GÜNDEM:
Erdoğan'ın talimatıyla Fox TV ve Halk TV'ye yayın yasağı

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisini çeken Metin Akpınar’ın ve Ana Haber Sunucusu Fatih Portakal’ın sözleri nedeniyle HALK TV ve FOX TV’ye ağır cezalar verdi.

HALK TV’ye 80 bin liraya denk gelen yüzde 5’lik para cezası ve Halk Arenası programına da 5 kez yayın durdurma cezası verilirken, FOX TV’ye de 1 ay önceki reklam gelirinden yaklaşık 1 milyon liraya denk gelen yüzde 3’lük para cezası ve 3 kez yayın durdurma cezası verildi. Bu kararla birlikte Fox Ana Haber de 3 gün hiç yayınlanmayacak.

UĞUR DÜNDAR'DAN CEZALARA SERT TEPKİ

Usta gazeteci Uğur Dündar, RTÜK'ün, Halk TV'ye, Halk Arenası'na ve Fox TV'ye verdiği cezalarla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Dündar ilk mesajında, "Halk Arenası'na 5 hafta yayın durdurma, Halk Tv'ye 80 bin TL para cezası!.. FOX Tv'ye 3 gün haber durdurma, 1 milyon TL'ye yakın para cezası!.. İLERİ DEMOKRASİ BÖYLE BİR ŞEY!.." ifadelerini kullanırken, ikinci mesajında ise,"Ben eksik yazmışım! 3 hafta program durdurma ve 80 bin TL para cezası da Yılmaz Özdil'in konuk olduğu programa vermişler! BÖYLECE YEREL SEÇİMLERİ BULDUK DEMEKTİR!.." şeklinde yazdı.

İşte o mesajlar:

PROGRAM İPTAL EDİLDİ

Öte yandan cezanın ardından HALK TV’den de bir açıklama yapıldı. Açıklamada bu haftaki Halk Arenası programının iptal edildiği belirtildi.

Sosyal medyadan yapılan açıklamada, “RTÜK tarafından kanalımıza verilen hukuksuz ceza nedeniyle, duyurusunu yaptığımız bu haftaki @ugurdundarsozcu ile Halk Arenası programını iptal ediyoruz. Değerli izleyicilerimize saygıyla duyururuz” ifadeleri kullanıldı.

RTÜK ÜYESİ İLHAN TAŞÇI'DAN CEZAYA TEPKİ

Karar sonrasında RTÜK’ün CHP kontenjanından seçilen üyeleri İsmet Demirdöğen ve İlhan Taşcı tepki gösterdi.

İlhan Taşcı, “Cumhurbaşkanının işaretiyle yargının ardından RTÜK’ün de harekete geçerek yaptırım kararı vermesine ilişkin hızı doğrusu göz yaşartıcı. Anlaşıldı ki, görev sırası RTÜK’e geldi, o da görevini yerine getirdi” ifadelerini kullandı.

Taşcı açıklamalarında şunları aktardı:

“Bu kadar hızlı rapor düzenleyip karar alabilen RTÜK’ten aynı hızı bu ülkenin kurucusu Atatürk’e ‘zurnanın son deliği’ denilen televizyon yayınları için de bekliyorum. Aynı hızı, ülkenin ikinci büyük partisinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na küfre varan televizyon programları için beklemek bu ülkede yaşayan milyonlarca yurttaşın da hakkıdır.

Metin Akpınar’ın, barıştan, demokrasiye sahip çıkmanın kıymetinden söz ettiği konuşmanın cezalandırıldığı yerde, ‘oluk oluk kan akıtmaktan’, ‘boğazların kesilmesinden’ söz edenlerin değerlendirmesi düşünce özgürlüğü sayılıyor sanırım.

‘Kaymak tabakalar’ yerine adliye koridorlarında tost yiyen aydınların tespitlerini, eleştirilerini cezalandırma anlayışı, zamanın ruhuyla RTÜK’te de karşılık buldu.

RTÜK siyasilerin basın üzerindeki ayar sopası değildir, olmamalıdır; buna izin verilmemeliydi.

Metin Akpınar için ‘üzüldüğünü’ ifade edenler var. Bence kıymete değer Metin Akpınar’a, Müjdat Gezen’e “üzülmek” yerine ülkenin geldiği hale, kendi derdimize yanıp üzülelim. Verilmek istenen mesaj açıktır; düşünmeyin, eleştirmeyin, sorgulamayın, konuşmayın.

De Gaulle’nin ‘Sartre Fransa’dır sözünden uyarlarsak, Metin Akpınar ile Müjdat Gezen de Türkiye’dir. Türkiye’nin siyasi hiciv ustası, ülkenin mizah hafızası olan iki sanatçının yargılanıp cezalandırıldığı yerde artık Türkiye ve bu toprakların mizahı yargılanmaya başlanmış demektir. İki sanatçının da yargılanmaktan, cezadan korkmayacak kadar yaşanmışlığı var buna karşın onları cezalandırma yoluna gitmek Türkiye’de çokça özlenen masumiyetin, o neşeli günlerin hayal olması; düşünce özgürlüğünün de rezil rüsva olması demektir.

Demokrasi; herkesin demokratik sınırlar içinde özgürlüklerini ve haklarını kullanabildiği, tüm bunları ne yargı ne de başkaca bir makamın korkusu olmadan gerçekleştirilebildiği bir rejimdir.

FATİH PORTAKAL KARARI

AİHM’in pek çok kararında, basın özgürlüğü konusunda ‘ifadeler rahatsız edici, şok edici ve abartılı olabilir; hatta saldırgan ifadeler kullanılabilir; yeter ki beyan ya da yayın şiddeti, silahlı ayaklanmayı ve isyanı teşvik etmesin’ ilkesini benimsemiştir

Basın iktidarın aleyhine ve onu kızdırabilecek dahi olsa gerçekleri özgürce söyleyebilmelidir. İfade ve basın özgürlüğünden ancak bu koşullarda söz edilebilir. Yeter ki, medyadaki değerlendirmelerde şiddete, silahlı mücadeleye veya isyana teşvik edilmesin. Bu ilkeler hem ulusal hem de Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşme ve mahkeme kararlarında da sabittir.

Gazeteciler düşünmeyecek, eleştirmeyecek, sorgulamayacak, konuşmayacak ve yorum yapmayacaksa kamu çıkarı adına neyi yerine getirecekler? Oturup pehlivan tefrikası çıkarmasıysa gazetecilerden beklenen o gazetecilerin işi değildir. O işi zaten fazlasıyla yapan da vardır. Orada bir eksiklik yok.  Bir gazetecinin yaptığı yorumdan hareketle “ensesinin patlatılmasından” söz edilen yerde ne basın özgürlüğünden ne düşünce özgürlüğünden söz edilebilir; artık konu can güvenliğinin nasıl sağlanabileceği sorusuna yanıt bulunması olacaktır.

Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels, ‘Gazeteciler bir piyanonun tuşları gibi olmalıdır, biz hangi tuşa basarsak o sesi çıkarmalıdır’ diyordu. Siyasi iktidar gazetecilerden bunu bekleyebilir; ancak RTÜK’ün gazetecilerin piyanonun birer tuşu haline getirmeye çalışılmasına karşı çıkıp, iktidarın tuşu olmayı reddeden gazetecileri ve yayıncıları da korumalıdır. Üst Kurul, sadece denetleyici değil, aynı zamanda düzenleyici bir kurumdur.”

RTÜK İNFAZ MAKAMINA DÖNÜŞTÜ

İsmet Demirdöğen ise karara tepki göstererek, “Bir grup tarafından hedef gösterilen kişi ve kurumlar için RTÜK ne yazık ki infaz makamına dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.

Demirdöğen devamında şunları söyledi:

“RTÜK bedel ödetme ve ense patlatma kurumu haline dönüştürülmüştür. En masum düşünce açıklamaları bile belli merkezlerin hedef göstermesi ile suç sayılmakta ve RTÜK iktidarın susturma mekanizmasının bir dişlisi gibi kullanılmaktadır. Cumhuriyetin kurucusu ATATÜRK ve milli mücadele arkadaşlarına, muhalefet liderlerine ve milletvekillerine yapılan hakaretler ‘düşünce özgürlüğü’ sayılırken demokrasi istemek büyük bir suç olarak görülmektedir. Bir grup tarafından hedef gösterilen kişi ve kurumlar için RTÜK ne yazık ki infaz makamına dönüşmüştür. Mizahı ve ironiyi algılamaktan yoksun kişilerin, en azından, açıklayacakları fikirleri olanlardan korkmaması gerekir.”

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner67

banner68

banner71

banner62

banner3

banner73

banner57

banner11

banner56

banner51

banner14

banner58

banner61

banner82

banner27

banner12

banner81

Yeni Zelanda'dan Türk heyete tepki: Katliam,...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hafta sonunda yerel seçim mitinglerinde, Yeni Zelanda’da 50 kişinin...

Haberi Oku