<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Postası - Avrupa'dan Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.avrupa-postasi.com</link>
    <description>Özgür ve doğru haberin adresi. Avrupa Haber, Almanya Haber, Hamburg Haber, Avrupa son dakika, son dakika haber, güncel haberler, haber avrupa, berlin haber, fransa haber, özgür haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/almanya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2012. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 21 Jun 2026 22:42:28 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/rss/almanya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Futbolun ötesinde bir hikâye: Mesut Özil’in yaşamı tiyatro sahnesinde]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir dönem Almanya Milli Takımı'nın en önemli yıldızları arasında yer alan ve 2014 Dünya Kupası zaferinin mimarlarından biri olarak gösterilen Mesut Özil, bu kez futbol sahalarında değil tiyatro sahnesinde gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bremen'de sahnelenen "Der Zauberer von Öz – Eine Fußballtragödie" (Öz'ün Sihirbazı – Bir Futbol Trajedisi) adlı oyun, Özil'in kariyerini ve özellikle 2018 sonrası yaşadığı tartışmaları merkezine alıyor.</strong></p>

<p><strong>Bir futbolcunun ötesine geçen hikâye</strong></p>

<p>Theater Bremen tarafından sahnelenen oyun, yazar Akın Emanuel Şipal tarafından kaleme alındı. Eser, Mesut Özil'in futbol kariyerini yalnızca sportif başarılar üzerinden değil, Almanya'daki göç, aidiyet, kimlik, entegrasyon ve ayrımcılık tartışmaları ekseninde ele alıyor.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/akin-emanuel-sipal.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Oyunun merkezinde, 2018 yılında Mesut Özil ile Almanya Milli Takımı'nda forma giyen Türk kökenli futbolcuların, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çektirdiği fotoğrafın ardından başlayan tartışmalar yer alıyor. Söz konusu fotoğraf, Almanya'da siyaset, medya ve sosyal medyada uzun süre gündem olmuş; Özil ağır eleştirilere maruz kalmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/mesut-1.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Dünya şampiyonluğundan istifaya</strong></p>

<p>Gelsenkirchen doğumlu Mesut Özil, genç yaşta profesyonel futbola adım attıktan sonra Almanya'nın en önemli futbol yıldızlarından biri haline geldi. 2010 yılında entegrasyona katkıları nedeniyle ödüllendirilen Özil, 2014 Dünya Kupası'nı kazanan Alman Milli Takımı'nın da kilit isimleri arasında yer aldı.</p>

<p>Ancak 2018'deki fotoğraf krizi sonrasında kamuoyunda yoğun bir tartışmanın odağına yerleşti. Aylar süren eleştirilerin ardından milli takımı bırakan Özil, dönemin futbol federasyonu yöneticilerini, sponsorları ve medyayı çifte standart uygulamakla suçlamıştı. Özil'in o dönemde yaptığı "Kazandığımızda Alman, kaybettiğimizde göçmen oluyorum" açıklaması uzun süre tartışılmıştı.</p>

<p><strong>"Öz'ün Sihirbazı": Futbol, siyaset ve toplum</strong></p>

<p>Oyunda Mesut Özil'in hayatı gerçekçi bir biyografi olarak değil, masalsı ve çok katmanlı bir anlatımla sahneye taşınıyor. Futbol, popüler kültür, siyaset ve toplumsal kutuplaşma iç içe geçirilirken, Özil'in kariyeri üzerinden Almanya toplumundaki kırılmalar ve aidiyet tartışmaları da sorgulanıyor.</p>

<p><img alt="" height="392" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-144.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="588" /></p>

<p>Daha önce "İstanbul" ve "Mutter Vater Land" gibi yapıtlarıyla dikkat çeken Akın E. Şipal'in eseri, futbolun yalnızca bir spor olmadığını; aynı zamanda toplumsal ve siyasi tartışmaların da bir parçası haline gelebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Oyun, Bremen'deki gösterimlerinde Türkçe ve İngilizce üst yazıyla sahnelendi.</p>

<p><strong>ZDF de Özil'i mercek altına aldı</strong></p>

<p>Mesut Özil'in yaşam öyküsü ve kamuoyunda yarattığı tartışmalar yalnızca tiyatro sahnesine taşınmadı. Almanya'nın kamu yayın kuruluşlarından ZDF de kısa süre önce Özil'in kariyerini, milli takım yıllarını ve 2018 sonrasında yaşanan gelişmeleri konu alan [video color="bg-primary"][/video] <a href="https://www.zdf.de/dokus/mesut-oezil-zu-gast-bei-freunden-100" rel="nofollow">üç bölümlük bir belgesel </a>yayımladı.</p>

<p>Hem tiyatro oyunu hem de belgesel, Mesut Özil'in hikâyesinin yalnızca bir futbolcunun kariyerinden ibaret olmadığını; Almanya'da göç, kimlik, entegrasyon ve toplumsal aidiyet tartışmalarının da önemli bir parçası haline geldiğini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>

<p><img alt="" height="800" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/erdo-34.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>

<p>Tartışmalar, Mayıs 2018'de Mesut Özil, İlkay Gündoğan ve Cenk Tosun'un Londra'da AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelmesiyle başladı. Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden kısa süre önce gerçekleşen görüşmede futbolcular Erdoğan'a imzalı formalar hediye etti.</p>

<p>Özellikle İlkay Gündoğan'ın formasına el yazısıyla yazdığı <strong>"Sayın Cumhurbaşkanıma büyük saygılarımla"</strong> notu Almanya'da yoğun eleştirilere neden oldu. Bazı siyasetçiler ve yorumcular, Almanya'da sık sık "diktatör" olarak nitelendirilen Erdoğan ile poz veren milli takım oyuncularının Alman Milli Takımı'nı temsil etmesinin sorgulanması gerektiğini savundu.</p>

<p>Görüşmenin ardından futbolcular uzun süre kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapmadı. Özil, sosyal medya hesabında yalnızca takım arkadaşları Gündoğan ve Tosun ile çekilmiş bir fotoğraf paylaşırken, Erdoğan'ın görüşmede yer aldığı fotoğrafları kendi hesabından yayımlamadı.</p>

<p>Ancak tartışmalar dinmedi. 2018 Dünya Kupası'nda Almanya'nın erken elenmesinin ardından eleştirilerin merkezine yerleşen Mesut Özil, daha sonra milli takımı bırakarak Alman Futbol Federasyonu'nu (DFB), medyayı ve sponsorları çifte standart uygulamakla suçladı.</p>

<p>Arsenal'li futbolcu Mesut Özil, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Erdoğan ile çektirdiği fotoğrafı savunarak "Bu saygının gereğidir, siyasi amacı yoktur" demişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SPOR, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/futbolun-otesinde-bir-hikaye-mesut-ozilin-yasami-tiyatro-sahnesinde</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/tiyatro-2.jpeg" type="image/jpeg" length="98560"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2026 FIFA Dünya Kupası: Almanya, Fildişi Sahili engelini Deniz Undav'ın iki golüyle aştı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/2026-fifa-dunya-kupasi-almanya-fildisi-sahili-engelini-deniz-undavin-iki-goluyle-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/2026-fifa-dunya-kupasi-almanya-fildisi-sahili-engelini-deniz-undavin-iki-goluyle-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 FIFA Dünya Kupası E Grubu ikinci maçında Almanya, geriye düştüğü karşılaşmada Fildişi Sahili'ni uzatma dakikalarında bulduğu golle 2-1 mağlup etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karşılaşmanın yıldızı, oyuna sonradan girerek attığı iki golle galibiyeti getiren Deniz Undav oldu. Alman basınının yanı sıra uluslararası medya da Undav'ı "kahraman", "süper joker" ve "kurtarıcı" olarak manşetlerine taşıdı.</strong></p>

<p>Toronto Stadı'nda oynanan mücadeleye Almanya etkili başlasa da ilk gol Fildişi Sahili'nden geldi. 30. dakikada Diomande'nin ortasında savunmadan dönen topu önünde bulan Franck Kessie, bekletmeden yaptığı vuruşla takımını 1-0 öne geçirdi.</p>

<p>İlk yarıyı geride kapatan Almanya, teknik direktör Julian Nagelsmann'ın hamleleriyle ikinci yarıda oyuna ağırlığını koydu.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/deniz-undav.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Deniz Undav oyuna girdi, maçın kaderi değişti</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Almanya'nın baskısı 68. dakikada sonuç verdi. Amiri'nin sağ taraftan ceza sahasına gönderdiği ortaya Deniz Undav bekletmeden vurdu ve topu ağlarla buluşturdu: 1-1.</p>

<p>Karşılaşmanın son bölümlerinde baskısını artıran Almanya, 90+4. dakikada Deniz Undav'ın golüyle öne geçerek sahadan 2-1 galip ayrıldı.</p>

<p>Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Almanya sahadan galibiyetle ayrıldı.</p>

<p>Bu sonuçla Almanya puanını 6'ya yükselterek son 16 turuna yükselmeyi garantilerken, Fildişi Sahili 3 puanda kaldı.</p>

<p><strong>Süper Lig'den beş futbolcu sahadaydı</strong></p>

<p>Karşılaşma, Süper Lig'de forma giyen futbolcular açısından da dikkat çekti. Fildişi Sahili adına mücadele eden Galatasaraylı Wilfried Singo, 82. dakikada sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kaldı.</p>

<p>Toplamda Süper Lig'de forma giyen beş futbolcu maçta süre aldı.</p>

<p><strong>Dünya basını: “Kahraman Undav”</strong></p>

<p>Almanya'nın geri dönüşüne ve Deniz Undav'ın performansına dünya basını geniş yer ayırdı.</p>

<p>İngiliz The Guardian gazetesi, “Undav Almanya'yı çukurdan çıkardı ve son dakika zaferini getirdi” yorumunu yaptı. The Sun ise karşılaşmayı turnuvanın en yoğun ve heyecanlı maçlarından biri olarak değerlendirirken, Undav'ı “süper joker” olarak tanımladı.</p>

<p>Daily Mail, teknik direktör Julian Nagelsmann'ın ikinci yarıdaki değişikliklerinin maçın kaderini değiştirdiğini yazarken, Almanya'nın son 16 turuna yükselmesini Undav'ın attığı iki gole bağladı.</p>

<p>Fransız L'Equipe, Almanya'nın 2014'ten bu yana ilk kez grup aşamasını geçmeyi garantilediğini vurgularken, mücadeleyi “gerçek bir savaş” olarak nitelendirdi.</p>

<p>İspanyol Marca gazetesi, “Undav Almanya'yı kaostan kurtardı” başlığını kullanırken, AS gazetesi ise “Undav, Klose gibi sahneye çıktı” yorumunu yaptı.</p>

<p>İtalyan La Gazzetta dello Sport, “Kahraman Undav oyuna girdi ve maçı çevirdi” derken, İsviçre'nin Blick gazetesi deneyimli forveti “Almanya'nın süper jokeri” olarak tanımladı.</p>

<p><strong>Almanya eleştirilere yanıt verdi</strong></p>

<p>2018 ve 2022 Dünya Kupalarında grup aşamasında elenen Almanya, bu galibiyetle turnuvaya güçlü bir dönüş sinyali verdi.</p>

<p>Son yıllarda büyük turnuvalarda yaşadığı hayal kırıklıklarının ardından yeniden iddialı bir görüntü çizen Alman Milli Takımı, Fildişi Sahili karşısında son ana kadar mücadeleyi bırakmayarak turnuvanın dikkat çeken ekiplerinden biri olacağını gösterdi.</p>

<p>Ve gecenin sonunda tüm manşetlerde aynı isim vardı: Deniz Undav.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, DÜNYA, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, SPOR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/2026-fifa-dunya-kupasi-almanya-fildisi-sahili-engelini-deniz-undavin-iki-goluyle-asti</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/deniz.jpg" type="image/jpeg" length="42637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sol Parti'de iki önemli gelişme: Gazze için soykırım kararı ve Jan van Aken’in vedası]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partide-iki-onemli-gelisme-gazze-icin-soykirim-karari-ve-jan-van-akenin-vedasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sol-partide-iki-onemli-gelisme-gazze-icin-soykirim-karari-ve-jan-van-akenin-vedasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın muhalefetteki Sol Partisi (Die Linke), İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonları resmen soykırım olarak nitelendirdi. Kurultayda kabul edilen kararda İsrail’in ve Filistin’in var olma hakkı savunulurken, antisemitizme karşı net tutum vurgulandı. Partinin eş genel başkanı Jan van Aken ise sağlık gerekçesiyle görevine veda etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Parti, Potsdam’da düzenlenen federal kurultayında kabul ettiği kararla, Gazze’de Filistinlilere yönelik uygulamaların uluslararası hukuk açısından soykırım olarak değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.</strong></p>

<p><strong>Kurultayda büyük çoğunlukla kabul edildi</strong></p>

<p>Kurultayda delegelerin büyük çoğunluğunun desteğiyle kabul edilen önergede, “Uluslararası kuruluşlar, insan hakları örgütleri ve çok sayıda uluslararası hukuk uzmanı Gazze’de Filistinlilere karşı bir soykırım yaşandığını ifade ediyor. Biz de bu değerlendirmeye katılıyoruz” denildi.</p>

<p><strong>Parti içindeki tartışmalı konuda uzlaşma sağlandı</strong></p>

<p>İsrail-Filistin meselesi, Sol Parti içinde uzun süredir görüş ayrılıklarına yol açan başlıklardan biri olarak öne çıkıyordu. Parti yönetimi, günler süren müzakerelerin ardından hazırlanan metnin bir uzlaşı belgesi olduğunu vurgularken, daha sert ifadeler içeren alternatif önerge delegeler tarafından reddedildi.</p>

<p>Kararın kabul edilmesiyle birlikte Sol Parti, Gazze’deki savaş konusunda şimdiye kadarki en net siyasi tutumlarından birini ortaya koymuş oldu.</p>

<p><strong>“İsrail’in de Filistin’in de var olma hakkını savunuyoruz”</strong></p>

<p>Kurultayda kabul edilen metinde, İsrail devletinin var olma hakkına açık destek verildi. Kararda, “Yahudiler için bir güvenli yaşam alanı olarak İsrail devletinin özel bir tarihsel ve güncel önemi bulunmaktadır” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Aynı metinde Filistin halkının hakları da vurgulanarak, <strong>“Filistin’in var olma hakkını ve Filistin’de yaşayan tüm insanların eşit haklara sahip olmasını savunuyoruz”</strong> denildi.</p>

<p>Parti, Ortadoğu sorununda iki devletli çözüm perspektifini desteklediğini de yineledi.</p>

<p><strong>Antisemitizme karşı net tavır</strong></p>

<p>Sol Parti, karar metninde antisemitizme karşı tutumunu da açık biçimde ortaya koydu. Almanya’daki Yahudi yaşamının korunmasının parti açısından temel bir ilke olduğu belirtilirken, dünya genelinde Yahudilere, İsraillilere ve İsrail kurumlarına yönelik saldırılar kınandı.</p>

<p>Kararda, <strong>“Yahudi ve İsrailli insanlara yönelik terör kampanyalarını mahkûm ediyoruz. Antisemitizmi ve Yahudi düşmanlığını hiçbir koşulda tolere etmeyeceğiz” </strong>ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>Parti ayrıca Almanya’da yaşayan Filistinlilerin güvenliğinin ve haklarının da korunması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Jan van Aken görevini bıraktı, yerine Luigi Pantisano seçildi</strong></p>

<p>Kurultayın ikinci gününde parti yönetiminde de önemli bir değişiklik yaşandı. Yaklaşık iki yıldır Sol Parti'nin eş başkanlığını yürüten 65 yaşındaki Jan van Aken, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden ayrıldı.</p>

<p><img alt="" height="534" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/aken.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Delegeler tarafından uzun süre alkışlanan van Aken, veda konuşmasında Sol Parti'nin Almanya'da yüzde 20-25 oy potansiyeline sahip bir "sosyalist halk partisi" haline gelebileceğini savundu. "Bu bir hayal değil, bir görevdir" diyen van Aken, partinin son dönemdeki yükselişine dikkat çekti.</p>

<p>Van Aken'in yerine Federal Meclis'te Sol Parti Grup Başkanvekilliği görevini yürüten 46 yaşındaki Luigi Pantisano seçildi. Pantisano, kurultayda yaptığı konuşmada Friedrich Merz hükümetinin sosyal politikalarını sert sözlerle eleştirerek, işçi sınıfının yeniden Sol Parti saflarında örgütlenmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Partinin diğer eş başkanı Ines Schwerdtner ise yeniden güven tazeledi. Schwerdtner, kurultay boyunca hem antisemitizme karşı net bir tutum alınması hem de Gazze'deki insani felaket konusunda ortak bir çizginin korunması çağrısında bulundu.</p>

<p>Son dönemde hızlı bir büyüme yaşayan Sol Parti'nin üye sayısının 126 bine ulaştığı belirtilirken, parti yönetimi önümüzdeki yıllarda bu sayıyı 200 bine çıkarmayı hedeflediğini açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partide-iki-onemli-gelisme-gazze-icin-soykirim-karari-ve-jan-van-akenin-vedasi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/die-linke-4.JPG" type="image/jpeg" length="46179"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'da meslek yasağı tartışması: Memur adaylarına güvenlik soruşturması]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-meslek-yasagi-tartismasi-memur-adaylarina-guvenlik-sorusturmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-meslek-yasagi-tartismasi-memur-adaylarina-guvenlik-sorusturmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamburg Eyalet Meclisi, kamu kurumlarında çalışmak isteyenlerin Anayasaya bağlılığının iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Teşkilatı (Verfassungsschutz) tarafından kontrol edilmesini öngören tartışmalı düzenlemeyi kabul etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karar, sendikalar, gençlik örgütleri ve muhalefet partileri tarafından "meslek yasaklarının geri dönüşü" olarak değerlendirilirken, Almanya'da uzun yıllardır süren demokratik haklar ve devlet güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p><strong>Kamu hizmetine girişte istihbarat incelemesi</strong></p>

<p>Hamburg Eyalet Meclisi'nde yapılan açık oylamada düzenleme 85'e karşı 25 oyla kabul edildi. SPD ve Yeşiller koalisyonunun yanı sıra muhalefetteki merkez sağ Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) de yasaya destek verdi.</p>

<p>Yeni uygulamaya göre kamu kurumlarında işe alınacak veya terfi ettirilecek kişiler hakkında Anayasayı Koruma Teşkilatı (Verfassungsschutz) tarafından rutin inceleme yapılacak. İstihbarat kurumu yalnızca aday hakkında bilgi bulunup bulunmadığını değil, eldeki bilgilerin içeriğini de ilgili kuruma iletecek.</p>

<p><img alt="" height="324" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/andy-grot.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="576" /></p>

<p>Hamburg İçişleri Senatörü Andy Grote (SPD), düzenlemeyi savunarak şunları söyledi:</p>

<p>"Demokratik devletimiz, onun için çalışanlar anayasal düzenin zemininde durmuyorsa var olamaz."</p>

<p>Grote, son yıllarda özellikle okullarda olmak üzere yaklaşık 50 kişinin işe alındıktan sonra aşırılıkçı bağlantılarının tespit edildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Karar, 1970'li yılların meslek yasaklarını hatırlattı</strong></p>

<p>Eleştirmenler, yeni düzenlemenin 1972 yılında kabul edilen Radikal Kararnamesi'ni (Radikalenerlass) ve sonrasında uygulanan meslek yasaklarını hatırlattığını belirtti.</p>

<p>Karar en sert eleştirileri Sol Parti'den aldı.</p>

<p>Die Linke'nin içişleri sözcüsü Deniz Çelik, düzenlemenin kamu çalışanı adaylarını siyasi bir genel şüphe altında bıraktığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p>"Demokrasiyi gerçekten korumak isteyenler baskı ve gözdağı ortamı yaratmaz."</p>

<p>Çelik, uygulamanın 1970'li yıllarda binlerce kişinin kamu hizmetinden dışlanmasına yol açan Radikalenerlass'ın günümüzdeki karşılığı olduğunu savundu.</p>

<p>Çelik, kararın fiilen Verfassungsschutz'u kamu hizmetinin "siyasi kapı bekçisi" haline getirdiğini öne sürüyor.</p>

<p><strong>Jusos, Yeşiller Gençliği ve sendikalardan tepki</strong></p>

<p>Yasaya yalnızca Sol Parti değil, SPD'nin gençlik örgütü Jusos ile Yeşiller Gençliği de karşı çıktı.</p>

<p>Her iki örgüt de düzenlemeyi "tarihsel bir hata" olarak nitelendirirken, Hamburg'daki çok sayıda demokratik kitle örgütüyle birlikte geri çekilmesini talep etti.</p>

<p>Karar öncesinde Eğitim ve Bilim Sendikası (GEW) ile Birleşik Hizmetler Sendikası (ver.di), düzenlemeye karşı çıkarak protesto gösterilerine destek verdi. GEW ile ver.di, uygulamanın kamu çalışanı adaylarını genel şüphe altında bıraktığını belirterek buna tepki gösterdi.</p>

<p><img alt="" height="535" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/demo1-9.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Hamburg Meslek Yasaklarına Karşı İnisiyatifi, Jusos, Yeşiller Gençliği ve çeşitli öğrenci örgütlerinin çağrısıyla yüzlerce kişi Hamburg kent merkezinde gösteri düzenledi.</p>

<p>Göstericiler, kamu görevine başvuracak herkesin istihbarat incelemesinden geçirilmesinin temel demokratik haklarla bağdaşmadığını savundu.</p>

<p><strong>Hukukçular: Ölçütler belirsiz</strong></p>

<p>Yasa tasarısı hakkında görüş bildiren bazı hukukçular da düzenlemeyi eleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, "anayasal sadakat" kavramının yeterince açık tanımlanmadığını ve uygulamanın keyfi sonuçlar doğurabileceğini belirtti.</p>

<p>Eleştiriler arasında, Verfassungsschutz raporlarında adı geçen bazı demokratik sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerine katılmanın dahi gelecekte işe alımlarda sorun yaratabileceği yönündeki kaygılar da yer aldı.</p>

<p>Eleştirmenler ayrıca, ileride bazı eyaletlerde aşırı sağcı partilerin içişleri bakanlıklarını kontrol etmesi halinde istihbarat veri tabanlarının siyasi amaçlarla kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Tarihsel tartışma yeniden alevlendi</strong></p>

<p>Düzenleme Almanya'da 1972 yılında yürürlüğe giren ve kamu çalışanlarının siyasi görüşleri nedeniyle görevden uzaklaştırılmasına veya işe alınmamasına yol açan Radikal Kararname (Radikalenerlass) uygulamasını yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>Hamburg Eyalet Meclisi Başkanı Carola Veit (SPD), 2022 yılında bu uygulamanın mağdurlarından resmî olarak özür dilemişti.</p>

<p>Eski Yeşiller milletvekili Hans-Peter de Lorent de yeni düzenlemenin geçmişteki meslek yasaklarını hatırlattığını belirterek, Hamburg'un yeniden bu yönde öncü rol üstlenmesini "vahim bir hata" olarak değerlendirdi.</p>

<p><strong>Yasa 2031'de yeniden gözden geçirilecek</strong></p>

<p>SPD ve Yeşiller, eleştiriler üzerine taslakta bazı değişiklikler yaptı. Buna göre Verfassungsschutz, adaylar hakkında doğrudan "anayasal sadakatsizlik" değerlendirmesi yapmak yerine, yalnızca personel kararı açısından önemli olabilecek bilgileri aktaracak.</p>

<p>Yasaya ayrıca bir süre sınırlaması da eklendi. Mevcut düzenlemeye göre yasa, yeni bir karar alınmaması halinde 31 Temmuz 2031 tarihinde yürürlükten kalkacak.</p>

<p>Ancak sendikalar ve demokratik kitle örgütleri, düzenlemenin geri çekilmesi için mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı. Böylece Hamburg'da başlayan tartışmanın önümüzdeki dönemde Almanya genelinde de etkili olması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÜNDEM, HAMBURG, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-meslek-yasagi-tartismasi-memur-adaylarina-guvenlik-sorusturmasi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 08:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/demo0.JPG" type="image/jpeg" length="73011"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alman istihbaratından MİT raporu: Berlin'de yoğun faaliyet iddiası]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/alman-istihbaratindan-mit-raporu-berlinde-yogun-faaliyet-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/alman-istihbaratindan-mit-raporu-berlinde-yogun-faaliyet-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Berlin Eyaleti İç İstihbarat Teşkilatı (LfV Berlin), yayımladığı yıllık raporda Türkiye'nin Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) Almanya'nın başkenti Berlin'deki faaliyetlerine geniş yer verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Raporda, MİT'in yalnızca diplomatik temsilciliklerde görev yapan ve resmî olarak beyan edilmiş istihbarat personeliyle değil, aynı zamanda kimlikleri açıklanmayan çok sayıda elemanıyla da Berlin'de aktif olduğu ve yoğun istihbarat faaliyetleri yürüttüğü belirtildi.</strong></p>

<p>Süheyla KAPLAN</p>

<p>MİT'in "kapsamlı yürütme ve uygulama yetkilerine sahip olduğu" vurgulanan raporda, teşkilatın "Türk güvenlik mimarisinin merkezi unsurlarından biri" olduğu ifade edildi. Alman istihbaratına göre MİT'in öncelikli hedefleri arasında PKK ve örgütle bağlantılı yapılar yer alırken, "Gülen Hareketi" mensupları olarak tanımlanan kişiler ile diğer rejim muhaliflerinin de takip ve istihbarat faaliyetlerinin kapsamına girdiği kaydedildi.</p>

<p>Raporda ayrıca, MİT bünyesinde kurulan Milli İstihbarat Akademisi'ne de dikkat çekilirken, teşkilatın bilgi toplama faaliyetleri kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletine ve hükümetine bağlı Türk vatandaşları ile Türk kökenli kişilerin desteğini aktif biçimde kazanmaya çalıştığı öne sürüldü.</p>

<p>Alman iç istihbaratının değerlendirmesine göre, MİT'in internet sitesinde yer alan bilgi paylaşım formu, Türk devletince tehdit veya düşman olarak görülen kişi ve kuruluşların ihbar edilmesine olanak sağlıyor. Raporda, bu tür ihbarların sonucunda ilgili kişilerin Türkiye'ye giriş veya çıkışlarında pasaport kontrolleri sırasında çeşitli kısıtlayıcı tedbirlerle karşılaşabileceği, hatta bazı durumlarda terör propagandası suçlamalarına maruz kalabileceği iddia edildi.</p>

<p><strong>PKK ve DHKP-C değerlendirmesi</strong></p>

<p>Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın raporunda Almanya'da faaliyetleri yasak olan PKK ve DHKP-C hakkında da dikkat çekici bilgiler yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rapora göre Berlin'de yaklaşık 1.100 PKK, 30 ise DHKP-C destekçisi bulunuyor. Alman istihbaratı, PKK'nın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan süreç kapsamında silahlı mücadeleyi sonlandırdığı ve örgütsel yapısını feshettiği yönündeki açıklamalarına rağmen, Berlin'deki destekçilerin örgütün terör faaliyetlerinden uzaklaştığına dair somut bir işaret gözlemlenmediğini belirtti.</p>

<p>Ayrıca raporda, Berlin'deki PKK destekçilerinin barış sürecine katılıp katılmayacaklarının henüz netlik kazanmadığı ifade edildi.</p>

<p>"Aşırı solcu ve terörist örgüt" olarak nitelendirilen DHKP-C'nin ise Berlin'de özellikle İsrail karşıtı gösterilerde ve Mısır'ın Berlin Büyükelçiliği önünde gerçekleştirilen açlık grevi eylemlerinde görünür olduğu kaydedildi.</p>

<p><strong>Türk milliyetçi akımları da izleniyor</strong></p>

<p>Alman iç istihbaratı, Türkiye kökenli aşırı milliyetçi yapılanmaları da yakın takibe aldığını raporunda ortaya koydu.</p>

<p>İzlenen hareketler arasında yer alan Ülkücü Hareket, raporda "aşırı sağcı, milliyetçi ve şiddet eğilimli" olarak tanımlanırken, Berlin'de yaklaşık 460 destekçisinin bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Hareketin ideolojisinin aşırı milliyetçilik temelinde şekillendiği, diğer etnik gruplar, uluslar ve dini topluluklara karşı üstünlük iddiası taşıdığı ileri sürüldü. Raporda ayrıca ırkçı ve antisemitik söylemlerin hareketin ideolojik yapısının bir parçası olduğu değerlendirmesine yer verildi.</p>

<p>Alman istihbaratı, Ülkücü Hareket dışında faaliyet gösteren bazı Türk kökenli aşırı sağcı grupların da sosyal medya üzerinden Türkiye'yi eleştiren siyasetçilere, gazetecilere, Kürt grupların destekçilerine, Yahudilere ve İsrail'e yönelik propaganda faaliyetleri yürüttüğünü öne sürdü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/alman-istihbaratindan-mit-raporu-berlinde-yogun-faaliyet-iddiasi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/f-5.jpg" type="image/jpeg" length="52513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Köln Konsolosluğu işgalcilerinden İbrahim Çetin sonsuzluğa uğurlanacak]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/koln-konsoloslugu-isgalcilerinden-ibrahim-cetin-sonsuzluga-ugurlanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/koln-konsoloslugu-isgalcilerinden-ibrahim-cetin-sonsuzluga-ugurlanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 Kasım 1982’de Köln Başkonsolosluğu’nun işgal eylemine katılan 10 devrimciden biri olan İbrahim Çetin, Almanya’nın Hamburg kentinde yaşamını yitirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir süredir kan kanseri tedavisi gören Çetin’in ölümü, dostları ve mücadele arkadaşları arasında üzüntü yarattı.</strong></p>

<p>Uzun yıllardır Almanya'nın Hamburg kentinde yaşayan İbrahim Çetin, 15 Haziran 2026 tarihinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. 70 yaşındaki Çetin’in, mart ayından bu yana Hamburg-Altona’daki Othmarschen Hastanesi’nde kan kanseri nedeniyle tedavi gördüğü belirtildi.</p>

<p>Ailesi ve yakın çevresinden edinilen bilgilere göre, Çetin için düzenlenecek cenaze töreni 19 Haziran Cuma günü saat 11.30’da Friedhof Diebsteich’ta (Altona) gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>1982 Köln Konsolosluğu işgalinin eylemcilerinden</strong></p>

<p>Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, İbrahim Çetin’in 3 Kasım 1982 tarihinde Köln Başkonsolosluğu’nun işgal edilmesi eylemine katılan 10 devrimciden biri olduğu hatırlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6 Nisan 1956’da Elbistan’da doğan Çetin’in, 12 Eylül öncesinde Osmaniye’de yaşadığı ve dönemin siyasal gelişmelerinden etkilenerek devrimci mücadeleye yöneldiği ifade edildi.</p>

<p><img alt="" height="1132" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/afis-9.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Mücadele arkadaşlarından veda</strong></p>

<p>Çetin’in mücadele arkadaşlarından Ceyhun Kılınç tarafından sosyal medyada yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Mart ayından bu yana kanser tedavisi gören İbrahim Çetin’i dün gece Hamburg’da kaybettik. Acımız büyük. Başta ailesi ve yakınları olmak üzere tüm dostlarının başı sağ olsun.”</p>

<p>Paylaşımda ayrıca İbrahim Çetin’in yaşam öyküsüne de yer verilerek, 12 Eylül askeri darbesinin ardından Kenan Evren döneminde gerçekleştirilen anayasa referandumuna karşı 3 Kasım 1982 tarihinde “NATO demokrasisine hayır” pankartıyla Köln Başkonsolosluğu’nun 16 saat süreyle işgal edilmesi eylemine katıldığı hatırlatıldı.</p>

<p><img alt="" height="376" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/facebook-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="504" /></p>

<p>Uzun yıllardır sürgünde yaşayan ve üç çocuk babası olan İbrahim Çetin, dostları ve mücadele arkadaşları tarafından son yolculuğuna uğurlanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, HAMBURG, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/koln-konsoloslugu-isgalcilerinden-ibrahim-cetin-sonsuzluga-ugurlanacak</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/ibo.jpg" type="image/jpeg" length="68131"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamburg'da Dersim Tertele Konferansı: Parlamento ve Üniversitede iki günlük buluşma]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-dersim-tertele-konferansi-parlamento-ve-universitede-iki-gunluk-bulusma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-dersim-tertele-konferansi-parlamento-ve-universitede-iki-gunluk-bulusma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dersim Tertelesi'nden geriye kalan hafıza, adalet talebi ve yüzleşme arayışı Hamburg'da uluslararası bir konferansın odağındaydı. Hamburg Parlamentosu ve Hamburg Üniversitesi'nde gerçekleştirilen iki günlük etkinlikte, akademisyenler ve uzmanlar Dersim'i tarihsel, hukuksal ve toplumsal boyutlarıyla ele aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“21. Yüzyılda Tertele, Alevilik ve Dersim: Soykırım Sonrası Toplumlarda Hafıza, Adalet ve Kimlik” başlıklı konferans iki gün sürdü.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>12–13 Haziran 2026 tarihlerinde Hamburg’da düzenlenen uluslararası konferansta; Dersim Tertelesi, Alevilik, kolektif hafıza, travma, yüzleşme, adalet ve kimlik meselelerini akademik, hukuksal, tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla ele alan sunumlar yapıldı; resim ve fotoğraf sergisi ile film gösterimi gerçekleştirildi. Konferansın oturumları Hamburg Rathaus ve Hamburg Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.</p>

<p><strong><img alt="" height="469" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un1-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>“21. Yüzyılda Tertele, Alevilik ve Dersim: Soykırım Sonrası Toplumlarda Hafıza, Adalet ve Kimlik” başlıklı konferans; Dersim Soykırımı üzerine çalışan akademisyenleri, araştırmacıları, hukukçuları, sanatçıları, insan hakları savunucularını ve çok sayıda duyarlı insanı bir araya getirdi.</p>

<p>İki gün süren etkinlik; Die Linke Hamburg Fraksiyonu ve Hamburg Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, der Landeszentrale für politische Bildung Hamburg (Hamburg Eyaleti Politik Eğitim Merkezi) ve Stiftung Alevitische Gemeinde Hamburg’un desteğiyle; Tertele: Dersim Genocide Institute girişimi, AABF Kuzey Bölge Temsilciliği, Bergedorf Alevi Kültür Merkezi ve Hamburg Hakevi tarafından organize edildi.</p>

<p><strong>Açılış Hamburg Eyalet Parlamentosu’nda (Rathaus) Gerçekleşti</strong></p>

<p>Sunuculuğunu Nevin Sevük’ün üstlendiği ve forum biçiminde organize edilen etkinlik; milletvekilleri, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve sanatçılar tarafından ilgiyle takip edildi.</p>

<p><img alt="" height="337" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/12.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="696" /></p>

<p>Açılış konuşması Dr. Sabine Ritter (Die Linke Hamburg) tarafından yapıldı. Ritter, Dersim Tertelesi’nin Almanya’da ve Avrupa’da tanınması gerektiğine, partisinin bu konuda duyarlı olduğuna ve bu alandaki çalışmaları destekleyeceklerine vurgu yaptı.</p>

<p>Konferansın organizatörlerinden biri olan Tertele: Dersim Genocide Institute girişimi adına katılımcıları selamlayan Dr. Aras Ergüneş ise Dersim Tertele çalışmalarının akademik, siyasal ve hukuksal alanda sistematik bir çalışma ile ele alınmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Der Landeszentrale für politische Bildung Hamburg adına konuşan Eike Pockrandt, diğer soykırımlarla birlikte Dersim Tertelesi mağdurlarını desteklemenin önemine değindi. Soykırım, göç ve insan hakları konusunda yapılan çalışmaları desteklemenin ve soykırım mağdurlarıyla dayanışmanın iyileşme süreci açısından önemini anlattı.</p>

<p><img alt="" height="563" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/8-4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Konferansın organizatörlerinden biri olan AABF Kuzey Bölge Temsilciliği adına konuşan Elif Duman ise Alevilerin tarih boyunca yaşadığı katliam ve soykırımları, Dersim Tertelesi’nin Alevi toplumu açısından önemini ve Hamburg Parlamentosu’nda Tertele’nin konuşuluyor olmasının kendisinde yarattığı duyguları paylaştı.</p>

<p></p>

<p>Ardından Dr. Yılmaz Kahraman’ın moderatörlüğünde gerçekleşen açık forumda; Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan, Prof. Dr. Şefik Tagay, Prof. Dr. Bülent Bilmez, yönetmen Nezahat Gündoğan, yazar Cemal Taş ve uluslararası hukuk uzmanı Rojda Arslan gibi isimler; soykırım sonrası toplumlarda hafıza inşası, travma, yüzleşme, onarıcı adalet, tanınma stratejileri ve Tertelenin uluslararası hukuk açısından önemi üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Cemal Taş’ın Kirmanckî/Zazakî sunumu, özellikle bir ilk olması itibarıyla önemle not edildi.</p>

<p><strong>Hamburg Üniversitesi’nde Akademik Oturumlar, Resim ve Fotoğraf Sergisi ile Film Gösterimi</strong></p>

<p>Nevin Sevük’ün sunuculuğunda 13 Haziran 2026 tarihinde saat 09.30’da başlayıp 18.00’e kadar süren konferans programında, Dersim Tertelesi’nin tarihsel, siyasal, hukuksal, toplumsal ve kültürel boyutları çok disiplinli bir perspektifle ele alınarak sunumlar yapıldı.</p>

<p><img alt="" height="247" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/7-15.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Hamburg Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen programın bu bölümünde üniversite ve diğer organizasyon partnerleri adına selamlama konuşmaları yapıldı.</p>

<p>Soykırımların kavramsal çerçevesi ve Dersim Tertelesi bağlamında açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Taner Akçam, Dersim Tertelesi’ni anlayabilmek için 1870’lerden başlayıp 1915 ile devam eden Hristiyan toplulukların yok edilmesi politikalarını anlamanın önemine dikkat çekti. İkinci dalga olarak Koçgiri ile başlayıp 1940’ların sonuna kadar devam eden soykırım politikalarının ilişkisi üzerine geniş bir sunum yaptı ve uluslararası boyuta dikkat çekti. Ayrıca Dersim 1937–38 sürecinin yalnızca askerî bir operasyon olarak değil; nüfus mühendisliği, zorunlu iskân, sürgün ve kültürel tasfiye politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti ve katliama ilişkin yeni belgeler paylaştı.</p>

<p><strong>Birinci Oturum: Kavramsal, Tarihsel ve Hukuksal Çerçeve</strong></p>

<p>Moderatörlüğünü Dr. Aras Ergüneş’in üstlendiği oturumda; Prof. Dr. Bülent Bilmez, Dersim Tertelesi tartışmalarında tanımlamanın ve bunun nasıl ele alınması gerektiğinin önemine değinerek “katliam”, “kırım”, “soykırım” ve “Tertele” kavramlarının yanı sıra devletin “isyan” tezini de değerlendirdi.</p>

<p><img alt="" height="466" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/p1-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Uluslararası hukuk uzmanı Rojda Arslan, Dersim Tertelesi’ni uluslararası soykırım hukuku çerçevesinde değerlendirerek devletin bir topluma yönelik inanç ve etnik kimlik nedeniyle yok etme ve homojenleştirme politikaları üzerinde durdu.</p>

<p>Dr. Yılmaz Kahraman ise soykırımlar, Tertele ve benzeri konular bağlamında Osmanlı’dan Cumhuriyet’e genel olarak Alevilerin ve özel olarak Dersimlilerin maruz kaldığı kimlik sorununa dair değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>İkinci Oturum: Cumhuriyet, İnkâr ve Bellek</strong></p>

<p>Moderatörlüğünü Nevin Sevük’ün yaptığı oturumda; Prof. Dr. Hatice Keneş Çoban, soykırımlar öncesi ve sonrası hedef seçilen toplumsal gruplara yönelik ırkçılığın ve nefretin gündelik yaşam, dil ve söylem aracılığıyla nasıl üretildiğini anlattı. “Yeni ırkçılık” kavramı üzerinde durarak bu alandaki çalışmaların önemine dikkat çekti.</p>

<p><img alt="" height="386" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/p2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="625" /></p>

<p>Yazar Haydar Beltan ise Dersim Tertelesi sonrası toplumun hafızayı nasıl oluşturduğunu, taşıdığını ve kuşaklar arasında nasıl aktardığını ağıtlar üzerinden anlattı. Ağıtların, soykırım yaşamış toplumların çığlığı olarak kavramsallaştırılmasının hafıza çalışmalarında önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. Dersimli ozan Weliyê Wuşênê İmamî’nin “Vah Vah Vah” ağıtının analizini yaptı.</p>

<p><img alt="" height="490" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un1-2-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Dersim Tertelesi’nin bir İslamlaştırma ve Türkleştirme politikasının ürünü olduğunu söyleyen yazar Kazım Gündoğan ise 16. yüzyıldan başlayan Kızılbaş toplulukların İslamlaştırılması ve uluslaşma süreciyle diğer etnik kimliklerin Türkleştirilmesi politikalarını ele aldı. Osmanlı, İttihat ve Terakki ile Cumhuriyet arasındaki devlet aklı sürekliliğini anlattı. 1915 Ermeni, Süryani ve Rum soykırımları ile 1925 Şark Islahat Planı ve 1937/38 Dersim Tertelesi arasındaki ideolojik ve politik sürekliliğe dikkat çekti.</p>

<p><strong>Üçüncü Oturum: Kimlik, Travma ve Toplumsal Cinsiyet</strong></p>

<p>Moderatörlüğünü Selda Akbayır’ın yaptığı son oturumda Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan; soykırım, savaş, sürgün ve kitlesel şiddetin toplumlarda kuşaklar boyunca aktarılan travmalar yarattığını belirtti. Ezidiler ve Dersimliler başta olmak üzere soykırım mağdurlarıyla yaptığı çalışmalardan örnekler verdi. Hafıza ve adalet mekanizmalarının iyileşme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olduğuna işaret ederek bu alandaki çalışmaların önemine değindi.</p>

<p><img alt="" height="486" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/6a.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Soykırımlar ve göç travmaları uzmanı Prof. Dr. Şefik Tagay ise Ezidi toplumunun IŞİD ve tarihsel fermanlar nedeniyle yaşadığı soykırım travmaları ile bunun kimlik üzerindeki etkileri hakkında konuştu. Yaptığı çalışmalardan örnekler verdi.</p>

<p>Göçlerle taşınan soykırım belleği ve kuşaklararası travmanın oluşumu ve aktarımı konusunda sunum yapan Prof. Dr. Gülnaz Karatay, saha çalışmalarından elde ettiği verilerle Dersim Tertelesi’nin ikinci ve üçüncü kuşaklara aktarımını değerlendirdi. Tertelenin Dersim toplumu üzerindeki güncel travmatik etkileri üzerine de görüşlerini paylaşarak çözüm konusunda önerilerde bulundu.</p>

<p><img alt="" height="680" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/a5.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Yönetmen Nezahat Gündoğan ise “Almanya’dan Dersim’e ve Dersim’in Kayıp Kızları’na Bakmak” başlıklı sunumunda, soykırımlar literatüründe “bir topluluğun çocuklarının zorla başka bir topluma nakledilmesi” uygulamasının Dersim’de kız çocukları üzerinden nasıl gerçekleştiğini anlattı. Benzer politikaların Naziler döneminde, başta Almanya olmak üzere başka soykırımcı rejimlerdeki uygulamalarına ilişkin karşılaştırmalı bir sunum yaptı.</p>

<p><img alt="" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un-8-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Konferansın sanatsal bölümünde ise yönetmenliğini Nezahat Gündoğan’ın yaptığı, travma, hatırlama ve yüzleşme temalı <i>Hay Way Zaman</i> isimli belgesel film gösterildi. Salonda duygusal anlar yaşandı.</p>

<p><img alt="" height="403" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/u2-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="589" /></p>

<p>Ayrıca ressam Aslı Filiz’in “Dersim’in Kayıp Kızları” başlıklı resim sergisi ile Dersim Tertelesi dönemine ait fotoğraf sergisi büyük ilgi gördü.</p>

<p><img alt="" height="400" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/un4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Türkçe ve Almanca gerçekleştirilen konferansta yalnızca geçmiş konuşulmadı; bugün ve gelecek bağlamında hafıza, hakikat, adalet, yüzleşme ve iyileşme için ortak, demokratik bir gelecek inşa etme vurgusuyla program tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/hamburgda-dersim-tertele-konferansi-parlamento-ve-universitede-iki-gunluk-bulusma</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 03:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/a1-2.jpeg" type="image/jpeg" length="61303"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emek, demokrasi ve Dersim mücadelesinin öncülerinden Hüseyin Kenan Aydın'a son görev]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/emek-demokrasi-ve-dersim-mucadelesinin-onculerinden-huseyin-kenan-aydina-son-gorev</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/emek-demokrasi-ve-dersim-mucadelesinin-onculerinden-huseyin-kenan-aydina-son-gorev" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emek, demokrasi, eşitlik ve insan hakları mücadelesinin önemli isimlerinden, eski Alman Federal Meclisi (Bundestag) milletvekili, Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG) Başkanı Hüseyin Kenan Aydın, 12 Haziran 2026 tarihinde Moers Bethanien Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hüseyin Kenan Aydın için Kuzey Duisburg Alevi Toplumu Derneği’nde taziye erkânı düzenlendi.</strong></p>

<p><strong>Fatih ÇİMEN / Duisburg</strong></p>

<p>Taziyeleri, merhumun eşi Aynur Aydın ve oğlu Cihan Aydın kabul etti. Taziye erkânına Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek, Sol Parti Federal Meclis Milletvekili Mirze Ediz, Dersim Yazarlar Birliği adına Nurettin Aslan, Dersim Kültür ve Tarih Merkezi Başkan Yardımcısı Ahmet Canpolat, Avrupa Parlamentosu Sol Parti Milletvekili ve AABF Denetleme Kurulu Üyesi Desman Togay, AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, Erkan Kocalar, Dr. İsmail Küpeli, sosyal bilimler araştırmacısı Prof. Dr. Christian Gudehus ve Kuzey Duisburg Alevi Toplumu Derneği Başkanı Düzgün Küçükdoğan ile çok sayıda dostu, seveni ve aile yakını katıldı.</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-143.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşamı boyunca emekçilerin, göçmenlerin, Alevilerin ve Dersim halkının sesi olan Hüseyin Kenan Aydın, geride onurlu bir mücadele, saygın bir yaşam ve unutulmayacak hizmetler bıraktı.</p>

<p>Taziye programı kapsamında, Hüseyin Kenan Aydın’ın anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun ardından Kuzey Duisburg Alevi Toplumu Derneği Başkanı Düzgün Küçükdoğan bir konuşma yaptı.</p>

<p><strong>Küçükdoğan konuşmasında şunları söyledi:</strong></p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/3-71.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>“Duisburg’un ve Almanya’nın önemli değerlerinden biri olan Hüseyin Kenan Aydın’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Uzun yıllar IG Metall sendikasında işçi temsilciliği yaptı. Yaşamı boyunca emekçilerin, göçmenlerin, Alevilerin ve Dersim halkının sesi oldu. Geride onurlu bir mücadele, saygın bir yaşam ve unutulmayacak hizmetler bıraktı.”</p>

<p><strong>AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek ise Türkçe ve Zazaca yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p>“Dersim, yiğit bir evladını kaybetti. Hüseyin hem inancına hem de memleketine büyük bir sevgiyle bağlıydı. Bizlere düşen görev, ailesiyle dayanışmayı büyütmektir. Hepimizin döneceği yer Hakk’ın huzurudur. Alevi-Kızılbaş inancında ölüm diye bir kavram yoktur. Hüseyin Kenan Aydın’ın ruhu bedeninden ayrılmış olabilir; ancak anıları, mücadelesi ve insanlığı gönüllerimizde yaşamaya devam edecektir. Onu kendi anadilimizle uğurlamak istiyoruz.”</p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/4-60.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Dersim Yazarlar Birliği adına konuşan Nurettin Aslan ise duygularını şu sözlerle dile getirdi:</strong></p>

<p>“Onu anlatmaya kelimeler yetmez. Aramızdan ayrıldığını öğrendiğimde sosyal medyada bir paylaşım dikkatimi çekti: ‘Dersim’in beli kırıldı.’ Bazı insanlar uzun yaşar, bazıları kısa. Ancak bazıları kısa ömürlerine birçok hayat sığdırır. Hüseyin Kenan Aydın da 64 yıllık yaşamına sayısız mücadele ve başarı sığdırdı. İşçi sınıfının ve ezilenlerin sesi oldu. Milletvekili olarak haksızlıkların karşısında durdu. Yorgundu ama mutluydu. Yüreğimizde büyük bir acı bıraktı. Şimdi onu Remzi Aydın’ın yanına uğurluyoruz. Hüseyin abi, sen milyonlarca yıl yaşadın; yüreğimizde de milyonlarca yıl yaşamaya devam edeceksin.”</p>

<p>Almanya Sol Parti Federal Meclis Milletvekili Mirze Ediz de yaptığı konuşmada, Hüseyin Kenan Aydın ile yıllarca sendikal ve siyasi mücadelede omuz omuza çalıştıklarını belirterek onun toplumsal mücadeleye yaptığı katkıları anlattı.</p>

<p><strong>Dersim Tarih ve Kültür Merkezi adına konuşan Yaşar Kaya ise şunları söyledi:</strong></p>

<p>“Geçtiğimiz pazartesi günü yaptığımız toplantıda Hüseyin Kenan Aydın, ‘Tedavi olmam gerekiyor. Bu nedenle yaklaşık altı ay boyunca başkanlık görevimi sürdüremeyeceğim. Ancak projelerimizin içinde olmaya ve çalışmaları takip etmeye devam edeceğim’ demişti. Meğer bu sözler bir vedaymış. Hüseyin bizi bırakıp gidiyor. Zazaca/Kırmancki diliyle uğurlar olsun. Nurlar içinde uyusun.”</p>

<p><strong>İmam Esen de konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:</strong></p>

<p>“Dersim bugün çok önemli bir değerini kaybetti. Hüseyin Kenan Aydın, insan haklarına, özgürlüğe ve eşitliğe inanan bir sosyalistti. Dil, din ve ırk ayrımı yapmaksızın her zaman emekçilerin yanında yer aldı, onların sorunlarına çözüm üretmeye çalıştı. Kendisini sosyalist değerlerin onurlu bir temsilcisi olarak saygıyla anıyoruz.”</p>

<p>Almanya Sosyalist Birlik Partisi’nin (SED) devamı niteliğindeki Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) ile Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden (SPD) ayrılanların kurduğu Emek ve Sosyal Adalet – Seçim Alternatifi (WASG) hareketinin birleşme sürecinde Hüseyin Kenan Aydın önemli rol oynadı.</p>

<p>1962 yılında Pülümür’de dünyaya gelen Hüseyin Kenan Aydın, Almanya’da hem Sol Parti milletvekilliği hem de IG Metall Sendikası’nda üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundu.</p>

<p>Aynı zamanda Ruhr Üniversitesi Bochum (RUB) ile birlikte yürütülen “Dersim 1937–38 Tanıkları Projesi”nin yöneticilerinden biriydi. Son olarak Berlin Parlamentosu’nda düzenlenen 4 Mayıs anma programında ve 21–22 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Dersim Arşivi Açılış Programı’nda sunumlar yaparak Dersim’in tarihsel hafızasının yaşatılmasına katkı sundu.</p>

<p>Merhum Hüseyin Kenan Aydın’ın naaşı Almanya’dan Erzincan’a getirilecek. Moloköy Cemevi’nde düzenlenecek cenaze erkânının ardından doğup büyüdüğü topraklara uğurlanacak ve Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Dağbek Köyü’nde Toprak Ana’nın bağrına sırlanacaktır.</p>

<p>Hüseyin Kenan Aydın, yaşamı boyunca sürdürdüğü emek, demokrasi, eşitlik ve insan hakları mücadelesiyle daima saygı ve minnetle anılacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/emek-demokrasi-ve-dersim-mucadelesinin-onculerinden-huseyin-kenan-aydina-son-gorev</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 08:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/1-206.jpg" type="image/jpeg" length="69991"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİDF'in geleneksel "Birlik ve Dayanışma Festivali"ne binlerce kişi katıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumartesi günü Almanya'nın Köln şehrindeki en tanınmış etkinlik alanlarından biri olan Tanzbrunnen'de Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) tarafından düzenlenen "Birlik ve Dayanışma" Festivali'ne 7 bine yakın insan katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet TANLI / Köln</p>

<p><strong>Çok zengin bir müzik programının yanı sıra festivalde EMEP Partisi Başkanı Seyit Aslan, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Alev Demirel, Alman ve Türkiyeli sendikacılar, gençlik örgütlerinin temsilcileri, iş yeri temsilcileri ve DİDF Başkanı Alev Bahadır ile DİDF Yürütme Kurulu Üyesi gazeteci-yazar Yücel Özdemir gibi federasyon yöneticileri birer konuşma yaptı.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="393" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/festival-2026.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="590" /></p>

<p>Yapılan konuşmalarda Almanya, Türkiye ve dünyadaki siyasi gelişmelere dikkat çekilerek savaşa, sosyal adaletsizliğe, kısıtlamalara, ırkçılığa, ayrımcılığa ve ırkçı milliyetçilikle toplumun kutuplaşmasına ve bölünmesine karşı güçlü mesajlar verildi. Ağırlıklı olarak DİDF'in bölge derneklerinin organizasyonuyla Almanya'nın dört bir yanından ve komşu ülkelerden festivale gelen 7 binin üzerindeki izleyici, festivalde coşkuyla birlikte şarkılar söyledi, halaylar çekti.</p>

<p><img alt="" height="602" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/fest-gaye-scaled.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Konuşmacılar ve müzik grupları çok çeşitliliği yansıttı</strong></p>

<p>Zara Canbay ve Emre Öğüt'ün başarıyla Almanca ve Türkçe olarak iki dilde sunduğu Köln'deki festival programı, Wuppertal DİDF'in halk oyunları grubunun folklorik danslarıyla ve Köln Belediye Başkan Yardımcısı Derya Karadağ'ın konuşmasıyla başladı. Açılış konuşmalarında emek mücadelesi, toplumsal dayanışma, barış ve demokratik birlikte yaşam vurgusu öne çıktı. Zengin sahne programında Grup Kontrast, Kai Degenhardt, Junge Arbeiter, Mustafa Özarslan, Agire Jiyan, Gaye Su Akyol gibi değerli sanatçılar ve tanınmış Moğollar grubu, Köln'deki festivale katılan herkese müzik ve sanat dolu unutulmaz bir gün yaşattı.</p>

<p><strong>Seyit Aslan: Siyonist İsrail kana doymuyor</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/fest-seyit-aslan.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></strong></p>

<p>Festivalin Türkiye'den davet edilen konuk konuşmacısı Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, ağırlıklı olarak Türkiye'deki siyasi gelişmelere yer verdiği konuşmasında şunları söyledi: "Dünya büyük bir kriz yaşıyor. Örneğin siyonist İsrail kana doymuyor; Filistin'de, Lübnan'da insanları katletmeye devam ediyor. Türkiye'de ana muhalefete, CHP'ye yapılan baskılar aralıksız sürmektedir; ancak bu mesele artık yalnızca CHP meselesi değildir. Ülkemizde bugün egemen sermaye sınıfıyla ezilen milyonlarca emekçinin ve emeklinin mücadelesi vardır. Onlar bu talanın devam etmesini istiyor. Kadın cinayetleri, doğa katliamı yine devam ediyor. Türkiye'de işçi sınıfı, bu saray rejimini mutlaka ortak mücadeleyle alaşağı edecektir. Bu iktidar tarafından Kürt halkının hakları da istismar edilmektedir. Kürt sorununu bu iktidar çözemez, eşit hakları bunlar yaratamaz. Bu denli geniş katılımlı, güzel bir festivali organize eden DİDF yöneticilerini, üyelerini ve dostlarını tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum."</p>

<p><strong>Yücel Özdemir: DİDF, ırkçılıkla, ayrımcılıkla ve sosyal haklar mücadelesinde doğru adrestir</strong></p>

<p><img alt="" height="600" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/yucel-ozdemir-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Festivalin son konuşmacısı DİDF Yürütme Kurulu Üyesi gazeteci-yazar Yücel Özdemir de Almanya'da sosyal hakların kısıtlanması, ırkçılık, ayrımcılık ve ırkçı parti AfD'ye karşı mücadelede DİDF'in en önde yürüyen örgüt olduğunu vurgulayarak herkesi DİDF'i desteklemeye ve çalışmalarına katılmaya davet etti.</p>

<p>Özdemir şöyle konuştu: "Dünyanın gidişatı iyi değil; ama bugün buradaki gibi farklı etnisite, inanç ve görüşten insanlar olarak yan yana gelip mücadele edersek başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Bizler 65 yıldır burada yaşıyoruz, burada kalıcıyız. Buranın sorunları bizim de sorunlarımızdır. Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadelede biz de varız. Bugün burada gördünüz, Alman dostlarımız da var. Her türlü ayrımcılığı, ırkçılığı ve mülteci düşmanlığını reddediyoruz. Bunu bazı göçmenler de yapıyor; bu çok yanlış bir tutum. Bizler, yurtlarını terk etmek zorunda kalanlarla değil, onları göçe zorlayan emperyalist ve kapitalist sistemlerle mücadele etmeliyiz. Buradaki mücadelemizi sürdürürken Türkiye'yi ve oradaki haksızlıkları görmezden gelemeyiz. Enternasyonal dayanışmayla Türkiye'deki mücadeleye destek vermeliyiz. Gönlümüz, gazetecilerin ve siyasetçilerin hapishanelere tıkılmadığı demokratik bir Türkiye'den yana. İki yıl sonra, 10 Haziran 2028'de yine burada buluşmak dileğiyle hepinize teşekkür ediyorum."</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/i-m-g-0404.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Farklı dillerde söylenen türküler ve şarkılar kitleyi bütünleştirdi</strong></p>

<p>Sahne alan sanatçılar, izleyicilere onların anadilinde Türkçe, Kürtçe ve Almanca şarkılar, türküler ve deyişler söyleyerek kitleyi coşturdu; birlikte dans edip halay çekmelerini sağladı.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/i-m-g-0406.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Bu yönüyle halkların kültürüne saygılı ve onlara hitap eden sahne programlarını hayata geçiren DİDF festivallerinin birleştirici ve hoşgörülü özgün karakteri bir kez daha yansıtılmış oldu.</p>

<p>DİDF Festivali'ne zengin sahne programının yanı sıra kitap, yemek, yayıncı, yazar ve sendikaların standları da renk kattı.</p>

<p>Köln'deki festival, Anadolu rock müziğinin temsilcisi efsanevi müzik grubu Moğollar'ın ve grubun lideri usta müzisyen Cahit Berkay'ın, solist Emrah Karaca'nın güçlü sahne performansıyla son buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DERNEKLER, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/didfin-geleneksel-birlik-ve-dayanisma-festivaline-binlerce-kisi-katildi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/didf-2.JPG" type="image/jpeg" length="84569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[COSMO'nun kapatılmasına tepki: 500'den fazla kuruluş ve 100 bin imza ARD'ye karşı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Köln kentinden yayın yapan ve ARD bünyesindeki tek çok dilli ve kültürlerarası radyo programı olan COSMO'nun 1 Nisan 2027'de kapatılacak olması, ülke genelinde geniş tepkiye yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aralarında yönetmen Fatih Akın, müzisyen Herbert Grönemeyer ve iklim aktivisti Luisa Neubauer'in de bulunduğu çok sayıda tanınmış isim ile 500'ü aşkın kuruluş karara karşı çıkarken, "Save Cosmo" kampanyasında toplanan imza sayısı 100 bini aştı.</strong></p>

<p>ARD yönetimine gönderilen açık mektupta, COSMO'nun kapatılması yerine güçlendirilerek ülke çapında ortak bir kamu yayıncılığı projesine dönüştürülmesi talep edildi.</p>

<p><strong>Tarihi ölçekte bir dayanışma</strong></p>

<p>Yeni Alman Medya Çalışanları (Neue deutsche Medienmacher*innen) öncülüğünde hazırlanan ve 11 Haziran'da kamuoyuna açıklanan açık mektuba 500'den fazla göçmen örgütü ile kültür, bilim, medya ve siyaset dünyasından çok sayıda isim destek verdi.</p>

<p>İmzacı kuruluşlar arasında Almanya Türk Toplumu (TGD), Göçmen Örgütleri Federal Konferansı (BKMO), Doğu Almanya Göçmen Örgütleri Çatı Birliği (DaMOst), Rusça Konuşan Ebeveynler Birliği ve çeşitli göçmen kuruluşları yer aldı. Girişime ayrıca gazetecilik, kültür ve akademi çevrelerinden çok sayıda kurum ve isim destek verdi.</p>

<p>Mektupta, Almanya nüfusunun dörtte birinden fazlasının göç geçmişine sahip olduğuna dikkat çekilerek COSMO'nun yalnızca bir radyo programı değil, milyonlarca insan için kamusal alanda temsil ve katılım imkânı sunduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>WDR kararı onayladı</strong></p>

<p>Batı Almanya Yayın Kurumu (WDR) Radyo Konseyi'nin aldığı kararla COSMO'nun mevcut yapısıyla yayın hayatına son vermesi ve 1 Nisan 2027'den itibaren WDR'nin gençlik markası bünyesinde "1Live Street" adıyla yeniden yapılandırılması planlanıyor.</p>

<p>Mevcut uygulamada WDR, Radio Bremen ve Berlin-Brandenburg Radyo Televizyon Kurumu'nun (RBB) ortak yürüttüğü programdan RBB mali gerekçelerle çekilme kararı aldı. Böylece COSMO'nun çok kültürlü ve çok dilli yayın yapısının önemli ölçüde değişeceği belirtiliyor.</p>

<p>WDR yönetimi bunun bir kapatma değil, yeniden yapılanma olduğunu savunsa da eleştirmenler, özellikle anadil yayınlarının ve kültürlerarası içeriklerin büyük ölçüde ortadan kalkacağı görüşünde.</p>

<p><strong>"Göçmenlerin yayıncılık evi"</strong></p>

<p>Açık mektupta COSMO'nun bir "niş yayın" olmadığı, Almanya'daki göçmen toplulukların onlarca yıldır kullandığı önemli bir kamusal yayın alanı olduğu ifade edildi.</p>

<p>1960'lı yıllarda Almanya'ya gelen işçi göçmenlere yönelik yayınlarla temelleri atılan Köln Radyosu'nun da COSMO çatısı altında faaliyet gösterdiğine dikkat çekilen açıklamada, çok dilli yayıncılığın demokratik toplum için vazgeçilmez olduğu vurgulandı.</p>

<p>İmzacılar, toplumsal kutuplaşmanın ve aşırı sağın yükseldiği bir dönemde kültürlerarası yayınların zayıflatılmasının ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Dezenformasyona karşı koruyucu kalkan"</strong></p>

<p>Mektupta, COSMO ve WDRforyou gibi platformların göçmen kökenli kitleler için kamu yayıncılığı bünyesindeki güvenilir bilgi kaynakları arasında yer aldığı belirtildi.</p>

<p>Bu yayınların ortadan kalkmasının, milyonlarca insanı sosyal medya algoritmalarının ve yabancı devletlerin etkisindeki manipülatif yayınların insafına bırakabileceği ifade edildi. Çok dilliliğin ve kültürlerarası haberciliğin demokratik toplum açısından bir "koruyucu kalkan" işlevi gördüğü vurgulandı.</p>

<p><strong>ARD'ye üç temel talep</strong></p>

<p>Açık mektupta ARD yönetiminden üç temel konuda açıklama istendi:</p>

<ul>
 <li>COSMO'nun kapatılmaması, aksine ülke çapında güçlü bir ARD ortak yayın projesine dönüştürülmesi,</li>
 <li>Göç geçmişine sahip kitlelere ne ölçüde ulaşıldığının şeffaf biçimde açıklanması,</li>
 <li>Göç toplumu gerçeğinin ARD'nin uzun vadeli yayın stratejisinde nasıl yer aldığının kamuoyuyla paylaşılması.</li>
</ul>

<p><strong>"Save Cosmo" kampanyasına yoğun destek</strong></p>

<p>COSMO'nun korunması amacıyla başlatılan "Save Cosmo" kampanyasında 100 binden fazla imza toplandığı bildirildi.</p>

<p>Destekçiler arasında yönetmen Fatih Akın, iklim aktivisti Luisa Neubauer, müzisyen Herbert Grönemeyer ve çok sayıda sanatçı ile akademisyen de bulunuyor.</p>

<p>500'ü aşkın kuruluş adına yapılan açıklamada, kararın kabul edilmeyeceği belirtilerek ARD yönetimine diyalog ve çözüm için çağrı yapıldı. Açıklamada, kamu yayıncılığının toplumun tüm kesimlerini kapsaması gerektiği hatırlatılarak, çok kültürlü ve çok dilli yayıncılığın Almanya'nın demokratik geleceği açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, EKONOMİ, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/cosmonun-kapatilmasina-tepki-500den-fazla-kurulus-ve-100-bin-imza-ardye-karsi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/radio-cosmo.JPG" type="image/jpeg" length="67231"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Köln'de çivili bomba saldırısının yıldönümünde ırkçılık bir kez daha lanetlendi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Köln kentinde, 9 Haziran 2004 tarihinde aşırı sağcı terör örgütü NSU tarafından gerçekleştirilen çivili bomba saldırısının yıldönümünde kurbanlar düzenlenen törenle anıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Keup Caddesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, saldırıda yaralananlar, yakınları, sivil toplum temsilcileri ve siyasetçiler bir araya geldi.</strong></p>

<p><strong>Keup Caddesi'nde anma programı düzenlendi</strong></p>

<p>Köln Belediyesi'nin öncülüğünde düzenlenen anma programı kapsamında saldırının gerçekleştiği noktaya çelenkler bırakıldı, sergiler açıldı ve saygı duruşunda bulunuldu. Program, IG Keupstraße, Schauspiel Köln ve Köln NS Dokümantasyon Merkezi'nin katkılarıyla gerçekleştirildi. Etkinlik nedeniyle Keup Caddesi belirli saatlerde trafiğe kapatıldı.</p>

<p><img alt="" height="396" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/keupstr-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="704" /></p>

<p>Köln Belediye Başkan Yardımcısı Derya Karadağ yaptığı konuşmada, çeşitlilik, saygı ve insan onurunun hem kentin hem de Keup Caddesi'nin temel değerleri olduğunu vurgulayarak,<strong> “Çeşitlilik, saygı ve insan onuru, ortak çabalarımızın yanı sıra şehrimizin ve bu sokağın da temelidir. Bugün burada olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim.” </strong>dedi.</p>

<p><strong>22 kişi yaralanmıştı</strong></p>

<p>Köln'ün Mülheim semtinde, Türkiye kökenli iş insanlarına ait işletmelerin yoğun olarak bulunduğu Keup Caddesi'nde, 9 Haziran 2004'te bir bisiklete gizlenen çivili bomba uzaktan kumandayla patlatılmıştı.</p>

<p>Saldırıda 4'ü ağır olmak üzere 22 kişi yaralanmış, patlamanın etkisiyle çevredeki iş yerleri ve araçlar büyük zarar görmüştü.</p>

<p>Patlama sırasında olay yerinde bulunan Muhammed Ayazgün de yaralananlar arasındaydı. Olayın üzerinden geçen yıllara rağmen yaşadıklarını unutamadığını belirten Ayazgün, patlamanın ardından işitme kaybı yaşadığını ve hâlâ psikolojik etkilerle mücadele ettiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/muhammed-ayazgun.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayazgün, saldırı anını anlatırken, bombanın yerleştirildiği bisikleti gördüğünü, patlamayla birlikte camların parçalanarak sokağa savrulduğunu ve çivilerin etrafa saçıldığını ifade etti. O günden sonra Keup Caddesi'ne her gelişinde tedirginlik yaşadığını dile getirdi.</p>

<p><strong>Kurbanlar yıllarca şüpheli muamelesi gördü</strong></p>

<p>Saldırının ardından yürütülen soruşturmada Alman güvenlik makamları uzun süre olayın aşırı sağcı bir terör saldırısı olabileceği ihtimalini göz ardı etti. Keup Caddesi'nde çoğunlukla Türkiye kökenli esnafın faaliyet göstermesine rağmen, soruşturma yıllarca organize suç ve çete hesaplaşmaları ihtimali üzerinde yoğunlaştı.</p>

<p>Bölge sakinleri ve esnaf uzun süre şüpheli muamelesi gördü. Muhammed Ayazgün, bu süreci “ikinci bomba” olarak nitelendirirken, yaşananlar nedeniyle devlet kurumlarına olan güvenini kaybettiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" height="403" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/mahnmal.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>NSU'nun sorumluluğu yıllar sonra ortaya çıktı</strong></p>

<p>Saldırının arkasındaki failler ancak 2011 yılında ortaya çıkarılabildi. Zwickau kentinde bulunan bir evde ele geçirilen görüntülerde, Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütü saldırının sorumluluğunu üstlendi.</p>

<p>2000-2007 yılları arasında Almanya'da sekizi Türk kökenli olmak üzere toplam 10 kişiyi öldüren NSU'nun üyeleri Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ölü bulunurken, örgütün üçüncü üyesi Beate Zschäpe 2018 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p><strong>Anıt hâlâ tamamlanmadı</strong></p>

<p>Keup Caddesi saldırısının üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen, olay yerinde kurbanları anmak için planlanan kalıcı anıt henüz tamamlanmadı. Anıtın yeri konusunda yıllarca süren tartışmaların ardından Köln Belediye Meclisi 2021 yılında projenin hayata geçirilmesini onayladı. Ancak çeşitli nedenlerle çalışmaların tamamlanması sürekli ertelendi.</p>

<p><strong>Irkçılıkla mücadelede sembol haline geldi</strong></p>

<p>Keup Caddesi saldırısı, Almanya'nın yakın tarihindeki en önemli ırkçı terör saldırılarından biri olarak kabul ediliyor. Olay, yalnızca NSU terörünün boyutlarını değil, aynı zamanda soruşturma sürecinde göçmen kökenli kurbanlara yönelik önyargıları da gözler önüne serdi.</p>

<p>Bugün Keup Caddesi, Almanya'da ırkçılıkla mücadele, toplumsal hafıza ve adalet arayışının sembol mekânlarından biri olarak görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/kolnde-civili-bomba-saldirisinin-yildonumunde-irkcilik-bir-kez-daha-lanetlendi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/koln-2.jpg" type="image/jpeg" length="36970"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya ve Fransa FCAS savaş uçağı projesini sonlandırdı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-ve-fransa-fcas-savas-ucagi-projesini-sonlandirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanya-ve-fransa-fcas-savas-ucagi-projesini-sonlandirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya ve Fransa, yaklaşık dokuz yıldır üzerinde çalıştıkları Future Combat Air System &#40;FCAS&#41; adlı ortak yeni nesil savaş uçağı projesini sonlandırma kararı aldı. Avrupa'nın bugüne kadarki en büyük ve en maliyetli savunma projelerinden biri olarak görülen girişimin sona erdiği, iki ülke hükümetleri tarafından doğrulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alman hükümet kaynaklarına göre, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, projede yer alan şirketlerin ortak bir savaş uçağının geliştirilmesi konusunda uzlaşmaya varamayacağı değerlendirmesinde bulundu. Bunun üzerine Merz'in projenin mevcut haliyle sürdürülmemesini önerdiği belirtildi.</strong></p>

<p>Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayı Elysee de ortak savaş uçağı geliştirme planının sona erdiğini teyit etti. Açıklamada, projeye dahil olan şirketlerin iş birliği konusunda anlaşmaya varamamasından duyulan üzüntü dile getirilirken, Almanya ile Fransa arasındaki savunma ve güvenlik iş birliğinin süreceği vurgulandı.</p>

<p><strong>Avrupa'nın dev savunma projesi 2017'de doğdu</strong></p>

<p>FCAS, 2017 yılında dönemin Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından başlatılmıştı. Daha sonra İspanya'nın da katıldığı program kapsamında, Fransa'nın kullandığı Rafale savaş uçakları ile Almanya ve İspanya envanterindeki Eurofighter Typhoon savaş uçaklarının yerini alacak altıncı nesil bir savaş uçağının geliştirilmesi hedefleniyordu.</p>

<p>2040'lı yıllarda hizmete girmesi planlanan sistem yalnızca yeni bir savaş uçağından oluşmuyordu. Proje kapsamında insanlı savaş uçakları, insansız hava araçları, sensörler ve diğer silah sistemlerinin ortak bir dijital ağ üzerinde birbirine bağlanması öngörülüyordu. "Combat Cloud" adı verilen sistem sayesinde savaş alanındaki tüm unsurların gerçek zamanlı veri paylaşımı yapması amaçlanıyordu.</p>

<p>Toplam maliyetinin 100 milyar euronun üzerine çıkabileceği değerlendirilen FCAS, Avrupa'nın savunma alanındaki stratejik bağımsızlık hedefinin en önemli projelerinden biri olarak görülüyordu.</p>

<p><strong>Airbus ile Dassault arasındaki anlaşmazlık belirleyici oldu</strong></p>

<p>Projenin sona ermesinde başlıca etken olarak Avrupa havacılık şirketi Airbus ile Fransız savunma sanayi şirketi Dassault Aviation arasındaki uzun süredir devam eden anlaşmazlık gösterildi.</p>

<p>Taraflar arasında özellikle liderlik rolü, iş paylaşımı, fikri mülkiyet hakları, teknoloji transferi ve tedarik zincirinin yönetimi konularında görüş ayrılıkları yaşandı. Dassault, yeni savaş uçağının tasarımında ve geliştirilmesinde başat rol üstlenmek isterken, Airbus daha dengeli bir görev dağılımı talep etti.</p>

<p>Dassault Aviation Üst Yöneticisi Eric Trappier, daha önce yaptığı açıklamalarda şirketinin projedeki lider konumunun kabul edilmemesi halinde girişimin sürdürülemeyeceğini belirtmişti. Almanya ve Fransa'nın yürüttüğü arabuluculuk girişimleri de sonuç vermedi.</p>

<p>Sanayi şirketleri arasındaki anlaşmazlıkların yanı sıra Almanya ve Fransa'nın askeri ihtiyaçları arasındaki farklılıklar da ortak bir tasarım geliştirilmesini zorlaştırdı.</p>

<p>Fransa, uçak gemilerinden operasyon yapabilecek ve nükleer silah taşıma kapasitesine sahip bir savaş uçağı talep ederken, Almanya önceliğini kara üslerinden görev yapacak yeni nesil bir savaş uçağına verdi. Bu farklı beklentiler, ortak teknik gereksinimlerin belirlenmesini güçleştirdi.</p>

<p><strong>Berlin yeni ortaklar arıyor</strong></p>

<p>FCAS'ın savaş uçağı ayağının sona ermesinin ardından Almanya, yeni ortaklık seçeneklerini değerlendirmeye başladı.</p>

<p>Almanya'da iktidar partilerinden siyasetçiler, projenin sona ermesinin ardından alternatif iş birliklerine yönelinmesi gerektiğini belirtti. İsveç ve savunma şirketi Saab, olası ortaklar arasında öne çıkıyor.</p>

<p>Öte yandan İngiltere, İtalya ve Japonya'nın birlikte yürüttüğü Global Combat Air Programme (GCAP) projesiyle olası iş birliği seçenekleri de gündemde bulunuyor. Bazı Alman siyasetçiler, mevcut GCAP ortaklarıyla temas kurulmasını savunurken, İspanya'nın da gelecekteki iş birliklerinde göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>Bundeswehr için yeni arayışlar başladı</strong></p>

<p>FCAS'ın iptal edilmesiyle birlikte Alman Hava Kuvvetleri'nin gelecekte Eurofighter filosunun yerini nasıl dolduracağı sorusu da gündeme geldi.</p>

<p>Alman basınında yer alan değerlendirmelerde, geçiş döneminde ABD yapımı F-35 savaş uçaklarının sayısının artırılmasının seçenekler arasında bulunduğu belirtiliyor. Almanya'nın uzun vadede ise yeni bir Avrupa savaş uçağı programında yer almayı hedeflediği ifade ediliyor.</p>

<p>Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, projenin sona ermesinden duyduğu üzüntüyü dile getirirken, taraflar arasında uzlaşma sağlanmasının artık mümkün olmadığını söyledi. Pistorius, hem Berlin'in hem de Paris'in projeyi sürdürmek için yoğun çaba gösterdiğini ancak sanayi şirketlerinin gerekli uzlaşmayı sağlayamadığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ortak savaş uçağı iptal edildi, bazı projeler devam ediyor</strong></p>

<p>Ortak savaş uçağı projesinin iptal edilmesine rağmen FCAS kapsamındaki bazı çalışmaların devam etmesi planlanıyor.</p>

<p>Alman ve Fransız hükümet kaynakları, özellikle "Combat Cloud" olarak adlandırılan dijital savaş ağı konseptinin geliştirilmesinin sürdürüleceğini açıkladı. İki ülkenin savunma bakanlıklarının temmuz ayında Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi toplantısında savunma sanayi iş birliğine ilişkin yeni bir çalışma planı sunması bekleniyor.</p>

<p>Öte yandan Financial Times'ın haberine göre Airbus öncülüğünde sekiz Alman savunma ve havacılık şirketi yeni bir altıncı nesil savaş uçağı girişimi başlattı. "Team Gen 6" adı verilen oluşumda Airbus Defence and Space'in yanı sıra Autoflug, Diehl Defence, Hensoldt, Liebherr, MBDA, MTU Aero Engines ve Rohde &amp; Schwarz yer alıyor.</p>

<p>Söz konusu girişimin ilerleyen dönemde İsveç veya İspanya ile olası iş birliklerini değerlendirebileceği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-ve-fransa-fcas-savas-ucagi-projesini-sonlandirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/1-205.jpg" type="image/jpeg" length="24882"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'da CDU'dan SPD'ye "Müslüman Kardeşler" Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-cdudan-spdye-musluman-kardesler-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-cdudan-spdye-musluman-kardesler-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da muhalefetteki Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) bünyesindeki iç güvenlik uzmanları, Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) İslamcı grupların etkisine açık hale gelebileceği yönünde uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CDU'lu siyasetçiler, özellikle Müslüman Kardeşler hareketinin siyasi ve toplumsal yapılar içerisinde nüfuz kazanmaya çalıştığını öne sürdü.</strong></p>

<p>Süheyla KAPLAN</p>

<p>Berlin Eyalet Meclisi'nin CDU'lu iç politika uzmanlarından Burkard Dregger, SPD içerisinde "İslamcı eğilimlere karşı yeterli mesafenin gösterilmediğini" savundu. Brandenburg Eyaleti İçişleri Bakanı Jan Redmann da siyasi partiler, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının bu tür aktörleri hafife almaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Alman basınında yer verilen değerlendirmelere göre Alman güvenlik çevrelerinde, Müslüman Kardeşler'in yıllardır toplumsal ve siyasi yapılarda etkisini artırmaya çalıştığı görüşü bulunuyor. CDU'lu isimler, örgütün nihai hedefinin şeriat temelli bir toplumsal düzen kurmak olduğunu ve bu amaçla demokratik sistemin sunduğu imkanlardan yararlandığını iddia ediyor.</p>

<p><strong>SPD'ye Yönelik Eleştiriler</strong></p>

<p>Berlin'in Neukölln ilçesinin entegrasyon sorumlusu Güner Balcı da daha önce yaptığı açıklamalarda, SPD içerisindeki bazı kesimlerin İslamcı yapılanmalarla mücadele konusunda yeterince kararlı davranmadığını öne sürmüştü. Balcı, Almanya'da büyüyen İslamcılık sorununa dikkat çekerek Müslüman Kardeşler'in bu süreçte önemli bir rol oynadığını ifade etmişti.</p>

<p>Gazeteci ve İslamcılık uzmanı Sascha Adamek ise bazı çevrelerin "ılımlı bir görüntü sergileyerek" üst düzey siyasetçilere erişim sağladığını savundu. Adamek'e göre SPD içerisinde yaşanan bazı gelişmeler, Müslüman Kardeşler'in strateji belgelerinde tarif edilen yöntemlerle benzerlik gösteriyor.</p>

<p><strong>Hükümetten Temkin Çağrısı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alman hükümetine yakın güvenlik uzmanları da Müslüman Kardeşler'in bazı temsilcilerinin ılımlı bir görüntü vermesinin, hareketin ideolojik hedeflerini göz ardı etmeye yol açmaması gerektiğini belirtiyor. CDU'lu Parlamenter İçişleri Devlet Sekreteri Christoph de Vries ise Müslüman Kardeşler ile bağlantı şüphesi bulunan kişi ve kuruluşlar konusunda tüm hükümetlerin ve siyasi partilerin son derece dikkatli davranması gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-cdudan-spdye-musluman-kardesler-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 08:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/musluman-kardesler1.JPG" type="image/jpeg" length="58450"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazar Claudia Wuttke yıllarca uyuşturularak istismar edildiğini öne sürdü]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/yazar-claudia-wuttke-yillarca-uyusturularak-istismar-edildigini-one-surdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/yazar-claudia-wuttke-yillarca-uyusturularak-istismar-edildigini-one-surdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'nın Hamburg kentinde yaşayan yazar ve edebiyat ajansı sahibi Claudia Wuttke, eski partneri tarafından yıllarca uyuşturularak cinsel saldırıya uğradığını ve bu saldırıların gizlice kayda alındığını öne sürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Olay, Fransa'da büyük yankı uyandıran Gisèle Pelicot davasıyla karşılaştırılırken, Almanya'da cinsel suçlarda zaman aşımı sürelerinin yeniden tartışılmasına yol açtı.</strong></p>

<p><strong>Polis görüntüleri gösterdi</strong></p>

<p>59 yaşındaki Claudia Wuttke, geçen yıl yaz aylarında polisten aldığı bir telefonla karakola çağrıldığını anlattı. Burada kendisine, eski partnerine ait bir bilgisayarda bulunan görüntülerden alınan ekran fotoğrafları gösterildi.</p>

<p>Wuttke, ilk anda görüntülerdeki kişinin kendisi olduğunu anlayamadığını belirterek, <strong>"Tamamen sersemlemiş haldeki bir kadını farklı cinsel saldırı sahnelerinde gördüm. Sonra o kişinin ben olduğumu fark ettim" </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında ele geçirilen bilgisayarda, Wuttke'nin yer aldığı toplam 67 görüntü bulunduğu belirtildi. Yetkililere göre görüntüler yaklaşık 16 yıllık bir dönemi kapsıyor. En son kaydın ise 2021 yılına ait olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>"Uyuşturulduğuma inanıyorum"</strong></p>

<p>Der Spiegel'e konuşan Wuttke, yaşananlardan hiçbir şekilde haberdar olmadığını söyledi. Bu nedenle saldırılar sırasında uyuşturulduğuna inandığını belirten yazar, ancak bunu bugün kanıtlamasının mümkün olmadığını ifade etti.</p>

<p>İddialara göre saldırılar yalnızca evlilik döneminde değil, çiftin ayrılmasının ardından iletişimlerini sürdürdükleri süreçte de devam etti.</p>

<p>Eski partnerin avukatı ise suçlamalar hakkında açıklama yapmayarak müvekkil sırrını gerekçe gösterdi.</p>

<p><img alt="" height="533" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/wuttke.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>67 olayın 65'i zaman aşımına uğradı</strong></p>

<p>Hamburg Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, kayıtlarda yer alan 67 olayın 65'inin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle işlem dışı bırakıldığı açıklandı.</p>

<p>Savcılık ayrıca birçok olayda mağdurun "savunmasız durumda bulunduğunun" hukuken kesin şekilde ispatlanamadığını değerlendirdi. Bu nedenle daha uzun zaman aşımı sürelerinin uygulanamayacağı belirtildi.</p>

<p>Mevcut durumda yalnızca son beş yıl içinde gerçekleştiği değerlendirilen bir olay ile bir beyzbol sopasının kullanıldığı iddia edilen başka bir olay soruşturma kapsamında kaldı. Alman hukukunda "tehlikeli araç" kullanılması, zaman aşımı süresini uzatan unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Bu iki olayla ilgili davanın önümüzdeki dönemde görülmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>Savcılık dosyayı yeniden açıyor</strong></p>

<p>Wuttke'nin, zaman aşımı nedeniyle kapatılan 65 dosyaya ilişkin karara itiraz ettiği bildirildi.</p>

<p>Der Spiegel'in aktardığı bilgilere göre, yapılan itirazın ardından Hamburg Savcılığı söz konusu dosyaları yeniden inceleme kararı aldı. Böylece daha önce kapatılan soruşturmaların tekrar değerlendirilmesinin önü açılmış oldu.</p>

<p><strong>Almanya'da zaman aşımı tartışması</strong></p>

<p>Olayın kamuoyuna yansımasının ardından Almanya'da cinsel suçlara ilişkin zaman aşımı süreleri yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Hamburg Eyaleti Adalet Senatörü Anna Gallina (Yeşiller), mevcut düzenlemenin mağdurlar açısından ciddi sorunlar yarattığını belirterek tecavüz suçlarında zaman aşımı süresinin yeniden uzatılmasını istedi.</p>

<p>Gallina, iki hafta sonra Hamburg'da düzenlenecek Adalet Bakanları Konferansı'nda tecavüz suçlarında mevcut beş yıllık zaman aşımı süresinin on yıla çıkarılmasını öneren bir girişim sunacağını açıkladı.</p>

<p>Hamburglu siyasetçi, birçok cinsel şiddet vakasının ancak yıllar sonra ortaya çıkabildiğine dikkat çekerek, mevcut düzenlemenin bazı suçların hiç yargılanamamasına neden olabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>2016 reformu yeniden tartışılıyor</strong></p>

<p>Tartışmaların merkezinde, 2016 yılında Almanya'da yürürlüğe giren cinsel suçlar reformu bulunuyor.</p>

<p>Söz konusu reformla cinsel suçlara ilişkin bazı hükümler ağırlaştırılmış olsa da, tecavüz suçlarına yönelik zaman aşımı süresinin 20 yıldan 5 yıla düşürüldüğü belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Wuttke de kamuoyuna çıkma nedenlerinden birinin bu düzenlemenin sonuçlarına dikkat çekmek olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Gisèle Pelicot davasıyla benzerlikler</strong></p>

<p>Almanya'daki dava, Fransa'da dünya çapında ses getiren Gisèle Pelicot vakasını hatırlattı.</p>

<p>Pelicot, eski eşi tarafından yıllarca ilaçlarla bayıltılmış, ardından çok sayıda erkeğin cinsel saldırısına maruz bırakılmıştı. Fransa'da görülen davada 51 kişi çeşitli hapis cezalarına çarptırılmıştı.</p>

<p>Kamuoyu önünde mücadele etmeyi tercih eden Pelicot, daha sonra cinsel şiddete karşı mücadelenin sembol isimlerinden biri haline gelmişti.</p>

<p>Hamburg'daki soruşturmanın nasıl sonuçlanacağı ve zaman aşımı tartışmalarının Alman hukukunda yeni bir değişikliğe yol açıp açmayacağı ise önümüzdeki dönemde netlik kazanacak.</p>

<p><strong>Kamuoyuna çıkma nedenini anlattı</strong></p>

<p>Yazar Claudia Wuttke, yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşma kararını yalnızca kendi davası nedeniyle almadığını söyledi. Asıl amacının, cinsel suçlarda uygulanan zaman aşımı düzenlemelerine dikkat çekmek olduğunu belirten Wuttke, onlarca suçlamanın yalnızca süre aşımı nedeniyle mahkeme önüne taşınamamasını kabul edemediğini ifade etti.</p>

<p>Yazar, yaşadıklarının ortaya çıkmasının ardından ikinci bir travma yaşadığını belirterek, yıllarca sürdüğünü öne sürdüğü saldırıların büyük bölümünün hukuki açıdan artık yargılanamayacak olmasının kendisi için son derece ağır olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong>Kadın örgütleri ve hukuk çevreleri tartışıyor</strong></p>

<p>Wuttke davası, Almanya'da cinsel suçların soruşturulması ve mağdurların korunmasına ilişkin mevcut düzenlemeleri yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Özellikle mağdurların olayları çoğu zaman yıllar sonra öğrenebildiği veya psikolojik nedenlerle uzun süre şikâyette bulunamadığı vakalarda, mevcut zaman aşımı sürelerinin yeterli olup olmadığı hukuk çevrelerinde tartışılıyor.</p>

<p>Hamburg Adalet Senatörü Anna Gallina da bu nedenle tecavüz suçlarında zaman aşımı süresinin uzatılması gerektiğini savunuyor. Gallina'ya göre, geç ortaya çıkan vakalarda suçların cezasız kalması, yasal koruma amacını zayıflatıyor.</p>

<p><strong>Dava yakından takip ediliyor</strong></p>

<p>Hamburg Savcılığı'nın yeniden inceleme kararı sonrasında gözler dava sürecine çevrildi. Mahkemenin önüne çıkacak dosyaların yanı sıra, savcılığın daha önce zaman aşımı nedeniyle kapattığı olaylara ilişkin yeni değerlendirmeler de kamuoyu tarafından yakından izleniyor.</p>

<p>Almanya'da geniş yankı uyandıran dava, hem cinsel suçlara ilişkin yasal düzenlemeler hem de mağdurların adalete erişimi konusunda önümüzdeki dönemde tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÜNDEM, KADIN, MAGAZİN, MEDYA, ÖZEL HABER, YAŞAM, YAZARLAR</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/yazar-claudia-wuttke-yillarca-uyusturularak-istismar-edildigini-one-surdu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/4-59.JPG" type="image/jpeg" length="21128"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanat ve Hayat’tan dayanışma sayısı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de uzun yıllardır devrimci sanat, toplumcu kültür ve kolektif üretim çizgisinde yayın yapan Sanat ve Hayat dergisi, 3 Şubat 2026 tarihinde sosyalistlere yönelik operasyonlarda hedef alınan kültür-sanat kurumlarından biri oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medine Durmann / Almanya</strong></p>

<p>Operasyon kapsamında dergi editörlerinden Sema Uçar ile aynı zamanda BEKSAV Eş Başkanı olan Latife Canan Kaplan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kültür-sanat emekçisi gözaltına alınarak tutuklandı. Tüm baskılara rağmen dergi, “Baskı ve yasaklamalara karşı sanatta inat” başlıklı yeni sayısını dayanışma yazılarıyla yayımladı.</p>

<p><strong><img alt="" height="450" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/beksav-es-baskani-olan-canan-kaplan.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" />BEKSAV Eş Başkanı Latife Canan Kaplan</strong><br />
<br />
<strong>Politik sanat ve kolektif kültür üretimi çizgisi</strong><br />
<br />
Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) bünyesinde üç ayda bir yayımlanan Sanat ve Hayat dergisi, “Toplum için sanat, insanlık için bilim ve özgürlük için politika” ekseninde yayın yapan alternatif kültür-sanat dergileri arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edebiyat, tiyatro, sinema, müzik, kültürel hafıza, kadın özgürlük mücadelesi ve toplumsal hareketler üzerine hazırladığı dosyalarla tanınan dergi, sanatı yalnızca estetik bir alan olarak değil; toplumsal mücadelelerin, hafızanın ve özgürleşme arayışının bir parçası olarak ele alıyor.</p>

<p><img alt="" height="448" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/beksav1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="526" /><br />
<br />
2002 yılında yayımlanan ilk sayısıyla okurla buluşan derginin kuruluş sürecinde, 68 kuşağı devrimcilerinden sosyalist aydın Kutsiye Bozoklar da yer aldı. İlk sayıda yayın komisyonu başkanı olarak bulunan Bozoklar, dergi çevresi tarafından yaşamıyla direnişin ve devrimci iyimserliğin sembollerinden biri olarak anılıyor. Bir dönem yayınına ara veren dergi, 2015 yılında yeniden yayımlanmaya başlamış; Kürtçe ve Ermenice sayfalara da yer vererek çok dilli kültürel üretim anlayışını sürdürmüştü. Yıllar içerisinde oluşturduğu yayın çizgisiyle politik sanat üretimini, kolektif hafızayı ve toplumcu kültür geleneğini büyüten dergi, bugün de kültür-sanat alanındaki üretimini sürdürüyor.</p>

<p><img alt="" height="640" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/2-142.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="456" /><br />
<br />
<strong>Dayanışma ekseninde hazırlanan sayı</strong><br />
<br />
İlkbahar/Yaz 2026 tarihli 46/31 sayısı doğrudan dayanışma ekseninde hazırlandı. “Baskı ve yasaklamalara karşı sanatta inat” başlığıyla yayımlanan sayının giriş yazısında, operasyonların ardından büyüyen dayanışma ruhuna dikkat çekildi. Açıklamada, kültür-sanat alanına yönelik baskılara rağmen belirleyici olanın dayanışma olduğu vurgulanırken, yeni sayının kolektif bir emekle hazırlandığı ifade edildi.<br />
<br />
Dergi kolektifi tarafından kaleme alınan giriş yazısında şu ifadelere yer verildi:<br />
<br />
“Operasyonla ‘düzen dışı potansiyeli yok etmek’ isteyenlerin karşısına direnenler ve dayanışmanın gücü çıktı. Dayanışma sayısını çıkaracağımızı duyurduğumuz andan itibaren bize ulaşan okurlarımıza, dost ve yoldaşlarımıza çok teşekkür ederiz. Kendimizi bir an olsun yalnız hissetmedik.”<br />
<br />
Yeni sayı yalnızca destek mesajlarından oluşan bir özel sayı niteliği taşımıyor. Türkiye’den ve Avrupa’dan çok sayıda ilerici yazar, sanatçı ve kültür emekçisi doğrudan yazılarıyla dergiye katkı sundu. Böylece dayanışma, yalnızca açıklamalarla değil; şiir, deneme, inceleme, çeviri ve kültürel üretim aracılığıyla büyüyen kolektif bir hat olarak örüldü.<br />
<br />
<strong>Türkiye’den ve Avrupa’dan katkılar</strong><br />
<br />
Derginin bu sayısında Aziz Tunç, Hasan Sağlam, Ferhat Tunç, Atilla Keskin, Ali Çarman, Mine Şirin, Barış Yıldırım, D. Barış Şen, Semra Çelebi, Ayşe Nur Demir ve çeşitli yazarların şiir, inceleme ve kültür yazıları yer aldı. Sayıda ayrıca sansür, faşizm, propaganda, toplumsal hafıza, özgürlük mücadeleleri, politik sanat ve kültürel direniş üzerine makaleler yayımlandı.<br />
<br />
“Tartışma Kültürü”, “Harman”, “Mevsimler”, “Pano” ve “Ayraç” bölümlerinden oluşan sayıda sanatın halkla ilişkisi, hafıza kültürü, kölelik tarihi, devrimci kadınlar ve kültürel direniş gibi başlıklar öne çıktı. Özellikle Almanya’da yaşayan ilerici aydın ve sanatçıların katkıları, dayanışma sayısının uluslararası bir kültürel bağa dönüştüğünü gösterdi.<br />
<br />
Operasyonların ardından yalnızca yazılarla değil, kamuoyuna yapılan çağrılarla da geniş bir dayanışma ağı oluştu. Dayanışma çağrılarına destek veren isimler arasında Barış Atay, Mikail Aslan, Pınar Aydınlar, Hayko Bağdat, Kemal Aydoğan ve Kemal Kahraman gibi isimler yer aldı. Mezopotamya Kültür Merkezi, HDK Kültür Sanat Meclisi, Grup Munzur ve çeşitli tiyatro toplulukları da tutuklanan kültür emekçileriyle dayanışma çağrısı yaptı.<br />
<br />
<strong>Dayanışma çağrıları sürüyor</strong><br />
<br />
Sanat ve Hayat dergisinin dayanışma çağrıları ise sürüyor. Dergi tarafından yapılan çağrıda, “Yazı yazabilir, çeviri yapabilir, şiir, görsel vb. gönderebilirsiniz” denilerek yeni sayının kolektif katkılarla hazırlanacağı duyuruldu. Dergi çevresi, Eylül 2026’da yayımlanacak yeni sayı için hazırlıkların sürdüğünü açıkladı.<br />
<br />
Son dönemde bağımsız tiyatroların, kültür merkezlerinin, alternatif yayınların ve sanat kurumlarının artan baskılarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde yayımlanan bu sayı, yalnızca bir derginin yayına devam etmesi değil; baskılara rağmen kolektif kültür üretiminin ve dayanışmanın sürdüğünü gösteren güçlü bir kültürel yanıt olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, KÜLTÜR, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sanat-ve-hayattan-dayanisma-sayisi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/sanat-ve-hayat.jpeg" type="image/jpeg" length="50153"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'da yeni iltica dönemi: Sığınmacılar için sert kurallar, insan hakları örgütlerinden tepki]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-yeni-iltica-donemi-siginmacilar-icin-sert-kurallar-insan-haklari-orgutlerinden-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-yeni-iltica-donemi-siginmacilar-icin-sert-kurallar-insan-haklari-orgutlerinden-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya, Avrupa Birliği'nin Ortak Avrupa İltica Sistemi'nde (GEAS) yaptığı kapsamlı reform doğrultusunda iltica mevzuatını yeniden düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Federal Meclis tarafından kabul edilen uyum yasalarıyla birlikte yeni kuralların büyük bölümü 12 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.</strong></p>

<p>Federal hükümet, düzenlemelerin AB genelinde iltica kurallarını uyumlu hale getirmeyi amaçladığını belirtirken, insan hakları örgütleri ise reformun sığınmacıların haklarını önemli ölçüde kısıtlayacağı uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>İltica sistemi AB kurallarına uyarlanıyor</strong></p>

<p>Yeni düzenlemeler, AB'nin 2024 yılında kabul ettiği Ortak Avrupa İltica Sistemi reformunun Almanya'daki uygulama ayağını oluşturuyor.</p>

<p>Buna göre iltica başvurularının değerlendirilmesinde birçok alanda ulusal hukuk yerine doğrudan AB mevzuatı esas alınacak. Bu kapsamda Almanya'da İltica Yasası, Oturma Yasası ve İltica Başvuru Sahipleri Yardım Yasası'nda kapsamlı değişiklikler yapıldı.</p>

<p>Yeni sistemde iltica süreci başvuru, kayıt ve resmi müracaat olmak üzere üç ayrı aşamaya ayrılıyor. Sığınmacılar önce sınır makamlarına veya ilgili kurumlara başvuracak, ardından kayıt işlemleri gerçekleştirilecek ve son aşamada Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'ne (BAMF) resmi iltica başvurusu yapılacak.</p>

<p><img alt="" height="447" src="https://avrupa-postasicom.teimg.com/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/almanya-da-iltica.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>Girişte zorunlu tarama uygulaması</strong></p>

<p>Yeni sistemle birlikte sınırlarda veya ülke içerisinde "screening" (tarama) adı verilen ön inceleme süreci uygulanacak.</p>

<p>Bu kapsamda kişinin:</p>

<p>-Kimliği ve uyruğu,</p>

<p>-Sağlık durumu,</p>

<p>-Güvenlik açısından oluşturabileceği riskler,</p>

<p>-Özel koruma ihtiyacı bulunup bulunmadığı incelenecek.</p>

<p>Toplanan veriler AB genelinde erişilebilen ortak veri tabanlarına aktarılacak.</p>

<p><strong>Sınırda iltica prosedürü genişliyor</strong></p>

<p>Reformun en dikkat çekici unsurlarından biri sınır prosedürlerinin genişletilmesi oldu.</p>

<p>Belirli başvurular artık Almanya'ya fiilen giriş yapılmadan önce havaalanlarında, limanlarda veya kara sınırlarında değerlendirilebilecek.</p>

<p>AB genelinde kabul oranı yüzde 20'nin altında olan ülkelerden gelen kişiler de bu kapsama alınabilecek.</p>

<p>Eurostat verilerine göre Irak, Rusya ve Türkiye bu sınırın altında kalan ülkeler arasında yer alıyor.</p>

<p>Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'nin başvurular hakkında sekiz hafta içinde karar vermesi öngörülüyor. İstisnai durumlarda süreç 12 haftaya kadar uzayabiliyor.</p>

<p><strong>Bekleme süresi altı aya kadar çıkabilecek</strong></p>

<p>İnsan hakları örgütlerinin en sert eleştirilerinden biri de sınır prosedürlerinde uygulanacak bekleme sürelerine yönelik.</p>

<p>PRO ASYL'e göre daha önce havaalanı prosedürlerinde azami 19 gün olan uygulama süresi artık 12 haftaya kadar uzayabilecek.</p>

<p>Başvurunun reddedilmesi halinde buna ek olarak 12 haftalık geri gönderme prosedürü uygulanabilecek.</p>

<p>Böylece bazı kişilerin havaalanlarında veya sınır tesislerinde toplam altı aya kadar tutulabilmesinin önü açılmış oluyor.</p>

<p><strong>"İkincil göç merkezleri" kurulabilecek</strong></p>

<p>Yeni düzenlemelerle federal eyaletlere "ikincil göç merkezleri" kurma yetkisi veriliyor.</p>

<p>Bu merkezlerde, aslında başka bir AB ülkesinin sorumluluğunda bulunan veya başka bir AB ülkesinde koruma statüsü elde etmiş olmasına rağmen Almanya'ya gelen kişiler barındırılacak.</p>

<p>Yetkililer belirli durumlarda bu kişilerin hareket özgürlüğünü sınırlandırabilecek.</p>

<p>Yetişkinlerin bu merkezlerde kalma süresi 24 aya kadar çıkabilecek. Çocuklu aileler için ise altı aylık süre öngörülüyor. Bazı durumlarda bu süre daha da uzatılabilecek.</p>

<p><strong>PRO ASYL: Fiili gözaltı koşulları oluşabilir</strong></p>

<p>Almanya'da sığınmacıların yasal haklarını savunan Frankfurt merkezli insan hakları örgütü PRO ASYL, söz konusu merkezlerin fiilen gözaltı benzeri koşullar yaratabileceğini açıkladı.</p>

<p>Mültecilere hukuki ve sosyal danışmanlık hizmeti sunan<!--TgQPHd|[]--> kuruluşa göre gece saatlerinde tesisten çıkış yasağı uygulanabilecek, bazı kişiler gündüz saatlerinde de merkezleri terk edemeyecek. Kuruluş, bu uygulamaların özgürlük hakkını ciddi şekilde sınırlandırdığını belirtiyor.</p>

<p>Kuruluş, Mart 2025'ten bu yana pilot proje olarak faaliyet gösteren Eisenhüttenstadt ve Hamburg'daki Dublin merkezlerini örnek gösterdi.</p>

<p>Bu nedenle, yeni yasayla öngörülen sekonder göç merkezlerinin de benzer sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Çocukların alıkonulması tartışma yarattı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Reform kapsamında en çok eleştirilen düzenlemelerden biri de çocukların belirli koşullar altında alıkonulabilmesine imkan tanınması oldu.</p>

<p>Alman hükümeti bunun yalnızca son çare olarak uygulanacağını savunurken, PRO ASYL ve çeşitli insan hakları kuruluşları çocukların özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının hiçbir koşulda çocuk yararıyla bağdaşmayacağını ifade ediyor.</p>

<p><strong>Yeni gözaltı türleri getiriliyor</strong></p>

<p>Yasayla birlikte üç yeni gözaltı türü de mevzuata giriyor:</p>

<p>-Tarama (screening) sürecinin güvence altına alınması amacıyla uygulanabilecek "inceleme gözaltısı",</p>

<p>-İltica prosedürü sırasında kişinin kayıplara karışmasını önlemeyi amaçlayan "iltica prosedürü gözaltısı",</p>

<p>-Olumsuz karar sonrası uygulanabilecek "sınır geri gönderme gözaltısı".</p>

<p>Bu uygulamalar özellikle insan hakları örgütleri tarafından yoğun biçimde eleştiriliyor.</p>

<p><strong>Çalışma izni daha erken verilebilecek</strong></p>

<p>Yeni sistemde sığınmacılar açısından bazı olumlu düzenlemeler de bulunuyor.</p>

<p>Buna göre iltica başvurusu devam eden kişiler üç ay sonra çalışma izni alabilecek.</p>

<p>AB mevzuatı altı aylık süre öngörmesine rağmen Almanya bu konuda daha kısa bir süre belirledi.</p>

<p><strong>Çocuklara sağlık hizmetlerinde genişleme</strong></p>

<p>Düzenlemeler kapsamında reşit olmayan (18 yaş altındaki) sığınmacılar için sağlık hizmetlerine erişim de genişletiliyor.</p>

<p>Çocuklar artık yalnızca acil tedavi değil, sosyal yardım mevzuatındaki kapsamlı sağlık hizmetlerinden de yararlanabilecek.</p>

<p>Başlanan tedaviler, çocuk 18 yaşını doldurduktan sonra da tamamlanıncaya kadar sürdürülebilecek.</p>

<p><strong>Yeni düzenlemeler 12 Haziran'da yürürlüğe girecek</strong></p>

<p>PRO ASYL, GEAS reformunun ve Almanya'daki uygulama yasalarının sığınmacıların tecrit edilmesine ve haklarının önemli ölçüde sınırlandırılmasına yol açacağını savunuyor.</p>

<p>Kuruluş, özellikle sınır prosedürlerinin genişletilmesi, hareket özgürlüğünün kısıtlanması ve çocukların da dahil olabileceği yeni alıkoyma uygulamalarının ciddi insan hakları sorunları yaratabileceği görüşünde.</p>

<p>Federal hükümet ise reformun temel amacının iltica süreçlerini hızlandırmak, AB genelinde ortak standartlar oluşturmak ve düzensiz göç hareketlerini daha etkin yönetmek olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Yeni düzenlemelerin büyük bölümü 12 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu tarihten itibaren Almanya'daki iltica sistemi son yılların en kapsamlı değişikliklerinden birini yaşamış olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, AVRUPA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanyada-yeni-iltica-donemi-siginmacilar-icin-sert-kurallar-insan-haklari-orgutlerinden-tepki</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/iltica-3.jpg" type="image/jpeg" length="39223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alman basınına göre CHP'ye yönelik baskılar Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin işareti]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/alman-basinina-gore-chpye-yonelik-baskilar-turkiye-siyasetinde-yeni-bir-donemin-isareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/alman-basinina-gore-chpye-yonelik-baskilar-turkiye-siyasetinde-yeni-bir-donemin-isareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan yargı müdahalesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen yargı süreçleri ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili tartışmalar, Almanya’da yayımlanan haber ve yorumlarda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Spiegel ve T-Online kaynaklı analizlerde, Türkiye’nin hem iç siyasetinde hem de dış politikada kritik bir döneme girdiği vurgulandı.</strong></p>

<p>Değerlendirmelerde, Türkiye’de muhalefete yönelik yargı süreçleri, CHP üzerindeki baskı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iç politikadaki güç mücadelesi ele alınırken, ülkenin demokratik yapısına ilişkin tartışmalar da yeniden gündeme taşındı. Analizlerde, Türkiye’nin hem iç siyasette hem de dış politikada kritik bir döneme girdiği vurgulandı.</p>

<p><strong>Erdoğan–Trump hattında dikkat çeken diplomasi trafiği</strong></p>

<p>Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkiye de geniş yer verildi. Trump’ın ilk başkanlık dönemine ilişkin aktarılan diplomatik kulis bilgileri, iki lider arasında doğrudan ve yoğun bir iletişim trafiği bulunduğu yönündeki değerlendirmeleri yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>Washington çevrelerinde dile getirilen bir iddiaya göre, Erdoğan’ın Trump ile doğrudan iletişim kanalları kurduğu ve bu süreçten sonra iki lider arasında sık telefon görüşmeleri gerçekleştirildiği ifade edildi. Bu durumun özellikle Suriye ve bölgesel güvenlik konularında Ankara’nın etkisini artırdığı yönünde yorumlar yapıldı.</p>

<p>Haberde ayrıca, Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD’nin Suriye’nin kuzeyinden çekilme kararının Türkiye’nin bölgedeki askerî hareket alanını genişlettiği hatırlatıldı. Söz konusu kararın, iki lider arasındaki doğrudan iletişimin sonuçlarından biri olarak değerlendirildiğine ilişkin yorumlara da yer verildi.</p>

<p><strong>Ekonomik kriz ve iç siyasi baskı tartışmaları</strong></p>

<p>Alman basını, Türkiye’de ekonomik sorunların devam ettiğine dikkat çekerek, yüksek enflasyon ve düşen alım gücünün toplum üzerindeki etkilerine vurgu yaptı. Resmî verilere göre yüzde 30’un üzerinde seyreden enflasyonun, geniş kesimlerin yaşam standartlarını olumsuz etkilediği belirtildi.</p>

<p>Bu ekonomik tablonun muhalefetin güçlenmesine zemin hazırladığı değerlendirilirken, özellikle CHP’nin son seçimlerde elde ettiği başarıların iktidar üzerindeki siyasi baskıyı artırdığı yorumları yapıldı.</p>

<p><strong>CHP ve İmamoğlu üzerinden artan gerilim</strong></p>

<p>Haberde, CHP’nin son dönemde iktidar karşısında güç kazandığı ve Ekrem İmamoğlu’nun muhalefetin öne çıkan isimlerinden biri hâline geldiği vurgulandı. İmamoğlu’nun siyasi faaliyetlerinin çeşitli yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldığına ilişkin değerlendirmelere de yer verildi.</p>

<p>Ayrıca, muhalefetle ilgili yargı süreçleri ve siyasi baskıların, Türkiye’deki demokratik rekabet ortamına ilişkin tartışmaları artırdığı ifade edildi.</p>

<p><strong>CHP’de liderlik krizi ve parti içi müdahale </strong></p>

<p>Değerlendirmelerde, CHP içinde yaşanan liderlik tartışmaları da geniş yer buldu. Parti içi süreçlere yönelik yargı müdahaleleri ve yönetim değişikliklerine ilişkin tartışmaların, muhalefetin kurumsal yapısına yönelik baskı iddialarını güçlendirdiği belirtildi.</p>

<p><strong>Orbán benzetmesi: Türkiye için kritik eşik uyarısı</strong></p>

<p>Haber ve yorumlarda, CHP’ye yönelik yargı süreçleri ve muhalefet üzerindeki baskılara dikkat çekilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlenen muhalefet karşısında önemli bir siyasi sınamayla karşı karşıya olduğu ifade edildi.</p>

<p>Bazı analizlerde, Türkiye’de muhalefetin güçlenmesi ve ekonomik sorunların sürmesiyle birlikte siyasi dengelerin değişmeye başladığı, bunun da Erdoğan yönetimi açısından yeni bir siyasi eşik oluşturabileceği değerlendirmesine yer verildi.</p>

<p><strong>Batı ile ilişkiler ve NATO dengesi</strong></p>

<p>Haberde ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki krizler ve NATO içindeki güvenlik tartışmalarının Türkiye’nin stratejik önemini artırdığı vurgulandı. Bu nedenle Batılı ülkelerin Ankara ile ilişkilerinde daha temkinli ve dengeli bir yaklaşım izlediği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan, Türkiye’nin jeopolitik konumu nedeniyle Avrupa ve ABD’nin Ankara’ya yönelik eleştirilerinde daha ölçülü bir dil kullandığı yönündeki değerlendirmelere de yer verildi.</p>

<p><strong>Kritik siyasi dönem vurgusu</strong></p>

<p>Türkiye’nin hem ekonomik hem de siyasi açıdan kritik bir dönemden geçtiği belirtilirken, iktidar ile muhalefet arasındaki gerilimin önümüzdeki süreçte daha da artabileceği yorumları yapıldı.</p>

<p>Uzmanlar, Türkiye’de demokratik rekabetin geleceğinin hem iç siyasi gelişmelere hem de Batı ile ilişkilerin seyrine bağlı olacağını ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GENEL, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, MEDYA, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/alman-basinina-gore-chpye-yonelik-baskilar-turkiye-siyasetinde-yeni-bir-donemin-isareti</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/erdo-33.JPG" type="image/jpeg" length="53547"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya, BM Güvenlik Konseyi seçimlerinde ilk kez elendi]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-bm-guvenlik-konseyi-secimlerinde-ilk-kez-elendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/almanya-bm-guvenlik-konseyi-secimlerinde-ilk-kez-elendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin 2027-2028 dönemi geçici üyeliği için yürüttüğü kampanyada beklenmedik bir yenilgi alarak, yeniden birleşmenin gerçekleştiği 1990 yılından bu yana ilk kez konseye seçilemedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p><strong>New York'ta BM Genel Kurulu'nda yapılan gizli oylamada Almanya, kendi bölgesel grubu olan Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu'nda Avusturya ve Portekiz'in gerisinde kaldı.</strong></p>

<p>193 üye ülkenin oy kullandığı seçimde Portekiz 134, Avusturya 131, Almanya ise 104 oy aldı. Geçici üyelik için gerekli olan üçte iki çoğunluk şartını yalnızca Portekiz ve Avusturya sağlayabildi.</p>

<p><strong>Berlin'de şok etkisi</strong></p>

<p>Almanya, yeniden birleşmeden bu yana her sekiz yılda bir BM Güvenlik Konseyi'ne girmeyi başarmış ve bugüne kadar altı kez geçici üye olarak görev yapmıştı. Son olarak 2019-2020 döneminde konseye seçilen ülkenin bu kez başarısız olması Berlin'de geniş yankı uyandırdı.</p>

<p>Seçim sonucunun ardından açıklama yapan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, sonucun ülkenin uluslararası sorumluluklarını değiştirmediğini belirterek, <strong>"Almanya çok taraflı sistemin güvenilir bir direği olmaya devam edecektir" </strong>dedi. Merz ayrıca seçimi kazanan Avusturya ve Portekiz'i tebrik ederek bu ülkelerle yakın iş birliğinin süreceğini vurguladı.</p>

<p><strong>Hükümetten "Geç adaylık" savunması</strong></p>

<p>Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise yenilginin temel nedenlerinden birinin Almanya'nın adaylığını rakiplerinden çok daha geç açıklaması olduğunu söyledi.</p>

<p>Wadephul, Avusturya'nın adaylığını 2011'de, Portekiz'in ise 2013'te ilan ettiğini hatırlatarak Almanya'nın yarışa geç katıldığını belirtti. Bakan ayrıca Almanya'nın Ukrayna'ya verdiği güçlü desteğin Rusya'nın karşı propaganda faaliyetlerine neden olduğunu savundu.</p>

<p>Gazze savaşı nedeniyle Almanya'nın İsrail'e yönelik tarihsel sorumluluğunun da bazı ülkelerin oy tercihlerinde etkili olmuş olabileceğini dile getiren Wadephul, seçim öncesinde daha olumlu bir sonuç beklediğini kabul etti.</p>

<p><strong>Muhalefetten sert eleştiriler</strong></p>

<p>Seçim sonucu Almanya'da muhalefet partilerinin de sert tepkilerine yol açtı.</p>

<p>Muhalefetteki Yeşiller Partisi Eş Başkanı Franziska Brantner, sonucu Başbakan Merz ve Dışişleri Bakanı Wadephul açısından "diplomatik bir hezimet" olarak nitelendirirken, Almanya'nın son aylarda uluslararası alanda önemli ölçüde güven kaybettiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sol Parti Genel Başkanı Ines Schwerdtner ise Almanya'nın Gazze, Venezuela ve İran konularında uluslararası hukuk ihlallerine karşı yeterince net tavır göstermemesinin bu sonucun ortaya çıkmasında etkili olduğunu savundu.</p>

<p>Aşırı sağcı AfD'nin lideri Alice Weidel ise sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Bir rezalet diğerini izliyor" ifadeleriyle hükümeti hedef aldı.</p>

<p>SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu da Almanya'nın dış politikada daha tutarlı ve ilkeli bir çizgi izlemesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>"Uluslararası hukukta çifte standart algısı oluştu"</strong></p>

<p>Karaahmetoğlu, Almanya'nın uzun yıllar boyunca uluslararası hukukun ve çok taraflı diplomasinin güçlü savunucularından biri olarak görüldüğünü ancak son dönemde bu algının zedelendiğini söyledi.</p>

<p>Özellikle Gazze'deki insani kriz karşısında Berlin'in tutumunun birçok ülkede tepki çektiğini ifade eden Karaahmetoğlu, Almanya'nın bazı uluslararası krizlerde farklı standartlar uyguladığı yönündeki eleştirilerin ülkenin küresel itibarını olumsuz etkilediğini dile getirdi.</p>

<p>SPD Federal Meclis Grubu Dış Politika Sözcüsü Adis Ahmetovic de seçim sonucunun Almanya'nın uluslararası alandaki algısına ilişkin önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, "Uluslararası hukuku savunduğunu söyleyen bir ülke, bunu her durumda aynı kararlılıkla göstermek zorundadır" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Güvenlik Konseyi'ne kimler seçildi?</strong></p>

<p>Yapılan seçimlerde 2027-2028 dönemi için geçici üyeliğe seçilen ülkeler şöyle oldu:</p>

<ul>
 <li>Avusturya</li>
 <li>Portekiz</li>
 <li>Zimbabve</li>
 <li>Trinidad ve Tobago</li>
</ul>

<p>Asya grubu için yapılan ilk tur oylamada ise Kırgızistan ve Filipinler gerekli çoğunluğu sağlayamadığı için seçim ikinci tura kaldı.</p>

<p><strong>Almanya için bir uyarı mı?</strong></p>

<p>Uzmanlar ve siyasetçiler, Almanya'nın ilk kez BM Güvenlik Konseyi dışında kalmasının yalnızca diplomatik bir yenilgi değil, aynı zamanda Berlin'in son yıllardaki dış politika tercihleri hakkında uluslararası toplumun verdiği önemli bir mesaj olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Almanya'nın Ukrayna savaşı, Gazze'deki soykırım ve diğer uluslararası çatışmalardaki tutumunun dünya genelinde farklı şekillerde algılandığına dikkat çeken gözlemciler, Berlin'in önümüzdeki dönemde uluslararası hukuk, insani yardım ve çok taraflı diplomasi alanlarında güven tazelemek için daha kapsamlı adımlar atmak zorunda kalabileceğini ifade ediyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, GENEL, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/almanya-bm-guvenlik-konseyi-secimlerinde-ilk-kez-elendi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/bm-3.JPG" type="image/jpeg" length="28688"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sol Parti'den göçmenlere oy hakkı çıkışı: Beş yıl ikamet edenler oy kullanabilsin]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partiden-gocmenlere-oy-hakki-cikisi-bes-yil-ikamet-edenler-oy-kullanabilsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/sol-partiden-gocmenlere-oy-hakki-cikisi-bes-yil-ikamet-edenler-oy-kullanabilsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da muhalefetteki Sol Parti (Die Linke), ülkede en az beş yıldır yasal olarak yaşayan göçmenlerin federal, eyalet ve yerel seçimlerde oy kullanabilmesini öngören bir önergeyi Federal Meclis'e sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Önerge, Almanya'da uzun yıllardır devam eden "yabancılara seçim hakkı" tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.</strong></p>

<p>"Yabancı kadın ve erkeklere seçim hakkı getirilsin" başlıklı önerge, Sol Parti milletvekili Ferat Koçak öncülüğünde hazırlandı ve parti eş başkanları Heidi Reichinnek ile Sören Pellmann'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda milletvekili tarafından imzalandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Parti, Almanya'da yaşayan milyonlarca göçmenin çalışmasına, vergi ödemesine ve toplumsal yaşama katılmasına rağmen siyasi karar alma süreçlerine dahil olamadığını savunuyor.</p>

<p><strong>"Demokratik temsil açığı oluşuyor"</strong></p>

<p>Önergede, Almanya'da yaşayan göçmenlerin büyük bölümünün uzun yıllardır ülkede hayatlarını sürdürdüğüne dikkat çekilerek, buna rağmen federal ve eyalet düzeyindeki seçimlere katılamadıkları vurgulandı.</p>

<p>Sol Parti'ye göre bu durum demokratik temsil açısından ciddi bir eksiklik yaratıyor. Parti, 2025 yılı itibarıyla Almanya'da yaklaşık 14 milyon yabancı uyruklu kişinin yaşadığını, bunların yaklaşık 5 milyonunun Avrupa Birliği vatandaşı olduğunu hatırlatıyor. İstatistiklere göre yabancı nüfusun Almanya'daki ortalama ikamet süresi ise yaklaşık 15 yıl.</p>

<p>Parti yönetimi, siyasi katılım hakkının vatandaşlık edinme koşullarına veya ekonomik durumlara bağlı olmaması gerektiğini savunuyor.</p>

<p><strong>Anayasal engel tartışması</strong></p>

<p>Almanya'da seçim hakkı halen Alman vatandaşlığına bağlı bulunuyor. Federal Anayasa Mahkemesi 1990 yılında verdiği kararda, Anayasa'da yer alan "Egemenlik halkındır" ilkesindeki "halk" kavramının Alman vatandaşlarını ifade ettiğine hükmetmiş ve yabancılara seçim hakkı tanıyan eyalet düzenlemelerini iptal etmişti.</p>

<p>Sol Parti ise aradan geçen yıllarda Almanya'nın göç ülkesi kimliğinin güçlendiğini ve hukuki yorumların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Parti temsilcileri, Anayasa'nın çeşitli maddelerinde "Alman halkı" yerine doğrudan "halk" ifadesinin kullanıldığına dikkat çekerek mevcut yaklaşımın yeniden tartışılabileceğini belirtiyor.</p>

<p><strong>Schleswig-Holstein ve Hamburg'un girişimi</strong></p>

<p>Almanya'da yabancılara seçim hakkı konusu ilk kez 1989 yılında ciddi biçimde gündeme gelmişti.</p>

<p>14 Şubat 1989'da Schleswig-Holstein Eyaleti, en az beş yıldır yasal olarak ülkede yaşayan belirli yabancı gruplara yerel seçimlerde oy kullanma hakkı tanıyan düzenlemeyi kabul etti. Bir gün sonra Hamburg da en az sekiz yıldır Almanya'da yaşayan yabancılara belediye seçimlerinde oy hakkı verilmesini kararlaştırdı.</p>

<p>Ancak CDU/CSU'nun başvurusu üzerine Federal Anayasa Mahkemesi, 31 Ekim 1990 tarihinde her iki düzenlemeyi de Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.</p>

<p><strong>AB vatandaşları oy kullanabiliyor</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi kararından kısa süre sonra imzalanan Maastricht Antlaşması ile Avrupa Birliği vatandaşlarına yaşadıkları üye ülkelerde yerel seçimlere katılma hakkı tanındı.</p>

<p>Bu kapsamda Almanya'da yaşayan AB vatandaşları 1994 yılından bu yana belediye ve yerel seçimlerde hem oy kullanabiliyor hem de aday olabiliyor.</p>

<p>Buna karşın Türkiye kökenliler başta olmak üzere AB dışındaki ülkelerden gelen milyonlarca kişi, uzun yıllardır Almanya'da yaşamalarına rağmen seçimlere katılamıyor.</p>

<p><strong>Muhalefetten eleştiriler</strong></p>

<p>Sol Parti'nin önerisi siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>

<p>Eleştiriler, seçim hakkının vatandaşlıkla doğrudan bağlantılı olduğu ve Alman vatandaşlığının temel anlamını zayıflatabileceği üzerinde yoğunlaşıyor. Muhalif görüşlere göre seçim hakkı, yalnızca ülkedeki yaşamdan etkilenmenin değil, siyasi egemenliğin bir parçası olmanın sonucu olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>Federal İçişleri Bakanlığı da uzun süredir Almanya'da yaşayan göçmenlerin vatandaşlığa geçerek seçim hakkı elde edebileceğini hatırlatıyor.</p>

<p>Sol Parti ise vatandaşlığa geçiş süreçlerinin her zaman kolay olmadığını, özellikle ekonomik ve sosyal nedenlerle birçok kişinin bu imkândan yararlanamadığını belirterek siyasi katılım hakkının vatandaşlık şartına bağlı olmaması gerektiğini savunuyor.</p>

<p><strong>Avrupa'da farklı uygulamalar var</strong></p>

<p>Avrupa'da yabancılara yerel seçim hakkı tanıyan ülkelerin sayısı her geçen yıl artıyor. İsveç 1975'ten, Danimarka 1981'den, Hollanda 1985'ten ve Finlandiya 1991'den bu yana ülkelerinde yaşayan yabancılara yerel seçimlerde oy kullanma hakkı tanıyor.</p>

<p>Belçika, İrlanda, İspanya, Portekiz, Slovenya, Slovakya, Estonya, Litvanya ve Macaristan gibi ülkelerde de belirli koşulları yerine getiren yabancılar yerel seçimlere katılabiliyor.</p>

<p>Almanya'da ise yabancılara seçim hakkı konusu, Sol Parti'nin son önerisiyle birlikte yeniden ülke siyasetinin önemli tartışma başlıklarından biri haline gelmiş durumda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, GÖÇ POLİTİKALARI, GÜNDEM, ÖZEL HABER, POLİTİKA, SİYASET, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/sol-partiden-gocmenlere-oy-hakki-cikisi-bes-yil-ikamet-edenler-oy-kullanabilsin</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/sol-parti-1.JPG" type="image/jpeg" length="38424"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en büyük itfaiye ve kurtarma fuarı INTERSCHUTZ 2026 başladı]]></title>
      <link>https://www.avrupa-postasi.com/dunyanin-en-buyuk-itfaiye-ve-kurtarma-fuari-interschutz-2026-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupa-postasi.com/dunyanin-en-buyuk-itfaiye-ve-kurtarma-fuari-interschutz-2026-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın itfaiye, kurtarma, sivil savunma ve afet yönetimi alanındaki en önemli fuarlarından biri olarak kabul edilen INTERSCHUTZ 2026, Almanya’nın Hannover kentinde kapılarını açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beş yılda bir düzenlenen uluslararası fuar, 1-6 Haziran tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak.</strong></p>

<p>Bu yıl “Safeguarding Tomorrow” (Yarını Korumak) temasıyla gerçekleştirilen fuarda, yangınla mücadele, kurtarma hizmetleri, afet yönetimi, çevre koruma ve güvenlik alanlarındaki en yeni teknolojiler sergileniyor.</p>

<p>Fuara bu yıl 54 ülkeden yaklaşık 1.800 firma katılıyor. Organizatörlerin verdiği bilgilere göre INTERSCHUTZ 2026, katılımcı sayısı bakımından fuar tarihinin en büyük organizasyonu olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 125 bin profesyonel ziyaretçinin fuarı ziyaret etmesi bekleniyor.</p>

<p>Katılımcı firmaların büyük bölümü Almanya’dan gelirken, Avusturya, Çin, Türkiye ve İtalya en fazla temsil edilen ülkeler arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Yapay zekâ ve iklim krizi öne çıkıyor</strong></p>

<p>Hannover Fuar Alanı’ndaki dokuz salonda düzenlenen etkinlikte, kasklardan müdahale araçlarına, haberleşme sistemlerinden kontrol merkezi teknolojilerine kadar geniş bir ürün yelpazesi tanıtılıyor.</p>

<p>Bu yılın öne çıkan başlıkları arasında iklim krizinin yol açtığı sel ve orman yangınlarıyla mücadele, yapay zekâ destekli acil durum yönetim sistemleri, robotik uygulamalar ve sürdürülebilir teknolojiler bulunuyor.</p>

<p>Fuarda ayrıca yangın söndürme araçları, kurtarma ekipmanları, sağlık ve ilk yardım teknolojileri, koruyucu ekipmanlar, alarm ve haberleşme sistemleri ile güvenlik çözümleri sergileniyor.</p>

<p><strong>Mobil sahra hastanesi ilk kez tanıtılıyor</strong></p>

<p>INTERSCHUTZ 2026’nın dikkat çeken yeniliklerinden biri de Alman Kızılhaçı’nın (DRK) kurduğu mobil sahra hastanesi oldu. Yaklaşık 3 bin metrekarelik alana kurulan hastanede ziyaretçiler, kriz ve afet bölgelerinde sağlık hizmetlerinin nasıl organize edildiğini yakından inceleme fırsatı buluyor.</p>

<p><strong>Orman yangınlarına özel kamp</strong></p>

<p>Fuar kapsamında ilk kez kurulan “Wildfire Camp” (Orman Yangını Kampı) alanında ise Almanya ve farklı ülkelerden uzmanlar, orman ve bitki örtüsü yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesine yönelik yeni yöntemleri tanıtıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca EXPO çatısı altında oluşturulan yüksekte kurtarma pavyonu da fuarın yenilikleri arasında yer alıyor. Altı gün boyunca yalnızca yüksekte kurtarma konusuna odaklanacak alanda çeşitli gösteriler ve eğitim programları düzenlenecek. Fuarın son gününde ise Alman yüksekte kurtarma ekiplerinin ulusal performans yarışması gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>Sektörün geleceği Hannover’de şekilleniyor</strong></p>

<p>Dünya genelinde itfaiye teşkilatları, kurtarma ekipleri, sivil savunma kuruluşları ve afet yönetimi uzmanlarını bir araya getiren INTERSCHUTZ, yalnızca yeni teknolojilerin tanıtıldığı bir platform olmanın ötesinde, geleceğin güvenlik ve afet yönetimi stratejilerinin tartışıldığı uluslararası bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ALMANYA, DÜNYA, TEKNOLOJİ, TÜRKİYE, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.avrupa-postasi.com/dunyanin-en-buyuk-itfaiye-ve-kurtarma-fuari-interschutz-2026-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupa-postasicom.teimg.com/crop/1280x720/avrupa-postasi-com/uploads/2026/06/hannover-fuar.JPG" type="image/jpeg" length="26583"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
