Türkü, şarkı, arabesk dinlemeye karar vermiş gençler, çiftler, bekarlar, kırık kalpli tekler, politikacılar, Alamancılar eğlence mekanın bulunduğu yere arabayla gelmişler ise (yüzde 99,99`u genelde kendi arabalarıyla gelmekte) mutlaka mekanın önünde bir kaç dakika dururlar. İçeride ne var yok bakmak isterler. Aslında içerisi bahane.. Verilmek istenen mesaj şudur “Hop biz geldik bakan yok mu!..........”

İçeriden birileri mutlaka yolun ortasında park halinde duran arabanın camından bakan kişilere (genelde arabada 4-5 kişi olur) yardımcı olmak ister. Yardım eden kişiler, mekan sahibi, içeriden telefon etme, temiz hava alma, konuşulamayan konuları konuşmak için dışarıya çıkmış olan konuklar da olabilir……..

Yarı açık olan araba camına doğru eğilip; sağa dön, ondan sonra sola falan filan diye park yerleri tarif edilir. Şöförün yanında oturan kişi “teşekkür-danke” karışımından sonra arabayı kullanan kişi sert bir kalkışla tarif edilen parka doğru ilerler. Arabadan inildikten sonra kapılar sert bir biçimde kapatılır.

Eli, eteği, saçı, başı düzeltme işlemi başlar…

Bar-türkü-şarkı-eğlence mekanına giren erkeklerin çoğunluğunun yüz hatları sertttir. Ceket ya da gömlek yakaları kalkıktır.

Eğlenceye değil sanki başka bir yere gidilmiştir!

Erkekler önde güzel giyimli bayanlar arkada değildir. Bayanlar aradadır. Yani koruma altındadır.

Mekandaki süslemeler genelde yılbaşından ya da mekanda organize edilmiş özel bir eğlenceden (düğün-nişan dan) kalmıştır. Nedense bu tür süslemelere bir süre dokunulmaz… Misal; yılbaşı süslemeleri yılbaşından birkaç ay sonra kaldırılır.

Mekan sahibi gelen müşterileri evinde ağırlıyormuş gibi kapıda karşılar. Garson o an musait ise müşterileri ona havale eder. Müsait değilse kendisi grubun büyüklüğüne göre bir masaya yönlendirir. Bu anlar mekan sahibi için genelde hareketli ve heyacanlıdır. Mekan sahibindeki bu hareketlilik, heyacan, gelen müşterileri onurlandırır. Müşteriler kendilerini daha fazla önemserler. Mekanda kimler var kimler yok diye de kontrollu bakışlarla sağa sola bakarlar. Bu davranış onlarda nedense bir an önce masalarına oturma isteği uyandırır!.

Neden?.. Çünkü mekanda bulunan herkes yeni gelenleri kesmeye başlamıştır.

Hırsız ev sahibinden yavuz çıkmıştır…

Gelen grup kalabalık ise, garson masaları birleştirme önerisini sunar. Ve gruptan biri muhakkak ki, garsonun bu önerisini eyleme dönüştürdüğü an, garsonla birlikte masaları birleştirir.. Şu iyi bilnmelidir ki, garsonla birlikte masaları birleştiren kişi, eğlence bitiminde hesap geldiğinde en ufak bir reaksiyon göstermiyecek kişidir…….

Eğer masaların birleştirilmesine gerek kalmayacak bir kabalıksa, misal 6 kişilik masaya 7 kişi oturmak istiyorsa, bu kez masanın baş ucuna veya bir köşesine kıytırık bir sandalye (bu sandelye genelde barın arkasında ya da muffakta durur) eklemesi yapılır.

Bir köşeye eklenen bu sandalye hem işletme, hem de sandalyede oturan kişi için külfettir. Zira, masalar arasındaki koridorda engel teşkil ettiğinden kişi halay çekenlerin ayaklarının altında kalmamak için sandalyesiyle sağa sola kaçmak zorunda kalır. Engel teşkil ettiği işin garsonlar tarafından da sevilmezler!

Sipariş verilmeden önce masaların üzerine konulan ilk araç ve gereçler son çıkan cep telefonları ve genelde marlbora markalı sigara paketleridir. Bu arada yarım bırakılan mekanı kesme işlemi unutulmamış, yan masalarda aranıp bulunan tanıdıklara kafa selamı ile bende/bizde buradayız, kolay gelsin, iyi eğlenceler denir.

İlk içkiler yudumlandıktan sonra mekana uyum sağlanmış, ortama hakim olunmuş bir durumda yavaş yavaş sanatçının okuduğu türküye/şarkıya eşlik edilir.

İstekler peçetelere yazılıp sanatçıya verilmesi için garsonun kolundan tutup ‘’bunu sanatçıya verir misin’’ diye uzatılır.

İstek yazma işlemi kaleminiz yok ise zahmetli bir iştir. Kalem arayan kişi sağına soluna kalem sormaya başlar. Daha da ileriye gidip yan taraftaki masalarda oturan kişilerden işter. Kalemi bir erkek soruyorsa biraz hafiften alınır. Soran kişi bayan ise anında bir kaç kalem yetiştirilir!

Tuvalete gitmek bayanlar için bir işkencedir. Gidelim-gitmeyelim kararsızlığından sonra masadaki bayanlar toplu halde el çantalarını alıp kalkma kararı alırlar. İste o anda mekandaki tüm erkeksi gözler tuvalet kapısına kadar bayanları alttan üste doğru izlemeye koyulur....

Mekana girip eğlenenlere gül satmak isteyen çiçekçiler genelde Hindistan-Pakistan ya da eski Yugoslavya vatandaşıdır. İlk gül mekan sahibine verilir. Bu gül neden verilir, kim verdirir bilinmez. Çiçekçi parasını anonim kalmak isteyen birisinden gizlice alır. Mekan sahibine verilen bu gül daha sonra sempati ve empati göstergesi olarak mekandaki bir bayana verilir.

Mekanda satılan güller gecenin sonunda ya masada kalır ya da harap olmuş bir durumda sahibiyle birlikte mekanı terkeder.

Halay çekimi, toplu göbek atma anlarında garsonların akrobatik hareketleri görülmeye değerdir.

Geç saatlere doğru dışarı çıkmalar, wc ziyaretleri, alınan sıvıya göre hareketlilik kazanır. Handy görüşmeleri, sms trafiği tavana vurur.

Hesap ödeme kısmına gelindiğinde erkek egemen toplum hemen kendini öne atar. Bu durumda bayanlar hesap ödemesini cılız yoğunluklu gurur meselesi yaptıklarından “bari ayıp olmasın” edalarıyla çantalarına doğru minnacık yönelmeler yaparlar. Şurası kesindir ki, hesabı ödemek isteyen kişi, o hesabı gerçekten öder. „ Ya mahcup ediyorsun beni/bizi, olmadı ki, neyse bir dahakine ben öderim..“vb…………samimiyetsiz cümleler, havada suya eziyet etmekten başka birşey değildir.

Ama ilginç olan hesabı ödeyen kişi, nedense masanın altında gerçekleştirir bu hoyratlığı. Cüzdanından parasını çıkartır. Gözler aşağıya kayar. Ödenmesi gereken tutarı bacaklarının arasına yakın bir yerde sayar, parasından ayırır ve gizlice 8. sınıf deriden mamul, hesap pusulasının içine koyar.

Bu arada hesap pusulasına ilk olarak kim bakar biliyor musunuz?

İlk oturmada garson ile masaları birleştiren kişidir. Baktıktan sonra kafasını hafif sağa sola sallar. Fazla değil idare eder der gibi……..

Bayanlar hesap ödeme konusunda daha sosyaldirler. Her bayan cüzdanından bir miktar para çıkartıp masanın üzerine koyar. Masanın üzerine konan paralardan hesap ödenir ve geri kalan ise tekrar bayanlar arasında paylaşılır….

Bir sonraki makalede buluşmak üzere hoşçakalın ama mutlaka eğlenceli kalın…….
 
Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Avrupa Postası'nın kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Nejdet Önen 6 yıl önce

,lhami bey gayet yalın bir dille gazino müşterisini çok güzel anlatmışsınız sizi kutluyorum..Birde o müşterilerin ödedikleri hesaplara,işletmecisyle,müzisyen ve şarkıcılarıyla ne derece layık olunabiliyor,şarkıcı ve müzisyenlerin sahne trafiğini gelecek yazınızda eğlendiren sözde dinletebilenleri de makalenize taşırsanız memnun olurum.ben de bie sanatcı olarak kaleme almak isterdim ama eleştiriye açık toplum olmadığımızdan düşman kazanmak istemedim.rahmetli degerli hocam derdi ki""en iyi müzisyen ve sanatcı en iyi dinleyicidir""bu sözden yola çıkarak müşteri gözü ve kulağıyla anlatın.saygılarımla

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner67

banner68

banner70

banner71

banner62

banner3

banner73

banner57

banner11

banner56

banner51

banner58

banner82

banner27

banner12

banner81