<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/ekonomi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 27 Sep 2026 01:46:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/ekonomi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İspanya'da konut krizi: 87 yaşındaki kadın, evinden zorla tahliye edildi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/ispanyada-konut-krizi-87-yasindaki-kadin-evinden-zorla-tahliye-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/ispanyada-konut-krizi-87-yasindaki-kadin-evinden-zorla-tahliye-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İspanya’nın başkenti Madrid’de 87 yaşındaki Maria del Carmen Abascal, 17 yaşından bu yana yaşadığı evinden zorla tahliye edildi. Yaklaşık 70 yıldır aynı evde yaşayan Abascal’ın tahliyesi, ülkede artan kira fiyatları ve konut sıkıntısı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Abascal, 1956 yılında ailesiyle birlikte Madrid’in Retiro semtindeki Calle Alcalde Sainz de Baranda 46 numaralı binada bulunan daireye taşındı. O dönemde kira sözleşmesini babası imzaladı. Babasının ölümünün ardından sözleşme annesine, annesinin 2005 yılında hayatını kaybetmesinden sonra ise Abascal’a geçti.</strong></p>

<p dir="ltr">Ancak binanın 2018 yılında Urbagestión Desarrollo e Inversión S.L. adlı gayrimenkul şirketi tarafından satın alınmasıyla sorun başladı. Şirket, eski kira sözleşmesinin Abascal’a ikinci kez devredilmesinin geçersiz olduğunu savundu.</p>

<p dir="ltr">Abascal’ın yıllardır yaklaşık 500 avro kira ödediği belirtilirken, Urbagestión’un binayı satın almasının ardından kirayı yüzde 200’den fazla artırmak istediği bildirildi. Talep edilen yeni kira bedeli, 87 yaşındaki kadının emekli maaşının çok üzerinde bulunuyordu. Bunun üzerine gayrimenkul şirketi, Abascal’ın evden çıkarılması için hukuki süreç başlattı.</p>

<p dir="ltr">Dava süreci sonunda konu İspanya Yüksek Mahkemesi’ne kadar taşındı. İlk derece mahkemesi Abascal lehine karar verirken, Yüksek Mahkeme mart ayında mülk sahibinin lehine karar verdi.</p>

<p dir="ltr">Abascal’ın tahliyesi daha önce de ertelenmişti. İlk tahliye girişimi Ekim 2025’te sonuçsuz kaldı. Haziran ayında da tahliye için iki ayrı tarih belirlenmesine rağmen işlemler gerçekleştirilemedi. Birleşmiş Milletler’e bağlı bir komitenin de Abascal’a yeni bir konut bulunana kadar tahliye işleminin durdurulmasını istediği bildirildi. Ancak Madrid’deki bir mahkeme bu talebi kabul etmeyerek tahliye tarihini 23 Eylül 2026 olarak belirledi.</p>

<p dir="ltr"><img alt="" height="385" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/ispanya-7.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="648" /></p>

<p dir="ltr"><strong>Tahliye günü protestolar yaşandı</strong></p>

<p dir="ltr">23 Eylül Çarşamba günü sabahın erken saatlerinde polis, Abascal’ın yaşadığı binanın çevresinde güvenlik önlemleri aldı ve bölgeyi kapattı. Aylardır yaşlı kadına destek veren çok sayıda kişi tahliyeyi engellemek amacıyla binanın önünde toplandı.</p>

<p dir="ltr">Saat 10.45 sıralarında görevlilerin gelmesiyle polis ile göstericiler arasında gerginlik yaşandı. Göstericilerin Abascal’ın evine ulaşmasını engellemek isteyen polislerin müdahalesinde biber gazı kullanıldığı bildirildi.</p>

<p dir="ltr"><img alt="" height="432" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/madrid.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="648" /></p>

<p dir="ltr">Tahliye işleminin tamamlanmasının ardından öğle saatlerinde sağlık ekipleri binaya geldi. Abascal, ambulansla hastaneye götürüldü.</p>

<p dir="ltr">87 yaşındaki kadının bundan sonra nerede yaşayacağı ise belirsizliğini koruyor. Abascal’ın, kendisine sunulan bazı destekli yaşam ve bakım kuruluşlarında kalma tekliflerini kabul etmediği bildirildi. Abascal için 17 yaşından beri yaşadığı evin yerine kabul edilebilir bir alternatif bulunmadığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr"><strong>Tahliye konut krizinin sembolü oldu</strong></p>

<p dir="ltr">Abascal’ın evinden çıkarılması, İspanya’da konut fiyatları ve kiralardaki artışla ilgili tartışmaları yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı. Madrid ve diğer kentlerde olayın ardından protestolar düzenlendi.</p>

<p dir="ltr">İspanya’nın en büyük kiracı örgütlerinden biri, hükümetten kiracıları daha iyi koruyacak yeni bir düzenleme hazırlanmasını istedi. Örgüt, düzenlemenin Abascal’ın adını taşıyan bir <strong>“Maricarmen Kararnamesi”</strong> olarak çıkarılmasını talep etti.</p>

<p dir="ltr">Kiracı örgütünün talepleri arasında kira sözleşmelerinin otomatik olarak uzatılması da bulunuyor. Örgüt, kiracıların korunmasına yönelik kapsamlı bir paketin Bakanlar Kurulu’nda kabul edilmesini istiyor.</p>

<p dir="ltr">Başbakan Pedro Sánchez liderliğindeki sol hükümet, ülkedeki konut sıkıntısı nedeniyle baskı altında bulunuyor. Hükümet son yıllarda uygun fiyatlı konut arzını artırmak ve kira artışlarını sınırlamak amacıyla çeşitli önlemler aldı.</p>

<p dir="ltr">Konut sıkıntısının özellikle büyük kentlerde ağırlaştığı İspanya’da, gayrimenkul fonları ve Airbnb gibi platformlar üzerinden yapılan kısa süreli kiralamalar da yükselen fiyatlar ve konut arzındaki daralmanın nedenleri arasında gösteriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, KADIN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/ispanyada-konut-krizi-87-yasindaki-kadin-evinden-zorla-tahliye-edildi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 00:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/ispanya-6.JPG" type="image/jpeg" length="18675"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DGB'den sosyal haklardaki kesintilere karşı 15 kentte eylem çağrısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/dgbden-sosyal-haklardaki-kesintilere-karsi-15-kentte-eylem-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/dgbden-sosyal-haklardaki-kesintilere-karsi-15-kentte-eylem-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya Sendikalar Birliği (DGB), sosyal haklardaki kesintilere karşı bugün ülke genelinde eylem günü düzenliyor. “Çok çalıştın! Senin emeğin. Senin sağlığın. Senin emekliliğin.” sloganıyla düzenlenecek gösteriler kapsamında kuzey Almanya'da da Hannover ve Hamburg başta olmak üzere çeşitli kentlerde mitingler gerçekleştirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">DGB ve bağlı sendikaların çağrısıyla Almanya genelinde toplam 15 gösteri düzenlenmesi planlanıyor. Hannover'de gösteri yürüyüşü saat 11.30'da Waterlooplatz'dan başlayarak Georgsplatz'a kadar devam edecek.</p>

<p dir="ltr">DGB, Aşağı Saksonya'nın farklı bölgelerinden katılımcıların Hannover'e ulaşabilmesi için yaklaşık 70 ücretsiz otobüs organize edildiğini açıkladı. Sendika, kentte binlerce kişinin toplanmasını bekliyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Gündemde çalışma hayatı, bakım ve emeklilik var</strong></p>

<p dir="ltr">Hannover'deki mitingde IGBCE Genel Başkanı Michael Vassiliadis, Volkswagen İşletme Konseyi Başkanı Daniela Cavallo ve DGB Aşağı Saksonya Başkanı Ernesto Harder konuşma yapacak.</p>

<p dir="ltr">Harder, milyonlarca insanın çalışma hayatındaki haklarına, yaşlılık dönemindeki güvenceye, iyi sağlık hizmetlerine ve karşılanabilir bakım hizmetlerine güvendiğini belirtti. Bunların “sadaka” olmadığını söyleyen Harder, söz konusu hakların çalışanların mücadelesiyle elde edildiğini ve finanse edildiğini ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Harder, bu hakların sorgulanmasının veya tasarruf amacıyla kısıtlanmasının toplumun büyük bölümüne karşı bir politika anlamına geleceğini savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr"><strong>DGB: Zayıflayan sosyal devlet demokrasiyi de zayıflatır</strong></p>

<p dir="ltr">DGB, sosyal devletin zayıflatılmasının demokrasiyi de olumsuz etkileyeceğini belirtti. Hayat pahalılığının artması ve insanların sosyal açıdan gerileme endişesinin büyümesinin, toplumsal bölünmeleri artırabileceği ifade edildi.</p>

<p dir="ltr">DGB'ye göre bu durum, basit çözümler sunan, suçlular arayan ve toplumu bölmeye çalışan kesimlerin güç kazanmasına zemin hazırlayabilir.</p>

<p dir="ltr">Sendika, bu nedenle siyasi politikaların değiştirilmesi çağrısında bulundu. Harder, “Sosyal devlet daha güçlü hale gelmeli, zayıflamamalı. Demokrasimizi ancak bu şekilde savunabiliriz” dedi.</p>

<p dir="ltr"><strong>Kuzey Almanya'da da gösteriler düzenlenecek</strong></p>

<p dir="ltr">DGB, kuzey Almanya'daki diğer kentlerde de gösterilere katılım çağrısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Hamburg'da gösteri saat 10.30'da ana tren istasyonundaki Heidi-Kabel-Platz'da başlayacak ve yürüyüşün ardından burada miting düzenlenecek.</p>

<p dir="ltr">Kiel'de eylem saat 11.55'te Rathausplatz'da başlayacak. Rostock'taki gösterinin başlangıç noktası ise DGB'nin (Gewerkschaftshaus) bulunduğu August-Bebel-Straße 89 olacak. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/dgbden-sosyal-haklardaki-kesintilere-karsi-15-kentte-eylem-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/d-g-b.JPG" type="image/jpeg" length="33938"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Direksiyon sisteminde arıza riski: Volkswagen 1 milyona yakın aracı geri çağırdı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/direksiyon-sisteminde-ariza-riski-volkswagen-1-milyona-yakin-araci-geri-cagirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/direksiyon-sisteminde-ariza-riski-volkswagen-1-milyona-yakin-araci-geri-cagirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alman otomotiv grubu Volkswagen, direksiyon sisteminde yaşanabilecek sorun nedeniyle Almanya’da yaklaşık 1 milyon aracı geri çağırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Federal Motorlu Taşımacılık Dairesi’nin (KBA) verilerine göre Volkswagen, Audi ve SEAT markalarının bazı modellerinde direksiyon sistemindeki bir vidanın korozyon nedeniyle kırılma riski bulunuyor. Söz konusu arızanın direksiyon hâkimiyetinin tamamen kaybedilmesine yol açabileceği belirtiliyor.</strong></p>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p dir="ltr">Sorunun giderilmesi için direksiyon bağlantısında kullanılan vidanın, korozyona karşı daha dayanıklı yeni bir vidayla değiştirilmesi gerekiyor.</p>

<p dir="ltr">Geri çağırma kapsamında Volkswagen’in Tiguan, Touran, Golf Variant, Caddy ve Golf modelleri bulunuyor. 24 Eylül 2013 ile 1 Temmuz 2024 tarihleri arasında üretilen araçları kapsayan geri çağırmada dünya genelinde yaklaşık 2,16 milyon aracın potansiyel olarak etkilendiği, bunların yaklaşık 900 bininin Almanya’da bulunduğu bildiriliyor.</p>

<p dir="ltr">Audi tarafında ise 31 Ekim 2017 ile 23 Mayıs 2024 tarihleri arasında üretilen Q3 modelleri geri çağırma kapsamında yer alıyor. Dünya genelinde yaklaşık 700 bin aracın potansiyel olarak etkilendiği belirtilirken, Almanya’da bu sayı 58 bin 555 olarak açıklandı.</p>

<p dir="ltr">Aynı sorun SEAT’ın Ateca ve Tarraco modellerinde de tespit edildi. Nisan 2016 ile Eylül 2024 arasında üretilen araçları kapsayan geri çağırma kapsamında dünya genelinde 66 bin 224 aracın, Almanya’da ise 43 bin 574 aracın bulunduğu bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">KBA’nın geri çağırma kayıtlarına göre Volkswagen için 17016R, Audi için 17014R ve SEAT için 17017R referans numaralarıyla kayıt altına alınan işlemlerde, araçlardaki direksiyon bağlantı vidalarının daha korozyona dayanıklı vidalarla değiştirilmesi amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MAGAZİN, MEDYA, SAĞLIK, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/direksiyon-sisteminde-ariza-riski-volkswagen-1-milyona-yakin-araci-geri-cagirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 15:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/vw-4.JPG" type="image/jpeg" length="47719"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emeklilikte en iyi ülkeler belli oldu: Almanya ilk 10’da, Türkiye 42. sırada]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/emeklilikte-en-iyi-ulkeler-belli-oldu-almanya-ilk-10da-turkiye-42-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/emeklilikte-en-iyi-ulkeler-belli-oldu-almanya-ilk-10da-turkiye-42-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Para, sağlık ve yaşam kalitesi açısından emeklilik dönemini en rahat geçiren ülkeler belli oldu. Natixis’in 2026 Küresel Emeklilik Raporu'na göre Norveç ilk sırada yer alırken, Almanya 44 ülke arasında yedinci oldu. Türkiye ise 42. sırada yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Emeklilik döneminde maddi güvence, sağlık hizmetlerine erişim ve yaşam kalitesi ülkeden ülkeye önemli farklılıklar gösteriyor. </strong></p>

<p dir="ltr">Fransa merkezli uluslararası finans kuruluşu Natixis ile İngiliz araştırma şirketi CoreData Research tarafından hazırlanan 2026 Dünya Emeklilik Araştırması'na göre, emeklilik dönemi için en elverişli koşullara sahip ülke Norveç oldu. Almanya yedinci sırada yer alırken, Türkiye ise 44 ülke arasında 42. sırada yer aldı.</p>

<p dir="ltr">Araştırmada kullanılan veriler, uluslararası kuruluşların istatistikleri ile akademik ve bilimsel kaynaklardan derleniyor.</p>

<p dir="ltr">Stern dergisinin aktardığı habere göre, toplam 44 ülkenin değerlendirildiği araştırmada Norveç ilk sırada yer aldı. Norveç'i İrlanda, İsviçre, İzlanda, Danimarka ve Hollanda izledi. Almanya ise yedinci sırada yer alarak ilk 10 ülke arasına girdi. Avustralya ise Almanya'nın ardından sıralandı.</p>

<p dir="ltr">Buna karşılık bazı yüksek gelirli ülkeler sıralamanın daha gerilerinde kaldı. Kanada 21'inci, İsveç 22'nci, ABD 24'üncü, Fransa 29'uncu ve İspanya 33'üncü sırada yer aldı.</p>

<p dir="ltr"><strong>Türkiye 42. sırada</strong></p>

<p dir="ltr">Araştırmada Türkiye, 44 ülke arasında 42. sırada yer aldı. Bu sonuçla Türkiye, sıralamanın son üç basamağında bulunuyor.</p>

<p dir="ltr">Türkiye'nin sıralamadaki konumu, araştırmanın yalnızca emekli maaşlarını veya bireysel tasarrufları değil; sağlık, yaşam kalitesi, maddi refah ve emeklilik döneminin finansal koşulları gibi farklı alanlardaki göstergeleri birlikte değerlendirmesinden kaynaklanıyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Almanya sağlık ve yaşam kalitesinde öne çıkıyor</strong></p>

<p dir="ltr">Almanya'nın genel sıralamadaki konumunda özellikle sağlık ve yaşam kalitesi alanındaki sonuçları etkili oldu.</p>

<p dir="ltr">Sağlık kategorisinde ülkelerin ortalama yaşam beklentisi, kişi başına sağlık harcamaları ve sağlık sigortalarının sunduğu kapsam dikkate alınıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Yaşam kalitesi değerlendirmesinde ise mutluluk düzeyinin yanı sıra hava kalitesi, temiz su ve sanitasyon hizmetlerine erişim, karbondioksit salımı ile biyolojik çeşitlilik ve doğal yaşam alanları gibi çevresel göstergeler kullanılıyor.</p>

<p dir="ltr">Almanya bu alanlarda görece güçlü sonuçlar elde ederken, maddi refah ve emeklilik finansmanı kategorilerinde daha düşük puan aldı.</p>

<p dir="ltr"><strong>Emeklilik finansmanı yalnızca bireysel birikimlere bakmıyor</strong></p>

<p dir="ltr">Raporda “emeklilik finansmanı” başlığı, bireylerin banka hesaplarındaki veya yatırımlarındaki birikimleri doğrudan ölçmüyor. Bunun yerine ülkelerin emeklilik dönemini destekleyen ekonomik ve kurumsal koşulları değerlendiriliyor.</p>

<p dir="ltr">Bu kapsamda nüfusun yaş yapısı ve emeklilerin çalışan nüfusa oranı, enflasyon, faiz oranları, ödeme temerrütleri, vergi yükü, devlet yönetiminin niteliği ve kamu borcu gibi göstergeler hesaba katılıyor.</p>

<p dir="ltr">Natixis ve İngiliz araştırma şirketi CoreData Research tarafından her yıl hazırlanan araştırmada ülkeler dört ana başlık altında değerlendiriliyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p dir="ltr"><strong>Maddi refah:</strong> Gelir eşitliği, kişi başına düşen gelir ve işsizlik</p>
 </li>
 <li>
 <p dir="ltr"><strong>Sağlık:</strong> Yaşam beklentisi, kişi başına sağlık harcamaları ve sigorta kapsamı dışındaki sağlık harcamaları</p>
 </li>
 <li>
 <p dir="ltr"><strong>Yaşam kalitesi:</strong> Mutluluk, hava kalitesi, su ve sanitasyon, biyolojik çeşitlilik ve çevresel göstergeler</p>
 </li>
 <li>
 <p dir="ltr"><strong>Emeklilik finansmanı:</strong> Demografi, enflasyon, faiz oranları, ödeme temerrütleri, vergi yükü, yönetim kalitesi ve kamu borcu</p>
 </li>
</ul>

<p dir="ltr">Ülkelerin genel sıralamadaki puanı ise dört ana kategorinin istatistiksel ortalamasından oluşturuluyor.</p>

<p dir="ltr">Karşılaştırmaya sanayileşmiş ülkelerin yanı sıra OECD üyeleri ile Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in oluşturduğu BRIC ülkeleri dahil ediliyor.</p>

<p dir="ltr"><img alt="" height="647" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/1-228.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="696" /></p>

<p dir="ltr"><img alt="" height="300" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/11-28.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="675" /></p>

<p dir="ltr"><img alt="" height="635" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/111-4.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="664" /></p>

<p dir="ltr"><img alt="" height="161" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/1111-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="648" /></p>

<p dir="ltr"><img alt="" height="159" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/1b-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="640" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MAGAZİN, MEDYA, SAĞLIK, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/emeklilikte-en-iyi-ulkeler-belli-oldu-almanya-ilk-10da-turkiye-42-sirada</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/emekliler-10.jpg" type="image/jpeg" length="21184"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya: Berlin’de Sol Parti, Mecklenburg-Vorpommern’de ırkçı AfD birinci]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-berlinde-sol-parti-mecklenburg-vorpommernde-irkci-afd-birinci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanya-berlinde-sol-parti-mecklenburg-vorpommernde-irkci-afd-birinci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da 20 Eylül’de yapılan Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern eyalet seçimlerinin ardından siyasi dengeler yeniden şekilleniyor. Berlin’de Sol Parti açık farkla birinci olurken, Mecklenburg-Vorpommern’de ırkçı parti AfD yüzde 38,2 ile SPD’nin önüne geçti. Her iki eyalette de şimdi gözler koalisyon görüşmelerine çevrildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Berlin’de açıklanan geçici sonuçlara göre Sol Parti yüzde 25,7 oyla ilk sırada yer aldı. CDU yüzde 18,8 ile ikinci, Yeşiller yüzde 14,3, aşırı sağcı AfD yüzde 16,3 ve SPD yüzde 12,1 oy aldı. Böylece CDU 2023 seçimindeki yüzde 28,2’lik sonucuna göre yaklaşık 9,5 puan kaybederken, Sol Parti oyunu 13,4 puan artırdı.</strong></p>

<p dir="ltr">Mecklenburg-Vorpommern’de ise ırkçı AfD yüzde 38,2 ile seçimi birinci tamamladı. Başbakan Manuela Schwesig’in partisi SPD yüzde 35,5 ile ikinci sırada kaldı. Sol Parti yüzde 6,5, Yeşiller yüzde 5,7 oy alarak eyalet parlamentosuna girdi. CDU yüzde 4,9, BSW ise yüzde 4,8'de kalarak yüzde 5 barajını aşamadı.</p>

<p dir="ltr"><strong>Berlin’de hükümet arayışı başladı</strong></p>

<p dir="ltr">Seçimin ardından Berlin’de hükümet kurma görüşmeleri başladı. Sol Parti’nin başbakan adayı Elif Eralp, partisinin hükümet kurmak istediğini açıkladı.</p>

<p dir="ltr">Eralp’in önündeki en önemli seçeneklerden biri Sol Parti, SPD ve Yeşillerden oluşabilecek bir koalisyon. Bu üç partinin sandalye dağılımının hükümet kurmak için yeterli çoğunluğu sağlayıp sağlamadığı, kesin sandalye dağılımıyla birlikte değerlendirilecek.</p>

<p dir="ltr">CDU, Yeşiller ve SPD’den oluşabilecek alternatif bir koalisyon da matematiksel olarak gündemde. CDU’nun başbakan adayı Stefan Evers, partisinin görüşmelere kapalı olmayacağını söyledi.</p>

<p dir="ltr">Ancak partiler arasındaki politika farklılıkları özellikle konut, ulaşım, iklim ve kent planlaması alanlarında belirgin. Sol Parti’nin büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması yönündeki talebi, olası koalisyon görüşmelerinin en önemli başlıklarından biri olacak.</p>

<p dir="ltr">Sol Parti Genel Başkanı Ines Schwerdtner, Berlin’deki konut krizine dikkat çekerek büyük konut stoklarının yeniden kamuya geçirilmesinin tartışılmasının gerekli olduğunu savundu. SPD ve Yeşillerin ise bu konudaki tutumları koalisyon müzakerelerinde belirleyici olabilir.</p>

<p dir="ltr"><strong>Berlin SPD’sinde sonuç tartışması</strong></p>

<p dir="ltr">SPD’nin Berlin’de yüzde 12,1’de kalması parti içinde seçim kampanyasına ilişkin tartışma başlattı.</p>

<p dir="ltr">Berlin SPD Meclis Grup Başkanı Raed Saleh, seçim kampanyasının temel siyasi konularda seçmene yeterince ulaşamadığını söyledi. Saleh, partinin sonucu “alçakgönüllülükle kabul etmesi” ve seçim kampanyasındaki hataları değerlendirmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">SPD’nin başbakan adayı Steffen Krach ise seçim öncesinde hakkında yürütülen savcılık soruşturmasının sonuç üzerinde etkisi olmuş olabileceğini söyledi. Krach, soruşturmanın parti açısından “avantaj olmadığını”, ancak SPD’nin anketlerde zaten düşük seviyede bulunduğunu ifade etti.</p>

<p dir="ltr"><strong>Mecklenburg-Vorpommern’de AfD birinci, ancak hükümet seçeneği belirsiz</strong></p>

<p dir="ltr">Mecklenburg-Vorpommern’de aşırı sağcı AfD’nin seçimi kazanmasına rağmen hükümeti kurup kuramayacağı belirsizliğini koruyor.</p>

<p dir="ltr"><img alt="" height="427" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/mecklenburg-vorpommern.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="757" /></p>

<p dir="ltr">Geçici sonuçlara göre AfD 32 sandalye, SPD 29 sandalye, Sol Parti ve Yeşiller ise beşer sandalye elde etti. CDU ve BSW yüzde 5 barajını aşamadığı için parlamentoya giremedi.</p>

<p dir="ltr">Mevcut sandalye dağılımında AfD tek başına 36 sandalyelik mutlak çoğunluğa ulaşamıyor. Diğer partiler daha önce ırkçı AfD ile koalisyon kurmayacaklarını açıklamıştı.</p>

<p dir="ltr">Irkçı parti AfD Genel Başkanı Tino Chrupalla ise seçim sonrasında diğer partilerle görüşmeye açık olduklarını söyledi. Chrupalla, görüşmelerin yalnızca hükümet kurma amacı taşımak zorunda olmadığını, partiler arasındaki ortak noktaların da ele alınabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr"><strong>Schwesig üçlü koalisyona işaret ediyor</strong></p>

<p dir="ltr">SPD’nin ikinci sırada kalmasına rağmen Başbakan Manuela Schwesig’in hükümet kurma seçenekleri tamamen ortadan kalkmış değil.</p>

<p dir="ltr">ZDF Mecklenburg-Vorpommern Eyalet Stüdyo Başkanı Bernd Mosebach, Schwesig’in daha önce hem CDU hem de Sol Parti ile farklı dönemlerde koalisyonlar kurduğuna dikkat çekerek SPD liderinin üç partili bir hükümet oluşturabileceğine inandığını aktardı.</p>

<p dir="ltr">SPD, Sol Parti ve Yeşillerden oluşabilecek bir koalisyon 39 sandalyeye ulaşarak 36 sandalyelik çoğunluk sınırını aşabiliyor. Böyle bir hükümetin kurulabilmesi için üç parti arasında siyasi anlaşmaya varılması gerekiyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>CDU için tarihi yenilgi</strong></p>

<p dir="ltr">Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinin en dikkat çekici sonuçlarından biri CDU’nun performansı oldu.</p>

<p dir="ltr">CDU, yüzde 4,9’da kalarak yüzde 5’lik seçim barajının altında kaldı ve tarihinde ilk kez bir eyalet parlamentosuna giremedi. Bu, partinin savaş sonrası dönemde bir eyalet seçiminde aldığı en düşük sonuçlardan biri olarak kayda geçti.</p>

<p dir="ltr">Sonucun ardından federal düzeyde de CDU Genel Başkanı ve Başbakan Friedrich Merz’e yönelik tartışmalar yeniden gündeme geldi.</p>

<p dir="ltr">Ancak Merz, seçim sonuçlarına rağmen görevinden ayrılma niyetinde olmadığını ve hükümetin reform programını sürdüreceğini açıkladı. CDU Federal Meclis Grup Yönetimi de Merz’e desteğini yineledi.</p>

<p dir="ltr">CDU Genel Başkan Yardımcısı ve Eğitim Bakanı Karin Prien ise partisinin reform politikasında uzlaşmaya daha fazla açık olması gerektiğini savundu. Prien, “CDU saflığı çözüm değil” diyerek hükümetin farklı kesimlerle uzlaşma araması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr"><strong>Reform tartışması seçim sonuçlarının ardından büyüdü</strong></p>

<p dir="ltr">Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinin ardından federal hükümetin reform politikası da tartışmaların merkezine yerleşti.</p>

<p dir="ltr">SPD Meclis Grup Başkanı Matthias Miersch, seçim sonuçlarının insanların ekonomik ve sosyal kaygılarının daha fazla dikkate alınması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Yeşiller Genel Başkanı Franziska Brantner ise hükümetin reformlarının yalnızca kesintiler olarak algılanmaması gerektiğini savunarak, reformların sosyal açıdan adil olması çağrısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Saarland Başbakanı ve SPD Genel Başkan Yardımcısı Anke Rehlinger de federal hükümetin reform önerilerinin bazı alanlarda “kesinti listeleri” gibi göründüğünü belirterek daha kapsamlı değişiklikler istedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-berlinde-sol-parti-mecklenburg-vorpommernde-irkci-afd-birinci</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/berlin-25.JPG" type="image/jpeg" length="10243"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'da silah operasyonu: 165 sahte Glock tabancası ele geçirildi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-silah-operasyonu-165-sahte-glock-tabancasi-ele-gecirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-silah-operasyonu-165-sahte-glock-tabancasi-ele-gecirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Köln ve Wuppertal kentlerinde yasa dışı silah ticaretine yönelik düzenlenen operasyonda 165 yarı otomatik tabanca ele geçirildi. 9 milimetre çapındaki silahların Glock marka tabancaların taklitleri olduğu belirtilirken, operasyon kapsamında altı şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alman gümrük soruşturma ekipleri, yasa dışı silah ticareti yaptığı öne sürülen bir gruba yönelik kapsamlı operasyon düzenledi. </strong></p>

<p>Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Köln ve Wuppertal kentlerinde 4 Eylül Cuma günü gerçekleştirilen baskınlarda toplam 165 yarı otomatik tabanca ele geçirildi.</p>

<p>Frankfurt am Main Gümrük Soruşturma Dairesi tarafından yapılan açıklamaya göre, operasyon Frankfurt Savcılığı'nın talimatıyla gerçekleştirildi. Ele geçirilen silahların 9 milimetre Luger çapında ve dünyaca tanınan Glock marka tabancaların taklitleri olduğu tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="800" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/silah-3.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Operasyonda tabancaların yanı sıra çok sayıda şarjör ve elektronik depolama cihazına da el konuldu.</p>

<p><strong>Altı şüpheli gözaltına alındı</strong></p>

<p>Operasyon kapsamında altı şüpheli yakalanırken, soruşturmanın toplam yedi kişi hakkında yürütüldüğü bildirildi.</p>

<p>Şüphelilerin yaşlarının 20 ile 36 arasında değiştiği, soruşturma makamlarının verdiği bilgilere göre grupta bir Suriye, bir Alman ve beş Türk vatandaşı bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Yetkililer, operasyon sırasında dört kişinin geçici olarak gözaltına alındığını, daha sonra iki şüpheli hakkında tutuklama kararı verildiğini açıkladı. İki şüpheli hakkında ise daha önceden çıkarılmış tutuklama emri bulunduğu bildirildi.</p>

<p><strong>Soruşturma mart ayından beri gizli yürütülüyordu</strong></p>

<p>Yasa dışı silah ticareti şüphesine ilişkin soruşturmanın Mart 2026'da başlatıldığı ve operasyon gününe kadar gizli şekilde sürdürüldüğü belirtildi.</p>

<p><img alt="" height="640" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/zoll.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Frankfurt Gümrük Soruşturma Dairesi ile Frankfurt Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın merkezinde, şüphelilerin yasa dışı silah ticareti faaliyetleri bulunuyor.</p>

<p>Operasyona Frankfurt Gümrük Soruşturma Dairesinin yanı sıra Köln ve Düsseldorf polis teşkilatları ile Federal Kriminal Dairesi (BKA) ekipleri de katıldı.</p>

<p><strong>Silah Kanunu ihlali </strong></p>

<p>Yetkililer, şüpheliler hakkında Silah Kanunu'na ve vergi mevzuatına aykırılıktan soruşturma yürütüldüğünü açıkladı.</p>

<p>Soruşturmanın halen devam etmesi nedeniyle güvenlik güçleri olayın arka planı, silahların kaynağı ve olası alıcıları hakkında şu aşamada daha fazla bilgi vermedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MAGAZİN, MEDYA, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-silah-operasyonu-165-sahte-glock-tabancasi-ele-gecirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 20:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/silah-2.jpg" type="image/jpeg" length="51418"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Düsseldorf'ta suikast girişimi davası başladı: Baybaşin'in yeğenine 10 kurşun]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/dusseldorfta-suikast-girisimi-davasi-basladi-baybasinin-yegenine-10-kursun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/dusseldorfta-suikast-girisimi-davasi-basladi-baybasinin-yegenine-10-kursun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Düsseldorf kentinde, "Avrupa'nın Pablo Escobar'ı" olarak anılan Hüseyin Baybaşin'in yeğeni Çağdaş Baybaşin'e yönelik silahlı suikast girişimi davası başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>40 yaşındaki Çağdaş Baybaşin, hareket halindeki taksiye açılan 10 el ateş sonucu vücuduna isabet eden 7 kurşuna rağmen hayatta kaldı. Olası bir kan davası nedeniyle sanıklar olağanüstü güvenlik önlemleri altında mahkemeye getirildi.</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/dusseldorf.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></strong></p>

<p>Düsseldorf'ta 30 Aralık 2025'te yaşanan saldırının ardından başlayan dava, olayın arka planına ilişkin yeni ayrıntıları da gündeme taşıdı.</p>

<p><strong>Sanıklar zırhlı araçlarla getirildi</strong></p>

<p>Düsseldorf Yüksek Eyalet Mahkemesi'nde başlayan duruşma öncesinde olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Üç sanık, ağır silahlı polislerin koruması altında zırhlı araçlarla adliyeye getirildi.</p>

<p>Güvenlik birimleri, sanıkların mahkemeye helikopterle getirilmesini de değerlendirdi. Ancak bu plan, helikopterin olası bir drone saldırısına hedef olabileceği endişesiyle iptal edildi.</p>

<p>Yetkililer, saldırının ardından karşı tarafın kan davası tehdidinde bulunması nedeniyle sanıkların da ciddi bir tehlike altında olabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p><img alt="" height="396" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/2-159.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Saldırı böyle gerçekleşti</strong></p>

<p>İddianameye göre saldırıdan önce Çağdaş Baybaşin amcası Hüseyin Baybaşin'in serbest bırakılması talebiyle Hollanda Konsolosluğu önünde düzenlenen gösteriye katıldı.</p>

<p>[related-posts id="116674" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<p>Gösterinin ardından taksiyle evine dönen Çağdaş Baybaşin saldırganlar tarafından takip edildi.</p>

<p><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/engin-d.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Engin D., yüzünü dosyayla gizliyor. Sağında ise avukatı Barış Yeşil oturuyor.</strong></p>

<p>Soruşturma makamlarının değerlendirmesine göre Engin D., kullandığı Audi'yi saldırıda kullanılmak üzere diğer şüphelilere verdi. Araçtaki kişilerin daha sonra Çağdaş B.'nin bulunduğu taksiyi takip ettiği belirtildi.</p>

<p>Saldırı aracının Düsseldorf'taki Kö-Bogen Tüneli'nden geçerken hız kamerasına yakalandığı ve görüntülerde üç kişinin bulunduğu değerlendiriliyor.</p>

<p><img alt="" height="422" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/cihan-k.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p><strong>Polis, bu fotoğrafla taksiye yönelik saldırıya karıştığı öne sürülen dördüncü şüpheli Elvan Alperen Çınar'ı (26) arıyor.</strong></p>

<p>İddiaya göre direksiyonda halen firari olan 26 yaşındaki Elvan Alperen Çınar, yanında 22 yaşındaki Cihan K., arka koltukta ise 39 yaşındaki Mazloum M. bulunuyordu.</p>

<p><img alt="" height="169" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/cihan-k-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="300" /><img alt="" height="169" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/mazloum-m.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="300" /></p>

<p><strong>Cihan K. (22) ve Mazloum M. (39)</strong></p>

<p>Saat 14.38'de Audi'nin Kaiserstraße üzerinde taksiyi geçtiği, daha sonra taksinin önünde durduğu ve iki kişinin araçtan inerek ateş açtığı öne sürülüyor.</p>

<p>Taksiye 10 el ateş edildi. Ön koltukta oturan Çağdaş Baybaşin'in vücuduna 7 kurşun isabet etti. Ağır yaralanan Baybaşin, acil ameliyat sayesinde hayatta kaldı.</p>

<p><strong>Sanıklardan suçlamalara itiraz</strong></p>

<p>Davanın ilk duruşmasında sanıklar suçlamalara ilişkin farklı savunmalar yaptı.</p>

<p>39 yaşındaki Mazloum M., olay günü Hameln'deki evinde bulunduğunu ve saldırı aracına ait hız kamerası görüntülerinde görülen kişinin kendisi olmadığını savundu.</p>

<p>22 yaşındaki Cihan K.'nin avukatı Aykan Akyıldız ise müvekkilinin olay yerinde bulunduğunu kabul etti ancak ateş açmadığını söyledi.</p>

<p>Savunmaya göre saldırıda kullanılan silah konusunda da soruşturma makamlarının değerlendirmesine itiraz bulunuyor. Avukat, tanıkların iki silah kullanıldığı yönündeki anlatımlarının aksine, ateşlerin yalnızca tek bir silahtan açıldığını öne sürdü.</p>

<p><strong>Firari şüpheli için kamuya açık arama</strong></p>

<p>Duruşmanın başladığı gün soruşturma makamları, saldırının dördüncü şüphelisi olduğu değerlendirilen Elvan Alperen Çınar için kamuoyuna açık arama başlattı.</p>

<p>Çınar'ın saldırganları taşıyan aracın direksiyonunda bulunduğu öne sürülüyor. Yetkililer, şüphelinin silahlı olabileceği uyarısında bulunarak vatandaşlardan kendisine yaklaşmamalarını ve doğrudan polise haber vermelerini istedi.</p>

<p><strong>"Daltonlar" bağlantısı araştırılıyor</strong></p>

<p>Savcılık, saldırının arkasında rakip suç örgütleri arasındaki çatışmanın bulunabileceği ihtimali üzerinde duruyor.</p>

<p>Savcı Murat Ayılmaz, soruşturma kapsamında saldırının "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüyle bağlantılı olduğuna işaret eden bulgular bulunduğunu açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soruşturmacılar, Türkiye'de başlayan ve zaman içerisinde Avrupa'ya yayılan suç örgütleri arasındaki çatışmanın saldırının arka planında olabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>Sanıkların ifade vermesi halinde tehdit altında kalabilecekleri yönündeki endişeler de yüksek güvenlik önlemlerinin gerekçeleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>[related-posts id="114233" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<p><strong>Hüseyin Baybaşin'in yeğeni hedefteydi</strong></p>

<p>Çağdaş Baybaşin, saldırıdan hemen önce amcası Hüseyin Baybaşin'in serbest bırakılması talebiyle düzenlenen gösteriye katılmıştı.</p>

<p><img alt="" height="245" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/baybasin-1.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="523" /></p>

<p>Yaklaşık 28 yıldır Hollanda'da cezaevinde bulunan Hüseyin Baybaşin, kamuoyunda "Avrupa'nın Pablo Escobar'ı" ve "Baba" lakaplarıyla tanınıyor.</p>

<p><strong>Duruşma 14 Eylül'de devam edecek</strong></p>

<p>Düsseldorf'taki dava toplam 19 duruşma günü için planlandı. Bir sonraki duruşmanın 14 Eylül'de yapılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MAGAZİN, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/dusseldorfta-suikast-girisimi-davasi-basladi-baybasinin-yegenine-10-kursun</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/durusma-1.jpg" type="image/jpeg" length="31164"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Wadephul'dan Ukrayna'ya çağrı: Daha fazla Alman silahı satın alın]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/wadephuldan-ukraynaya-cagri-daha-fazla-alman-silahi-satin-alin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/wadephuldan-ukraynaya-cagri-daha-fazla-alman-silahi-satin-alin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Ukrayna'nın savunma ihtiyaçlarına yönelik alımlarda Alman savunma sanayisine daha fazla yer vermesi çağrısında bulundu. Wadephul, Almanya'nın Ukrayna'ya mali ve askeri açıdan en güçlü desteği veren ülke olduğunu belirterek, bundan Alman savunma sanayisinin de yararlanması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CDU'lu Bakan Johann Wadephul, Bild gazetesine yaptığı açıklamada, Ukrayna'nın silah ve savunma ekipmanı alımlarında Alman şirketlerine daha fazla sipariş vermesi gerektiğini ifade etti.</strong></p>

<p>Wadephul, "Mali ve askeri destek açısından artık Ukrayna'nın en güçlü destekçisiyiz" diyerek, "Bu nedenle Alman savunma sanayisinin bundan doğal olarak faydalanması gerekiyor" dedi.</p>

<p>Wadephul, son Kiev ziyareti sırasında bu konuyu Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile de görüştüğünü belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Almanya'nın Ukrayna'ya sağladığı desteğe rağmen Alman savunma şirketlerine verilen siparişlerin mevcut seviyesinden memnun olmadığını söyleyen Wadephul, "En azından Ukrayna'nın tüm tedarik süreçlerinde Alman savunma sanayisini de sürece dahil etmesi gerekiyor" diye konuştu.</p>

<p>Wadephul, "Şu anda Almanya'daki siparişlerin durumundan tamamen memnun değiliz. Bu nedenle Ukrayna hükümetinden durumu gözden geçirmesini ve daha iyi hale getirmek için gerekli adımları atmasını istedik" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Ukraynalı erkeklerin dönüşü konusunda Söder'e destek</strong></p>

<p>Almanya Dışişleri Bakanı, CSU Genel Başkanı Markus Söder'in askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklerin Almanya'dan Ukrayna'ya dönmesi yönündeki çağrısına da destek verdi.</p>

<p>Wadephul, Alman hükümetinin kayıt verileri üzerinden Almanya'da bulunan kişileri bildiğini ve Kiev yönetimine bu erkeklere ulaşılması konusunda yardımcı olabileceğini söyledi.</p>

<p>Ancak Wadephul, Ukraynalı erkeklerin ülkelerine dönüşünün "zorlama olmadan" gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Rusya'ya sert mesaj</strong></p>

<p>Wadephul, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Leipzig/Halle Havalimanı'nda yaşanan insansız hava aracı olayının ardından Almanya'nın savaş hazırlığı yaptığı yönündeki açıklamalarına da sert tepki gösterdi.</p>

<p>Alman Bakan, "Rusya'nın bu olayı Leipzig'de gerçekleştirdiğini ve bizim buna karşılık verdiğimizi, vermek zorunda olduğumuzu çok iyi biliyoruz. Sergey Lavrov da bunu elbette biliyor" dedi.</p>

<p>Ağustos ayının başında Leipzig Havalimanı'nda, yakınlarında Ukrayna'ya ait kargo uçaklarının bulunduğu bir bölgede patlayıcı yüklü bir drone tespit edilmişti. Alman hükümeti olayın arkasında Rusya'nın bulunduğunu açıklamıştı.</p>

<p>Lavrov ise pazar günü Moskova'ya yöneltilen suçlamaların "temelde gerçek bir savaşın başlangıcı" olduğunu söylemişti.</p>

<p>Wadephul, Lavrov'un bu açıklamayı Saksonya-Anhalt eyaletindeki seçim günü yapmasının, toplumda daha fazla belirsizlik yaratma amacı taşıyabileceğini belirtti.</p>

<p>"Rus hükümetinin sahip olduğu tüm imkanlarla toplumumuzu etkilemeye çalışmasıyla başa çıkmak zorundayız" diyen Wadephul, Almanya'nın ise tehdit ve baskıyla yıldırılamayacağını söyledi.</p>

<p>Wadephul, Lavrov'un açıklamalarını aynı zamanda "Rusya'nın belirli bir çaresizliğinin ifadesi" olarak değerlendirdi.</p>

<p>Alman Dışişleri Bakanı, Rusya'nın Ukrayna savaşının birkaç gün içinde sona ermesini beklediğini ancak savaşın artık beşinci yılına girdiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/wadephuldan-ukraynaya-cagri-daha-fazla-alman-silahi-satin-alin</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/wadephul.png" type="image/jpeg" length="87836"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[VW'nin Osnabrück fabrikası savunma sanayisine açılıyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/vwnin-osnabruck-fabrikasi-savunma-sanayisine-aciliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/vwnin-osnabruck-fabrikasi-savunma-sanayisine-aciliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın otomotiv devi Volkswagen, Osnabrück'teki tarihi fabrikası için yeni bir gelecek planlıyor. Araç üretiminin 2027'de sona ermesinin ardından tesisin, İsrailli yatırım şirketi Aurelius Capital ve Aşağı Saksonya eyaletinin ortaklığıyla güvenlik ve savunma sanayisine yönelik bir merkez haline getirilmesi planlanıyor. İlk büyük proje ise İsrail'in Rafael şirketiyle hava savunma sistemleri alanında kurulacak işbirliği olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Volkswagen, Aşağı Saksonya eyaleti ve İsrail merkezli yatırım şirketi Aurelius Capital, VW'nin Osnabrück fabrikasının geleceğine ilişkin satışın temel koşullarında anlaşmaya vardı. Buna göre Aurelius fabrikada çoğunluk payını üstlenirken, Volkswagen'in önemli hissedarlarından Aşağı Saksonya eyaleti azınlık ortak olarak projede yer alacak.</strong></p>

<p>Tarafların planına göre, 2027 yazında otomobil üretiminin sona ermesinin ardından tesis kademeli olarak bir “Güvenlik ve Savunma Çözümleri Yetkinlik Merkezi” haline getirilecek. Amaç, otomotiv üretiminin sona ermesiyle kapanma riskiyle karşı karşıya kalan fabrikayı yeni bir sanayi alanına taşımak ve mevcut istihdamın önemli bölümünü korumak.</p>

<p><strong>Yaklaşık 1.400 çalışana gelecek güvencesi</strong></p>

<p>Osnabrück fabrikasında halen yaklaşık 1.800 kişi çalışıyor. VW İş Konseyi Başkanı Daniela Cavallo, üzerinde anlaşmaya varılan yeni modelin yaklaşık 1.400 çalışana uzun vadeli bir istihdam perspektifi sunduğunu açıkladı. Böylece mevcut iş gücünün yaklaşık dörtte üçünün fabrikada kalmasının önü açılmış olacak.</p>

<p>Ancak çalışanların tamamı için henüz kesin bir çözüm bulunmuş değil. İşveren, iş konseyi, sendika ve eyalet yönetiminin geride kalan çalışanlar için de alternatifler üzerinde çalışmayı sürdürmesi bekleniyor.</p>

<p>IG Metall Başkanı Christiane Benner de anlaşmanın önemli bir adım olduğunu belirtirken, Volkswagen'in kalan çalışanlar için de güvenilir gelecek perspektifleri oluşturma sorumluluğunun devam ettiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İlk ortak Rafael: Iron Dome teknolojisi Almanya'da üretilecek</strong></p>

<p>Yeni dönemin ilk büyük sanayi projesinin İsrail savunma şirketi Rafael Advanced Defense Systems ile gerçekleştirilmesi planlanıyor. Şirket, özellikle İsrail'in dünyaca tanınan Iron Dome (Demir Kubbe) hava savunma sistemiyle biliniyor.</p>

<p>Aurelius ve Aşağı Saksonya'nın Rafael ile birlikte Osnabrück'te hava savunma sistemlerine yönelik üretim ve geliştirme faaliyetleri yürütmesi öngörülüyor. Rafael CEO'su Yoav Tourgeman, uzun vadeli hedeflerinin Almanya ve Avrupa'nın korunmasına yönelik teknolojilerin mümkün olduğunca tamamen Almanya'da üretilmesi olduğunu ifade etti.</p>

<p>Yeni yapılanmanın yalnızca tek bir projeyle sınırlı kalması da beklenmiyor. Taraflar, savunma ve güvenlik alanında ilerleyen dönemde başka sanayi ortaklıkları ve projelerin de geliştirilebileceğini belirtiyor.</p>

<p><strong>125 yıllık otomotiv geçmişinden savunma sanayisine</strong></p>

<p>Osnabrück fabrikasının kökleri, otomotiv sektöründe önemli bir geçmişe sahip Karmann şirketine kadar uzanıyor. Volkswagen, Karmann'ın 2009'da iflas etmesinin ardından tesisi devralarak üretimi sürdürmüştü.</p>

<p>Ancak VW'nin Almanya'daki maliyet baskıları, zayıf Avrupa talebi ve küresel rekabet nedeniyle yürüttüğü yeniden yapılanma kapsamında Osnabrück'ün geleceği uzun süredir belirsizdi.</p>

<p>Volkswagen, Aralık 2024'te tesisteki T-Roc Cabriolet üretimini 2027 yazında sona erdirme kararı almıştı. Porsche üretimi ise 2025'te sonlandırılmıştı. Böylece fabrikanın otomotiv üretiminden tamamen çıkması beklenirken, savunma sanayisine dönüşüm planı tesise yeni bir sanayi kimliği kazandıracak.</p>

<p><strong>VW için de stratejik bir dönüşüm</strong></p>

<p>Volkswagen CEO'su Oliver Blume, Osnabrück anlaşmasını tarihi bir üretim merkezine yeni bir endüstriyel gelecek kazandıracak önemli bir adım olarak değerlendirdi.</p>

<p>Aşağı Saksonya Başbakanı Olaf Lies ise Avrupa'nın güvenlik ortamının önemli ölçüde değiştiğine dikkat çekerek Almanya ve Avrupa'nın savunma kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini söyledi. Eyalet yönetimi, savunma yatırımlarının aynı zamanda Osnabrück gibi sanayi merkezlerinde yeni istihdam ve katma değer yaratmasını hedefliyor.</p>

<p>Bu açıdan Osnabrück'teki dönüşüm, yalnızca bir fabrikanın kurtarılması anlamına gelmiyor. Almanya'da otomotiv sektörünün kapasite fazlası ve yüksek üretim maliyetleriyle mücadele ettiği bir dönemde, savunma sanayisinin artan talebinin mevcut endüstriyel altyapı için yeni bir kullanım alanı yaratabileceğini de gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/vwnin-osnabruck-fabrikasi-savunma-sanayisine-aciliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/vw-3.png" type="image/jpeg" length="92699"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saksonya-Anhalt’ta aşırı sağcı AfD’nin başarısında siyasi kutuplaşma etkili oldu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/saksonya-anhaltta-asiri-sagci-afdnin-basarisinda-siyasi-kutuplasma-etkili-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/saksonya-anhaltta-asiri-sagci-afdnin-basarisinda-siyasi-kutuplasma-etkili-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de yapılan seçim, beklenen AfD zaferini gerçeğe dönüştürdü. Aşırı sağcı AfD yüzde 43,8 oyla açık ara birinci parti olurken CDU tarihi bir yenilgi yaşadı. Ancak seçim sonrası araştırmalar, AfD’nin başarısının yalnızca protesto oyuyla açıklanamayacağını ortaya koyuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Saksonya-Anhalt’ta seçim sonucu uzun süredir büyük ölçüde bekleniyordu. Anketlerde haftalar boyunca açık ara önde bulunan aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD), sonunda yüzde 43,8 oyla sandıktan birinci parti olarak çıktı. </strong></p>

<p>Aşırı sağcı AfD, 2021 seçimlerindeki yüzde 20,8’lik oy oranını iki katından fazla artırdı ve 83 sandalyeli eyalet parlamentosunda 39 milletvekili kazandı.</p>

<p>Seçim sonuçları CDU açısından ise tarihi bir çöküş anlamına geliyor. 2021’de yüzde 37,1 oy alan Hristiyan Demokratlar (CDU) bu kez yüzde 17,2’de kaldı. Parti 41 seçim bölgesinin hiçbirinde doğrudan milletvekili çıkaramadı. Oysa 2021’de CDU 41 seçim bölgesinin 40’ını kazanmıştı. AfD ise bu kez 41 seçim bölgesinin 38’inde birinci oldu.</p>

<p>Bu rakamlar, yalnızca bir seçim yenilgisini değil, Saksonya-Anhalt’taki siyasi sistemin kısa sürede geçirdiği büyük dönüşümü ortaya koyuyor.</p>

<p>[related-posts id="117774" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<p><strong>Aşırı sağcı AfD’nin başarısının arkasında ne var?</strong></p>

<p>Seçim sonrasında yayımlanan Forschungsgruppe Wahlen analizi, AfD’nin yükselişine ilişkin önemli bir tablo ortaya koyuyor.</p>

<p>Araştırmaya göre aşırı sağcı AfD’nin başarısı tek bir nedene indirgenemiyor. Araştırmacılar, seçim sonucunu “genel memnuniyetsizlik, AfD’ye yönelik olumlu değerlendirme ve partinin politikalarına duyulan inancın” birleşimi olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Buna güçlü bir siyasi kutuplaşma da eşlik ediyor.</p>

<p>AfD seçmenleri arasında, kendilerinin siyasi olarak dezavantajlı bırakıldığına ilişkin güçlü bir duygu bulunuyor. Bunun yanında diğer siyasi aktörlere karşı son derece yüksek bir mesafe söz konusu.</p>

<p>Bu durum AfD’nin klasik bir “protesto partisi” olmanın ötesine geçtiğini gösteriyor. Parti, özellikle belirli toplumsal gruplar açısından artık siyasi sistemin dışındaki bir seçenek değil, mevcut partilere alternatif bir siyasi kimlik olarak görülüyor.</p>

<p>Ancak araştırmanın ortaya koyduğu önemli bir çelişki de var: AfD’ye oy vermeyen seçmenlerin büyük bölümü, partinin hükümete gelmesini istemiyor.</p>

<p>[article id="5373" color="bg-danger"][/article]</p>

<p><strong>Olası AfD iktidarı birçok seçmeni korkutuyor</strong></p>

<p>Forschungsgruppe Wahlen araştırmasına göre aşırı sağcı AfD’nin hükümet kurması halinde Saksonya-Anhalt halkının yüzde 48’i endişe duyacağını belirtiyor.</p>

<p>AfD’ye oy vermeyen seçmenler arasında ise bu oran yüzde 78’e çıkıyor.</p>

<p>Bu sonuç, seçimde AfD’nin elde ettiği yüzde 43,8’lik tarihi başarının toplumun tamamında aynı ölçüde bir kabul anlamına gelmediğini gösteriyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle AfD, seçim sandığında çok güçlü bir destek elde etmiş olsa da toplumun yarısından fazlasını kendisine ikna etmiş değil.</p>

<p>Bu ayrım, önümüzdeki hükümet kurma sürecinde büyük önem taşıyor.</p>

<p>Çünkü AfD’nin seçimde aldığı oy oranı, partinin otomatik olarak eyalet hükümetini kurabileceği anlamına gelmiyor.</p>

<p><strong>Seçmen AfD’ye oy verdi ama başbakan olarak Siegmund’u istemedi</strong></p>

<p>Seçimin en dikkat çekici bulgularından biri de parti ile aday arasındaki fark.</p>

<p>Forschungsgruppe Wahlen’in araştırmasına göre Saksonya-Anhalt’ta seçmenlerin yüzde 46’sı mevcut Başbakan Sven Schulze’yi (CDU) başbakan olarak görmek istiyor.</p>

<p>AfD’nin başbakan adayı Ulrich Siegmund ise yüzde 38’de kalıyor.</p>

<p>Daha da önemlisi, Siegmund’a yönelik desteğin büyük ölçüde AfD seçmenleriyle sınırlı olduğu görülüyor.</p>

<p>Bu durum önemli bir siyasi paradoks yaratıyor:</p>

<p>AfD eyalet parlamentosunda açık ara en güçlü parti haline geldi, ancak AfD’nin başbakan adayı aynı ölçüde geniş bir toplumsal desteğe ulaşamadı.</p>

<p>Bu nedenle seçim sonucu, “Siegmund başbakan olacak” şeklinde yorumlanabilecek kadar basit değil.</p>

<p><strong>Seçmen hükümet konusunda da bölünmüş durumda</strong></p>

<p>Araştırmada seçmenlere iki alternatif sunulduğunda da benzer bir tablo ortaya çıkıyor.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 50’si CDU liderliğindeki bir hükümeti tercih ederken yüzde 41’i AfD öncülüğündeki bir hükümete sıcak bakıyor.</p>

<p>Ancak ilginç olan şu: AfD’nin tek başına hükümet kurmasına karşı çıkanların yanı sıra, AfD’yi dışlayan geniş bir koalisyon fikrine de ciddi çekinceler bulunuyor.</p>

<p>Yani seçmenlerin önemli bir bölümü ne AfD hükümetini ne de yalnızca AfD’yi engellemek amacıyla oluşturulacak bir siyasi ittifakı açık biçimde destekliyor.</p>

<p>Bu durum, hükümet kurma görüşmelerini daha da zorlaştırabilir.</p>

<p><strong>Seçimin belirleyici faktörü: Eyalet siyaseti</strong></p>

<p>AfD’nin başarısını yalnızca Berlin’deki federal hükümete yönelik tepkiyle açıklamak doğru olmaz.</p>

<p>Forschungsgruppe Wahlen analizinde seçim kararında eyalet siyasetinin belirleyici olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>Bu nokta önemli.</p>

<p>Çünkü seçim kampanyası sırasında ekonomi, eğitim, işsizlik, yaşam maliyetleri, göç, iç güvenlik ve altyapı gibi doğrudan eyalet yönetimini ilgilendiren konular seçmenin gündeminde üst sıralarda yer aldı.</p>

<p>AfD de bu alanlarda kendisini CDU’nun alternatifi olarak konumlandırmayı başardı.</p>

<p>Özellikle ekonomik sorunların ve sosyal güvensizliğin yoğun hissedildiği kesimlerde AfD’nin mesajlarının daha fazla karşılık bulduğu görülüyor.</p>

<p><strong>AfD ilk kez ekonomi ve eğitimde CDU’nun önüne geçti</strong></p>

<p>AfD’nin başarısının belki de en önemli göstergesi, seçmenlerin partiye duyduğu güvenin belirli politika alanlarında CDU’yu aşması.</p>

<p>Forschungsgruppe Wahlen’e göre AfD, seçimde ilk kez ekonominin yanı sıra okul ve eğitim konularında da CDU’nun önüne geçti.</p>

<p>Bu son derece önemli bir değişim.</p>

<p>Çünkü CDU, uzun yıllardır özellikle ekonomi ve yönetme kapasitesi konusunda güven veren merkez sağ parti olarak görülüyordu.</p>

<p>Ancak bu seçimde seçmenin bir bölümü, bu alanlarda çözüm üretme konusunda AfD’yi daha yetkin gördü.</p>

<p>Göç ve iltica politikasında ise AfD zaten rakipleriyle arasında büyük bir fark oluşturmuş durumda.</p>

<p>Böylece parti, yalnızca “sisteme karşı oy” alan bir siyasi hareket olmaktan çıkıp bazı seçmen gruplarında belirli politika alanlarının en güvenilir partisi konumuna yükseldi.</p>

<p><strong>Göç ve güvenlik AfD’nin güçlü olduğu alanlar</strong></p>

<p>Seçim öncesi ve sonrası yapılan araştırmalar özellikle göç, iltica ve iç güvenlik konularında AfD’nin güçlü olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Infratest dimap verilerine göre suçla mücadelede AfD’nin yeterlilik oranı yüzde 40 olurken CDU yüzde 23’te kaldı.</p>

<p>Sığınma ve mülteci politikasında ise fark daha da büyüdü: AfD yüzde 38, CDU yüzde 16.</p>

<p>Ekonomi konusunda iki parti birbirine daha yakın görünse de burada da AfD yüzde 30 ile CDU’nun yüzde 28’lik oranının önüne geçti.</p>

<p>İstihdam konusunda AfD yüzde 29, CDU yüzde 25 seviyesinde kaldı.</p>

<p>Bu tablo, CDU’nun yalnızca seçimde oy kaybetmediğini, aynı zamanda geleneksel olarak güçlü olduğu bazı politika alanlarında seçmen güvenini de kaybettiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>AfD erkeklerde çok daha güçlü</strong></p>

<p>AfD’nin seçmen profili de dikkat çekici.</p>

<p>Araştırmaya göre parti erkeklerde yüzde 49 oy alırken kadınlarda yüzde 39’da kaldı.</p>

<p>Yaş grupları arasında da belirgin farklılıklar bulunuyor.</p>

<p>60 yaş altındaki seçmenlerde AfD yüzde 49’a ulaşırken 60 yaş ve üzerindeki seçmenlerde yüzde 36’da kaldı.</p>

<p>En güçlü gruplardan biri 44-59 yaş arasındaki erkekler oldu. Bu grupta AfD’nin oy oranı yüzde 56’ya ulaştı.</p>

<p>Ancak belki de en dikkat çekici sonuç, genç ve düşük eğitim düzeyine sahip erkek seçmenlerde ortaya çıktı.</p>

<p>35 yaş altındaki düşük eğitimli seçmenlerde AfD’nin oy oranı yüzde 62 oldu.</p>

<p>Bu veri, AfD’nin yalnızca yaşlı ve geleneksel olarak muhafazakâr seçmenlerden destek alan bir parti olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Tam tersine, parti genç seçmenlerin belirli kesimlerinde de güçlü bir taban oluşturmuş durumda.</p>

<p><strong>CDU’nun genç seçmenlerdeki çöküşü</strong></p>

<p>CDU açısından en büyük sorunlardan biri genç seçmenler.</p>

<p>Araştırmaya göre CDU bütün yaş gruplarında ciddi oy kaybı yaşadı.</p>

<p>Partinin geleneksel olarak güçlü olduğu 60 yaş ve üzerindeki seçmenlerde bile oy oranı yüzde 29’a geriledi.</p>

<p>30 yaş altındaki seçmenlerde ise CDU yalnızca yüzde 5 oy aldı.</p>

<p>Aynı yaş grubunda AfD yüzde 44’e ulaşırken Sol Parti yüzde 16, Yeşiller yüzde 13 ve SPD yüzde 9 oranında kaldı.</p>

<p>Dolayısıyla CDU’nun sorunu yalnızca mevcut seçimi kaybetmek değil.</p>

<p>Partinin gelecekteki seçmen tabanının nasıl şekilleneceği konusunda da ciddi bir soru işareti ortaya çıkıyor.</p>

<p><strong>İşçiler ve ekonomik açıdan zorlananlar AfD’ye yöneldi</strong></p>

<p>Seçim sonuçlarının meslek ve ekonomik durum açısından dağılımı da AfD’nin toplumsal tabanını anlamak açısından önemli.</p>

<p>İşçiler arasında AfD yüzde 59 ile açık ara birinci parti oldu.</p>

<p>Angestellte olarak tanımlanan ücretli çalışanlarda yüzde 46, serbest meslek sahiplerinde yüzde 52 oy aldı.</p>

<p>Emeklilerde ise AfD yüzde 38 ile CDU’nun yüzde 26’lık oranının önünde bulunuyor.</p>

<p>Ekonomik durumunu kötü olarak tanımlayan seçmenlerin yüzde 65’inin AfD’ye oy vermesi ise ekonomik memnuniyetsizlik ile siyasi tercih arasındaki bağlantıyı açık biçimde ortaya koyuyor.</p>

<p>Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şu:</p>

<p>AfD’ye yönelişi yalnızca ekonomik sıkıntılarla açıklamak mümkün değil.</p>

<p>Forschungsgruppe Wahlen’in analizinin de gösterdiği gibi ekonomik ve sosyal hoşnutsuzluk, siyasi kutuplaşma ve AfD’nin belirli konulardaki yüksek yetkinlik algısıyla birleştiğinde seçim sonucunu şekillendiriyor.</p>

<p><strong>CDU’nun tarihi yenilgisi</strong></p>

<p>Seçimin diğer büyük hikâyesi CDU’nun çöküşü.</p>

<p>2021’de yüzde 37,1 oy alan parti dört yıl sonra yüzde 17,2’ye geriledi.</p>

<p>Bu, eyalet tarihindeki en düşük CDU sonuçlarından biri olarak kayda geçti.</p>

<p>Daha çarpıcı olan ise doğrudan seçim sonuçları.</p>

<p>CDU 2021’de 41 seçim bölgesinin 40’ında birinci olmuştu.</p>

<p>2026’da ise tek bir doğrudan milletvekilliği bile kazanamadı.</p>

<p>AfD 38 seçim bölgesinde, Sol Parti ise üç seçim bölgesinde doğrudan milletvekili çıkardı.</p>

<p>CDU açısından bu tablo, yalnızca AfD karşısında oy kaybetmekten ibaret değil; eyaletteki geleneksel siyasi hakimiyetin büyük ölçüde sona erdiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Seçmen CDU’dan AfD’ye geçti</strong></p>

<p>Seçmen hareketleri de CDU’daki çöküşü açıklıyor.</p>

<p>Infratest dimap verilerine göre CDU yaklaşık 83 bin seçmeni AfD’ye kaptırdı.</p>

<p>AfD ise yalnızca CDU’dan değil, farklı siyasi yönlerden seçmen kazandı.</p>

<p>Partinin yaklaşık 170 bin yeni oyu daha önce sandığa gitmeyen seçmenlerden geldi.</p>

<p>Bu durum özellikle önemli.</p>

<p>Çünkü AfD’nin yükselişi sadece diğer partilerin seçmenlerini kendisine çekmesinden kaynaklanmadı. Parti, daha önce sandığa gitmeyen veya siyasete mesafeli duran seçmenlerin bir bölümünü de sandığa taşıdı.</p>

<p>Bu nedenle yüksek katılım oranına rağmen AfD’nin güçlenmesi, partinin mobilizasyon kapasitesinin de arttığını gösteriyor.</p>

<p><strong>Seçimin bir diğer kazananı: BSW</strong></p>

<p>Seçimin hükümet aritmetiği açısından en önemli sonucu ise BSW’nin yüzde 5,3 ile parlamentoya girmesi oldu.</p>

<p>AfD 39 sandalyeyle en büyük grup.</p>

<p>CDU 15, SPD 8, Sol Parti 8, Yeşiller 8 ve BSW 5 sandalye elde etti. Böylece BSW, küçük bir grup olmasına rağmen hükümet kurma sürecinde büyük siyasi ağırlık kazandı.</p>

<p>Başka bir ifadeyle seçimde ikinci büyük güç haline gelen CDU bile tek başına hükümet alternatifi oluşturamıyor.</p>

<p>AfD’nin ise çoğunluğa ulaşabilmesi için başka bir siyasi aktörün desteğine ihtiyacı var.</p>

<p>Bu nedenle BSW önümüzdeki dönemde “kilit parti” konumuna geldi.</p>

<p><strong>AfD hükümeti mümkün mü?</strong></p>

<p>Matematiksel olarak AfD’nin hükümet kurabilmesi için başka bir partinin desteği gerekiyor.</p>

<p>AfD liderliğindeki bir hükümet seçeneğinin önündeki en önemli soru BSW’nin tutumu.</p>

<p>AfD’nin diğer partilerle işbirliği yapabilme kapasitesi ise son derece sınırlı.</p>

<p>Bu nedenle siyasi müzakereler yalnızca sandalye sayılarına değil, partilerin birbirleriyle çalışmaya ne kadar hazır olduklarına da bağlı olacak.</p>

<p>AfD lideri Ulrich Siegmund seçim sonrasında hükümet kurmak istediğini ve bunun için istikrarlı bir çoğunluk arayacağını açıkladı. BSW’nin tutumu bu nedenle önümüzdeki günlerin en kritik siyasi başlıklarından biri olacak.</p>

<p><strong>AfD zafer kazandı ama toplumun çoğunluğunu arkasına alamadı</strong></p>

<p>Saksonya-Anhalt seçimlerinin belki de en önemli çelişkisi burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bir tarafta yüzde 43,8 oyla tarihi bir AfD zaferi var.</p>

<p>Diğer tarafta seçmenlerin yüzde 48’i AfD hükümetinin kendisini endişelendireceğini söylüyor.</p>

<p>Başbakanlık tercihinde Sven Schulze yüzde 46 ile Ulrich Siegmund’un yüzde 38 önünde.</p>

<p>Hükümet tercihi sorulduğunda ise CDU liderliğindeki hükümet yüzde 50, AfD liderliğindeki hükümet yüzde 41 destek buluyor.</p>

<p>Dolayısıyla AfD’nin seçim zaferi, partinin toplumun tamamını siyasi olarak ikna ettiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ancak bunun tersi de doğru:</p>

<p>AfD artık Almanya’nın doğusundaki siyasi sistemin dışındaki bir aktör olarak görülemeyecek kadar güçlenmiş durumda.</p>

<p><strong>Saksonya-Anhalt’tan Almanya siyasetine mesaj</strong></p>

<p>Saksonya-Anhalt küçük bir eyalet olabilir, ancak seçim sonucu Almanya siyaseti açısından çok daha büyük bir anlam taşıyor.</p>

<p>AfD’nin yüzde 43,8’e ulaşması, partinin Doğu Almanya’daki güçlü konumunu pekiştirirken CDU’nun geleneksel siyasi tabanındaki erimeyi de gözler önüne serdi.</p>

<p>Seçimin mesajı yalnızca “AfD güçlendi” değil.</p>

<p>Aynı zamanda seçmenlerin önemli bir bölümünün mevcut siyasi partilerin sorunları çözme kapasitesine olan güvenini kaybettiği görülüyor.</p>

<p>Özellikle ekonomik sorunlar, sosyal güvenlik, göç, iç güvenlik ve eğitim gibi alanlarda AfD’nin artık yalnızca tepki oylarını değil, politika üretme kapasitesine duyulan güveni de topladığı görülüyor.</p>

<p>Fakat araştırmalar aynı zamanda AfD’nin önünde ciddi bir sınır olduğunu gösteriyor: Parti çok güçlü bir seçmen tabanına sahip olsa da kendisine oy vermeyen geniş kesimler tarafından hükümet alternatifi olarak kabul edilmiyor.</p>

<p><strong>Sonuç: Seçimin galibi belli, yeni hükümetin yönü belirsiz</strong></p>

<p>Saksonya-Anhalt’ta seçim gecesinin kazananı tartışmasız biçimde AfD oldu.</p>

<p>Yüzde 43,8 oy ve 39 sandalye, partinin eyaletteki siyasi dengeleri tamamen değiştirdiğini gösteriyor.</p>

<p>CDU ise yüzde 17,2 ile ağır bir yenilgi yaşadı ve daha önce sahip olduğu doğrudan seçim bölgelerinin tamamını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak seçim sonuçlarının asıl önemi yalnızca sandalye dağılımında değil.</p>

<p>Forschungsgruppe Wahlen’in analizi, AfD’nin başarısının kutuplaşma, genel siyasi memnuniyetsizlik, partiye duyulan güven ve belirli politika alanlarındaki yüksek yetkinlik algısının birleşiminden kaynaklandığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Bu nedenle AfD’nin yükselişini yalnızca bir protesto dalgası olarak görmek yanıltıcı olabilir.</p>

<p>Parti, özellikle genç ve orta yaşlı erkeklerde, düşük eğitim düzeyine sahip seçmenlerde, işçilerde ve ekonomik durumunu kötü gören vatandaşlarda güçlü bir taban oluşturmuş durumda.</p>

<p>Buna karşılık AfD’nin önünde önemli bir siyasi sorun bulunuyor: Seçimi kazanmak ile hükümet kurmak aynı şey değil.</p>

<p>Şimdi gözler BSW’ye ve diğer partilerin hükümet formüllerine çevrilmiş durumda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/saksonya-anhaltta-asiri-sagci-afdnin-basarisinda-siyasi-kutuplasma-etkili-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 18:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/secim-sonuclari-2.jpg" type="image/jpeg" length="21464"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Korsanlar Berlin Hükümeti’nden fidye İstedi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/korsanlar-berlin-hukumetinden-fidye-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/korsanlar-berlin-hukumetinden-fidye-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın başkenti Berlin’de kamu yönetiminin bilgisayar ağına düzenlenen siber saldırıda ele geçirilen yaklaşık 1,44 milyon dosya Dark Web’de yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Rhysida” adlı fidye yazılımı grubu, yaklaşık 5,8 terabaytlık veriyi yayımlamamak karşılığında Berlin Senatosu’ndan 30 Bitcoin, yani yaklaşık 2 milyon euro talep etmişti. Berlin yönetimi fidyeyi ödemeyi reddederken, saldırının ardından kişisel verilerden kritik altyapılara ilişkin bilgilere kadar çok sayıda hassas içeriğin güvenlik riski oluşturabileceği belirtiliyor.</strong></p>

<p><strong>1,44 milyon dosya internete sızdırıldı</strong></p>

<p>Berlin eyalet yönetimine yönelik saldırının ardından fidye talebinde bulunan Rhysida grubu, 4 Eylül Cuma günü verdiği sürenin dolmasının ardından çaldığını iddia ettiği verileri Dark Web’de yayımladı.</p>

<p>Berlin Senatosu, daha önce yaptığı açıklamada grubun elinde yaklaşık 5,7 terabayt veri bulunduğunu bildirmiş ve verilerin yayımlanmasının önüne geçmek için talep edilen 30 Bitcoin’i ödemeyeceğini açıklamıştı. Cuma günü ise çalınan veri paketinin yayımlandığı doğrulandı. Güncel bilgilere göre yayımlanan veri yaklaşık 1,44 milyon dosya ve 5,8 terabayt büyüklüğünde.</p>

<p>Saldırının 7-12 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştiği, Berlin yönetiminin ise ihlali 14 Ağustos’ta fark ettiği bildirildi. Saldırıdan özellikle Berlin Senatosu’nun şehir planlama, inşaat ile ulaşım ve çevre alanlarından sorumlu birimleri etkilenmişti.</p>

<p><strong>Personel dosyaları ve vatandaşlara ait bilgiler de risk altında</strong></p>

<p>Yayımlanan verilerin tamamının içeriği henüz güvenlik birimleri tarafından incelenmiş değil. Berlin Senatosu, IT adli bilişim uzmanlarının milyonlarca dosyayı yoğun biçimde incelemeyi sürdürdüğünü açıkladı.</p>

<p>Şimdiye kadar yapılan incelemelerde, kamu çalışanlarına ait kişisel bilgiler, personel dosyaları, çalışma belgeleri ve bazı maaş bilgilerinin yanı sıra vatandaşlar ve şirketlere ilişkin verilerin de sızmış olabileceği belirtiliyor. Yetkililer, incelemeler sonucunda belirli kişilerin etkilendiğinin tespit edilmesi halinde ilgili kişilerin bilgilendirileceğini duyurdu.</p>

<p>Berlin yönetimi, kendi verilerinin yayımlandığını veya dolandırıcılık ve kimlik hırsızlığı gibi suçlarda kullanıldığını öğrenen vatandaşlara polise suç duyurusunda bulunmaları çağrısı yaptı.</p>

<p><strong>Kritik altyapılarla ilgili hassas bilgiler</strong></p>

<p>Siber saldırının boyutu, yalnızca kişisel verilerin çalınmasıyla sınırlı kalmayabileceği endişesini de beraberinde getirdi.</p>

<p>Çeşitli medya kuruluşlarının ve siber güvenlik uzmanlarının incelediği dosyalarda, Berlin’in kritik altyapısına ilişkin analizler, kamu tesisleri, enerji ve su altyapısı, acil durum planları ve güvenlik açısından hassas kabul edilen bazı kurumlara ilişkin belgelerin bulunduğu bildirildi.</p>

<p>Tagesspiegel’in aktardığı bilgilere göre yayımlanan belgeler arasında ısı santralleri, yakıt depoları, acil durum enerji sistemleri ve elektrik dağıtım tesisleri gibi kritik altyapılarla bağlantılı içeriklerin yanı sıra cezaevleri, su tesisleri, savunma ve güvenlik alanlarına ilişkin bazı belgeler de yer alıyor.</p>

<p>Ayrıca Berlin’deki su altyapısının durumuna ilişkin hassas bilgilerin de ele geçirilen belgeler arasında bulunduğu yönünde incelemeler yapılıyor.</p>

<p><strong>Bundesrat ve federal kurumlara ilişkin belgeler de inceleniyor</strong></p>

<p>Saldırının etkilerinin Berlin eyalet yönetimiyle sınırlı olup olmadığı da araştırılıyor.</p>

<p>Yayımlanan veriler arasında federal düzeydeki bazı çalışmalara ilişkin belgelerin bulunduğu yönündeki haberlerin ardından Almanya’daki federal güvenlik birimleri de inceleme başlattı. Tagesspiegel’in aktardığı bilgilere göre, Federal Başbakanlık binasının genişletilmesine ilişkin 550’den fazla dosyanın yanı sıra çeşitli kurumların rapor, plan ve görüşlerinin de veri paketinde yer aldığı bildirildi.</p>

<p>Federal hükümet ve güvenlik makamları, Berlin’de yayımlanan verilerin kendi sistemleri ve güvenlik açısından oluşturabileceği riskleri incelemeye devam ediyor. Bundeswehr de olası güvenlik risklerinin değerlendirilmesinin ardından gerekli önlemlerin alınacağını açıkladı.</p>

<p><strong>Berlin: “Şantaja boyun eğmeyeceğiz”</strong></p>

<p>Berlin yönetimi, saldırganların fidye talebini kabul etmeme kararını sürdürdü.</p>

<p>Berlin Eyaleti Dijitalleşmeden Sorumlu Baş Yetkilisi Florian Hauer, “Berlin kendisine yönelik şantaja boyun eğmeyecek” açıklamasında bulunurken, eyalet yönetimi güvenlik makamlarıyla birlikte saldırının sonuçlarını araştırmayı ve kamu ağının güvenliğini artırmayı sürdüreceğini bildirdi.</p>

<p>Berlin Senatosu, fidye ödenmemesinin ardından yayımlanan verilerin kapsamının belirlenmesi için kriz yönetimini sürdürürken, Berlin Eyalet Kriminal Dairesi, savcılık, veri koruma makamları ve Federal Bilgi Güvenliği Dairesi (BSI) dahil olmak üzere çeşitli kurumlar soruşturma ve incelemelere dahil edildi.</p>

<p><strong>Kimlik hırsızlığı ve oltalama saldırısı uyarısı</strong></p>

<p>Uzmanlar, yayımlanan kişisel verilerin yalnızca doğrudan kimlik hırsızlığı amacıyla değil, daha inandırıcı dolandırıcılık ve oltalama saldırıları için de kullanılabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Saldırganların bir kişi hakkında ne kadar fazla bilgiye ulaşması, o kişinin kimliğine bürünerek sahte işlemler gerçekleştirmelerini kolaylaştırabiliyor. Özellikle kamu çalışanları, Berlin yönetimiyle iş yapan şirketler ve daha önce etkilenen kurumlarla iletişim kurmuş kişiler açısından hedefli kimlik avı saldırılarının artabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Berlin Senatosu da verilerinin yayımlandığını veya suç amacıyla kullanıldığını düşünen kişilere polis başvurusunda bulunmaları çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>Saldırının arkasındaki grup: Rhysida</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saldırıyı üstlenen Rhysida, Avrupa ve ABD’de çeşitli kurumlara yönelik fidye yazılımı saldırılarıyla ilişkilendirilen bir siber suç grubu olarak biliniyor.</p>

<p>Berlin yönetimi, grubun daha önce farklı ülkelerdeki hedeflere yönelik saldırılarla bağlantılı olduğunu belirtirken, şu aşamada saldırının arkasında siyasi bir motivasyon bulunduğuna ilişkin resmi bir bulgu açıklanmadı.</p>

<p><strong>Soruşturma ve veri incelemesi sürüyor</strong></p>

<p>Berlin yönetimi, saldırı sonrasında eyalet ağında yeni bir sızma olduğuna ilişkin şu aşamada herhangi bir bulgu bulunmadığını açıkladı. Ancak adli bilişim incelemeleri devam ediyor ve daha fazla verinin saldırganlar tarafından ele geçirilip geçirilmediği araştırılıyor.</p>

<p>Yetkililer, yayımlanan yaklaşık 1,44 milyon dosyanın tamamının incelenmesinin zaman alacağını belirtirken, hangi kişilerin, kurumların ve kritik altyapıların etkilendiğinin belirlenmesine yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Berlin yönetimi, tespit edilen mağdurlarla risk durumuna göre iletişime geçileceğini açıkladı.</p>

<p>Siber saldırının, 20 Eylül 2026’da yapılacak Berlin Eyalet Meclisi seçimlerini etkileyip etkilemediği de ayrıca takip ediliyor. Mevcut bilgilere göre seçim altyapısının doğrudan etkilendiğine ilişkin bir bulgu bulunmuyor; ancak saldırının yol açtığı güvenlik incelemeleri nedeniyle bazı kamu hizmetlerinde daha önce geçici kısıtlamalar yaşanmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/korsanlar-berlin-hukumetinden-fidye-istedi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/korsanlar-1.JPG" type="image/jpeg" length="98678"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya denizcilik sektörü Hamburg’da buluştu: 70 ülkeden 2 bin 300 firma]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/dunya-denizcilik-sektoru-hamburgda-bulustu-70-ulkeden-2-bin-300-firma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/dunya-denizcilik-sektoru-hamburgda-bulustu-70-ulkeden-2-bin-300-firma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın önde gelen gemi inşa ve denizcilik fuarlarından Uluslararası Denizcilik Fuarı (SMM) 2026, Almanya’nın Hamburg kentinde kapılarını açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1 Eylül’de Hamburg Fuar Merkezi’nde başlayan SMM 2026, 4 Eylül Cuma günü sona erecek. 90 bin metrekarelik alana yayılan fuarda, dünyanın 70 ülkesinden 2 bin 300 firma ürün ve hizmetlerini sergiliyor.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Denizcilik sektörünün önde gelen buluşma noktalarından biri olarak kabul edilen fuarı bu yıl 120 ülkeden 50 binden fazla kişinin ziyaret etmesi bekleniyor. Tersaneler, denizcilik şirketleri, ekipman üreticileri, teknoloji firmaları ve sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren kuruluşlar fuarda bir araya geliyor.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/gemicilik-fuari-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Türkiye’den 71 firma katılıyor</strong></p>

<p>Türkiye, SMM 2026’da geniş bir katılımla yer alıyor. Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği’nin (GYHİB) milli katılım organizasyonu kapsamında 20 Türk firması fuarda bulunurken, 51 firma da bireysel olarak katılıyor. Böylece Türkiye’den fuara katılan firma sayısı 71’e ulaşıyor.</p>

<p><img alt="" height="545" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/tr-fuar.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="476" /></p>

<p>Türk firmaları; gemi inşa teknolojileri, gemi ekipmanları, mühendislik hizmetleri, denizcilik yan sanayisi ve farklı teknolojik çözümlerini uluslararası sektör temsilcilerinin beğenisine sunuyor.</p>

<p>Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB), SMM fuarındaki Türkiye milli katılım organizasyonunu 2012 yılından bu yana yürütüyor. Türk firmalarının fuardaki varlığının, uluslararası pazarlarda yeni iş bağlantıları kurulması ve ihracat imkanlarının geliştirilmesi açısından önemli olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>Gündemde yapay zeka ve yeşil dönüşüm var</strong></p>

<p>SMM 2026’da yalnızca gemi inşa teknolojileri değil, denizcilik sektörünün geleceğini yakından ilgilendiren birçok konu da gündeme geliyor. Yapay zeka, dijitalleşme, alternatif yakıtlar, enerji verimliliği, karbonsuzlaşma ve denizcilik güvenliği fuarın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor.</p>

<p>Fuarda düzenlenen konferans ve panellerde, deniz taşımacılığının geleceği, yeni nesil gemi teknolojileri ve sektörün enerji dönüşümü ele alınıyor.</p>

<p>SMM 2026, 4 Eylül Cuma günü saat 16.00’ya kadar ziyaret edilebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM-TEK, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, HAMBURG, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/dunya-denizcilik-sektoru-hamburgda-bulustu-70-ulkeden-2-bin-300-firma</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/hh-fuar.jpg" type="image/jpeg" length="63595"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamburg’da silahlı saldırı: 2 ölü, aynı yerde el bombası da patlamıştı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-silahli-saldiri-2-olu-ayni-yerde-el-bombasi-da-patlamisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-silahli-saldiri-2-olu-ayni-yerde-el-bombasi-da-patlamisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Hamburg kentinde, Sternschanze semtindeki Lagerstraße’de Salı akşamı düzenlenen silahlı saldırıda iki erkek hayatını kaybetti, bir kişi de yaralandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Olay, Hamburg Fuarı’na (Messe Hamburg) yakın çeşitli işletmelerin bulunduğu ticari bir alanda (Gewerbehof) meydana geldi. Saldırının meydana geldiği bölgede Haziran ayında da bir el bombası patlamıştı. Polis, iki olay arasında bağlantı bulunup bulunmadığını araştırıyor.</strong></p>

<p>Hamburg Polisi’nin açıklamasına göre, Salı günü saat 21.34 sıralarında çevreden silah sesleri duyulması üzerine çok sayıda polis ekibi bölgeye sevk edildi. Ekipler, olay yerindeki otoparkta silahla vurulmuş 47 yaşındaki bir erkeği ağır yaralı halde buldu. Sağlık ekiplerinin tüm müdahalesine rağmen bu kişi kurtarılamadı.</p>

<p><img alt="" height="445" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/hh-23.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Polisin bölgede yaptığı aramalarda, aynı alandaki bir binanın içinde silahla vurulmuş ikinci bir erkek bulundu. Ağır yaralı olan bu kişi de olay yerinde hayatını kaybetti.</p>

<p>Saldırıda yaralanan 48 yaşındaki üçüncü bir erkeğin ise Eppendorf hastanesine giderek tedavi altına alındığı ve hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi.</p>

<p><strong>Bölge gece boyunca abluka altında kaldı</strong></p>

<p>Silahlı saldırının ardından bölgeye geniş çaplı bir polis gücü sevk edildi. Çok sayıda devriye ekibinin yanı sıra Federal Polis ekipleri, özel eğitimli köpekler ve drone kullanılarak gece boyunca arama yapıldı.</p>

<p>Olay yeri güvenlik çemberine alınırken, polis ekipleri ve olay yeri inceleme uzmanları sabaha kadar çalışmalarını sürdürdü. Polis, saldırının ilk saatlerinde binada hâlâ silahlı kişilerin bulunabileceği ihtimalini değerlendirdi. Bu nedenle sağlık ekiplerinin binaya girişine başlangıçta izin verilmedi.</p>

<p><strong>Cinayet Masası soruşturmayı yürütüyor</strong></p>

<p>Soruşturmayı Hamburg Cinayet Masası LKA 41 ile Savcılık yürütüyor. Soruşturmacılar, olayın rastlantısal bir karşılaşma sonucu meydana gelmediği ve kurbanlarla saldırgan ya da saldırganlar arasında önceden bir bağlantı bulunabileceği ihtimali üzerinde duruyor.</p>

<p>Ancak saldırının nedeni ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği henüz açıklığa kavuşmadı. Polis şu ana kadar olayla ilgili herhangi bir şüpheliyi yakalayamadı. Fail ya da faillerin yakalanması için çalışmalar sürüyor.</p>

<p><strong>Aynı bölgede daha önce de el bombası patlamıştı</strong></p>

<p>Saldırının meydana geldiği bölgede daha önce de bir el bombası olayı yaşanmıştı. Haziran ayı sonunda aynı alandaki bir işletmeye el bombası atılmış, patlama nedeniyle bina ve bazı araçlarda hasar meydana gelmişti.</p>

<p>Polis, Haziran ayında yaşanan olay ile son silahlı saldırı arasında herhangi bir bağlantı bulunup bulunmadığını da araştırıyor. Ancak şu ana kadar iki olay arasında bağlantı olduğuna ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="475" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/hhdelta.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Fabrika binasında iki işletme bulunuyor</strong></p>

<p>Silahlı saldırının meydana geldiği binada Delta Fleisch Hamburg adlı et ve et ürünleri şirketi ile Universum Boxing adlı boks kulübünün bulunduğu bildirildi.</p>

<p>Cinayet Masası ve Savcılık, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla soruşturmayı sürdürüyor. Polis, saldırıya ilişkin bilgi sahibi olan görgü tanıklarının kendilerine ulaşmasını istedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, HAMBURG, MAGAZİN, MEDYA, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-silahli-saldiri-2-olu-ayni-yerde-el-bombasi-da-patlamisti</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 08:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/d-e-l-t-a.JPG" type="image/jpeg" length="58744"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nepal’de sel felaketi: Binlerce kişi kayıp, ölü sayısı 1.100’ü aştı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/nepalde-sel-felaketi-binlerce-kisi-kayip-olu-sayisi-1100u-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/nepalde-sel-felaketi-binlerce-kisi-kayip-olu-sayisi-1100u-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nepal ve Tibet sınırında 26 Ağustos’ta meydana gelen yıkıcı sel ve heyelan felaketinin bilançosu ağırlaşıyor. Himalayalar'daki buzul çökmesiyle tetiklendiği değerlendirilen ani selin ardından Nepal'de hayatını kaybedenlerin sayısı 1.114'e yükselirken, Tibet'te 16 kişi yaşamını yitirdi. Bölgede yaklaşık 4.500 kişinin akıbeti ise halen bilinmiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Arama-kurtarma ekipleri, tonlarca çamur, kaya ve enkazın altında kalanları bulmak için çalışmalarını sürdürürken, felaketin üzerinden bir hafta geçmesiyle birlikte canlı kurtarma umutlarının giderek azaldığı bildiriliyor.</strong></p>

<p>Nepal'de yaklaşık 4 bin kişinin kayıp olduğu belirtilirken, Çin'in Tibet bölgesinde 546 kişinin akıbeti bilinmiyor. Kayıplar arasında yüzlerce yabancı ülke vatandaşı da bulunuyor.</p>

<p>Nepal'de çıkarılan cenazelerin önemli bir bölümünün ağır hasar görmesi nedeniyle kimlik tespitinde ciddi güçlük yaşanıyor. Yetkililer, birçok cenazenin parçalanmış veya ileri derecede bozulmuş halde bulunduğunu belirtiyor. Kimlik tespitinde DNA analizlerinden yararlanılması planlanıyor.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/nepal.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Felakette çok sayıda yabancının da kaybolduğu bildirilirken, farklı ülkeler vatandaşlarını bulmak için Nepal ve Çin makamlarıyla koordinasyon yürütüyor.</p>

<p><strong>2,2 milyon ton enkaz oluştu</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) ön değerlendirmesine göre, sel ve çamur akıntıları Nepal'de en az 2,2 milyon ton enkaz bıraktı. Bunun yaklaşık 556 bin 200 tonunu, uydu görüntüleriyle tespit edilen 2 binden fazla hasarlı binadan kaynaklanan yapı enkazı oluşturuyor.</p>

<p>Felaketin yol açtığı yıkım, arama-kurtarma çalışmalarını da büyük ölçüde zorlaştırıyor. Çöken binalar, kaya ve çamur yığınları arasında mahsur kalan kişilere ulaşmak için ağır iş makineleri, helikopterler ve özel kurtarma ekipleri kullanılıyor.</p>

<p>BM, şimdiye kadar 10 binden fazla kişinin kurtarıldığını bildirirken, binlerce kişinin geçici barınaklarda yaşamını sürdürdüğünü açıkladı.</p>

<p><strong>Elektrik altyapısı ağır hasar gördü</strong></p>

<p>Sel felaketi Nepal'in enerji altyapısında da büyük hasara yol açtı. BM verilerine göre 11 hidroelektrik santrali ile bir güneş enerjisi santrali devre dışı kaldı. Toplam 431 megavatlık kapasiteyi etkileyen hasarın yanı sıra yapım aşamasındaki 15 hidroelektrik projesi de zarar gördü.</p>

<p>40'tan fazla köprünün yıkılması ve ana ulaşım güzergâhlarının bazı bölümlerinin kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle özellikle dağlık ve ulaşılması güç yerleşimlere yardım ulaştırmakta zorluk yaşanıyor.</p>

<p><strong>Kurtarma ekipleri çamur ve enkazla mücadele ediyor</strong></p>

<p>Nepal ordusu ve diğer kurtarma ekipleri, felaketin en ağır vurduğu Rasuwa ve Nuwakot bölgelerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. Özellikle hidroelektrik santrallerinin tünellerinde mahsur kaldığı değerlendirilen yüzlerce işçiye ulaşılması için yoğun çaba harcanıyor.</p>

<p>Nepal, Çin ve Hindistan'dan ekipler bölgede arama-kurtarma çalışmalarına destek verirken, geçici köprüler kuruluyor, yollar açılıyor ve ağır iş makineleriyle enkaz kaldırılıyor. Ancak devam eden yağışlar ve yeni taşkın riski operasyonları güçleştiriyor.</p>

<p>Tibet tarafında ise taşkın sularının oluşturduğu göller ve biriken çamur nedeniyle bazı kurtarma faaliyetleri geçici olarak durduruldu. Ekiplerin yeni bir taşkın tehlikesine karşı güvenli bölgelere çekildiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Buzul çökmesi felaketi tetikledi</strong></p>

<p>26 Ağustos'ta Himalayalar'daki Langtang bölgesinde meydana gelen buzul çökmesiyle büyük miktarda buz, kaya ve çamurun nehir yatağına sürüklenmesi, ardından Bhote Koshi-Trishuli nehir sistemi boyunca dev bir sel dalgasının oluşması felaketin temel nedeni olarak gösteriliyor.</p>

<p>İlk saatlerde bölgede meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki sarsıntının deprem olduğu düşünülse de daha sonraki değerlendirmelerde sismik hareketin kaynağının buzul çökmesi olduğu belirtildi. Uzmanlar, Himalayalar'da artan sıcaklıkların buzulları istikrarsızlaştırmasının bu tür olayların riskini artırdığına dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>BM salgın ve sağlık riskine karşı uyardı</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler, felaketin ardından halk sağlığı açısından da ciddi riskler bulunduğunu bildirdi. Aşırı kalabalık barınaklar, kirlenmiş su kaynakları ve hasar gören sağlık tesislerinin özellikle çocuklar ve kadınlar açısından hastalık riskini artırdığı belirtildi.</p>

<p>BM ayrıca ulaşım ve iletişim altyapısındaki tahribat nedeniyle en uzak yerleşimlere insani yardım ulaştırmanın en büyük sorunlardan biri olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, SAĞLIK, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/nepalde-sel-felaketi-binlerce-kisi-kayip-olu-sayisi-1100u-asti</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/1-222.JPG" type="image/jpeg" length="51362"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taşyapı, Münih’te 44 metrelik kule ve 250 konutluk mahalle planlıyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/tasyapi-munihte-44-metrelik-kule-ve-250-konutluk-mahalle-planliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/tasyapi-munihte-44-metrelik-kule-ve-250-konutluk-mahalle-planliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye merkezli Taşyapı’nın Münih’in Bogenhausen semtinde planladığı “Cosma-Eck” projesi, Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Süddeutsche Zeitung’da geniş şekilde ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzun süredir kullanılmayan bir araziyi yeni bir yaşam alanına dönüştürmesi planlanan projede yaklaşık 250 konutun yanı sıra 44 metre yüksekliğinde, altıgen biçimli bir kule, marketler, fırın ve halka açık bir çatı terası bulunacak. </strong></p>

<p>Münih Belediyesi projedeki yapılaşma alanının artırılmasına prensipte olumlu yaklaşırken, yüksek yapının kent görünümüne etkisi, sosyal altyapı ve uygun fiyatlı konut konusu da tartışılıyor.</p>

<p><strong>Bogenhausen’de yıllardır boş duran arazi</strong></p>

<p>Münih’in Bogenhausen semtinde, Cosimastraße ile Johanneskirchner Straße’nin kesiştiği noktada bulunan geniş arazi uzun süredir kullanılmıyor. Arazinin hemen yanında bir Aldi marketi bulunuyor.</p>

<p>Süddeutsche Zeitung’un haberine göre mimar Hannes Rössler, yıllardır boş duran alanın bölgeye belirgin bir kimlik kazandırmadığını belirterek, burada yeni bir mahalle merkezi ve konut alanı oluşturmayı hedefliyor.</p>

<p>“Cosma-Eck” adı verilen proje, İstanbul merkezli Taşyapı tarafından geliştiriliyor.</p>

<p><img alt="" height="560" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/munchen.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>250 konut ve 44 metrelik altıgen kule</strong></p>

<p>Projenin merkezinde yaklaşık 250 konut bulunacak. Yapı topluluğunun en dikkat çekici bölümünü ise 14 katlı ve 44 metre yüksekliğindeki altıgen kule oluşturacak.</p>

<p>Projede konutların yanı sıra marketler, fırın ve ticari alanlar da yer alacak. Ayrıca mahalle sakinlerinin ve çevrede yaşayanların kullanabileceği halka açık bir çatı terası planlanıyor.</p>

<p>Mimar Hannes Rössler, projenin yalnızca konut ihtiyacına cevap vermesini değil, çevredeki mahallelerin sakinlerinin alışveriş yapabileceği, buluşabileceği ve vakit geçirebileceği yeni bir merkez oluşturmasını amaçlıyor.</p>

<p>Projenin; Oberföhring, Johanneskirchen, Cosimapark, Fideliopark ve Prinz-Eugen-Park çevresindeki mahallelere hizmet veren bir merkez haline gelmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong>Kule Münih’in mimari geçmişinden esinleniyor</strong></p>

<p>44 metrelik altıgen kulenin tasarımında Münih’in tarihi şehir kapılarından Sendlinger Tor ve Isartor’dan esinlenildiği belirtiliyor. Tasarımda ayrıca Blumenstraße’deki Eski Teknik Belediye Binası’nın da referans olarak kullanıldığı aktarılıyor.</p>

<p>Mimar Rössler, yapının Münih’in kuzeydoğusunda bir yön bulma noktası ve mahalle simgesi haline gelmesini istiyor.</p>

<p><strong>Kent yönetiminden yapılaşma artışına olumlu yaklaşım</strong></p>

<p>Projenin mevcut imar planındaki yapılaşmadan daha büyük olması nedeniyle konu Münih Belediyesi Planlama Dairesi’nin değerlendirmesine sunuldu.</p>

<p>Planlama Dairesi, projenin taban alanı ve toplam yapılaşma alanının artırılmasına prensipte olumlu yaklaştı. Ancak 14 katlı ve 44 metre yüksekliğindeki yapının kent siluetiyle uyumu ayrıca Kentsel Tasarım Komisyonu tarafından değerlendirildi.</p>

<p>Komisyon görüşmelerinde yapının büyüklüğü ve dikkat çekici tasarımı konusunda farklı değerlendirmeler yapılırken, altıgen form da tüm üyeler tarafından aynı ölçüde olumlu karşılanmadı. Buna karşın komisyonun genel görüşü, Münih’in kuzeydoğusunun böyle belirgin bir yüksek yapıdan yararlanabileceği yönünde oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İlçe yönetiminden destek, ancak okul ve kreş uyarısı</strong></p>

<p>Bogenhausen İlçe Meclisi Başkanı Samuel Moser (Yeşiller) de projenin bölge için yeni bir merkez oluşturabileceği görüşünde.</p>

<p>Ancak Moser, 250 konutun tamamlanmasının ardından bölgedeki kreş ve okul kapasitesinin yetersiz kalabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Moser ayrıca projenin yalnızca mimari açıdan değil, sosyal ihtiyaçlar bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini belirterek uygun fiyatlı konut konusunun da gündeme alınmasını istiyor. Projede kaç konutun kamu destekli veya uygun fiyatlı olarak sunulacağı ise henüz netleşmiş değil.</p>

<p><strong>Taşyapı: Yapı ruhsatının ardından başlanması hedefleniyor</strong></p>

<p>Taşyapı’nın Münih’teki çalışmalarını şirketin yönetim kurulu üyesi Ece Turanlı yürütüyor.</p>

<p>Turanlı, şirketin Münih Belediyesi ile görüşmelerini sürdürdüğünü ve bölgedeki kreş ihtiyacı gibi konularda katkı sağlamaya hazır olduklarını belirtiyor.</p>

<p>Şirket, gerekli yapı ruhsatının alınmasının ardından projeye mümkün olan en kısa sürede başlamayı hedefliyor. Ece Turanlı da Taşyapı’nın Almanya’da Münih dışındaki kentlerde de yeni projeler gerçekleştirmeyi planladığını ifade ediyor.</p>

<p><strong>Münih’teki proje Almanya’daki genişleme planının ilk adımlarından biri</strong></p>

<p>Taşyapı’nın Münih’te henüz tamamlanmış bir projesi bulunmuyor. Ancak şirket, “Cosma-Eck” projesinin ardından Almanya’nın başka kentlerinde de yeni projeler gerçekleştirmeyi planlıyor.</p>

<p>Münih’teki projenin hayata geçirilmesi halinde, uzun süredir boş duran arazi yaklaşık 250 konut, ticari alanlar ve 44 metrelik altıgen kuleyle yeni bir mahalle merkezine dönüşecek.</p>

<p>Projenin uygulanabilmesi ise öncelikle gerekli yapı ruhsatının alınmasına bağlı. Şirket, ruhsat sürecinin tamamlanmasının ardından inşaata mümkün olan en kısa sürede başlamayı hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/tasyapi-munihte-44-metrelik-kule-ve-250-konutluk-mahalle-planliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/tasyapi.jpg" type="image/jpeg" length="36231"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eski Fransız ve İngiliz diplomatlar: İsrail’e karşı yaptırım uygulanmalı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/eski-fransiz-ve-ingiliz-diplomatlar-israile-karsi-yaptirim-uygulanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/eski-fransiz-ve-ingiliz-diplomatlar-israile-karsi-yaptirim-uygulanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa ve Birleşik Krallık’ın 100’den fazla eski diplomatı, hükümetlerine İsrail’e karşı daha sert ve somut önlemler alma çağrısında bulundu. 52 eski Fransız diplomat ile 50 eski İngiliz diplomatın imzaladığı mektupta, Gazze’deki yıkım, Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetleri ve yerleşimci şiddeti sert ifadelerle eleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eski diplomatlar silah transferlerinin ve askeri işbirliğinin durdurulmasını, İsrail’le bazı anlaşmaların askıya alınmasını ve yerleşimlere yönelik ticaretin yasaklanmasını istedi.</strong></p>

<p>Fransa ve Birleşik Krallık’tan 100’ü aşkın eski diplomat, iki ülke hükümetlerine gönderdikleri ortak mektupla İsrail’in Filistin politikasına karşı daha sert bir tutum alınmasını istedi.</p>

<p>Fransa'da<strong> Le Monde </strong>ve İngiltere'de <strong>The Guardian</strong> gazetesi tarafından yayımlanan mektup, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham’a hitaben kaleme alındı. Mektuba 52 eski Fransız diplomat ile 50 eski İngiliz diplomat imza attı. İmzacılar arasında geçmişte İsrail, Mısır, İran, Bahreyn, Suriye, Katar ve bölgedeki diğer ülkelerde görev yapan üst düzey diplomatlar bulunuyor.</p>

<p>Diplomatlar, Fransa ve Birleşik Krallık’ın 2025 yılında Filistin devletini tanımasının ardından artık bu kararın somut siyasi adımlarla desteklenmesi gerektiğini savundu.</p>

<p><strong>“Filistin dünyanın gözleri önünde siliniyor”</strong></p>

<p>Mektubun dili, eski diplomatların daha önceki diplomatik açıklamalara kıyasla oldukça sert.</p>

<p>Mektupta “Filistin dünyanın gözleri önünde siliniyor” ifadesi kullanılırken, Batı Şeria’daki Filistinlilere ait evlerin yıkılması ve yerleşimci şiddetinin “etnik temizliğe” vardığı savunuldu.</p>

<p>Gazze’de yaklaşık 2 milyon Filistinlinin yıkıma uğramış bölgenin yalnızca yaklaşık yüzde 30’luk kısmında sıkışıp kaldığı, insanların yeterli gıda, ilaç ve barınma imkanından yoksun olduğu belirtildi. Diplomatlar ayrıca İsrail’in Gazze’deki politikalarının yanı sıra Batı Şeria, Doğu Kudüs ve bölgedeki diğer gelişmelerin Filistin devletinin kurulması ihtimalini giderek ortadan kaldırdığını savundu.</p>

<p>Eski diplomatlar, 7 Ekim 2023’te Hamas tarafından gerçekleştirilen saldırılardaki suçları açıkça kınadıklarını da belirtti. Ancak mektupta, bu saldırıların İsrail’in Gazze’deki sistematik yıkım politikasını haklı çıkaramayacağı ifade edildi.</p>

<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İsrail’in “kılıçla yaşamak zorunda olduğu” yönündeki yaklaşımını da eleştiren diplomatlar, bunun müzakere imkanlarını ortadan kaldırdığını ve İsrail’in güvenliğini de tehlikeye attığını savundu.</p>

<p><strong>Silah ve askeri işbirliğinin durdurulmasını istediler</strong></p>

<p>Eski diplomatların hükümetlerinden talepleri yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı kalmadı.</p>

<p>Mektupta Fransa ve Birleşik Krallık’tan: İsrail’e silah transferlerinin durdurulması, İsrail ile ikili askeri işbirliği ile AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması, İngiltere-İsrail ticaret ve ortaklık anlaşmasına son verilmesi, İsrail yerleşimleriyle yapılan ticaretin yasaklanması, Yerleşimlere yönelik yatırım, sigorta ve finansal hizmetlerin engellenmesi, Gazze’ye insani yardımın herhangi bir kısıtlama olmaksızın ulaştırılmasının sağlanması, Gazze’ye gazeteciler, diplomatlar ve parlamenterler için erişim imkanı verilmesi istendi.</p>

<p>Diplomatlar ayrıca Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi kararlarına uyulması çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>E1 projesi için özel uyarı</strong></p>

<p>Eski diplomatların mektubunda özellikle Batı Şeria’daki E1 yerleşim projesi üzerinde duruldu.</p>

<p>Doğu Kudüs’ün doğusunda bulunan E1 bölgesindeki proje, Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinin genişletilmesini öngörüyor. Projenin hayata geçirilmesi halinde Batı Şeria’nın coğrafi bütünlüğünün ciddi biçimde zarar göreceği ve Filistin topraklarının iki ayrı bölüme ayrılabileceği yönünde eleştiriler bulunuyor.</p>

<p>Diplomatlar, E1 projesine yatırım yapabilecek veya inşaat faaliyetlerine katılabilecek şirketlerin Fransa ve Birleşik Krallık hükümetleri tarafından açık biçimde uyarılmasını istedi. Şirketlere, projeye katılmaları halinde iki ülkedeki ekonomik ve ticari çıkarlarının olumsuz etkilenebileceğinin bildirilmesi çağrısında bulunuldu.</p>

<p><strong>Avrupa ülkelerinden E1 projesine ortak tepki</strong></p>

<p>E1 projesine yönelik eleştiriler yalnızca eski diplomatlarla sınırlı değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, İtalya, Norveç ve Hollanda’nın da aralarında bulunduğu Avrupa ülkeleri, 20 Ağustos’ta yayımladıkları ortak açıklamada İsrail’in E1 bölgesindeki yerleşim planlarını kınadı.</p>

<p>Açıklamada, E1 projesinin Batı Şeria’yı bölerek Filistin topraklarının bütünlüğüne zarar vereceği ve iki devletli çözümün geleceğini daha da zayıflatacağı belirtildi. İsrail’e planı geri çekmesi çağrısı yapıldı.</p>

<p>Avrupa ülkeleri ayrıca yerleşim projelerine katılabilecek şirketleri uyararak, bu tür faaliyetlerin hukuki ve itibari sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Mektupta dikkat çeken isimler</strong></p>

<p>Mektuba imza atanlar arasında İngiltere’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki eski büyükelçileri Jeremy Greenstock ve Emyr Jones Parry de bulunuyor.</p>

<p>Fransa tarafından imza atan önemli isimler arasında ise Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın eski Orta Doğu direktörlerinden Yves Aubin de la Messuzière ve Denis Bauchard yer alıyor.</p>

<p>İmzacıların önemli bölümünün geçmişte Orta Doğu’da üst düzey diplomatik görevlerde bulunmuş olması, çağrının dikkat çeken unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. <i>The Guardian</i> da mektuba imza atanların önemli bir bölümünün İsrail, Mısır, İran, Bahreyn, Suriye, Türkiye, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerde görev yaptığını aktarıyor.</p>

<p><strong>“Filistin devletinin tanınması artık somut adımlarla desteklenmeli”</strong></p>

<p>Eski diplomatlara göre Fransa ve Birleşik Krallık’ın 2025 yılında Filistin devletini tanıması önemli bir siyasi adımdı. Ancak bu tanımanın, Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını güvence altına alacak somut politikalarla desteklenmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Mektupta, İsrail hükümetinin bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini ortadan kaldırmaya çalıştığı ve uluslararası hukuk, Uluslararası Adalet Divanı kararları ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına karşı hareket ettiği ileri sürüldü.</p>

<p>Diplomatlar, iki devletli çözümün korunabilmesi için Fransa ve Birleşik Krallık’ın yalnızca açıklama yapmakla yetinmemesi, ekonomik, diplomatik ve askeri alanda somut yaptırımları gündeme getirmesi gerektiğini savundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/eski-fransiz-ve-ingiliz-diplomatlar-israile-karsi-yaptirim-uygulanmali</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 15:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/bati-seria.png" type="image/jpeg" length="99411"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamburg’da polislerden protesto: “Aynı ücretle daha fazla çalışmak istemiyoruz”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-polislerden-protesto-ayni-ucretle-daha-fazla-calismak-istemiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-polislerden-protesto-ayni-ucretle-daha-fazla-calismak-istemiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamburg’da yaklaşık 150 polis memuru, Senato’nun planladığı tasarruf önlemlerini protesto etmek için belediye binası önünde gösteri düzenledi. Polis sendikası, haftalık çalışma süresinin 40 saatten 41 saate çıkarılmasına, kadro kesintilerine ve boşalan pozisyonların yeniden doldurulmamasına tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya’nın Hamburg kentinde polisler, eyalet hükümetinin kamu bütçesinde tasarruf amacıyla planladığı düzenlemelere karşı sokağa çıktı. </strong></p>

<p>Yaklaşık 150 polis memuru, cuma günü öğleden sonra Rathaus önünde düzenlenen gösteride hükümetin tasarruf politikalarını protesto etti.</p>

<p>Gösterinin merkezindeki en önemli konulardan biri, Hamburg’da kamu görevlilerinin haftalık çalışma süresinin 40 saatten 41 saate çıkarılması planı oldu.</p>

<p>Alman Polis Sendikası’nın (DPolG) Hamburg teşkilatı, çalışma süresindeki artışın yanı sıra polis kadrolarındaki azaltma planlarını ve boşalan görevlerin yeniden personelle doldurulmamasını da eleştirdi.</p>

<p><strong>Sendika başkanından sert tepki</strong></p>

<p>DPolG Hamburg Eyalet Başkanı Thomas Jungfer, Senato’nun tasarruf politikalarını sert sözlerle eleştirdi.</p>

<p>Jungfer, belediye binasında oturanları “soyguncular” olarak nitelendirerek, polis memurlarının herhangi bir ek ücret almadan daha uzun süre çalıştırılmasının kabul edilemez olduğunu savundu.</p>

<p>Jungfer, haftalık çalışma süresinin ücret artışı olmaksızın bir saat artırılmasını “siyasi olarak organize edilmiş hırsızlık” olarak tanımladı.</p>

<p><strong>Senato: Diğer eyaletlerde de 41 saat uygulanıyor</strong></p>

<p>Hamburg Senatosu, yeni bütçe kapsamında kentte görev yapan kamu görevlilerinden toplam 200 milyon euro tasarruf etmeyi planlıyor.</p>

<p>Tasarruf paketinin önemli unsurlarından biri de memurların haftalık çalışma süresinin 40 saatten 41 saate yükseltilmesi.</p>

<p>Hamburg Maliye Senatörü Andreas Dressel (SPD), haziran ayında bütçe taslağının tanıtımı sırasında düzenlemenin çalışanlar açısından elbette olumlu olmadığını belirterek, federal yönetim ile dört eyalette hâlihazırda 41 saatlik çalışma süresinin uygulandığını savundu.</p>

<p>Dressel’in belediye binasına geldiği sırada gösteriye katılan polislerin senatörü yuhaladığı bildirildi.</p>

<p><strong>Polis teşkilatında kadro ve ekipman kesintileri</strong></p>

<p>Tasarruf planlarının yalnızca çalışma saatleriyle sınırlı kalmayacağı belirtiliyor.</p>

<p>Hamburg polisinin atlı birliğinin (Reiterstaffel) 2027 yılı sonuna kadar tamamen kaldırılması planlanıyor. Polis teşkilatının operasyonlarında kullanılan ve yaklaşık 20 yıllık olan “Libelle 1” ve “Libelle 2” adlı iki helikopterin de görevden çekilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Helikopterlerin yürüttüğü bazı görevlerin gelecekte dronlarla gerçekleştirilmesi planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polis sendikası ise personel sayısının azaltılması ve boşalan kadroların yeniden doldurulmamasının güvenlik hizmetlerinin kapasitesini olumsuz etkileyebileceği görüşünde.</p>

<p><strong>Tasarruf ile kamu güvenliği arasında tartışma</strong></p>

<p>Hamburg Senatosu, artan mali baskılar nedeniyle kamu harcamalarını azaltmayı hedeflerken, polis teşkilatındaki düzenlemeler güvenlik hizmetlerinin geleceği konusunda tartışma başlattı.</p>

<p>Sendika, bir yandan personelin daha uzun çalıştırılmasının, diğer yandan kadroların azaltılmasının polis üzerindeki iş yükünü artıracağını savunuyor.</p>

<p>Senato ise 41 saatlik çalışma süresinin Almanya’daki diğer bazı kamu kurumlarında zaten uygulandığına dikkat çekerek düzenlemeyi bütçe tasarrufları ve eyaletler arasındaki çalışma koşullarının uyumlaştırılması çerçevesinde savunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, HAMBURG, MAGAZİN, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-polislerden-protesto-ayni-ucretle-daha-fazla-calismak-istemiyoruz</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 21:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/polisler-2.jpg" type="image/jpeg" length="23115"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’da 2025’in tıbbi hata bilançosu: 97 ölüm, 2 bin 700 hastada hata kaynaklı zarar]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-2025in-tibbi-hata-bilancosu-97-olum-2-bin-700-hastada-hata-kaynakli-zarar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-2025in-tibbi-hata-bilancosu-97-olum-2-bin-700-hastada-hata-kaynakli-zarar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da 2025 yılında yaklaşık 11 bin 700 tıbbi hata şüphesi incelendi. Yapılan değerlendirmelerde yaklaşık 3 bin 100 vakada hastaların sağlık açısından zarar gördüğü doğrulanırken, 2 bin 700 vakada hatanın zararın nedeni olduğu belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu vakaların 97’si hastaların ölümüne yol açtı veya ölüme önemli ölçüde katkıda bulundu. Uzmanlara göre gerçek rakamlar resmi istatistiklerin çok üzerinde olabilir.</strong></p>

<p>Almanya’da tıbbi tedavi hatalarına ilişkin yeni veriler, sağlık sisteminde hasta güvenliğinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Sağlık sigortaları adına incelemeler yapan Medizinischer Dienst (Tıbbi Hizmet Birimi), 2025 yılına ait değerlendirmelerinde 11 bin 735 tıbbi hata şüphesiyle ilgili dosyayı inceledi.</p>

<p>İncelemelerin yaklaşık 3 bin 100’ünde hastaların tedavi nedeniyle sağlık açısından zarar gördüğü doğrulandı. Yaklaşık 2 bin 700 vakada ise tıbbi hatanın ortaya çıkan zararın nedeni olduğu sonucuna varıldı.</p>

<p>En ağır tablo ise ölümle sonuçlanan vakalarda ortaya çıktı. 97 vakada tıbbi hata hastanın ölümüne neden oldu veya ölüme önemli ölçüde katkıda bulundu.</p>

<p><strong>Asla yaşanmaması gereken tıbbi hatalarda artış</strong></p>

<p>2025 yılında yaklaşık 150 vaka, sağlık hizmetlerinde normal şartlarda kesinlikle yaşanmaması gereken ağır ve önlenebilir hatalar olarak sınıflandırıldı. Tıp literatüründe “Never Event” olarak adlandırılan bu vakalar arasında, yanlış hastanın veya yanlış vücut bölümünün ameliyat edilmesi, ameliyat malzemelerinin hastanın vücudunda unutulması ve ciddi ilaç hataları gibi olaylar bulunuyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu tür vakalar, yalnızca bireysel bir hata değil, sağlık kuruluşlarındaki güvenlik mekanizmalarının da yeterince çalışmadığını gösterebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Şikâyetlerin başında ortopedi ve travmatoloji geliyor</strong></p>

<p>Tıbbi hata şüphelerinin yaklaşık yüzde 30’u ortopedi ve travmatoloji alanındaki tedavilerle ilgili oldu.</p>

<p>Ancak Tıbbi Hizmet Birimi, bu oranın söz konusu branşların diğer uzmanlık alanlarından daha güvensiz olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekti.</p>

<p>Uzmanlara göre cerrahi müdahalelerde meydana gelen hataların hastalar tarafından fark edilmesi daha kolay. Ameliyat sonrasında ortaya çıkan belirgin bir sorun, hastayı doğrudan tedavinin doğruluğunu sorgulamaya yöneltebiliyor.</p>

<p>Buna karşılık bazı diğer tıbbi alanlarda tedavinin başarısız olup olmadığıyla gerçek bir tıbbi hata arasındaki farkı hastanın kendisinin anlaması çok daha zor olabiliyor.</p>

<p><strong>Vakaların üçte ikisi hastanelerde</strong></p>

<p>İncelenen şüpheli vakaların yaklaşık üçte ikisi yatarak tedavi, yani ağırlıklı olarak hastanelerde gerçekleştirilen işlemlerle ilgiliydi. Yaklaşık üçte biri ise ayakta tedavi alanından geldi.</p>

<p>Almanya’da yalnızca 2024 yılında yaklaşık 17,5 milyon kişi hastanelerde yatarak tedavi gördü. Bu nedenle uzmanlar, mevcut tıbbi hata istatistiklerinin sağlık sisteminde meydana gelen tüm olayları yansıtmadığının altını çiziyor.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/tipcilar.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Gerçek sayı yüz binlerce olabilir</strong></p>

<p>Tıbbi Hizmet Birimi Başkanı Stefan Gronemeyer, resmi istatistiklerin gerçek tablonun yalnızca küçük bir bölümünü gösterdiğini belirterek, tıbbi hatalardaki “karanlık sayının” küçümsenmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Bilimsel araştırmalara göre, hastanelerde tedavi gören kişilerin yaklaşık yüzde 2 ila 4’ünde önlenebilir tıbbi hatalara bağlı zarar meydana gelebiliyor.</p>

<p>Bu oran Almanya’daki hastane tedavilerine uygulandığında, yılda yaklaşık 350 bin ila 700 bin arasında önlenebilir zarar vakası olabileceği tahmin ediliyor.</p>

<p>Dolayısıyla resmi olarak incelenen birkaç bin vaka ile bilimsel araştırmalardan hareketle tahmin edilen yüz binlerce olay arasındaki büyük fark, sorunun boyutuna ilişkin önemli bir soru işareti oluşturuyor.</p>

<p><strong>Tıbbi hataların ekonomik faturası da ağır</strong></p>

<p>Sorunun yalnızca sağlık ve insan hayatı açısından değil, ekonomik açıdan da önemli sonuçları bulunuyor.</p>

<p>Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) tahminlerine göre, hastanelerdeki sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 15’i önlenebilir tıbbi hatalar ve bu hataların yol açtığı zararlarla bağlantılı.</p>

<p>Bu oran Almanya’daki hastane harcamalarına uyarlandığında, yıllık ekonomik yükün yaklaşık 16,7 milyar euro seviyesinde olabileceği hesaplanıyor.</p>

<p>Ancak bu rakamın doğrudan Almanya’da ölçülmüş kesin bir maliyet değil, OECD tahmininin Alman sağlık sistemine uyarlanmasıyla elde edilmiş bir hesaplama olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>Hastalar hata şüphesinde ne yapmalı?</strong></p>

<p>Bir tedavi sonrasında beklenmedik bir sağlık sorunu yaşayan hastalar açısından en önemli mesele, ortaya çıkan durumun gerçekten bir tıbbi hata mı yoksa tedavinin bilinen ve kaçınılmaz bir komplikasyonu mu olduğunu belirleyebilmek.</p>

<p>Uzmanlar, hastaların bu konuda aceleyle sonuca varmak yerine öncelikle tedavi sürecine ilişkin bütün belgeleri güvence altına almalarını öneriyor.</p>

<p>Hastalar kendi hasta dosyalarını görme ve bunların kopyalarını alma hakkına sahip. Bu nedenle ameliyat raporları, tetkik sonuçları, ilaç kayıtları, epikrizler ve diğer tıbbi belgelerin tamamının temin edilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Ayrıca tedavi sürecinde yaşananların tarih sırasına göre yazılması ve mümkün olduğunca ayrıntılı bir kişisel kayıt tutulması da ileride yapılabilecek değerlendirmeler açısından yararlı olabiliyor.</p>

<p><strong>Sağlık sigortası üzerinden ücretsiz inceleme imkânı</strong></p>

<p>Yasal sağlık sigortasına sahip kişiler, şüpheli bir tıbbi hata durumunda kendi sağlık sigortalarından destek isteyebiliyor.</p>

<p>Sağlık sigortası, gerekli gördüğü durumlarda Tıbbi Hizmet Birimi’nden inceleme talep edebiliyor. Hastalar açısından önemli avantajlardan biri, bu kapsamda hazırlanan değerlendirmenin ücretsiz olması.</p>

<p>Ayrıca Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) eyaletinde doktor odalarının bünyesindeki bilirkişi komisyonları üzerinden de mahkeme dışı inceleme yolları bulunuyor. Bu süreçler, tıbbi hata iddiasının değerlendirilmesi ve olası tazminat taleplerinin desteklenmesi açısından önem taşıyabiliyor.</p>

<p><strong>Tıbbi hata ile komplikasyon arasındaki fark kritik</strong></p>

<p>Bir tedavinin beklenen sonucu vermemesi tek başına tıbbi hata olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bir tazminat talebinin ortaya çıkabilmesi açısından yalnızca hatanın meydana gelip gelmediği değil, hatanın hastada ortaya çıkan zarara neden olup olmadığı da belirleyici.</p>

<p>Bu nedenle özellikle ciddi vakalarda uzman değerlendirmesi ve gerektiğinde tıp hukuku alanında çalışan bir avukatın desteği önem kazanıyor.</p>

<p><strong>Uzmanlardan daha güçlü hata bildirim sistemi çağrısı</strong></p>

<p>Tıbbi Hizmet Birimi, ağır ve önlenebilir olayların daha sistematik biçimde kaydedilmesini istiyor.</p>

<p>Özellikle “never event” olarak tanımlanan ciddi hatalar için, sağlık çalışanlarının cezalandırılma korkusu yaşamadan bildirim yapabileceği sanksiyonsuz raporlama sistemlerinin yaygınlaştırılması talep ediliyor.</p>

<p>Amaç, hatayı yapan kişiyi cezalandırmaktan çok, hatanın hangi koşullarda meydana geldiğini anlamak ve aynı olayın tekrar yaşanmasını önlemek.</p>

<p>Viersen’deki Allgemeines Krankenhaus’un yöneticisi ve hekim Dr. Thomas Axer de birçok hastanede “ramak kala” olayların kurum içinde zaten kaydedildiğini, ancak bunların merkezi istatistiklere yansımadığını belirtiyor.</p>

<p>Axer’e göre eğitimlerin artırılması, dijital uyarı sistemleri, güvenlik kontrolleri ve sağlık çalışanlarına hatalardan ders çıkarabilecekleri yeterli zamanın verilmesi hasta güvenliğinin geliştirilmesinde önemli rol oynuyor.</p>

<p><strong>“Sistem hâlâ bir kara kutu”</strong></p>

<p>Hasta hakları savunucuları ise mevcut sistemde hastaların tıbbi hataları kanıtlama konusunda çoğu zaman ağır bir yükle karşı karşıya kaldığını belirtiyor.</p>

<p>Özellikle ciddi bir sağlık sorunu yaşayan kişinin aynı anda hem sağlık mücadelesi vermesi hem tıbbi belgeleri toplaması hem de olası tazminat sürecini yürütmesi büyük bir yük oluşturabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, tıbbi hata ihtimalinin güçlü olduğu durumlarda hastaların üzerindeki ispat yükünün hafifletilmesini ve ülke çapında merkezi bir tıbbi hata kayıt sisteminin oluşturulmasını savunuyor.</p>

<p><strong>İstatistiklerin gösterdiği ve göstermediği</strong></p>

<p>2025 yılı verileri Almanya’da 11 bin 735 şüpheli vakanın resmi olarak incelendiğini, yaklaşık 3 bin 100 vakada hastanın zarar gördüğünün doğrulandığını ve yaklaşık 2 bin 700 vakada hatanın bu zarara neden olduğunun belirlendiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak bu rakamlar Almanya’daki tüm tıbbi hataların sayısı olarak değerlendirilmemeli. Tıbbi Hizmet Birimi’nin de vurguladığı gibi, yalnızca kendisine ulaşan ve incelenen vakalar istatistiklere girebiliyor.</p>

<p>Bilimsel tahminler ise önlenebilir tıbbi hatalara bağlı zararların gerçek boyutunun yılda yüz binlerce vakaya ulaşabileceğine işaret ediyor.</p>

<p><strong>Çeviri</strong></p>

<p><strong>Kaynaklar:</strong> (Medizinischer Dienst, Tagesschau, WDR)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, SAĞLIK, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-2025in-tibbi-hata-bilancosu-97-olum-2-bin-700-hastada-hata-kaynakli-zarar</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 20:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/tip.jpg" type="image/jpeg" length="16462"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’da ekonomik kriz derinleşiyor: Her saat 21 şirket kapanıyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-ekonomik-kriz-derinlesiyor-her-saat-21-sirket-kapaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-ekonomik-kriz-derinlesiyor-her-saat-21-sirket-kapaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya ekonomisi derin bir krizden geçerken, yeni veriler durumun boyutlarını gözler önüne seriyor. Geçen yıl yaklaşık 188 bin şirket faaliyetlerini durdurdu. Bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 10 artarken, yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dikkat çeken bir diğer gelişme ise şirket kapanmalarının artık yalnızca ekonomik açıdan zor durumdaki işletmelerle sınırlı olmaması. </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kredi derecelendirme ve ticari istihbarat kuruluşu Creditreform’un verilerine göre, iyi veya en azından orta düzeyde kredi değerliliğine sahip şirketler de faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kalıyor.</p>

<p>Creditreform Sözcüsü Patrick-Ludwig Hantzsch, krizin artık ekonominin tamamına yayıldığı uyarısında bulunuyor. Büyük şirketlerin iflasları düzenli olarak manşetlere taşınırken, binlerce küçük ve orta ölçekli işletmenin ise çoğu zaman kamuoyunun dikkatini çekmeden piyasadan çekildiğine dikkat çekiliyor.</p>

<p><strong>Şirketlerin kapanmasının nedenleri</strong></p>

<p>Uzmanlara göre Almanya’daki şirket kapanmalarının arkasında birden fazla neden bulunuyor. İşletmeler aynı anda hızlı teknolojik dönüşüm, artan rekabet baskısı ve devam eden nitelikli iş gücü açığıyla mücadele ediyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra son yıllarda giderek büyüyen bir başka sorun daha ortaya çıkıyor: Şirket sahiplerinin emeklilik yaşına gelmesi ve işletmelerini devralacak halef bulamaması.</p>

<p>Mannheim’daki Leibniz Avrupa Ekonomik Araştırmaları Merkezi’nde (ZEW) araştırmacı olarak görev yapan Sandra Gottschalk’a göre, gönüllü şirket kapanmalarının yaklaşık üçte biri artık yaş nedeniyle gerçekleşiyor.</p>

<p><strong>Kapanan şirketlerin çoğu iflas etmedi</strong></p>

<p>Verilerde dikkat çeken noktalardan biri de şirketlerin kapanma biçimi. 2025 yılında faaliyetlerini sonlandıran işletmelerin yalnızca yüzde 13’ü iflas başvurusunda bulundu.</p>

<p>Bu da kapanmaların büyük bölümünün iflas nedeniyle değil, şirket sahiplerinin faaliyetlerini kendi iradeleriyle sona erdirmesi sonucunda gerçekleştiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>En fazla hangi sektörler etkileniyor?</strong></p>

<p>Şirket kapanmalarından özellikle Almanya ekonomisinin geleneksel sektörleri ağır darbe alıyor. Sanayi, inşaat ve konaklama sektörlerinde kapanan işletmelerin sayısı geçen yıla göre belirgin şekilde arttı.</p>

<ul>
 <li><strong>Sanayi:</strong> 11 bin şirket kapandı, artış yüzde 10</li>
 <li><strong>İnşaat sektörü:</strong> 24 bin şirket kapandı, artış yüzde 12</li>
 <li><strong>Konaklama sektörü:</strong> 15 bin şirket kapandı, artış yüzde 15</li>
</ul>

<p>Almanya’da ekonomi politikaları ve büyüme tartışmaları sürerken, her gün yüzlerce işletme piyasadan çekiliyor. Artan maliyetler, yoğun rekabet ve personel sıkıntısı, çok sayıda işletme sahibi için faaliyetlerini sürdürmeyi giderek daha zor hale getiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, ÖZEL HABER, SAĞLIK, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-ekonomik-kriz-derinlesiyor-her-saat-21-sirket-kapaniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/kapali.JPG" type="image/jpeg" length="21558"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa’nın plastik atığı Türkiye’nin Akdeniz kıyılarına vuruyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/avrupanin-plastik-atigi-turkiyenin-akdeniz-kiyilarina-vuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/avrupanin-plastik-atigi-turkiyenin-akdeniz-kiyilarina-vuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[taz (Die Tageszeitung) yazarı Jürgen Gottschlicht’in dün kaleme aldığı habere göre, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında bu yıl dikkat çekici boyutlara ulaşan plastik kirliliği yaşanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İşte o haber:</strong></p>

<p>Habib Altınkaya kendisini çevre savunucusu olarak tanımlıyor. Antalya’nın batısında, Akdeniz kıyısındaki küçük Ulupınar yerleşiminden gelen Altınkaya, bu yıl bölgedeki koylarda daha önce görülmemiş bir plastik kirliliğine tanık olduğunu söylüyor. Uluslararası alanda da tanınan Likya Yolu’nun geçtiği bölge, büyük ölçüde doğal güzelliğini koruyan kıyılarıyla biliniyor. Bazı koylara yalnızca yürüyerek ya da tekneyle ulaşılabiliyor. Caretta carettalar da yumurtalarını bu sahillere bırakıyor.</p>

<p>Ancak bu yıl, dışarıdan bakıldığında el değmemiş görünen koylar farklı bir manzara sunuyor. Kıyılarda yalnızca evsel atıklar değil, küçük parçalara ayrılmış plastikler de birikmiş durumda. Altınkaya, kısa süre önce arkadaşlarıyla birlikte çevrecilerin caretta carettaların yumurtlama alanları nedeniyle yakından takip ettiği Çıralı Koyu’nda temizlik çalışması düzenledi.</p>

<p>İki saat içinde 20’den fazla büyük çöp torbası dolduruldu. Bölgede restoran işleten ve temizlik çalışmasına katılan Pınar Özkaya ise daha sonra internette yaptığı paylaşımda, kıyıda şu ana kadar böylesine yoğun bir plastik kirliliği görmediğini belirtti.</p>

<p>Çıralı Koyu’nda yaşananlar münferit bir durum değil. Türk basınında yer alan haberlere göre Akdeniz kıyılarının büyük bölümünde benzeri görülmemiş bir plastik kirliliği yaşanıyor. Antalya’nın ünlü Konyaaltı sahilinde de turistler, temizlik ekiplerinin sahili geçici olarak temizlemesine kadar denize girmekten vazgeçmek zorunda kaldı.</p>

<p><strong>Plastik atık ithalatı yeniden yükseldi</strong></p>

<p>Sahillerde ziyaretçilerin uyarılara ve çöp kutularına rağmen bıraktığı normal atıkların yanı sıra, bu yıl plastik yükünün artmasında başka bir nedenin daha belirleyici olduğu görülüyor. Bu atıkların bir bölümü, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarının doğu ucunda, Adana yakınlarındaki Çukurova’dan faaliyet gösteren geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanıyor.</p>

<p>Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin Akdeniz’e döküldüğü bölge arasında yer alan Çukurova Ovası, Türkiye’nin en büyük pamuk üretim alanını barındırıyor. Sulama kanallarıyla çevrili bölgede yaz aylarında sıcaklıklar oldukça yüksek ve yerleşim oldukça seyrek.</p>

<p>Yıllar içinde bölgede, başta Avrupa’dan gelen plastik atıkları işleyen çok sayıda geri dönüşüm şirketi kuruldu. Bu tesislerin oluşmasında, Çin’in 2018 yılında plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından Avrupa Birliği’nin plastik atıkları için yeni merkezler araması etkili oldu.</p>

<p>Avrupa Birliği ve İngiltere’nin 2020 yılında Türkiye’ye birlikte 600 bin tondan fazla plastik atık göndermesinin ardından, Türkiye’de ve Greenpeace gibi Avrupa’daki çevre kuruluşlarında yükselen protestolar nedeniyle rakamlar bir süre geriledi. Ancak İngiliz Guardian gazetesinin bu ağustosta yayımladığı habere göre, Türkiye’ye gönderilen plastik atık miktarı 2025 yılında yeniden 640 bin tonun üzerine çıktı.</p>

<p><strong>Deniz canlıları için büyük tehdit</strong></p>

<p>Mühendis ve mimar odalarının yaptığı değerlendirmelere göre Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların önemli bir bölümü geri dönüşüme uygun değil. Guardian’a konuşan bir yetkili, Adana’ya ulaşan plastik atıkların önemli bölümünün kirli ve kontamine plastiklerden oluştuğunu, bunların yakıldığını ya da doğrudan nehir yatağına bırakıldığını belirtti. Avrupa Birliği’nden ithal edilen plastik atıkların yaklaşık yüzde 50’sinin geri dönüştürülmesinin zor olduğu veya hiç mümkün olmadığı ifade ediliyor.</p>

<p>Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların yaklaşık yüzde 60’ı Adana çevresindeki Çukurova Ovası’na ulaşıyor. Burada uygun şekilde işlenmeyen atıklar denize karışıyor ve akıntılarla yüzlerce kilometre boyunca Türkiye’nin batıdaki kıyılarına taşınıyor. Bu atıklar arasında mikroplastiklerin yanı sıra, dalgalarla sahillere ulaşan ve gözle görülebilen küçük plastik parçaları da bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Plastik kirliliği yalnızca Avrupa’dan gönderilen atıklarla kendi sahillerinde karşılaşan turistleri rahatsız etmiyor. Asıl büyük tehdit, bu maddeleri yiyen ya da besin zincirleri plastik kirliliği nedeniyle bozulan deniz canlıları açısından ortaya çıkıyor.</p>

<p>Adana’da çevre örgütlerinin oluşturduğu Adana Ekoloji Platformu, Çukurova Ovası’nın Avrupa’nın plastik atık çöplüğüne dönüştürülmesine uzun süredir karşı çıkıyor. Greenpeace de Avrupa Birliği ülkelerinin plastik atıklarını kendi sınırları içinde geri dönüştürmesi veya uygun biçimde bertaraf etmesi, atıklarını üçüncü ülkelere göndermemesi gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Avrupa Birliği mevzuatına göre atıklarını gönderen şirketlerin, atıkların uygun biçimde işlendiğinden emin olması gerekiyor. Ancak Türkiye’de ortaya çıkan tablo, bazı şirketlerin atıkların akıbetini yeterince takip etmediğine işaret ediyor. Almanya’da yapılan en iyi atık ayrıştırmanın ardından plastiklerin Türkiye kıyılarına ulaşması, atık yönetim zincirinin yalnızca ilk aşamasının yeterli olmadığını gösteriyor.</p>

<p><strong>Çeviri</strong></p>

<p>Haberin linki: <a href="https://taz.de/Muellproblem-in-der-Tuerkei/!6205510/" rel="nofollow"><span style="color:#c0392b">Wo Europas Plastikabfall landet</span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/avrupanin-plastik-atigi-turkiyenin-akdeniz-kiyilarina-vuruyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/cevre.png" type="image/jpeg" length="12908"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
