<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 19 Sep 2026 14:37:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD ve Danimarka, Grönland’ın güvenliği için anlaşmaya vardı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/abd-ve-danimarka-gronlandin-guvenligi-icin-anlasmaya-vardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/abd-ve-danimarka-gronlandin-guvenligi-icin-anlasmaya-vardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka ve Grönland ile Arktik bölgesinin güvenliğine ilişkin yeni bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşmanın, Grönland’ın ABD’ye devredilmesini ya da adanın Amerikan topraklarına katılmasını öngörmediği; buna karşılık Washington’ın Grönland’daki askeri varlığını genişletmesine ve adanın güvenliğinde uzun vadeli bir rol üstlenmesine imkân sağlamasının planlandığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Trump, 18 Eylül’de yaptığı açıklamada, anlaşmanın ABD’ye Grönland’ın güvenliği ve buna bağlı ihtiyaçlar üzerinde “kalıcı kontrol” sağlayacağını savundu. ABD Başkanı ayrıca Washington’ın adada “geniş bir askeri varlık” oluşturulması için süreci başlatacağını belirtti.</strong></p>

<p dir="ltr">Ancak anlaşmanın tam metni henüz kamuoyuna açıklanmadı. Danimarka hükümeti, ABD ve Grönland yönetimleriyle anlaşmanın gelecek hafta New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında imzalanmasının beklendiğini duyurdu. İmzalanmasının ardından anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için Danimarka ve Grönland’daki gerekli parlamenter süreçlerden geçmesi gerekecek.</p>

<p dir="ltr"><img alt="" height="531" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/2-160.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="402" /></p>

<p dir="ltr"><strong>Grönland ABD’ye bağlanmayacak</strong></p>

<p dir="ltr">Danimarka ve Grönland yönetimlerinin açıklamaları, Washington’ın güvenlik alanındaki rolünün genişletilmesine karşın Grönland’ın statüsünde bir değişiklik öngörülmediğine işaret ediyor.</p>

<p dir="ltr">Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, anlaşmanın Danimarka Krallığı’nın “egemenliğini ve toprak bütünlüğünü” ve Grönland halkının kendi geleceğini belirleme hakkını tanıdığını açıkladı. Grönland hükümetinin başbakanı Jens-Frederik Nielsen de anlaşmanın Grönland’ın çıkarlarını ve uluslararası iş birliğindeki konumunu dikkate aldığını belirtti.</p>

<p dir="ltr">Bu nedenle ortaya çıkan çerçeve, Trump’ın daha önce gündeme getirdiği Grönland’ın ABD tarafından satın alınması veya kontrolünün Washington’a devredilmesi hedefinden farklı bir model ortaya koyuyor. Mevcut bilgiler, egemenliğin Danimarka Krallığı'nda kalacağını, buna karşılık ABD'nin güvenlik ve askeri alandaki yetkilerinin genişletileceğini gösteriyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>ABD’nin askeri varlığı genişleyecek</strong></p>

<p dir="ltr">Anlaşmanın en önemli unsurlarından biri, ABD’nin Grönland’daki askeri kapasitesinin artırılması.</p>

<p dir="ltr">Trump, ABD’nin adada uygun görülen bölgelerde büyük bir askeri varlık oluşturulması için derhal planlama sürecine başlayacağını açıkladı. Ancak şu aşamada kaç Amerikan askerinin konuşlandırılacağı, yeni tesislerin nerede kurulacağı ve mevcut altyapının ne ölçüde genişletileceği konusunda kesinleşmiş bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p dir="ltr">ABD’nin Grönland’daki askeri varlığı ise yeni değil. Washington, 1951 tarihli ABD-Danimarka savunma anlaşmasının oluşturduğu çerçeve kapsamında adada uzun süredir faaliyet gösteriyor.</p>

<p dir="ltr">ABD’nin bugün Grönland’daki en önemli askeri tesisi Pituffik Uzay Üssü. ABD Uzay Kuvvetleri'ne göre üs; balistik füze erken uyarısı, füze savunması, uzay gözetleme ve uydu kontrolü gibi görevlerde kullanılıyor.</p>

<p dir="ltr">Yeni anlaşmanın, mevcut askeri düzenlemelerin ötesine geçerek Washington’ın Grönland’daki uzun vadeli askeri erişimini daha güçlü bir siyasi ve hukuki zemine oturtması bekleniyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Rusya ve Çin’e askeri sınırlama</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Anlaşmanın bir diğer kritik unsuru, ABD’nin “rakip” olarak tanımladığı ülkelerin Grönland’daki askeri varlığının sınırlandırılması.</p>

<p dir="ltr">Trump, yaptığı açıklamada ABD’nin rakiplerinin Grönland’da askeri üs kuramayacağını veya askeri personel konuşlandıramayacağını, ayrıca hassas yatırımlar yapabilmeleri için Washington’ın yazılı onayının gerekeceğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">ABD'li yetkililerin aktardığı ayrıntılara göre anlaşma, NATO üyesi olmayan ülkelerin Grönland’da askeri üs veya kalıcı askeri varlık oluşturmasını engelleyecek hükümler içeriyor. Washington Post’un aktardığı müzakere bilgilerine göre hassas yatırımlar konusunda da NATO ve Avrupa Birliği ülkelerini esas alan bir çerçeve üzerinde uzlaşıldı. Ancak bu hükümlerin nihai metindeki kesin ifadeleri henüz yayımlanmış değil.</p>

<p dir="ltr">Düzenlemenin özellikle Rusya ve Çin’in Arktik bölgesindeki askeri ve ekonomik etkisinin sınırlandırılması açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Ekonomik boyut da bulunuyor</strong></p>

<p dir="ltr">Grönland yalnızca askeri konumu nedeniyle değil, doğal kaynakları ve Arktik ulaşım yolları açısından da stratejik önem taşıyor.</p>

<p dir="ltr">Trump’ın açıklamalarında “hassas yatırımlar” özellikle öne çıkarken, ABD yönetiminin Çin ve Rusya gibi rakip ülkelerin stratejik sektörlerde ekonomik nüfuz kazanmasını sınırlandırmaya çalıştığı görülüyor. Anlaşmanın bu alandaki hükümlerinin ayrıntıları ise metin kamuoyuna açıklanmadığı için henüz tam olarak bilinmiyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Anlaşma henüz yürürlükte değil</strong></p>

<p dir="ltr">Washington ile Kopenhag arasındaki yeni düzenlemenin açıklanması, Grönland krizinde önemli bir diplomatik dönemeç olarak değerlendiriliyor. Ancak şu anda kamuoyuna sunulmuş nihai ve bağlayıcı bir anlaşma metni bulunmuyor.</p>

<p dir="ltr">Danimarka, Grönland ve ABD’nin anlaşmayı gelecek hafta BM Genel Kurulu sırasında imzalamayı planladığı bildiriliyor. İmzanın ardından ulusal parlamentolardaki gerekli süreçlerin tamamlanması gerekecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/abd-ve-danimarka-gronlandin-guvenligi-icin-anlasmaya-vardi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/gronland-3.JPG" type="image/jpeg" length="41824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran'da Mahsa Amini’nin ölümü sonrası kadınların yaşamı değişti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/iranda-mahsa-amininin-olumu-sonrasi-kadinlarin-yasami-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/iranda-mahsa-amininin-olumu-sonrasi-kadinlarin-yasami-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Jina Mahsa Amini’nin ölümünün üzerinden dört yıl geçti. İran’da kadınların sokaktaki görünümü ise büyük ölçüde değişti. Tahran başta olmak üzere kentlerde giderek daha fazla kadın başörtüsü takmadan, saçları açık şekilde dolaşıyor. Peki kadınlar bu özgürlüğü nasıl kazandı?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>İran sokaklarında yıllardır görülmesi zor olan bir görüntü artık giderek sıradanlaşıyor. Açık saçlar, dar kot pantolonlar ve omuzları açık kıyafetlerle dolaşan kadınlar, ülkenin başkenti Tahran’ın sokaklarında günlük hayatın bir parçası haline geliyor.</strong></p>

<p dir="ltr">Bugün Tahran’ın bazı bölgelerinde yürüyen bir kişi, kendisini İslam Cumhuriyeti’nin başkentinden çok Atina veya İstanbul’da hissedebiliyor. Oysa yalnızca dört yıl önce bu görüntüleri görmek neredeyse imkânsızdı.</p>

<p dir="ltr"><strong>Jina Mahsa Amini’nin ölümü dönüm noktası oldu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">22 yaşındaki Jina Mahsa Amini, Eylül 2022’de “başörtüsünü kurallara uygun takmadığı” gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alındı. Gözaltında hayatını kaybeden Amini’nin ölümü, İran’da yıllardır görülmemiş büyüklükte protestoların fitilini ateşledi.</p>

<p dir="ltr">“Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganıyla ülke geneline yayılan gösteriler aylar boyunca devam etti. Protestolar İran sınırlarını aşarak uluslararası kamuoyunun da gündemine oturdu.</p>

<p dir="ltr">İran yönetimi aylar süren gösterileri güvenlik güçlerinin müdahalesiyle bastırırken, sokaklardaki başörtüsü denetimi de farklı bir boyuta taşındı. Ahlak polisinin yerine modern güvenlik ve gözetleme sistemleri devreye sokuldu. Başörtüsü takmayan kadınlara uyarılar gönderildi, para cezaları uygulandı ve çeşitli yaptırımlar gündeme geldi.</p>

<p dir="ltr">Ancak kadınların sokaktaki tutumu değişmedi.</p>

<p dir="ltr"><strong>Gözetim arttı, kadınlar geri adım atmadı</strong></p>

<p dir="ltr">Kadınların başörtüsü takmama eylemi, zamanla bireysel bir tercih olmanın ötesine geçerek gündelik yaşamın görünür bir parçasına dönüştü. Yönetimin denetim ve yaptırım politikalarına rağmen özellikle büyük kentlerde çok sayıda kadın başörtüsü olmadan sokağa çıkmaya devam etti.</p>

<p dir="ltr">Bu süreçte Haziran 2025’te yaşanan 12 günlük savaş ise İran’daki toplumsal dengeleri ve günlük yaşamı yeniden etkiledi. Savaşın ardından sokaktaki uygulamaların ve kadınların başörtüsü konusundaki tutumlarının da yeni bir döneme girdiği görülüyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>“Bu özgürlük nasıl kazanıldı?”</strong></p>

<p dir="ltr">İran’daki değişim, yalnızca siyasi kararlarla açıklanabilecek bir gelişme olarak görülmüyor. Kadınların yıllar boyunca sürdürdüğü bireysel ve kolektif direniş, sokaklardaki görünümün değişmesinde önemli bir rol oynadı.</p>

<p dir="ltr">“NZZ Akzent” podcastinde İran uzmanı Teseo La Marca, ülkedeki bu dönüşümü ve kadınların başörtüsü konusundaki tutumlarının nasıl değiştiğini ele alıyor.</p>

<p dir="ltr">La Marca, İranlı kadın Zana Rahimi’nin hikâyesi üzerinden başörtüsü olmadan yaşamanın günlük hayatta ne anlama geldiğini anlatıyor. Rahimi’nin deneyimi, İran’da kadınların son yıllarda karşı karşıya kaldığı baskılarla birlikte elde ettikleri yeni hareket alanını da gözler önüne seriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÖÇ POLİTİKALARI, KADIN, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/iranda-mahsa-amininin-olumu-sonrasi-kadinlarin-yasami-degisti</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/iran-ve-kadinlar.JPG" type="image/jpeg" length="42256"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD, İsrail ve Arap ülkelerinin komutanları Almanya’da gizli toplantıda buluştu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/abd-israil-ve-arap-ulkelerinin-komutanlari-almanyada-gizli-toplantida-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/abd-israil-ve-arap-ulkelerinin-komutanlari-almanyada-gizli-toplantida-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD, İsrail ve yedi Arap ülkesinden üst düzey askeri yetkililerin, İran savaşı ve Ortadoğu’daki artan gerilimi görüşmek üzere geçen hafta Almanya’da kamuoyuna önceden duyurulmayan bir toplantıda bir araya geldiği ortaya çıktı. Toplantıya İsrail ile diplomatik ilişkisi bulunmayan bazı Arap ülkelerinin genelkurmay başkanlarının da katılması dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>ABD merkezli Axios haber sitesinin iki İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberine göre, toplantı ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper tarafından organize edildi. Görüşmede İran’la devam eden savaş, bölgedeki güvenlik durumu ve askeri işbirliği olanakları ele alındı.</strong></p>

<p dir="ltr">Toplantının Almanya’daki bir kayak merkezinde gerçekleştirildiği bildirildi. Katılımcı ülkeler arasında ABD’nin yanı sıra İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Ürdün ve Mısır yer aldı.</p>

<p dir="ltr">Toplantıya katılan ülkelerden hiçbiri buluşmayı önceden kamuoyuna açıklamadı. Ancak CENTCOM daha sonra Almanya’da sekiz ülkeden üst düzey askeri liderlerin katıldığı planlı bir konferansa ev sahipliği yaptığını doğruladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, görüşmelerde Ortadoğu’da güvenlik işbirliğini geliştirmeye yönelik fırsatların ele alındığını bildirdi.</p>

<p dir="ltr"><strong>İran savaşı ve bölgesel gerilim masadaydı</strong></p>

<p dir="ltr">Axios’un aktardığına göre Amiral Brad Cooper, toplantıya katılan komutanlara İran’ın ABD üslerine yönelik saldırılarına rağmen Amerikan askerlerinin bölgeden çekilmeyeceği mesajını verdi.</p>

<p dir="ltr">Cooper ayrıca ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini artırmaya yönelik planları hakkında katılımcılara bilgi verdi. Hürmüz Boğazı, küresel enerji taşımacılığı açısından stratejik öneme sahip kritik bir geçiş noktası olarak öne çıkıyor.</p>

<p dir="ltr">İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Eyal Zamir’in de İsrail ordusunun farklı cephelerde yürüttüğü operasyonlar hakkında toplantıya katılan askeri yetkililere bilgi verdiği bildirildi.</p>

<p dir="ltr"><strong>İsrail ile Arap ülkeleri aynı masada</strong></p>

<p dir="ltr">Toplantının dikkat çeken yönlerinden biri, İsrail ile diplomatik ilişkisi bulunmayan bazı Arap ülkelerinin askeri liderlerinin İsrailli mevkidaşlarıyla aynı toplantıda yer alması oldu.</p>

<p dir="ltr">Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Ürdün ve Mısır'ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'in askeri yetkilileri toplantıya katıldı. Bu ülkelerin İsrail ile ilişkileri farklı düzeylerde bulunurken, toplantının ortak askeri ve güvenlik başlıkları etrafında gerçekleştirildiği bildirildi.</p>

<p dir="ltr">Axios’a göre toplantı, ABD, İsrail ve bölgedeki bazı Arap ülkeleri arasındaki askeri koordinasyonun İran savaşı sırasında daha da geliştiği bir dönemde gerçekleşti.</p>

<p dir="ltr"><strong>İsrail-Suudi Arabistan askeri işbirliği gündemde</strong></p>

<p dir="ltr">Görüşmenin bir diğer önemli başlığının ise Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları olduğu bildirildi.</p>

<p dir="ltr">Axios’a konuşan kaynaklara göre İsrail ve Suudi Arabistan, ABD’nin desteğiyle Husilere karşı olası bir askeri işbirliğini değerlendirmeye başladı. Bu kapsamda İsrail’in Suudi Arabistan’a istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) desteği sağlayabileceği seçenekler arasında bulunuyor.</p>

<p dir="ltr">Bu modelin, İsrail’in Birleşik Arap Emirlikleri’ne sağladığı bildirilen desteğe benzer olabileceği öne sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr"><strong>Kızıldeniz ve Babülmendep gerilimi</strong></p>

<p dir="ltr">Toplantı, Kızıldeniz ve Babülmendep çevresindeki güvenlik geriliminin yükseldiği bir dönemde gerçekleştirildi.</p>

<p dir="ltr">Axios’un aktardığına göre İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları son dönemde yoğunlaşırken, Babülmendep Boğazı çevresindeki gelişmeler de bölgesel güvenlik gündeminin önemli başlıklarından biri haline geldi. Axios ayrıca Husilerin bölgedeki gemi trafiği üzerindeki kontrolünü artırdığını bildirdi.</p>

<p dir="ltr">ABD, İsrail ve Arap ülkelerinin askeri liderlerini Almanya’da bir araya getiren toplantının, Ortadoğu’daki savaş ve gerilimlerin bölge ülkeleri arasındaki askeri koordinasyonu artırdığı bir dönemde gerçekleşmesi dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/abd-israil-ve-arap-ulkelerinin-komutanlari-almanyada-gizli-toplantida-bulustu</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/1-224.jpg" type="image/jpeg" length="38128"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Wadephul'dan Ukrayna'ya çağrı: Daha fazla Alman silahı satın alın]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/wadephuldan-ukraynaya-cagri-daha-fazla-alman-silahi-satin-alin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/wadephuldan-ukraynaya-cagri-daha-fazla-alman-silahi-satin-alin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Ukrayna'nın savunma ihtiyaçlarına yönelik alımlarda Alman savunma sanayisine daha fazla yer vermesi çağrısında bulundu. Wadephul, Almanya'nın Ukrayna'ya mali ve askeri açıdan en güçlü desteği veren ülke olduğunu belirterek, bundan Alman savunma sanayisinin de yararlanması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CDU'lu Bakan Johann Wadephul, Bild gazetesine yaptığı açıklamada, Ukrayna'nın silah ve savunma ekipmanı alımlarında Alman şirketlerine daha fazla sipariş vermesi gerektiğini ifade etti.</strong></p>

<p>Wadephul, "Mali ve askeri destek açısından artık Ukrayna'nın en güçlü destekçisiyiz" diyerek, "Bu nedenle Alman savunma sanayisinin bundan doğal olarak faydalanması gerekiyor" dedi.</p>

<p>Wadephul, son Kiev ziyareti sırasında bu konuyu Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile de görüştüğünü belirtti.</p>

<p>Almanya'nın Ukrayna'ya sağladığı desteğe rağmen Alman savunma şirketlerine verilen siparişlerin mevcut seviyesinden memnun olmadığını söyleyen Wadephul, "En azından Ukrayna'nın tüm tedarik süreçlerinde Alman savunma sanayisini de sürece dahil etmesi gerekiyor" diye konuştu.</p>

<p>Wadephul, "Şu anda Almanya'daki siparişlerin durumundan tamamen memnun değiliz. Bu nedenle Ukrayna hükümetinden durumu gözden geçirmesini ve daha iyi hale getirmek için gerekli adımları atmasını istedik" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Ukraynalı erkeklerin dönüşü konusunda Söder'e destek</strong></p>

<p>Almanya Dışişleri Bakanı, CSU Genel Başkanı Markus Söder'in askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklerin Almanya'dan Ukrayna'ya dönmesi yönündeki çağrısına da destek verdi.</p>

<p>Wadephul, Alman hükümetinin kayıt verileri üzerinden Almanya'da bulunan kişileri bildiğini ve Kiev yönetimine bu erkeklere ulaşılması konusunda yardımcı olabileceğini söyledi.</p>

<p>Ancak Wadephul, Ukraynalı erkeklerin ülkelerine dönüşünün "zorlama olmadan" gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Rusya'ya sert mesaj</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Wadephul, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Leipzig/Halle Havalimanı'nda yaşanan insansız hava aracı olayının ardından Almanya'nın savaş hazırlığı yaptığı yönündeki açıklamalarına da sert tepki gösterdi.</p>

<p>Alman Bakan, "Rusya'nın bu olayı Leipzig'de gerçekleştirdiğini ve bizim buna karşılık verdiğimizi, vermek zorunda olduğumuzu çok iyi biliyoruz. Sergey Lavrov da bunu elbette biliyor" dedi.</p>

<p>Ağustos ayının başında Leipzig Havalimanı'nda, yakınlarında Ukrayna'ya ait kargo uçaklarının bulunduğu bir bölgede patlayıcı yüklü bir drone tespit edilmişti. Alman hükümeti olayın arkasında Rusya'nın bulunduğunu açıklamıştı.</p>

<p>Lavrov ise pazar günü Moskova'ya yöneltilen suçlamaların "temelde gerçek bir savaşın başlangıcı" olduğunu söylemişti.</p>

<p>Wadephul, Lavrov'un bu açıklamayı Saksonya-Anhalt eyaletindeki seçim günü yapmasının, toplumda daha fazla belirsizlik yaratma amacı taşıyabileceğini belirtti.</p>

<p>"Rus hükümetinin sahip olduğu tüm imkanlarla toplumumuzu etkilemeye çalışmasıyla başa çıkmak zorundayız" diyen Wadephul, Almanya'nın ise tehdit ve baskıyla yıldırılamayacağını söyledi.</p>

<p>Wadephul, Lavrov'un açıklamalarını aynı zamanda "Rusya'nın belirli bir çaresizliğinin ifadesi" olarak değerlendirdi.</p>

<p>Alman Dışişleri Bakanı, Rusya'nın Ukrayna savaşının birkaç gün içinde sona ermesini beklediğini ancak savaşın artık beşinci yılına girdiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/wadephuldan-ukraynaya-cagri-daha-fazla-alman-silahi-satin-alin</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/wadephul.png" type="image/jpeg" length="69435"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[VW'nin Osnabrück fabrikası savunma sanayisine açılıyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/vwnin-osnabruck-fabrikasi-savunma-sanayisine-aciliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/vwnin-osnabruck-fabrikasi-savunma-sanayisine-aciliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın otomotiv devi Volkswagen, Osnabrück'teki tarihi fabrikası için yeni bir gelecek planlıyor. Araç üretiminin 2027'de sona ermesinin ardından tesisin, İsrailli yatırım şirketi Aurelius Capital ve Aşağı Saksonya eyaletinin ortaklığıyla güvenlik ve savunma sanayisine yönelik bir merkez haline getirilmesi planlanıyor. İlk büyük proje ise İsrail'in Rafael şirketiyle hava savunma sistemleri alanında kurulacak işbirliği olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Volkswagen, Aşağı Saksonya eyaleti ve İsrail merkezli yatırım şirketi Aurelius Capital, VW'nin Osnabrück fabrikasının geleceğine ilişkin satışın temel koşullarında anlaşmaya vardı. Buna göre Aurelius fabrikada çoğunluk payını üstlenirken, Volkswagen'in önemli hissedarlarından Aşağı Saksonya eyaleti azınlık ortak olarak projede yer alacak.</strong></p>

<p>Tarafların planına göre, 2027 yazında otomobil üretiminin sona ermesinin ardından tesis kademeli olarak bir “Güvenlik ve Savunma Çözümleri Yetkinlik Merkezi” haline getirilecek. Amaç, otomotiv üretiminin sona ermesiyle kapanma riskiyle karşı karşıya kalan fabrikayı yeni bir sanayi alanına taşımak ve mevcut istihdamın önemli bölümünü korumak.</p>

<p><strong>Yaklaşık 1.400 çalışana gelecek güvencesi</strong></p>

<p>Osnabrück fabrikasında halen yaklaşık 1.800 kişi çalışıyor. VW İş Konseyi Başkanı Daniela Cavallo, üzerinde anlaşmaya varılan yeni modelin yaklaşık 1.400 çalışana uzun vadeli bir istihdam perspektifi sunduğunu açıkladı. Böylece mevcut iş gücünün yaklaşık dörtte üçünün fabrikada kalmasının önü açılmış olacak.</p>

<p>Ancak çalışanların tamamı için henüz kesin bir çözüm bulunmuş değil. İşveren, iş konseyi, sendika ve eyalet yönetiminin geride kalan çalışanlar için de alternatifler üzerinde çalışmayı sürdürmesi bekleniyor.</p>

<p>IG Metall Başkanı Christiane Benner de anlaşmanın önemli bir adım olduğunu belirtirken, Volkswagen'in kalan çalışanlar için de güvenilir gelecek perspektifleri oluşturma sorumluluğunun devam ettiğini vurguladı.</p>

<p><strong>İlk ortak Rafael: Iron Dome teknolojisi Almanya'da üretilecek</strong></p>

<p>Yeni dönemin ilk büyük sanayi projesinin İsrail savunma şirketi Rafael Advanced Defense Systems ile gerçekleştirilmesi planlanıyor. Şirket, özellikle İsrail'in dünyaca tanınan Iron Dome (Demir Kubbe) hava savunma sistemiyle biliniyor.</p>

<p>Aurelius ve Aşağı Saksonya'nın Rafael ile birlikte Osnabrück'te hava savunma sistemlerine yönelik üretim ve geliştirme faaliyetleri yürütmesi öngörülüyor. Rafael CEO'su Yoav Tourgeman, uzun vadeli hedeflerinin Almanya ve Avrupa'nın korunmasına yönelik teknolojilerin mümkün olduğunca tamamen Almanya'da üretilmesi olduğunu ifade etti.</p>

<p>Yeni yapılanmanın yalnızca tek bir projeyle sınırlı kalması da beklenmiyor. Taraflar, savunma ve güvenlik alanında ilerleyen dönemde başka sanayi ortaklıkları ve projelerin de geliştirilebileceğini belirtiyor.</p>

<p><strong>125 yıllık otomotiv geçmişinden savunma sanayisine</strong></p>

<p>Osnabrück fabrikasının kökleri, otomotiv sektöründe önemli bir geçmişe sahip Karmann şirketine kadar uzanıyor. Volkswagen, Karmann'ın 2009'da iflas etmesinin ardından tesisi devralarak üretimi sürdürmüştü.</p>

<p>Ancak VW'nin Almanya'daki maliyet baskıları, zayıf Avrupa talebi ve küresel rekabet nedeniyle yürüttüğü yeniden yapılanma kapsamında Osnabrück'ün geleceği uzun süredir belirsizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Volkswagen, Aralık 2024'te tesisteki T-Roc Cabriolet üretimini 2027 yazında sona erdirme kararı almıştı. Porsche üretimi ise 2025'te sonlandırılmıştı. Böylece fabrikanın otomotiv üretiminden tamamen çıkması beklenirken, savunma sanayisine dönüşüm planı tesise yeni bir sanayi kimliği kazandıracak.</p>

<p><strong>VW için de stratejik bir dönüşüm</strong></p>

<p>Volkswagen CEO'su Oliver Blume, Osnabrück anlaşmasını tarihi bir üretim merkezine yeni bir endüstriyel gelecek kazandıracak önemli bir adım olarak değerlendirdi.</p>

<p>Aşağı Saksonya Başbakanı Olaf Lies ise Avrupa'nın güvenlik ortamının önemli ölçüde değiştiğine dikkat çekerek Almanya ve Avrupa'nın savunma kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini söyledi. Eyalet yönetimi, savunma yatırımlarının aynı zamanda Osnabrück gibi sanayi merkezlerinde yeni istihdam ve katma değer yaratmasını hedefliyor.</p>

<p>Bu açıdan Osnabrück'teki dönüşüm, yalnızca bir fabrikanın kurtarılması anlamına gelmiyor. Almanya'da otomotiv sektörünün kapasite fazlası ve yüksek üretim maliyetleriyle mücadele ettiği bir dönemde, savunma sanayisinin artan talebinin mevcut endüstriyel altyapı için yeni bir kullanım alanı yaratabileceğini de gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/vwnin-osnabruck-fabrikasi-savunma-sanayisine-aciliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/vw-3.png" type="image/jpeg" length="21448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saksonya-Anhalt'ta aşırı sağcı AfD yüzde 44,5 ile birinci]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/saksonya-anhaltta-asiri-sagci-afd-yuzde-445-ile-birinci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/saksonya-anhaltta-asiri-sagci-afd-yuzde-445-ile-birinci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan parlamento seçimlerinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) tarihi bir oy oranı kazandı. İlk sandık çıkış tahminlerine göre oyların yüzde 44,5'ini alan AfD, ikinci sıradaki CDU'nun iki katından fazla oy topladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ancak mutlak çoğunluğa ulaşamayan parti için hükümet kurma süreci belirsizliğini koruyor. Seçim, aşırı sağcı AfD'nin Almanya'da bir eyalet hükümetini yönetme ihtimalini ilk kez somut biçimde gündeme taşıdı.</strong></p>

<p>Saksonya-Anhalt'ta yaklaşık 1,7 milyon seçmenin oy kullanmak üzere sandık başına gittiği seçimde oy verme işlemi saat 18.00'de sona erdi. Yaklaşık 2 bin 130 sandığın bulunduğu eyalette ilk sonuçların açıklanmasının ardından AfD'nin açık ara önde olduğu ortaya çıktı.</p>

<p>ARD'nin infratest dimap tarafından hazırlanan ilk sonuçlara göre AfD yüzde 44,5 oyla birinci parti oldu. ZDF adına Forschungsgruppe Wahlen'ın ise partiyi yüzde 44,1 seviyesinde gösterdi. Böylece AfD, 2021 seçimlerinde aldığı yüzde 20,8'lik oyun yaklaşık iki katına çıktı ve eyalet seçimlerindeki en yüksek oy oranına ulaştı.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/af-d-3.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>AfD'nin bu sonucu, Almanya'nın II. Dünya Savaşı sonrasındaki siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ancak partinin seçim zaferi otomatik olarak hükümet kuracağı anlamına gelmiyor. İlk tahminler AfD'nin parlamentoda tek başına hükümet kurmak için gereken mutlak çoğunluğa ulaşamadığını gösteriyor.</p>

<p><strong>CDU büyük çöküş yaşadı</strong></p>

<p>Eyalette uzun süredir hükümette bulunan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ise ağır bir yenilgi aldı.</p>

<p>Başbakan Sven Schulze'nin partisi yüzde 18,5 civarında oyla ikinci sırada kaldı. CDU böylece 2021'deki yüzde 37,1'lik sonucundan yaklaşık 18,6 puan kaybetti. Parti açısından sonuç, Saksonya-Anhalt'taki son yılların en ağır seçim yenilgilerinden biri oldu.</p>

<p>İlk tahminlere göre diğer partilerin oy oranları şöyle:</p>

<p><img alt="" height="381" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/sonuc.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="404" /></p>

<ul>
 <li><strong>AfD:</strong> yüzde 44,5</li>
 <li><strong>CDU:</strong> yüzde 18,5</li>
 <li><strong>Sol Parti:</strong> yüzde 9,4</li>
 <li><strong>Yeşiller:</strong> yüzde 8,9</li>
 <li><strong>SPD:</strong> yüzde 8,2</li>
 <li><strong>BSW:</strong> yüzde 5,0</li>
 <li><strong>FDP:</strong> yüzde 2,1</li>
</ul>

<p>ZDF'nin haberine göre AfD yüzde 44,1, CDU yüzde 18,5, Sol Parti yüzde 9,2, SPD yüzde 8,8, Yeşiller yüzde 8,7, BSW yüzde 4,8 ve FDP yüzde 2,4 olarak hesaplandı. Dolayısıyla özellikle BSW'nin yüzde 5'lik seçim barajını geçip geçemeyeceği, parlamentodaki sandalye dağılımı açısından kritik önem taşıyor.</p>

<p><strong>AfD iktidara gelebilecek mi?</strong></p>

<p>Seçimin ardından Berlin'de ve Magdeburg'da en çok tartışılan konu, AfD'nin bu büyük oy oranını hükümet kurma gücüne dönüştürüp dönüştüremeyeceği.</p>

<p>AfD'nin eyaletin önde gelen adayı Ulrich Siegmund, seçim kampanyası boyunca partisinin mümkünse tek başına hükümet kurmasını savundu. Ancak yüzde 44,5'lik sonuç, ilk tahminlere göre AfD'ye tek başına iktidar için yeterli sandalye sayısını sağlamıyor.</p>

<p>Daha da önemlisi, diğer büyük partiler aşırı sağcı AfD ile koalisyon kurmayacaklarını seçim öncesinde açıkça ilan etti. Bu nedenle AfD'nin birinci parti olması ile hükümeti kurabilmesi arasında önemli bir fark bulunuyor.</p>

<p>İlk hesaplamalara göre BSW'nin yüzde 5'lik barajı aşması halinde AfD'nin BSW ile bir hükümet formülü oluşturması teorik olarak gündeme gelebilir. Ancak bu seçenek de siyasi açıdan son derece tartışmalı. BSW'nin nihai oy oranı bu nedenle hükümet kurma aritmetiğinin en kritik unsurlarından biri haline geldi.</p>

<p>Öte yandan CDU'nun AfD ile işbirliğini reddetmesi, geleneksel partiler açısından da yeni ve zor bir denklem yaratıyor. CDU'nun SPD, Yeşiller ve Sol Parti ile oluşturabileceği seçenekler ise sandalye hesabına ve özellikle olası bir dışarıdan desteğe bağlı görünüyor.</p>

<p><strong>Katılım rekor kırdı</strong></p>

<p>Seçimin dikkat çeken bir diğer boyutu ise sandığa yoğun ilgi oldu.</p>

<p>Saat 14.00'te seçime katılım yüzde 54,4, saat 16.00'da ise yüzde 65,3 olarak açıklanmıştı. Bu rakamlar, 2021 seçimlerinin aynı saatlerindeki yüzde 27,1 ve yüzde 41'lik oranların çok üzerindeydi.</p>

<p><strong>SPD için alarm zilleri</strong></p>

<p>Seçimin bir diğer kaybedeni SPD oldu.</p>

<p>2021'de yüzde 8,4 oy alan Sosyal Demokratlar bu kez yaklaşık yüzde 8-9 bandında kaldı. Böylece parti parlamentoya girmeyi başarsa da eyalet siyasetindeki ağırlığını koruyamadı.</p>

<p>Yeşiller ise yaklaşık yüzde 9 ile önceki seçime kıyasla oylarını artırarak parlamentoda kalmayı başardı. Sol Parti de yüzde 9'un üzerinde oyla üçüncü sırada yer aldı.</p>

<p>FDP ise yüzde 2 civarında kalarak eyalet meclisinin dışında kaldı. BSW'nin ise yüzde 5 sınırında bulunması, partinin parlamentoya girip giremeyeceği konusunda son sayım tamamlanana kadar belirsizliğin sürmesine yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Almanya siyaseti açısından tarihi sonuç</strong></p>

<p>Saksonya-Anhalt'taki seçim, 1949'dan bu yana şekillenen Almanya siyasi düzeni açısından yalnızca bir eyalet seçimi olarak görülmüyor.</p>

<p>AfD'nin yüzde 44'ün üzerinde oy alması, partinin Doğu Almanya'daki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koyarken, Almanya'nın geleneksel merkez partilerinin özellikle doğu eyaletlerinde yaşadığı oy kaybını da gözler önüne serdi.</p>

<p>AfD'nin bölgesel teşkilatı Almanya'nın iç istihbarat makamları tarafından aşırı sağcı olarak sınıflandırılıyor. Ana akım partiler ise bugüne kadar AfD ile hükümet ortaklığını dışlayan siyasi bir "Brandmauer", yani güvenlik duvarı politikası izledi.</p>

<p>Bu nedenle Saksonya-Anhalt'taki sonuç, yalnızca Magdeburg'daki hükümetin geleceğini değil, Almanya'da aşırı sağcı AfD ile mücadele stratejisinin de sorgulanmasına yol açacak.</p>

<p><strong>Gözler hükümet pazarlığında</strong></p>

<p>Seçim gecesinin ardından artık soru AfD'nin seçimi kazanıp kazanmadığı değil, bu zaferin iktidara dönüşüp dönüşmeyeceği.</p>

<p>AfD açık ara birinci parti olmasına rağmen tek başına çoğunluğu elde edemedi. Diğer partilerin AfD ile koalisyon kurmayı reddetmesi, hükümet kurma sürecini son derece karmaşık hale getiriyor.</p>

<p>Önümüzdeki saatlerde ve günlerde özellikle BSW'nin kesin oy oranı, sandalye dağılımı ve CDU'nun nasıl bir yol izleyeceği belirleyici olacak. Saksonya-Anhalt'ın yeni hükümeti şekillenirken, Almanya siyasetinde yıllardır uygulanan AfD'yi iktidardan uzak tutma stratejisinin geleceği de tartışmaya açılacak.</p>

<p>Kesin sonuçların seçim gecesi veya 7 Eylül sabahının erken saatlerinde açıklanması bekleniyor. Eyalet Seçim Kurulu, ön sonuçların tüm sandıklardan gelen hızlı bildirimler tamamlandıktan sonra açıklanacağını duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/saksonya-anhaltta-asiri-sagci-afd-yuzde-445-ile-birinci</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 21:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/afd-16.jpeg" type="image/jpeg" length="80166"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karabulut’tan Bakırhan’a sert mesaj: “Aleviler sizin siyasal projenizin parçası değildir!”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/karabuluttan-bakirhana-sert-mesaj-aleviler-sizin-siyasal-projenizin-parcasi-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/karabuluttan-bakirhana-sert-mesaj-aleviler-sizin-siyasal-projenizin-parcasi-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Dersim Dernekleri (FDG) Genel Başkanı Kemal Karabulut, Tuncer Bakırhan’ın Alevi aydınların itirazlarına yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>FDG Genel Başkanı Kemal Karabulut’tan Tuncer Bakırhan’a sert tepki: “Aleviler hiçbir siyasi liderin peşine takılmayacak, hiçbir partinin emir eri olmayacak.”</strong></p>

<p>Bakırhan’ın yaklaşımının Alevileri siyasal özne olarak görmeyen ve kendi siyasal çizgisine tabi olması gereken bir kitle olarak değerlendiren anlayışı yansıttığını belirten Karabulut, “Aleviler DEM Parti’nin de, başka herhangi bir partinin de emir eri değildir!” dedi.</p>

<p>Karabulut, Bakırhan’ın Alevi aydınların itirazlarına verdiği yanıtın, Abdullah Öcalan’ın oluşturacağı yeni partide “koltuk kapma telaşının izlerini” taşıdığını savundu. Açıklamanın, Alevileri siyasal özne olarak görmeyen, kendi siyasal çizgisine tabi olması gereken bir kitle olarak gören anlayışın açık bir dışavurumu olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bakırhan’ın kullandığı dili eleştiren Karabulut, bunun demokrasi dili değil, itaat talep eden bir iktidar dili olduğunu belirtti. Alevi aydınların tarihsel hafızasına, düşüncelerine ve siyasal itirazlarına cevap vermek yerine onları küçümsemenin ve Alevileri “sokaktan alınmış” insanlar üzerinden tarif etmenin “haddini aşan bir siyasal kibir” olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>“Asıl sorun tarih konusunda ortaya çıkmaktadır”</strong></p>

<p>Karabulut açıklamasında, özellikle Yavuz Sultan Selim–İdris-i Bitlisi ittifakına dikkat çekti. Bu ittifakın Alevilerin hafızasında yaşanmış zulmü çağrıştırdığını belirterek, Yavuz döneminde Kızılbaş/Alevi topluluklarına yönelik katliamlar, başta Çaldıran kıyımı olmak üzere takipler ve ağır baskıların Alevi belleğinde derin bir yara bıraktığını ifade etti.</p>

<p>İdris-i Bitlisi’nin ise Yavuz’un Alevi siyasetinde önemli bir işbirlikçisi olduğunu belirten Karabulut, “Bugün Alevi aydınlarının bu ittifakı sorgulaması neden Bakırhan’ı bu kadar rahatsız ediyor?” diye sordu.</p>

<p>Karabulut’a göre mesele yalnızca 16. yüzyılla sınırlı değil. “Mesele, bugün hâlâ devam eden bir siyasal zihniyet tartışmasıdır” diyen Karabulut, Yavuz–Bitlisi dönemindeki Sünni siyasal ittifak anlayışı ile Abdullah Öcalan’ın farklı dönemlerde ortaya koyduğu “İslam kardeşliği”, “İslam bayrağı altında ortak yaşam”, “Medine Vesikası” ve Yavuz–İdris-i Bitlisi ittifakına ilişkin olumlu stratejik değerlendirmelerinin Aleviler açısından ciddi biçimde sorgulanması gereken bir düşünsel paralellik ortaya çıkardığını savundu.</p>

<p>Karabulut, “Bakırhan hâlâ Öcalan’ın böyle ifadelerinin olmadığını iddia etmekte, yumuşatarak Alevilere yedirmek politikasında” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Alevilerin sorusu tam da budur”</strong></p>

<p>Öcalan’ın çözüm sürecindeki mesajlarında Türkler ile Kürtlerin tarihsel birlikteliğini İslam ortaklığı üzerinden açıkladığını belirten Karabulut, aynı şekilde Yavuz–İdris-i Bitlisi modeline Ortadoğu açısından stratejik bir ittifak örneği olarak yaklaşmasının da Alevilerin hafızasında yer edindiğini söyledi.</p>

<p>Karabulut, Alevilerin temel sorusunu şu şekilde dile getirdi:</p>

<p>“Yüzyıllar önce Alevilerin ezilmesine yol açan Sünni siyasal ittifak modeli, bugün Öcalan eliyle yeniden üretilmek isteniyor?”</p>

<p>Bu sorunun düşmanlık ya da provokasyon olarak nitelendirilemeyeceğini belirten Karabulut, bunun Alevilerin en doğal demokratik hakkı olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bakırhan’ın tutumunu da eleştiren Karabulut, “Fakat Bakırhan’ın cevabı ne? ‘Biz biliriz, siz susun!’ İşte asıl sorun budur” dedi.</p>

<p><strong>“Aleviler hiçbir siyasi partinin emir eri değildir”</strong></p>

<p>Alevileri kendi tarihinden, kendi hafızasından ve kendi siyasal iradesinden koparmaya çalışan hiçbir anlayışı kabul etmediklerini belirten Karabulut, Alevilerin dün de kendi mücadeleleriyle var olduğunu, bugün de varlığını sürdürdüğünü söyledi.</p>

<p>Alevilerin kazanımlarının hiçbir siyasi hareketin lütfu olmadığını vurgulayan Karabulut, bu uğurda çok sayıda bedel ödendiğini ifade etti.</p>

<p>Karabulut, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Aleviler DEM Parti’nin de, başka herhangi bir partinin de emir eri değildir!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alevilerden oy isterken ‘demokrasi’, itiraz ettiklerinde ‘cahillik’; Alevileri yanınıza alırken ‘halk’, size karşı konuştuklarında ‘Sokak’tan aldık!’ diyemezsiniz.</p>

<p>Aleviler sizin koltuk hesabınızın aparatı olmayacaktır.”</p>

<p><strong>“Aleviler kendi sözünü kendisi söyleyecek”</strong></p>

<p>Karabulut, Bakırhan’a ve DEM Parti yönetimine açık çağrıda bulunarak Alevilere tepeden bakmaktan ve Alevi aydınlarını küçümsemekten vazgeçmeleri gerektiğini söyledi.</p>

<p>Alevilerin tarihsel hafızasını itibarsızlaştırmaktan ve Aleviler adına konuşma alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiğini belirten Karabulut, Alevilerin artık kendilerini gerçekten kimin savunduğunu ve kimin yalnızca kendi siyasal hesabı için Alevilerin desteğini istediğini gördüğünü ifade etti.</p>

<p>Karabulut açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p>“Aleviler hiçbir siyasi liderin peşine takılmayacak, hiçbir partinin emir eri olmayacak ve hiçbir siyasal projenin mezhepçi hesaplarına kurban edilmeyecektir.</p>

<p>Kendi tarihimize ve mücadelemize biz sahip çıkacağız ve sözümüzü de biz söyleyeceğiz!”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DERNEKLER, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/karabuluttan-bakirhana-sert-mesaj-aleviler-sizin-siyasal-projenizin-parcasi-degildir</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/00-8.JPG" type="image/jpeg" length="24495"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya ve Belçika'da savunma sektöründeki şirketlere kundaklama]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-ve-belcikada-savunma-sektorundeki-sirketlere-kundaklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanya-ve-belcikada-savunma-sektorundeki-sirketlere-kundaklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Münih kentinde savunma ve teknoloji sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin bulunduğu Berg am Laim semtindeki bir şantiyeye kundaklama düzenekleriyle saldırı düzenlenirken, Belçika’nın Liege kentinde İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii’ne (IAI) ait bir şirketin binasında kundaklama meydana geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Münih’te Çarşamba gününü Perşembe’ye bağlayan gece yarısı, Berg am Laim semtindeki Mühldorfstraße’de bulunan bir şantiyeye araçtan çok sayıda kundaklama düzeneği atıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir görgü tanığının ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Düzeneklerden en az biri, inşaat konteynerlerinin bulunduğu alanda yangına neden oldu. Polis ekipleri yangını kısa sürede söndürdü.</p>

<p>Polis, olayda daha büyük çaplı bir hasar meydana gelmediğini açıkladı.</p>

<p><strong>Patlamayan düzenek kontrollü şekilde etkisiz hale getirildi</strong></p>

<p>Polis ekipleri olay yerinde patlamamış bir başka kundaklama düzeneği buldu. Bunun üzerine bölge güvenlik çemberine alınırken, Bavyera Eyalet Kriminal Dairesi’nin (LKA) özel ekipleri olay yerine çağrıldı.</p>

<p>Uzman ekipler, patlamayan düzeneği kontrollü şekilde etkisiz hale getirdi.</p>

<p>Saldırının ardından polis bölgede geniş çaplı arama başlattı. Yakındaki bir akaryakıt istasyonunda 28 yaşındaki bir kadın ile 38 yaşındaki bir erkek gözaltına alındı.</p>

<p>Polis sözcüsü, iki şüphelinin Bulgaristan vatandaşı olduğunu açıkladı. Şüphelilerin saldırıyla bağlantılarının bulunup bulunmadığı soruşturuluyor.</p>

<p><strong>Siyasi bağlantı araştırılıyor</strong></p>

<p>Soruşturmayı Bavyera Eyalet Kriminal Dairesi devraldı. LKA, olayın savunma sektöründe faaliyet gösteren bir şirkete yönelik saldırı girişimi olabileceğini değerlendirirken, olayın siyasi bir arka planının bulunup bulunmadığını da araştırıyor.</p>

<p>LKA, saldırının hangi şirkete yönelik olduğunu resmi olarak açıklamadı.</p>

<p>Olayın meydana geldiği şantiyenin karşısında teknoloji şirketi Rohde &amp; Schwarz’ın genel merkezi bulunuyor. Bölgede savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Helsing şirketinin merkezi de yer alıyor.</p>

<p>Rohde &amp; Schwarz, olay gecesi bölgede polis ve itfaiye ekiplerinin görev yaptığını doğruladı. Şirket sözcüsü, şirketin kendi işletme alanının saldırıdan etkilenmediğini açıkladı.</p>

<p>Güvenli haberleşme ve iletişim sistemleri başta olmak üzere güvenlik teknolojileri geliştiren Rohde &amp; Schwarz, Alman ordusu ve kamu kurumlarına ürün ve sistemler sağlıyor.</p>

<p><strong>Liege’de IAI bağlantılı şirketin binasında kundaklama</strong></p>

<p>Belçika’nın Liege kentinde ise İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii’ne (IAI) ait BATS şirketinin binasında kundaklama meydana geldi.</p>

<p>Fransızca yayın yapan kamu televizyonu RTBF’nin haberine göre, Liege merkezli BATS şirketinin binasında çıkan yangının kundaklama sonucu meydana geldiği belirtildi.</p>

<p>Eylemin anonim bir grup tarafından üstlenildiği, grubun açıklamasında BATS şirketinin IAI ile olan bağlantısına dikkat çekildiği kaydedildi.</p>

<p>Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, binanın kullanılamaz hale geldiği görüldü.</p>

<p><strong>Belçika Savunma Bakanı: Aşırılık yanlıları</strong></p>

<p>Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, olayla ilgili ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, eylemi gerçekleştirenleri “aşırılık yanlıları” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Belçika’daki olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-ve-belcikada-savunma-sektorundeki-sirketlere-kundaklama</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/m-1.png" type="image/jpeg" length="18417"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Münih’te savunma şirketine saldırı girişimi: 2 kişi gözaltında]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/munihte-savunma-sirketine-saldiri-girisimi-2-kisi-gozaltinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/munihte-savunma-sirketine-saldiri-girisimi-2-kisi-gozaltinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Münih kentinde, savunma ve teknoloji sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin bulunduğu Berg am Laim semtindeki bir şantiyeye gece yarısı çok sayıda kundaklama düzeneği atıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya’nın Münih kentinde, savunma sanayisinde faaliyet gösteren şirketlerin bulunduğu Berg am Laim semtinde bir şantiyeye gece yarısı kundaklama düzenekleriyle saldırı düzenlendi.</strong></p>

<p>Düzeneklerden biri yangına neden olurken, patlamayan bir başka düzenek Bavyera Eyalet Kriminal Dairesi’nin özel ekipleri tarafından etkisiz hale getirildi. Olayla bağlantılı olabilecekleri şüphesiyle iki Bulgaristan vatandaşı gözaltına alındı.</p>

<p><strong>Gece yarısı araçtan kundaklama düzenekleri atıldı</strong></p>

<p>Olay, Çarşamba gününü Perşembe’ye bağlayan gece yarısı, Mühldorfstraße’de meydana geldi. Bir görgü tanığının polise haber vermesi üzerine ekipler bölgeye sevk edildi. Tanık, bir araçtan şantiyeye birden fazla kundaklama düzeneği atıldığını bildirdi.</p>

<p>Düzeneklerden en az biri, inşaat konteynerlerinin bulunduğu alanda yangın çıkmasına neden oldu. Olay yerine gelen polis ekipleri yangını söndürdü. Polis, daha büyük çaplı bir hasar meydana gelmediğini açıkladı.</p>

<p><strong>Olay yerinde ikinci bir düzenek bulundu</strong></p>

<p>Polis ekipleri olay yerinde patlamamış bir başka kundaklama düzeneği daha buldu. Bunun üzerine bölge geniş güvenlik çemberine alındı ve Bavyera Eyalet Kriminal Dairesi’nin özel ekipleri olay yerine çağrıldı.</p>

<p>Uzman ekipler, patlamayan düzeneği kontrollü şekilde etkisiz hale getirdi.</p>

<p><strong>İki Bulgaristan vatandaşı gözaltında</strong></p>

<p>Saldırının hemen ardından polis geniş çaplı bir arama başlattı. Yakındaki bir akaryakıt istasyonunda 28 yaşındaki bir kadın ile 38 yaşındaki bir erkek gözaltına alındı.</p>

<p>Polis sözcüsü, iki kişinin Bulgaristan vatandaşı olduğunu açıkladı. Şüphelilerin saldırıyla bağlantılarının bulunup bulunmadığı ise soruşturma kapsamında araştırılıyor.</p>

<p><strong>LKA siyasi arka planı araştırıyor</strong></p>

<p>Bavyera Eyalet Kriminal Dairesi (LKA), olayın savunma sektöründe faaliyet gösteren bir şirkete yönelik bir saldırı girişimi olabileceğini değerlendiriyor. LKA sözcüsü, saldırının siyasi bir arka planının bulunup bulunmadığının araştırıldığını açıkladı.</p>

<p>Bu nedenle soruşturmayı Bavyera Eyalet Kriminal Dairesi devraldı. LKA, saldırının hangi şirkete yönelik olduğunu ise resmi olarak açıklamadı.</p>

<p>Olayın gerçekleştiği şantiyenin önünde teknoloji şirketi Rohde &amp; Schwarz’ın genel merkezi bulunuyor. Bölgenin yakınında savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Helsing şirketinin de merkezi bulunuyor.</p>

<p><strong>Rohde &amp; Schwarz’ın işletme alanı etkilenmedi</strong></p>

<p>Rohde &amp; Schwarz, olay gecesi bölgede polis ve itfaiye ekiplerinin görev yaptığını doğruladı. Şirket sözcüsü, şirketin kendi işletme alanının saldırıdan etkilenmediğini açıkladı.</p>

<p>Rohde &amp; Schwarz, güvenli haberleşme ve iletişim sistemleri başta olmak üzere güvenlik teknolojileri geliştiriyor ve Alman ordusu ile kamu kurumlarına ürün ve sistemler sağlıyor.</p>

<p><strong>2021’de de sabotaj yaşanmıştı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rohde &amp; Schwarz’ın çevresinde 2021 yılında da bir sabotaj olayı yaşanmıştı. Kimliği belirlenemeyen kişiler, bir inşaat çukurunda bulunan elektrik hattını ateşe vermişti.</p>

<p>Olayın ardından internette yayımlanan bir bildiride Rohde &amp; Schwarz “savunma şirketi” olarak hedef gösterilmişti. Söz konusu olay bugüne kadar aydınlatılamadı. Sabotaj nedeniyle Münih’in doğusunda yaklaşık 20 bin haneyi etkileyen elektrik kesintisi yaşanmıştı.</p>

<p>Son saldırıyla 2021’deki sabotaj arasında bağlantı olup olmadığı konusunda ise henüz resmi bir açıklama yapılmadı.</p>

<p><strong>Soruşturma sürüyor</strong></p>

<p>Bavyera Eyalet Kriminal Dairesi ve Münih polisi, kundaklama saldırısının arka planını, olası siyasi motivasyonunu ve gözaltına alınan iki kişinin olayla bağlantısını araştırıyor. Saldırının hangi şirkete yönelik olduğu ve olayın arkasında kimlerin bulunduğu henüz açıklığa kavuşmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/munihte-savunma-sirketine-saldiri-girisimi-2-kisi-gozaltinda</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/munih1-1.jpg" type="image/jpeg" length="24393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya denizcilik sektörü Hamburg’da buluştu: 70 ülkeden 2 bin 300 firma]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/dunya-denizcilik-sektoru-hamburgda-bulustu-70-ulkeden-2-bin-300-firma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/dunya-denizcilik-sektoru-hamburgda-bulustu-70-ulkeden-2-bin-300-firma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın önde gelen gemi inşa ve denizcilik fuarlarından Uluslararası Denizcilik Fuarı (SMM) 2026, Almanya’nın Hamburg kentinde kapılarını açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1 Eylül’de Hamburg Fuar Merkezi’nde başlayan SMM 2026, 4 Eylül Cuma günü sona erecek. 90 bin metrekarelik alana yayılan fuarda, dünyanın 70 ülkesinden 2 bin 300 firma ürün ve hizmetlerini sergiliyor.</strong></p>

<p>Denizcilik sektörünün önde gelen buluşma noktalarından biri olarak kabul edilen fuarı bu yıl 120 ülkeden 50 binden fazla kişinin ziyaret etmesi bekleniyor. Tersaneler, denizcilik şirketleri, ekipman üreticileri, teknoloji firmaları ve sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren kuruluşlar fuarda bir araya geliyor.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/gemicilik-fuari-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Türkiye’den 71 firma katılıyor</strong></p>

<p>Türkiye, SMM 2026’da geniş bir katılımla yer alıyor. Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği’nin (GYHİB) milli katılım organizasyonu kapsamında 20 Türk firması fuarda bulunurken, 51 firma da bireysel olarak katılıyor. Böylece Türkiye’den fuara katılan firma sayısı 71’e ulaşıyor.</p>

<p><img alt="" height="545" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/tr-fuar.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="476" /></p>

<p>Türk firmaları; gemi inşa teknolojileri, gemi ekipmanları, mühendislik hizmetleri, denizcilik yan sanayisi ve farklı teknolojik çözümlerini uluslararası sektör temsilcilerinin beğenisine sunuyor.</p>

<p>Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB), SMM fuarındaki Türkiye milli katılım organizasyonunu 2012 yılından bu yana yürütüyor. Türk firmalarının fuardaki varlığının, uluslararası pazarlarda yeni iş bağlantıları kurulması ve ihracat imkanlarının geliştirilmesi açısından önemli olduğu belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gündemde yapay zeka ve yeşil dönüşüm var</strong></p>

<p>SMM 2026’da yalnızca gemi inşa teknolojileri değil, denizcilik sektörünün geleceğini yakından ilgilendiren birçok konu da gündeme geliyor. Yapay zeka, dijitalleşme, alternatif yakıtlar, enerji verimliliği, karbonsuzlaşma ve denizcilik güvenliği fuarın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor.</p>

<p>Fuarda düzenlenen konferans ve panellerde, deniz taşımacılığının geleceği, yeni nesil gemi teknolojileri ve sektörün enerji dönüşümü ele alınıyor.</p>

<p>SMM 2026, 4 Eylül Cuma günü saat 16.00’ya kadar ziyaret edilebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM-TEK, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, HAMBURG, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/dunya-denizcilik-sektoru-hamburgda-bulustu-70-ulkeden-2-bin-300-firma</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/hh-fuar.jpg" type="image/jpeg" length="77553"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nepal’de sel felaketi: Binlerce kişi kayıp, ölü sayısı 1.100’ü aştı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/nepalde-sel-felaketi-binlerce-kisi-kayip-olu-sayisi-1100u-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/nepalde-sel-felaketi-binlerce-kisi-kayip-olu-sayisi-1100u-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nepal ve Tibet sınırında 26 Ağustos’ta meydana gelen yıkıcı sel ve heyelan felaketinin bilançosu ağırlaşıyor. Himalayalar'daki buzul çökmesiyle tetiklendiği değerlendirilen ani selin ardından Nepal'de hayatını kaybedenlerin sayısı 1.114'e yükselirken, Tibet'te 16 kişi yaşamını yitirdi. Bölgede yaklaşık 4.500 kişinin akıbeti ise halen bilinmiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Arama-kurtarma ekipleri, tonlarca çamur, kaya ve enkazın altında kalanları bulmak için çalışmalarını sürdürürken, felaketin üzerinden bir hafta geçmesiyle birlikte canlı kurtarma umutlarının giderek azaldığı bildiriliyor.</strong></p>

<p>Nepal'de yaklaşık 4 bin kişinin kayıp olduğu belirtilirken, Çin'in Tibet bölgesinde 546 kişinin akıbeti bilinmiyor. Kayıplar arasında yüzlerce yabancı ülke vatandaşı da bulunuyor.</p>

<p>Nepal'de çıkarılan cenazelerin önemli bir bölümünün ağır hasar görmesi nedeniyle kimlik tespitinde ciddi güçlük yaşanıyor. Yetkililer, birçok cenazenin parçalanmış veya ileri derecede bozulmuş halde bulunduğunu belirtiyor. Kimlik tespitinde DNA analizlerinden yararlanılması planlanıyor.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/nepal.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Felakette çok sayıda yabancının da kaybolduğu bildirilirken, farklı ülkeler vatandaşlarını bulmak için Nepal ve Çin makamlarıyla koordinasyon yürütüyor.</p>

<p><strong>2,2 milyon ton enkaz oluştu</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) ön değerlendirmesine göre, sel ve çamur akıntıları Nepal'de en az 2,2 milyon ton enkaz bıraktı. Bunun yaklaşık 556 bin 200 tonunu, uydu görüntüleriyle tespit edilen 2 binden fazla hasarlı binadan kaynaklanan yapı enkazı oluşturuyor.</p>

<p>Felaketin yol açtığı yıkım, arama-kurtarma çalışmalarını da büyük ölçüde zorlaştırıyor. Çöken binalar, kaya ve çamur yığınları arasında mahsur kalan kişilere ulaşmak için ağır iş makineleri, helikopterler ve özel kurtarma ekipleri kullanılıyor.</p>

<p>BM, şimdiye kadar 10 binden fazla kişinin kurtarıldığını bildirirken, binlerce kişinin geçici barınaklarda yaşamını sürdürdüğünü açıkladı.</p>

<p><strong>Elektrik altyapısı ağır hasar gördü</strong></p>

<p>Sel felaketi Nepal'in enerji altyapısında da büyük hasara yol açtı. BM verilerine göre 11 hidroelektrik santrali ile bir güneş enerjisi santrali devre dışı kaldı. Toplam 431 megavatlık kapasiteyi etkileyen hasarın yanı sıra yapım aşamasındaki 15 hidroelektrik projesi de zarar gördü.</p>

<p>40'tan fazla köprünün yıkılması ve ana ulaşım güzergâhlarının bazı bölümlerinin kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle özellikle dağlık ve ulaşılması güç yerleşimlere yardım ulaştırmakta zorluk yaşanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kurtarma ekipleri çamur ve enkazla mücadele ediyor</strong></p>

<p>Nepal ordusu ve diğer kurtarma ekipleri, felaketin en ağır vurduğu Rasuwa ve Nuwakot bölgelerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. Özellikle hidroelektrik santrallerinin tünellerinde mahsur kaldığı değerlendirilen yüzlerce işçiye ulaşılması için yoğun çaba harcanıyor.</p>

<p>Nepal, Çin ve Hindistan'dan ekipler bölgede arama-kurtarma çalışmalarına destek verirken, geçici köprüler kuruluyor, yollar açılıyor ve ağır iş makineleriyle enkaz kaldırılıyor. Ancak devam eden yağışlar ve yeni taşkın riski operasyonları güçleştiriyor.</p>

<p>Tibet tarafında ise taşkın sularının oluşturduğu göller ve biriken çamur nedeniyle bazı kurtarma faaliyetleri geçici olarak durduruldu. Ekiplerin yeni bir taşkın tehlikesine karşı güvenli bölgelere çekildiği bildirildi.</p>

<p><strong>Buzul çökmesi felaketi tetikledi</strong></p>

<p>26 Ağustos'ta Himalayalar'daki Langtang bölgesinde meydana gelen buzul çökmesiyle büyük miktarda buz, kaya ve çamurun nehir yatağına sürüklenmesi, ardından Bhote Koshi-Trishuli nehir sistemi boyunca dev bir sel dalgasının oluşması felaketin temel nedeni olarak gösteriliyor.</p>

<p>İlk saatlerde bölgede meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki sarsıntının deprem olduğu düşünülse de daha sonraki değerlendirmelerde sismik hareketin kaynağının buzul çökmesi olduğu belirtildi. Uzmanlar, Himalayalar'da artan sıcaklıkların buzulları istikrarsızlaştırmasının bu tür olayların riskini artırdığına dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>BM salgın ve sağlık riskine karşı uyardı</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler, felaketin ardından halk sağlığı açısından da ciddi riskler bulunduğunu bildirdi. Aşırı kalabalık barınaklar, kirlenmiş su kaynakları ve hasar gören sağlık tesislerinin özellikle çocuklar ve kadınlar açısından hastalık riskini artırdığı belirtildi.</p>

<p>BM ayrıca ulaşım ve iletişim altyapısındaki tahribat nedeniyle en uzak yerleşimlere insani yardım ulaştırmanın en büyük sorunlardan biri olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, SAĞLIK, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/nepalde-sel-felaketi-binlerce-kisi-kayip-olu-sayisi-1100u-asti</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/1-222.JPG" type="image/jpeg" length="17000"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Leipzig’de İHA krizi: Berlin suçladı, Moskova reddetti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/leipzigde-iha-krizi-berlin-sucladi-moskova-reddetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/leipzigde-iha-krizi-berlin-sucladi-moskova-reddetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya, Leipzig/Halle Havalimanı’nda 4 Ağustos’ta patlayıcı yüklü bir İHA’nın bulunmasıyla ilgili soruşturmanın ardından Rusya’yı olayın arkasında olmakla suçladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Berlin, soruşturma ve istihbarat bulgularının Rusya’nın müdahalesine açık biçimde işaret ettiğini bildirirken, Moskova suçlamaları reddederek Almanya’nın gerilimi tırmandırdığını savundu.</strong></p>

<p>Alman hükümeti bunun üzerine Rusya’ya yönelik bir dizi yeni tedbir açıkladı. Rusya’nın Bonn Başkonsolosluğu 18 Eylül’de kapatılacak, Berlin’deki Rus Evi ile yapılan sözleşme feshedilecek ve Rus vatandaşlarının Almanya’ya giriş kontrolleri sıkılaştırılacak. Berlin ayrıca Avrupa Birliği (AB) düzeyinde yeni Rus yaptırımlarının uygulanması için girişimde bulunacak ve Moskova’nın sözde gölge filosuna yönelik baskıyı artıracak.</p>

<p><strong>Berlin: Bulgular Rusya’yı işaret ediyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Alman güvenlik makamlarının elde ettiği bulguların ve Avrupalı ortaklardan gelen bilgilerin “açık biçimde Rusya’nın müdahalesine” işaret ettiğini söyledi.</p>

<p>Dobrindt, olay yerinde İHA’ya ait parçaların yanı sıra patlayıcı ve ateşleme sisteminin ele geçirildiğini belirtti. Bu unsurların Rusya’nın daha önce gerçekleştirdiği hibrit operasyonlarda ve Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanılan tekniklerle benzerlik gösterdiğini ifade etti.</p>

<p>Alman bakan, kullanılan teknolojinin ve sistemlerin bir araya getirilme biçiminin yüksek düzeyde teknik uzmanlığa ve önemli bir organizasyon kapasitesine işaret ettiğini söyledi. Buna karşın saldırının sahadaki uygulamasının “düşük seviyeli ajanlar” tarafından gerçekleştirildiği değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>“Savaşta değiliz ama hedefiz”</strong></p>

<p>Dışişleri Bakanı Wadephul ise Leipzig’deki olayın münferit bir vaka olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Almanya’nın Rusya ile savaş halinde olmadığını ancak Rusya’nın hibrit operasyonlarının hedefinde bulunduğunu belirten Wadephul, Berlin’in yeni saldırı girişimlerinin de yaşanabileceği değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Wadephul, hükümetin Ukrayna’ya desteğini ve Almanya’nın savunma kapasitesini güçlendirme politikasını sürdüreceğini vurguladı.</p>

<p><strong>Rusya’nın Bonn Başkonsolosluğu kapatılacak</strong></p>

<p>Berlin yönetiminin açıkladığı tedbirlerin başında Rusya’nın Bonn Başkonsolosluğu’nun kapatılması geliyor. Almanya ayrıca Rusya’nın Berlin Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığına çağırdı.</p>

<p>Bunun yanı sıra Berlin’de faaliyet gösteren Rus Evi ile ilgili sözleşmenin feshedileceği açıklandı. Alman hükümeti, kuruluşun artık iki ülke arasında kültürel bağ kurma amacına hizmet etmediği görüşünde.</p>

<p>Almanya ayrıca Rus vatandaşlarına yönelik giriş kontrollerini sıkılaştıracak ve yeni Rus yetkililerin AB yaptırım listelerine alınması için girişimde bulunacak. Rusya’nın yaptırımları aşmak amacıyla kullandığı öne sürülen “gölge filo”ya yönelik baskının da artırılması planlanıyor.</p>

<p><strong>Moskova: “Suçlamalar asılsız”</strong></p>

<p>Almanya’nın açıklamalarına Moskova’dan sert tepki geldi.</p>

<p>Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Berlin’in suçlamalarını reddederek bunları Rusya-Almanya ilişkilerindeki gerilimi artırmak için kullanılan “uydurulmuş bir bahane” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Almanya’nın suçlamalarını destekleyecek kanıtların kamuoyuna sunulmadığını savundu. Peskov, Berlin’in ilişkilerde yeni bir gerilim ve tırmanma yolunu tercih ettiğini söyledi.</p>

<p><strong>Putin: “Delilleri tahrif ettiler”</strong></p>

<p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Almanya’nın suçlamalarına ilişkin açıklama yaptı. Putin, Berlin’in Rusya’yı sorumlu göstermek amacıyla olayın ardından delilleri tahrif ettiğini öne sürdü.</p>

<p>Moskova, Almanya’nın aldığı tedbirlere karşılık verileceğini bildirirken, Rusya’nın Berlin Büyükelçisi de Almanya’nın kararlarının sonuçları olacağı uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>NATO ve AB’den Berlin’e destek</strong></p>

<p>Almanya’nın suçlamaları ve Moskova ile yaşanan yeni gerilim Avrupa’da da yankı buldu.</p>

<p>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Almanya ile “tam dayanışma” içinde olduklarını açıkladı. Rutte, Rusya’nın Avrupa’nın birliğini zayıflatmaya ve Ukrayna’ya verilen desteği kırmaya yönelik girişimlerinin başarısız olacağını belirtti.</p>

<p>AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de Almanya’nın yanında olduklarını bildirerek, yaşanan ciddi ve giderek sıklaşan olaylara rağmen Avrupa Birliği’nin birlik içinde kalacağını vurguladı. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise olayı “devlet destekli terörizm” olarak nitelendirdi ve Avrupa’nın buna karşılık vermesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>İHA Ukrayna kargo uçaklarının yakınında bulundu</strong></p>

<p>Olay, 4 Ağustos akşamı Leipzig/Halle Havalimanı’nın güvenlik bölgesinde meydana geldi. Patlayıcı ve ateşleme mekanizması taşıyan İHA, Ukrayna’ya ait kargo uçaklarının yakınında bulundu.</p>

<p>İHA etkisiz hale getirilirken havalimanındaki uçuş operasyonları geçici olarak durduruldu. Leipzig/Halle, Ukrayna’ya yönelik askeri ve insani yardım malzemelerinin taşınmasında önemli bir lojistik merkez olarak öne çıkıyor. Bu nedenle olay, Almanya açısından yalnızca havalimanı güvenliğiyle sınırlı bir tehdit değil, Ukrayna’ya yönelik Avrupa desteğini hedef alan olası bir hibrit saldırı olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/leipzigde-iha-krizi-berlin-sucladi-moskova-reddetti</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/2-157.jpeg" type="image/jpeg" length="10224"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NSU cinayetlerinden hükümlü Zschäpe erken tahliye mi edilecek?]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/nsu-cinayetlerinden-hukumlu-zschape-erken-tahliye-mi-edilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/nsu-cinayetlerinden-hukumlu-zschape-erken-tahliye-mi-edilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da NSU terör örgütünün 10 cinayetinden ortak fail olarak ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Beate Zschäpe, olası erken tahliye süreci kapsamında Münih’te hâkim karşısına çıktı. Mağdur yakınları ise duruşmadan kendilerine bilgi verilmemesine tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Halen Chemnitz Cezaevi’nde bulunan 51 yaşındaki Beate Zschäpe, 27 Ağustos Perşembe günü Münih’e getirildi. Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde (OLG) kamuya kapalı gerçekleştirilen duruşmada, cezasının ne kadarını cezaevinde geçirmesi gerektiği ele alındı.</strong></p>

<p>Bu değerlendirme, Zschäpe’nin ne zaman olası bir erken tahliye başvurusunun gündeme gelebileceği açısından önem taşıyor. Ancak mahkeme henüz erken tahliye konusunda herhangi bir karar vermiş değil.</p>

<p>Zschäpe, Temmuz 2018’de Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi tarafından NSU’nun işlediği 10 cinayete ortak fail olmaktan ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Mahkeme ayrıca suçun özel ağırlıkta olduğuna hükmetmişti. Bu karar, 15 yılın ardından otomatik olarak şartlı tahliye edilmesinin önünde önemli bir engel oluşturuyor. Zschäpe Kasım 2011’den bu yana tutuklu bulunuyor ve 15 yıllık süre Kasım 2026’da doluyor.</p>

<p>Zschäpe’nin avukatı Mathias Grasel, müvekkilinin erken tahliye edilmesini istiyor. Zschäpe ayrıca 2025 yılından bu yana Neonazi çevresinden ayrılmaya yönelik bir programa katılıyor. Avukatı, bu programın müvekkilinin gelecekteki ceza süresinin değerlendirilmesinde dikkate alınmasını umuyor.</p>

<p>Ancak NSU cinayetlerinde yakınlarını kaybeden aileler, Zschäpe’nin erken tahliye ihtimaline sert tepki gösteriyor. Mağdur yakınları, Zschäpe’nin beş yıl süren NSU davası boyunca ve sonrasında cinayetlerin arka planının aydınlatılmasına yeterince katkı sağlamadığını, çok sayıda sorunun hâlâ cevapsız kaldığını belirtiyor.</p>

<p><img alt="" height="512" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/boulgarides-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="768" /></p>

<p>2005 yılında Münih’te NSU tarafından öldürülen Theodoros Boulgarides’in kızları da Zschäpe’nin olası erken tahliyesine tepki gösterenler arasında. Aile, Zschäpe’nin yıllardır mağdurların sorularına yanıt vermediğini ve erken tahliye ihtimalinin kendilerinde büyük bir öfke ve hayal kırıklığı yarattığını ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Boulgarides ailesi duruşmadan haberdar edilmedi</strong></p>

<p>Boulgarides ailesinin özellikle tepki gösterdiği bir diğer konu ise 27 Ağustos’taki duruşmadan haberdar edilmemeleri oldu. Aile üyeleri, Zschäpe’nin Münih’teki duruşmasını adli makamlardan değil, gazeteciler aracılığıyla öğrendiklerini belirtti.</p>

<p>Theodoros Boulgarides’in kızı Lina Boulgarides, babasının 15 Haziran 2005’te Münih’te öldürüldüğünü hatırlatarak, Zschäpe’nin olası erken tahliye ihtimalinin kendileri için son derece ağır olduğunu söyledi. Boulgarides, ailesinin yaşadığı acının da bir anlamda “ömür boyu” sürdüğünü ifade etti.</p>

<p>NSU, 2000 ile 2007 yılları arasında Almanya’da 10 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulan aşırı sağcı terör örgütüydü. Kurbanların dokuzu Türkiye veya Yunanistan kökenli esnaf, biri ise polis memuruydu. Örgütün üç üyesi Uwe Mundlos, Uwe Böhnhardt ve Beate Zschäpe olarak biliniyordu.</p>

<p>NSU’nun varlığı, 4 Kasım 2011’de Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt’ın başarısız bir banka soygununun ardından Eisenach’ta yanmış halde bulunan karavanda ölü bulunmasıyla ortaya çıktı. Zschäpe ise kısa süre sonra polise teslim oldu. Münih’te 2013 yılında başlayan NSU davası 2018’de sona erdi. Zschäpe, 11 Temmuz 2018’de ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı ve mahkeme suçun özel ağırlıkta olduğuna hükmetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/nsu-cinayetlerinden-hukumlu-zschape-erken-tahliye-mi-edilecek</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 08:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/nsu-cinayetleri-davasi.JPG" type="image/jpeg" length="11018"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’da hızlı tren ICE’de Nazi sloganı skandalı: Yolcular müdahale etti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-hizli-tren-icede-nazi-slogani-skandali-yolcular-mudahale-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-hizli-tren-icede-nazi-slogani-skandali-yolcular-mudahale-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Berlin-Köln seferini yapan ICE treninde 53 yaşındaki bir kadın, yolcuları ve bir çocuk grubunu sözlü olarak rahatsız edip agresif davranmakla suçlandı. İki demiryolu çalışanına Hitler selamı yaptığı ve “Heil Hitler” diye bağırdığı belirtilen kadın, Hannover Merkez Garı’nda polis tarafından geçici olarak gözaltına alındı.</strong></p>

<p>Almanya’da Berlin’den Köln yönüne giden bir ICE treninde yaşanan olayda 53 yaşındaki bir kadın hakkında soruşturma başlatıldı.</p>

<p>Polisin açıklamasına göre kadın, cuma akşamı tren içerisinde dolaşarak çok sayıda yolcuyu sözlü olarak rahatsız etti ve agresif tavırlar sergiledi. Olayın trenin yemek vagonunda daha da büyüdüğü belirtildi.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/db.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Polise göre kadın, burada iki Deutsche Bahn çalışanına herhangi bir neden olmaksızın hakaret etti. Ardından sağ kolunu Nazi döneminin sembolü olarak bilinen “Hitler selamı” şeklinde kaldırarak yüksek sesle “Heil Hitler” diye bağırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Çocuk grubuna da yöneldi</strong></p>

<p>Kadının daha sonra tren içerisinde dolaşmaya devam ettiği ve başka yolcuları da sözlü olarak rahatsız ettiği bildirildi. Rahatsız edilen kişiler arasında refakatçileriyle birlikte seyahat eden bir çocuk grubunun da bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Olayın büyümesini önlemek isteyen bazı yolcular kadının önüne geçerek onu diğer yolculardan ayırdı. Böylece kadının diğer yolcuları daha fazla rahatsız etmesinin önüne geçildi.</p>

<p><strong>Hannover’de polis bekliyordu</strong></p>

<p>Tren Hannover Merkez Garı’na ulaştığında, daha önce haber verilen polis ekipleri istasyonda hazır bekliyordu. 53 yaşındaki kadın burada geçici olarak gözaltına alındı.</p>

<p>Kimliğinin belirlenmesinin ardından kadın hakkında anayasaya aykırı örgütlerin sembollerini kullanmak ve hakaret suçlamaları kapsamında soruşturma başlatıldı.</p>

<p>Kadına ayrıca Hannover Merkez Garı için uzaklaştırma kararı verildi. Polis, işlemlerin ardından kadının başka bir trenle Kuzey Ren-Vestfalya yönüne devam etmesine izin verildiğini açıkladı.</p>

<p><strong>Soruşturma sürüyor</strong></p>

<p>Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. Yetkililer, kadının tren içerisinde sergilediği davranışlar, demiryolu çalışanlarına yönelik hakaretleri ve Nazi dönemine ait yasaklı sembol ile sloganı kullanması nedeniyle inceleme yürütüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-hizli-tren-icede-nazi-slogani-skandali-yolcular-mudahale-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 00:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/irkcilik.jpeg" type="image/jpeg" length="41936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rusya’dan İngiltere ve Fransa’ya sert uyarı: “Ateşle oynuyorsunuz”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/rusyadan-ingiltere-ve-fransaya-sert-uyari-atesle-oynuyorsunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rusyadan-ingiltere-ve-fransaya-sert-uyari-atesle-oynuyorsunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya, İngiltere ve Fransa’nın Ukrayna’ya Storm Shadow/SCALP seyir füzelerinin üretimine ilişkin hassas teknolojileri aktarma kararının ardından Londra ve Paris’i sert biçimde uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Moskova, Ukrayna’nın İngiliz yapımı füzeleri Rusya topraklarındaki hedeflere karşı kullanması halinde İngiliz askeri hedeflerinin vurulabileceğini açıkladı.</strong></p>

<p>Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, İngiltere ve Fransa’nın Ukrayna’ya füze teknolojisi aktararak “ateşle oynadığını” söyledi.</p>

<p>Zaharova, söz konusu adımın savaşın yeni ve öngörülemeyen bir aşamaya taşınmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Moskova’dan İngiltere’ye doğrudan saldırı uyarısı</strong></p>

<p>Zaharova, Ukrayna ordusunun İngiliz füzelerini kullanarak Rusya topraklarındaki hedefleri vurması durumunda İngiliz askeri hedeflerinin misilleme saldırılarının hedefi olabileceğini belirtti. Bu hedeflerin yalnızca Ukrayna içinde değil, Ukrayna dışında da bulunabileceğini söyledi.</p>

<p>Rus sözcü, Londra’ya Ukrayna politikasını değiştirmesi çağrısında bulunarak, İngiltere’nin mevcut tutumunu sürdürmesi halinde çatışmanın “tamamen yeni bir seviyeye” ulaşabileceğini savundu. Rusya’nın son açıklaması, İngiltere’ye yönelik şimdiye kadarki en doğrudan askeri tehditlerden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Ukrayna’ya Storm Shadow üretimi için teknoloji aktarılacak</strong></p>

<p>İngiltere Başbakanı Andy Burnham, 24 Ağustos’ta Kiev ziyareti sırasında Ukrayna’nın kendi uzun menzilli Storm Shadow füzelerini üretebilmesi için İngiliz yapımı füze bileşenlerine ilişkin gizli teknik bilgilerin paylaşılmasına izin verileceğini açıkladı.</p>

<p>İngiltere ve Fransa tarafından ortak geliştirilen füzenin Fransız versiyonu SCALP, İngiltere’de ise Storm Shadow adıyla biliniyor. İngiltere’nin kararı, Ukrayna’nın bu füzeleri kendi topraklarında üretmesinin önünü açmayı amaçlıyor.</p>

<p>Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de 25 Ağustos’ta İngiltere ve Fransa’nın ülkesine Storm Shadow/SCALP üretim lisansı verilmesi konusunda anlaşmaya vardığını doğruladı. Fransa’nın lisans konusunda daha önce onay verdiği, İngiltere’nin ise kendi füze bileşenlerine ilişkin gizli bilgilerin paylaşılmasına izin verdiği bildirildi.</p>

<p>Söz konusu füzeler 250 kilometrenin üzerinde menzile sahip ve Rusya’nın derinliklerindeki hedeflere ulaşabilecek kapasitede. Ukrayna’nın bu silahları ülke içinde üretmeye başlamasının ise zaman alması ve üretimin 2027’den önce operasyonel kapasiteye ulaşmasının beklenmemesi, teknolojinin aktarılmasının kısa vadeden çok orta ve uzun vadeli bir askeri kapasite artışı anlamına geldiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Londra-Moskova ilişkilerinde gerilim tırmanıyor</strong></p>

<p>Son gelişme, Rusya ile İngiltere arasındaki zaten son derece gergin ilişkilerin daha da kötüleştiği bir dönemde yaşanıyor. Rusya, geçtiğimiz hafta Ukrayna’ya İngiliz saldırı dronlarının sağlandığına ilişkin haberlerin ardından Londra’yı “sonuçları” olacağı konusunda uyarmıştı.</p>

<p>Moskova ayrıca geçen ay İngiltere’deki büyükelçisi Andrey Kelin’i görevinden çekti. Rusya’nın Londra Büyükelçiliği, Kelin’in diplomatik görevini tamamladığını açıkladı. Yedi yıldır İngiltere’de görev yapan Kelin’in 21 Temmuz’da ülkeden ayrıldığı bildirildi. Büyükelçinin yerine henüz yeni bir isim atanmadı ve elçilik geçici olarak maslahatgüzar tarafından yönetiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rusya, büyükelçinin çekilmesini İngiltere’nin Ukrayna’ya verdiği desteğin yanı sıra iki ülke arasındaki ilişkilerin “tarihi bir düşük seviyeye” gerilemesiyle ilişkilendirdi. Londra ise Ukrayna’ya yönelik askeri desteğini sürdürmekte kararlı olduğunu belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/rusyadan-ingiltere-ve-fransaya-sert-uyari-atesle-oynuyorsunuz</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 18:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/putin-16.jpeg" type="image/jpeg" length="93579"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CIA Başkanı'nın Moskova ziyareti: NATO uyarısı mı, Ukrayna görüşmesi mi?]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/cia-baskaninin-moskova-ziyareti-nato-uyarisi-mi-ukrayna-gorusmesi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/cia-baskaninin-moskova-ziyareti-nato-uyarisi-mi-ukrayna-gorusmesi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CIA Başkanı John Ratcliffe’in ABD askeri nakliye uçağıyla Moskova’ya yaptığı sürpriz ziyaret, Washington ile Moskova arasındaki temasların yeniden gündeme gelmesine yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kremlin, Ratcliffe’in Rus istihbarat yetkilileriyle görüştüğünü doğrularken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le bir görüşme gerçekleşmediğini açıkladı.</strong></p>

<p>ABD medyasına göre Ratcliffe’in Moskova’daki temaslarının önemli başlıklarından biri Rusya’nın NATO ülkelerine yönelik olası bir saldırısı konusunda uyarılmasıydı. Başkan Donald Trump ise bu iddiayı reddederek ziyareti “yarı rutin” olarak niteledi.</p>

<p>ABD ile Rusya arasındaki ilişkilerin Ukrayna savaşı nedeniyle son derece gergin olduğu bir dönemde CIA Başkanı John Ratcliffe’in Moskova’ya yaptığı gizli ziyaret, uluslararası kamuoyunda soru işaretlerine yol açtı.</p>

<p>Ratcliffe, salı günü ABD’ye ait Boeing C-17 Globemaster III tipi askeri nakliye uçağıyla Moskova’daki Vnukovo Havalimanı’na geldi. Uçuş takip verilerine göre uçak yaklaşık sekiz saat Moskova’da kaldıktan sonra yeniden havalanarak Riga’ya geçti. Ratcliffe’in Moskova ziyareti, CIA başkanı olarak Rusya’ya yaptığı bilinen ilk ziyaret oldu.</p>

<p>Ziyaret başlangıçta ne Washington ne de Moskova tarafından resmi olarak açıklanmıştı. Ancak ABD ve Rusya basınında çıkan haberlerin ardından Kremlin, Ratcliffe’in Moskova’da Rus istihbarat yetkilileriyle temaslarda bulunduğunu doğruladı.</p>

<p><strong>Kremlin: “İstihbarat kanalları üzerinden temas gerçekleşti”</strong></p>

<p>Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ratcliffe’in Rus istihbarat birimleriyle görüştüğünü ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le bir araya gelmediğini açıkladı.</p>

<p>Peskov, Putin’in görüşmelerin sonuçları hakkında gecikmeden bilgilendirildiğini belirtti. Görüşmelerde hangi konuların ele alındığı konusunda ise ayrıntı vermedi.</p>

<p>Kremlin Sözcüsü, iki ülkenin istihbarat servisleri arasındaki temasların en zor dönemlerde dahi sürdüğünü belirterek, bu tür görüşmelerin başlı başına olumlu bir süreç olduğunu söyledi. Ancak temasların ABD-Rusya ilişkilerini mevcut “derin krizden” çıkarıp çıkaramayacağını söylemek için henüz erken olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>ABD medyası: Moskova’ya NATO uyarısı götürdü</strong></p>

<p>Ziyaretin amacı konusunda ilk saatlerde çok sayıda ihtimal gündeme geldi. Bunlar arasında Ukrayna savaşı, olası bir esir takası, İran ve Rusya’nın NATO’ya yönelik yeni bir adım atma ihtimali bulunuyordu.</p>

<p>Ancak Wall Street Journal ve CBS News’in kaynaklara dayandırdığı haberler, Ratcliffe’in Moskova’daki görüşmelerinde Rusya’yı NATO ülkelerine saldırmaması konusunda uyardığını öne sürdü.</p>

<p>Haberlere göre Washington, Rusya’nın özellikle Baltık ülkeleri başta olmak üzere NATO’nun doğu kanadındaki ülkelerin ittifak kararlılığını test etmeye yönelik sınırlı bir askeri girişimde bulunabileceğine ilişkin istihbarat değerlendirmelerine sahip.</p>

<p>CBS News’e konuşan kaynaklar, Ratcliffe’in ayrıca İran konusunu da gündeme getirdiğini ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden deniz trafiğine açılmaması halinde ABD’nin yeni yaptırımlar uygulayacağı yönünde mesaj verdiğini söyledi. CIA ise ziyaretin içeriği hakkında yorum yapmadı.</p>

<p><strong>Trump: “Yarı rutin bir ziyaret”</strong></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump ise NATO ve İran bağlantılı iddiaları reddetti.</p>

<p>Trump, Ratcliffe’in Moskova ziyaretini “yarı rutin” olarak nitelendirirken, ziyaretin Rusya’nın NATO’nun kararlılığını test etme ihtimali veya İran’a yönelik yaptırımlarla ilgili olmadığını söyledi.</p>

<p>Trump, görüşmelerden bir sonuç çıkabileceğini belirterek asıl hedefin Ukrayna savaşının sona erdirilmesi olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Savaşın sona ermesi için çok çalışıyoruz.”</strong></p>

<p>Trump ayrıca hem Moskova’nın hem de Kiev’in savaşın sona ermesini istediğini savundu.</p>

<p>Böylece Washington cephesinden ziyaretin resmi amacı konusunda dikkat çekici bir belirsizlik ortaya çıktı: ABD Başkanı temasları rutin olarak tanımlarken, ABD medyasında yayımlanan kaynaklı haberlerde Ratcliffe’in Rusya’ya doğrudan NATO uyarısı götürdüğü ileri sürülüyor.</p>

<p><strong>Ukrayna ziyaretin merkezinde mi?</strong></p>

<p>Ratcliffe’in Moskova ziyaretinin Ukrayna savaşıyla bağlantılı olduğu ihtimali ise güçlü biçimde gündemde kalmaya devam ediyor.</p>

<p>Ziyaret, Rusya ve Ukrayna’nın karşılıklı uzun menzilli saldırıları artırdığı, diplomatik çabaların ise henüz kalıcı bir ateşkes veya barış anlaşması ortaya çıkaramadığı bir dönemde gerçekleşti.</p>

<p>ABD yönetimi bir yandan Moskova ile Kiev arasındaki savaşı sona erdirmeye çalışırken diğer yandan Rusya’nın Avrupa’daki olası hamleleri konusunda güvenlik değerlendirmeleri yapıyor.</p>

<p>ABD’nin ziyaret sırasında Ukrayna tarafını Moskova’daki temaslar konusunda bilgilendirdiği ve Ratcliffe’in heyeti Rusya’da bulunduğu sürece bazı bölgelere yönelik saldırıların geçici olarak durdurulmasını istediği de bildirildi.</p>

<p><strong>C-17’nin Moskova’ya uçuşu dikkat çekti</strong></p>

<p>Ratcliffe’in Moskova’ya tarifeli bir uçuşla değil, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait C-17 Globemaster III tipi askeri nakliye uçağıyla gitmesi de ziyaretin dikkat çeken ayrıntılarından biri oldu.</p>

<p>Uçak önce Washington yakınlarındaki Joint Base Andrews üssünden Riga’ya uçtu. Burada yaklaşık bir gün kaldıktan sonra Moskova’ya geçti.</p>

<p>Uçuş takip verilerine göre uçak Moskova’da yaklaşık sekiz saat kaldı. Daha sonra yeniden Riga’ya hareket etti. Moskova’da aynı saatlerde diplomatik plakalı araçlardan oluşan bir konvoyun görülmesi de Ratcliffe’in ziyaretiyle ilgili spekülasyonları artırdı.</p>

<p><strong>2021’den bu yana ilk CIA başkanı ziyareti</strong></p>

<p>Ratcliffe’in ziyareti, 2021’den bu yana görevdeki bir CIA başkanının Moskova’ya yaptığı ilk bilinen ziyaret olması açısından da önem taşıyor.</p>

<p>Kasım 2021’de dönemin CIA Başkanı William Burns Moskova’ya gitmiş ve Vladimir Putin’le görüşmüştü. Burns, dönemin ABD Başkanı Joe Biden tarafından Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik olası bir saldırısının önüne geçilmesi amacıyla gönderilmişti.</p>

<p>Ancak Rusya, 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya karşı geniş çaplı savaşı başlattı. Buna rağmen savaş sonrasında da ABD ve Rus istihbarat servisleri arasında iletişim kanalları tamamen kopmadı.</p>

<p><strong>Baltık ülkeleri gelişmeleri yakından izliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ratcliffe’in Moskova ziyareti, özellikle Rusya’nın komşusu olan Baltık ülkelerinde de yakından takip ediliyor.</p>

<p>Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda, Washington ile Moskova arasındaki doğrudan temasın gerginliği azaltma girişimi olabileceğini belirtti ancak görüşmelerin içeriği hakkında bilgi sahibi olmadığını söyledi.</p>

<p>Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkēvičs ise ABD ve Letonya istihbarat servislerinin yakın iş birliği içinde olduğunu belirterek bölgedeki güvenlik durumunun “dinamik” olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/cia-baskaninin-moskova-ziyareti-nato-uyarisi-mi-ukrayna-gorusmesi-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/trump-ve-ratcliffes.jpeg" type="image/jpeg" length="33129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump yönetiminden 200 bin kişiye kadar vize iptali planı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/trump-yonetiminden-200-bin-kisiye-kadar-vize-iptali-plani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/trump-yonetiminden-200-bin-kisiye-kadar-vize-iptali-plani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, ülkeye turist veya iş insanı olarak giriş yaptıktan sonra sığınma başvurusunda bulunan yabancıların B1 ve B2 vizelerini iptal etmeye hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Planın 200 bine kadar kişiyi kapsayabileceği belirtilirken, gerçekleşmesi halinde bunun ABD tarihindeki en büyük toplu vize iptali olacağı bildiriliyor.</strong></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, göç politikasındaki sertleşmenin yeni adımı olarak yüz binlerce yabancının iş ve turistik amaçlı vizelerini yeniden değerlendirmeye hazırlanıyor.</p>

<p>Associated Press’in (AP) ABD Dışişleri Bakanlığı belgeleri ve iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı habere göre, 2016-2026 yılları arasında verilen B1 ve B2 vizeleri mercek altına alınıyor. Söz konusu vizelerle ABD’ye giriş yaptıktan sonra sığınma başvurusunda bulunan veya halen sığınma talebinde bulunan kişiler hedefte.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/visa-2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Planın 200 bine kadar kişiyi etkileyebileceği belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı ise şu aşamada kaç vizenin iptal edileceğine ilişkin kesin bir sayı açıklamadı. Plan hayata geçirilirse bunun ABD tarihinde tek seferde gerçekleştirilecek en büyük toplu vize iptali olması bekleniyor.</p>

<p><strong>“Kısa süreli ziyaretçi olarak gelip kalıcı olmak istiyorlar”</strong></p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, uygulamanın İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) ile koordinasyon içinde yürütüleceğini belirtti.</p>

<p>Pigott’a göre B1 ve B2 vizeleri, ABD’de geçici olarak bulunmak ve ziyaret sonrasında ülkesine dönmek isteyen kişiler için veriliyor. Yönetim, bu vizelerle ülkeye girdikten sonra sığınma başvurusunda bulunan kişilerin vizelerini tespit ederek iptal etmeyi planlıyor.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu kişilerin kısa süreli ziyaret amacıyla ülkeye giriş yaptıktan sonra sığınma başvurusunda bulunarak ABD’de kalıcı hale gelmeye çalıştığını savunuyor.</p>

<p>Trump yönetiminin Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada ABD göç sisteminin uzun süredir “asılsız sığınma başvuruları” nedeniyle aşırı yüklendiğini savundu.</p>

<p>Landau, sığınmanın göç yasalarını aşmak için kullanılmaması gerektiğini belirterek, ABD’de ve dünyanın başka yerlerinde insanların “sahte sığınma başvurularından bıktığını” ifade etti.</p>

<p><strong>Vize iptali otomatik sınır dışı anlamına gelmiyor</strong></p>

<p>Planın önemli bir ayrıntısı ise vize iptalinin doğrudan sınır dışı işlemi anlamına gelmemesi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AP’nin görüştüğü ABD’li yetkililere göre, sığınma başvuruları halen devam eden kişilerin çoğu başka bir göçmenlik statüsüne yeniden sınıflandırılacak. Bu kişiler, iş veya turistik ziyaretçi statülerini kaybedecek ancak bu durum tek başına hemen sınır dışı edilmeleri anlamına gelmeyecek.</p>

<p>Uygulamanın aşamalı olarak hayata geçirilmesi ve hukuki itirazlarla karşılaşması da bekleniyor.</p>

<p><strong>Trump döneminde 175 binden fazla vize iptal edildi</strong></p>

<p>Yeni plan, Trump yönetiminin ikinci döneminde göç ve vize politikalarında attığı daha sert adımların devamı niteliğinde.</p>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı bu ayın başında, Trump yönetiminin göreve gelmesinden bu yana 175 binden fazla vizenin iptal edildiğini açıklamıştı. İptallerin farklı gerekçelerle gerçekleştirildiği belirtilmişti.</p>

<p>Yönetim ayrıca vize başvurularında sosyal medya faaliyetlerine ilişkin daha fazla bilgi talep ediyor, bazı başvuru sahiplerinden yüksek miktarda teminat yatırmalarını istiyor ve belirli ülkelerin vatandaşlarına yönelik vize kısıtlamaları uyguluyor.</p>

<p>Trump yönetiminin göç politikası kapsamında vize ve sınır uygulamalarını sıkılaştırmaya yönelik adımları son dönemde hız kazanmış durumda. 26 Ağustos itibarıyla ABD yönetimi ayrıca dünya genelindeki göçmen vizesi randevularını geçici olarak durdurduğunu açıkladı. Dışişleri Bakanlığı, kararın konsolosluk görevlilerine yönelik yeni eğitim ve daha sıkı değerlendirme prosedürleriyle bağlantılı olduğunu bildirdi.</p>

<p><strong>Göç politikasında kapsamlı sıkılaştırma</strong></p>

<p>Trump yönetimi, daha sert göç politikalarını ülke güvenliğini artırma ve göç sistemindeki usulsüzlükleri önleme gerekçesiyle savunuyor.</p>

<p>Ancak yeni uygulamalar, ABD’de göç ve sığınma politikası üzerindeki tartışmaları da yeniden alevlendiriyor. Özellikle vize sahiplerinin daha sonra sığınma başvurusunda bulunmasının toplu biçimde hedef alınması ve vize iptallerinin kapsamı, önümüzdeki dönemde hukuki tartışmaların konusu olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/trump-yonetiminden-200-bin-kisiye-kadar-vize-iptali-plani</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 22:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/abd-8.jpeg" type="image/jpeg" length="54436"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaahmetoğlu’ndan AfD'li Weidel’e sert tepki: “Göçmenler Almanya’nın gerçeğidir”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/karaahmetoglundan-afdli-weidele-sert-tepki-gocmenler-almanyanin-gercegidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/karaahmetoglundan-afdli-weidele-sert-tepki-gocmenler-almanyanin-gercegidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, aşırı sağcı AfD'nin Eş Genel Başkanı Alice Weidel’in ZDF Sommerinterview programında Suriyeliler, vatandaşlık ve göç politikasıyla ilgili açıklamalarına sert tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Weidel’in Suriyelilerin Alman vatandaşlığına alınmasını sorgulaması, göçü ağırlıklı olarak bir güvenlik sorunu üzerinden ele alması ve sınırların kapatılmasıyla Almanya’nın Schengen’den çıkmasını savunması, “Almanya’nın toplumsal ve ekonomik gerçeklerinden kopuk bir siyaset anlayışı” olarak değerlendirildi.</strong></p>

<p>Karaahmetoğlu, Weidel’in açıklamalarına ilişkin değerlendirmesinde, milyonlarca insanın kökenleri üzerinden bir güvenlik sorununun parçası gibi gösterildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>“Alice Weidel yine milyonlarca insanı kökenleri üzerinden bir güvenlik sorununun parçası gibi gösteriyor. Oysa AfD’nin göndermek istediği insanların arasında bugün hastanelerimizde hayat kurtaran doktorlar, üretimde çalışan nitelikli işçiler ve sosyal güvenlik sistemimize prim ödeyen yüz binlerce insan var. İnsanları tek tek yaptıklarıyla değil, pasaportları ve kökenleriyle değerlendiren bu anlayış yalnızca ayrıştırıcı değil, aynı zamanda Almanya’nın gerçeklerine de aykırıdır.”</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="456" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/karaametoglu.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>Açıklamada Almanya’daki Suriyelilerin sağlık sistemi ve iş gücü piyasasındaki rolüne ilişkin istatistiklere de dikkat çekildi. Federal Tabipler Birliği’nin verilerine göre Almanya’da 7 binden fazla Suriye vatandaşı doktor görev yapıyor. Suriyeliler, Almanya’daki yabancı doktorlar arasında en büyük grubu oluşturuyor.</p>

<p>Federal Tabipler Birliği ayrıca yabancı doktor göçü olmadan Almanya’daki doktor sayısının önümüzdeki yıllarda yılda yaklaşık 2 bin kişi azalacağına dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşgücü piyasasındaki tablo da AfD’nin yaratmaya çalıştığı algıyla örtüşmüyor. İşgücü Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü’nün (IAB) verilerine göre sosyal sigortaya tabi çalışan Suriyelilerin yüzde 62’si sistem açısından kritik mesleklerde görev yapıyor. Çalışan Suriyelilerin yaklaşık yüzde 75’i ise nitelikli işlerde çalışıyor.</p>

<p><strong>“Bu insanları gönderdiğinizde yerlerini kim dolduracak?”</strong></p>

<p>Açıklamada, göçmenlerin Almanya’nın sağlık sistemi, üretimi ve sosyal güvenlik sistemi açısından taşıdığı öneme dikkat çekilerek AfD’ye doğrudan şu soru yöneltildi:</p>

<p>“Weidel’e çok basit bir soru sormak gerekiyor: Bu insanları gönderdiğinizde yerlerini kim dolduracak?”</p>

<p>“Bir hastanenin acil servisinde sizi tedavi eden Suriyeli doktoru, üretimde çalışan nitelikli işçiyi ya da her ay sosyal güvenlik sistemine prim ödeyen çalışanı görmezden gelip bütün bir topluluğu Almanya için sorunmuş gibi göstermek sorumlu siyaset değildir.”</p>

<p><strong>“Almanya’nın doktor açığı var”</strong></p>

<p>Karaahmetoğlu'nun açıklamasındaki <strong>“Almanya’nın doktor açığı var. Nitelikli işgücüne ihtiyacı var. Toplumumuz yaşlanıyor. Ekonomimizin ve sosyal güvenlik sistemimizin geleceği için çalışan, üreten ve topluma katkı sağlayan insanlara ihtiyacımız var.”</strong> ifadeleri dikkat çekti.</p>

<p>Göç politikasındaki sorunların elbette tartışılması gerektiği belirtilirken, suçla mücadele ile milyonlarca insanı kökenleri nedeniyle topluca zan altında bırakmanın birbirinden ayrılması gerektiği vurgulandı:</p>

<p>“Elbette göç politikasındaki sorunları konuşacağız. Suç işleyen herkes hakkında hukuk devletinin kuralları uygulanmalıdır. Ancak suçla mücadele etmek başka, milyonlarca insanı kökenleri nedeniyle topluca zan altında bırakmak başkadır.”</p>

<p><strong>“Siz buraya ait değilsiniz” mesajı</strong></p>

<p>Almanya’ya yıllarını vermiş, burada çalışan, çocuklarını büyüten, Almanca konuşan, vergi ve sosyal güvenlik primi ödeyen insanların yalnızca uyrukları üzerinden hedef gösterilmesinin ülkeyi daha güvenli ya da güçlü hale getirmeyeceği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, AfD’nin göç politikalarının Almanya’nın ihtiyaç duyduğu insanları ülkeden uzaklaştırdığı savunularak, tartışmanın “kimin gönderileceği” üzerinden değil, Almanya’nın geleceğinin kimlerle birlikte kurulacağı üzerinden yürütülmesi gerektiği ifade edildi:</p>

<p>“Weidel’in siyaseti Almanya’yı korumuyor; aksine Almanya’nın ihtiyaç duyduğu insanları Almanya’dan uzaklaştırıyor. AfD sürekli kimin bu ülkeden gitmesi gerektiğini anlatıyor. Bizim asıl konuşmamız gereken ise Almanya’nın geleceğini kimlerle birlikte kuracağımızdır.”</p>

<p><strong>Açıklama şu ifadelerle tamamlandı:</strong></p>

<p>“Bu ülkeyi ayakta tutan insanları kökenlerine göre hedef göstererek Almanya güçlenmez. Almanya’nın geleceği dışlamakta değil; çalışan, üreten, hukuka ve demokratik değerlere bağlı herkesle birlikte bu ülkeyi daha güçlü hale getirmektedir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/karaahmetoglundan-afdli-weidele-sert-tepki-gocmenler-almanyanin-gercegidir</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/weidel-1.jpg" type="image/jpeg" length="77184"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eski Fransız ve İngiliz diplomatlar: İsrail’e karşı yaptırım uygulanmalı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/eski-fransiz-ve-ingiliz-diplomatlar-israile-karsi-yaptirim-uygulanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/eski-fransiz-ve-ingiliz-diplomatlar-israile-karsi-yaptirim-uygulanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa ve Birleşik Krallık’ın 100’den fazla eski diplomatı, hükümetlerine İsrail’e karşı daha sert ve somut önlemler alma çağrısında bulundu. 52 eski Fransız diplomat ile 50 eski İngiliz diplomatın imzaladığı mektupta, Gazze’deki yıkım, Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetleri ve yerleşimci şiddeti sert ifadelerle eleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eski diplomatlar silah transferlerinin ve askeri işbirliğinin durdurulmasını, İsrail’le bazı anlaşmaların askıya alınmasını ve yerleşimlere yönelik ticaretin yasaklanmasını istedi.</strong></p>

<p>Fransa ve Birleşik Krallık’tan 100’ü aşkın eski diplomat, iki ülke hükümetlerine gönderdikleri ortak mektupla İsrail’in Filistin politikasına karşı daha sert bir tutum alınmasını istedi.</p>

<p>Fransa'da<strong> Le Monde </strong>ve İngiltere'de <strong>The Guardian</strong> gazetesi tarafından yayımlanan mektup, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham’a hitaben kaleme alındı. Mektuba 52 eski Fransız diplomat ile 50 eski İngiliz diplomat imza attı. İmzacılar arasında geçmişte İsrail, Mısır, İran, Bahreyn, Suriye, Katar ve bölgedeki diğer ülkelerde görev yapan üst düzey diplomatlar bulunuyor.</p>

<p>Diplomatlar, Fransa ve Birleşik Krallık’ın 2025 yılında Filistin devletini tanımasının ardından artık bu kararın somut siyasi adımlarla desteklenmesi gerektiğini savundu.</p>

<p><strong>“Filistin dünyanın gözleri önünde siliniyor”</strong></p>

<p>Mektubun dili, eski diplomatların daha önceki diplomatik açıklamalara kıyasla oldukça sert.</p>

<p>Mektupta “Filistin dünyanın gözleri önünde siliniyor” ifadesi kullanılırken, Batı Şeria’daki Filistinlilere ait evlerin yıkılması ve yerleşimci şiddetinin “etnik temizliğe” vardığı savunuldu.</p>

<p>Gazze’de yaklaşık 2 milyon Filistinlinin yıkıma uğramış bölgenin yalnızca yaklaşık yüzde 30’luk kısmında sıkışıp kaldığı, insanların yeterli gıda, ilaç ve barınma imkanından yoksun olduğu belirtildi. Diplomatlar ayrıca İsrail’in Gazze’deki politikalarının yanı sıra Batı Şeria, Doğu Kudüs ve bölgedeki diğer gelişmelerin Filistin devletinin kurulması ihtimalini giderek ortadan kaldırdığını savundu.</p>

<p>Eski diplomatlar, 7 Ekim 2023’te Hamas tarafından gerçekleştirilen saldırılardaki suçları açıkça kınadıklarını da belirtti. Ancak mektupta, bu saldırıların İsrail’in Gazze’deki sistematik yıkım politikasını haklı çıkaramayacağı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İsrail’in “kılıçla yaşamak zorunda olduğu” yönündeki yaklaşımını da eleştiren diplomatlar, bunun müzakere imkanlarını ortadan kaldırdığını ve İsrail’in güvenliğini de tehlikeye attığını savundu.</p>

<p><strong>Silah ve askeri işbirliğinin durdurulmasını istediler</strong></p>

<p>Eski diplomatların hükümetlerinden talepleri yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı kalmadı.</p>

<p>Mektupta Fransa ve Birleşik Krallık’tan: İsrail’e silah transferlerinin durdurulması, İsrail ile ikili askeri işbirliği ile AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması, İngiltere-İsrail ticaret ve ortaklık anlaşmasına son verilmesi, İsrail yerleşimleriyle yapılan ticaretin yasaklanması, Yerleşimlere yönelik yatırım, sigorta ve finansal hizmetlerin engellenmesi, Gazze’ye insani yardımın herhangi bir kısıtlama olmaksızın ulaştırılmasının sağlanması, Gazze’ye gazeteciler, diplomatlar ve parlamenterler için erişim imkanı verilmesi istendi.</p>

<p>Diplomatlar ayrıca Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi kararlarına uyulması çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>E1 projesi için özel uyarı</strong></p>

<p>Eski diplomatların mektubunda özellikle Batı Şeria’daki E1 yerleşim projesi üzerinde duruldu.</p>

<p>Doğu Kudüs’ün doğusunda bulunan E1 bölgesindeki proje, Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinin genişletilmesini öngörüyor. Projenin hayata geçirilmesi halinde Batı Şeria’nın coğrafi bütünlüğünün ciddi biçimde zarar göreceği ve Filistin topraklarının iki ayrı bölüme ayrılabileceği yönünde eleştiriler bulunuyor.</p>

<p>Diplomatlar, E1 projesine yatırım yapabilecek veya inşaat faaliyetlerine katılabilecek şirketlerin Fransa ve Birleşik Krallık hükümetleri tarafından açık biçimde uyarılmasını istedi. Şirketlere, projeye katılmaları halinde iki ülkedeki ekonomik ve ticari çıkarlarının olumsuz etkilenebileceğinin bildirilmesi çağrısında bulunuldu.</p>

<p><strong>Avrupa ülkelerinden E1 projesine ortak tepki</strong></p>

<p>E1 projesine yönelik eleştiriler yalnızca eski diplomatlarla sınırlı değil.</p>

<p>Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, İtalya, Norveç ve Hollanda’nın da aralarında bulunduğu Avrupa ülkeleri, 20 Ağustos’ta yayımladıkları ortak açıklamada İsrail’in E1 bölgesindeki yerleşim planlarını kınadı.</p>

<p>Açıklamada, E1 projesinin Batı Şeria’yı bölerek Filistin topraklarının bütünlüğüne zarar vereceği ve iki devletli çözümün geleceğini daha da zayıflatacağı belirtildi. İsrail’e planı geri çekmesi çağrısı yapıldı.</p>

<p>Avrupa ülkeleri ayrıca yerleşim projelerine katılabilecek şirketleri uyararak, bu tür faaliyetlerin hukuki ve itibari sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Mektupta dikkat çeken isimler</strong></p>

<p>Mektuba imza atanlar arasında İngiltere’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki eski büyükelçileri Jeremy Greenstock ve Emyr Jones Parry de bulunuyor.</p>

<p>Fransa tarafından imza atan önemli isimler arasında ise Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın eski Orta Doğu direktörlerinden Yves Aubin de la Messuzière ve Denis Bauchard yer alıyor.</p>

<p>İmzacıların önemli bölümünün geçmişte Orta Doğu’da üst düzey diplomatik görevlerde bulunmuş olması, çağrının dikkat çeken unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. <i>The Guardian</i> da mektuba imza atanların önemli bir bölümünün İsrail, Mısır, İran, Bahreyn, Suriye, Türkiye, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerde görev yaptığını aktarıyor.</p>

<p><strong>“Filistin devletinin tanınması artık somut adımlarla desteklenmeli”</strong></p>

<p>Eski diplomatlara göre Fransa ve Birleşik Krallık’ın 2025 yılında Filistin devletini tanıması önemli bir siyasi adımdı. Ancak bu tanımanın, Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını güvence altına alacak somut politikalarla desteklenmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Mektupta, İsrail hükümetinin bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini ortadan kaldırmaya çalıştığı ve uluslararası hukuk, Uluslararası Adalet Divanı kararları ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına karşı hareket ettiği ileri sürüldü.</p>

<p>Diplomatlar, iki devletli çözümün korunabilmesi için Fransa ve Birleşik Krallık’ın yalnızca açıklama yapmakla yetinmemesi, ekonomik, diplomatik ve askeri alanda somut yaptırımları gündeme getirmesi gerektiğini savundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/eski-fransiz-ve-ingiliz-diplomatlar-israile-karsi-yaptirim-uygulanmali</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 15:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/bati-seria.png" type="image/jpeg" length="50982"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5 AB ülkesi, reddedilen sığınmacılar için Ruanda’da merkez görüşüyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/5-ab-ulkesi-reddedilen-siginmacilar-icin-ruandada-merkez-gorusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/5-ab-ulkesi-reddedilen-siginmacilar-icin-ruandada-merkez-gorusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve Hollanda’nın, Avrupa’da iltica başvuruları reddedilen kişilerin gönderilebileceği “Return Hubs” adı verilen merkezlerin Ruanda’da kurulması konusunda görüşmeler yürüttüğü bildirildi. Avrupa ülkelerinden bir heyetin gelecek hafta Ruanda’ya giderek konuyu teknik düzeyde ele alması bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya ve dört Avrupa Birliği ülkesinin, iltica başvuruları reddedilen kişilerin Avrupa dışındaki ülkelere gönderilmesine yönelik yeni bir model üzerinde Ruanda ile görüşmeler yaptığı bildirildi.</strong></p>

<p><i>Der Spiegel</i> ve ARD'nin <i>Report Mainz</i> programının haberlerine göre Almanya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve Hollanda’dan oluşan bir grup, Ruanda’da “Return Hubs” olarak adlandırılan geri gönderme merkezlerinin kurulması ihtimalini değerlendiriyor. Avrupa ülkelerinden bir heyetin gelecek hafta Ruanda’ya giderek konuyu görüşmesi planlanıyor.</p>

<p><strong>Beş ülkeden ortak girişim</strong></p>

<p>Söz konusu ülkeler kendilerini “uygulayıcılar” olarak tanımlıyor. Grup, Avrupa’da iltica başvuruları reddedilen kişilerin gönderilebileceği Avrupa dışındaki bir ortak ülke bulmayı hedefliyor.</p>

<p>Beş ülkenin, yıl sonuna kadar bu konuda bir ortak ülkeyle anlaşmaya varmayı amaçladığı belirtiliyor. İtalya’nın da son haftalarda Ruanda ile benzer bir anlaşmaya ilgi gösterdiği bildiriliyor.</p>

<p>Gelecek haftaki görüşmelerin öncelikle teknik düzeyde yapılması bekleniyor. Şimdilik müzakerelerin ağırlık noktası, iltica başvuruları Avrupa’da reddedilmiş kişilerin gönderilebileceği “Return Hubs” olarak tanımlanan merkezler.</p>

<p><img alt="" height="382" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/sinir-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>“Return Hub” ne anlama geliyor?</strong></p>

<p>Planlanan modelde, Avrupa’daki iltica başvuruları reddedilen kişiler, doğrudan kendi ülkelerine gönderilemedikleri durumlarda Avrupa Birliği dışındaki üçüncü bir ülkede oluşturulacak merkezlere sevk edilebilecek.</p>

<p>Bazı ülkeler ise bundan daha kapsamlı bir modeli değerlendiriyor. Avusturya’nın da aralarında bulunduğu bazı hükümetler, “iltica merkezleri” kurulmasını gündeme getiriyor. Bu model hayata geçirilirse, Avrupa’ya ulaşmış kişilerin iltica başvurularının değerlendirilmesi ve korunma hakkı verilip verilmeyeceğine ilişkin süreç de üçüncü ülkede yürütülebilecek.</p>

<p><strong>Ruanda görüşmeleri doğruladı</strong></p>

<p>Ruanda hükümetinden bir sözcü, Avrupa hükümetleriyle göç konusunda “ilk görüşmelerin” yapıldığını doğruladı. Ancak henüz herhangi bir anlaşmaya varılmadığı belirtildi.</p>

<p>Almanya ve Avusturya İçişleri Bakanlıkları da “Return Hubs” konusunda görüşmeler yapıldığını doğrularken, müzakerelerin gizliliğine dikkat çekerek olası ortak ülkeler konusunda ayrıntı vermedi.</p>

<p>Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, yıl içerisinde üçüncü ülkelerle bu konuda anlaşmalar yapılabileceğini daha önce açıklamıştı. Dobrindt, haziran ayında olası partner ülkelerle görüşmelerin sürdüğünü ve “Return Hubs” kurulması için çalışmalar yapıldığını belirtmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İngiltere’nin Ruanda planı sonuçlanmamıştı</strong></p>

<p>Ruanda, Avrupa dışındaki geri gönderme merkezi tartışmalarında daha önce de gündeme gelmişti.</p>

<p>Birleşik Krallık, 2022 yılında Ruanda ile iltica başvurusu yapan kişilerin bu ülkeye gönderilmesine ilişkin bir anlaşma imzalamıştı. Ancak İngiliz Yüksek Mahkemesi 2023 yılında planın uygulanmasını durdurmuştu.</p>

<p>Mahkeme, gönderilecek kişilerin Ruanda’da yeterli korumaya sahip olmayabileceği ve daha sonra başka ülkelere veya kendi ülkelerine gönderilme riski bulunduğu yönündeki endişeleri dikkate almıştı. İngiltere’de 2024 yılında iktidara gelen İşçi Partisi hükümeti daha sonra anlaşmayı sonlandırmıştı.</p>

<p><strong>Uganda da gündemdeydi</strong></p>

<p>Ruanda’nın yanı sıra Uganda da Avrupa’nın olası “Return Hub” ülkeleri arasında gösterilmişti. Hollanda daha önce Uganda ile bu konuda bir niyet anlaşması imzalamıştı.</p>

<p>Ancak son dönemde Uganda konusunda insan haklarıyla ilgili endişelerin arttığı ve bazı ülkelerin bu seçeneğe daha mesafeli yaklaştığı bildiriliyor.</p>

<p><strong>İnsan hakları konusunda tartışma</strong></p>

<p>Avrupa Birliği’nin yeni geri dönüş düzenlemesi, üçüncü ülkelerde “Return Hubs” oluşturulmasının hukuki çerçevesini ortaya koyuyor. Ancak uygulamanın insan hakları açısından nasıl yürütüleceği konusunda tartışmalar devam ediyor.</p>

<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), üçüncü ülkelerde kurulabilecek geri gönderme merkezleriyle ilgili olarak kişilerin ne kadar süreyle tutulacağı, hangi koşullarda barındırılacağı ve başka ülkelere gönderilmeleri halinde haklarının nasıl korunacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Almanya’da mülteci hakları alanında faaliyet gösteren Pro Asyl de hükümetin “Return Hubs” planlarını eleştirerek, insanların hukuk devleti güvencelerinin dışında bırakılabileceği uyarısında bulunmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/5-ab-ulkesi-reddedilen-siginmacilar-icin-ruandada-merkez-gorusuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/multeciler-4.JPG" type="image/jpeg" length="17559"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
