Sevgili okuyucular,

İstanbul Çağlayan adliyesinde, iki DHKC mensubu bir savcıyı rehin alarak yaşanan gerginlik ve infazlar gündeme damgasını vurdu.

Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, Gezi direnişi esnasında, evinden çıkıp ekmek almaya giderken, Polisi attığı gaz fişeğinin isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden, Berkin Elvan’ın davasına bakan savcıyı rehin alan militanlar, devlet güçleriyle anlaşma sağlandığı aşamada, savcı ile birlikte, ‘infaz edilerek’ katledildiler.

Genç militanların, savcıyı rehin almaları tabiî ki, tartışılabilir. Genç militanlar, ikna edilip teslim olmaları mümkünken, neden, düzenlenen operasyonla, savcı Mehmet Selim Kiraz’da dâhil olmak üzere, ‘infaza’ maruz bırakıldılar.

AKP devleti, savcı Mehmet Selim Kiraz’ı, rehin alan militanlar, Mehmet Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin Savcısını da, ‘infaz’ ederek katletmiştir.

AKP devleti, bu infaz ve katliamlarıyla, seçim sürecinde, Türkiye halklarına bir şeyi hatırlamak ve mesaj vermek istemektedir.

Kimliğiniz, mesleğiniz, unvanınız, hangi ulus ve inanca mensup olursanız olunuz, AKP devletinin ve zihniyeti gibi düşünmüyorsanız, ‘infaz’ edilebilirsiniz. Sizin, Türkiye cumhuriyeti savcısı olmanız hiçbir şeyi değiştirmez. Nasıl olmazsa, ‘infazlara’ katliamlara bir gerekçe bulunur ve kamuoyu ‘manipüle’ edilerek, işin içinden çıkılır.

AKP devletinin, Cumhurbaşkanının, başbakanın ve AKP kurmaylarının, bürokratların açıklamalarından da, anlaşılacağı gibi, önümüzdeki süreçte yeni-yeni, ‘infazlara’ katliamlara, güvenlik güçlerinin imza atacağı gerçeği ile karşı-karşıyayız.

TMBB de çıkarılan, ‘yeni’ ‘iç güvenlik yasaları’ yürürlüğe girdiğinde, ülkemizde sokağa çıkmak, muhalif olarak ses çıkarmak, AKP devletine itirazda bulunmak için, ‘infaz’ edilmeyi, katliamlarla karşı-karşıya kalmayı göze almak gerekecektir.

Başbakan A. Davutoğlu; "AKP, Türkiye’de demokrasinin son kalesidir.

Seçimlere kadar benzer provokasyonlar devam edebilir. Artık sokağa izinsiz şekilde çıkana bir dakika bile müsamaha gösterilmeyecektir.

Özgürlükler korunacak. Sokağa izinsiz şekilde çıkana bir dakika bile müsamaha gösterilmeyecektir."

Açıklama, insan aklı ile alay eden bir açıklamadır. ‘AKP demokrasinin son kalesidir’ kimi aldatmak istiyorlar. AKP olsa-olsa, demokrasinin değil, ama faşizmin ve diktatörlük yönetiminin kalesi olabilir.

Açıklamada, önemli bir nokta ise, ‘’Seçimlere kadar benzer provokasyonlar devam edebilir. Artık sokağa izinsiz şekilde çıkana bir dakika bile müsamaha gösterilmeyecektir.’’

Yani, neden, ‘benzer provokasyonlar’ devam etsin? Bu konuda bilgiler mi, var? Varsa neler, neden kamuoyu ile paylaşılmıyor?

Provokasyonların, AKP devleti tarafından, seçimleri sabote etmek için planlanmadığını, kim garanti edebilir?

Sokağa, AKP devletinin izni dışında çıkanlara, ‘müsamaha gösterilmeyecek’ derken, neyi kastediyorsunuz? Nasıl engelleyeceksiniz? Engellemek için, yeni katliamlara mı, başvurulacak?

Seçim süreci boyunca, güvenlik güçleri, polisler, istihbaratçılar, özel tim, çevik kuvvet; demokrasi bileşenleri, AKP muhalifi güçler sokağa çıktığında, ne yapacaktır.

Başbakanın açıkladığı, ‘güvenlik’ gerekçe gösterilerek, halkların, muhalif güçlerin sokağa çıkmasının engellenmesi, IŞİD’çi çetelere yönelik olarak ta, uygulanacak mı?

Devlet yetkilileri, yaşanan vakaları kamuoyundan gizlemek için, ‘devletin güvenliği’ gerekçe gösterilerek, neden ekranların ve basının sansürlenmesi gündeme sokuluyor?

Peki, neden basın mensupları, bazı medya kurumları, AKP devleti, başbakan tarafından cezalandırılıyor, tehdit ediliyor.

Bir basın mensubu olarak, merakımı gidermek istiyorum. AKP devletinin bu uygulamalarının, demokratik devlet anlayışı ile yakından, uzaktan ilişkisi olmadığı bilinmelidir.

İstanbul Çağlayan Adliye Sarayı'nda, AKP devleti hiç kuşkusuz ki, iki genç insana ve kendi devletinin savcısına, ‘infaz’ girişimde bulunmuştur.

İHD insan hakları derneğinin açıklamasına dikkat edin; “Herkesin canlı çıkabileceği bir sürecin, ‘güçlü devlet’ söylemini sürdürmek için ölümle sonuçlandırılması kabul edilemez”

AKP devletinin, bu ‘infaz’ girişimi, Türkiye halklarına bir gözdağı vermek zihniyetinden kaynaklanmaktadır. Korkunun ürünüdür. 13 yıla yakın zamandır gasp ettikleri iktidar koltuğunu kaybetmenin korkusunu yaşamaktadırlar.

Haziran ayında yapılacak, TBMM için yenilenecek olan parlamento seçimlerinde, yaşanılacak hezimeti algılamaktadırlar. Bunun önüne geçmek için, seçimleri bizzat sabote etme girişimlerinde bulunabilirler. AKP devletinin önümüzdeki süreçte yaşanılması muhtemel provokasyonlarda bulunabilir.

Umarım sorunsuz, provokasyon ortamından uzak, en azından batı ülkelerinde yaşanılan seçim süreci yaşarız!

Bir sonraki yazımda buluşmak üzere,


01 Nisan 2015

Face:aliekber.pektas

Twitter: @AliekberP