GÜNDEM:
Anayasa Mahkemesi: Deniz Yücel'in 'ifade ve basın özgürlüğü hakkı' ihlal edildi

Anayasa Mahkemesi, Die Welt’in Türkiye muhabiri Deniz Yücel’in bireysel başvurusunu görüşerek karara bağladı.

Mahkeme, Yücel'in Anayasa'da güvence altına alınan 'Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı' ile 'İfade ve basın özgürlüğü hakkı'nın ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, Yücel'e 25 bin lira manevi tazminat ödenmesine de hükmetti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne 20 Aralık 2016 tarihinde gönderilen e-postada 'Redhack' adlı hacker grubunun Enerji Bakanı'nın kişisel mail hesabını hacklediği, maillerin yeni bir mail adresine gönderildiği, ardından bu örgütle ilişkisi olan bir kişi tarafından Twitter üzerinden sohbet odası açıldığı belirtildi.

Die Welt’in Türkiye muhabiri olan Deniz Yücel’in de aralarında bulunduğu 18 kişinin bu sohbet odasına dahil edildiği ve bu sohbet odasında maillerin transfer edildiği yeni bir e-mail hesabının şifresinin paylaşıldığı ve e-maillerin nasıl servis edileceğinin tartışıldığı iddia edildi. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Yücel, 14 Şubat 2017 tarihinde gözaltına alındı. Sulh Ceza Hakimliği, Yücel'in 'Terör örgütünün propagandasını yapma', 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme' suçlarından tutuklanmasına karar verdi. Cezaevine gönderilen Yücel, tutuklama kararına itiraz etti. İtirazı reddedilince 27 Mart 2017 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.

'TUTUKLAMA ÖLÇÜLÜ BİR MÜDAHALE DEĞİL'

Mahkeme kararında tutuklama tedbiriyle ifade ve basın özgürlüklerinin kullanımı konusunda dikkat çekici bazı değerlendirme ve tespitlere yer verilerek, "İsnat edilen suçlamalara dayanak olarak gösterilen temel olgunun başvuruya konu yazılar olduğu gözetildiğinde hukukilik şartını sağlamayan tutuklama gibi ağır bir tedbir, ifade ve basın özgürlükleri bakımından demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü bir müdahale olarak kabul edilemez" denildi.

Deniz Yücel'in avukatı: AYM kararı emsal niteliğinde

"Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ve "terör propagandası yapmak"tan yargılanan Yücel'in Deutsche Welle'ye konuşan avukatı Veysel Ok, AYM'nin verdiği kararın, benzer suçlamalarla tutuklu olan gazeteciler için emsal teşkil etmesi gerektiğini söyledi.

Avukat Ok, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararı değerlendirdi:

DW : AYM'nin vermiş olduğu karar ne anlama geliyor? Bu kararı okuduğumuzda ne anlamalıyız?

Veysel Ok: Öncelikle çok gecikmiş bir karar. Deniz tutuklandığında bu başvuruyu yapmıştık. İki yıl sonra ve Deniz tahliye olduktan sonra çıktı. Ama her şeye rağmen çok güçlü ögeler barındıran, gazeteciliği koruyan, ifade özgürlüğünü koruyan ve Türkiye'deki tüm tutuklu gazeteciler için emsal niteliğinde tespitler yapan bir içtihat diye bakmak lazım. Özellikle Kürt sorunu, darbe teşebbüsüyle ilgili yorumlar ve devletin resmi görüşleri dışında fikir beyan eden, yazan, çizen, sorgulayan gazetecilerin yaptığı faaliyetlerin, gazetecilik faaliyeti olduğunu, bunun terörle, şiddetle, propagandayla etiketlenemeyeceğinin bir tespiti oldu bu karar. Deniz'in yargılanmasında Kürt sorunuyla ilgili haberler çoğunluktaydı. Bir örgüt lideriyle (Cemil Bayık) röportaj yapmanın, örgütün propagandası anlamına gelmeyeceğinin tespiti var. Ermeni Soykırımı kelimesini kullanmak bir ifade özgürlüğüdür tespiti var. Darbe teşebbüsündeki soru işaretlerini sorgulamanın, devletin resmi görüşünden farklı olarak yorumlamanın, bir ifade özgürlüğü olduğu tespiti var. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın otoriter eğilimlerinin sert eleştirilmesinin de ifade özgürlüğü olduğu tespiti var. Bu anlamda çok güçlü bir karar, güçlü bir içtihat. Tabii ki doğrudan Deniz'i ilgilendiren bir karar ama şu anda Kürt sorunu nedeniyle haberler yaptığı için tutuklu bulunan ve darbe teşebbüsünü sorgulayan ve bu yüzden tutuklu bulunan tüm gazetecilerin bu kararla beraber aslında tahliye olması gerekir.

Alt mahkemeler bu karara uyar mı?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre devletin tüm organları, kurumları, kişileri Anayasa Mahkemesi kararına uymak zorundadır. Bu herkes için bağlayıcıdır. Alt mahkeme için de yerel mahkeme için de cumhurbaşkanı için de parlamenterler için de meclis için de bağlayıcıdır. Eğer Anayasa Mahkemesi'nin kararı uygulanmazsa, bu bir suçtur.

AYM'nin verdiği kararın, Deniz Yücel'in yargılandığı dava sürecine etkisi ne olur?

Bu kararla beraber, Deniz Yücel'in bir yıldan fazla süre tecritte kalarak tutuklu kaldığı süreyi boşuna yattığı anlamı çıkıyor. Bütün davayı, tüm iddianemeyi çökerten bir karar. Bu kararla birlikte Deniz'in beraat etmesi lazım. Çünkü AYM Deniz'e itham edilen tüm suçlamaların bir gazetecilik faaliyeti olduğunun tespitini yaptı. Bu anlamda biz yerel mahkemede süren yargılamada bu kararı sunacağız. Kaldı ki AYM de bu kararı söz konusu mahkemeye, yani 32'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermiş.

Bu kararla, Yücel'e yöneltilen tüm suçlamaların düşmesi gerektiğini söylediniz. Yücel hangi suçlardan yargılanıyor? Hangi eylemler dayanak gösteriliyor?

Deniz "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ve "terör propagandası yapmak" suçlarından yargılanıyor. Bu suçlamalara dayanak gösterilen eylemleri ise haberleri. Yazdığı yazılar, yaptığı röportajlar ve haberler dayanak gösteriliyor. Redhack soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Ama iddianamede Redhack'le ilgili tek bir cümle ya da kelime yok. İddianamede Deniz Yücel'in Die Welt gazetesinde yayımladığı haberler, röportajlar ve yorumlar var.

Türkiye'de benzer suçlamalarla tutuklu olan birçok gazeteci var. Onların durumuyla ilgili bir yorumunuz olur mu?

AYM'nin vermiş olduğu bu karar, Türkiye'de işini yaptığı için itham edilen, terörist diye yaftalanan, terör propagandası yaptı diye yaftalanan gazetecileri koruyan, gazeteciliği koruyan bir karar. Bu karardan sonra, Kürt sorunuyla ilgili, darbeyle ilgili, Ermeni meselesiyle ilgili, devletin resmi görüşü dışında fikir beyan etmenin ifade özgürlüğü olduğu teyit edilmiş oldu. Bu anlamda şu an bu nedenlerle tutuklu bulunan tüm gazetecilerin derhal tahliye olması lazım. Avukatlara da çağrımdır: Bu kararı kullansınlar, tahliye talep etsinler. Ben Kürt sorunuyla ilgili devletin resmi görüşü dışında haber yaptığı için tutuklu olan Nedim Türfent, İdris Sayılğan ve İdris Yılmaz gibi müvekkilerim için bu girişimde bulunacağım.

Yücel, savunmasında Türkiye'de tutukluyken işkenceye maruz kaldığını belirtti. Bu iddiayla ilgili hukuki süreç hangi noktada?

İşkenceyle ilgili suç duyurusu yapmıştık. (Savcılık) takipsizlik kararı verdi. İtiraz ettik, üst mahkeme reddetti. Bununla ilgili hukuki süreç devam ediyor şu anda. Bu durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi'ne de bildirdik. Ancak AYM'nin buna dair bir kararı yok çünkü daha iç hukuk yolları tüketiliyor.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner67

banner68

banner71

banner62

banner3

banner73

banner57

banner11

banner56

banner14

banner58

banner82

banner27

banner59

banner81

Davutoğlu'nun konuştuğu gazeteci Oğhan,...
Yavuz Oğhan, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’yla yapılan mülakat sonrası programla ilgili yeni bir karar...

Haberi Oku