Öne Çıkanlar - ilaç şirketi yönelik olduğu de

Bu haber kez okundu.

'Atatürk yanlış ve doğru yanları ile değerlendirilmelidir'

Alman kamu televizyonu ARD Kanalı'nda yayımlanan bir haberde Atatürk'ün de imzasının bulunduğu bir belgede Nazi Almanyası'ndan 20 ton zehirli gazın satın alınması öngörülüyor.

Thorsten Mack ile Karaman Yavuz imzalı hazırlanan haberde sözkonusu zehirli gazın 1937/38 yıllarında Dersim'de kullanılmış olabileceği iddia ediliyor.

'Unutulan Katliam- Kemal Atatürk Alevileri Nasıl Öldürttü?' başlığıyla yayınlanan belgesele yönelik Almanya ve Türkiye'de tepkiler devam ederken, bu tepkilerin ardından belgeseli hazırlayan gazeteci Karaman Yavuz Avrupa Postası'na konuştu.

1937/1938 olayları ile ilgili belgeseli hazırlama fikrtt nerden kaynaklandı?

Yavuz: İlk kez bu belgeyi Mayıs ayında internette Dersim Gazetesi'nde gördüm. Atatürk ve Bakanlar Kurulu üyelerinin imzaladığı 07.08.1937 tarihli bu belge Almanya'da 20 ton zehirli gazın, otomatik doldurma makinasıyla beraber satın alınmasını öngörüyordu. Tabii bu belge Türkiye ve Almanya bağlantılı olduğu için ilgimi çok çekti. Ve belge hakkında sorumlu redaktörle konuştum, o da çok ilginç buldu ve bu konuda haber yapmaya karar verdik. Bunun üzerine belgeyi araştırmaya başladım. Haberi yapanlar ve devlet arşivinde belgeyi gören tarihçilerle görüştüm, daha sonra Dersim'e gidip çekimler yaptım. Bir araştırmacı gazeteci olarak böyle önemli bir kaynak ve belge görüp de haberi yapmamak olmazdı.

Yoğun tepkilerin geleceğini önceden tahmin edebildiniz mi?

Yavuz: Haberi yapmaya karar verdiğimizde redaksiyonu uyarmıştım. Böylesi tepkilerin geleceğini biliyordum. Arkadaşlar elimizde olan belgenin ve araştırmamızın doğruluğuna inandıkları için herhangi bir sorun görmediler. Almanya'nın kamu televizyonu ARD'de araştırmacı gazeteci olarak çalışıyorum. Bizim hedefimizde esasen Alman devlet kurumları, siyasetçiler ve topluma yön veren bankalar, büyük şirketler gibi kuruluşlar var. Bunlar ne denli anayasayı çiğniyor, kanunlara ya da insan haklarına aykırı davranıyor, bunları ortaya çıkarıp, araştırıyoruz. Tabii sadece Almanya içindeki konularla ilgilenmiyoruz. Kısacası bir kamu kurumu olduğumuz için yaptığımız haberlere çok dikkat ederiz. Bu açıdan devlet organları, siyasiler bizden çekinir, kanun dışı bir uygulamanın ortaya çıkması ve kamuoyuna ulaştırılmasından endişe duyarlar.

Peki araştırmacı gazeteci olarak siz en çok neden çekinirsiniz?

Yavuz: Benim en çok korkum yanlış, hatalı bir haber yapmaktır. Bir haberi yaparken, onun doğruluğuna tam anlamıyla inanmam lazım. Biz devlet organlarında veya topluma yön veren kurumlardan değil de, gazeteci meslektaşlarımızdan korkarız. Çünkü burda basın devleti denetler, devlet basını değil. Bu anlamda bu son belgeselde de doğru bir haber yaptığımıza inanıyorum. Yanlış bir haber yaptığınızda zaten gazetecilik hayatınız bitmiş olur, bundan dolayı geçenlerde der Spiegel dergisinde bir gazetecinin işine son verilmişti.

Peki belgeselde Atatürk ile Hitler'in karşılaştırıldığı iddia ediliyor...

Yavuz: Haberimizde Atatürk ve Hitler benzetilmesi yapılmadı. Atatürk'ün yaptığı olumlu gelişmeleri de anlattık. Ancak Atatürk döneminde 1937/38 olaylarında resmi rakamlara göre 10.000'in üzerinde insanın öldürüldüğü, zehirli gazların Dersimli Alevilere karşı kullanıldığını da anlattık. Yayınımızda bunun sorumlusunun Atatürk olduğunu dile getiriyoruz. Bu dönemde Türkiye'de en büyük sorumluluk Atatürk'de idi. Hatta bazı kaynaklar o dönemde Atatürk'ün olaydan haberi yoktu vs. diyor ancak artık bilgi çağında yaşıyoruz. Haberlerin hızla dolaştığı günümüzde hiçbir belge gizli kalmıyor.

Belgeselde Almanya da eleştiriliyor. Alman politikacılarından vs. yayına yönelik herhangi bir tepki gldi mi?

Yavuz: Alman politikacılardan şu ana kadar herhangi bir tepki gelmedi. Bu konuda Sol Parti daha önce konuyla ilgili olarak federal meclise soru önergesi vermişti. Almanya şu ana kadar geçmişi ile yüzleşti; bu konuyla ilgili de yüzleşeceğini düşünüyorum.

Belgesele en çok kimler tepki veriyor?

Yavuz: Bazı kesimler özellikle haberimizi çarpıtmaya çalışmaktadır. Atatürk ile Hitler'i eşdeğerde tuttuğumuzu iddia ediyorlar. Bence bunlar kendilerine şu soruyu sorsunlar. Ya bu belge doğruysa, Atatürk gerçekten zehirli gaz satın almışsa, çoluk, çocuk zehirli gazla öldürülmüşse? Bu içerikle ilgili bu kesim kendilerine bu soruyu sormuyor. 1937/38 olaylarında on bin insanın üzerinde kişinin öldürüldüğünü devlet zaten kabul ediyor. Peki bunları kim öldürdü? Herhalde Amerika veya İngiliz askerleri değil! Bunları Türk ordusundan, Mustafa Kemal'in askerlerinden başkası öldürmedi. Haberimizi Berlin'de ARD televizyonu önünde protesto eden bir grup: Mustafa Kemal'in askerleriyiz diye bağırıyor. Ben bunu kabul edilemez olarak görüyorum. 37/38 olayları ile ilgili bence herkes elini vijdanına koymalıdır. Orda çok sayıda çocuk, kadın ve yaşlı insan öldürüldü ve orda bir katliam var. Dersimliler ile biraz empati kuracaklarına 'Mustafa Kemal'in askerleriyiz' diye bağırıyorlar, sanki tekrar yaparız diye tehdit ediyor gibiler.

Türkiye tarihinde bazı konuların araştırılması kırmızı çizgi kapsamındadır. 1938 olaylarında olduğu gibi. Ya sizce?

Yavuz: Elbette. Türkiye'de belli bir kesim Atatürk'ü putlaştırmaktadır. Atatürk yanlış ve doğru yanları ile değerlendirilmelidir. Bazı tabuların artık Türkiye'de kırılması gerekiyor. Türkiye'de en büyük sorun da tabuların kendisi değil midir? Türkiye'de bazı politikacılar insanüstü varlıklar olarak gösteriliyor. Türkiye tarihinde Atatürk de hiç eleştirilemediği için ondan sonra gelen bazı politikacılar da pek eleştirilmiyor, bilakis yüceltiliyor, lider kültü sürekli yaratılıyor. Bir ara Türkiye'de şehirler Kenan Evren Bulvarları'ndan geçilmezdi. Siz politikacıları yüceltirseniz, onları kontrol edecek mekanizmalar geliştirmezseniz, dünyanın en iyi insanını oraya koysanız bile, zamanla istediğini yapar ve sizi dinlemez. Bir belge sunuyoruz, Atatürk imzalı. Kaldı ki Türkiye Cumhuryeti arşiv yöneticileri bugüne kadar bu belge arşivimizde yoktur, yalandır demiyor.

Tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yavuz: Redaksiyonumuza çok olumlu mailler geliyor, çok sayıda negatif tepkiler de alıyoruz. Çoğunun belli bir yerden yönlendirildiği belli oluyor.Dersim'de zehirli gaz kullanıldığını sadece Dersimliler anlatmıyor; aslında çoktan beri bilinmektedir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin en önemli bürokratlarından, uzun süre Dışişleri Bakanlığı da yapmış olan İhsan Sabri Çağlayangil internette dolaşan ses kaydında şöyle diyor: 'Mağaralara iltica etmişlerdi, ordu zehirli gaz kullandı, mağaraların kapısı içerisinde bunları fare gibi zehirledi.Yediden yetmişe Dersim Kürtlerini kestiler' ..Bu sözleri dinleyen bir insan kendi duygularını yoklamıyorsa, onun sağlıklı bir insan oluşundan şüphe ederim.

Haberi hazırlamanızda çocukluğunuzun, gençliğinizin o yörelerde geçmiş olmasının bir etkisi oldu mu?

Yavuz: Ben Elazığ Karakoçanlı'yım. Köyümüzün karşısındaki köyler Tunceli'ye bağlı. Ben yatılı okulda okudum. Okulda Atatürk hakkında bize anlatılanlarla köylerde anlatılanlar birbirleriyle çok çelişiyordu. Tabii bunlar kafamda hep soru işaretleri uyandırıyordu. Ben bu belgeyi ilk gördüğümde gazeteci olarak çok heyecanlandım. Daha sonra buna benzer belgelerin olduğunu da gördüm. Bence hergün gülünç duruma düşüleceğine, devletin şapkasını önüne koyup geçmişi ile hesaplaşması gerekir. Bu hem Dersim'lilere hem de tüm Türkiye'ye huzur getirir.

SÜHEYLA KAPLAN / AVRUPA POSTASI

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Muhsin Bey 9 ay önce

sadece türkiye değil, dünya tarihi hep katliamla dolu. bu belgeselden fayda görenler zaten biliniyor.

banner67

banner68

banner69

banner71

banner84

banner62

banner85

banner73

banner11

banner56

banner51

banner58

banner61

banner82

banner27

banner59

banner81