Öne Çıkanlar Ramazan Parti ve Doğan -

TKP Genel Sekreteri Okuyan'dan Peker yorumu: 'Bu mesele bir yere bağlanacak, sonsuza kadar gidecek değil'

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Sedat Peker'in videolarının ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın izleyeceği stratejiye ilişkin gazeteci Şule Aydın'ın sorularını yanıtladı.

Okuyan'ın, "Videolar AKP’yi sarstı mı?", "Erdoğan’ın stratejisi ne?", "Sol oyun kurucu olabilir mi?" sorularını yanıtladığı program, soL TV'de canlı yayınlandı.

Kemal Okuyan'ın Şule Aydın'ın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Sedat Peker'le anlaşma mı sağlandı? Video paylaşmamasının sebebi ne?

Bu soruya kesin yanıt verilemez. Geçtiğimiz hafta iktidar cephesinden konuyla ilgili daha öncesine göre çok yumuşak demeçler yapıldı. Bu meseleyle ilgili yeni bir tırmandırıcı şey olmadı.

Bu mesele bir yere bağlanacak, sonsuza kadar gidecek değil, Peker'in taksit taksit açıklamasının sebebi de bu, bildiği her şeyi açıklamayacağını kendisi de diyor.

Uzadıkça mesele yeni aktörlere değiyor kaçınılmaz olarak. Bu istenir mi Peker tarafından bunu bilemeyiz ama öte yandan çözümü zorlaştırıcı bir faktör. Milangaz'a, Demirören'e değinirken yeni kişilerden bahsediyor.

Aktörleri genişletmesi (ben burada bir yere bağlanacak diyorum eninde sonunda diyorum) meseleyi zorlaştıracak bir şey, ben bunun stratejik bir şey olduğunu düşünmüyorum. Burada ana eksende tutulan isimler var, Soylu, pelikan grubu, Demirören Grubu... Bunların hepsi Erdoğan zorluk çekse de gözden çıkartılabilecek elemanlar. Bunlar zaten gündemdeydi: Soylu'nun görevden alınması Peker videolarından çok önce gündemdeydi, Demirören grubunun basında küçültülmesi çok uzun süredir konuşuluyor.

Demirören küçültülebilir, Soylu Cumhurbaşkanlığı hayalleri kuruyorsa o hayalleri çöker, bunların hepsi Erdoğan için mümkün, Peker de oraya odaklanmış durumda. Ama uzadıkça bu iş zorlaşıyor, eninde sonunda bir yere bağlanacak.

Ama Erdoğan sakin bir şekilde izliyor ve toplantıda da görmezden gelin dedi, sahiden görmezden gelmesi mümkün mü?

Görmezden gelmesi ihtimali sıfır, neden sıfır? Türkiye'de milyonlarca kişi izliyor, AKP içerisinde tartışılıyor... Taktik olarak polemikten kaçmak AKP açısından akıllıca, ne kadar az konuşursanız o kadar kontrol altında tutmak mümkün. Soylu'nun HT'deki programı Erdoğan'a yönelikti. Gerçekten yokmuş gibi davranıyorlar mı? Hayır.

Haber merkezlerine gelen kaynakların çok büyük bir bölümü AKP içinden sızdırılanlar. Orayı toparlayabilir mi?

Erdoğan bunu tek başına yapamaz, sedat peker de kendi elindeki dosyaların ötesinde kartlar açıyor, mesela "Milangaz'la ilgili dosyayı okuyorum" diyor, demek ki yeni gelmiş. Bu şu demek, sistemin içerisindeki kavgada bir rekabet var, önmüzdeki dönemki tasarımlarda kimlerin gözden çıkarılacağına ilişkin bir etüt yapılıyor. İşte efendim "Kimseyi gözden çıkarmazlar" niye gözden çıkartılmasın, dediğim şekilde gözden çıkartılır. Bazı sermaye grupları küçültülür, bazı siyasetçiler kenara çıkartılabilir. Soylu "ben sizi de yakabilirim" diyor, ben Türkiye'de hiçbir siyasetçinin herkesi yakabileceğini düşünmüyorum. Eninde sonunda Erdoğan'ın bile böyle bir yeteneği yok.

Türkiye'de "derin devlet var mıdır yok mudur" tartışılıyor. İzleyicilerimize de söyleyeyim olanakları varsa TKP'nin 2005 yılında hazırladığı bir rapor var, 16 yıl önce TKP demiş ki "devlet çözülüyor"... Bakın devletin çözülmesi yıllarca "derin devlet derin devlet" denilen bir yerde enteresan bir kavram.

Niye bunu dedik biz? Türkiye'de dış ülkeler, patronlarımız, sermaye sınıfımız ve AKP el birliğiyle devletin alışılmış kalıplarını, mekanizmalarını bozdu. Hatta ortadan kaldırdı 2000'lerin başında, "demokratikleşme" falan hikaye. Sermayenin egemenliği daha doğrudanlaştı, sermaye daha özgür oldu. Bu dağılmayı toparlayacak olan sermaye aklı olacak.

Bir devlet aklı falan yok, olmadığı için sermaye sınıfı güçlü emperyalist ülkelerin yardımıyla buradan çıkmaya çalışacak.

Bir kere dallanıp budaklanmasını istemezler, sertleşme istemezler, sertleşmeyi tercih eden muhalif unsurların önünü keserler. Bugün Kılıçdaroğlu'nun "yapıcı" bir tavır takınması, "yapısallık istemiyoruz" sözleri, helalleşme kavramlarına bakıldığı zaman yumuşak bir geçiş mesajları çıkıyor.

Sermaye 2000'lerden beri olanların sorgulanmasını istemez. O yüzden de Erdoğan'ın bir rahatlığı var, "sonuna kadar gidemezler" diye. Türkiye'de ancak emekçi sınıf sonuna kadar gidebilir, o da örgütlenirse. Ne Erdoğan, ne Sedat Peker, hiç kimse sonuna kadar gidemez. Böyle baktığımız zaman doğal olarak Türkiye'nin önüne yeniden bir sermaye projesi, yeniden bir yapısallık zaten çıkartacaklardır, onun hazırlıkları gözüküyor. Burada da bazı kurbanlar verilecek, asmayacaklar kimseyi, sallandırmayacaklar, dediğim gibi küçültecekler, bazılarının önünü kapatacaklar. Soylu istediği kadar pazarlık yapsın, bu saatten sonra İçişleri Bakanı'nın Türkiye'de önemli bir siyasetçi olma olasılığı yok. Ne yaparsa yapsın... O da olabildiğince az hasarla çıkmak için pazarlık yapıyor.

Muhalefet sandığa işaret ediyor, muhalefet bu yol haritasının neresinde?

Sedat Peker'in videolarının çıktığı ilk zaman yaptığımız programda ben ısrarla şunu demiştim: Sedat peker'in videolarının en önemli sonuçlarından birisi bunların ülkedeki sağ seçmen ve ülkücü tabanda bir değişime neden olacak olmaları. Bu gerçekleşti, AKP çok tartışılıyor, ama neredeyse hiç tartışılmayan MHP en büyük yarayı aldı.

Türkiye'de vatan millet edebiyatıyla siyaset yapma, millet edebiyatını kullanma ciddi bir şeyle karşılaştı. Toplum videoyu izlerken "bize milliyetçilik adına neler yaptırmışlar" diyor.

Akşener açısında bu tercih edilecek bir sonuç, bazı gazeteler "demokratik sağ" yaratılmalı diye yazıyor, sol zaten yok. Burada figürler belli, Babacan var, Akşener var, Kılıçdaroğlu da onların moderatörü olarak var.

Herkesin birleştiği bir şey var: 2022'de seçim. Buraya giderken aslında Türkiye'de meselelerin çözülmüş olması beklenir, seçime kalmaz, seçime kalırsa Türkiye'yi büyük bir kaos bekler. Dolayısıyla seçim öncesinde dengelerin yer değiştirmesi gerekiyor, mesela Erdoğan'ın geleceğinin seçim öncesinde kararlaştırılması gerekiyor. Seçim çözemez bu ülkede hiç bir şeyi.

Erdoğan'sız AKP bir hiç, bugünkü iktidar cephesinin direnişi büyük ölçüde Erdoğan'ın işi.

İbrahim Kalın'la Hulusi Akar hiç yıpranmadı bu süreçte, bunlar uluslararası alanda daha öne çıkan figürler, ABD'yle ilişkilerin düzeltilmesinde onlar mimar, sanki Erdoğan değil, hatta Erdoğan yıkıcı unsur, yapıcı unsurlar bunlar. Bunların sonuçlarını göreceğiz. AKP'nin iç yapısında da muhtemelen bir şey olacak.

Erdoğan'ın geleceği belirlenecek bu süreçte ve bu sistem açısından (halk açısında demiyorum, şu anda sermaye açısından konuşuyoruz) Türkiye'nin geleceği seçimlerden önce belirlenecek, öyle seçimlere gidilecek, seçimlere bırakılmaz hiç bir şey.

AKP 2002'deki seçimleri öncesinde kazanmıştı. Herkesin "kader seçimi olacak" dediği şeyde de her şey önce belirlenecek, öyle seçime gidilecek. Diğer ihtimal kaotik bir süreç. Sermaye aklı yumuşak bir geçiş için çabalıyor, derin devlet yok şu an sığ devlet var.

Sadece TKP üzerinden değil, meclis muhalefeti dışında tüm sol muhalefeti katarak soruyorum, Peker'in mesajının altına "aşı karşıtlığı çok aşıyla ilgili twit atın insanlar farkına varsın" diye yazanlar varken Peker çıktı dedi ki "arkadaşlar muhalefete lütfen kızmayın, biz değiştireceğiz ve hırsızlıkların olmadığı bir düzen kuracağız"... Yani sol sosyalizmi Peker'e mi kaptırdı?

Yok tabi ki buradaki mesele şu, sorular soruluyor artık, bunların bir kısmını Peker sordu. Soru soran toplum sorgulayan bir toplum olur. TKP açısından önemli olan şu, bu soruları belli bir eksene çekmek. Daha önce "Azeri iş adamının marinasına çöktüler"i tartışmıştık. Biz de şunu sormuştuk, Azeri iş adamının zenginliği nereden geldi, Azerbaycan halkından çaldı, o zenginlik nereden geliyor onu sormadan marinadaki işi soramazsın.

Demirören gurubunun OYAK'da zararı pahasına işlem yaptığına dair bir tartışma var. Burada biz diyeceğiz ki "OYAK niye var?". OYAK ne Ordu Yardımlaşma Kurumu, Türkiye'nin en büyük holdingi. Niye askerlere bir holding kuruldu? Gerekçe ne? Silahlı kuvvetler personelinin yaşam standartlarını yükseltme. Büyük palavra, yükseltmediler, çünkü silahlı kuvvetlerin ezilenleri kimdir? Assubaylardır. Onlar hep şikayetçiydi, biz yararlanamadık diye. Oysa OYAK'ın amacı neydi? Silahlı kuvvetleri sermaye haline getirmek. Şimdi devlet biz marksistler açısından nedir? Egemen sınıfın baskı aygıtıdır. Burada yeni bir hamle yaptılar, silahlı kuvvetleri sermayeye yakınlaştırmak için sermaye haline getirdiler. Bunun sorgulanması lazım, bütün bu tartışmalarda halk yok, sermayenin sermayeyle tartışması söz konusu, o ona ihalede haksızlık yapmış, o Sedat Peker'e komisyon vermiş, o onu ihale dışı bırakmış... Halk yok bunun sorulması lazım.

Ne iddia ederler, patron var, işçi var, bunlar piyasa şartlarına göre pazarlık ederler, işçi ücretleerini düzenlerler. OYAK'ın en popüler şirketi ne? Renault, dünyanın en büyük otomotiv şirketlerinin Türkiye'deki bacağı. E OYAK işçisi sayısız örnek var. Hep tehdit edildi OYAK işçisi greve çıktığında. Ya patronun silahlı kuvvetler bağı var. Silahlı kuvvetleri tekelinde tutan şirket nasıl olur? Bunu sormak gerekiyor.

Bizim yapacağımız mesele bu, bu soruların sorulmaya başlanması. Türkiye solunun şimdiye kadarkinin çok ötesinde bir ağırlığa kavuşması gerek. Bizim gizlimiz saklımız yok, biz herhangi bir sorunun sorulmasından korkmayız, sen herhangi soruyu sorabilirsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner67

banner68

banner69

banner71

banner84

banner62

banner85

banner73

banner57

banner11

banner56

banner51

banner58

banner61

banner82

banner27

banner59

banner81