarındaki büyümesi dikkat çekiyor. Şirketin Avrupa’daki satışları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 270 artarak yaklaşık 188 bin araca ulaştı. 2026 yılının ilk beş ayında ise satışların yüzde 144 artışla 100 bin adedi aştığı bildirildi.</p>

<p>Şirket, uzun vadede Avrupa’da sattığı araçların yaklaşık yüzde 70’ini kıta içinde üretmeyi hedefliyor.</p>

<p><strong>Türkiye pazarındaki tablo değişti</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk basınında yer alan bilgilere göre BYD, geçen yıl Türkiye’de 45 bin 537 araç satışı gerçekleştirdi. Ancak 2026’nın ilk yarısında satışlarda belirgin bir gerileme yaşandığı belirtiliyor.</p>

<p>Sektör kaynakları, bu düşüşte Türkiye’nin yerli elektrikli otomobil markası TOGG’un pazardaki yükselişinin de etkili olduğunu ifade ediyor.</p>

<p><strong>Projenin geleceği belirsiz</strong></p>

<p>BYD’nin Manisa yatırımını tamamen iptal edip etmediğine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Şirket, projeyi yalnızca askıya aldığını belirtirken, fabrikanın ne zaman hayata geçirileceği konusunda herhangi bir takvim paylaşmadı.</p>

<p>Bu nedenle Türkiye’deki yatırımın geleceği ve daha önce sağlanan teşviklerin akıbeti önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek başlıklar arasında yer alıyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/cinli-otomotiv-devi-byd-turkiye-planlarini-erteledi-oncelik-avrupa-uretiminde</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 19:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/byd2.JPG" type="image/jpeg" length="34895"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[COSMO'nun kapatılmasına tepki: 500'den fazla kuruluş ve 100 bin imza ARD'ye karşı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Köln kentinden yayın yapan ve ARD bünyesindeki tek çok dilli ve kültürlerarası radyo programı olan COSMO'nun 1 Nisan 2027'de kapatılacak olması, ülke genelinde geniş tepkiye yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aralarında yönetmen Fatih Akın, müzisyen Herbert Grönemeyer ve iklim aktivisti Luisa Neubauer'in de bulunduğu çok sayıda tanınmış isim ile 500'ü aşkın kuruluş karara karşı çıkarken, "Save Cosmo" kampanyasında toplanan imza sayısı 100 bini aştı.</strong></p>

<p>ARD yönetimine gönderilen açık mektupta, COSMO'nun kapatılması yerine güçlendirilerek ülke çapında ortak bir kamu yayıncılığı projesine dönüştürülmesi talep edildi.</p>

<p><strong>Tarihi ölçekte bir dayanışma</strong></p>

<p>Yeni Alman Medya Çalışanları (Neue deutsche Medienmacher*innen) öncülüğünde hazırlanan ve 11 Haziran'da kamuoyuna açıklanan açık mektuba 500'den fazla göçmen örgütü ile kültür, bilim, medya ve siyaset dünyasından çok sayıda isim destek verdi.</p>

<p>İmzacı kuruluşlar arasında Almanya Türk Toplumu (TGD), Göçmen Örgütleri Federal Konferansı (BKMO), Doğu Almanya Göçmen Örgütleri Çatı Birliği (DaMOst), Rusça Konuşan Ebeveynler Birliği ve çeşitli göçmen kuruluşları yer aldı. Girişime ayrıca gazetecilik, kültür ve akademi çevrelerinden çok sayıda kurum ve isim destek verdi.</p>

<p>Mektupta, Almanya nüfusunun dörtte birinden fazlasının göç geçmişine sahip olduğuna dikkat çekilerek COSMO'nun yalnızca bir radyo programı değil, milyonlarca insan için kamusal alanda temsil ve katılım imkânı sunduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>WDR kararı onayladı</strong></p>

<p>Batı Almanya Yayın Kurumu (WDR) Radyo Konseyi'nin aldığı kararla COSMO'nun mevcut yapısıyla yayın hayatına son vermesi ve 1 Nisan 2027'den itibaren WDR'nin gençlik markası bünyesinde "1Live Street" adıyla yeniden yapılandırılması planlanıyor.</p>

<p>Mevcut uygulamada WDR, Radio Bremen ve Berlin-Brandenburg Radyo Televizyon Kurumu'nun (RBB) ortak yürüttüğü programdan RBB mali gerekçelerle çekilme kararı aldı. Böylece COSMO'nun çok kültürlü ve çok dilli yayın yapısının önemli ölçüde değişeceği belirtiliyor.</p>

<p>WDR yönetimi bunun bir kapatma değil, yeniden yapılanma olduğunu savunsa da eleştirmenler, özellikle anadil yayınlarının ve kültürlerarası içeriklerin büyük ölçüde ortadan kalkacağı görüşünde.</p>

<p><strong>"Göçmenlerin yayıncılık evi"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açık mektupta COSMO'nun bir "niş yayın" olmadığı, Almanya'daki göçmen toplulukların onlarca yıldır kullandığı önemli bir kamusal yayın alanı olduğu ifade edildi.</p>

<p>1960'lı yıllarda Almanya'ya gelen işçi göçmenlere yönelik yayınlarla temelleri atılan Köln Radyosu'nun da COSMO çatısı altında faaliyet gösterdiğine dikkat çekilen açıklamada, çok dilli yayıncılığın demokratik toplum için vazgeçilmez olduğu vurgulandı.</p>

<p>İmzacılar, toplumsal kutuplaşmanın ve aşırı sağın yükseldiği bir dönemde kültürlerarası yayınların zayıflatılmasının ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>"Dezenformasyona karşı koruyucu kalkan"</strong></p>

<p>Mektupta, COSMO ve WDRforyou gibi platformların göçmen kökenli kitleler için kamu yayıncılığı bünyesindeki güvenilir bilgi kaynakları arasında yer aldığı belirtildi.</p>

<p>Bu yayınların ortadan kalkmasının, milyonlarca insanı sosyal medya algoritmalarının ve yabancı devletlerin etkisindeki manipülatif yayınların insafına bırakabileceği ifade edildi. Çok dilliliğin ve kültürlerarası haberciliğin demokratik toplum açısından bir "koruyucu kalkan" işlevi gördüğü vurgulandı.</p>

<p><strong>ARD'ye üç temel talep</strong></p>

<p>Açık mektupta ARD yönetiminden üç temel konuda açıklama istendi:</p>

<ul>
 <li>COSMO'nun kapatılmaması, aksine ülke çapında güçlü bir ARD ortak yayın projesine dönüştürülmesi,</li>
 <li>Göç geçmişine sahip kitlelere ne ölçüde ulaşıldığının şeffaf biçimde açıklanması,</li>
 <li>Göç toplumu gerçeğinin ARD'nin uzun vadeli yayın stratejisinde nasıl yer aldığının kamuoyuyla paylaşılması.</li>
</ul>

<p><strong>"Save Cosmo" kampanyasına yoğun destek</strong></p>

<p>COSMO'nun korunması amacıyla başlatılan "Save Cosmo" kampanyasında 100 binden fazla imza toplandığı bildirildi.</p>

<p>Destekçiler arasında yönetmen Fatih Akın, iklim aktivisti Luisa Neubauer, müzisyen Herbert Grönemeyer ve çok sayıda sanatçı ile akademisyen de bulunuyor.</p>

<p>500'ü aşkın kuruluş adına yapılan açıklamada, kararın kabul edilmeyeceği belirtilerek ARD yönetimine diyalog ve çözüm için çağrı yapıldı. Açıklamada, kamu yayıncılığının toplumun tüm kesimlerini kapsaması gerektiği hatırlatılarak, çok kültürlü ve çok dilli yayıncılığın Almanya'nın demokratik geleceği açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/radio-cosmo.JPG" type="image/jpeg" length="29827"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsveç'te sığınmacılara kalıcı oturma izni dönemi sona eriyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-siginmacilara-kalici-oturma-izni-donemi-sona-eriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-siginmacilara-kalici-oturma-izni-donemi-sona-eriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç Parlamentosu, sığınmacılar ve bazı göçmen grupları için kalıcı oturma izinlerini kaldıran yasa değişikliğini kabul etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hükümetin hazırladığı ve göç politikalarını daha da sıkılaştırmayı amaçlayan düzenleme, parlamentoda oy çokluğuyla kabul edilirken, yeni uygulamanın 12 Temmuz'da yürürlüğe girmesi bekleniyor.</strong></p>

<p><strong>Kalıcı oturma izni yerine geçici statü</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeye göre, 12 Temmuz'dan itibaren İsveç'e sığınan kişiler ile belirli göçmen kategorilerindeki başvuru sahiplerine yalnızca süreli (geçici) oturma izni verilebilecek. Böylece kalıcı oturma izni uygulaması, yeni başvurular açısından büyük ölçüde sona ermiş olacak.</p>

<p>İsveç Parlamentosu tarafından yapılan açıklamada, koruma statüsüne sahip kişiler, ülkede uzun süredir yaşayan yabancılar ve bunların aile üyeleri için de genel kural olarak süresiz oturma izni verilmemesinin öngörüldüğü belirtildi.</p>

<p><strong>Parlamento geniş çoğunlukla destekledi</strong></p>

<p>İsveç Parlamentosu'nda 9 Haziran'da yapılan oylamada yasa tasarısı geniş bir çoğunluğun desteğiyle kabul edildi. İsveç basınında yer alan haberlere göre, parlamentodaki partilerin büyük bölümü düzenlemeye destek verirken, yalnızca Yeşiller Partisi (Miljöpartiet) ile Sol Parti (Vänsterpartiet) tasarıya karşı çıktı.</p>

<p><strong>Mevcut oturma izinleri etkilenmeyecek</strong></p>

<p>Yetkililer, yeni düzenlemenin halen kalıcı oturma iznine sahip olan kişileri kapsamayacağını vurguladı. Buna göre, mevcut hak sahiplerinin statülerinde herhangi bir değişiklik yapılmayacak. Ancak yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak başvurularda kalıcı oturma izni seçeneği artık bulunmayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda göç ve iltica politikalarını kademeli olarak sıkılaştıran İsveç hükümeti, yeni düzenlemenin ülkenin göç sistemini daha kontrollü hale getirmeyi amaçladığını savunurken, eleştirmenler ise uygulamanın sığınmacıların uzun vadeli entegrasyonunu zorlaştırabileceği görüşünü dile getiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-siginmacilara-kalici-oturma-izni-donemi-sona-eriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/isvecte-iltica-hakki.JPG" type="image/jpeg" length="73111"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Köln'de çivili bomba saldırısının yıldönümünde ırkçılık bir kez daha lanetlendi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Köln kentinde, 9 Haziran 2004 tarihinde aşırı sağcı terör örgütü NSU tarafından gerçekleştirilen çivili bomba saldırısının yıldönümünde kurbanlar düzenlenen törenle anıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Keup Caddesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, saldırıda yaralananlar, yakınları, sivil toplum temsilcileri ve siyasetçiler bir araya geldi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Keup Caddesi'nde anma programı düzenlendi</strong></p>

<p>Köln Belediyesi'nin öncülüğünde düzenlenen anma programı kapsamında saldırının gerçekleştiği noktaya çelenkler bırakıldı, sergiler açıldı ve saygı duruşunda bulunuldu. Program, IG Keupstraße, Schauspiel Köln ve Köln NS Dokümantasyon Merkezi'nin katkılarıyla gerçekleştirildi. Etkinlik nedeniyle Keup Caddesi belirli saatlerde trafiğe kapatıldı.</p>

<p><img alt="" height="396" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/keupstr-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="704" /></p>

<p>Köln Belediye Başkan Yardımcısı Derya Karadağ yaptığı konuşmada, çeşitlilik, saygı ve insan onurunun hem kentin hem de Keup Caddesi'nin temel değerleri olduğunu vurgulayarak,<strong> “Çeşitlilik, saygı ve insan onuru, ortak çabalarımızın yanı sıra şehrimizin ve bu sokağın da temelidir. Bugün burada olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim.” </strong>dedi.</p>

<p><strong>22 kişi yaralanmıştı</strong></p>

<p>Köln'ün Mülheim semtinde, Türkiye kökenli iş insanlarına ait işletmelerin yoğun olarak bulunduğu Keup Caddesi'nde, 9 Haziran 2004'te bir bisiklete gizlenen çivili bomba uzaktan kumandayla patlatılmıştı.</p>

<p>Saldırıda 4'ü ağır olmak üzere 22 kişi yaralanmış, patlamanın etkisiyle çevredeki iş yerleri ve araçlar büyük zarar görmüştü.</p>

<p>Patlama sırasında olay yerinde bulunan Muhammed Ayazgün de yaralananlar arasındaydı. Olayın üzerinden geçen yıllara rağmen yaşadıklarını unutamadığını belirten Ayazgün, patlamanın ardından işitme kaybı yaşadığını ve hâlâ psikolojik etkilerle mücadele ettiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/muhammed-ayazgun.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Ayazgün, saldırı anını anlatırken, bombanın yerleştirildiği bisikleti gördüğünü, patlamayla birlikte camların parçalanarak sokağa savrulduğunu ve çivilerin etrafa saçıldığını ifade etti. O günden sonra Keup Caddesi'ne her gelişinde tedirginlik yaşadığını dile getirdi.</p>

<p><strong>Kurbanlar yıllarca şüpheli muamelesi gördü</strong></p>

<p>Saldırının ardından yürütülen soruşturmada Alman güvenlik makamları uzun süre olayın aşırı sağcı bir terör saldırısı olabileceği ihtimalini göz ardı etti. Keup Caddesi'nde çoğunlukla Türkiye kökenli esnafın faaliyet göstermesine rağmen, soruşturma yıllarca organize suç ve çete hesaplaşmaları ihtimali üzerinde yoğunlaştı.</p>

<p>Bölge sakinleri ve esnaf uzun süre şüpheli muamelesi gördü. Muhammed Ayazgün, bu süreci “ikinci bomba” olarak nitelendirirken, yaşananlar nedeniyle devlet kurumlarına olan güvenini kaybettiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" height="403" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/mahnmal.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>NSU'nun sorumluluğu yıllar sonra ortaya çıktı</strong></p>

<p>Saldırının arkasındaki failler ancak 2011 yılında ortaya çıkarılabildi. Zwickau kentinde bulunan bir evde ele geçirilen görüntülerde, Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütü saldırının sorumluluğunu üstlendi.</p>

<p>2000-2007 yılları arasında Almanya'da sekizi Türk kökenli olmak üzere toplam 10 kişiyi öldüren NSU'nun üyeleri Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ölü bulunurken, örgütün üçüncü üyesi Beate Zschäpe 2018 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p><strong>Anıt hâlâ tamamlanmadı</strong></p>

<p>Keup Caddesi saldırısının üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen, olay yerinde kurbanları anmak için planlanan kalıcı anıt henüz tamamlanmadı. Anıtın yeri konusunda yıllarca süren tartışmaların ardından Köln Belediye Meclisi 2021 yılında projenin hayata geçirilmesini onayladı. Ancak çeşitli nedenlerle çalışmaların tamamlanması sürekli ertelendi.</p>

<p><strong>Irkçılıkla mücadelede sembol haline geldi</strong></p>

<p>Keup Caddesi saldırısı, Almanya'nın yakın tarihindeki en önemli ırkçı terör saldırılarından biri olarak kabul ediliyor. Olay, yalnızca NSU terörünün boyutlarını değil, aynı zamanda soruşturma sürecinde göçmen kökenli kurbanlara yönelik önyargıları da gözler önüne serdi.</p>

<p>Bugün Keup Caddesi, Almanya'da ırkçılıkla mücadele, toplumsal hafıza ve adalet arayışının sembol mekânlarından biri olarak görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/koln-2.jpg" type="image/jpeg" length="70007"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'nin vize engeli Dünya Kupası'nı gölgeledi: Futbolcular ve hakemler sınırda takıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/abdnin-vize-engeli-dunya-kupasini-golgeledi-futbolcular-ve-hakemler-sinirda-takildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/abdnin-vize-engeli-dunya-kupasini-golgeledi-futbolcular-ve-hakemler-sinirda-takildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 FIFA Dünya Kupası'nın başlamasına günler kala, turnuva sahadaki rekabetten çok ABD'nin sıkı göç ve sınır politikaları nedeniyle gündeme geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak ev sahipliğinde düzenlenecek organizasyon öncesinde bazı futbolcular, görevliler ve taraftarların vize ve giriş sorunları yaşaması, spor ile siyasetin yeniden iç içe geçtiği yönündeki tartışmaları büyüttü.</p>

<p><strong>Somalili FIFA hakemine ABD engeli</strong></p>

<p>Tepkilerin merkezinde, FIFA tarafından Dünya Kupası'nda görev yapmak üzere seçilen Somalili hakem Omar Artan'ın ABD'ye alınmaması yer aldı.</p>

<p>Miami Havalimanı'nda durdurulan Artan'ın ülkeye girişine izin verilmedi. FIFA, hakemin turnuva öncesi eğitim programlarına ve organizasyondaki görevlerine katılamayacağını doğrularken, ABD makamlarının kararında değişiklik öngörülmediğini bildirdi.</p>

<p><img alt="" height="495" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/artan.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, giriş yasağı kararının ardından ilk kez somut bir gerekçe açıkladı. Yetkili, yapılan incelemelerde Artan'ın "terör örgütü olduğu iddia edilen bazı kişilerle bağlantılarının tespit edildiğini" öne sürdü. Beyaz Saray'ın Dünya Kupası organizasyonundan sorumlu yetkililerinden Andrew Giuliani de kararı savunarak, ülkeye girişine izin verilmeyen kişilerin futbolcu ya da teknik ekip üyeleri olmadığını belirtti. Giuliani, "Kötü niyetli kişilerin Dünya Kupası'nı kullanarak ABD'ye giriş yapmasını engellemek istiyoruz" dedi.</p>

<p>New York Times'a konuşan Artan ise gerekli tüm belgeleri ve geçerli vizesi bulunduğunu belirterek giriş yasağının nedenine ilişkin kendisine herhangi bir açıklama yapılmadığını söyledi.</p>

<p>Daha sonra yaşadıklarını anlatan Artan, Miami Havalimanı'nda yaklaşık 11 saat sorgulandığını açıkladı. Somalili hakem, sorgu sırasında seyahati, Somali'deki siyasi durum ve ülkede faaliyet gösteren El Şebab örgütü hakkında sorular yöneltildiğini söyledi. Artan, işlemlerin ardından gözaltında tutulduğunu ve İstanbul'a geri gönderildiğini belirterek, "Ben sadece Dünya Kupası'nda görev alma hayalini gerçekleştirmeye çalışan bir hakemim" ifadelerini kullandı.</p>

<p>FIFA, vize ve göçmenlik işlemlerinin ev sahibi ülkelerin yetkisinde olduğunu belirterek sürece müdahil olmadığını açıkladı. Somali Spor Bakanlığı ise kararı "geçerli bir gerekçe olmaksızın verilmiş bir giriş yasağı" olarak nitelendirerek tepki gösterdi.</p>

<p>Afrika Futbol Konfederasyonu tarafından 2025 yılının hakemi seçilen Artan, Dünya Kupası'nda görev yapacak ilk Somalili hakem olmaya hazırlanıyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İran ve Irak kafileleri de sorun yaşadı</strong></p>

<p>ABD'nin uygulamaları yalnızca hakemlerle sınırlı kalmadı.</p>

<p>İran Milli Takımı'nın Dünya Kupası hazırlıkları sırasında teknik ve idari kadroda yer alan 13 kişinin vize başvurularının reddedildiği bildirildi. Uzayan belirsizlik nedeniyle İran kafilesi hazırlık kampını Arizona yerine Meksika'nın Tijuana kentine taşımak zorunda kaldı.</p>

<p>Irak Milli Takımı'nın yıldız futbolcusu Aymen Hüseyin'in de Şikago Havalimanı'nda yaklaşık yedi saat sorgulandığı, cep telefonunun incelemeye alındığı belirtildi. Takımla birlikte seyahat eden resmi fotoğrafçının ise ülkeye girişine izin verilmediği aktarıldı.</p>

<p><strong>Takımlar ve futbolcular sıkı güvenlik kontrollerinden geçti</strong></p>

<p>Turnuva öncesinde Senegal ve Özbekistan milli takımlarının da yoğun güvenlik uygulamalarına maruz kaldığı görüntüler sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.</p>

<p>Senegal kafilesinin ABD'ye girişte detaylı aramalardan geçirilmesi dikkat çekerken, Özbekistan Milli Takımı'nın hazırlık karşılaşması için geldiği tesise polis köpekleri eşliğinde yapılan kontrollerin ardından alınabildiği görüldü.</p>

<p>Belçika Milli Takımı'nın yıldız oyuncusu Kevin De Bruyne'nin de ülkeye giriş sırasında ek güvenlik incelemesine tabi tutulduğu bildirildi.</p>

<p><strong>Uzmanlardan imaj uyarısı</strong></p>

<p>Bonn Üniversitesi Siyaset Bilimi Enstitüsü öğretim üyesi ve Center for Global Studies Direktörü Hendrik Ohnesorge, yaşananların münferit olaylar gibi görünse de ABD'nin son yıllarda giderek sertleşen göç ve giriş politikalarının bir sonucu olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="" height="384" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/ohnesorge.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="682" /></p>

<p>Ohnesorge'ye göre özellikle Somali gibi bazı ülkeler için uygulanan vize kısıtlamaları ve giriş yasakları Dünya Kupası öncesinde belirsizlik yaratırken, sporcular için öngörülen istisnaların her zaman uygulanmaması ABD'nin uluslararası imajına zarar veriyor.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın geçmişte Somali ve göçmenler hakkında kullandığı sert ifadelerin de bu atmosferin oluşmasında etkili olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.</p>

<p><strong>FIFA'nın sessizliği eleştiriliyor</strong></p>

<p>Yaşanan gelişmeler karşısında FIFA'nın sınırlı açıklamalarla yetinmesi de eleştirilerin hedefinde bulunuyor.</p>

<p>İran, Irak ve Somali örneklerinde federasyonun daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini savunan çevreler, Dünya Kupası gibi küresel bir organizasyonda sporun evrenselliği ilkesinin zarar gördüğünü belirtiyor.</p>

<p>Son aylarda FIFA Başkanı Gianni Infantino ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki yakın ilişki de federasyonun bağımsızlığı ve siyasi tarafsızlığı konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.</p>

<p><strong>Taraftarlar da kısıtlamalardan etkileniyor</strong></p>

<p>ABD'nin sıkı göç politikaları yalnızca takımları değil, taraftarları da etkiliyor.</p>

<p>İran ve Haiti vatandaşları için uygulanan giriş yasakları nedeniyle çok sayıda taraftarın turnuvaya katılmasının fiilen imkânsız hale geldiği belirtiliyor. Senegal ve Fildişi Sahili vatandaşlarının da vize alma süreçlerinde ciddi zorluklarla karşılaştığı ifade ediliyor.</p>

<p>İnsan hakları örgütleri ve taraftar grupları, sınır kontrolleri ve olası göçmen operasyonlarının birçok kişinin Dünya Kupası seyahatinden vazgeçmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Dünya Kupası daha başlamadan tartışmaların odağında</strong></p>

<p>2026 Dünya Kupası, henüz ilk maç oynanmadan vize engelleri, sınır kontrolleri, güvenlik uygulamaları, yüksek bilet fiyatları ve siyasi tartışmalarla gündeme gelmiş durumda.</p>

<p><img alt="" height="800" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/fifa.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Sporun birleştirici gücünü öne çıkarmayı amaçlayan organizasyonun, turnuva boyunca sahadaki mücadele kadar ev sahibi ülkenin göç politikaları ve uluslararası imajı üzerinden de tartışılmaya devam etmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>"Bu Trump'ın Dünya Kupası değil"</strong></p>

<p>Siyaset bilimci Hendrik Ohnesorge yaşanan tartışmalara rağmen ABD'nin yalnızca Donald Trump yönetimiyle özdeşleştirilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Ohnesorge'ye göre Dünya Kupası'nın düzenleneceği birçok kent, ülkenin kozmopolit ve uluslararası kimliğini yansıtan merkezler arasında yer alıyor. Bu nedenle turnuva, ABD'nin farklı yüzünü dünyaya gösterebilmesi açısından da önemli bir fırsat olarak görülüyor.</p>

<p>"Bu Trump'ın Dünya Kupası değil, bu Trump'ın Amerika'sı da değil" değerlendirmesinde bulunan Ohnesorge, ülkenin çok farklı siyasi ve toplumsal kesimlerden oluştuğunu, organizasyonun da yalnızca federal hükümetin politikaları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Futbol ile siyasetin kesiştiği turnuva</strong></p>

<p>Bununla birlikte uzmanlar, Dünya Kupası'nın düzenlendiği dönemin siyasi açıdan da son derece hassas olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>ABD'nin göç politikaları, yaklaşan ara seçimler ve uluslararası krizler nedeniyle Washington yönetiminin attığı adımların yalnızca iç politikada değil, küresel ölçekte de yakından takip edildiği belirtiliyor. Bu durum, dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birinin kaçınılmaz biçimde siyasi tartışmaların merkezine yerleşmesine neden oluyor.</p>

<p>Özellikle İran ile yaşanan gerilimler, bazı ülke vatandaşlarına yönelik vize kısıtlamaları ve sınır uygulamaları, futbolun evrensel değerleri ile güvenlik politikaları arasındaki dengeyi yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p><strong>FIFA üzerindeki baskı artıyor</strong></p>

<p>Turnuva yaklaştıkça FIFA üzerindeki baskının da artması bekleniyor.</p>

<p>Futbol otoriteleri ve insan hakları kuruluşları, federasyonun yalnızca organizasyonel konularla değil, katılımcıların ve görevlilerin serbest dolaşım hakkını ilgilendiren sorunlarla da daha yakından ilgilenmesi gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Özellikle Somalili hakem Omar Artan'ın turnuva dışında kalması, birçok çevre tarafından Dünya Kupası ruhuna aykırı bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Benzer sorunların başka takım, görevli veya taraftarları etkilemesi halinde FIFA'nın daha güçlü bir tutum almak zorunda kalabileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>Gözler açılış maçına çevrildi</strong></p>

<p>Tüm tartışmalara rağmen futbol dünyasının gözü artık açılış maçına çevrilmiş durumda.</p>

<p>48 takımın katılımıyla şimdiye kadarki en geniş kapsamlı Dünya Kupası olacak organizasyon, üç ülkede oynanacak. (2026 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak üç ülke: Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika.)</p>

<p>104 maçla futbol tarihinin en büyük turnuvalarından biri olarak kayıtlara geçecek.</p>

<p>Ancak 2026 Dünya Kupası, daha ilk düdük çalmadan sporun ötesine taşan tartışmalarla hafızalara kazınmış durumda. Vize engelleri, sınır kontrolleri, güvenlik uygulamaları ve siyasi gerilimler, turnuvanın yalnızca sahadaki sonuçlarla değil, ev sahibi ülkelerin politikalarıyla da anılacağını gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, SPOR, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/abdnin-vize-engeli-dunya-kupasini-golgeledi-futbolcular-ve-hakemler-sinirda-takildi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/wm2.JPG" type="image/jpeg" length="15545"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
