<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 20 Jun 2026 10:32:47 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hürmüz Boğazı gerilimi: ABD-İran arasında savaş ve diplomasi aynı anda]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/hurmuz-bogazi-gerilimi-abd-iran-arasinda-savas-ve-diplomasi-ayni-anda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/hurmuz-bogazi-gerilimi-abd-iran-arasinda-savas-ve-diplomasi-ayni-anda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini öngören bir mutabakat üzerinde önemli ilerleme sağlandığı belirtilirken, sahadaki askeri gerilim sürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Amerikan basınında yer alan haberlere göre taraflar, anlaşma metninin büyük bölümünde uzlaşmaya yaklaşırken, son onayın siyasi liderler tarafından verilmesi bekleniyor.</strong></p>

<p>ABD merkezli Axios’un haberine göre, ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden ticari geçişe açılması ve yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini içeren bir mutabakat üzerinde uzlaşı sağlandı.</p>

<p>Haberde, metnin liderlerin son onayına sunulduğu ve hafta sonu İsviçre’de imza töreni yapılmasının planlandığı ileri sürüldü. Taraflardan konuya ilişkin resmi bir doğrulama gelmedi.</p>

<p>Taslak metnin, bölgesel ateşkes süreçlerini de kapsadığı ve mevcut gerilimin geçici olarak düşürülmesini hedeflediği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Nükleer müzakereler ve geçici ateşkes çerçevesi</strong></p>

<p>Axios’un aktardığı bilgilere göre mutabakat, taraflar arasında nükleer program başlığında yeni bir müzakere sürecini de içeriyor.</p>

<p>Bu kapsamda: İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri için yeni bir çerçeve oluşturulması, uluslararası denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve bölgesel çatışmaların geçici olarak dondurulması gibi maddelerin yer aldığı öne sürülüyor.</p>

<p>Metinde ayrıca Lübnan dahil bazı bölgelerde mevcut ateşkes sürecinin 60 gün uzatılmasının planlandığı belirtiliyor.</p>

<p><strong>Trump: “Anlaşma hazır, İran kabul etti”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile bir mutabakat zaptının (MOU) kısa süre içinde imzalanacağını söylediği aktarıldı.</p>

<p>Taslağa göre: İran’ın nükleer silah edinmemeyi kabul etmesi, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının kontrol altına alınması ve buna karşılık yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesi gibi başlıkların yer aldığı ifade edildi.</p>

<p>Ancak İran tarafı, sürecin henüz kesinleşmediğini ve nihai kararın verilmediğini açıkladı.</p>

<p><strong>Hürmüz Boğazı, enerji güvenliği ve Trump’ın “gizli operasyon” iddiası</strong></p>

<p>ABD Başkanı Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Mayıs ayında ABD ordusuna Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol tankerleri ve ticari gemilerin korunması için gizli bir görev talimatı verdiğini iddia etti.</p>

<p>Trump, bu operasyon sayesinde 100 milyondan fazla varil petrolün ve 200’den fazla geminin güvenli şekilde geçiş yaptığını öne sürdü.</p>

<p>Ayrıca Trump, “Her gece milyonlarca varil petrolü sistemden çekiyoruz” ifadelerini kullanarak, bunun petrol fiyatlarını kontrol altında tuttuğunu savundu. Trump, fiyatların varil başına 85–90 dolar seviyesinde kalmasını buna bağlarken, aksi durumda fiyatların 250 dolara kadar çıkabileceğini iddia etti.</p>

<p><strong>Bölgede askeri hareketlilik ve karşılıklı saldırılar</strong></p>

<p>ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik “kendini savunma” gerekçesiyle yeni hava saldırılarının başlatıldığını duyurdu.</p>

<p>Buna karşılık İran’ın güney kıyılarında ve bazı liman bölgelerinde patlamalar bildirildi.</p>

<p>Bölgedeki deniz taşımacılığında ise tankerler ve ticari gemiler için risk seviyesinin yüksek olduğu belirtildi.</p>

<p><strong>Uluslararası tepkiler ve diplomatik çağrılar</strong></p>

<p>Rusya ve Çin, ABD ile İran arasında artan gerilim sonrası taraflara “itidal” çağrısında bulundu.</p>

<p>Çok sayıda ülke ise bölgesel çatışmaların genişlemesinden endişe duyduklarını açıkladı.</p>

<p>Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ise İran’ın nükleer materyal stoklarına ilişkin daha şeffaf davranması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Diplomasi ve çatışma arasında kırılgan denge</strong></p>

<p>Tüm bu gelişmeler, Washington ile Tahran arasında sınırlı bir diplomatik açılım ihtimalinin gündemde olduğunu gösterirken, sahadaki askeri hareketlilik ve karşılıklı güvensizlik sürecin kırılganlığını artırıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre, olası bir anlaşma girişimi enerji güvenliği, küresel ticaret yolları ve bölgesel çatışmaların seyrini doğrudan etkileyebilecek nitelikte.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/hurmuz-bogazi-gerilimi-abd-iran-arasinda-savas-ve-diplomasi-ayni-anda</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/trump-23.jpeg" type="image/jpeg" length="60539"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çinli otomotiv devi BYD, Türkiye planlarını erteledi: Öncelik Avrupa üretiminde]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/cinli-otomotiv-devi-byd-turkiye-planlarini-erteledi-oncelik-avrupa-uretiminde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/cinli-otomotiv-devi-byd-turkiye-planlarini-erteledi-oncelik-avrupa-uretiminde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çinli elektrikli otomobil üreticisi BYD’nin Manisa’da kurmayı planladığı üretim tesisini askıya alması, şirketin Türkiye yatırımlarının geleceğine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p><strong>Yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım ve 5 bin kişilik istihdam vaadiyle duyurulan proje beklemeye alınırken, şirketin önceliğini Avrupa’daki üretim kapasitesini artırmaya verdiği bildirildi.</strong></p>

<p><strong>Manisa yatırımı beklemeye alındı</strong></p>

<p>BYD, 2024 yılında Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde yıllık 150 bin araç üretim kapasitesine sahip bir fabrika kuracağını açıklamıştı. Projenin inşaat sürecinin 2026 yılında başlaması ve tesisin faaliyete geçmesiyle yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlanması öngörülüyordu.</p>

<p>Ancak şirketin Türkiye’deki yatırım planlarını şimdilik durdurduğu ve projeyi belirsiz bir tarihe ertelediği belirtildi. Karar, BYD’nin Avrupa’daki üretim faaliyetlerine ağırlık verme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Türkiye’de teşviklerden yararlanmıştı</strong></p>

<p>BYD’nin yatırım taahhüdü karşılığında Türkiye’de bazı özel düzenlemelerden yararlandığı biliniyor. Şirkete, Çin menşeli elektrikli ve hibrit araçlara uygulanan yüzde 40’lık ek gümrük vergisinden muafiyet sağlanmış, böylece Türkiye pazarında önemli satış rakamlarına ulaşmasının önü açılmıştı.</p>

<p>Manisa’da üretim tesisi kurulacağı gerekçesiyle verilen teşvikler ve vergi avantajlarının ardından fabrikanın hayata geçirilmemesi, bundan sonraki sürece ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>

<p><strong>BYD’nin odağında Avrupa var</strong></p>

<p>Şirket yönetimi, önceliğin Avrupa’daki üretim yatırımlarına verildiğini açıkladı. BYD Başkan Yardımcısı Stella Li, Reuters’a yaptığı açıklamada, Macaristan’ın şu anda şirket için en önemli üretim merkezi konumunda olduğunu belirtti.</p>

<p>BYD’nin Güney Macaristan’daki Szeged kentinde kurduğu fabrikanın 2026’nın son çeyreğinde üretime başlaması planlanıyor. Bu tesis, şirketin Avrupa’daki ilk üretim üssü olacak.</p>

<p><strong>Güney Avrupa’da yeni fabrika arayışı</strong></p>

<p>BYD, Avrupa’daki üretim ağını genişletmek amacıyla Güney Avrupa’da yeni bir tesis için de araştırmalar yürütüyor. Şirketin değerlendirdiği ülkeler arasında İspanya’nın da bulunduğu ifade edildi.</p>

<p>Şirket yetkilileri, sıfırdan fabrika inşa etmek yerine mevcut bir otomotiv tesisini satın alıp dönüştürmenin daha hızlı bir çözüm olacağını belirtiyor. Bu yaklaşımın, Avrupa Birliği’nin Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara uyguladığı ek gümrük vergilerinin etkisini azaltmayı amaçladığı kaydediliyor.</p>

<p><strong>Avrupa satışları hızla artıyor</strong></p>

<p>BYD’nin Avrupa pazarındaki büyümesi dikkat çekiyor. Şirketin Avrupa’daki satışları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 270 artarak yaklaşık 188 bin araca ulaştı. 2026 yılının ilk beş ayında ise satışların yüzde 144 artışla 100 bin adedi aştığı bildirildi.</p>

<p>Şirket, uzun vadede Avrupa’da sattığı araçların yaklaşık yüzde 70’ini kıta içinde üretmeyi hedefliyor.</p>

<p><strong>Türkiye pazarındaki tablo değişti</strong></p>

<p>Türk basınında yer alan bilgilere göre BYD, geçen yıl Türkiye’de 45 bin 537 araç satışı gerçekleştirdi. Ancak 2026’nın ilk yarısında satışlarda belirgin bir gerileme yaşandığı belirtiliyor.</p>

<p>Sektör kaynakları, bu düşüşte Türkiye’nin yerli elektrikli otomobil markası TOGG’un pazardaki yükselişinin de etkili olduğunu ifade ediyor.</p>

<p><strong>Projenin geleceği belirsiz</strong></p>

<p>BYD’nin Manisa yatırımını tamamen iptal edip etmediğine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Şirket, projeyi yalnızca askıya aldığını belirtirken, fabrikanın ne zaman hayata geçirileceği konusunda herhangi bir takvim paylaşmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle Türkiye’deki yatırımın geleceği ve daha önce sağlanan teşviklerin akıbeti önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek başlıklar arasında yer alıyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/cinli-otomotiv-devi-byd-turkiye-planlarini-erteledi-oncelik-avrupa-uretiminde</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 19:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/byd2.JPG" type="image/jpeg" length="67821"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'nin vize engeli Dünya Kupası'nı gölgeledi: Futbolcular ve hakemler sınırda takıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/abdnin-vize-engeli-dunya-kupasini-golgeledi-futbolcular-ve-hakemler-sinirda-takildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/abdnin-vize-engeli-dunya-kupasini-golgeledi-futbolcular-ve-hakemler-sinirda-takildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 FIFA Dünya Kupası'nın başlamasına günler kala, turnuva sahadaki rekabetten çok ABD'nin sıkı göç ve sınır politikaları nedeniyle gündeme geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak ev sahipliğinde düzenlenecek organizasyon öncesinde bazı futbolcular, görevliler ve taraftarların vize ve giriş sorunları yaşaması, spor ile siyasetin yeniden iç içe geçtiği yönündeki tartışmaları büyüttü.</p>

<p><strong>Somalili FIFA hakemine ABD engeli</strong></p>

<p>Tepkilerin merkezinde, FIFA tarafından Dünya Kupası'nda görev yapmak üzere seçilen Somalili hakem Omar Artan'ın ABD'ye alınmaması yer aldı.</p>

<p>Miami Havalimanı'nda durdurulan Artan'ın ülkeye girişine izin verilmedi. FIFA, hakemin turnuva öncesi eğitim programlarına ve organizasyondaki görevlerine katılamayacağını doğrularken, ABD makamlarının kararında değişiklik öngörülmediğini bildirdi.</p>

<p><img alt="" height="495" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/artan.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, giriş yasağı kararının ardından ilk kez somut bir gerekçe açıkladı. Yetkili, yapılan incelemelerde Artan'ın "terör örgütü olduğu iddia edilen bazı kişilerle bağlantılarının tespit edildiğini" öne sürdü. Beyaz Saray'ın Dünya Kupası organizasyonundan sorumlu yetkililerinden Andrew Giuliani de kararı savunarak, ülkeye girişine izin verilmeyen kişilerin futbolcu ya da teknik ekip üyeleri olmadığını belirtti. Giuliani, "Kötü niyetli kişilerin Dünya Kupası'nı kullanarak ABD'ye giriş yapmasını engellemek istiyoruz" dedi.</p>

<p>New York Times'a konuşan Artan ise gerekli tüm belgeleri ve geçerli vizesi bulunduğunu belirterek giriş yasağının nedenine ilişkin kendisine herhangi bir açıklama yapılmadığını söyledi.</p>

<p>Daha sonra yaşadıklarını anlatan Artan, Miami Havalimanı'nda yaklaşık 11 saat sorgulandığını açıkladı. Somalili hakem, sorgu sırasında seyahati, Somali'deki siyasi durum ve ülkede faaliyet gösteren El Şebab örgütü hakkında sorular yöneltildiğini söyledi. Artan, işlemlerin ardından gözaltında tutulduğunu ve İstanbul'a geri gönderildiğini belirterek, "Ben sadece Dünya Kupası'nda görev alma hayalini gerçekleştirmeye çalışan bir hakemim" ifadelerini kullandı.</p>

<p>FIFA, vize ve göçmenlik işlemlerinin ev sahibi ülkelerin yetkisinde olduğunu belirterek sürece müdahil olmadığını açıkladı. Somali Spor Bakanlığı ise kararı "geçerli bir gerekçe olmaksızın verilmiş bir giriş yasağı" olarak nitelendirerek tepki gösterdi.</p>

<p>Afrika Futbol Konfederasyonu tarafından 2025 yılının hakemi seçilen Artan, Dünya Kupası'nda görev yapacak ilk Somalili hakem olmaya hazırlanıyordu.</p>

<p><strong>İran ve Irak kafileleri de sorun yaşadı</strong></p>

<p>ABD'nin uygulamaları yalnızca hakemlerle sınırlı kalmadı.</p>

<p>İran Milli Takımı'nın Dünya Kupası hazırlıkları sırasında teknik ve idari kadroda yer alan 13 kişinin vize başvurularının reddedildiği bildirildi. Uzayan belirsizlik nedeniyle İran kafilesi hazırlık kampını Arizona yerine Meksika'nın Tijuana kentine taşımak zorunda kaldı.</p>

<p>Irak Milli Takımı'nın yıldız futbolcusu Aymen Hüseyin'in de Şikago Havalimanı'nda yaklaşık yedi saat sorgulandığı, cep telefonunun incelemeye alındığı belirtildi. Takımla birlikte seyahat eden resmi fotoğrafçının ise ülkeye girişine izin verilmediği aktarıldı.</p>

<p><strong>Takımlar ve futbolcular sıkı güvenlik kontrollerinden geçti</strong></p>

<p>Turnuva öncesinde Senegal ve Özbekistan milli takımlarının da yoğun güvenlik uygulamalarına maruz kaldığı görüntüler sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.</p>

<p>Senegal kafilesinin ABD'ye girişte detaylı aramalardan geçirilmesi dikkat çekerken, Özbekistan Milli Takımı'nın hazırlık karşılaşması için geldiği tesise polis köpekleri eşliğinde yapılan kontrollerin ardından alınabildiği görüldü.</p>

<p>Belçika Milli Takımı'nın yıldız oyuncusu Kevin De Bruyne'nin de ülkeye giriş sırasında ek güvenlik incelemesine tabi tutulduğu bildirildi.</p>

<p><strong>Uzmanlardan imaj uyarısı</strong></p>

<p>Bonn Üniversitesi Siyaset Bilimi Enstitüsü öğretim üyesi ve Center for Global Studies Direktörü Hendrik Ohnesorge, yaşananların münferit olaylar gibi görünse de ABD'nin son yıllarda giderek sertleşen göç ve giriş politikalarının bir sonucu olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="" height="384" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/ohnesorge.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="682" /></p>

<p>Ohnesorge'ye göre özellikle Somali gibi bazı ülkeler için uygulanan vize kısıtlamaları ve giriş yasakları Dünya Kupası öncesinde belirsizlik yaratırken, sporcular için öngörülen istisnaların her zaman uygulanmaması ABD'nin uluslararası imajına zarar veriyor.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın geçmişte Somali ve göçmenler hakkında kullandığı sert ifadelerin de bu atmosferin oluşmasında etkili olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.</p>

<p><strong>FIFA'nın sessizliği eleştiriliyor</strong></p>

<p>Yaşanan gelişmeler karşısında FIFA'nın sınırlı açıklamalarla yetinmesi de eleştirilerin hedefinde bulunuyor.</p>

<p>İran, Irak ve Somali örneklerinde federasyonun daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini savunan çevreler, Dünya Kupası gibi küresel bir organizasyonda sporun evrenselliği ilkesinin zarar gördüğünü belirtiyor.</p>

<p>Son aylarda FIFA Başkanı Gianni Infantino ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki yakın ilişki de federasyonun bağımsızlığı ve siyasi tarafsızlığı konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.</p>

<p><strong>Taraftarlar da kısıtlamalardan etkileniyor</strong></p>

<p>ABD'nin sıkı göç politikaları yalnızca takımları değil, taraftarları da etkiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran ve Haiti vatandaşları için uygulanan giriş yasakları nedeniyle çok sayıda taraftarın turnuvaya katılmasının fiilen imkânsız hale geldiği belirtiliyor. Senegal ve Fildişi Sahili vatandaşlarının da vize alma süreçlerinde ciddi zorluklarla karşılaştığı ifade ediliyor.</p>

<p>İnsan hakları örgütleri ve taraftar grupları, sınır kontrolleri ve olası göçmen operasyonlarının birçok kişinin Dünya Kupası seyahatinden vazgeçmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Dünya Kupası daha başlamadan tartışmaların odağında</strong></p>

<p>2026 Dünya Kupası, henüz ilk maç oynanmadan vize engelleri, sınır kontrolleri, güvenlik uygulamaları, yüksek bilet fiyatları ve siyasi tartışmalarla gündeme gelmiş durumda.</p>

<p><img alt="" height="800" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/fifa.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Sporun birleştirici gücünü öne çıkarmayı amaçlayan organizasyonun, turnuva boyunca sahadaki mücadele kadar ev sahibi ülkenin göç politikaları ve uluslararası imajı üzerinden de tartışılmaya devam etmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>"Bu Trump'ın Dünya Kupası değil"</strong></p>

<p>Siyaset bilimci Hendrik Ohnesorge yaşanan tartışmalara rağmen ABD'nin yalnızca Donald Trump yönetimiyle özdeşleştirilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Ohnesorge'ye göre Dünya Kupası'nın düzenleneceği birçok kent, ülkenin kozmopolit ve uluslararası kimliğini yansıtan merkezler arasında yer alıyor. Bu nedenle turnuva, ABD'nin farklı yüzünü dünyaya gösterebilmesi açısından da önemli bir fırsat olarak görülüyor.</p>

<p>"Bu Trump'ın Dünya Kupası değil, bu Trump'ın Amerika'sı da değil" değerlendirmesinde bulunan Ohnesorge, ülkenin çok farklı siyasi ve toplumsal kesimlerden oluştuğunu, organizasyonun da yalnızca federal hükümetin politikaları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Futbol ile siyasetin kesiştiği turnuva</strong></p>

<p>Bununla birlikte uzmanlar, Dünya Kupası'nın düzenlendiği dönemin siyasi açıdan da son derece hassas olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>ABD'nin göç politikaları, yaklaşan ara seçimler ve uluslararası krizler nedeniyle Washington yönetiminin attığı adımların yalnızca iç politikada değil, küresel ölçekte de yakından takip edildiği belirtiliyor. Bu durum, dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birinin kaçınılmaz biçimde siyasi tartışmaların merkezine yerleşmesine neden oluyor.</p>

<p>Özellikle İran ile yaşanan gerilimler, bazı ülke vatandaşlarına yönelik vize kısıtlamaları ve sınır uygulamaları, futbolun evrensel değerleri ile güvenlik politikaları arasındaki dengeyi yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p><strong>FIFA üzerindeki baskı artıyor</strong></p>

<p>Turnuva yaklaştıkça FIFA üzerindeki baskının da artması bekleniyor.</p>

<p>Futbol otoriteleri ve insan hakları kuruluşları, federasyonun yalnızca organizasyonel konularla değil, katılımcıların ve görevlilerin serbest dolaşım hakkını ilgilendiren sorunlarla da daha yakından ilgilenmesi gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Özellikle Somalili hakem Omar Artan'ın turnuva dışında kalması, birçok çevre tarafından Dünya Kupası ruhuna aykırı bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Benzer sorunların başka takım, görevli veya taraftarları etkilemesi halinde FIFA'nın daha güçlü bir tutum almak zorunda kalabileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>Gözler açılış maçına çevrildi</strong></p>

<p>Tüm tartışmalara rağmen futbol dünyasının gözü artık açılış maçına çevrilmiş durumda.</p>

<p>48 takımın katılımıyla şimdiye kadarki en geniş kapsamlı Dünya Kupası olacak organizasyon, üç ülkede oynanacak. (2026 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak üç ülke: Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika.)</p>

<p>104 maçla futbol tarihinin en büyük turnuvalarından biri olarak kayıtlara geçecek.</p>

<p>Ancak 2026 Dünya Kupası, daha ilk düdük çalmadan sporun ötesine taşan tartışmalarla hafızalara kazınmış durumda. Vize engelleri, sınır kontrolleri, güvenlik uygulamaları ve siyasi gerilimler, turnuvanın yalnızca sahadaki sonuçlarla değil, ev sahibi ülkelerin politikalarıyla da anılacağını gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, SPOR, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/abdnin-vize-engeli-dunya-kupasini-golgeledi-futbolcular-ve-hakemler-sinirda-takildi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/wm2.JPG" type="image/jpeg" length="75765"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fransa'dan İsrailli bakana giriş yasağı: Filistinli sivillere yönelik şiddete diplomatik tepki]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/fransadan-israilli-bakana-giris-yasagi-filistinli-sivillere-yonelik-siddete-diplomatik-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/fransadan-israilli-bakana-giris-yasagi-filistinli-sivillere-yonelik-siddete-diplomatik-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa, Batı Şeria'nın ilhakını ve İsrail yerleşimlerinin genişletilmesini desteklediği gerekçesiyle İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'e ülkeye giriş yasağı getirdi. Karar, Batı Şeria'da Filistinli sivillere yönelik artan yerleşimci şiddeti nedeniyle Fransa'nın da aralarında bulunduğu beş ülkenin açıkladığı yeni yaptırım paketi kapsamında alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fransa, işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını savunan ve İsrail yerleşim politikalarının önde gelen destekçileri arasında yer alan İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in ülkeye girişini yasakladı.</strong></p>

<p>Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Fransa'nın İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve Norveç ile koordineli şekilde yeni yaptırım kararları aldığını duyurdu.</p>

<p>Barrot, Smotrich'in Batı Şeria'nın ilhakını, yeni Yahudi yerleşimlerinin kurulmasını, Gazze'nin yeniden yerleşime açılmasını ve Filistin yönetiminin ekonomik olarak zayıflatılmasını aktif biçimde desteklediğini belirterek, bu politikaların uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul edilemeyeceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="" height="402" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/barrot.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="613" /></p>

<p><strong>Yerleşimci şiddetine karşı ortak adım</strong></p>

<p>Fransa'nın aldığı karar kapsamında, Smotrich'in yanı sıra yerleşimci örgütleriyle bağlantılı dört kişi ile şiddet eylemlerine karıştığı belirtilen 21 İsrailli yerleşimcinin de Fransız topraklarına girişine yasak getirildi.</p>

<p>Fransa, Avustralya, Kanada, Norveç ve İngiltere dışişleri bakanlıkları tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Batı Şeria'da Filistinli sivillere yönelik şiddet olaylarının arttığına dikkat çekildi.</p>

<p>Açıklamada, radikal yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarını sürdürdüğü, insan hakları ihlallerinde bulunduğu ve bazı durumlarda İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında hareket ettiği belirtildi. Yerleşimci şiddetinin Filistinlilerin yerlerinden edilmesine, mülklerinin tahrip edilmesine ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesine yol açtığı ifade edildi.</p>

<p>Ortak açıklamada, bu durumun Filistin devletinin yaşayabilirliğini ve iki devletli çözüm perspektifini tehlikeye attığı vurgulandı.</p>

<p><strong>Fransa'nın yasak kararı ikinci kez uygulandı</strong></p>

<p>Smotrich, son aylarda Fransa tarafından giriş yasağı getirilen ikinci İsrailli bakan oldu.</p>

<p>Paris yönetimi, mayıs ayında da İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in ülkeye girişini yasaklamıştı. Kararın, Gazze'ye insani yardım götürmeye çalışan bir filoda gözaltına alınan aktivistlerle ilgili yayımlanan görüntülerin ardından alındığı belirtilmişti.</p>

<p>Ben-Gvir ve Smotrich, Başbakan Benjamin Netanyahu'nun sağ koalisyon hükümetinin en etkili isimleri arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>İsrail'den tepki</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail Dışişleri Bakanlığı, Fransa'nın kararını sert sözlerle eleştirdi.</p>

<p>Bakanlık Sözcüsü Oren Marmorstein, yaptırımların "utanç verici" olduğunu belirterek, kararların Yahudilerin İsrail topraklarında yerleşim hakkına ilişkin siyasi bir tutumu dayatma girişimi olduğunu savundu.</p>

<p>İsrail hükümeti daha önce de benzer yaptırım kararlarını "skandal" olarak nitelendirmişti.</p>

<p><strong>Batı Şeria'daki gerilim sürüyor</strong></p>

<p>İsrail'in 1967 yılından bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlediği saldırının ardından şiddet olayları belirgin şekilde arttı.</p>

<p>Filistin sağlık makamlarının verilerine dayanan uluslararası kaynaklara göre, bu tarihten bu yana Batı Şeria'da İsrail askerleri ve yerleşimciler tarafından 1.080'den fazla Filistinli hayatını kaybetti. İsrail makamları ise aynı dönemde Filistin saldırılarında veya güvenlik operasyonları sırasında 46 İsraillinin öldüğünü açıkladı.</p>

<p>Birleşmiş Milletler tarafından yetkilendirilen bağımsız soruşturma komisyonu da son raporunda, Filistinli sivillerin hem savaşın yıkıcı etkileri hem de yerleşimci şiddeti nedeniyle ağır insani sonuçlarla karşı karşıya kaldığını belirtti.</p>

<p><strong>Yeni yaptırımlar gündemde</strong></p>

<p>Fransa, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Norveç, İsrail hükümetine Batı Şeria'daki şiddet olaylarının faillerini hesap vermeye zorlayacak adımlar atması çağrısında bulundu.</p>

<p>Ortak açıklamada, İsrail'in yerleşimci şiddetini önlemek, sorumlular hakkında kapsamlı soruşturmalar yürütmek ve şiddeti teşvik eden kişi ve kurumlara karşı önlem almakla yükümlü olduğu vurgulandı.</p>

<p>Açıklamada ayrıca, kalıcı barış ve güvenliğin ancak iki devletli çözüm temelinde sağlanabileceği belirtilerek, sahadaki durumun iyileştirilmemesi halinde yeni yaptırımların gündeme gelebileceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/fransadan-israilli-bakana-giris-yasagi-filistinli-sivillere-yonelik-siddete-diplomatik-tepki</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/giris-yasagi.JPG" type="image/jpeg" length="69465"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Peru’da devlet başkanlığı seçiminde solcu aday Sánchez öne geçti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/peruda-devlet-baskanligi-seciminde-solcu-aday-sanchez-one-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/peruda-devlet-baskanligi-seciminde-solcu-aday-sanchez-one-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peru’da 7 Haziran’da gerçekleştirilen devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunda nefes kesen yarış sürerken, oy sayımında sona yaklaşıldıkça dengeler değişti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İlk sonuçlarda sağcı aday Keiko Fujimori’nin önde görünmesine rağmen, kırsal bölgelerden gelen oyların sisteme işlenmesiyle solcu aday Roberto Sánchez rakibinin önüne geçti.</strong></p>

<p>Ulusal Seçim Süreçleri Ofisi'nin (ONPE) açıkladığı verilere göre sandıkların yüzde 95’ten fazlası açıldı. Sonuçlara göre, solcu Peru İçin Birlikte (Juntos por el Peru) ittifakının adayı Roberto Sánchez yaklaşık 8,88 milyon oyla yüzde 50,11 destek oranına ulaşırken, sağcı Popüler Güç Partisi (Fuerza Popular) lideri Keiko Fujimori yaklaşık 8,84 milyon oyla yüzde 49,88’de kaldı.</p>

<p><strong>Kırsal bölgeler sonucu değiştirdi</strong></p>

<p>Seçim gecesi yayımlanan hızlı sayımlarda ve ilk resmi sonuçlarda Fujimori kısa süreliğine önde görünse de, ülkenin uzak ve kırsal kesimlerinden gelen oyların büyük bölümü Sánchez lehine oldu. Bağımsız seçim gözlem kuruluşu Transparencia ile araştırma şirketi Ipsos’un ortak hızlı sayımına göre de Sánchez oyların yüzde 50,3’ünü alırken, Fujimori yüzde 49,7’de kaldı.</p>

<p>Başkent Lima’daki tarihi San Martin Meydanı’nda destekçilerine seslenen Sánchez, zafer konusunda umutlu olduklarını belirterek, “Peru’da değişime inanan yerli topluluklarımıza, köylülerimize, işçilerimize ve toplumun en kırılgan kesimlerine teşekkür ediyorum. Veriler bizi önde gösteriyor ancak resmi sonuçlar açıklanana kadar demokratik sürece saygı duymaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p><strong>Fujimori: Sonuç ne olursa olsun kabul edeceğiz</strong></p>

<p>Dört kez devlet başkanlığına aday olan Keiko Fujimori ise seçim sonuçlarına saygı göstereceğini açıkladı. Seçim gecesi yaptığı açıklamada Fujimori, “Sonuç ne olursa olsun kabul edeceğiz ve rakibimizden de aynı tutumu bekliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Fujimori, 2021 seçimlerinde de benzer şekilde son derece çekişmeli geçen yarışta solcu aday Pedro Castillo’ya çok az farkla kaybetmiş, ancak sonuçları haftalar boyunca tartışmalı hale getiren itirazlarda bulunmuştu.</p>

<p><strong>İki farklı Peru vizyonu</strong></p>

<p>Peru seçmeni ikinci turda birbirinden oldukça farklı iki siyasi projeden birini tercih etmek durumunda kaldı.</p>

<p>Eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori’nin kızı olan Keiko Fujimori, seçim kampanyasında sık sık babasının mirasına atıfta bulundu. Fujimori, ekonomide deregülasyon, özel sektör yatırımlarının teşviki, organize suçla mücadele ve düzensiz göçe karşı sert önlemler vaat etti.</p>

<p>Rakibi Roberto Sánchez ise kendisini ülkenin kırsal ve yerli nüfusunun sesi olarak tanımladı. Daha önce Pedro Castillo hükümetinde dış ticaret bakanlığı yapan 57 yaşındaki siyasetçi, sağlık ve eğitim yatırımlarını artırmayı, devletin ekonomideki rolünü güçlendirmeyi ve yolsuzlukla mücadeleyi öncelik haline getireceğini açıkladı. Sánchez ayrıca görevden alınmasının ardından tutuklanan eski Devlet Başkanı Pedro Castillo’yu affedebileceğini de dile getirdi.</p>

<p><strong>Siyasi istikrarsızlık gölgesinde yeni dönem</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda ciddi siyasi krizlerle mücadele eden Peru’da devlet başkanlığı makamı büyük bir istikrarsızlık yaşadı. Güney Amerika ülkesinde son on yıl içinde dokuz farklı devlet başkanı görev yaptı. Parlamento ile yürütme arasındaki sert çekişmeler, hükümet krizlerini derinleştiren başlıca unsurlar arasında yer aldı.</p>

<p>Resmi seçim sonuçlarının temmuz ayı ortasına kadar kesinleşmesi bekleniyor. Seçimin galibi, Peru Anayasası gereği ülkenin bağımsızlık günü olan 28 Temmuz’da görevi devralacak. Ancak kim kazanırsa kazansın, karşısında derin siyasi kutuplaşmanın yaşandığı ve değişim beklentisinin yüksek olduğu bir Peru bulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/peruda-devlet-baskanligi-seciminde-solcu-aday-sanchez-one-gecti</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/peru.jpg" type="image/jpeg" length="39275"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çin'den Tayvan açıklarında "özel operasyon", Tayvan karşılık verdi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/cinden-tayvan-aciklarinda-ozel-operasyon-tayvan-karsilik-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/cinden-tayvan-aciklarinda-ozel-operasyon-tayvan-karsilik-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin'in, Tayvan'ın doğusundaki sularda başlattığını duyurduğu "özel deniz hukuku uygulama operasyonu" bölgede yeni bir gerilime yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tayvan yönetimi, Pekin'in faaliyetlerine karşılık olarak bölgeye sahil güvenlik gemileri gönderdiğini açıklarken, söz konusu operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu.</strong></p>

<p><strong>Pekin'den "özel deniz operasyonu" açıklaması</strong></p>

<p>Çin Ulaştırma Bakanlığı, Fujian ve Guangdong eyaletlerinden sahil güvenlik unsurlarının seferber edilerek Tayvan Adası'nın doğusundaki sularda "deniz trafiği mevzuatının uygulanmasına yönelik özel bir operasyon" başlatıldığını duyurdu.</p>

<p>Çin'in resmi haber ajansı Xinhua'nın aktardığına göre operasyon, Japonya ile Filipinler'in Tayvan yakınlarındaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakereler başlatacaklarını açıklamalarına karşı alınmış "gerekli bir tedbir" olarak tanımlandı.</p>

<p>Pekin yönetimi, Japonya ve Filipinler'in deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik girişimini "yasadışı" olarak nitelendirirken, söz konusu sular üzerinde münhasır hak iddiasını yineledi.</p>

<p>Çin makamları operasyonun süresi, kapsamı ve bölgeye kaç gemi gönderildiği konusunda ayrıntılı bilgi paylaşmadı.</p>

<p><strong>Tayvan: Uluslararası hukuk ihlal ediliyor</strong></p>

<p>Tayvan Sahil Güvenliği ise Çin'in faaliyetlerine karşılık olarak bölgeye birden fazla devriye gemisi gönderdiğini açıkladı.</p>

<p>Yapılan açıklamada, Çin'e ait dört sahil güvenlik gemisinin Xiamen Limanı'ndan ayrılarak Tayvan'ın güneybatısındaki kısıtlı sulardan geçtiği belirtilirken, Tayvan'ın da bu faaliyetleri izlemek amacıyla beşten fazla gemi sevk ettiği kaydedildi.</p>

<p>Tayvan yönetimi, Çin'in yürüttüğü operasyonun uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunurken, Çin gemilerinin operasyon boyunca yakından takip edildiğini bildirdi.</p>

<p>Taipei ayrıca Japonya ile Filipinler arasında yürütülen deniz sınırı görüşmelerine Tayvan'ın da dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>İlk kez koordineli faaliyet tespit edildi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tayvan makamları, 6 Haziran'da Güney Çin Denizi'nin kuzeyindeki Dongsha (Pratas) Adaları yakınlarında bir Çin araştırma gemisinin sahil güvenlik gemisi eşliğinde faaliyet yürüttüğünü açıkladı.</p>

<p>Tayvan Sahil Güvenliği, bunun "Çin'e ait bir araştırma gemisi ile sahil güvenlik unsurunun Tayvan'a yönelik koordineli faaliyet yürüttüğünün belgelenen ilk örneği" olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>Japonya ve Filipinler'in görüşmeleri gerilimi artırdı</strong></p>

<p>Tokyo ve Manila yönetimleri geçtiğimiz ay iki ülkenin münhasır ekonomik bölgeleri ile kıta sahanlıkları arasındaki sınırların belirlenmesine yönelik resmi görüşmelere başlayacaklarını duyurmuştu.</p>

<p>Son yıllarda Çin'in bölgedeki deniz yetki alanı iddiaları nedeniyle Japonya ile Filipinler arasındaki güvenlik ve denizcilik iş birliği önemli ölçüde arttı.</p>

<p>Çin ise hem Doğu Çin Denizi'nde Japonya ile hem de Güney Çin Denizi'nde Filipinler ile egemenlik ve deniz yetki alanları konusunda anlaşmazlıklar yaşıyor. Bölgede sahil güvenlik ve deniz kuvvetleri unsurları arasında zaman zaman gergin karşılaşmalar yaşanıyor.</p>

<p><strong>ABD'den Tayvan'a savunma çağrısı</strong></p>

<p>Öte yandan ABD'nin Taipei'deki fiili temsilcisi Raymond Greene, Tayvan'ın savunma kapasitesini artırması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Greene, katıldığı bir forumda Tayvan'ın Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki çatışmalardan dersler çıkarması gerektiğini belirterek, adanın Çin karşısındaki askeri dengesini koruyabilmesi için savunma hazırlıklarını güçlendirmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Çin, Tayvan'ı kendi toprağının bir parçası olarak görüyor ve gerektiğinde güç kullanarak ada ile yeniden birleşebileceğini savunuyor. Tayvan ise kendisini egemen bir yönetim olarak tanımlamayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/cinden-tayvan-aciklarinda-ozel-operasyon-tayvan-karsilik-verdi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/china.JPG" type="image/jpeg" length="62886"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya, BM Güvenlik Konseyi seçimlerinde ilk kez elendi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-bm-guvenlik-konseyi-secimlerinde-ilk-kez-elendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanya-bm-guvenlik-konseyi-secimlerinde-ilk-kez-elendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin 2027-2028 dönemi geçici üyeliği için yürüttüğü kampanyada beklenmedik bir yenilgi alarak, yeniden birleşmenin gerçekleştiği 1990 yılından bu yana ilk kez konseye seçilemedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p><strong>New York'ta BM Genel Kurulu'nda yapılan gizli oylamada Almanya, kendi bölgesel grubu olan Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu'nda Avusturya ve Portekiz'in gerisinde kaldı.</strong></p>

<p>193 üye ülkenin oy kullandığı seçimde Portekiz 134, Avusturya 131, Almanya ise 104 oy aldı. Geçici üyelik için gerekli olan üçte iki çoğunluk şartını yalnızca Portekiz ve Avusturya sağlayabildi.</p>

<p><strong>Berlin'de şok etkisi</strong></p>

<p>Almanya, yeniden birleşmeden bu yana her sekiz yılda bir BM Güvenlik Konseyi'ne girmeyi başarmış ve bugüne kadar altı kez geçici üye olarak görev yapmıştı. Son olarak 2019-2020 döneminde konseye seçilen ülkenin bu kez başarısız olması Berlin'de geniş yankı uyandırdı.</p>

<p>Seçim sonucunun ardından açıklama yapan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, sonucun ülkenin uluslararası sorumluluklarını değiştirmediğini belirterek, <strong>"Almanya çok taraflı sistemin güvenilir bir direği olmaya devam edecektir" </strong>dedi. Merz ayrıca seçimi kazanan Avusturya ve Portekiz'i tebrik ederek bu ülkelerle yakın iş birliğinin süreceğini vurguladı.</p>

<p><strong>Hükümetten "Geç adaylık" savunması</strong></p>

<p>Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise yenilginin temel nedenlerinden birinin Almanya'nın adaylığını rakiplerinden çok daha geç açıklaması olduğunu söyledi.</p>

<p>Wadephul, Avusturya'nın adaylığını 2011'de, Portekiz'in ise 2013'te ilan ettiğini hatırlatarak Almanya'nın yarışa geç katıldığını belirtti. Bakan ayrıca Almanya'nın Ukrayna'ya verdiği güçlü desteğin Rusya'nın karşı propaganda faaliyetlerine neden olduğunu savundu.</p>

<p>Gazze savaşı nedeniyle Almanya'nın İsrail'e yönelik tarihsel sorumluluğunun da bazı ülkelerin oy tercihlerinde etkili olmuş olabileceğini dile getiren Wadephul, seçim öncesinde daha olumlu bir sonuç beklediğini kabul etti.</p>

<p><strong>Muhalefetten sert eleştiriler</strong></p>

<p>Seçim sonucu Almanya'da muhalefet partilerinin de sert tepkilerine yol açtı.</p>

<p>Muhalefetteki Yeşiller Partisi Eş Başkanı Franziska Brantner, sonucu Başbakan Merz ve Dışişleri Bakanı Wadephul açısından "diplomatik bir hezimet" olarak nitelendirirken, Almanya'nın son aylarda uluslararası alanda önemli ölçüde güven kaybettiğini söyledi.</p>

<p>Sol Parti Genel Başkanı Ines Schwerdtner ise Almanya'nın Gazze, Venezuela ve İran konularında uluslararası hukuk ihlallerine karşı yeterince net tavır göstermemesinin bu sonucun ortaya çıkmasında etkili olduğunu savundu.</p>

<p>Aşırı sağcı AfD'nin lideri Alice Weidel ise sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Bir rezalet diğerini izliyor" ifadeleriyle hükümeti hedef aldı.</p>

<p>SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu da Almanya'nın dış politikada daha tutarlı ve ilkeli bir çizgi izlemesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>"Uluslararası hukukta çifte standart algısı oluştu"</strong></p>

<p>Karaahmetoğlu, Almanya'nın uzun yıllar boyunca uluslararası hukukun ve çok taraflı diplomasinin güçlü savunucularından biri olarak görüldüğünü ancak son dönemde bu algının zedelendiğini söyledi.</p>

<p>Özellikle Gazze'deki insani kriz karşısında Berlin'in tutumunun birçok ülkede tepki çektiğini ifade eden Karaahmetoğlu, Almanya'nın bazı uluslararası krizlerde farklı standartlar uyguladığı yönündeki eleştirilerin ülkenin küresel itibarını olumsuz etkilediğini dile getirdi.</p>

<p>SPD Federal Meclis Grubu Dış Politika Sözcüsü Adis Ahmetovic de seçim sonucunun Almanya'nın uluslararası alandaki algısına ilişkin önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, "Uluslararası hukuku savunduğunu söyleyen bir ülke, bunu her durumda aynı kararlılıkla göstermek zorundadır" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Güvenlik Konseyi'ne kimler seçildi?</strong></p>

<p>Yapılan seçimlerde 2027-2028 dönemi için geçici üyeliğe seçilen ülkeler şöyle oldu:</p>

<ul>
 <li>Avusturya</li>
 <li>Portekiz</li>
 <li>Zimbabve</li>
 <li>Trinidad ve Tobago</li>
</ul>

<p>Asya grubu için yapılan ilk tur oylamada ise Kırgızistan ve Filipinler gerekli çoğunluğu sağlayamadığı için seçim ikinci tura kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Almanya için bir uyarı mı?</strong></p>

<p>Uzmanlar ve siyasetçiler, Almanya'nın ilk kez BM Güvenlik Konseyi dışında kalmasının yalnızca diplomatik bir yenilgi değil, aynı zamanda Berlin'in son yıllardaki dış politika tercihleri hakkında uluslararası toplumun verdiği önemli bir mesaj olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Almanya'nın Ukrayna savaşı, Gazze'deki soykırım ve diğer uluslararası çatışmalardaki tutumunun dünya genelinde farklı şekillerde algılandığına dikkat çeken gözlemciler, Berlin'in önümüzdeki dönemde uluslararası hukuk, insani yardım ve çok taraflı diplomasi alanlarında güven tazelemek için daha kapsamlı adımlar atmak zorunda kalabileceğini ifade ediyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-bm-guvenlik-konseyi-secimlerinde-ilk-kez-elendi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/bm-3.JPG" type="image/jpeg" length="34408"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump’tan Küba’ya yeni baskı sinyali: “İran’dan sonra ilgileneceğiz”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/trumptan-kubaya-yeni-baski-sinyali-irandan-sonra-ilgilenecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/trumptan-kubaya-yeni-baski-sinyali-irandan-sonra-ilgilenecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Küba yönetimini hedef alan açıklamalarına yenilerini eklerken, Washington yönetimi de Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ve bazı üst düzey isimlere yönelik yeni yaptırımlar açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Trump’ın “İran ile işimiz biter bitmez Küba ile ilgileneceğiz” sözleri, ABD’nin Karayipler’deki politikalarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.</strong></p>

<p><strong>Washington’dan Havana’ya yeni yaptırımlar</strong></p>

<p>ABD yönetimi, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, eşi ve bazı aile üyeleriyle birlikte eski Devlet Başkanı Raúl Castro ailesinden bazı isimlere yeni ekonomik yaptırımlar uygulama kararı aldı.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptırımların Küba yönetiminin mali ve kurumsal ağlarını hedef aldığını belirterek, yaptırım listesine alınan kurumlarla iş yapan kişi ve şirketlerin de yaptırım riskiyle karşı karşıya kalabileceğini açıkladı.</p>

<p>Washington ayrıca Küba Silahlı Kuvvetleri Bakanlığı ve bazı devlet bağlantılı kuruluşları da yaptırım kapsamına aldı.</p>

<p><strong>Trump: “Küba çökmüş durumda”</strong></p>

<p>Trump, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada Küba’nın ekonomik ve siyasi açıdan ciddi bir kriz yaşadığını savundu.</p>

<p>“Küba neredeyse tamamen çökmüş durumda. İran ile işimizi bitirir bitirmez orayla ilgileneceğiz. Her seferinde tek bir meseleyle uğraşmayı severim” diyen Trump, Küba halkına yardım etmek istediklerini öne sürdü.</p>

<p>ABD Başkanı ayrıca daha önce de Küba için “başarısız bir ülke” ifadesini kullanmış, Washington’un ülkeye ilişkin “çok iyi planları” olduğunu söylemişti.</p>

<p><strong>Havana’dan sert yanıt</strong></p>

<p>Küba Devlet Başkanı Díaz-Canel ise Washington’un açıklamalarına ve yaptırımlarına sert tepki gösterdi.</p>

<p>ABD yönetimini “saldırganlık” ve “çarpık siyaset” yürütmekle suçlayan Díaz-Canel, Küba’nın dış baskılara boyun eğmeyeceğini söyledi.</p>

<p>“Küba halkına zarar vermeyi amaçlayan bu politikalar karşısında geri adım atmayacağız” diyen Kübalı lider, ülkesinin egemenliğini savunmaya devam edeceklerini vurguladı.</p>

<p><strong>Ekonomik kriz derinleşiyor</strong></p>

<p>Yaklaşık altmış yıldır ABD ambargosu altında bulunan Küba, son yılların en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşıyor.</p>

<p>Enerji sıkıntısı, yakıt yetersizliği, uzun süreli elektrik kesintileri ve temel tüketim ürünlerindeki eksiklikler ülke genelinde günlük yaşamı zorlaştırıyor. Son yıllarda yüz binlerce Kübalının ülkeyi terk ederek başta ABD olmak üzere farklı ülkelere göç ettiği belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, Washington’un son dönemde uyguladığı ek yaptırımların ve enerji akışına yönelik baskıların, Küba ekonomisi üzerindeki yükü daha da artırdığı görüşünde.</p>

<p><strong>Askeri müdahale iddiaları tartışılıyor</strong></p>

<p>Trump’ın son açıklamaları bazı uluslararası medya kuruluşlarında, ABD’nin Küba’ya yönelik olası yeni hamleleri hakkında spekülasyonlara yol açtı.</p>

<p>Özellikle Karayipler’de son aylarda artan ABD askeri hareketliliği ve Washington’un Havana yönetimine yönelik sertleşen söylemi dikkat çekiyor. Ancak şu ana kadar ABD yönetimi tarafından Küba’ya yönelik herhangi bir askeri operasyon planlandığını doğrulayan resmi bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>Birçok uzman da doğrudan bir askeri müdahalenin son derece maliyetli ve riskli olacağı görüşünü dile getirirken, Washington’un önceliğinin ekonomik baskıyı artırmak ve Havana yönetimini siyasi tavizlere zorlamak olduğu değerlendirmesinde bulunuyor.</p>

<p><strong>Küba-ABD geriliminde yeni dönem</strong></p>

<p>1959’daki Küba devrimi sonrasında gerilen ABD-Küba ilişkileri, uzun yıllardır yaptırımlar ve diplomatik krizlerle şekilleniyor.</p>

<p>Trump yönetiminin son dönemde attığı adımlar, iki ülke arasındaki gerilimin yeniden tırmanabileceğine işaret ederken, Havana ise ekonomik zorluklara rağmen dış baskılara direnmeye devam edeceğini vurguluyor.</p>

<section dir="auto">
<p>Uzmanlar, önümüzdeki dönemde ABD’nin yeni yaptırımlar açıklayabileceğini, ancak Washington ile Havana arasındaki mücadelenin esas olarak ekonomik ve diplomatik alanda süreceğini değerlendiriyor.</p>

<p><strong>Trump yönetiminin hedefi ne?</strong></p>

<p>Trump yönetiminin Küba politikasının arkasında yalnızca ideolojik nedenlerin değil, ekonomik ve jeopolitik hesapların da bulunduğu değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD’deki bazı çevreler, Küba’nın sahip olduğu limanlar, turizm potansiyeli, doğal kaynakları ve Karayipler’deki stratejik konumu nedeniyle Washington açısından önemli bir hedef olmaya devam ettiğini belirtiyor. Özellikle Çin, Rusya, İran ve Venezuela ile ilişkilerini sürdüren Havana yönetiminin, ABD'nin bölgesel politikalarına meydan okuyan son ülkelerden biri olarak görüldüğü ifade ediliyor.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da son açıklamalarında Küba’yı “ABD ulusal güvenliği açısından tehdit oluşturan ülkelerden biri” olarak nitelendirerek Havana’nın Washington karşıtı ülkelerle iş birliğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Muhalifler ve uzmanlar uyarıyor</strong></p>

<p>Öte yandan birçok uluslararası uzman ve insan hakları kuruluşu, yaptırımların Küba yönetiminden çok sıradan vatandaşları etkilediğini savunuyor.</p>

<p>Ekonomik baskının artmasının gıda, ilaç ve enerji krizini daha da ağırlaştırabileceği belirtilirken, yeni yaptırımların kitlesel göç hareketlerini hızlandırabileceği uyarısında bulunuluyor. Son yıllarda yüz binlerce Kübalının ülkeyi terk etmesi, Washington açısından da önemli bir siyasi başlık olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Bazı analistler ise Trump yönetiminin Küba’ya yönelik sert söylemlerinin, ABD iç siyasetinde özellikle Florida’daki Küba kökenli seçmenlere yönelik bir mesaj niteliği taşıdığı görüşünde.</p>

<p><strong>Bölgesel dengeler açısından kritik süreç</strong></p>

<p>Küba’ya yönelik baskının artırılması, yalnızca Havana-Washington hattını değil, Latin Amerika’daki siyasi dengeleri de etkileyebilir.</p>

<p>Son dönemde ABD ile mesafeli ilişkiler yürüten bazı Latin Amerika ülkelerinin Küba’ya destek vermesi beklenirken, bölgedeki sol hükümetlerin Washington’un yeni yaptırımlarına nasıl tepki vereceği merak konusu.</p>

<p>Uzmanlara göre önümüzdeki aylarda ABD-Küba ilişkilerinde tansiyonun daha da yükselmesi olası görünüyor. Ancak mevcut koşullarda Washington’un önceliğinin doğrudan askeri müdahaleden ziyade ekonomik yaptırımlar, diplomatik baskı ve siyasi izolasyon politikalarıyla Havana üzerindeki baskıyı artırmak olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Böylece İran, Venezuela ve Küba gibi ABD ile gerilim yaşayan ülkeler etrafında şekillenen yeni jeopolitik denklem, Trump yönetiminin dış politika gündeminde önemli bir yer tutmaya devam ediyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/trumptan-kubaya-yeni-baski-sinyali-irandan-sonra-ilgilenecegiz</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/kuba-6.JPG" type="image/jpeg" length="59342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en büyük itfaiye ve kurtarma fuarı INTERSCHUTZ 2026 başladı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/dunyanin-en-buyuk-itfaiye-ve-kurtarma-fuari-interschutz-2026-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/dunyanin-en-buyuk-itfaiye-ve-kurtarma-fuari-interschutz-2026-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın itfaiye, kurtarma, sivil savunma ve afet yönetimi alanındaki en önemli fuarlarından biri olarak kabul edilen INTERSCHUTZ 2026, Almanya’nın Hannover kentinde kapılarını açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beş yılda bir düzenlenen uluslararası fuar, 1-6 Haziran tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak.</strong></p>

<p>Bu yıl “Safeguarding Tomorrow” (Yarını Korumak) temasıyla gerçekleştirilen fuarda, yangınla mücadele, kurtarma hizmetleri, afet yönetimi, çevre koruma ve güvenlik alanlarındaki en yeni teknolojiler sergileniyor.</p>

<p>Fuara bu yıl 54 ülkeden yaklaşık 1.800 firma katılıyor. Organizatörlerin verdiği bilgilere göre INTERSCHUTZ 2026, katılımcı sayısı bakımından fuar tarihinin en büyük organizasyonu olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 125 bin profesyonel ziyaretçinin fuarı ziyaret etmesi bekleniyor.</p>

<p>Katılımcı firmaların büyük bölümü Almanya’dan gelirken, Avusturya, Çin, Türkiye ve İtalya en fazla temsil edilen ülkeler arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Yapay zekâ ve iklim krizi öne çıkıyor</strong></p>

<p>Hannover Fuar Alanı’ndaki dokuz salonda düzenlenen etkinlikte, kasklardan müdahale araçlarına, haberleşme sistemlerinden kontrol merkezi teknolojilerine kadar geniş bir ürün yelpazesi tanıtılıyor.</p>

<p>Bu yılın öne çıkan başlıkları arasında iklim krizinin yol açtığı sel ve orman yangınlarıyla mücadele, yapay zekâ destekli acil durum yönetim sistemleri, robotik uygulamalar ve sürdürülebilir teknolojiler bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fuarda ayrıca yangın söndürme araçları, kurtarma ekipmanları, sağlık ve ilk yardım teknolojileri, koruyucu ekipmanlar, alarm ve haberleşme sistemleri ile güvenlik çözümleri sergileniyor.</p>

<p><strong>Mobil sahra hastanesi ilk kez tanıtılıyor</strong></p>

<p>INTERSCHUTZ 2026’nın dikkat çeken yeniliklerinden biri de Alman Kızılhaçı’nın (DRK) kurduğu mobil sahra hastanesi oldu. Yaklaşık 3 bin metrekarelik alana kurulan hastanede ziyaretçiler, kriz ve afet bölgelerinde sağlık hizmetlerinin nasıl organize edildiğini yakından inceleme fırsatı buluyor.</p>

<p><strong>Orman yangınlarına özel kamp</strong></p>

<p>Fuar kapsamında ilk kez kurulan “Wildfire Camp” (Orman Yangını Kampı) alanında ise Almanya ve farklı ülkelerden uzmanlar, orman ve bitki örtüsü yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesine yönelik yeni yöntemleri tanıtıyor.</p>

<p>Ayrıca EXPO çatısı altında oluşturulan yüksekte kurtarma pavyonu da fuarın yenilikleri arasında yer alıyor. Altı gün boyunca yalnızca yüksekte kurtarma konusuna odaklanacak alanda çeşitli gösteriler ve eğitim programları düzenlenecek. Fuarın son gününde ise Alman yüksekte kurtarma ekiplerinin ulusal performans yarışması gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>Sektörün geleceği Hannover’de şekilleniyor</strong></p>

<p>Dünya genelinde itfaiye teşkilatları, kurtarma ekipleri, sivil savunma kuruluşları ve afet yönetimi uzmanlarını bir araya getiren INTERSCHUTZ, yalnızca yeni teknolojilerin tanıtıldığı bir platform olmanın ötesinde, geleceğin güvenlik ve afet yönetimi stratejilerinin tartışıldığı uluslararası bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, TEKNOLOJİ, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/dunyanin-en-buyuk-itfaiye-ve-kurtarma-fuari-interschutz-2026-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/hannover-fuar.JPG" type="image/jpeg" length="95634"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Analistler: Rusya'nın saldırıları cephedeki gerilemeyi gizleyemiyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/analistler-rusyanin-saldirilari-cephedeki-gerilemeyi-gizleyemiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/analistler-rusyanin-saldirilari-cephedeki-gerilemeyi-gizleyemiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik son günlerde yüzlerce insansız hava aracı ve füze kullanarak gerçekleştirdiği yoğun saldırılar dikkat çekse de, birçok analist Moskova'nın savaşta giderek daha fazla zorlandığı görüşünde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rus ordusunun Ukrayna'daki ilerleyişi büyük ölçüde yavaşlarken, ağır kayıplar nedeniyle yeni asker bulmakta zorlandığı belirtiliyor. </strong></p>

<p>Donetsk ve Luhansk bölgelerinde zorunlu seferberlik uygulamalarının artırılması da bu sıkıntının işaretleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Viyana merkezli askeri analist Franz-Stefan Gady, Ukrayna'nın bugün bir yıl öncesine kıyasla daha güçlü bir konumda olduğunu belirtirken, bazı uzmanlar Rusya'nın son saldırılarını olası müzakereler öncesinde avantaj elde etme ve uluslararası gündemi yeniden Ukrayna savaşına çevirmeye yönelik bir hamle olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Londra merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI) araştırmacılarından Jack Watling de Ukrayna'nın son dönemde cephede elde ettiği kazanımların savaşın seyrini etkilediğini savunuyor. Watling'e göre Rusya saldırılarını sürdürse de sahadaki askeri performansı geriliyor.</p>

<p>Ukrayna'nın konumu, Avrupa ülkelerinden gelen yeni askeri yardımlarla da güçleniyor. Finlandiya'nın yeni silah paketi ve İsveç'in sağladığı Gripen savaş uçakları bu desteğin son örnekleri arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ukraynalı açık kaynak istihbarat platformu DeepState UA'nın verilerine göre Rusya, son aylarda saldırılarını artırmasına rağmen bazı bölgelerde toprak kaybetti. Analistler, bazı Rus birliklerinin ciddi personel eksikliği yaşadığına dikkat çekiyor.</p>

<p>Batılı istihbarat değerlendirmeleri de Rusya'nın ağır kayıplar verdiğini ortaya koyuyor. İngiliz istihbaratına göre savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık 500 bin Rus askeri hayatını kaybetti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Rusya'nın her ay 15 ila 20 bin asker kaybettiğini söyledi.</p>

<p>Öte yandan ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmeleri de ilerleme kaydetmiyor. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, müzakerelerin durma noktasında olduğunu kabul ederken, Rusya'nın Donbas'ın tamamını kısa vadede kontrol altına alma hedefinin de zorlu göründüğünü ifade etti.</p>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise son saldırıları, Rusya'nın savaşta geri adım atma niyetinde olmadığının göstergesi olarak değerlendirdi. Buna karşın Washington'dan gelen açıklamalar, Ukrayna'nın cephedeki pozisyonuna olan güveninin arttığına işaret ediyor.</p>

<p>Sonuç olarak uzmanlar, Rusya'nın yoğun saldırı kapasitesini korumasına rağmen savaşın dördüncü yılında askeri, ekonomik ve siyasi açıdan giderek daha fazla baskı altında kaldığı görüşünde birleşiyor.</p>

<p><strong><i>Kaynak: Lara Jakes / New York Times</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/analistler-rusyanin-saldirilari-cephedeki-gerilemeyi-gizleyemiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 07:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/savas-8.jpg" type="image/jpeg" length="49033"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’ye “mutlak butlan” kararı dünya basınında geniş yankı buldu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/chpye-mutlak-butlan-karari-dunya-basininda-genis-yanki-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/chpye-mutlak-butlan-karari-dunya-basininda-genis-yanki-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’da görülen davada, CHP’nin 2023 yılında gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı’nın “mutlak butlan” gerekçesiyle geçersiz sayılmasına yönelik karar, uluslararası basında geniş yankı uyandırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p><strong>Bloomberg, Reuters, AFP ve DPA başta olmak üzere çok sayıda yabancı medya kuruluşu, kararı Türkiye’de muhalefetin geleceği açısından kritik bir gelişme olarak değerlendirdi.</strong></p>

<p>Uluslararası haberlerde, kararın yalnızca CHP içindeki dengeleri değil, Türkiye’de siyasal atmosferi, hukuk devleti tartışmalarını ve piyasalardaki güven algısını da etkileyebileceği yorumlarına yer verildi.</p>

<p>ABD merkezli Bloomberg, “Türkiye’de bir mahkeme, muhalefet lideri Özgür Özel’i görevden aldı; bu karar Erdoğan’ın rakiplerine büyük bir darbe vurdu” başlıklı haberinde, Ankara’daki mahkemenin CHP’nin 2023 kurultay sürecine ilişkin usulsüzlük iddialarını kabul ederek “mutlak butlan” yönünde karar verdiğini yazdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haberde, kararın CHP Genel Başkanı Özgür Özel yönetiminin hukuki meşruiyetini tartışmalı hale getirdiği belirtilirken, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden partinin başına dönebileceği ihtimalinin gündeme geldiği ifade edildi.</p>

<p>Bloomberg ayrıca CHP’nin 2024 yerel seçimlerinde AKP karşısında elde ettiği başarının ardından alınan kararın siyasi dengeler açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini kaydetti. Muhalefet çevrelerinin kararı “yargı yoluyla siyasi müdahale” olarak değerlendirdiği aktarılırken, hükümet kanadının ise sürecin hukuki çerçevede ilerlediğini savunduğu belirtildi.</p>

<p>Ajans, siyasi belirsizliğin piyasalarda da etkisini gösterdiğini, yatırımcı çevrelerinde hukuk devleti ve demokratik kurumlara ilişkin kaygıların yeniden öne çıktığını yazdı.</p>

<p>Reuters da benzer şekilde kararı, “Erdoğan’ın rakiplerine vurulan son büyük darbe” olarak değerlendirdi. Haberde, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın usulsüzlük iddiaları gerekçe gösterilerek iptal edildiği, bu gelişmenin son dönemde CHP’ye yönelik yürütülen geniş kapsamlı hukuki süreçlerin devamı niteliğinde görüldüğü ifade edildi.</p>

<p>Reuters, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik süreçle başlayan baskının zaman içinde doğrudan CHP yönetimine yöneldiği yorumuna yer verdi. Ajans, İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en güçlü siyasi rakiplerinden biri olarak görüldüğünü hatırlattı.</p>

<p>Haberde ayrıca CHP’nin tüm suçlamaları reddettiği ve süreci “siyasi amaçlı yargı operasyonu” olarak değerlendirdiği aktarılırken, hükümet yetkililerinin Türkiye’de yargının bağımsız olduğu yönündeki açıklamalarına da yer verildi.</p>

<p>Fransız haber ajansı AFP ise gelişmeyi, “2024 seçimlerinde Erdoğan’ın AKP’sini mağlup eden ana muhalefet partisinin yönetimi görevden uzaklaştırıldı” başlığıyla duyurdu. AFP, kararın Türkiye’de muhalefetin geleceği açısından kritik bir döneme işaret ettiğini belirtti.</p>

<p>Alman basınında yer alan haberlerde de Ankara’daki mahkemenin Özgür Özel ve parti yönetiminin görevden alınmasına hükmettiği, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki yönetimin geçici olarak göreve dönmesinin gündeme geldiği ifade edildi.</p>

<p>DPA ve diğer Alman medya kuruluşları, kararın henüz kesinleşmediğini ancak şimdiden siyasi etkiler yarattığını yazdı. İstanbul Borsası’nda sert düşüş yaşandığı, BIST 100 endeksinin yüzde 6’nın üzerinde gerilemesi sonrası devre kesici uygulandığı aktarıldı.</p>

<p>Haberlere göre CHP yönetimi, kurultay sürecinde delegelere rüşvet verildiği iddialarını reddederken, davanın daha önce düşürüldüğü ancak sonrasında yeniden açıldığına dikkat çekildi.</p>

<p>Uluslararası medya kuruluşları ayrıca CHP içindeki uzun süredir devam eden liderlik tartışmalarına da işaret etti. Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023 seçim yenilgisinin ardından genel başkanlığı Özgür Özel’e devrettiği, ancak parti içinde 'etkisini' koruduğu yorumları öne çıktı.</p>

<p>Kararın ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in parti yöneticileri ve milletvekilleriyle kriz toplantısı yaptığı, CHP teşkilatlarının ise protesto çağrısında bulunduğu bildirildi.</p>

<p>Özel’in sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Size iktidar yolunun güllerle döşeli olduğunu vaat etmiyorum. Acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vaat ediyorum” ifadelerini kullandığı aktarıldı.</p>

<p>CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de kararı “siyasi müdahale” olarak nitelendirerek, “Türkiye bu zorbalığa boyun eğmeyecek” açıklamasında bulundu.</p>

<p>Uluslararası basındaki değerlendirmelerde, kararın Türkiye’de yalnızca muhalefetin geleceği değil, erken seçim tartışmaları, anayasa süreci ve demokratik kurumların işleyişi açısından da yeni bir dönemin başlangıcı olabileceği yorumları öne çıktı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/chpye-mutlak-butlan-karari-dunya-basininda-genis-yanki-buldu</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/chp1-3.JPG" type="image/jpeg" length="24884"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Putin Pekin’de: Rusya’dan Çin’e “Güvenilir enerji tedariki” mesajı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/putin-pekinde-rusyadan-cine-guvenilir-enerji-tedariki-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/putin-pekinde-rusyadan-cine-guvenilir-enerji-tedariki-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin ziyaretinden günler sonra Çin’e resmi ziyaret gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çin Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından Pekin’de askeri törenle karşılanan Putin’in ziyareti, küresel jeopolitik dengelerde yaşanan değişimlerin ve Orta Doğu’daki gerilimlerin gölgesinde gerçekleşti.</strong></p>

<p>Halkın Büyük Salonu önünde düzenlenen törende kırmızı halı serilirken, Çin devlet medyasında yayımlanan görüntülerde Rusya ve Çin bayrakları taşıyan çocuklar da yer aldı.</p>

<p>İki liderin görüşmelerinde enerji iş birliği, stratejik ortaklık, Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve küresel ekonomik dengeler öne çıktı. Ziyaret kapsamında yaklaşık 40 iş birliği anlaşmasının imzalanması bekleniyor.</p>

<p><strong>Putin’den Çin’e enerji güvencesi</strong></p>

<p>Görüşmenin açılışında konuşan Putin, Rusya’nın kriz dönemlerinde de güvenilir enerji tedarikçisi olmaya devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Putin, “Orta Doğu’daki kriz ortamına rağmen Rusya güvenilir bir hammadde tedarikçisi olmayı sürdürüyor. Çin de bu kaynakların sorumlu bir alıcısı olarak hareket ediyor” dedi.</p>

<p>Rus lider, enerji alanındaki iş birliğini Rusya-Çin ilişkilerinin “lokomotifi” olarak tanımladı. Sanayi, tarım, ulaştırma ve yüksek teknoloji alanlarının da ekonomik ortaklıkta öncelikli başlıklar arasında bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Moskova yönetiminin verilerine göre Rusya, Çin’in en büyük enerji tedarikçilerinden biri konumunda bulunuyor. 2025 yılında Çin’e 101 milyon ton petrol ile boru hatları ve sıvılaştırılmış doğal gaz yoluyla 49 milyar metreküp doğal gaz sevk edildiği açıklandı.</p>

<p><strong>“Sibirya’nın Gücü 2” hattı gündemde</strong></p>

<p>Görüşmelerde uzun süredir müzakere edilen “Sibirya’nın Gücü 2” doğal gaz boru hattı projesinin de ele alındığı bildirildi. Rus gazını Moğolistan üzerinden Çin’e ulaştırması planlanan proje, Avrupa pazarındaki kayıpların ardından Moskova açısından stratejik önem taşıyor.</p>

<p>Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Pekin’de yaptığı açıklamada proje konusunda ilerleme beklendiğini söyledi. Gazprom Başkanı Aleksey Miller’in de Rus heyetinde yer aldığı belirtildi.</p>

<p><strong>Xi: “Dünya savaş ve barış arasında kritik eşikte”</strong></p>

<p>Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise görüşmede, Çin ve Rusya’nın kapsamlı stratejik iş birliğini derinleştirmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Şi, Orta Doğu ve Körfez bölgesindeki gelişmelerin “savaş ile barış arasında kritik bir kavşakta” bulunduğunu belirterek çatışmaların durdurulması ve diplomatik müzakerelerin sürdürülmesi çağrısı yaptı.</p>

<p>Çin lideri ayrıca uluslararası sistemin “güçlünün hukukuna” dönüş riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Rusya-Çin anlaşması uzatıldı</strong></p>

<p>Putin ve Şi, iki ülke arasında 25 yıl önce imzalanan “İyi Komşuluk, Dostluk ve İş Birliği Anlaşması”nın uzatılması konusunda da mutabakata vardı.</p>

<p>Şi, anlaşmanın iki ülke arasında uzun vadeli dostluk ve kapsamlı stratejik iş birliğinin temelini oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p>Putin de ziyaret öncesinde yayımladığı mesajında, Rusya-Çin ilişkilerinin “eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaştığını” belirterek, “Kimseye karşı ittifak kurmuyoruz, barış ve ortak refah için çalışıyoruz” dedi.</p>

<p><strong>Trump ziyaretinin ardından dikkat çeken temas</strong></p>

<p>Putin’in Pekin ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta gerçekleştirdiği Çin ziyaretinin hemen ardından gelmesi nedeniyle uluslararası kamuoyunda yakından izleniyor.</p>

<p>Trump’ın ziyaretinde taraflar “yapıcı stratejik istikrar ilişkisi” vurgusu yaparken, Çin’in kısa süre sonra Putin’i ağırlaması Pekin’in hem Washington hem de Moskova ile ilişkilerini dengeli biçimde sürdürme mesajı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Çinli ve Rus yetkililer, iki ülke arasındaki ilişkileri “yeni dönemde kapsamlı stratejik koordinasyon ortaklığı” olarak tanımlıyor. Pekin ve Moskova, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi platformlarda da yakın iş birliğini sürdürüyor.</p>

<p><strong>Çin-Rusya ilişkileri derinleşiyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Batı yaptırımları nedeniyle ekonomik ve diplomatik olarak Çin’e daha fazla yaklaşan Rusya’nın, enerji ihracatında Çin pazarına bağımlılığı son yıllarda arttı.</p>

<p>İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2023 ve 2024 yıllarında 240 milyar doların üzerine çıktı. Rusya’nın ihraç ettiği petrol ve doğal gazın yaklaşık yarısının Çin tarafından satın alındığı belirtiliyor.</p>

<p>İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışında yaşanan risklerin de Çin açısından Rus enerji kaynaklarının önemini artırdığı ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/putin-pekinde-rusyadan-cine-guvenilir-enerji-tedariki-mesaji</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 09:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/putin-ve-si.jpeg" type="image/jpeg" length="73138"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Berlin’de Nakba yürüyüşüne binlerce kişi katıldı: Çok sayıda gözaltı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/berlinde-nakba-yuruyusune-binlerce-kisi-katildi-cok-sayida-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/berlinde-nakba-yuruyusune-binlerce-kisi-katildi-cok-sayida-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Nakba anma gösterilerine bu yıl binlerce kişi katıldı. Filistin yanlısı grupların çağrısıyla gerçekleştirilen yürüyüşlerde Gazze’deki savaşın sona erdirilmesi ve Filistinlilere yönelik İsrail saldırılarının durdurulması talep edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Büyük Felaket” anlamına gelen Nakba, 1948 yılında İsrail devletinin kuruluşu sırasında yaklaşık 700 bin Filistinlinin zorla yerinden edilmesini ifade ediyor. </strong></p>

<p>Berlin’deki Nakba yürüyüşleri son yıllarda güvenlik gerekçesiyle sık sık yasaklanmıştı. Geçen yıl yürüyüşe izin verilmezken yalnızca Kreuzberg’de sabit bir gösteri düzenlenebilmişti.</p>

<p>Bu yıl ise göstericiler Oranienplatz’dan başlayarak Kreuzberg’deki Südstern’e kadar yürüdü. Yaklaşık dört buçuk saat süren gösteriye Berlin polisine göre 9 bine yakın kişi katıldı.</p>

<p><strong>Polis geniş güvenlik önlemleri aldı</strong></p>

<p>Berlin polisi gösteriler için yaklaşık 1400 polis görevlendirdi. Yürüyüş boyunca çok sayıda gözaltı yaşandı. Polis, akşam saatlerine kadar toplam 68 kişinin gözaltına alındığını, 36 olay hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı. Bunların 16’sının “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” şüphesiyle açıldığı bildirildi.</p>

<p>Gösterinin başlangıcında bazı katılımcılar ellerinde Filistin bayraklarıyla Neptün Çeşmesi’ne tırmandı. Polis, dört kişinin kimlik tespitinin yapıldığını ve haklarında çeşitli suçlamalarla işlem başlatıldığını duyurdu.</p>

<p>Berlin Katedrali yakınlarında ise kortej içinden meşale ve havai fişek türü maddelerin kullanıldığı belirtildi. Polis, organizasyon komitesinin müdahalesiyle bunun devamının engellendiğini açıkladı.</p>

<p><strong>Polis müdahaleleri tartışma yarattı</strong></p>

<p>Gösteri sırasında bazı noktalarda polis ile protestocular arasında arbede yaşandı. Gitschiner Straße’deki müdahalede polisin biber gazı kullandığı görüldü. Olay sırasında çok sayıda kişinin, aralarında yaşlı kadınların da bulunduğu göstericilerin, panik halinde alandan uzaklaşmaya çalıştığı aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Organizasyon komitesinden Ali C., polisin müdahalesini “orantısız şiddet” olarak nitelendirerek, çocukların, kadınların ve ailelerin bulunduğu kalabalığa biber gazı sıkıldığını söyledi.</p>

<p>Kottbusser Damm’daki başka bir polis müdahalesinde de güvenlik güçlerinin göstericilere coplarla müdahale ettiği bildirildi. Gözaltına alınan genç bir kadının gözünde şişlik olduğu görüldü.</p>

<p>Berlin polisi ise gösterilerin genel olarak “büyük ölçüde barışçıl” geçtiğini açıkladı.</p>

<p><strong>Sloganlar ve pankartlar dikkat çekti</strong></p>

<p>Gösteriler boyunca Filistin bayraklarının yanı sıra Lübnan ve İran bayrakları da taşındı. Çok sayıda gösterici, Filistinlilerin geri dönüş hakkını simgeleyen kartondan anahtarlar taşıdı.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/demo1-8.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Katılımcılar sık sık “Berlin’den Gazze’ye intifada”, “Gazze’deki soykırımı durdurun”, “Savaşı durdurun” ve “Yaşasın uluslararası dayanışma” sloganları attı.</p>

<p>Yürüyüş sırasında taşınan çok sayıdaki pankartlarda “Gazze’deki soykırımı durdurun”, “İşgal terörüne son”, ''Kolonyalizme son'' ve “Israil bombalıyor, Almanya finanse ediyor” ifadeleri yer aldı. Polis, bazı slogan ve pankartların suç unsuru taşıdığı gerekçesiyle incelendiğini bildirdi.</p>

<p>Gösteri sırasında bazı grupların Arapça sloganlarla Hamas ve Kassam Tugayları lehine ifadeler kullandığı, bu nedenle polis müdahalesi ve gözaltılar yaşandığı aktarıldı.</p>

<p><strong>“Filistin’e dönüş hakkını savunuyoruz”</strong></p>

<p>Gösterinin organizatörlerinden Ali C., Nakba’nın Filistin halkı açısından bir felaket günü olduğunu belirterek, etkinliğin Filistinlilerin geri dönüş hakkını savunmayı amaçladığını söyledi.</p>

<p>Ali C., gösterilerin aynı zamanda İsrail’in Gazze’nin yanı sıra Lübnan ve İran’daki saldırılarına karşı düzenlendiğini ifade etti.</p>

<p>Gösteri, Potsdamer Platz’daki kapanış konuşmalarının ardından akşam saatlerinde sona erdi. Polis, katılımcıların büyük bölümünün toplu taşıma araçlarıyla bölgeden ayrıldığını açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/berlinde-nakba-yuruyusune-binlerce-kisi-katildi-cok-sayida-gozalti</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/palestine.jpeg" type="image/jpeg" length="35774"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD’den eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro’ya iddianame hazırlığı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/abdden-eski-kuba-devlet-baskani-raul-castroya-iddianame-hazirligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/abdden-eski-kuba-devlet-baskani-raul-castroya-iddianame-hazirligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Adalet Bakanlığı’nın, yaklaşık 30 yıl önce iki uçağın düşürülmesi olayıyla bağlantılı olarak eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro hakkında önümüzdeki günlerde iddianame hazırlamaya hazırlandığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Raúl Castro hakkındaki suçlamaların, 1996 yılında ABD merkezli aktivist-insani yardım grubu “Brothers to the Rescue”a ait iki uçağın düşürülmesi olayına dayandığı belirtildi.</strong></p>

<p>ABD büyük jürisinin onayına sunulması beklenen olası iddianame hazırlığı, CIA Direktörü John Ratcliffe’in Kübalı yetkililerle görüşmek üzere Havana’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gündeme geldi.</p>

<p><img alt="" height="449" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/kuba-ve-abd-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>94 yaşındaki Raúl Castro, kardeşi Fidel Castro’nun görevden ayrılmasının ardından Küba yönetimini devralmış, 2021 yılında Komünist Parti liderliğinden çekilerek yarım asrı aşan Castro dönemini fiilen sona erdirmişti.</p>

<p><strong>1996’daki uçak krizi yeniden gündemde</strong></p>

<p>“Brothers to the Rescue” adlı sürgündeki Kübalı muhalif grup, denizdeki Kübalı mültecileri tespit etmeye yönelik faaliyetlerinin yanı sıra Küba kıyılarına Castro karşıtı broşürler bırakmasıyla biliniyordu.</p>

<p>Küba yönetimi, grubun ülke hava sahasını birçok kez ihlal ettiğini savunmuştu. Ancak Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), saldırının uluslararası sularda gerçekleştiği sonucuna varmıştı.</p>

<p>Florida Başsavcılığı mart ayında yaptığı açıklamada, Raúl Castro’nun olaydaki olası rolüne ilişkin soruşturmanın yeniden açıldığını duyurmuştu. Florida Valisi Ron DeSantis ise olası cezai suçlamaları “çok gecikmiş bir adım” olarak değerlendirdi.</p>

<p><strong>CIA Direktörü Havana’da temaslarda bulundu</strong></p>

<p>CIA Direktörü John Ratcliffe, Havana’daki İçişleri Bakanlığı’nda Kübalı mevkidaşıyla bir araya geldi. Görüşmede Raúl Castro’nun torunu Raúl Rodríguez Castro da hazır bulundu.</p>

<p>ABD basınında yer alan haberlere göre Ratcliffe, Küba’ya 100 milyon dolarlık yardım teklifinde bulundu. Yardımın, Havana yönetiminin “temel değişiklikler” yapması şartına bağlandığı ifade edildi.</p>

<p>Bir CIA yetkilisi, CBS News’e yaptığı açıklamada, Washington yönetiminin ekonomik ve güvenlik alanlarında diyaloga açık olduğunu ancak bunun yalnızca Küba’nın belirli değişiklikleri hayata geçirmesi durumunda mümkün olacağını söyledi.</p>

<p><strong>Küba’dan “rejim değişikliği” mesajlarına tepki</strong></p>

<p>Küba hükümeti görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, diyaloğun geliştirilmesini hedeflediklerini ve ülkenin ABD ulusal güvenliği açısından tehdit oluşturmadığını belirtti. Havana yönetimi ayrıca Küba’da herhangi bir terör örgütünün barınmadığını vurguladı.</p>

<p>Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez ise Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS toplantısında ABD’nin Küba’ya yönelik ekonomik ve enerji politikalarını “acımasız” olarak nitelendirdi. Rodríguez, Washington’un üçüncü ülkelere yönelik yaptırım baskısının uluslararası hukuku tehdit ettiğini söyledi.</p>

<p><strong>Enerji krizi derinleşiyor</strong></p>

<p>Küba Enerji Bakanı Vicente de la O Levy, ülkedeki enerji sisteminin ciddi darboğaz içinde olduğunu açıkladı. Bakan, ulusal elektrik şebekesinde 1.500 megavatın üzerinde üretim açığı bulunduğunu, bazı termik santrallerin teknik arızalar nedeniyle devre dışı kaldığını belirtti.</p>

<p>Başkent Havana başta olmak üzere birçok bölgede uzun süreli elektrik kesintileri yaşandığı, sağlık kuruluşları ve stratejik tesislere öncelik verilmesi nedeniyle bazı yerleşim bölgelerinde kesintilerin daha da uzadığı ifade edildi.</p>

<p>ABD’nin son dönemde enerji sevkiyatlarını hedef alan yaptırımları sıkılaştırdığı, potansiyel petrol tedarikçilerine yönelik baskıyı artırdığı belirtiliyor. Washington yönetimi ise Küba’ya yönelik yardım teklifini ekonomik ve güvenlik alanlarında iş birliği çağrısıyla birlikte gündeme getiriyor.</p>

<p><strong>Küba: “Sosyalist sistem müzakere konusu değil”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küba hükümeti, ABD ile sınırlı alanlarda iş birliğine açık olduklarını ancak ülkenin sosyalist sisteminin tartışmaya kapalı olduğunu açıkladı. Havana yönetimi, Çin, Rusya, Vietnam ve Hindistan gibi ülkelerin enerji alanındaki desteklerinin sürdüğünü bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/abdden-eski-kuba-devlet-baskani-raul-castroya-iddianame-hazirligi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 06:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/raul-castro.jpg" type="image/jpeg" length="96483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'dan Türkiye'ye AB şartı: Üyelik kriterleri yerine getirilmeli]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyadan-turkiyeye-ab-sarti-uyelik-kriterleri-yerine-getirilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyadan-turkiyeye-ab-sarti-uyelik-kriterleri-yerine-getirilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefini desteklediklerini belirterek, Ankara ile Brüksel arasındaki stratejik ilişkilerin güçlendirilmesinin Almanya açısından önemli olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Berlin’de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Wadephul, Türkiye’nin AB üyelik perspektifini korumasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.</strong></p>

<p>Wadephul, “Türkiye Avrupa Birliği’ne katılmak istiyorsa, Almanya’da dostane ve güvenilir bir ortak bulacaktır” dedi. Ancak Türkiye’nin üyelik sürecinde tüm AB kriterlerini yerine getirmesi gerektiğini de vurguladı.</p>

<p><strong>“Türkiye, NATO ve Avrupa için kilit ülke”</strong></p>

<p>Almanya Dışişleri Bakanı, Türkiye’yi “önemli bir NATO müttefiki ve Avrupa Birliği’nin kritik ticaret ortaklarından biri” olarak tanımladı. Türkiye’nin Avrupa’nın savunma ve güvenlik politikalarında daha fazla dikkate alınması gerektiğini belirten Wadephul, özellikle savunma sanayii ve bölgesel güvenlik alanlarında iş birliğinin artırılmasının önemine işaret etti.</p>

<p>Türkiye’nin Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve İran’daki kriz başlıklarında etkili bir aktör olduğuna dikkat çeken Wadephul, Ankara’nın diplomatik ve stratejik rolünün Avrupa açısından önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong>Gündemde Gümrük Birliği ve vize serbestisi var</strong></p>

<p>Basın toplantısında Türkiye-AB ilişkilerinin ekonomik boyutu da öne çıktı. Wadephul, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin modernize edilmesini desteklediklerini açıkladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise bu sürecin yanında Türk vatandaşları için vize serbestisinin de gündeme alınması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Fidan, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin yalnızca güvenlik alanıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, siyasi ve ekonomik iş birliğinin de geliştirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>Almanya’dan Türkiye’ye Patriot desteği</strong></p>

<p>Öte yandan Almanya, İran kaynaklı bölgesel gerilimler ve NATO’nun güneydoğu kanadındaki güvenlik ihtiyacı nedeniyle Türkiye’ye geçici olarak Patriot hava savunma sistemi konuşlandırma kararı aldı.</p>

<p>Alman Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Haziran ayı sonunda Husum kentinden bir Patriot bataryası ve yaklaşık 150 Alman askeri Türkiye’ye gönderilecek. Görevin Eylül ayına kadar sürmesi planlanıyor.</p>

<p>Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, konuya ilişkin açıklamasında, “Almanya NATO içinde daha fazla sorumluluk üstleniyor. Doğu kanadında, Kuzey Avrupa’da ve şimdi de Türkiye’de NATO’nun güneydoğu hattında görev alıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>NATO içinde “adil yük paylaşımı”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Patriot sisteminin Türkiye’deki NATO hava savunma kapasitesine destek vermesi amaçlanıyor. Alman birliği bölgede görev yapan ABD unsurlarının yerini devralacak ve Türk ile Amerikan askeri birlikleriyle koordinasyon içinde çalışacak.</p>

<p>NATO, İran’daki gelişmelerin ardından Türkiye’deki hava savunma kapasitesini son dönemde ek Amerikan unsurlarıyla güçlendirmişti. Almanya Savunma Bakanlığı, yeni görevlendirmenin NATO içinde “adil yük paylaşımı” anlayışı kapsamında gerçekleştirildiğini bildirdi.</p>

<p>Bundeswehr’e ait Patriot sistemleri daha önce 2013-2015 yılları arasında da Suriye sınırındaki NATO hava savunma görevi kapsamında Türkiye’de konuşlandırılmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyadan-turkiyeye-ab-sarti-uyelik-kriterleri-yerine-getirilmeli</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 05:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/1-201.png" type="image/jpeg" length="30703"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump–Xi zirvesi: Yeni uyum arayışı mı, Çin’in sessiz zaferi mi?]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/trump-xi-zirvesi-yeni-uyum-arayisi-mi-cinin-sessiz-zaferi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/trump-xi-zirvesi-yeni-uyum-arayisi-mi-cinin-sessiz-zaferi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Pekin’de gerçekleştirdiği zirve, karşılıklı övgüler ve dostane mesajlarla sona erdi. Ancak görüşmelerin ardından ortaya çıkan tablo, Washington ile Pekin arasındaki güç dengesinde Çin lehine belirgin bir değişime işaret ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Trump, Çin ziyaretini “inanılmaz” ve “fantastik” olarak nitelendirirken, Çin tarafı görüşmeleri “istikrarlı ikili ilişkiler için yeni bir vizyon” olarak sundu. Buna rağmen somut sonuçların sınırlı kalması ve ABD’nin özellikle jeopolitik konularda Pekin’e daha fazla ihtiyaç duyan taraf görüntüsü vermesi dikkat çekti.</strong></p>

<p><strong>Görkemli karşılama, sıcak mesajlar</strong></p>

<p>Trump, Pekin’de büyük törenlerle karşılandı. Halk Büyük Salonu’nda düzenlenen devlet yemeğinde Çin Halk Kurtuluş Ordusu bandosu, Trump’ın sevdiği şarkılardan biri olan “YMCA”yi çaldı. Masalarda altın kaplama çatal-bıçak takımları kullanılırken, menüde Pekin ördeği ve ıstakoz çorbası gibi özel yemekler yer aldı.</p>

<p>Şi Cinping, görüşmede yaptığı konuşmada, “Çin ulusunun yeniden dirilişi ile ‘Amerika’yı yeniden büyük yapma’ hedefi el ele ilerleyebilir” dedi.</p>

<p>Bu ifade, iki lider arasındaki ilişkinin temel karakterini de ortaya koydu. Her iki lider de milliyetçi ve kendi çıkarlarını önceleyen bir dış politika izliyor. Ancak uzmanlara göre Şi uzun vadeli stratejik hedeflerle hareket ederken, Trump daha çok kısa vadeli anlaşmalar üzerinden siyaset yürütüyor.</p>

<p><strong>Çin’in uzun vadeli hedefi: Küresel liderlik</strong></p>

<p>Şi Cinping’in temel hedefinin Çin’i 2049 yılına kadar dünyanın baskın süper gücü haline getirmek olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu çerçevede zirvenin en önemli başlıklarını ticaret ve jeopolitik gelişmeler oluşturdu. Tarafların ticaret savaşını daha fazla tırmandırmak istemediği belirtilirken, ekonomik karşılıklı bağımlılık nedeniyle kontrollü bir rekabet modeline yönelindiği yorumları yapıldı.</p>

<p>Rhodium Group’tan Noah Barkin’e göre Washington artık Çin’in devlet destekli ekonomik modelini değiştirmesini talep etmiyor.</p>

<p>Barkin, <strong>“ABD artık daha sınırlı hedeflere sahip kontrollü ticaret yaklaşımına yöneliyor. Bu aynı zamanda Washington’un zayıflığını da ortaya koyuyor” </strong>değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Trump’tan övgüler, sınırlı kazanımlar</strong></p>

<p>Trump görüşmeler boyunca Şi’ye sık sık övgüler yöneltti. Ancak buna karşın elde edilen somut ekonomik kazanımların sınırlı olduğu yorumları yapılıyor.</p>

<p>ABD tarafına göre Çin, 12 milyon ton Amerikan soya fasulyesi satın almayı kabul etti. Ayrıca Trump, Çin’in Boeing’den 200 uçak sipariş edeceğini, bu sayının ileride 750’ye kadar çıkabileceğini söyledi.</p>

<p>Pekin’in ayrıca Amerikan petrolüyle de ilgilendiği ifade edildi.</p>

<p>Buna rağmen Çin tarafı anlaşmalar konusunda ayrıntılı açıklama yapmadı.</p>

<p>Uzmanlar, Trump’ın bu sonuçları özellikle iç politikada ekonomik başarı mesajı vermek için kullandığını belirtiyor. ABD’de yüksek enflasyon ve ekonomik sıkıntıların sürdüğü bir dönemde Trump’ın Pekin’den “başarı hikâyesi” ile dönmeye ihtiyaç duyduğu değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Çin geri adım atmadı</strong></p>

<p>Zirvenin önemli başlıklarından biri de teknoloji ve yapay zekâ alanındaki rekabet oldu.</p>

<p>Trump, Çinli şirketlerin Nvidia’dan yapay zekâ çipleri satın alacağını açıkladı. Ancak bunların yalnızca düşük seviyeli modeller olduğu belirtildi.</p>

<p>Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın Çin’e gelişmiş yapay zekâ işlemcileri satabilmek için baskı yaptığı ancak Pekin’in kendi teknolojisini geliştirmekte ısrar ettiği aktarıldı.</p>

<p>Trump, Çin’in “kendi çiplerini geliştirmek istediğini” kabul etti.</p>

<p>Bu durum, ABD’nin Çin’in teknolojik ilerlemesini durdurma stratejisinin beklenen sonucu vermediği şeklinde yorumlandı.</p>

<p><strong>İran ve Tayvan dosyaları masadaydı</strong></p>

<p>Trump, görüşmeler sonrası yaptığı açıklamada İran savaşının sona ermesi gerektiğini belirterek, “Ortada biraz çılgınca bir durum var. Böyle devam etmemeli” dedi.</p>

<p>ABD Başkanı ayrıca Çin ile İran’ın nükleer silah sahibi olmaması konusunda hemfikir olduklarını söyledi.</p>

<p>Ancak uzmanlara göre Washington’un asıl hedefi, Çin’in İran üzerinde baskı kurarak Tahran’ı ABD’nin istediği çizgiye çekmesini sağlamaktı. Bu konuda somut bir sonuç elde edilmediği ifade ediliyor.</p>

<p>Buna karşılık Çin, kendisini uluslararası kamuoyuna “barış arabulucusu” olarak sunma fırsatı yakaladı.</p>

<p>Spear Institute’tan güvenlik uzmanı May-Britt Stumbaum’a göre Çin dışarıya uzlaştırıcı bir güç görüntüsü verirken, perde arkasında İran ile stratejik ilişkilerini sürdürüyor.</p>

<p>Uzmanlar, Pekin’in Rusya, İran ve Kuzey Kore ile iş birliğini artırarak Batı’ya bağımlılığı azaltmayı hedeflediğini belirtiyor.</p>

<p><strong>Şi’den Tayvan uyarısı</strong></p>

<p>Görüşmelerde Tayvan konusu da gündeme geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şi Cinping’in Trump’a Tayvan meselesinin iki ülke ilişkilerindeki en önemli konu olduğunu söylediği ve yanlış yönetilmesi halinde ilişkilerin zarar göreceği uyarısında bulunduğu aktarıldı.</p>

<p>Bu açıklama, ABD Kongresi’nin kabul ettiği 11 milyar dolarlık Tayvan silah paketine yönelik dolaylı bir mesaj olarak değerlendirildi.</p>

<p>Trump ise Pekin’de bu konuda açık bir açıklama yapmadı.</p>

<p>Dönüş yolunda gazetecilere konuşan Trump, Tayvan konusunda kararını yakında vereceğini söyledi ancak ayrıntı paylaşmadı.</p>

<p>ABD Başkanı ayrıca Şi’nin kendisine doğrudan <strong>“Çin Tayvan’a saldırırsa ABD adayı savunacak mı?”</strong> sorusunu yönelttiğini açıkladı.</p>

<p>Trump bu soruya verdiği yanıtı açıklamadı ve “Bu cevabı bilen tek kişi benim” demekle yetindi.</p>

<p><strong>“Sessiz zafer” değerlendirmesi</strong></p>

<p>Analistlere göre zirvenin en dikkat çekici sonucu, Çin’in ABD’ye karşı elde ettiği diplomatik üstünlük oldu.</p>

<p>Pekin yönetimi, Washington’un artık Çin’e daha temkinli ve uzlaşmacı yaklaşmak zorunda kaldığını tüm dünyaya göstermeyi başardı.</p>

<p>Uzmanlar, birkaç yıl öncesine kadar ABD’nin Çin karşısında bu kadar “yumuşak” bir görüntü vermesinin düşünülemez olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Çin’in özellikle nadir toprak elementleri, teknoloji üretimi ve İran dosyası üzerinden elindeki stratejik kozları başarıyla kullandığı ifade ediliyor.</p>

<p>Buna karşın Pekin’in de ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Gayrimenkul sektöründeki kriz, genç işsizliği ve düşük iç tüketim Çin ekonomisini baskı altında tutuyor.</p>

<p>Bu nedenle Şi yönetiminin ABD ile gerilimi tamamen koparmak yerine zamana yayılmış kontrollü rekabet stratejisi izlediği değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Avrupa için baskı sürecek</strong></p>

<p>Uzmanlara göre Trump ile Şi’nin bu kez dostane görüntü vermesi, iki ülke arasındaki temel rekabetin sona erdiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Washington’un Çin’i orta vadede yine en büyük stratejik rakip olarak görmeye devam edeceği belirtiliyor.</p>

<p>Pekin’in ise küresel etkisini daha da artırma hedefinden vazgeçmeyeceği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu durumun özellikle Almanya ve Avrupa Birliği üzerindeki baskıyı sürdüreceği değerlendiriliyor.</p>

<p>AB ülkelerinin hem ABD hem Çin ile iş birliğini sürdürmeye çalışırken, aynı zamanda her iki tarafa olan bağımlılığı azaltma stratejisini devam ettirmesi bekleniyor.</p>

<p>Bu kapsamda Avrupa’nın Hindistan ve Güney Amerika ortak pazarı Mercosur ile yeni ticaret anlaşmalarına yönelmesinin önem kazandığı belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/trump-xi-zirvesi-yeni-uyum-arayisi-mi-cinin-sessiz-zaferi-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/trump-ve-xi.JPG" type="image/jpeg" length="68943"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eski RAF sanığı Daniela Klette davasında karar bekleniyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/eski-raf-sanigi-daniela-klette-davasinda-karar-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/eski-raf-sanigi-daniela-klette-davasinda-karar-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da eski RAF (Kızıl Ordu Fraksiyonu) üyesi olduğu iddiasıyla yargılanan Daniela Klette, mahkemede yaptığı son konuşmada radikal sol direnişi savundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Klette, emperyalizm ve patriyarkal şiddetin olmadığı bir dünya çağrısında bulunurken, saldırılarda mağdur olan kişilerin yaşadığı travmalardan dolayı üzüntü duyduğunu söyledi.</strong></p>

<p>67 yaşındaki Daniela Klette, salı günü Verden Eyalet Mahkemesi’nde görülen davada yaptığı açıklamada, “Emperyalizmin, kapitalist zorunlulukların, sömürgeci ve patriyarkal şiddetin olmadığı bir dünyaya ihtiyaç var” dedi. Klette ayrıca hapishane duvarlarının olmadığı bir dünya istediğini de ifade etti.</p>

<p>Klette yaklaşık iki yıldır Vechta Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Alman güvenlik makamları onu hem silahlı soygun zanlısı hem de hayatta kalan son RAF militanlarından biri olarak değerlendiriyor.</p>

<p><img alt="" height="332" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/klette1-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="594" /></p>

<p><strong>35 yıl arandıktan sonra yakalandı</strong></p>

<p>Mart 2025’ten bu yana Verden’de özel olarak eski bir binicilik salonunda kurulan yüksek güvenlikli mahkeme salonunda yargılanan Klette, bir yıl önce Berlin’in Kreuzberg semtindeki küçük bir dairede yakalanmıştı. Hakkında yaklaşık 35 yıl boyunca arama kararı bulunuyordu.</p>

<p>Savcılık, Klette’yi firari RAF zanlıları Burkhard Garweg ve Ernst-Volker Staub ile birlikte 1999-2016 yılları arasında para nakil araçları ve şirketlerin para toplama merkezlerine yönelik 13 silahlı soygun gerçekleştirmekle suçluyor.</p>

<p>Bu saldırılarda toplam 2,7 milyon euro ele geçirildiği belirtiliyor. Savcılık, Klette için 15 yıl hapis cezası talep etti.</p>

<p><strong>“Cinayete teşebbüs” suçlaması</strong></p>

<p>Savcılık, 6 Haziran 2015’te Stuhr kentinde gerçekleştirilen bir saldırıyı ayrıca “cinayete teşebbüs” kapsamında değerlendiriyor.</p>

<p>Söz konusu olayda bir para nakil aracına ateş açıldığı, iki kurşunun sürücü kabinine isabet ettiği belirtildi. Güvenlik görevlileri yara almadan kurtulurken saldırganlar olay yerinden para alamadan kaçtı.</p>

<p>Savcılık, saldırıların “son derece yüksek suç enerjisiyle” gerçekleştirildiğini savundu.</p>

<p><strong>Evinde silah ve nakit para bulundu</strong></p>

<p>Savcılık ayrıca Klette’nin Berlin Kreuzberg’deki evinde yapılan aramalarda tanksavar maketi, çeşitli silahlar, mühimmat, 240 bin euro nakit para ile para taşıma araçlarının güzergâhları ve gözetlenen süpermarketlere ait fotoğraf ve krokilerin ele geçirildiğini açıkladı.</p>

<p><img alt="" height="534" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/klette-3.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Savunmadan beraat talebi</strong></p>

<p>Klette’in avukatları ise mahkemede yaptıkları savunmada, müvekkillerinin silahlı soygunlara doğrudan katıldığına dair somut kanıt bulunmadığını savundu.</p>

<p>Savunma tarafı, Berlin’de Klette’nin sahte kimlikle yaşadığı evde bulunan silah ve paraların tek başına suçlamaları kanıtlamaya yetmeyeceğini ileri sürdü. Avukatlar, söz konusu eşyaların daha sonra daireye getirilmiş olabileceğini iddia etti.</p>

<p>Savunmaya göre yalnızca ruhsatsız silah bulundurma suçunun kanıtlandığı ifade edilirken, bu suç için savcılığın iki yıl hapis cezası talep ettiği belirtildi.</p>

<p>Klette’nin iki yıldan uzun süredir tutuklu bulunduğuna dikkat çeken avukatlar, olası cezanın fiilen tamamlanmış sayılacağını söyledi.</p>

<p>Savunma tarafı, silah yasasını ihlal suçundan mahkûmiyet, soygun suçlamalarından ise beraat talep etti.</p>

<p><strong>“Fiilen terör davası yürütülüyor”</strong></p>

<p>Savunma avukatları dava sürecindeki yoğun güvenlik önlemlerini de eleştirdi.</p>

<p>Klette’in avukatı, “Fiilen bir terör davası yürütülüyor” diyerek özel mahkeme salonu kurulmasını ve müvekkilinin zırhlı araçlardan oluşan konvoyla taşınmasını eleştirdi.</p>

<p>Savunmaya göre bu uygulamalar normal bir soygun davasıyla bağdaşmıyor ve Klette hakkında peşin hüküm oluşturuyor.</p>

<p><strong>“İsrail merkezli yapay zekâ yazılımı kullanıldı” iddiası</strong></p>

<p>Savunma tarafı ayrıca soruşturma kapsamında elde edilen dijital verilerin analizinde İsrail merkezli ticari bir yapay zekâ yazılımının kullanıldığını öne sürdü.</p>

<p>Avukatlar, bunun hukuka aykırı olduğunu savunarak söz konusu verilerin hüküm kurulurken dikkate alınmamasını talep etti. Yapay zekâ sisteminin yalnızca suçlayıcı verileri seçtiği iddia edildi.</p>

<p>Savunma ayrıca olay yerlerinde bulunan DNA izlerine ilişkin bilirkişi raporlarının hukuki geçerliliğini de sorguladı.</p>

<p><strong>Gençlik yıllarından yeraltına uzanan süreç</strong></p>

<p>Klette, konuşmasında gençlik yıllarına kadar uzanarak siyasi radikalleşme sürecini anlattı.</p>

<p>Karlsruhe’deki gençlik döneminde kapitalist baskıları hissettiğini söyleyen Klette, Vietnam Savaşı, İran Şahı’na karşı protestolar ve öğrenci Benno Ohnesorg’un öldürülmesinin kendisi üzerinde etkili olduğunu belirtti.</p>

<p>Şiddet içermeyen direnişlerin kapitalizm tarafından sürekli bastırıldığı izlenimine kapıldığını ifade eden Klette, daha sonra Wiesbaden’e taşındığını, Startbahn West protestolarına katıldığını ve RAF sanıkları için yürütülen tutuklu dayanışma çalışmalarında yer aldığını anlattı.</p>

<p>Klette, RAF üyelerinin davaları uğruna mücadele konusundaki kararlılığının kendisi üzerinde “büyük bir çekim gücü” yarattığını söyledi.</p>

<p>Kendisine yönelik polis takibi ve çevresindeki gözaltıların arttığını belirten Klette, bunun üzerine direnişi “hayatının merkezine koymaya” karar verdiğini ifade ederek, “Sonra ortadan kayboldum” dedi.</p>

<p><strong>“Devlet RAF’ın son kuşağı hakkında hâlâ çok az şey biliyor”</strong></p>

<p>Yaklaşık 35 yıl boyunca yeraltında yaşayan Klette, RAF içerisindeki rolü hakkında doğrudan açıklama yapmadı. Ancak örgütün hayatında “önemli bir yere sahip olduğunu” söyledi.</p>

<p>Klette, RAF’ın 1992 yılında ölümcül saldırılara son verme kararını doğru bulduğunu, 1998’de örgütün kendini feshetmesini ve toplumsal taban oluşturamadığını kabul etmesini de desteklediğini belirtti.</p>

<p>Buna rağmen Alman devletinin RAF’ın son kuşağı hakkında hâlâ çok az bilgiye sahip olduğunu savunan Klette, “Bunun böyle kalmasını istiyorum” dedi ve firari sanıklar Burkhard Garweg ile Ernst-Volker Staub hakkındaki aramaların sona erdirilmesini istedi.</p>

<p><strong>Soygun suçlamaları hakkında sessiz kaldı</strong></p>

<p>Klette, yöneltilen silahlı soygun suçlamaları hakkında doğrudan konuşmadı. Ancak “cinayete teşebbüs” suçlamasını “tamamen temelsiz” ve “dehşet verici” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Öte yandan saldırıların “macera tutkusu” ya da “zenginleşme isteği” nedeniyle gerçekleştirilmediğini, yeraltındaki yaşamın ancak bu şekilde sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>“Yaşanan travmalar gerçekten çok üzücü”</strong></p>

<p>Duruşma öncesinde, Stuhr’daki saldırıya uğrayan para nakil aracı şoförünün avukatı Klette için 11 yıl hapis cezası talep etti. Avukat, müvekkilinin olayın etkilerini hâlâ yaşadığını ve saldırıdan sonra bir daha çalışamadığını söyledi.</p>

<p>Klette ise firari sanıklardan Burkhard Garweg’in 2024 sonunda taz gazetesine gönderdiği mektuptan bir bölümü alıntılayarak, para nakil çalışanlarının yaşadığı travmaların “üzücü” olduğunu ifade etti.</p>

<p>“Bu sonuçlar beni gerçekten çok üzüyor” diyen Klette, buna rağmen para taşıma görevlilerinin bu tür durumlara karşı daha iyi eğitilmemesinin de şaşırtıcı olduğunu savundu.</p>

<p><strong>“Gerçek özgürlük ancak herkes özgür olduğunda mümkün”</strong></p>

<p>Konuşmasının devamında yeniden sınıf mücadelesi söylemine dönen Klette, toplumun kapitalizmin yarattığı şiddet nedeniyle travmatize olduğunu ileri sürdü.</p>

<p>Kendi mücadelesini günümüzdeki silahlanma karşıtı protestolar, sosyal hak kesintilerine yönelik gösteriler ve Gazze’deki soykırım karşıtı eylemlerle aynı çizgide gördüğünü belirten Klette, tüm bu sorunların aşılması için bir “sistem değişikliği” gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Gerçekten özgür olabilmemiz için herkesin özgür olması gerekir” diyen Klette’in konuşması yaklaşık bir saat sürdü.</p>

<p><strong>Destekçilerinden alkış</strong></p>

<p>Klette’in konuşmasının ardından duruşmayı izlemek için gelen yaklaşık 50 destekçisi ayağa kalkarak alkışladı, yumruklarını havaya kaldırdı ve pankart açtı. Güvenlik görevlileri pankarta el koyarken, Klette destekçilerine gülümseyerek alkışla karşılık verdi ve elleriyle kalp işareti yaptı.</p>

<p>Konuşmasının bir bölümünde destekçilerine teşekkür eden Klette, “Dayanışmanız beni ayakta tuttu” dedi.</p>

<p><strong>Karar 27 Mayıs’ta açıklanacak</strong></p>

<p>Mahkemenin kararını 27 Mayıs’ta açıklaması bekleniyor.</p>

<p>Klette’i ayrıca Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde ikinci bir dava daha bekliyor. Federal Savcılık kısa süre önce Klette hakkında 1990-1993 yılları arasındaki üç RAF saldırısıyla bağlantılı yeni bir iddianame hazırladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu davada da suçlama “cinayete teşebbüs” olarak yer alıyor.</p>

<p>Klette davası için Verden’deki mevcut adliye binasının yetersiz kalması nedeniyle eski bir binicilik salonu yüksek güvenlikli mahkeme salonuna dönüştürüldü.</p>

<p>Almanya Adalet Bakanlığı’na göre salonun kira ve tadilat masrafları yaklaşık 3,6 milyon euroya ulaştı.</p>

<p>Kaynak: NDR / Taz</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/eski-raf-sanigi-daniela-klette-davasinda-karar-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 02:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/klette-daniel.png" type="image/jpeg" length="98977"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Terör şüphesi: 17 Yaşındaki Suriyeli gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/teror-suphesi-17-yasindaki-suriyeli-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/teror-suphesi-17-yasindaki-suriyeli-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Hamburg kentinde terör saldırısı hazırlığında olduğu şüphesiyle gözaltına alınan 17 yaşındaki Suriyeli gencin, Irak istihbaratının verdiği bilgi sonrası tespit edildiği ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Alman yayın kuruluşları NDR ve WDR’nin haberine göre genç, IŞİD’e yakın bir Telegram grubundaki yazışmalar nedeniyle güvenlik birimlerinin radarına girdi.</p>

<p>Haberde yer alan bilgilere göre Irak istihbaratı, nisan ayı sonunda Almanya Federal İstihbarat Teşkilatı’na (BND) IŞİD yanlısı bir Telegram kanalında dikkat çeken bir kullanıcı hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>“Ölmeye hazırım” mesajı</strong></p>

<p>İddiaya göre şüpheli, yazışmalarda saldırı sırasında ölmeye hazır olduğunu ifade etti ve patlayıcı düzenek hazırlamaya yönelik planlardan söz etti. Telegram grubundaki kişilerden özellikle fünyenin nasıl yapılacağı konusunda yardım istediği öne sürüldü.</p>

<p>Şüphelinin ayrıca bıçaklı saldırı ihtimalini de değerlendirdiği ve “hızlı davranması gerektiğini”, çünkü güvenlik birimleri tarafından izlendiğini yazdığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın çalışmaları sonucunda Telegram kullanıcısının kimliği tespit edildi.</p>

<p><strong>IŞİD sempatizanı olarak güvenlik birimlerinin dikkatini çekmiş</strong></p>

<p>Soruşturma kapsamında kimliği belirlenen kişinin, geçtiğimiz yılın ortalarında IŞİD sempatizanı olarak güvenlik makamlarının dikkatini çektiği bildirildi.</p>

<p>NDR ve WDR’nin aktardığına göre 17 yaşındaki Suriyeli genç, ailesine yönelik şiddet iddiası nedeniyle de polisin kayıtlarında yer alıyordu.</p>

<p>Şüpheli geçen perşembe günü gözaltına alındı. Gözaltı sırasında Hamburg’un Eppendorf semtindeki psikolojik sorunları bulunan kişilere yönelik bir merkezde gönüllü olarak kaldığı ifade edildi.</p>

<p><strong>Hedefte alışveriş merkezi, bar veya polis karakolu vardı</strong></p>

<p>Hamburg Başsavcılığı’na göre genç, Hamburg’daki bir alışveriş merkezinde, barda veya polis karakolunda belirsiz sayıda “kafiri” öldürmeyi planlıyordu. Ancak henüz kesin bir hedef belirlemediği belirtildi.</p>

<p>Savcılık açıklamasına göre şüpheli, patlayıcı yapımında kullanılabilecek sıvı mangal tutuşturucusu ve çok amaçlı gübre temin etti. Bu maddelerden patlayıcı ya da molotof kokteyli üretilebildiği kaydedildi.</p>

<p>Ayrıca bir kar maskesi ve bıçak da ele geçirildi. Savcılık, söz konusu malzemelerin gözaltı sırasında yapılan aramalarda bulunduğunu açıkladı.</p>

<p><strong>Gözaltının yapıldığı yer tartışma konusu oldu</strong></p>

<p>Bild gazetesi, özel harekât polislerinin şüpheliyi Hamburg Üniversitesi Hastanesi’ne (UKE) bağlı psikiyatri servisindeki bir odada etkisiz hale getirdiğini ileri sürdü.</p>

<p>Ancak UKE yönetimi bu iddiayı yalanladı. Hastane sözcüsü, “7 Mayıs 2026 tarihinde UKE içerisinde veya hastane yerleşkesinde herhangi bir kişi gözaltına alınmadı” açıklamasında bulundu.</p>

<p>Başsavcılık da Bild’in haberindeki ayrıntıları doğrulamadı.</p>

<p><strong>Tutuklandı</strong></p>

<p>Patlayıcı saldırı planladığından şüphelenilen 17 yaşındaki genç, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Aşağı Saksonya eyaletindeki Hahnöfersand Cezaevi’ne gönderildi.</p>

<p>Saldırı hazırlıklarının ne kadar ilerlediği ise henüz netlik kazanmadı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, HAMBURG, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/teror-suphesi-17-yasindaki-suriyeli-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/hamburg-7.png" type="image/jpeg" length="92799"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD ambargosu sonrası Küba’da protesto dalgası]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/abd-ambargosu-sonrasi-kubada-protesto-dalgasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/abd-ambargosu-sonrasi-kubada-protesto-dalgasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küba’nın başkenti Havana’da, uzun süren elektrik kesintileri ve derinleşen yakıt krizi nedeniyle yüzlerce kişi sokaklara çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD’nin uyguladığı yakıt ambargosunun ardından ülkenin enerji sisteminin “kritik noktaya” geldiği belirtilirken, protestocular “Işıkları açın” sloganları attı.</strong></p>

<p>Çarşamba akşamı Havana’nın birçok mahallesinde düzenlenen protestolarda vatandaşlar yolları kapattı, tencere ve tavalara vurarak elektrik kesintilerini protesto etti.</p>

<p>Reuters’a göre gösteriler, ülkedeki enerji krizinin başlamasından bu yana başkentte tek gecede görülen en büyük protestolar arasında yer aldı.</p>

<p>Özellikle Havana’nın dış mahallelerinde toplanan kalabalıklar, yakılan çöp yığınlarıyla yolları kapatırken “Halk birleşirse yenilmez” sloganları attı.</p>

<p>Reuters muhabirleri kent genelinde çok sayıda barışçıl protesto gözlemlerken, bazı bölgelerde elektriğin yeniden verilmesinin ardından kalabalıkların dağıldığı bildirildi.</p>

<p><strong>40 saatten uzun süre elektriksiz kaldılar</strong></p>

<p>Gösteriler sırasında yoğun polis varlığı dikkat çekti. Ancak güvenlik güçlerinin büyük ölçüde müdahalede bulunmadığı aktarıldı.</p>

<p>Havana’nın Playa semtinde yaşayan devlet çalışanı Rodolfo Alonso, mahallesinin 40 saatten uzun süre elektriksiz kaldığını söyledi.</p>

<p>Alonso, <strong>“Mahallemde çok sayıda yaşlı ve yatağa bağımlı insan var. Yiyeceklerimiz bozuluyor. Sadece birkaç saat elektrik istiyoruz. Bu siyasi bir mesele değil, yaşam meselesi”</strong> dedi.</p>

<p>Marianao semtinde protestolara katılan 38 yaşındaki Irailda Bravo ise günlerdir sıcak nedeniyle evinde uyuyamadığını belirterek, “Ülkedeki durumun kaotik olduğunu biliyoruz. Ama çocuklarımız var, çalışmak zorundayız. Dinlenemiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Hiç yakıtımız ve dizelimiz yok. Rezervimiz kalmadı”</strong></p>

<p>Küba Enerji ve Madenler Bakanı Vicente de la O, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada ülkenin dizel ve fuel oil stoklarının tamamen tükendiğini duyurdu.</p>

<p>Bakan, elektrik şebekesinin “kritik durumda” olduğunu belirterek, “Hiç yakıtımız ve dizelimiz yok. Rezervimiz kalmadı” dedi.</p>

<p>Açıklamaya göre Havana’nın bazı bölgelerinde günlük elektrik kesintileri 20 ila 22 saate kadar ulaştı. Ülkede gıda, ilaç ve yakıt sıkıntısının da giderek ağırlaştığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık 10 milyon nüfuslu Karayip ülkesi son aylarda tarihinin en ağır ekonomik ve enerji krizlerinden biriyle karşı karşıya bulunuyor.</p>

<p><strong>ABD’nin yakıt ambargosu krizi derinleştirdi</strong></p>

<p>Küba yönetimi, enerji krizinin ağırlaşmasında ABD yaptırımlarının belirleyici rol oynadığını savunuyor.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, ocak ayında Küba’ya yakıt sağlayan ülkelere yaptırım ve ek gümrük tarifesi tehdidinde bulunmuştu. Bu kararın ardından Küba’nın başlıca petrol tedarikçileri arasında yer alan Meksika ve Venezuela’nın sevkiyatları durdurduğu belirtildi.</p>

<p>Küba Enerji Bakanlığı, ülkenin yakıt ithalatı için görüşmelerini sürdürdüğünü açıkladı. Ancak İran savaşı nedeniyle yükselen petrol fiyatları ve taşımacılık maliyetlerinin süreci daha da zorlaştırdığı ifade edildi.</p>

<p>Bakanlık, Aralık ayından bu yana yalnızca Rus bandıralı “Anatoly Kolodkin” adlı büyük petrol tankerinin Küba’ya ham petrol ulaştırdığını ve bunun nisan ayında geçici rahatlama sağladığını bildirdi.</p>

<p><strong>BM: ABD’nin Küba’ya yönelik yakıt ambargosunu “hukuka aykırı”</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler uzmanları ise geçen hafta yaptıkları açıklamada ABD’nin Küba’ya yönelik yakıt ambargosunu “hukuka aykırı” olarak değerlendirdi.</p>

<p>BM uzmanları, yaptırımların Küba halkının kalkınma hakkını engellediğini ve gıda, sağlık, eğitim ile temiz suya erişim üzerinde ciddi olumsuz etkiler yarattığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/abd-ambargosu-sonrasi-kubada-protesto-dalgasi</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/kuba-5.JPG" type="image/jpeg" length="69589"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump ve Şi Pekin’de Görüştü: “Dünya Bir Yol Ayrımında”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/trump-ve-si-pekinde-gorustu-dunya-bir-yol-ayriminda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/trump-ve-si-pekinde-gorustu-dunya-bir-yol-ayriminda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’de resmi görüşmelere başladı. İki lider, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde bir araya gelirken, Şi “Dünya bir yol ayrımında” mesajı verdi. Trump ise Çin liderini “büyük bir lider” olarak nitelendirerek iki ülkenin “fantastik” bir ortak geleceğe sahip olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trump, Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından resmi törenle karşılandı. Görüşmenin açılışında konuşan Şi, zirvenin önemine dikkat çekerek dünyanın çalkantılar ve belirsizliklerle şekillenen kritik bir dönemden geçtiğini ifade etti.</p>

<p>Şi, Çin ile ABD arasındaki temel sorunun, “iki ülkenin küresel sorunlarla birlikte mücadele edip edemeyeceği ve dünyaya daha fazla istikrar sağlayıp sağlayamayacağı” olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Trump’tan Şi’ye övgü</strong></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump ise basına yaptığı kısa açıklamada, Çin lideriyle uzun yıllara dayanan ilişkilerinde yaşanan sorunlara yalnızca dolaylı şekilde değindi.</p>

<p>İki ülke arasında geçmişte yaşanan ticaret savaşları, ABD’nin Tayvan’a verdiği destek nedeniyle oluşan gerilimler ve Trump yönetiminin, fentanyl üretiminde kullanılan kimyasal maddelerin Çin’den geldiği yönündeki eleştirileri görüşmenin ön planına çıkmadı.</p>

<p>Trump ayrıca İran’daki savaş konusunda yaşanan görüş ayrılıklarına da değinmedi. Bunun yerine Şi Cinping’e övgüler yağdıran ABD Başkanı, iki ülkenin önünde “fantastik bir ortak gelecek” bulunduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Devlet yemeği verilecek</strong></p>

<p>Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in, görüşmelerin ardından Trump onuruna resmi devlet yemeği vereceği bildirildi.</p>

<p>ABD Başkanı Trump’ın cuma günü Pekin’den ayrılarak ülkesine dönmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/trump-ve-si-pekinde-gorustu-dunya-bir-yol-ayriminda</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/05/si-ve-trump.jpg" type="image/jpeg" length="68881"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
