<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/goc-politikalari" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 15 Jun 2026 16:00:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/goc-politikalari"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Emek, demokrasi ve Dersim mücadelesinin öncülerinden Hüseyin Kenan Aydın'a son görev]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/emek-demokrasi-ve-dersim-mucadelesinin-onculerinden-huseyin-kenan-aydina-son-gorev</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/emek-demokrasi-ve-dersim-mucadelesinin-onculerinden-huseyin-kenan-aydina-son-gorev" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emek, demokrasi, eşitlik ve insan hakları mücadelesinin önemli isimlerinden, eski Alman Federal Meclisi (Bundestag) milletvekili, Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG) Başkanı Hüseyin Kenan Aydın, 12 Haziran 2026 tarihinde Moers Bethanien Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hüseyin Kenan Aydın için Kuzey Duisburg Alevi Toplumu Derneği’nde taziye erkânı düzenlendi.</strong></p>

<p><strong>Fatih ÇİMEN / Duisburg</strong></p>

<p>Taziyeleri, merhumun eşi Aynur Aydın ve oğlu Cihan Aydın kabul etti. Taziye erkânına Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek, Sol Parti Federal Meclis Milletvekili Mirze Ediz, Dersim Yazarlar Birliği adına Nurettin Aslan, Dersim Kültür ve Tarih Merkezi Başkan Yardımcısı Ahmet Canpolat, Avrupa Parlamentosu Sol Parti Milletvekili ve AABF Denetleme Kurulu Üyesi Desman Togay, AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, Erkan Kocalar, Dr. İsmail Küpeli, sosyal bilimler araştırmacısı Prof. Dr. Christian Gudehus ve Kuzey Duisburg Alevi Toplumu Derneği Başkanı Düzgün Küçükdoğan ile çok sayıda dostu, seveni ve aile yakını katıldı.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-143.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Yaşamı boyunca emekçilerin, göçmenlerin, Alevilerin ve Dersim halkının sesi olan Hüseyin Kenan Aydın, geride onurlu bir mücadele, saygın bir yaşam ve unutulmayacak hizmetler bıraktı.</p>

<p>Taziye programı kapsamında, Hüseyin Kenan Aydın’ın anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun ardından Kuzey Duisburg Alevi Toplumu Derneği Başkanı Düzgün Küçükdoğan bir konuşma yaptı.</p>

<p><strong>Küçükdoğan konuşmasında şunları söyledi:</strong></p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/3-71.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>“Duisburg’un ve Almanya’nın önemli değerlerinden biri olan Hüseyin Kenan Aydın’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Uzun yıllar IG Metall sendikasında işçi temsilciliği yaptı. Yaşamı boyunca emekçilerin, göçmenlerin, Alevilerin ve Dersim halkının sesi oldu. Geride onurlu bir mücadele, saygın bir yaşam ve unutulmayacak hizmetler bıraktı.”</p>

<p><strong>AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek ise Türkçe ve Zazaca yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p>“Dersim, yiğit bir evladını kaybetti. Hüseyin hem inancına hem de memleketine büyük bir sevgiyle bağlıydı. Bizlere düşen görev, ailesiyle dayanışmayı büyütmektir. Hepimizin döneceği yer Hakk’ın huzurudur. Alevi-Kızılbaş inancında ölüm diye bir kavram yoktur. Hüseyin Kenan Aydın’ın ruhu bedeninden ayrılmış olabilir; ancak anıları, mücadelesi ve insanlığı gönüllerimizde yaşamaya devam edecektir. Onu kendi anadilimizle uğurlamak istiyoruz.”</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/4-60.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Dersim Yazarlar Birliği adına konuşan Nurettin Aslan ise duygularını şu sözlerle dile getirdi:</strong></p>

<p>“Onu anlatmaya kelimeler yetmez. Aramızdan ayrıldığını öğrendiğimde sosyal medyada bir paylaşım dikkatimi çekti: ‘Dersim’in beli kırıldı.’ Bazı insanlar uzun yaşar, bazıları kısa. Ancak bazıları kısa ömürlerine birçok hayat sığdırır. Hüseyin Kenan Aydın da 64 yıllık yaşamına sayısız mücadele ve başarı sığdırdı. İşçi sınıfının ve ezilenlerin sesi oldu. Milletvekili olarak haksızlıkların karşısında durdu. Yorgundu ama mutluydu. Yüreğimizde büyük bir acı bıraktı. Şimdi onu Remzi Aydın’ın yanına uğurluyoruz. Hüseyin abi, sen milyonlarca yıl yaşadın; yüreğimizde de milyonlarca yıl yaşamaya devam edeceksin.”</p>

<p>Almanya Sol Parti Federal Meclis Milletvekili Mirze Ediz de yaptığı konuşmada, Hüseyin Kenan Aydın ile yıllarca sendikal ve siyasi mücadelede omuz omuza çalıştıklarını belirterek onun toplumsal mücadeleye yaptığı katkıları anlattı.</p>

<p><strong>Dersim Tarih ve Kültür Merkezi adına konuşan Yaşar Kaya ise şunları söyledi:</strong></p>

<p>“Geçtiğimiz pazartesi günü yaptığımız toplantıda Hüseyin Kenan Aydın, ‘Tedavi olmam gerekiyor. Bu nedenle yaklaşık altı ay boyunca başkanlık görevimi sürdüremeyeceğim. Ancak projelerimizin içinde olmaya ve çalışmaları takip etmeye devam edeceğim’ demişti. Meğer bu sözler bir vedaymış. Hüseyin bizi bırakıp gidiyor. Zazaca/Kırmancki diliyle uğurlar olsun. Nurlar içinde uyusun.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İmam Esen de konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:</strong></p>

<p>“Dersim bugün çok önemli bir değerini kaybetti. Hüseyin Kenan Aydın, insan haklarına, özgürlüğe ve eşitliğe inanan bir sosyalistti. Dil, din ve ırk ayrımı yapmaksızın her zaman emekçilerin yanında yer aldı, onların sorunlarına çözüm üretmeye çalıştı. Kendisini sosyalist değerlerin onurlu bir temsilcisi olarak saygıyla anıyoruz.”</p>

<p>Almanya Sosyalist Birlik Partisi’nin (SED) devamı niteliğindeki Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) ile Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden (SPD) ayrılanların kurduğu Emek ve Sosyal Adalet – Seçim Alternatifi (WASG) hareketinin birleşme sürecinde Hüseyin Kenan Aydın önemli rol oynadı.</p>

<p>1962 yılında Pülümür’de dünyaya gelen Hüseyin Kenan Aydın, Almanya’da hem Sol Parti milletvekilliği hem de IG Metall Sendikası’nda üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundu.</p>

<p>Aynı zamanda Ruhr Üniversitesi Bochum (RUB) ile birlikte yürütülen “Dersim 1937–38 Tanıkları Projesi”nin yöneticilerinden biriydi. Son olarak Berlin Parlamentosu’nda düzenlenen 4 Mayıs anma programında ve 21–22 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Dersim Arşivi Açılış Programı’nda sunumlar yaparak Dersim’in tarihsel hafızasının yaşatılmasına katkı sundu.</p>

<p>Merhum Hüseyin Kenan Aydın’ın naaşı Almanya’dan Erzincan’a getirilecek. Moloköy Cemevi’nde düzenlenecek cenaze erkânının ardından doğup büyüdüğü topraklara uğurlanacak ve Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Dağbek Köyü’nde Toprak Ana’nın bağrına sırlanacaktır.</p>

<p>Hüseyin Kenan Aydın, yaşamı boyunca sürdürdüğü emek, demokrasi, eşitlik ve insan hakları mücadelesiyle daima saygı ve minnetle anılacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/emek-demokrasi-ve-dersim-mucadelesinin-onculerinden-huseyin-kenan-aydina-son-gorev</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 08:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/1-206.jpg" type="image/jpeg" length="26458"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİDF'in geleneksel "Birlik ve Dayanışma Festivali"ne binlerce kişi katıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumartesi günü Almanya'nın Köln şehrindeki en tanınmış etkinlik alanlarından biri olan Tanzbrunnen'de Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) tarafından düzenlenen "Birlik ve Dayanışma" Festivali'ne 7 bine yakın insan katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet TANLI / Köln</p>

<p><strong>Çok zengin bir müzik programının yanı sıra festivalde EMEP Partisi Başkanı Seyit Aslan, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Alev Demirel, Alman ve Türkiyeli sendikacılar, gençlik örgütlerinin temsilcileri, iş yeri temsilcileri ve DİDF Başkanı Alev Bahadır ile DİDF Yürütme Kurulu Üyesi gazeteci-yazar Yücel Özdemir gibi federasyon yöneticileri birer konuşma yaptı.</strong></p>

<p><img alt="" height="393" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/festival-2026.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="590" /></p>

<p>Yapılan konuşmalarda Almanya, Türkiye ve dünyadaki siyasi gelişmelere dikkat çekilerek savaşa, sosyal adaletsizliğe, kısıtlamalara, ırkçılığa, ayrımcılığa ve ırkçı milliyetçilikle toplumun kutuplaşmasına ve bölünmesine karşı güçlü mesajlar verildi. Ağırlıklı olarak DİDF'in bölge derneklerinin organizasyonuyla Almanya'nın dört bir yanından ve komşu ülkelerden festivale gelen 7 binin üzerindeki izleyici, festivalde coşkuyla birlikte şarkılar söyledi, halaylar çekti.</p>

<p><img alt="" height="602" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/fest-gaye-scaled.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Konuşmacılar ve müzik grupları çok çeşitliliği yansıttı</strong></p>

<p>Zara Canbay ve Emre Öğüt'ün başarıyla Almanca ve Türkçe olarak iki dilde sunduğu Köln'deki festival programı, Wuppertal DİDF'in halk oyunları grubunun folklorik danslarıyla ve Köln Belediye Başkan Yardımcısı Derya Karadağ'ın konuşmasıyla başladı. Açılış konuşmalarında emek mücadelesi, toplumsal dayanışma, barış ve demokratik birlikte yaşam vurgusu öne çıktı. Zengin sahne programında Grup Kontrast, Kai Degenhardt, Junge Arbeiter, Mustafa Özarslan, Agire Jiyan, Gaye Su Akyol gibi değerli sanatçılar ve tanınmış Moğollar grubu, Köln'deki festivale katılan herkese müzik ve sanat dolu unutulmaz bir gün yaşattı.</p>

<p><strong>Seyit Aslan: Siyonist İsrail kana doymuyor</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/fest-seyit-aslan.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>Festivalin Türkiye'den davet edilen konuk konuşmacısı Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, ağırlıklı olarak Türkiye'deki siyasi gelişmelere yer verdiği konuşmasında şunları söyledi: "Dünya büyük bir kriz yaşıyor. Örneğin siyonist İsrail kana doymuyor; Filistin'de, Lübnan'da insanları katletmeye devam ediyor. Türkiye'de ana muhalefete, CHP'ye yapılan baskılar aralıksız sürmektedir; ancak bu mesele artık yalnızca CHP meselesi değildir. Ülkemizde bugün egemen sermaye sınıfıyla ezilen milyonlarca emekçinin ve emeklinin mücadelesi vardır. Onlar bu talanın devam etmesini istiyor. Kadın cinayetleri, doğa katliamı yine devam ediyor. Türkiye'de işçi sınıfı, bu saray rejimini mutlaka ortak mücadeleyle alaşağı edecektir. Bu iktidar tarafından Kürt halkının hakları da istismar edilmektedir. Kürt sorununu bu iktidar çözemez, eşit hakları bunlar yaratamaz. Bu denli geniş katılımlı, güzel bir festivali organize eden DİDF yöneticilerini, üyelerini ve dostlarını tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum."</p>

<p><strong>Yücel Özdemir: DİDF, ırkçılıkla, ayrımcılıkla ve sosyal haklar mücadelesinde doğru adrestir</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/yucel-ozdemir-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Festivalin son konuşmacısı DİDF Yürütme Kurulu Üyesi gazeteci-yazar Yücel Özdemir de Almanya'da sosyal hakların kısıtlanması, ırkçılık, ayrımcılık ve ırkçı parti AfD'ye karşı mücadelede DİDF'in en önde yürüyen örgüt olduğunu vurgulayarak herkesi DİDF'i desteklemeye ve çalışmalarına katılmaya davet etti.</p>

<p>Özdemir şöyle konuştu: "Dünyanın gidişatı iyi değil; ama bugün buradaki gibi farklı etnisite, inanç ve görüşten insanlar olarak yan yana gelip mücadele edersek başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Bizler 65 yıldır burada yaşıyoruz, burada kalıcıyız. Buranın sorunları bizim de sorunlarımızdır. Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadelede biz de varız. Bugün burada gördünüz, Alman dostlarımız da var. Her türlü ayrımcılığı, ırkçılığı ve mülteci düşmanlığını reddediyoruz. Bunu bazı göçmenler de yapıyor; bu çok yanlış bir tutum. Bizler, yurtlarını terk etmek zorunda kalanlarla değil, onları göçe zorlayan emperyalist ve kapitalist sistemlerle mücadele etmeliyiz. Buradaki mücadelemizi sürdürürken Türkiye'yi ve oradaki haksızlıkları görmezden gelemeyiz. Enternasyonal dayanışmayla Türkiye'deki mücadeleye destek vermeliyiz. Gönlümüz, gazetecilerin ve siyasetçilerin hapishanelere tıkılmadığı demokratik bir Türkiye'den yana. İki yıl sonra, 10 Haziran 2028'de yine burada buluşmak dileğiyle hepinize teşekkür ediyorum."</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/i-m-g-0404.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Farklı dillerde söylenen türküler ve şarkılar kitleyi bütünleştirdi</strong></p>

<p>Sahne alan sanatçılar, izleyicilere onların anadilinde Türkçe, Kürtçe ve Almanca şarkılar, türküler ve deyişler söyleyerek kitleyi coşturdu; birlikte dans edip halay çekmelerini sağladı.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/i-m-g-0406.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Bu yönüyle halkların kültürüne saygılı ve onlara hitap eden sahne programlarını hayata geçiren DİDF festivallerinin birleştirici ve hoşgörülü özgün karakteri bir kez daha yansıtılmış oldu.</p>

<p>DİDF Festivali'ne zengin sahne programının yanı sıra kitap, yemek, yayıncı, yazar ve sendikaların standları da renk kattı.</p>

<p>Köln'deki festival, Anadolu rock müziğinin temsilcisi efsanevi müzik grubu Moğollar'ın ve grubun lideri usta müzisyen Cahit Berkay'ın, solist Emrah Karaca'nın güçlü sahne performansıyla son buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/didf-2.JPG" type="image/jpeg" length="56592"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[COSMO'nun kapatılmasına tepki: 500'den fazla kuruluş ve 100 bin imza ARD'ye karşı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Köln kentinden yayın yapan ve ARD bünyesindeki tek çok dilli ve kültürlerarası radyo programı olan COSMO'nun 1 Nisan 2027'de kapatılacak olması, ülke genelinde geniş tepkiye yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aralarında yönetmen Fatih Akın, müzisyen Herbert Grönemeyer ve iklim aktivisti Luisa Neubauer'in de bulunduğu çok sayıda tanınmış isim ile 500'ü aşkın kuruluş karara karşı çıkarken, "Save Cosmo" kampanyasında toplanan imza sayısı 100 bini aştı.</strong></p>

<p>ARD yönetimine gönderilen açık mektupta, COSMO'nun kapatılması yerine güçlendirilerek ülke çapında ortak bir kamu yayıncılığı projesine dönüştürülmesi talep edildi.</p>

<p><strong>Tarihi ölçekte bir dayanışma</strong></p>

<p>Yeni Alman Medya Çalışanları (Neue deutsche Medienmacher*innen) öncülüğünde hazırlanan ve 11 Haziran'da kamuoyuna açıklanan açık mektuba 500'den fazla göçmen örgütü ile kültür, bilim, medya ve siyaset dünyasından çok sayıda isim destek verdi.</p>

<p>İmzacı kuruluşlar arasında Almanya Türk Toplumu (TGD), Göçmen Örgütleri Federal Konferansı (BKMO), Doğu Almanya Göçmen Örgütleri Çatı Birliği (DaMOst), Rusça Konuşan Ebeveynler Birliği ve çeşitli göçmen kuruluşları yer aldı. Girişime ayrıca gazetecilik, kültür ve akademi çevrelerinden çok sayıda kurum ve isim destek verdi.</p>

<p>Mektupta, Almanya nüfusunun dörtte birinden fazlasının göç geçmişine sahip olduğuna dikkat çekilerek COSMO'nun yalnızca bir radyo programı değil, milyonlarca insan için kamusal alanda temsil ve katılım imkânı sunduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>WDR kararı onayladı</strong></p>

<p>Batı Almanya Yayın Kurumu (WDR) Radyo Konseyi'nin aldığı kararla COSMO'nun mevcut yapısıyla yayın hayatına son vermesi ve 1 Nisan 2027'den itibaren WDR'nin gençlik markası bünyesinde "1Live Street" adıyla yeniden yapılandırılması planlanıyor.</p>

<p>Mevcut uygulamada WDR, Radio Bremen ve Berlin-Brandenburg Radyo Televizyon Kurumu'nun (RBB) ortak yürüttüğü programdan RBB mali gerekçelerle çekilme kararı aldı. Böylece COSMO'nun çok kültürlü ve çok dilli yayın yapısının önemli ölçüde değişeceği belirtiliyor.</p>

<p>WDR yönetimi bunun bir kapatma değil, yeniden yapılanma olduğunu savunsa da eleştirmenler, özellikle anadil yayınlarının ve kültürlerarası içeriklerin büyük ölçüde ortadan kalkacağı görüşünde.</p>

<p><strong>"Göçmenlerin yayıncılık evi"</strong></p>

<p>Açık mektupta COSMO'nun bir "niş yayın" olmadığı, Almanya'daki göçmen toplulukların onlarca yıldır kullandığı önemli bir kamusal yayın alanı olduğu ifade edildi.</p>

<p>1960'lı yıllarda Almanya'ya gelen işçi göçmenlere yönelik yayınlarla temelleri atılan Köln Radyosu'nun da COSMO çatısı altında faaliyet gösterdiğine dikkat çekilen açıklamada, çok dilli yayıncılığın demokratik toplum için vazgeçilmez olduğu vurgulandı.</p>

<p>İmzacılar, toplumsal kutuplaşmanın ve aşırı sağın yükseldiği bir dönemde kültürlerarası yayınların zayıflatılmasının ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Dezenformasyona karşı koruyucu kalkan"</strong></p>

<p>Mektupta, COSMO ve WDRforyou gibi platformların göçmen kökenli kitleler için kamu yayıncılığı bünyesindeki güvenilir bilgi kaynakları arasında yer aldığı belirtildi.</p>

<p>Bu yayınların ortadan kalkmasının, milyonlarca insanı sosyal medya algoritmalarının ve yabancı devletlerin etkisindeki manipülatif yayınların insafına bırakabileceği ifade edildi. Çok dilliliğin ve kültürlerarası haberciliğin demokratik toplum açısından bir "koruyucu kalkan" işlevi gördüğü vurgulandı.</p>

<p><strong>ARD'ye üç temel talep</strong></p>

<p>Açık mektupta ARD yönetiminden üç temel konuda açıklama istendi:</p>

<ul>
 <li>COSMO'nun kapatılmaması, aksine ülke çapında güçlü bir ARD ortak yayın projesine dönüştürülmesi,</li>
 <li>Göç geçmişine sahip kitlelere ne ölçüde ulaşıldığının şeffaf biçimde açıklanması,</li>
 <li>Göç toplumu gerçeğinin ARD'nin uzun vadeli yayın stratejisinde nasıl yer aldığının kamuoyuyla paylaşılması.</li>
</ul>

<p><strong>"Save Cosmo" kampanyasına yoğun destek</strong></p>

<p>COSMO'nun korunması amacıyla başlatılan "Save Cosmo" kampanyasında 100 binden fazla imza toplandığı bildirildi.</p>

<p>Destekçiler arasında yönetmen Fatih Akın, iklim aktivisti Luisa Neubauer, müzisyen Herbert Grönemeyer ve çok sayıda sanatçı ile akademisyen de bulunuyor.</p>

<p>500'ü aşkın kuruluş adına yapılan açıklamada, kararın kabul edilmeyeceği belirtilerek ARD yönetimine diyalog ve çözüm için çağrı yapıldı. Açıklamada, kamu yayıncılığının toplumun tüm kesimlerini kapsaması gerektiği hatırlatılarak, çok kültürlü ve çok dilli yayıncılığın Almanya'nın demokratik geleceği açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/radio-cosmo.JPG" type="image/jpeg" length="36017"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsveç'te sığınmacılara kalıcı oturma izni dönemi sona eriyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-siginmacilara-kalici-oturma-izni-donemi-sona-eriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-siginmacilara-kalici-oturma-izni-donemi-sona-eriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç Parlamentosu, sığınmacılar ve bazı göçmen grupları için kalıcı oturma izinlerini kaldıran yasa değişikliğini kabul etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hükümetin hazırladığı ve göç politikalarını daha da sıkılaştırmayı amaçlayan düzenleme, parlamentoda oy çokluğuyla kabul edilirken, yeni uygulamanın 12 Temmuz'da yürürlüğe girmesi bekleniyor.</strong></p>

<p><strong>Kalıcı oturma izni yerine geçici statü</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeye göre, 12 Temmuz'dan itibaren İsveç'e sığınan kişiler ile belirli göçmen kategorilerindeki başvuru sahiplerine yalnızca süreli (geçici) oturma izni verilebilecek. Böylece kalıcı oturma izni uygulaması, yeni başvurular açısından büyük ölçüde sona ermiş olacak.</p>

<p>İsveç Parlamentosu tarafından yapılan açıklamada, koruma statüsüne sahip kişiler, ülkede uzun süredir yaşayan yabancılar ve bunların aile üyeleri için de genel kural olarak süresiz oturma izni verilmemesinin öngörüldüğü belirtildi.</p>

<p><strong>Parlamento geniş çoğunlukla destekledi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsveç Parlamentosu'nda 9 Haziran'da yapılan oylamada yasa tasarısı geniş bir çoğunluğun desteğiyle kabul edildi. İsveç basınında yer alan haberlere göre, parlamentodaki partilerin büyük bölümü düzenlemeye destek verirken, yalnızca Yeşiller Partisi (Miljöpartiet) ile Sol Parti (Vänsterpartiet) tasarıya karşı çıktı.</p>

<p><strong>Mevcut oturma izinleri etkilenmeyecek</strong></p>

<p>Yetkililer, yeni düzenlemenin halen kalıcı oturma iznine sahip olan kişileri kapsamayacağını vurguladı. Buna göre, mevcut hak sahiplerinin statülerinde herhangi bir değişiklik yapılmayacak. Ancak yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak başvurularda kalıcı oturma izni seçeneği artık bulunmayacak.</p>

<p>Son yıllarda göç ve iltica politikalarını kademeli olarak sıkılaştıran İsveç hükümeti, yeni düzenlemenin ülkenin göç sistemini daha kontrollü hale getirmeyi amaçladığını savunurken, eleştirmenler ise uygulamanın sığınmacıların uzun vadeli entegrasyonunu zorlaştırabileceği görüşünü dile getiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-siginmacilara-kalici-oturma-izni-donemi-sona-eriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/isvecte-iltica-hakki.JPG" type="image/jpeg" length="28559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Köln'de çivili bomba saldırısının yıldönümünde ırkçılık bir kez daha lanetlendi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Köln kentinde, 9 Haziran 2004 tarihinde aşırı sağcı terör örgütü NSU tarafından gerçekleştirilen çivili bomba saldırısının yıldönümünde kurbanlar düzenlenen törenle anıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Keup Caddesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, saldırıda yaralananlar, yakınları, sivil toplum temsilcileri ve siyasetçiler bir araya geldi.</strong></p>

<p><strong>Keup Caddesi'nde anma programı düzenlendi</strong></p>

<p>Köln Belediyesi'nin öncülüğünde düzenlenen anma programı kapsamında saldırının gerçekleştiği noktaya çelenkler bırakıldı, sergiler açıldı ve saygı duruşunda bulunuldu. Program, IG Keupstraße, Schauspiel Köln ve Köln NS Dokümantasyon Merkezi'nin katkılarıyla gerçekleştirildi. Etkinlik nedeniyle Keup Caddesi belirli saatlerde trafiğe kapatıldı.</p>

<p><img alt="" height="396" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/keupstr-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="704" /></p>

<p>Köln Belediye Başkan Yardımcısı Derya Karadağ yaptığı konuşmada, çeşitlilik, saygı ve insan onurunun hem kentin hem de Keup Caddesi'nin temel değerleri olduğunu vurgulayarak,<strong> “Çeşitlilik, saygı ve insan onuru, ortak çabalarımızın yanı sıra şehrimizin ve bu sokağın da temelidir. Bugün burada olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim.” </strong>dedi.</p>

<p><strong>22 kişi yaralanmıştı</strong></p>

<p>Köln'ün Mülheim semtinde, Türkiye kökenli iş insanlarına ait işletmelerin yoğun olarak bulunduğu Keup Caddesi'nde, 9 Haziran 2004'te bir bisiklete gizlenen çivili bomba uzaktan kumandayla patlatılmıştı.</p>

<p>Saldırıda 4'ü ağır olmak üzere 22 kişi yaralanmış, patlamanın etkisiyle çevredeki iş yerleri ve araçlar büyük zarar görmüştü.</p>

<p>Patlama sırasında olay yerinde bulunan Muhammed Ayazgün de yaralananlar arasındaydı. Olayın üzerinden geçen yıllara rağmen yaşadıklarını unutamadığını belirten Ayazgün, patlamanın ardından işitme kaybı yaşadığını ve hâlâ psikolojik etkilerle mücadele ettiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/muhammed-ayazgun.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Ayazgün, saldırı anını anlatırken, bombanın yerleştirildiği bisikleti gördüğünü, patlamayla birlikte camların parçalanarak sokağa savrulduğunu ve çivilerin etrafa saçıldığını ifade etti. O günden sonra Keup Caddesi'ne her gelişinde tedirginlik yaşadığını dile getirdi.</p>

<p><strong>Kurbanlar yıllarca şüpheli muamelesi gördü</strong></p>

<p>Saldırının ardından yürütülen soruşturmada Alman güvenlik makamları uzun süre olayın aşırı sağcı bir terör saldırısı olabileceği ihtimalini göz ardı etti. Keup Caddesi'nde çoğunlukla Türkiye kökenli esnafın faaliyet göstermesine rağmen, soruşturma yıllarca organize suç ve çete hesaplaşmaları ihtimali üzerinde yoğunlaştı.</p>

<p>Bölge sakinleri ve esnaf uzun süre şüpheli muamelesi gördü. Muhammed Ayazgün, bu süreci “ikinci bomba” olarak nitelendirirken, yaşananlar nedeniyle devlet kurumlarına olan güvenini kaybettiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" height="403" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/mahnmal.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>NSU'nun sorumluluğu yıllar sonra ortaya çıktı</strong></p>

<p>Saldırının arkasındaki failler ancak 2011 yılında ortaya çıkarılabildi. Zwickau kentinde bulunan bir evde ele geçirilen görüntülerde, Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütü saldırının sorumluluğunu üstlendi.</p>

<p>2000-2007 yılları arasında Almanya'da sekizi Türk kökenli olmak üzere toplam 10 kişiyi öldüren NSU'nun üyeleri Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ölü bulunurken, örgütün üçüncü üyesi Beate Zschäpe 2018 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p><strong>Anıt hâlâ tamamlanmadı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Keup Caddesi saldırısının üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen, olay yerinde kurbanları anmak için planlanan kalıcı anıt henüz tamamlanmadı. Anıtın yeri konusunda yıllarca süren tartışmaların ardından Köln Belediye Meclisi 2021 yılında projenin hayata geçirilmesini onayladı. Ancak çeşitli nedenlerle çalışmaların tamamlanması sürekli ertelendi.</p>

<p><strong>Irkçılıkla mücadelede sembol haline geldi</strong></p>

<p>Keup Caddesi saldırısı, Almanya'nın yakın tarihindeki en önemli ırkçı terör saldırılarından biri olarak kabul ediliyor. Olay, yalnızca NSU terörünün boyutlarını değil, aynı zamanda soruşturma sürecinde göçmen kökenli kurbanlara yönelik önyargıları da gözler önüne serdi.</p>

<p>Bugün Keup Caddesi, Almanya'da ırkçılıkla mücadele, toplumsal hafıza ve adalet arayışının sembol mekânlarından biri olarak görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/koln-2.jpg" type="image/jpeg" length="12402"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'nin vize engeli Dünya Kupası'nı gölgeledi: Futbolcular ve hakemler sınırda takıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/abdnin-vize-engeli-dunya-kupasini-golgeledi-futbolcular-ve-hakemler-sinirda-takildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/abdnin-vize-engeli-dunya-kupasini-golgeledi-futbolcular-ve-hakemler-sinirda-takildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 FIFA Dünya Kupası'nın başlamasına günler kala, turnuva sahadaki rekabetten çok ABD'nin sıkı göç ve sınır politikaları nedeniyle gündeme geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak ev sahipliğinde düzenlenecek organizasyon öncesinde bazı futbolcular, görevliler ve taraftarların vize ve giriş sorunları yaşaması, spor ile siyasetin yeniden iç içe geçtiği yönündeki tartışmaları büyüttü.</p>

<p><strong>Somalili FIFA hakemine ABD engeli</strong></p>

<p>Tepkilerin merkezinde, FIFA tarafından Dünya Kupası'nda görev yapmak üzere seçilen Somalili hakem Omar Artan'ın ABD'ye alınmaması yer aldı.</p>

<p>Miami Havalimanı'nda durdurulan Artan'ın ülkeye girişine izin verilmedi. FIFA, hakemin turnuva öncesi eğitim programlarına ve organizasyondaki görevlerine katılamayacağını doğrularken, ABD makamlarının kararında değişiklik öngörülmediğini bildirdi.</p>

<p><img alt="" height="495" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/artan.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, giriş yasağı kararının ardından ilk kez somut bir gerekçe açıkladı. Yetkili, yapılan incelemelerde Artan'ın "terör örgütü olduğu iddia edilen bazı kişilerle bağlantılarının tespit edildiğini" öne sürdü. Beyaz Saray'ın Dünya Kupası organizasyonundan sorumlu yetkililerinden Andrew Giuliani de kararı savunarak, ülkeye girişine izin verilmeyen kişilerin futbolcu ya da teknik ekip üyeleri olmadığını belirtti. Giuliani, "Kötü niyetli kişilerin Dünya Kupası'nı kullanarak ABD'ye giriş yapmasını engellemek istiyoruz" dedi.</p>

<p>New York Times'a konuşan Artan ise gerekli tüm belgeleri ve geçerli vizesi bulunduğunu belirterek giriş yasağının nedenine ilişkin kendisine herhangi bir açıklama yapılmadığını söyledi.</p>

<p>Daha sonra yaşadıklarını anlatan Artan, Miami Havalimanı'nda yaklaşık 11 saat sorgulandığını açıkladı. Somalili hakem, sorgu sırasında seyahati, Somali'deki siyasi durum ve ülkede faaliyet gösteren El Şebab örgütü hakkında sorular yöneltildiğini söyledi. Artan, işlemlerin ardından gözaltında tutulduğunu ve İstanbul'a geri gönderildiğini belirterek, "Ben sadece Dünya Kupası'nda görev alma hayalini gerçekleştirmeye çalışan bir hakemim" ifadelerini kullandı.</p>

<p>FIFA, vize ve göçmenlik işlemlerinin ev sahibi ülkelerin yetkisinde olduğunu belirterek sürece müdahil olmadığını açıkladı. Somali Spor Bakanlığı ise kararı "geçerli bir gerekçe olmaksızın verilmiş bir giriş yasağı" olarak nitelendirerek tepki gösterdi.</p>

<p>Afrika Futbol Konfederasyonu tarafından 2025 yılının hakemi seçilen Artan, Dünya Kupası'nda görev yapacak ilk Somalili hakem olmaya hazırlanıyordu.</p>

<p><strong>İran ve Irak kafileleri de sorun yaşadı</strong></p>

<p>ABD'nin uygulamaları yalnızca hakemlerle sınırlı kalmadı.</p>

<p>İran Milli Takımı'nın Dünya Kupası hazırlıkları sırasında teknik ve idari kadroda yer alan 13 kişinin vize başvurularının reddedildiği bildirildi. Uzayan belirsizlik nedeniyle İran kafilesi hazırlık kampını Arizona yerine Meksika'nın Tijuana kentine taşımak zorunda kaldı.</p>

<p>Irak Milli Takımı'nın yıldız futbolcusu Aymen Hüseyin'in de Şikago Havalimanı'nda yaklaşık yedi saat sorgulandığı, cep telefonunun incelemeye alındığı belirtildi. Takımla birlikte seyahat eden resmi fotoğrafçının ise ülkeye girişine izin verilmediği aktarıldı.</p>

<p><strong>Takımlar ve futbolcular sıkı güvenlik kontrollerinden geçti</strong></p>

<p>Turnuva öncesinde Senegal ve Özbekistan milli takımlarının da yoğun güvenlik uygulamalarına maruz kaldığı görüntüler sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.</p>

<p>Senegal kafilesinin ABD'ye girişte detaylı aramalardan geçirilmesi dikkat çekerken, Özbekistan Milli Takımı'nın hazırlık karşılaşması için geldiği tesise polis köpekleri eşliğinde yapılan kontrollerin ardından alınabildiği görüldü.</p>

<p>Belçika Milli Takımı'nın yıldız oyuncusu Kevin De Bruyne'nin de ülkeye giriş sırasında ek güvenlik incelemesine tabi tutulduğu bildirildi.</p>

<p><strong>Uzmanlardan imaj uyarısı</strong></p>

<p>Bonn Üniversitesi Siyaset Bilimi Enstitüsü öğretim üyesi ve Center for Global Studies Direktörü Hendrik Ohnesorge, yaşananların münferit olaylar gibi görünse de ABD'nin son yıllarda giderek sertleşen göç ve giriş politikalarının bir sonucu olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="" height="384" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/ohnesorge.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="682" /></p>

<p>Ohnesorge'ye göre özellikle Somali gibi bazı ülkeler için uygulanan vize kısıtlamaları ve giriş yasakları Dünya Kupası öncesinde belirsizlik yaratırken, sporcular için öngörülen istisnaların her zaman uygulanmaması ABD'nin uluslararası imajına zarar veriyor.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın geçmişte Somali ve göçmenler hakkında kullandığı sert ifadelerin de bu atmosferin oluşmasında etkili olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.</p>

<p><strong>FIFA'nın sessizliği eleştiriliyor</strong></p>

<p>Yaşanan gelişmeler karşısında FIFA'nın sınırlı açıklamalarla yetinmesi de eleştirilerin hedefinde bulunuyor.</p>

<p>İran, Irak ve Somali örneklerinde federasyonun daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini savunan çevreler, Dünya Kupası gibi küresel bir organizasyonda sporun evrenselliği ilkesinin zarar gördüğünü belirtiyor.</p>

<p>Son aylarda FIFA Başkanı Gianni Infantino ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki yakın ilişki de federasyonun bağımsızlığı ve siyasi tarafsızlığı konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.</p>

<p><strong>Taraftarlar da kısıtlamalardan etkileniyor</strong></p>

<p>ABD'nin sıkı göç politikaları yalnızca takımları değil, taraftarları da etkiliyor.</p>

<p>İran ve Haiti vatandaşları için uygulanan giriş yasakları nedeniyle çok sayıda taraftarın turnuvaya katılmasının fiilen imkânsız hale geldiği belirtiliyor. Senegal ve Fildişi Sahili vatandaşlarının da vize alma süreçlerinde ciddi zorluklarla karşılaştığı ifade ediliyor.</p>

<p>İnsan hakları örgütleri ve taraftar grupları, sınır kontrolleri ve olası göçmen operasyonlarının birçok kişinin Dünya Kupası seyahatinden vazgeçmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Dünya Kupası daha başlamadan tartışmaların odağında</strong></p>

<p>2026 Dünya Kupası, henüz ilk maç oynanmadan vize engelleri, sınır kontrolleri, güvenlik uygulamaları, yüksek bilet fiyatları ve siyasi tartışmalarla gündeme gelmiş durumda.</p>

<p><img alt="" height="800" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/fifa.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Sporun birleştirici gücünü öne çıkarmayı amaçlayan organizasyonun, turnuva boyunca sahadaki mücadele kadar ev sahibi ülkenin göç politikaları ve uluslararası imajı üzerinden de tartışılmaya devam etmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>"Bu Trump'ın Dünya Kupası değil"</strong></p>

<p>Siyaset bilimci Hendrik Ohnesorge yaşanan tartışmalara rağmen ABD'nin yalnızca Donald Trump yönetimiyle özdeşleştirilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Ohnesorge'ye göre Dünya Kupası'nın düzenleneceği birçok kent, ülkenin kozmopolit ve uluslararası kimliğini yansıtan merkezler arasında yer alıyor. Bu nedenle turnuva, ABD'nin farklı yüzünü dünyaya gösterebilmesi açısından da önemli bir fırsat olarak görülüyor.</p>

<p>"Bu Trump'ın Dünya Kupası değil, bu Trump'ın Amerika'sı da değil" değerlendirmesinde bulunan Ohnesorge, ülkenin çok farklı siyasi ve toplumsal kesimlerden oluştuğunu, organizasyonun da yalnızca federal hükümetin politikaları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Futbol ile siyasetin kesiştiği turnuva</strong></p>

<p>Bununla birlikte uzmanlar, Dünya Kupası'nın düzenlendiği dönemin siyasi açıdan da son derece hassas olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>ABD'nin göç politikaları, yaklaşan ara seçimler ve uluslararası krizler nedeniyle Washington yönetiminin attığı adımların yalnızca iç politikada değil, küresel ölçekte de yakından takip edildiği belirtiliyor. Bu durum, dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birinin kaçınılmaz biçimde siyasi tartışmaların merkezine yerleşmesine neden oluyor.</p>

<p>Özellikle İran ile yaşanan gerilimler, bazı ülke vatandaşlarına yönelik vize kısıtlamaları ve sınır uygulamaları, futbolun evrensel değerleri ile güvenlik politikaları arasındaki dengeyi yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p><strong>FIFA üzerindeki baskı artıyor</strong></p>

<p>Turnuva yaklaştıkça FIFA üzerindeki baskının da artması bekleniyor.</p>

<p>Futbol otoriteleri ve insan hakları kuruluşları, federasyonun yalnızca organizasyonel konularla değil, katılımcıların ve görevlilerin serbest dolaşım hakkını ilgilendiren sorunlarla da daha yakından ilgilenmesi gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Özellikle Somalili hakem Omar Artan'ın turnuva dışında kalması, birçok çevre tarafından Dünya Kupası ruhuna aykırı bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Benzer sorunların başka takım, görevli veya taraftarları etkilemesi halinde FIFA'nın daha güçlü bir tutum almak zorunda kalabileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>Gözler açılış maçına çevrildi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm tartışmalara rağmen futbol dünyasının gözü artık açılış maçına çevrilmiş durumda.</p>

<p>48 takımın katılımıyla şimdiye kadarki en geniş kapsamlı Dünya Kupası olacak organizasyon, üç ülkede oynanacak. (2026 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak üç ülke: Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika.)</p>

<p>104 maçla futbol tarihinin en büyük turnuvalarından biri olarak kayıtlara geçecek.</p>

<p>Ancak 2026 Dünya Kupası, daha ilk düdük çalmadan sporun ötesine taşan tartışmalarla hafızalara kazınmış durumda. Vize engelleri, sınır kontrolleri, güvenlik uygulamaları ve siyasi gerilimler, turnuvanın yalnızca sahadaki sonuçlarla değil, ev sahibi ülkelerin politikalarıyla da anılacağını gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, SPOR, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/abdnin-vize-engeli-dunya-kupasini-golgeledi-futbolcular-ve-hakemler-sinirda-takildi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/wm2.JPG" type="image/jpeg" length="95451"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nden Doğan Özgüden'e Onur Plaketi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/turkiye-gazeteciler-cemiyetinden-dogan-ozgudene-onur-plaketi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/turkiye-gazeteciler-cemiyetinden-dogan-ozgudene-onur-plaketi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), kuruluşunun 80. yılını ve Basın Müzesi'nin 38. kuruluş yıldönümünü düzenlediği törenle kutladı. Törende, gazetecilik mesleğine uzun yıllar emek veren 28 duayen gazeteci Onur Plaketi ile ödüllendirilirken, sürgünde yaşayan gazeteci Doğan Özgüden de onurlandırılan isimler arasında yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurulduğu 1946 yılından bu yana gazetecilik mesleğinin gelişimi, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün korunması, meslektaşlar arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi ve gazetecilik etik ilkelerinin yaşatılması için çalışan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bugün hem kendi 80. kuruluş yıldönümünü hem de Basın Müzesi'nin kuruluşunun 38. yıldönümünü cemiyet merkezinde düzenlenen büyük bir törenle kutladı.</p>

<p>Törende, mesleğe uzun yıllar emek veren ve cemiyete 1959-1966 yılları arasında üye olan 28 duayen gazeteciye Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Onur Plaketi verilerek kendileri onurlandırıldı:</p>

<p>Adnan Özyalçıner, Ahmet Şenova, Aydın Öztürk, Demir Feyizoğlu, Doğan Özgüden, Erdoğan Arıpınar, Ergüder Tırnova, Erkan Göksel, Gündüz Serdengeçti, Günsel Çeliker, Hasan Çeliker, Hilmi Yavuz, Hulusi Yavaşlar, İbrahim Dinçer, Kemal Şener, Naci Yener, Okşan Atasoy, Orhan Ayhan, Rahmi Turan, Selami Turgut Genç, Seraciddin Zıddıoğlu, Sökmen Baykara, Suat Türker, Şevket Uygun, Ünal Sakman, Turgay Olcayto, Yalçın Kamacıoğlu, Yalçın Toker.</p>

<p>Sürgünde bulunduğu için toplantıya katılamayan Doğan Özgüden'in Onur Plaketi, kendisine iletilmek üzere 1960'lı yıllarda Türkiye'deki mücadele arkadaşlarından Faruk Pekin'e sunuldu.</p>

<p>Özgüden, katılamadığı tören öncesinde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar ve Genel Sekreteri Sibel Güneş'e şu teşekkür mesajını gönderdi:</p>

<p>"Cemiyetimizin 80. kuruluş yıldönümünde Onur Plaketi vererek beni de onurlandıracağınız için şimdiden teşekkür ediyorum.</p>

<p>"Gazeteciliğe 74 yıl önce, 1952 yılında İzmir'de başlamış, hemen ardından İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve İzmir Gazeteciler Sendikası'nda sorumluluklar üstlenmiştim. 1964 yılında İstanbul'da Akşam Gazetesi'nin genel yayın yönetmenliğini üstlendiğimde İstanbul Gazeteciler Cemiyeti'ne üye olmuştum.</p>

<p>"60'lı yılların ikinci yarısında Ant Dergisi'ni yönetirken, 12 Mart darbesinin ikimizi de zorladığı sürgün koşullarında eşim gazeteci İnci Tuğsavul ile birlikte 52 yıldır Brüksel'de İnfo-Türk ajansını yönetiyoruz.</p>

<p>"Bu ülkede Belçika Profesyonel Gazeteciler Cemiyeti (AJP) üyesi olmakla birlikte Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyeliğimi de sürdürmekten onur duyuyorum.</p>

<p>"Mevcut koşullar nedeniyle bu seneki ödül töreninde de maalesef bizzat hazır bulunarak sizlerle birlikte olamayacağım. Ödülümün, toplantıya benim adıma katılacak olan, Ant Dergisi'nde birlikte çalışmış olduğum değerli meslektaşım Faruk Pekin'e verilmesini rica ediyorum."</p>

<p>Törende ödülü alan Faruk Pekin, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yönetimine Doğan Özgüden'in teşekkürlerini iletti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TGC Başkanı Vahap Munyar'ın açılış konuşması</strong></p>

<p>"Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, kurulduğu 1946 yılından bu yana yalnızca gazetecilerin meslek örgütü olmakla kalmamış; basın özgürlüğünün, mesleki dayanışmanın ve demokratik değerlerin korunması için de önemli bir sorumluluk üstlenmiştir. Bugün de yurttaşların habere ve gerçeğe ulaşabilmesi, haberin serbest dolaşımının güvence altına alınabilmesi için çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Biz, TGC Yönetim Kurulu olarak demokratik toplum düzeninin ayrılmaz unsurları olan temel hak ve özgürlüklere sahip çıkmayı görev kabul ediyoruz.</p>

<p>"Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgemizle; nefret söyleminden uzak, barıştan yana, etik ilkelere bağlı gazetecilik anlayışının yaygınlaşmasına katkı sunmayı sürdürüyoruz. Kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel istismar ve sömürünün ortadan kaldırılması amacıyla yürütülen her türlü çabanın yanında yer almayı toplumsal sorumluluğumuzun bir gereği olarak görüyoruz.</p>

<p>"Gazetecilerin yalnızca mesleklerini icra ettikleri için fiziksel saldırıya uğramadığı, haksız gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmadığı bir çalışma ortamının oluşturulmasını istiyoruz. 29 Ekim 2026'da 103. yaşını kutlayacak Cumhuriyetimizin yurttaşlarımıza, kadınlara, gazetecilere, aydınlara, gençlere ve çocuklara kazandırdığı değerlerin bilinciyle çalışmalarımıza devam ediyoruz."</p>

<p><strong>Özgüden ve Tuğsavul'a önceki yıllarda verilen ödüller</strong></p>

<p>Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 1963 yılında İnci Tuğsavul'a "Yılın Gazetecisi" ödülünü vermişti.</p>

<p>Brüksel'de 52 yıldır İnfo-Türk basın ajansını yöneten Özgüden ve Tuğsavul, sürgün yıllarında da şu ödüllerle onurlandırıldılar:</p>

<p>8 Mart 2006: İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi tarafından Özgüden ve Tuğsavul'a "Düşünce Özgürlüğü" ödülü,</p>

<p>4 Kasım 2007: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Doğan Özgüden'e "Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü",</p>

<p>27 Şubat 2014: Belçika'da Brüksel Kürt Enstitüsü, Belçika Demokrat Ermeniler Derneği, Belçika Asuri Enstitüsü, Güneş Atölyeleri ve Brüksel Halkevi tarafından Özgüden ve Tuğsavul'a "İnsanlık Vatandaşları" ödülü,</p>

<p>10 Haziran 2015: Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından Özgüden ve Tuğsavul'a "Düşünce ve İfade Özgürlüğü" ödülü,</p>

<p>31 Mayıs 2016: Belçika'da Adalet ve Demokrasi İçin Avrupa Ermeni Federasyonu (EAFJD) tarafından Doğan Özgüden'e "İnsan hakları, demokrasi, gerçek ve adalet için ömür boyu mücadelesi" nedeniyle onur ödülü,</p>

<p>27 Haziran 2018: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Özgüden'e teşekkür belgesi,</p>

<p>12 Mart 2025: Belçika Ermeniler Komitesi tarafından Özgüden ve Tuğsavul'a, gösterdikleri uzun erimli dostluk ve destek nedeniyle teşekkür ödülü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/turkiye-gazeteciler-cemiyetinden-dogan-ozgudene-onur-plaketi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/tgs-1.jpg" type="image/jpeg" length="53303"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Peru’da devlet başkanlığı seçiminde solcu aday Sánchez öne geçti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/peruda-devlet-baskanligi-seciminde-solcu-aday-sanchez-one-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/peruda-devlet-baskanligi-seciminde-solcu-aday-sanchez-one-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peru’da 7 Haziran’da gerçekleştirilen devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunda nefes kesen yarış sürerken, oy sayımında sona yaklaşıldıkça dengeler değişti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İlk sonuçlarda sağcı aday Keiko Fujimori’nin önde görünmesine rağmen, kırsal bölgelerden gelen oyların sisteme işlenmesiyle solcu aday Roberto Sánchez rakibinin önüne geçti.</strong></p>

<p>Ulusal Seçim Süreçleri Ofisi'nin (ONPE) açıkladığı verilere göre sandıkların yüzde 95’ten fazlası açıldı. Sonuçlara göre, solcu Peru İçin Birlikte (Juntos por el Peru) ittifakının adayı Roberto Sánchez yaklaşık 8,88 milyon oyla yüzde 50,11 destek oranına ulaşırken, sağcı Popüler Güç Partisi (Fuerza Popular) lideri Keiko Fujimori yaklaşık 8,84 milyon oyla yüzde 49,88’de kaldı.</p>

<p><strong>Kırsal bölgeler sonucu değiştirdi</strong></p>

<p>Seçim gecesi yayımlanan hızlı sayımlarda ve ilk resmi sonuçlarda Fujimori kısa süreliğine önde görünse de, ülkenin uzak ve kırsal kesimlerinden gelen oyların büyük bölümü Sánchez lehine oldu. Bağımsız seçim gözlem kuruluşu Transparencia ile araştırma şirketi Ipsos’un ortak hızlı sayımına göre de Sánchez oyların yüzde 50,3’ünü alırken, Fujimori yüzde 49,7’de kaldı.</p>

<p>Başkent Lima’daki tarihi San Martin Meydanı’nda destekçilerine seslenen Sánchez, zafer konusunda umutlu olduklarını belirterek, “Peru’da değişime inanan yerli topluluklarımıza, köylülerimize, işçilerimize ve toplumun en kırılgan kesimlerine teşekkür ediyorum. Veriler bizi önde gösteriyor ancak resmi sonuçlar açıklanana kadar demokratik sürece saygı duymaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p><strong>Fujimori: Sonuç ne olursa olsun kabul edeceğiz</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dört kez devlet başkanlığına aday olan Keiko Fujimori ise seçim sonuçlarına saygı göstereceğini açıkladı. Seçim gecesi yaptığı açıklamada Fujimori, “Sonuç ne olursa olsun kabul edeceğiz ve rakibimizden de aynı tutumu bekliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Fujimori, 2021 seçimlerinde de benzer şekilde son derece çekişmeli geçen yarışta solcu aday Pedro Castillo’ya çok az farkla kaybetmiş, ancak sonuçları haftalar boyunca tartışmalı hale getiren itirazlarda bulunmuştu.</p>

<p><strong>İki farklı Peru vizyonu</strong></p>

<p>Peru seçmeni ikinci turda birbirinden oldukça farklı iki siyasi projeden birini tercih etmek durumunda kaldı.</p>

<p>Eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori’nin kızı olan Keiko Fujimori, seçim kampanyasında sık sık babasının mirasına atıfta bulundu. Fujimori, ekonomide deregülasyon, özel sektör yatırımlarının teşviki, organize suçla mücadele ve düzensiz göçe karşı sert önlemler vaat etti.</p>

<p>Rakibi Roberto Sánchez ise kendisini ülkenin kırsal ve yerli nüfusunun sesi olarak tanımladı. Daha önce Pedro Castillo hükümetinde dış ticaret bakanlığı yapan 57 yaşındaki siyasetçi, sağlık ve eğitim yatırımlarını artırmayı, devletin ekonomideki rolünü güçlendirmeyi ve yolsuzlukla mücadeleyi öncelik haline getireceğini açıkladı. Sánchez ayrıca görevden alınmasının ardından tutuklanan eski Devlet Başkanı Pedro Castillo’yu affedebileceğini de dile getirdi.</p>

<p><strong>Siyasi istikrarsızlık gölgesinde yeni dönem</strong></p>

<p>Son yıllarda ciddi siyasi krizlerle mücadele eden Peru’da devlet başkanlığı makamı büyük bir istikrarsızlık yaşadı. Güney Amerika ülkesinde son on yıl içinde dokuz farklı devlet başkanı görev yaptı. Parlamento ile yürütme arasındaki sert çekişmeler, hükümet krizlerini derinleştiren başlıca unsurlar arasında yer aldı.</p>

<p>Resmi seçim sonuçlarının temmuz ayı ortasına kadar kesinleşmesi bekleniyor. Seçimin galibi, Peru Anayasası gereği ülkenin bağımsızlık günü olan 28 Temmuz’da görevi devralacak. Ancak kim kazanırsa kazansın, karşısında derin siyasi kutuplaşmanın yaşandığı ve değişim beklentisinin yüksek olduğu bir Peru bulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/peruda-devlet-baskanligi-seciminde-solcu-aday-sanchez-one-gecti</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/peru.jpg" type="image/jpeg" length="89019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'da CDU'dan SPD'ye "Müslüman Kardeşler" Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-cdudan-spdye-musluman-kardesler-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-cdudan-spdye-musluman-kardesler-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da muhalefetteki Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) bünyesindeki iç güvenlik uzmanları, Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) İslamcı grupların etkisine açık hale gelebileceği yönünde uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CDU'lu siyasetçiler, özellikle Müslüman Kardeşler hareketinin siyasi ve toplumsal yapılar içerisinde nüfuz kazanmaya çalıştığını öne sürdü.</strong></p>

<p>Süheyla KAPLAN</p>

<p>Berlin Eyalet Meclisi'nin CDU'lu iç politika uzmanlarından Burkard Dregger, SPD içerisinde "İslamcı eğilimlere karşı yeterli mesafenin gösterilmediğini" savundu. Brandenburg Eyaleti İçişleri Bakanı Jan Redmann da siyasi partiler, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının bu tür aktörleri hafife almaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Alman basınında yer verilen değerlendirmelere göre Alman güvenlik çevrelerinde, Müslüman Kardeşler'in yıllardır toplumsal ve siyasi yapılarda etkisini artırmaya çalıştığı görüşü bulunuyor. CDU'lu isimler, örgütün nihai hedefinin şeriat temelli bir toplumsal düzen kurmak olduğunu ve bu amaçla demokratik sistemin sunduğu imkanlardan yararlandığını iddia ediyor.</p>

<p><strong>SPD'ye Yönelik Eleştiriler</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Berlin'in Neukölln ilçesinin entegrasyon sorumlusu Güner Balcı da daha önce yaptığı açıklamalarda, SPD içerisindeki bazı kesimlerin İslamcı yapılanmalarla mücadele konusunda yeterince kararlı davranmadığını öne sürmüştü. Balcı, Almanya'da büyüyen İslamcılık sorununa dikkat çekerek Müslüman Kardeşler'in bu süreçte önemli bir rol oynadığını ifade etmişti.</p>

<p>Gazeteci ve İslamcılık uzmanı Sascha Adamek ise bazı çevrelerin "ılımlı bir görüntü sergileyerek" üst düzey siyasetçilere erişim sağladığını savundu. Adamek'e göre SPD içerisinde yaşanan bazı gelişmeler, Müslüman Kardeşler'in strateji belgelerinde tarif edilen yöntemlerle benzerlik gösteriyor.</p>

<p><strong>Hükümetten Temkin Çağrısı</strong></p>

<p>Alman hükümetine yakın güvenlik uzmanları da Müslüman Kardeşler'in bazı temsilcilerinin ılımlı bir görüntü vermesinin, hareketin ideolojik hedeflerini göz ardı etmeye yol açmaması gerektiğini belirtiyor. CDU'lu Parlamenter İçişleri Devlet Sekreteri Christoph de Vries ise Müslüman Kardeşler ile bağlantı şüphesi bulunan kişi ve kuruluşlar konusunda tüm hükümetlerin ve siyasi partilerin son derece dikkatli davranması gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-cdudan-spdye-musluman-kardesler-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 08:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/musluman-kardesler1.JPG" type="image/jpeg" length="36395"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanat ve Hayat’tan dayanışma sayısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de uzun yıllardır devrimci sanat, toplumcu kültür ve kolektif üretim çizgisinde yayın yapan Sanat ve Hayat dergisi, 3 Şubat 2026 tarihinde sosyalistlere yönelik operasyonlarda hedef alınan kültür-sanat kurumlarından biri oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medine Durmann / Almanya</strong></p>

<p>Operasyon kapsamında dergi editörlerinden Sema Uçar ile aynı zamanda BEKSAV Eş Başkanı olan Latife Canan Kaplan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kültür-sanat emekçisi gözaltına alınarak tutuklandı. Tüm baskılara rağmen dergi, “Baskı ve yasaklamalara karşı sanatta inat” başlıklı yeni sayısını dayanışma yazılarıyla yayımladı.</p>

<p><strong><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/beksav-es-baskani-olan-canan-kaplan.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" />BEKSAV Eş Başkanı Latife Canan Kaplan</strong><br />
<br />
<strong>Politik sanat ve kolektif kültür üretimi çizgisi</strong><br />
<br />
Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) bünyesinde üç ayda bir yayımlanan Sanat ve Hayat dergisi, “Toplum için sanat, insanlık için bilim ve özgürlük için politika” ekseninde yayın yapan alternatif kültür-sanat dergileri arasında yer alıyor.</p>

<p>Edebiyat, tiyatro, sinema, müzik, kültürel hafıza, kadın özgürlük mücadelesi ve toplumsal hareketler üzerine hazırladığı dosyalarla tanınan dergi, sanatı yalnızca estetik bir alan olarak değil; toplumsal mücadelelerin, hafızanın ve özgürleşme arayışının bir parçası olarak ele alıyor.</p>

<p><img alt="" height="448" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/beksav1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="526" /><br />
<br />
2002 yılında yayımlanan ilk sayısıyla okurla buluşan derginin kuruluş sürecinde, 68 kuşağı devrimcilerinden sosyalist aydın Kutsiye Bozoklar da yer aldı. İlk sayıda yayın komisyonu başkanı olarak bulunan Bozoklar, dergi çevresi tarafından yaşamıyla direnişin ve devrimci iyimserliğin sembollerinden biri olarak anılıyor. Bir dönem yayınına ara veren dergi, 2015 yılında yeniden yayımlanmaya başlamış; Kürtçe ve Ermenice sayfalara da yer vererek çok dilli kültürel üretim anlayışını sürdürmüştü. Yıllar içerisinde oluşturduğu yayın çizgisiyle politik sanat üretimini, kolektif hafızayı ve toplumcu kültür geleneğini büyüten dergi, bugün de kültür-sanat alanındaki üretimini sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="640" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-142.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="456" /><br />
<br />
<strong>Dayanışma ekseninde hazırlanan sayı</strong><br />
<br />
İlkbahar/Yaz 2026 tarihli 46/31 sayısı doğrudan dayanışma ekseninde hazırlandı. “Baskı ve yasaklamalara karşı sanatta inat” başlığıyla yayımlanan sayının giriş yazısında, operasyonların ardından büyüyen dayanışma ruhuna dikkat çekildi. Açıklamada, kültür-sanat alanına yönelik baskılara rağmen belirleyici olanın dayanışma olduğu vurgulanırken, yeni sayının kolektif bir emekle hazırlandığı ifade edildi.<br />
<br />
Dergi kolektifi tarafından kaleme alınan giriş yazısında şu ifadelere yer verildi:<br />
<br />
“Operasyonla ‘düzen dışı potansiyeli yok etmek’ isteyenlerin karşısına direnenler ve dayanışmanın gücü çıktı. Dayanışma sayısını çıkaracağımızı duyurduğumuz andan itibaren bize ulaşan okurlarımıza, dost ve yoldaşlarımıza çok teşekkür ederiz. Kendimizi bir an olsun yalnız hissetmedik.”<br />
<br />
Yeni sayı yalnızca destek mesajlarından oluşan bir özel sayı niteliği taşımıyor. Türkiye’den ve Avrupa’dan çok sayıda ilerici yazar, sanatçı ve kültür emekçisi doğrudan yazılarıyla dergiye katkı sundu. Böylece dayanışma, yalnızca açıklamalarla değil; şiir, deneme, inceleme, çeviri ve kültürel üretim aracılığıyla büyüyen kolektif bir hat olarak örüldü.<br />
<br />
<strong>Türkiye’den ve Avrupa’dan katkılar</strong><br />
<br />
Derginin bu sayısında Aziz Tunç, Hasan Sağlam, Ferhat Tunç, Atilla Keskin, Ali Çarman, Mine Şirin, Barış Yıldırım, D. Barış Şen, Semra Çelebi, Ayşe Nur Demir ve çeşitli yazarların şiir, inceleme ve kültür yazıları yer aldı. Sayıda ayrıca sansür, faşizm, propaganda, toplumsal hafıza, özgürlük mücadeleleri, politik sanat ve kültürel direniş üzerine makaleler yayımlandı.<br />
<br />
“Tartışma Kültürü”, “Harman”, “Mevsimler”, “Pano” ve “Ayraç” bölümlerinden oluşan sayıda sanatın halkla ilişkisi, hafıza kültürü, kölelik tarihi, devrimci kadınlar ve kültürel direniş gibi başlıklar öne çıktı. Özellikle Almanya’da yaşayan ilerici aydın ve sanatçıların katkıları, dayanışma sayısının uluslararası bir kültürel bağa dönüştüğünü gösterdi.<br />
<br />
Operasyonların ardından yalnızca yazılarla değil, kamuoyuna yapılan çağrılarla da geniş bir dayanışma ağı oluştu. Dayanışma çağrılarına destek veren isimler arasında Barış Atay, Mikail Aslan, Pınar Aydınlar, Hayko Bağdat, Kemal Aydoğan ve Kemal Kahraman gibi isimler yer aldı. Mezopotamya Kültür Merkezi, HDK Kültür Sanat Meclisi, Grup Munzur ve çeşitli tiyatro toplulukları da tutuklanan kültür emekçileriyle dayanışma çağrısı yaptı.<br />
<br />
<strong>Dayanışma çağrıları sürüyor</strong><br />
<br />
Sanat ve Hayat dergisinin dayanışma çağrıları ise sürüyor. Dergi tarafından yapılan çağrıda, “Yazı yazabilir, çeviri yapabilir, şiir, görsel vb. gönderebilirsiniz” denilerek yeni sayının kolektif katkılarla hazırlanacağı duyuruldu. Dergi çevresi, Eylül 2026’da yayımlanacak yeni sayı için hazırlıkların sürdüğünü açıkladı.<br />
<br />
Son dönemde bağımsız tiyatroların, kültür merkezlerinin, alternatif yayınların ve sanat kurumlarının artan baskılarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde yayımlanan bu sayı, yalnızca bir derginin yayına devam etmesi değil; baskılara rağmen kolektif kültür üretiminin ve dayanışmanın sürdüğünü gösteren güçlü bir kültürel yanıt olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/sanat-ve-hayat.jpeg" type="image/jpeg" length="44115"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'da yeni iltica dönemi: Sığınmacılar için sert kurallar, insan hakları örgütlerinden tepki]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-yeni-iltica-donemi-siginmacilar-icin-sert-kurallar-insan-haklari-orgutlerinden-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-yeni-iltica-donemi-siginmacilar-icin-sert-kurallar-insan-haklari-orgutlerinden-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya, Avrupa Birliği'nin Ortak Avrupa İltica Sistemi'nde (GEAS) yaptığı kapsamlı reform doğrultusunda iltica mevzuatını yeniden düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Federal Meclis tarafından kabul edilen uyum yasalarıyla birlikte yeni kuralların büyük bölümü 12 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.</strong></p>

<p>Federal hükümet, düzenlemelerin AB genelinde iltica kurallarını uyumlu hale getirmeyi amaçladığını belirtirken, insan hakları örgütleri ise reformun sığınmacıların haklarını önemli ölçüde kısıtlayacağı uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>İltica sistemi AB kurallarına uyarlanıyor</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeler, AB'nin 2024 yılında kabul ettiği Ortak Avrupa İltica Sistemi reformunun Almanya'daki uygulama ayağını oluşturuyor.</p>

<p>Buna göre iltica başvurularının değerlendirilmesinde birçok alanda ulusal hukuk yerine doğrudan AB mevzuatı esas alınacak. Bu kapsamda Almanya'da İltica Yasası, Oturma Yasası ve İltica Başvuru Sahipleri Yardım Yasası'nda kapsamlı değişiklikler yapıldı.</p>

<p>Yeni sistemde iltica süreci başvuru, kayıt ve resmi müracaat olmak üzere üç ayrı aşamaya ayrılıyor. Sığınmacılar önce sınır makamlarına veya ilgili kurumlara başvuracak, ardından kayıt işlemleri gerçekleştirilecek ve son aşamada Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'ne (BAMF) resmi iltica başvurusu yapılacak.</p>

<p><img alt="" height="447" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/almanya-da-iltica.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Girişte zorunlu tarama uygulaması</strong></p>

<p>Yeni sistemle birlikte sınırlarda veya ülke içerisinde "screening" (tarama) adı verilen ön inceleme süreci uygulanacak.</p>

<p>Bu kapsamda kişinin:</p>

<p>-Kimliği ve uyruğu,</p>

<p>-Sağlık durumu,</p>

<p>-Güvenlik açısından oluşturabileceği riskler,</p>

<p>-Özel koruma ihtiyacı bulunup bulunmadığı incelenecek.</p>

<p>Toplanan veriler AB genelinde erişilebilen ortak veri tabanlarına aktarılacak.</p>

<p><strong>Sınırda iltica prosedürü genişliyor</strong></p>

<p>Reformun en dikkat çekici unsurlarından biri sınır prosedürlerinin genişletilmesi oldu.</p>

<p>Belirli başvurular artık Almanya'ya fiilen giriş yapılmadan önce havaalanlarında, limanlarda veya kara sınırlarında değerlendirilebilecek.</p>

<p>AB genelinde kabul oranı yüzde 20'nin altında olan ülkelerden gelen kişiler de bu kapsama alınabilecek.</p>

<p>Eurostat verilerine göre Irak, Rusya ve Türkiye bu sınırın altında kalan ülkeler arasında yer alıyor.</p>

<p>Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'nin başvurular hakkında sekiz hafta içinde karar vermesi öngörülüyor. İstisnai durumlarda süreç 12 haftaya kadar uzayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bekleme süresi altı aya kadar çıkabilecek</strong></p>

<p>İnsan hakları örgütlerinin en sert eleştirilerinden biri de sınır prosedürlerinde uygulanacak bekleme sürelerine yönelik.</p>

<p>PRO ASYL'e göre daha önce havaalanı prosedürlerinde azami 19 gün olan uygulama süresi artık 12 haftaya kadar uzayabilecek.</p>

<p>Başvurunun reddedilmesi halinde buna ek olarak 12 haftalık geri gönderme prosedürü uygulanabilecek.</p>

<p>Böylece bazı kişilerin havaalanlarında veya sınır tesislerinde toplam altı aya kadar tutulabilmesinin önü açılmış oluyor.</p>

<p><strong>"İkincil göç merkezleri" kurulabilecek</strong></p>

<p>Yeni düzenlemelerle federal eyaletlere "ikincil göç merkezleri" kurma yetkisi veriliyor.</p>

<p>Bu merkezlerde, aslında başka bir AB ülkesinin sorumluluğunda bulunan veya başka bir AB ülkesinde koruma statüsü elde etmiş olmasına rağmen Almanya'ya gelen kişiler barındırılacak.</p>

<p>Yetkililer belirli durumlarda bu kişilerin hareket özgürlüğünü sınırlandırabilecek.</p>

<p>Yetişkinlerin bu merkezlerde kalma süresi 24 aya kadar çıkabilecek. Çocuklu aileler için ise altı aylık süre öngörülüyor. Bazı durumlarda bu süre daha da uzatılabilecek.</p>

<p><strong>PRO ASYL: Fiili gözaltı koşulları oluşabilir</strong></p>

<p>Almanya'da sığınmacıların yasal haklarını savunan Frankfurt merkezli insan hakları örgütü PRO ASYL, söz konusu merkezlerin fiilen gözaltı benzeri koşullar yaratabileceğini açıkladı.</p>

<p>Mültecilere hukuki ve sosyal danışmanlık hizmeti sunan<!--TgQPHd|[]--> kuruluşa göre gece saatlerinde tesisten çıkış yasağı uygulanabilecek, bazı kişiler gündüz saatlerinde de merkezleri terk edemeyecek. Kuruluş, bu uygulamaların özgürlük hakkını ciddi şekilde sınırlandırdığını belirtiyor.</p>

<p>Kuruluş, Mart 2025'ten bu yana pilot proje olarak faaliyet gösteren Eisenhüttenstadt ve Hamburg'daki Dublin merkezlerini örnek gösterdi.</p>

<p>Bu nedenle, yeni yasayla öngörülen sekonder göç merkezlerinin de benzer sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Çocukların alıkonulması tartışma yarattı</strong></p>

<p>Reform kapsamında en çok eleştirilen düzenlemelerden biri de çocukların belirli koşullar altında alıkonulabilmesine imkan tanınması oldu.</p>

<p>Alman hükümeti bunun yalnızca son çare olarak uygulanacağını savunurken, PRO ASYL ve çeşitli insan hakları kuruluşları çocukların özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının hiçbir koşulda çocuk yararıyla bağdaşmayacağını ifade ediyor.</p>

<p><strong>Yeni gözaltı türleri getiriliyor</strong></p>

<p>Yasayla birlikte üç yeni gözaltı türü de mevzuata giriyor:</p>

<p>-Tarama (screening) sürecinin güvence altına alınması amacıyla uygulanabilecek "inceleme gözaltısı",</p>

<p>-İltica prosedürü sırasında kişinin kayıplara karışmasını önlemeyi amaçlayan "iltica prosedürü gözaltısı",</p>

<p>-Olumsuz karar sonrası uygulanabilecek "sınır geri gönderme gözaltısı".</p>

<p>Bu uygulamalar özellikle insan hakları örgütleri tarafından yoğun biçimde eleştiriliyor.</p>

<p><strong>Çalışma izni daha erken verilebilecek</strong></p>

<p>Yeni sistemde sığınmacılar açısından bazı olumlu düzenlemeler de bulunuyor.</p>

<p>Buna göre iltica başvurusu devam eden kişiler üç ay sonra çalışma izni alabilecek.</p>

<p>AB mevzuatı altı aylık süre öngörmesine rağmen Almanya bu konuda daha kısa bir süre belirledi.</p>

<p><strong>Çocuklara sağlık hizmetlerinde genişleme</strong></p>

<p>Düzenlemeler kapsamında reşit olmayan (18 yaş altındaki) sığınmacılar için sağlık hizmetlerine erişim de genişletiliyor.</p>

<p>Çocuklar artık yalnızca acil tedavi değil, sosyal yardım mevzuatındaki kapsamlı sağlık hizmetlerinden de yararlanabilecek.</p>

<p>Başlanan tedaviler, çocuk 18 yaşını doldurduktan sonra da tamamlanıncaya kadar sürdürülebilecek.</p>

<p><strong>Yeni düzenlemeler 12 Haziran'da yürürlüğe girecek</strong></p>

<p>PRO ASYL, GEAS reformunun ve Almanya'daki uygulama yasalarının sığınmacıların tecrit edilmesine ve haklarının önemli ölçüde sınırlandırılmasına yol açacağını savunuyor.</p>

<p>Kuruluş, özellikle sınır prosedürlerinin genişletilmesi, hareket özgürlüğünün kısıtlanması ve çocukların da dahil olabileceği yeni alıkoyma uygulamalarının ciddi insan hakları sorunları yaratabileceği görüşünde.</p>

<p>Federal hükümet ise reformun temel amacının iltica süreçlerini hızlandırmak, AB genelinde ortak standartlar oluşturmak ve düzensiz göç hareketlerini daha etkin yönetmek olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Yeni düzenlemelerin büyük bölümü 12 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu tarihten itibaren Almanya'daki iltica sistemi son yılların en kapsamlı değişikliklerinden birini yaşamış olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-yeni-iltica-donemi-siginmacilar-icin-sert-kurallar-insan-haklari-orgutlerinden-tepki</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/iltica-3.jpg" type="image/jpeg" length="13720"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çin'den Tayvan açıklarında "özel operasyon", Tayvan karşılık verdi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/cinden-tayvan-aciklarinda-ozel-operasyon-tayvan-karsilik-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/cinden-tayvan-aciklarinda-ozel-operasyon-tayvan-karsilik-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin'in, Tayvan'ın doğusundaki sularda başlattığını duyurduğu "özel deniz hukuku uygulama operasyonu" bölgede yeni bir gerilime yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tayvan yönetimi, Pekin'in faaliyetlerine karşılık olarak bölgeye sahil güvenlik gemileri gönderdiğini açıklarken, söz konusu operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu.</strong></p>

<p><strong>Pekin'den "özel deniz operasyonu" açıklaması</strong></p>

<p>Çin Ulaştırma Bakanlığı, Fujian ve Guangdong eyaletlerinden sahil güvenlik unsurlarının seferber edilerek Tayvan Adası'nın doğusundaki sularda "deniz trafiği mevzuatının uygulanmasına yönelik özel bir operasyon" başlatıldığını duyurdu.</p>

<p>Çin'in resmi haber ajansı Xinhua'nın aktardığına göre operasyon, Japonya ile Filipinler'in Tayvan yakınlarındaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakereler başlatacaklarını açıklamalarına karşı alınmış "gerekli bir tedbir" olarak tanımlandı.</p>

<p>Pekin yönetimi, Japonya ve Filipinler'in deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik girişimini "yasadışı" olarak nitelendirirken, söz konusu sular üzerinde münhasır hak iddiasını yineledi.</p>

<p>Çin makamları operasyonun süresi, kapsamı ve bölgeye kaç gemi gönderildiği konusunda ayrıntılı bilgi paylaşmadı.</p>

<p><strong>Tayvan: Uluslararası hukuk ihlal ediliyor</strong></p>

<p>Tayvan Sahil Güvenliği ise Çin'in faaliyetlerine karşılık olarak bölgeye birden fazla devriye gemisi gönderdiğini açıkladı.</p>

<p>Yapılan açıklamada, Çin'e ait dört sahil güvenlik gemisinin Xiamen Limanı'ndan ayrılarak Tayvan'ın güneybatısındaki kısıtlı sulardan geçtiği belirtilirken, Tayvan'ın da bu faaliyetleri izlemek amacıyla beşten fazla gemi sevk ettiği kaydedildi.</p>

<p>Tayvan yönetimi, Çin'in yürüttüğü operasyonun uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunurken, Çin gemilerinin operasyon boyunca yakından takip edildiğini bildirdi.</p>

<p>Taipei ayrıca Japonya ile Filipinler arasında yürütülen deniz sınırı görüşmelerine Tayvan'ın da dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>İlk kez koordineli faaliyet tespit edildi</strong></p>

<p>Tayvan makamları, 6 Haziran'da Güney Çin Denizi'nin kuzeyindeki Dongsha (Pratas) Adaları yakınlarında bir Çin araştırma gemisinin sahil güvenlik gemisi eşliğinde faaliyet yürüttüğünü açıkladı.</p>

<p>Tayvan Sahil Güvenliği, bunun "Çin'e ait bir araştırma gemisi ile sahil güvenlik unsurunun Tayvan'a yönelik koordineli faaliyet yürüttüğünün belgelenen ilk örneği" olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>Japonya ve Filipinler'in görüşmeleri gerilimi artırdı</strong></p>

<p>Tokyo ve Manila yönetimleri geçtiğimiz ay iki ülkenin münhasır ekonomik bölgeleri ile kıta sahanlıkları arasındaki sınırların belirlenmesine yönelik resmi görüşmelere başlayacaklarını duyurmuştu.</p>

<p>Son yıllarda Çin'in bölgedeki deniz yetki alanı iddiaları nedeniyle Japonya ile Filipinler arasındaki güvenlik ve denizcilik iş birliği önemli ölçüde arttı.</p>

<p>Çin ise hem Doğu Çin Denizi'nde Japonya ile hem de Güney Çin Denizi'nde Filipinler ile egemenlik ve deniz yetki alanları konusunda anlaşmazlıklar yaşıyor. Bölgede sahil güvenlik ve deniz kuvvetleri unsurları arasında zaman zaman gergin karşılaşmalar yaşanıyor.</p>

<p><strong>ABD'den Tayvan'a savunma çağrısı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan ABD'nin Taipei'deki fiili temsilcisi Raymond Greene, Tayvan'ın savunma kapasitesini artırması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Greene, katıldığı bir forumda Tayvan'ın Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki çatışmalardan dersler çıkarması gerektiğini belirterek, adanın Çin karşısındaki askeri dengesini koruyabilmesi için savunma hazırlıklarını güçlendirmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Çin, Tayvan'ı kendi toprağının bir parçası olarak görüyor ve gerektiğinde güç kullanarak ada ile yeniden birleşebileceğini savunuyor. Tayvan ise kendisini egemen bir yönetim olarak tanımlamayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/cinden-tayvan-aciklarinda-ozel-operasyon-tayvan-karsilik-verdi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/china.JPG" type="image/jpeg" length="43297"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alman basınına göre CHP'ye yönelik baskılar Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin işareti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/alman-basinina-gore-chpye-yonelik-baskilar-turkiye-siyasetinde-yeni-bir-donemin-isareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/alman-basinina-gore-chpye-yonelik-baskilar-turkiye-siyasetinde-yeni-bir-donemin-isareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan yargı müdahalesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen yargı süreçleri ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili tartışmalar, Almanya’da yayımlanan haber ve yorumlarda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Spiegel ve T-Online kaynaklı analizlerde, Türkiye’nin hem iç siyasetinde hem de dış politikada kritik bir döneme girdiği vurgulandı.</strong></p>

<p>Değerlendirmelerde, Türkiye’de muhalefete yönelik yargı süreçleri, CHP üzerindeki baskı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iç politikadaki güç mücadelesi ele alınırken, ülkenin demokratik yapısına ilişkin tartışmalar da yeniden gündeme taşındı. Analizlerde, Türkiye’nin hem iç siyasette hem de dış politikada kritik bir döneme girdiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Erdoğan–Trump hattında dikkat çeken diplomasi trafiği</strong></p>

<p>Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkiye de geniş yer verildi. Trump’ın ilk başkanlık dönemine ilişkin aktarılan diplomatik kulis bilgileri, iki lider arasında doğrudan ve yoğun bir iletişim trafiği bulunduğu yönündeki değerlendirmeleri yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>Washington çevrelerinde dile getirilen bir iddiaya göre, Erdoğan’ın Trump ile doğrudan iletişim kanalları kurduğu ve bu süreçten sonra iki lider arasında sık telefon görüşmeleri gerçekleştirildiği ifade edildi. Bu durumun özellikle Suriye ve bölgesel güvenlik konularında Ankara’nın etkisini artırdığı yönünde yorumlar yapıldı.</p>

<p>Haberde ayrıca, Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD’nin Suriye’nin kuzeyinden çekilme kararının Türkiye’nin bölgedeki askerî hareket alanını genişlettiği hatırlatıldı. Söz konusu kararın, iki lider arasındaki doğrudan iletişimin sonuçlarından biri olarak değerlendirildiğine ilişkin yorumlara da yer verildi.</p>

<p><strong>Ekonomik kriz ve iç siyasi baskı tartışmaları</strong></p>

<p>Alman basını, Türkiye’de ekonomik sorunların devam ettiğine dikkat çekerek, yüksek enflasyon ve düşen alım gücünün toplum üzerindeki etkilerine vurgu yaptı. Resmî verilere göre yüzde 30’un üzerinde seyreden enflasyonun, geniş kesimlerin yaşam standartlarını olumsuz etkilediği belirtildi.</p>

<p>Bu ekonomik tablonun muhalefetin güçlenmesine zemin hazırladığı değerlendirilirken, özellikle CHP’nin son seçimlerde elde ettiği başarıların iktidar üzerindeki siyasi baskıyı artırdığı yorumları yapıldı.</p>

<p><strong>CHP ve İmamoğlu üzerinden artan gerilim</strong></p>

<p>Haberde, CHP’nin son dönemde iktidar karşısında güç kazandığı ve Ekrem İmamoğlu’nun muhalefetin öne çıkan isimlerinden biri hâline geldiği vurgulandı. İmamoğlu’nun siyasi faaliyetlerinin çeşitli yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldığına ilişkin değerlendirmelere de yer verildi.</p>

<p>Ayrıca, muhalefetle ilgili yargı süreçleri ve siyasi baskıların, Türkiye’deki demokratik rekabet ortamına ilişkin tartışmaları artırdığı ifade edildi.</p>

<p><strong>CHP’de liderlik krizi ve parti içi müdahale </strong></p>

<p>Değerlendirmelerde, CHP içinde yaşanan liderlik tartışmaları da geniş yer buldu. Parti içi süreçlere yönelik yargı müdahaleleri ve yönetim değişikliklerine ilişkin tartışmaların, muhalefetin kurumsal yapısına yönelik baskı iddialarını güçlendirdiği belirtildi.</p>

<p><strong>Orbán benzetmesi: Türkiye için kritik eşik uyarısı</strong></p>

<p>Haber ve yorumlarda, CHP’ye yönelik yargı süreçleri ve muhalefet üzerindeki baskılara dikkat çekilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlenen muhalefet karşısında önemli bir siyasi sınamayla karşı karşıya olduğu ifade edildi.</p>

<p>Bazı analizlerde, Türkiye’de muhalefetin güçlenmesi ve ekonomik sorunların sürmesiyle birlikte siyasi dengelerin değişmeye başladığı, bunun da Erdoğan yönetimi açısından yeni bir siyasi eşik oluşturabileceği değerlendirmesine yer verildi.</p>

<p><strong>Batı ile ilişkiler ve NATO dengesi</strong></p>

<p>Haberde ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki krizler ve NATO içindeki güvenlik tartışmalarının Türkiye’nin stratejik önemini artırdığı vurgulandı. Bu nedenle Batılı ülkelerin Ankara ile ilişkilerinde daha temkinli ve dengeli bir yaklaşım izlediği belirtildi.</p>

<p>Öte yandan, Türkiye’nin jeopolitik konumu nedeniyle Avrupa ve ABD’nin Ankara’ya yönelik eleştirilerinde daha ölçülü bir dil kullandığı yönündeki değerlendirmelere de yer verildi.</p>

<p><strong>Kritik siyasi dönem vurgusu</strong></p>

<p>Türkiye’nin hem ekonomik hem de siyasi açıdan kritik bir dönemden geçtiği belirtilirken, iktidar ile muhalefet arasındaki gerilimin önümüzdeki süreçte daha da artabileceği yorumları yapıldı.</p>

<p>Uzmanlar, Türkiye’de demokratik rekabetin geleceğinin hem iç siyasi gelişmelere hem de Batı ile ilişkilerin seyrine bağlı olacağını ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/alman-basinina-gore-chpye-yonelik-baskilar-turkiye-siyasetinde-yeni-bir-donemin-isareti</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/erdo-33.JPG" type="image/jpeg" length="81076"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sol Parti'den göçmenlere oy hakkı çıkışı: Beş yıl ikamet edenler oy kullanabilsin]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partiden-gocmenlere-oy-hakki-cikisi-bes-yil-ikamet-edenler-oy-kullanabilsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sol-partiden-gocmenlere-oy-hakki-cikisi-bes-yil-ikamet-edenler-oy-kullanabilsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da muhalefetteki Sol Parti (Die Linke), ülkede en az beş yıldır yasal olarak yaşayan göçmenlerin federal, eyalet ve yerel seçimlerde oy kullanabilmesini öngören bir önergeyi Federal Meclis'e sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Önerge, Almanya'da uzun yıllardır devam eden "yabancılara seçim hakkı" tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.</strong></p>

<p>"Yabancı kadın ve erkeklere seçim hakkı getirilsin" başlıklı önerge, Sol Parti milletvekili Ferat Koçak öncülüğünde hazırlandı ve parti eş başkanları Heidi Reichinnek ile Sören Pellmann'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda milletvekili tarafından imzalandı.</p>

<p>Parti, Almanya'da yaşayan milyonlarca göçmenin çalışmasına, vergi ödemesine ve toplumsal yaşama katılmasına rağmen siyasi karar alma süreçlerine dahil olamadığını savunuyor.</p>

<p><strong>"Demokratik temsil açığı oluşuyor"</strong></p>

<p>Önergede, Almanya'da yaşayan göçmenlerin büyük bölümünün uzun yıllardır ülkede hayatlarını sürdürdüğüne dikkat çekilerek, buna rağmen federal ve eyalet düzeyindeki seçimlere katılamadıkları vurgulandı.</p>

<p>Sol Parti'ye göre bu durum demokratik temsil açısından ciddi bir eksiklik yaratıyor. Parti, 2025 yılı itibarıyla Almanya'da yaklaşık 14 milyon yabancı uyruklu kişinin yaşadığını, bunların yaklaşık 5 milyonunun Avrupa Birliği vatandaşı olduğunu hatırlatıyor. İstatistiklere göre yabancı nüfusun Almanya'daki ortalama ikamet süresi ise yaklaşık 15 yıl.</p>

<p>Parti yönetimi, siyasi katılım hakkının vatandaşlık edinme koşullarına veya ekonomik durumlara bağlı olmaması gerektiğini savunuyor.</p>

<p><strong>Anayasal engel tartışması</strong></p>

<p>Almanya'da seçim hakkı halen Alman vatandaşlığına bağlı bulunuyor. Federal Anayasa Mahkemesi 1990 yılında verdiği kararda, Anayasa'da yer alan "Egemenlik halkındır" ilkesindeki "halk" kavramının Alman vatandaşlarını ifade ettiğine hükmetmiş ve yabancılara seçim hakkı tanıyan eyalet düzenlemelerini iptal etmişti.</p>

<p>Sol Parti ise aradan geçen yıllarda Almanya'nın göç ülkesi kimliğinin güçlendiğini ve hukuki yorumların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Parti temsilcileri, Anayasa'nın çeşitli maddelerinde "Alman halkı" yerine doğrudan "halk" ifadesinin kullanıldığına dikkat çekerek mevcut yaklaşımın yeniden tartışılabileceğini belirtiyor.</p>

<p><strong>Schleswig-Holstein ve Hamburg'un girişimi</strong></p>

<p>Almanya'da yabancılara seçim hakkı konusu ilk kez 1989 yılında ciddi biçimde gündeme gelmişti.</p>

<p>14 Şubat 1989'da Schleswig-Holstein Eyaleti, en az beş yıldır yasal olarak ülkede yaşayan belirli yabancı gruplara yerel seçimlerde oy kullanma hakkı tanıyan düzenlemeyi kabul etti. Bir gün sonra Hamburg da en az sekiz yıldır Almanya'da yaşayan yabancılara belediye seçimlerinde oy hakkı verilmesini kararlaştırdı.</p>

<p>Ancak CDU/CSU'nun başvurusu üzerine Federal Anayasa Mahkemesi, 31 Ekim 1990 tarihinde her iki düzenlemeyi de Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.</p>

<p><strong>AB vatandaşları oy kullanabiliyor</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi kararından kısa süre sonra imzalanan Maastricht Antlaşması ile Avrupa Birliği vatandaşlarına yaşadıkları üye ülkelerde yerel seçimlere katılma hakkı tanındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda Almanya'da yaşayan AB vatandaşları 1994 yılından bu yana belediye ve yerel seçimlerde hem oy kullanabiliyor hem de aday olabiliyor.</p>

<p>Buna karşın Türkiye kökenliler başta olmak üzere AB dışındaki ülkelerden gelen milyonlarca kişi, uzun yıllardır Almanya'da yaşamalarına rağmen seçimlere katılamıyor.</p>

<p><strong>Muhalefetten eleştiriler</strong></p>

<p>Sol Parti'nin önerisi siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>

<p>Eleştiriler, seçim hakkının vatandaşlıkla doğrudan bağlantılı olduğu ve Alman vatandaşlığının temel anlamını zayıflatabileceği üzerinde yoğunlaşıyor. Muhalif görüşlere göre seçim hakkı, yalnızca ülkedeki yaşamdan etkilenmenin değil, siyasi egemenliğin bir parçası olmanın sonucu olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>Federal İçişleri Bakanlığı da uzun süredir Almanya'da yaşayan göçmenlerin vatandaşlığa geçerek seçim hakkı elde edebileceğini hatırlatıyor.</p>

<p>Sol Parti ise vatandaşlığa geçiş süreçlerinin her zaman kolay olmadığını, özellikle ekonomik ve sosyal nedenlerle birçok kişinin bu imkândan yararlanamadığını belirterek siyasi katılım hakkının vatandaşlık şartına bağlı olmaması gerektiğini savunuyor.</p>

<p><strong>Avrupa'da farklı uygulamalar var</strong></p>

<p>Avrupa'da yabancılara yerel seçim hakkı tanıyan ülkelerin sayısı her geçen yıl artıyor. İsveç 1975'ten, Danimarka 1981'den, Hollanda 1985'ten ve Finlandiya 1991'den bu yana ülkelerinde yaşayan yabancılara yerel seçimlerde oy kullanma hakkı tanıyor.</p>

<p>Belçika, İrlanda, İspanya, Portekiz, Slovenya, Slovakya, Estonya, Litvanya ve Macaristan gibi ülkelerde de belirli koşulları yerine getiren yabancılar yerel seçimlere katılabiliyor.</p>

<p>Almanya'da ise yabancılara seçim hakkı konusu, Sol Parti'nin son önerisiyle birlikte yeniden ülke siyasetinin önemli tartışma başlıklarından biri haline gelmiş durumda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partiden-gocmenlere-oy-hakki-cikisi-bes-yil-ikamet-edenler-oy-kullanabilsin</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/sol-parti-1.JPG" type="image/jpeg" length="36782"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[FAZ: Erdoğan'ın güç siyaseti ekonomide belirsizliği derinleştiriyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/faz-erdoganin-guc-siyaseti-ekonomide-belirsizligi-derinlestiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/faz-erdoganin-guc-siyaseti-ekonomide-belirsizligi-derinlestiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ)'da gazeteci Andreas Mihm tarafından kaleme alınan makalede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son dönemdeki siyasi hamlelerinin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri değerlendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mihm, Erdoğan'ın muhalefete yönelik baskılarının finans piyasalarında geçmişe kıyasla daha sınırlı tepkiyle karşılandığını belirterek, bunun nedenlerinden birinin iş dünyasında oluşan "alışılmışlık" ve kaderciliğe varan kabulleniş olduğunu savundu.</strong></p>

<p>Süheyla KAPLAN</p>

<p>Makaleye göre Türk yöneticiler ve yatırımcılar, siyasi müdahaleleri artık olağan karşılıyor ve şirketlerin krizlere uyum sağlama kapasitesini dayanıklılık göstergesi olarak görüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bununla birlikte yazar, ekonomik göstergelerin aynı derecede olumlu olmadığını vurguluyor. Yüksek enflasyon, artan üretim maliyetleri ve ihracatçıların yaşadığı zorlukların ekonomiyi baskıladığı belirtilirken, İran kaynaklı bölgesel gerilimlerin enerji maliyetlerini yükselterek cari açığı büyüttüğüne dikkat çekiliyor.</p>

<p>Makalede, yüzde 30'un üzerinde seyreden enflasyonun halkın en büyük sorunlarından biri olmaya devam ettiği, orta sınıfın giderek zayıfladığı ve buna karşın çok zenginlerin sayısının arttığı ifade ediliyor. Merkez Bankası'nın yüksek faiz politikasıyla enflasyonu kontrol altına almaya çalıştığı, ancak bunun yatırımları ve ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediği belirtiliyor.</p>

<p>Andreas Mihm ayrıca, önümüzdeki Merkez Bankası faiz kararının hem kurumun bağımsızlığı hem de hükümetin enflasyonla mücadele konusundaki kararlılığı açısından önemli bir test olacağını yazıyor. Yazıda, uluslararası yatırımcıların güvenini kazanmak için öngörülebilir ekonomi politikalarının ve güçlü kurumların gerekli olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>FAZ'daki değerlendirmede, Erdoğan'ın giderek daha fazla güç topladığı ve demokratik denge-denetleme mekanizmalarını zayıflattığı yönündeki eleştirilere de yer veriliyor. Bu durumun Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini zorlaştırdığı ve üyelik perspektifini daha da uzaklaştırdığı ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/faz-erdoganin-guc-siyaseti-ekonomide-belirsizligi-derinlestiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 17:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/erdo2-2.JPG" type="image/jpeg" length="81788"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Köln’de binler "BE ONE" festivalinde buluştu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-binler-be-one-festivalinde-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-binler-be-one-festivalinde-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu'nun (AABF) Köln'de düzenlediği "BE ONE Open Air" (Bir Olalım) Festivali, Avrupa'nın farklı ülkelerinden gelen binlerce kişiyi bir araya getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Demokrasi, eşit yurttaşlık, dayanışma ve birlikte yaşam mesajlarının öne çıktığı festivalde siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri ve sanatçılar aynı sahnede buluştu.</strong></p>

<p>Köln'deki Tanzbrunnen etkinlik alanında gerçekleştirilen festivale Türkiye'den DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile CHP Yurtdışı Örgütlenmelerden Sorumlu Parti Meclisi Üyesi ve CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu katıldı. Almanya'dan ise Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı Berivan Aymaz (Yeşiller) ile Köln Belediye Başkan Yardımcısı Derya Karadağ festivalde konuşma yaptı.</p>

<p>"Vielfalt – Birlik – Freedom" (Çeşitlilik – Birlik – Özgürlük) sloganıyla düzenlenen etkinlikte Alevi kurumlarının yanı sıra farklı inançlardan, kültürlerden ve siyasi çevrelerden binlerce kişi gün boyunca konserler ve çeşitli etkinliklerde bir araya geldi.</p>

<p><strong>Hüseyin Mat: Bugün bir olmaya geldik</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/k3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></strong></p>

<p>Festivalin açılış konuşmasını AABF Genel Sekreteri Ufuk Çakır yaptı. Ardından söz alan AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, konuşmasına Gezi Direnişi'ni anarak başladı.</p>

<p>Pir Sultan Abdal'ın "Gelin canlar bir olalım" sözlerini hatırlatan Mat,<strong> "İşte bugün bir olmaya geldik. Acılarımızı paylaştık, katliamlar tarihiyle bize yaşatılan zulümleri birlikte andık. Ancak sadece acılarımızı değil, mutluluklarımızı da paylaşacağız. Mücadele etmeye devam edeceğiz"</strong> dedi.</p>

<p>Festival alanında farklı halklardan ve inançlardan insanların bir araya geldiğini belirten Mat, "Bugün burada Aleviler var, Sünniler var, Türkler var, Kürtler var, Ermeniler var, Süryaniler var, Almanlar var. Hep birlikte varız. Kim haksızlığa uğruyorsa onun yanında olacağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye'de son dönemde yaşanan gelişmelere de değinen Mat, demokratik siyasetin baskı altına alınmasına karşı olduklarını belirterek, <strong>"Demokratik bir Türkiye için güçlü bir CHP'ye ihtiyaç var. Aynı zamanda DEM Parti'ye, sosyalistlere, devrimcilere ve bütün demokrasi güçlerine ihtiyaç var"</strong> diye konuştu.</p>

<p>CHP içerisinde zaman zaman Alevilik ve Dersimlilik üzerinden yürütülen tartışmaları da eleştiren Mat, "Alevilere ve Dersimlilere yönelik ayrıştırıcı söylemleri kabul etmiyoruz. Bu dili kullananlar bizi karşılarında bulacaktır" dedi.</p>

<p><strong>Bakırhan’dan eşit yurttaşlık vurgusu</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/k2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></strong></p>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da konuşmasında Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin Türkiye'deki demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.</p>

<p>Pir Sultan Abdal'dan Hallac-ı Mansur'a uzanan direniş geleneğine vurgu yapan Bakırhan, baskılar ve hukuksuzluklar karşısında ortak mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Alevilerin, Kürtlerin, kadınların, gençlerin ve emekçilerin demokrasi mücadelesinde birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çeken Bakırhan, Türkiye'de cemevlerinin resmi statüye kavuşması, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve eşit yurttaşlık hakkının tanınması taleplerinin takipçisi olacaklarını söyledi.</p>

<p>Bakırhan, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasına ve tutuklu yargılamalara tepki gösterdi. Demokrasi talebinin toplumun tüm kesimlerinin ortak talebi olduğunu ifade eden Bakırhan, dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>Kayışoğlu: Demokrasi ortak paydasında buluşmalıyız</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/k1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></strong></p>

<p>CHP Yurtdışı Örgütlenmelerden Sorumlu Parti Meclisi Üyesi ve CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu da konuşmasında Türkiye'de yaşanan siyasi gelişmelere dikkat çekti.</p>

<p>Demokratik değerlere yönelik baskıların arttığını belirten Kayışoğlu, farklı toplumsal kesimlerin demokrasi ortak paydasında buluşmasının önemine vurgu yaptı.</p>

<p>31 Mart 2024 Yerel Seçimleri'nde ortaya çıkan sonucun halkın değişim talebini gösterdiğini ifade eden Kayışoğlu, seçme ve seçilme hakkının korunmasının demokrasi açısından yaşamsal önemde olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/k-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik siyasi müdahalelerin aynı zamanda demokratik kurumları hedef aldığını savunan Kayışoğlu, tüm demokrasi güçlerinin ortak sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong>Dayanışma stantları yoğun ilgi gördü</strong></p>

<p>Festival alanında kitap tanıtım stantları, kültürel etkinlik alanları, çeşitli demokratik kitle örgütlerinin tanıtım ve dayanışma stantları ile yiyecek-içecek bölümleri yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Okuyucu İnisiyatifi ve BirGün gazetesi tarafından da Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, BirGün muhabiri İsmail Arı ve diğer tutuklu gazetecilerle dayanışmak amacıyla bir stant açıldı. Stantta basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin bilgilendirme çalışmaları yapıldı.</p>

<p>Çocuklar için hazırlanan oyun ve etkinlik alanları da gün boyunca yoğun ilgi gördü.</p>

<p><strong>Türküler ve halaylarla festival coşkusu</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/k4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></strong></p>

<p>Festival boyunca Miraz, Suavi, İlkay Akkaya, Efkan Şeşen, Sasa, Zeynep Bakşi Karatağ, Aylin Yıldırım, Mavi der Rota, Grup Emman ve Ser Davul Zurna sahne aldı.</p>

<p>Sanatçıların seslendirdiği türkülere binlerce kişi eşlik ederken, festival alanında sık sık halaylar çekildi. Katılımcılar gün boyunca müzik, kültür ve dayanışmanın buluştuğu etkinlikte bir araya geldi.</p>

<p>AABF tarafından düzenlenen BE ONE Open Air Festivali, gece geç saatlere kadar süren konserler ve etkinliklerle sona erdi.</p>

<p><strong>Fotoğraflar: Halit Yaşar Demirbağ</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-binler-be-one-festivalinde-bulustu</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/1-203.png" type="image/jpeg" length="84171"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AABF’nin 30. yılında birlik mesajları: Gözler bugün başlayacak BE ONE Festivali’nde]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/aabfnin-30-yilinda-birlik-mesajlari-gozler-bugun-baslayacak-be-one-festivalinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/aabfnin-30-yilinda-birlik-mesajlari-gozler-bugun-baslayacak-be-one-festivalinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) bugün Köln’de düzenleyeceği “BE ONE” (Bir Olalım) Açık Hava Festivali öncesinde gerçekleştirilen resepsiyonda, birlik, dayanışma, demokrasi ve eşit yurttaşlık mesajları öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’den ve Almanya’dan çok sayıda siyasetçi, kurum temsilcisi ve davetlinin katıldığı buluşmada, Alevi hareketinin 30 yıllık örgütlü mücadelesine vurgu yapıldı.</strong></p>

<p>Köln’de düzenlenen resepsiyona AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat’ın yanı sıra Türkiye’den ve Almanya’nın çeşitli bölgelerinden gelen Alevi kurumlarının temsilcileri demokratik kitle örgütü yetkilileri ve siyasetçiler katıldı.</p>

<p>Alevilerin tarihinden kesitlerin yer aldığı video gösteriminin ardından katledilen canlar anısına saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra yapılan sunumla resepsiyon programı başladı.</p>

<p><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/mat-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Alevi hareketinin 30 yıllık örgütlü mücadelesi</strong></p>

<p>Sunumda, Almanya’daki örgütlü Alevi hareketinin gelişim sürecine değinildi. İlk kez 1988 yılında yedi Alevi derneğinin bir araya gelmesiyle başlayan örgütlenme çalışmalarının, 2 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Madımak Katliamı sonrasında önemli bir ivme kazandığı belirtildi. Katliamın Aleviler açısından bir uyanış yarattığına dikkat çekilen konuşmada, bugün 300’ü aşkın dernekten oluşan Almanya merkezli Alevi hareketinin 30 yıllık örgütlü mücadelesinin önemine vurgu yapıldı.</p>

<p><strong>Türkiye ve Almanya’dan geniş katılım</strong></p>

<p>Resepsiyona Almanya’dan katılan davetliler arasında DEM Parti Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, THKO davasından Deniz Gezmiş’in mücadele yoldaşı Atilla Keskin ve Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı Berivan Aymaz ile çok sayıda kişi yer aldı. Etkinliğe ayrıca Sol Parti, Avrupa Sürgünler Meclisi, DİDF, AGEB ve ATİF’in yöneticileri ile Demokratik Güç Birliği temsilcileri de katıldı.</p>

<p><img alt="" height="532" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/toplu-21.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Türkiye’den resepsiyona DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Parti Meclisi Üyesi Nurhayat Ataca Kayışoğlu, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu ile Ardahan'ın Damal ilçesi Bağımsız Belediye Başkanı Kemal Çamlıyurt katıldı.</p>

<p><strong>Bakırhan: Hiçbir dönem olmadığı kadar bir olmaya ihtiyacımız var</strong></p>

<p><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/bakirhan.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Resepsiyonda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’de demokrasi güçlerinin ortak mücadele zemininde buluşmasının tarihsel bir zorunluluk haline geldiğini belirterek, “Hiçbir dönem olmadığı kadar bir olmaya ihtiyacımız var” dedi.</p>

<p>Demokrasi mücadelesi yürüten kesimlerin hedeflerine ulaşmasını engellemek amacıyla çeşitli mekanizmaların devreye sokulduğunu ifade eden Bakırhan, bu tablonun ancak ortak mücadele ve ortak söz üretme iradesiyle aşılabileceğini söyledi.</p>

<p>Kürt sorununun çözümüne ilişkin yürütülen sürece de değinen Bakırhan, müzakerenin mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmediğini vurguladı. DEM Parti’nin süreç nedeniyle sessiz kalmadığını belirten Bakırhan, CHP’ye yönelik operasyonlardan gazetecilerin tutuklanmasına, gençlere yönelik baskılardan kayyım uygulamalarına kadar birçok konuda dayanışma içerisinde olduklarını ifade etti.</p>

<p>Toplumun demokrasi talebinin giderek güçlendiğini belirten Bakırhan, mevcut koşulların demokrasi güçleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile gerçekleştirilen görüşmeye de değinen Bakırhan, yaşanan gelişmelerin muhalefeti bölmeyi ve etkisizleştirmeyi amaçladığını savundu.</p>

<p>Avrupa’daki Alevi kurumlarının uzun yıllardır eşit yurttaşlık mücadelesi verdiğini belirten Bakırhan, elde edilen kazanımların Türkiye için de önemli bir örnek oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>CHP’den dayanışma vurgusu</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="361" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/chp-28.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>CHP Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Parti Meclisi Üyesi Nurhayat Ataca Kayışoğlu da konuşmasına CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in selamlarını ileterek başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarih boyunca mazlumların yanında olduklarını ifade eden Kayışoğlu, “Her zaman zalimlere karşı mazlumların yanında olduk. Saray’a boyun eğmeyen bir toplumun çocuklarıyız” dedi.</p>

<p>Son dönemde CHP’ye yönelik baskıların arttığını öne süren Kayışoğlu, kent uzlaşısı kapsamında belediye başkanı seçilen Ahmet Özer’in tutuklanmasıyla başlayan sürece dikkat çekti.</p>

<p></p>

<p>Bir dönem DEM Parti’nin maruz kaldığı baskı ve operasyonlara bugün CHP’nin maruz kaldığını savunan Kayışoğlu, “Biraz önce Ertuğrul hocama da söyledim; bugünlerde sizleri çıkarıyorlar, bizleri içeriye atıyorlar” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Gözler bugün başlayacak BE ONE Festivali’nde</strong></p>

<p>Resepsiyonun ardından gözler, AABF tarafından bugün Köln’de düzenlenecek olan “BE ONE” Açık Hava Festivali’ne çevrildi.</p>

<p>Saat 14.00’te Tanzbrunnen’de başlayacak festival için yoğun katılım bekleniyor. AABF, etkinliğin yalnızca bir müzik festivali olmadığını, aynı zamanda birlik, dayanışma ve ortak değerlerin paylaşıldığı büyük bir buluşma niteliği taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Festival kapsamında Miraz, İlkay Akkaya, Suavi, Efkan Şeşen, Sasa, Ceren Bozkurt, Zeynep Bakşi Karatağ ve Aylin Yıldırım sahne alacak.</p>

<p>Avrupa’nın farklı ülkelerinden Alevi kurumlarının, demokratik kitle örgütlerinin ve binlerce katılımcının bir araya gelmesinin beklendiği festivalde, birlik, eşit yurttaşlık ve demokratik dayanışma mesajlarının öne çıkması bekleniyor.</p>

<p><img alt="" height="1000" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/afis-8.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/aabfnin-30-yilinda-birlik-mesajlari-gozler-bugun-baslayacak-be-one-festivalinde</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/afis-kopie.jpg" type="image/jpeg" length="38544"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alman siyasetinde Türkiye gerilimi: SPD, Yeşiller ve Sol Parti’den CHP’ye baskı eleştirisi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/alman-siyasetinde-turkiye-gerilimi-spd-yesiller-ve-sol-partiden-chpye-baski-elestirisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/alman-siyasetinde-turkiye-gerilimi-spd-yesiller-ve-sol-partiden-chpye-baski-elestirisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararı ve ardından yaşanan polis müdahalesi Almanya’da siyasi tepkiye yol açtı. SPD, Yeşiller ve Sol Parti’den milletvekilleri Erdoğan yönetimine yönelik daha sert tutum çağrısı yaparken, Berlin hükümetinin Ankara’ya açık eleştiriden kaçınması tartışma yarattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’de CHP’ye yönelik yargı ve polis operasyonları Almanya’da da gündem oldu. Alman hükümeti, CHP yönetimine yapılan müdahaleler ve muhalefet temsilcilerine dönük yargı süreçlerinden “rahatsızlık” duyduğunu açıklarken, Ankara hükümetine karşı sert eleştiriler yöneltmekten ise kaçındı.</strong></p>

<p>Berlin yönetiminin temkinli tutumu, Türkiye ile ekonomik, diplomatik ve askerî ilişkilerin korunmak istenmesiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p><strong>Wadephul’dan Fidan’a “Yakın iş birliği” mesajı</strong></p>

<p>Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, geçtiğimiz hafta Türk mevkidaşı Hakan Fidan’ı Berlin’de ağırlamıştı.</p>

<p>Görüşmede Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini desteklediğini belirten Wadephul, şu mesajı vermişti: “Türkiye Avrupa Birliği’ne yönelmek istiyorsa, Almanya kendisi için dostane ve güvenilir bir ortak olacaktır.”</p>

<p>Alman Bakan ayrıca, AB üyeliği için demokrasi, hukuk devleti ve insan haklarının temel kriterler olduğunu da vurgulamıştı.</p>

<p><strong>Berlin: “Gelişmeler rahatsız edici”</strong></p>

<p>İki bakanın görüşmesinden yalnızca birkaç gün sonra Türkiye’de ana muhalefet partisi CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararı çıktı. Mahkemenin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i görevden almasının ardından yüzlerce polis ve çevik kuvvet ekibi parti genel merkezine baskın düzenledi. Parti binasının kapıları kırılırken, içeridekilere plastik mermi ve biber gazıyla müdahale edildi.</p>

<p>Yaşanan gelişmeler üzerine Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Berlin’in kaygılarını şu sözlerle dile getirdi: <strong>“Özellikle en büyük muhalefet partisi CHP’nin ve çok sayıda temsilcisinin hukuki suçlamalar, soruşturmalar, tutuklamalar ve görevden almalarla karşı karşıya kalması</strong> <strong>son derece rahatsız edicidir ve bizim açımızdan ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.”</strong></p>

<p><strong>Muhalefetten daha sert tepki çağrısı</strong></p>

<p>Alman diplomasi dilinde “endişe verici” veya “son derece rahatsız edici“ ifadesi dolaylı bir eleştiri anlamı taşısa da, federal hükümetin Erdoğan yönetimine açık ve sert bir tepki vermemesi dikkat çekti.</p>

<p>Berlin’in bu temkinli yaklaşımında Türkiye’nin Almanya açısından önemli bir ticaret partneri olması etkili oluyor. Öte yandan NATO üyesi olarak stratejik rol üstlenmesi ve Ukrayna ve İran krizlerinde olası arabulucu konumda görülmesi gibi nedenlerin bulunduğu değerlendiriliyor. Ancak Alman muhalefet partileri hükümetin daha net bir tutum almasını talep ediyor.</p>

<p><strong>Sol Parti: “Demokratik güçlere destek verilmeli”</strong></p>

<p>Sol Parti Federal Meclis milletvekili Cansu Özdemir, Alman hükümetinin Türkiye’deki demokratik çevrelere daha güçlü destek vermesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Özdemir, şu çağrıda bulundu: “Alman hükümeti Türkiye’deki demokratik sivil toplumu çok daha güçlü desteklemelidir. Buna gazeteciler, kadın hakları örgütleri, sendikalar, muhalif güçler ve Kürt aktörler de dahildir.”</p>

<p><strong>Yeşiller: “Erdoğan karşısında sessizlik olmaz”</strong></p>

<p>Yeşiller Partisi dış politika sözcülerinden Deborah Düring de Türkiye’nin Almanya açısından önemli bir ortak olduğunu, ancak bunun sessizlik gerekçesi olamayacağını belirtti.</p>

<p>Düring: “Türkiye Almanya’nın önemli bir ortağıdır. Tam da bu nedenle Alman hükümeti Erdoğan yönetimi karşısında sessiz kalmamalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>AfD’den AB Süreci Çıkışı</strong></p>

<p>Aşırı sağcı AfD ise Türkiye’ye yönelik en sert açıklamayı yaptı.</p>

<p>Partinin dış politika temsilcisi Markus Frohnmeier, Türkiye’de “otoriter devlet İslamcılığına doğru bir yönelim” olduğunu savunarak: “AB üyelik müzakereleri tamamen sona erdirilmelidir” dedi.</p>

<p><strong>“Türkiye politikası bir denge arayışı”</strong></p>

<p>Alman kamuoyunda Türkiye’nin AB üyeliği perspektifinin giderek zayıfladığı yönünde değerlendirmeler yapılırken, Alman-Türk Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı ve SPD milletvekili Serdar Yüksel ise yaşananların yalnızca Türkiye’nin iç meselesi olarak görülemeyeceğini söyledi.</p>

<p>Yüksel: “Demokratik standartlar ve hukuk devleti ilkeleri evrenseldir. Biz bunların uygulanmasını açık biçimde talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm tartışmaların ortasında Berlin yönetimi, demokrasi ve insan hakları konusundaki kaygılarını dile getirirken, Türkiye ile ilişkileri tamamen koparmamaya çalışan dengeli bir politika izlemeyi sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/alman-siyasetinde-turkiye-gerilimi-spd-yesiller-ve-sol-partiden-chpye-baski-elestirisi</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/almanya-ve-turkiye-1.JPG" type="image/jpeg" length="80935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamburg’da Kılıçdaroğlu protesto edildi: “Halk iradesine sahip çıkıyoruz”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-kilicdaroglu-protesto-edildi-halk-iradesine-sahip-cikiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-kilicdaroglu-protesto-edildi-halk-iradesine-sahip-cikiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen kitlesel mitingde, CHP Genel Merkezi’ne Saray yargısı eliyle müdahale edildiği savunulurken, CHP’ye “kayyum” olarak getirildiği belirtilen Kemal Kılıçdaroğlu sloganlarla protesto edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP’de mahkeme kararıyla 3 yıl sonra yeniden göreve getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, Avrupa’nın birçok kentinde protesto edildi. Hamburg’da düzenlenen mitingde ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve mevcut yönetimle dayanışma mesajları verildi.</strong></p>

<p>Ankara’da mahkeme kararıyla CHP yönetiminin görevden alınmasının ardından CHP Genel Merkezi’ne yönelik polis ve çevik kuvvet baskınında kitleye biber gazı ve plastik mermiler sıkılması, kapıların kırılarak binanın boşaltılması Avrupa’daki CHP örgütleri ve demokratik kitle kuruluşlarının sert tepkisine yol açtı.</p>

<p><img alt="" height="490" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/polis1-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Alman basınında geniş yankı bulan gelişmelerle ilgili haberlerde, polis güçlerinin CHP Genel Merkezi’ne müdahalesi ve Özgür Özel’in bina içerisinden çıkarılması “Türkiye’de muhalefete yönelik baskının yeni aşaması” olarak yorumlandı.</p>

<p>Özgür Özel’in polis müdahalesi sonrası yaptığı: “Biz bundan sonra sokaklarda ve meydanlarda olacağız” açıklaması, Avrupa’daki protestolarda da sık sık sloganlara yansıdı.</p>

<p><strong>Hamburg’da “Halk iradesine sahip çıkıyor” mitingi</strong></p>

<p>CHP Hamburg Birliği’nin çağrısıyla Hamburg şehir merkezindeki Mönckebergbrunnen Meydanı’nda düzenlenen “Halk İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine çok sayıda demokratik kitle örgütü, sivil toplum kuruluşu temsilcisi, siyasetçiler ve vatandaş katıldı.</p>

<p><img alt="" height="480" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/2-140.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Yaklaşık 350 kişinin katıldığı mitingde demokrasi, hukuk devleti ve halk iradesi vurgusu öne çıktı. Katılımcılar sık sık: “Ya hep beraber ya hiçbirimiz” ve “Hak, hukuk, adalet” sloganları attı.</p>

<p>Mitingde taşınan pankartlarda ise CHP yönetimine yönelik yargı müdahalesine tepki gösterildi.</p>

<p><strong>Kılıçdaroğlu’na sert tepki</strong></p>

<p>Hamburg’daki gösteride en dikkat çeken anlardan biri ise Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik protestolar oldu. Kalabalık içerisinden zaman zaman: “Hain Kemal” sloganları yükseldi.</p>

<p>Konuşmacılar, CHP’ye yönelik yargı müdahalelerinin parti içi demokrasiye değil, doğrudan muhalefeti kontrol etmek ve etkisizleştirmeye dönük olduğunu savundu. Bazı konuşmacılar da Kılıçdaroğlu’nun, AKP’nin 'yargı kolları' tarafından yeniden CHP’nin başına getirilmesini “Saray destekli siyasi mühendislik” olarak değerlendirdi.</p>

<p><img alt="" height="509" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/3-70.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>“Demokrasi mücadelesi sürecek”</strong></p>

<p>Etkinlikte söz alan CHP Hamburg Birliği temsilcileri, halk iradesinin demokratik sistemin temel taşı olduğunu belirterek, yargı bağımsızlığının korunması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Konuşmalarda şu mesaj öne çıktı: “Demokrasi ve hukuk mücadelesinden geri adım atılmayacak.”</p>

<p>Katılımcılar ayrıca Türkiye’de halkın seçme ve seçilme hakkına yönelik müdahalelerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Avrupa’nın birçok kentinde destek gösterileri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hamburg’daki mitingin yanı sıra Berlin, Köln, Frankfurt, Paris, Viyana, Brüksel ve Amsterdam’da da CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP örgütleri ile dayanışmak için çeşitli demokratik kurumların katıldığı gösteriler yapıldı.</p>

<p><img alt="" height="445" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/chp2-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Avrupa’daki birçok CHP temsilciliği yayımladıkları ortak mesajlarda, seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve mevcut parti yönetimine destek verdiklerini duyurdu.</p>

<p>Açıklamalarda, Türkiye’de yargı eliyle siyasetin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı savunularak, demokratik muhalefetin tasfiye edilmesine karşı uluslararası dayanışmanın büyütüleceği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, HAMBURG, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-kilicdaroglu-protesto-edildi-halk-iradesine-sahip-cikiyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 06:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/6-21.jpg" type="image/jpeg" length="26492"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alman gazeteci Thumann: Kontrollü muhalefet, otoriter iktidarların en büyük silahı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/alman-gazeteci-thumann-kontrollu-muhalefet-otoriter-iktidarlarin-en-buyuk-silahi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/alman-gazeteci-thumann-kontrollu-muhalefet-otoriter-iktidarlarin-en-buyuk-silahi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alman gazeteci Michael Thumann, Türkiye'de muhalefete yönelik baskıları ve otoriter yönetimlerin "kontrollü muhalefet" oluşturma yöntemlerini kaleme aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Die Zeit'te yayımlanan analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ekonomik kriz ya da devlet içindeki nepotizm yerine muhalefeti yeniden şekillendirmeye yöneldiği öne sürüldü.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Süheyla KAPLAN</p>

<p>Yazıda, Türkiye'nin en eski siyasi partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) yargı kararları ve siyasi müdahalelerle etkisizleştirilmeye çalışıldığı iddia edildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in seçiminin geçersiz sayılmasının ardından, eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden öne çıkarıldığı belirtildi. Thumann, Kılıçdaroğlu'nun geçmişte Erdoğan karşısında seçim kaybetmesine dikkat çekerek, iktidarın daha "uyumlu" bir muhalefet modeli istediğini savundu.</p>

<p>Analizde, bu durumun tarihteki "blok partiler" sistemine benzediği ifade edildi. Özellikle Sovyetler Birliği dönemindeki Doğu Almanya örneği hatırlatılarak, görünürde farklı siyasi görüşleri temsil eden ancak iktidara bağlı kalan partilerin otoriter rejimlerde sıkça kullanıldığı vurgulandı.</p>

<p>Yazar, Rusya'da Vladimir Putin yönetiminin de benzer bir yöntem uyguladığını belirtti. Rus parlamentosundaki sözde muhalefet partilerinin, hükümete karşı gerçek bir alternatif üretmek yerine Kremlin'in politikalarını daha sert söylemlerle desteklediği ileri sürüldü. Bu sayede Putin'in kamuoyunda "dengeleyici ve makul lider" olarak gösterilmeye çalışıldığı ifade edildi.</p>

<p>Mısır örneğine de yer verilen yazıda, 2013'teki askeri darbenin ardından Cumhurbaşkanı Abdel Fattah al-Sisi yönetiminin, muhalefeti büyük ölçüde kontrol altına aldığı belirtildi. Müslüman Kardeşler hareketinin yasaklandığı ve parlamentodaki partilerin büyük ölçüde iktidarı destekleyen yapılara dönüştüğü ifade edildi.</p>

<p>Thumann'a göre Erdoğan yönetimi de son yıllarda Türkiye'de benzer bir siyasi düzen kurmaya yaklaşıyor. Yazıda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu bulunmasına dikkat çekilerek, gerçek muhalefetin baskı altında olduğu savunuldu.</p>

<p>Analizin sonunda ise otoriter rejimlerde gerçek muhaliflerin ağır bedeller ödediği vurgulandı. Rus muhalif Boris Nemtsov'un öldürülmesi ve Alexei Navalny'nin cezaevindeki ölümü örnek gösterilerek, iktidarları rahatsız eden muhaliflerin sistematik biçimde hedef alındığı ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/alman-gazeteci-thumann-kontrollu-muhalefet-otoriter-iktidarlarin-en-buyuk-silahi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/erdo-ve-kilicdaroglu-1.JPG" type="image/jpeg" length="21757"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
