Yazımda ırkçılık, milliyetçilik, yabancı düşmanlığı üzerinde duracağım. Irkçılık, milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı bunlar ayrı ayrı terimler ve içeriklerde gündeme gelir. Günümüzde bu olguları çoğu zaman birbirine katarlar ve öyle tarif etmeye çalışırlar.

Irkçılığın Fransız Devrimi döneminde tarifi yapılırken milliyetçik ile aynı düzlemde olduğu belirtilmiştir.

Irkçılığın tarifi bu dönemde başlar, yeni ve Avrupa'ya ait bir olgu ve ideloji olduğu tesbit edilir. Almanya'da Hitler döneminde Alman ırkının sarışın, mavi gözlü olması gerektiğini ve bunun dışındakilerin Alman ırkına ait olamayacağını, ülkede yaşayan Yahudilerin Alman ırkına benzemediği için, Alman ırkını bozduğunu iddia etmişlerdir, Hitler bu nedenle 'Ari ırk' teorisini geliştirmiştir.

Milliyetçilik kültürel bir olgudur ve kökeni çok eskilere dayanır, bu nedenle tüm uluslarda vardır ve çok büyük tehlikedir. Milliyetçiliğe tüm kültürlerde rastlanırken farklı uluslar da bundan zarar görür.

Almanya'da milliyetçilik Hitler dönemide gelişirken, Yahudiler gaz odalarında katledilmiş ve dünyanın gözü önünde bir soykırım yaşanmıştır. Milliyetçiliğin Yahuduler ile yakından uzaktan bir ilgisi yoktur, Yahudiler bu ideolojinin kurbanıdır. 'Yahudiler Almanya'da olmsaydı milliyetçilik olmazdı' düsüncesi de çok yanliştır. Milliyetçiliğin bir kültürel olgu olarak tarifini yaparsak, Yahudiler olmasada miliyetçilik ideolojisi insanların kafasında varolmaya devam edecekti. Zamanında Yahudiler bundan zarar gördü ama Yahudiler olmasaydı da milliyetçilikten başkaları zarar görecekti.

Günümüzde de bundan ülkede yaşayan göçmen azınlıklar zarar görüyor. Yani milliyetçiliğin kökeninin tüm kültürlerde var olduğunu ve insanların bunu ana sütü gibi emdiğini söyleyebiliriz. Yabancı düşmanlığı günümüz koşullarında AB ülkelerinde göcmenlere yöneliktir ve göçmenlerin bu ülkelere gelişiyle, ırkçı ideolojilerle kafası doldurulmuş kesimler tarafından baskı yapılmaktadır.

Avrupa'nın içine düştüğü ekonomik krizde, işsizliğin yükselmesi ve isyerlerinde göçmenlerin çalışmasından korkan yabancı düşmanları, göçmenlere karşı saldırılarının dozunu arttırıyor. Günlük hayatta göçmen azınlıklar horlanırken, şamar oğlanı olarak topun ağzına sürülüyor. Bu ideolojiye karşı ciddi ve köklü tedbirler alınması gerekiyor.

AB ülkelerinde genellikle de Almanya'da çok sayıda ırkçı, milliyetçi ve yabancı düşmanlığı ile bezenmiş çevrelerin, göçmen kökenlileri cadde ortasında öldürdüğüne şahit oluyoruz. Mölln ve Solingen'de insanların ve çocukların uykusunda iken evlerinin ateşe verilerek yakıldığını hepimiz hatırlıyoruz ve bugün hayatta olanlar, ölenlerin çığlık seslerinin halen kulaklarında olduğunu söylüyor.

AB ülkelerinde ırkçılığa, milliyetçiliğe, yabancı düşmanlığına karşı tedbir alınmadığı sürece, bu tip olaylar dahada artacaktır. Avrupa'yı saran ekonomik kriz, buna paralel olarak artan işsizlik, yabancı düşmanlığı, işyerlerinde göçmenlerin de çalışıyor oluşu gibi saçma nedenlerle gelecekte göçmenlere saldırılar artacaktır.

Olaylar olduğu zaman değil de, olay olmadan önce cocuk yuvalarında, okullarda, toplumun tüm kesimlerinde ırkçılık, milliyetçilik ve yabancı dusmanlığının ne kadar kötü olabileceği anlatılmalı ve bu ideolojilerin çağdaş insanın düşmanı olduğu vurgulanmalı.

Almanya'da polisinden tutun, politikacısına kadar yabancı düşmanlığının, toplumun tüm kesimlerinde olmadığını hiç kimse iddia edemez. Sağlıklı bir AB isteniyorsa ve tüm ulusların barış içinde bir arada yaşaması bekleniyorsa, bunun temel ilkeleri de hazır olmalı.

Tüm AB ülkelerinde yaşayan göçmen azınlığa karşı yanlış uygulamalar, vatandaşlık haklarının kısıtlanması, ikinci sınıf muamele yapılmaya devam ettiği sürece, milliyetçiler, ırkçılar, yabancı düşmanları saldırı dozunu arttıracaktır.

AB'de ulusal devletçilik anlayışı ile yeniden milliyetçiliğin, ırkçılığın, yabancı duşmanllığının yükselmesine izin verilmemeli, aksi takdirde AB'nin ömrü uzun olmaz..
Yabancı düşmanlığına karşı kararlı ve köklü mücadele verilmez ise ve yanlış bir metot uygulanırsa AB anlayışına gölge düşer.

AB sınırları içinde günümüzde ulusal devletlerin tarihe karışıp ve sınırların ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir dönemde, milliyetçiliğe, ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına sarılarak bir yere varılmaz.

Bundan dolayı gününüzde Almanya ve AB ülkelerinde yaşayan göçmen azınlığın, içinde bulunduğu toplum ile kaynaştırılması gerekiyor. 
AB ülkelerinde hiçbir toplum yapısı homojen değil.

Almanya hala çifte vatandaşlık konusunda diretiyor. Diğer Avrupa ülkelerinde göçmenlere çifte vatandaşlık ve belediyeler düzeyinde seçme, seçilme hakkı verilirken, Almanya'da Asya'dan, Türkiye'den gelen göçmenlere bu hak tanınmıyor.

Milliyetçi ve ırkçı akımlar kendi gibi düşünmeyen herkese karşı cephe alıyor, bundan toplumun tüm kesimleri zarar görüyor. AfD ve diğer aşırı sağcı partiler, kitlelerini milliyetçilik, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı doğrultusunda örgütlemeye kalkışıyor. Aşırı sağcı partiler, heryerdd göçmen kökenli sığınmacılara kaba kuvvet uygulayarak saldırılarının dozunu arttırıyorlar.
 

Irkçı, milliyetçi faşist güçler Hannover yakınlarındaki Hemingen'de bir Yahudi ailenin evini ateşe vermiş, evin kapısına da Yahudi düşmanı sloganlar yazmıştı.
Irkçılığa, milliyetçiliğe, yabancı düşmanlığına karşı köklü ve kalıcı tedbirler alınmadığı sürece, faşist güçler Yahudilere, göçmenlere, sığınmacılara karşı saldırılarının dozunu dahada artıracaktır.

Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Avrupa Postası'nın kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner67

banner68

banner71

banner62

banner3

banner73

banner57

banner11

banner56

banner14

banner58

banner82

banner27

banner59

banner81