<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/avrupa" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 23 Sep 2026 17:30:29 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/avrupa"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya: Berlin’de Sol Parti, Mecklenburg-Vorpommern’de ırkçı AfD birinci]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-berlinde-sol-parti-mecklenburg-vorpommernde-irkci-afd-birinci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanya-berlinde-sol-parti-mecklenburg-vorpommernde-irkci-afd-birinci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da 20 Eylül’de yapılan Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern eyalet seçimlerinin ardından siyasi dengeler yeniden şekilleniyor. Berlin’de Sol Parti açık farkla birinci olurken, Mecklenburg-Vorpommern’de ırkçı parti AfD yüzde 38,2 ile SPD’nin önüne geçti. Her iki eyalette de şimdi gözler koalisyon görüşmelerine çevrildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Berlin’de açıklanan geçici sonuçlara göre Sol Parti yüzde 25,7 oyla ilk sırada yer aldı. CDU yüzde 18,8 ile ikinci, Yeşiller yüzde 14,3, aşırı sağcı AfD yüzde 16,3 ve SPD yüzde 12,1 oy aldı. Böylece CDU 2023 seçimindeki yüzde 28,2’lik sonucuna göre yaklaşık 9,5 puan kaybederken, Sol Parti oyunu 13,4 puan artırdı.</strong></p>

<p dir="ltr">Mecklenburg-Vorpommern’de ise ırkçı AfD yüzde 38,2 ile seçimi birinci tamamladı. Başbakan Manuela Schwesig’in partisi SPD yüzde 35,5 ile ikinci sırada kaldı. Sol Parti yüzde 6,5, Yeşiller yüzde 5,7 oy alarak eyalet parlamentosuna girdi. CDU yüzde 4,9, BSW ise yüzde 4,8'de kalarak yüzde 5 barajını aşamadı.</p>

<p dir="ltr"><strong>Berlin’de hükümet arayışı başladı</strong></p>

<p dir="ltr">Seçimin ardından Berlin’de hükümet kurma görüşmeleri başladı. Sol Parti’nin başbakan adayı Elif Eralp, partisinin hükümet kurmak istediğini açıkladı.</p>

<p dir="ltr">Eralp’in önündeki en önemli seçeneklerden biri Sol Parti, SPD ve Yeşillerden oluşabilecek bir koalisyon. Bu üç partinin sandalye dağılımının hükümet kurmak için yeterli çoğunluğu sağlayıp sağlamadığı, kesin sandalye dağılımıyla birlikte değerlendirilecek.</p>

<p dir="ltr">CDU, Yeşiller ve SPD’den oluşabilecek alternatif bir koalisyon da matematiksel olarak gündemde. CDU’nun başbakan adayı Stefan Evers, partisinin görüşmelere kapalı olmayacağını söyledi.</p>

<p dir="ltr">Ancak partiler arasındaki politika farklılıkları özellikle konut, ulaşım, iklim ve kent planlaması alanlarında belirgin. Sol Parti’nin büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması yönündeki talebi, olası koalisyon görüşmelerinin en önemli başlıklarından biri olacak.</p>

<p dir="ltr">Sol Parti Genel Başkanı Ines Schwerdtner, Berlin’deki konut krizine dikkat çekerek büyük konut stoklarının yeniden kamuya geçirilmesinin tartışılmasının gerekli olduğunu savundu. SPD ve Yeşillerin ise bu konudaki tutumları koalisyon müzakerelerinde belirleyici olabilir.</p>

<p dir="ltr"><strong>Berlin SPD’sinde sonuç tartışması</strong></p>

<p dir="ltr">SPD’nin Berlin’de yüzde 12,1’de kalması parti içinde seçim kampanyasına ilişkin tartışma başlattı.</p>

<p dir="ltr">Berlin SPD Meclis Grup Başkanı Raed Saleh, seçim kampanyasının temel siyasi konularda seçmene yeterince ulaşamadığını söyledi. Saleh, partinin sonucu “alçakgönüllülükle kabul etmesi” ve seçim kampanyasındaki hataları değerlendirmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">SPD’nin başbakan adayı Steffen Krach ise seçim öncesinde hakkında yürütülen savcılık soruşturmasının sonuç üzerinde etkisi olmuş olabileceğini söyledi. Krach, soruşturmanın parti açısından “avantaj olmadığını”, ancak SPD’nin anketlerde zaten düşük seviyede bulunduğunu ifade etti.</p>

<p dir="ltr"><strong>Mecklenburg-Vorpommern’de AfD birinci, ancak hükümet seçeneği belirsiz</strong></p>

<p dir="ltr">Mecklenburg-Vorpommern’de aşırı sağcı AfD’nin seçimi kazanmasına rağmen hükümeti kurup kuramayacağı belirsizliğini koruyor.</p>

<p dir="ltr"><img alt="" height="427" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/mecklenburg-vorpommern.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="757" /></p>

<p dir="ltr">Geçici sonuçlara göre AfD 32 sandalye, SPD 29 sandalye, Sol Parti ve Yeşiller ise beşer sandalye elde etti. CDU ve BSW yüzde 5 barajını aşamadığı için parlamentoya giremedi.</p>

<p dir="ltr">Mevcut sandalye dağılımında AfD tek başına 36 sandalyelik mutlak çoğunluğa ulaşamıyor. Diğer partiler daha önce ırkçı AfD ile koalisyon kurmayacaklarını açıklamıştı.</p>

<p dir="ltr">Irkçı parti AfD Genel Başkanı Tino Chrupalla ise seçim sonrasında diğer partilerle görüşmeye açık olduklarını söyledi. Chrupalla, görüşmelerin yalnızca hükümet kurma amacı taşımak zorunda olmadığını, partiler arasındaki ortak noktaların da ele alınabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr"><strong>Schwesig üçlü koalisyona işaret ediyor</strong></p>

<p dir="ltr">SPD’nin ikinci sırada kalmasına rağmen Başbakan Manuela Schwesig’in hükümet kurma seçenekleri tamamen ortadan kalkmış değil.</p>

<p dir="ltr">ZDF Mecklenburg-Vorpommern Eyalet Stüdyo Başkanı Bernd Mosebach, Schwesig’in daha önce hem CDU hem de Sol Parti ile farklı dönemlerde koalisyonlar kurduğuna dikkat çekerek SPD liderinin üç partili bir hükümet oluşturabileceğine inandığını aktardı.</p>

<p dir="ltr">SPD, Sol Parti ve Yeşillerden oluşabilecek bir koalisyon 39 sandalyeye ulaşarak 36 sandalyelik çoğunluk sınırını aşabiliyor. Böyle bir hükümetin kurulabilmesi için üç parti arasında siyasi anlaşmaya varılması gerekiyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>CDU için tarihi yenilgi</strong></p>

<p dir="ltr">Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinin en dikkat çekici sonuçlarından biri CDU’nun performansı oldu.</p>

<p dir="ltr">CDU, yüzde 4,9’da kalarak yüzde 5’lik seçim barajının altında kaldı ve tarihinde ilk kez bir eyalet parlamentosuna giremedi. Bu, partinin savaş sonrası dönemde bir eyalet seçiminde aldığı en düşük sonuçlardan biri olarak kayda geçti.</p>

<p dir="ltr">Sonucun ardından federal düzeyde de CDU Genel Başkanı ve Başbakan Friedrich Merz’e yönelik tartışmalar yeniden gündeme geldi.</p>

<p dir="ltr">Ancak Merz, seçim sonuçlarına rağmen görevinden ayrılma niyetinde olmadığını ve hükümetin reform programını sürdüreceğini açıkladı. CDU Federal Meclis Grup Yönetimi de Merz’e desteğini yineledi.</p>

<p dir="ltr">CDU Genel Başkan Yardımcısı ve Eğitim Bakanı Karin Prien ise partisinin reform politikasında uzlaşmaya daha fazla açık olması gerektiğini savundu. Prien, “CDU saflığı çözüm değil” diyerek hükümetin farklı kesimlerle uzlaşma araması gerektiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr"><strong>Reform tartışması seçim sonuçlarının ardından büyüdü</strong></p>

<p dir="ltr">Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinin ardından federal hükümetin reform politikası da tartışmaların merkezine yerleşti.</p>

<p dir="ltr">SPD Meclis Grup Başkanı Matthias Miersch, seçim sonuçlarının insanların ekonomik ve sosyal kaygılarının daha fazla dikkate alınması gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Yeşiller Genel Başkanı Franziska Brantner ise hükümetin reformlarının yalnızca kesintiler olarak algılanmaması gerektiğini savunarak, reformların sosyal açıdan adil olması çağrısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Saarland Başbakanı ve SPD Genel Başkan Yardımcısı Anke Rehlinger de federal hükümetin reform önerilerinin bazı alanlarda “kesinti listeleri” gibi göründüğünü belirterek daha kapsamlı değişiklikler istedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-berlinde-sol-parti-mecklenburg-vorpommernde-irkci-afd-birinci</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/berlin-25.JPG" type="image/jpeg" length="24175"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD ve Danimarka, Grönland’ın güvenliği için anlaşmaya vardı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/abd-ve-danimarka-gronlandin-guvenligi-icin-anlasmaya-vardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/abd-ve-danimarka-gronlandin-guvenligi-icin-anlasmaya-vardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ın ABD'ye bağlanması yönündeki ısrarlı taleplerinin ardından aylardır devam eden krizde yeni bir aşamaya geçildi. ABD, Danimarka ve Grönland yönetimleri, adanın güvenliğine ilişkin ortak bir anlaşma konusunda uzlaşmaya vardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Anlaşmanın gelecek hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında imzalanması bekleniyor. Ancak anlaşmanın tam metni henüz kamuoyuna açıklanmadı. Ayrıca düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Danimarka'daki parlamenter sürecin tamamlanması gerekiyor.</strong></p>

<p dir="ltr">Şu ana kadar açıklanan bilgilere göre anlaşma, Grönland'ın ABD topraklarına katılmasını veya egemenliğinin Washington'a devredilmesini öngörmüyor. Buna karşılık ABD'nin Grönland'daki askeri erişiminin genişletilmesi, adada yeni askeri tesisler kurabilmesi ve Washington'ın Kuzey Kutbu ve çevresindeki (Arktik bölgesindeki) stratejik varlığının uzun vadeli olarak güvence altına alınması planlanıyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Trump “kalıcı kontrol” diyor, Danimarka egemenliği vurguluyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Anlaşmanın içeriğine ilişkin en ayrıntılı açıklamalar şu ana kadar ABD Başkanı Donald Trump'tan geldi.</p>

<p dir="ltr">Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada anlaşmanın ABD'ye Grönland'ın “güvenliği ve diğer tüm meseleleri” üzerinde “kalıcı kontrol” sağlayacağını savundu. ABD'nin Grönland'ı ve kendi güvenliğini korumak için gerekli gördüğü her şeyi yapma yetkisine sahip olacağını belirten Trump, ABD'nin rakiplerinin de adada askeri üs kurmasının engelleneceğini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Trump ayrıca Rusya ve Çin gibi ABD'nin rakip olarak tanımladığı ülkelerin Grönland'da “hassas yatırımlar” yapabilmesi için Washington'ın onayının gerekebileceğini ifade etti.</p>

<p dir="ltr">Ancak Trump'ın bu ifadeleri, şu ana kadar Danimarka veya Grönland hükümetleri tarafından aynı şekilde teyit edilmiş değil.</p>

<p dir="ltr">Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, anlaşmanın Kuzey Kutbu çevresindeki (Arktik) ve Kuzey Atlantik'teki ortak güvenliği güçlendireceğini ve bunun NATO ile Avrupa açısından da olumlu olacağını belirtti.</p>

<p dir="ltr">Frederiksen ayrıca anlaşmanın Danimarka Krallığı'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü, bunun yanı sıra Grönland halkının kendi geleceğini belirleme hakkını tanıdığını vurguladı.</p>

<p dir="ltr">Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen de anlaşmanın Grönland'ın çıkarlarını ve uluslararası iş birliğindeki konumunu tanıdığını açıkladı.</p>

<p dir="ltr">Bu nedenle tarafların anlaşmayı tarif etme biçimleri arasında önemli bir fark bulunuyor. Trump ABD'nin güvenlik alanındaki yetkilerinin kalıcı biçimde genişletilmesini öne çıkarırken, Kopenhag ve Nuuk egemenliğin Danimarka Krallığı'nda kalacağını ve Grönland halkının kendi kaderini tayin hakkının korunacağını vurguluyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Anlaşma henüz yürürlükte değil</strong></p>

<p dir="ltr">Washington ile Kopenhag arasındaki bir diğer önemli ayrıntı ise anlaşmanın hukuki statüsü.</p>

<p dir="ltr">Trump anlaşmanın şimdiden sonuçlandırıldığını belirtirken, Danimarka hükümeti anlaşmanın gelecek hafta BM Genel Kurulu kapsamında imzalanmasının beklendiğini açıkladı.</p>

<p dir="ltr">İmzanın ardından anlaşmanın Danimarka'daki gerekli parlamenter süreçlerden geçmesi gerekecek. Bu süreç tamamlanmadan düzenlemenin yürürlüğe girmesi beklenmiyor.</p>

<p dir="ltr">Dolayısıyla şu aşamada kamuoyuna açıklanmış bağlayıcı ve nihai bir anlaşma metni bulunmuyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>ABD'nin Grönland'daki askeri varlığı genişleyecek</strong></p>

<p dir="ltr">Yeni düzenlemenin en önemli başlıklarından birini ABD'nin Grönland'daki askeri varlığı oluşturuyor.</p>

<p dir="ltr">ABD'li yetkililerin aktardığı bilgilere göre Washington'ın adada kalıcı askeri erişiminin güvence altına alınması, yeni askeri tesisler kurabilmesi ve askeri faaliyetlerini genişletebilmesi planlanıyor.</p>

<p dir="ltr">Trump da ABD'nin Grönland'da “geniş çaplı bir askeri varlık” oluşturma sürecini başlatacağını açıkladı.</p>

<p dir="ltr">Ancak şu aşamada kaç Amerikan askerinin konuşlandırılacağı, yeni üslerin nerelerde kurulacağı veya mevcut askeri altyapının ne ölçüde genişletileceği bilinmiyor.</p>

<p dir="ltr">ABD'nin Grönland'daki askeri varlığı ise yeni değil. Washington, Danimarka ile 1951'de imzaladığı savunma anlaşması kapsamında uzun süredir adada askeri faaliyet yürütüyor.</p>

<p dir="ltr">ABD'nin adadaki en önemli askeri tesisi, kuzeybatı Grönland'da bulunan Pituffik Uzay Üssü.</p>

<p dir="ltr">Üs; füze erken uyarısı, füze savunması, radar ve uzay gözetleme faaliyetleri açısından stratejik önem taşıyor. Grönland'ın coğrafi konumu, Kuzey Amerika ile Avrupa arasında ve Arktik bölgesinin merkezine yakın bulunması nedeniyle tesisi ABD'nin savunma mimarisinin önemli unsurlarından biri haline getiriyor.</p>

<p dir="ltr">Dolayısıyla yeni anlaşmanın önemi, ABD'nin Grönland'a ilk kez askeri erişim kazanmasından ziyade, mevcut askeri varlığının genişletilmesi ve uzun vadeli olarak güvence altına alınması açısından öne çıkıyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Rusya ve Çin'in askeri varlığı sınırlandırılacak</strong></p>

<p dir="ltr">Anlaşmanın bir diğer önemli boyutunu NATO üyesi olmayan ülkelerin Grönland'daki askeri faaliyetlerinin sınırlandırılması oluşturuyor.</p>

<p dir="ltr">Trump'ın açıklamalarına göre ABD'nin “düşmanları” veya rakipleri, Washington'ın onayı olmadan Grönland'da askeri üs kuramayacak ve kalıcı askeri varlık bulunduramayacak.</p>

<p dir="ltr">Bu düzenlemenin özellikle Rusya ve Çin'in Arktik bölgesindeki askeri ve stratejik etkisini sınırlandırmayı amaçladığı belirtiliyor.</p>

<p dir="ltr">ABD yönetimi, Grönland'ı Kuzey Amerika'nın savunma hattının önemli bir parçası olarak görüyor. Washington'a göre Rusya ve Çin'in Kuzey Kutbu ve çevresindeki (Arktik'teki) faaliyetlerinin artması, bölgenin güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor.</p>

<p dir="ltr">Grönland'ın konumu da bu açıdan kritik. Ada, Rusya ile Kuzey Amerika arasındaki olası füze güzergâhlarının yakınında bulunuyor. Trump da daha önce Rusya ve Çin'e ait gemilerin Grönland çevresindeki faaliyetlerine dikkat çekerek adanın ABD açısından stratejik önemini vurgulamıştı.</p>

<p dir="ltr"><strong>“Hassas yatırımlar” için ABD onayı gündemde</strong></p>

<p dir="ltr">Anlaşma yalnızca askeri güvenlikle sınırlı görünmüyor.</p>

<p dir="ltr">Trump, ABD'nin rakipleri olarak tanımladığı ülkelerin Grönland'da “hassas yatırımlar” yapabilmesi için Washington'ın onayının aranacağını söyledi.</p>

<p dir="ltr">Ancak hangi yatırımların “hassas” kabul edileceği henüz açıklanmış değil.</p>

<p dir="ltr">Bu nedenle düzenlemenin Grönland'ın doğal kaynakları, altyapısı, enerji sektörü veya diğer stratejik alanları üzerindeki olası etkileri şu aşamada tam olarak bilinmiyor.</p>

<p dir="ltr">Özellikle Çin'in Kuzey Kutbu çevresindeki (Arktik) bölgelerde ekonomik faaliyetleri göz önüne alındığında, yatırım kısıtlamalarının anlaşmanın ekonomik boyutunun önemli bir parçası olması bekleniyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Grönland bağımsız olursa ABD'nin askeri hakları ne olacak?</strong></p>

<p dir="ltr">Anlaşmayla ilgili henüz yanıtı bulunmayan önemli sorulardan biri de Grönland'ın gelecekte bağımsız olması halinde ABD'nin elde edeceği hakların durumu.</p>

<p dir="ltr">ABD tarafındaki müzakere bilgilerine göre Washington'ın, Grönland'ın gelecekteki statüsü değişse bile adadaki askeri erişimini koruyacak bir düzenleme üzerinde durduğu belirtiliyor.</p>

<p dir="ltr">Ancak bunun nihai anlaşma metninde nasıl düzenleneceği henüz bilinmiyor.</p>

<p dir="ltr">Grönland bugün Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bir bölge. Ada kendi iç işlerinin büyük bölümünü yönetiyor; dış politika ve savunma alanlarında ise Danimarka'nın yetkisi devam ediyor.</p>

<p dir="ltr">Bu nedenle Grönland'ın ileride bağımsızlığını ilan etmesi durumunda ABD'nin anlaşmadan doğan askeri haklarının devam edip etmeyeceği, düzenlemenin uzun vadeli sonuçları açısından önemli bir soru olarak öne çıkıyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Trump'ın Grönland hedefi yeni değil</strong></p>

<p dir="ltr">Grönland konusunda yaşanan anlaşmazlık, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde ortaya çıkmış yeni bir gelişme değil.</p>

<p dir="ltr">Trump, ilk başkanlık döneminde de Grönland'ı satın alma fikrini gündeme getirmişti.</p>

<p dir="ltr">2025'in sonlarından itibaren ise adanın ABD'nin kontrolüne geçmesi gerektiği yönündeki açıklamalarını daha sık ve daha sert biçimde dile getirdi. Trump, ABD'nin Grönland'ı kontrol etmesinin ulusal güvenlik açısından gerekli olduğunu savundu ve gerektiğinde askeri gücün kullanılabileceğini de gündeme getirdi.</p>

<p dir="ltr">ABD Başkanı'nın gerekçelerinin başında Rusya ve Çin'in Arktik bölgesindeki faaliyetleri geliyor.</p>

<p dir="ltr">Trump, bu ülkelerin Grönland üzerinde nüfuz kurmak istediğini ve Danimarka'nın adanın güvenliğini tek başına yeterince sağlayamadığını ileri sürdü.</p>

<p dir="ltr">Danimarka ise Grönland'ın satılık olmadığını ve adanın geleceğine ilişkin kararın Grönland halkının iradesi doğrultusunda verilmesi gerektiğini savundu.</p>

<p dir="ltr"><strong>Grönland halkı ABD'ye katılmaya karşı</strong></p>

<p dir="ltr">Trump'ın Grönland'ın ABD'ye katılması yönündeki talepleri, ada halkı tarafından da desteklenmedi.</p>

<p dir="ltr">Bu yılın başında yayımlanan Verian araştırmasına göre ankete katılan Grönlandlıların yaklaşık yüzde 85'i adanın ABD'nin parçası olmasına karşı çıktı.</p>

<p dir="ltr">Aynı araştırmada katılımcıların yaklaşık yarısı Grönland'ın tamamen bağımsız olmasını destekledi. Bununla birlikte katılımcıların yüzde 45'i, Danimarka'dan tamamen bağımsızlığın ekonomik sonuçları konusunda kaygı duyduğunu belirtti.</p>

<p dir="ltr">Bu sonuçlar, Grönland'da ABD'ye katılma seçeneğine yönelik güçlü bir karşı çıkış bulunurken, bağımsızlık konusunda da ekonomik ve siyasi tartışmaların devam ettiğine işaret ediyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Danimarka ve AB Trump'ın taleplerini reddetmişti</strong></p>

<p dir="ltr">Danimarka, Trump'ın Grönland'ı ABD topraklarına katma taleplerini başından itibaren reddetti.</p>

<p dir="ltr">Kopenhag, Grönland'ın özerk statüsünü ve kendi geleceğini belirleme hakkını vurgularken, adanın satışa konu olmadığını açıkladı.</p>

<p dir="ltr">Avrupa Birliği'nden bazı ülkeler de Trump'ın taleplerine karşı çıktı. Böylece Grönland meselesi, ABD ile Danimarka arasındaki ikili bir anlaşmazlığın ötesine geçerek Avrupa ile Washington arasındaki ilişkilerde de gerilim yarattı.</p>

<p dir="ltr">Trump, taleplerine karşı çıkan bazı Avrupa ülkelerine gümrük vergileri uygulanabileceği yönünde tehditlerde bulundu.</p>

<p dir="ltr">Bu gelişmeler, Grönland krizini aynı zamanda NATO içindeki ilişkiler açısından da hassas bir konu haline getirdi. ABD ve Danimarka'nın aynı ittifakın üyeleri olması nedeniyle Washington'ın Danimarka Krallığı'nın toprak bütünlüğüne ilişkin talepleri NATO açısından da siyasi sonuçlar doğurdu.</p>

<p dir="ltr"><strong>NATO ve Kuzey Kutbu çevresinin güvenliği</strong></p>

<p dir="ltr">Danimarka hükümeti yeni anlaşmanın Kuzey Kutbu ve çevresindeki (Arktik) ile Kuzey Atlantik'teki ortak güvenliği güçlendireceğini ve bunun NATO ile Avrupa'nın güvenliğine katkı sağlayacağını belirtiyor.</p>

<p dir="ltr">Grönland'ın konumu, Arktik bölgesinin giderek artan stratejik öneminin de merkezinde yer alıyor.</p>

<p dir="ltr">Buzulların erimesiyle birlikte bölgedeki deniz yolları ve doğal kaynaklara ilişkin ekonomik ve stratejik rekabetin artması, Rusya, Çin, ABD ve Avrupa ülkelerinin Arktik politikalarını daha önemli hale getiriyor.</p>

<p dir="ltr">ABD açısından Grönland; Kuzey Amerika'nın savunması, erken uyarı sistemleri, uzay faaliyetleri ve Kuzey Atlantik ulaşım hatları bakımından stratejik bir konumda bulunuyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>“Golden Dome” planı da gündemde</strong></p>

<p dir="ltr">Trump yönetiminin daha önce gündeme getirdiği projelerden biri de Golden Dome adı verilen füze savunma sistemi.</p>

<p dir="ltr">Trump, Grönland'ın böyle bir sistem açısından stratejik bir konuma sahip olabileceğini belirtmişti. Adanın coğrafi konumu, Rusya'dan Kuzey Amerika'ya yönelik olası füze güzergâhları açısından da önem taşıyor.</p>

<p dir="ltr">Ancak yeni anlaşmanın Golden Dome sisteminin Grönland'da kurulmasını doğrudan öngörüp öngörmediği konusunda şu aşamada resmi bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p dir="ltr">Dolayısıyla ABD'nin yeni askeri tesisler kurup kurmayacağı, mevcut Pituffik üssünün genişletilip genişletilmeyeceği ve füze savunma sistemlerinin Grönland'a konuşlandırılıp konuşlandırılmayacağı, anlaşmanın nihai metni ortaya çıktığında netleşebilecek konular arasında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/abd-ve-danimarka-gronlandin-guvenligi-icin-anlasmaya-vardi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/gronland-3.JPG" type="image/jpeg" length="33751"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi’nde Marsilya’yı 4-1 mağlup etti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/besiktas-uefa-avrupa-liginde-marsilyayi-4-1-maglup-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/besiktas-uefa-avrupa-liginde-marsilyayi-4-1-maglup-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UEFA Avrupa Ligi lig aşamasının ilk haftasında Olimpik Marsilya’yı konuk eden Beşiktaş, sahadan 4-1’lik galibiyetle ayrılarak Avrupa macerasına 3 puanla başladı. Siyah-beyazlıların gollerini İlhan Fakılı, Vaclav Cerny, Amir Murillo ve Ernest Poku kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi’ne sahasında aldığı farklı galibiyetle başladı. Tüpraş Stadyumu’nda Olimpik Marsilya’yı ağırlayan siyah-beyazlılar, rakibini 4-1 mağlup ederek lig aşamasına 3 puanla giriş yaptı.</strong></p>

<p dir="ltr">Karşılaşmaya etkili başlayan Beşiktaş, 15. dakikada İlhan Fakılı’nın golüyle 1-0 öne geçti. Marsilya, 29. dakikada Keyliane Abdallah’ın golüyle skoru 1-1’e getirdi.</p>

<p dir="ltr">İlk yarının kalan bölümünde başka gol olmayınca iki takım soyunma odasına 1-1’lik eşitlikle gitti.</p>

<p dir="ltr"><strong>İkinci yarıda Beşiktaş farkı açtı</strong></p>

<p dir="ltr">İkinci yarıya daha etkili başlayan Marsilya karşısında Beşiktaş kısa sürede oyunun kontrolünü yeniden ele aldı.</p>

<p dir="ltr">56. dakikada Vaclav Cerny, Beşiktaş’ı yeniden öne geçiren golü kaydetti. Bu golden yalnızca üç dakika sonra Amir Murillo, 59. dakikada fileleri havalandırarak skoru 3-1’e taşıdı.</p>

<p dir="ltr">İki golün ardından oyunun kontrolünü tamamen eline alan siyah-beyazlılar, Marsilya’nın geliştirmeye çalıştığı ataklara izin vermedi. Konuk ekip hücumda etkili olmakta zorlanırken Beşiktaş, hızlı hücumlarla farkı artırmaya çalıştı.</p>

<p dir="ltr">Karşılaşmanın 81. dakikasında Ernest Poku sahneye çıktı. Genç oyuncunun attığı golle skor 4-1’e geldi.</p>

<p dir="ltr">Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Beşiktaş, sahadan 4-1’lik galibiyetle ayrıldı.</p>

<p dir="ltr"><strong>Avrupa macerasına 3 puanla başladı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Bu sonuçla Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi lig aşamasına 3 puanla başlarken Marsilya ilk haftayı puansız tamamladı.</p>

<p dir="ltr">Siyah-beyazlı ekip, UEFA Avrupa Ligi’nin ikinci haftasında 15 Ekim Perşembe günü Hoffenheim’a konuk olacak. Marsilya ise aynı gün Olympiakos’u sahasında ağırlayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, MAGAZİN, MEDYA, SPOR, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/besiktas-uefa-avrupa-liginde-marsilyayi-4-1-maglup-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 02:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/bjk-2.JPG" type="image/jpeg" length="94190"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD, İsrail ve Arap ülkelerinin komutanları Almanya’da gizli toplantıda buluştu]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/abd-israil-ve-arap-ulkelerinin-komutanlari-almanyada-gizli-toplantida-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/abd-israil-ve-arap-ulkelerinin-komutanlari-almanyada-gizli-toplantida-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD, İsrail ve yedi Arap ülkesinden üst düzey askeri yetkililerin, İran savaşı ve Ortadoğu’daki artan gerilimi görüşmek üzere geçen hafta Almanya’da kamuoyuna önceden duyurulmayan bir toplantıda bir araya geldiği ortaya çıktı. Toplantıya İsrail ile diplomatik ilişkisi bulunmayan bazı Arap ülkelerinin genelkurmay başkanlarının da katılması dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>ABD merkezli Axios haber sitesinin iki İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberine göre, toplantı ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper tarafından organize edildi. Görüşmede İran’la devam eden savaş, bölgedeki güvenlik durumu ve askeri işbirliği olanakları ele alındı.</strong></p>

<p dir="ltr">Toplantının Almanya’daki bir kayak merkezinde gerçekleştirildiği bildirildi. Katılımcı ülkeler arasında ABD’nin yanı sıra İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Ürdün ve Mısır yer aldı.</p>

<p dir="ltr">Toplantıya katılan ülkelerden hiçbiri buluşmayı önceden kamuoyuna açıklamadı. Ancak CENTCOM daha sonra Almanya’da sekiz ülkeden üst düzey askeri liderlerin katıldığı planlı bir konferansa ev sahipliği yaptığını doğruladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, görüşmelerde Ortadoğu’da güvenlik işbirliğini geliştirmeye yönelik fırsatların ele alındığını bildirdi.</p>

<p dir="ltr"><strong>İran savaşı ve bölgesel gerilim masadaydı</strong></p>

<p dir="ltr">Axios’un aktardığına göre Amiral Brad Cooper, toplantıya katılan komutanlara İran’ın ABD üslerine yönelik saldırılarına rağmen Amerikan askerlerinin bölgeden çekilmeyeceği mesajını verdi.</p>

<p dir="ltr">Cooper ayrıca ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini artırmaya yönelik planları hakkında katılımcılara bilgi verdi. Hürmüz Boğazı, küresel enerji taşımacılığı açısından stratejik öneme sahip kritik bir geçiş noktası olarak öne çıkıyor.</p>

<p dir="ltr">İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Eyal Zamir’in de İsrail ordusunun farklı cephelerde yürüttüğü operasyonlar hakkında toplantıya katılan askeri yetkililere bilgi verdiği bildirildi.</p>

<p dir="ltr"><strong>İsrail ile Arap ülkeleri aynı masada</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Toplantının dikkat çeken yönlerinden biri, İsrail ile diplomatik ilişkisi bulunmayan bazı Arap ülkelerinin askeri liderlerinin İsrailli mevkidaşlarıyla aynı toplantıda yer alması oldu.</p>

<p dir="ltr">Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Ürdün ve Mısır'ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'in askeri yetkilileri toplantıya katıldı. Bu ülkelerin İsrail ile ilişkileri farklı düzeylerde bulunurken, toplantının ortak askeri ve güvenlik başlıkları etrafında gerçekleştirildiği bildirildi.</p>

<p dir="ltr">Axios’a göre toplantı, ABD, İsrail ve bölgedeki bazı Arap ülkeleri arasındaki askeri koordinasyonun İran savaşı sırasında daha da geliştiği bir dönemde gerçekleşti.</p>

<p dir="ltr"><strong>İsrail-Suudi Arabistan askeri işbirliği gündemde</strong></p>

<p dir="ltr">Görüşmenin bir diğer önemli başlığının ise Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları olduğu bildirildi.</p>

<p dir="ltr">Axios’a konuşan kaynaklara göre İsrail ve Suudi Arabistan, ABD’nin desteğiyle Husilere karşı olası bir askeri işbirliğini değerlendirmeye başladı. Bu kapsamda İsrail’in Suudi Arabistan’a istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) desteği sağlayabileceği seçenekler arasında bulunuyor.</p>

<p dir="ltr">Bu modelin, İsrail’in Birleşik Arap Emirlikleri’ne sağladığı bildirilen desteğe benzer olabileceği öne sürüldü.</p>

<p dir="ltr"><strong>Kızıldeniz ve Babülmendep gerilimi</strong></p>

<p dir="ltr">Toplantı, Kızıldeniz ve Babülmendep çevresindeki güvenlik geriliminin yükseldiği bir dönemde gerçekleştirildi.</p>

<p dir="ltr">Axios’un aktardığına göre İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları son dönemde yoğunlaşırken, Babülmendep Boğazı çevresindeki gelişmeler de bölgesel güvenlik gündeminin önemli başlıklarından biri haline geldi. Axios ayrıca Husilerin bölgedeki gemi trafiği üzerindeki kontrolünü artırdığını bildirdi.</p>

<p dir="ltr">ABD, İsrail ve Arap ülkelerinin askeri liderlerini Almanya’da bir araya getiren toplantının, Ortadoğu’daki savaş ve gerilimlerin bölge ülkeleri arasındaki askeri koordinasyonu artırdığı bir dönemde gerçekleşmesi dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/abd-israil-ve-arap-ulkelerinin-komutanlari-almanyada-gizli-toplantida-bulustu</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/1-224.jpg" type="image/jpeg" length="87844"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de LGBTİ+ operasyonları büyüyor: Protestoya da gözaltı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/turkiyede-lgbti-operasyonlari-buyuyor-protestoya-da-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/turkiyede-lgbti-operasyonlari-buyuyor-protestoya-da-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de LGBTİ+ dernekleri ve aktivistlere yönelik gözaltı ve operasyonlar Avrupa basınında geniş yer buldu. Avrupa’nın önde gelen medya kuruluşları, son günlerde düzenlenen baskınları, gözaltıları ve protestolara yönelik polis müdahalesini haberleştirirken, Türkiye’de LGBTİ+ hakları alanındaki gelişmeleri ve ifade özgürlüğüne ilişkin tartışmaları da gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul’da Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde düzenlenen gösteride çok sayıda kişi gözaltına alınırken, son günlerdeki operasyonlarda 15 ilde 162 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığı açıklandı. </strong></p>

<p>Yetkililerin “Ailem Güvende” adını verdiği operasyon kapsamında dernekler, işyerleri ve evler aranırken çok sayıda sosyal medya hesabına da erişim engeli getirildi.</p>

<p><img alt="" height="449" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/tr1-3.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p dir="ltr">İstanbul’da LGBTİ+ aktivistlerine yönelik son operasyonları protesto etmek ve gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep etmek amacıyla Salı günü Çağlayan Adliyesi önünde bir araya gelen göstericilere polis müdahale etti. Göstericiler, “Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın” ve özgürlük mücadelesine destek veren sloganlar attı.</p>

<p dir="ltr">Polis, gösterinin izinsiz olduğunu belirterek kalabalığı çevirdi. Protestocuların basın açıklaması yapmasına izin verilmeden müdahale başladı ve çok sayıda kişi gözaltına alındı. Reuters’ın aktardığına göre İstanbul ve Ankara’daki gösterilerde toplam en az 126 kişi gözaltına alındı.</p>

<p dir="ltr"><strong>Operasyon 15 ile yayıldı</strong></p>

<p dir="ltr">Protestolar, 12 ve 13 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen geniş kapsamlı operasyonların ardından geldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Ailem Güvende” adı verilen operasyon kapsamında 15 ilde 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 şirket hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı. Operasyonların İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin başta olmak üzere farklı illerde yürütüldüğü bildirildi.</p>

<p dir="ltr">İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, operasyonların 12 ilde 38 şüpheliye yönelik yürütüldüğünü ve bu kişilerden 26’sının gözaltına alındığını açıklamıştı. Ankara’da ise Kaos GL hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 21 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Böylece operasyonların ilk aşamasında en az 47 kişinin gözaltına alındığı açıklandı.</p>

<p dir="ltr">İzmir’de ise soruşturma kapsamında 16 kişi hakkında tutuklama kararı verildi.</p>

<p dir="ltr"><strong>Dernekler ve aktivistlerin evleri arandı</strong></p>

<p dir="ltr">Operasyonlarda LGBTİ+ derneklerinin yanı sıra aktivistlerin evleri ve bazı eğlence mekânları da polis tarafından arandı. Kaos GL, kendi dernek merkezine baskın düzenlendiğini ve yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu kişilerin gözaltına alındığını duyurdu.</p>

<p dir="ltr">Savcılık tarafından yapılan açıklamalarda soruşturmaların “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “fuhuş” ve “müstehcenlik” gibi suçlamalar kapsamında yürütüldüğü belirtildi. Yetkililer ayrıca bazı soruşturmaların çocukların cinsel yönelimleri ve toplumsal cinsiyet kimlikleri üzerindeki etkiler ve “aile kurumunun korunması” gerekçeleriyle bağlantılı olduğunu açıkladı.</p>

<p dir="ltr"><strong>Çok sayıda sosyal medya hesabına erişim engeli</strong></p>

<p dir="ltr">Operasyonların ardından LGBTİ+ örgütleri ve hak savunucularına ait çok sayıda sosyal medya hesabı ve internet sitesine de erişim engeli getirildi.</p>

<p dir="ltr">İfade Özgürlüğü Derneği’nin EngelliWeb arşivine göre, aralarında Kaos GL ve farklı LGBTİ+ örgütlerinin hesaplarının yanı sıra aktivist, gazeteci, avukat ve insan hakları savunucularına ait hesapların da bulunduğu çok sayıda sosyal medya hesabı Türkiye’den erişilemez hale getirildi.</p>

<p dir="ltr">Engellenen hesaplar arasında Uluslararası Af Örgütü’nün (Amnesty International) Türkiye hesabının da bulunduğu bildirildi.</p>

<p dir="ltr"><strong>Homoseksüellik suç değil</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Türkiye’de eşcinsel ilişkiler suç kapsamında bulunmuyor. Ancak LGBTİ+ topluluğu ve hak örgütleri son yıllarda kamu otoritelerinin baskısı ve kısıtlamalarıyla daha sık karşılaştıklarını belirtiyor.</p>

<p dir="ltr">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet temsilcileri geçmiş yıllarda LGBTİ+ hareketine yönelik sert açıklamalarda bulundu. İstanbul’daki Onur Yürüyüşü de uzun süredir yasaklanıyor ve yürüyüş girişimlerine polis müdahale ediyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Avrupa’dan tepki</strong></p>

<p dir="ltr">Operasyonlar ve gözaltıların ardından Avrupa’dan da açıklamalar geldi. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flaherty, LGBTİ+ sivil toplum kuruluşları ve insan hakları savunucularına yönelik gözaltılar, baskınlar ve çevrimiçi kısıtlamalar konusunda endişe duyduğunu açıkladı.</p>

<p dir="ltr">O’Flaherty, “aile değerleri” veya “çocukların korunması” gerekçelerinin tek başına insan haklarına yönelik kısıtlamaları haklı çıkaramayacağını belirterek, insan hakları ve sivil toplum faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınan kişilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Operasyonların ardından İstanbul’da adliye önünde yapılan protestoya yönelik müdahale ise Türkiye’de LGBTİ+ örgütlerine yönelik soruşturma ve erişim engellerinin yanı sıra, bu uygulamalara karşı çıkan gösterilere yönelik tutumun da gündeme gelmesine yol açtı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÜNDEM, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/turkiyede-lgbti-operasyonlari-buyuyor-protestoya-da-gozalti</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/tr-35.jpg" type="image/jpeg" length="43471"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsveç’te seçim sonrası belirsizlik: Sosyal Demokratlar birinci, hükümet belirsiz]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-secim-sonrasi-belirsizlik-sosyal-demokratlar-birinci-hukumet-belirsiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-secim-sonrasi-belirsizlik-sosyal-demokratlar-birinci-hukumet-belirsiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç’te 13 Eylül’de yapılan parlamento seçimleri, Sosyal Demokratların birinci parti çıkmasına rağmen hükümet değişikliğini garanti etmedi. Magdalena Andersson liderliğindeki merkez sol blok, ön sonuçlara göre 349 sandalyeli parlamentoda 176 sandalye ile yalnızca üç sandalyelik bir üstünlük sağladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Başbakan Ulf Kristersson’un liderliğindeki sağ blok ise 173 sandalyede kaldı. Nihai sonuçların açıklanmasının ardından zorlu koalisyon görüşmelerinin başlaması bekleniyor.</strong></p>

<p>İsveç’te seçim gecesi Sosyal Demokratların parti merkezindeki kutlamalar beklenen coşkuyu yaratmadı. Uzun süredir kamuoyu yoklamalarında önde görünen eski Başbakan ve Sosyal Demokrat Parti lideri Magdalena Andersson’un partisi, yüzde 28,1 oyla seçimlerin en güçlü partisi oldu. Ancak bu sonuç, partinin seçim öncesinde beklediği büyük sıçramayı gerçekleştiremediğini gösterdi. 2022 seçimlerinde yüzde 30,33 oy alan Sosyal Demokratlar, yaklaşık 2,2 puanlık kayıp yaşadı.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/isvecte-partiler.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Buna karşın Başbakan Ulf Kristersson’un liderliğindeki Ilımlı Birlik Partisi (Moderaterna) yüzde 19,9 ile ikinci sıraya yükseldi. Böylece 2022 seçimlerinde ikinci parti olan sağ popülist İsveç Demokratları (Sverigedemokraterna), yüzde 17,6 ile üçüncü sıraya geriledi. İsveç Demokratları 2022’de yüzde 20,54 oy almıştı. Bu nedenle mevcut sonuçlar, partinin ulusal parlamento seçimlerinde ilk kez belirgin bir oy kaybı yaşaması bakımından tarihi bir gerilemeye işaret ediyor.</p>

<p><strong>Merkez sol üç sandalye farkla önde</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut ilk sonuçlara göre Sosyal Demokratlar, Sol Parti, Yeşiller ve Merkez Parti'den oluşan merkez sol blok 176 sandalye elde ediyor. Kristersson’un Muhafazakârları, Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve İsveç Demokratlarından oluşan sağ blok ise 173 sandalyede kalıyor. Böylece merkez sol üç sandalyelik son derece dar bir çoğunluk elde etmiş durumda.</p>

<p>Ancak bu tablo henüz kesinleşmiş değil. İsveç Seçim Kurumu, nihai sonuçların seçimden sonraki günlerde, özellikle yurt dışından kullanılan oylar ile geç ulaşan posta oylarının sayımının tamamlanmasının ardından kesinleşmesini bekliyor. Bu nedenle iki blok arasındaki son derece küçük farkın değişmesi ihtimali bulunuyor.</p>

<p><strong>Sosyal Demokratlar neden beklenen sonucu alamadı?</strong></p>

<p>Seçim öncesindeki aylarda Sosyal Demokratlar önemli bir kamuoyu avantajına sahipti. Ancak kampanya ilerledikçe bu avantajın büyük bölümünü kaybettiler.</p>

<p>Partinin en önemli sorunlarından biri, seçmenlere kendi siyasi programını ve geleceğe ilişkin açık bir vizyonu yeterince güçlü biçimde sunamaması oldu. Sağlık ve eğitim, yaklaşık sekiz milyon seçmenin sandığa gittiği seçimde en önemli gündem maddeleri arasında yer alırken, Sosyal Demokratların geleneksel olarak güçlü olduğu refah devleti politikalarında hükümet partilerinin gerisinde kaldığı değerlendiriliyor.</p>

<p>Kristersson hükümeti seçim öncesinde gıda ürünlerindeki KDV'nin düşürülmesi ve toplu taşımada daha ucuz ulaşım gibi sosyal politikalar gündeme getirirken, Sosyal Demokratlar ağırlıklı olarak bu vaatlerin nasıl finanse edileceğini sorguladı. Bu durum, partinin kendi siyasi gündemini belirlemek yerine hükümetin politikalarına tepki veren bir konuma düşmesine yol açtı.</p>

<p>Seçim sonuçları da bu tablonun izlerini taşıyor. Sol Parti, Yeşiller ve Merkez Parti’nin oylarını koruması ya da artırması, Sosyal Demokratların tek başına güçlü bir yükseliş sağlayamadığını gösterdi.</p>

<p><strong>Sağ popülizm geriledi, ancak etkisi sona ermedi</strong></p>

<p>Seçimin en dikkat çekici sonuçlarından biri İsveç Demokratlarının gerilemesi oldu. Parti, 2022'de yüzde 20,54 oyla ikinci sırada yer alırken bu kez yüzde 17,6 ile üçüncü sıraya düştü. Böylece İsveç Demokratları ilk kez bir parlamento seçiminde oy kaybetmiş oldu.</p>

<p>Partinin gerilemesi, İsveç'te aşırı sağın yükselişinin şimdilik durduğu şeklinde yorumlanıyor. Ancak bu durum, partinin siyasi etkisinin sona erdiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>İsveç Demokratları son dört yılda Kristersson liderliğindeki azınlık hükümetinin parlamentodaki en önemli destekçisi oldu. Kristersson seçim öncesinde, sağ blokun yeniden kazanması halinde İsveç Demokratlarının hükümette bakanlık görevleri üstlenebileceğini açıklamıştı. Bu nedenle seçim sonucu, yalnızca hangi partinin iktidar olacağı açısından değil, İsveç Demokratlarının gelecekte doğrudan hükümet sorumluluğu üstlenip üstlenmeyeceği açısından da önem taşıyor.</p>

<p>Göç, suç ve özellikle çete şiddeti seçim kampanyasının başlıca konuları arasında yer aldı. Sosyal Demokratlar da son yıllarda göç ve suç politikalarında daha sert bir çizgiye yöneldi. Bu nedenle sol seçmenlerin bir bölümünün Yeşiller veya Sol Parti'ye yönelmesi, Sosyal Demokratların kendi geleneksel seçmen tabanını yeniden kazanmasını zorlaştırdı.</p>

<p><strong>Andersson’un önündeki zor denklem</strong></p>

<p>Ön sonuçların kesinleşmesi halinde hükümet kurma görevi büyük ölçüde Magdalena Andersson’un önünde olacak. Ancak Andersson’un işi hiç kolay görünmüyor.</p>

<p>Sosyal Demokratların hükümet kurabilmesi için Sol Parti, Yeşiller ve Merkez Parti ile birlikte hareket etmesi gerekiyor. Özellikle Merkez Parti ile Sol Parti arasındaki siyasi ve ekonomik görüş ayrılıkları, dört partinin ortak bir hükümet programında buluşmasını zorlaştırıyor.</p>

<p>Bu nedenle 176 sandalyelik çoğunluk ilk bakışta hükümet kurmak için yeterli görünse de, söz konusu çoğunluğun siyasi açıdan oldukça kırılgan olduğu görülüyor.</p>

<p>Öte yandan Ulf Kristersson da iktidarda kalma ihtimalini henüz kaybetmiş değil. Sağ blokun 173 sandalyesi bulunuyor ve Kristersson’un önünde özellikle Merkez Parti’yi kendi tarafına çekme ihtimali bulunuyor. Ancak Merkez Parti, İsveç Demokratları ile birlikte hükümet kurmaya veya onların desteğine dayanan bir modele sıcak bakmıyor. Bu da Kristersson’un önündeki seçeneği son derece zorlaştırıyor.</p>

<p><strong>İsveç’i zorlu hükümet görüşmeleri bekliyor</strong></p>

<p>Seçim sonucunda ortaya çıkan tablo, İsveç siyasetinin son yıllardaki parçalı yapısının devam ettiğini gösteriyor. 2018-2022 döneminde olduğu gibi, parlamentoda hükümet kurmak kadar hükümetin karar almasını ve bütçesini geçirmesini sağlayacak istikrarlı bir çoğunluk oluşturmak da önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor.</p>

<p>İsveç Parlamentosu Başkanı Andreas Norlén de yeni hükümetin yalnızca kurulmasının değil, aynı zamanda ülkeyi etkin biçimde yönetebilecek bir çoğunluk desteğine sahip olmasının önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>Magdalena Andersson seçim gecesi sonuçların kesinleşmesini beklemek gerektiğini belirtirken, Ulf Kristersson da benzer şekilde temkinli bir tutum sergiledi. Her iki lider de hükümet kurma görüşmelerine başlamadan önce nihai seçim sonuçlarının açıklanmasını bekliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/isvecte-secim-sonrasi-belirsizlik-sosyal-demokratlar-birinci-hukumet-belirsiz</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 20:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/isvec-1.jpeg" type="image/jpeg" length="95119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'da Aşağı Saksonya'da sandıktan CDU çıktı: AfD oylarını üçe katladı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-asagi-saksonyada-sandiktan-cdu-cikti-afd-oylarini-uce-katladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-asagi-saksonyada-sandiktan-cdu-cikti-afd-oylarini-uce-katladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Aşağı Saksonya (Niedersachsen) eyaletinde yapılan yerel seçimlerde CDU, yüzde 27,2 oyla eyalet genelinde en güçlü parti oldu. SPD yüzde 24,6 ile ikinci sırada kalırken, asıl dikkat çekici sonuç aşırı sağcı AfD'nin yüzde 15,9'a ulaşması oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>2021'de yalnızca yüzde 4,6 oy alan ırkçı parti AfD, oylarını üç kattan fazla artırdı. Katılım da beş yıl öncesine göre belirgin biçimde yükseldi.</strong></p>

<p>Almanya'nın kuzeyindeki Aşağı Saksonya'da (Niedersachsen) yaklaşık 6,3 milyon seçmenin sandık başına çağrıldığı yerel seçimler, yalnızca belediye ve ilçe yönetimlerinin geleceğini değil, eyaletteki ve ülke genelindeki siyasi dengeleri de ortaya koydu.</p>

<p>Geçici resmi sonuçlara göre CDU, ilçe düzeyindeki seçimlerde yüzde 27,2 oyla birinci parti oldu. SPD yüzde 24,6, ırkçı parti AfD yüzde 15,9, Yeşiller yüzde 14,1, Sol Parti yüzde 6,0, FDP ise yüzde 3,7 oy aldı.</p>

<p>Beş yıl önceki seçimlerle karşılaştırıldığında CDU ve SPD'nin gerilediği, AfD'nin ise oylarını üçe katladığı görüldü.</p>

<p>2021'de CDU yüzde 31,7, SPD yüzde 30 oy almıştı. Yeşiller yüzde 15,9, FDP yüzde 6,5, AfD yüzde 4,6 ve Sol Parti yüzde 2,8'de kalmıştı.</p>

<p><strong>CDU birinci, ancak oy kaybı dikkat çekti</strong></p>

<p>CDU Niedersachsen Eyalet Başkanı Sebastian Lechner, sonucu parti açısından bir “güvenoyu” olarak değerlendirdi.</p>

<p>Lechner, seçim kampanyası sırasında Berlin'deki federal siyasete yönelik hoşnutsuzluğun açık biçimde hissedildiğini belirterek, seçmenlerin federal siyaset ile eyalet ve yerel siyaseti birbirinden ayırdığını savundu.</p>

<p>“İnsanlar çok net bir ayrım yapıyor” diyen Lechner, Niedersachsen'de seçmenlerin CDU'ya güvenmeye devam ettiğini söyledi. Lechner'e göre sonuç, CDU'nun “bu dönemde de seçim kazanabileceğini” gösterdi.</p>

<p>Ancak CDU'nun birinci olmasına rağmen 2021'e göre yaklaşık 4,5 puan kaybetmesi, başarının diğer yüzünü oluşturdu.</p>

<p><strong>SPD: “Bizim için zor bir sonuç”</strong></p>

<p>Aşağı Saksonya (Niedersachsen) Başbakanı ve SPD Eyalet Başkanı Olaf Lies ise sonuçlara daha temkinli yaklaştı.</p>

<p>Lies, federal siyasette son haftalarda yaşanan gelişmelerin Niedersachsen'i de etkilediğini belirterek, yerleşik partilere yönelik güvenin baskı altında olduğunu söyledi.</p>

<p>SPD'nin elde ettiği sonucun kendileri açısından “zor bir sonuç” olduğunu kabul eden Lies, partisinin daha fazlasını beklediğini ifade etti.</p>

<p>Buna karşın SPD'nin Niedersachsen'de birçok kent, ilçe ve belediyede açık farklarla seçmen desteğini koruduğunu vurgulayan Lies, partisinin eyalette “derin köklere sahip bir halk partisi” olduğunu ve yerel düzeyde yönetme kapasitesini sürdürdüğünü söyledi.</p>

<p><strong>AfD oylarını üç kattan fazla artırdı</strong></p>

<p>Seçimin en çarpıcı sonucu ise AfD cephesinden geldi.</p>

<p>2021'de ilçe düzeyinde yalnızca yüzde 4,6 oy alan AfD, bu kez yüzde 15,9 ile üçüncü parti konumuna yükseldi. Dimap verilerinde ise AfD'nin oy oranı yüzde 16,5 olarak hesaplandı.</p>

<p>Irkçı AfD Niedersachsen Eyalet Başkanı Ansgar Schledde, partisinin seçimlerin “açık kazananı” olduğunu savundu.</p>

<p>Schledde, yeni seçilen çok sayıdaki AfD'li yerel temsilcinin, 2027'de yapılacak eyalet parlamentosu seçimlerine kadar partinin sahadaki varlığını daha da güçlendireceğini belirterek sonucu “güçlü bir arka rüzgâr” olarak nitelendirdi.</p>

<p>AfD'nin yükselişi özellikle dikkat çekici çünkü parti, 2021'den bu yana Niedersachsen'de Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın sağcı aşırılıkçı olarak izlediği bir yapı haline geldi. Parti bu değerlendirmeye karşı hukuki mücadele yürütüyor. Bazı AfD adayları ise anayasal düzene bağlılıkları konusunda ortaya çıkan kuşkular nedeniyle seçimlere kabul edilmedi.</p>

<p><strong>Salzgitter'de ırkçı parti AfD ikinci tura kaldı</strong></p>

<p>AfD'nin yerel düzeydeki yükselişinin en görünür örneklerinden biri Salzgitter'de yaşandı.</p>

<p>Belediye başkanlığı seçiminde görevdeki CDU'lu Frank Klingebiel yüzde 45,61 oy alırken, AfD adayı Patricia Mair yüzde 25,67 ile ikinci oldu. Böylece Mair, 27 Eylül'de yapılacak ikinci turda Klingebiel'in karşısına çıkacak.</p>

<p>Salzgitter; yüksek göçmen nüfusu, sosyal sorunları ve eyalet ortalamasının üzerindeki işsizlik oranıyla dikkat çeken kentlerden biri. Kent, geçen yıl belediye meclisinin sığınmacılar için çalışma yükümlülüğü getirilmesinin incelenmesine yönelik kararının ardından da ülke gündemine gelmişti.</p>

<p><strong>Hannover'de ikinci tur heyecanı</strong></p>

<p>Eyalet başkenti Hannover'de ise belediye başkanlığı için ikinci tur yapılacak.</p>

<p>Görevdeki Yeşiller Partili Büyükşehir Belediye Başkanı Belit Onay, ilk turda yüzde 45,6 oyla açık ara önde çıktı. SPD adayı Axel von der Ohe yüzde 21,5'te kaldı. CDU adayı Peter Karst ise yarıştan çekildiğini erken saatlerde kabul etti.</p>

<p>Onay, yüzde 50'lik mutlak çoğunluğa ulaşamadığı için 27 Eylül'de yapılacak ikinci turda rakibiyle yeniden karşı karşıya gelecek.</p>

<p><strong>Wolfsburg'da CDU ilk turda kazandı</strong></p>

<p>Wolfsburg'da ise seçim ikinci tura kalmadı.</p>

<p>Görevdeki CDU'lu Büyükşehir Belediye Başkanı Dennis Weilmann yüzde 50,1 oy alarak mutlak çoğunluğu kıl payı geçti ve görevini korudu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SPD adayı Schneider yüzde 15,5, AfD adayı Schick ise yüzde 14,1 oy aldı.</p>

<p>Hameln'de de CDU mevcut belediye başkanlığını korudu. Görevdeki Belediye Başkanı Claudio Griese, yüzde 56,51 oyla ilk turda yeniden seçildi.</p>

<p>Wilhelmshaven'da ise partisiz Eva Maria Haarmann yaklaşık yüzde 55 oyla belediye başkanı seçildi ve kentin ilk kadın Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.</p>

<p>Diepholz'da partisiz Belediye Başkanı Florian Marré ise yüzde 79,3 gibi ezici bir oy oranıyla görevini korudu.</p>

<p><strong>Göttingen'de SPD yarışın dışında kaldı</strong></p>

<p>Göttingen'de ise seçim ikinci tura iki farklı parti adayı bıraktı.</p>

<p>Yeşiller'in adayı Onyeka Oshionwu yüzde 41,44 oyla ilk sırada yer aldı. CDU adayı Ehsan Kangarani yüzde 27,86 ile ikinci oldu.</p>

<p>SPD adayı Florian Dinger ise yüzde 21,6 oyla ikinci tura kalamadı.</p>

<p>27 Eylül'deki ikinci turda Oshionwu ile Kangarani, Göttingen Belediye Başkanlığı için yarışacak. Kentte son üç belediye başkanını SPD çıkarmıştı.</p>

<p><strong>Seçime katılım beş yıl sonra yükseldi</strong></p>

<p>Seçimlerin bir diğer dikkat çekici sonucu katılım oranındaki artış oldu.</p>

<p>Yaklaşık 6,3 milyon seçmenin oy kullanma hakkına sahip olduğu Niedersachsen'de katılım yüzde 64,6 olarak gerçekleşti. 2021'de bu oran yüzde 57,0 olmuştu.</p>

<p>Böylece beş yıl içinde katılım yaklaşık 7,6 puan yükseldi.</p>

<p>Seçmenler ilçe meclisleri, kent ve belediye temsilciliklerinin yanı sıra büyükşehir belediye başkanları, belediye başkanları ve ilçe yöneticileri için de oy kullandı.</p>

<p><strong>Sandıkta küçük ama dikkat çekici aksaklıklar</strong></p>

<p>Seçim günü bazı sandıklarda teknik ve organizasyonel sorunlar da yaşandı.</p>

<p>Wilhelmshaven'daki 216 numaralı “Heppens-Villenviertel” sandığında, belediye meclisi seçimi için yanlış seçim bölgesine ait oy pusulalarının dağıtıldığı ortaya çıktı. Hata fark edildiğinde yaklaşık 90 yanlış pusula doldurulup sandığa atılmıştı.</p>

<p>Bu nedenle söz konusu sandıkta öncelikle yalnızca belediye başkanlığı oylarının sayılması kararlaştırıldı. Belediye meclisi seçimindeki durumun eyalet seçim yönetimiyle görüşülerek netleştirileceği bildirildi.</p>

<p>Hannover'de ise bazı sandıkların sabah saatlerinde anahtarcılar tarafından açılması gerekti. Nedeni, görevli seçim çalışanlarının uyuyakalmasıydı. Kent seçim yönetimi, saat 08.00 itibarıyla tüm sandıkların açıldığını açıkladı.</p>

<p><strong>Gözler şimdi 27 Eylül'de</strong></p>

<p>Niedersachsen'deki seçimler, gelecek yıl yapılması beklenen eyalet parlamentosu seçimleri öncesinde önemli bir siyasi gösterge olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Bir yanda CDU'nun eyalet genelinde birinci çıkması, diğer yanda SPD'nin oy kaybı ve özellikle AfD'nin oylarını üç kattan fazla artırması, eyaletteki siyasi rekabetin sertleştiğini ortaya koydu.</p>

<p>Seçimler aynı zamanda federal siyasetin de gölgesinde gerçekleşti. Başbakan Friedrich Merz döneminde CDU'nun performansı yakından izlenirken, AfD'nin batı Almanya'daki güçlü yükselişi de ülke siyasetinde dikkat çekti.</p>

<p>Niedersachsen'de 2027'de yapılacak eyalet seçimlerinde Başbakan Olaf Lies ile CDU Eyalet Başkanı Sebastian Lechner'in karşı karşıya gelmesi bekleniyor. Son dönemdeki kamuoyu yoklamalarında SPD yüzde 26 ile CDU'nun yüzde 22'lik oy oranının önünde görünürken, AfD yüzde 21 ile CDU'nun hemen arkasında yer alıyor.</p>

<p>Ancak sandıkların verdiği son mesaj daha farklı: CDU hâlâ birinci parti, SPD geriliyor, AfD ise Niedersachsen'de artık göz ardı edilemeyecek bir siyasi güç haline geliyor.</p>

<p>27 Eylül'deki ikinci tur seçimleri ise bu tablonun yerel yönetimlerde nasıl şekilleneceğine dair yeni ipuçları verecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-asagi-saksonyada-sandiktan-cdu-cikti-afd-oylarini-uce-katladi</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 08:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/grafik.png" type="image/jpeg" length="47698"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Irkçı AfD’ye sert tepki: “Gitmek istemeyenleri silah zoruyla mı göndereceksiniz?”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/irkci-afdye-sert-tepki-gitmek-istemeyenleri-silah-zoruyla-mi-gondereceksiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/irkci-afdye-sert-tepki-gitmek-istemeyenleri-silah-zoruyla-mi-gondereceksiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, aşırı sağcı AfD’nin Saksonya-Anhalt Başbakan adayı Ulrich Siegmund’un savunma sanayisi üretimini “geri göç” ve sınır dışı etme politikalarıyla ilişkilendiren sözlerine sert tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karaahmetoğlu, Siegmund’un açıklamalarının AfD’nin göçmenlere yönelik politikalarının boyutunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, “Buradan Ulrich Siegmund’a açıkça soruyorum: İktidara geldiğiniz zaman göçmenleri silah zoruyla evlerinden alıp sınır dışı etmeyi mi düşünüyorsunuz?” ifadelerini kullandı.</strong></p>

<p><strong>“Geri göç” için “uygun araçlar” vurgusu</strong></p>

<p>Siegmund, eyalet sınırları içindeki savunma sanayisi ürünlerinin üretimini neden desteklediğini anlatırken, gelecekte gerçekleştirilecek “geri göç” ve sınır dışı etme hamleleri için “uygun araçlara” ihtiyaç duyulacağını söylemişti.</p>

<p>Bu sözlerin ırkçı AfD’nin gerçek niyetini bir kez daha gözler önüne serdiğine dikkat çeken SPD’li milletvekili, <strong>“İnsanların AfD’nin iktidara geldiği zaman neler yapabileceğini anlaması için daha ne tür açıklamalar dinlemesi gerekiyor?”</strong> diye sordu.</p>

<p>İktidara yaklaştıkça gerçek niyetlerini ortaya çıkaran AfD’nin yalnızca göçmenler açısından değil, Almanya ve ülkedeki hukuk ile demokrasiye inanan herkes için tehdit oluşturduğunu belirtti.</p>

<p><strong>“İki konuyu aynı cümlede buluşturabilmek bile yeterli”</strong></p>

<p>Karaahmetoğlu, “Bir başbakan adayı, silah üretimini anlatırken insanların bu ülkeden gönderilmesinden söz ediyor. Bu iki konuyu aynı cümlede buluşturabilmek bile AfD’nin Almanya’yı nasıl bir yer haline getirmek istediğini gösteriyor.” dedi.</p>

<p>AfD’nin uzun süredir kullandığı “geri göç” kavramının artık soyut bir slogan olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen milletvekili, bu söylemin gerçek hayattaki karşılığının sorgulanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“Kim gidecek, kimin kalmasına izin verilecek?”</strong></p>

<p>“AfD yıllardır ‘remigration’ yani ‘ geri göç’ diyor. Peki bunun gerçek hayattaki karşılığı ne? Kim gidecek? Kimin burada kalmasına izin verilecek? Kimin Almanya’ya ait olduğuna kim karar verecek?” diye soran SPD'li politikacı, Siegmund’un son sözlerinin bu soruların artık ertelenemeyeceğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>“Gitmek istemeyenleri silah zoruyla geri mi göndereceksiniz?” sözleriyle AfD’ye tepki gösteren SPD’li siyasetçi, partinin “geri göç” söyleminin somut sonuçlarının tartışılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Türk toplumuna “rahatlık” uyarısı</strong></p>

<p>Almanya’da yaşayan göçmen kökenli insanların AfD söylemini yalnızca yeni gelen göçmenleri ilgilendiren bir tartışma olarak görmemesi gerektiğine dikkat çeken Karaahmetoğlu, özellikle yıllardır Almanya’da yaşayan Türk toplumunda tehlikeli bir yanılgıyla karşılaştığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Biz burada yıllardır yaşıyoruz, çalışıyoruz, vatandaşız; AfD bizi kastetmiyor.” şeklindeki yaklaşımın sorgulanması gerektiğini söyleyen milletvekili, AfD’nin kurmak istediği ayrımın yalnızca pasaportlar arasında olmadığını, kimin onların gözünde “gerçek Alman” sayıldığı üzerinden şekillendiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“Göçmen kökenliler Almanya’nın doğrudan parçası”</strong></p>

<p>Almanya’nın bugün geldiği noktada göçmen kökenli insanların ülkenin dışarıdan eklenmiş bir unsuru değil, doğrudan toplumun parçası olduğunu vurgulayan Karaahmetoğlu, ülkenin göç hikâyesinin artık yalnızca işçi göçünden ibaret olmadığını söyledi.</p>

<p><strong>“Hastanede doktorunuz, üniversitede hocanız, şirketinizin yöneticisi, fabrikanızdaki mühendis, mahallenizdeki esnaf…”</strong> sözleriyle toplumun farklı alanlarındaki göçmen kökenli insanların konumuna dikkat çeken SPD’li vekil, milyonlarca insanın Almanya’nın ekonomisinin, biliminin, kültürünün ve gündelik hayatının taşıyıcısı olduğunu belirtti.</p>

<p>AfD’nin yapmak istediğinin ise bütün bu ortak hayatın üzerine yeniden “kim bizden, kim değil” çizgisi çekmek olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>“Mızrak artık çuvala sığmıyor”</strong></p>

<p>Açıklamasının sonunda ırkçı AfD’nin politikalarının artık gizli veya örtülü olmadığını savunan Karaahmetoğlu, “AfD’yi anlamak için artık satır aralarını okumaya gerek kalmadı. Kendileri söylüyorlar. Mızrak artık çuvala sığmıyor.” dedi.</p>

<p>Hâlâ “Bizi kastetmiyorlar” diyenlerin, gelecekte “Bunu nasıl göremedik?” dememek için bugün yapılan uyarıları dikkatle dinlemesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/irkci-afdye-sert-tepki-gitmek-istemeyenleri-silah-zoruyla-mi-gondereceksiniz</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 21:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/tv-3.jpg" type="image/jpeg" length="31524"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BSW, Sachsen-Anhalt'ta ırkçı AfD ile görüşme kararı aldı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/bsw-sachsen-anhaltta-irkci-afd-ile-gorusme-karari-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/bsw-sachsen-anhaltta-irkci-afd-ile-gorusme-karari-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sachsen-Anhalt'ta yapılan eyalet seçimlerinin ardından hükümet kurma süreci belirsizliğini korurken, Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW), AfD'nin görüşme teklifini kabul etti. CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti ise aşırı sağcı AfD ile herhangi bir iş birliğini reddetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BSW Sachsen-Anhalt Eyalet Yönetim Kurulu, çarşamba akşamı yaptığı toplantıda ırkçı AfD ile görüşme yapılması yönünde oybirliğiyle karar aldı. Parti sözcüsü, görüşmede enerji arzı, eğitim ve barış politikası konularının ele alınacağını açıkladı.</strong></p>

<p>Görüşmenin nerede ve ne zaman yapılacağına ilişkin ise henüz ayrıntı paylaşılmadı.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/bsw-12.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) Eyalet Başkanı ve seçimlerde partinin baş adayı Thomas Schulze, seçim öncesinde dile getirdikleri tüm partilerle görüşmeye açık olma tutumunu sürdüreceklerini belirtti. Schulze, diğer partilerin AfD'nin görüşme teklifini daha baştan reddetmesini "kötü siyasi tutum" olarak nitelendirdi ve bunun ülkedeki demokratik kültür açısından iyi bir işaret olmadığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Diğer partiler ırkçı AfD ile görüşmeyi reddetti</strong></p>

<p>AfD'nin seçim sonrasında eyaletteki tüm partilere yaptığı görüşme çağrısına CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti olumlu yanıt vermedi.</p>

<p>Yeşillerin baş adayı Susan Sziborra-Seidlitz, AfD ile ülkenin geleceği konusunda görüşme yapılabileceği düşüncesini "absürt" olarak nitelendirdi. SPD'nin eyalet eş başkanları Juliane Kleemann ve Andreas Schmidt ise AfD'nin yıllardır parlamentolarda, kamuya açık platformlarda ve kendi yayınlarında demokratik partileri, temsilcilerini ve demokratik düzenin temel kurumlarını sorguladığını ve itibarsızlaştırdığını savundu.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/afd-ve-bsw.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Böylece BSW, AfD'nin görüşme teklifini kabul eden tek parti oldu.</p>

<p><strong>AfD seçimi kazandı ancak çoğunluğu sağlayamadı</strong></p>

<p>Sachsen-Anhalt'taki seçimlerde AfD yüzde 43,8 oyla açık ara birinci parti oldu. Ancak parti, tek başına hükümet kurmak için gereken mutlak çoğunluğu elde edemedi.</p>

<p>83 sandalyeli eyalet meclisinde AfD 39 milletvekili çıkardı. Mutlak çoğunluk için üç sandalye daha gerekiyor. CDU 15 sandalye kazanırken, SPD, Sol Parti ve Yeşillerin her biri 8'er milletvekili elde etti. BSW ise yüzde 5'in biraz üzerinde oy alarak 5 sandalye ile ilk kez Magdeburg'daki eyalet meclisine girdi.</p>

<p>AfD'nin başbakan adayı Ulrich Siegmund, seçim sonucunun ardından hükümet kurma görevini kendisinin üstlenmesi gerektiğini savundu. Ancak hangi siyasi formülle hükümet kurabileceği henüz netlik kazanmış değil.</p>

<p><strong>BSW, resmi koalisyona şu aşamada karşı</strong></p>

<p>BSW, AfD ile yapılacak görüşmeleri resmi bir koalisyon anlamına getirmiyor. Parti, AfD ile resmi koalisyona girmeyi şu aşamada reddediyor ancak AfD'ye siyasi destek verilmesini de kategorik olarak dışlamıyor.</p>

<p>Parti kurucusu Sahra Wagenknecht de daha önce AfD ile resmi bir koalisyona karşı olduklarını açıklamıştı.</p>

<p><strong>AfD Sachsen-Anhalt "kesinleşmiş aşırı sağcı" olarak sınıflandırılıyor</strong></p>

<p>AfD'nin Sachsen-Anhalt eyalet teşkilatı, 2023'ten bu yana eyalet Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından "kesinleşmiş aşırı sağcı" yapılanma olarak sınıflandırılıyor.</p>

<p>Teşkilat, AfD'nin açıklama ve taleplerinin insan onuru ve demokrasi ilkeleri gibi özgürlükçü demokratik temel düzenin esaslarıyla bağdaşmadığını belirtiyor. Açıklamalarda ayrıca insanların etnik veya dini kimlikleri nedeniyle aşağılandığı ve ırkçı taleplerin eyalet teşkilatının siyasi çizgisinin bir parçası olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>AfD Sachsen-Anhalt, bu sınıflandırmaya karşı dava açtı. Söz konusu dava süreci halen askıya alınmış durumda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/bsw-sachsen-anhaltta-irkci-afd-ile-gorusme-karari-aldi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/partiler.jpg" type="image/jpeg" length="60585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'da silah operasyonu: 165 sahte Glock tabancası ele geçirildi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-silah-operasyonu-165-sahte-glock-tabancasi-ele-gecirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-silah-operasyonu-165-sahte-glock-tabancasi-ele-gecirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Köln ve Wuppertal kentlerinde yasa dışı silah ticaretine yönelik düzenlenen operasyonda 165 yarı otomatik tabanca ele geçirildi. 9 milimetre çapındaki silahların Glock marka tabancaların taklitleri olduğu belirtilirken, operasyon kapsamında altı şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alman gümrük soruşturma ekipleri, yasa dışı silah ticareti yaptığı öne sürülen bir gruba yönelik kapsamlı operasyon düzenledi. </strong></p>

<p>Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Köln ve Wuppertal kentlerinde 4 Eylül Cuma günü gerçekleştirilen baskınlarda toplam 165 yarı otomatik tabanca ele geçirildi.</p>

<p>Frankfurt am Main Gümrük Soruşturma Dairesi tarafından yapılan açıklamaya göre, operasyon Frankfurt Savcılığı'nın talimatıyla gerçekleştirildi. Ele geçirilen silahların 9 milimetre Luger çapında ve dünyaca tanınan Glock marka tabancaların taklitleri olduğu tespit edildi.</p>

<p><img alt="" height="800" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/silah-3.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Operasyonda tabancaların yanı sıra çok sayıda şarjör ve elektronik depolama cihazına da el konuldu.</p>

<p><strong>Altı şüpheli gözaltına alındı</strong></p>

<p>Operasyon kapsamında altı şüpheli yakalanırken, soruşturmanın toplam yedi kişi hakkında yürütüldüğü bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şüphelilerin yaşlarının 20 ile 36 arasında değiştiği, soruşturma makamlarının verdiği bilgilere göre grupta bir Suriye, bir Alman ve beş Türk vatandaşı bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Yetkililer, operasyon sırasında dört kişinin geçici olarak gözaltına alındığını, daha sonra iki şüpheli hakkında tutuklama kararı verildiğini açıkladı. İki şüpheli hakkında ise daha önceden çıkarılmış tutuklama emri bulunduğu bildirildi.</p>

<p><strong>Soruşturma mart ayından beri gizli yürütülüyordu</strong></p>

<p>Yasa dışı silah ticareti şüphesine ilişkin soruşturmanın Mart 2026'da başlatıldığı ve operasyon gününe kadar gizli şekilde sürdürüldüğü belirtildi.</p>

<p><img alt="" height="640" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/zoll.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Frankfurt Gümrük Soruşturma Dairesi ile Frankfurt Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın merkezinde, şüphelilerin yasa dışı silah ticareti faaliyetleri bulunuyor.</p>

<p>Operasyona Frankfurt Gümrük Soruşturma Dairesinin yanı sıra Köln ve Düsseldorf polis teşkilatları ile Federal Kriminal Dairesi (BKA) ekipleri de katıldı.</p>

<p><strong>Silah Kanunu ihlali </strong></p>

<p>Yetkililer, şüpheliler hakkında Silah Kanunu'na ve vergi mevzuatına aykırılıktan soruşturma yürütüldüğünü açıkladı.</p>

<p>Soruşturmanın halen devam etmesi nedeniyle güvenlik güçleri olayın arka planı, silahların kaynağı ve olası alıcıları hakkında şu aşamada daha fazla bilgi vermedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MAGAZİN, MEDYA, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-silah-operasyonu-165-sahte-glock-tabancasi-ele-gecirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 20:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/silah-2.jpg" type="image/jpeg" length="40712"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[VW'nin Osnabrück fabrikası savunma sanayisine açılıyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/vwnin-osnabruck-fabrikasi-savunma-sanayisine-aciliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/vwnin-osnabruck-fabrikasi-savunma-sanayisine-aciliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın otomotiv devi Volkswagen, Osnabrück'teki tarihi fabrikası için yeni bir gelecek planlıyor. Araç üretiminin 2027'de sona ermesinin ardından tesisin, İsrailli yatırım şirketi Aurelius Capital ve Aşağı Saksonya eyaletinin ortaklığıyla güvenlik ve savunma sanayisine yönelik bir merkez haline getirilmesi planlanıyor. İlk büyük proje ise İsrail'in Rafael şirketiyle hava savunma sistemleri alanında kurulacak işbirliği olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Volkswagen, Aşağı Saksonya eyaleti ve İsrail merkezli yatırım şirketi Aurelius Capital, VW'nin Osnabrück fabrikasının geleceğine ilişkin satışın temel koşullarında anlaşmaya vardı. Buna göre Aurelius fabrikada çoğunluk payını üstlenirken, Volkswagen'in önemli hissedarlarından Aşağı Saksonya eyaleti azınlık ortak olarak projede yer alacak.</strong></p>

<p>Tarafların planına göre, 2027 yazında otomobil üretiminin sona ermesinin ardından tesis kademeli olarak bir “Güvenlik ve Savunma Çözümleri Yetkinlik Merkezi” haline getirilecek. Amaç, otomotiv üretiminin sona ermesiyle kapanma riskiyle karşı karşıya kalan fabrikayı yeni bir sanayi alanına taşımak ve mevcut istihdamın önemli bölümünü korumak.</p>

<p><strong>Yaklaşık 1.400 çalışana gelecek güvencesi</strong></p>

<p>Osnabrück fabrikasında halen yaklaşık 1.800 kişi çalışıyor. VW İş Konseyi Başkanı Daniela Cavallo, üzerinde anlaşmaya varılan yeni modelin yaklaşık 1.400 çalışana uzun vadeli bir istihdam perspektifi sunduğunu açıkladı. Böylece mevcut iş gücünün yaklaşık dörtte üçünün fabrikada kalmasının önü açılmış olacak.</p>

<p>Ancak çalışanların tamamı için henüz kesin bir çözüm bulunmuş değil. İşveren, iş konseyi, sendika ve eyalet yönetiminin geride kalan çalışanlar için de alternatifler üzerinde çalışmayı sürdürmesi bekleniyor.</p>

<p>IG Metall Başkanı Christiane Benner de anlaşmanın önemli bir adım olduğunu belirtirken, Volkswagen'in kalan çalışanlar için de güvenilir gelecek perspektifleri oluşturma sorumluluğunun devam ettiğini vurguladı.</p>

<p><strong>İlk ortak Rafael: Iron Dome teknolojisi Almanya'da üretilecek</strong></p>

<p>Yeni dönemin ilk büyük sanayi projesinin İsrail savunma şirketi Rafael Advanced Defense Systems ile gerçekleştirilmesi planlanıyor. Şirket, özellikle İsrail'in dünyaca tanınan Iron Dome (Demir Kubbe) hava savunma sistemiyle biliniyor.</p>

<p>Aurelius ve Aşağı Saksonya'nın Rafael ile birlikte Osnabrück'te hava savunma sistemlerine yönelik üretim ve geliştirme faaliyetleri yürütmesi öngörülüyor. Rafael CEO'su Yoav Tourgeman, uzun vadeli hedeflerinin Almanya ve Avrupa'nın korunmasına yönelik teknolojilerin mümkün olduğunca tamamen Almanya'da üretilmesi olduğunu ifade etti.</p>

<p>Yeni yapılanmanın yalnızca tek bir projeyle sınırlı kalması da beklenmiyor. Taraflar, savunma ve güvenlik alanında ilerleyen dönemde başka sanayi ortaklıkları ve projelerin de geliştirilebileceğini belirtiyor.</p>

<p><strong>125 yıllık otomotiv geçmişinden savunma sanayisine</strong></p>

<p>Osnabrück fabrikasının kökleri, otomotiv sektöründe önemli bir geçmişe sahip Karmann şirketine kadar uzanıyor. Volkswagen, Karmann'ın 2009'da iflas etmesinin ardından tesisi devralarak üretimi sürdürmüştü.</p>

<p>Ancak VW'nin Almanya'daki maliyet baskıları, zayıf Avrupa talebi ve küresel rekabet nedeniyle yürüttüğü yeniden yapılanma kapsamında Osnabrück'ün geleceği uzun süredir belirsizdi.</p>

<p>Volkswagen, Aralık 2024'te tesisteki T-Roc Cabriolet üretimini 2027 yazında sona erdirme kararı almıştı. Porsche üretimi ise 2025'te sonlandırılmıştı. Böylece fabrikanın otomotiv üretiminden tamamen çıkması beklenirken, savunma sanayisine dönüşüm planı tesise yeni bir sanayi kimliği kazandıracak.</p>

<p><strong>VW için de stratejik bir dönüşüm</strong></p>

<p>Volkswagen CEO'su Oliver Blume, Osnabrück anlaşmasını tarihi bir üretim merkezine yeni bir endüstriyel gelecek kazandıracak önemli bir adım olarak değerlendirdi.</p>

<p>Aşağı Saksonya Başbakanı Olaf Lies ise Avrupa'nın güvenlik ortamının önemli ölçüde değiştiğine dikkat çekerek Almanya ve Avrupa'nın savunma kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini söyledi. Eyalet yönetimi, savunma yatırımlarının aynı zamanda Osnabrück gibi sanayi merkezlerinde yeni istihdam ve katma değer yaratmasını hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu açıdan Osnabrück'teki dönüşüm, yalnızca bir fabrikanın kurtarılması anlamına gelmiyor. Almanya'da otomotiv sektörünün kapasite fazlası ve yüksek üretim maliyetleriyle mücadele ettiği bir dönemde, savunma sanayisinin artan talebinin mevcut endüstriyel altyapı için yeni bir kullanım alanı yaratabileceğini de gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/vwnin-osnabruck-fabrikasi-savunma-sanayisine-aciliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/vw-3.png" type="image/jpeg" length="98429"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’da Hozat İçin Dayanışma Buluşması]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-hozat-icin-dayanisma-bulusmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-hozat-icin-dayanisma-bulusmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa’da yaşayan Dersimliler, göçün ve daralan ekonomik imkânların etkilediği Hozat için dayanışmayı büyütüyor. Yerel hizmetlerin güçlendirilmesine katkı sunmak amacıyla düzenlenen buluşmada, Hozat’ın ihtiyaçları için imece çağrısı yapılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hozat Gönüllüleri tarafından, Rüsselsheim Dersim Spor ve Alzey Pir Sultan Abdal Cemevi’nin katkılarıyla düzenlenen etkinlik, 27 Eylül 2026 Pazar günü saat 13.00’te Almanya’nın Bischofsheim kentindeki Global Düğün Salonu’nda gerçekleştirilecek.</strong></p>

<p>Buluşmadan elde edilecek gelirle Hozat Belediyesi’nin hizmet ve üretim kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Ekonomik ömrünü tamamlayan araç filosunun yenilenmesi ile belediye hizmetlerinde ve üretim çalışmalarında kullanılmak üzere bir traktör ve kepçenin ilçeye kazandırılması öncelikler arasında yer alıyor.</p>

<p>Programda Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya ile Rüsselsheim Dersim Spor Başkanı Ali Kadir Tanrıverdi birer konuşma yapacak. Hozat’ın müzisyenleri ve sanatçıları da etkinlikte sahne alacak.</p>

<p><strong>“İkametinizi Hozat’a alın”</strong></p>

<p>Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya daha önce yurttaşlara “İkametinizi Hozat’a alın” çağrısında bulunmuştu. “Birlikte üreteceğiz, birlikte yöneteceğiz” anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Kaya, uzun yıllardır devam eden göçün yalnızca nüfusu değil, belediyenin gelirlerini de doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Kaya, Hozat’la bağı bulunan yurttaşlara ikametlerini ilçeye taşımaları çağrısında bulunurken, sınırlı imkânlarla sürdürülen belediye çalışmalarında dayanışma ve imecenin önemli bir yer tuttuğunu vurguluyor.</p>

<p>Son iki yılda belediyenin çeşitli çalışmalarına yurttaşlar tarafından parke taşı, çimento ve mazot gibi destekler sağlandı. Belediye çalışanları ile gönüllülerin ortak emeğiyle tamamlanan düğün ve konferans salonu da bu dayanışmanın örneklerinden biri oldu.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.avrupa-postasi.com/vidyome/embed/16069" webkitallowfullscreen=""></iframe></div>

<p><strong>Dayanışma eğitimden kadın çalışmalarına uzanıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hozat’taki dayanışma yalnızca belediyenin fiziki ihtiyaçlarıyla sınırlı değil. Belediye çalışanlarının kurduğu Hozat’ın Kalemleri, Eğitim ve Dayanışma Derneği aracılığıyla öğrencilere burs ve eğitim desteği sağlanıyor.</p>

<p>Kadın Yaşam Merkezi’nde ise kadınların bir araya gelmesine, üretim yapmasına ve sosyal-kültürel faaliyetlere katılmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor.</p>

<p>Göç, nüfus kaybı ve sınırlı istihdam olanaklarının uzun süredir gündemde olduğu Hozat’ta, yerel üretimin güçlendirilmesi ve gençlerin ilçeyle bağlarının korunması öncelikli ihtiyaçlar arasında.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allow="autoplay; fullscreen" allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="https://www.avrupa-postasi.com/vidyome/embed/16071" webkitallowfullscreen=""></iframe></div>

<p>27 Eylül’de Bischofsheim’da gerçekleştirilecek buluşma, Hozat’ta sürdürülen bu dayanışmanın Avrupa’daki yeni bir halkasını oluşturacak.</p>

<p>Etkinlik, yalnızca belediyenin ihtiyaçlarına maddi katkı sunmayı değil, Avrupa’da yaşayan Dersimliler ile Hozat arasındaki sosyal ve kültürel bağı dayanışma üzerinden güçlendirmeyi de amaçlıyor.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/hozat1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-hozat-icin-dayanisma-bulusmasi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/hozat.jpg" type="image/jpeg" length="99432"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karabulut’tan Bakırhan’a sert mesaj: “Aleviler sizin siyasal projenizin parçası değildir!”]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/karabuluttan-bakirhana-sert-mesaj-aleviler-sizin-siyasal-projenizin-parcasi-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/karabuluttan-bakirhana-sert-mesaj-aleviler-sizin-siyasal-projenizin-parcasi-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Dersim Dernekleri (FDG) Genel Başkanı Kemal Karabulut, Tuncer Bakırhan’ın Alevi aydınların itirazlarına yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>FDG Genel Başkanı Kemal Karabulut’tan Tuncer Bakırhan’a sert tepki: “Aleviler hiçbir siyasi liderin peşine takılmayacak, hiçbir partinin emir eri olmayacak.”</strong></p>

<p>Bakırhan’ın yaklaşımının Alevileri siyasal özne olarak görmeyen ve kendi siyasal çizgisine tabi olması gereken bir kitle olarak değerlendiren anlayışı yansıttığını belirten Karabulut, “Aleviler DEM Parti’nin de, başka herhangi bir partinin de emir eri değildir!” dedi.</p>

<p>Karabulut, Bakırhan’ın Alevi aydınların itirazlarına verdiği yanıtın, Abdullah Öcalan’ın oluşturacağı yeni partide “koltuk kapma telaşının izlerini” taşıdığını savundu. Açıklamanın, Alevileri siyasal özne olarak görmeyen, kendi siyasal çizgisine tabi olması gereken bir kitle olarak gören anlayışın açık bir dışavurumu olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bakırhan’ın kullandığı dili eleştiren Karabulut, bunun demokrasi dili değil, itaat talep eden bir iktidar dili olduğunu belirtti. Alevi aydınların tarihsel hafızasına, düşüncelerine ve siyasal itirazlarına cevap vermek yerine onları küçümsemenin ve Alevileri “sokaktan alınmış” insanlar üzerinden tarif etmenin “haddini aşan bir siyasal kibir” olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>“Asıl sorun tarih konusunda ortaya çıkmaktadır”</strong></p>

<p>Karabulut açıklamasında, özellikle Yavuz Sultan Selim–İdris-i Bitlisi ittifakına dikkat çekti. Bu ittifakın Alevilerin hafızasında yaşanmış zulmü çağrıştırdığını belirterek, Yavuz döneminde Kızılbaş/Alevi topluluklarına yönelik katliamlar, başta Çaldıran kıyımı olmak üzere takipler ve ağır baskıların Alevi belleğinde derin bir yara bıraktığını ifade etti.</p>

<p>İdris-i Bitlisi’nin ise Yavuz’un Alevi siyasetinde önemli bir işbirlikçisi olduğunu belirten Karabulut, “Bugün Alevi aydınlarının bu ittifakı sorgulaması neden Bakırhan’ı bu kadar rahatsız ediyor?” diye sordu.</p>

<p>Karabulut’a göre mesele yalnızca 16. yüzyılla sınırlı değil. “Mesele, bugün hâlâ devam eden bir siyasal zihniyet tartışmasıdır” diyen Karabulut, Yavuz–Bitlisi dönemindeki Sünni siyasal ittifak anlayışı ile Abdullah Öcalan’ın farklı dönemlerde ortaya koyduğu “İslam kardeşliği”, “İslam bayrağı altında ortak yaşam”, “Medine Vesikası” ve Yavuz–İdris-i Bitlisi ittifakına ilişkin olumlu stratejik değerlendirmelerinin Aleviler açısından ciddi biçimde sorgulanması gereken bir düşünsel paralellik ortaya çıkardığını savundu.</p>

<p>Karabulut, “Bakırhan hâlâ Öcalan’ın böyle ifadelerinin olmadığını iddia etmekte, yumuşatarak Alevilere yedirmek politikasında” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Alevilerin sorusu tam da budur”</strong></p>

<p>Öcalan’ın çözüm sürecindeki mesajlarında Türkler ile Kürtlerin tarihsel birlikteliğini İslam ortaklığı üzerinden açıkladığını belirten Karabulut, aynı şekilde Yavuz–İdris-i Bitlisi modeline Ortadoğu açısından stratejik bir ittifak örneği olarak yaklaşmasının da Alevilerin hafızasında yer edindiğini söyledi.</p>

<p>Karabulut, Alevilerin temel sorusunu şu şekilde dile getirdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Yüzyıllar önce Alevilerin ezilmesine yol açan Sünni siyasal ittifak modeli, bugün Öcalan eliyle yeniden üretilmek isteniyor?”</p>

<p>Bu sorunun düşmanlık ya da provokasyon olarak nitelendirilemeyeceğini belirten Karabulut, bunun Alevilerin en doğal demokratik hakkı olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bakırhan’ın tutumunu da eleştiren Karabulut, “Fakat Bakırhan’ın cevabı ne? ‘Biz biliriz, siz susun!’ İşte asıl sorun budur” dedi.</p>

<p><strong>“Aleviler hiçbir siyasi partinin emir eri değildir”</strong></p>

<p>Alevileri kendi tarihinden, kendi hafızasından ve kendi siyasal iradesinden koparmaya çalışan hiçbir anlayışı kabul etmediklerini belirten Karabulut, Alevilerin dün de kendi mücadeleleriyle var olduğunu, bugün de varlığını sürdürdüğünü söyledi.</p>

<p>Alevilerin kazanımlarının hiçbir siyasi hareketin lütfu olmadığını vurgulayan Karabulut, bu uğurda çok sayıda bedel ödendiğini ifade etti.</p>

<p>Karabulut, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Aleviler DEM Parti’nin de, başka herhangi bir partinin de emir eri değildir!</p>

<p>Alevilerden oy isterken ‘demokrasi’, itiraz ettiklerinde ‘cahillik’; Alevileri yanınıza alırken ‘halk’, size karşı konuştuklarında ‘Sokak’tan aldık!’ diyemezsiniz.</p>

<p>Aleviler sizin koltuk hesabınızın aparatı olmayacaktır.”</p>

<p><strong>“Aleviler kendi sözünü kendisi söyleyecek”</strong></p>

<p>Karabulut, Bakırhan’a ve DEM Parti yönetimine açık çağrıda bulunarak Alevilere tepeden bakmaktan ve Alevi aydınlarını küçümsemekten vazgeçmeleri gerektiğini söyledi.</p>

<p>Alevilerin tarihsel hafızasını itibarsızlaştırmaktan ve Aleviler adına konuşma alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiğini belirten Karabulut, Alevilerin artık kendilerini gerçekten kimin savunduğunu ve kimin yalnızca kendi siyasal hesabı için Alevilerin desteğini istediğini gördüğünü ifade etti.</p>

<p>Karabulut açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p>“Aleviler hiçbir siyasi liderin peşine takılmayacak, hiçbir partinin emir eri olmayacak ve hiçbir siyasal projenin mezhepçi hesaplarına kurban edilmeyecektir.</p>

<p>Kendi tarihimize ve mücadelemize biz sahip çıkacağız ve sözümüzü de biz söyleyeceğiz!”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DERNEKLER, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/karabuluttan-bakirhana-sert-mesaj-aleviler-sizin-siyasal-projenizin-parcasi-degildir</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/00-8.JPG" type="image/jpeg" length="33019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saksonya-Anhalt’ta AfD açık ara önde: CDU kan kaybediyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/saksonya-anhaltta-afd-acik-ara-onde-cdu-kan-kaybediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/saksonya-anhaltta-afd-acik-ara-onde-cdu-kan-kaybediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saksonya-Anhalt’ta eyalet seçimlerine günler kala aşırı sağcı AfD yüzde 41’lik oy oranıyla açık ara birinci parti konumunda. Son seçimde yüzde 20,8 oy alan partinin desteğini yaklaşık iki katına çıkarması beklenirken, CDU’nun oy oranının yüzde 23’e gerilemesi öngörülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ZDF’nin güncel Politbarometer Extra araştırmasına göre, bugün seçim yapılması halinde aşırı sağcı AfD yüzde 41 oy alarak ilk sırada yer alacak. CDU yüzde 23 ile ikinci, Sol Parti yüzde 11,5 ile üçüncü sırada bulunuyor.</strong></p>

<p>SPD yüzde 8,5, Yeşiller yüzde 6, FDP yüzde 3 ve BSW yüzde 4 oranında oy alıyor. Diğer partilerin toplam oy oranı ise yüzde 3 olarak ölçüldü.</p>

<p>Bu tabloya göre AfD tek başına parlamentoda mutlak çoğunluğa ulaşamıyor ve hükümet kurabilmek için bir koalisyon ortağına ihtiyaç duyuyor.</p>

<p><strong>FDP ve BSW baraj tehlikesiyle karşı karşıya</strong></p>

<p>Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de FDP ve BSW’nin yüzde 5’lik seçim barajını aşamama ihtimali.</p>

<p>Araştırmada, FDP yüzde 3, BSW ise yüzde 4 seviyesinde ölçüldü. Ancak ZDF, özellikle baraj sınırındaki partiler açısından sonuçların istatistiksel hata paylarının dikkate alınması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Araştırmaya göre seçmenlerin yüzde 26’sı henüz kesin olarak hangi partiye oy vereceğine veya sandığa gidip gitmeyeceğine karar vermiş değil.</p>

<p><strong>CDU, AfD’ye karşı kayıp yaşıyor</strong></p>

<p>Beş yıl önceki eyalet seçimlerinde CDU yüzde 37,1 oyla birinci parti olmuştu. AfD ise yüzde 20,8 oy almıştı.</p>

<p>Yeni araştırmadaki yüzde 23’lük oran gerçekleşirse CDU, beş yıl öncesine göre 14 puandan fazla oy kaybetmiş olacak. AfD ise mevcut yüzde 41’lik oranla önceki seçimde aldığı oyun yaklaşık iki katına ulaşacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sol Parti yüzde 11, SPD yüzde 8,4, FDP yüzde 6,4 ve Yeşiller yüzde 5,9 oy almıştı.</p>

<p><strong>Schulze, AfD’li rakibinin önünde</strong></p>

<p>Başbakanlık tercihi sorulduğunda ise tablo AfD açısından farklı görünüyor.</p>

<p>Mevcut Eyalet Başbakanı ve CDU’lu Sven Schulze, AfD’nin başbakan adayı Ulrich Siegmund’a karşı açık ara önde bulunuyor.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 48’i Schulze’yi, yüzde 34’ü ise Siegmund’u tercih ettiğini belirtti. Diğer katılımcılar “ikisi de değil”, “tanımıyorum” veya “bilmiyorum” yanıtını verdi.</p>

<p>Schulze’nin üstünlüğünde, Siegmund’un CDU, Sol Parti, SPD ve Yeşiller seçmenleri arasında neredeyse hiç destek bulamamasının etkili olduğu belirtildi.</p>

<p><strong>Seçmenler CDU liderliğindeki hükümeti tercih ediyor</strong></p>

<p>Araştırmada seçmenlere hangi parti tarafından yönetilen bir eyalet hükümetini tercih ettikleri de soruldu.</p>

<p>Sonuçlara göre yüzde 50, CDU liderliğinde bir hükümetten yana olduğunu belirtirken, AfD liderliğindeki bir hükümeti tercih edenlerin oranı yüzde 37 oldu.</p>

<p>AfD liderliğindeki hükümete verilen destek büyük ölçüde AfD seçmenleriyle sınırlı kalırken, CDU, Sol Parti, SPD ve Yeşiller seçmenlerinin çok büyük bölümü CDU liderliğindeki bir hükümeti tercih ediyor.</p>

<p><strong>AfD’ye karşı geniş bir çoğunluk mümkün</strong></p>

<p>Mevcut oy dağılımına göre AfD’nin tek başına çoğunluğa ulaşması mümkün görünmüyor. Buna karşılık CDU, Sol Parti, SPD ve Yeşillerden oluşacak bir koalisyon, AfD dışındaki mevcut parlamenter partilerin tamamını bir araya getirerek çoğunluğu sağlayabiliyor.</p>

<p>Ancak araştırma sonuçlarının seçim sonucuna ilişkin bir tahmin olmadığı özellikle vurgulanıyor. ZDF, seçim gününe kadar partilerin seçmenlerini sandığa götürme başarısına bağlı olarak oy oranlarında önemli değişiklikler yaşanabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Bu durumun, partilere yönelik bağlılığın daha zayıf olduğu doğu Almanya eyaletlerinde daha belirgin olabileceği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Araştırma 1.044 seçmenle yapıldı</strong></p>

<p>Mannheim merkezli Forschungsgruppe Wahlen tarafından gerçekleştirilen araştırmada, 1-3 Eylül 2026 tarihleri arasında Saksonya-Anhalt’ta oy kullanma hakkına sahip 1.044 kişiyle telefon ve çevrim içi görüşmeler yapıldı.</p>

<p>Araştırmanın hata payı, yüzde 40’lık bir oran için yaklaşık ±3 puan, yüzde 10’luk bir oran için ise yaklaşık ±2 puan olarak açıklandı.</p>

<p>ZDF, araştırmanın sonuçlarının yalnızca seçim öncesindeki mevcut siyasi eğilimi gösterdiğini ve seçim sonucuna ilişkin kesin bir öngörü niteliği taşımadığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/saksonya-anhaltta-afd-acik-ara-onde-cdu-kan-kaybediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/anket-1.JPG" type="image/jpeg" length="20128"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya ve Belçika'da savunma sektöründeki şirketlere kundaklama]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-ve-belcikada-savunma-sektorundeki-sirketlere-kundaklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanya-ve-belcikada-savunma-sektorundeki-sirketlere-kundaklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Münih kentinde savunma ve teknoloji sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin bulunduğu Berg am Laim semtindeki bir şantiyeye kundaklama düzenekleriyle saldırı düzenlenirken, Belçika’nın Liege kentinde İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii’ne (IAI) ait bir şirketin binasında kundaklama meydana geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Münih’te Çarşamba gününü Perşembe’ye bağlayan gece yarısı, Berg am Laim semtindeki Mühldorfstraße’de bulunan bir şantiyeye araçtan çok sayıda kundaklama düzeneği atıldı.</p>

<p>Bir görgü tanığının ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Düzeneklerden en az biri, inşaat konteynerlerinin bulunduğu alanda yangına neden oldu. Polis ekipleri yangını kısa sürede söndürdü.</p>

<p>Polis, olayda daha büyük çaplı bir hasar meydana gelmediğini açıkladı.</p>

<p><strong>Patlamayan düzenek kontrollü şekilde etkisiz hale getirildi</strong></p>

<p>Polis ekipleri olay yerinde patlamamış bir başka kundaklama düzeneği buldu. Bunun üzerine bölge güvenlik çemberine alınırken, Bavyera Eyalet Kriminal Dairesi’nin (LKA) özel ekipleri olay yerine çağrıldı.</p>

<p>Uzman ekipler, patlamayan düzeneği kontrollü şekilde etkisiz hale getirdi.</p>

<p>Saldırının ardından polis bölgede geniş çaplı arama başlattı. Yakındaki bir akaryakıt istasyonunda 28 yaşındaki bir kadın ile 38 yaşındaki bir erkek gözaltına alındı.</p>

<p>Polis sözcüsü, iki şüphelinin Bulgaristan vatandaşı olduğunu açıkladı. Şüphelilerin saldırıyla bağlantılarının bulunup bulunmadığı soruşturuluyor.</p>

<p><strong>Siyasi bağlantı araştırılıyor</strong></p>

<p>Soruşturmayı Bavyera Eyalet Kriminal Dairesi devraldı. LKA, olayın savunma sektöründe faaliyet gösteren bir şirkete yönelik saldırı girişimi olabileceğini değerlendirirken, olayın siyasi bir arka planının bulunup bulunmadığını da araştırıyor.</p>

<p>LKA, saldırının hangi şirkete yönelik olduğunu resmi olarak açıklamadı.</p>

<p>Olayın meydana geldiği şantiyenin karşısında teknoloji şirketi Rohde &amp; Schwarz’ın genel merkezi bulunuyor. Bölgede savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Helsing şirketinin merkezi de yer alıyor.</p>

<p>Rohde &amp; Schwarz, olay gecesi bölgede polis ve itfaiye ekiplerinin görev yaptığını doğruladı. Şirket sözcüsü, şirketin kendi işletme alanının saldırıdan etkilenmediğini açıkladı.</p>

<p>Güvenli haberleşme ve iletişim sistemleri başta olmak üzere güvenlik teknolojileri geliştiren Rohde &amp; Schwarz, Alman ordusu ve kamu kurumlarına ürün ve sistemler sağlıyor.</p>

<p><strong>Liege’de IAI bağlantılı şirketin binasında kundaklama</strong></p>

<p>Belçika’nın Liege kentinde ise İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii’ne (IAI) ait BATS şirketinin binasında kundaklama meydana geldi.</p>

<p>Fransızca yayın yapan kamu televizyonu RTBF’nin haberine göre, Liege merkezli BATS şirketinin binasında çıkan yangının kundaklama sonucu meydana geldiği belirtildi.</p>

<p>Eylemin anonim bir grup tarafından üstlenildiği, grubun açıklamasında BATS şirketinin IAI ile olan bağlantısına dikkat çekildiği kaydedildi.</p>

<p>Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, binanın kullanılamaz hale geldiği görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Belçika Savunma Bakanı: Aşırılık yanlıları</strong></p>

<p>Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, olayla ilgili ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, eylemi gerçekleştirenleri “aşırılık yanlıları” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Belçika’daki olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, DÜNYA, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TEKNOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-ve-belcikada-savunma-sektorundeki-sirketlere-kundaklama</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/09/m-1.png" type="image/jpeg" length="48210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rotterdam'da yaşamını kaybeden Haydar Kutan Dersim'de sonsuzluğa uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamda-yasamini-kaybeden-haydar-kutan-dersimde-sonsuzluga-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamda-yasamini-kaybeden-haydar-kutan-dersimde-sonsuzluga-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda’da yaşamını yitiren Haydar Kutan (Kazım Cihan), Rotterdam’da düzenlenen uğurlama töreninin ardından, vasiyeti üzerine 17 Haziran 2005’te Mercan Vadisi’nde katledilen 17’lerin yanında toprağa verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hollanda’nın Rotterdam kentinde 24 Ağustos 2026’da yaşamını yitiren Haydar Kutan (Kazım Cihan), 29 Ağustos’ta düzenlenen anma töreninin ardından son yolculuğuna Dersim’de uğurlandı.</strong></p>

<p>Avrupa’nın farklı ülkelerinden ve kentlerinden gelen yüzlerce devrimci, demokrat, dost ve yoldaşı, Kutan’ı Rotterdam’daki törende yalnız bırakmadı.</p>

<p>Haydar Kutan’ın yaşamı ve mücadelesi üzerine yapılan konuşmaların ardından, severek dinlediği ve söylediği “Dağ Dumandır” marşı törene katılanlar tarafından hep birlikte söylendi.</p>

<p><img alt="" height="326" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/kutan.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Değişik demokratik çevrelerden devrimcilerin yoğun şekilde katıldığı uğurlama etkinliği, Enternasyonal Marşı’nın kitlesel olarak söylenmesiyle sona erdi.</p>

<p><strong>Dersim'de sonsuzluğa uğurlandı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rotterdam’daki anma törenin ardından Haydar Kutan’ın cenazesi Dersim’e götürüldü.</p>

<p>Dersim Cemevi’nde düzenlenen uğurlama törenine Kutan’ın ailesi, yoldaşları ve kurum temsilcilerinin yanı sıra ülkenin farklı bölgelerinden gelen çok sayıda devrimci demokrat katıldı.</p>

<p><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/h-kutan.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Törenin ardından Kutan’ın cenazesi, vasiyeti doğrultusunda 17 Haziran 2005’te Mercan Vadisi’nde katledilen 17’lerin yanında (MKP/HKO mensubu devrimciler) toprağa verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GÖÇ POLİTİKALARI, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SAĞLIK, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/rotterdamda-yasamini-kaybeden-haydar-kutan-dersimde-sonsuzluga-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/haydar-hoca-1.jpg" type="image/jpeg" length="45909"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nde: Lyon’da maç sonrası kavga çıktı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/fenerbahce-sampiyonlar-liginde-lyonda-mac-sonrasi-kavga-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/fenerbahce-sampiyonlar-liginde-lyonda-mac-sonrasi-kavga-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe, Olympique Lyon’u deplasmanda 2-1 mağlup ederek Şampiyonlar Ligi’nde lig aşamasına yükseldi. Sarı-lacivertliler, 1-1’in rövanşında aldığı galibiyetle 15 yıl aradan sonra yeniden Avrupa’nın en prestijli turnuvasında mücadele etme hakkı kazandı. Ancak karşılaşmanın ardından yaşanan olaylar, sportif başarıyı gölgede bıraktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul ekibinin galibiyetinin ardından Lyon’da tansiyon yükseldi. Fransız ekibi, karşılaşmanın son bölümünde iki kez beraberlik golü bulduğunu düşündü. Ancak her iki gol de VAR incelemesinin ardından iptal edildi.</p>

<p><strong>Maç sonrası gerilim tünelde kavgaya dönüştü</strong></p>

<p>Karşılaşmanın bitiş düdüğüyle birlikte sahada iki takım futbolcuları arasında başlayan tartışmalar kısa sürede büyüdü. Oyuncular arasındaki gerilim daha sonra stat koridorlarına taşındı ve burada fiziksel kavgaya dönüştü.</p>

<p>Olayların merkezinde Fenerbahçe’nin daha önce Bundesliga’da Hertha BSC forması giyen Fransız oyuncusu Mattéo Guendouzi de yer aldı. Guendouzi’nin saha kenarından soyunma odasına giderken Lyon kaleci antrenörü António Ferreira’nın provokasyonlarının ardından saldırıya uğradığı öne sürüldü.</p>

<p>Fenerbahçeli futbolcu ayrıca karşılaşma boyunca Lyon taraftarlarının tepkisinin hedefi oldu. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, oyuncu tünelinden yumruklaşmaların yaşandığı görülürken çok sayıda güvenlik görevlisi kavgaya müdahale ederek tarafları ayırmaya çalıştı.</p>

<p>Bu sırada güvenlik görevlileri, öfkeli Lyon taraftarlarının tünele ve soyunma odalarının bulunduğu bölüme girmesini engellemeye çalıştı. Guendouzi’nin daha önce de saha içinde ev sahibi takım taraftarlarının tepkisiyle karşılaştığı belirtildi.</p>

<p><strong>Eski takımının tezahüratlarını yaptı</strong></p>

<p>Daha önce Lyon’un ezeli rakibi Olympique Marseille’de forma giyen Guendouzi’nin, eski kulübü lehine tezahüratlar yapmasının da tribünlerdeki gerilimi artırdığı aktarıldı.</p>

<p>Karşılaşma sırasında öfkeli Lyon taraftarlarının birkaç kez bariyerleri aşarak sahaya yaklaşmaya çalıştığı, ancak güvenlik görevlilerinin müdahalesiyle engellendiği belirtildi.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/futbolcu.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Guendouzi, maçın ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, <strong>“Daha maç başlamadan 60 bin kişi ailenize, annenize ve çocuklarınıza hakaretler yağdırıyorsa ve ne hakemler ne de stadyumdaki diğer yetkililer buna karşı tek kelime etmiyorsa...”</strong> ifadelerini kullandı. Fransa’da böyle durumlarda hakemlerin taraftarlarla konuşarak hakaretlere son vermelerini isteyeceğini, aksi takdirde maçın tatil edilebileceğini belirten Guendouzi, <strong>“Ancak burada 90 dakikadan uzun bir süre boyunca, ısınma bölümü de dahil olmak üzere aileme, eşime ve çocuklarıma hakaret ettiler. Bu beni derinden yaraladı, gerçekten sarstı. Benim için bu, tamamen saygısızlıktı.”</strong> dedi.</p>

<p>Fransız oyuncu, yaşananların kendisini derinden etkilediğini ve büyük bir saygısızlık olarak gördüğünü ifade etti.</p>

<p><strong>Şampiyonlar Ligi’nde kura heyecanı</strong></p>

<p>Fenerbahçe, Lyon karşısındaki galibiyetiyle Şampiyonlar Ligi lig aşamasına yükselen son dört takımdan biri oldu. Böylece turnuvanın lig aşamasındaki 36 takımlık katılımcı listesi tamamlandı.</p>

<p>Şampiyonlar Ligi kura çekimi perşembe günü saat 18.00’de gerçekleştirilecek. Almanya’dan ise Bayern Münih, Borussia Dortmund, RB Leipzig ve VfB Stuttgart turnuvada mücadele edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, MAGAZİN, SPOR, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/fenerbahce-sampiyonlar-liginde-lyonda-mac-sonrasi-kavga-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/spor1-12.JPG" type="image/jpeg" length="78026"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AİHM, Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi: Türkiye tazminat ödeyecek]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/aihm-osman-kavalanin-serbest-birakilmasini-istedi-turkiye-tazminat-odeyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/aihm-osman-kavalanin-serbest-birakilmasini-istedi-turkiye-tazminat-odeyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala'nın tutukluluğu ve mahkûmiyetine ilişkin ikinci başvurusunda Türkiye'yi bir kez daha mahkûm etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mahkeme, tespit edilen ihlallerin ağırlığına dikkat çekerek Kavala'nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğine hükmetti. AİHM ayrıca Kavala'ya 70 bin avro manevi tazminat ödenmesine karar verdi.</strong></p>

<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017'den bu yana cezaevinde bulunan iş insanı ve sivil toplum aktivisti Osman Kavala'nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını 25 Ağustos 2026'da açıkladı.</p>

<p>Strazburg'da kamuya açık oturumda duyurulan kararda, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin birden fazla maddesini ihlal ettiği sonucuna varıldı. Mahkeme, ihlallerin ciddiyeti nedeniyle Türkiye'nin Kavala'nın <strong>“mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması gerektiğini”</strong> bildirdi.</p>

<p><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/o-kavala-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>AİHM: Kavala serbest bırakılmalı</strong></p>

<p>AİHM Büyük Dairesi, Kavala'nın 10 Aralık 2019'dan sonraki özgürlüğünden yoksun bırakılmasının Sözleşme'ye aykırı olduğunu belirtti.</p>

<p>Mahkeme, sonraki yargılama süreçlerinin önceki ihlalleri ortadan kaldırmadığına dikkat çekti. Kavala'nın mahkûmiyetine dayanak oluşturabilecek yeni, somut ve ikna edici deliller ortaya konulmadığı değerlendirmesinde bulunan AİHM, mahkûmiyetin belirli bir şiddet eylemine dayanmadığını vurguladı.</p>

<p>Kararda, Kavala'nın Sözleşme ihlal edilmemiş olsaydı bulunacağı hukuki duruma getirilmesi gerektiği ifade edildi. Mahkeme ayrıca, mahkûmiyet kararının Sözleşme hukuku bakımından geçerli kabul edilemeyeceği sonucuna vardı.</p>

<p><strong>İfade ve örgütlenme özgürlüğü ihlal edildi</strong></p>

<p>Büyük Daire, Kavala'nın mahkûmiyetine esas alınan eylemlerin önemli bölümünün kamusal tartışmalara katılmak, sivil toplum girişimlerini desteklemek, bilgi paylaşmak ve Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı savunuculuk faaliyetlerinde bulunmaktan ibaret olduğunu belirtti.</p>

<p>Mahkeme, bu faaliyetlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğünü güvence altına alan 10. maddesi ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 11. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.</p>

<p>AİHM'ye göre bu haklara yönelik müdahale, Sözleşme'nin 10. ve 11. maddeleri anlamında “kanunla öngörülmüş” sayılamaz.</p>

<p><strong>“Gezi'deki şiddet iddiasıyla somut bağ kurulamadı”</strong></p>

<p>AİHM kararında, Kavala'nın Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesi kapsamında mahkûm edildiği hatırlatıldı.</p>

<p>Söz konusu suçun cebir ve şiddet unsurunu içerdiğine dikkat çeken Mahkeme, buna rağmen Türk mahkemelerinin Kavala'nın eylemleri ile Gezi Parkı protestoları sırasında meydana gelen şiddet olayları iddiası arasında somut bir nedensellik bağı kuramadığı sonucuna vardı.</p>

<p>Mahkeme bu nedenle Kavala'nın ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne yapılan müdahalenin Sözleşme açısından hukuka uygun olmadığına karar verdi.</p>

<p><strong>Altı farklı hak ihlali tespit edildi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Büyük Daire, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3, 5, 6, 10, 11 ve 18. maddeleri kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğine hükmetti.</p>

<p>Bunlar arasında kötü muamele yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü ile hak ve özgürlüklere getirilen kısıtlamaların amacı dışında kullanılmasını yasaklayan 18. madde bulunuyor.</p>

<p><strong>Türkiye tazminat ödeyecek</strong></p>

<p>AİHM, tespit edilen hak ihlalleri nedeniyle Kavala'nın manevi zarara uğradığına karar verdi.</p>

<p>Mahkeme, Türkiye'nin Kavala'ya 70 bin avro manevi tazminat ödemesine hükmetti. Ayrıca yargılama giderleri ve diğer masrafların da karşılanmasına karar verildi.</p>

<p><strong>AİHM'den yargının bağımsızlığına ilişkin uyarı</strong></p>

<p>Kararın dikkat çeken bölümlerinden biri de Türkiye'deki yargı sistemine ilişkin değerlendirmeler oldu.</p>

<p>AİHM, Kavala davasının yalnızca bireysel hak ihlalleriyle sınırlı olmadığı, aynı zamanda sistemik bir soruna işaret ettiği sonucuna vardı.</p>

<p>Özellikle siyasi açıdan hassas davalarda yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını etkileyen yapısal eksikliklere dikkat çekildi. Hâkimlerin haksız baskılara karşı korunmasını sağlayacak kurumsal güvencelerin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Mahkeme ayrıca tutukluluğun aşırı kullanılmasının, ceza hükümlerinin geniş yorumlanmasının ve art arda açılan davalar yoluyla ceza yargılamasının amacı dışında kullanılmasının önlenmesi gerektiğini bildirdi.</p>

<p>AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına tam ve gecikmeden uyulmasının da hukuk devleti açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p><strong>Türkiye'nin önünde ne var?</strong></p>

<p>AİHM Büyük Dairesi'nin kararı, Mahkeme içindeki yargısal sürecin en üst aşamasını oluşturuyor. Bu nedenle kararın ardından dosyada AİHM içinde olağan bir üst mahkeme başvuru yolu bulunmuyor.</p>

<p>Ancak kararın uygulanması ayrı bir süreç olarak devam edecek. AİHM kararlarının uygulanmasını Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetliyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46. maddesi uyarınca taraf devletler, kesinleşen AİHM kararlarına uymak ve uygulamakla yükümlü.</p>

<p><strong>Kavala dosyasında yıllardır devam eden süreç</strong></p>

<p>Osman Kavala 18 Ekim 2017'de tutuklandı. AİHM, 10 Aralık 2019'da verdiği ilk kararında Kavala'nın tutukluluğunun makul şüpheye dayanmadığı ve tutuklamanın siyasi amaç taşıdığı sonucuna vararak serbest bırakılmasını istemişti.</p>

<p>Türkiye'nin bu kararı uygulamaması üzerine dosya Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne taşındı. AİHM Büyük Dairesi 11 Temmuz 2022'de Türkiye'nin 2019 tarihli karardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğine hükmetti.</p>

<p>Kavala ise bu süreçte serbest bırakılmadı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 25 Nisan 2022'de Kavala'yı hükümeti devirmeye teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Bu karar 2023 yılında Yargıtay tarafından onandı.</p>

<p>Kavala'nın avukatları daha sonra 18 Ocak 2024'te AİHM'ye yeni bir başvuruda bulundu. “Kavala/Türkiye (No. 2)” adıyla görülen dava, 2019 tarihli AİHM kararından sonraki tutukluluk sürecini, Gezi Davası'ndaki mahkûmiyeti ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını kapsıyordu.</p>

<p>Dosya, taşıdığı hukuki önem nedeniyle AİHM'nin 17 yargıçtan oluşan Büyük Dairesi'ne gönderildi. Büyük Daire davayı 25 Mart 2026'da görüştü ve kararını bugün açıkladı.</p>

<p><strong>Karar ne anlama geliyor?</strong></p>

<p>Bugünkü karar, AİHM'nin 2019'daki “serbest bırakılmalı” kararının ardından Kavala'nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının ve sonrasında verilen mahkûmiyetin Sözleşme bakımından yeniden ciddi ihlaller içerdiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Büyük Daire'nin açık biçimde Kavala'nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtmesi, Türkiye açısından kararın uygulanmasını yeniden Avrupa Konseyi'nin gündemine taşıyacak.</p>

<p>Bundan sonraki süreçte Türkiye'nin AİHM kararının gereğini yerine getirip getirmediği ve gerekli bireysel ve genel tedbirleri alıp almadığı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından izlenecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>AVRUPA, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/aihm-osman-kavalanin-serbest-birakilmasini-istedi-turkiye-tazminat-odeyecek</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/-1787654880.JPG" type="image/jpeg" length="60696"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5 AB ülkesi, reddedilen sığınmacılar için Ruanda’da merkez görüşüyor]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/5-ab-ulkesi-reddedilen-siginmacilar-icin-ruandada-merkez-gorusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/5-ab-ulkesi-reddedilen-siginmacilar-icin-ruandada-merkez-gorusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve Hollanda’nın, Avrupa’da iltica başvuruları reddedilen kişilerin gönderilebileceği “Return Hubs” adı verilen merkezlerin Ruanda’da kurulması konusunda görüşmeler yürüttüğü bildirildi. Avrupa ülkelerinden bir heyetin gelecek hafta Ruanda’ya giderek konuyu teknik düzeyde ele alması bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya ve dört Avrupa Birliği ülkesinin, iltica başvuruları reddedilen kişilerin Avrupa dışındaki ülkelere gönderilmesine yönelik yeni bir model üzerinde Ruanda ile görüşmeler yaptığı bildirildi.</strong></p>

<p><i>Der Spiegel</i> ve ARD'nin <i>Report Mainz</i> programının haberlerine göre Almanya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve Hollanda’dan oluşan bir grup, Ruanda’da “Return Hubs” olarak adlandırılan geri gönderme merkezlerinin kurulması ihtimalini değerlendiriyor. Avrupa ülkelerinden bir heyetin gelecek hafta Ruanda’ya giderek konuyu görüşmesi planlanıyor.</p>

<p><strong>Beş ülkeden ortak girişim</strong></p>

<p>Söz konusu ülkeler kendilerini “uygulayıcılar” olarak tanımlıyor. Grup, Avrupa’da iltica başvuruları reddedilen kişilerin gönderilebileceği Avrupa dışındaki bir ortak ülke bulmayı hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beş ülkenin, yıl sonuna kadar bu konuda bir ortak ülkeyle anlaşmaya varmayı amaçladığı belirtiliyor. İtalya’nın da son haftalarda Ruanda ile benzer bir anlaşmaya ilgi gösterdiği bildiriliyor.</p>

<p>Gelecek haftaki görüşmelerin öncelikle teknik düzeyde yapılması bekleniyor. Şimdilik müzakerelerin ağırlık noktası, iltica başvuruları Avrupa’da reddedilmiş kişilerin gönderilebileceği “Return Hubs” olarak tanımlanan merkezler.</p>

<p><img alt="" height="382" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/sinir-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>“Return Hub” ne anlama geliyor?</strong></p>

<p>Planlanan modelde, Avrupa’daki iltica başvuruları reddedilen kişiler, doğrudan kendi ülkelerine gönderilemedikleri durumlarda Avrupa Birliği dışındaki üçüncü bir ülkede oluşturulacak merkezlere sevk edilebilecek.</p>

<p>Bazı ülkeler ise bundan daha kapsamlı bir modeli değerlendiriyor. Avusturya’nın da aralarında bulunduğu bazı hükümetler, “iltica merkezleri” kurulmasını gündeme getiriyor. Bu model hayata geçirilirse, Avrupa’ya ulaşmış kişilerin iltica başvurularının değerlendirilmesi ve korunma hakkı verilip verilmeyeceğine ilişkin süreç de üçüncü ülkede yürütülebilecek.</p>

<p><strong>Ruanda görüşmeleri doğruladı</strong></p>

<p>Ruanda hükümetinden bir sözcü, Avrupa hükümetleriyle göç konusunda “ilk görüşmelerin” yapıldığını doğruladı. Ancak henüz herhangi bir anlaşmaya varılmadığı belirtildi.</p>

<p>Almanya ve Avusturya İçişleri Bakanlıkları da “Return Hubs” konusunda görüşmeler yapıldığını doğrularken, müzakerelerin gizliliğine dikkat çekerek olası ortak ülkeler konusunda ayrıntı vermedi.</p>

<p>Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, yıl içerisinde üçüncü ülkelerle bu konuda anlaşmalar yapılabileceğini daha önce açıklamıştı. Dobrindt, haziran ayında olası partner ülkelerle görüşmelerin sürdüğünü ve “Return Hubs” kurulması için çalışmalar yapıldığını belirtmişti.</p>

<p><strong>İngiltere’nin Ruanda planı sonuçlanmamıştı</strong></p>

<p>Ruanda, Avrupa dışındaki geri gönderme merkezi tartışmalarında daha önce de gündeme gelmişti.</p>

<p>Birleşik Krallık, 2022 yılında Ruanda ile iltica başvurusu yapan kişilerin bu ülkeye gönderilmesine ilişkin bir anlaşma imzalamıştı. Ancak İngiliz Yüksek Mahkemesi 2023 yılında planın uygulanmasını durdurmuştu.</p>

<p>Mahkeme, gönderilecek kişilerin Ruanda’da yeterli korumaya sahip olmayabileceği ve daha sonra başka ülkelere veya kendi ülkelerine gönderilme riski bulunduğu yönündeki endişeleri dikkate almıştı. İngiltere’de 2024 yılında iktidara gelen İşçi Partisi hükümeti daha sonra anlaşmayı sonlandırmıştı.</p>

<p><strong>Uganda da gündemdeydi</strong></p>

<p>Ruanda’nın yanı sıra Uganda da Avrupa’nın olası “Return Hub” ülkeleri arasında gösterilmişti. Hollanda daha önce Uganda ile bu konuda bir niyet anlaşması imzalamıştı.</p>

<p>Ancak son dönemde Uganda konusunda insan haklarıyla ilgili endişelerin arttığı ve bazı ülkelerin bu seçeneğe daha mesafeli yaklaştığı bildiriliyor.</p>

<p><strong>İnsan hakları konusunda tartışma</strong></p>

<p>Avrupa Birliği’nin yeni geri dönüş düzenlemesi, üçüncü ülkelerde “Return Hubs” oluşturulmasının hukuki çerçevesini ortaya koyuyor. Ancak uygulamanın insan hakları açısından nasıl yürütüleceği konusunda tartışmalar devam ediyor.</p>

<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), üçüncü ülkelerde kurulabilecek geri gönderme merkezleriyle ilgili olarak kişilerin ne kadar süreyle tutulacağı, hangi koşullarda barındırılacağı ve başka ülkelere gönderilmeleri halinde haklarının nasıl korunacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Almanya’da mülteci hakları alanında faaliyet gösteren Pro Asyl de hükümetin “Return Hubs” planlarını eleştirerek, insanların hukuk devleti güvencelerinin dışında bırakılabileceği uyarısında bulunmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/5-ab-ulkesi-reddedilen-siginmacilar-icin-ruandada-merkez-gorusuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/multeciler-4.JPG" type="image/jpeg" length="50537"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BSW’de AfD tartışması büyüyor: Katja Wolf’tan Wagenknecht'e sert eleştiri]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/bswde-afd-tartismasi-buyuyor-katja-wolftan-wagenknechte-sert-elestiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/bswde-afd-tartismasi-buyuyor-katja-wolftan-wagenknechte-sert-elestiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Thüringen BSW Eyalet Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Katja Wolf, parti kurucusu Sahra Wagenknecht’i özellikle aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) ile ilgili tutumu nedeniyle sert şekilde eleştirdi. Wolf, Wagenknecht’in AfD’ye yaklaşarak “bir sınırı aştığını” ve aşırı sağcı partiye bir iktidar seçeneği sunduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Wolf, haftalık Die Zeit gazetesine verdiği röportajda AfD’nin CDU’lu bir başbakana kıyasla “daha hafif bir seçenek olmadığını”, aksine birçok alanda “son derece tehlikeli” olduğunu belirtti. </strong></p>

<p>AfD’nin “ırkçı ve kadın düşmanı” bir siyaset yürüttüğünü savunan Wolf, “BSW için AfD ile kardeşleşme söz konusu olamaz” dedi.</p>

<p><strong>Tartışmanın merkezinde Saksonya-Anhalt var</strong></p>

<p>Wolf’un eleştirilerinin odağında, 6 Eylül’de eyalet parlamentosu seçimlerinin yapılacağı Saksonya-Anhalt bulunuyor. BSW, bu eyalette barajı aşarak parlamentoya girmeye çalışırken, AfD anketlerde birinci parti konumunda.</p>

<p>Wagenknecht daha önce Saksonya-Anhalt’ta hedeflerinin, farklı çoğunluklarla yönetilecek partiler üstü bir başbakan seçilmesi olduğunu açıklamıştı. Diğer partilerin bu öneriyi kabul etmemesi durumunda BSW’nin üçüncü turda çekimser kalabileceğini söyleyen Wagenknecht, bunun AfD adayı Ulrich Siegmund’un başbakan seçilmesinin önünü açabileceği yönündeki eleştirileri ise reddediyor.</p>

<p>Wagenknecht ayrıca AfD’nin eyalet parlamentosundaki bazı önerilerini BSW’nin destekleyebileceğini belirtti. Ücretsiz okul yemeği, eyalet bakım yardımı ve daha ucuz enerji ithalatı gibi bazı önerileri desteklediklerini söyledi.</p>

<p>Wagenknecht, AfD’li bir başbakanın seçilmesine ilişkin eleştirileri perşembe günü RTL’de yaptığı açıklamada da reddetti. “Kimseyi göreve getirmiyoruz, bir öneri sunduk” diyen Wagenknecht, partiler üstü bir başbakan ve değişken çoğunluklar önerisini yineledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Wolf: “Wagenknecht’in sınırı aştığını düşünüyorum”</strong></p>

<p>Katja Wolf ise Wagenknecht’in tutumunun BSW açısından kabul edilemez olduğunu söyledi. “Sahra Wagenknecht’in AfD’ye yaklaşmasıyla bir sınırı aştığını” belirten Wolf, onun yalnızca içerik bakımından aşırı sağa yaklaşmadığını, aynı zamanda AfD’ye bir iktidar seçeneği sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Wolf, Wagenknecht’in son dönemde BSW’nin parlamentoda temsil edildiği üç eyalet için neyin en iyi olduğundan ziyade kendi siyasi geleceğine odaklandığını da ileri sürdü.</p>

<p>Wagenknecht’in Thüringen için önerdiği partiler üstü uzmanlar hükümetini de eleştiren Wolf, böyle bir modelin klasik bir azınlık hükümeti olmayacağını ve “tehlikeli bir teknokratlar hükümeti” oluşturabileceğini savundu.</p>

<p>Wolf ayrıca Thüringen’de CDU Başbakanı Mario Voigt liderliğindeki CDU, BSW ve SPD koalisyonunu sürdürme niyetinde olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>BSW içinde karşılıklı suçlamalar</strong></p>

<p>Wagenknecht’in politikalarına yönelik eleştiriler yalnızca Thüringen BSW yönetiminden gelmiyor. BSW’nin Aşağı Saksonya Eyalet Başkanı Holger Onken de Wolf’u eleştirdi.</p>

<p>Onken, Wagenknecht’in 2024’te Thüringen’de AfD’nin mutlak çoğunluğa ulaşmasını engellediğini savunurken, Wolf’un ise kendi bakanlık görevlerini korumak amacıyla farklı bir siyasi çizgi izlediğini ileri sürdü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/bswde-afd-tartismasi-buyuyor-katja-wolftan-wagenknechte-sert-elestiri</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/08/bsw-10.JPG" type="image/jpeg" length="56455"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
