POLİTİKA:
68 kuşağını anlatan yeni bir kitap: Devrimci Portreler

8 kuşağının simge isimlerinden, gazeteci-yazar Hikmet Çiçek, 12 Mart darbesinde 14 yıl 4 ay, Ergenekon kumpasında 6 yıl olmak üzere toplam 20 yıl 4 ay cezaevinde yatmış bir isim. Tarihin sadece tanığı değil aynı zamanda yapanları arasında. Yeni kitabı "Devrimci Portreler"de hem 68 hareketini hem de o dönemin önderlerini anlatıyor. 

Hikmet Çiçek ile yeni kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

-Sizin de içerisinde yer aldığınız 68 hareketinin 50. yılındayız. Geçtiğimiz günlerde "Devrimci Portreler" isimli kitabınız yayınlandı.

Kitabın hazırlanış sürecini anlatır mısınız?

Kırmızı Kedi Yayınları, yarım yüzyıl sonra bir 68 kitabı önerince hemen “evet” dedim. Hemen yazmaya koyuldum, zaten önceden hazırlıklıydım. Keyifle yazdığımı söyleyebilirim.

-68'li olmayı nasıl tarif edersiniz?

Emperyalizme, özellikle Amerikan emperyalizmine karşı, bağımsızlıkçı, ulusal kurtuluş savaşımızın devrimci mirasına sahip çıkan sosyalist bir kuşaktır, 68’li.

-1960'ların gençliğinin özellikleri, istekleri, hayalleri nelerdi? Onları diğer kuşaklardan ayıran özellikler nelerdi?

Bu kuşağın temsilcilerinin en genci 21 yaşında, en “yaşlısı” 27 yaşında öldürüldüler. Taylan Özgür 21 yaşında öldürüldü. Hüseyin İnan 23 yaşında idam edildi. İbrahim Kaypakkaya işkencede can verdiğinde 24’ündeydi. Mahir Çayan 27 yaşında katledildi. Onlarca yıl hapiste yatanları saymıyorum. En büyük hayalimiz devrimdi. Devrim coşkusu içindeydik. Söke’nin Beşparmak dağlarını, Che’nin çıktığı Siera Maestra’ya benzetecek kadar romantik bir coşku içindeydik!

27 Mayıs Devrimi’nin getirdiği özgürlük ortamı, sosyalist hareketin önünü açmıştı. Bilimsel sosyalist eserlerin tercümesiyle sosyalizm geniş yığınlara ulaşmaya başlamış,1961 yılında Türkiye İşçi Partisi (TİP), sonra Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS), 1967 yılında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kurulmuş, üniversite gençliğinin kitlesel örgütü Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF)’nun ilk çekirdeği bu yıllarda doğmuştu. FKF, 1968’in büyük öğrenci hareketleri içinde kitleselleşecek ve 1969 yılında Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (DEV-GENÇ) adını alacaktı.

-Portrelerin seçiminde, portrelere ilişkin anlatımlarda bulunan kişilerin seçimlerinde nelere öncelik verdiniz?

Deniz’i, Mahir’i, İbo’yu ve diğerlerini yakından tanıyan arkadaşlarına ulaşmaya çalıştım. Ulaşamadığım oldu, ulaşıp da “hayır” yanıtı aldığım da oldu! Elbette 68, kitapta yer alan portrelerden ibaret değildir. Bunu bir seçki olarak görebilirsiniz. Bir başka arkadaş, bir başka isimleri öne çıkarabilir. Ama kim nasıl yazarsa yazsın en başta Deniz olur.

-68 hareketinde keşke olmasaydı dediğiniz, yanlış dediğiniz şey ya da şeyler nelerdir?

68'in iki evresi bulunuyor. İlki kitlesel eylemlerin olduğu, işçi, köylü ve geniş halk kesimleriyle birlikte yapılan eylemler, diğeri ise 70'lerden itibaren silahlı eylemlerin başladığı dönem. Buna biraz değinebilir misiniz?

Dr. Hikmet Kıvılcımlı Dev-Genç seminerlerinde, Sosyalist gazetesi yazılarında gençliğin eylem çizgisindeki yanlışlıklarını sürekli uyarmıştı. Bu uyarılar neden dikkate alınmadı?

Bu soruların yanıtını birleştirmek istedim.

68 kuşağının damga vurduğu yıllar, Türkiye sosyalist hareketi tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir. 1951 tevkifatıyla Türkiye Komünist Partisi (TKP)’ne ağır darbeler indirilmiş, işçi sınıfının yasal örgütlenmesinin her türlü olanağı ortadan kaldırılmıştı.

Sosyalist hareket, saygıyla, sevgiyle andığımız Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın kısa süren Vatan Partisi deneyimi dışında, 10 yıl bir partisiz dönem yaşamıştı.

Geçmişin sosyalist birikim ve deneyimini genç kuşaklara aktaracak bir parti yoktu. 68 kuşağının genç devrimcisi her şeyi yeniden keşfetmek zorunda kalmıştı.

“68 başka, 71 eylemleri başka” fikrini bir zamanlar ben de savunuyordum, şimdi değil. 68’in kaçınılmaz sonucu 71 eylemleridir.

Çünkü ortada devrimci bir parti yoktur. Partisiz devrimciliğin sonu 71’dir.

-Bir 68'li olarak 2013 yılında gerçekleşen Gezi Direnişi ya da Haziran Direnişi'ni nasıl değerlendiriyorsunuz?

68 birkaç yıl, Gezi eylemleri birkaç ay sürmüştür. İkisi de kitle hareketini doruklara taşımıştır. Karşımızda aynı sorun vardır: O kitlelere önderlik edecek, kucaklayacak, doğru eylem ve hedeflere yönetecek devrimci bir partinin yoksunluğu.

-68'den bugüne kalan en önemli miras nedir?

“Bir insan ne zaman ölür?” sorusunun yanıtı, “o insanın adını anacak kimse kalmayınca”dır. Yarım yüzyıl sonra 68’den söz ediyorsak, hakkında kitaplar yazılıyorsa demek ki daha ölmemiş! En önemli mirası emperyalizm karşıtlığı ve bağımsızlık savunmasıdır. “Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye” özlemidir.

-Son olarak neler belirtmek istersiniz?

Başta Deniz Gezmiş olmak üzere bağımsızlık, devrim ve sosyalizm için can veren, şehit düşen o kuşaktan tüm yoldaşlarımı saygıyla, sevgiyle, hasretle anıyorum.

Söyleşi: Şenol Çarık(Odatv)

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner67

banner68

banner71

banner62

banner3

banner73

banner57

banner11

banner56

banner51

banner14

banner58

banner61

banner27

banner12

Erdoğan'a sert yanıt: 'Tarihin çöplüğünde...
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda...

Haberi Oku